Mizan'ul Hikmet-9.Cilt
 


KONULARIN DEVAMINDAN GERİYE KALANLAR




15593. İmam Ali (a.s) kendisine, "Ey Müminlerin Emiri! Bizleri fitnelerden haberdar kıl, acaba fitneleri Allah Resulüne sordun mu?" diye soran birisine şöyle buyurmuştur: "Noksan sıfatlarından münezzeh olan Allah katından "Elif, Lam Mim. İnsanlar inandık demek-le…" ayeti indiğinde anladım ki, Resulullah (s.a.a) aramızdayken bize fitne inmez. "Ey Allah'ın Resulü! Allah'ın bu ayetle sana haber verdiği fitne nedir?" de-dim. O şöyle buyurdu:

"Ey Ali! Ümmetim benden sonra fitneye düşecektir. Ali! Bu kavim malla-rıyla imtihan edilecek, dinleriyle Rablerine minnet etmeye kalkı-şacak, rahmetini dileyecek, aza-bından emin olacaklar. Haramını yalancı şüpheler ve gaflete düşü-rücü isteklerle helal kılarlar. Böy-lece içkiye nebiz (şıra), rüşvete hediye, faize alışveriş adını taka-rak helal sayarlar." Ben şöyle dedim: "Ey Allah'ın Resulü! Bu çağda onları hangi konağa indi-reyim? Dinden dönmüş mü sa-yayım; fitneye düşmüş mü saya-yım?" O şöyle buyurdu: "Fitneye düşmüş kabul et."

Kenz'ul Ummal'ın naklinde ise şöyle yer almıştır…: " Daha sonra ise bana şöyle buyurdu: "Ey Ali! Sen benden sonra ha-yatta kalacak, ümmetime müptela olacak, kıyamet günü de Allah'ın huzurunda hesap için du-racaksın. O halde cevabını hazır-la." Ben şöyle arzettim: "Anam babam sana feda olsun! Bu müs-lümanların düşeceği bu fitnenin ne olduğunu ve sizden sonra on-larla hangi esas üzere savaşmak gerektiğini bana söyle." Pey-gamber şöyle buyurdu:

"Çok geçmeden sonra benden sonra Nakisin (Ahdini bozan Cemel ashabı), Kasitin (alim olan Mua-viye ashabı) ve Marikin (dinden çıkan Hariciler) ile savaşacaksın. Peygamber onların idmini ve ni-şanelerini bana tek tek söyledi. Ve daha sonra şöyle buyurdu: "Sen ümmetimden Kur'ana mu-halefet eden ve din hususunda kendi görüşünce amel eden kim-selerle cihad edeceksin. Zira dinde şahsi görüş ve rey söz ko-nusu değildir. Din sadece Al-lah'ın emir ve yasaklarıdır."

15594. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Benim Kureyş'le ne işim var? (Bu kadar bana düş-manlık etmelerinin nedeni ne-dir?) Allah'a andolsun onlar ka-firken de onlarla savaştım, şu anda fitne-fesada düşüp hak yoldan sapınca da onlarla sava-şacağım."

15595. İmam Ali (a.s) Peygam-berin gönderildiği zamandaki dünyanın niteliği hakkında şöyle buyurmuştur: "Onu, elçilerini göndermesinden uzun bir zaman geçtikten sonra, ümmetler uzun uykular ve büyük fitneler içindeyken gönderdi… Dünyanın yaprağı sararmış… Dünya, ehline karşı yüzünü ekşitmiş, isteyene surat asmıştı. Meyvesi fitne, yemeği leş idi."
15596. İmam Ali (a.s) hakeza şöyle buyurmuştur: "Allan onu insanlar şaşkınlık içinde delalete düşmüşken gönderdi. Fitneye dalmışlar, heva ve hevesleri onları azdırmıştı."

15597. İmam Ali (a.s) Sıffinden dönerken halkın bisetten önceki du-rumu hakkında şöyle buyurmuştur: "O zaman insanlar din ipini ko-paran fitnelere düşmüş, yakin (kesin inançlar) direkleri şiddetle sarsılmıştı… İnsanlar Şeytan'a it-aat etmiş, onun yollarını tuttur-muş, onun yataklarına akmışlar-dı. Şeytan'ın işaretleri onlarla yü-rüyor, bayrağı dikilip dalgalanı-yordu. İnsanlar kendilerini, ta-banlarıyla ezen, tırnaklarıyla kırıp geçiren fitnelere düşmüştü.

Fitneler tırnaklarının ucuna basmış, kalmıştı. İnsanlar bu fitneler içinde yollarını kaybetmiş, şaşırıp kalmış, bilgisiz hale gelmişlerdi."
15598. İmam Ali (a.s) Muaviye'ye yazdığı mektubunda şöyle buyurmuş-tur: "Şüpheden ve şüpheye bü-rünmekten sakın! Nicedir bu fır-satı kollayan fitne, hakikati batıl-la gizlemek için perdelerini sal-mış, karanlığıyla gözleri örtmüş-tür."
15599. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Fitneler gece karanlı-ğı gibi her yere iner, hiç kimse ve hiç bir bayrak ona karşı dura-maz, gemlenmiş palanlı develer gibi size gelir, sürücüsü sürüp getirir, binicisi onu hızla koştu-rur."

15600. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kıyamet günü güzel-liği sebebiyle fitneye düşüp sap-mış bir kadın getirilir. O şöyle der: "Ey Allahım! Beni güzel ya-rattın ve neticede gördüğümü gördüm." Bu esnada Meryem'i (a.s) getirirler ve o kadına şöyle denir: "Sen mi güzelsin yoksa bu mu? Biz onu da güzel yarattık ama o fitneye düşüp sapmadı.

" Daha sonra güzelliği sebebiyle fitneye ve günaha düşen bir er-keği getiriler, o da şöyl eder: "Ey Rabim! Beni güzel yarattın ve sonuçta kadınlar tarafından gör-düğümü gördüm." Daha sonra Yusuf'u (a.s) getirirler ve o şahsa şöyle denir: Sen mi güzelsin yok-sa bu mu?" Biz onu da güzel ya-tattık ama o fitneye ve fesada düşmedi."

