KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ
 

86. Tarık Suresi

(Mekke'de nazil olmuştur ve 17 ayettir. Adını, 1. ayette geçen «târik» kelimesinden alır. Târik, geceleyin gelen, şiddetlice vuran, kapı çalan demektir. Surede geçen «târik» ise gece fazla ışık saçan yıldıza denir ve bu ışık saçan yıldız, sabahyıldızıdır. Mecazî olarak da ünlü kişiye denir. Bir edebî sanat olarak, cahiliye devri, geceye; o devirde gelen Hz. Peygamber de geceyi aydın­latan ve sabahı müjdeleyen sabahyıldızına ben­zetilmiş olabilir.)


Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Göğe ve Tarık'a andolsun.
2- Tarık'ın ne olduğunu sana bildiren nedir?
3- (Karanlığı) Delen yıldızdır.
4- Üzerinde gözetleyici koruyucu bulunmayan hiç bir kimse yoktur.
5- İnsan hangi şeyden yaratıldığına bir baksın!
6- Dökülüp atılan bir sudan yaratıldı.
7- (Bu su,) Bel kemiği ile kaburgalar arasından çıkar.
8- Hiç şüphesiz (Allah,) onu yeniden döndürmeye güç yetirendir.
9- Sırların orta yere çıkarılacağı gün.
10- Artık onun ne gücü vardır, ne de bir yardımcısı.
11- Andolsun (yıldızları) evirip çeviren göğe.
12- Yarılan yere.
13- Ki hiç şüphesiz O (Kur'an, hakla batılı) kesin ayırıcı bir sözdür.
14- O, bir şaka değildir.
15- Doğrusu onlar, hileli bir düzen planlayıp kuruyorlar.
16- Ben de bir düzen kurup hazır­lamaktayım.
17- Sen şimdi kâfirlere bir mühlet ver, kendilerine az bir süre tanı.

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

87. A'la Suresi

(Allah'ın «yüce» anlamındaki adıyla başladı­ğı için «el-A'la» denilen bu sure Mekke'de nazil olmuştur ve 19 ayettir. Cenab-ı Allah bu surede kâinatın esrarını, oluşunu, işleyişini özlü bir anla­tımla ifade etmiştir.)


Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Yüce Rabbinin ismini tesbih et.
2- O, (âlemi yoktan) yarattı da bir düzen içinde biçim verdi.
3- Takdir etti de böylece hidayet etti.
4- Ve yemyeşil otlağı çıkardı.
5- Ve ardından onu kuru, kara bir du­ruma soktu.
6- Sana okutacağız da artık bir daha asla unutmayacaksın.
7- Elbette Allah dilerse o başka (çün­kü O, her şeye gücü yetendir). Şüphesiz O, açıkta olanı da bilir, saklı duranı da.
8- Ve sana en kolay olanı kolaylaştırı­rız.
9- Şu halde hatırlat, eğer hatırlatma bir yarar sağlayacaksa.
10- (Allah'tan) İçi titreyerek korkan ha­tırlayıp kendine gelir.
11- Azgın olan da ondan (hatırlatmalar­dan) kaçınır.
12- O, en büyük ateşe girecektir.
13- Sonra onun içinde o; ne ölür, ne de dirilir.
14- Doğrusu kurtuluşa ermiştir te­mizlenip arınan
15- Ve Rabbinin ismini zikredip na­maz kılan
16- Hayır, siz, dünya hayatını seçip üstün tutuyorsunuz.
17- Ahiret ise daha hayırlı ve daha süreklidir.
18- Şüphesiz bu (hakikat), önceki sahifelerde vardır.
19- İbrahim'in ve Musa'nın sahifele­rinde

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

88. Gaşiye Suresi

(Mekke'de nazil olmuştur ve 26 ayettir. Adını, ilk ayette geçen ve her şeyi saran, kaplayan, dehşeti her şeye ulaşan kıyamet günü anlamına gelen «gâşiye» kelimesinden alır. Bu surede kıyamet ve ahirete ait haberler vardır. Ayrıca Allah'ın varlığını anlamaya yardım edecek bazı kozmik deliller sergilenmiştir. Ha­yatın bir plan ve program içinde akıp gittiği, bu akı­şın sonunda Allah'a varılacağı ve O'nun katında hesap verileceği anlatılır.)


Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Her şeyi kaplayacak kıyametin haberi sana geldi mi?
2- O gün birtakım yüzler yere eğilmiş, zillete bürünmüştür.
3- Zor işlerde bulunmuş, bitkin düşmüştür.
4- Kızgın bir ateşe girerler.
5- Kaynar bir kaynaktan içirilirler.
6- Onlar için kokulu, kuru bir dikenden başka yiyecek yoktur.
7- Ne doyurup semirtir, ne de açlıktan korur.
8- O gün, kimi yüzler nimet içindedir.
9- Harcadığı çabadan dolayı hoşnuttur.
10- Yüksek bir cennettedir.
11- Orada anlamsız ve saçma bir söz işitmez.
12- Orada durmaksızın akan bir kaynak vardır.
13- Orada yükseklere kurulmuş tahtlar da vardır.
14- Konulmuş (içecek dolu) kaplar.
15- Dizi dizi yastıklar.
16- Ve serilmiş yaygılar.
17- Bakmıyorlar mı o deveye; nasıl yaratılmış?
18- Göğe; nasıl yükseltilmiş?
19- Dağlara; nasıl dikilmiş?
20- Yere; nasıl serilip döşenmiş?
21- Artık sen uyarıp hatırlat. Sen, yalnızca bir uyarıp hatırlatıcısın.
22- Onların üzerinde zorlayıcı değilsin.
23- Ancak kim yüz çevirir ve küfre saparsa.
24- Allah, onu en büyük azap ile azaplandırır.
25- Hiç şüphesiz onların dönüşleri bizedir.
26- Sonra onları hesaba çekmek de elbette bize aittir.

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

89. Fecr Suresi

(Fecr, tan yerinin ağarması ve şafak manasına gelir. Fecr suresi, Leyl suresinden sonra Mekke'de nazil olmuştur ve 30 ayettir. Bu surede eski kavimlere ait kıssalar hatırlatılır. İnsa­noğlunun kötülüğe yönelmekte olduğu belirtilerek bunun kötü sonucu, dünya hayatından sonraki hayat ve ora­daki durumlar kısaca anlatılır.)


Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Andolsun tan vaktine.
2- Ve on geceye.
3- Ve çift ve teke
4- Ve akıp gittiği zaman geceye (ki Rabbin, gerçekten gözetleme yerindedir).
5- Bunlarda, akıl sahibi olan için (ik­na edici) bir yemin vardır.
6- Rabbinin Ad kavmine ne yaptığını görmedin mi?
7- Yüksek sütunlar sahibi İrem'e?
(İrem'den kasıt Ad kavmidir. Kur'ân-ı Kerîm ve Arap tarih kitaplarında «Ad-i Ula» şeklinde zikredilmiştir. Necm suresinde de bu şekilde geç­mektedir. Yani, kendilerine Hud Peygamber gön­derilen Ad kavmine azab indirilmiştir. Buna karşı­lık Arap tarihinde bu azaptan kurtulup yaşayanla­ra «Ad-i Uhra» ismi verilmiştir. Kadim Ad kavmi­ne «İrem» denmesinin nedeni, bunların Sami ır­kından Hz. Nuh'un oğlu Sam ve onun da oğlu İrem'den geldiklerinden dolayıdır. Meşhur olan diğer bir kolu da Kur'ân'da Semud olarak zikre­dilmiştir. Başka bir koluda Arami'dir (Arame-ans). Başlangıçta Şam'ın kuzey bölgesinde yaşa­mışlardır. Onların lisanı olan Aramiece (Arame-anc) Sami lisanlarının en önemli koludur. Ad kavmi için «Zatü'l imad» (yüksek sütun sahibi) kelimesi kullanılmıştır. Çünkü onlar yüksek binalar inşa ediyorlardı. Dünyada bu gibi binalar ilk önce on­larla başlamıştır.)
8- Şehirler içinde onun (İrem'in) bir benzeri yaratılmamıştı.
9- Ve vadilerde kayaları oyup biçen Semud'a?
10- Kazıklar (güçler) sahibi Fira­vun'a?
(Firavun için «zü'l-Evtad» (kazıklar sahibi) denmiştir. Bu tabirin birkaç anlamı olabilir. Fira­vun'un askerleri kazıklara benzetilmiş ve dolayı­sıyla asker sahibi anlamına, kazıklar sahibi den­miş olabilir. Çünkü Firavun'un saltanatı askerle­rine dayanmaktaydı. Bir de, Firavun'un askerleri nerede kamp kursa orada her taraf kazıklarla do­lu gözükmekteydi. Çünkü kurdukları çadırlar ka­zıklara dayanıyordu. «Kazıklar Sahibi» tabirin­den maksat, Firavun'un, kazıklar dikerek insanla­ra azab etmesi de olabilir. Ayrıca Mısır piramitle­rine kazık denmiş olması da mümkündür. Çünkü piramitler Firavunlar'ın azametinin alametiydi. Nitekim onlar asırlardır yeryüzünde kazık gibi durmaktadırlar.)
11- Onlar (adı geçen kavimler), şehirler­de azgınlaşmışlardı.
12- Böylece oralarda fesadı yaygınlaştırıp arttırmışlardı.
13- Bundan dolayı Rabbin, onların üzerine bir azap kamçısı çarpıverdi.
14- Çünkü senin Rabbin, gerçekten gözetleme yerindedir.
15- Ama insan ne zaman Rabbi ken­disini bir denemeden geçirse, ona bir ik­ramda bulunsa, ona nimetler verse, «Rabbim bana ikramda bulundu» der.
16- Ama ne zaman onu deneyerek rızkını kıssa, hemen, «Rabbim bana iha­nette bulundu» der.
17- Hayır! Aksine siz yetime ikram­da bulunmuyorsunuz.
18- Yoksula yedirmek için birbirinizi teşvik etmiyorsunuz.
19- Size kalan mirası hak gözetme­den yiyorsunuz.
20- Malı pek çok seviyorsunuz.
21- Hayır! Yer, parça parça yıkılıp darmadağın olduğu.
22- Rabbin (buyruğu) geldiği ve me­lekler de dizi dizi durduğu zaman.
23- O gün, cehennem de getirilmiştir. İnsan o gün düşünüp hatırlar, ancak (bu) hatırlamadan ona ne fayda var ki?
24- «Keşke hayatım için, (önceden bir şeyler) takdim edebilseydim!» der.
25- Artık o gün hiç kimse, (Allah'ın) vereceği azap gibi azap etmez.
26- Onun vurduğu bağı da hiç kimse vuramaz.
27- Ey mutmain (itminana ermiş) nefis!
28- Hoşnut olarak ve hoşnut oluna­rak Rabbine dön.
29- Artık kullarımın arasına gir.
30- Cennetime gir.

