Mizan'ul Hikmet-9.Cilt
 


KONUNULARIN DEVAMI



Kur'an
"Kitab verilenlerden, Al-lah'a, ahiret gününe inanma-yan, Allah'ın ve peygamberi-nin haram kıldığını haram saymayan, hak dinini din edinmeyenlerle, boyunlarını büküp kendi elleriyle cizye verene kadar savaşın."
bak. Tevbe Suresi, 38, 57, 61, 63, 66, 81, 96, 102, 106, 118, 121; el-Bihar, 21/185, 29. Bölüm ve s. 252, 30. Bölüm; Kenz'ul Ummal, 10/562. Bölüm

388. Ko-nu

el-Gusl
Gusül

Kenz'ul Ummal, 9/538-571, el-Gusl
el-Bihar, 81/1, Ebvab'ul İğsal
Vesail'uş-Şia, 2/678, Eb-vab'ul Gus'ul Meyyit
Vesail'ul Şia, 2/927, Ebvab-u Gusl'ul Mes
Vesail'uş-Şia, 2/936, Eb-vab'ul İğsal'ul Mesnune

bak.
75. konu, el-Cenabet

3060. Bölüm
Guslün Sebebi

14934. İmam Rıza (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Cenabet guslünün sebebi, temizlik ve insanın nef-sini kendisine ulaşan eziyet edici (pisliklerden) temizlemesi ve be-deninin diğer yerlerini temiz kılmasıdır."
14935. İmam Rıza (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ölüyü guslettirmenin sebebi, vücudunda var olan çe-şitli hastalıklarından ve hastalık-ların pisliklerinden temizlenme-sidir. Zira o meleklerle görüşme-ye gitmekte ve ahiret ehliyle te-masa geçmektedir.
Diğer bir sebebi de insanın kendisinden yaratıldığı meni ve necasetin ölüm anında ölüden dışarı çıkması ve cünüp olması-dır. Bu yüzden bedeni guslettir-mek gerekir.

Ölüyü yıkayan veya ölüye dokunan kimsenin gusletmesi gerektiğinin sebebi ise açıktır. Zira ölünün bedenindeki salgılar kendisine de sirayet etmektedir. Zira ruh, ölünün bedeninden çı-kınca, bir çok pislikleri ve afetleri geri kalmaktadır. Bu yüzden de hem onu, hem de kendisini (bedeniyle temas neticesinde kendisine ulaşan pisliklerden) temiz kılması gerekir."
14936. İmam Rıza (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bayram, Cuma ve di-ğer gusüllerin sebebi ise kulun Rabbini ululaması, o yüce bağış-layıcıya yönelmesi ve kendi gü-nahları sebebiyle mağfiret dile-mesidir."

3061. Bölüm
Gusül Çeşitleri

14937. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gusül on dört şeyde gerçekleşmektedir: Ölü guslü, cenabet guslü, ölüye dokunan kimsenin guslü, Cuma guslü, iki bayram guslü, Arefe günü guslü, ihram guslü, Ka'be'ye giriş guslü, Medine'ye giriş için yapılan gu-sül, hareme giriş için yapılan gu-sül, ziyaret guslü, Ramazan ayı-nın 19, 21 ve 23. gecelerinin gus-lü."
14938. İmam Sadık (a.s), kendi-sine Cuma guslünü soran Semae'ye şöyle buyurmuştur: "Yolculukta ve yolculuk dışında farzdır. Sadece yolculukta, su az olunca kadınla-ra ruhsat verilmiştir.

İmam daha sonra şöyle buyurmuştur: "Ce-nabet guslü farzdır, temizlendik-ten sonra adet guslü fazdır, isti-haze gören kadına da avret ma-halline bir miktar pamuk koydu-ğunda kan pamuktan dışarı sız-dığı taktirde gusletmesi farz-dır…Nifas guslü de farzdır. Yeni doğan çocuğun guslü de farzdır. Ölü guslü farzdır, ölüye dokun-ma guslü farzdır, ihrama giren kimsenin guslü farzdır, Arefe gününün (dokuz zilhicce günü) gusletmek farzdır. (Allah'ın evini hac ve tavaf niyetiyle) ziyaret guslü farzdır. Elbette bu hasta olmadığı taktirde geçerlidir. Ka'be'ye giriş guslü farzdır.

Ha-reme giriş guslü müstahaptır. Gusletmeden kimse oraya gir-memelidir. Mübahale guslü farz-dır. Yağmur namazının guslü farzdır. Ramazan ayının ilk gece-sinin guslü müstehaptır. Rama-zanın yirmi birinci gecesinin gus-lü sünnettir. Ramazanın yirmi üçüncü gecesinin guslü terk edilmeyecek bir sünnettir. Zira bu iki geceden birinin (yirmibir veya yirmiüçüncü gecenin) kadir gecesi olma ihtimali vardır. Fıtır (ramazan) ve kurban bayramı gününde gusletmek de sünnettir. Ben bunları terk etmek istemem. İstihare (namazı için) gusletmek de müstahaptır.

Seduk da bu hadisin bir ben-zerini kendi senetleriyle Semae b. Mehran'dan rivayet etmiştir. Şu farkla ki onun rivayetinde şöyle yer almıştır: "Hareme girildiği zaman gusletmek farzdır. Oraya gusülsüz girmemek müstahaptır.
Kuleyni de bu hadisin bir benzerini Muhammed b. Yah-ya'dan, o da Ahmet b. Muham-med'den, o da Osman b. İsa'dan rivayet etmiştir. Sadece ölüye dokunma guslünü, ihrama giren kimsenin guslünü, Arefe günü guslünü, hareme giriş guslünü ve mübahale guslünü zikretmemiş-tir.

