Mizan'ul Hikmet-8.Cilt
 


2882.Bölüm İlmin Meyvesi


13950. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlmin meyvesi ilimle amel etmek-tir."
13951. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlmin meyvesi hayat için amel et-mektir."
13952. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlmin meyvesi ibadettir."

13953. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlmin meyvesi ameli (Allah için) ha-lis kılmaktır."
13954. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlmin başı tevazudur... İlmin meyve-lerinden bazısı da şunlardır: Takva sahibi olmak, nefsani isteklerden uzak durmak, hakka uymak, günahlardan sakınmak, (dini) kardeşleri sevmek, alimlerin sözlerini dinlemek ve onlardan kabul etmek. Hakeza ilmin mey-velerinden bazısı da şunlardır: "(İntikam almaya) gücü olduğunda intikam almaktan sakınmak, batıl şeylere yanaşmayı çirkin görmek, hakka uymayı güzel görmek, doğru sözlülük gaflet verici

sevinçlerden sakınmak, ardın-dan pişmanlık olan şeylerden uzak durmak. İlim akıl sahiplerinin aklını artırır ve onu öğrenen kimselere beğenilmiş sıfatlar kazandırır. O halde ilim halim kimseyi emir sahibi kılar, görüş sahibi kimseyi vezir eder, ihti-rası ortadan kaldırır, hileyi kökten söküp kaldırır, cimriliği öldürür, diz-ginlerini koparmış çirkinlikleri dizginler, doğruluğu yakınlaştırır."
13955. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlim hilimle birlikte olmadıkça mey-ve vermez."
bak. 2883, 2884. Bölümler

2883. Bölüm
İlmin Mirası

Kur'an:
"İnsanlar, yerde yürüyenler ve davarlar da böyle türlü türlü renk-tedirler. Allah'ın kulları arasında O'ndan korkan, ancak âlimlerdir. Doğrusu Allah güçlüdür, bağışlayandır."
"De ki: "Kur'an'a ister iman edin, ister inanmayın, O'ndan ön-ceki bilginlere o okunduğu zaman, yüzleri üzerine secdeye varırlar" ve "Rabbimiz münezzehtir. Rabbimiz'in sözü şüphesiz yerine gelecektir" derler. Ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar. (Kur'an okumak) onların huşusunu artırır."

13956. Misbabu'ş Şeria'da yer aldığına göre İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'tan korkmak ilmin mirasıdır. İlim tanımanın parıltısı ve imanın kalbidir. Haşyetten mahrum olan kimse her ne kadar ilmin zorluklarında ve karmaşık konularında kılı kırk yarsa bile alim olamaz. Nitekim Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: Şüphesiz Allah'tan ancak alim kulları kor-kar."

13957. İmam Sadık (a.s) aziz ve celil olan Allah'ın, "Şüphesiz Allah'tan sade-ce alim olan kulları korkar" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Yani alim insan amelleri sözlerini teyit eden kimsedir. Her kimin amelleri sözünü teyit etmezse (amelsiz alim olursa) alim değildir."

13958. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'tan korkmak için ilim yeter-lidir... şüphesiz insanlardan Allah'ı en çok bilen kimse onlardan Allah'tan en çok korkanıdır. Onlardan Allah'tan en çok korkanı ise onlardan Allah'ı en çok bilenidir. İnsanlardan Allah'ı en çok tanıyan kimse ise dünyaya en çok itinasız olan kimsedir."
13959. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'tan korkmak için ilim yeter-lidir ve Allah'tan korkmamak için de (azabından çekinmemek için de ilahi azamet hakkında) cahillik yeterlidir."

13960. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sana ilim olarak Allah'tan korkman yeter ve sana cehalet olarak da ilminle övünmek yeter."
13961. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kime kendisini ağlatmayan bir ilim verilirse kendisine ilminin fayda vermemesi yakışır. Zira Allah alimle-rin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "O'ndan önceki bilginlere o okunduğu zaman, yüzleri üzerine secdeye varırlar" ve "Rabbimiz münezzehtir. Rabbimiz'in sözü şüphesiz yerine gelecektir" derler. Ağlayarak yüz üstü yere kapanırlar; bu, onların gönüllerindeki say-gıyı artırır."

13962. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Haşyet (ilahi korku) gibi bir ilim yoktur."
13963. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah'tan korkarsa ilmi ke-male erer."
13964. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlmin nihayeti münezzeh olan Al-lah'tan korkmaktır."
13965. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizin en aliminiz sizin en çok korka-nınızdır."

13966. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların en bilgini münezzeh olan Allah'tan en çok korkanıdır."
13967. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her alim (Allah'tan) korkandır."
13968. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Eğer benim bildiğim şeyleri sizler de bilseydiniz şüphesiz çok ağlar ve az gülerdiniz. Başınızı alıp çöllere dü-şer Allah'ın dergahına yalvarıp yakarırdınız. Buna rağmen kurtuluşa erip ermeyeceğinizi de bilmezdiniz."
13969. Resulullah (s.a.a) "hel eta" (İnsan) suresini sonuna kadar okuduğunda şöyle buyurmuştur: "Ben sizin görmediğiniz şeyi görüyor ve duymadığınız şeyi duyuyorum. Gök inledi ve inlemesi gerekir. Zira her yerde mutlaka Al-lah'a secdeye kapanmış bir melek vardır. Allah'a yemin olsun ki benim bildiğim şeyleri sizler bilecek olsaydınız az güler, çok ağlardınız. Kadınla-rınızdan yataklarda lezzet almaz, başınızı alıp çöllere düşer Allah'ın der-gahına yalvarıp yakarırdınız."

