YENABİ-ÜL- MEVEDDE
 


Sahibul-Firdevs'den, Enesbn. Malik Hz.lerinden:Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdular: "Hiçbir peyğamber yokdur ki ümmetimden bir nazırı olmasın. Ali bn. Ebi Talib ise benim nazırımdır."

Hz.Ali(K.V.):


"Dünyasını islah içün, dininden fedakârlık eden hiç kimse yokdur ki Allah onu zarara sokmasın."
Sahibul-Firdevs'den, Enes bn. Malik Hz.lerinden: Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdular: "Dünya ehline, sabahyıldızı gökyüzünde nasıl görünüyorsa, Ali bn. Ebi Talib de ehl-i Cennete öyle görünecek."

Hz. Ali (K.V.)'nin sözlerinden:"Öyle âlim vardır ki cehli onu katl etmişdir, ilminin kendisine faydası olmamışdır." "iki amel arasında dağlar kadar fark vardır: Biri lezzeti, gideren mes'uliyyeti kalır, diğeri mihneti gider ecri kalır." "O kimsenin hali nicedir...

Bakası ile fenasını önleyemez, sıhhatı ile hastaığını defedemez. Bu hali ile Rabbinin yap dediğini yapmaz, yapma dediğiniyapar."
"Hayret ediyorum o hasise ki hasislik ederek, kaçdığı fakirliği kendine yaklaştırıyor, istediği zenginliği kendinden uzaklaştırıyor. Dünyada fakir gibi yaşıyor, ahiretde ise zenginlerle birlikte hesaba çekiliyor."

Sahibul-Firdevs'den, ibn-i Abbas Hz.lerinden: Cenab-ı Peyğamber (S.A.V.) Şöyle buyurdu: "Ben ilmin terazisiyim, Ali iki kefesi, Hasen ve Hüseyn ipleri ve Fatıma ibresidir."

Hz. Ali'nin sözlerinden:
"Hakkı ta'zim edenin nazarından, halkın değeri düşer" "Kazancının ihtiyacından fazlasını başkasıiçün biriktirsin."
Sahibul-Firdevs'den, ibn-i Abbas Hz.lerinden: Cenab-ı Peyğamber (S.A.V.) şöyle buyurdu: "Allah, Beni israil'den tahareti kaldırdı, Peyğamberlerinin re'yine itiraz edip kabul etmediklerinden dolayı.

Allah bu ümmetden Ali'ye bugz edenlerden de tahareti kaldırdı."
Hz.Ali(K.V.):
"Cömertlik namusun bekçisidir, Hilm sefihlerin melamet hedefidir, iffet fakirliğin zinetidir." "Dört şey vardır ki azi çokdur: Fakirlik, ağrı, düşmanlık ve ateş."

Sahibul-Firdevs'den, ibn-i Abbas Hz.lerinden: Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu:
"Ali bin Ebi Talib dinin kapısıdır. O kapıdan giren mü'min olur, o kapıdan çıkan da kâfir olur."
Hz.Ali(K.V.):"Akıllar en çok tamahkârlığın şimşekleri altında katl olunur."
Sahibul-Firdevs'den, Ibn-i Abbas (R.A.)'den: Cenab-ı Peyğamber (S.A.V.) şöyle buyurdu: "Ali'yi kim seviyorsa söyle ona Cennete girmeye hazırlansın."
Hz.Ali(K.V.):

"Kerimin en şerefli hallerinden biri, bildiğini bilmemezlikden gelmesidir."
SrUiibul-Firdevsden, ÜmmüSelemeHz. lerinden: Resulullah (S.A.V.) buyurdular ki: "Allah Ali'yi yaratmasaydı Fatıma'ya küfüv bulunmazdı."
Hz.Ali(K.V.):

"Susmak heybet meydana getirir, insaf ve adalet gönülleri birleşdirir, faziletler kadr u kıymeti artdırır, tevazu ile de ni'met tamamlanır."
Sahibul-Firdevs'den, Ümmü Seleme Hz.lerinden: Resulullah (S.A.V.) buyurdular ki: "Kur'an Ali ile beraber, Ali Kur'an ile beraberdir."
Hz.Ali(K.V.):

"Kadınlarda hoş görülebilir üç haslet vardır: Gösteriş, korku ve hasislik. Bu üç sıfat, erkeklerde en büyük ayıplardandır." "Fitne yapana inanan, arkadaşını kaybeder." "Allah'dan kork! Az da olsa. Onunla aranda ince de olsa bir edeb perdesi bırak."
Sahibul-Firdevs'den, ibn-i Mes'ud Hz.lerinden: Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdular: "Hikmet on parçaya ayrılmışdır, dokuz parçası Ali'ye verilmişdir, diğer insanlara da bir parçası verilmişdir."
Hz.Ali(K.V.):

"Cevab çoğalınca doğru kaybolur." "Fakirleşirseniz Allah ile sadaka ticareti yapınız." "iktidarda olan kimse aslana binmiş adam gibidir."
"Bugünün peşin saadetini, yarının veresiye gamma sarf etme."

"Arkadaşın üç'dür: Arkadaşın, arkadaşının düşmanının düşmanı. Düşmanında üç'dür: Düşmanın arkadaşının düsşmanı, düşmanının arkadaşı."
Sahibul-Firdevs'den, Huzeyfetül Yemani Hz.Ierinden: Resulullah (S.A.V.) buyurdular ki: "insanlar Ali'ye nezaman Emirel Mü'minin denildiğini bilselerdi, onun faziletleriniinkâr etmezlerdi.

O isim ona Adem ruh ile cesed arasında iken verildi. Cenab-ı Hakk ervaha şöyle hitab etmişdi: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" dediği zaman, onlar "Evet" dediler.
Allahu Teâla Hz. şöyle buyurdu: "Ben Rabbinizim, Muhammed Nebmizdir ve All emirinizdir."
Hz.Ali(K.V.):

"insanlar dünyanın çocuklarıdır, hiçbir çocuk da annesini sevdiği içün ayıplanmaz."
"Kalplerin ikbali de vardır, idbarı da vardır. İkbalde olurlarsa ona nevafil'i yükleyin. idbarda olunca da feraizi yüklemekle iktifa edin."
"Allah Teâla Hz.leri zenginlerin mallarından fakirlere azıklar ayırmışdır. Zengin, fukaranın hissesini verirse, hiçbir fakir aç kalmaz."
"Yüzünün suyu donukdur, istemek onu akıtır, nerede akıtacağını iyi düşün."

ibn-uI-Muğazili'den, Abdullah ibni Abbas Hz.Ierinden: Bir gün Mekke'de bir grup Kureyş genci ile oturuyorduk, Resulullah da aramızda idi.
O esnada bir yıldız kaydı. Rasulullah (S.A.V.) şöyle buyurdular: "Bu yıldız kimin evinin hizasinda düşerse o benim vasimdir." Kalkdılar bakdılar ve Hz. Ali'nin evinin hizasinda düşdüğünü gördüler.

