Mizan'ul Hikmet-9.Cilt
 




KONUNUN DEVAMI


"Kitabını oku, bugün, he-sap görücü olarak sen kendi-ne yetersin" ayeti ona şöyle dendi-ği anlamındadır: "Kitabını oku…" Hakeza "sen kendine yetersin" cümlesindeki "ba" harfi zaittir ve te'kit için kullanılmaktadır. Aslında "kefet nefsuke" idi. Fiilin müennes (dişiler) için kullanılmasının sebebi de failinin mecazi müennes oluşu sebebiyledir. Mecazi müennes olan failin fiilinde her iki çeşitte (erkek veya dişi) kullanılması caizdir. Bazıları onu "iktefe" anlamında ismi fiil olarak kabul etmiş ve "ba" harfinin zaid olduğuna kanaat etmemişlerdir. Bunun başka yorumları da olabilir.

Söz konusu ayet bu kitabın kesin bir hüccet olduğuna ve her ne kadar okuyan kimsenin bizzat günahkarın ve suçlu kimsenin kendisi olsa da okuduğu şeyde hiçbir şüphe duymaya-cağına delalet etmektedir. Nasıl böyle olmasın ki?! Zira o kitapta amelin bizzat kendisi görülmektedir ve o ameller esasınca karşılık görmektedir. Nitekim Allah-u Teala da şöyle bu-yurmuştur: "Bugün özür beyan etmeyin, ancak işlediklerini-zin karşılığını görmektesiniz" denir."

"Kötülüğün gelmesine de dua eder" ayetinin önceki ayetlerle irtibatı hususunda söylediklerimizden de bu iki ayetin, yani "Her insa-nın boynuna işlediklerini do-larız" "ve sen kendin yeter-sin" ayetinin irtibatı da açıkça anla-şılmaktadır.
Ayetlerin akışı kınama ve eleştiriye dayalı olduğundan ayetlerin anlamı özetle şudur: "Münezzeh olan Allah Kur'an-ı insanları tevhide, uluhiyyete hidayete ermiş olanları mutlu kılmaya sapıkları mutsuz kılmaya davet eden ilahi metot ve sünnetin diğer dinlere oranla en sağlam biçimde kat eden ve o yolda hareket eden bir dine göndermiştir.

Ama insan iyi ile kötüyü ayırt etmemekte fayda ve zararını teşhis etmemektedir. Aksine nefsani istekle-rinin peşice koşmakta, iyi veya kötü-yü aynı şeklide talep etmektedir. Oysa ameller iyi veya kötü mutlaka sahibiyle birlikte olacaktır ve ondan ayrılmayacaktır. Kitapta mahfuz kaldığı gibi kıyamet günü kendisi için bu yaptıkları getirilecek, karşısında açılacak ve bu esas üzere hesabı görülecektir. Böyle olduğu halde insan nefsani istekleri peşice koşmamalı, nefsani isteklere gömülmemeli aksine işlerinde düşünceli hareket etmeli, iyiyi ve kötüyü ayırt etmeli, iyi işler yapmalı ve kötü işlerden sakınmalıdır.

2991. Bölüm
Sağdakiler

Kur'an:
"Sağdakiler, ne mutlu o sağdakilere! Onlar dikensiz sedir ağaçları, salkımları sarkmış muz ağaçları, uzamış gölge altında, çağlayarak akan sular kenarlarında; bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler ara-sında; yüksek döşekler üze-rindedirler. Biz ceylan gözlü-leri, sağdakilker için yeniden yaratmışızdır; onları bakire, eşlerine düşkün ve hepsini bir yaşta kılmışızdır. Bunların bir kısmı eski ümmetlerden, bir kısmı da sonrakilerdendir."
"Amel kitabı kendisine sa-ğından verilen kimse, kolay geçireceği bir hesaba çeki-lir."
"Bir gün bütün insanları önderleriyle berâber çağırırız. O gün kitabı sağından veri-lenler, işte onlar kitaplarını okurlar. Onlara kıl kadar haksızlık edilmez."

"Kitabı sağından verilen "Alın, Kitabımı okuyun der."
14535. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah Tebarek ve Te-ala müminin hesabını görmek is-teyince, amel defterini sağ eline verir ve kendisi ile onun arasında hesabını görür ve şöyle der: "Ey kulum! Şöyle böyle yaptın, falan filan işe bulaştın." O şöyle arz eder:

"Evet ey Rabbim! Ben bu işleri yaptım." Allah şöyle buyu-rur: "Ben onları sana bağışladım ve iyi işlere çevirdim." Bunun üzerine halk da şöyle der: "Süb-hanallah! Bu kulun bir tek güna-hı da mı yoktur?" İşte bu, aziz ve celil olan Allah'ın şu ayetinin manasıdır: "Amel defteri ken-disine sağından verilen kim-se, kolay geçireceği bir hesa-ba çekilir ve arkadaşlarının yanına sevinçle döner."
14536. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Organlar müminin aleyhine tanıklık etmez. Aksine azaba hak kazanan kimsenin aleyhine şahadette bulunur. Müminin amel defteri sağ eline verilir."

14537. İmam Sadık (a.s), Muaviye b. Veheb'in duyduğuna göre şöyle bu-yurmuştur: "Kul gerçekten tövbe edince, Allah onu sever, dünya ve ahirette onun (kötülüklerini) örter." (Muaviye b. Veheb şöyle diyor: ) "Ben şöyle arz ettim: "Allah nasıl (kötülükleri) örter?" İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: "İki meleğin kendisi için yazdığı günahları onlara unutturur, or-ganlara da şöyle vahiy eder: "Günahları gizleyin." Ardından yeryüzünün farklı yerlerine şöyle vahiy edilir: "Sizin bölgede yap-tığı günahları gizleyiniz." O hal-de Allah'ı gördüğü zaman güna-hına tanıklık edecek bir şey bu-lunmaz."
bak. Et-Tevbe, 466, 467. Bö-lümler; el-Hisab, 841. Bölüm


2992. Bölüm
Soldakiler

Kur'an:
"Defterleri soldan verilen-ler; ne yazık o soldakilere! İn-sanın içine işleyen bir sıcaklık ve kaynar su içinde, serinliği ve hoşluğu olmayan kara bir dumanın gölgesinde bulunur-lar. Çünkü onlar, bundan ön-ce, dünyada, nimet içinde bu-lunurlar iken, büyük günah işlemekte direnir dururlardı. Şöyle söylerlerdi: "Öldüğü-müzde, toprak ve kemik yığı-nı olduğumuzda mı, biz mi tekrar dirileceğiz?" Önce ge-lip geçmiş babalarımız mı?" De ki: "şüphesiz öncekiler de, sonrakiler de belli bir günün belirli bir vaktinde topla-nacaklardır."

