"SAHABE"LERLE İLGİLİ YANLIŞ BİLİNENLER
 


Bu kitapçık "Zikir Ehline Sorun" kitabından alıntıdır.


www.IslamKutuphanesi.com


Bütün din hükümleri ve İslam inançları ashap vasıtasıyla bizlere ulaşmıştır. Bugün Kur'an ve sünnet yoluyla Allah'a ibadet ettiğini iddia eden biri varsa, bu iki kaynağın doğu ve batıdaki Müslümanlara ulaşmasına ashabın vesile olduğunu bilmelidir.

Ancak ashabın, Resulullah'tan (s.a.a.) sonra ihtilaf edip dağılmaları, birbirlerine küfi:edip lanet okumaları, savaşıp birbirlerini öldürmeleri yüzünden araştırıp eleştirmeden hükümleri onlardan alamayız.

Aynı şekilde, onların durumunu incelemeden, Resulullah (s.a.a.) zamanında ve Resulullah'tan sonra yaptıklarını araştırmadan, böylece hakkı arayanla batıl peşinde koşanı, müminle fasığı, samimi olanla münafığı ve Allah'a şükredenle İslamiyeti terk edeni birbirinden ayırt etmeden hiçbirinin leh veya aleyhine hüküm veremeyiz.

Maalesef Ehl-i Sünnet' in büyük çoğunluğu bu yöntemi kabullenmezler ve ashabı eleştirmeyi ve onlara itirazı kesinlikle reddeder, hepsini iyi bilirler; tıpkı Muhammed ve Ehl-i Beyt'ine selam gönderdikleri gibi, istisnasız olarak hepsine selam gönderirler.

Ehl-i Sünnet' e şunu soruyoruz: Ashabın bazılarını kınamak ve bazılarının aleyhine hüküm vermek İslam'dan çıkmaya neden olur mu veya Kur'an ve sünnete ters düşer mi?

Bu sorunun cevabını bulmak için ashaptan bazılarının Resulullah (s.a.a.) zamanında ve Resulullah'tan (s.a.a.) sonra yaptıklarını ve söylediklerini incelemek zorundayız. Bu arada Şiilerin kitaplarından hiçbirini delil olarak göstermeyeceğiz. Çünkü Şiilerin bazı sahabiler hakkındaki görüşleri meşhur olup açıklamağa gerek yoktur.

Bu yüzden bu konuda sadece Ehl-i Sünnet'in Sahih, Müsned ve Tarih- leri ile yetineceğiz. Bizim amacımız ashaptan bazılarının gerçek yüzünü ortaya çıkarmaktır.

Bu grubun ashabın azınlığı mı, çoğunluğu mu olduğu ileride anlaşılacaktır inşaallah. Maalesef bazı insanlar, Şiilerin sahabe düşmanı olduklarını ve sahabeye küfrettiklerini söyleyerek tartışmaları sonuçsuz bırakmaktadırlar.

Halbuki, bizler sahabeye küfretmek bir kenara dursun onların muhlis olanları için -ki Kur'an' da "şükredenler" olarak tanıtılmışlardır - hayır talep etmekteyiz.

Sadece Resulullah'tan (s.a.a.) sonra yollarını değiştirip geri dönenlerden ve birçok Müslümanın yoldan çıkmasına sebep olanlardan teberri eder, onlarla ilişiğimiz olmadığını bildiririz; ama yine de onlara küfretmeyiz.

Yaptığımız tek şey, -tarihçilerin yazdığı gibi- hakkın ortaya çıkması ve perdelerin aralanması için sahabilerin yaptıklarını anlatmaktır. Fakat bazı Ehl-i Sünnet kardeşlerimiz bundan da -rahatsız olmakta ve bunu ashaba küfür olarak telakki etmektedirler.

Kur'an-ı Kerim Allah'ın buyruğudur; dolayısıyla hakkı söylemekten çekinmez ve utanmaz. Kur'an, bu yolu açarak bazı sahabilerin münafık, bazılarının fasık, bazılarının zalim, bazılarının yalanlayıcı, müşrik, haktan dönmüş veya Allah

Ashap Hakkında / 161

ve Resulüne eziyet edenler olduğunu anlatmıştır.

Asla heva ve hevesinden konuşmayan ve Allah yolunda olduğu için kınayanlardan korkmayan Resulullah da (s.a.a.) bize bu yolu açarak bazı sahabileri mürted, bazılarını nakisin (Cemel ashabı),

bazılarını marikin (hariciler), bazılarını kasitin (Muaviye ve etrafındakiler) olarak tanıtmış, bazılarının mutlaka cehenneme gideceğini ve onların Resulullah'la (s.a.a.) birlikte olmalarının kendilerine hiçbir yararı olmayacağını ve hatta bu yüzden kıyamette azaplarının iki kat artacağını buyurmuştur.

Allah'ın Kitabı ve Resulullah'ın (s.a.a.) sünneti tanıklık ettiği halde, niçin Ehl-i Sünnet alimleri Müslümanların sahabe hakkında tartışmalarına müsaade etmeyerek hakkın ortaya çıkmasına, Müslümanların gerçek Allah dostlarını tanıyıp onlara uymalarına ve Allah düşmanlarını tanıyıp onlardan uzaklaşmalarına engel olmaktalar?

Bir gün Tunus'un başkentindeki büyük bir camiye git- tim. Namazdan sonra İmam namaz kılanlara dönerek Resulullah'ın (s.a.a.) ashabı aleyhinde konuşanları kınayarak onları tekfir edip şöyle dedi:

"Sakın ilmi tartışma ve hakka ulaşmak adı altında Resulullah'ın (s.a.a.) ashabı aleyhinde konuşanların sözleri- ne aldanmayasınız. Allah'ın, meleklerin ve bütün halkın lâneti onlara olsun.

Onlar halkın, dinlerinde şüpheye düşmelerini istiyorlar. Oysa Resulullah (s.a.a.) buyurmuştur ki: "Söz ashabımdan açıldığında susunuz. Vallahi Uhud dağı kadar altın sadaka verseniz de onların faziletlerinin onda birine dahi ulaşamazsınız."

Yanımdaki basiret sahibi biri İmamın sözünü keserek,"Bu hadis sahih değildir ve Resulullah'a (s.a.a.) iftira edilmektedir." dedi.

İmamın yüzünün rengi değişti ve oradakilerden bazıları öfkeli bakışlarla bizi süzmeye başladılar. Durumun kötüye gitmemesi için müdahale etmek zorunluluğu hissederek tatlı dille İmama şöyle dedim: "Efendim! Müslüman bir kimse Kur'an-ı Kerim'de, "Muhammed sadece bir peygamberdir.

Ondan önce de peygamberler gelmiştir. Eğer o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (cahiliyeye) mi döneceksiniz? Kim geriye dönerse, Allah'a asla zarar vermez ve Allah şükredenlere ihsanlar eder."1 ayetini okuyorsa suçu ne?

Sahih-i Buhari ve Sahih-i Müslim'de Resulullah'ın (s.a.a.) aşağıdaki hadisini okuyan Müslümanın suçu var mıdır?

"Kıyamet günü sizi kuzeye doğru götürecekler. Ben, "Onları nereye götürüyorsunuz?" diye sorduğumda; "Vallahi onları cehennem e götürüyoruz." diyecekler.