13970. İmam Ali (a.s) ashabına nasihat ederek şöyle buyurmuştur: "... Eğer benim bildiğim gibi size gizlenmiş olan şeyleri bilseydiniz (evlerinizi terk edip) çöllere düşer, yaptıklarınıza ağlar, yaslı kadınlar gibi dövünür ve malları-nızı bırakırdınız; hem de başına ne bir bekçi diker, ne de birisine emanet ederdiniz. Sizin her biriniz başının derdine düşer, hiç kimseyle ilgi-lenmezdi."
bak. el-Havf, 1135; el-Ma'rifet, 2609. Bölüm

2884. Bölüm
İlmin Dalları

13971. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İlimde her ne kadar (alim) fakirde olsa zenginlik, cimri de olsa cömertlik, yumuşak da olsa heybet, hasta da olsa esenlik, uzak da olsa yakınlık, yüzsüzde olsa haya, düşük de olsa yü-celik, rezilde olsa şeref, hikmet ve nasip dalları ayrılır. Bunlar akıl sahibi için ilminden ayrılan dallardır."

2885. Bölüm
Alime Düşen Görev

13972. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim kendini insanların önderi karar kılarsa başkalarını eğitmeden önce kendisini eğitmelidir. İnsanları diliyle eğitmeden önce amel ve davranışlarıyla terbiye etmelidir. Kendisi-nin öğretmeni ve terbiye edicisi olan kimse, insanların öğretmeni ve ter-biye edicisi olan kimseden saygıya ve ululanmaya daha layıktır."
13973. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alimin bildiği şeylerle amel etmesi ve ardından bilmediği şeyi öğrenmeye çalışması gerekir."

13974. Misbah'uş Şeria'da yer aldığına göre İsa b. Meryem (a.s) şöyle buyurmuştur: "Üzerinde, "Beni geri çevir" diye yazılan bir taş gördüm. Onu çevirince diğer tarafında şöyle yazılı olduğunu gördüm: "Her kim bildiği şeyle amel etmezse bilmediği şeyi öğrenmeye çalışması kendisi için uğursuzluktur ve öğrendiği şey ise kendisinden kabul edilmez."

13975. İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: "İncil'de şöyle yazılıdır: "Bildiğiniz şeyle amel etmedikçe bilmediğiniz şeyi öğrenmeye çalışmayınız. Zira ilim amel edilmediği taktirde sadece (alim insan için) Allah'tan uzaklaşmayı ar-tırır."
13976. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizler bildiğiniz şeylerle amel etme-ye, bilmediklerinizi öğrenmekten daha çok muhtaçsınız."
13977. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alimin ilim öğrettiğinde kabalık etmemesi ve birisi kendisine bir şey öğretmek istediğinde utanmaması ge-rekir."

2886. Bölüm
Alime Yakışan Şey

13978. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Alime yakışan şey az gülmesi, çok ağlaması, şaka yapmaması, feryat etmemesi, çekişmemesi, cedelleşmemesi, konuştuğunda hakkı söylemesi, sustuğunda batıldan dolayı susması (batıl şey söylememesi), girdiğinde yumuşaklıkla girmesi ve çıktığında ise hilimle çıkmasıdır."

2887. Bölüm
İlimsiz Amelin Tehlikesi

13979. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlimsiz amel eden kimse yoldan sapan kimse gibidir. Böyle bir kimse her ne kadar hızlı da gitse asıl yoldan uzaklaşır."
13980. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim basiret üzere olmaksızın amel ederse yoldan çıkmış kimse gibidir. Her ne kadar hızlansa da (ana yoldan sapar ve) uzaklaşır."
13981. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Basiretsiz amel eden kimse çölde serap peşinde koşturan kimse gibidir. Bu kimse her ne kadar hızlı giderse o kadar (hedefinden) uzaklaşır."

13982. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Marifeti olmaksızın amel eden kimsenin bozması yapmasından daha çoktur."
13983. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kavrayış ve anlayış olmaksızın ibadet eden kimse değirmen eşeği gibidir."
13984. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Anlayış ve kavrayışı olmaksızın iba-det eden kimse sürekli dönen bir değirmen eşeği gibidir."
13985. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Anlayış ve kavrayışı olmayan abid insanın örneği gece bir bina yapan gündüz ise onu yıkan kimsenin misali-dir."

2888. Bölüm
Amelin İlimdeki Rolü

13986. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlim ve amel birbirine yakın kılın-mıştır. O halde her kim bilirse amel eder ve Her kim de amel ederse bilir. İlim amele seslenir, eğer cevap verirse kalır aksi taktirde göç eder."
13987. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlim amelle birliktedir; o halde ilmi olan amel eder. Çünkü ilim ameli çağırır; o icabet ederse kalır, etmezse göçer gider."

13988. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İlim amele seslenir, eğer cevap ve-rirse kalır aksi taktirde göç eder."
13989. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bilin ki alim, her ne kadar az da olsa ilmiyle amel eden kimsedir."
13990. Resulullah (s.a.a) Allah-u Teala'nın, "Onu alimlerden başkası düşü-nemez" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Alim ilahi düşünen, Allah'a itaat üzere amel eden ve Allah'ın gazabından uzak duran kimsedir."