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

90. Beled Suresi

(Mekke'de nazil olmuştur ve 20 ayettir. Adını, ilk ayette geçen, Mekke'yi anlatan ve «şehir» anlamına gelen «beled» kelimesinden almaktadır. Bu surede in­sanın yaratılışından, onun bazı davranışlarından, insana veri­len üstün vasıflardan, o vasıfları iyiye kullanmayanın kötü akı­betinden, iyiye kullananların da mutlu geleceklerinden söz edilir.)


Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Hayır! Bu şehre yemin ederim.
2- Sen bu şehirde sakin iken
3- Babaya ve doğan çocuğa da
4- Ki şüphesiz biz insanı bir zorluk içinde ya­rattık.
5- O, hiç kimsenin kendisine asla güç yetiremeyeceğini mi sanıyor?
6- O, «Yığınla mal tüketip yok ettim» diyor.
7- Kendisini hiç kimsenin görmediğini mi sa­nıyor?
8- Biz ona iki göz vermedik mi?
9- Bir dil ve iki dudak?
10- Biz ona (iyilik ve kötülük olarak) iki açık yol göstermedik mi?
11- Ama o, zor geçide yüklenip girmedi.
(«İktahame»nin manası, kendisi için zor ve meşakkatli bir işe yönelmektir. «Akabe» zor geçit demektir. Şüphesiz zor geçit­ler aşılarak dağların yükseklerine çıkılır. Bu nedenle bu ayetin anlamı, «Biz ona (iyilik ve kötülük olarak) iki açık yol gösterdik» demektir. Birincisi, bu yol yükseklere gider, ama meşakkatli ve zor geçitlere sahiptir. Onu geçmek için insan nefsine, hevesleri­ne ve şeytanın vesveselerine karşı mücadele etmelidir. İkinci yol onu uçuruma götürür. Bu yol kolaydır. Çünkü ona düşmek için bir meşakkate ihtiyaç yoktur. Kendini serbest bırakması yeterli­dir. Nefsinin bağlarını gevşetmesi ile dalalete düşer. Kendisine iki yol gösterdiğimiz insan uçuruma giden yolu izlemiş ve onu yükseklere çıkartacak olan zor geçitten vazgeçmiştir)
12- Zor geçidin ne olduğunu sana öğreten ne­dir?
13- Bir boynu (esaret zincirinden) çözüp salıver­mektir.
14- Ya da açlık gününde doyurmaktır.
(Yüce Allah sarp yokuşu ve onun yapısını açıklamaya İslam davasının sunulduğu özel çevre­nin (toplumun) en çok ihtiyaç duyduğu bir nesne ile başlıyor. Çile çeken boyunları esirlik zincirin­den kurtarmak ve yoksullara yemek yedirmek. Az­gın ve inkârcı bir toplumun kendilerine çok katı davrandığı zavallıların karınlarını doyurmaya çok ihtiyaç vardır. Sonra yüce Allah bir olguya de­ğiniyor. Bu olgu herhangi bir topluma, zamana özel değildir, insanlar sarp yokuşu kurtuluşa doğ­ru aşarlarken o olgu ile mutlaka yüz yüze gelirler)
15- Yakın olan bir yetimi.
16- Veya yerde sürünen bir yoksulu.
17- Sonra (insan zor geçide yüklenip giren­lerden olmadığı gibi) iman edenlerden, sab­rı birbirlerine tavsiye edenlerden, mer­hameti birbirlerine tavsiye edenlerden de olmadı.
18- İşte bunlar (zor geçide yüklenip giren­ler ve iman edenler ise) uğur ve bereket ehli kimselerdir.
19- Ayetlerimizi inkâr edenler ise, uğur­suzluk ye bereketsizlik ehli kimselerdir.
20- Üzerlerine kalıcı bir ateş kapan­mıştır.