Şöyle diyorum: Şeyh ve diğer-leri de farz olan altı gusül dışında bütün bu gusülleri müekket istihbaba (müstahap oluşa) hamletmiştir ve demişlerdir ki: "Bazı rivayet ve hadisler de bu gusüllerin farz olmadığına delalet et-mektedir."
14939. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gusül onyedi yerde geçerlidir: "Ramazan ayının on-yedi, ondokuzu, yirmisi, yirmi bir ve yirmi üçüncü gecesinde.

Bu gecelerde (veya yirmi üçüncü gecede) kadir gecesi olma ihti-mali vardır, iki bayram (ramazan ve kurban) guslü, haremeyne (Allah'ın evi Ka'be'ye ve Resu-lullah'ın haremine) giriş esnasın-da yapılan gusül (Allah'ın evini hac ve tavaf niyetiyle) ziyaret günü yapılan gusül, Ka'be'ye girdiğinde yapacağın gusül,

ter-viye (sekiz zilhicce günü) guslü, Arefe (dokuz zilhicce) günü gus-lü ölüyü guslettirdiğin veya kefenlediğin veya soğuduktan son-ra bedenine dokunduğun zaman yapacağın gusül, Cuma guslü, tam bir güneş tutulmasının ol-duğu zaman yapılan gusül, na-maz kılmadığın bir halde uyan-dığın taktirde (gusletmen gere-kir). Bu taktirde gusletmeli ve namazını kaza etmelisin ve (bi-lahare) cenabet guslü farzdır."

14940. Muhammed b. Müslim de İmam Bakır'dan (a.s) bu hadisin benzerini rivayet etmiş ve o rivayette ölü guslünü de eklemiş ve Muhammed b. Müslim daha sonra şöyle demiştir: "Abdurrahman b. Ebi Abdillah, Ebu Abdillah'ın (İmam Sadık'ın -a. s-) kendisine şöyle buyurduğunu söylüyor: "(Ramazan'ın) yirmi dördüncü gecesi guslet. Her iki gecede bir (gün aşırı) gusletmenin, bu işi yapmanın sana ne zararı vardır."

14941. İmam Rıza (a.s), Memun'a yazdığı mektubunda şöyle buyurmuş-tur: "Cuma günü guslü sünnettir. İki bayram (ramazan ve kurban) guslü, Mekke'ye giriş guslü, Me-dine'ye giriş guslü, ziyaret guslü, ihram guslü, Ramazan ayının ilk gecesi, onyedinci gecesi, ondo-kuzuncu gecesi, yirmibirinci ge-cesi ve yirmi üçüncü gecesi bü-tün bunların gusülleri sünnettir. Cenabet guslü farzdır, hayız gus-lü ve benzerleri de (farzdır)."

389. Ko-nu

el-Gişş
Al-datmak

Kenz'ul Ummal, 4/59, 158, el-Gişş
Vesail'uş-Şia, 12/8208, 86. bölüm, Tahrim'ul Gişş bima Yehfa
bak.
512. konu, en-Nusuh
3062. Bölüm
Aldatmayı Kınamak

14942. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aldatmak, isyankar insanların hasletidir."
14943. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aldatmak, sövgüye sebep olur."
14944. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aldatmak, en kötü hiledir."
14945. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aldatmak, aşağılık in-sanların huyundandır."

14946. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aldatan kimsenin dili tatlı, kalbi ise acıdır."
14947. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mutsuzluğun nişane-lerinden biri de dostları aldat-maktır."
14948. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların en kötüsü insanları aldatan kimsedir."

14949. İmam Kazım (a.s), gölgede (karanlıkta), Sabiri kumaşını sat-makla meşgul olan Hişam b. Ha-kem'in yanından geçince şöyle buyur-muştur: "Ey Hişam! Malı gölgede (karanlıkta) satmak aldatmaktır. (Alışverişte) aldatmak ise helal değildir."
14950. İmam Sadık (a.s), kendisi-ne, "Bir şahsın bir tür yiyecek madde-sinden, iki çeşidi vardır.

Her ikisinin fiyatı da aynıdır, ama birisi diğerin-den daha iyidir. Dolayısıyla onları karıştırıp hepsini bir fiyata satmak-tadır" diye arzedince şöyle buyurmuş-tur: "Bu işi yapması doğru değil-dir. Bu vesileyle gerçeği onlara demeden Müslümanları aldat-ması doğru değildir."

14951. Ebu Seba' şöyle diyor: "Vasile b. Eska'nın evinden bir deve aldım. Onu dışarı çıkarınca, Vasile elbisesi yerde sürünür bir halde bana yetişti ve bana, "bunu aldın mı?" diye sordu. Ben, "evet" dedim. O, "sana bu de-venin özelliklerini anlatayım" dedim. Ben, "ne gibi özellikleri vardır?" diye sordum. O, "şiş-man ve sağlam bir devedir" dedi ve şöyle sordu: "Bunu yolculuk için mi alıyorsun yoksa eti için mi?" Ben, "hac yolculuğu için is-tiyorum" dedim.

O şöyle dedi: "Onu geri döndür." Devenin sahibi şöyle dedi: "Allah sana hayır versin, işimi bozmak mı is-tiyorsun?" O şöyle dedi: "Ben Allah Resulü'nden (s.a.a) şöyle buyurduğunu işittim: "Hiç kim-seye malının noksanlığını ve ayı-bını söylemeden satması doğru değildir. Başka biride onun ayıp-larından haberdarsa onu söyle-melidir."

14952. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Müslüman Müslü-manın kardeşidir ve hiçbir Müs-lümana ayıplarından haberdar kılmadığı müddetçe ayıplı malı kardeşine satması helal değil-dir."
14953. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Müminler birbirleri-nin hayrını dilerler ve evleri ve bedenleri her ne kadar birbirin-den uzak da olsa birbirlerine karşı merhametli olurlar. Kötüler ise her ne kadar evleri ve bedenleri birbirine yakın da olsa, birbirlerini aldatır ve hıyanet ederler."