Daha sonra düştüğü bela sebebiyle fitneye düşüp sa-nan musibetli birini getiriler ve o şöyle der: "Ey Rabbim! Beni şiddetle belaya düçar kıldın ve bu yüzden fiyneye düşüp helak oldum." Ardından Eyyub'u (a.s) getirirler ve o şahsa şöyle denir: "Sana inen bela mı daha şiddet-lidir. Yoksa bunun belası mı? O da sıkıntı ve belalara düştü ama asla fitne ve aldanmaya kapılma-dı."
bak. el-Huccet, 711. Bölüm

3149. Bölüm
İmtihanın Neticesi

Kur'an:
"And olsun, biz kendile-rinden öncekileri de dene-mişken, insanlar, "inandık" deyince, denenmeden bırakı-lacaklarını mı sanırlar?"
"Andolsun ki biz onlardan öncekileri de imtihandan ge-çirmişizdir. Elbette Allah doğruları ortaya çıkaracak, yalancıları da mutlaka ortaya koyacaktır. And olsun ki Sü-leyman'ı denedik, hükümran-lığını zayıf düşürdük; sonra eski haline döndü."
15601. İmam Ali (a.s) Osman öl-dürülünce şöyle buyurmuştur:

"Bilin ki imtihanınız (ihtilaf ve cehalet) Allah'ın Peygamber'inizi (s.a.a) gönderdiği günkü şekliyle aranı-za geri dönmüştür. Peygamberi hak üzere gönderene andolsun ki büyük imtihandan geçecek, sınanma kalburunda elenip ayrı-lacaksınız… Sonunda en aşağı-nız, en yüce makama erecek ve en yüceniz en aşağı makama al-çalacaktır. Geri kalmışlar ilerle-yecek, öne geçecekler, (İslam'da) herkesi geçenler, ileri gidenler ise geri bırakılacaklardır."

15602. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki imtihan edilmedikçe gözetle-yip durduğunuz şey gerçekleş-mez. Allah'a yemin olsun ki im-tihan edip halis kılınmadıkça gözlerinizle bakıp beklediğiniz şey gerşekleşmez."
15603. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki imtihandan geçip ayrıştırıla-caksınız. Allah'a yemin olsunki birbirinizden ayırt edileceksiniz ve Allah'a yemin olsun ki elene-ceksiniz sonunda da sizden çok azı dışında hiç kimse baki kal-maz."

3150. Bölüm
Fitnelerden Allah'a Sı-ğınma Adabı

15604. İmam Ali (a.s), "Ey Alla-hım! Fitnelerden sana sığınırım" diye birisine şöyle buyurmuştur: "Mal ve evlatlarından Allah'a sığındığını görüyorum. Allah'-u Teala şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz mal ve evlatlarınız fitnedir (imtihan-dır)." O halde şöyle de: "Ey Al-lahım! Fitnelerin saptırıcılığından sana sığınırım."

15605. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sizden biriniz; "Al-lah'ım, fitneden (imtihandan) sana sığınırım." demesin. Zira imtihana düçar olmamış hiç kimse yoktur. O halde sığınanlar fitnelerin saptırıcılığından Al-lah'a sığınmalıdır. Nitekim Al-lah-u Teala şöyle buyuruyor: "Bilin ki mallarınız ve evlatla-rınız ancak bir fitnedir (imti-handır)."
15606. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Allahım! Sözle-rinden yüz çevirmekten veya di-ninden sapmaktan sana sığını-rım"

3151. Bölüm
Fitnenin Anlamı

15607. İmam Ali (a.s), Kur'an'ın müteşabih kelimelerinden olan fitne-nin anlamı sorulunca şöyle buyurmuştur: "Elif, Lam, Mim. İnsanlar, "inandık" deyince, denenmeden bırakıla-caklarını mı sanırlar?" Hakeza Allah-u Teala Musa'ya şöyle buyurmuştur: "Seni defalarca denedik"

Küfür fitnesi de bu anlamda-dır. Nitekim Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: "And olsun ki, daha önce de fitne koparmak istemişlerdi. Sana karşı bir takım işler çeviriyorlardı, so-nunda onlar istemedikleri halde hak ortaya çıktı, Al-lah'ın emri üstün geldi." Hakeza Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz fitne, öldürmekten daha büyüktür."

Burada fitne, küfür anlamındadır. Allah-u Teala Tebük savaşında, Resulullah'tan (s.a.a) savaşa katılmamak için izin isteyen münafıklar hakkında da şöyle buyurmuştur: "Onlardan, "Ba-na izin ver ve beni fitneye dü-şürme" diyen…" Yani, bana izin ve ve beni küfre düşürme" anlamındadır. Aziz ve celil olan Allah da şöyle buyurmuştur: "Bilin ki onlar fitneye düş-müşlerdir ve şüphesiz cehen-nem kafirleri ihata etmiştir."

Aynı şekilde azap fitnesi de bu anlamdadır. Nitekim Allah-u Teala da şöyle buyurmuştur: "O, kendilerinin ateşte fitneye düşecekleri gündür." Yani azaba uğrayacaklardır. Allah-u Teala hakeza şöyle buyurmuştur: "Onlara: "Fitnenizi tadın; işte acele beklediğiniz bu idi" de-nir." Yani azabınızı tadın. Ve hakeza Allah-u Teala şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz mümin erkeklere ve mümin kadınlara fitne edenler…" yani müminle-re azap edenler…

Mal ve çocuk sevgisinin fit-nesi de bu anlamdadır. Nitekim Allah-u Teala şöyle buyurmuş-tur: "Şüphesiz mallarınız ve çocuklarınız fitnedir." Yani onlar hakkındaki sevginiz sizler için bir fitnedir, (imtihandır).
Hastalık fitnesi (imtihanı) de bu anlamdadır: "Onlar, yılda bir iki defa belaya uğratılıp fitneye (imtihana) çekildikle-rini görmüyorlar mı? Böyley-ken yine tövbe etmiyorlar, ib-ret de almıyorlar." Yani hastalanır ve derde düçar olurlar."

