Mizan'ul Hikmet-8.Cilt
 


2860.Bölüm İlim Yoluyla Geçinen Kimseyi Kınama


13825. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İlk kitapta şöyle yer almıştır: Ey ademoğlu! Sana bedava öğretildiği gibi sen de bedava öğret."

13826. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala Adem'e sanatlardan bin sanat öğretti ve ona şöyle buyurdu: "Çocuklarına ve soyuna şöyle de: "Eğer sabrınız yoksa bu sanatlarla dünyayı talep ediniz ve dini dünyaya ulaşma vesilesi kılmayınız. Zira din bütünüyle bana aittir. Dünyayı diniyle arayan kimseye eyvahlar olsun! Eyvahlar olsun! "

13827. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ümmetimin kötü alimlerine ey-vahlar olsun. Bu kötü alimler ilmi ticaret vesilesi kılarlar. Onu şahsi men-faatleri için kendi zamanındaki yöneticilere satarlar. Allah onların ticaret-lerini karlı kılmasın."

13828. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) kendisine helal olmayan bir kadının avret yerine bakan bir kimseye, dini kardeşinin hanımına ihanet eden kimseye ve insanlar (dini) öğrenmek için kendisine muhtaç olduğunda onlardan bir ücret talep eden bir kimseye lanet etmiş-tir."

13829. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim ahiret işiyle dünyayı talep ederse ahirette hiçbir nasibi yoktur."
13830. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim (dini) ilimler vesilesiyle rızık elde ederse Allah yüzünü değiştirir. Onu tersyüz eder ve böylece kendisine ateş daha evla olur."

13831. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim halkın dini anlamak için kendisine muhtaç olduğu halde onlardan bir ücret talep ederse Allah-u Teala'nın onu cehennem ateşine atmasına hak kazanır."
13832. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim sahip olduğu bir ilmi giz-ler veya onu (öğretmek) için ücret alırsa kıyamet günü ateşten gem vu-rulmuş olarak Allah-u Teala ile görüşür."

13833. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim hadisi, dünyevi bir fayda için isterse (veya öğrenirse) ahiret günü bir nasibi olmaz ve her kim de onu ahiret hayrı için dilerse Allah ona dünya ve ahiret hayrını verir."
13834. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı öğreniniz, Kur'an'ı rızık elde etme vesilesi kılmayınız ve onunla büyüklük taslamayınız."
bak. Et-Ticaret, 447. Bölüm; eş-Şerr, 1968. Bölüm

2861. Bölüm
İlimle Geçimini Temin Etmenin Anlamı

13835. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim ilmini geçim vesilesi kı-larsa muhtaç olur." Ben, (ravi şöyle arzettim: "Fedan olayım sizin Şiileri-niz ve dostlarınız arasında bir grup sizin ilimlerinizi öğrenmekte, onları Şiiler arasında yaymakta ve bu vesileyle de onlara hediye ve ikramda bu-lunulmaktadır."

İmam şöyle buyurdu: "Bunlar (ilimleriyle) rızık elde edenler değildirler. İlimle rızık elde eden kimseler bir ilmi olmadığı halde ve aziz ve celil olan Allah tarafından bir hidayet elde etmediği halde hak-ları çiğnemek ve dünyevi servete ulaşmak için fetva veren kimselerdir."

13836. İmam Sadık (a.s) kendisine "Bunlar, (dini ilimler) öğreten kimsenin kazancı haramdır" diyorlar denince İmam şöyle buyurmuştur: "Bu Allah'ın düşmanları yalan söylüyorlar. Onlar Kur'an'ın öğretilmemesini istiyorlar. Eğer birisi oğlunun diyetini bile öğretmene verecek olursa o diyet bile kendisi için helal ve mübah olur."

2862. Bölüm
İlim Öğrenmeye Teşvik

13837. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir saat ilim öğrenmenin zilletine sabretmezse sürekli olarak cehalet zilletinde kalır."
13838. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizden hiç kimse bilmediği bir şeyi öğrenmekten haya etmesin."
13839. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlim öğreniniz zira ilim öğrenmek iyiliktir.

İlmi müzakere tespih, ilmi araştırma cihat, bilmeyen kimseye öğ-retmek ise sadakadır... ilim halvet durumunda dost, yalnızlıkta arkadaş, düşman aleyhine bir silah ve dostlar için bir süstür. Allah ilim vasıtasıyla bir gurubu yüceltmiş ve onları hayırda imam kılmıştır ki kendilerine uyul-sun, amellerine dikkat edilsin ve eserleri iktibas edilsin."
13840. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sürekli bir alimin kapısına gidip gelen kimse için Allah attığı her adıma karşılık bir yıllık ibadet (sevabını) yazar."

13841. Hz. Lokman (a.s) oğluna öğüt vererek şöyle buyurmuştur: "Oğulcağızım! Gündüzlerinden, gecelerinden ve saatlerinden bir bölümünü ilim tahsili için ayır. Zira sen kendin için ilmi terketme gibi bir kayıp bulamazsın."
13842. İmam Ali (a.s) takva sahiplerinin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "On-lardan birinin alametleri; sen onu dini işlerde güçlü bulursun. Aynı za-manda, uzak görüşlülükte yumuşak, imanda şeksiz şüphesiz, ilimde hırslı ve bilgisi hilimle içiçedir."
bak. el-Helak, 4019. Bölüm; eş-Şebab, 1944. Bölüm; el-Kur'an, 3298. Bölüm

2863. Bölüm
Allah İçin İlim Öğrenen Kimse

13843. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kim Allah için (bir ilim) öğrenir ve Allah için öğrendiği ilimle amel ederse ve Allah için onu başkalarına öğretirse göklerin melekutunda yücelikle anılır ve kendisi hakkında şöyle denir: "Allah için öğrendi Allah için amel etti ve Allah için öğretti."
13844. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir ilim öğrenir, amel eder ve onu Allah için öğretirse göklerin melekutunda yücelikle anılır ve kendisi hakkında şöyle denir: "Allah için öğrendi, Allah için amel etti ve Allah için öğretti."