"Fakat kitabı kendisine solundan verilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi; keşke hesabımın ne olduğunu bilmeseydim; bu iş keşke son bulmuş olsaydı; malım bana fayda vermedi; gücüm de kalmadı" der. Şöyle buyu-rulur: "O'nu alın, bağlayın. Sonra cehenneme atın. Sonra onu boyu yetmiş arşın olan zincire vurun. Çünkü, o, yüce Allah'a inanmazdı. Yoksulun yiyeceği ile ilgilenmezdi. Bu sebeple burada bugün onun bir acıyanı yoktur. Günahkar-ların yiyeceği olan kanlı irin-den başka bir yiyeceği de yoktur."

"Ama amel defteri kendi-sine arkasından verilen kim-se: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehenneme gi-rer. Çünkü o, dünyada, adam-larının yanında iken zevk içindeydi. Zira; o, bir daha di-rilip dönmeyeceğini sanmıştı. Bilin ki, Rabbi onu şüphesiz görmekteydi."
14538. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah Tebarek ve Te-ala… kulun kötülüğünü isteyince onu insanların önünde hesaba çeker, mahkum eder ve amel defterini sol eline verir. Aziz ve celil olan Allah'ın şu sözünün anlamı da aynı şeyi ifade etmek-tedir: "Ama amel defteri ken-disine arkasından verilen kimse: "Mahvoldum" diye bağırır ve çılgın alevli cehen-neme girer. Çünkü o, dünya-da, adamlarının yanında iken zevk içindeydi."

14539. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ama kitabı sağın-dan verilen kimse" ayetinden maksat, Mahzum oğulları kabile-sinden olan Ebu Seleme, Abdil-lah b. Abdul-Esvet b. Hilal Mahzumi'dir. "Ama amel def-teri kendisine arkasından ve-rilen kimse" ayetinden maksat ise, Esvet b. Abdul-Esvet b. Hi-lal Mahzumi'dir. Bu şahsı Bedir günü Hazma b. Abdulmuttalib öldürdü."

Tefsir:
"Ama amel defteri kendi-sine arkasından verilen kim-se" ayetindeki "vera" kelimesi mah-zuf cer harfiyle mensup olan zarf eda-tıdır ve taktiri şöyledir: "Min verai zehrihi" belki de amel defteri, yüzleri tersine çevrildiği için kendilerine ar-kadan verilmektedir. Nitekim Allah-u Teala başka bir yerde şöyle buyur-muştur: "Bir takım yüzleri silip dümdüz ederek arkalarına çevirmeden…"

Elbette amel defterlerinin kendile-rine arkadan verilmesiyle, "Fakat kitabı kendisine solundan ve-rilen kimse: "Kitabım keşke bana verilmeseydi" ayetinde ifa-de edilen kitabı solundan verilenler arasında bir aykırılık yoktur."
bak. Tefsir'ul Mizan, 20/243-245

2993. Bölüm
Hayvanların Haşrol-ması

Kur'an:
"Yabani hayvanlar bir ara-ya toplatıldığı zaman."
"Yerde yürüyen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlar da ancak sizin gibi birer toplu-lukturlar. Kitapta biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık; onlar sonra Rablerine toplanacak-lardır."
bak. el-Bihar, 7/253, 11. Bölüm; Tefsir'ul Mizan, 7/73

2994. Bölüm
Kıyametin Durakları

Kur'an:
"Gökten yere kadar, olan bütün işleri Allah düzenler, sonra, işler sizin hesabınıza göre bin yıl kadar tutan bir gün içinde O'na yükselir."
"Melekler ve Cebrail mik-tarı elli bin yıl olan o derece-lere bir günde yükselirler."
14540. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bilin ki hesabınız gö-rülmeden önce siz kendi hesabı-nızı görmeye çalışın. Zira kıya-met gününde durağında, sizin saydığınız yıllardan bin yıl süren elli durak vardır." İmam Sadık daha sonra şu ayeti tilavet bu-yurdu: "Miktarı elli bin yıl sü-ren günde"

14541. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah Resulü'ne (s.a.a) şöyle arzedildi: "Kıyamet günü ne de uzundur." Peygam-ber şöyle buyurdu: "Canım elin-de olana andolsun ki o gün mü-minler için çok kısadır. Hatta dünyada kıldığı farz namazdan daha kısa gelmektedir."
14542. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Eğer yaratıkların he-sabını görme işi Allah'tan başka-sının sorumluluğuna verilmiş ol-saydı, hesapların tümüyle görül-mesi için elli bin yıl beklemek gerekirdi. Ama münezzeh olan Allah bu işi bir anda bitirir."

14543. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "O gün (kıyamet gü-nü) yarıya ulaşmadan cennet ehli cennette öğle uykusuna dalar, cehennem ehli de cehennemde olur. (yarım gün miktarınca, tüm yaratıkların hesabı görülür. )"
14544. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Dünyada kendisine zulmeden kimse, miktarı elli bin yıl olan o günde tutulur ve Allah onun içine hüzün sokar. Sonra ona acır ve onu cennete götü-rür." Allah Resulü daha sonra şöyle buyurmuştur: "Hüznümü-zü gideren Allah'a hamdolsun. Mahşer müddeti boyunca yara-tıkların kalbine gam ve hüzün sokar."
bak. el-Bihar, 7/121, 6. Bölüm

2995. Bölüm
Kevser

Kur'an:
"Doğrusu sana pek çok nimet vermişizdir."
14545. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim benim ha-vuzuma (Kevser'e) iman etmez-se, Allah-u Teala onu havuzuma getirmez."
14546. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah bana havuzu vermekle beni yüceltti. Kendim-den önceki Peygamberlere karşı bana üstünlük verdi. O havuzun (büyüklüğü) Eyle ve Sen'a mesa-fesi kadardır. Onda yıldızlar sa-yısınca kaseler bulunur. İçinde iki su akıntısı olur. Suyu sütten daha beyaz ve baldan daha tatlı-dır. Çakılları zümrüt ve yakuttan, ibrikleri ise güzel kokan misk-tendir. "

14547. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Havuzum (genişlik açısından) bir aylık yol miktarın-cadır. Suyu sütten daha beyaz, kokusu miskten daha güzeldir ve ibrikleri gökteki yıldızlar sayısın-cadır. Her kim bundan içerse as-la susamaz."
Başka bir rivayette ise şöyle yer almıştır: "Havuzum bir aylık yol miktarıncadır. Kenarları eşit, su-yu gümüş dirhemden daha be-yazdır."

