HZ.12 İMAMLAR HUTBESİ
 


VİRANİ ABDAL'IN HAYATI VE BUYRUĞU


Alevi Bektaşi toplumunda yedi ulu büyük zatları arasında sayılan ve büyük bir saygı ile anılan Virani'nİn nereli olduğu hangi tarihte doğduğu ve hatta yaşantısı hakkında kesin ve doyurucu bilgiye sahip değiliz. Virani veya Virani Abdal mahlaslarını kullanan bu büyük şair ve pirin aruz vezni ile yazdığı üç yüzden fazla şiirini ihtiva eden bir divanı vardır.

Bunun dışında hece vezni ile yazdığı şiirleri de zamanımıza kadar gelmiş ve bir kısmı bestelenerek cemlerde okunmuştur.
Virani'nİn yazdığı deyişlerden onun Balım Sultan ile çağdaş oıduğu anlaşılmaktadır. İtikatta Oniki İmam yolunda mezhepte isi Caferi mezhebindendir. Ve aynı zamanda Bektaşi olan Virani'nİn Seyyid Hacı

Bektaş-ı Veli'nin oğlu Seyyid Ali Sultan ve onun torunu Balım Suitan'dan başka o soydan gelen başka bir kimseyi şiirlerinde anmamasından dolayı Balım Sultan hayattayken vefat ettiği söylenebilir. Bu var sayımdan Virani'nİn 15'nci yüzyılın İkinci yarısı ile 16'ncı yüzyılın başlarında yaşamış olduğu da söylenebilir. Virani Hurufi şairler arasında sayılırsa da şiirlerinde ve buyruğunda Hurufiüğe değinmesi o çağda hemen her Alevi Bektaşi ozanında görülen ölçünün üzerinde değil, Oniki İmam Caferi Mezhebin'den olup Hurufilikle de ilgilenmiştir.

Virani Abdal Irak'ın Necef şehrinde Bektaşi tekkesinde babalık etmiş ve Safevi Şahı Şah Abbas'ia görüşmüştür. 1587-1628
Virani'nin büyük bir divanı vardır. Birde Hurufiliğe ait küçük bir buyruğu vardır. Bu buyruk taş basması ve hurufatla birkaç kere basılmıştır. Hurufatla basılan nüsha namı nesri Virani Baba başlığını taşımakta ve divanından pek az şiiri de ihtiva etmektedir. Virani Abdal Necefte kaldığı zamanlarda

Hz. İmam Ali'nin nurani mübarek türbesinde türbedarlık etmiş ve Anadolu ve Balkanları dolaşmıştır. Bulgaristan'da Demir Baba ve diğer Bektaşi tekkelerini gezmiş, ziyaret ettiği Demir Baba tekkesi postnişinliğinden izin almış ve Otman Babaya giderken Karlı Ova'da Hafız türbesinde vefat etmiş ve orada toprağa verilmiştir.4

Osmanlıca aslından tercümesi sunulan Virani Abdal buyruğunda Kur'an harfleri alfabesiyle, Farsça kelime ve harflerle ve beyanlarla birçok gizemli ve açık beyanlarda bulunmuştur. Bu harflerin orijinal Arapça harflerle yazılması buyruğa ve ilim irfan sahiplerine daha önem arz ettireceğini bilerek imkân ve vakit olmadığından günümüz Latin harfleri ile bu rumuz ve harfler yazılmıştır. Yine de ilgi çekici bir beyan ve haldedir.

.Bütün Alevilerin ve bir Şia Alevi tarikatı olan Bektaşi'lerin de Peygamberimizin ve Oniki İmam yolu Caferi Mezhebi'nden olduğu gibi Virani Abdal da Oniki İmamcı ve Caferi Alevi olduğunu şiirlerin de belirtmiştir. Kendisi Irak'ta Hz. İmam Ali'nin (a.s) mübarek türbesinin bulunduğu Necef şehrinde ki Bektaşi dergâhının başında bulunmuştur ve ömrünün çoğunu burada geçirmiştir. Bu mübarek zatla ilgili elde bu kadar bilgi bulunmaktadır,

Şia Caferi mezhebi ile ilgili olarak bu kitapta tercümesi sunulan Necef deryasında, Hz. İmam Ali Murtaza'nın (a.s) türbedarlığını da yapmış olan ve Virani Abdal risalesini (buyruğunu) yazan Virani ile ilgili Hacı Kureyş Şanlı'nın torunlarından Derviş Şahin'in buyruk adlı kitabında Virani Abdal'ın Şia mezhebi İle ilgili tanımı ise şöyledir:
"Ve dahi on sekiz bin âlemin namı nişanı

yok iken Hz. Muhammed Mustafa ve Aliyyel Murtaza var idi ve nurları zahir idi. Hz. Muhammed Mustafa Abdullah ile Ebu Talip zamanında Şahı Merdan Ali o vakit iki oldu manası birdir. Hz. Muhammed Mustafa'nın nuru Abdullah'tan zuhura geldi Hz. İmam Ali'nin nuru Ebu. Talip'ten zuhura geldi. Hz. Muhammed ile Hz. İmam Ali'nin sırrını bir kimse bildi, o zaman yetmiş iki millet iki bölük olmuş idi otuz altı bölüğü (Şia taraftar oldu) otuz altı bölüğü havariç oldu. Ebu Bekir, Ömer ve Osman'ı severler idi.

Ve Şia mezhebi olan Hz. Muhammed ile Ali'nin dört kapıda kırk makamda on yedi erkânda her işleri birdirbir kapıdan girip çıkarlardı ve bir sofrada ve bir kapta yiyip İçerlerdi aralarında perde yoktur derlerdi. Ayrıları ve gayrıları yoktur. Bir gün gaipten bir ses. geldi: Ya Şialar sizi bir er ister varın su aktı duruldu nazara, eren âşık oldu. Hak didarı görmezsin ne tahsil edersin siz varanda derman yerine bir cevher satılır.

Pirim beni aşk küresinde kaynattı âşık olan ulaşsın payınızı alın. Mümin olan kalbiniz ve gönlünüz arı ayan olsun münkir olan kimsenin gönlünde kaygu kara olsun. Rakip ah desin deyip Şialara seda verdi bu beyitleri güzel avaz ile gaipten Şia mezhebinden olan Şialara söyleyip ayini erkânca beyan eyleyip okudu.

Ey cümle cihana şefaatçi Ahmed-i Muhtar değil midir? Ahmed, Mahmud, Ebulkasım Muhammed Resulullah Veliler Nebiler içinde server değil midir? Haktan selamı indiren Cebrail Emin Bedir gazasında avazı minber değil midir? Son Veda Haccında Gadirhum mekânında çıktılar minber üzerine bir gömlek giydiler,

"Lehmike Lehmi" (Hz. Peygamber buyurdu: Ya Ali etin eîimdedir) deyip Haydar değil midir? Muhabbet kamerini bağlanıp pir mürşit, musahip oldular, bu söz kelam Hak Resul'ün kurduğu erkân değil midir? Ehli tarikat biata bel bağladılar biri Selman biri Kanber değil midir? Şek getirmeyesiniz amenna (ikrar iman eyledik) ve Saddakna (tasdik edip doğruladık) iman müminlerin ikrarı değil midir?