13991. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Kur'an alimleri! Kur'anla amel edin. Zira alim ilim öğrenen sonra da ilmiyle amel eden ve ameli ilmiyle uyum içinde opolan kimsedir."
13992. Hz. Mesih (a.s) şöyle buyurmuştur: "Amel etmediğin ilim sana faydalı değildir. Çok ilim, amel etmediğin taktirde sadece cehaletini artırır."
13993. Mirac Hadisinde şöyle yer almıştır: "Ey Ahmed! Aklını, gitmeden önce kullan. Zira aklını kullanan kimse ne hata eder ve ne de isyana düşer."
13994. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlim amel iledir."
13995. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlmiyle amel etmeyen kimse alim değildir."
13996. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlimle amel etmek gibi hiçbir şey il-mi geliştirmez."
bak. el-Ma'rife, 2586. Bölüm

2889. Bölüm
İlimle Amel Etmeye Teşvik

13997. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlim kendisiyle amel eden kimse için rüşt ve kemaldir."
13998. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlim çoktur amel ise azdır."
13999. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlmi olduğu halde ona uymayan kimse çoktur."
14000. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Seni ıslah etmeyen ilim dalalettir ve sana fayda vermeyen mal vebaldir."
14001. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanları ilim tahsil etmeye rağbetsiz kılan şey ilmiyle amel eden alimlerin çok az olduğunu görmeleridir."
14002. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim halvette ilmini gözden ge-çirmezse ilmi onu topluluk arasında rezil eder."
14003. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlimle amel eden kimse doğru ve ay-dınlık bir yolu kateden kimse gibidir."

2890. Bölüm
İlimden Faydalanmak

14004. Resulullah (s.a.a) sürekli şöyle buyururdu: "Allahım! Fayda vermeyen ilimden, huşu sahibi olmayan kalpten, doymayan nefisten ve kabul gör-meyen duadan sana sığınırım."
14005. Resulullah (s.a.a) hakeza sürekli şöyle buyururdu: "Allahım! Fayda verme-yen ilimden, huşu sahibi olmayan kalpten, işitilmeyen duadan ve doyma-yan nefisten sana sığınırım."
14006. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Huşu olmayan kalpte, gözyaşı dök-meyen gözde ve fayda vemeyen ilimde hayır yoktur."

14007. Misbah'uş Şeria'da yer aldığına göre İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Fayda vermeyen ilimden sana sığınırız. Ve ihlas üzere amel etmeye düşman olan ilimden sana sığını-rım."
14008. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Amel edilmeyen ilim, harcanma-yan hazine gibidir. Böyle bir hazinenin sahibi onu biriktirmek için kendi-sini sıkıntıya düşürmüş ama ondan hiç faydalanmamıştır."

14009. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nice alim vardır ki, cehaleti onu öl-dürmekte ve kendisiyle olan ilmi de ona bir fayda sağlamamaktadır."
14010. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nice cahil kimseyi cehaleti kurta-rır."
14011. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nice cehalet hilimden (veya ilimden) daha faydalıdır."
14012. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Faydalanılmayan ilim etki etmeyen ilaç gibidir."
14013. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Nice fıkıh bilen kimse fakih değil-dir. Her kime ilmi fayda vermezse cehaleti kendisine zarar verir."

14014. İmam Ali (a.s) zamanını nitelendirerek şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar! (Ehli) çok inatçı ve nimetlere karşı nankör bir zamanda sabahladık. (Bu zamanda) iyiler kötü sayılıyor, zalim zulmünü/isyanını artırıyor. Bildi-ğimiz şeylerden faydalanmıyoruz ve bilmediklerimizi sormuyoruz."

14015. İmam Ali (a.s) takva sahiplerinin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Göz-lerini Allah'ın kendilerine haram kıldığı şeyden sakındırırlar, kulaklarını kendilerine faydalı olan ilme vakfederler."
bak. 2907, 2909. Bölümler

2891. Bölüm
Amelsiz İlimden Sakındırmak

14016. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir şahıs şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü! Hangi şey cehalet hüccetini benden uzaklaştırır? " Peygamber, "İlim" diye buyurdu. O şahıs, "Hangi şey ilim hüccetini benden uzaklaştı-rır? " diye sorunca da Peygamber, "Amel" diye buyurdu."

14017. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlmi dışında amel eden alim; cehalet-ten uyanmayan, tereddüt içinde şaşırıp kalan cahile benzer. Ama onun aleyhindeki hüccet daha büyük, onun pişmanlığı en derin pişmanlıktır. Allah katında en fazla kınanacak olan da odur."

14018. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Amel edilmeyen ilim Allah'ın kul üzerindeki hüccetidir."
14019. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dünya ilim olan yer dışında, tümüy-le cehalettir. İlim ise, kendisiyle amel edilen ilim dışında tümü hüccettir."

14020. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlim, bahanecilere her türlü özür ka-pısını kapatmıştır."
14021. İmam Hasan (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlim, ilim öğrenen kimseler için hiçbir bahane bırakmaz."
14022. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü, amel edileni dışın-da tüm ilimler sahibi için bir vebaldir."
14023. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Amelsiz her ilim vebaldir ve ilimsiz her amel ise sapıklıktır."

14024. İmam Zeyn'ul-Abidin (a.s), Muhammed b. Müslim Zuheri'ye yazdığı mektu-bunda şöyle buyurmuştur: "Allah bizi ve seni fitnelerden korusun. Sana ce-hennem ateşinden dolayı merhamet etsin. Zira sen öyle bir güne düştün ki seni o halde gören herkese sana merhamet etmesi yakışır. Zira Allah'ın nimetleri yükünü ağırlaştırmış ve Allah sana salim bir beden ve uzun bir ömür vermiştir. Allah'ın hüccetleri sana tamamlanmıştır.