Ben, "Ey Rabbim, onlar benim ashabımdır." diyeceğim. Bana diyecekler ki: "Senden sonra onların ne bidatler çıkardıklarım bilmiyorsun. Sen onları terk ettiğin andan mürted olup cahiliyeye geri döndüler." Bunun üzerine ben diyeceğim ki: "Allah'ın rahmeti benden sonra dini değiştirenlerden uzak olsun." Onlardan, ancak deve sürüsünden ayrılan birkaç deve gibi çok azı kurtulacaktır."2

-----------------------------
1- Al-i İmran Suresi / 144.
2- Sahih-i Buhari, c. 9, s. 58-59 ve c. 8, s. 150 - 151; Sahih-i Müslim, c. 4, s. 1794, h. 2293.

Ashap Hakkında / 163

Herkes sessizce beni dinliyordu. Onlardan biri bana şöyle sordu: "Sen bu hadisin Sahih-i Buhari' de olduğuna emin misin?' Ben; "Evet!" dedim, "Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in onun resulü olduğuna inandığım gibi eminim."

İmam, orada olanları etkilediğimi görünce yavaşça şöyle dedi: "Biz rahmetli hocalarımızın, "Fitne yatmaktadır; fitneyi uyandıranlara Allah lanet etsin, dediklerini duyduk." Bunun üzerine ben de; "fitne asla uyumamıştır ve gaflet içinde uyuyan sadece bizleriz. Uyanıp da hakkı gören birini "fitne çıkarıyor" diye suçlayan biziz.

Bilahare bizler Kur'an'a ve Resulullah'ın (s.a.a.) sünnetine uymalıyız, Muaviye, Yezid ve Amr-ı As'a acıyan ve onlara rahmet okuyan eski hocalara değil." diye cevap verdim.

İmam sözümü keserek şöyle dedi; "Öyleyse sen efendimiz Muaviye'yi vahiy katibi bilmiyor ve ona mağfiret dilemiyorsun değil mi?" Dedim ki: "Bu konuyu tartışmak uzun sürer.

Eğer benim bu konudaki görüşlerimi öğrenmek istiyorsan "Nasıl Hidayete Kavuştum" adlı kitabımı size hediye ederim. İnşaallah bu kitap sizi uykudan uyandırır ve bazı gerçekleri görmenize sebep olur."

İmam biraz tereddütle sözlerimi ve hediyemi kabul etti. Bir ay sonra bana nezaket dolu bir mektup yazdı. Mektubunda kendisini doğru yola hidayet ettiği için A1lah'a hamd ediyor ve Ehl-i Beyt'e (a.s.) karşı anlatılmaz duygu ve sevgisini dile getiriyordu.

Ben kitabın üçüncü baskısında mektubu nu yayınlamak için kendisinden izin istedim. Çünkü o mektup hakkı tanır tanımaz kabul eden bir ruhun

164 / Zikir Ehline Sorun

temizliğini, sara ve samimiyetini yansıtıyordu. Bu, perdeler kalkınca Ehl-i Sünnet'in çoğunluğunun hemen hakka doğru koşacağını gösteren güzel bir örnektir.

Ama o, arkasında namaz kılanları, kendi tabiriyle kargaşadan uzak salim bir ortamda ikna edebilmesi için benden mektubunu yayınlamamamı istedi.
Şimdi tekrar Kur'an-ı Kerim'de ve Resulullah'ın sünnetinde kaydedilen acı gerçeği öğrenmek için sahabe konusuna dönüyoruz.

Söze, içinde asla batıl olmayan gerçek hakem Kur'an-ı Kerim ile başlıyoruz. Allah Teala bazı sahabiler hakkında şöyle buyurmaktadır:

"Medinelilerden, münafıklık edip duranlar var. Sen onları bilmiyorsun, ama biz biliyoruz. Onlara iki kez azap edip sonra büyük bir azap ile azaplandıracağız."1

"Söylemediklerine dair Allah adına yemin ederler. Fakat andolsun ki küfür sözünü söylediler onlar. Müslüman olduktan sonra kafir oldular. Ulaşmadıkları şeyi elde etmeğe çalıştılar."2

"Böylece Allah'a verdikleri sözü tutmadılar ve yalan söylediklerinden dolayı Allah, kendisine kavuşacakları güne kadar onların kalplerinde nifakı devamlı kıldı."3

"Bedeviler kafirlik ve münafıklık bakımından daha şiddetlidirler. Allah'ın, Resulüne indirdiği hükümlerin
---------------

1- Tevbe Suresi / 101.
2- Tevbe Suresi /74.
3- Tevbe Suresi / 77.

Ashap Hakkında / 165

sınırlarını da bilmezler. Ve Allah alim ve hakimdir."1

"İnsanlardan Allah'a ve ahirete inandık diyenler vardır, ama inanmamışlardır. Sanki Allah'ı ve inananları kandırırlar. Ama onların kendilerini kandırdıklarından haberleri yoktur. Kalplerinde hastalık vardır ve Allah da hastalıklarını artırmıştır. Yalanladıkları şey yüzünden onlara acı bir azap vardır."2

"Münafıklar yanına geldiklerinde dediler ki: "Şehadet ederiz ki sen Allah'ın resulüsün. Ve Allah senin resul olduğunu biliyor ve Allah şehadet eder ki münafıklar yalancıdırlar. Onlar yeminlerini bir siper gibi kullanıp Allah'ın yolunu (halka) engellemeğe çalışırlar.

Yaptıkları ne kötüdür. Bu da hiç şüphesiz iman ettik- ten sonra kafir oldukları içindir. Sonra kalpleri mühür- lendi de artık anlamaz olmuşlardır."3

"Görmez misin sana indirilene ve senden evvel indirilen şeye iman ettiğini zannedenleri. Tağut tarafından yargılanmayı isterler. Halbuki onlardan onu inkar etmeleri istenmişti.

Şeytan onları tamamıyla saptırmak istemektedir. Onlara, Allah'ın nazil ettiğine ve Resule doğru gelin, denince senden tamamıyla uzaklaşırlar. Elleriyle hazırladıkları bir felakete uğrayınca halleri nice olur? Sonra sana gelerek yemin ederler, bizler sadece ihsan ve yardım etmek istiyorduk derler."4

"Münafıklar Allah'ı kandırdıklarını zannederler.
-------------------------

1- Tevbe Süresi /97.
2- Bakara Suresi /8- ıo.
3- Münafıkun Suresi / 1 - 3.
4- Nisa Süresi / 60 - 63.

166 / Zikir Ehline Sorun

Halbuki Allah onları kandırmaktadır. Namaz için kalktıklarında gevşektirler, halka riya yaparlar ve Allah'ı çok az zikrederler."1

"Ve onları gördün mü bedenleri seni şaşırtır ve konuştuklarını dinlersin. Sanki birbirine dayanmış keresteler gibidirler. Her feryadı kendi aleyhlerine zannederler. İşte onlardır düşman, çekin onlardan. Allah öldürsün onları, nelere de kapılıyorlar."2

"Gerçekten de Allah sizden geri kalanlarla, kardeşlerine bizimle gelin diyenleri bilir. Bunların ancak pek azı savaşa gelirler. Gelseler de can bakımından pek hasis olarak gelirler.

Hele bir korkulu çağ gelip çattı mı görürsün ki gözleri dönmüş, sana bakıyorlar. Sanki ölüm yüzünden bayılıp kendilerinden geçmişler. Sonra korku geçti mi keskin dilleriyle sizi incitmeye başlarlar ve hayrı çok sever gibi tavır alırlar. Onlar iman getirmemişlerdir. Sonra Allah onların amellerini boşa çıkarmıştır. Ve bu, Allah'a çok kolaydır."3

"Ve onlardan seni dinleyenler de var; sonradan yanından çıkınca kendilerine bilgi verilenlere, demin o ne söylüyordu derler. Onlar öyle kişilerdir ki Allah kalplerini mühürlemiştir. Onlar kendi heva ve heveslerine uyarlar."4

"Yoksa kalplerinde hastalık olanlar, Allah onların kin ve hasetlerini meydana çıkarmayacak mı sanarlar?
---------------------------------

1- Nisa Suresi / 142.
2- Münafıkun Suresi /4.
3- Ahzab Suresi / 18 - 19.
4- Muhammed Suresi / 16.

