USUL-U DİN ON DERSTE İNANÇLARIMIZ
 


İKİNCİ İMAM


Hasan-ı Muçteba. Ali b. Ebu Talib

Hicretin üçüncü yılında Medine-i Münevvere'de dünyaya geldi. Hicretin 50. yılında Ebu Süfyan oğlu Muaviye'nin azmettirdiği Eş'as kızı Cüde tarafından zehirletilerek şehid edildi. Mübarek bedeni Cennetü'l-Bakî'de Türbe içinde defnedildi. Peygamber (s.a.v) efendimiz, O ve kardeşi hakkında şöyle buyurdu:
"Hasan ve Hüseyn imamdır; ister kıyam etsinler, ister otursunlar." 35
Yine Peygamber efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu:

"Hasan ve Hüseyn cennet gençlerinin efendisidir."
Cabir diyor ki İmam Hasan'dan (a.s) şöyle duydum; buyurdu: "Güzel ahlakın nişanesi on tanedir:
1-Doğru sözlülük. 2-Gerçek yiğitlik (veya dürüstlük). 3-Dilenene vermek (el açan fakire yardımda bulunmak). 4-İyi huyluluk. 5-İyiliklere

karşılık vermek. 6-Sila-i Rahim yapmak. 7-Komşuyu korumak. 8-Hakkı sahibine teslim etmek (hak şinaslık). 9-Misafiri güzel ağırlamak 10-Bunların hepsinin başı da hayalı olmaktır."36
Babası Hz.Ali'dir (a.s). Annesi Hz.Fatime'tuz Zehra'dır (a.s). Peygamber efendimiz (s.a.v) O'nun hakkında şöyle buyurdu:

"Fatıma her iki cihan kadınlarının hanımefendisidir."37
"Fatıma cennet kadınlarının hanımefendisidir.1'38

"Fatıma benim bedenimin bir parçasıdır; kim O'nu incitirse beni incitmiştir, kim O'nu severse beni sevmiştir." 39
Nakledilir ki, Muaviye'nin Hz.Ali (a.s) aleyhine yürüttüğü zehirli propagandanın etkisinde kalan Şamlı bir adam ne yazık ki halen bir çok insan Hz.Ali (a.s) hakkında yanlış şeyler söylüyor.İmam Hasan'ı (a.s) görünce Hz.Ali'ye sövmeye başladı. İmam hiç bir şey söylemeden Şamlı adam susana kadar dinledi.

Daha sonra Şamlı adama dönerek selam verdi ve gülümseyerek şöyle dedi:
"Yabancı biri olduğunu düşünüyorum. Bir ihtiyacın olursa karşılarım. Kılavuzluk istersen yol gösteririm. Açsan karnını doyurayım. Elbise istersen temin edeyim. Muhtaçsan zengin edeyim.

Yolunu şaşırmışsan yol göstereyim."
Bu güzel ahlakı gören Şamlı adam Emeviler'in Ehl-i Beyt hakkında kendilerini ne kadar aldattıklarını anlayınca ağlamaya başladı ve şöyle dedi: "Şehadet ederim ki sen, yeryüzünde Allah'ın kullarına hüccetisin. Allah-u Tealâ risaletini kime vereceğini çok iyi bilir. Şimdiye kadar baban ve sen benim yanımda en kötü ve sevimsiz insandınız. Şimdiyse sen, benim için Allah'ın en çok sevdiği kişi durumundasınız."40

SEKİZİNCİ DERS


Üçüncü İmam Hz. İmam Hüseyin (a.s)
Babası Ali (a.s), annesi Allah'ın elçisinin kızı Fatıma'dır.
Hicretin dördüncü yılı Şevval ayının üçüncü gününde Medine-i Münevvere'de dünyaya geldi. Yetmiş iki ashab, yaran ve Ehl-i Beyt'iyle beraber Muharrem'in onuncu günü, Hicret'in altmış birinci senesinde Kerbela denilen yerde şchadete erişti. Kerbela'da defin edildi.

İlk ağlayıp yas tutan kişi efendimizin eşi müminlerin annesi Ümmü Seleme'ydi. Peygamber efendimiz bir şişe içerisinde Kerbela toprağından kendisine vermiş ve şöyle demişti:

"Cebrail (a.s) bana Hüscyn'imin ümmetim tarafından şehid edileceğini haber verdi ve şu türbeti bana getirdi. Dedi ki: 'Bu toprak kana döndüğü (kan rengi aldığı) zaman biliniz ki, Hüseyin şehid edilmiştir.'
Ümmü Seleme yanındaki türbeti saklıyor, her fırsatta ona bakıyordu. Toprağın kana döndüğünü görünce; 'Vay Hüseyn! Vay peygamberin oğlu

vay!' diye feryat edip ağladı. Bunu gören kadınlar dört bir yandan feryad edip ağladılar. Öyle bir izdiham oldu ve yas töreni tutuldu ki; Medine o ana kadar böyle bir şeye şahit olmamıştı.41
İmam'ın, Oğlu Zeynulabidin'e Vasiyeti
"Oğlum, Allah'tan başka yardımcısı olmayan kişiye zulüm etmekten kaçın." 42
İmam Hüseyn'in alçakgönüllüğü

İmam Hüseyn'in (a.s) alçakgönüllülüğü hususunda yazılanlardan birisi de şöyledir:
Bir yerden geçerken fakirler sofralarını açmış torbalarından çıkardıkları ekmek kırıntılarını yiyiyorlardı. İmam'ı görünce sofraya davet ettiler. İmam sofraya oturdu ve onlarla beraber ekmek yedi. Ve buyurdu "Şüphesiz Allah-u Tealâ mütekebbir insanları sevmez. Siz çağırdınız ben kabul ettim. Ben de sizi çağırırsam icabet edermisiniz?" Sofradakiler "Evet ey Resulullahın oğlu." dediler. Bunun üzerine imam da onları evinde ağırladı.