3063. Bölüm
Müslümanları Aldatan Kimse (1)

14954. Resulullah (s.a.a), yiyecek bir şey satan birinin yanından geçti. Ona, "Malını hangi şekilde satıyor-sun?" diye sordu. O şahıs, satış şekli-ni kendisine bildirdi. Resulullah'a, "Elini yiyecek kabının içine sok" diye vahyoldu. Peygamber elini kabın içine soktu, eli ıslandı. Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: "Aldatan kimse, bizden değildir."

14955. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Resulullah (s.a.a) Medine pazarında bir yiyeceğin yanından geçti. Sahibine şöyle dedi: "Güzel yiyeceklerin oldu-ğunu görüyorum." Ardından fi-yatını sordu. Aziz ve celil olan Allah ona, "Elini kabın içine sok" diye vahyetti. Peygamber bu işi yaptı ve iyi olmayan malı (altından) yukarı çıkardı ve sahi-bine şöyle buyurdu: "Müslüman-lara hıyanet etmeyi ve onları al-datmayı işinde bir araya getirdi-ğini görüyorum."

14956. Resulullah (s.a.a), bir buğ-day yığınının yanından geçti. Elini içine soktuğunda, parmakları ıslandı. Sonra şöyle buyurmuştur: "Bu ne-dir, ey satıcı!" Satıcı, "Ey Allah'ın Resulü! Yağmurdan ıs-lanmıştır. Peygamber şöyle buyurdu: "O halde neden ıslanan bölümünü insanlar görsün diye üstüne koymadın? Her kim bizi aldatırsa bizden değildir."

14957. Resulullah (s.a.a), iyi ve kö-tü malı birbirine karıştırıp satan kimseye şöyle buyurmuştur: "Neden bu işi yaptın?" O şöyle arzetti: "Ben (iyi olmayan malımın da) satılmasını istedim." Peygamber (s.a.a) ona şöyle buyurdu: "On-ları birbirinden ayır. Dinimizde aldatmak yoktur."
14958. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ey buğday satan kimse! Bunun dibi de üstü gibi-midir? Her kim Müslümanları aldatırsa onlardan değildir."
14959. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mümin, kendi karde-şini aldatmaz, ona hıyanet etmez, onu yalnız bırakmaz ve onu it-ham etmez."
14960. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mutsuzluğun nişane-lerinden biri de insanın dostları-nı aldatmasıdır."

3064. Bölüm
Müslümanları Aldatan Kimse (2)

14961. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Müslümanları alda-tan, onlara zarar veren veya on-lara düzen kuran kimse, bizden değildir."
14962. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim satarken ve-ya alırken Müslümanları aldatırsa bizden değildir. Kıyamet günü Yahudilerle haşrolur. Zira Ya-hudiler Müslümanlara karşı in-sanların en çok aldatanıdır."
14963. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bizi aldatan kimse bizden değildir."
14964. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Müslümanları aldatan kimse bizden değildir."

3065. Bölüm
Aldatmanın Kötü So-nuçları

14965. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Müslüman kardeşini aldatırsa, Allah rızkın-dan bereketini kaldırır, hayatı kendisine bozar ve onu kendi haline bırakır."
14966. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim ayıbını satı-cısına bildirmeden ayıplı bir malı satarsa, sürekli Allah'ın gazabına ve meleklerin lanetine mazhar olur."
14967. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Müslümanları alda-tan, onlara düzen kuran veya on-ları kandıran kimse melundur."
14968. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim (alışverişte) Müslümanları aldatırsa, kıyamet günü Yahudilerle haşrolur. Zira bu cemaat insanlardan Müslü-manları en çok aldatanlardır."

3066. Bölüm
En Çirkin Aldatmak

14969. İmam Ali (a.s) zekât topla-mak için gönderdiği bazı memurlarına şöyle buyurmuştur: "Hıyanetin en büyüğü ümmete hıyanet etmektir; hile ve sahtekarlığın en kötüsü ise imamlara ve önderlere ya-pılandır."
14970. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim insanların dini hususunda onları aldatırsa o kimse Allah'ın ve Peygamber'in düşmanıdır."
bak. el-Hıyanet, 1153. Bölüm

3067. Bölüm
İnsanların En Çok Al-datanı

14971. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanlardan kendi hayrını en çok isteyeni, Rabbine en çok itaat edip boyun eğenidir. Kendisini en fazla aldatanı da Rabbine en çok isyan edendir."
14972. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz insanlardan en çok kendini aldatan, Rabbine en çok isyan eden kimsedir."
14973. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kendisini aldatan kimse, başkalarını daha çok alda-tır."
bak. En-Nush, 3871. Bölüm

390. Ko-nu

el-Gasb
Gasb

el-Bihar, 104/258, 4. bölüm; el-Gasb
Vesail'uş-Şia, 17/308; Ki-tab'ul Gasb
Müstedrek'ül-Vesail, 17/87, Kitab'ul Gasb
Kenz'ul Ummal, 10/636-644, el-Gasb

bak.
107. konu, el-Haram; 124. konu, el-Helal; 315. konu, ez-Ziman; 329. konu, ez-Zulüm
3068. Bölüm
Gasp

Kur'an:
"Çünkü peşlerinde her sağlam gemiye zorla el koyan bir hükümdar vardı."
14974. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Evdeki gasp edilmiş bir tek taş, o evin yıkılmasına neden olur."
14975. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bir Müslümanın ma-lını haksız yere gasbeden kimse-den tövbe etmedikçe ve aldığı malı sahibine geri çevirmedikçe Allah sürekli olarak yüz çevirir. İyi olsun kötü olsun tüm amelle-rinden hoşnutsuz olur ve iyilikle-rine de sevap yazmaz."