Zira seni Kur'an bilgini kılmış ve dininde fakih (anlayışlı ve kavrayışı güçlü) kılmıştır. Sana Peygamberi Muhammed'in (s.a.a) sünnetini tanıtmıştır. Sana verdiği her nimette ve senin için ortaya koyduğu her hüccette bir görev taktir etmiş-tir."
bak. 97. Konu, el-Huccet, el-Ma'ruf (2), 2697. Bölüm; el-Emsal, 3627, 3628. Bö-lümler

2892. Bölüm
Rüsva Alimin ve Cahil Abidin Tehlikesi

14025. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Rüsva alim ve cahil abid, belimi kırmıştır. Zira cahil ibadetiyle insanları kandırır, rüsva alim de günahlarıy-la insanları (dinden) kaçırır."
14026. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İki kişi belimi kırmıştır: Rüsva olan alim ve cahil olan abid. O birisi, kötülükleriyle insanları ilminden alı-koyar. Bu ise cehaletiyle onları ibadetten alıkoyar."

14027. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cahil, abitlerden ve kötü alimler-den sakınınız. Zira bunlar, fitneye düşmüş herkes için bir fitnedir."
14028. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dünyada iki kişi belimi kırmıştır: Dil bilen fasık kimse ile ibadet eden cahil kimse. O diliyle kötülüklerini örter, bu ise ibadetiyle cehaletini gizler. O halde, fasık alimden ve cahil abitten sakının ki bunlar fitneye düşmüş herkesin fitnesidir. Allah Resulünden (s.a.a) şöyle buyurduğunu işittim: "Ey Ali! Ümmetimin helak oluşu, dil bilen münafıklar sebebiyledir."
bak. 2887. Bölüm


2893.Bölüm İlim Hususunda Hıyanetten Sakındırmak


14029. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İlim hususunda birbirinize karşı ihlaslı olun. Zira sizden herbirinizin ilimdeki hıyaneti, maldaki hıyanetin-den daha kötüdür ve kıyamet günü Allah sizden bunun hesabını soracak-tır."
14030. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İlim hususunda birbirinize karşı ihlaslı olun ve birbirinizden ilminizi gizlemeyin. Zira ilimdeki hıyanet, maldaki hıyanetten çok daha kötüdür."
bak.2877. Bölüm; el-Kur'an, 3312. Bölüm, 154. Konu, el-Hıyanet

2894. Bölüm
Alimlerin Önem Vermesi Gereken Şey

14031. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir rivayet işittiğinizde onunla amel etmeye çalışınız, nakletmeye değil. Zira ilmi rivayet edenler çoktur, ama ilme riayet edenler azdır."
14032. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İstediğiniz kadar ilim öğreniniz. Ama biliniz ki ilimle amel etmedikçe Allah asla size bir fayda vermeye-cektir. Zira alimler, amele önem verir, sefihler ise rivayet etmeye."
14033. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İlmi anlayanlardan olunuz, rivayet edenlerden değil."

14034. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Alimler anlamaya önem verir, se-fihler ise rivayet etmeye."
14035. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münafığın ilmi dilindedir, müminin ilmi ise amelinde."
14036. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlmin en değersizi, dilde duranıdır; en üstünü ise aza ve organlarda görünenidir."
14037. Hızır (a.s), kendisine, "Bana tavsiyede bulun diyen Musa'ya (a.s) şöyle buyur-du: "Öğrendiğin şeyi amel etmek için öğren. Aktarmak için değil. Aksi taktirde helak oluşu sana, nuru ise başkalarına olur."
bak. 720. Hadis,

2895. Bölüm
Adaletten Söz Ettiği Halde Adaletle Amel Etmeyen Kim-senin Akibeti

14038. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın: "Onları ve sapıkları yüzüstü cehenneme atarlar" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Bu ayet, adaleti be-yan eden, ama aksine davranan bir kavim hakkında nazil olmuştur."
14039. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü insanlardan en çok hasret duyacak olan kimse, adaletten söz ettiği halde aksine amel eden kimsedir ve bu Allah-u Teala'nın şu buyruğudur: "Kişinin: "Allah'a karşı aşırı gitmemden ötürü bana yazıklar olsun" diyeceği…"

14040. İmam Bakır (a.s), Hayseme'ye şöyle buyurmuştur: "Şiilerimize ulaştır ki Allah'ın nezdinde olan şey sadece amelle elde edilir! Hakeza şiilerimize ulaştır ki kıyamet günü en çok hasret duyacak olan kimse, adaleti öven, ama aksine davranan kimse olacaktır."

14041. İmam Sadık (a.s), Ezdiy'e şöyle buyurmuştur: "Dostlarımıza selamımızı ilet ve onları haberdar kıl ki Allah karşısında onlar için elimizden amel etmeleri dışında hiçbir şey gelmez ve velayetimize de sadece amel ve takva ile ulaşabilirler. Kıyamet günü insanlardan en çok hasret duyacak olan kimse,

adaleti öven, ama aksine davranan kimsedir."
14042. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Cehennem ehlinden en şiddetli pişmanlık duyan ve hasret çeken kimse, birisini aziz ve celil olan Allah'ın yoluna çağıran, onun da davetini kabul edip aziz ve celil olan Allah'a iba-det etmesi ve bu sebeple Allah'ın onu cennete götürmesine rağmen ken-disini amel etmediği ve nefsani isteklerine uyduğu için cehenneme attığı kimsedir."

14043. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların en günahkarı, tefrit eden (amelde kusur eden) alimlerdir."
14044. Misbah'uş-Şeria'da yer aldığına göre Mesih (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanla-rın en mutsuzu, başkalarının kendisini ilimle tanıdığı ve amelle tanımadığı kimsedir."