DÖRDÜNCÜ İMAM


Ali b. Hüseyin Zeynelabidin (a.s)
Hicretin 38. yılı, Şaban ayının beşi cuma günü Medine'de dünyaya gelmiştir. Hicretin 99. yılında zehirle şehadete erişmiştir. Mezarı Bakîdedir.
Annesi son Fars imparatoru'nun kızı Şah Zenan'dır.

İmam yirmi yaşında Kerbela faciasına şahit olmuştu. Hasta olduğu için savaş meydanına çıkarak düşmana karşı savaşamamıştı.
Alnında bulunan secde izlerinden dolayı abid ve zahid olarak tanınıyordu. Cenazesi yıkandığı zaman geceleri sırtında fakirlere taşıdığı çuvalların izleri omuzlarında görülüyordu.
Sözlerinden Bir Örnek

"Sakın tembellik yapıp, kararsız olmayın bu ikisi bütün kötülüklerin anahtarıdır. Tembellik yaparsan hakkı eda edemezsin. Kararsız olursan hakka tahammül gösteremezsin."

İmam'ın Heybeti
İmam Zeynelabidin'in (a.s) müslümanlar arasında ki azamet ve konumu hakkında şöyle rivayet edilir:
İmam Kabe'yi Tavaf Ediyor

İmam hac ziyaretindeyken Emevi halifelerinden olan Hişam b. Abdul Melik Mescid-i Heram'a geldi. Hacerü'1-Esved-i ziyaret etmek istediysede kalabalık yüzünden yapamadı. Ortamın sakimleşmesi için oturup beklerken İmam Zeynelabidin geldi. Hacerü'l-Esved'e yaklaşınca imamın heybet ve azametini gören halk kenara çekildi.

İmam yaklaşarak istilam (Hecerü'l-Esved'i selamlamak) edip ziyaret etti. Hişam'ın etrafında olan Şam halkı, gördükleri karşısında hayrete düştüler. Hişam'a dönerek 'Bu adam kimdir?' diye.sordular. Şam halkı imamı tanıyıp sevmesinler diye O'nu tanımadığını söyledi ve doğru söylemekten kaçındı.
Meşhur şairlerden Ferezdak da oradaydı.'Ben onu iyi tanırım' dedi. Bazı Şamlılar 'Bu kimdir ey Eba Firas?' dediler. Bunun üzerine Ferezdak şu şiiri okudu:

Bu öyle birisi ki Mekke ve çevresi O'nu tanır.
Kabe tanır O'nu, ihram ve harem tanır.
Bu, Allah'ın kullarının en hayırlısının oğludur.
O takidir, paktır, tahirdir, alimdir.
O'nun babası Ahmed'i muhtardır.

Kalem yazdıkça Allah O'na salat eder.
Bu olaydan çok rahatsızlık duyan Hişam, Ferezdak'ın gösterdiği cesaretinden dolayı tutuklanmasını emretti.

BEŞİNCİ İMAM


Hz.İmam Muhammed Bakır (a.s)
Hicretin 58. yılında Medine'de doğdu, 114. yılında zehirletilerek şehid edildi. Bakî Mezarlığı'nda defnedildi.
Peygamberin sahabesi Cabir b. Abdullah Ensa-ri'den şöyle rivayet edilmiştir:

Peygamberle beraber oturmuştuk. Hz.Hüseyin odasında oyun oynuyordu. Buyurdu ki: "Ey Cabir! Bunun Ali adında bir oğlu olacak. Kıyamet gününde bir Munadi; 'Kalksın abidlerin efendisi1 diye seslendiği zaman O'nun oğlu Zeynelabidin kalkar: O'nun da bir oğlu olur: adı Muhammed'tir. O'nu gördüğün zaman benim selamımı söyle."43


Başka bir hadiste şöyle rivayet edilmiştir: Peygamber (s.a.v) Cabir'e şöyle buyurdu:
"Sen o kadar yaşarsın ki, Hüseyn'imin torunlarından Muhammedi görürsün. O, din ilimlerini açar yaygınlaştırır. O'nu gördüğün zaman selammı söyle." 4
İslami ilimler gelişip yayıldı. Bir çok alim O'ndan ders alıp ilim öğrendi.

Bazı Sözleri
"Halkın size söylemelerini sevdiğiniz en güzel şeyleri halka söyleyiniz. Allah-u Tealâ müminlere lanet okuyup sövenleri sevmez."45
Oğlu İmam Cafer Sadık'tan (a.s) şöyle rivayet edilmiştir:


"Babamın yatağını hazırlar gelmesini beklerdim. O gelip yatağına yatınca ben de kendi yatağıma giderdim. Bir gün geç kalınca kalkıp babamın peşinden Mescid-i Nebi'ye gittim. Kimse yoktu. Babamı secde halinde gördüm.Ve şöyle dediğini duydum:"
"Bütün noksanlıktan münezzeh olan Allah-u Tealâ benim rabbimdir. Ey Rabbim! Sana kulluk ve kölelik duygusuyla secde ediyorum! Allah'ım! Kullarını yeniden dirilttiğin gün beni cehennem ateşinden koru." 46
Alim Yetiştirmeye Verdiği Önem

Bir çok alim ve ravi yetiştirmiştir. Talebeleri İmamın gidişatından derinden etkilenmişlerdi.
Bundan dolayıdır ki, İmam Cafer Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:

"Babamın ashabı, hayatlarında da öldükten sonra da bize ziynet olmuşlardır."47
Rivayet edilir ki, vefat edeceği zaman oğlu İmam Cafer Sadık'a (a.s) şöyle vasiyette bulundu: "Oğlum, benim ashabıma iyilikte bulun." İmam da babasının sözüne şöyle cevap verdi: "Babacığım, onlardan biri Mısır'da (uzakta olması kastediliyor) bile olsa başkasına muhtaç olmasına müsaade etmeyeceğim. O'nların ilim ve irfanlan'mn artması için o kadar çalışacağım ki başka bir alime soru sorma ihtiyacı duymasınlar."


