KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ
 

109. Kâfirun Suresi

(Küfre sapanlardan söz ettiği için bu adı almıştır Mâûn sûresinden sonra Mekke'de nazil ol muştur ve 6 ayettir)

Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Deki: «Ey kâfirler!»
2- «Ben sizin taptıklarınıza tapmam. »
3- «Benim taptığıma da siz tapacak değilsiniz.»
4- «Ben de sizin taptıklarınıza tapa­cak değilim.»
5- «Siz de benim taptığıma tapacak değilsiniz.»
6- «Sizin dininiz size, benim de di­nim bana.»

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

110. Nasr Suresi

(Nasr, yardım demektir. Surede Allah'ın Hz. Peygamber'e yardım ederek fetihlere kavuşturdu­ğu ifade edildiği için bu adı almıştır Bu sure, Me­dine'de nazil olmuştur ve 3 âyettir Sure, İslâm za­ferini haber verir Bir rivayete göre bu sure indik­ten sonra Peygamber seksen gün yaşamıştır)

Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Allah'ın yardımı ve fetih geldiği zaman
2- Ve insanların Allah'ın dinine dal­ga dalga girdiklerini gördüğünde
3- Hemen Rabbini hamd ile teşbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir.

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

111. Tebbet Suresi

(Tebbet, «kurusun» manasına bedduadır. Ebu Leheb hakkında inmiştir Zira o, eziyet etmek kastıyla Resûlullah'ın yoluna gizlice diken koymuş, bu işte kendisine karısı da yardım etmişti. Sûre, «Mesed Sûresi» diye de anılır Fatiha sûresinden sonra Mekke'de nazil olmuştur ve 5 ayettir Bir rivayete göre de Şuarâ sûresinin 124. ayeti gereğince efendimiz yakın akrabasını çağırarak, onları İslâm'a davet etmişti. Amcası Ebû Leheb kötü sözler sarf ederek, «Bizi bunun için mi çağırdın?» demişti. Bunun üzerine bu sûre inmiştir)

Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Ebu Leheb'in iki eli helâk oldu, kendisi de hüsrana uğradı.
2- Malı da kazandıkları da kendisine bir yarar sağlamadı.
3- (O) Alevli bir ateşe girecektir.
4- Odun hamalı olan eşi de.
5- Boynunda sağlam hurma lifinden örülmüş bir ip olarak (ateşe girecektir).

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

112. İhlâs Suresi

(Mekke'de nazil olmuştur ve 4 ayettir. İhlâs, samimi olmak, dine içtenlikle bağlanmak, esaslarını sırf Allah rızası için uygulamak anlamınadır. İslam'ın tevhid akidesinin en özlü ve anlamlı ifadesidir. Yenabi'ul Mevedde s.l25 ve Menakib-u Ibn-iMeğazili s.69-70'te yer aldığına göre Hz. Resulullah söyle buyurmuştur: «Ey Ali! Senin insanlar içindeki örneğin Kuran’daki ihlâs suresi gibidir Kim İhlâs suresini bir kere okursa, Kur'an'ın üçte birini okumuş gibidir Kim onu iki kere okursa, Kur'an'ın üçte ikisini okumuş olur Kim onu üç kere okursa, Kur'an'ı tamamen okumuş gibi olur Ey Ali! Sen de işte böylesin. Kim seni kalbi ile severse imanın üçte birine sahip olur. Kim seni kalbi ve dili ile severse imanın üçte ikisine sahip olur ve kim seni kalbi, dili ve eli ile severse imanın hepsine (yani kâmil imana) sahip olur Beni hak ile elçi gönderene and olsun ki, gök ehlinin seni sevdiği gibi yeryüzündekilerde sevseydi Allah'u Teâlâ hiç bir insana ateş ile azap vermezdi.)

Rahman ve Rahim olan Allah’ın Adıyla

1- De ki: O Allah birdir.
2- Allah Samed'dir.
(Samed; her şeyin kendisine muhtaç olduğu ve hiç bir şe­ye ihtiyacı olmayan zât demektir)
3- O, doğurmamıştır ve doğurulmamıştır.
4- Hiç bir şey O'nun dengi değildir.