14045. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölüm anında insanlardan en çok pişman olan, amelsiz alimlerdir."
14046. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Cennet ehli olan bir grup, cehen-nem ehli olan bir gruba bakar ve şöyle der: "Biz sizin eğitim ve öğretimi-nizin bereketiyle cennete gittik. Size ne oldu da cehenneme düştünüz? " Onlar şöyle derler: "Biz iyiliği emrettik, ama kendimiz iyilikle amel etme-dik."

14047. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim ilim öğrenirde onunla amel etmezse Allah kıyamet günü onu kör olarak haşreder."
14048. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü kötü alimler getiri-lir, ateşe atılır, onlardan her biri değirmen taşının etrafında dönen merkep gibi, kendi etrafında döner durur. Ona şöyle denir: "Eyvahlar olsun sana! Biz senin vasıtanla doğru yola geldik, şimdi sana ne olmuş böyle? " O şöyle der: "Ben sizleri (günah ve çirkinliklerden) sakındırdım, ama kendim aksine amel ettim."
bak. el-Husran, 1021. Bölüm; er-Riya 1407

2896. Bölüm
Amelsiz Hatiplerin Cezası

14049. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mirac gecesi, dudakları ateşten makaslarla kesilen birinin yanından geçtim. Dudakları makasla kesilme-sinden hemen sonra, yeniden ilk defasına dönüyordu. Ben, "Ey Cebrail! Bunlar kimlerdir? " diye sordum. O şöyle buyurdu: "Bunlar söyleyip de amel etmeyen, Allah'ın kitabını okuyan, ama onunla amel etmeyen üm-metinin hatipleridir."

14050. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mirac gecesi, dudakları ateşten makaslarla kesilen bir grubun yanından geçtim. Ben, "Ey Cebrail! Bunlar kimlerdir? " diye sordum. O şöyle buyurdu: "Bunlar ümmetinin, söyleyip de amel etmediği hatipleridir."

14051. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mirac gecesi, dünya göğüne gittim ve orada, dilleri ve dudakları ateşten makaslarla kesilen bir grup gördüm." Ben, "Ey Cebrail! Bunlar kimlerdir? " diye sordum. O, "Bunlar senin ümmetinin hatipleridir" diye buyurdu."

14052. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mirac gecesi dudakları ateşten ma-kaslarla kesilip bir kenara atılan bir grup gördüm. Ben, "Ey Cebrail! Bun-lar kimlerdir? " diye sordum. O şöyle buyurdu: "Bunlar, insanlara iyiliği emreden, ama kendileri iyiliği unutan ümmetinin hatipleridir. Oysa onlar Allah'ın kitabını okuyorlardı. Onlar hiç düşünmezler mi? "

2897. Bölüm
Alimin Cezalandırılmasında Şiddetli Davranmak

14053. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bilen kimseyle, bilmeyen kimsenin cezalandırılması Allah nezdinde eşit değildir. Allah bizi ve sizi sahip ol-duğumuz ilimden faydalandırsın ve o ilmi kendisi için halis kılsın. Şüphe-siz Allah duyan ve icabet edendir."
14054. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alimin bir tek günahı bağışlanma-dan, cahil olan insanın yetmiş günahı bağışlanır."

14055. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Zebaniler, putperestlerden çok, Kur'an'ı bilen kötü kimselere doğru hızla (saldırıya) geçerler. Onlar şöyle derler: "Putperestlerden önce bizden mi başlıyorlar? " Kendilerine şöyle cevap verilir: "Alim cahil gibi değildir."
14056. Resulullah (s.a.a), ümmetin, alimlerin fesadından dolayı mübtela olacağını zik-rederek ağlayınca, kendisine neden ağladığı soruldu ve bunun üzerine şöyle buyurdu: "Ben mutsuz insanlar için ağlıyorum. Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: "Onları korktukları zaman bir görsen; artık kurtuluş yoktur; ce-henneme yakın bir yerde yakalanmışlardır!" Yani maksat, alimler ve fakihlerdir."

2898. Bölüm
Alimin En Küçük Cezası

14057. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala, Davud'a (a.s) şöyle vahyetmiştir: "Kullarıma de ki: "Benimle kendileri arasında dünyaya bağ-lanmış alimi aracı kılmasınlar. Zira onlar, kendilerini benim zikrimden, muhabbet yolumdan ve benimle münacaat etmekten alı koyarlar. Onlar, kullarımın yolunu kesenlerdir. Onlara yapacağım en küçük şey, muhabbe-timin ve münacaatımın tatlığını kalplerinden almamdır."

14058. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah, Davud'a (a.s) şöyle vahyetmiştir: "Benimle kendi aranda, dünyaya aldanmış alimi vasıta kılma. Zira o seni benim muhabbet yolumdan alı koyar. Onlar, beni isteyen kullarımın yolunu kesenlerdir. Onlara yapacağım en küçük şey, benimle münacaat etme tatlığını kalplerinden almamdır."