ALTINCI İMAM


İmam Cafer Sadık (a.s)
Hicretin 80 yılında Medine'de doğmuş, 148. yılında zehirletilerek Medine'de şehid edilmiş ve Bakî mezarlığında defin edilmiştir.
İmam, alim yetiştirmek için gereken önemi vermiş ve bir çok Islami ilim dalında mutahassıs alimler yetiştirmiştir. Hasan b. Ali Veşşa şöyle diyor: " Küfe Camisi'nde 900 alim gördüm, hepsi İmam Cafer Sadık'ın kendilerine öğrettiği hadisleri anlatıyor; O'ndan hadis naklediyorlardı."48
Öğrecilerinden Bazıları

Zürare b. A'yan, Muhammed b. Müslimi Sekafi, Cabir b. Hayyam (dünyaca ünlü kimyager)... İmam Cafer Sadık'ın öğrencilerindendir.
Ehl-i Beyt Şia'sının (a.s) ilim, kültür ve bilgilerini yayarak bir çığır açmadaki öneminden dolayı işte tam bu dönemde "Şia İmamiyye îsna Aşeriyye" mezhebi O'nun adıyla tanınıp 'Caferi Mezhebi' adıyla meşhur oldu.
Ebu Cafer-i Mansur, İmam Cafer Sadık'a (a.s) şöyle haber gönderdi:

"Halkın bize gelip gittiği gibi siz neden bizi ziyaret etmiyorsunuz?"
İmam (a.s) buyurdu:"Dünyahk bir şeyimiz yok ki, onu korumak için senden korkalım. Sizde ahiretlik bir şey yok ki, onu arzulayahm. Senin elinde tebrik edeceğimiz bir nimet yok ki; eziyetinize vesile olalım. Bir sebep yok ki, halk gibi gelip gidelim."49

İmam'ın Sözlerinden
"Kim zalimin zulmünü mazur göstermeye çalışırsa, Allah o mazlumu ona musallat eder. Dua etse müstecap olmaz. Uğradığı haksızlıktan dolayı da Allah ona mükafaat vermez." Zekeriya b. İbrahim'den şöyle nakledilir: "Ben Hristiyandım, müslüman oldum. Hacda İmam Sadık'ın yanına gittim. Bana 'Allah seni hidayet etsin, istediğin soruyu sor' dedi. Dedim ki 'babam ve annem hristiyandır. Annemin gözleri görmüyor ne yapayım?1 İmam: 'Annene itina göster, iyi davran ve hizmetinde dur.'diye buyurdu."

Zekariya diyor ki "Kufe'ye döndüğüm zaman anneme öncekinden daha şefkatli davrandım ve yardımcı olup hizmetini yaptım. Annem bana 'oğlum, benim dinimdeyken bana karşı bu kadar iyi değildin. İslam dinini kabul ettikten sonra seni değiştiren nedir? diye sordu.

O'na, Peygamberimizin oğullarından biri bana 'annene iyi davran' diye tavsiyede bulundu dedim.
Annem: 'Oğlum senin dinin ne güzel dindir, bana öğretir misin?' deyince ben de İslam'ın temel konularını ve bazı emirlerini öğrettim. O da iman getirip müslüman oldu. Daha sonra vefat etti." Allah-u Tealâ rahmetinden ayırmasın.

Yedinci İmam Musa Kazım (a.s)

Hicretin 128. yılında dünyaya gelmiş ve 183 Hicride Harun Reşid'in zindanında zehirletilerek şehit edilmiştir. Bağdat'da 'Kazimiyye' diye tanınan bir bölgede defin edilmiştir.

Kendisinden görülen hilim ve kızgınlığını yenmesinden dolayı 'Kazım1 lakabını almıştır.
Döneminin yönetiminden bir çok baskı ve zulüm görmüş, göz hapsinde tutulmuştur. Özellikle Harun Reşid döneminde defalarca gözaltına alınıp bırakılmış, bazende yıllarca hapiste tutulmuştu. Birçok kez baskı ve işkenceye maruz tutulmuştur.
Muhammed b. Talha Şafii O'nun hakkında şöyle demiştir:

"O, büyük bir imam, şanı yüce, çalışkan, abidliğiyle meşhur bir müçtehitti. Allah'a itaate dikkat eden, bir çok kerameti olan, geceleri secde ve kıyamla geçiren, gündüzleri oruç tutup sadaka verendi. Kendisine karşı yanlış davrananları geniş hilmiyle bağışlayıp affettiği için 'kazım' olarak tanınmıştır."51
Vasiyeti

Hişam b. Hekeme şöyle buyurmuştur: "Allah-u Tealâ'nın insanlara iki hücceti vardır; biri zahiri hüccetidir, diğeri batini hüccetidir. Zahiri hüccetleri; elçiler, nebiler ve imamlardır. Batini hüccetler ise akıllardır. Ey Hişam! Akıllı insanların yapt klan az amel makbuldür ve fazladır. Cahil ve nefsine uyan kimsenin yaptığı amel çokta olsa kabul değildir."