3152. Bölüm
Fitnelerin Kaynağı

15608. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz fitnelerin kaynağı, nefsani istekler bidat olarak ortaya konulan ve Allah'ın hükmüne muhalif olan hükümlerdir. Bir grup bu nefsani istekler ve bidatlar hususunda diğer bir gruba uyar. Biliniz ki eğer hak halis ve katıksız olsaydı, hiçbir ihtilaf ortaya çıkmazdı. Eğer batıl halis ve tek olsaydı, akıllı insana örtülü kalmazdı. Ama bir avuç ondan alınır, bir avuç ise bundan ve birbirine ka-rıştırılır.

İşte burada şeytan dost-larına musallat olur. Daha önce hakkın lütfüne mazhar olanlar kurtuluşa erer. Ben Allah Resu-lü'nden (s.a.a) şöyle buyurduğu-nu işittim: "Sizleri fitne kapla-yınca, ne olacak halinize! O fit-nelerde, gençler büyür ve büyük-ler yaşlanır."

15609. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanlara öyle bir zaman gelir ki, Kur'ân'dan ancak resim (bir nişane, bir yazı), İs-lam'dan ise ancak ismi baki kalır. Mescitleri o zamanda bina ba-kımından mamur/bayındır, hi-dayet bakımından haraptır. Hal-kı, yeryüzünün en şerli kişileri-dir, fitne onlardan çıkar, hata ve günah onlara sığınır, fitnelerden ayrılmak isteyeni geri çevirirler, arkada kalanı sürükleyip ona doğru götürürler. Allah-u Teala şöyle buyuruyor: "Zatıma and olsun ki, onlara sabırlı insanı şaşkınlığa düşürecek bir fitne göndereceğim."

15610. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sakın, sakın! Büyük-lerinize ve idarecilerinize itaat etmekten sakının. Çünkü onlar, asabiyetin (milliyetçiliğin) esas sütunları, fitne binasının temeli-dirler."

3153. Bölüm
Fitne Çeşitleri

Kur'an:
"Mallarınızın ve çocukla-rınızın, aslında bir sınama ol-duğunu ve büyük ecrin Allah katında bulunduğunu bi-lin."
"Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız bir imtihandır. Büyük ecir ise Allah katında-dır."
"Rabbin denemek için bir insana iyilik edip, nimet ver-diği zaman, o: "Rabbim beni şerefli kıldı" der. Ama onu sı-namak için rızkını daraltıp bir ölçüye göre verdiği zaman: "Rabbim bana hor baktı" der."

15611. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Fitneler üç şeydir: Kadını sevmek ki bu şeytanın kı-lıcıdır, şarap içmek ki bu da şey-tanın tuzağıdır, dirhem ve dinarı sevmek ki bu da şeytanın oku-dur. Her kim kadınları severse, hayatından nasiplenemez. Her kim (alkollü) içecekleri severse, cennet kendisine haram olur ve her kimde dirhem ve dinarı se-verse, dünyanın kulu olur."

15612. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz insanın malı sınama sebebidir, kadın ve çocukları da imtihan aracıdır."
15613. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Üç şey kandırıcı ve fitneye düşürücüdür: Güzel saç, güzel yüz ve güzel ses."
15614. İmam Ali (a.s), İsa'nın (a.s) sıfatı hakkında şöyle buyurmuş-tur: "Ne onu fitneye düşürecek bir hanımı, ne hüzünlendirecek bir çocuğu, ne kendisini meşgul edeceği bir malı vardı."

15615. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Allah'ım! Yüzsu-yumu ihtiyaçsızlıkla koru ve beni fakirlikle başkalarının yanında küçük düşürme. Bunları, senden rızık dileyenlerden istememek, mahlukatının şerlerinden mer-hamet dilemek, bana vereni öv-meye müptela olmamak ve ben-den esirgeyeni yermekle imtihan edilmemek için istiyorum."

15616. İmam Ali (a.s), kendisiyle yaya olarak gelen Harb adındaki bi-rine şöyle buyurmuştur: "Geri dön. Zira senin gibi birinin benim gi-bi birinin yanısıra yaya yürümesi, vali için bir fitne, mümin için ise horluk sebebidir."
15617. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz şeytan yol-larını sizler için kolaylaştırmış, dininizin düğümlerini sizler için tek tek açmak ister ve birlik ye-rine sizleri dağıtmak ve dağıtarak fitneye düşürmek ister."

15618. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nice kimseler, insan-ların kendilerini övmesi sebebiy-le fitneye düşmüşlerdir."
15619. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mal ve oğul sahibi olmayı, Allah'ın gazab veya rıza-sına ölçü saymayın. Zira bu kud-ret ve zenginliğin imtihan için verildiğini bilmemektir."
15620. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her ümmetin bir im-tihanı vardır. Benim ümmetimin imtihan sebepleri ise maldır."

15621. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz ben, güzel sizler hakkında, zorluk fitnesin-den çok hoşluk fitnesinden kor-kuyorum. Şüphesiz siz çok zor bir fitneye düştünüz ve sabretti-niz. Elbette dünya, tatlı ve çeki-cidir."
15622. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın yaratıklarından en fazla buğzettiği/sevmediği iki kişidir. Birincisi Allah'ın (günahları se-bebiyle) kendi başına bıraktığı kimsedir. Bu kimse doğru yoldan sapmış; bidat sözler ve halkı saptırıcı çağrılara yönelmiştir. O halde bu kimse, kendisi vasıta-sıyla fitneye düşenler için bir fit-nedir."
bak. el-Gina, 3109, 3111. Bö-lümler

3154. Bölüm
Her Darlık ve Geniş-likte Bir İmtihan Vardır

15623. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her darlık ve geniş-likte, mutlaka Allah'ın bir ihsanı ve imtihanı vardır."
15624. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her darlık ve geniş-likte mutlaka Allah'ın bir meşiy-yeti, hükmü ve imtihanı vardır."
15625. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın emrettiği ve yasakladığı şeylerdeki her darlık ve genişlikte mutlaka aziz ve celil olan Allah'ın bir imtihanı ve hükmü vardır."
15626. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın emrettiği ve-ya yasakladığı zorluk ve genişlik hususunda insan için mutlaka Allah'ın bir imtihanı vardır."