14548. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kevser bana veril-miştir ve ben elimle ona dokun-dum. Miskten daha güzel koktu-ğunu ve çakıl taşlarının inci ol-duğunu gördüm."
14549. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ben havuzun kena-rında yanıma gelen kimselere bakarım. O halde Allah'a yemin olsun ki önümden bir takım in-sanlar geçer ve ben şöyle derim: "Ey rabbim! Bunlar benim üm-metimdendir." Allah şöyle buyu-rur: "Sen onların senden sonra neler yaptığını bilemezsin. Onlar sürekli olarak gerisin geriye dö-nüyorlardı."
bak. Kenz'ul Ummal, 14/415. Bölüm; el-Bihar, 8/16, 20. Bölüm

377. Ko-nu

el-Adet
Adet-Alış-kanlık

bak.
519. konu, en-Nefes; 537. ko-nu, el-Heva; 7. konu, el-Edeb
2996. Bölüm
Adet

14550. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Adet insanın ikinci tabiatıdır."
14551. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Adet her insana hükmedicidir."
14552. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Adet insana sahip olan düşmandır."

14553. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Riyazetin (ve nefis terbiyesinin) afeti, adetlerin ga-lebe çalmasıdır."
14554. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim adetlere uyarsa, (yüce) derecelere ulaşa-maz."
14555. İmam Hasan (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Adetler mağlup edi-cidir. O halde her kim, gizlide veya yalnızlıkta bir şeye adet edinirse, o şey açıkta ve insanlar arasında kendisini rezil eder."
14556. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz dilin senden adet edindiğin şeyleri ve nefsin senden ülfet edindiğin şeyleri ister."
14557. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gazaba koşma ki adet ettiğin şeylerle sana üstün gelir."
14558. İmam Ali (a.s), oğlu Ha-san'a (a.s) yaptığı vasiyetinde şöyle buyurmuştur: "Gencin kalbi ekil-memiş tarlaya benzer, oraya ne eksen tutar, yeşerir. Kalbin katı-laşmadan ve aklın başka şeylere yönelmeden sana edepten bir şeyler öğretmek istedim."

2997. Bölüm
Adete Galebe Çalmak

14559. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Fazilet, adetlere gale-be çalmaktır."
14560. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "En üstün ibadet, adetlere galebe çalmaktır."
14561. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Adetlere üstün gel-mekle yüce makamlara ulaşabi-lirsin."
14562. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Adetleri terk etmek hususunda nefislerinize hakim olun ki onlara üstün gelesiniz. Heva ve heveslerinizle cihat edin ki onlara malik olasınız."

14563. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Adetleri değiştirin ki, itaatler sizlere kolay gelsin."
14564. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nefislerinizi, adetleri terk etmekle boyunduruk altına alın. Nefislerinizi itaatlere doğru sevk edin. Onlara borçların ağır yükünü yükleyin. Nefislerinizi iyi işleri yapmak ile süsleyin ve on-ları günahların pisliğinden koru-yun."

2998. Bölüm
İyilik Adettir

14565. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nefsin için her huy-dan en güzelini seç. Şüphesiz hayır adettir. Her huyun da en kötüsünden sakın ve ondan uzak durma yolunda nefsinle savaş. Zira hiç şüphesiz kötülük inatçı-lıktır."
14566. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İyilik etmek için iyi bir adet yeterlidir."
14567. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İyilik adettir."

14568. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İyilik (bir tür) adettir ve kötülük de (bir tür) inatçılık-tır."
14569. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İyiliğe adet etmek (maksatlara ulaşma veya insanlar nezdinde yüce bir makamı elde etme hususunda) imkan sahibi olmanın kaynağıdır."
bak. el-Hulk, 1113. Bölüm

2999. Bölüm
İnsana Sahip Olması Güzel Olan Sıfatlar

14570. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nefsini güzelliğe alış-tır. Şüphesiz bu insanların seni güzel anmalarına ve çok ihsanda bulunmalarına sebep olur."
14571. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kendini bağışlayıcı olmaya alıştır ve ısrar etmekten sakın ki doğrulukla birlikte ola-sın."
14572. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kendini iyi niyet ve güzel maksat sahibi olmaya alış-tır ki isteklerinde mutlu olasın."
14573. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nefsini yüce işlere alıştır ve insanların borçlarını üstlen ki nefsin şerafet elde etsin, ahiretin bayındır olsun ve seni övenler çoğalsın"
14574. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kendini Allah'ı zik-retmeye ve mağfiret dilemeye ih-tiraslı kıl. Zira bu senin günahla-rını siler ve sevabını büyültür."
14575. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kendinizi sabra alış-tırın ve cimrilik ettiğiniz şeyler hususunda fedakarlık etmekte sabırlı olun. "
14576. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dilini yumuşak ko-nuşmaya ve selam vermeye alıştır ki seni sevenler çoğalsın ve düşmanın azalsın."
14577. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dilini güzel söz söy-lemeye alıştır ki kınamadan gü-vende kalasın."
14578. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kulağını güzel şeyler duymaya alıştır. Islahını artırma-yan şeylere kulak verme, şüphe-siz o şeyleri duymak kalbi pas-landırır ve kınamalara sebep olur."
14579. İmam Ali (a.s), oğlu Ha-san'a (a.s) yaptığı vasiyetinde şöyle buyurmuştur: "Kendini zorluklara karşı sabretmeye alıştır ki hak yolunda sabretmeye çalışmak ne güzel bir huydur."