Hikayet edilir ki, birgün imam Musa Kazım bir zenginin evinin önünden geçiyordu. O sırada içeriden müzik sesi duyuluyordu. Evin hizmetçisi biriken çöpleri atmak üzere kapıya çıkıverdi. Hizmetçi yaklaştıkça İmam: "Bu ev kime aittir? "diye sordu.
Hizmetçi: "Efendim Bişr'e aittir" cevabını verdi.

İmam: "Efendin kul mudur? Yoksa özgür müdür?" diye sordu.
Hizmetçi:"Evet hürdür, kul değildir. "İmam: "Öyle ya, kul olsaydı mevlasına itaat ederdi. Kendisini Allah'a kul görseydi, içki içip müzik dinleyerek Allah-u Tealâ'ya isyan edip günah işlemezdi."dedi.

Bu konuşmadan sonra geriye dönen hizmetçi sarayın kapısından içeri girdi. Hizmetçinin geciktiğini fark eden Bişr: "Neden geç kaldın?" diye sordu. Hizmetçi imamla arasında geçen konuşmayı anlattı. İmamın sözleri Bişr'i çok etkiledi. Elindeki içki kadehini yere atarak ayakyalın imamın peşinden koşmaya başladı. İmamı görünce tanıdı ve tövbe etti. Daha sonra 'Bişri Hafi' diye tanınmış abid ve zahitlerden biri oldu.

SEKİZİNCİ İMAM


Ali b. Musa Rıza (a.s)
Hicretin 148. yılında doğdu, 203. yılında zehirletilerek şehit edildi. Horasan'ın Tûs bölgesinde defin edildi. Müslümanlar arasında fazilet ve hikmetle tanındı. Öyle ki, Abbasi halifelerinden Me'mun tarafından imama Veliahtlık teklif edildi.
Halifenin aşırı baskı ve tehdidi yüzünden yargı işlerinin sorumluluğunu üstlenmemek şartıyla veliahtlığı kabul etmek zorunda kaldı.

İmam Rıza (a.s) zındık ve inançsızlara karşı çıkarak mücadale etti. Hadis kaynaklan imamın onlarla birçok tartışmalarını nakletmiştir. Hatta üstünlüğü o kadar yaygınlaştı ki, düşmanlarının arasında dostlarından daha fazla sayılır oldu.
İnıam'ın Sözlerinden

Buyurdu:"Her kişinin arkadaşı aklı; düşmanıysa
cahilliğidir."
"Temizlik peygamberlerin ahlakındandır." Rivayet edilir ki, Ebu Nevas imam Rıza'yı met etmediği için kınanınca şöyle dedi:


Dediler ki, halktan en iyi sensin Söz ustası ve arif olan sensin, Sana en güzel methiyeler yakışır. Mücevher deyer bilenin elinde iyidir. Neden Musa'nın oğlunu met etmedin dediler. O'nun güzel ahlakından söz etmedin. Diyorum ki ben imamı hakkıyla Övemem. Cebraildir Onun babasına hismetçi olan. Derler ki, Ebu Mensur bin Abdurrazzak Tus şehrinin valisine sordu: "Senin oğlun var mı?" Vali: "Hayır yoktur."dedi.

Ebu Mensûr:"Neden İmam Rıza'nın türbesine gidip bir oğlun olması için Allah-u Tealâ'ya dua etmiyorsun? Ben gittim bazı şeyler istedim Allah-u Tealâ isteklerimi bana verdi." dedi.

Vali diyorki: "Ben de Meşhed'e gitmeye niyetlendim. -O'na selam olsun- İmam Rıza'nın türbesinde bir oğlum olması için Allah'a dua ettim. Allah-u Tealâ bana bir erkek evlat nasip
"Allah'ım! Bize de dünyada imam Rıza'nın ziyaretini; ahirette ce

ddinin, babalarının ve kendisinin efaatini nasip eyle."
Nakledilenlerden birisi de şöyledir; Süleyman bin Cafer El-Caferi isminde biri diyor ki: "İmamın huzurundaydım. Sofra önümüzde yemek yiyorduk. Hızla birinin geldiğini gören imam yemekten el çekti. Adam yanımıza varınca şöyle dedi: 'Zübeyri şimdi öldü.' (o zalim bir hakimdi) İmam Rıza başını sallayarak şöyle dedi: 'Zübeyri'nin bu gece bir günah işlediğini düşünüyorum." Ayet buyuruyor ki:

"Sonunda günahlarından dolayı boğuldular. Ardından ateşe sokulurlar." 53
Daha sonra imam yemeğe devam etti. O sıratla hizmetçi geldi. Zübeyri'nin geçen gece aşırı içkiden öldüğünü söyledi."

DOKUZUNCU İMAM


Muhammed b. Ali el-Cevad (a.s)
Hicretin 195. yılında doğmuş, 220. yılında Abbasi Halifesi Multesim emriyle zehirletilerek şehit edilmiş ve Kazimeyn'de defin edilmiştir.

Yaşının genç olmasına rağmen ilim ve faziletle tanınmış, Me'mun, kızı Ümmü Fazl'ı İmam Rızayla evlendirmişti. Babasının ölümünde İmam'ın dokuz on yaşlarından fazla olmamasına karşın ilim ve marifette ki üstünlüğü ve zekası be-lirginleşti. Oysaki başka üstad görmemiş, ilim öğrenmemişti. Böylece Ehl-i Beyt İmamlan'nın ilim ve fazilette başkalarından üstün, farklı ve müstağni oldukları keşfedilmiş oldu.
Sözlerinden Bazıları

İmam buyurdu:
"Cahil konuşmayip sussaydı, halk ihtilafa düşmezdi."
"Mümin kişi Allah-u Tealâ'nın yardımına, nefsinden nasihatçıye ve nasihat edenin nasihatine muhtaçtır."
Ravilerden biri olan Ahmet b. Hasan şöyle diyor: "Medine-i Münevvere'de peygamberin mescidinde, İmam Cafer Sadık'ın (a.s) oğlu İmam Rıza'nın amcası Ali'nin huzurunda oturmuş ilim öğreniyorduk.