14059. Misbah'uş-Şeria'da yer aldığına göre Allah-u Teala Davud'a (a.s) şöyle vah-yetmiştir: "Alime yapacağım en küçük şey, batıni yetmiş cezadan daha şid-detlidir ve o beni zikretmenin tatlığını kalbinden çekip çıkarmamdır."
bak. el-İbadet, 2504. Bölüm; el-İman, 281. Bölüm

2899. Bölüm
İnsanlardan Azabı En Şiddetli Olan Kimse

14060. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanlar arasında, azabı en şiddetli olan kimse, kendisinden en küçük bir fayda görülmeyen alimdir."
14061. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Cehennem ehli, amelsiz alimin kö-tü kokusundan dolayı eziyet görür."
14062. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zalim sultan ve kötü alim, en şiddetli cezaya çarptırılacaktır."
14063. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü ateşin yakıtı, malı hakkında fakirlere karşı cimri davranan zengin ve dinini dünyasına satan alimdir."

14064. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Cehennemde kötü alimleri şiddet-le, unufak eden bir değirmen vardır."
14065. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Cehennemde mütekebbir alimleri unufak eden bir değirmen vardır."
bak. Cehennem, 618, 720. Bölümler

2900. Bölüm
Alimin Sürçmesi

14066. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alimin sürçmesi, geminin kırılması gibidir. Böylece yolcularını boğar ve kendisi de batar."
14067. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alimin sürçmesi, alemleri bozar."
14068. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alimin sürçmesinden daha kötü bir sürçme yoktur."
14069. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer hikmet sahiplerinin sözü doğru olursa, ilaçtır. Eğer doğru olmazsa derttir."

14070. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İhtiyat sahibi kimsenin sürçmesi en kötü sürçmedir."
14071. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alimin sürçmesi büyük bir suçtur."
14072. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Alimin sürçmesinden sakının. Zira alimin sürçmesi, onu baş aşağı cehennem ateşine atar."
14073. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Alimlerin, ayaklarının sabit kalma-dığı saf ve kaygan taş tamahtır."

2901. Bölüm
Kötü Alimler

14074. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Biliniz ki kötülerin en kötüsü kötü alimlerdir. İyilerin en iyisi ise iyi alimlerdir."
14075. Resulullah (s.a.a), kendisine, "İnsanların en kötüsü kimdir? " diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Bozuk alimlerdir."
14076. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bil ki kokan herşeyin ilacı tuzdur. Ama eğer tuz kokarsa, onun ilacı yoktur."

14077. İmam Ali (a.s), kendisine, "İmamlardan sonra insanların en iyisi kimlerdir? " diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Salih alimlerdir." Kendisine, "İblis, Fira-vun, Nemrud ve sizin adınızı (haksız yere) taşıyanlardan sonra insanların en kötüsü kimlerdir? " diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz, bo-zuk alimlerdir. Onlar batılları aşikar kılar ve gerçekleri gizlerler."

2902. Bölüm
Kötü Alimleri Kınamak

14078. İmam Askeri (a.s), kötü alimlerin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Onların, zayıf şiilerimize zararı, Yezid'in ordusunun, Hüseyin b. Ali (a.s) ve ashabına zararından daha çoktur. Zira onlar, mallarını ve canlarını aldılar. Bu kötü alimler ise ... zayıf şiilerimizin kalbine şek ve şüphe atmakta ve onları saptırmaktadırlar."

14079. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ümmetimin kötü alimleri, insanla-rı yolumuzdan ayıran ve yolumuzun haydutları olan kimselerdir. Onlar, düşmanlarımızı bizim adlarımızla çağırır denklerimizi bizim lakaplarımızla lakaplandırır ve onlara selam gönderirler. Oysa onlar lanet ve bedduaya layıktırlar."

14080. Mesih (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eyvahlar olsun size ey kötü alimler! Üc-ret alıyor, ameli terk ediyorsunuz. Çok geçmeden amel sahibi kimsenin ameli kabul edilir ve çok geçmeden dünyanın darlığından, kabir karanlığına götürülür."
14081. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kötü alimlerden dolayı, ümmeti-me eyvahlar olsun."

2903. Bölüm
İlim Ehlinden Sayılmayan Kimse

14082. Mesih (a.s) şöyle buyurmuştur: "Rızkından hoşnut olmayan ve konumu-nu küçük gören kimse nasıl ilim ehli olsun ki? Oysa, bu işlerin Allah'ın ilmi ve kudretiyle olduğunu bilmektedir."
14083. Mesih (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ı kendisi için taktir ettiği şeyde it-ham eden ve kendisine erişen şeylerden hoşnut olmayan kimse nasıl ilim ehli olabilir ki?"
14084. Mesih (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dünyasını ahiretine tercih eden, dünya-ya yönelen, kendisine zarar veren şeyi, kendisine fayda veren şeyden daha çok seven kimse, nasıl ilim ehlinden olsun ki? "

14085. Mesih (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlmi, aktarmak için ezberleyen ve amel etmek için ezberlemeyen kimse nasıl ilim ehlinden olabilir? "
14086. Mesih (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ahiret yolcusu olduğu halde, dünyaya yönelen ve kendisine zarar veren şeyleri, kendisi için fayda veren şeyden daha çok seven kimse nasıl ilim ehlinden olsun ki? "

2904. Bölüm
Amelsiz İlmin Artış Tehlikesi

14087. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kimin ilmi artarda hidayeti artmazsa, Allah'tan uzaklaşmasından başka bir şeyi artmaz."
14088. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kimin ilmi, ilerlemesi artar, ama dünya hakkındaki zühdü (ilgisizliği) artmazsa, Allah'tan sadece uzak-laşması artmış olur."

14089. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim dünyayı severse, kalbin-den ahiret korkusu gider. Allah her kime bir ilim verir ve o dünyayı daha çok severse, Allah-u Teala'dan uzaklaşması artar ve Allah daha çok ona gazap eder."
14090. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kimin Allah hakkındaki ilmi artarsa ve (buna rağmen) dünya sevgisi de artarsa ancak Allah'tan uzak-laşması ve Allah'ın kendisine gazap etmesi artar."