3000. Bölüm
Adetleri Değiştirmenin Zorluğu

14580. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Siyasetlerin en zoru, adetleri değiştirmektir."
14581. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların en kötü hallisi kökü kazındığı halde adet-leri baki kalan kimsedir."
14582. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Tabiatları değiştirmek dışında her iş mümkündür."
14583. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey insanlar! Nefisle-rinizi edeplendirmeyi kendiniz üstlenin ve onları huy edindiği kötü alışkanlıklardan alıkoyun."
bak. el-Hulk, 1106. Bölüm; es-Siyaset, 1933. Bölüm; en-Nefs, 3919. Bölüm

3001. Bölüm
Kötülerin Adeti

14584. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Fazlalıklarla uğraş-mak ne de kötü bir adettir."
14585. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aşağılık insanların adeti, iyiliğe kötülükle cevap vermeleridir."
14586. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aşağılık ve tecrübesiz insanların adeti, yüce ve özgür insanlara eziyet etmektir."
14587. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aşağılık insanların adeti kötülemek ve gıybet et-mektir."
14588. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Tecrübesiz insanların adeti, ihsanın kökünü kesip at-maktır."
14589. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kötü insanların adeti arkadaşlara eziyet etmektir."
14590. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kötülerin adeti iyilere düşmanlık etmektir."
14591. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Münafıkların adeti, (her an bir renge bürünüp) huy-ları değiştirmektir."

3002. Bölüm
İyilerin Adeti

14592. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yüce insanların adeti bağışta bulunmaktır."
14593. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yüce insanların adeti iyilik etmektir."
14594. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kerim insanların sünneti sürekli ihsanda bulun-maktır."
14595. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kerim insanların sünneti ahitlere vefa göstermek-tir."
14596. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların en hayırlısı darlık anında bile cömert ve şük-redici olandır. İnsanların en ha-yırlısı darlıkta fedakarlık ve sabır gösterendir."
14597. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların en iyisi, in-sanların kendisinden faydalandığı kimsedir."
14598. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Sizlerin en iyiniz, gü-zel söz söyleyen, insanlara ye-mek yediren ve insanlar uyuduğu halde gece namaz kılan kimse-dir."
bak. el-Kerem, 3473. Bölüm; el-Hayr, 1165, 1166. Bölümler

3003. Bölüm
Nefsin Adet Edinme-diği Bir Şeye Adet Edin-mesi

14599. İmam Ali (a.s), kendisine, bir tatlı getirip önüne koyduklarında şöyle buyurmuştur: "Sen, güzel ko-kulu, güzel renkli ve güzel tadı olansın. Ama ben nefsimi adet edinmediği şeylere adet ettir-mekten hoşlanmıyorum."

14600. Hebbet'ul Ureni şöyle diyor: "Müminlerin Emiri'nin (a.s) hu-zuruna bir tatlı getirip koydular. İmam (a.s) onun temizliğine ve güzelliğine baktı. Daha sonra parmağını sonuna kadar tabağın içine batırıp dışarı çıkardı ve on-dan hiçbir şey almadı. Parmakla-rını tattı ve şöyle buyurdu: "Şüphesiz helal, güzel ve temiz-dir ve bu haram değildir. Ama ben nefsimi şimdiye kadar adet ettirmediğim bir şeye adet ettir-meyi hoş görmüyorum. Bu taba-ğı önümden kaldırın." Böylece ta-bağı önünden kaldırdılar."

14601. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Müminlerin Emi-ri'nin (a.s) huzuruna (un ve hurmadan yapılmış) bir tür helva getirdiler. İmam onu yemekten sakındı. Kendisine şöyle arzetti-ler: "Acaba onu haram mı bili-yorsun?" İmam şöyle buyurdu: "Hayır, ben nefsimin ona alış-masından ve onun peşice gitme-sinden korkuyorum." Daha son-ra şu ayeti tilavet buyurdu: "Dünyadaki hayatınızda sizin için güzel olan her şeyi har-cadınız, onların zevkini sür-dünüz"
Bak. Dünya, 1250. Bölüm

14602. İmam Ali (a.s) bir miktar güzel olmayan hurmadan yedi. Üze-rine su içti, sonra elini karnına vura-rak şöyle buyurdu: "Her kim kar-nına ateş sokarsa, Allah onu (kendisinden) uzak kılar." Daha sonra da şu şiiri örnek olarak zikretti:
Eğer sen karnının ve tenasül or-ganının isteklerini temin edersen
O ikisi kınanmış şeylerin zirvesi-ne ulaşır."
bak. Vesail'uş Şia, 16/507, 80. Bölüm

378. Ko-nu

el-İyd
Bay-ram

Kenz'ul Ummal, 7/87, el-İyd
el-Bihar, 59/91, 22. bölüm; Yevm'un-Niruz
el-Bihar, 91/1, 2. bölüm; Ediyyet-u İyd'ul Fıtr
el-Bihar, 91/47, 3. bölüm; Ediyet-u İyd'ul Ezha

3004. Bölüm
Bayram

Kur'an:
"Meryem oğlu İsa, "Al-lah'ım! Rabbimiz! Bize, geç-miş ve bizden sonra gelecek-lere bayram ve senden bir de-lil olarak gökten bir sofra in-dir, bizi rızıklandır, sen rızık verenlerin en hayırlısısın" de-di."

14603. Su'eyd b. Gafele şöyle diyor: "Bir bayram günü Müminlerin Emiri'nin (a.s) huzuruna vardım. Önüne bir sofra açılmış ve o sofrada bir miktar, buğdaydan ekmek, bir tabak sütlaç ve bir kaşık bulunuyordu. Ben şöyle arzettim: "Ey Müminlerin Emiri! Bayram günü sütlaç mı yiyor-sun?" İmam şöyle buyurdu: "Bu, bağışlanmış kimsenin bayramı-dır."
14604. İmam Ali (a.s), bayramla-rın birinde şöyle buyurmuştur: "Şüp-hesiz bu bayram, Allah'ın oruç ve namazını kabul ettiği kimse için bayramdır. İçinde Allah'a is-yan edilmeyen her gün bayram-dır."