O sırada imam Muhammed Cevad içeri girdi. Ali hemen yerinden kalktı. Cübbe ve ayakkabısını giymeden karşılamak için koştu. O'nun elinden öperek O'na saygı ve hürmet gösterdi. İmam Cevad dua ederek oturmasını istedi. Ali O'na 'Hayır. Sen ayaktayken ben oturamam? cevabını verdi. Bu konuşmadan sonra Ali dersine geri döndü. Bazı kişiler O'nu kınayarak 'Sen O'nun babasının amcası oluyorsun. Bu yaptığın abartılı değil mi?' dediler.

Ali b. Cafer onlara şöyle cevap verdi: "Lütfen susar mısınız, 'Kendi sakalından tutarak: 'Allah beni imamete layık görmeyipte şu genci seçmişse O'nun faziletini nasıl inkar edebilirim?
Söylediklerinizden Allah'a sığınırım.' dedi."54

Yine şöyle bir olay anlatılır: İmam Cevad Bağdat'tan Medine-i Münevvere'ye giderken Küfe şehrinin kapısına vardı. Namaz kılmak için buradaki mescidin avlusuna girdi. Mescidin bahçesinde kurumuş bir Çiğde ağacı vardı. Ağacın dibinde abdest alarak cemaat namazı kıldı.

Sonra dört rekatta akşamın sünnetini kılıp namazın akabinden dua edip şükür secdesinde bulunduktan sonra mescitten ayrıldı. Kurumuş Çiğde ağacının yeşerip meyve verdiğini gören cami halkı şaşırıp kaldı. Meyvesinden yeyince çok tatlı ve çekirdeksiz olduğunu gördüler.55


ONUNCU İMAM


Ali b. Muhammed El-Hadi (a.s)
Hicretin 212. yılında Samerra'da doğdu, 254. yılında zehirle şehit edildi. Aynı yerde defnedildi.
İmam Hadi (a.s), dönemindeki hakim güçten, özellikle Ehl-i Beyt'e karşı aşırı kin ve düşmanlık güden Abbasi halifesi Mütevekkil tarafından bir çok baskı, eziyet ve işkenceyle karşılaştı. Mütevekkil Ehlibeyte öyle şedid düşmandı ki, İmam Hüseyn'in (a.s) Türbesi'nin yıkılmasını ve ziyaretçilerinin cezalandırılmasının emrini vermişti.

İmam'ı Medine'den Irak'a getirmek üzere Herseme b.Yahya'yı görevlendirdi. Yahya diyor ki: "Medine'ye gittim. İmam'ın evine girdim. İmam'ın hayatından endişelenen ev halkı öyle bir feryad etti ki, o zamana kadar halk öyle bir şey görmemişti. Sanki dünya ayağa kalkmıştı." Çünkü imam onlara çok iyi davranmış,

ihsanda bulunmuştu. Mescit ehliydi. Dünyaya asla meyletmedi. Yahya: "Onları sakinleştirmek için O'na yanlış birşey yapmaya görevli olmadığıma, üzücü bir durumun olmayacağına yemin ettim. Sonra evi aradım. Kur'an, birkaç tane dua ve ilmi kitaptan başka bir şey bulamadım. Bu durum İmam'ı gözümde çok büyüttü."56

İmamın1 in (a.s) Sözlerinden "Kimin nefsi kendisine ihanet ederse onun şerrinden emanda olunmaz."
Abbasi halifesi Mütevekkil'in saray kapısında Abdurrahman adında biri durmuştu. İmam Hadi'yi getiriyorlardı. Abdurrahman, içinden dua ederken bir yandan da İmam'a bakıyordu.

İmam da ona bakıyordu. İmam O'na yaklaştığında şöyle buyurdu; "Allah duam kabul edip ömrünü uzattı, malını ve evladım çoğalttı." Bunu duyan Abdurrahman İmam'dan çok etkilendi. Abdurrahman diyor ki: "Allah-u Tealâ İmam'm duasıyla bana hayır ve bereket kapısını açtı. Servetim çoğaldı ve on tane oğlum oldu. Bundan sonra O'nun imametini kabul ettim." 57 Yirmi üç Muharrem hicri 1427. yılında, zalim Saddam rejiminin kanlı kalıntılarının eliyle, İmam Hadi ve İmam Hasanı Askeri'nin türbeleri bomba koymak suretiyle tahrip edildi.

ONBİRİNCİ İMAM


İmam Hasan b. Ali el-Askeri (a.s)
Hicretin 232. yılında Samerra'da doğdu, 260. yılında şehit edildi. Orada defin edildi.
Muhammed b. Abdul Aziz Belhi diyor ki: Bir sabah Ganem Caddesi'nde oturmuştum. Ebu Mu-hammed'in evinden çıkıp Darul Amme'ye doğru geldiğini gördüm. Kendi kendime, 'Ey insanlar; Bu Allah'ın size hüccetidir.

O'nu tanıyın!' diye bağırmak istedim. Ancak Öldürülmekten korktum. İmam (a.s) bana yaklaşınca şehadet parmağıyla ağzını işaret ederek susmamı istedi. Aynı gece O'nu gördüm. Bana şöyle dedi: 'Şüphesiz sırrımızı gizlemek konusunda Allah'tan kork."

Zamanın zalim hakim gücü bir kaç defa O'nu tutuklamış, Abbasi halifesi imam'ı, memurlarından Salih b.Vuseyf adlı birinin gözetiminde hapsetmişti. Abbasilerden bazıları İmam'a çok baskı yapmasını tavsiye etmişti. Salih onlara demişti ki: "Ne yapabilirim ki? Başına iki kötü adam koydum, abid oldular." Sonra onları getirtti.