Ashap Hakkında / 167

Eğer istersek onları sana gösterirdik de onları çehreleriyle tanırdın. Sen onları elbette ki sözleriyle tanırsın. Ve Allah onların yaptıklarım bilir."1

"Bedevilerden geri kalanlar sana diyecekler ki bizi mallarımız ve evlatlarımız oyaladı. Bizim için Allah'tan af dile. Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler."2

Kur'an-ı Kerim'in bu açık ve sarih ayetleri, kendilerini muhlis insanların arasında gösteren bazı münafıklardan haber vermektedir. Tabii eğer ilahi vahiy olmasaydı onların hakikatini Resulullah (s.a.a.) dahi bilmezdi.

Ama bu konuda her zaman Ehl-i Sünnet'in itirazıyla karşılaşıyoruz. Çünkü onlar diyorlar ki: "Bize ne münafıklardan? Allah münafıklara lanet etsin.

Sahabilerin münafıklarla bir ilgisi yoktur." Veya "Bu münafıklar ashaptan değildir." derler. Eğer onlara; "Kur'an'da Tevbe ve Münafıkun Surelerinde nazil olan yüz elli ayet kimin hakkındadır?" diye soracak olursak; "Abdullah bin Übeyy ve Abdullah bin Ebi Selul hakkındadır." derler ve bu ikisinden başka tanıtacak hiçbir isim bulamazlar.

Sübhanallah! Ayetlerde de geçtiği gibi birçoğunu Resulullah'ın (s.a.a.) dahi tanımadığı münafıkları bütün Müslümanların bildiği sadece bu iki kişiyle sınırlandırmak nasıl mümkün olabilir?

Resulullah (s.a.a.) onlardan bazılarını tanıyordu ve -siz Ehl-i Sünnet'in de dediği gibi- onların isimlerini Huzeyfe
-----------------

1- Muhammed Süresi /30.
2- Fetih Süresi / 11

168 / Zikir Ehline Sorun

bin Yeman' a bildirmiş, ama bunu bir sır olarak gizli tutmasını söylemişti ona. Hatta Ömer bin Hattap, hilafeti döneminde ondan, kendisinin de münafıklardan olup olmadığını soruyordu. Bunu kendi kitaplarınızda naklediyorsunuz. 1

Yine kendi Sahihlerinizde de naklettiğiniz gibi Resulullah (s.a.a.) münafıkları tanımak için bir ölçü gös- termişti; o da Ali bin Ebi Talib'e düşmanlık etmekti?

Durum böyleyken, "radiyallahu anhum" dediğiniz ve yüce mevkilere çıkardığınız sahabilerin birçoğu, Hz. Ali'ye karşı düşmanlık beslemiş, onunla savaşmıştır. Sonunda da onu öldürmüşler.

Hayatında da, şehadetinden sonra da ona lanet okumuşlar. Sadece kendisine değil, ailesine, dost ve yakınlarına dahi aynı muameleyi yapmışlar. Buna rağmen yine de siz bu gibi münafıkları sahabeden sayıyorsunuz.

Resulullah (s.a.a.), hikmeti gereği Huzeyfe'ye onların isimlerini söylerken, Müslümanlara da onları tanımaları ve ilerde gafil avlanmamaları için onların alametlerini bildiriyordu.

Bugün "Biz Hz. Ali'yi seviyor ve onu yücelikle anıyoruz." diyen Ehl-i Sünnet'in bu sözünün hiçbir değeri yok- tur. Biz onlara cevaben "müminin kalbinde hem Allah dostunun, hem de Allah düşmanının sevgisi bir araya gelemez." diyoruz. Hz. Ali'nin kendisi de onlara şöyle buyurmuştur: "Bizimle düşmanımız arasında fark gözetmeyen
---------------------------

1- Kenz'ül-Ummal, c. 13, s. 343, h. 36961; Tarih-i İbn-i Asakir,
c. 12, s. 276; Gazali, İhya'ul-Ulum, c. 1, s. 114.
2- Sahih-i Müslim, c. 1, s. 86, h. 78; Sahih-i Tirmizi, c. 5, s. 635,
h. 3717; Sünen-i Nesei, c. 8, s. 116; Kenz'ül-Ummal, c. 11, s. 622.

Ashap Hakkında / 169

bizden değildir."1

Kur'an-ı Kerim ihlaslı ve şükreden sahabilerin dışında kalanları fasıklar, hainler, Peygamber' e yardım etmekten kaçınanlar, ahitlerini bozanlar, haktan uzaklaşanlar, Allah'ın ve Resulünün emirlerine itaat etmeyenler, başkalarını cihada gitmekten alıkoyanlar, yapmadıkları şeyi söyleyen- ler,

namazı terkederek ticarete ve boş şeylere yönelenler, Müslüman oldukları için Resulullah' a minnet edenler, kalpleri katılaşanlar, Allah'ın zikri ve hak söz karşısında eğilmeyenler, Resulullah'ın (s.a.a.) huzurunda seslerini yükseltenler, Resulullah'ı incitip eziyet edenler ve münafık- larla oturup onlara uyanlar olarak tanıtıyor.

Biz şimdilik bu kadarıyla yetiniyoruz. Konuyu fazla uzatmak istemediğimiz için diğer birçok ayete değinemiyo- ruz. Ama konunun biraz aydınlanması için bu sıfatlara sahip olduklan halde Resulullah'ın vefatından sonra adil kabul edilerek eleştirilmesi yasaklanan sahabileri kınayıp eleştiren bazı ayetlere değinmek zorundayız.


KUR'AN-IKERİM BAZISAHABİLERİN İÇYÜZÜNÜ BİLDİRİYOR


Bazı kişilerin ayetlerin sadece münafıklarla ilgili olduğunu ve Ehl-i Sünnet'in dediği gibi ashabın münafıklardan ayrı olduğunu sanmamaları için, ashabın müminlerine yönelik eleştirileri zikreden ayetlere de değiniyoruz:

"Ey iman edenler! Size ne oldu da Allah yolunda savaşa çıkın dendiği zaman olduğunuz yerde mıhlanıp
-------------------

1- Şerh-i Nehc'ül-Belağa, c. 1, s. 155, Dar'ul-Endülüs basımı.


170 / Zikir Ehline Sorun

kaldınız. Ahireti bıraktınız da dünya hayatına mı razı oldunuz? Ama dünya hayatının faydası ahirete göre pek azdır. Hep birden savaşa çıkmazsanız sizi acıklı bir azapla azarlandırır, yerinize başka bir topluluk getirir ve sizler ona hiç zarar vermezsiniz. Allah'ın her şeye gücü yeter.'1

"Ey iman edenler! içinizden kim çıkar da dininden dönerse Allah onların yerine yakında öyle bir kavim getirecek ki, onları sevecek, onlar da Allah'ı sevecekler.

Müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı yüce olacaktır o kavim. Allah yolunda savaşacaklar ve hiç- bir kınayanın kınamasından korkmayacak. Bu, Allah'ın lütfu ve inayetidir ki dilediğine verir ve Allah'ın lütfu boldur, o her şeyi bilir."2

"Ey iman edenler! Allah'a ve Resulüne hıyanet et- meyin. Ve bildiğiniz halde emanetlerinize hıyanet et- meyin. Ve biliniz ki, mallarınız ve evlatlarınız fitnedir ve şüphesiz büyük ecir yalnız Allah katındadır."3

"Ey iman edenler! Sizi diriltecek, size can verecek şeylere çağırdıkları zaman Allah'a ve Peygamber' e icabet edin. Ve bilin ki, Allah şüphesiz, insanın kendisiyle kalbinin arasına girer ve sizler onun huzurunda toplanacaksınız. Ve sakının o fitneden ki, yalnız zulmedenlerinize gelip çatmaz. Ve bilin ki, Allah'ın cezası pek çetindir."4

------------------------------

1- Tevbe Suresi /38 - 39.
2- Maide Suresi /54.
3- Enfal Suresi /28.
4- Enfal Suresi /24 - 25.

Ashap Hakkında / 171

"Ey iman edenler! Allah'ın size verdiği nimeti hatırlayın. Hani bir ordu saldırmıştı size de onlara karşı bir yel ve görmediğiniz askerler göndermiştik. Ve Allah sizin yaptıklarınızı görür.

Hani size hem üst tarafınızdan hücum etmişlerdi, hem de alt tarafınızdaki yerlerden ve hani gözler yılmıştı ve korkudan yürekler ağızlara gelmişti. Ve Allah hakkında çeşitli zanlara kapıl- mıştınız.

işte orada müminler imtihan edilmiş ve adamakıllı sarsılmışlardı. Hani münafıklarla kalplerinde hastalık olanlar dediler ki: Allah ve Resulü bizi boş yere kandırdılar."1

"Ey iman edenler! Niçin yapmadığınız şeyi söylüyorsunuz? Yapmadığınız şeyi söylemeniz Allah'ın yanında ağır suçtur."2

"Acaba iman edenlerin kalplerinin Allah zikrinden ve haktan nazil olan şeylerden korkma zamanı gelmedi mi?"3

"Müslüman oldular diye sana minnet ediyorlar. De ki: 'Müslüman oldunuz diye bana minnet etmeyin. Allah'tır ki sizleri imana hidayet ettiği için minnet etmesi gereken, eğer doğru söylüyorsanız. ",4

"De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz hısım akrabanız, elde ettiğiniz mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaretiniz ve hoşunuza giden evler, Allah'tan, Peygamber'inden ve onun yo-
------------------

1- Ahzap Suresi /9-12.
2- Saıf Suresi /3.
3- Hadid Suresi / 16.
4- Hucurat Süresi / 17.

172/ Zikir Ehline Sorun

lunda cihattan daha çok hoşunuza gidiyorsa Allah'ın emri gelinceye dek bekleyin ve Allah fasıkları doğru yola sevketmez."!

"Bedeviler dediler ki: 'iman getirdik.' De ki: 'iman etmediniz, sadece islam getirdiniz. İman şimdilik kalbinize girmemiştir."2

"Senden cihada gitmemek için izin isteyenler, Allah'a ve kıyamete iman etmeyip kalplerinde şüphe olanlardır. Ve onlar şüphelerinde devamlı kalacaklardır."3

"Eğer onlar da sizinle beraber savaşa çıksalardı, size bozgunculuktan başka bir katkıları olmazdı ve mutlaka fitne çıkarmak isteyerek aranızda koşarlardı. içinizde onlara kulak verenler de vardır. Allah zalimleri gayet iyi bilir. "4

"Allah'ın Peygamberine muhalefet edenler, savaşa çıkmayıp oldukları yerde oturup kalmalarına sevindiler. Ve mallarıyla, canlarıyla Allah yolunda savaşmak onlara kötü geldi de, bu sıcakta savaşa çıkmayın dediler. De ki: 'Eğer anlasalar, cehennem ateşi daha da sıcaktır."5

"Çünkü onlar Allah'ın gazap ettiği şeylere uymuşlar ve razılığından hoşlanmamışlardı da o da yaptıklarını
---------------------

1- Tevbe Suresi /24.
2- Hucurat Suresi / 14.
3- Tevbe Suresi /45.
4- Tevbe Suresi /47.
5- Tevbe Suresi /81.

Ashap Hakkında / 173

mahvetmektedir. Yoksa kalplerinde hastalık olanlar, Allah onların kinlerini, hasetlerini hiç meydana çıkarmayacak mı sandılar? Ve isteseydik onları sana gösterirdik de yüzlerinden tanırdın elbet. Ve sen onları sözlerin üslubundan tanırsm ve Allah amellerinizi bilmektedir."1

"Şüphe yok ki müminlerin bir kısmı bundan hoşlanmamıştı. Gerçek, apaçık ortaya çıktıktan sonra bile göz göre göre ölüme sürükleniyor gibi seninle çekişiyorlardı."2

"Biliniz ki sizler şunlarsınız: Allah yolunda malınızı mülkünüzü harcamaya çağırılıyorsunuz. içinizde cimrilik edenler var. Her kim cimrilik ederse kendi aleyhindedir. Allah ganidir ve sizler fakirsiniz. Ve eğer itaatten yüz çevirirseniz yerinize başka bir topluluk getirir. Sonra da onların size benzemediklerini görürsünüz ."3

"Onlardan sadakaları vermeden seni ayıplayanlar da var. O maldan diledikleri verilseydi hoşlanırlardı, verilmeyince de hemen kızarlar. "4

"Onlardan öyleleri de var ki Peygamber'i incitirler ve derler ki: "O, sanki her söyleneni dinleyen bir kulaktır." De ki: "O sizin için bir hayır kulağıdır. Allah'a inanmıştır, müminlere de güvenir. Ve o, sizden mümin olanlar için rahmettir." Allah'ın, Peygamber' i inciten-
------------------------------

1- Muhammed Suresi /28 - 30.
2- Enfal Suresi / 5 - 6.
3- Muhammed Suresi / 38.
4- Tevbe Suresi / 58.

174 / Zikir Ehline Sorun


lere acı bir azabı vardır."1

Araştırmacılar, yukarıdaki Kur'an ayetlerinden faydalanarak, ashabı şu iki gruba ayırabilirler:

1- Allah'a ve Resulüne iman etmiş ve Peygamber' in rehberliğini canı gönülden kabullenmiş olanlar. Bunlar, canlarından geçerek direndikleri için kurtulanlardan olacaklardır. Bunlar Kur'an'da "şükredenler" olarak nitelendirilen azınlıktır.

2- Allah ve Resulüne görünüşte iman getirmiş, ama kalplerinde hastalık, şüphe ve tereddüt olanlar. Bunlar sadece şahsı ve dünyevi menfaatlerini gözeten,

Resulullah'ın (s.a.a.) emir ve hükümlerine muhalefet eden, Allah ve Resulünün hükümlerinin karşısında duran ziyankarlardır. Maalesef ashabın çoğunluğunu bunlar oluşturmaktadır. Kur'an-ı Kerim bunlar hakkında şöyle buyuruyor:

"Bizler size hakkı getirdik, ama çoğunuz hakkı istemiyorsunuz."2

Söz konusu bu çoğunluk, Resulullah ile birlikte yaşıyor, onun arkasında namaz kılıyor, seferde ve hazarda ona eşlik ediyor, gerçek yüzleri tanınmasın diye ellerinden geldiğince Resulullah'a (s.a.a.) yaklaşmaya çalışıyor ve müminleri imrendirecek derecede takva ve ibadet tezahüründe bulunuyorlardı. 3

---------------------------
1- Tevbe Suresi /61.
2- Zuhruf Suresi /78.
3- Ahmed bin Hanbel, Müsned'inde (c. 3, s. 15) ve İbn-i Hacer, el-İsabe'sinde (c. 1, s. 484) Zi's-Sedye'nin biyografısinde Malik bin Enes'ten şöyle naklederler:

Resulullah'ın zamanında ibadeti ve çalışmasıyla bizi hayrete düşüren bir adam vardı. Bu adamı Resulullah'a anlattık, adını da söyledik, Resulullah onu tanımadı. Sıfatlarını saydık, yine tanımadı.