Kureyş müşrikleri: "Sen Ali ile aklını bozdun" dediler. Anında şu ayetnazil oldu:
"Vennecmi iza heva ma dalle sahibüküm vema gava '' (Necm: 1 -4) (Meali: O yıldıza kasem ederim ki, ayetlerimizin indiği pırıl pırıl parlayan o kalb-i pake yemin ederim ki, sahibinizin azamet-i Sübhanimizi temaşasında ne üns vakarından sarsıntı oldu, ne de vahdetden ayrıldı.
O Peyğamber-i hak, heva ile konuşmaz, o ancak kendisine vahyolunanı tebliğeder. Onun nutku nutk-ı Hakk, fi'li fi'l-i Hakk'dır.
Hz.Ali(K.V.):

"Dinin kıvamı dörtdür: ilmini kullanan âlim, öğrenmekden çekinmeyen cahil, vergisini esirgemeyen cömert ve ahiretini dünyasına degişmeyen fakir."
Sahibul-Firdevs'den, Mu'azbn. Cebel (R.A.)'den: Hz. Peyğamber (S.A.V.) buyurdular ki: "Ali'yi sevmek öyle bir hasenedir ki hiçbir seyyi'e insana zarar veremez ve ona buğz etmek de öyle bir seyyi'edir ki o kimseye hiçbir hasene fayda veremez."
Hz.Ali(K.V.}:

"Hasislik her kötülüğün dizginidir." "Konuşmadığın müddetçe söz senin hükmündedir, konuşduğun zaman sen onun hükmündesin. Sözünü sakla, altınını sakladığın gibi,"
Ebu ishak kitabında, Hz. Huzeyfe {R.A.)'den: Resulullaha sordum: "Ya Resulallah! Bize bir halife tayın etmeyecek misiniz?" Resulullah (S.A.V.): "Ben size halife tayin edersem halifeme isyan edersiniz, azab da üzerinize nazilolur."
Hz.Ali(K.V.):

"Faniden vazgeçmeyen, Baki'ye kavuşamaz." "insanlara ahlaklarına göre yaklaşan, onların sıkıntısından emin olur." "Küçük musibetleri büyütenlere, Allah büyüklerini verir.'
Sahibul-Firdevs'den, ibn-i Mes'ud (R.A.)'den: Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: "Al-i Muhammedi bir gün sevmek, bir sene ibadetden hayırlıdır."
Hz. Ali(K.VJ:

"Sana rağbet edene, rağbet etmemen talihsizlikdir, sana rağbet etmeyene, rağbet etmen ise zilletdir."
"Dünyada sahib olduğun şey, senden önce başkasınındı idi, senden sonra da basşkasının olacak.
Meşakkatle toplayıp biriktirdiğini, senden sonra gelecek iki adamdan birine taşıyacaksın.

Ya senin zahmetle kazandığını rahatlıkla yiyip mes'ud olacak, yahud o mali şekavetle sarfedip merdud olacak. Bunların hiçbirini kendine tercih etmeye değmez. Gel sen ölenlere Allah'ın rahmetini gönder, kalanlara da Allah'ın rızkını ver."
Sahibul-Firdevs'den, Ebu Sa'id'il Hudri'den: Resulullah (S.A.V.) buyurdular ki: "Ehl-i beytimin sizin aranızdaki misali Bab-i Hitta gibidir. Her kim Id o kapıdan girer mağfiret olunur."
"ve izkulnedhulü hazihil karyete fekülü minha haysü şi'tüm rağaden vedhululbabe sücceden ve kulu hittatün nağfir leküm hatayaküm ve seneziydülmuhsiniyn" (Bakara: 58) (Meali:

O mübarek kasabaya girin, omakamın me'külat ve meşrübatından istediğiniz gibi bol bol zahmetsizce yiyiniz içiniz ve beytimizin kapısından secde ederek hürmetle giriniz ve hatalarınızın afvolunması içün yalvarınız ki hatalarınızı mağfiret edelim, Muhsinlere ecirlerini ziyadeleşdireceğiz demişdik.)

Hz.Ali(K.V.):
"Zaman iki gündür, biri lehine, biri aleyhinedir. Zaifde olsan lehine olan sana gelir, kuvvetli de olsan aleyhine olanı geri çeviremezsin, o da sana gelir."

"Hakkın gayrına kul olma! O seni hur yaratdı, mevcut hiçbir hayır yokdur ki yok olmasın ve elde edeceğin hiçbir kolaylık yokdur ki kaybolmasın."
Ebu ishak kitabında, Mikdad bin-il-Esved Hz.lerinden:
Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdular: "Al-i Muhammedi tanımak ateşden berat'dır, Al-i Muhammedi sevmek sırat'dan geçmekdir, Al-i Muhammede dost olmaksa azabdan emandır."

Sahibul-Firdevs'den, ibn-i Abbas Hz.lerinden: Resulullah (S.A.V.) buyurdular ki: "Agaçlar kalem, denizler mürekkep olsa, cinler sayıcı, insanlar yazıcı olsa Ali bin Ebi Talib'in faziletlerini sayamazlar."
Hz. Ali(K.V.):

"Elinden kayıp gidene üzülme, eline gelecek olana sevin. Zira her hadise ziddmin varlığına delildir."
'Ahireti amelsiz umid edenlerden ve dünya şehvetlerinden vazgeçmeden tevbe edenlerden olma. Sakın sakın şu kimseler gibi de olma: sözü ile zahiddir, tarik-idünyadır, ameli ile ise ragib-i dünyadır.

Dünyadan ona verilirse doymaz, verilmese kanaat etmez. Çoğa doymaz aza kanaat etmez. Kendine verilenin şükründen aciz olduğu halde ihtiyacından fazlasını ister.

Başkasını yasaklar, kendisine yasak tanımaz, kendi yapmaığıi şey'i başkasına emreder. Salih'leri sever yapdıklarını yapmaz. Günahkârlara bugz eder, kendisi ise onlardan biridir.

Ölümü sevmez, istemez, hastalandığı zaman nedametler içinde kalır, sihhat bulduğunda kendinden emin ve kibirlenerek eğlenceye dalar. Şüpheli şeylerde nefsine mağlub olur, doğru olan şeylerde nefsine galib gelemez.

Başkasının ufak bir günahı içün hayıflanır, kendisi içün de haketmediği mukafati ister. Bir bela isabet ederse feryad eder, rahata ererse ğururlanır, ğaflete dalar. Zenginleşirse şımarır, fakirleşirse suratını asar, ümidsizliğe düşer.

Çalışırsa hakkıyle çalışmaz, istemeğe gelince hak etmediğini ister. Herkese ibret dersi verir fakat kendi ibret almaz, herkese nasihat eder, kendisi nasihat kabul etmez. Sözde küvvetli, amelde zaıfdır. Boş seylerde, teferruat üzerinde münakaşa eder, asıl ve önemli hususlarda müsamaha eder.
Helali haram gibi, haramı da helal gibi göstermeye çalışır.

Hem ölümünden korkar hem de vaktını boşuna harcar. Başkasının kusurlarını büyültür, kendisi ondan daha fazla kusur işlediği halde, kendi kusurunu küçümser.
Kendi taatını çok büyük görür, başkasının taatını önemsemez. Başkalarının ayıplar kendini medheder. Zenginlerle boş konuşmak onun içün, fakirlerle Hakkı zikretmekden daha zevklidir. Her zaman her konuda kendini haklı çıkarır, haklı olsun veya olmasın.
Herkesden vefa bekler ve asla vefa göstermez. Allah hakkında halkdan korkar, halk içün Allah'dan korkmaz."


MEVEDDET-ÜL-KURBA VE EHI-ÜL-ABA KİTABI


Kişi sevdiği ile beraberdir hadis-i şerifi mücibince bir Müslümanın saadet-i ebediyyeye vasıl olması içün, Allah'ın Habibi ve Ehl-i Beyti ile beraber olması içün onları sevmesi şartdır.Onları sevmesi içün, onları iyi tanımas mecburidir.