Onlara: "Yazıklar olsun size! O adama neden iyi davranıyorsunuz?" diye sorunca onlar: "Gündüzleri oruç tutup bütün gece namaz kılan, kimseyle konuşmayan ve ibadet dışında hiç birşey yapmayan bir insana ne diyebiliriz? Bize baktığı zaman kemiklerimiz titremeye başlıyor, kontrolümüzü kaybediyoruz."Bunları duyan Abbasiler ne yapacaklarını şaşırdılar.59
İmamın (a.s) Sözlerinden

"Karşılaştığına selam vermek ve meclisin başında oturmamak alçak gönüllülüğün göstergesidir."
"Çocuğun küçük yaşta annesine karşı cüret göstermesi, büyüdüğünde ak olacağının (inci teceğinin) gösterir."
İmam (a.s) Samerra'da, kendi evinde şehadele ermiş ve babasının mezarının yanında defin edilmiştir. Mezarının üzerine bina inşa edilmiş, ve daha sonra altın kubbe yapılmıştır.

Dostlarının ziyaret ettiği mekanlardan olmuştur.
Yirmi üç Muharrem hicri 1427 yılında, zalim Saddam rejiminin kanlı kalıntılarının eliyle. İmam Hadi ve İmam Hasanı Askeri'nin türheleri bomba koymak suretiyle tahrip edildi.

ONİKİNCİ İMAM


Hicretin 255. yılında dünyaya gözlerini açtı ve hala yaşamaktadır. Allah-u Tealâ'nın izniyle zuhur edip gelecektir.
İbn-i Hecer diyor ki: "Babasının vefatında beş yaşındaydı. Ancak Allah-u Teala küçük yaşta kendisine hikmet bahsetmişti."60
Peygamber ve Ehl-i Beyt'ten İmam Mehdi'nin ismi.ve zuhuru hakkında bir çok hadis vardır.
Birinci Hadis

Hz.Ali'den (a.s) gelen hadiste şöyle buyrulur; Peygamber'in (s.a.v) şöyle söylediğini duydum: "Mehdi benim Ehl-i Beyt'imdendir. Allah-u Tealâ O'nun eliyle bir gecede (dünyayı) İslah eder."61
İkinci Hadis

Said b. Museyyib şöyle diyor: Ümmül müminin Ümmü Seleme'nin yanındaydık. İmanı Mehdi hakkında konuştuk. Ümmü Seleme dedi ki; Peygamder (s.a.v) buyurdu:
"Mehdi kızım Fatıma'nın evlatlarındandır."

Üçüncü Hadis
Hadiste Abdullah şöyle naklediyor: Peygamber (s.a.v) buyurdu: "Dünyaya benim Ehl-i Beyt'imden bir Arap hakim olur. Adı (Muhammed Mehdi) benim adımdır."62

Dördüncü Hadis
Başka bir hadiste Peygambcr'den (s.a.v) şöyle nakledilir: "Benim Ehl-i Beyt'imden biri gelir. Adı (Muhammed Mehdi) benim adımdır."63
Beşinci Hadis
Peygamber'den (s.a.v) başka bir hadiste "Dünya'nın bir günlük ömrü kalmış, olsa Allah o günü o kadar uzatır ki, benim evlatlarımdan biri gelir; dünya zulüm ve sitemle doldurulduğu gibi onu adaletle doldurur." rivayet edilmektedir.64
Altıncı Hadis

Dübeli Hüzai diyor ki: Sekizinci İmam, Rıza'ya uzun bir şiir okudum. Şu beyte gelince;
İmamın gelmesi kesindir, gelecektir. Allah'ın adıyla, hayır ve bereketle gelir. Bütün hak ve batılı ayırt edecektir. Nimet, ceza ve mükafaat verir.

İmam (a.s) ağladı ve başını kaldırarak: "Ey Hüzai! Ruhul Kudüs bu beyitlerde senin dilinle konuştu."65 dedi.
Allah-u Tealâ imam Mehdi'yi (a.f) gaybete çekti. İstediği zaman uygun bir ortamda vazifesini yerine getirmek, Allah'ın ahkamını uygulamak üzere gelecek ve yeryüzünü imar edecektir.

Görüyoruz ki, müslümanların peygamber efendimizden rivayet ettikleri hadisler, imam Mehdi'nin ahirezzamanda zuhur edeceğini göstermek tedir. Henüz doğmadığını ifade eden hiçbir rivayet bulunmamaktadır. Bu da imam Mehdi'nin doğumu ve gaybeti hakkındaki Şia düşüncesiyle bağdaşmaktadır.

Gaybet Dönemi İki Bölümdür;
Birinci gaybet dönemi Gaybeti Sugra'dır
(küçük gaybet dönemi). Hicretin 330. yılına kadar sürmüştür. Bu süreçte imamla halk arasında elçiler olmuştur. Bu görevi yürütenler Bağdat'ta yaşamışlar, Ölünce orada defnedilmişlerdir. Mezarları herkes tarafından bilinmektedir.
Özel Temsilcileri

1-Osman bin Said-ul Amri. İmam Hasan Askeri'nin güvendiği bir kişiydi. Hicretin 280. yılında vefat etmştir.
2-Muhammed bin Osman bin Said-ul Amri. Hicri 304. veya 305. yılında vefat etmiştir.
3-El-Hasan bin Ruh Nevbahti. Hicri 320 yılında vefat etmiştir.