Allame Meclisi şöyle diyor: "Rı-zıklardaki darlık ve genişlik rızkın çoğalması ve azalmasıyladır. Nefisler-de (ruhlarda) ve canlarda ise beden-lerdeki sevinç ve hüzünledir. Beden-lerde ve hüzün, sağlık ve hastalıkla-dır. Amellerdeki genişlik ve darlık ise işleri yapmada başarılı olup olma-makladır. Ahlakta ise güzel ahlakla süslenip süslenmemekledir. Duada ise icabet edilip edilmemesiyledir. Hü-kümlerde ise bazı hükümlerin yapıl-masına izin verilip, bazılarının ya-pılmasının nehyedilmesiyledir."

3155. Bölüm
İnsanların Birbiri Vesi-lesiyle İmtihan Edilişi

Kur'an:
"Senden önce gönderdi-ğimiz bütün peygamberler de, şüphesiz, yemek yerler, sokaklarda gezerlerdi. Ey in-sanlar! Sabreder misiniz diye sizi birbirinizle sınarız. Rab-bin her şeyi görür."
"Verdikleriyle denemek için sizi yeryüzünün halifeleri kılan ve kiminizi kiminize derecelerle üstün yapan O'dur. Doğrusu Rabbinin cezalandırması süratlidir. Şüphesiz O bağışlar, merhamet eder."
15627. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Fakir kimse zengin için imtihan sebebidir. Zayıf kimse de güçlü kimse için imti-han sebebidir."

3156. Bölüm
Bazı Fitnelerde Al-lah'tan Yardım Dilemek

Kur'an:
"Rabbimiz! Bizi, küfredenlerle deneme; bizi bağışla, doğrusu sen, güçlü olan, hikmet sahibi olansın."
"Allah'a güvendik; Ey Rabbimiz! Zalim bir kavim ile bizi sınama" dediler.
15628. İmam Bakır (a.s) ve İmam Sadık (a.s), "Allah'ım! Bizleri zalim bir kavim ile sınama" ayeti hakkında şöyle buyurmuşlardır: "Yani zalimleri imtihan etmek için onları bize musallat kılma."

15629. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ademoğullarının tüm müminleri mutlaka fakir ve kafirleri ise zengin idi. Sonunda İbrahim (a.s) geldi ve şöyle arzetti: "Ey Rabbimiz! Bizi kafir olan kimseler için fitne (vesilesi) kılma." Bunun üzerine Allah-u Teala müminler arasında zengin ve fakir kıldı. Kafirler arasında da zengin ve kafir kıldı."

Tefsir:
Fitne, imtihan ve deneme vesilesi-dir. Müminlerin kafirlerin imtihanı için bir vesile kılınması ise, kafirlerin kendisine musallat kılınması anla-mındadır. Böylece Allah onları imti-handan geçirmektedir.

İçlerinde olan fesat ve bozukluğu bu vesileyle ortaya dökmektedirler. Onlar müminlere, iman etmeleri sebebiyle her türlü iş-kence ve eziyeti ediyorlardı.

"Ey Rabbimiz! Bizleri za-limler topluluğu için imtihan vesilesi kılma" ayetine gelin-ce…Güçlü zalimleri mazlum kimse-lere karşı küstahlaştıran şey de onlar-da gördükleri zayıflıktı. Bu yüzden onların bu zayıf noktasından istifade ederek onlara zulmediyorlardı. Dola-yısıyla zayıf, insan sahip olduğu zaafı dolayısıyla zalim güçlüler için fitne ve-silesi karar kılınmıştır. Nitekim mal ve çocuklar da sahip oldukları sevgi cazibesi sebebiyle, insan için imtihan ve fitne sebebi karar kılınmışlar-dır…"

3157. Bölüm
En Korkunç Fitne

15630. İmam Ali (a.s), Nehre-van'da okuduğu hutbesinde şöyle bu-yurmuştur: "Ey insanlar, fitnenin gözünü kör ettim, dalgalar ha-linde yayılan karanlığına, azgınla-şan kudurganlığına (benden baş-ka) kimse dalamazdı...
Adamın biri ayağa kalkarak şöyle arz etti: "Ey Müminlerin Emiri!

Bi-ze fitneleri anlat!" İmam şöyle buyur-du: "Fitne gelip çatınca tanın-maz, (hakla karışır), sırtını dö-nünce hakikat ortaya çıkar, ge-lince tanınmaz, gidince tanınır. Bu fitneler, rüzgar gibi bir dö-nüp durmak-ta; bir şehire uğra-makta, bir diğerinden geçip git-mektedir. Bilin ki uğrayacağınız fitneler içinde en çok korktu-ğum, Ümeyyeoğulları'nın fitne-sidir."
15631. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dünyaya bağlanmak, en büyük fitnedir."
bak. el-Bela, 413. Bölüm; el-Ummet, 1127-129. Bölümler

3158. Bölüm
Fitnelerden Sağ Salim Kurtulanlar

15632. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İhlas sahibi kimselere ne mutlu! Onlar hidayet meşale-leridirler. Her türlü karanlık fitne onlardan uzak kılınmıştır."
15633. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Biliniz ki, kim Al-lah'tan sakınırsa Allah, onun için fitnelerden bir çıkış yolu ve ka-ranlıklarda bir nur verir."

15634. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey insanlar! Fitne dalgalarını kurtuluş gemileriyle yarın."
15635. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Çok geçmeden fitne-ler ortaya çıkacak ve bu sebeple insan gece imanla sabahlayacak, ama gündüzünü kafir olarak ge-çirecektir. Elbette Allah-u Tea-la'nın kendisini ilimle ihya ettiği kimse bunun dışındadır."

