YENABİ-ÜL- MEVEDDE
 

Bismillahirrahmanirrahiym.


Semavatı ve arzi yaradan, yeryüzünü yayıp döşeyip, semayı ona tavan yapan, dağları yüceltip arza direk yapan, pınarları halk edip fışkırtan, rüzgârları estiren, felaketleri emreden ve istediği zaman kaldıran, semavatı yıldızlarla süsleyen,

Felekleri tedbir ve teshir eden, onları taksim edip menziller takdir eden, bulutları yaradıp yerden yere sevk eden, yıldızlara ışık veren, cisimleri ölçüsü ile evsafiyle halkeden, dehri dürüp dertop edip bulandıran, hadeseleri getiren ve götüren, rızıkları tekeffül eden ve tedbir eden ve ölüleri dirilten Allah'a hamd ederim.

Ni'metlerine ve ni'metlerinin bolluğuna ve o ni'metlerin devamlılığına hamd ederim. şeriki olmayan Allah'ın vahdaniyyetine şehadet ederim, öyle bir şehadet ki şehadet edeni selamete götürür ve azabdan emin kılar. Ve şehadet ederim ki Muhammed (S.A.V.) O'nun Resulü ve Resullerin hatimi, Enbiyanının ekremi, efdalı ve Fahr-i Kainatdır, hak olan da'vetinin fatihi ve nasiridir.

Allah o Zat-i A'layı öyle bir ümmete gönderdi ki, şairleri putlara medhiye yazar.
işte o ümmete, öyle nasihat etdi ve öyle hidayet kapılarını açdı ki, sancakları yükseldi ve minberleri nurlandı. Kur'an mu'cizesi ile şeytanı ve saltanatını perişan etdi. Arabın en azğınlarının ve kâfirlerinin burnunu yere sürtü. Onun da'vası, ilk ziyaretçisi ile hak oldu. Onun şeri'at-ı Mutahharası ile şereflenen, ebediyyen şereflenir.

Allah'ın salat u selamı Resulüne ve onun unsur-u pakıne ve şecere-i mübarekesine olsun.
Ey nas! Olan oldu ve olacak olan olmaktadır. Önümüzde öyle bir zaman var ki; iş başına namerdler geçecek, idareyi kadınlar ele alacak, arzu ve istekler artacak, reyler çoğalacak, müşkiller büyüyecek, şikayetler artacak, da'vaların ve sorunların ardı arkası kesilmeyecek, arz zelzelelerle.

Sarsılacak, farzlar yerine getirilmeyecek, emanet gizlenecek, hiyanet zahir olacak, iddialar çoğalacak, eşkıya galip gelecek, sefihler öne çıkacak, salihler geride kalacak, Kur'an sınırlanmaya ve saptırılmaya çalışılacak, Kamarin menzilleri kızaracak, fetret zirveye çıkacak, Hicret altılanınca çökük burunlular ortaya çıkacak, önüne geleni yakıp yıkacaklar, silip süpürecekler.

Keysan'a gelecekler, Horasan'i tahrib edecekler, kaleleri yıkacaklar, kan dökerek Irak'ı feth edecekler... Ah... ah, tekrar ah, ah onlara, her bulduğunu yiyip bitiren geniş ağızlara..."
İmam Ali as bundan sonra, bir sağına bir soluna bakdı ve derin bir nefes aldı: "Hayır... hiç çare yok, bunlar muhakkak olacak" buyurdu ve bir müddet huşu ve hudu içinde sakin kaldı.

Bu esnada Süveyd bin Nevfel'il Hilali yanına gitdi ve: "Ya Emirel-mu'minin! Sen bunlar olurken orada mı idin, gözünle mi gördün, nereden biliyorsun?" deyince, imam Ali (K.V.) ona döndü, bakdı ve gadabla şunları söyledi:

"Keşki anan seni doğurmamış olsaydı. Ey korkak, ey habis ve ey yalancı! Kahrolası ve yok olası" dedi ve tekrar söze başladı:
"Ben sırların sırrıyım, ben nurların agacıyım, ben semavatin deliliyim, ben tesbih edenlerin enisiyim, ben Cebrail'in haliliyim, ben Mikail'in arkadaşıyım meliklerin kumandanıyım, feleklerin semendeliyim, ben safilerin kabıyım, ben elvahın muhafızıyım, karanlığın kutbuyum, ben Beyt-i Ma'murum, bulutların yağmuruyum, gayıbların nuruyum, hüccetlerin feleğiyim, ben hüccetlerin hüccetiyim, ben mahlukatın doğru yola sevk edicisiyim, ben hakikatlerin muhakkıkıyım, tevil'in açıklayanıyım, incil'in müfessiriyim,

ben Al-i Aba'nın beşincisiyim, yol göstericilerin rehberiyim, koruyucuların koruyucusuyum, ben A'rafın ricalıyım, ben ibrahim'in sırrıyım, Kelim'in resulüyum, ben evliyanınvelisiyim, Enbiyanın varisiyim, ben Gafur'un hicabıyım, Celinin en seçkiniyim, ben incil'in iliya'sıyım, ben şedidul-kuvayım, ben Livaul-Hamd'ın taşıyıcısıyım, ben Mahserin imamıyım, ben Kevserin sakisiyim, ben Cennetlerin taksim edicisiyim, ben ateşden uzaklaşdıranım, ben dinin arı beyiyim, ben muttakilerin imamıyım, ben Muhtar'ın varisiyim, ben yardımcıların yardımcısıyım, ben kafirlerin yok edicisiyim, ben imamların babasıyım, ben kapıyı sökenim, ben ahzabı dağıtanım, ben kıymetli cevherim, ben ilm şehrinin kapısıyım, ben beyyinatın müfessiriyim, ben müşküllerin halledicisiyim,

ben "nun velkalem'im, ben karanlıkların kandiliyim, "meta" suali benim, ben "Hel eta" suresinin memduhuyum, ben "ennebe'ul azim"im, "sirat-i mustakim" benim, sedeflerin incisi benim, Kaf dağı benim, harflerin sırrı benim, zamanı kısaltan benim, sarsılmayan dağbenim, ilmin zirvesi benim, gayıbların anahtarı benim, kalplerin kandili benim, ruhların nuru benim, esbah'ın ruhu benim, önüne geçilmeyen süvari benim, kınından sıyrılan kılıç benim, katledilen şehid benim, Kur'an'ı cem'eden benim, beyan'ın binası benim, Resulullahın kardeşi benim, Betul'ün zevci benim, islam'ın direği benim, putları kıran benim, en iyi işiten kulak benim, cinnin katili benim,

mu'minlerin salihi benim, felaha erenlerin imamı benim, kerem ve seha sahiplerinin imamı da benim, Nübuvvet esrarının hazinesi benim, evvelkilerin haberlerini bilen benim, sonrakilerin haberlerini veren benim. Ben kutupların kutbuyum, ben sevgililerin sevgilisiyim. Zamanın beşiği benim, zamanın isa'sı benim. Vallahi Hakkın yüzü benim, billahi Allah'ın aslanı benim. Arabın efendisi benim, sıkıntıları açan benim. Hakkında "La feta illa Ali" denilen kimse benim. Resulullahın "Senin, benim yanımdaki misalin, Musa'nınHarun'u gibidir" dediği kimse benim. Beni Galib'in aslanı Aliyy'ebni Ebi Talib benim."