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

91. Şems Suresi

(Mekke'de nazil olmuştur ve 15 ayettir. Adını, surenin ilk kelimesi olan ve «güneş» anlamına ge­len «şems»ten alır. Bu surede insanın yaratılışın­da var olan iki özellik ele alınır: iyilik ve kötülük. İnsanın yaratılışında, iyi olmak da kötü olmak da kabiliyet olarak vardır.)

Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Andolsun güneşe ve onun parıltı­sına.
2- Ve onu izlediği zaman aya.
3- Ve güneşi açıp ortaya çıkardığı za­man gündüze
4- Ve güneşi sarıp örttüğü zaman ge­ceye
5- Ve göğe ve onu bina edene
6- Ve yere ve onu yayıp döşeyen kudrete.
7- Ve nefse ve ona bir düzen içinde biçim verene.
8- Sonra ona kötülüğü ve ondan sa­kınmayı ilham edene.
9- Ki nefsi arındırıp temizleyen ger­çekten kurtuluşa ermiştir.
10- Ve onu (günahlarla) örtüp gömen de elbette yıkıma uğramıştır.
11- Semûd (halkı) azgınlığı dolayısıy­la yalanladı.
12- İçinden en azgını ayaklandığında
13- Allah'ın elçisi onlara dedi ki: «Al­lah'ın (deneme için size gönderdiği) devesine ve onun su içme sırasına dikkat edin.»
14- Fakat onlar, onu yalanladılar, de­veyi de yere yıkıp öldürdüler. Rableri de günahları dolayısıyla onları kırıp geçir­di ve orasını da dümdüz etti.
15- (Allah, asla) Bunun sonucundan da korkmaz.

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

92. Leyl Suresi

(Mekke'de (bazı nüzul sebebine göre de Me­dine'de) nazil olmuştur ve 21 ayettir. Bu surede insanoğlunun iki zıt davranışından, cömertlik ve cimrilikten bahsedilir. İmanlı olmakla cömertlik, imansızlıkla cimrilik arasındaki ilişkiye dikkat çe­kilir.)

Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Andolsun sarıp örttüğü zaman ge­ceye.
2- Ve parıldayıp aydınlandığı zaman gündüze
3- Ve erkeği ve dişiyi yaratana
4- Ki gerçekten sizin çabalarınız çe­şit çeşittir.
5- Ama kim verir ve takva sahibi olursa.
6- Ve en güzel olanı doğrularsa
7- Biz de ona en kolay olanı kolay­laştırırız.
8- Kim de cimrilik eder, kendini müstağni görürse.
9- En güzel olanı da yalan sayarsa.
10- Biz de ona en güç olanı kolaylaş­tırırız.
11- Yıkıma uğrayacağı zaman, malı ona hiç yarar sağlamaz.
12- Şüphesiz bize ait olan, yol gös­termektir.
13- Gerçekten, son da ilk de (ahiret ve dünya) bizimdir.
14- Artık sizi, yalın ateşle uyardım.
15- Ona, ancak en azgın olandan baş­kası girmez.
16- O yalanlayıp yüz çeviren kimse.
17- O en çok takva sahibi olan ise on­dan uzaklaştırılır!
18- O malını vererek temizlenip arı­nan kimse.
19- O, verdiğini kendisine yapılan bir iyiliğin karşılığı olarak vermez.
20- Ancak yüce Rabbinin yüzünü (rızasını) ara­mak İçin (verir).
21- Muhakkak kendisi de ileride razı olacaktır.


KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

93. Duha Suresi

(Duhâ, kuşluk vakti demektir. Sure, adını ilk ayette geçen bu kelimeden alır. Fecr suresinden sonra Mekke'de nazil ol­muştur ve 11 ayettir. Surede âhir zaman Peygamberinin husu­siyetlerinden biri yani yetim oluşu ele alınır ve kendisi teselli edilir.)
Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Andolsun kuşluk vaktine.
2- Ve dindiği zaman geceye
3- Ki Rabbin seni terk etmedi ve gazaplanmadı da
4- Şüphesiz senin için son olan (ahiret), ilk olandan (dünyadan) daha hayırlıdır.
5- Elbette Rabbin sana verecek, böylece sen hoşnut kalacaksın.
6- Bir yetim iken, seni bulup da barındırmadı mı?
7- Ve seni (kitap ve iman nedir) bilmezken bulup, hidayete eriştirmedi mi?
(Buradaki «dallin» kelimesi Arapça'da birkaç anlama ge­lir. Bir manası «sapıklıktır.» İkinci manası, yol bilmeyen ve yol ayrımında şaşkınlık içinde hangi tarafa döneceğini bilmeyen kimsedir. Diğer bir manası da «kaybolmuş kimse»dir. Çoğun­lukla, çevresinde ağaç bulunmayan tek ağaca da «dalle» den­mektedir Bir şeyin kaybolması anlamında da «dalle» kullanıl­maktadır. Gaflet içinde bulunmayı anlatmak için de «dalel» kelimesi kullanılır Ayetteki anlamı ise yol bilmeyen, kitap ve iman nedir bilmeyen anlamındadır. Resulullah çocukluktan nübüvvete kadar hayatında hiçbir zaman putpe­restlik yapmamış, şirke inanmamıştır. Bu nedenle ayetteki «dalle» kelimesine, akide ve amel bakı­mından sapıklık içinde bulunduğu anlamı verile­mez.)
8- Bir yoksul iken seni bulup da zen­gin etmedi mi?
9- Ama yetime gelince, sakın (yetimi) ezme.
10- İsteyip dilenene de azarlayıp çı­kışma.
11- Rabbinin nimetini sürekli dile ge­tir.

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

94. İnşirah Suresi

(«inşirah» açılmak, genişlemek, sevinmek manalarına gelir. Duhâ suresinden sonra Mek­ke'de nazil olmuştur ve 8 ayettir. Bu surede Pey­gamber'imizin, çocukluğunda risalete hazırlamak üzere kalbinin açılıp arıtılmasından söz edilmek­tedir. Ayrıca, onun getirdiği dindeki kolaylıklara dikkat çekilerek Allah'a şükretmeye teşvik edil­mektedir.)

Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Biz, senin göğsünü yarıp genişlet­medik mi?
2- Ve yükünü indirip atmadık mı?
3- O senin belini büken yükü.
4- Ve senin zikrini (şanını) yüceltme­dik mi?
5- Şüphesiz her zorlukla beraber bir kolaylık da vardır.
6- Şüphesiz her güçlükle beraber bir de kolaylık vardır.
7- Öyleyse (sana farz olan) bir işi biti­rince diğerine (dua ve ibadete) giriş.
8- Ve yalnızca Rabbine rağbet et.

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

95. Tin Suresi

(«Tin», dağ adı veya incir demektir. Bürûc suresinden sonra Mekke 'de nazil olmuştur ve 8 ayettir.)

Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Andolsun incire ve zeytine.
2- Ve Sina dağına
3- Ve şu güvenli şehre
4- Ki biz şüphesiz insanı en güzel bir biçimde yarattık.
5- Sonra da onu aşağıların en aşağı­sına döndürdük.
6- Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar başka; onlar için kesintisi ol­mayan bir ecir vardır.
(Şevahid'ut Tenzil c.2 s.352-356'da Hâkim Haskani'nin naklettiği rivayete göre bu ayet-i ke­rime ilk etapta «İmam Ali ve taraftarları» hakkın­da nazil olmuştur)
7- Öyleyse bundan sonra, hangi şey sana ceza gününü yalanlatabilir?
8- Allah hükmedenlerin en güzel hükmedeni değil midir?

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

96. Alak Suresi

(Alak, insanın yaratılış safhalarından olan aşılanmış yumurtayı ifade eder. Bu sureye «İkra suresi» de denir. Mekke 'de nazil olmuştur ve 19 ayettir. İlk 5 ayeti. Kur'an'ın ilk inen ayetleridir. Bu surede okumanın, öğrenmenin üstünlüğü, insa­nın yaratılışı, kalemin özelliği, bunların insana Allah'ın ihsanı olduğu, insanın bunları düşünme­si, Rabbine itaat etmesi gerektiği, aksi halde aza­ba duçar olacağı anlatılır.)

Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Yaratan Rabbinin adıyla oku!
2- O, insanı bir kan pıhtısından ya­rattı.
3- Oku, Rabbin en yüce kerem sahi­bidir.
4- O, kalemle (insana yazmayı) öğreten­dir.
5- İnsana bilmediğini öğretti.
6- Hayır! Gerçekten insan azıtır!
7- Kendini müstağni gördüğünde
8- Şüphesiz, dönüş yalnızca Rabbinedir.
9- (Namazı) Engellemekte olanı gör­dün mü?
10- Namaz kıldığı zaman bir kulu
11- Söyle bakayım, ya o (kul) hidayet üzere ise.
12- Ya da takvayı emrettiyse (engelleyen kimse ateşten kurtulabilir mi?)!
13- Söyle bakayım, ya (bu engellemek isteyen) ya­lanlıyor ve doğru yoldan yüz çeviriyorsa (yine azap­tan kurtulabilir mi?)!
14- O, Allah'ın görmekte olduğunu bilmiyor mu?
15- Hayır! Eğer o, (bu tutumuna) bir son verme­yecek olursa, şüphesiz onu perçeminden tutup sü­rükleyeceğiz.
16- O yalancı, günahkâr olan perçeminden (al­nından).
17- O zaman da meclisini (yakın çevresini ve yan­daşlarını) çağırsın.
18- Biz de zebanileri çağıracağız.
19- Hayır! Ona (namazı engelleyene) boyun eğme, (Rabbine) secde et ve yakınlaş.