3159. Bölüm
Arzu Edilmesi Gere-ken Fitneler

15636. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ahir zamanda fitne-leri kötü görmeyin. Zira o fitne-ler münafıkları yok eder."
15637. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Fitneleri arzulayınız. Zira fitneler zalimlerin yok ol-masına ve yeryüzünün fasıklar-dan temizlenmesine sebep olur."

3160. Bölüm
İnsana Fitne Olarak Yeten Şey

15638. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsana hatalarının çok olması, amelinin azalması, hakikatinin az olması, gece leş olması, gündüz boşta gezmesi, hiçbir şeye şevki olmaması tem-bel ve rahatına düşkün olması fitne olarak yeter."

3161. Bölüm
Fitne ve İmtihan (Çe-şitli)

15639. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Benden sonra fitneler karanlık gece parçaları gibi üm-metimi kuşatacaktır. Bu fitneler sebebiyle insan, gece mümin olur ve gündüz kafir, (kimisi de) gündüz mümin olur ve gece ka-fir. İnsanlar dinini az bir dünya metası karşısında satarlar."
15640. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Fitnelerin sürmesi, en büyük sıkıntı ve meşakkatler-dendir."
15641. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Canıma andolsun ki fitne ateşinde mümin yok olur ve Müslüman olmayan salim ka-lır."
15642. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim fitne ateşini yakarsa, kendisi de yakıtı olur."
15643. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Size yönelen fitne ateşine dalmayın, yollarından uzaklaşın, ona varacak yola gir-mekten sakının."
15644. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Zalim ve acımasız yönetici, sürekli olan fitneden daha iyidir."
15645. İmam Ali (a.s), Haris Hemdani'ye yazdığı mektubunda şöy-le buyurmuştur: "Çarşılarda otur-maktan sakın, oralar şeytanın hazır olduğu, fitnelerin ortaya çıktığı yerlerdir."
15646. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Fitneye karşı iki ya-şındaki deve gibi ol; onun ne bi-nilecek sırtı, ne de sağılacak memesi vardır."

405. Ko-nu

el-Fu-tuvvet
Mertlik

el-Bihar, 76/311, 59. bölüm; Me'n'el-Futuvvet ve'l-Mürüvvet

bak.
486. konu, el-Mürüvvet; eş-Şibab, 1948. bölüm
3162. Bölüm
Mertlik

Kur'an:
"Onlar Rablerine iman etmiş bir kaç gençti. Onların hidâyetlerini artırmıştık."

15647. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsan mertlikten da-ha güzel bir süsle süslenmemiş-tir."
15648. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın aşağılıktan uzak olması mertliktir."
15649. İmam Sadık (a.s), yanında mertlik sahibi birinden söz edilince şöyle buyurmuştur: "Mertlik nedir? Belki de mertliğin kötülük ve günahla olduğunu sanıyorsunuz.

Hayır, mertlik, sofra kurmak, ih-sanda bulunmak, güleryüzlülük, iffet, nefis izzeti ve eziyet etme-mekledir ve (sizin sandığınız) mertlik ise rezalet ve fısktır."
15650. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mertlik ve yiğitlik ba-ğışlamak ve insanlara eziyet et-memektir."
15651. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mertlik düzeni kar-deşlerin sürçmelerine tahammül etmek ve komşulara yardımcı olmaktır."

406. Ko-nu

el-Fetva
Fetva

el-Bihar, 2/111, 6. bölüm, en-Nehy an Kavl-u Bi Gayri İlm'ul İfta' bi'r-Re'y ve Beyan-u Şeraitihi
el-Bihar, 2/172, 23. bölüm, Ennehum indehum Mevadd'ul İlm ve Usulihi ve la Yekulune Şey'en bir're'y ve la kıyas
el-Bihar, 2/283, 34. bölüm, Bide' ve'r-Re'y ve'-Mekais

bak.
256. konu, eş-Şubhe; 176. ko-nu, er-Re'y (2); 444. konu, el-Keza (2)

3163. Bölüm
Bilmeden Fetva Ver-mekten Sakındırmak

Kur'an:
"Eğer o (Muhammed), bi-ze karşı, ona bazı sözler kat-mış olsaydı, biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını koparırdık."
"Onu dilinize dolamış tı-nız. Bilmediğiniz şeyleri ağ-zınıza alıyordunuz. Onu önemsiz bir şey sanıyordunuz, oysa Allah katında önemi bü-yüktü."
"Allah'a karşı yalan uydu-ran veya ayetlerini yalanla-yandan daha zalim kimdir?"

"Allah'a karşı yalan uydu-ranların, kıyamet günü, yüz-lerinin simsiyah olduğunu görürsün."
15652. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ı yalanlamaktan sakının." Kendisine şöyle arze-dildi: "Ey Allah'ın Resulü! Al-lah'ı yalanlamak nasıldır?" Pey-gamber şöyle buyurdu: "Sizden birinin, "Allah şöyle buyurmuş-tur" dediği halde, Allah'ın, "O yalan söylüyor, ben demedim" veya, "Allah buyurmamıştır" de-diği halde aziz ve celil olan Al-lah'ın, "yalan söylüyor, ben söy-ledim" demesidir."
bak. Vesail'uş, Şia, 18/89, 10. Bölüm ve s. 98, 11. Bölüm; el-Bihar, 2/111, 112

3164. Bölüm
Bilmeden İnsanlara Fetva Veren Kimse

15653. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim bilmeden insanlara fetva verirse, dinden bozduğu şeyler, düzelttiği şeyden daha çoktur."
15654. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Nasih ve mensuh ile muhkem ve müteşabihi ayırt edemeyen kimse, buna rağmen insanlara fetva verirse, hem ken-disi helak olur, hem de insanları helak eder."
15655. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim bilmeden fetva verirse, yer ve gökteki me-lekler ona lanet ederler."