Hazret kapısında Allah'ın velisi efendisi seyyidi Aliyyel Murtaza hem cenneti rızvan hem Sakiyi Kevser değil midir? Resulün ilim şehrinin kapısı, Müminlerin Emiri (imam Ali) cümle tarikler (yollar) içinde hak rehber değil midir? Beşiğinde yatarken hamle kılıp ejderhayı ikiye biçen bunlara aşikâr olan Haydar-ı Kerrar değil midir?

Habibullah (Hazret! Muhammed) (s.a.a) dedi: Ya gözümün nuru Allah'ın Arslanı'nın (Ali'nin) evlatları Şebber, Şubbeyr (Hz. İmam Hasan, Hz. İmam Hüseyin) İmam Zeynel Abidin ondan, İmam Muhammed Bakır, İmam Cafer değil midir? Ondan İmam Musa Kazım, İmam Ali Musa Rıza, Şah Taki hem Ali Naki, Hasan Askeri değil midir? Ondan İmam Muhammed Mehdi Sahipzaman Selavatullahi Aleyhim Ecmain (cümlesine Allah'ın selavatı selamı olsun) Mahlûkaî eşiğinde bu kimler değil midir?

Rahmetinden ve dergâhından yâd eyleme dostum. Muhabbetle aşina meşrep Virani cümleden kemter değil midi? Şia mezhebinden olanlara bunu okudu. Hz. Ali ile Hz. Muhammed'in yolu erkânı aşikâre oldu, dört kapı kırk makam on yedi erkân üzere evliyanın ayini erkânı ve mürşidin sır nefesi beyan oldu. .0 vakitten beri şimdi evliya ayini erkânı ondan beri kalmıştır. Ehli marifet ve arif olan canlar ve sufiler bu manadan fark eden ehli kâmil bilir.

Cahit olanlar bu ilmi hikmette hayran kalsa gerektir. Bunun eftali doğru gelmek ve kudreti ile amil olup amel etmektir. Cenabı İzzetten (Allah-u Teala'dan) nida geldi ki: Ya Habibim Muhammed! Seninle bizim aramızda muhabbet hâsıl nazara dur. Tarik (yol erkân) altından geç, ta kıyamete değin aramızda ağyarlık olmasın dedi. Hemandem Hz. Resul, Hak Teala'nın nazarına geçip durdu. Sonra Hak Teala cennetin şahı Rızvanı'na buyurdu ki:

Cennette Firdevs-i Ala'nın has bağında merhem ağacından üççatal bir çubuk getir. Üç zera uzun olsun, kabzasında yedi ayet Fatiha suresi yazılmıştır. Ve bir çubuğunda . Tebareke suresi, altı ayet yazılmıştır. Ve bir çubuğunda Enam suresinden altı ayet yazılmıştır. Sonra Hz. Resul Hak Teala'nın huzurunda teşehhüde (iki dizi üzerine) oturur gibi oturup Allah-u Teala'nın kendi kudreti lafzı ile "Lailaheillallah, Muhammed resulullah,

Aliyyen Veliyullah la feta illa Ali la seyfe illa Zulfikar nasrun min Allah ve fethin garip ve beşşiril müminin" (Allah'tan başka ilah yoktur. Muhammed Allah'ın Resulüdür ve Ali Allah'ın velisidir. Ali'den başka yiğit, Züifikar'dan başka kılıç yoktur, Allah'ın yardımı ve fetih müjdesi pek yakındadır müminleri müjdele)

Ya Muhammed, ya Ali deyip gülbenk edip, Hz. Resul'ün mübarek arkasına bir kere sürdü. Çubuğun kabzasından yedi damla nur hâsıl oldu. O nur yediler oldu. Altı damla sağından, altı damla solundan hâsıl oldu. Onlar Oniki İmamlar oldu. Sonra Hz. Resul varıp bir kadeh süt ve bir üskü de bal ve bir elma niyaz getirdi. Hz. Hak (Resul) Cenabı Allah'ın ayetini okudu: İman eden kimselerin Allah sevgisi çok şiddetli bir sevgidir ve şu ayeti okudu:

"Kul in kuntum tuhibbunellahe Fettebiuni yuhbibku-mullah" (Ey Peygamber) De ki; Eğer Allah'ı seviyorsanız bana tabi olun ki Allah'ta sizi sevsin.5 18 bin âlem yok iken, Hz. Muhammed ile Hz. Ali'nin nuru var idi. Ve bir idi Abdullah ile" Ebu Talip zamanında iki oldu. Hz. Muhammed'in nuru Hz. Abdullah'tan zuhura geldi. Hz. Ali'nin nuru Hz. Ebu Talip'ten zuhura geldi. Hz. Muhammed ile Hz. Ali'nin sırrını kimse bilmezdi. O zaman yetmiş iki millet,

yetmiş iki bölük oldu. Otuz altısı Şia mezhebinde idi. Hz. İmam Ali'yi severlerdi ve otuz altısı havariç idi. Ebu Bekir Ömer ve Osman'ı severlerdi.

Ş/a mezhebinden olanlar Hz. Muhammed ve Hz İmam Ali ile dört kapıda, kırk makamda, on yedi erkânda, her işleri bir İdi Bir kapıdan girip bir kapıdan çıkarlardı. Bir sofradan yiyip bir kaptan içerlerdi.

Aralarında perde yok idi. Derler ki
bu yol Hz. Muhammed Ali'nin şeriatıdır. Ama Hz. Muhammed ve Hz. Ali'den bu erkânı görmüş olapların tasdik ile yakin işlerde işleri bir idi. Ve havariçlerin dört kapıda kırk makamda on yedi er-kânda işleri bir değildi. Onun için kendi sofralarından yiyip kendi kaplarından içip kendi kapılarından girip çıkarlardı.