Bu esnada suali soran şahıs, canhiras bir feryad ile sayha etdi, yere düşdü ve öldü.
İmam Ali hutbesine devam ile: "Rüzgârları yaradanı, ümmetleri tasarrufeden Allah'a hamd eder, ism-i A'zam ve Nur-u akdem Muhammed sallallahu aleyhi vesellem ve Ali'ne salat u selam ederim" dedikden sonra şöyle buyurdu
"Bana semavatın yollarını sorunuz, ben onları arzın yollarından daha iyi bilirim. Beni kaybetmeden önce sorunuz. Göğsüm ilm-i ilahi ile denizler gibi çoşup taşdı. istediğinizi sorunuz."

ilimde rusuh bulanlar, hükema, evliya-i kamilin ve asfiya yanına yaklaşdilar, basdığı yerleri öpdüler ve ism-i Azam bahsi içün söze devam etmesini istediler. Zat-i Ala sözüne şöyle devam etdi:
"Sancak-i Muhammedinin ve Devlet-i Ahmedinin kılıcı ile ve hali ile, Mehdi (Kaim) (A.S.) zuhur edecek, arzı yaşanacak hale getirecek, farzı ve sünneti ihya edecek" dedikden sonra şöyle devam etdi:"Ey şanından mahcub ve halimden gafil olan!

Acaibat, havatırının asarıdır, garaib zamairimin esrarıdır. Zira ben hicabı yırtdım, acaibati izhar etdim. Kapıyı getirdim, doğruyu söyledim. Gaybların hazinelerini açdım, kalblerin esrarını çözdüm. Maarifin letaifini cem'etdim, letaifin irfan rumuzlarını vaz'etdim.

Söylediğim bu sözlerin kulpuna yapışanlara ne mutlu! Zuhurunu haber verdiğim "O İMAMIN" arkasında namaz kılanlara müjdeler olsun! Çünki o "Kilab-ı Mastur"un ve "Rakk-ı Mensur"un ma'nalarına vakıfdır. "Beyt-i Ma'mur'a ve Bahr-i Mescur'a girer çıkar" dedikden sonra şu şi'ri söylemeye başladı:
(Meali)
işte ben evvelinin ilmine haiz oldum,
Ve ben ahirinin ilmine ketumum.
Esrar-ı gaybın hepsini açdım,
Olmuş ve olacak hepsi bende.
Her kayyumun kayyumu benim,
Bütün alemleri muhit'im ve alim'im.
istersem Fatihanın tefsirinden yetmiş deveyi yüklerim.


Bundan sonra söze şöyle devam etdi:


"Kaf vel Kur'anil meciyd" oyle kelimeler ki esrarı hafi. Öyle ibareler ki asarı celi, ariflerin kalplerinin pınarları, lataif-i gaybıyyenin kandilinden ardı arkası kesilmeyen tecelliler, keskin ve delici yıldızlar gibi… Fehimlerin sonu ilimlerin başlangıcı. Hikmet her hâkimin kaybetdiği mail, "Subhanel Kadim"in ihsanıdır. Kitab açılır, cevab okunur dedikden sonra, gaibden ba'zı haberler vermeye başladı:

Abbasilerin saltanatına işaret ederek: "Ya ebel-Abbas ente imamennas ya Mansur, tekaddem ila bina'issur".**
İmam Ali bundan sonra tekrar Mehdi-i Muntazar'a işareten şöyle buyurdu:
"Sübhan olan Allah, arzı öldürdükden sonra nasıl diriltiyorsa, vakti geldiği zaman, hükmü sahibine verecekdir. 'Zalike takdiyrul aziyzil aliym" dedi ve hutbesini bitirdi.

İmam Ali bir gün kıyamet alametlerinden bahsederken: "Arab arazisi Cennet gibi olmadan kıyamet kopmayacakdır" buyurdular.
Sibteynin*** muallimi Yahya bin A'kab, Resulullahın (S.A.V.) âlem-i cemale tesrifinden sonraki gaib haberlerini bildiren bir şi'rinde; Siffeyn harbi, Kerbela Vak'ası, Ehl-i Beytin başına gelen felaketlerden ve ümmet-i Muhammedin içine düşdüğü büyük fitnelerden haber verdikden sonra Mehdi-i Muntazar hakkında şunları söylüyor:

* ilk Abbasi halifesi.
** Abbasilerin ikinci halfesi Mansur'un Bağdad surlarını inşa ede ceğine işaret ediyor.
*** imam Hasan ve imam Hüseyn.
Ehline ma'lum olan doksanın yirmisinde, Muhakkak imam Mehdi zuhur edecek.
Yüzü esmer, ay gibi nur-u ilahi ile pırıl pırıl, Kirpikleri uzun, nazarları hoş ve latif.
Hak, adalet ve burhan ile zuhur edecek,
O zaman önünde yüce bir imam göreceksin.

Doğudan batıya kadar bütün beldeler,
İtaat-i samile ve kamile ile kendisine tabi olacak.
Öyle sulh u selamet olacak ki,
Koyunlarla kurtlar yan yana otlayacak adl u eman içinde.
Dünyada kırk sene hükmedecek, ve sonra, Her fani gibi âlem-i bakaya teşrif edecek.

Sıbteyn'in muallimi hakkı söyledi, Allah'ın emri ile imam-ı kavi Kaim olacak.
Muhyeddin-i Arabi Mehdi Resul hakkında diyor ki: "Esrar-i ulum-u ilahiden olan Mehdi hakkındaki esra-rın pek azını halletdik:
Ey imam! Çık artık, islam atıl kaldı.
Onu başlangıc haline döndürmek sana farz kılındı.

Zaman huruf üzerine döndüğünde Allah'ın adıyla Mehdi kalkacak.
Oruçdan sonra Hatim'de çıkacak
Ey bu haberi işitenler, onu görürseniz
Benden ona selam söyleyin."
"Kitabul isabe"de Ebuttufeyl bin Vâsile El-Kinani şöyle dedi:

Ben Resulullahın (S.A.V.) son sekiz senesini idrak et-
dim. Resulullah (S.A.V.) Ebu Bekir ve ömer faziletlerini daima zikrederlerdi. Fakat Hz. Ali'yi (as) her zaman hepsinden üstün tutarlardı. Bu sahabi ittifak ile enson vefat eden sahabedir.
Ali bin Ebi Talib'in herkesden efdal olduğu Selman i Karisi, Ebi Zerr-i Gifari, Mikdad, Hubab bin'il Ert, Cabir bin Abdullah'il Ensari, Ebu Sa'id'il Hudri ve Zeyd bin Erkam tarafından zikrolunmuşdur.

Haşim bin ismail El-Hüseyni El-Bahrani'nin "El-Maliacce" ismindeki kitabında Kur'an-i Mubin'deki Mehdi hakkındaki ayetler beyan ediliyor. Şöyle ki:
Ebu Halid El-Kabili'den imam Ca'fer Sadik Hz.leri, "...Festebikul hayrat eyne ma tekunu ye'ti bikumullahu cemiy'an..." (Bakara:148) Meali: Hayırda müsabakaya çıkın, nerede olsanız, hangi sıfatda, hangi halde bulunsanız Cenab-i Hakk hepinizi bir araya getirir, toplar. Bu ayeti şöyle tefsir buyurdular: "Bu ayetde, Mehdi Resul ve yardımcıları olan üç yüz on üç ricale işaret vardır ki Allah onları, her nerede olurlarsa olsunlar, sonbahar yaprakları gibi bir saat içinde biraraya toplar."