Tam o sırada ansızın o adam içeri girdi. Resulullah'a (s.a.a.) dedik ki: "İşte o şahıs budur." Buyurdu ki: "Siz şeytanın eseri çehresinde aşikar olan birisinden haber veriyorsunuz.

Bu adam ve arkadaşları Kur'an okurlar, ama Kur'an onların boğazlarından aşağıya inmez. Bunlar tıpkı okun yaydan çıkması gibi dinden çıkacaklar. Bunları öldürün; çünkü bunlar, halkın en kötüleridirler."

Ashap Hakkında / 175

Peki Resulullah'ın (s.a.a.) zamanında durumları böyle olan kimseler, Resulullah'ın (s.a.a.) vefatından sonra nasıl oldular? Hiç şüphesiz, faaliyetleri daha da çoğaldı, sayıları arttı ve gerçek yüzleri daha bir gizli kaldı.

Çünkü kendilerini tanıyacak bir peygamber ya da rezil edecek bir vahiy yoktu artık. Resulullah'ın vefatından sonra özellikle de Medinelilerden Kur'an'ın tabiriyle münafıklıkta maharet kazanmış olanlar, ihtilaf çıkarmaya, bölücülük yapmaya başladılar.

Ayrıca, yine Kur'an'ın tabiriyle küfür ve nifakta daha şiddetli olan Arap Yarımadası' ndakilerin bir kısmı dinden çıkıp mürted oldular. Hatta Yalancı Müseyleme, Tuleyha ve Hars kızı Secah gibi nübüvvet iddiasında bulunanlar da oldu. Bunların hepsi de ashaptandı.

Bunlardan vazgeçip sadece Resulullah'ın (s.a.a.) Medine' deki ashabından bahsedecek olsak, Resulullah'ın vefatından sonra onların arasında da nifak belirtilerinin ortaya çıktığını, hatta iman etmiş olanlarının dahi çoğunun, hilafet konusu yüzünden gerisin geriye dönüp mürted olduklarını görürüz.

Daha önce de hatırlattığımız gibi onlar Resulullah (s.a.a.) ve onun vasisi için tuzaklar kurmuşlar ve Peygam-

176 / Zikir Ehline Sorun

ber'e ölüm döşeğinde muhalefet etmişlerdi. Araştırmacı bir - kimse bu gerçekten asla kaçamaz. Çünkü tarih kitaplarını okuduklarında bu gerçekle karşılaşırlar. Allah Teala bunu en sağlam cümlelerle Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurmuştur:

"Muhammed sadece bir peygamberdir ve ondan önce de peygamberler gelmiştir. Eğer o ölür veya öldürülürse gerisin geriye (cahiliyeye) mi döneceksiniz? Kim geriye dönerse, Allah'a zarar veremez. Ve Allah şükredenlere ihsanlar edecektir."1

Bu şükredenler, Resulullah'a (s.a.a.) olan bağlılıklarını bozmayan ve ahitlerini değiştirmeyen azınlıkta olan sahabilerdir.

Bu açık ayet, Sünnilerin "ashabın münafıklarla ilgisi yoktur" şeklindeki iddialarını batıl etmektedir. Bu ayetin hitap ettiği kimselerin Resulullah (s.a.a.) zamanında münafık olmadıklarını kabul etsek dahi, kesinlikle bunlar Resulullah'tan hemen sonra değişmiş, gerisin geriye dönmüşlerdir.

Hadis ve tarih kitaplarında sahabilerin Resulullah (s.a.a.) zamanında ve Resulullah'tan (s.a.a.) sonraki hayatlarını ve Resulullah'ın (s.a.a.) onlar hakkındaki buyruklarını okuyacak olursak gerçekler birer birer ortaya çıkar.


PEYGAMBER(S.A.A)BAZI SAHABİLERİN İÇYÜZÜNÜ BİLDİRİYOR


Resulullah'ın (s.a.a.) ashap hakkında buyurduğu hadis-i şeriflerin, zayıftır diye reddedilmemesi için sadece Ehl-i
-------------------
1- Al-i İmran Süresi /144.

Ashap Hakkında / 177

Sünnet'in en çok güvenilir ve en sahih kitabı olan Sahih-i Buhari' deki hadislerle yetiniyoruz. Bu arada hatırlatmak gerekir ki, Buhari sahabenin saygınlığını korumak amacıyla bu konudaki birçok hadisi gizlemiştir.

Halbuki Sünnilerin diğer sahih kitapları onun kaç katını daha açık cümlelerle zikretmişler. Biz hüccetin tamamlanması için sadece Sahih-i Buhari'nin hadislerini getiriyoruz. Buhari, Sahih'inin "İman Kitabı, Müminin, Amellerinin Mahvolmasından Korkması Babı"nda şöyle rivayet eder:

İbrahim-i Teymi der ki: "Ben sözlerimi amellerime sunduğumda devamlı yalancı olmaktan korkuyordum." İbn-i Ebi Müleyke der ki: "Resulullah'ın (s.a.a.) ashabından otuz kişinin, münafık olduklarından korktuklarını gördüm. Onlardan hiçbiri Cebrail ve Mikail'in imanı üzerine olduklarını iddia edemiyordu..."1

İbn-i Ebi Müleyke, Resulullah'ın (s.a.a.) ashabından otuz kişinin münafıklardan olmaktan korktuklarını ve hiçbirinin sahih iman iddiası edemediklerini söylüyor. Peki, neden Ehl-i Sünnet onları peygemberler derecesine yükseltip onların eleştirilmesine müsaade etmiyor?

Yine Buhari, "Cihat ve Siyer Kitabı"nda şöyle nakleder:

Resulullah'ın (s.a.a.) ashabından olan Hatip bin Ebi Beltaa, Mekke müşriklerine bir mektup yazarak onlara Resulullah'la ilgili bazı bilgiler vermişti.

Onun mektubunu Resul-i Ekrem'e (s.a.a.) getirdiler. Resulullah (s.a.a.); "Ey Hatip! Nedir bu?" diye sordu. Hatip Resulullah'tan (s.a.a.) özür dileyerek, sadece Mekke'deki ailesini korumak iste-
---------------------------------

1- Sahih-i Buhari, c. 1 s. 19, iman Kitabı.

178/ Zikir Ehline Sorun

diğini söyledi. Resulullah (s.a.a.) onu tasdik etti. Ömer dedi ki: "Ey Resulullah! İzin ver de bu münafığın boynunu vurayım." Resulullah (s.a.a.) buyurdu ki: "O Bedir'de bizimle birlikteydi. Ne bilirsin, belki Allah Teala Bedir' dekilere "Ne yaparsanız sizi bağışlarım" buyurmuştur?"1

İlk sahabilerden olup Bedir savaşına da katılan Hatip, Resulullah'ın (s.a.a.) sırlarını Mekke müşriklerine gönderip ailesini korumak bahanesiyle Allah'a ve Resulüne ihanet ediyorsa ve Ömer bin Hattap da onun münafıklığına şehadet ediyorsa, Mekke'nin fethinden veya Hayber ve Huneyn savaşından sonra Müslüman olan sahabiler veya teslim olan "azatlılar" hakkında ne diyebiliriz?