Öyleyse bu ahvalden Hz. Resul haberdar idi. Bir gün (Son Veda Haccında Zilhicce ayının 18. gününde Hacdan dönerlerken Gadir Hum denilen yerde Maide süresi 67. ayeti fermanıyla) yetmiş iki milleti cem edip (toplayıp) deve palanından minber düzüp vaazı nasihat etti Hz. Muhammed. Hz. Ali'yi yanına minbere çağırıp ikisi bir gömlekten baş çıkarıp baş bir ayak iki oldular VB yine baktılar ki, ayak bir baş iki olmuş. Ondan sonra Hz. Resul ve Hz. Ali abas-ı şeriflerini giyip ayrıldı.O vakit Hz. Resul buyurdu:

Benimle Ali bir nurdanız. Ben ilmin şehriyim Ali de o şehrin kapısıdır. Ali dünya ahiret kardeşimdir. Ali ile aynı etten, aynı kandan, aynı ruhtan, aynı cisimdeniz zahirimiz batınımız birdir. Ben kimin velisiysem Ali de onun velisidir."
Kulak tut sözüme oddan (ateşten) beri o

Hevayı nefsi şehvetten geri ol
Özün pak eyle gel rah-ı aşka (aşk yoluna)
Hakikat canı dilden Caferi ol
Orucun tut Namazın kıl niyaz et
Muhabbet al şahın Askerimi
Dilersen ger bulasın rah-ı hakkı (hak yolu)
Hemişe (her zaman) tayyip hem tahir ol


SOFİLERİN NAMAZI


Allah-u Teala'nın iman ehli üzerine farz eylediklerinden biri olan vakit namazlarını eda etmek için kalbinden niyet ederek abdest alsın, daha sonra Cenabı Peygamberimizin (s.a.a) sünneti şerifi üzere evvela ikamet eyleye, keyfiyeti ikamet şöyledir:
Allahu Ekber, Allahu Ekber
Eşhedu en Lailaheillallah (iki kere)
Eşhedu enne Muhammeden Resulullah (iki kere)
Eşhedu enne Aliyyen Veliyuflah (iki kere)
Hayyalesselat (iki kere)
Hayyalel felah (iki kere)
Hayyafe hayril amel (iki kere)
Kad kametis salât (iki kere)
Allahu Ekber (iki kere)
Lailaheillallah

Deyip arkasından peşi sıra kalbinden Allahu Teala'nın farz eylediği sabah, öğle, ikindi, akşam yahut yatsı namazını kılmaya niyet eyledim deyip kfbleye yönelerek ellerinin avuç içlerini kıbleye karşı ve başparmaklarını kulaklarının memesi hizasına kaldırıp "Allahu Ekber" deyip ellerini iki yana indirerek;

"Bismillahirrahmanirrahim Elhamdulillahi Rabbilalemin Er-rahmanirrahim taliki Yevmiddin..." deyip Fatiha suresini tamamen okuya. Fatiha tamamlandıktan sonra "Bismillahirrahmanirrahim" deyip bir küçük süre daha okuduktan sonra "Allahu Ekber" deyip rükuya vara ve rükûda bu zikri okuya "Sup-hane Rabbiyel azim ve

bihamdihi" ve rükûdan "Semiallahu limen hamideh Elhamdulillahi Rabbilalemin Allahu Ekber" deyip secdeye varıp "Suphane Rabbiyelala ve bihamdihi" diye bu iki secdeden sonra Allahu Ekber deyip kalkıp yine ayakta durup Besmele Fatiha süresi ve Besmeleyle birlikte bir kısa süre okuya tamamlayınca Allahu Ekber deyip ellerini dua eder gibi kaldırıp bu konut duasını okuya:

"Lailaheillallahul Halimul Kerim Lailaheillallahul Aliyyul-azim Suphanallahu Rabbissemavati vel arzi Rabbil arazines sebe ve ma fevkehınne ve ma tehahine ve ma beynehine ve kıhinne ve Rabbil arşil azim Rabbenağfirlena verhamna ve afina vağfirenna fiddunya veiahiret" (Allah'tan başka gerçek bir ilah yoktur. O halim ve kerimdir, Allah'tan başka bir ilah yoktur. Ve O yüce, ulu ve büyüktür. Allah her türlü eksiklikten münezzehtir.

Yedi kat göklerin ve yerlerin Rabbidir, yedi kat yeryüzünün Rabbidir ve yerlerde göklerde olanların, onların yukarısında, altlarında, aşağısında, aralarında, önlerinde olanların Rabbidir ve o yüce arşın sahibidir. Rabbimiz bizleri bağışla affet bizlere rahmet merhamet eyle, affet sağlık ve afiyet ver dünyada ve ahirette bağışlananlardan eyle)

"Allahu Ekber" deyip rükuya vara. Eğer kudreti bu duayı okumaya yetmez ise yalnız bunu diye; "Subhanellah, Subha-nellah, Subhanellah, Allahumme salli ala seyyidina Mu-hammed ve Al-i Muhammed" (Allah'ım senin selam ve sela-vatın seyyidimiz efendimiz Hz. Muhammed'e ve Ehlibeyt-i hanedanı evlatlarına olsun) sonra rükûdan kalkıp iki secdeye vara secdeden kalkıp oturup bu teşehhüdü okuya:

"Eşhedu en Lailaheillallahu vahdehu la şerike leh ve eşhedu enne Muhammeden abduhu Resulullah. Allahumme salli ve sellim ve barik ve ter h i m ala Muhammedin ve AH Muhammed efzeli ma sal ley te ve sellemte ve barekte ve terhemte ala İbrahim ve Al-i İbrahim inneke hamidun mecid esselamu aleyke eyyuhennebiyyu ve rahmetullahi ve bare-ketuhu esselamu ateyna ve ala ibadillahissalihin esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuhu"

(Şehadet ederim Allah'tan başka ilah yoktur. 0 birdir ve eşi, ortağı yoktur ve şehadet ederim Hz. Muhammed Allah'ın Resulüdür, Allah'ım Hz. Muhammed'e, ailesi ehlibeytine, evlatlarına en güzel faziletli sefam ve salâvatlar olsun. Onları bereketlendir, rahmet merhamet et, aynen

Hz. İbrahim'e ve ehlibeytine ailesine ettiğin rahmet merhamet selamlar salâvatlar gibi. Rabbimiz doğrusu sen Hamid ve Mecidsin, selam sana olsun Ey Nebi Peygamber Allah'ın rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun, selam bizim ve salih mümin kulların üzerine olsun selam rahmet ve bereket üzerinize olsun)7

Namazın üçüncü ve dördüncü rekâtlarında ve namazdan sonra okunan tespih' ve tehlil takip: "Suphanallahi vel hamdulillahi ve Lailaheillallahu Vallahu Ekber." Namazdan sonra tespih ve salatu selam ve salâvattan sonra Cenabı Allah'ın dergâhına edilecek dua:
"Allahumme inni eseluke Biismikelmeknun elmahzun ettahir ettahirulmuberek ve eseluke Biismikelazim ve Sultanikel kadim en tusalli ala Muhammedin ve Al-i Mu-

7-Namazın ikinci rekatında oturulup okunan Teşehhüdün kısa şekli şöyledir; Eşhedu en lailaheillallahu vahdehu la şerike leh ve eşhedu enne Muhammeden abduhu ve resuluhu Allahumme salli ala Muhammedin ve Al-i Muhammed esselamu aleyke eyyuhennebiyyu ve rahmetullahi ve berakatuhu essalamu aleyna ve ala ibadillahissalihin essalamu aleykum ve rahmetullSahi ve berakatuhu.

hammed ya vehebel etaya veya mutlakel esera ve ya fikakirrekaba minen nar ve eseiuke en tusalli aleyye ve entakat rakabeti minen nar ve en tahreceni mineddunya ve nedhilnil cennete salihen ve ennecel duai evveluhu felahen vasetehu necahen veahirehu salihen inneke entelallamul guyup."