Muhammed bin Muslim, Ca'fer Sadik Hz.lerinden: "Veleneblüvenneküm bişey'in minel havfi vel cu'i ve naksın minel emvali vel enfüsi vessemerati ve beşşirissabiriyn" (Bakara: 155) (Meali: Sizi size anlatmak içün, biraz korkudan, açlıkdan, emval eksikliğinden, canınızdan ve semerat noksanlığından bir şeyle elbetde imtahan edeceğiz. Ey Ekmelerrüsul! Bunlara dayanan sabirine müjde ver.)
İmam Ca'fer bu ayet-i kerimeyi şöyle te'vil buyurdular:

"Mehdi Kaim zuhur etmeden önce, Allah müslümlara öyle belalar verecek ki, ayet-i kerimede zikrolunan
açlık, korku, mal noksanlığı, can korkusu ve evladları ile imtihana tabi' tutacak. Sabredenlere müjdeler olsun. Bu incelikleri ancak Allah ve ilimde rusuh bulanlar bilir. İlimde rusuh bulanlar ise bizleriz" buyurdular.

Rifa'a bin Musa'dan: imam Ca'fer Sadik (A.S.): "...ve lehu esleme men fiyssemavati vel'ardi tav'an ve kerhen" (Al-i imran: 83) (Meali: Sekene-i semavat ve yüzündeki mü'min ve kâfir, ister istemez ona teslim olup ona dönecelerdir.) Ayet-i kerimesinin ma'na-i işarisi şöy-ledir buyurdular:
"Mehdi Kaim zuhur edince, 'E§hedu en la ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden Resulullah' demeyen hiçbir yer kalmayacak."


İmam Muhammed Bakır Hz.lerinden:


ya eyyühelleziyne amenusbiru ve sabiru ve rabitu"
(Al-i imran: 200). (Meali: Ey iman edenler! Sabrediniz ve musabere ediniz (sabrı tavsiye ediniz) ve murabata ediniz (birbirinize sımsıkı bağlanınız) Allah'a ittika ediniz ki felah bulasınız.)
İmam Bakır (A.S.) bu ayete şöyle ma'na vermişlerdi: "Ey Muhammediler! Farzların edasında sabrediniz, düşmanlarınızın eziyetlerinde musabere ediniz, birbirinize yardım ediniz, imamınız Mehdi Resule sımsıkı sarılınız."

Muhammed bin Müslim'den:
"Ve in min ehlil kitabi ilia leyu'minenne bihi kable mevtihi ve yevmel kıyameti yekunü aleyhim şehiyden"
(Nisa: 159). (Meali: Ehl-i kitabdan ölmeden evvel isa'ya iman etmeyen hiç kimse yokdur. Elbetde iman edeceklerdir. Fakat o imamın faydası olmayacakdır. Cenab-ı isa yevm-i kiyametde aleyhlerine hakkıyle şahid olacakdır.)
Muhammed Bakir (A.S.) bu ayet-i kerimeye şöyle ma'na verdiler:

"isa (A.S.) Mehdi'nin zuhurunda inecek, Yahudilerden ve hıristiyanlardan ona iman etmeyen kalmayacak ve Hz. isa imam Mehdi'nin arkasında namaz kılacak."
Eburrebi'iş-Şami'den:
"Ve minelleziyne kalu inna nasara ahezna misakahum fenesa hazzan mimma zukkiru bihi" (Maide: 14). (Meali: Biz nasarayiz diyenlerden de misak almışdık, bunlar da tezkir ve ihtar olundukları şeylerden alacakları haz ve nasibi unutdular.)
İmam Ca'fer SadIk Hz.leri ayet-i kerimeyi şöyle ma'nalandırdılar: "Unutdukları bu nasibi, Hz. İsa'nın zuhuru ile hatırlayacaklar ve Mehdi'ye tabi' bir cemaat olacaklar.

Süleyman bin Harun'il Acli'den:
Ca'fer Sadik Hz.lerinden şöyle duydum:
"Mehdi Kaim mahfuzdur. Bütün insanlar kâfir olsalar bile, Allah onun ashabını getirecekdir. Onlar hakkında Cenab-ı Hakk Kitab-ı Keriminde şöyle buyurdu:

'...Fein yekfur biha haula'i fekad vekkelna biha kavmen leysu biha bikafiriyn' (En'am: 89). (Meali: Eğer şu kâfirler bana, kitab, hikmet ve nubüvvete iman etmezlerse muhakkak ki biz ona kâfir olmayacak bir cemaati onların yerine getiririz.) Ve onun ashabının vasfi şu ayetde zikredilmişidir:

'Ya eyyühelleziyne amenu men yertedde minküm an dinihi fesevfe ye'tillahu bikavmin yuhibbuhum ve yuhibbunehu ezilletin alel mü'minine e'izzetin alel kafiriyn...' (Maide: 54) (Meali: Ey Hakk'dan başka gayesi kalmayan ehl-i vahdet! 'Mahzun olmayınız, islami kabfil ettidikden sonra içinizden kim dininden dönerse, Allah ona bedel bir kavim getirecek ki Allah onları sever, onlar da Allah'ı sever, işte o kavim mü'minlere karşı mütevazıdır.

Kâfirlere karşı da şediddirler. Allah yolunda cihad ederler, bu cihadlarında alçağın levminden hiç korkmazlar. Bu zikrolunan evsaf Allah'ın fazlıdır, onu dilediğine verir.)"


Ali bin Rebab'dan:

"...Yevme ye'ti ba'du ayati rabbike la yenfe'u nefsen, iymanuha lem tekün amenet min kablu ev kesebet fiyiymaniha hayren kulintaziru inna muntazirun" En'am
158). (Meali: Onlar, yalnız kendilerine azab meleklerinin gelmesini veya Rabbinin gelmesini yahud Rabbinin ba'zı ayetlerinin gelmesinimi bekliyorlar? Kıyamet ayetini mi görmek istiyorlar? O ayetler gelecek, fakat Rabbinin ba'zı ayetleri geldiği gün, onlar gelmeden evvel iman etmeyen, imanında bir hayır kazanmayan kimseye, o andaki imam fayda vermeyecekdir. Resul-i Ekremim! Bu müsriflere bekleyin... Bekleyin... Biz de bekliyoruz, de.)
Ca'fer Sadık Hz.leri bu ayeti şöyle tefsir buyurdular: "Ayat, ma'na-i hakikide, Ehl-i Beyt imamlarına işaretdir. Bu ayetdeki "Ba'du ayat" ise Mehdi Kaim'e işaretdir, Mehdi Resul zuhur etdiği zaman, önceden iman etmeyen, iman etmiş olsa bile imanından hayır elde etmeyenlerin, kılıç korkusuyla olan imanları kendilerine fayda vermeyecekdir."

Ebu Basir'den:
Ca'fer Sadik (A.S.) yukarda ki ayeti tefsir etdikden sonra bana şöyle söyledi:
"Ya eba Basir! Müjdeler olsun kaimimizi görmeden sevenlere ve zuhurunu bekleyenlere ve zuhur etdiği zaman ona itaat edenlere. Onun dostları Allah'ın dostlarıdır. Allah'ın dostlarına da ne korku vardır ne de mahzun olmak vardır."