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

97. Kadir Suresi

(Kadir gecesinden söz ettiği için bu adı almıştır Abese su­resinden sonra Mekke'de nazil olmuştur ve 5 ayettir. Surede, Kadir gecesinden, onun faziletinden, o gecede meleklerin yer­yüzüne inişinden bahsedilir.)

Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Şüphesiz biz onu kadir gecesinde indirdik.
2- Kadir gecesinin ne olduğunu sana bildiren nedir?
3- Kadir gecesi, bin aydan daha hayırlıdır.
4- Melekler ve ruh, onda Rablerinin izniyle her bir iş için inerler.
5- Fecrin çıkışına kadar bir esenliktir (selamdır) o.

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

98. Beyyine Suresi

(Açık delil manasına gelen ve birinci ayette geçen «beyyi­ne» kelimesi sureye ad olmuştur. Talâk suresinden sonra Medine'de nazil olmuştur ve 8 ayettir. Bu surede Küf­re sapanlardan ve müşriklerden söz edilmiş, onla­rın bazı davranışları anlatılmış, inanan ve iyi işler yapanların kurtuluşa ereceği ifade edilmiştir.)

Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Kitap ehlinden ve müşriklerden küfre sapanlar, kendilerine (özürlerini orta­dan kaldıracak) apaçık bir delil gelinceye kadar, (kendi hallerine) salıverilecek değil­lerdir.
2- (O apaçık delil) Allah'tan gönderil­miş bir elçi (olup) tertemiz sahifeleri oku­maktadır.
3- Onların içinde dosdoğru yazılı gerçekler vardır.
4- Kitap ehlinden olanlar, ancak ken­dilerine apaçık belgeler geldikten sonra fırkalara ayrıldılar.
5- Oysa onlar, dini yalnızca O'na ha­lis kılanlar olarak sadece Allah'a kulluk etmek, namazı dosdoğru kılmak ve ze­kâtı vermekten başkasıyla emredilmiş değillerdir. İşte sapasağlam din budur.
6- Hiç şüphesiz, kitap ehlinden ve müşriklerden küfre sapanlar, içinde sü­rekli kalıcılar olmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte onlar, yaratılmışların en kötüleridir.
7- İman edip salih amellerde bulu­nanlar (var ya), işte onlar da yaratılmışla­rın en hayırlılarıdır.
8- Rableri katında onların ödülleri, içinde ebedi kalıcılar olmak üzere altın­dan ırmaklar akan Adn cennetleridir. Al­lah, onlardan razı olmuştur, kendileri de O'ndan hoşnut kalmışlardır. İşte bu, Rabbinden içi titreyerek korku duyan kimse içindir.
(Cabir b. Abdillah şöyle diyor: «.Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: «Nefsim elinde olana yemin ederim ki bu (Ali) ve taraftarları kıyamet günü kurtuluşa erenlerdir. O benimle birlikte ilk iman edeniniz, Allah'ın ahdine en vefalı olanınız, Al­lah'ın emrine karşı en dosdoğru olanınız, halka karşı en adil olanınız, eşitlik hususunda en adalet­li olanınız ve Allah nezdinde meziyet olarak en bü­yük olanınızdır.» Cabir b. Abdillah daha sonra şöyle demiştir: «Bunun üzerine de mezkûr ayet nazil oldu. O zamandan sonra sahabe, «Ali geldi» denilince, «Yaratılmışların en hayırlısı geldi» der­lerdi.)

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

99. Zilzal Suresi

(Deprem demek olan «zilzâl», surenin ilk ayetinde geçer. Nisa suresinden sonra Medine'de na­zil olmuştur ve 8 ayettir. Kıyametin kopmasından, insanların yeniden dirilip hesap vermelerinden ve herkesin ettiğini bulacağından bahseder.)

Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Yer, o şiddetli sarsıntıyla sarsıldı­ğı
2- Ve yer, ağırlıklarını dışa atıp çı­kardığı.
3- Ve insan, Buna ne oluyor? dedi­ği zaman.
4- O gün, (yer) haberlerini anlatacak­tır.
5- Çünkü senin Rabbin, ona vahyet­miştir.
6- O gün insanlar, amelleri kendileri­ne gösterilsin diye, (kabirlerinden) dağınık bir halde çıkarlar.
7- Artık kim zerre ağırlığınca bir ha­yır işlemişse, onu görür.
8- Kim de zerre ağırlığınca bir şer (kötülük) işlemişse, o da onu görür.