14605. İmam Hasan (a.s), fıtır (ramazan) bayramı günü oyunla meş-gul olan ve gülüp oynaşan bir grubun yanından geçince durdu ve onlara şöyle buyurdu: "Allah Ramazan ayını itaatleri sebebiyle kendi hoşnutluğuna doğru öne geçmeleri için yarış meydanı karar kılmıştır. O halde bir grubu öne geçerek mutluluğa eriştiler.

Diğer bir grubu ise geride kalarak mutsuz oldular. İyilik sahiplerinin mükafata eriştiği ve batıl işlerle uğra-şanların zarar gördüğü böyle bir günde, gülüp oynayan insan ne kadar da şaşırtıcıdır. Allah'a ye-min olsun ki eğer perde kenara çekilecek olursa, iyilik sahibinin iyiliği ile meşgul olduğunu, kötü-lerin ise kötülüğü ile uğraştığını bilirler." İmam daha sonra ora-dan ayrıldı."
14606. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Medine'ye girdiğim zaman, bu şehir halkının cehalet döneminde oynayıp eğlendiği iki günü vardı. Allah o iki günün yerine size en iyi iki gün verdi. Fıtır günü ve kurban günü. Fıtır (Ramazan) bayramı günü ve kurban bayramı günü."
14607. Peygamber eşlerine ve kızlarına fıtır ve kurban bayramı günleri dışarı çıkmalarını emre-diyordu."

3005. Bölüm
Müminlerin Emiri'nin (a.s) Fıtır Bayramında Okuduğu Hutbe

14608. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Müminlerin Emiri Ali b. Ebi Talib (a.s) fıtır (bayramı) gü-nü bir hutbe okudu ve şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Şüphesiz bu günü-nüz iyilerin içinde mükafata eriş-tiği ve batıl işlerle uğraşanların zarar gördüğü bir gündür. Aynı zamanda diriliş gününüze de çok benzemektedir. O halde evleri-nizden camilerinize doğru çıka-rak, mezarlarınızdan Rabbinize doğru dışarı çıkacağınız günü hatırlayınız.

Camilerde durmakla da Rabbinizin huzurunda dura-cağını günü hatırlayınız. Evleri-nize dönmekle de cennetteki ev-lerinize döneceğiniz günü hatır-layınız. Ey Allah'ın kulları! Oruç tutan erkek ve kadınlar için var olan en küçük şey, Ramazan ayının son gününde bir meleğin onlara şöyle seslenmesidir: "Ey Allah'ın kulları! Sizlere müjdeler olsun! Allah geçmiş günahlarını-zı bağışlamıştır. O halde bundan sonra ne yapacağınıza dikkat ediniz."

3006. Bölüm
Nevruz Bayramı

14609. İmam Sadık (a.s), nevruz günü yanına gelen Muella b. Hu-neys'e şöyle buyurmuştur: "Bu gü-nün ne günü olduğunu biliyor musun?" Ben (Muella) şöyle ar-zettim: " Fedan olayım! Bu gün İranlıların kutladığı ve birbirine hediye verdiği gündür." Ebu Abdullah'is Sadık (a.s) şöyle bu-yurdu: "Mekke'de olan eski eve (Ka'be'ye) andolsun ki bugünün de çok eski kökleri vardır ve bu-nu bilmen için sana izah ede-yim…

Ey Muella! Nevruz günü Al-lah'ın kendisine tapmaları, ken-disi için hiçbir şeyi şirk koşma-maları, elçileri, hüccetleri ve İmamlarına (a.s) iman edecekle-rine dair söz aldığı gündür. Nev-ruz içinde güneşin doğduğu ilk gündür. Biz her Nevruz günü, kurtuluşu bekleriz. Zira Nevruz bizim ve Şiilerimizin günlerin-den bir gündür. İranlılar onu ko-rudu. Sizler onu zayi ettiniz… Nevruz İranlılar için yılın ilk gü-nüdür. Onlar sayıları otuz bin kişiyken hayatta kaldılar ve yaşa-dılar. Nevruz günü su dökmek sünnet oldu."
14610. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nevruz bayramı gelip çattığında bedenini yıka, en güzel elbiselerini giy, en güzel kokuları sürün ve o gün oruç tut."
14611. İmam Ali (a.s), Nevruz bayramında kendisine bir hediye ge-tirdiklerinde şöyle buyurmuştur: "Bu nedir?" Şöyle arzettiler: "Ey Müminlerin Emiri! Bu gün nev-ruz günüdür." İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Her günü bizler için Nevruz kılınız."
14612. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her gün nevruz gü-nümüzdür."

14613. Nakledildiği üzere Mansur, Musa b. Ca'fer'den (a.s) nevruz günü halkın kendisini kutlaması ve kendisi için getirdikleri hediyeleri kabul etmesi için evinde oturmasını isteyince, İmam Musa b. Ca'fer (a.s) şöyle buyurdu: "Ben ceddim Peygamber'in (s.a.a) hadislerini araştırdım, ama bu gün hakkında bir hadis bulamadım. Nevruz İranlıların adetidir, İslam onu neshetmiştir. Dolayısıyla İslam'ın ortadan kaldırdığı bir şeyi dirilt-mekten Allah'a sığınırım." Man-sur şöyle dedi: "Biz bu işi sadece askerlerimiz için yapıyoruz. Bu yüzden Allah için oturmanı isti-yorum." İmam da kabul etti ve oturdu…"


Allame Meclisi bu rivayeti naklet-tikten sonra şöyle diyor: "Bu rivayet, Mualla'nın rivayetiyle uyumsuzluk içindedir ve Nevruz'un şer'i bir itiba-rının olmadığını göstermektedir. Mu-alla'nın rivayetlerinin senetleri daha güçlü ve ashap arasındaki şöhreti da-ha fazladır. Onu da takiyyeye ham-letmek mümkündür. Zira Mual-la'nın rivayetinde takiyye yaptığını ifade eden bir takım nükteler var-dır…

Ben şöyle diyorum: Bize göre her iki rivayet de hüccet olma şartlarından yoksundur ve Müminlerin Emiri'nin (a.s) sözünden de naklettiğimiz gibi her gün Nevruz günümüzdür ve Allah'a isyan edilmeyen her gün bizler için bayramdır. Elbette İran'da adet olduğu üzere görüşmek ve ziyaret et-menin hiçbir sakıncası yoktur.