Şeyh Behaeddin'il Amilinin "Ehadis'il Erbain inde Cabir'ilCafi'den, Cabir bin Abdullah'il Ensari'den:
Resulullahın (S.A.V.) şöyle dediğini duydum:

"Mehdi, benim oğullarımdan biridir, onunla Cenabı hakk arzı, doğudan batıya kadar fethedecekdir. O öyle bir zatdır ki, uzun süren gaybubetinde, dostluğuna ve velayetine sadık kalanlar, kalbleri iman ile imtihan edilenlendir,"
Hz. Cabir (R.A.): "Ya Resulallah! O dostları, o zatın gaybubetinde ondan istifade etmişler midir?"
Resulullah (S.A.V.): "Evet, onlar onun nuru ile nurani olurlar ve velayetinden faydalanırlar, insanların, bulutların (örtdüğü güneşden faydalandıkları gibi. Ya Cabir! Bu, Allah'ın gizli sırlarındandır, ehlinin gayrına söyleme."
Muhammed bin Müslim'den:

"Ve katiluhum hatta la tekune fitnetün ve yekuneddiynü küllühü lillahi" (Enfal: 39). (Ma'nası: Ey mü'minler! Hiçbir fitne kalmayıncaya kadar, bütün din Allah içün oluncaya dek, o mürtedlerle kıtalde bulunun.)
İmam Muhammed Bakir Hz.leri bu ayet hakkında şöyIe buyurdular:

"Bu ayetin ma'nası henüz tecelli etmedi, tecelli ettiği zaman şöyle tecelli edecek, Mehdi Kaim kıyam etdiğinde, tek bir müşrik ve kafir kalmayıncaya kadar katledilecek, fitne sona erecek ve yalnız hak dini olan islam kalacak."
Ebu Basir'den ve Sema'a'dan:

"Hüvelleziy ersele resulehu bilhüda ve dinilhakkı liyuzhirehu aleddiyni küllihi velev kerihel müşrikune"
(Tevbe: 33). (Ma'nası: Kadir u muktedir olan o Allah ki mahz-ı hidayetle, Resulünü ve din-i Hakkı gönderdi. Onu bütün dinlere galib kılsın ve izhar etsin içün. Müşrikler istemeseler de, çatlasalar da patlasalar da bu böyle olacakdır.)

İmam Ca'fer Sadık Hz.leri bu ayet hakkında: "Vallahi! Mehdi Kaim zuhur etmeden bu ayetin ma'nası tecelli etmez. Kaim çıkdığı zaman, bütün kâfirler ve islamın zuhurunu ikrah eden müşrikler katlolunacak, hattakâfirin biri bir taşın içine saklansa, taş konuşacak içimde bir kâfir var, beni kırın ve onu cıkarın öldürün diyecek."

Abaye bin Reb'i'den, Emirel Mü'minin Hz. Ali asyukarıda zikredilen ayet hakkında:
"Nefsim yed-i kudretinde olan Allah'a kasem ederim Hiçbir köy, kasaba ve şehir kalmayacak ki, sabah akşam içinde, 'Eşhedu en la ilahe illallah ve eşhedu enne Muhammeden Resulullah denmesin" buyurdu.

İmam Zeynel-Abidin ve İmam Muhammed Bakir Hazretleri:
"Cenab-ı Hakk muhakkak Mehdi Kaim ile islam dinini bütün dinlere galib getirecekdir" buyurdular.
Mücahid'den, Abdullah bin Abbas'dan:

"Mehdi Kaim çıkdığında, islam'dan başka hicbir din kalmayacak. Ta ki koyun kurtdan, sığır aslandan, insan yılandan emin olacak."
Yahya bin Ebul Kasım'dan:

"Ve yekulune levla unzile aleyhi ayettin min rabbihi fekul innemel gaybu lillahi fentaziru inni maakum minel munteziriyn" (Yunus: 20). (Ma'nası: Müşrikler, habaset-i tiynetleri sebebiyle, ona rabbinden bir mu'cize indirmeli idi derler. Ey Ekmelerrüsul! Onlara cevab ver. Bütun gayıblar, mu'cizeler onun Hazret-i ilmindedir. Ancak AlIah'a mahsusdur. Artık bekleyiniz, ben de sizinle beraber bekleyenlerdenim.)


Ca'fer Sadık Hz.leri:"Bu ayetdeki gayb,Mehdidir as buyurdular.


"Ve lein ahharna anhümül azabe ila ümmetin ma'dudetin..." (Hud: 8). (Ma'nası: Ey Ekmelerrüsul! Kendilerinden azabın vuku'unu sayılı bir vakte kadar te'hir edersek, mutlak onlar istihza yolu ile o azabı ondan ne menetdi derler. Agâh olsunlar ki o azab tahfif olunmamışdır, onlara geleceği gün onlardan kaldırılmış değildir. O istihza ile ta'cil etdikleri azab, geldiği an kendilerini kuşatmış olacakdır."

İmam Bakır ve imam Sadık Hz.leri bu ayet hakkında şöyle buyurmuşlardır: "Ayetdeki 'Ümmet-i ma'dude'den murad-i ilahi, ahir zamanda gelecek olan ve sayılan Bedir ashabı kadar üç yüz on olan kişi olan Mehdi'nin ashabıdır. Mehdi'nin emriyle bir saat içinde toplanırlar."
Ebu Basir'den:

"Lev enne liy biküm kuvveten ev aviy ila rüknin şediyd" (Hud: 80). (Meali: Lut Allah'a şikâyet ederek kavmine hitaben: Ne vardı, size karşı gelmek içün benim bir kuvvetim olsaydı veya çok sarp bir kaleye sığınabilseydim.)

İmam Ca'fer Sadık Hz.leri: "Bu ayet-i kerimedeki Lut'un temenni etdiği kuvvet, Mehdi Kaim'in kuvveti, sığınmak istediği kale de Mehdi'nin ashabı idi. 'Rukn-i onlardır. Onlardan biri kırk adam kuvvetindedir ve her birinin kalbi demir gibidir. Kılıçları ancak Allah'ın rızasıya kınına girer" buyurmuşlardır.

Mufaddal'dan, Ca'fer Sadık Hz.lerinden, babasından, babalarından, Emirel Mü'minin Hz. Ali'den (as):
Allah'ın nusratı, ancak insanların ölümu tercih etdikleri zaman gelir. Rabbimin Kitab-ı Celilinde ayetde beyan etdiği gibi:

"Hatta izistey'eserrusulü ve zannu ennehüm kad küzibu ca'ehüm nasruna fenücciye men neşa'u" (Yusuf: 110). (Meali: Ta ki peygamberler Nusrat-i mev'udenin hemen tecelli etmemesinden" ümidsiz oldukları, yalana çıkarıldıklarını zannetdikleri bir zamanda, ansızın yardımımız onlara yetişdi. Biz istediğimizi kurtarırız.) Cenab-ı Hakk'ın nusrati Mehdi Kaim ile gelecek.

Müsenna El-Hannat'dan:
"...Ve zekkirhüm bi'eyyamillahi..." (ibrahim: 5). (Meali: Ve onlara Allah'ın günlerini hatırlat.)
İmam Bakır ve imam Sadık Hz.leri: "Bu ayetde Cenab-ı Hakk'ın zikretdiği günler üç gündür. Biri Kaim'in kıyam etdiği gün, diğerleri de şiddet ve azab günü ve kıyamet günü" buyurdular.
Veheb bin Cem'den:

"Kale rabbi feenzirniy ila yevmi yüb'asun" (Hicr: 36). (Meali: iblis, "Ey Rabbim! Ben senin emrine muhalefet etdim, bana mühlet ver, dirilme gününe kadar beni beklet...)
Ca'fer Sadık Hz.lerinden bu ayetin ma'nasını sordum; "Ya Veheb! O gün; Mehdi Resulun kalkacağı ve iblisi öldüreceği gündür" buyurdular.
Abdüsselam bin Salih'il Hirevi'den:

İmam Aliyy'ür-Rıza Hz.lerine sordum: "Ey Resulullahın oğlu! Ceddin Cafer Sadık Hz.lerinden şöyle bir hadis rivayet ediliyor:
Kaimimiz Mehdi kalkdığı zaman, Hz.Hüseyn'in katillerinin zürriyetini katledecek, babalarının fiillerinden dolayı...
Bu rivayet hakkında ne buyurursunuz?"
İmam Rıza: "Evet, doğrudur" buyurdular.