Hal böyle iken, maalesef Ehl-i Beyt hakkında çok az kitap vardır. Hâlbuki ulema vefukahanın faziletleri hakkında yazılmış yüzlerce kitap vardır. Elbetde bunun sebebi ehline ma'lumdur. Hz. Ali'ye ve Ehl-i Beyte karşı başlatılan harb günümüze kadar devam etmişdir.
Mir Seyyid bin Şehab-il-Hemedani (K.S.) Hz.leri on dört fasıldan teşekkül eden "Meveddet-ül-Kurba ve Ehl-ül-Aba" isimli eserinde Ehl-i Beytin faziletlerini anlatarak en kutsal bir vazifeyi yerine getirmişdir.

Biz burada yazılanları nakletmeye çalışacağız. Tevfik Hakk'dan.
Mutlib bn. Ebi Veda'a (R.A.)'den: Resulullah (S.A.V.) buyurdu ki:
"Cenab-ı Hakk beni her hususda insanların en hayırlısı olarak yaratdı."
Vâsile bn. Aska Hz.lerinden:

Resulullah (S.A.V.) buyurdu ki: "Cenab-ı Hakk kinane'yi İsmail oğulları'ndan, Kureyş'i Kinane'den, beni Haşim'den de beni seçdi."
Muhammed bn. El-Hanefiyye ve babasi Hz. Ali (K.V.)' den:
Bir gün ben uyurken Resulullah (S.A.V.) gelip beni uyandırdı, bana bakdı ve şöyle dedi: "Anam babam sana feda olsun kalk! Cebrail bana geldi ve Rabbimin şu müjdesini sana vermemi söyledi.

Allah Teâla İmamları senin sülbünden yapdı, seni, zürriyyetini, sana tabi' olanları ve sizi sevenleri mağfiret edecek. Sana ta'n edeni ve haksızlık edeni ateşe sokacak."
ibn-i Abbas Hz.lerinden:

Resulullah (S.A.V.) buyurdular kl: "Cennetin kapısı ilk önce bana, zürriyyetime ve bizi sevip bize tabi' olanlara açılacakdır. Bizi iyi tanıyan, seven ve hukukumuza riayet edenlerden hesap sorulmayacakdır."
Halid bn. Ma'dan Hz.lerinden:

Resulullah (S.A.V.) buyurdular ki: "Her kim Allah'ın rahmetinde yürümek ve rahmetinde sabahlamak isterse, benim zürriyyetimin, zürriyyetlerin efdali, vasimin de vasilerin efdali olduğundan kalbine şek ve şüphe sokmasın."
Hz.AJi(K.V.)'den:

Resulullah (S.A.V.) buyurdular ki: "Kıyamet gününde arşın etrafında beni ve Ehl-i Beytimi ihlas ile seven dostlarımız içün minberler hazırlanacak.
Cenab-ı Hakk Hz.leri şöyle buyuracak: 'Haydi buyurun benim has kullarım, siz dünyada çok eziyet çekmişdiniz, buyurun ikramima buyurun. "
Hz.Ali(K.V.)'den:
Cenab-ı Peyğamber (S.A.V.) şöyle buyurdular: 'Ya Ali! Sen benim yaradıldığım ağaçdan yaradıldın. Ben o ağacın köküyüm, sen gövdesisin, dalları ise Hasen, Hüseyn ve evladıdır, yaprakları ise bizi sevenlerdir. O ağacın bir yerine tutunan Cennete dâhil olur."
Hz. Ali (K.V.)'den:

Peyğamber (S.A.V.) buyurdular ki: "Kıyamet gününde dört sınıf insan şefaatime nail olacakdır: Ehl-i Beyt'imi takrim edenler, onların isteklerini yerine getirenler, güç durumlarında onlara yardıma koşanlar, kalbi ile onları sevip, dili ile bunu i'lan edenler."
Hz. Ali(K.V.)'den:

Resulullah (S.A.V.) buyurdular ki: "Kıyamet gününde dört süvariden başka süvari yokdur." Ensardan bir zat: "Anam babam sana feda olsun ya Resulallah! Yanındakiler kimler?" diye sorduğunda, Resulullah şöyle buyurdular: "Allah'ın nakası Burak'ın üzerinde ben, Nakatullah üzerinde kardesşm Salih, Nakatul-Gadba üzerinde amcam Hamza ve Cennet develerinden biri üzerinde kardeşim Ali, elinde Livaul-Hamd ile Rabbül-Alemin'in arşı önünde durur, Lailahe illallah Muhammedün Resulullah der.

Bunu seyreden Adem oğulları : "Bu ancak bir melek-i mukarreb veya Nebiyy-i Mürsel veya Rabbül-Alemin'in arşının taşıyıcılarından biri" derler.
Arşın derinliklerinden bir münadi nida eder: "Ey Adem oğulları! O, ne bir melek-i mukarreb, ne bir Nebiyy-i Mürsel ne de Arşın taşıyıcılarındandır. O, Sıddik-ı Ekber Ali bn. EbiTalib'dir."

Aişe bint Abdullah, Ümmü Seleme'den:
Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: Hiçbir topluluk yokdur ki Muhammedin ve Al-i Muhammedin faziletlerini zikretsinler de, o mekâna gökden melekler inmemiş olsun.

Onlar, o topluluk dağılıncaya kadar beraberdirler, ta ki dağılırlar, melekler de semaya dönerler. Öyle güzel bir koku ile dönerler ki, diğer melekler onlara:

"Sizden şimdiye kadar hiç koklamadığımız güzel bir koku kokluyoruz" derler. "Ne olur, bizi de oraya götürün." Diğer melekler: "Artık onlar dağıldılar " deyince, "Olsun, o söhbetin yapıldığı yere bizi götürün" derler.

İmam Ca'fer El-Sadık'dan:
Cenab-ı Peyğamber (S.A.V.) buyurdular ki:
"Beni ve Ehl-i Beytimi sevenler, ni'metlerin en üstünü içün Allah'a hamdetsinler." Kendilerine: "şükrün a'lası nedir?" denildiğinde: "Muhammedi olarak doğup Muhammedi olarak ölmekdir" buyurdular ve şöyle devam etdiler:

"Bizim meveddetimize sarılınız. Allah'dan korkan beni ve Ehl-i Beytimi sever, bizi sevenler de bizimle beraber Cennete girer.
Muhammedin nefsi yed-i kudretinde olan Rabbime yemin ederim ki benim ve Ehl-i Beytimin hukukuna riayet etmeyen hiç kimsenin ameli kendisine fayda vermez."

Cubeyr bin Mut'im Hz.lerinden:
Resulullah (S.A.V.) ashabına hitaben şöyle buyurdular: "Ben sizin mevlanız değil miyim?" "Evet ya Resulallah" dediler. Cenab-ı Peyğamber: "Rabbime kavuşma zamanım yaklaşdı. Ben size iki şeyi emanet olarak bırakıyorum: Rabbimizin kitabi ve Ehl-i Beytim. Bakahım bu emanetler hakkında benim sözümü nasil muhafaza edeceksiniz."