Rivayetin son kısmında Resulullah'a (s.a.a.) atfen, "Allah Bedir savaşına katılanların işleyecekleri bütün günahları bağışlayacaktır" şeklindeki iddianın yorumunu okuyucuya bırakıyorum.

Buhari, Sahih'inin "Kur'an'ın Faziletleri Kitabı"nda Münafikun Suresindeki "Onlara mağfiret dilesen de, dilemesen de birdir. Allah onları kesinlikle bağışlama- yacaktır. Çünkü Allah, yoldan çıkmış topluluğu doğru yola iletmez." mealindeki ayet ile ilgili olarak şöyle yazar:

"Muhacider ve Ensar dan iki kişi birbiriyle kavga ederlerken, her ikisi de bağırarak kendi taraflarını yardıma çağırdılar. Resulullah (s.a.a.) bunu işitince, "Ne oldu?

Cahiliye feryatları mı yükseldi!" buyurdu. Dediler ki: "Ey Resulullah! Muhacirlerden biri Ensar dan biriyle kavga etti." Resulullah (s.a.a.); "kokuşmuş cahiliye davalarından
----------------------
1- Sahih-i Buhari, c. 4, s. 72.

Ashap Hakkında / 179

vazgeçin." buyurdu. Abdullah bin Übeyy bu sözü işiterek şöyle bağırdı: "Yapacaklarını yaptılar! Medine'ye döndüğümüzde üstün olanlar zelil olanları şehirden mutlaka dışarı çıkaracaklar." Bu sözler Resulullah'ın kulağına ulaştı.

Ömer dedi ki: "İzin ver de bu münafığın boynunu vurayım." Bunun üzerine Resulullah (s.a.a.); "Onu kendi haline bırak. Halkın, Muhammed ashabını öldürüyor demesini istemiyorum." buyurdu."1

Bu hadis münafıkların da ashaptan olduklarına açık bir delildir. Çünkü Resulullah, Ömer'in o şahsın münafık olduğuna dair sözünü reddetmemiş, ama "Resulullah ashabını öldürüyor" demesinler diye onu öldürmesine izin vermemiştir.

Resulullah (s.a.a.) ashabının birçoğunun münafık olduğunu biliyordu ve eğer bütün münafıkları öldürmek isteseydi ashaptan çok azı hayatta kalırdı. Bu acı gerçek Ehl-i Sünnet'in iddialarını açıkça çürütmektedir.

Buhari, Sahih'inin "Şehadat Kitabı, İfk Hadisi Babı"nda şöyle rivayet eder:

"Resulullah'ın (s.a.a.); "Birinin benim ehlime eziyet ettiğini duydum. Kim bana bu konuda yardım eder?" diye buyurması üzerine Sad bin Muaz ayağa kalkarak dedi ki: "Ya Resulallah! Ben seni himaye ederim.

Eğer o adam Evs kabilesinden ise boynunu vururum. Ve eğer Hazrecli kardeşlerimizden ise ne emir verirsen onu uygularım." Bundan önce iyi bir adam olan Hazrec kabilesinin büyüğü Sa'd bin Ubade bu sözleri duyunca, cahiliye duygulan kabararak dedi ki: "Vallahi sen yalan söylüyorsun. Senin onu öldürmeye gücün yetmez." Peşinden Esed bin Huzeyr kalkarak
------------------------

1- Sahih-i Buhari, c. 6, s. 191 - 192.

180 / Zikir Ehline Sorun

şöyle cevap verdi: "Vallahi asıl sen yalan söylüyorsun. Allah'a andolsun ki biz onu öldürürüz. Sen münafıksın ve münafıkları savunuyorsun." Böylece Evs ve Hazrecliler arasında tartışmalar başladı.

Neredeyse birbirlerini öldüreceklerdi. O sırada Resulullah (s.a.a.) minberdeydi ve sürekli onları susturmaya çalışıyordu. Sonunda onların susması üzerine Resul-i Ekrem (s.a.a.) de sustu."1

Görüldüğü gibi, Ensar'ın ileri gelenlerinden Sa' d bin Ubade, münafıklıkla suçlanıyor; oysa rivayetin de dediği gibi geçmişte iyi bir insandı. Allah Teala'nın Kur'an'da övdüğü Ensar'ın hepsi sinirleniyor ve Resulullah'ın (s.a.a.) ehlini ve ailesini inciten bir münafık yüzünden birbirleriyle savaşıp onu savunmak istiyorlar ve Resulullah'ın (s.a.a.) huzurunda seslerini yükseltip Resulullah'a (s.a.a.) saygısızlık etme cüretini gösteriyorlardı.

Hayatlarını Resulullah uğrunda savaşmaya ve onu savunmaya vakfeden bu insanlar Resulullah'ın (s.a.a.) vefatından sonra hilafet uğruna kızı Fatıma'tuz-Zehra'nın evini yakmak istiyorlarsa, buna şaşırmamak gerekir.

Buhari, Sahih'inin " Tevhid Kitabı"nda şöyle nakleder:

"Ali bin Ebi Talip Yemen'de iken Resulullah'a (s.a.a.) bir parça altın gönderdi. Resulullah (s.a.a.) onu bazı kimseler arasında dağıttı. Kureyş ve Ensar buna kızarak dediler ki:

"Nasıl oluyor da altınları Necdlilere veriyor da bizlere vermiyor?" Peygamber şöyle buyurdu: "Onların kalplerini İslam'a ısındırmak istedim." Birisi gelerek; "Ey Muhammed! Allah'tan kork!" dedi. Resulullah (s.a.a.); "Eğer ben
----------------------------
1- Sahih-i Buhari, c. 3, s. 229 ve c. 6, s. 130.

Ashap Hakkında / 181

Allah'a karşı günah işlersem, kim Allah'a itaat eder? Allah beni dünyadaki bütün insanlara emin olarak gönderdiği halde siz bana güvenmiyor musunuz?" buyurdu.

Bunun üzerine Halid bin Velid o adamı öldürmek için izin istediyse de Resul-i Ekrem (s.a.a.) izin vermedi. O adam gidince Resulullah (s.a.a.) buyurdu ki: "Bu adamın neslinden öyle adamlar gelecek ki Kur'an okuyacaklar, ama boğazlarından öteye geçmeyecek.

Bunlar tıpkı okun yaydan çıktığı gibi İslam' dan çıkacaklar. Müslümanları öldürecekler, ama puta tapanlarla işleri olmayacak. Onların zamanında yaşasaydım Ad kavmi gibi onları öldürürdüm."1

İşte bu da Resulullah'ı (s.a.a.) beytulmalın dağıtımında adaletsizlikle suçlayan ashaptan olan diğer bir münafıktır. O tam bir edepsizlikle Resulullah'a diyor ki:

"Ey Muhammed! Allah'tan kork!" Peygamber efendimiz onun münafık olduğunu ve neslinden gelen insanların İslam' dan çıkarak Müslümanları öldürüp putperestlerle işleri olmayacağını bildiği halde Halid bin Velid'in onu öldürmesine izin vermiyor.

İşte bu, "Eğer Resulullah (s.a.a.) ashabından bazılarının münafık olduğunu ve ileride Müslümanları saptıracaklarını biliyordu ise, onları öldürmesi ve böylece ümmetini ve dinini koruması gerekirdi." diyen Ehl-i Sünnet' e sağlam bir cevaptır.

Buhari, Sahih'inin "Sulh Kitabı"nda şöyle nakleder: Zübeyr'le Bedir savaşına katılmış olan Ensar' dan biri tarlalarından geçen su yolu konusunda birbirlerini Resulullah' a (s.a.a.) şikayete gittiler. Resulullah (s.a.a.) Zübeyr' e buyur-
----------------------------
1- Sahih-i Buhari, c. 9, s. 155.