Ben dedim ki: "Peki Cenab-ı Hakk Kur'an-ı Kerim'de

Şöyle buyuruyor: 'Vela teziru vaziretün vizre uhra...
(Fatır: 18) (Ma'nası; hiçbir ağır günahkâr, başkasının günahının yükünü yüklenmeyecek.)"
İmam Rıza:
"Fakat Hz. Hüseyn'in katillerinin zürriyetleri, babalarının fiillerinden razıdırlar, hoş görüyorlar ve iftihar ediyorlar. Her kim bir şeyden razıdır, onu yapmış gibidir. Bir kimse doğuda bir kimseyi öldürse, batıdaki bir adam o fi'li hoş görse ve razı olsa, o katilin ortağı olmuş olur."

Cabir'il Ca'fi ve Selam'ibin'il Mustenir'den: "...Ve men kutile mazlumen fekad ce'alna liveliyyihi sultanen fela yüsrif filkatli innehu kane mansuren"
(İsra: 33). (Meali: Hak olmaksızın, ruhsat-i ilahi bulunmaksızın Allah'ın haram kıldığı nefsi katletmeyin. Her kim de mazlumen katledilirse, onun velisine biz bir tasallut hakkı verdik. O da bu hakkı su-i isti'mal edip katilde israf etmesin. Çünki o Hakk ile mansur bulunuyor.)
İmam Bakır Hz.leri bu ayet hakkında:

"Hz. Hüseyin mazlumen öldürüldü, biz onun velileriyiz. Mehdi Kaim onun katillerinden bu hakkı alacakdır. Hz. Hüseyn'in katline razı olanları öldürecekdir. Ta ki bu işin sırrına vakıf olmayanlar, cok ileri gitdi diyecekler."
"Ve lekad ketebna fizzeburi min ba'dizzikri ennel'arda yerisüha ibadiyessalihun" (Enbiya: 105). (Meal: Biz bunu Levhi Mahfuz'da yazdıkdan sonra kasem olsun Zebur'da da yazmışdık. Muhakkak Arza salih kullarım varis olur.)
Muhammed Bakir ve Ca'fer Sadik Hz.leri:

"Bu ayetde zikredilenler, Kaim ve ashabıdır" buyundular.

Ebul Carud'dan:
"Elleziyne in mekkennahüm fil'ardi ekamussalate ve atüzzekate ve emeru bilma'rufi ve nehev anilmunkeri ve lillahi akibetül umur" (Hac: 41). (Meali: O zulm ile yurdlarından çıkanları kimselere, eğer arzda yer verirsek, "onlar iktidar sahibi olunca şımarmazlar", namazlarına devam ederler, zekatlarıni verirler, ma'rufu emrederler ve kötülüklerden nehyederler. Bunların bütün umurunun akıbeti Allah'a aiddir.)

İmam Bakır Hz.leri: "Bu ayet Mehdi ve ashabı hakkında nazil olmuşdur. Allah onları doğudan batıya kadar, bütün dünyaya sahib yapacak, islam'ı onlarla yüceltecek, zulümden ve bid'atden eser kalmayacak."
İshak bin Abdullah'dan:

" Ve'adellahulleziyne amenu minküm ve amilussalihati leyestahlifennehüm fil'ardi kemestahlefelleziyne min kablihim ve leyümekkinenne lehüm dinehümül'leziyrteda lehüm ve leyubeddilennehüm min ba'di havfihim emnen ya'büduneniy la yuşrikune biy şey'en... (Nur: 55). (Meali: Allah sizden İman edip salih amel işleyenlere şöyle va'd buyurmuşdur: Kasem olsun, kendilerin-den evvel gelenleri, kâfirlerin, zalimlerin yerine getirdiği gibi, onları da muhakkak yer üzerinde onların yerine getirecek. Onlara, kendisi için beğendiği dini islamı, yeryüzünde sabit kılıp icra kuvveti verecek. Bana hiçbir şey'i şerik koşmaksızın ibadet edecekler...)

İmam Zeynel-Abidin Hz.leri: Bu ayet Mehdi Kaim hakkında nazil olmuşdur. Ve keza:
"Feverabbissemai vel'ardi innehu lehakkun misle ma enneküm tentikun" (Zariyat: 23). (Meali: Semaların ve arzın Rabbi hakkı için şüphesiz o, söylediğiniz söz gibi hakdır.)

Bu ayetde de Cenab-ı Hakk:
"Semavatın ve Arzın Rabbine yemin ederim ki, Kaim'in zuhurunun va'di, konuşduğunuz söz gibi şüphesiz ve hakdır" buyuruyor.
Ayaşi, tefsirinde:

Zeynel-Abidin Hz.leri: "...Leyestahlifennehüm fil'ardi..." (Nur: 55) ayetini okudu ve şöyle buyurdu: 'Vallah! Onlar, biz Ehl-i Beyti sevenlerdir. Allah onlar için bunu muhakkakyapacakdır, bizdenbirinineliyle... Ki o, bu ümmetin Mehdisi'dir. Ceddim Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: "Dünyanın ömründen velev ki bir gün kalmış olsa; Allah o günu uzatır, ta ki benim neslimden, benim ismimi taşıyan bir erkek gelir ve zulm ve fesada bulanmış olan arzı, adalet ve huzur ile doldurur."

Ömer bin Hanzele'den:
"in neşe' nünezzil aleyhim minessemai ayeten fezallet anakuhüm leha hadiiyn" (şuara: 4). (Meali: Biz dileseydik iman ve tasdik etmeleri içün semadan bir ayet indirirdik. O ayet karşısında boyunları itaat ve inkıyaddan eğilir kalırdı.)

Ca'fer Sadik Hz.lerine Kaim'in kıyam alametlerini sorduğum zaman: "Beş alamet vardır; sayha, Süfyani'nin hurucu, açlık ve kıtlık, nefsüzzekiyyenin ve Yemaninin katli" buyurdular. Ben bu ayet-i kerimeyi kendilerine okudum ve "sayha" bu mudur, dedim. Kendileri: "Evet" dediler. "Sayha geldiğinde bütün Allah'ın düşmanlarının boyunları eğilir" buyurdular.