4-Ali bin Muhammed Es- Samuri. 328. veya 329. hicri'de vefat etmiştir.
Son temsilcisi Muhammed Samuri'den sonra özel temsilcilik dönemi kapanmıştır. Gaybeti Sugra dönemi bitmiş ve Gaybeti Kubra dönemi başlamıştır. Zuhuruna Allah-u Tealâ'nın izin vereceği güne kadar devam edecektir.
Kim bu dönemde özel temsilci olduğunu söylerse yalancı ve iftiracıdır.

Hasan bin Ahmedil Mukettep naklettiği bir hadiste "Medineti Selam'da (Bağdatta) bulunuyordum. Şeyh Ebul Hasan Ali bin Muhammed Es-Semuri vefat etmişti. (Allah O'nun ruhunu dahada kutsallaştırsın.) Vefatından birkaç gün önce yanına gitmiştim. Halka şu mektubu getirmişti:

Bismillahirrahmenirrehim
Ey Ali bin Muhammed-ul Samuru Allah-u Tealâ senden dolayı kardeşlerine hayırlı mükafaat versin. Sen, altı gün sonra öleceksin. İşlerini toparla. Senden sonra kimseye senin yerinde oturmasını tavsiye etme. Artık büyük gaybet dönemi başlamıştır. Allah-u Tealâ zuhuruma izin verinceye kadar devam edecektir. Müddetler geçecek, kainler kasvetleşecek ve yeryüzü zulümle dolacaktır. Şia'mdan beni gördüğünü iddaa eden olabilir. Bu, süfyani çıkmadan ve gökten ses gelmeden olursa yalancı ve iftiracıdır.

Güç ve kuvvet,yüce ve büyük olan Allah'tandır."
Ahmed'i Mukattep diyor ki: "Mektubun bir
nüshasını alarak yanından çıktık. Altıncı gün tekrar O'nun yanına geldik. Acı çekiyordu. O'na "Senden sonra temsilcin kimdir?" diye sordular. Dedi ki:"Allah-u Tealâ daha iyi bilir, O işin sahibidir. "Bu O'ndan duyulan son söz oldu. Allah O'ndan razı olsun ve O'nu razı etsin."66

Büyük gaybet döneminde müminlerin, dini ahkamı ve şer'i konulan tanıyıp öğrenmek için, üstün ilim seviyesi olan seçkin fakih ve adil müçtehitlere müracaat etmesi gerekmektedir. İmam Mehdi'nin mektubuna uymak için bu gereklidir. Buyurdu: "Vuku bulacak meselelerde bizim hadisimizi nakledenlere müracaat ediniz. O'nlar benim sizlere hüccetimdir. Ben de size Allah-u Tealâ'nın hüccetiyim."67

İmam Mehdi'nin (a.s) Müminler'e Duası
"Aliahumme bi-heqqi men nacake ve bi-heqqi men deake fil-berri vel-behr. Selli ela muhemmedin ve alihi ve tefazzel ela fuqerai'l-muminine ve'l-muminat bilğinai ve's-seeti ve eİa merze'İ-muminine ve'f-mumİnati bi'ş-şİfaİ ve's-sihhetİ ve'r-rehe ve ela ehyai'l-muminİne ve'l-muminati bi'l-lutfi ve'l-kerameti ve ela emvatİ'l-muminine ve'l-muminarİ bi'l-meğfiretİ ve'r-rehmeti ve ela ğurebai'l-müminine ve'l-mumİnaH bi'r-reddi İla evtanihim salimine ganimin, bi-heqqi muhemmedin ve alihi ecmein."

Anlamı: Allah'ım! Denizde ve karada Seninle münacat edip, Seni çağıranın hürmetine. Muhammed ve Al-i'ne salat gönder. Mümin erkeklere ve mümine kadınlara zenginlik ve genişlik ver. Mümin erkeklere ve mümine kadınlara şifa, sağlık ve rahatlık ver. Hayatta olan müslüman kadın ve erkeklere lütuf ve keramet ihsan eyle.

Ölmüş müslüman kadın ve erkeklere rahmet ve mağfiret eyle. Gurbette olan müslüman kadın ve erkekleri salim kazançlı olarak vatanlarına döndür. Muhammed ve Al-i hürmetine." 68
Yirmi üç Muharrem hicri 1427. yılında, zalim Saddam rejiminin mutaassıp eli kanlı cinayetkar taraftarları ve tekfircilerin eliyle imam Mehdi'nin (af) doğduğu ve gaybe çekildiği Samerra'daki ev, bomba koyularak tahrip edildi.


BEŞİNCİ BÖLÜM: Mead


Ölen insanları dünya hayatından sonra Allah-u Tealâ'nın yeniden dirilteceği anlamına gelmektedir. Dünyada yaptıklarından dolayı onları hesaba çekecek ve hesaplan tamamlanacaktır. Her şahıs ameline göre ya cennet nimetlerinden faydalanacak ya da cehennem ateşinde azap görecektir.
Kur'an-ı Kerim bir çok ayet ve hadiste kıyamet gününde dirilişe ve hesap gününe dikkat çekerek vurgulamıştır. Allah Teala:
"Sura üflendiği zaman, Allah'ın diledikleri dışındakiler göklerde ve yerde kim varsa düşüp ölürler. Sonra ona bir daha üflenir ve hemen ayağa kalkarak beklerler."

Kainatı öldükten sonra yeniden diriltmek Allah-u Tealâ için zor değildir. Şüphesiz yüce Allah her şeye kadirdir. Bunu zor ve uzak bilen inkarcılar için ilk yaratılışı hatırlatmıştır. O'nu ilkin yaratan, Öldükten sonra bir daha yaratabileceğine gücü olduğunu beyan etmiştir. Kur'an'da: "Kendi yaratılışını unutarak bize bir Örnek verdi.
Dedi ki: 'Çürümüş Ve dağılmış bir haldeyken bu kemikleri kim diriltecek?'