182/ Zikir Ehline Sorun

du ki: "Ya Zübeyr, sudan yararlandıktan sonra onu komşuna bırak." Ensar' dan olan adam bunu duyunca kızarak, "Ya Resulallah! Amcanın oğlunun tarafını mı tutuyorsun?" dedi. Bunun üzerine öfkeden Resulullah'ın (s.a.a.) yüzünün rengi değiştiği halde Zübeyr'e buyurdu ki; "Tarlanı sula sonra duvarlara ulaşıncaya kadar suyu tut..."1

Bu da, Peygamber efendimizin şahsi duygulara kapılarak amcasının oğlunun lehine taraftarlık ettiğine inanan ve utanmadan Resulullah'ı (s.a.a.) suçlayarak gazaptan mübarek yüzünün renginin değişmesine sebep olan ashabın münafıklarından diğer bir örnektir.

Buhari, Sahih'inin "Cihat ve Siyer Kitabı"nda Abdullah'tan şöyle nakleder:

Resulullah (s.a.a.) Huneyn savaşında elde edilen ganimetlerin taksiminde bazılarına ayrıcalık tanıdı. Örneğin; Akra' bin Habis' e ve Uyeyne'ye yüzer deve verdi.

Yine bazı kabile reislerine çok bağışta bulundu ve onları diğerlerinden üstün tuttu. Birisinin (itiraz ederek); "Vallahi bu taksim de adalet ve Allah'ın rızası gözetilmemiştir!" dediğini duyunca;

"Vallahi bu sözü Resulullah'a (s.a.a.) ulaştıracağım." dedim ve Resulullah'ın huzuruna gelerek olayı anlattım. Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurdu: "Eğer Allah ve Resulü adaleti uygulamazsa, peki kim adaleti uygular? Allah Hz. Musa'ya rahmet etsin. O, bundan daha fazla incindiği halde sabretti.. "2

Bu da Resulullah'ın (s.a.a.) ashabından bir başka müna-
-------------------
1- Sahih-i Buhari, c. 3, s. 245.
2- Sahih-i Buhari, c. 4, s. 115.

Ashap Hakkında / 183

fiktır. Bu zat Kureyş'in ileri gelenlerinden olması sebebiyle rivayeti nakleden şahıs zamanın hükümetinden korktuğu için onun adını söylememiştir. Gördüğünüz gibi bu münafık Resulullah'ın (s.a.a.) adil olmadığını ve malların taksiminde Allah'ın rızasını gözetmediğini vurguluyor; hatta buna yemin bile ediyor.

Evet! Resulullah (s.a.a.) bundan daha fazla eziyetler gördüğü halde Allah yolunda sabretti.Buhari, Sahih'inin "Yaratılışın Başlangıcı Kitabı, İslam' da Nübüvvetin Alametleri Babı"nda şöyle nakleder:

Ebu Said-i Hudri der ki: "Bir gün Resulullah'ın (s.a.a.) huzurundaydık, Resulullah da ganimetleri bölüyordu. Ansızın Temim Oğulları kabilesinden Zulhuvaysara içeri girerek; "Ya Resulallah! Adaleti uygula." dedi.

Hz. Peygamber buyurdu ki: "Yazıklar olsun sana. Eğer ben adaleti uygulamazsam, kim uygular ki? Eğer ben adil olmazsam, sen zavallı ve ziyankar olursun." Ömer ayağa kalkarak; "Ya Resulallah!

İzin ver de boynunu vurayım." dedi. Resul-i Ekrem (s.a.a.) buyurdu ki: "Kendi haline bırakın onu. Onun öyle dostları var ki, sizlerden bazıları kendi oruç ve namazlarını, onların oruç ve namazları karşısında küçük görür. Onlar Kur'an okurlar, ama kalpleriyle ona inanmazlar. Onlar okun yaydan çıkması gibi dinden çıkarlar."1

Bunlar da sahabeden olup halkın karşısında dindar görünen bir başka çeşit münafıklardır. Öyle ki Resulullah (s.a.a.) Ömer'e; "Sizlerden bazıları oruç ve namazlarını, onların oruç ve namazları karşısında küçük ve değersiz görür." buyuruyor. Kuşkusuz, onlar Kur'an da ezberliyorlardı, ama Kur'an onların boğazlarından aşağı inmiyordu.
-----------------------
1- Sahih-i Buhari, c. 4, s. 243.

184/ Zikir Ehline Sorun

Resulullah'ın (s.a.a.); "Onu kendi haline bırak. Çünkü onun kendisi gibi dostları vardır..." buyurması ashabın arasında birçok münafiğın olduğunu göstermektedir.

Buhari, Sahih'inin "Edep Kitabı"nda şöyle nakleder:

Aişe der ki: Resulullah (s.a.a.) bir şey yaptı ve halkın ondan yararlanmasına izin verdi. Bazıları bundan kaçındılar. Resulullah'ın (s.a.a.) bundan haberi olunca minbere çıkarak bir hutbe okudu.

Allah'a hamd ve senadan sonra şöyle buyurdu: "Niçin halktan bazıları benim yaptığım şeyden çekiniyorlar? Vallahi ben Allah' i onlardan daha çok tanıyor ve Allah'tan daha çok korkuyorum."1

Bu da Resulullah'ın (s.a.a.) sünnetinden kaçınan diğer bir grup sahabedir. Şüphesiz onlar Resulullah'ın (s.a.a.) hareketlerini hafife alıyorlar ve alay ediyorlardı. Dolayısıyla Resulullah'ın (s.a.a.) onlara hutbe okuyarak Allah'a yemin ettiğini, Allah'ı onlardan daha çok tanıdığını ve O'ndan daha çok korktuğunu buyurduğunu da görüyoruz.

Buhari, Sahih'inin "Mezalim Kitabı"nda Ata vasıtasıyla Cabir'den ve Tavus vasıtasıyla da İbn-i Abbas'tan şöyle rivayet eder:

Resulullah (s.a.a.) Zilhicce ayının dördüncü günü hac için Mekke'ye girdi. Bize umre yapmamızı emretti. Sonra da eşlerimizin bize helal olduğunu buyurdu.

Bu söz halkın arasında yayıldı. Ata Cabir' den şöyle dediğini nakleder: "Bizlerden biri, erkeklik uzvundan meni damladığı halde Mina'ya giderdi."2 Bunun üzerine Cabir bu işten sakınmayı
---------------------------
1- Sahih-i Buhari, c. 8, s. 31.
2- Değerli okuyucuların aflarına sığınarak edebe aykırı bu sözleri tercüme ettik.

Ashap Hakkında / 185

daha uygun buldu. Bu haber Resulullah'a (s.a.a.) ulaşınca bir konuşma yaparak buyurdu ki: "Duyduğuma göre bazıları şöyle böyle diyorlar.Vallahi ben onlardan daha takvalı ve Allah'a daha yakınım."1

Bu da Resulullah'ın (s.a.a.) şer'i hükümlerle ilgili emirlerine muhalefet eden ashaptan başka bir gruptur. Resulullah'ın; "Bazıları şöyle böyle diyorlar." buyurmasından da anlaşılacağı gibi, sahabilerin birçoğu, Mina'ya giderken erkeklik uzuvlarından meni damlamasın diye(!) helal olmasına rağmen eşleriyle ilişkide bulunmaktan kaçınıyorlardı.

Bunlar, herhalde her cinsel ilişkiden sonra gusledip temizlenmeleri gerektiğini bilmiyorlarmış! Yoksa, Mina'ya giderken erkeklik uzuvlarından meni damlamazdı herhalde! Acaba bunlar Allah'ın hükümlerini Resulullah'tan (s.a.a.) daha mı iyi biliyorlardı? Veya kendilerinin daha mı takvalı olduklarını zannediyorlardı?