Ebu Basir ve Ebul Vird'den:
İmam Bakir Hz.leri; "Bu ayet Kaim hakkında nail olmuşdur, bir munadi, Kaim'in ve babasının ismiyle semadan nida edecek" buyurdu.
Ebu Basir'den:

"...Ve yevmeizin yefrahul mü'minune binasrillahi"
(Rum: 4, 5). (Meali: O gün mü'minler Allah'ın nusrati ile ferahlanacaklar.)
İmam Ca'fer Sadik (A.S.) bu ayet hakkında: "Mehdi Kaim zuhur edince, mü'minler Allah'ın nusrati ile ferahlanacaklar" buyurdu.
Ebu Derrac'dan:

"Kul yevmel fethi la yenfa'ulleziyne keferu iymanühüm vela hüm yunzerun" (Secde: 29) (Meali: Ey Ekmelerrüsul! Onlara cevab ver. O fetih günükâfirlere imanları faide vermeyecekdir. O gün onlara mühlet verilmeyecek, göz açtırılmayacakdır.)
İmam Ca'fer Sadık Hz.leri şöyle buyurdular: "Bu ayetdeki 'yevmul feth' Mehdi as'ın dünyayı fethetdiği gündür. O gün, önceden iman-ı hakiki ile iman etmeyenlerin ve Mehdi'nin (A.S.) zuhur edeceğine inanmayanların, o günki imanları kendilerine fayda vermeyecekdir.
İmanları kendilerine fayda verenlere gelince!

Bunlar önceden yakinen iman edenler, Mehdi'nin zuhuruna ve imametine inananlardır ki, Allah (c.c.) ind-i Subhanisinde, onların kadr u şanını yüceltecekdir. Bu onlara, Resulullah ve Ali'ne olan muhabbetlerinin mükâfatıdır."

"Velev tera iz fezi'u fela fevte ve uhizu min mekanin kariyb..." (Sebe': 51) (Meali: Artik asla kurtulamayacakları an geldiğinde, "hanei mekânda gizlenseler de" yakın bir yerden yakalanışlarnı dehşetli bir korku içinde, telaşa düşdükleri vakti görmeli idin.)
Haris'den: imam Ali (as) bu ayet hakkında şunları söyledi: "Mehdi Resul (A.S.) gelmeden önce Süfyani çıkacak, dokuz ay hükmedecek. Ordusu ile Medine'nin üzerine yürüdüğü zaman, Cenab-ı Hakk çölde onu batıracak."

"Senuriyhim ayatina fil'afaki ve fi enfüsihim hatta yetebeyyene lehüm ennehül hakku..." (Fussilet: 53) (Meali: Vahdet-i zatımıza delalet eden ayetlerimizi, hem afakda hem nefislerinde, ilerde onlara öyle göstereceğiz ki nihayet hak kendilerine zahir olacak. Ey Peygamber-i hak! Rabbinin bütün esma ve sıfatıyla her şey'e şahid ve hazır oluşu kâfi değil mi?"


Ebu Basir'den:


İmam Bakir Hz.lerine bu ayet hakkında sorulduğunda şöyle buyurdular: "içlerinde ve dışlarında Allah'ın açıb ve garib mu'cizelerini görecekler ki, Mehdi'nin (A.S.) zuhurunun hak olduğuna inanacaklar. Bunda hiç kimsenin şüphesi kalmayacak."

"Allahu latiyfün bi'ibadihi yerzuku men yeşau ve hüvel kaviyyül aziyz men kane yüriydü harsel ahireti nezid lehu fiy harsihi ve men kane yüriydü harseddünya nu'tihi minha ve ma lehu fil'ahireti min nasiyb" (şura: 19, 20). (Meali: Allah kullarına cok lutufkardır. Dilediğine rızk-ı ma'nevi ihsan eder, bütün makduratına kadir, muradatına galibdir. Her kim ahiret ekini isterse, biz ona ekinini kat kat veririz. Her kim de dünya ekini isterse, ona da ondan veririz. Fakat ahiretde onun hiçbir nasibi yokdur.)

Ebu Basir'den: Ca'fer Sadik Hz.leri bu ayetlere şöyle ma'na verdi: "Allah, ibadından dilediğini, Resulünün ve Ehl-i Beytinin muhabbeti ile merzuk kılar. İşte bu ahiretin nasibidir.

Her kim sadece dünyayı isterse, onların da Allah resulullah ve Ehl-i Beytinin muhabbetinden nasibleri yokdur. Mehdi Kaim zuhur etdiği zaman da, o tür insanların, Mehdi'nin (A.S.) feyzu berekatindan nasibleri olmayucakdır.

"Ha mim - velkitabil mübiyn - inna enzelnahu fiy leyletin mübareketin inna künna müziriyn - fiyha yufraku küllü emrin hakiym - emren min indina inna künna mürsiliyn" (Duhan: 1-5). (Meali: Ey "feevha ila abdihi ma evha" sırrına mazhar olan habib-i edibim! Ey hafiz-i hududullah! Elfazi fusehayi, ma'nası urefayi hayretde bırakan, bütün kütüb-ü Semaviyyeyi kendisinde cem'eden Kur'an-ı Mübin hakkı için.

O Kitab-ı Mubin ki el-hak, biz onu mübarek bir gec'ede "Leyle-i Kadir"de indirdik, elbetde biz onu münkirlere azabımızın dehşetini bildirici gönderdik. O öyle bir gecedir ki, her hikmete uygun iş onda tafsil olunur. Senin kitabında zikrolunan her emir nezd-i Sübhanimizdendir ve muhakkak biz hak ve hakikate tabi' olanlara tebşir edici, hudud-u ilahiyi tecavüz edenlere, azab-ı ilahiyi beyan edici Resul gönderiyorduk.)

Abdullah bin Mişkan'dan, imam Bakır, imam Sadık ve imam Kazım bu ayeti şöyle tefsir etdiler:
"Allah (c.c.) Kur'anı mübarek bir gecede, Leyle-i Kadr' de indirdi. Kur'an'i cümle-i vahide olarak Beyt-i Ma'mur'a, Beyt-i Ma'mur'dan, yimi üç sene zarfında Resulullaha (S.A.V.) indirdi. Ve ayat-i Sübhaniyye ile hak ve batıl, herşey'i takdir etdi.

Her ne olacaksa, başlatmak ona ait takdir etmek ona aid. Ecellerden, rızıklardan, emn u selametden, afiyetden ve her şeyden, istediğini takdim, istediğini te'hir eder.

Resulullah (S.A.V.), Rabbinden aldığını Emir'el Mü'minin Hz. Ali'ye (A.S.), o da, on iki imama emanet etdi.
Son olarak, Sahibuzzeman Mehdi de (A.S.) zuhur edecek.

"Fehel yenzurune illessa'ate en te'tiyehum bagteten fekad ca'e eşratuha feenna lehüm iza ca'ethüm zikrahüm" (Muhammed: 18). (Meali: Artik o kâfirler, yalnız kıyametin birdenbire gelip çatmasından başka bir şey mi bekliyorlar? İşte o saatin alametleri geldi. Fakat kıyamet onlara gelip çatınca, düşünmeleri, ibret almaları, tevbe et-meleri kendilerine faydavermez.)

Mufaddal'dan: Ca'fer Sadik Hz.leri: "Bu ayetdeki saat, Mehdi Kaim'in kıyam saatidir" dediler.
Ben kendilerine sordum:

"Yesta'cilü bihelleziyne la yu'minune biha velleziyne amenü müşfikune minha ve ya'lemune ennehelhakku ela innelleziyne yümarune fissa'ati lefiy dalalin ba'iyd" *(§ura: 18) (Meali: Onu inkâr edenler, kıyametin acele gelmesini isterler. İman edenler ise, Hakkın va'idinden korkarlar, tir tir titrerler. Zira onlar yakinen bilirler ki onun gelmesi muhakkakdır. Agâh olun ki, kiyamet hakkında mücadele edenler, herhalde Hakk'dan uzak bir dalal içindedirler.)