3007. Bölüm
Bayramların Süsü

14614. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bayramlarınızı, "Al-lah-u Ekber" diyerek süsleyi-niz."
14615. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Fıtır ve Kurban bay-ramınızı, "la ilahe illallah", "val-lahu ekber", "ve'l-Hemdülillah" ve "sübhanellah" cümleleriyle süsleyiniz."
14616. Resulullah (s.a.a) kurban ve ramazan bayramı günlerinde dışarı çıkıyor ve yüksek bir sesle, "la ilahe illallah-hu vallahu ek-ber" diye zikrediyordu."
14617. Peygamber (s.a.a) Fıtır bayramı gününde evinden dışarı çıktığı andan itibaren camiye va-rıncaya kadar tekbir getiriyor-du."
14618. Peygamber (s.a.a), her hutbe esnasında tekbir getiriyor-du. Ama fıtır (ramazan) ve kur-ban bayramı hutbelerinde, daha çok tekbir getiriyordu.
379. Ko-nu

el-İstiaze
Allah'a Sığın-mak

Sünen'un-Nisai, 8/250, Ki-tab'ul İstiaze


bak.
358. konu, el-İsmet; et-Teme', 2415. bölüm
3008. Bölüm
Allah'a Sığınmak

Kur'an:
"De ki: "Rabbim! Şeytan-ların kışkırtmalarından sana sığınırım. Rabbim! Yanımda bulunmalarından da sana sı-ğınırım."
"Mûsa: "Doğrusu ben, he-sap görülecek güne inanma-yan böbürlenenlerin hepsin-den, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan (Allah'a) sı-ğınırım" dedi."
"De ki: "Yaratıkların şer-rinden, bastırdığı zaman ka-ranlığın şerrinden Allah'a sı-ğınırım."
"De ki: "insanlardan, cin-lerden ve insanların gönülle-rine vesvese veren o sinsi ves-vesecinin şerrinden insanların Rabbi, hükümdarı ve mabu-du olan Allah'a sığınırım."

bak. Duhan Suresi, 20. ayet; Bakara Suresi, 67. ayet; Hud Suresi, 47. ayet; Meryem Suresi, 18. ayet; Al-i İmran Suresi, 36. ayet; A'raf Suresi, 200. ayet; Nahl Suresi, 98. ayet; Gafir Suresi, 56. ayet; Fussilet Suresi, 36. ayet
14619. Abdullah b. Amr'dan şöyle nakledilmiştir: "Allah Resulü (s.a.a) dört şeyden Allah'a sığı-nırdı: Fayda vermeyen ilimden, huşu sahibi olmayan kalpten, icabet edilmeyen duadan ve doymayan nefisten."

14620. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Allah'ım! Cimri-likten sana sığınırım, ödleklikten sana sığınırım, ömrün en aşağılı-ğına dönmekten sana sığınırım, dünyanın fitneciliğinden sana sı-ğınırım ve kabir azabından sana sığınırım."
14621. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ım! Gamdan, hüzünden, acizlikten, tembellik-ten, cimrilikten, korkaklıktan, borcun bel kıran ağırlığından ve (kargaşalık sebebiyle) insanların üstün gelmesinden sana sığını-rım."
14622. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ım! Fakirlikten sana sığınırım, azlıktan ve zillet-ten sana sığınırım. Zulmetmek-ten veya bana zulüm edilmesin-den sana sığınırım."

14623. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ım! Borçların galebe çalmasından, düşmanın galebe çalmasından ve düşman-ların velvele koparmasından sana sığınırım."
14624. Resulullah (s.a.a), yolculuk etmek istediğinde şöyle buyururdu: "Allah'ım! Yolculuğun sıkıntı-sından, dönüş hüznünden, bol-luktan sonra azlıktan, mazlumun duasından ve aile, mal ve çocuk-lar hususunda kötü bir sahneyle karşılaşmaktan sana sığınırım."
14625. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ım! Yaptığım kötü amelden ve henüz yapma-dığım kötü amelden sana sığını-rım."
14626. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ım! Yolculuğun zorluğundan (ağır kayıplarla) dönüşün kederinden ve (döndü-ğümüzde) ehil, mal ve evlatları-mızda kötü bir şey görmekten sana sığınırım."
14627. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ım! Senin zen-ginliğin içinde fakir olmaktan, hidayetinden sapmaktan, ege-menlik sana aitken zulmedilmek-ten, emir sana aitken mağdur olmaktan sana sığınırım."

14628. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ım! Zahirimin insanların gözünde güzel, batı-nımın ise senden gizlemeye ça-lıştıklarımla çirkin olmasından sana sığınırım."
14629. İmam Kazım (a.s) "Kendi-sine, "Ey efendim! Eğer, salah görür-seniz namazlarımın ardından oku-mam, Allah'ın o duayla bana dünya ve ahiretin hayrını bağışta bulunacağı bir dua öğretiniz" diye yazan Mu-hammed b. İbrahim'e yazdığı cevap mektubunda şöyle buyurmuştur: "Euzu bi vechikel kerim ve izze-tikelleti la turamu ve kudretikel-leti la yemteniu minha şey', min şerriddünya ve'l ahiret ve min şerri evcai kulliha" (Dünya ve ahiret şerrinden ve her türlü acı-ların şerrinden, kerim olan yü-züne, boyun eğmeyen izzetine ve hiçbir şeyin karşı koyamadığı kudretine sığınırım."

14630. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Borçların üstün gel-mesinden, insanların galebe çal-masından ve kadınların evde kalmasından (evlenememesin-den) Allah'a sığınınız."