14976. İmam Mehdi (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İzin almaksızın baş-kasının malında tasarrufta bu-lunmak helal değildir."
14977. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim haksız yere birinin toprağını gasbederse, Al-lah-u Teala'yı kendisine gazap-lanmış bir halde görüşür."
14978. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim bir malı zor-la alırsa, kıyamet günü cüzzam hastalığına müptela bir halde aziz ve celil olan Allah ile görü-şür."

14979. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kardeşinin malını haksız yere almak hiçbir Müslü-mana helal değildir. Zira aziz ve celil olan Allah Müslümanın ma-lını Müslümana haram kılmış-tır."
14980. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dört şeyi dört yerde (kullanmak) caiz değildir: Hacda, umrede, cihatta ve sadakada, hı-yanet, (ganimetlerden) çalmak, hırsızlık ve faiz."

14981. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a andolsun, de-ve dikenlerinin üzerinde gecele-mem ve elim kolum bağlanarak zincirlerle sürüklenmem; kıyamet günü kullarından bazılarına zulmetmiş ve dünya malından bir kırıntı bile olsa gasp etmiş olarak Allah'a ve Resulüne ka-vuşmamdan daha sevimlidir ba-na… Vallahi, karıncanın ağzın-daki arpanın kabuğunu alarak Allah'a isyan etmem için bana yedi iklim ve göklerin altındaki-ler verilse gene de kabul et-mem."

3069. Bölüm
Gasbetmenin Cezası

14982. İmam Sadık (a.s), kendisi-ne, bir toprağı zorla alıp içine ev ya-pan kimsenin hükmü sorulunca şöyle buyurmuştur: "Evi yıkılır, toprağı sahibine geri çevrilir. Zalimin te-ri (emeği) için hiçbir hak yok-tur."

391. Ko-nu

el-Gazab
Gazap-Öfke

el-Bihar, 73/262, 132. Bölüm; Zem'ul Gazab ve Medh'ul Tenem-mur fi Zatillah
el-Bihar, 71/397, 93. bölüm, Kezm'ul Gayz
Kenz'ul Ummal, 3/40 784, Kezm'ul Gayz
Vesail'uş-Şia, 8/523, 114. bö-lüm; İstihbab-u Kezm-u Gayz
el-Meheccet'ul Beyza, 5/289, Kitab-u Afet'ul Gazab ve'l-Hukd ve'l-Hased

bak.
357. konu, et-Taassub; el-Hak, 891. bölüm; el-Hilim, 946. bölüm; el-Melamet, 3594. bölüm
3070. Bölüm
Gazap Her Kötülüğün Anahtarıdır

14983. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gazap, her kötülü-ğün anahtarıdır."
14984. Resulullah (s.a.a), kendisine tavsiyede bulunulmasını isteyen birisine şöyle buyurmuştur: "Gazaplanma!" O şahıs şöyle diyor: "Ben Allah Resulü'nün (s.a.a) sözünü düşündüm ve gazabın bütün kötülükleri bir araya topladığını gördüm."
14985. İmam Sadık (a.s), kendisi-ne, "Bana öğüt alacağım bir öğüt öğ-ret" diyen

Abdule'la'ya şöyle buyur-muştur: "Bir şahıs Allah Resu-lü'nün (s.a.a) huzuruna vardı ve şöyle arzetti: "Ey Allah'ın Resu-lü! Bana öğüt alabileceğim bir nasihatte bulun." Peygamber ona şöyle buyurdu: "Git ve öf-kelenme" O şahıs sözünü tekrar-ladı. Peygamber de ona yine şöy-le buyurdu: "Git ve öfkelenme" Bu soru ve cevap tam üç defa tekrarlandı."

14986. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gazap gizli kinleri tahrik eder."
14987. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gazap bir kötülüktür ki eğer ona itaat edersen viran eder."
14988. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gazap aklı hafif bir merkeptir."
14989. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aklı hafif olmak aşırı gazaptan ortaya çıkar."
14990. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gazap sahibini helak eder ve ayıplarını aşikar kılar."

14991. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim gazabının dizginlerini salıverirse ölümü hızlanır."
14992. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gazap ne de kötü bir arkadaştır, ayıpları ortaya çıkarır, kötülükleri yaklaştırır ve iyilikleri uzaklaştırır."
14993. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Eğer gazabın şiddeti-ne tabi olursanız sizi helaketin en uç noktasına sürükler."
14994. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gazabın şiddetinden sakının ve onunla savaşma sila-hını, yani öfkeyi yutmayı ve hilmi hazırlayın."


14995. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gazap, hikmet sahibi insanın kalbini öldürücüdür."
14996. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gazaptan daha aşağı-lık bir soy yoktur."
14997. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Gazap, sirkenin balı bozduğu gibi imanı bozar."

14998. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gazap, kin ve haset sahibi kimsenin cezası (zararı) il önce kendilerinedir."
14999. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her hallerinde gaza-ba doğru koşmaları, cahil kimse-lerin huylarındandır."
15000. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gazabın izzeti özür dilemenin horluğuna denk de-ğildir."

3071. Bölüm
Gazap Şeytandan Bir Kordur

15001. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Gazap, şeytandan bir kordur."
15002. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gerçekten de bu ga-zap insanoğlunun kalbinde alev-lenen şeytandan bir kordur. Siz-den birisi sinirlenince, gözleri kı-zarır, damarları şişer ve şeytan içine yol bulur."
15003. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Biliniz ki gazap ade-moğlunun kalbinde bulunan bir kordur. (Öfkelendiği zaman) Gözlerinin kızardığını ve damar-larının şiştiğini görmüyor mu-sun? Her kim gazaplandığını his-sedince, yere ilişsin (otursun)."