(Allah'ım senin gizli, açık, temiz, tahir ve mübarek yüce büyük isimlerinin ve kadim sultanlığının saltanatından diliyor ve istiyorum Hz. Muhammed'e ve Ehlibeytine ailesi hanedanına selam ve salâvatlar olsun,

ey nasipler ve kısmetler veren ve ey ateşten uzaklaştıran, senden istiyorum ve diliyorum bana selam ve esenlik ver cehenneminden koru ve uzaklaştır beni iyilikle salih bir kul olarak dünyadan göçür ve cennetine dâhil et, Rab-bim duamın evvelini felah, ortasını necat, kurtuluş, sonunu salih ve güzel, hayırlı karar ver doğrusu sen gaypları en iyi bilensin)

Veyahut kudreti bu duayı okumaya yetmez ise bunun yerine: "Allahumme salli ala Muhammed ve Al-i Muhammed" (Allah'ım H.z Muhammed'e ve hanedanı Ehlibeytine salâvat selam olsun)8

8-Ehlibeyt mektebinde abdest alınırken önce eller yıkanır sonra sağ elle yüz yukarıdan aşağı iki defa yıkanır, sağ kol ve sol kol dirsekten aşağı parmaklar ucuna değin iki kez yıkanır elin ıslakiığıyia başın ön kısmi meshedilir sıvazlanır yine elde kalan ıslaklıkla önce sağ elle sağ çıplak ayak sonra sol elle sol ayak üzerinde ki

çıkıntıya kadar bir kez meshedilir sıvazlanır (Maide süresi -6) sabah namazı 2, öğle 4, ikindi 4, akşam 3, yatsı 4 olmak üzere günde 17 rekat farz namaz vardır. Öğle ve ikindi, akşam ve yatsı namazları cem edilir yani birleştirilir birlik kılınır sabah, öğle ve akşam olmak üzere üç öğünde beş vakit namaz kılınır.
Üç evkatın (üç öğünün) Beşeri var bilelim Muhammedi seven selavat versin Kul Himmet üstadım Amentubitlah Eğer inanmazsan işte Bismillah

HZ.12 İMAMLARIN FAZİLETİNİ BEYAN EDEN KİTAPTIR


(Allah cümlesinden razı ve hoşnut olsun)
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla, şükür hamt ve övgü âlemlerin Rabbi olan Allah'adır. Güzel son ve sonuç Allah'tan gerektiği gibi çekinip, sevip, fermanlarına riayet etmeye çalışan takva sahiplerinindir. Salâvat selam yaratılmışların en üstünü ve hayırlısı başımızın tacı, velinimetimiz

Hz. Muhammed'e ve Ehli-beyti'ne, evlatlarına, zürriyetine olsun. Onlar kemalatın gözdesi insanı kâmil ve değerlilerin en değerlileridir. Selam ve esenlik mümin salih kullara olsun, Rahmetine sığınıyoruz ey merhametlilerin en merhametlisi Rabbimiz.

Ama bundan sonra bilin ve agâh olun ki; Hak Süphanehu ve Teala Hazreti buyurur ki: "Levlake levlak lemma halaktu eflak" Yani; "Sen olmasaydın Ya Muhammed felekleri yaratmazdım..."
Ve yine buyurmuştur: "Halaktuke illa kuni Hecelin" Yani demek olur ki; Ya Muhammed iki cihanda bana maksut olan sensin seni benim için yarattım ve on sekiz bin âlemi senin için yarattım der,"

Bu delile göre eğer sen olmasaydın, yerleri ve gökleri ve aralarında olanları yaratmazdım der. Şimdi bize bu delille farz oldu ki, onu sevelim, ona can ve gönülden ve gönül içtenliği ve samimiyetle âşık olalım ve onun Âli'ni (Ehlibeytini) ve evladını se-

Evvel ahir Lailaheiltallab
Muhammedi seven selavat versin
Ayrıca namazda eller bağlanmaz ve namaz bitiminde eller üç kez Allahu ekber denip hafifçe yukarı kulak hizasına kaldırılırak namaz tamam olur. Namaz bitiminde selam için sağa sola dönülmez. Secde edilirken alın toprak veya benzen şeyler üzerine gelmesi lazımdır. Hususen Kerbela toprağı üzerine.

vip muhabbet edelim. Zira ki kâinat onların hürmetine yaratıldığına göre kâinatın kira ve icarının sebebi onları sevmek ve muhabbet etmektir.
Dahi Hak Süphanehu ve Teala Hazreti buyurur ki: "İsmi Celalim Azametim hakkı için Ya Muhammed! Herkim seni ve evladını sevip muhabbet eylese eğer yerler ve gökler kadar günahı olsa bağışladım. Ve ona has rahmetimi ettim, her kim seni ve evladını sevmezse yerler ve gökler kadar ibadet taat etmiş olsa da onun yeri cehennemdir.

Ebeden oradan çıkmaya dedi."
Hazreti Resulullah hadisi şerifte buyurur: "Men şeyhe men şeyhen min gayri evladı fekad şeyheşşeytan." Yani bu hadisi şerifin manası budur ki: Peygamber evlatlarından başkasına bir kimse kendini teslim eylese onun nesebi Hazreti Resulullah'a çıkmasa bu hadisi şerif sebebiyle o kişinin şeyhi (piri mürşidi) şeytan olur. Biz Peygamber'e ve evlatlarına çıkmayan yoldan, şeyhimizin, pirimizin, mürşidimizin şeytan olmasından Allah'a sığınırız.

Tevatür ve doğru birçok haberlerle sabit olmuştur ki, Musa Peygamber (a.s) o vakit ki, tabuta nazar kıldı. Enbiyaların ervahını,' ruhların! ve Resulullah'ın evlatlarının ruhlarını gördü. (Çünkü Musa aleyhisselam ümmeti Muhammed'in ervahı ruhlarını görünce) Hak Süphanehu ve Teala Hazretine münacat edip dedi:

"Ya ilahelalemin dilerim kemali kereminden ki onları bana veresin." Dedi: Ta Musa o benim Habibim Muhammenindir sana verilmez" Ondan sonra Musa Peygamber aleyhisselam dedi: "Ya Rabbelalemin aylar içinde bir ay gördüm onu bana ver." Hazreti Rabbelalemin hitap eyledi ki: "O mübarek Ramazan ayıdır benim Resulüm Muhammed'indir sana verilmez.''Velhasıl Musa aleyhisselam Hak Teala Hazretinden Kadir gecesini ve Cuma gününü istedi.