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

ıoo. Adiyat Suresi

(Âdiyât, koşan atlar demektir. Medine'de na­zil olmuştur ve 11 ayettir. Bu surede insanoğlunun nankörlüğünden, kıyamet günü ortaya çıkacak acıklı durumdan söz edilir.)

Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Andolsun soluk soluğa koşanlara.
2- (Tırnaklarıyla) Ateş saçanlara
3- Sabah vakti baskın yapanlara
4- Derken, orada tozu dumana katanlara.
5- Bununla bir (düşman) topluluğun orta yerine kadar dalanlara.
6- Ki hiç şüphesiz insan, Rabbine karşı nan­kördür.
7- Gerçekten, kendisi de buna şahittir.
8- Muhakkak o, mal sevgisinden dolayı çok (eli) sıkıdır.
9- Bilmez mi insan, kabirlerde bulunanların çı­karılacağı.
10- Göğüslerde olanların derlenip devşirildiği zaman
11- Doğrusu Rableri o gün onların her şeyin­den haberdardır.

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

101. Karia Suresi

(Kâria, kapı çalan demektir ve kıyamet kastedilmiştir. Kureyş suresinden sonra Mekke 'de nazil olmuştur ve 11 ayettir. Bu surede, kıyametin kopuşunda meydana gelecek olaylardan ve insanın akıbetinden söz edilmiştir.)

Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Şiddetle çarpan (kıyamet).
2- Nedir o şiddetle çarpıcı olan?
3- O şiddetle çarpıcı olanın ne olduğunu sen nereden bileceksin?
4- İnsanların, her yana dağılmış çekirgeler gi­bi olacakları gün.
5- Dağların da etrafa saçılmış renkli yünler gi­bi olacakları (gün).
6- İşte (o zaman) kimin tartıları ağır basarsa.
7- Artık o, hoşnut olunan bir hayat içindedir
8- Kimin de tartıları hafif kalırsa.
9- Artık onun da anası (sığınacağı yer) hâviyedir.
(«Hâviye», «hava» kelimesinden gelmektedir. Manası, yüksek yerden aşağı düşmektir. «Hâviye», derin çukur için de kullanılır. Cehennemin haviyesi, çok derin olan ve cehennem ehlinin yukarıdan içine düşeceği yer olacaktır. «Artık onun da anası haviyedir» ayetine gelince. Bunun anlamı, çocu­ğun korunma yerinin annesinin kucağı olması gi­bi, ahirette de cehennem ehli için cehennemden başka kucak olmayacaktır.)
10- Onun ne olduğunu (mahiyetini) sa­na bildiren nedir?
11- O, kızgın bir ateştir.

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

102. Tekasür Suresi

(Tekâsür, çokluk yarışı ve çoklukla övünmek demektir. Kevser suresinden sonra Mekke'de nazil olmuştur ve 8 ayettir. Cahiliye Arapları, mal, ev­lât ve akrabalarının çokluğunu bir gurur ve şeref sebebi sayarlar, hatta bu hususta yaşayanlarla ye­tinmeyip kabilelerinin üstünlüğünü geçmişleriyle de ispat etmek için kabirlere gider, ölmüş akraba­larının çokluğuyla övünürlerdi. Surede onların bu tutumu eleştirilmekte ve gerçek üstünlüğün ahirette ortaya çıkacağı belirtilmektedir.)

Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Mal ve evlat çoğaltma yarışı sizi oyaladı.
2- Nihayet kabirleri boyladınız.
3- Hayır! İleride bileceksiniz.
4- Yine hayır! İleride bileceksiniz.
5- Hayır! Eğer siz kesin bir bilgiyle bilmiş olsaydınız, (bu işin bir hata olduğunu anlardınız).
6- Şüphesiz o çılgınca yanan ateşi el­bette göreceksiniz.
7- Sonra onu gözünüzle kesin bir şe­kilde göreceksiniz.
8- Sonra o gün, bütün nimetlerden sorguya çekileceksiniz.
(Şüphesiz bu nimetlerin en önemlisi de Resulullah'ın sapmamak için ümmetine tavsiye ettiği Kur 'an ve Ehl-iBey t nimetidir. Nitekim Mecme 'ul Beyan 'da yer aldığına göre İmam Sadık (a.s) bu ayette geçen nimetin Ehl-i Beyt olduğunu ifade et­miştir. Hatta Tefsir-i Burhan 'da yer alan kimi ri­vayetlerde ise Allah'ın insana verdiği bir yiyeceği sormaktan çok daha yüce olduğu belirtilmiş ve ayette geçen nimetten maksadın Ehl-i Beyt nimeti olduğu önemle vurgulanmıştır.)