15004. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gazap kalplerin ate-şidir."
15005. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gazap, yanan bir ateştir. Her kim öfkesini yenerse bu ateşi söndürmüş olur ve her kim de önünü boş bırakırsa her-kesten önce kendisi o ateşte ya-nar."
15006. İmam Ali (a.s), Abdullah b. Abbas'ı Basra valisi tayin ettiği zaman yazdığı mektubunda şöyle bu-yurmuştur: "Öfkeden sakın. Çün-kü o şeytanın sebeb olduğu dü-şük akıllılıktır."
15007. İmam Ali (a.s) Haris-i Hemdani'ye yazdığı mektubunda şöy-le buyurmuştur: "Öfkeden kork; çünkü o, iblisin ordusunun bü-yük bir bölüğüdür."

3072. Bölüm
Gazap Bir Tür Delilik-tir

15008. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Öfkelenmekten sakın. Zira öfkenin başı cinnet sonu ise pişmanlıktır."
15009. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Öfke, delilik hallerin-den biridir; çünkü öfkeli (sonra) pişman olur; pişman olmazsa, o halde deliliği sabittir."

15010. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Öfke akılları bozar ve (insanı) doğru yoldan uzaklaştırır."
15011. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların doğruyu teşhiste en güçlü olanı öfkelen-meyenidir."
15012. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim öfkesine sa-hip olamazsa, aklına da sahip olamaz."
15013. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gazabın şiddeti, ko-nuşma şeklini değiştirir, delilin kökünü keser ve anlayışı dağı-tır."

3073. Bölüm
Öfkesine Sahip Olma-ya Teşvik

15014. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Sizlere en güçlü ola-nınızı haber vermeyeyim mi? Öfkelendiği an nefsine malik olan kimsedir."
15015. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Malikiyetlerin en iyisi, gazabına malik olmaktır."
15016. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların en hazır cevaplısı, öfkelenmeyen kimse-dir."

15017. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mürüvvetin en yüce-si, gazaba malik olmak ve nefsin isteklerini öldürmektir."
15018. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanlardan nefsine karşı en güçlü kimse öfkesini söküp atan ve şehvetini öldüren kimsedir."
15019. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Faziletlerin başı öfke-sine sahip olmak ve şehvetini öldürmektir."
15020. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gazaplandığı zaman nefsi kontrol etmek insanı helak uçurumuna düşmekten güvende kılar."
15021. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim öfkesine üs-tün gelirse şeytana karşı galip ge-lir her kim de öfkesine yenik dü-şerse şeytan kendisine üstün ge-lir."
15022. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın en büyük düşmanı öfke ve şehvetidir. O halde her kim bu ikisine galip gelirse makamı yükselir ve hede-fine ulaşır."

15023. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Öfke senin düşma-nındır. O halde öfkeyi kendine musallat etme."
15024. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim gazabına malik olmazsa, aklına da malik olamaz."
15025. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kime öfke ve şehveti üstün gelirse hayvanlar derecesindedir."

15026. İmam Ali (a.s), Mısır'a vali olarak tayin ettiğinde Malik Eşter'e yazmış olduğu mektubunda şöyle buyurmuştur: "…Öfkeni yen, kendine sahip ol, kimseye el kaldırma, kötü söz söyleme. Bu hallerde sakinleşip iradeni kullanabilmen için acele etmekten kaçın ve öfkeni dindir. Bunlardan birisi sende meydana geldiğinde gözünü gökyüzüne doğru (kaldır) ki sakinleşesin ve iradene sahip olasın. Bunları, Rabbine ulaşacağını kalbine iyice yerleştirmeden uygulayamazsın…"

3074. Bölüm
İnsanların En Güçlüsü

15027. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların en güçlüsü gazabına karşı hilmiyle (sabrıyla) güçlü olandır."
15028. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gazabı önlemek gibi bir güç yoktur."
15029. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Pehlivanlık düşmanı yere çarpmakla değildir. Aksine pehlivan öfkelendiği zaman nef-sine malik olandır."

15030. Resulullah (s.a.a), ashabına şöyle buyurmuştur: "Size göre peh-livan kimdir?" Onlar şöyle arzet-tiler: "Yanı toprağa ilişmeyen güçlü kimsedir." Peygamber şöy-le buyurdu: "Ama gerçek pehli-van şeytanın kalbini yumrukladı-ğı, gazabının arttığı, kanının kay-nadığı, ama buna rağmen Allah'ı hatırlayan ve sabırla gazabını mağlup eden kimsedir."
15031. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Gerçek pehlivan, gerçek pehlivan ve gerçek pehli-van öfkelenen, öfkesi artan, yüzü kızaran, tüyleri diken diken olan, ama buna rağmen gazabını mağlup eden kimsedir."

15032. Resulullah (s.a.a), bir taşı atan grubu gördüğünde şöyle buyur-muştur: "Sizin en güçlünüz, ga-zaplandığı an nefsine galip olan-dır ve en sabırlınız ise kudret el-de ettikten sonra bağışlayan kimsedir."

15033. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) bir taşı yukarıya doğru çıkarmaya çalışan bir grubu görünce, "Ne yapıyorsunuz?" diye buyurdu. Onlar, "Güç denemesi yapıyo-ruz" diye arzettiler. Peygamber şöyle buyurdu: "Sizlere en güç-lünüzün ve en pehlivanınızın kim olduğunu söylememi istiyor musunuz?"

Onlar, "evet" dedik-lerinde Peygamber şöyle buyur-du: "Sizin en güçlünüz ve pehli-vanınız sevindiğinde günaha ve kötülüğe bulaşmayan, öfkelendi-ğinde ise öfkesi kendisini haktan uzaklaştırmayan ve kudret elde ettiğinde de haksız yere bir şey almayan kimsedir."
bak. Eş-Şucaet, 1959. Bölüm; el-Heva, 4046. Bölüm

3075. Bölüm
Öfkeyi Yenmeye Teş-vik

Kur'an:
"Öfkelerini yenerler, in-sanların kusurlarını affeder-ler."
"Öfkelendiklerinde bile bağışlayanlar."
15034. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Öfkesini uygulamaya geçirebildiği halde, yenen kim-senin kıyamet günü Allah kalbini güvenlik ve imanla doldurur."
15035. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim istediği tak-tirde uygulamaya geçirebildiği öfkesini yenerse, Allah kıyamet günü kalbini kendinden hoşnut-luk ile doldurur."