Hak Süphanehu ve Teala hitap ve inabe edip buyurdu: "Onlar benim Habibim Muhammed'indir sana verilmez." Musa Nebi aleyhisselam dedi: "Ya İlahelalemin! Bana
bunları vermezsin bari Oniki imam hidayet ve aydınlık meşalesi ayın on dördü gibi nurlu parlayan nurani imamları gördüm. Makamları yüce ve büyüktür onları ver." Dedi. Cenabı Allah keremi lütfundan buyurdu: "Ya Musa! Sen bu cevherler hakkında ,söz sahibi olamazsın. Onlar kıymetli mercandır,

benim Habibim Muhammed Mustafa'nın evlatlarıdır. Ve onlar benim katımda gayet azizlerdir. Bana çok çok yakın olanlardır. Katımda izzetli makamları vardır. Her biri bir mürsel peygamber makamında-dır." Kavlİhi Resulü Teaia: "Ulema-i ümmeti ke Enbiyayı Beni İsrail." Hz. Peygamber (s.a.a) buyuruyor: "Ümmetimin âlimleri İsrail oğullarının Peygamberleri gibidir, (onların mesabesindedir.)" Öyleyse Benim Habibimin ümmetinin âlimlerini (Oniki imamları) kıyas eyle gör ne derecedir şimdi onlar sana verilmez dedi, Musa aleyhisselam taaccüp ve hayret

ederek bunların kemal marifetleri hangi derecededir deyince, hemen saat İmam Cafer Sadık Hazreti'nin ruhu şerifi hazır olup dedi: "Ya Musa! Gözün aç bak gör bir kere nazar eyle." Musa (a.s) gözünü açtı baktı bir yeşil deryayı muhabbeti gördü şöyle ki ne haddi var ne sonu var. İmam Caferi Sadık Hazretleri dedi:

"Ya Musa liyakatin var mıdır? Bu sonsuz rahmet deryasını bîr kerede içesin." Musa Peygamber (a.s) dedi: "Hiç bunun gibi bir deryayı bir kerede içmek ezel ve ebeden mümkün değildir."
Sonra İmam Cafer Sadık (a.s) dedi: "Ya niçin 'Makamı Muhammedi'yi, yani; Hz. Muhammed'e ve Muhammediliğe ait makamları talep edersin. Onların bir tanesi benim, bak gör şimdi dedi hemen saat İmam Cafer Sadık razıyallahu anhu Hazretinin ruhu şerifleri derhal sıçrayıp o azim sonsuz rahmet deryasını bir içim su miktarı

içip mesti hayran olup şöyle didara karşı durdu." Çünkü Musa aleyhisselam bunu gördüğünde aklı başından gider gibi hayran kaldı O saat Hazreti Cenabı Hak hitap edip buyurdu: "Ya Musa! Âdemoğlu insanoğullarının vücudunda dört yüz kırk dört tane kemik vardır ve etinin yedi yüz yetmiş yedi siniri vardır ve etinin üzerinde üç yüz altmış damar vardır ve etinin üzerinde üç yüz on iki bin kıl vardır. Eğer onların birisi benim Habibimin evlatlarının birine, makamlarına haksızca baksa İsmi celalim azametim hakkı için o kişiyi cehenneme gönderirim eğer İbrahim Halil damarı dahi olsa da dedi. Musa'ya inabe hitap etti." Hazreti Muhammed Mustafa (s.a.a) buyurdu: "Evladıma hainlik ve

ihanet eden bana hainlik ve ihanette bulunmuştur, bana hainlik ve ihanette bulunan ise Allah'a hainlik ve ihanette bulunmuştur, böyle kimsenin yeri ise içinde ebedi olarak kalacağı cehennemdir." Hz. Musa (a.s) yüzü üzere düştü Hak Süphanehu ve Teala Hazretine secde etti ve geri kendine geldi dedi:

"Rabbim tövbe edip sana yöneldim ve ben iman edenlerin müminlerin ilkiyim" ve dedi. "Ya Rab beni dahi o ümmetten eyle."'Ve Hak Teala Hazreti haber verip buyurdu: "Ya Muhammed! Musa Nebi aleyhisselama hitap olunan geri kalan mahlûkata dahi malum ola ki benim katımda senin evladının hürmeti ve İzzeti ne miktar imiş." dedi.


Hazreti Resul (s.a.a) Hazreti Hak Süphanehu ve Teaia'dan bu kelamı işitince gayet şad oiup şükür eyledi. Ve Hak Teala Hazretini on iki bin isimle övüp methi sena eyledi. Ve Hak Süphanehu ve Teala Hazreti dahi buyurdu: "Habibim'i ve Evladını sevip muhabbet eyledim," dedi. Ta Muhammed! Eğer kullarım beni yerde ve

gökte on iki bin isimle zikir eyleyip okusa, ben senin on iki evladını yâd edip şefaatçi kılanı İsmi celalim azametim hakkı için o beni on iki bin isimle zikir eden kulun se-vabınca dahi yerlerde ve göklerde arşta ve kürside olan melekler ve feriştehiersayısınca sevap veririm."dedi.

Dahi buyurdu: "Ya Muhammed! Her kul ki, benim kullarımdan ve her ümmet ki senin ümmetinden tevfikle senin evladını tanık tutup şefaatçi kılarsa, her ne dünyevi ve uhrevi muratlarını hâsı! ettim. Ve o kula senin evladın hürmetine nice türlü İyilik ve hayırlar verdim." okuya sevabını İmam Hasan Hazretine bağışlaya. Taki bu ruhi hal üzere namazlarını kılıp Oniki İmam'ın hepsine okuya on iki tamam ola.

On iki Ayetel Kürsi, On iki İhlâs, On iki Tebareke ve yirmi dört rekât namaz olur ki, on iki kere "Oniki İmam Hutbe-sı'ni" okuya sevabını Oniki İmam'a bağışlaya dahi. Hak Süphanehu ve Teala Hazretine arzı hacet eyteye ve hacet ve dileklerini Allah'tan isteye. Dünyevi ve uhrevi her ne muradı ve maksudu var ise, eğer kabul olmazsa ben Şeyh Necmeddin Kübra'yım ki bana lanet eyleyin dedi."

Bjjnda şek ve şüphe yoktur. Her kim şek ederse kâfirdir. Ahirete imansız gider. Dünyada ve ahrette hüsrana uğrar, zarara uğrayanlardan olur. Biz böyle şek ve şüphe de olmaktan ve böyle bir itikattan Allah'a sığınırız. Böyle bir itikat Allah'ı gazaplandırır. Ya Rabbi sen beni sakla koru, ey koruyucu, saklayıcı Hafız Rabbim.