15656. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kime fetvaya itimat edilmeksizin fetva veril-mişse, şüphesiz günahı fetva ve-ren kimsenin boynunadır."
15657. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim ilim ve Allah tarafından bir hidayet olmaksızın insanlar için fetva verirse, rahmet melekleri ve azap melekleri ona lanet eder ve fetvasıyla amel eden kimsenin günahı onun boynuna olur."
bak. 3167. Bölüm

3165. Bölüm
Kendi Görüşü Üzere Fetva Veren Kimse

15658. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim kendi görü-şü üzere insanlara fetva verirse, bilmediği şeye uymuş sayılır. Her kim de bilmediği şeye uyarsa, Al-lah ile düşmanlığa kalkışmıştır. Zira bilmeden bir şeyi helal veya haram kılar."

15659. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanlar için kendi görüşünce fetva vermekten veya bilmediğin bir şeye uymaktan sakın."
15660. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ama eğer kendi gö-rüşlerimiz esasınca insanlara fet-va vermiş olsaydık, şüphesiz he-lak olanlardan olurduk. Lakin biz Allah Resulü'nün sözü ve sünneti üzere sahip olduğumuz ve babalarımızdan miras olarak aldığımız ilmi temeller üzere in-sanlara fetva vermekteyiz."
15661. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki biz heva ve heves üzere veya kendi görüşümüz üzere bir şey demeyiz ve biz rabbimizin dedi-ğinden başka bir şey demeyiz."

3166. Bölüm
Kendi Görüşü Esasın-ca Fetva Vermekten Sa-kındırmak

15662. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Sizlerin fetva vermek hususunda en cesurunuz, ateş karşısında en cesur olanınızdır."
15663. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Arslandan kaçtığın gibi, fetva vermekten kaç ve boynunu insanlar için köprü kılma."
bak. el-İlm, 2875. Bölüm

15664. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İki şey helak edicidir. Birincisi kendi görüşün üzere fetva vermen, diğeri ise bilmeden bir şeye uymandır."

3167. Bölüm
Müftinin Kefil Olması

15665. İmam Sadık (a.s) Rabia't-ur-Rey'in yanına oturmuştu. Bir be-devi gelerek, Rabiat'ur-Re'y'e bir soru sordu. Rabia ona cevap verdi. Sözü bitince bedevi şöyle dedi: "Bunu boy-nuna alıyor musun?" Rabia sustu ve cevap vermedi" O bedevi yeniden mes-leyi sordu. Rabia ona aynı cevabı ver-di. Bedevi yine, "bunu boynuna alıyor musun?" diye sordu. Rabia sustu. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: "Onun boynunadır" Daha sonra şöyle buyurdu: "Zaten şöyle de-nilmemiş midir: "Her fetva veren kimse verdiği fetvaya kefil-dir."

15666. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim ilim ve hida-yet olmaksızın insanlara fetva verirse, rahmet melekleri ve azap melekleri ona lanet eder ve onunla amel eden kimsenin gü-nahı da kendisine katılır (yazı-lır)."
15667. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim cehalet üze-re kendisine verilen fetvayla amel ederse, günahı o fetvayı veren kimsenin boynunadır."
bak. 3164. Bölüm

3168. Bölüm
Alim Kimseye Fetva Vermenin Cevazı

15668. İmam Sadık (a.s), Me'az b. Müslim Nehvi'ye şöyle buyurmuştur: "Duyduğum kadarıyla camiye oturuyor ve insanlara fetva veri-yorsun." Ben (Meaz b. Müslim Nehvi) şöyle arzettim: "Evet ve şimdi de gitmeden önce bu ko-nuda sana sormak istiyorum. Ben camide oturuyorum. Birisi geliyor ve benden bir soru soru-yor. Ben eğer sizin muhalifleri-nizden biri olduğunu bilirsem, kendi mezhepleri üzere onlara cevap veriyorum.

Başka bir şahıs geliyor, ben onun size olan sevgi ve muhabbetini biliyorum. Bu-rada da sizlerden nakledilen şey-ler esasınca cevabını veriyorum. Bir şahıs da geliyor ve onu tanı-mıyorum ve kim olduğunu bil-miyorum. Bu esnada şöyle diyo-rum: "Falan kimse şöyle demiş, falan kimse de şöyle demiştir" Onlar arasında sizin görüşünüze de yer veriyorum." İmam şöyle buyurdu: "Bu işi yap, zira ben de böyle yapıyorum."

15669. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Çok yakında aranızda ilmi talep eden kimseler ortaya çıkacaktır. Onları gördüğünüz zaman şöyle deyiniz: "Peygam-ber'in (s.a.a) vasiyetine merhaba! Ve onlara fetva veriniz."
15670. İmam Bakır (a.s), Eban b. Tağlib'e şöyle buyurmuştur: "Medi-ne camisine otur ve insanlar için fetva ver. Zira ben Şiilerim ara-sında senin gibi kimselerin gö-rülmesini severim."

15671. İmam Ali (a.s), Kusem b. Abbas'a yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Sabah ve ikindi va-kitleri onlarla otur. Sana bir hü-küm ve mesele soran kimseye fetva ver, cahillere ilim öğret, alimleriyle ilmi sohbetlerde bu-lun."
bak. Vesail'uş Şia, 18/129, 13. Bölüm ve s. 152, 14. Bölüm

3169. Bölüm
Kendinden Fetva İs-temek

15672. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Müftüler (aksine) fet-va verseler dahi sen kendinden (vicdanından) fetva iste."
15673. İmam Sadık (a.s), "Özür-lerini sayıp dökse de, insa-noğlu, artık kendi kendinin şâhididir." ayetini okudu ve ardın-dan Ömer b. Yezid'e şöyle buyurdu: "Ey Eba Hafs! İnsana Allah-u Teala'nın bildiği şeyin aksine, aziz ve celil olan Allah'a yakın-laşmaya çalışmasının ne faydası vardır."
15674. İmam Sadık (a.s), kendisi-ne, insanın oruç tutmamasına ve ayakta namaz kılmasına engel olan hastalığın haddi sorulunca şöyle bu-yurmuştur: "İnsan kendi nefsini daha iyi görür ve kendi gücünü daha iyi bilir."