Ala dedi ki:
Hz. Aişe'ye Hz. Ali'den sorduğum zaman şöyle cevab verdi: "O, hayrül-beşer'dir, bundan ancak kâfir şüphe eder."
Hz. Ali(K.V.)'den:

Resulullah (S.A.V.) buyurdular ki: "Ali'yi sebbeden beni, beni se'bbeden Allah'ı sebbetmişdir."
İmam Bakir'dan:

Resulullah (S.A.V.) Hz.lerine: "insanların hayırlısı kim dir?" diye sorulduğunda, şöyle buyurdular: "insanların en hauyırlısı en fazla müttaki olanı, en faziletlisi ve Cennete en yakın olanı, bana en yakın olandır ve Ali'den de bana daha yakın bir kimse yokdur."
Hz. Aise (R.A.)'dan:

Cenab-ı Peyğamber (S.A.V.) buyurdular ki: "Rabbim bana şu sözu verdi: Her kim Ali'ye karşı çıkarsa kâfirdir ve ateşdedir." Hz. Aişe'ye denildi ki: "Neden siz ona karşı geldiniz?" Hz. Aişe: "Ben bu hadisi unutmuşdum. Cemel günü Basra'da hatırladım, Rabbime tevbe ve istiğfar etdim."
Ümmü Hani Hz.lerinden: Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu:

"Allah indinde, yaradılanların en makbülü mezarın da, Hz. Ali ve zürriyyetinin, yaradılanların en hayırlısı olduğundan şüphe etmeden yatandır."
Sa'id bin Cübeyr Hz.lerinden:
Abdullah ibni Abbas Hz.lerinin gözlerine ama isabel etdikden sonra, kendisini mescide ben götürüp getiriyor dum. Bir gün mescidden gelirken bir grup insan Hz. Ali'nin aleyhinde konuşuyorlardı.

İbn-i Abbas onları duydu, "Beni onların yanına göttir" dedi. Onların yanına gidince: "Allaha söven hanginizsiniz?" dedi.
Onlar: "Haşa! Allah'a söven kâfir olur" dediler. Sonra tekrar onlara: "Pe ki, hanginiz Ali'ye sövdü?" dedi.

"Evet, bu doğru" dediler. Bunun üzerine ibn-i Abbas dedi ki: "Allah şahidim ki ben Resulullahın şöyle dediğini duydum: Her kim Hz.Ali'ye söverse, bana sövmüş olur ve her kim de bana söverse Allah'a sövmüş olur. Allah'a söven ise kâfirdir."
Hz. Enes(R.A.)'den:

Bir gün Peyğamberle beraberdim, karşıdan Ali geldi. Cenab-ı Peyğamber Ali'ye bakarak: "işte bu zat Kıyamet gününde Allah yanında ümmetim üzerine Hüccetullah'dır" buyurdular.
İbn-i Abbas Hz.lerinden:

Cenab-ı Peyğamber Hz. Ali'ye bakarak: "Sen dünyanin da ahiretin de efendisisin, seni seven beni sever, senin sevdiğin, benim sevdiğim ve Allah'ın sevdiğidir. Senin düşmanın, benim düşmanım ve Allah'ın düşmanıdır. Benden sonra sana buğzedenin vay haline!"

İbni Abbas Hz.lerinden: ResuluUah beni davet etdi ve bana dedi ki: "Sana bir müjde vereyim. Allah beni, evvelinin, ahirinin ve vasilerin efendisi olan Ali ile te'yid etdi, onu kızımma küfüv yapdı.Faydalanmak istersen ona tabi ol."
Utbe bin Amir El-Cehni Hz.lerinden:

Bizler Resulullaha şöyle biat etdik: "La ilahe illallah Muhammedün resulullah Ali vasıyyullah." Bu üçden birini terk edersek kâfir oluruz.
Hz.Ali(K.V.)'den:

Peyğamber (S.A.V.) buyurdu ki: "Her peyğamberin bir vasisi vardır, ben peyğamberlerin efdalıyım, Ali de vasilerin efdalıdır. Ben da'vet ediciyim, o ışık tutucu."

Ebü Hureyre Hz.leri buyurdu ki:
Zilhiccenin on sekizinci günü oruç tutan, altmış ay oruç tutmuş gibi olur. O gün Resulullah'ın (S.A.V.) Hz.leri Ali'nin Gadir-i Hum'de elini tutup: "Ben kimin mevlası isemAli'de onun mevlasıdır.

Allahım! Ona dost olana dost ol, düşman olana düşman ol, ona yardım edene yardım etve onu terk edeni terk et" demiş olduğu gündür.
Peyğamberin bu beyanı hakkında Hz. Ömer kendilerine sordu: "Ya Resulallah! Siz konuşurken benim yanımda güzel yüzlü ve güzel kokulu bir genç vardı, bana şöyle dedi:

Ya Ömer! Resulullah öyle bir akid akdetdi ki onu ancak munafık çözer." Bunun üzerine Resulullah Hz. Ömer'e: "Ya Ömer! O, Adem evladlarından değildir, Cebrail'dir. Ali hakkında söylediklerimi te'kid etmek istedi."

ibn-i Abbas Hz.lerinden:
Resulullah (S.A.V.) buyurdular ki: "Benden sonra Ali'ye tabi olursanız asla dalalete düşmezsiniz ve asla helak olmazsınız.
Ondan ayrılırsanız yolunuzu şaşırır, tefrikaya düşersiniz. Dalalet yolları da pek çokdur, bu hususda Allah'dan sakınınız. Zira Ali'nin hukuku Hakkın hukukudur."


Hz.Fatıma aleyhessalatu vesselam'dan:


ResuluUah (S.A.V.) buyurdular ki: "Ben kimin velisi isem Ali de onun velisidir, ben kimin imamı isem Ali de onun imamıdır."
Ebu Ca'fer-il-Bakir Hz.lerinden:
"Ya eyyühelleziyne amenudhulü fissilmi kaffeten..." (Bakara: 208) ayet-i kerimesine şöyle ma'na verdiler:
"Buradaki silm'e dâhilolmak Ehl-i Beyti sevmek ve onlara tabi' olmakdır."
Hz. Enes (R.A.)'den:

Resulullah (S.A.V.) buyurdular ki: "Allah beni butun puyğamberlere tafdil etdi. Rabbimden yardımcı ve muhatab istedim, vasi olarak bana Ali'yi verdi. Benden sonra peyğamber gelseydi Ali olurdu, fakat nübüvvet benimle sona ermişdir."
Ebu Musa El-Hamidi Hz.lerinden:

Resulullah (S.A.V.) ile beraberdim. Bizimle beraber Ebü Bekir, Osman ve Ali vardi. Resulullah (S.A.V.) Ebü Bekir'e dönerek şöyle buyurdu: 'Ya Eba Bekir! Şu Ali'yi gçruyor musun, o benim semada ve arzda vezirimdir.
Allah senden razı olarak Hakka kavuşmak istersen Ali'yi razi et. Zira Ali'nin rızası Hakkın rızasıdır ve onun ğadabı Hakkın ğadabıdır."
Hz. Ömer (RA.)'den:

Resulullah (S.A.V.) ashabı arasında kardeşlik ahdını yapdığı zaman şöyle buyurdular:
"işte bu Ali, dünyada ve ahiretde kardeşim, ehlimin halifesi, ümmetimin vasisi, ilmimin varisi, dinimin ifa ve kaza edicisi. Benim malım onun malı, onun malı benim malım, onun faydası benim faydam, onun zararı benim zaraım, onu seven beni sever ve ona bugz eden bana bugzetmiş olur."
Hz. Ömer(R.A.)'den: Resulullah (S.A.V.) buyurdular ki:

"Bütun insanlar Ali bin Ebi Talib'in sevgisi üzerine toplansalardı, Allah ateşi yaratmazdı."
Hz. Ali (K.V.)'den: Resulullah (S.A.V.) buyurdular ki:
"Rabbim bana dört kişiyi sevmemi emretdi, ben onları seviyorum sen de onlan sev" dedi. "Ya Resulallah! Onlar kimlerdi?" denildiği zaman: "Ali onlardan biridir, diğer üçü ise Selman, Ebu Zerve El-Mikdad."
Ebü Bekir (R.A.) Hz.lerinden:

Resulullah (S.A.V.) bana: 'Ya Eba Bekir! Benim avcumla Ali'nin avucu adedçe birdir" buyurdular.
İbn-i Abbas (R.A.) Hz.lerinden:
Bir gün Resulullah (S.A.V.) bir hacet içün beni bir yere gönderirken bana şöyle dediler: "Herhangi bir hacetinde ve işinde muvaffak olmak istiyorsan Ali'yi ve zürriyyetini çok sev. Çünkü onları sevmek Allah tarafından kullarına farz kılınmışdır ."
Abdullah bin Selam'dan:

'Ya Resulallah! Bana Livaul-Hamd'i anlatır mısın?" diye sorduğunda şöyle cevab verdiler:
"Tepesi kırmızı yakutdan, kabzası beyaz inciden ve ortası yeşil zümrüdden. Üç ucu var: birisi meşrık'da, biri mağrib'de, biri de ortada. Üzerinde üç satır yazı var. Birinci satır:

'Bismillahirrahmanirrahim', ikinci satır: 'El-hamdü lillahi rabbil alemiyn', üçüncü satır da 'La ilahe illallah muhammedün resulullah Ali veliyyullah'."
Ben: 'Ya Resulallah! Bunu kim taşıyacak?" diye sordum. şöyle cevab verdiler:
"Dünyada livami kim taşiyorsa o taşıyacak, Aliyyebni Ebi Talib. Allah onun ismini semavat ve arz yaradılmadan önceyazmışdır."

Tekrar sordum: "Ya Resulallah! Senin livan altında kimler gölgelenecek?" Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdular: "Mü'minler, o mü'minler ki Allah'ın dostları, Hakdan ve benden ayrılmayanlar, beni ve Ali'yi sevenler ve bize nusrat edenler.

Onlara ne mutlu, müjdeler olsun onlara akibetleri ne kadar güzel... Veyl o kimseye, yazıklar olsun ona ki; Ali hakkında beni ve benim hakkımda Ali'yi tekzib edene ve Allah'ın onu oturtduğu makam hakkında onunla mücadele edene veyl olsun!.."
Ebu Said El-Hudrt (R.A.)'den:

Resulullah (S.A.V.) buyurdular ki: "Din günü hesap yapıldıkdan sonra, Cenab-ı Hakk iki meleğe sırat köprüsunün başında durmalarını, Ali'ye dost olanlardan gayrı geçirmernelerini emreder. Onu sevenler geçer, sevmeyenler Cehenneme sevk edilir."

Resulullahin hizmetinde bulunan Ebu Rafi'den: Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdular: "Ali'nin kıymetini bilmeyen ve hukukuna riayet etmeyen, şu ücden biridir: Ya annesi zaniyedir, yahud annesi ona taharetsız hamile kalmışdır veya o munafıkdır."
İmam Hüseyn'in oğlu Ali Zeynel-Abidin {R.A.) Hz.leri Abdullah ibn-i Ömer (R.A.) Hz.lerinden rivayet edryor:
Abdullah ibn-i Ömer Hz.leri şöyle buyurdu:

Bir gün bir yerde birkaç arkadaş oturuyorduk. İçimizde Ebü Bekir ve Ömer de vardı. Önümüzden Selman-i Farisi! Geçiyordu. İçimizden biri dedi ki: "Haydi ona soralım, Peyğamberden sonra bu ümmetin en efdalı kimdir, Ebü Bekir ve Ömer'den de efdalı kimdir? O size bunu söyler."
Bu sual Selman-i Farisiye sorulduğunda şöyle cevab verdi:

"Resulullah (S.A.V.) âlem-i cemale teşrif etmeden önce hastalandıklarında yanlarına gitdim. Kendilerine: Ya Resulallah, vasi tayın etdiniz mi? dedim. Şöyle buyurdular: 'Ya Selman! Vasilerin kimler olduklarını bilir misin? Ben, 'Allah ve Resulü bilir' dedim.
Resulullah (S.A.V,) şöyle buyurdu: 'Âdem'in varisi çocuklarının efdalı olan Şitidi. Nuh'un varisi Sam, Musa'nın varisi Yüşa', isa'nın varisi Şem'un bin Ferhiya idi.

Ben ise kendime Ali'yi vasi tayin etdim. Bütün zikredilen peyğamlirin vasileri kavimlerinin efdalleri oldukları gibi Ali debenden sonra sizin efdalınızdır.'"

Abdullah ibni Abbas (RA.)'dan:
Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: "Benim zamanımda bütün âlemlerin erkeklerinin efdalı Ali'dir, geçmiş ve gelecek kadınlarının efdali Fatıma dır."
Hz. Cabir(R.A.)'den:

Resulullah (S.A.V.) Ensar ve Muhacirin'in huzurunda şöyle buyurdu: "Ya Ali! Bir kimse Allah'a olan ibadetinde ve kulluğunda hiç kusur etmese fakat senin ve Ehl-i Beyitnin bütün insanların efdali olduğunuzdan şüphe etse ateşlikdir."
Hz. Cabir(R.A.)'den:

Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: "Bir ümmet ki içinde, evlad-ı Ali'den, ma'rufu emreden ve münkeri nehyeden bir kimse bulunmazsa o ümmetde hayır yokdur."
Ebu Zer-il-Gifari (R.A.)'den:

Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: "Arş-ı A'la'nın sahibi olan Rabbim beni peyğamber olarak, Ali'yi de vasi olarak âlemine tafdil eyledi. Bana hiçbir peyğambere onun gibisini vermediği Fatıma Betül Azra'yi verdi ve Ali'yi ona zevc kıldı ve onlara Hasen ve Hüseyn'i verdi ki, âleminden hiç kimseye onlar gibisini vermedi.

Havz-ı Kevser'i onlara tahsis etdi ve hiçbir melek-i mukarrebe vermediği bir sıfatı onlara ihsan etdi. Cennet ve Cehennemin ehli onların muhabbetiyle ayrıldı, seven Cennete, sevmeyen Cehenneme... Ali'yi bana, beni Ali'ye kardeş yapdı ki âleminden hiç kimsenin benim gibi kardeşi olmadığı gibi, yine hiç kimsenin onun gibi kardeşi olmadı.

Ey insanlar" Her kim ki Allah'ın gadabını teskin etmek ve ind-i ilahide amelinin makbul olmasını isterse Ali bin Ebi Talib'i sevsin. Onu sevmek imanıartdırır ve onu sevmek günahları ateşin kurşunu eritdiği gibi eritir."
Hz. Abbas (R.A.)'dan:

Hz. Ali'nin annesi Fatıma bint Esed Hz. Ali'yi doğurduğu zaman, ona babasının adi olan "Esed" ismini verdi. Ebü Talib bunu kabul etmedi ve şu teklifde bulundu: "Haydi bu gece 'Ebu Kubeys' tepesine çıkalım, kâinatın halikına dua edelim, oğlumuza bir isim ilham etmesi içün yalvaralım ."
Akşam olunca karı koca oraya çıkdılar ve Allah Tealaya dua etdiler. O anda Ebü Talib irticalen şu ma'nada bir şiir söyledi:
Ey kopkoyu karanlığı yaradan,

Ey sabahı apaydınlık kılan,
Takdir etdiğin hükmü bize bildir,
Bu çocuğa biz hangi ismi koyalım.