Hz. Peygamberimizin Ehlibeyt'inin hakkında hadis nakledenler şöyle rivayetler nakletmişlerdir: "O vakit ki: Hazreti Âdem Safiyullah aleyhisselam Cennetul Mevayiden ve Firdevs-i ala'dan seyran ederdi. Ansızın bir yeşil nurdan zümrüt kubbe göründü gözüne şöyle ki, huriler ve İmanlar nuru cümlesi o Kubbede olurlar. Hazreti Âdem aleyhisselam onu gördüğünde hayran olup yürüdü o kubbeye, yakınına vardı etrafını gezdi kubbenin bir kapısını bulamadı

ve o kubbeye nereden girileceğini bilemedi. Sonunda Hak Teala Hazretine münacat edip dedi: "İlahi, Seyyidi, Mevlayi İzzeti Celalin ve azametin hakkı için bu kubbe nedir? Bana bildir ve bunun kapısı nerededir? Bana göster ki göreyim ve bileyim." dedi. Sonra o dem Hak Süphanehu ve Teala Hazreti'nden hitabı izzet erişti ki:

"Ya Âdem! O kubbe beş kattır ve her katında bir kapısı vardır. Kapı üstünde yazılmış hat yazı vardır. Gerekir ki, o hatlı yazıyı okuyup şefaatçi kılasın, çünkü kapı açılsın içeri giresin" dedi. Ve Âdem (a.s) bu hitabı işitti; İşittim ve itaat ettim deyip ileri yürüdü ve gözünü açtı baktı gördü ki, önünde bir kapı var üzerinde yazılmış ki:

"Ene hamidun mecidun hamidun haza ahmed mahmud ve ma ersalnake illa rahmeten lilalemin" (Ben kendisine Hamt edilen Hamid ve Medd Allah'ım ve bu da Ahmet'tir, Mahmut'tur, Ya Muhammed seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdim) Dediği gibi o kapı açıldı. Âdem aleyhisselam içeri girdi. Baktı gördü bir kapı açıldı ve üzerinde yazılmış ki:

"Ene aliyyul â'la vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyulazim haza aliyyun veliyullah" (Ben yüce ve ulu olan Allah'ım, bütün güç kuvvet ve kudretler yüce ve büyük olan Allah'ındır. Ve bu da Allah'ın velisi Ali'dir. Ali Veliyullah) Dediği gibi o kapı açıldı. Ve Âdem aleyhisselam içeri girdi. Baktı gördü bir kapı üzerinde yazılmış ki:

"Fatırussemavati vel arzi haza fatımetuzzehra ve razıyal-lahu anha" (Ben yerleri ve gökleri var edip yaratan alemleri nurlandıran Allah'ım ve bu da Fatımatüzzehra'dır. Allah ondan razı hoşnut olmuştur) Dediği gibi o kapı da açıldı Âdem (a.s) içeri girdi. Gördü bir kapı onun üzerinde yazılmış ki:

"Ene ihsanul muhsinin tuba lehum ve husnemeab haza hasan hulkirıza" (Ben iyi Muhsin olan kullara ihsan eden Allah'ım. Cennetler güzellikler ve güzel son mevki dönülecek mutlu makam onlara olsun. Ve bu da yaratılışta razı ve rızalı olan Hasan Hulkirıza'dır) Dediği gibi o kapı da açıldı. Âdem Peygamber (a.s) ondan içeri girdi ve gördü ki bir kapı üzerinde yazılmış:
"Ene nebiyeten ezzerae nebeten hasenen ene ihsanul muhsinin haza huseyn"

(Ben yeryüzünün bitki ve güllerini en
güzel şekilde olgunlaştıran yetiştirip büyüten Allah'ım ve ben iyi kullanma ihsan edenim. Ve bu da Hüseyin'dir). Dediği gibi o kapı da açıldı. Hazreti Âdem içeri girdi ve gördü ki: "O kapının içinde o kubbenin on iki gözeneği ve çıkıntısı var. Bir yüce güzel taht kurulmuş üzerinde bir ulu sultan oturmuş. Belinde bir nurdan kemer bağlanmış. Başına yeşil bir taç konulmuş, İki kulağında iki küpe asılmış şöyle ki; Şuasından nurundan bakmaya gözler kamaşır.

O kubbenin içi nurla münevver olmuş. Hazreti Âdem (a.s) onu gördü ve ileri yürüdü selam verdi. O dahi derhal oturduğu yerden tahtı üzerinde ayaküstüne durdu. İzzet ikramla hürmetle eğilip selamını aldı, cevabını verdi ve tazim kıldı. Hoş geldin sefa geldin kadem getirdin gelmekliğin mübarek olsun ya Ben-i Âdem'in

(Âdemoğullarının) atası bildin mi?"dedi.
Âdem aleyhisselam hayran oldu ve sessizce dona kalarak şaşırdı ye konuşamadı. Sonra o dahi hayran dururken dedi: "Ya Ben-i Âdem'in atası! Senin oğlun Ahirzaman Peygamberi Hatemunenbiya Muhammed Mustafa (s.a.a) Hazretlerinin sülalesi Fatıma'yım dedi. Ve benim başımda ki taç "Leviake levlak lemma halaktu eflak" ki Allahu Teala buyurmuştur:

'Eğer Sen olmasaydın Ya Muhammed ne cennet ve ne cehennem ve ne yerler ve ne gökler ve ne arş ve ne kürsi ve ne levhi kalemi felekleri yaratmazdım.' Şimdi Muhammed Mustafa (s.a.a) Hazretleri başımda ki yeşil taçtır ki adı, Ahmed, Mahmud, Taha ve Yasin'dir. Bu Oniki gözenek ve çıkıntıdan bir nur dışarı çıkar cennetleri nura müteferrik eder. Cümle cennet içinde olan huriler ve gılmanlar o nurla kıymetlenir nurlanırlar. Dahi bu on iki gözenek benim oğutlanmdır. Oniki İmamlar'dır bütün kevni mekân varlık, âlem ve kâinat bunlar için bunların hürmetine yaratılmıştır." dedi.
Cennet içinde bunlardır şehriyar

Oniki imam'a kul isen ey yar
Eğer dilersen ki göresin didar
Ver selavat ve selam aleyke tekrar
"Şimdi bilmelisin ki, bu görünen gözenekler sebebiyle bizim
neslimiz kıyamete dek kesilmez ve tükenmez ve günden güne artıp çoğalarak nice asilere şefaat edecekler."
Hazreti Peygamber (s.a.a) buyurur ki: "Bütün herkesin nesepleri kesilir fakat benim hesep ve nesebim kesilmez."
"Malum ola ki, cümle hesepler ve nesepler bize hesebimize ve nesebimize tamam olsa gerek."
Hazreti Peygamber (s.a.a) buyurdu ki: "Mehdi benim Ehli-beytim'den, neslimden, ailemdendir ve kızım Fatıma'nın evlatlarındandır."

"Şimdi, ya Ben-i Âdem'in atası! Benim oğlum Muhammed Mehdi ahirzaman devrinde kıyamete yakın ortaya çıkıp, şek ve gümanı münkirleri, inkâr ehlini ve haricileri helak edip uzaklaştıracaktır. Ve Allah'ın adaletiyle hükümet edip. Zulümle dolmuş olan yeryüzünü ve gönülleri imar ve mamur edecektir.

Bunda hiç şek ve şüphe yoktur. Öyleyse her kimin başına bir iş gelse ya bir zahmet, bir ayrılık, bir elem ya da bir gam gelse hemen Oniki İmamı yâd edip şefaatçi getire. Her hangi bir işinde sorun ve zorluk olsa bu isimler hürmetine Hak Süphanehu ve Teala Hazreti kemali kereminden ve lütfü ihsanından o sorunlu işi kolay ede."