407. Ko-nu

el-Fuhş
Sövmek

Kenz'ul Ummal, 3/597, 603, 872, el-Fuş ve's-Sib ve'l-Le'n
el-Bihar, 79/103, 83. bölüm, el-Kazef ve'l-Beza' ve'l-Fuhuş
el-Kafi, 2/323, Bab'ul Beza'

bak.
215. konu, es-Sibb
3170. Bölüm
Sövmekten Sakındır-mak

Kur'an:
"Bütün bunlar dışında bir de soysuzlukla damgalanmış kimseye…"
15675. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz Allah söven ve kötü laf söyleyen (veya kötü söze kulak veren) kimseden nef-ret eder."
15676. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kötü söz söylemek-ten sakının. Zira aziz ve celil olan Allah söven kötü ağızlı kimseyi sevmez."

15677. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz Allah, sö-ven kötü ağızlı kimseyi sev-mez."
15678. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sizlere söylenmesini istediğiniz şeylerin en güzelini insanlara söyleyiniz. Zira Allah lanet eden, dil uzatan, müminleri kınayan, söven, kötü laf eden ve ısrarla dilenen kimselerden nef-ret eder."
15679. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kötü laf söyleyen kimsenin cennete girmesi ha-ramdır."
15680. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz sövgü, her ne de olduysa, ancak o şeyi kö-tülemiştir. Haya ve utanma da her ne de olmuşsa, ancak onu süslemiştir."

15681. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah cenneti, ne de-diğinden ve ne işittiğinden kor-kusu olmayan, hayasız, kötü dilli söven kimseye cenneti haram kılmıştır. Zira araştıracak olursan onun ya zina zade olduğunu ve-ya şeytanın nütfesinde ortak bu-lunduğunu görürsün." Kendisi-ne şöyle arzedildi: "Ey Allah'ın Resulü! Acaba şeytan da insanla-ra ortak olur mu?" Peygamber şöyle buyurdu: "Evet aziz ve ce-lil olan Allah'ın şu sözünü oku-madın mı: "Onların mal ve ço-cuklarına ortak ol."

15682. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah hayalı ve iffetli kimseleri sever, kötü dilli ve inatçı dilenciden ise nefret eder."
15683. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Sizlere benzeme açı-sından bana en uzak olanınızı haber vermeyeyim mi?" Onlar, "haber ver ey Allah'ın Resulü!" deyince Peygamber şöyle buyur-du: "Söven, kötü laf eden ve kö-tü dilli olan kimsedir…"
15684. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sövmek ve kötü laf etmek, İslam'dan uzaktır."
15685. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Beyinsizlerin en sefi-hi kötü sözle övünen kimsedir."
15686. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Söven kimse kendisi-ne haset eden kimselere şifa-dır."
15687. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yüce insan asla söv-mez."

15688. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sövmek, kötü dilli olmak ve saldırgan olmak nifak-tandır."
15689. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kaba olmak, çirkin-liklerden biridir."
15690. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Eğer sövme bir yara-tık olsaydı, şüphesiz Allah'ın ya-ratıklarının en kötüsü olurdu."
15691. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Eğer sövmek teces-süm etseydi, şüphesiz kötü bir şekilde olurdu."
15692. Resulullah (s.a.a) Allah-u Teala'nın, "bütün bunlar dışın-da bir de soysuzlukla damga-lanmış kimseye…" ayeti hak-kında şöyle buyurmuştur: "Yani kö-tü sözlü ve aşağılık kimse."
15693. Resulullah (s.a.a) hakeza şöyle buyurmuştur: "Ayette geçen "el-Utul", yani karnı geniş, kaba, çok yiyen, çok içen, mal ve ser-vete ihtiraslı ve cimri kimse de-mektir."

15694. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kötü dilli olmak edepsizliktendir. Edepsizlik ise ateştedir."
15695. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aşağılık insanların si-lahı, çirkin söz söylemektir."
15696. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mümin kardeşine, "of" derse, bizim dostluk ve ve-layetimizden dışarı çıkar" ve, "Sen benim düşmanımsın" der-se, o ikisinden biri kafir olur. Al-lah başka bir mümine karşı kötü niyet taşıyan kimsenin amelini kabul etmez."

15697. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kimin dilinden insanlar korkarsa o ateştedir."
15698. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hiç şüphesiz şeytanın ortağı olduğunun nişanelerinden biri de insanın kötü laf etmesi ve ne demesinden ne işitmesinden çekinmemesidir."

15699. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz Allah'ın en kötü kullarından biri de kötü dil-li ve sövgüsü sebebiyle kendisiyle oturulmasından hoşlanılmayan kimsedir."
15700. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz insanların en kötüsü, söveceği korkusuyla insanların kendisini terk ettiği kimsedir."

3171. Bölüm
Her kim Söverse Sövü-lür

15701. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim ayıplarsa, ayıplanır. Her kim söverse, ken-disine cevap verilir."
15702. İmam Seccad (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim insanların sahip olduğu ayıpları dile getirir-se, insanlar da ona sahip olmadı-ğı ayıpları isnat ederler."

15703. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim insanlar hakkında onların hoşlanmadığı bir şeyi söylerse, insanlar da onun hakkında bilmedikleri (gerçek olmayan) sözleri söyler-ler."
15704. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Birisi sana bildiği bir şeyi isnat ederse, sen onun hak-kında bildiğin bir şeyi kendisine isnat etme ki bu işin sevabı sana, günahı ise ona olsun."

408. Ko-nu

el-Fehr
Üstün-lük Tas-lamak

el-Bihar, 73/281, 133. bölüm, el-Asebiyyet ve'l-Fehr ve't-Tekasür
Kenz'ul Ummal, 1/257, fi Fehr-i bi'l-aba'
Şerh-i Nehc'ül-Belağa-i İbn-i Ebi'l-Hadid, 19/352, Nebbeze min ma kile fi't-Teyih ve'l-Fehr


3172. Bölüm
Üstünlük Taslamak

Kur'an:
"Bilin ki, dünya hayatı oyun, oyalanma, süslenme, aranızda övünme ve daha çok mal ve çocuk sahibi olmaktan ibarettir."
"Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi şüphesiz ki sevmez."
15705. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İki şey insanları helak etmiştir: Fakirlik korkusu ve üs-tünlük talep etmek."
15706. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Üstünlük taslamak değersizliktendir. (kapasitesizlik-tendir.)"
15707. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Riyasetin afeti övünmektir."