De ki: Onları ilk kez yaratan diriltecek ve O, her yaratılanı bilendir,"70
Sevgili okurlar; her müslüman hayatını Allah-u Tealâ'ya kulluk ederek, hayır ameller işleyerek en iyi şekilde değerlendirmelidir. Allah-u Tealâ'nın beğenisini, mükafaat ve vereceği sevabı kazanmak için günah işlemekten, müslümanın şanına layık olmayan her türlü davranıştan uzak durmalıdır.

"Rabbimiz! Şüphesiz biz: 'Rabbimize iman edin1 diye imana çağıran bir davetçiyi işittik ve iman ettik. Rabbimiz! Artık bizim günahlarımızı bağışla. Kötülüklerimizi ört ve bizi iyilerle birlikte öldür..." "Rabbimiz! Peygamberlerin Vasıtasıyla vaat etmiş olduklarını bize ver ve kıyamet gününde bizi rezil etme.

Şüphesiz sen, asla sözünden dönmezsin."derler.
İşte bu, temel inançlanmızdır. Bir takım başka esaslar da vardır ki, daha ayrıntılı kitaplarda anlatılmıştır.
Buraya kadar temel inançlarımızın özetini sizlere sunmuş bulunuyorum.

Müslüman kardeşlerimizin, bacılarımızın ve özellikle yeni yetişen aziz gençlerimizin bu kitaptan en iyi şekilde yararlanmalannı ümit ederim. Allah-u Tealâ'dan bu çalışmayı en güzel biçimde bizden kabul buyurmasını niyaz ediyorum. Kıyamet günü benim hata lanmı affetsin. Mağfiretinden ayırmasın. Şüphesiz Allah-u Tealâ rahman ve rahimdir.
Receb Ayı'nın sonu Hicri. 1424 Seyyid Riyaz El-Hekîm


KAYNAKÇA


l-Al-iîmran/19
2- Fussilet/53.
3-Enbiya/22.
4-Nisa/40.
5-Fatır/15.
6-Duhan/38,39.
7-Ahzab/40.
8-Mu'cem-ul Kebir, C. 11, S. i K9.
9-Bakara/258.
10-Enbıya/69.
ll-Şu'ara,41-48.
12-Al-ıîmran/49.
13-İsra/88
14-Hud/13-14.
15-Bakara/23-24.
16- El-Bidaye Ven-Nihayc, CIO, S.584.
17-Rum/17.
18-Ulûm'ul-Kur'an Durusun-Mcnheciyye, 14.
19-Alak/l-5.
20-Şu'ara/214.
21-Hicr/94.
22-Tarih'ul Umemi ve'1-Mülûk, C.2, S.84.
23-EI-Cami'us-Sahih lit-Tirmizi, 5/6,63
24-es-Sıratil Mustaqim, C.2, S. 100.
25-Daha fazla bilgi için El-Gadir'İn 6. cilt sayfa 21'c ve
kaynaklara müracaat edebilirsiniz.
26-Tarih'ul-ümemi vel-Müluk, 2/63
27-Maide Suresi/ 67
28-El-Kadir'e müracaat ediniz, 1/31 O da Mcslodıvk'ııt
Sahiheyn'den nakletmiş! ir.
29-Maide Suresi/ 3; es-Sevaik'ul-Muhrika, 42, Tirnıi/ı,
Ne sai ve Ahmed b. Hanbel.
30-Sevaik-ul-Muhrika, 44 Darul Kutni'den naklctmiştîr.
31 -el-Kadir Hafız Ebu Naim el-İsfahani'den naklen,
32- Nehc'ül-Belağa, es-Subhi, S.495.
33- el-Ğarat kitabına müracaat ediniz, 2/140-142.
34- Nefehat mine's-Sire, 60. 35-Tarihi Yakubi
36-Müşkülül Asar, C. 1,S.48.
37-Bihar'ul-Envar, 34/291.
38-el-Cami'us-Sahih lil Buhari, 4/183, 289,219.
39-Sahihu Buhari fi bid'ul-Halk.
40- Menakibi AH b. Ebi Talip, 3/184.
41-Yakubi Tarihine Müracaat ediniz, 2/226.
42-el-Kafi, 2/331.
43-Sevaik'ul-Muhrika, S. 201.
44-Rekibtu-Sefine, 550; İrşad-ı ŞeyhMüfid.
45-Aynı kaynak, 553.
46-El-Kafi, C.3, S.323.
47-Siretul Eimmetil-İsna Aşer, C.2, S.200.
48-Ricalu Necaşi, 40.
49-Ve Rekibtu Sekine, 562.
50-El-îhtisas, 195.
51-Vc Rekibtu Sekine, S.565; o da Metalibi Sual'dan naken.
52-Usul-uKafic,C.l,S.322.
53-Nuh/25.
54-İrşad, C.2, S.288.
55-İsbat'ulHudat, 3/285.
56-İsbatül Hudat, 582.
57-KeşfilĞimme,C.3,S.212.
58-El-kafi,C.l,S.512.
59-Rekibtu Şefine, 852.
60-Sünen-i İbn-i Mace, C.4, S.454.
61-Aynı kaynak
62-Muhazirat fil İlahiyyat; Müsned-i Ahmcd b. Hanbelden.
63-Tirmizi,C.4,S,.5O5.
64-Sevaik'ul Muhrika, S.208.
65-Rekibtu Sefine, S.59.
66-Biharu'l-Envar, C.51, S.361.
67-Vesailu'ş-Şia,C18,S.10l. 68-El-Misbah,281,306.
69-Zümer/68.
70-Yasin/77-78. 71-Al-i imran/193-194.