"Bu ayetdeki 'yumarune fissa'ati'nin ma'nası nedir?"
Şöyle cevab verdiler: "Onlar, Mehdi Kaim hakkında; istihza ile 'Ne zaman doğdu, onu kim gördü, o nerede ve ne zaman çıkacak?' diyenlerdir. Bunların hepsi, Allah kazası ve kudreti hakkında şek ve şüpheden ibaretdir. İşte bunlar, dünya ve ahiretde hüsranda olanlardır."
"...Lev tezeyyelu leazzebnelleziyne keferu minhüm azaben eliymen" (Fetih: 25) (Meali: Ey mu'minler! Kâfirler ayırdedilip seçilmiş olsaydı, içlerinden o küfredenlere elbetde elim bir azab verirdik.)

Mufaddal'dan: imam Ca'fer Sadik (A.S.) bu ayete şöyle ma'na vermişlerdir: "Allah'ın, kâfirlerin ve munafıkların sulblerinde mü'min emanetleri vardır. Allah'ın bu emanetleri çıkmadıkca, Kaim'imiz çıkmaz. Onlar doğdukları zaman Kaim çıkar, kâfirleri ve münafıkları öldürür."
'Vestemi' yevme yünadil münadi min mekanin kariyb yevme yesme'unessayhate bilhakki zalike yevmül huruc" (Kaf: 41, 42) (Meali: O munadinin yakin bir yerden nida edeceği günü dinle! O gün hakkıyle Hakka çağıran o sayhayı, yakinen işitecekler. İşte o gün çıkış günüdür.)
Ca'fer Sadik Hz.leri bu ayet hakkında şöyle buyurdular:

"Bir munadi, semadan Kaim'in ve babasının adı ile nida edecek, bütün insanlar bu nidayi işitecek. İşte bu Mehdi'nin (A.S.) çıkış saatidir."
"Yu'refül mücrimune bisiymahüm feyü'hazu binnevasi vel akdam" (Rahman: 41) (Meali: Bir cins günahkârlar vardır ki simalarından tanınırlar, ne yapdınız denmeden, perçemlerinden ve ayaklarından tutulup divan-i Sübhani'ye sevk edilirler.)
Bin Ammar'dan:

Ca'fer Sadik Hz.leri bu ayet hakkında: "Kaimimiz kalkdığı zaman, düşmanlarımızı simalarından tanır, yakalanıp kılıçdan geçirilecekler."
"Yuriydune en yutfi'u nurallahi biefvahihim ve ye'bellahu illa en yutimme nurehu velev kerihel kafirun" (Tevbe: 32). (Meali: Onlar, müşrik ağızları ile Allah'n nurunu üfleyip söndürmek istiyorlar, Allah da, kâfirler istemese de, nurunu itmam etmekden baska bir şey istemiyor.)
Muhammed bin'il Fudayl, imam Hüseyn'den (A.S.): "Bu ayetdeki nur, imamet'dir. Allah imamet'i, Mehdi (A.S.) ile tamamlayacakdır."
"Hatta iza reev mayuadune feseya'lemune men ad'afu nasiren ve ekallu adeda" (Cin: 24). (Meali: Ey Peygamber-i Zişan! Onlar seni pek zaif, yardımcısız görürler. Nihayet, o va'dolundukları şey'i gördükleri zaman, yardımcısı gayet zaif ve sayıca en az olan kimmiş yakinen bi-lecekler.)

Muhammed bin'il Fudayl'den: imam Zeynel-Abidin (A.S.) bu ayet hakkinda:
"Görüleceği va'dolunan, Mehdi ve ashabıdır. Adedleri az ve yardıma muhtaç olanlar ise, Mehdi'nin (A.S.) düşmanlandir" buyurdular.
"Feiza nukıre finnakuri - fezalike yevmeizin yevmün asiyrün - alel kafiriyne gayru yesiyr" (Muddessir: 8, 9, 10). (Meali: O kıyamet borusuna bir üfürüldü mü, işte o gün, kâfirler içün pek zorlu bir gün olacak, hiç kolay olmayacak.)
Mufaddal'dan: Ca'fer Sadik Hz.leri bu ayet hakkinda:

"Kaim'in (A.S.) kulağına, kıyam emri verildiğinde kıyam edecek. İşte o gün kâfirler içün zorlu bir gündür, hiç de kolay olmayacak.
Kur'an'da Cenab-i Hakk pek cok misaller getirmişdir. Bu misallerin ma'na-i hakikikisini biz biliriz, bizden başkası bilmez" buyurdular.
"Fela uksimu bilhunnes - elcevaril künnes" (Tekvir: 15, 16). (Meali: O sinenlere, güneşin ziyasi altında gizlenen, akıp akıp yuvasına girenlere, geceleri görünen o seyyar yıldızlara kasem olsun.)

Hani'den: imam Bakir (A.S.) bu ayet hakkinda: "Hunnes zahir iken iki yüz altmış Hicri'de gaib olan imam, vakti geldiğinde, delici bir yıldız gibi zuhur eder" buyurdular.
"Vessemai zatil buruc" (Buruc: 1). (Meali: O burçları bulunan, onlarla tezyin edilen sema hakkı içün.)

Usbuğ bin Nubate'den: ibni Abbas Hz.lerinin şöyle söylediğini duydum: Resulullah (S.A.V.) bu ayetin tefsirinde:
"Sema benim, buruc ise Ehl-i Beytimin imamlarıdır. Onlar on iki'dir. İlkleri Ali, sonuncusu Mehdi'dir" buyurdular.



MİŞKAT-I MASABİH" KİTABINDA ZIKROLUNAN


KIYAMET HAKKINDAKİ HADİSLERDEN


Ebu Hureyre'den:
Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdular: "Fırat nehri mecrasından altın hazine çıkacak. Her kim orada bulunursa, ondan bir şey almasın."
Ebu Hureyreden:
Resulullah (S.A.V.): "Arz, içindeki zenginlikleri dışarıya öyle fırlatacak ki, insanlar onları elde etmek içün birbirine girecek, çesitli rezalet ve cinayetler irtikab edilecek" buyurdular.*

Hz. Ali'nin (A.S.), hutbelerinden birinde, İmam Mehdi hakkında irad etmiş olduğu ba'zı kelimat-i kudsiyye:
"Temkinli olun, düşünerek hareket edin, belaya sabredin. Elinizle, dilinizle ve kılıçınızla fitne uyandırmayın ve kitalde acele etmeyin. Şunu iyi biliniz ki her kim, Rabbinin, Resulunün ve Ehl-i Beytinin hakkını bilerek, hukukuna riayet ederek, yatağında ölmüş olsa bile şehiddir. Salih amelinin ve halis niyetinin ecri ve sevabı, Cenab-ı Hakk Hazretlerine vacib olmuşdur. Onun niyeti, kılıcını çekmenin yerine geçmişdir. Muhakkak ki her şey'in belli bir zamanı vardır."

Bu hadisi Müslim de rivayet etmişdir.

Ali bin Ebi Talib (R.A.), "Nehcül Belaga"da, Mehdi'nin zuhurundan önceki ahvali anlatdıkdan sonra, Mehdi ve ashabına işaret ederek şöyle buyuruyor:
"Kuraklıkda yağmur bekleyenlerin bekleyişi gibi, uzun ve ümidsiz bir bekleyişden sonra Allah'ın nusrati yetişecek, öyle bir rical ile ki, arzda garibdirler, zelildirler, semadaazizvekavi!