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

113.Felak Suresi

(Mekke’de nazil olmuştur ve 5 ayettir. Felak, sabah manasına geldiği gibi yarmak manasına da gelir. Bundan sonra gelen Nâs süresiyle birlikte ikisine «iki koruyucu» anlamında «muavvizeteyn» denir Bazıları sahih olmayan birtakım rivayetler esasınca Yahudi olan Lubeyd ibni A’sam’ın Hz. Peygamber’i Medine’de büyülediğini kaydetmektedirler. Rivayetlerde bu büyünün süresi birkaç gün bazılarında birkaç ay olarak gösterilmektedir. Öyle ki bu sırada Hz. Peygamber eşleriyle ilişkiye geçtiğini hayal ettiği halde aslında onla­ra dokunmamışım. Yapmadığı halde bazı şeyler yaptı gibi kendisine gösterilmiştir Rivayetlere göre bu iki sure Hz. Peygamber'i bu halden kurtarmak için inmiştir Hz. Pey­gamber rüyasında kendisine haber verildiği şekilde yapı­lan büyüyü ortaya çıkarıp bu iki sureyi okuduğunda dü­ğümler çözülmüş ve Peygamber'in üzerinde bu kötü hal ortadan kalkmıştır. Ne var ki bu rivayetler eyleminin ve tebliğinin aslını oluşturan nebevi ismet sıfatına aykırı düş­mektedir Hz. Peygamber'in her sözünün birer sünnet ve yasa olduğu şeklindeki inançla da bağdaşmamaktadır. Sonra Kur'an’ın açıklamasına da terstir Çünkü Kur'an, Peygamber'in büyülenmediğini belirtmektedir Müşrikle­rin bu türden iftiralara dayalı iddialarını yalanlamakta­dır Üstelik eğer kâfirler Peygamber'i büyüleyebilme gü­cüne sahip olsalardı, onca yıl savaşmalarına ve büyük ka­yıplar vermelerine gerek kalmazdı. Hemen Peygamber'i büyüler ve bu davayı ortadan kaldırırlardı. Dolayısıyla bu rivayetler gerçeğe uzak görünmektedir Temel inançlar hususunda esas alınan hadislerde tevatür şarttır Oysa bu konu ile ilgili hadisler haber-i vahittir ve haber-i vahit ise temel inançlar hususunda kanıt sayılamaz. Sonra Pey­gamber 'in Medine 'de büyülendiği söylendiği halde, bu iki sure, tercih edilen görüşe göre Mekke 'de inmiştir Dolayı­sıyla bu da mezkur rivayetlerin temelsiz olduğunun güçlü bir kanıtıdır)

Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- De ki: Ben, karanlığı yarıp saba­hı ortaya çıkaran Rabbe sığınırım
2- Yarattığı şeylerin şerrinden
3- Ve karanlığı çöktüğü zaman ge­cenin şerrinden
4- Ve kördüğümlere (felaketlere, için­den çıkılmaz belalara) üfürenlerin (neden olanların) şerrinden.
(Ayetin büyü yapan veya erkekleri doğru kararların­dan saptıran icadın kadınlarla ilgili olduğunu söylemek doğru değildir Zira sihir yapanlar ve erkekleri azminden ve doğru kararlarından saptıranlar sadece kadınlar değil­dir Genelde kadınların bu işi yaptığı görüşü sadece bir iddiadır ve gerçeklerle örtüşmemektedir. Dolayısıyla eğer büyücülerin ve saptıranların şerrinden Allah'a sı­ğınmak gerekiyorsa, bunu sadece kadınlara özgü kılma­nın mantığı olamaz. Ayrıca Kur'an'ın evrensel değerleri­ne de terstir ayrıca ilginçtir, ayette büyü yapan kadınla­rın kast edildiği söylendiği halde, sözde Peygamber'i büyüleyen kimsenin de Lübeyd b. A'sam adlı Yahudi bir erkek olduğu söylenmektedir Ayrıca üfürmek maddi bir anlam ifade ettiği gibi, telkin ve ilham gibi manevi bir an­lam da ifade edebilir Velhasıl bu ayetin büyü, büyücü ve saptırıcı kadınlar ile ilgisi yoktur Aksine maksat dünyada savaşlar, depremler, seller, yanardağların harekete geçmesi, terör, büyük patlamalar, bulaşıcı hastalıklar, nükleer savaşlar, çevre kirliliği, küresel ısınma, küreselleşme, salgınlar vb. felaketlerin meydana gelmesine ne­den olan karanlık güçlerdir Ayrıca «neffasat» illa kadınların sıfatıdır diye de söylenemez. Zira «Elif-ta» («at» eki ile) ile ifade edilen çoğul kelimeler, çoğu zaman akıl sahibi olmayan müzekkerler (erkekler) Hakkında da kulla­nılmaktadır Tıpkı «riyahun asifat, eyyemun haliyat, merfuat, mecrurat, mensubat ve mensucat gibi. Ukad kelime­si ise «ukde»nin çoğulu olup kördüğümler, zorluklar, içinden çıkılmaz sıkıntılar, problemler anlamındadır)
5- Ve haset ettiği zaman, hasetçinin şerrinden

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

114. Nas Suresi

(Mekke'de nazil olmuştur ve 6 ayettir. Nâs, insanlar demektir.)

Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- De ki: İnsanların Rabbine sığınırım
2- İnsanların hükümdarına
3- İnsanların (gerçek) ilahına
4- Sincice kalplere vesvese ve kuş­ku düşürüp duran vesvesecinin şerrin­den
5- O, insanların göğüslerine vesvese verir
6- Gerek cinlerden, gerekse insan­lardan (vesvesecinin şerrinden)