Şüphesiz, Resulullah'tan (s.a.a.) sonra Ömer'in yasakladığı mut' a nikahı (geçici evlilik) da bu konumdadır. Resulullah'ın (s.a.a.) hayatında onun emirlerine karşı çıkarak hac mevsiminde umre ihramından çıktıktan sonra eşleriyle ilişkide bulunmaktan kaçınanların,

Resulullah'ın (s.a.a.) vefatından sonra mut'a nikahını haram etmelerine ve onu tıpkı bugünkü Sünniler gibi zinadan farksız görmelerine şaşırmamak gerekir.

Buhari, Sahih'inin "Cihat ve Siyer Kitabı"nda Enes bin Malik'ten şöyle nakleder: Allah Teala, Hevazin kabilesinin mallarından bir kısmını fey' olarak Resulullah'a (s.a.a.)
--------------------------

1- Sahih-i Buhari, c. 3, s. 114.

186/ Zikir Ehline Sorun

verince, o da onları Kureyş'ten bazılarına verdi. Ensar dediler ki: "Allah, Peygamberini affetsin. Malları Kureyş'e verirken bizi mahrum bırakıyor. Halbuki kılıçlarımızdan onların kanı damlıyor" Bunun üzerine Resulullah (s.a.a.) Ensar'ı bir araya topladı ve Ensar'dan olmayan hiç kimseyi oraya sokmadı. Sonra onlara; "Sizden bazı sözler duydum, neler oluyor?" diye sordu.

Onlar sözlerini tekrarlayınca şöyle buyurdu: "Ben, yeni Müslüman olanlara mal veriyorum. Siz, onların mallarıyla gitmelerine ve kendinizin Allah Resulüyle birlikte kalmasına razı olmaz mısınız?

Vallahi sizin elde ettiğiniz, onların elde ettiklerinden daha hayırlı- dır." Ensar; "Evet, ey Resulullah, razı olduk" dediler. Resulullah da şöyle buyurdu: "Siz benden sonra çok bencillikler göreceksiniz. Havuz'un başında Allah'a ve Resulüne ulaşıncaya kadar sabredin." Enes dedi ki: "Ama biz sabretmedik"1

Bütün Ensar'ın içinde Resulullah'ın (s.a.a.) yaptıklarına razı olan, onun heva ve heveslerine uymadığını bilen ve Allah'ın; "Hayır, Rabbine andolsun ki onlar aralarındaki tartışmalarda seni hakem kılmadıkları, senin hükmüne razı ve teslim olmadıkları ve senin hükmünden rahatsız oldukları sürece mümin olamazlar."2 ayetini anlayacak, aklı başında bir adam yok muydu acaba?

"Allah Peygamberini affetsin" dediklerinde Resulullah'ı (s.a.a.) savunacak bir adam yok muydu? Ayrıca, "razı olduk" demeleri de görünüşteydi. Dolayısıyla Enes bin Malik'in; "O bize sabrı tavsiye etti, ama biz sabretmedik"
-----------------------
1- Sahih-i Buhari, c. 4, s. 114 - 115.
2- Nisa Suresi /65.

Ashap Hakkında / 187

şeklindeki tanıklığı tamamen yerindedir.

Buhari, Sahih'inin "Meğazi Kitabı, Hudeybiye Savaşı Babı"nda Ahmed bin Eşkab'dan şöyle nakleder: Muhammed bin Fuzeyl, Ahi bin Musayyib'den, o da babasından şöyle nakleder:

Bedi bin Azib'i görünce ona dedim ki: "Ne mutlu sana! Resulullah'la konuşup ağacın altında ona biat ettin." Bunun üzerine Bera dedi ki: "Ey kardeşimin oğlu! Sen ondan sonra neler yaptığımızı ve dinde ne bidatler çıkardığımızı bilmiyorsun?"1

Doğru söylüyorsun ey Bera bin Azib! Halkın çoğu, Resulullah'ın (s.a.a.) vefatından sonra ashabın neler yaptığını bilmiyor. Resulullah'ın (s.a.a.) vasisi ve amcasının oğlu Hz. Ali'ye zulmedenler, onu hilafetten uzaklaştıranlar,

Resulullah'ın kızı Fatıma'tüz-Zehra'ya eziyet edenler, kendisi de içinde olduğu halde evini yakmakla tehdit edenler, babasının bağışı, mirası ve humus konusunda hakkım gasp edenler,

Peygamber'in sünnetinin yazılmasını yasaklayanlar, yazılanlarını yakanlar, böylece halkın gerçek sünne- te ulaşmasını engelleyenler, Resulullah'ın Ehl-i Beyt'ine lanet okutturup sövdürenler, onları sürgün edip öldürenler,

hükümeti Allah ve Resulüne düşman olan münafıklar ve fasıkların eline verenler; evet, bütün bunları yapanlar ashaptan değiller miydi?! Ama maalesef Ehl-i Sünnet'in geneli bunları bilmez. Onlar, sadece "Hulefa Okulu"nun şahsı içtihatlarla Allah ve Resulünün hükümlerini değiştirip "güzel bidatler" adını verdikleri şeyleri bilirler.

Bu yüzden Ehl-i Sünnet' e şöyle sesleniyoruz: Ey kardeşler! İnsanların Resulullah (s.a.a.) ile birlikte olmalarına
------------------------------
1- Sahih-i Buhari, c. 5, s. 159 - 160.

188 / Zikir Ehline Sorun

aldanmayın. Resulullah'ın (s.a.a.) ilk sahabilerinden olan Bera bin Azib aslında kardeşinin oğluna şöyle demek istiyor: Ne Resulullah (s.a.a.) ile birlikte olmamız, ne de ağacın altında ona biat etmemiz seni aldatmasın.

Ondan sonra neler yaptığımızı sen bilmiyorsun. Allah Teala buyuruyor ki: "Sana biat edenler gerçekte Allah'a biat etmektedirler. Allah'ın eli onların elinin üzerindedir. Kim biatini bozarsa, kendi aleyhinde bozmuştur."1

Biatini bozan sahabiler o kadar çoktu ki, tarih kitaplarının da yazdığı gibi, Resulullah (s.a.a.), Hz. Ali'ye (a.s.) onlarla savaşıp onları öldürmesini emretmiştir.

Buhari, Sahih'inin "Cuma Kitabı"nda Cabir bin Abdullah'tan şöyle nakleder: Şam' dan gıda maddeleri taşıyan bir kervan gelmişti. Biz de o anda Resulullah (s.a.a.) ile Cuma namazı kılıyorduk.

On iki kişi dışında herkes namazı bıra- kıp kervana doğru koşunca şu ayet nazil oldu. "Bir yerde bir ticaret veya boş bir iş gördüklerinde oraya doğru koşup seni yalnız bırakırlar... "2

Bunlar da içlerinde Allah korkusu olmayan münafıklardan başka bir grup! Resulullah'ın (s.a.a.) arkasında Cuma namazı kıldıkları halde onu yalnız bırakarak ticaret ve alış verişe koşuyorlar.

Acaba bunlar, imanları kamil Müslümanlar mı? Yoksa namazı hafife alan ve namaza kalktıklarında üşenerek kalkan münafıklar mı? Tabii, sadece Resulullah (s.a.a.) ile namaza devam eden on iki kişi bunun dışındadır.
---------------------
1- Fetih Suresi / ıo.
2- Sahih-i Buhari, c. 2 , s. 16 ve c. 3, s. 71 ve 73.

Ashap Hakkında / 189