15036. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim öfkesini ye-nerse Allah içini imanla doldu-rur."
15037. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kul Allah nezdinde, Allah için öfkesini yutmaktan daha üstün bir yudum yudum-lamamıştır."

15038. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Öfkemi ne zaman yeneyim; öfkelendiğimde mi? İn-tikamdan aciz kalıpta ve bana: "Sabretseydin daha iyi olurdu?" dedikleri zaman mı? Yoksa inti-kam almaya gücüm olduğunda bana; "Affetseydin daha iyi olur-du?" dedikleri zaman mı?"

15039. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Allah'tan korkarsa gazaplandığı zaman in-tikam almaz."
15040. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim gazabını ön-lerse Allah da ayıplarını örter."
15041. İmam Seccad (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ben, kendisiyle karşı-sındakini cezalandırmadığı öfke yudumundan daha sevimli bir yudum yudumlamadım."

15042. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hakkında sabreden kimse için gazap ne güzel bir yudumdur."
15043. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Aziz ve celil olan Al-lah için en sevimli yol, iki yu-dumdur: "Sabırla yutulan öfke yudumu ve sabırla yutulan mu-sibet ve bela yudumu."

15044. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aziz ve celil olan Al-lah nezdinde kulun yudumladığı en sevimli yudum, kalbinden ge-çen ama onu sabır veya hilimle yuttuğu öfke yudumudur."
15045. İmam Ali (a.s) Haris-i Hemdani'ye yazdığı mektubunda şöy-le buyurmuştur: "Öfkeni yen, gü-cün yettiğinde suçları bağışla, kızdığında yumuşak huylu ol. Güç elde ettin mi bağışla da iyi akıbet senin olsun."

3076. Bölüm
Öfkesini Allah'a İsyan İle Dindiren Kimse

15046. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim haksız yere gazabını dindirmek isterse, Allah da ona haklı olarak aşağılık ve horluk tattırır."
15047. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz cehennemin bir kapısı vardır ki oradan sadece gazabını Allah-u Teala'ya isyan ile dindiren kimse girer."

15048. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın hüküm, hikmet ve öğütle dolu kitabında sevap vereceğini veya azab ede-ceğini, razı olacağını veya gazaba uğratacağını kesinlikle bildirdiği şeylerden biri de (aşağıda sayıla-cak olan) bu hasletlerin birisine bile sahib olan ve tevbe etmeden Rabbinin huzuruna çıkan kim-sedir ki, istediği kadar çalışıp ça-balasın, işinde ihlaslı olsun ken-disine hiç bir fayda vermez. (Bu hasletlerden) biri, kendisine farz kıldığı ibadette Allah'a ortak koşmak, öfkesini bir kişiyi öldü-rerek dindirmek."

3077. Bölüm
Gazabını Önleyen Kimse

15049. Allah-u Teala Davud'a (a.s) şöyle vahyetmiştir: "Kulum öf-kelenince beni hatırlarsa kıyamet günü, bütün yaratıklarım arasın-da ben de onu hatırlarım ve onu helak ettiğim kimselerle birlikte helak etmem."
15050. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Tevrat'ta şöyle yazıl-mıştır: "Ey Musa! Elinin altına verdiğimiz kimselere karşı gaza-bını alıkoy et ki ben de gazabımı senden alıkoyayım."

15051. Mesih (a.s), kendisine, "En şiddetli şey nedir?" diye soran Havariler'e şöyle buyurmuştur: "En şiddetli şey Allah'ın gazabıdır." Onlar, "İnsan kendini Allah'ın gazabından nasıl koruyabilir?" diye arzettiklerinde de şöyle buyurmuştur: "Gazaplanmamakla."

15052. Resulullah (s.a.a), kendisi-ne, "Allah'ın gazabından güvende olmak istiyorum" diyen birisine şöyle buyurmuştur: "O halde hiç kimse-ye gazaplanma ki Allah'ın gazap ve hoşnutsuzluğundan güvende olasın."
15053. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim öfkesini alı-koyarsa, Allah da kendisinden azabını alıkoyar."
15054. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim insanlardan gazabını alı koyarsa Allah da kı-yamet günü günahlarını bağış-lar."

3078. Bölüm
Gazabın Kökü

15055. Mesih (a.s) , "Gazabın kö-kü nedir?" diye sorulunca şöyle bu-yurmuştur: "Kibir, zorbalık ve in-sanları küçük görmek."
Gazabın Meydana Geliş Sebepleri
Ebu Hamid Gazali şöyle yazıyor:
"Bildiğin gibi her derdin dermanı köklerini kesmek, se-beplerini ortadan kaldırmakla mümkündür. O halde gazabın da köklerini ve sebeplerini bilmek gerekir. Yahya, İsa'ya (a.s) şöyle dedi:

"En şiddetli şey nedir?" İsa (a.s) şöyle buyurdu: "Tekebbür, üstünlük taslamak, zorbalık ve gurur. Gazabın meydana geliş sebepleri ise şunlardır: "gurur, kendini beğenme, boş şeyler konuşma, alay etme, kınama, çekişme, mücadele, muhalefet ve düşmanlık etme, vefasızlık, hıyanet, fazla mal ve makam düşkünlüğü.

Bunların tümü çirkin ve şeriat açısından kınanmış hasletlerdir. Bu sebepler oldukça gazaptan kurtuluş mümkün değildir. O halde bu sebepleri zıt hasletlerini elde etme yoluyla kökünden sö-küp atmak gerekir."