15708. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Üstünlük taslamaktan daha büyük bir ahmaklık yok-tur."
15709. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz şeytanın bir sürmesi, bir yaladığı şey ve bir de enfiyesi (burun otu) vardır. Şeytanın sürmesi pineklik, yala-ması yalan ve enfiyesi ise üstün-lük taslamaktır."
15710. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Üstünlük taslamayı bir kenara bırak, tekebbürü terk et ve kabrini hatırla."
15711. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Size ne dünyadan! Dünyanın metası bir gün kesilir ve övünç kaynağı vebal ile so-nuçlanır."

15712. İmam Zeyn'ül-Abidin (a.s), Mekarim'ul Ahlak duasında şöyle buyurmuştur: "Allah'ım bana yüce hasletleri bağışla ve beni üstün-lük taslamaktan koru."
15713. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim üstünlük taslamak için çalışırsa, Allah kı-yamet günü onu kara olarak haş-reder."
15714. İmam Ali (a.s), müminin sdıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "İyiliklere kulak verir ki onunla amel etsin ve iyiliklerinden söz etmez ki başkalarına üstünlük taslamasın."
15715. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz Allah bana mütevazi olmanızı, hiç kimsenin bir diğerine üstünlük taslamama-sını ve hiç kimsenin diğerine zorbalıkta bulunmamasını vah-yetmiştir."

15716. İmam Ali (a.s), şeytanın sı-fatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Şeytan kendi yaratılışı sebebiyle Adem'e üstünlük tasladı ve kendi aslı sebebiyle ona karşı bağnazlık gösterdi…Allah'a yemin olsun ki o sizin aslınıza ve kökünüze kar-şı üstünlük tasladı ve sizin soyunuzu kötüledi… Te-kebbürden, cahiliye üstünlüğün-den Allah'a sığınınız, Allah'a sı-ğınınız."
15717. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Emir sahiplerinin in-sanların salihlerince en aşağı sa-yılan durumları, kendilerini övülme sevgisine kaptırmaları, işlerini kibirlenerek yapmaları-dır."

15718. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: ""Ey insanlar! Fitne dalgalarını kurtuluş gemisiyle aşın, nefret yolundan ayrılıp üs-tünlük taslama tacını başınızdan atın."

3173. Bölüm
Üstünlük Taslamadan Alıkoyan Sebepler

15719. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ademoğluna övün-mek yakışır mı hiç? Başı nütfe, sonu ise leştir; ne kendini rızık-landırabilir, ne de ölümü ken-dinden uzaklaştırabilir."

15720. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Üstünlük taslayan ki-birli kimseye şaşmak gerekir! O nutfeden yaratılmıştır, sonunda leşe dönüşecektir ve bu arada da kendisine ne olacağını bilme-mektedir."
15721. İmam Seccad (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dün bir nutfe olan ve yarın da bir leşe dönüşecek olan üstünlük taslayan mütekeb-bire şaşarım."

3174. Bölüm
Soyla Övünmeyi Kı-namak

Kur'an:
"Çoklukla övünme kurun-tusu sizi o kadar meşgul etti ki, me-zarları ziyaretle orada-kileri de sayacak kadar oldu-nuz."
15722. Resulullah (s.a.a), Mek-ke'nin fethedildiği gün şöyle buyur-muştur: "Allah Tebarek ve Teala İslam vesilesiyle cahiliye övün-cünü, babalarla ve cahili hane-danlarla övünmeyi sizlerden gi-dermiştir.

Ey insanlar! Siz Adem'densiniz, Adem ise top-raktan yaratılmıştır. O halde bi-liniz ki bugün Allah katında en iyiniz ve en değerliniz en takvalı olanınızdır ve sizden Allah'a en çok itaat edeninizdir. Biliniz ki Araplık, sizleri dünyaya getiren babayla değildir. Belki Araplık kendisiyle konuşulan bir dildir. O halde her kim amel hususunda kusur gösterirse, ailesinin şerafeti onu Allah'ın hoşnutluğuna eriştiremez."

15723. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Gerçekte cehennemin yakıtı olan ölü babalarıyla övünen kimseler bu işten el çek-sinler. Aksi taktirde aziz ve celil olan Allah nezdinde burnuyla dışkıyı yuvarlayan bok böceğin-den daha aşağılık halde olurlar. Allah kibirleri ve cahiliye hane-danıyla üstünlük taslamaları siz-den kaldırmıştır. İslam'da (insan) ya takvalı mümindir, ya da mut-suz günahkardır. İnsanlar Adem'in çocuklarıdır ve Adem topraktan yaratılmıştır."
15724. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Soy büyüklüğünün afeti üstünlük taslamaktır."

15725. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Soyun afeti böbür-lenmek ve kendini beğenmek-tir."
15726. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kendisiyle övünen kimse, babasıyla övünen kimse-den daha üstündür."
15727. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bir şahıs Allah Resu-lü'nün (s.a.a) yanına geldi ve şöy-le arzetti: "Ey Allah Resulü! Ben falan oğlu falan kimseyim" ve böylece, dokuz kuşak soyunu saydı. Allah Resulü ona şöyle buyurdu: "Sen cehennemde olan onların onuncususun."

15728. İmam Ali (a.s), "Çokluk-la övünmek sizi o derece oya-ladı ki, kabirleri dahi ziyaret ederek oradakileri de sayacak gibi oldunuz" ayetini okuduktan sonra şöyle buyurmuştur: "Ataları-nın mezarlarıyla mı, yoksa ölüle-rini de kendilerine katarak çok-luklarıyla mı övünüyorlar?! On-lar adeta ruhsuz cesetlerin dön-mesini ve durmuş cisimlerin ha-rekete geçmesini istiyorlar. On-larla öğüneceklerine onlardan ib-ret almaları daha güzel olmaz mıydı?"
bak. Et-Takva, 4163. Bölüm