Âdem aleyhisselam bu hali gördüğünde haya! deryası ummanına daldı. O an Hazreti İzzetten Cebrail Emin geldi. Selam verip dedi: "Ya Âdem! Diler misin vücudun ak ola? Her ayın on üçüncü, on dördüncü, on beşinci günü oruca niyet edip oruç tutasın, bu isimleri şefaatçi kılasın ve her zaman okuyasın. Hak Teala Hazreti katında

yüzün ak ola işin sağ ola cümle muradın hâsıl ola" dedi. Sonra Âdem Peygamber (a.s) her ayın on üçüncü günü oruç tuttu. İki ayaklarına (uyluklarına) kadar ağardı. Ve ayın on dördüncü günü oruç tuttu göğsüne kadar ağardı, Ve ayın on beşinci günü oruç tuttu cümle vücudu ağardı, Onikl İmamlar'ın ismi şerifleri bereketinde ağardı.

Zira bu isimler Hak Teala Hazreti katında küçük Kibriya'dırlar ve en büyük şifalı merhem ve ilaçtırlar. Ve büyük ve değerli isimler bunlardır. Hak Teala katında şüphesiz gayet sevgilidirler. Çünkü Âdem aleyhisselam bu hikmeti gördü ve bu kerameti müşahade etti. Ve bu günlerin adını "Eyyamulbeyz" koydu.9

Hazreti Âdem (a.s) bu isimleri oğlu Şit'(a.s.) vasiyet eyledi. Şöyle buyurdu: "Oğul sakın gafil olma ve gaflet ve ihmalde bulunma! Bu isimlere izzet ve hürmet ve riayet eyle. Kadir olduğun kadar hizmetlerinde kusur eyleme. Her daim okuyup şefaatçi kıl. Her hacet için bana bu isimlerden başka derman olmadı. Ve sizin üzerinize emanet olsun ki, her zaman oku üzerinizde taşlasınız. Her ne türlü maksudunuz ve muradınız olursa bu isimleri şefaatçi kıl. Murat ve maksudunuzu Hak Teala hâsıl ede dedi."

Çünkü Hazreti Şit (a.s.) Atası'nın vasiyetini kabul etti. Bu isimlere gayet riayet ve hürmet ederdi. O dahi İdris'e(a.s.) vasiyet eyledi. İdris Peygamber aleyhisselam da, Nuh Peygambere (a.s.) vasiyet eyledi. Hz. Nuh (a.s) bu isimleri okuyup tevessül ederek Tufan'dan ve helak olmaktan kurtuldu.

Bütün düşmanları ise suda helak oldu. O da Sam'a(a.s.) vasiyet eyledi Şam'da Hud Peygamber'e(a.s.) vasiyet eyledi. Hud'da Lut Peygamber'e(a.s.) vasiyet eyledi. Lut dahi Salih Peygamber'e(a.s.) vasiyet eyledi. Hz. Salih(a.s.) bu isimleri okuyup üzerinde taşıdı ve onlara tevessül ederek Semud Kavmi'ne mucize gösterip mü-

9-Farz olan Ramazan ayı orucundan ayrıca sevap olarak kameri her ay'da her ayın 13,14 ve 15. günü bu oruç tutulabilir. Kuran'da yazılmamakla birlikte her ayın 13, 14, 15. günleri ayın tam olarak dolunayla ortaya çıktığı ve aydınlığın çok olduğu günlerdir, Hadislerde bildirildiği üzere oruç tutulması müstehap sevaptır.

Eyyamulbeyz veya Âdem ata orucu denilir. Lakin bu takvim kameri aylara göredir. Ona göre tutulur, Ehlibeyt İnancına göre oruçlar akşam karanlık çökünce açılır iftar edilir. Kadir gecesi ise Ramazan ayının 19, 21, 23. geceleridir. Hz. İmam Ali'nin şehit olduğu günlerdir. Dualarla ihya edilir ki Ehlibeyt kitaplarında duaları amelleri nakledilmiştir, Çeviren,

nacat eyledi. Hak Teala ona taştan Cemel verdi. Yani, kayadan mucize olarak deve çıkardı. Salih Peygamber de İbrahim Halil'e (a.s) vasiyet eyledi. Taki oğul oğula Abdulmuttalip Hazretine kavuştu.

Ondan Abdullah ve Ebu Talibe kavuştu. Ondan Hazreti Resul Muhammed Mustafa'ya (s.a.a) ondan İmam Ali (a.s) Hazretine ondan Hazreti Fatıma'ya (s.a) geldi. Taki cihan sarayına Oniki İmam gelip her biri zamanında güneşten daha zahir ve nurlu ve âlemi nurlarıyla nurlandırıp münevver eylediler. Cahil kara kılıfından kurtuldu ve âlemi

aydınlığa çıksınlar ve günden güne nurları âlemin etrafını aydınlatsın ve makamları terfide olup yükselse yücelseler gerekir ki Muhammed Mehdi Sahip Zaman zuhur edip gizlilikten ortaya çıkıp halka "Hükümeti Muhammedi'yi" arz eyleyince bu Oniki İmam'ın oğulları ve Seyyidi Sadetleri (Seyyidier Evlad-ı Resul) cümlesi izzette ve şereftedir. Şöyle ki; onlara ne izzet olursa Resul Hazreti'ne izzettir. Zira ki; "Evlat babasının sırrıdır" diyerek

Hz. Peygamberimiz böyle buyurmuştur."10
Bu konuda söz çoktur ama biz önceki sözümüze gelelim. "Çünkü bu vasiyetler Halilurrahman'a geldi. İbrahim peygamber (a.s) daima okuyup üzerinde taşıdı. O vakit ki Nemrut lâin onu ateşe attı. (mancınıktan çıkıp hava yüzünde dönüp giderken) İbrahim (a.s) bu isimleri yâd edip şefaatçi kıldığında hamin saat'te Hak Süphanehu ve Teala yanan o ateşe buyurdu: "Ey ateş İbrahim'in üzerine soğuk ve selametli ol" ve yakıcı ateşi İbrahim Halil'e gül gülistan eyledi. İbrahim'e gül ve gülistan bağ ve
10-Bütün seyitlerin izzette ve şereflidir açıklaması sadece Oniki İmam için geçerlidir. Kur'an ve İmamların rivayetleri bunu açıklamaktadır. Amma ki Oniki İmam soyundan gelenlerin değeri sadece Kur'an ve onların buyrukla-nyla ve bu buyruklara ame! ve bağlılıklarıyla belli olur. Kur'an'da ki birçok ayette insanların birbirinden üstünlüğü sadece takva'da olduğunu ve aynı zamanda İmamlar'ın sabit sözlerinde ise yollarına bağlı kalanlarının evlatları olduklarını beyan eden buyrukları açıktır. Çeviren.

bostan oldu İbrahim Halil'in düşüp dizlerinin dokunduğu yerden pınarlar ve soğuk sular revan olup aktı. Bu isimler bereketine Halilurrahman dahi bu kerametleri görüp Hak Teala Hazretine binlerce şükürler eyledi. Ve Halilurrahman dahi İsmail Peygambere vasiyet eyledi. Ve Hazreti İsmail (a.s)

de İshak Peygambere vasiyet eyledi. Ve İshak Nebi de Yakup Peygambere vasiyet eyledi. Ve Yakup Peygamber'de Yusuf peygambere vasiyet eyledi ve Yusuf (a.s) bu isimleri okuyup şefaatçi kıldı ve hem izzet edip üzerinde taşıdı. Hak Süphanehu ve Teala Hazreti'nin yardım ve inayetiyle kuyudan çıktı ve Mısıra sultan oldu. Ve sonunda hasretlerine kavuştu. Bu mübarek isimler bereketine Yu-suf Peygamber (a.s)'de Şuayp'a vasiyet eyledi.