3079. Bölüm
Gazabın İlacı

15056. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Ali! Gazaplanma ve gazaplanınca otur. Allah'ın kulları üzerindeki kudretini ve onlara karşı hilmini düşün. Sana, "Allah'tan kork" denilince gaza-bını terket, sabrına müracaat et."
15057. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gazabı suskunlukla ve şehveti akılla tedavi ediniz."
15058. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim öfkelendi-ğinde ayakta olursa otursun. Bu taktirde şeytanın vesvesesi ondan uzaklaşır. Eğer oturuyorsa da ayağa kalksın…"

15059. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim öfkelendi-ğinde ayakta ise hemen otursun. Zira bu iş şeytanın vesvesesini ortadan kaldırır."
15060. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Sizden biri öfkele-nince ayakta ise otursun, eğer öfkesi dinmezse o zaman da uzansın."
15061. Ebu Vail El-Kass şöyle di-yor: "Urve bin Muhammed Sa'di'nin yanına gittim. Birisi onunla konuşuyordu ve onu öf-kelendirdi. Urve ayağa kalktı, abdest aldı ve şöyle dedi: "Ba-bam dedesi Atiyye'den Allah Re-sulünün (s.a.a.) şöyle buyurdu-ğunu bana nakletti: "Şüphesiz gazap şeytandandır ve şüphesiz şeytan ateşten yaratılmıştır. Şüp-hesiz ki ateşi ise sadece su sön-dürür. O halde sizden biri ga-zaplanınca abdest alsın."

15062. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gazaba karşı hilimle savaşmak, şerafet sahibi olmanın nişanesidir."
15063. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hilmin acı hüzünle-rini yudum yudum içmek gazap ateşini söndürür."
15064. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hilimle gazaba karşı savaşınız."
bak. el-Meheccet'ul Beyza, 5/306,

3080. Bölüm
Allah İçin Gazaplan-mayı Övmek

15065. İmam Ali (a.s) Mısır ehline vali tayin ettiğinde Malik Eşter'i Mi-sır'a tayin ettiğinde Mısır ehline yaz-dığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Allah'ın kulu, Müminlerin Emi-ri Ali'den Allah'a isyan edildiği, hakkın yok edildiği bir çağda, Allah rızası için öfkelenen top-luma…"
15066. İmam Ali (a.s) ashabına şöyle buyurmuştur: "Allah'ın ahitle-rinin çiğnendiğini gördüğünüz halde kızmıyor, babalarınızın sözlerinin bozulmasına ise öfke-leniyorsunuz."

15067. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) asla dünya için öfkelenmezdi. Ama haktan dolayı kızınca hiç kimse onu tanımazdı ve (hakkın) intikamını alıncaya kadar da hiç bir şey öfkesini dindiremezdi."
15068. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim gazap mız-rağının ucunu münezzeh olan Allah için sivriltirse batıl güçleri-ne karşı üstün gelir."
15069. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim fasıklara kin duyar ve Allah için gazaplanırsa, Allah da onun için gazaplanır ve kıyamette onu razı eder."

15070. Musa (a.s) şöyle buyurmuş-tur: "Ey Allah'ım! Senin gölgen-den başka hiçbir şeyin gölgesinin olmadığı o gün Arş'ının gölge-sinde gölgelenenler kimlerdir?" Allah ona şöyle vahyetti: "…ve haramların helal sayıldığında ya-ralı kaplan gibi gazaba gelenler-dir."

15071. İmam Ali (a.s) Osman, Ebuzer'i Rebeze'ye sürgün ettiğinde onunla vedalaşınca şöyle buyurmuş-tur: "Ey Ebuzer! Sen aziz ve celil olan Allah için gazaplandın. Kendisi için gazablandığın kim-seye ümit bağla. Bu kavim dün-yaları için senden korktu. Sen de dinin için onlardan korktun.

Bu yüzden seni evinden göç ettirdi-ler, sıkıntı ve zorluğa düşürdüler. Allah'a yemin olsun ki eğer, gök-ler ve yerler bir kula kapansa, eğer o kul Allah'tan sakındıysa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder. O halde sadece hak ile ar-kadaş ol ve sadece batıldan kaç…"

Şöyle diyorum: "Nakledildiği üze-re Muaviye Ebuzer'i (r. a) Şam'dan dışarı çıkardı. İnsanlardan bir grup da Deyr'ul Murran" denilen yere ka-dar onunla birlikte gittiler. Orada Ebuzer onlarla vedalaştı, bir takım tavsiyelerde bulundu, birkaç şeyden şöyle buyurdu:

"Ey insanlar! Na-maz ve orucunuzun yanısıra yer-yüzünde günah işlenildiğinde aziz ve celil olan Allah için öfke-lenin, önderlerinizi, Allah'ı öfke-lendirme pahasına hoşnut kıl-maya çalışmayın. Eğer bilmedi-ğiniz bir iş (bidat) yapacak olur-larsa onlardan uzak durun ve her ne kadar işkence görseniz, mah-rum kalsanız ve sıkıntılara düş-seniz de aziz ve celil olan Allah hoşnut oluncaya kadar onları kı-nayın."
bak. el-Ma'ruf (2), 2703. Bölüm


3081. Bölüm
Kötü Karşısında Ga-zaplanmayan Kimse

15072. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim kötülük kar-şısında gazaplanmazsa nimet karşısında da şükretmez."
15073. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kendisine bir kötü-lük yapıldığında içinde bir rahat-sızlık duymayan kimse nezdinde iyilik etmenin hiçbir değeri yok-tur."
"Ben şöyle diyorum: Ebu Hamid Gazali şöyle yazıyor: "Bu güç- yani gazap gücü, ilk aşamada insanlarda üç tür olarak ortaya çıkmaktadır. Tefrit, , İfrat ve itidal."