2905. Bölüm
Alim ve Sultanlara Karışmak

14091. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Fakihler, dünyayı dilemedikçe ve sultanlara uymadıkça, Peygamberlerin eminleridir. O halde onlar böyle yaptığı taktirde onlardan sakının."
14092. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dünyevi olmadıkları müddetçe, fakihler Peygamberlerin eminleridir. Hakeza kendisine, "Ey Allah'ın Resulü! Onların dünyevi oluşu ne iledir? " diye arzedilince Peygamber şöyle buyurdu: "Sultanlara uydukları taktirde. O halde böyle yaptıklarında dininiz hususunda onlardan sakının."

14093. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Alimler, sultana karışmadıkça (gidip gelmedikçe) ve dünyevileşmedikçe, Peygamberlerin eminleridir. O halde, sultanlara karışınca ve dünyevi olunca, Peygamberlere hıyanet etmiş olurlar ve siz de onlardan sakının."
14094. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zalim sultanın önderi olan ve zulmünde ona yardımcı olan alim, melundur, melundur! "
bak. 2877, 2893. Bölümler


2906.Bölüm İtham Edilmesi Gereken Alim


14095. Mesih (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dinar, dinin hastalığıdır ve alim dinin tabibidir. Tabibin bu hastalığa düçar olduğunu görünce, onu itham ediniz. (onun hakkında kötümser olunuz) ve onun başkasının hayrını dilemediğini biliniz."
14096. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir alimin dünyayı sevdiğini görünce, dininiz hakkında ona karşı kötümser olun. Zira her seven insan, sevdiği şeyi çepeçevre kuşatır."
bak. Et-Tıbb, 2407. Bölüm

2907. Bölüm
İlmin Anlamı

14097. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İlim iki çeşittir: Dilde olan ilim ve bu insan için hüccettir. Diğeri ise kalpte olan ilimdir ve faydalı olan ilim de budur."
14098. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İlim iki çeşittir: Kalpte olan ilim, ki faydalı olan ilim de budur ve dilde olan ilim ki bu ilim insan için hüccettir."
14099. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kimin ilmi nefsani isteklerine üstün gelirse bu ilim faydalı bir ilimdir."

14100. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlim öğrenmekle değildir. Aksine Allah Tebarek ve Teala'nın hidayet etmek istediği kimsenin kalbine düşen bir nurdur. O halde ilim talibi isen, önce ruhunda kulluğun gerçeğini ara. İlmi, ona amel etmekle ara ve Allah'tan anlayış dile ki seni anlayışlı kıl-sın."

14101. Hızır (a.s), Musa'ya (a.s) yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "Kalbine takva elbisesini ört ki, ilmi elde edesin."
14102. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim öğüt alırsa, basiret sahibi olur. Her kim basiret sahibi olursa anlar ve her kim de anlarsa alim olur."
14103. İmam Ali (a.s), Peygamber'in (s.a.a) zikri hususunda şöyle buyurmuştur: "Tıp bilgisiyle hastalarını dolaşan bir hekimdir... Gaflet ve şaşkınlık içinde olanları ilaçlarıyla iyileştirmek için arar bulur... Ama (Ümeyyeoğulları) hikmet nuruyla nurlanmamış, nurlu ilimlerin ışığıyla aydınlanmamış kim-selerdir. Onlar bu durumda otlayan dört ayaklı hayvanlara benzemektedir; katılıkları, kayaları andırmaktadır."

14104. İmam Ali (a.s), Kur'an'ın sıfatı hususunda şöyle buyurmuştur: "Allah, Kur'an'ı alimlerin susuzluğunu giderici ve anlayış, kavrayış sahibi kalplere bahar kıldı."
14105. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlim seni Allah'ın emrettiğine hida-yet eder ve züht ise sana o yolu kolaylaştırır."

14106. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir şahıs, Allah Resulü'nün (s.a.a) huzuruna gelerek şöyle arzetti: "Ey Allah'ın Resulü! İlim nedir?" Pey-gamber, "Susmaktır" diye buyurdu. O şahıs, "daha sonra nedir?" diye ar-zedince Peygamber, "Dinlemektir" diye buyurdu. O şahıs, "Daha sonra nedir?" diye sorunca Peygamber, "Ezberlemek ve dikkat etmektir" diye buyurdu. O şahıs, "Daha sonra nedir?" diye arzedince, Peygamber, "Onunla amel etmektir" diye buyurdu. O şahıs, "Daha sonra nedir?" diye sorunca Peygamber şöyle buyurdu: "Onu yaymaktır."

bak. 2878, 2880, 2882, 2883, 2888, 2890, 2894, 2909, 2912, 2915, 2916, 2920. Bölümler; el-Akl, 2796, 2799. Bölümler; el-Marifet, 2586, 2609. Bölümler; 345. Konu, el-Marifet (1), 346. Konu, el-Marifet (2), 347. Konu, el-Marifet (3)

2908. Bölüm
İlim ve Fazlalığın Anlamı

14107. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İlim üç tanedir. Onlardan başkası ise fazlalıktır: Muhkem ayet, cari olan sünnet ve mutedil farz."
14108. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İlim üç tanedir: Muhkem ayet, mu'tedil farz, ve cari ve ikame edilen sünnet. Bunların dışındakiler fazla-lıktır."
14109. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İlim üçtanedir: Konuşan kitap, cari olan sünnet ve "Bilmiyorum" (cümlesidir.)"
bak. Es-Sual (1), 1706
14110. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların ilmini dört çeşit bul-dum: Birincisi, rabbini tanımandır. İkincisi sana ne yaptığını bilmendir. Üçüncüsü, senden ne istediğini bilmentir ve dördüncüsü ise seni dininden çıkaran şeyleri tanımandır."