O anda semadan bir hışırtı duyuldu. Ebu Talib başını yukarı kaldırdı, yeşill zümrüde benzeyen bir levha gördü, üzerinde dört satır yazı vardı. İki eliyle onu aldı ve sıkıca gögsüne bastırdı. Levhanın üzerinde şöyle yazılı idi:

"O, menba-ı saadet, tahir, necib ve mürteza olarak zuhur etmiş ve onun ismi yücelerin yücesi tarafından Ali konulmuşdur."

Bu hadise üzerine Ebü Talib sürurundan secdeye kapanıp Rabbine hamd u sena etdi ve Hz. Ali içün on deve kurban etdi.
Bu levha Beytül Haram'da asılı idi. Beni Haşim Kureyş'e karşı bununla iftihar ederdi. Bu levha Haccac ibni-Zübeyr catışmasına kadar orada asılı kaldı, sonra kayboldu.

Cabir [R.A.] Hz.lerinden: K('sulullah (S.A.V.] şöyle buyurdu:
"Her kim; israfil'in heybetini, Nuh'un haşyetini, ibrahim'in hilletini, Ya'kub'un hüznünü, Yusufun cemalini, Musa'nın münacatını, Eyyüb'un sabrını, Yahya'nın zühdünü, İsa'nın ibadetini, Yunus'un vera'ını, Muhammedin hasebiyle hulkunu görmek isterse Ali'ye baksın.

Zira enbiyanın doksan hasleti onda cem' olmuş ve Allah bu hasletleri ben ve Ali'den başka hiç kimsede cem' etmemişdir."(2)
Hz. Ali'den:

Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdular:
"Ya Ali! Ben senin ismini dört ayrı yerde benim ismimle beraber yazılı olarak gördüm. Mi'racimda Beytül Makdis'de bir kayanın üzerinde şöyle yazıyordu: 'La ilahe illallah Muhammedün resulullah onu veziri Ali ile te'yid eldim.'

Bundan sonra 'Sidre-i Münteha'da da şu yazı vardı: inni enallahu lailahe illa ene...' 'Ben Allahım, benden başka ilah yok, ben tekim. Muhammed has kulumdur, hulkumun mazharıdır, onu veziri Ali ile te'yid eyledim ve onunla ona nusrat etdim.'

Vaktaki Rabbul-alemin'in arşına vasıl oldum, arşin ayaklarna şöyle yazılmışdı: 'Ben Allahım, benden gayri ilahyok. Muhammed habibimdir, onu, veziri Ali ile te'yid etdim ve onunla ona nusrat etdim.'

Cennetin kapısındavardığımda kapının üzerinde şu yazıyı gördum: 'Ben Allahım, benden başka ilah yok, Muhammed habibimdir, zatımın ve sıfatımın mazhar-ı tammıdır, onu veziri Ali ile te'yid etdim ve onunla ona nusrat etdim.'"

Enes bin Malik (R.A.) Hz.lerinden:
Resulullah {S.A.V.} buyurdular ki: "Bir gün Cibril geldi ve bana şöyle söyledi: 'Allah hiçbir meleği Ali'yi sevdiği kadar sevmez.
Allah içün yapılmış hiçbir tesbih yokdur ki, her bir tesbih içün Allah bir melek halketmiş olmasın ve halk olunan o her bir melek kıyamete kadar Ali'yi sevenler ve Ali'ye tabi' olanlar içün istiğfar eder.'"

Hz. Cabir(R.A.)'den:
Resulullah (S.A.V.) Şöyle buyurdu:
"Beni hak Peyğamber olarak gönderene yemin ederim ki melaike, Ali'yi sevenler ve tabi' olanlar içün devamlı olarak istiğfar eder ve şefkatlı bir babanin evladına olan şefkatinden ziyade şefkat eder."

Zeyd bin Eslem (R.A.) Hz.lerinden:
Resulullah (S.A.V.) buyurdu ki:
"Ya Ali! Sana ne mutlu, melekler sana müştak, Cennet sana müştak. Kıyamet gününe gelince, bana nurdan bir minber, sana da nurdan bir minber ve ceddim ibrahim'e de nurdan bir minber hazırlanacak.

O minberlere oturduğumuz zaman, bir münadi nida edecek: 'Habibullah ve Halilullahın minberleri arasında oturana ne mutlu' diyecek. Sonra Cennet ve Cehennemin anahtarları bana verilecek, ben de onları vezirim ve vasim olarak sana teslim edeceğim."
ibn-i Abbas (R.A.) Hz.lerinden:

Resulullah (S.A.V.) buyurdu ki:
"Ya ibn-i Abbas! Ali'ye çok dikkat et, sakın ondan ayrılma, hak onun dilinde ve onun gönlündedir. O Cennetin kilidi ve anahtarıdır, ayni zamanda Cehennemin de kilidi ve anahtarıdır. Cennete de onunla girilir, Cehenneme de onunlagirilir."
Cabir (R.A.)'den:
Resulullah (S.A.V.) buyurdu ki:

"Kıyamet gününde bana Cibril ve Mikail Cennet ve Cehennemin anahtarlarını getirecek, Cennetin anahtarlarnı göstererek şöyle diyecekler: Ya Resulallah!
Bunlar Cennemin anahtarlari, üzerlerinde seni ve Ali'yi sevenlerin ve size tabi olanların isimleri yazılı, bunlar da Cehennemin anahtarları, üzerlerinde size tabi' olmayan düşmanların isimleri yazılı.

Ben Hakkin hükmunü yerine getirmek üzere anahtarlarıAli'ye teslim edeceğim. Rızıkları taksim eden Allah'a yemin ederim ki onu sevmeyenler asla Cennete giremez ve onu sevenler de asla Cehenneme girmez!"
Hz. AiŞe (R.A.)'den:
Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu:

"Ya Ali! Senin Şanına şu kâfi değil midir; seni sevenin, ölürken hasreti yok, kabrinde vahşeti yok, kıyamet gününde korkusu yok."
Hz. Ali (K.V.)'den:
Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu:
"Ali'yi sevip ona tabi' olanları hafife almayın, zira her biri Rabia ve Mudar kabilelerinin toplamı kadar şahsa şefaat edebilirler."
ibn-i Abbas (R.A.) Hz.lerinden: Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdular: "Kıyamet gününde mutlak süretde kurtulanlar ve kazananlar, Ali'nin izinden gidenlerdir."

Hz.Ali(R.A.)'den:
Peyğamber (S.A.V.) şöylebuyurdular:
"Ya Ali! Sana tabi' olanlara şu müjdeyi ver: Yalnız benim şefaatimden başka hicbir şeyin, ne malın ne evladın fayda vermediği günde, ben onların şefaatçisiyim."
Hz.Ali(K.V.)'den:

Peyğamber (S.A.V.) şöyle buyurdu:
"Ya Ali! Sen Cennetin kapısını çalıp sorğusuz sualsız Cennete girersin. Son sözü bana ve sana saleval getirenler Cennete girer."