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

103. Asr Suresi

(Asr kelimesi; yüzyıl, ikindi vakti, meyve türü şeyleri sıkmak, Hz. Peygamber veya Hz. Meh­di'nin altın çağı, insanın hayatında ortaya çıkan zorluklar, varlık âleminin usaresi olan kâmil insan gibi manalara gelir «Asr»a yemin ile söze başla­dığı için bu adı almıştır İnşirah suresinden sonra Mekke 'de nazil olmuştur ve 3 ayettir Surede kur­tuluşun imana, iyi işler yapmaya hakkı ve sabrı tavsiye etmeye bağlı olduğu anlatılmıştır)

Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Andolsun asra.
2- Ki gerçekten insan hüsran içinde­dir.
3- Ancak iman edip salih amellerde bulunanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka.

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

104. Hümeze Suresi

(Hümeze, birini arkasından çekiştirmek, onunla alay etmek, kırmak ve incitmek manaları­na gelir. Kıyamet suresinden sonra Mekke 'de na­zil olmuştur ve 9 ayettir.)

Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Arkadan çekiştirip duran, kaş göz hareketleriyle alay eden her kişinin vay haline!
2- O, mal yığar ve onu sayar durur.
3- Gerçekten malının kendisini ebedi kılacağını sanmaktadır.
4- Hayır! Kesinlikle o, «Hutame»ye atılacaktır.
5- Hutamenin ne olduğunu sana bildiren nedir?
6- Allah'ın tutuşturulmuş bir ateşidir.
7- O (ateş), kalplere çöreklenmektedir.
8- O (ateş), onların üzerine kilitlenecektir.
9- Uzatılmış (sapasağlam) sütunlar arasında.

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

105. Fil Suresi

(Kâbe’yi yıkmak isteyen Ebrehe 'nin fillerle hücumunu ko­nu edindiği için bu adı almıştır. Kâfirûn suresinden sonra Mekke'de nazil olmuştur ve 5 ayettir.)

Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Fil sahiplerine Rabbinin ne ettiğini görme­din mi?
2- Onların düzenlerini boşa çıkarmadı mı?
3- Onların üzerine, sürü sürü kuşlar gönderdi.
4- Onlara pişirilip sertleştirilmiş balçık taşları atıyorlardı.
5- Sonunda onları, yenilmiş ekin gibi yaptı.

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

106. Kureyş Suresi

(Kureyş'e cahiliye devrinde verilen bazı imtiyazlardan bahsettiği için bu adı almıştır. Tin suresinden sonra Mekke'de nazil olmuştur ve 4 ayettir)

Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- (Hiç değilse) Kureyş'i bir araya getirip anlaş­tırdığı.
2- Yaz ve kış yolculuğunda onları ısındırıp ya­kınlaştırdığı için.
3- Şu evin (Kâbe’nin) Rabbine kulluk etsinler.
4- O (Kâbe’nin Rabbi), kendilerini açlıktan (kurtarıp) doyuran ve onları korkudan güvenliğe kavuş­turandır.

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

107. Maun Suresi

(Mâûn, zekât vermek yahut bir şeyi geçici olarak kullanması için birine vermek şeklinde yar­dım demektir Mekke'de (bazılarına göre ise Me­dine'de) nazil olmuştur ve 7 ayettir Dini yalanla­yan, iyilikten uzak duran kimseler hakkında inmiş­tir.)


Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Hesap gününü yalanlayanı gördün mü?
2- O, yetimi itip kakandır.
3- Ve yoksulu doyurmayı teşvik et­mez.
4- İşte (şu) namaz kılanların vay hali­ne!
5- Onlar, kıldıkları namazdan gafil­dirler.
6- Onlar, riya yapmaktadırlar.
7- Faydası olan her şeyi engellemek­tedirler.

KUR'AN-I KERİM'İN TÜRKÇE AÇIKLAMALI MEALÎ

108. Kevser Suresi

(Kevser, çok nimet demektir; ayrıca da cen­nette bir havuzun da adıdır Adiyât suresinden sonra Mekke'de nazil olmuştur ve 3 ayettir Erkek çocukları yaşamadığı için Peygamber'e (s.a.a) müşrikler, nesli kesik manasına «ebter» dediler Surede buna cevap verilmiştir Dolayısıyla Kevser’in reel örneklerinden biri de Peygamber'in soy çokluğudur Bugün dünyada hiç bir soy Peygam­ber'in soyundan sayıca daha çok değildir Düş­manlarının soyu kesildiği halde bugün dünyanın dört bir yanında Peygamber'in soyuna rastlamak mümkündür ve bu da nebevi mucizelerden biridir)


Rahman ve Rahim olan Allah'ın Adıyla

1- Şüphesiz, biz sana Kevser'i ver­dik.
2- O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.
3- Senin düşmanın, asıl sonu kesik olandır.