Çıkacak olan çıkdı, nur parladı, eğri olan doğruldu. Allah, bir kavmi başka bir kavm ile günü, başka bir gün ile değiştirdi. Hiç şüphe yok ki imamlar halkın kaimidirler, Allah'ın izniyle ümmetin sahibidirler, Allah'ın halifesidirler. Cenab-ı Hakk ümmet hakkında, onlara her şey'i bildirmişdir. Onlara tabi olanlar Cennete, onları tanımayanlar Cehneneme girer. Onlar, kendilerini tanıyanları simalarından tanırlar."
"Fevaidüssimtayn"den, ibni Abbas'dan:

Resulullaha (S.A.V.) Na'sel isminde bir Yehudi geldi ve: "Ya Muhammed! Sana uzun zamandan beri kalbimi meşgul eden, ba'zi şeyleri sormak istiyorum, bana bu suallerin cevablarını verirsen müslüman olacağım" dedi.
Resulullah (S.A.V.): "Sor ya Eba Amare" buyurdular. Yehudi: "Ya Muhammed! Rabbini bana vasf et" dedi.
Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdular:

"O, vasfedilemez! Ancak kendisini nasıl vasfetdiyse o öyledir. Kul onu nasil vasfedebilir ki! Onu idrak etmekden akıllar aciz kalır, evham ona erişemez, hayaller onu ihya edemez, beşer onu bir an bile göremez. O, kendisini vasvedenlerin tavsifinden Celil ve Alidir. Yakın iken uzak, uzak iken yakındır. O, nasıl'ın nasıl'ıdır, neredenin neredesidir. Ona, o nerede denmez, nerede yok iken vardır. O, kendisini birlediği bir birlikle birdir. O, 'Lem yelid ve lem yuled ve lem yekûn lehu kufuven ehaddır.

Yehudi: "Doğru söyledin ya Muhammed! Allah birdir ve benzeri yokdur, dedin. İnsan da birdir ve benzeri yokdur, bu farkı bana açıklar mısın?" dedi.
Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdular:

"Allah (c.c), vücuduyle mevcud, sıfatıyle muhit, esmasıyle malum, efaliyle zahir, asariyle meshud olan bir birlikle birdir. İnsan ise çiftin mukabili olan bir birlikle birdir ve ikili bir bir'dir, ruh ve cesedin birleşmesiyle bir'dir."
Yehudi: "Doğru söyledin" dedikden sonra: "Vasinin kim olduğunu söyler misin? Zira hiçbir peygamber yokdur ki vasisi olmasın. Bizim Peygamberimiz Musa'nın vasisi Nuh idi" dedi.

Cenab-i Peygamber (S.A.V.):
"Benim vasim Ali bin Ebi Talib'dir, ondan sonra iki torunum Hasan ve Hüseyn, onlardan sonra Hüseyn'in sülbünden dokuz imam" buyurdular.
Yehudi: "Onların isimlerini bana söyler misin?" dedi.

Resulullah (S.A.V.):
"Hüseyn'den sonra oğlu Ali, ondan sonra Muhammed, ondan sonra oğlu Ca'fer, ondan sonra oğlu Musa, ondan sonra oğlu Ali, ondan sonra oğlu Muhammed, ondan sonra oğlu Ali, ondan sonra oğlu Hasan, ondan sonra oglu El-Hücce Muhammed El-Mehdi. Bunlar on ikidir" buyurdular.
Yehudi: "Ali'nin, Hasan ve Hüseyn'in nasıl öleceklerini bana anlat" dedi.
Resulullah (S.A.V.):

"Ali, başından bir darbe ile Hasan zehirlenerek, Hüseyn kılıç ile öldürülecek" buyurdular.
Yehudi: "Yerleri neresidir?" dedi.
Resulullah (S.A.V.): "Cennetde, benim derecemde" buyurdular.

Yehudi: "Eşhedu en la ilahe illallah ve enneke resulullah ve eşhedu ennehumül evsiya'u ba'deke" (Allah'ın birliğine ve senin Allah'ın Resulü olduğuna ve onların senden sonra senin vasilerin olduklarına şehadet ederim) dedi ve sözüne şöyle devam etdi:

"Ben geçmiş peygamberlerin kitaplarında ve Musa'nın (A.S.) kitabında şöyle okudum: Ahir zamanda ismi Ahmed ve Muhammed olan bir peygamber gelecek. O son peygamberdir ve ondan sonra peygamber gelmeyecek. Onun vasileri on iki kişi olacak. Birincisi amcasının oğlu ve damadı, ikincisi ve üçüncüsü torunları olan iki kardeş o peygam-berin ilk vasisi kılıçla katledilecek, ikincisi zehirle, üçüncüsü ise Ehl-i Beyti ile beraber, diyar-i gurbetde koyunlar gibi susuz katledilecek. Bu zulme, derecelerinin yükselmesi ve kendilerine sevip tabi' olanların, ateşden kurtulmaları için sabretdiler. Diğer dokuz vasi, üçüncünün neslinden olacak. İşte bunların hepsi esbat adedince on ikidir."

Resulullah (S.A.V.): "Sen Esbati bilir misin?" dedi. Na'sel: "Evet" dedi ve ilave etdi:
"Onlar on iki idi, ilkleri Lavi bin Berhiya. O, Beni israil'den gaib oldu ve sonra döndü. Allah, Musa'nın kaybolan şeriatım onunla izhar etdi. Kral Kırsitya ile harb etdi ve onu öldürdü."

Resulullah (S.A.V.): "Bu Beni israil ümmeti üzerinde olanların aynısı, benim ümmetim üzerinde de olacak. Denim vasilerimin on ikincisi gaib olacak. Ümmetime, öyle bir zamanda dönecek ki, islam'ın ismi, Kur'an'ın da resmi kalacak. İşte o zaman Allah tebareke ve teala Hz.leri ona çıkış iznini verecek ve onunla islam'i üstün kılacak,

Müjdeler olsun, onları sevenlere ve tabi olanlara, yazıklar olsun onları sevmeyip onlara karşı çıkanlara. Ne mutlu onların hidayetine tutunanlara..." buyurdular.

Bunun üzerine Na'sel, irticalen su şi'ri söyledi:
(Meali)
Ey hayrul-beşer! Allahu Zülcelalin Salavat u selami sana olsun. Allah'ın seçdiği ahirzaman peygamberi sensin, sensin Haşimilerin medar-i iftiharı. Hidayet bize seninle erişdi, seninle Allah'ın emrine ulaşmayı ümid ediyoruz. On iki imam dediğin ma'şerinle, hidayete ermeyi istiyoruz. Onlar ki Hakkın sonsuz ni'metlerine mazhardırlar, Hakkın tertemiz kıldıkları onlardır. Onlara dost olanlar mutlak kazanır, düşmanlık edenler ise haib ve hasir olur. Onların sonuncuları, susuzları suya kandıracak olan zatdır. işte o, beklenilen imam'dır.

Senin hayırlı evladın, benim ve bütün kendilerine tabi' olanların, başımızın tacıdır. Sakar'ın ateşinde yanacak olanlar ise, onlardan yüz çevirenlerdir."
Menakib'da, Vasıle bin'il Eska'dan, Cabir bin Abdullah'il Ensari'den:

Cendel bin Cenade bin Cübeyr isminde bir Yehudi, Resulullaha (S.A.V.) geldi ve: "Ya Muhammed, Allah için olmayanı, Allah'da olmayanı ve Allah'ın bilmediğini bana haber verir misin?" dedi.