Tefrit, bu gücün olmaması veya zayıf halde bulunmasıdır ve bu kı-nanmış bir haslettir ve böyle bir kim-seye gayretsiz şahıs denmektedir. Bu yüzden de şöyle denilmiştir: "Her kim gazaplanması gerektiği yerde gazaplanmazsa merkeptir." O halde gayret ve gazap gücünden tümüyle yoksun olan kimse çok nakıs olan kimsedir.

Allah sahabeyi gazap ve huşunet sahibi olmakla nitelendirmiş ve şöyle buyurmuştur: "Kafirlere karşı şiddetlidirler."Hakeza şöyle buyurmuştur: "Ey Peygamber! Kafirler ve münafıklarla cihat et ve onlara sert davran. Sert davranma ve şiddet, gayret ve gazap gücünün nişanelerinden-dir.

Gazabın ifratı ise bu sıfatın insanın bedenine üstün gelmesi ve böylece de bu insanın akıl ve din hakimiyetinden akıl ve dine itaatten dışarı çıkmasıdır.

Beğenilmiş gazap ise akıl ve dinin işretini bekleyen gazaptır. Gayret iktidar ettiği yerde öfke-lenen ve hilmin güzel olduğu yerde de halim olan ve gazap gücünü itidal haddinde tutan kimsenin gazabıdır."
bak. el-Fezilet, 3211. Bölüm; et-Taassub, 2746. Bölüm

3082. Bölüm
Gazap (Çeşitli)

15074. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim kendisine zarar veremediği birine öfkele-nirse hüznü uzar ve kendisine işkence verir."
15075. İmam Hadi (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kendisine malik ol-duğun kimseye gazaplanman aşağılıktır."
15076. İmam Hasan (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Düşünceler, sadece gazap durumunda tanınır."
15077. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Uyanık olun! Elde etmeyi dileyip arzuladığınız, sizi bazen üzen, bazen de hoşnut eden dünya; konaklamak için ya-ratıldığınız, davet edildiğiniz evi-niz değildir."

15078. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Öfkelendiğin zaman hoşnutluğun içinde bir yer bırak ve öfkelendiğin zaman şiddet-lenmesine izin verme."
15079. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gazap, hikmet sahibi kimsenin kalbini yok edicidir."
15080. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mümin, öfkelenince öfkesi kendisini hak yolundan dışarı çıkarmaz, hoşnut oldu-ğunda da hoşnutluğu onu batıl yolda sürüklemez. Ve kudret el-de ettiğinde hakkından fazla olanını asla almaz."
bak. En-Nubuvvet, 3813. Bölüm

392. Ko-nu

el-İstiğ-far
Mağfi-ret Di-lemek

el-Bihar, 93/275, 15. bölüm, el-İstiğfar
Kenz'ul Ummal, 1/475, 2/257, el-İstiğfar

bak.
57. konu, et-Tevbe; es-Selat, 2272. bölüm; ez-Zenb, 1385, 1386, 1387. bölümler; el-Hayvan, 983. bö-lüm; el-İlim, 2853, 2859. bölüm; el-kalb, 3410. bölüm
3083. Bölüm
Mağfiret Dilemek

Kur'an:
"Onlar fena bir şey yaptık-larında veya kendilerine zul-mettiklerinde Allah'ı anarlar, günahlarının bağışlanmasını dilerler."
"Kim kötülük işler veya kendine zulmeder de sonra Allah'tan bağışlanma dilerse, Allah'ı mağfiret ve merhamet sahibi olarak bulur."

15081. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "En kapsamlı dualar-dan biri de kulun mağfiret dile-mesidir."
15082. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mağfiret dilemek gü-nahları temizler."
15083. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bela kapıları mağfiret dilemekle kapanır."

15084. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İstiğfar etmek elin-deyken ümitsizliğe kapılana şaşa-rım."
15085. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "En iyi dua mağfiret dilemektir."
15086. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "En iyi ibadet mağfiret dilemektir."
15087. İmam Rıza (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İstiğfarın (mağfiret dilemenin) örneği ağacın sallan-masıyla dökülen ağaç yaprakları misalidir."

15088. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mağfiret dilemekle güzel kokun ki günahlarınızın kötü kokusu sizleri rezil etme-sin."
15089. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Amel defterinde is-tiğfarı çok bulunan kimseye ne mutlu"
15090. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Mağfiret dilemek amel defterinde nur gibi par-lar."
15091. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kıyamet günü amel defterinde her günahın altında, "esteğfirulah" (Allah'tan mağfi-ret dilerim) cümlesi bulunan kimseye ne mutlu."

15092. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim amel defte-rinin kendisini sevindirmesini di-lerse çok mağfiret di-lemelidir."
15093. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Çok mağfiret dileyin. Zira aziz ve celil olan Allah sa-dece sizleri bağışlamak istediği için sizlere mağfiret dilemeyi öğ-retmiştir."

15094. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah-u Teala bağış-lanmak istemeyen kimse dışında tüm günahkarları bağışlar." Şöy-le arzettiler: "Ey Allah'ın Resulü (s.a.a)! Kim bağışlanmak iste-mez?" Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Mağfiret dilemeyen kimse."

15095. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "En iyi tevessül mağfi-ret dilemektir."
15096. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Günahkarın silahı mağfiret dilemektir."

15097. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hiçbir şefaat eden (aracı) mağfiret dilemekten daha etkili değildir."
15098. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kimin gam ve hüznü çok olursa mağfiret dile-melidir."
15099. Resulullah (s.a.a)şöyle bu-yurmuştur: "İblis şöyle dedi: "İz-zetine andolsun ki canları be-denlerinde olduğu müddetçe kullarını saptırmaktan el çekme-yeceğim." Allah şöyle buyurdu: "İzzet ve celalime yemin olsun ki benden mağfiret diledikçe de onları bağışlayacağım."