14111. İmam Sadık (a.s), öğrencilerinden birinie şöyle buyurmuştur: "Sen benden ne öğrendin?" O şöyle arzetti: "Efendim, senden sekiz konuyu öğren-dim." İmam, "Söyle bakayım onlar nedir?" diye sorunca o şöyle arzetti: "Birincisi, şunu anladım ki her sevgili, ölüm anında sevgilisinden ayrılır. Bu yüzden bütün çabamı, benden ayrılmayacak, benim yalnızlık dostum olacak şeylere yönlendirdim ve o hayırlı ameldir." İmam şöyle buyurdu: "Allah'a yemin olsun ki güzel söyledin."

"İkincisi de şudur: "Müşahade ettim ki bir topluluk kendi soyuyla övün-mekte, bir cemaat ise mal ve çocuklarıyla övünmektedir. Oysa bunlar övünecek şeyler değildir. En büyük övünmeyi Allah-u Teala'nın şu sö-zünde buldum: "Şüphesiz Allah indinde en üstün olanınız, en çok sakınanınızdır." Dolayısıyla, O'nun nezdinde yüce olmaya çalıştım." İmam, "Allah'a yemin olsun ki güzel söyledin" diye buyurdu.

"Üçüncüsü ise şudur: "İnsanların ayyaşlığını ve boş şeylerle oyalandığını gördüm. Allah-u Teala'nın şu buyruğunu da işittim: "Her kim Rabbinin makamından korkar ve nefsini, heva ve heveslerden sakındırırsa, şüphesiz onun yeri cennettir." Böylece nefsimi, Allah-u Teala'ya itaat üzere karar kılması için, heva ve heveslerden sakındırmaya çalıştım." İmam, "Allah'a yemin olsun ki güzel söyledin" diye buyurdu.

"Dördüncüsü de şudur: Herkesin değer verdiği şeyi elde ettiğinde, onu koruma hususunda çalıştığını gördüm ve de münezzeh olan Allah'ın şu sözünü işittim: "Allah'a kim güzel bir ödünç takdiminde bulunursa, Allah karşılığını kat kat verir, ona cömertçe verilecek bir ecir de vardır." ben kat kat olmasını beğendim ve Allah katında olan şeyden da-ha korunmuşunu görmedim. O halde elde ettiğim ve benim için değerli olan herşeyi Allah'a verdim ki kendisine ihtiyaç duyduğum zaman, benim için bir stok olsun." İmam, "Allah'a yemin olsun ki güzel söyledin" diye buyurdu.

"Beşincisi de şudur: İnsanların rızık hususunda birbirleririni kıskandıkla-rını gördüm ve Allah-u Teala'nın şu sözünü işittim: "Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz taksim ettik; birbirlerine iş gördürmeleri için kimini kimine derecelerle üstün kıldık; Rabbinin rahmeti,

onların biriktirdikleri şeylerden daha iyidir." Böylece hiç kimseyi kıskanmadım ve kaybettiğim şeyler hususunda asla üzülmedim." İmam, "Allah'a yemin olsun ki güzel söyledin" diye buyurdu.
"Altıncısı da şudur: İnsanların bu dünya yurdunda birbirine düşmanlık ve kin güttüğünü gördüm ve Allah-u Teala'nın şu sözünü işittim: "Şüphesiz şeytan sizin için düşmandır, o halde siz de onu düşman edinin.

" Bu yüzden şeytanla düşmanlık etmeye koyuldum ve onun dışındakilere düşmanlık etmekten sakındım." İmam, "Allah'a yemin olsun ki güzel söyledin" diye buyurdu."

"Yedincisi de şudur: İnsanların rızık elde etme hususunda kendilerini sı-kıntı ve zahmete düşürdüklerini gördüm ve Allah-u Teala'nın şu sözünü işittim: "Cinleri ve insanları ancak bana kulluk etmeleri için yarat-mışımdır. Onlardan bir rızık istemem; beni doyurmalarını da iste-mem. Şüphesiz rızıklandıran da, güç ve kuvvet sahibi olan da Al-lah'tır." Böylece O'nun vaadine güvendim, sözünü kabul ettim ve bunun karşısında taşıdığım göreve (yani ibadete) koyuldum. O'nun nezdine sahip olduğum ve bana ulaştıracağını garanti ettiği, rızkı talep etme hususunda kendimi sıkıntıya düşürmekten el çektim." İmam, "Allah'a yemin olsun ki güzel söyledin" diye buyurdu.

"Sekincisi de şudur: Bir grubun bedenlerinin sıhhatine dayandıklarını, bir grubun fazla para ve servetine dayandıklarını, diğer bir grubun ise benzeri şeylere dayandıklarını gördüm ve Allah-u Teala'nın şu sözünü işittim: "Allah, kendisine karşı gelmekten sakınan kimseye kurtuluş yolu sağlar, ona beklemediği yerden rızık verir. Allah'a güvenen kimse-ye O yeter." Böylece, Allah'a dayandım, Allah'tan başka herşeye dayana-ğım ortadan kalktı." İmam şöyle buyurdu: "Allah'a yemin olsun ki, Tev-rat, İncil, Zebur, Furkan ve diğer (semavi) kitapların tümü bu sekiz ko-nuyu ifade etmektedir."