380. Ko-nu

el-Ayb
Kusur-Ayıp

el-Bihar, 75/46, 40. bölüm, el-İğza an'il-Uyub'un-Nas
el-Bihar, 75/212, 65. bölüm, Tetebb-u Uyub'un-Nas
Kenz'ul Ummal, 3/248, 733, Seter'ul Ayb
Vesail'uş-Şia, 8/594, 150. bö-lüm; Tahrim'ul İhsa-u İsrat'ul Mu-min
Kenz'ul Ummal, 3/455, Te-tebb'ul Averat

bak.
400. konu, el-Gaybet; 381. konu, et-Ta'yir; el-Eh, 51. bölüm; es-Sedik, 2211. bölüm; et-Tevbe, 466. bölüm; ez-Zenb, 1386. bölüm; es-Seha, 1777. bölüm; en-Nimet, 3901. bölüm
3009. Bölüm
Ayıpları Kendisini İn-sanların Ayıplarıyla Uğ-raşmaktan Alıkoyan Kimseyi Övmek

14631. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ayıpları kendisini in-sanların ayıplarıyla uğraşmaktan alıkoyan kimseye ne mutlu!"
14632. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ayıpları kendisini mümin kardeşlerinin ayıplarını araştırmaktan alı koyan kimseye ne mutlu!"

14633. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların en üstünü, ayıpları kendisini, insanların ayı-bını araştırmaktan alı koyduğu kimsedir."
14634. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsan için en faydalı şey, kendi ayıplarını inceleme hususunda insanlardan öne geçmesidir. (veya insanların ayıplarıyla uğraşmadan önce kendi ayıplarıyla uğraşmasıdır. )"
14635. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bir kulun kendi ayıp-larını unuttuğu halde başkaları-nın ayıplarıyla uğraştığını gördü-ğünüzde biliniz ki o Allah'ın hi-lesine düçar olmuştur."

14636. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Allah'ın kulu! Hiç kimseyi günahıyla ayıplamakta acele etme; belki günahı bağış-lanmıştır. Küçük bir günah işle-dim diye kendini güvende sayma; belki o yüzden azaba uğrarsın. Sizden bir başkasının ayıbını bilen kimse, kendi ayıbını da bil-diği için onun ayıbını açmasın. (Ama eğer o ayıp onda yoksa) Allah'a şükretmek onu, başkala-rının ayıbıyla uğraşmaktan alı-koysun."

14637. Resulullah (s.a.a), Ebu Zer'e yaptığı tavsiyesinde şöyle buyur-muştur: "Kendi ayıplarından bil-diğin şeyler, insanları eleştirmek-ten seni alı koymalıdır. Kendinin de benzerini yaptığın şeyler do-layısıyla insanlardan rahatsız ol-ma."
14638. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kendi ayıplarından bildiğin şey, seni insanları eleş-tirmekten alıkoymalıdır."
14639. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kendi ayıplarından bildiklerin seni insanların ayıpla-rını zikretmekten sakındırmalı-dır."
14640. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanları ayıplayan kimse önce kendisinden başla-malıdır."
14641. Mesih (a.s) şöyle buyurmuş-tur: "İnsanların ayıplarına efendi-ler gibi bakmayınız. Onların ayıplarına köleler gibi bakınız."
14642. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların en akıllısı kendi ayıbını gören, ama başka-larının ayıbını görmeyen kimse-dir."
bak. el-Gaflet, 3101. Bölüm

3010. Bölüm
Kendi Ayıplarını Gö-ren Kimse

14643. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ayıbını gören kimse, başkalarının ayıbıyla meşgul ol-maz."
14644. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim kendi sürç-mesini görürse, başkalarının sürçmesini küçük görür."
14645. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim kendi ayıbını görürse, başkalarının ayıbıyla meşgul olmaz."
14646. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların ayıbını araştırma. Zira eğer akledecek olursan kendi ayıpların seni baş-kalarının ayıplarını araştırmaktan meşgul kılacak kadar çoktur."

14647. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim kendi ayıbını görürse, hiç kimseyi ayıplamaz."
14648. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın kendi ayıpla-rını tanıması zekiliğine kifayet eder. İnsanın kendi ayıplarından habersiz olması cehaletine kifa-yet eder."

14649. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim şu üç haslete veya onlardan birine sahip olur-sa, kıyamet günü Allah'ın Arş'ının gölgesinden başka hiç-bir gölgenin olmadığı gün aziz ve celil olan Allah'ın gölgesinin altında olur: …O ayıbı kendisin-den uzaklaştırmadıkça Müslü-man kardeşini (bir ayıptan dola-yı) ayıplamamasıdır. İnsan ken-disinden bir ayıbı uzaklaştırınca, kendisine başka bir ayıbı aşikar olur. İnsana insanların ayıplarıyla uğraşmak yerine kendi ayıplarıyla uğraşması yeter."

3011. Bölüm
İnsanların Ayıplarıyla Uğraşmayı ve Kendi Nef-sine Gevşek Davranmayı Kınamak

14650. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kendi nefsine karşı gevşek davrandığın halde insan-lara karşı dille yaralayıcı, incitici olmaktan çekin. Aksi takdirde günahın büyür ve sevaptan mah-rum kalırsın."
14651. Mesih (a.s) şöyle buyurmuş-tur: "Ey kötü kullar! Neden şüp-he üzere insanları kınıyor ama kendi ayıplarınız ve kötülükleri-niz hususundaki yakininize rağ-men kendinizi kınamıyorsu-nuz?"

14652. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kendi yaptığın şeyler sebebiyle başkalarını kınama ve işleme hususunda nefsini serbest bıraktığın günah sebebiyle baş-kalarını cezalandırma."
14653. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Sizden her biri kardeşinin gözündeki dikeni görür, ama kendisinin gözündeki ağaç gövdesini görmez."
14654. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Daha çok ayıbı oldu-ğu halde onları görmeden insan-ların ayıbını hoş görmeyen kim-seye şaşarım."
14655. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların ayıbını gö-rünce onları sevmeyen, fakat o ayıpları kendisi için beğenen kimse, ahmağın ta kendisidir."
14656. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların en kötüsü kendi ayıpları hususunda kör ol-duğu halde başkalarının ayıpları-nı araştıran kimsedir."
14657. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kendi sürçmesini küçük gören kimse, başkalarının sürçmesini büyük görür."
bak. el-Medahene, 1277. Bölüm

3012. Bölüm
İnsana Ayıp Olarak Yeten Şey

14658. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsana, insanlarda bir ayıp gördüğü halde onu kendi-sinde görmemesi, kendisinin terk edemediği bir şey sebebiyle insanları kınaması ve arkadaşını faydasız şeylerle üzmesi ayıp ola-rak yeter."
14659. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsana kendisinde şu üç hasletin olması ayıp olarak ye-ter: Kendi ayıplarını görmediği halde insanların ayıbını görmesi, kendisinin düçar olduğu bir şeyi insanlar için utanç sayması ve arkadaşını faydasız söz ve dav-ranışlarla üzmesi."