İbn-i Ömer (R.A'den:
Resulullah (S.A.V.) ile beraber namaz kılarken bize doğru döndü ve Ali'yi işaret ederek: "Ey insanlar! Benden sonra dünyada ve ahiretde veliniz budur, bu sözümü unutmayınız vebu hukuka sımsıkı sarılınız."
Hz.Ali(K.V.)'den: Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: "Ya Ali! Sana Ensardan hiç kimse bugz etmez, aslı Yehudi olanlar müstesna."
Hz. Fatıma (A.S.) şöyle buyurdular: "Babam Resulullah (S.A.V.) Ali'ye bakdı, 'Bu ve buna tabi' olanlar Cennetdedirler' dedi."
Şa'biden, Ömer bin Kays'dan:

Biz yuvarlak halka şeklinde oturuyorduk, içimizde İbn-i Mes'ud (R.A.) da vardı. Bir Arab köylü geldi. 'Abdullah bin Mes'ud hanginiz?" dedi.
Abdullah bin Mes'ud Hz.leri: "Benim" dedi. Köylü: "Peyğamberiniz size kendisinden sonra kaç halife olacağını haber verdi mi?" Abdullah bin Mes'ud: "Evet, Beni israil'in nakibleri adedince on iki" dedi.

Selman FarisI (R.A.) Hz.lerinden:
Bir gün Resulullah (S.A.V.) Hz.lerinin yanına girdim, gördüm ki Hz. Hüseyn kucağında oturuyor,
Peyğamber Efendimiz onu gözlerinden ve ağzından öperek şunları söyluyordu: "Sen seyyid oğlu seyyidsin, imam oğlu imam'sın, hüccet oğlu hüccetsin ve sen dokuz hüccetin babasısın, dokuzuncusu onların Kaimi'dir."

Abaye bin Rebii (RA.)'den: Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: "Ben peyğamberlerin efendisiyim, Ali vasilerin efendisidir. Benden sonra vasilerim on ikidir, ilki Ali ve sonuncusu Mehdi Kaim'dir."
Hz. Ali (K.V.)'den:

Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu:
"Her kim kurtuluş gemisine binmek isterse, 'urve-i vuska'yı tutmak isterse, benden sonra Ali'ye dost olsun, onun düşmanına düşman olsun, onun hidayete erişdiren çocuklarına tabi' olsun.

Zira onlar benim halifelerim, vasilerim, Allah'ın halkı üzerine benden sonra Hüccetullah' dırlar. Ümmetimin efendileri, Cennete sevkedenleridir. Onların hizbi benim hizbimdir, benim hizbim de Allah'ın hizbidir.Onların düşmanlarının hizbi ise şeytanın hizbidir."
Hz. Ali (K.V.)'den:
Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu:

"Hüseyn evladından bir zat gelip, zulmü sona erdirip, dünyayi adaletle doldurmadıkça, dünyanın Ömrü sona ermeyecek."
Zeyd bin Harise (R.A.) Hz.lerinden:
Resulullah (S.A.V.) Ensar'dan aldığı ilk bıatında şöyle buyurdu:

"Allah'm benden önceki peyğamberlerinden aldığı biat gibi, ben de sizden biat alıyorum. Beni koruyacağınıza kendi nefisleriniz içün istemediğiniz şeyleri,
benim içün de istemeyeceğinize ve ayni şekilde Ali bin Ebi Talib içün de istemeyeceğinize ve onu koruyacağınıza, çünki o Sıddik- Ekber'dir. Bu ahde sadık kalırsanız Allah dininizi ziyadeleşdirir.

Allah Musa'ya asayı verdi, ibrahim'e ateşi müsahhar kıldı, İsa'ya ölüleri diriltme hassasıverdi, bana da bu Ali'yi verdi. Her peyğamberin bir ayeti vardır, bu Ali de bana Rabbimin ayetidir.

Onun çocukları olan tahir imamlar da Rabbimin ayetleridir. Onun zürriyyetinden bir zat bile kalmış olsa, dünya ehl-i imandan hali olmaz."
İbn-i Abbas (R.A.)'dan:

Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu:
"Allah bu dini Ali ile fethetdi, Ali öldüğü zaman dinde fitne ve fesad başlayacak. Bu fitne ve fesad, ancak Mehdi ile sona erecek."
Hz.Ali(K.V.)'den:
Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdular:
"Evladımdan gelecek olan imamlara itaat Allah'a itaatdır, onlara isyan Allah'a isyandır. Onlar Urve-i Vuskaadır ve Allah'a vesiledir.
'...vebteğü ileyhil vesiylete...' (Maide: 35) (Meali: Ey iman edenler, Allah'dan çekininiz, Cenab-ı Hakka yaklaşmak hususunda vesile arayın.)"
Hz.Ali(A.S.)'dan:

Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu:
"Maveraünnehir'den bir zat çıkacak, onun lakabı "harisul-hurras". Onun zamanında Mansur denilen bir zat, Al-i Muhammede yardım edecek, Kureyş'in Resulullaha yardım etdiği gibi. Her mü'minin ona yardım etmesi vacibdir."
Ebu Said El-Hudri (R.A.)'den:
Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu:

"Üç hukuk vardır ki onları muhafaza edenin dini ve dünyası, Allah'ın emn u emanındadır. Bu üç hukuku muhafaza edemeyenden emn u eman kalkar. Bunlar, Allah'ın hukuku, benim hukukum ve Ehl-i Beytimin hukuku."
Hz. Ali (K.V.)'den:

Resulullah (S.A.V.) buyurdu ki:
"Her ne zaman benim zürriyyetim hakır görülür ve onlara eziyet edilir, Allah'ın gadabı ve benim gadabım şiddetlenir."
Hz. Ali (K.V.)'den:

Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu:
"Veyl olsun Ehl-i Beytime zulm edenlere! Onlar Cehennemin en aşağı tabakasında, Veyl deryasında münafıklarla birlikde azab edileceklerdir."
Ebu Zer El-Gifari (R.A.) Hz.leri bir gün Ka'be'nin kapısında durarak insanlara şöyle hitab etdi:

"Ey nas! Beni bilen bilir, bilmeyenlere de bildireyim, ben Ebu Zer'im. Resulullah (S.A.V.)'in şöyle dediğini duydum: Benim Ehl-i Beytim Nuh'un gemisi gibidir, ona binen kurtulur, binmeyen ise boğulur gider."

Bir gün Abdullah ibn-i Ömer'e (R.A.) sordular: "Sivrisinek öldurmek haram mı?" Suali sorana: "Sen nerelisin?" dedi, o da "ıraklıyım" diye cevab verince, Abdullah ibni Ömer:

"Şuna bakın, Resulullahın oğlunu öldürenler sivrisineği öldürmek harammıdır değilmidir diye soryorlar! Ki ben onlar hakkında Resulullahın şöyle dediğini duydum: Onlar benim dünyada iki reyhanımdır."
İmam Ca'fer Sadık'dan, babalarından ve Hz. Ali (K.V.)' den:

Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu:
"Cibril (A.S.) indi ve şöyle dedi: Ya Resulallah! Rabbimin sana selamı var ve diyor ki: Habibim! Ben senin indiğin sulbe, seni taşıyan karna ve seni koruyan kucağa ateşi haram kıldım."
Nail' bin Ömer (R.A.) Hz.lerinden:

Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu:
"Tevekkül'e talib olan Ehl-i Beytimi sevsin, her kim onları severse, hem dünyada hem ahiretde kazananlardan olur."
Selman Farisi (R.A.) Hz.lerinden:
Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu:

"Ya Selman! Kızımın Fatıma'yi her kim severse benimle beraber Cennetdedir, her kim ki ona buğzeder ateşdedir.
Ya Selman! Hz. Fatıma'yi sevmek yüz yerde faydalıdır. Bunlardan en çok bilinenleri şunlardır: Kabirde, hesabda, Sırat'da. Kızım Fatıma her kimden razi ise, ben de ondan razıyım. Ben de her kimden razi isem Allah ondan razıdır.