Şuayp de Musa Peygambere vasiyet eyledi ve Musa peygamber (a.s) bu isimleri okuyup şefaatçi kılarak denizde (on iki) yol oldu. Kendi kavmiyle denizi geçerek Firavun ise deniz de helak oldu bu isimlerin bereketiyle. Musa (a.s) Üzeyir'e vasiyet eyledi ve Üzeyir de Davut Peygambere vasiyet eyledi. Hz. Davut (a.s) bu isimleri okuyup şefaatçi kılarak her zaman büyük bir ihtiram ile üzerinde taşıdı. Hak Teala Hazreti'nin inayetiyle elinde ki demir mum gibi eriyip yumuşak olurdu, bu isimlerin bereketine her ne dilerse eline düzerdi hiç ateşe koymazdı.

"Beytul Mukaddes'te" (Filistin'de) demirden nar ağaçları yapmıştır. Orada yaşayanlar onu ziyaret ederlerdi. Davut Peygamber de Süleyman Peygamber'e vasiyet eylediğinde bu isimler onun hatemi yüzüğünde yazılı idi. Onun için devler, periler insan ve cin, karınca, yılan onun hükmünde fermane idi. Tahtını rüzgâr (yel) götürürdü.

Bu isimler bereketine vahşi hayvanlar ve kuşlar ona musahhar olmuş idi. Ferman ve emrindeydiler, Süleyman da Zekeriyya Peygamber'e vasiyette bulundu. Hz, Zekeriyya da Yahya Peygamber'e vasiyet eyledi. Yahya Peygamber de İsa Peygamber'e vasiyet eyledi. O vakit ki, İsa pey-gamber'i Yahudiler tutup çarmıha gerdiler. Hz. İsa (a.s) bu isimleri okuyup şefaatçi kılarak Hak Teala Hazreti'ne münacat ve izzet hacet eyledi. Hak Teala Hazreti ferişteh meleklerine emrederek,

İsa Peygamberi çarmıhtan kurtardı ve dördüncü semaya çıkararak ta ki, ahir zaman Peygamberi Hatemul-enbiya ve Peygamberlerin sonuncusu Muhammed Mustafa (s.a.a) Muhammedi Dini'ni ve Şeriatı'nı, ibadet, inanç, kanun kural ve yolunu dünyada icra etmiştir. Onun evlatlarından On ikinci İmam Mehdi Sahip zaman (a.s) kalmıştır. O gizlilikten zuhur ettiğinde İsa Peygamber (a.s) de o vakit nazil olup, Hz. Muhammed Mehdi ile mülakat edip görüşeceklerdir.

Şüphe yoktur ki, Evladı Resul'den Hak Teala Hazreti kerameti koymuştur. Kevser Havuzundan içen ötmesin ve Cennet-i Cavidan'da dirlik bula. Bu zikir olunan kelamları öğüt anla, idrak, et kalbine sindir. Ta ki aklına dolana ve canın sevine..."
Hatta "Esrar'ul Arifin'de" (Ariflerin sırları esrarları adlı kitapta) buyurmuştur ki: "O vakit ki ilyas (a.s) vadesi gelip ruhunu teslim anında Azrail (a.s) onun ruhunu kabz etmeyi diledi. İlyas aleyhisselam feryat ve figan edip ağladı zari kıldı." Hak Süphanehu ve Teala ona hitap ve inabe etti dedi: "Ya İlyas!

Bana vasıl olduğuna üzülüyor musun? Bu hususta senin hatırın rencide olursa, İsmi celalim azametim hakkı için adını Peygamberler defterinden kazıyıp ihraç eder çıkarırım" dedi. İlyas dedi: "Ya Rabbelalemin! Hâşâ ki, ben kulun olduğum için ağlayayım veya Hazretine vasıl olduğum için vefat edip sana kavuşacağımdan incineyim, gam ve kederleneyim" dedi. Hak Teala buyurdu: "Ya bu ah nedir ya İlyas?" İlyas Peygamber dedi: "Ey Bari Rabbim niyazım budur ki; Oniki İmamlar ki senin Habibin Muhammed Mustafa evlatlarıdır. Onların ululuğunu ve faziletini gördüm.

Cümle Enbiya ve Evliyayı bunların yüzü suyuna hürmetine afettin. Kiminin makamını yücede, kiminin makamını sıradan kıldın. Kimine sudan kurtuluş verdin (Nuh'a) kimini Halil (İbrahim'e) kimini Kelim kıldın (Musa'ya) kimini halife (Davut'u) kimini mülke emin kıldın (Süleyman'ı) kimine ruhum deyip hitap eltin, (isa'ya) Şimdi ey Cenabı Hak gani dergâhından temenni dileğim o dur ki; Bu Onikİ isimler bereketine zayıf kulunu bırak ki onların mübarek cemalini göreyim, mübarek ayaklarının bastıkiarı mübarek toprağa yüzümü süreyim ve hizmetlerinde olayım" dedi.

Hak Süphanehu ve Teala keremi lütfünden buyurdu ki: "Selam olsun İlyas'a işte biz böylece Muhsinlerin iyilerin iyiliklerini hayırlarını artırırız"11 "Ya ilyas! İsmi celalim ve azametim hakkı için sana yeni ömür takdir eyledim. Kıyamete kadar hayat bul, Habîbim Muhammed Mustafa devrine eriş, onun Oniki Evlatlarıyla görüş hizmetlerinde bulun.

Habibimin has ümmetlerinden onun evlatlarına muhabbet eden muhip muhlis kullarımın sorunlarını haileyle, meselelerini maslahatlarını sen gör. Bizim katımızda onların mertebelerini bil ki çok yüce ve yüksektir. Ve âlem halkı bilsin ki; Muhammedin ve Evlatlarının ve Has Ümmetin ve onları sevip muhabbet edenlerin mertebeleri bizim katımızda ne miktar imiş" dedi. En iyisini ve doğrusunu Cenabı Allah bilir. Dönüşümüz O'nadır, O dönülecek en güzel yer ve makamdır.