14660. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsana, kendisine karşı kör, halka karşı gören ol-ması, kendisinin el çekemediği bir şeyden insanları sakındırması ve arkadaşına faydasız şeylerle eziyet etmesi ayıp olarak yeter."
14661. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsana kendi ayıpla-rını görmeksizin insanların ayı-bına bakması akılsızlık olarak ye-ter"
14662. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsana benzerini kendisinin de yaptığı bir iş sebe-biyle halkı hoş görmemesi ceha-let olarak yeter."
14663. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın kendi ayıpla-rını bilmemesi ve kendisinde de-ğiştiremediği şeyler için başkala-rına dil uzatması cehaleti için ye-ter."

3013. Bölüm
En Büyük Ayıp

14664. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Eğer insanları ıslah etmeye himmet gösterirsen, önce kendini ıslah etmeye başla. Zira kendin bozuk olduğun halde başkalarını ıslah etmeye çalışman en büyük ayıptır."
14665. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ayıbın en büyüğü, onun benzeri sende varken baş-kasını ayıplamandır."

14666. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın ayıplarının kendisine gizli kalması en büyük ayıplarındandır."
14667. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın ayıplarından haberdar olmaması günahların en büyüğüdür."
14668. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kötülük bütün çirkin ayıpların toplandığı şeydir."
14669. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Cimrilik, bütün çirkin ayıpları toplayıcıdır ve insanı bütün kötülüklere doğru çeken bir dizgindir."

3014. Bölüm
Ayıpları Sebebiyle Kendisini Kınayan Kimse

14670. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim nefsini sahip olduğu ayıplar sebebiyle kınarsa nefsi bir çok günahlardan dolayı titrer."
14671. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim nefsini he-saba çekerse ayıp ve günahların-dan haberdar olur. Günahlarını telafi eder ve ayıplarını düzel-tir."
14672. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim insanlara öfkelenme yerine kendi nefsine öfkelenirse, Allah onu kıyamet gününün dehşetinden güvende kılar."
14673. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Senin kendi ayıplarınla uğraşman, senden utancı giderir."

3015. Bölüm
Ayıpları Gizlemek

14674. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim bir müminin ayıplarını gizlerse, diri diri meza-ra gömülmüş bir kızı kurtaran kimse gibidir."
14675. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim birinin reza-letini örterse, diri diri mezara gömülen bir kızı mezardan kur-taran kimse gibidir."
14676. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim müminin kötü işi ve günahını gizlerse, bu işi diri diri mezara gömülmüş bir kızı kurtarmasından daha iyi-dir."
14677. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim kardeşinin bir günahını bilir ve onu gizlerse, Allah kıyamet günü onun günahlarını örter."
14678. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim dünyada Müslüman kardeşinin ayıbını gizlerse, Allah da kıyamet günü onun ayıplarını gizler."

14679. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim kardeşinden çirkin bir iş görür ve onu gizli tutarsa, Allah da dünya ve ahi-rette onun ayıbını örter."
14680. Resulullah (s.a.a), kendisi-ne, "Allah'ın ayıplarımı örtmesini is-tiyorum" diyen birisine şöyle buyur-muştur: "O halde kardeşlerinin ayıplarını ört ki Allah da senin ayıplarını örtsün."

14681. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bir şehirde bir takım ayıpları olan bir topluluk vardı. Ama onlar insanların ayıplarını dile getirmekten sakınıyorlardı. Allah da insanların onların ayıp-larını dile getirmekten alı koydu. Neticede o topluluk öldü ve in-sanlar ayıplarından haberdar ol-madı.

Bir de ayıpları olmayan bir topluluk vardı ki insanların ayıp-larını dile getiriyorlardı. Allah da onlarda bir takım ayıplar ortaya çıkardı ki öldükleri zaman o ayıplarla tanınmış oldular."
14682. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kardeşinin günah ve sürçmesini ört, zira o günahın kendinde olduğunu da biliyor-sun."
14683. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mümine, mümin kardeşinin yetmiş büyük günahı-nı örtmesi farzdır."
bak. el-Gaybet, 3131. Bölüm

3016. Bölüm
Ayıpları Hediye Etmek

14684. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Benim nezdimde kardeşlerimden en sevimli olanı, ayıplarımı bana hediye edendir."
14685. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Senin nezdinde in-sanların en seçkini senin ayıpla-rını sana hediye eden ve nefsinle savaşta sana yardımcı olan kimse olmalıdır."
14686. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Senin nezdinde in-sanların en sevimlisi ıslah olma-na sebep olan şeyleri sana bildi-ren ve ayıplarını sana gösteren kimse olmalıdır."

14687. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sana ayıbını gösteren kimse sana nasihat etmiştir."
14688. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim sana ayıbını gösterirse o senin samimi dos-tundur. Her kim de ayıbını sen-den gizlerse o senin düşmanın-dır."

14689. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim ayıbını sen-den gizler ve arkadan seni ayıp-larsa o senin düşmanındır ve ondan sakın."
14690. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim ayıbını sana açıkça söylerse arkandan haysi-yetini korur ve her kim de sana ayıplarını söylemede müsamaha gösterirse ayıplarını arkandan söyler."
14691. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim ayıbını sana gösterir ve arkadan haysiyetini korursa hayır dileme hususunda senden hiçbir gayretini esirge-mez."

14692. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ayıbınızı yüzünüze söylemesinden korktuğunuz için hiç biriniz kardeşinizin ayıbını söylemiyorsunuz. Gerçekten ahireti terk etmek ve dünyayı sevmekte el ele verdiniz."
bak. el-Hediyye, 4011. Bölüm; el-Medahine, 1276. Bölüm