Kızım Fatıma her kime gadab ederse ben de ona gadab ederim. Ben her kime gadab edersem Allah da ona gadab eder.
Ya Selman! Veyl olsun ona zulm edene, onun kocası Ali'ye zulm edene ve veyl olsun, onun zürriyyetine ve onun zürriyyetine tabi' olanlara zulm edene!"
Mikdad bin-il-Esved (R.A.) Hz.lerinden:

Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu:
"Al-i Muhammede ma'rifet ateşden berat'dır, Al-i Muhammedi sevmek sıratdan geçmekdır ve Al-i Muhammede dost olmak azabdan emandır."
Cerir bin Abdullah El-Becli (R.AJ'den:
Resulullah(S.A.V.) şöyle buyurdular:

"Her kim Al-i Muhammedin sevgisi üzerine ölürse, mağfiret olunmuş olarak ölur. Agha olun ki her kim Al-i Muhammedi severek ölurse, şehid olarak ölür.
Ve yine iyi biliniz ki her kim Al-i Muhammedi sevdiği halde ölürse, kabrine cennetten iki kapı açılır.

Ve yine iyi biliniz ki her Al-i.Muhammedin muhabbeti üzerine ölürse melekülmevt, Münkir ve Nekir kendisini Cennetle müjdeler.
Ve yine iyi biliniz ki her kim Al-i Muhammedin sevgisi üzerine ölürse, bir gelinin debdebe ile tantana ile mesrür ve mes'ud olarak kocasının evine girdiği gibi Cennete girer.

Ve yine agâh olunuz ki her kim Al-i Muhammedin sevgis üzerine ölürse, Allah rahmet meleklerini kabrine ziyaretçi kılar. Ve yine agâh olunuz ki her kim Al-i Muhammedin sevgisi üzerine ölur, ehl-i sünnet vel-cemaat üzerine ölmüş olur.

Ve yine agâh olunuz ki her kim Al-i Muhammedin sevgisi üzerine ölür, imanını tamamlamış bir mü'min olarak ölmüş olur. Ve yine agâh olunuz ki her kim Al-i Muhammedin sevgisi üzerine ölür, tevbesi kabul olunmuş olarak ölür.

Ve şunu da çok iyi bilmiş olunuz ki her kim de Al-i Muhammede bugz ederek ölmüş ise, kıyamet gününde iki gözünün arasında "Allah'ın rahmetinden ümidini kesmişdir" diye yazılı olarak gelir.

Ve yine agâh olun ki her kim Al-i Muhammede bugz üzerine ölürse, Cennetin kokusunu bile koklayamaz. Ve yine agâh olun ki her kim Al-i Muhammede buğz ederek ölürse kâfir olarak ölür."
Ikrime ve ibni Abbas (R.A.) Hz.lerinden:
Resulullah (S.A.V.) Abdurrahman ibni Avf a şöyle buyurdu:

"Ya Abdurrahman! Sizler benim ashabımsınız, Ali ise kardeşimdir ve bendendir, ben de ondanım. O benim ilmimin kapısıdır ve vasimdir. O ve Fatıma, Hasen ve Hüseyn Şeref ve kerem bakımından arzın en hayırlılarıdır."
İbni Abbas (R.A.)'dan: Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu: "Allah (c.c.) İsa (A.S.)'ma şöyle vahyetdi: Ya İsa Muhammed'e (S.A.V.) iman et ve ümmetine de ona iman etmelerini emret.

Muhammed (S.A.V.) olmasaydı ne Adem'i, ne Cenneti ne de ateşi yaratmazdım."
Ebü Hayr El-Buhturi Hz.lerinden:

Emirel Mü'minin Ali (A.S.)'ı Küfe minberinde gördüm. Resulullahın sarığını ve cübbesini giymiş ve kılıcına dayanmış, parmağında da Resulullahın yüzüğü olduğu halde minbere oturdu ve şöyle söze başladı:

"Bana sorunuz! Beni kaybetmeden önce ne sormak istiyorsanız sorunuz."

Göğsünü işaret ederek, "Burası ilm-i ilahinin indiği ve cem' olduğu yerdir. Bu ağzımdaki de Resulullahın bana emzirdiği luabıdır.
Allah'a kasem ederim ki, makaam-ı kazaya oturup ehl-i tevrata Tevrat ile, ehl-i incile incil ile fetva versem, Tevrat ve incil dile gelip şöyle söylerlerdi:

Ali doğru söylüyor, sadık'dır, Hakk tarafından bana inenle hükmediyor. Peki, sizler kıtabı okuyorsunuz, teakkul etmez misiniz, akıllanmaz mısınız!"
Bilal bin Hamame (R.A.) Hz.lerinden:
Bir gün Resulullah (S.A.V.) bize doğru geldi, yüzü ay gibi parlıyordu ve sürür içinde idi.

Abdurrahman-ibni Avf kalkdı ve şöyle dedi: "Ya Resulallah! Bu yüzünüzdeki nurun ve sürürün sebebi nedir?"
Cenab-ı Peyğamber (S.A.V.): "Rabbimden kardeşim ve amcam oğlu Ali ve kızım Fatıma içün bir beşaret aldım. Allah Fatıma'yi Ali ile evlendirdi.
Cennetlerin me'muru Rıdvan'a Tuba agacını sallamasını emretdi.

Bu sallamada Tuba agacında Ehl-i Beyt'imi sevenler adedince yaprak cıkdi.
Her yaprağın altında nurdan bir melek halketdi ve o yaprak o meleğe teslim edildi.

Hesab gününde melekler şöyle nida'ederler: Ehl-i Beyti sevenler gelsinler. O zaman Ehl-i Beyti seven herkese kurtuluş vesikasi olan oyaprak verilir. Ümmetimden erkek ve kadınların sebeb-i necatı Ali kızım Fatıma'dır."
İbni Abbas (R.A.) Hz.lerinden:

Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdu:
"Ya Ali! Allah tebareke ve teala seni Fatıma ile evlendir di ve arzı ona mihir yapdı. Her kim Arz üzerinde Ali'ye buğz ederek yürürse, o Arz ona haramdır."

Enes (R.A.)'den:
Resulullaha (S.A.V.) bir hediye geldiği zaman ba'zan şöyle buyururlardı: "Al bunu fılan hanıma götür ver, çünki o Hadice'yi severdi."
Hz. Ali (K.V.)'den:

Resulullah (S.A.V.) şöyle buyurdular:
"Kıyamet gününde Abdul-Muttalib; Nübüvvet simasiyle ve meliklerin azametiyle ümmet-i vahide olarak ba's olacakdır.
Abdul-Muttalib Cahiliyyet zamamnda, beş kanun vaz' etmişdir ki Cenab-ı Hakk bunları Kur'an ile tasdik etmişdir.

Bir: Babalarının kadınlarıoğullarına haram kılmışdır. Cenab-ı Hakk da Kur'an-ı Mübin'de şu ayeti indirmişdir:"vela tenkihu ma nekaha abauküm minennisai..." (Ni sa: 22) (Meali: Babalarınızın nikâh etdiği kadınlarla nikâhlanmayın.)

İki: Eline geçen ganimet malının beşde birini tasadduk etdi. Cenab-i Hakk Kur'an-i Mübin'de şu ayeti indirdi: "va'Iemu ennema ğanimtüm min şey'in feenne lillahi humusehu..." (Enfal: 41) (Meali: Sizler biliniz ki yapdığınız gazada almış olduğunuz ğanimetin velev bir iğne iplik bile olsa, beşşde biri Allah içündür.)
-------------------------
(2)-Bu hadis "Cevahirul Ahbar"da da zikredilmişdir.