13845. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Alim ilmiyle Allah-u Teala'nın rı-zasını dilerse her şey ondan korkar ilimden hedefi mal olursa o her şeyden korkar."
13846. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer alimler ilimlerini sahip olduğu hak ve hürmet sebebiyle yüklenirlerse (öğrenirlerse) şüphesiz Allah, me-lekler ve yaratıklarından itaat ehli olan kimseler onları sever, ama onlar ilmi dünya talebi için öğrendiler ve bu yüzden de Allah onlardan nefret etti ve insanların önünde hor ve hakir bir hale düştüler."
13847. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bu ümmetin alimleri iki kimsedir:

Allah'ın kendisine bir ilim verdiği, bu ilim vesilesiyle Allah'ın rızayetini ve ahiret yurdunu dileyen, ilminden insanlara öğreten, tamaha kapılmayan ve onu az bir değere satmayan kimsedir. Böyle bir kimse için karadaki ve denizdeki varlıklar, havadaki kuşlar bağışlanma dilerler. Bunlar Allah'ın huzuruna büyüklük ve şerafetle varırlar. İkinci kimse ise Allah'ın kendisi-ne ilim verdiği bu ilmi Allah'ın kullarından esirgeyen, tamaha kapılan ve ilmini az bir değere satan kimsedir. Böyle bir kimseye kıyamet günü ateş-ten bir gem vurulur."

2864. Bölüm
Allah İçin Öğrenen Kimsenin Özellikleri

13848. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah için ilim öğrenirse, ulaştığı her kapı sayesinde kendisini daha çok küçük görür, insanlara mü-tevazi davranır, Allah'tan korkusu daha fazla olur ve din hakkında daha çok çalışır. Böyle bir kimse ilimden faydalanır. O halde ilim öğrenmesi gerekir.

Ama eğer ilmi dünya, insanlar nezdinde bir makam, sultan nez-dinde bir konuma ulaşmak için öğrenirse ulaştığı her kapıda kendisini da-ha büyük görür, insanlara karşı üstünlük taslar, Allah'tan gaflet eder ve dinden mesafe almaya başlar. Böyle bir kimse ilimden faydalanamaz. O halde (ilim tahsil etmekten) sakınması ve kıyamet günü kendisi aleyhine bir hüccet, pişmanlık ve rüsvalık temin etmemesi gerekir."
13849. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim ilmi, amel etmek için öğre-nirse ilim pazarının kesatı onu korkuya düşürmez."
bak. el-İhlas, 1037. Bölüm

2865. Bölüm
Allah'tan Gayrisi İçin İlim Öğrenen Kimse

13850. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim ilmi ehlinden alır ve onunla amel ederse kurtuluşa erer ve her kimin de ilim tahsilinden mak-sadı dünya olursa nasibi sadece o ilim olur."
13851. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim insanları kandırmak için ilim elde etmeye çalışırsa cennetin kokusunu alamaz."

13852. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim gösteriş ve şöhret düş-künlüğü için ilim öğrenir ve ilimden maksadı dünya olursa Allah ondan bereketini alır ve hayatı ona dar kılar , onu kendi haline bırakır. Her kimi de Allah kendi haline bırakırsa helak olur."

13853. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah'tan başkası için ilim öğrenirse yerini cehennemde hazırlasın."
13854. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah'tan başkası için ilim öğrenirse aziz ve celil olan Rabbini alaya almış kimse gibidir."
13855. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah peygamberlerinden birisine şöyle vahyetmiştir: "Dinden başkası için din ilmini öğrenen, amelden başkası için ilmini çoğaltan ve dünyayı ahiretten başkası için talep eden kimse insanların gözünde kalpleri kurtların kalbi olduğu halde koyun pos-tuna bürünmüş olarak gözükür. Bunların dilleri baldan tatlıdır, ama amel-leri sabır ağacından daha acıdır. (Bunlara de ki:) "Beni mi kandırıyorsu-nuz? Bunlar için öyle bir fitne çıkaracağım ki hikmet sahibi kimse bile şaşkınlığa düşecektir."

13856. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah için öğrenmesi ge-reken ilmi dünya malından bir şey elde etmek için öğrenirse kıyamet günü cennetin kokusunu alamaz."
13857. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim insanların kalbini kendi-sine esir kılmak için güzel sözler öğrenirse Allah kıyamet günü onun ne tövbesini kabul eder ve ne de fidyesini (veya ne bir farzını ve ne de bir nafilesini)."
13858. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Konuşma yapan her kula Allah mutlaka bu konuşmadan neyi hedeflediğini sorar."

13859. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir hutbe irat eder de bundan maksadı gösteriş ve şöhret düşkünlüğü olursa Allah kıyamet günü onu riya ve şöhret durağında tutar."
13860. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim ilmiyle insanları rüsva etmeye kalkarsa, insanların duyan kulağı olan Allah da onu rezil eder, kü-çük düşürür ve aşağılar. "
bak. Er-Riya, 1409. Bölüm

2866. Bölüm
İlim Öğrenmenin Doğru Olmayan Hedefleri

13861. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlimden sizin için öne çıkan her şeyi alınız. Sakın ilmi şu dört şey için elde etmeye çalışmayınız: Alimlere üs-tünlük taslamak, sefihlerle çekişmek, toplantılarda gösteriş yapmak veya insanların ilgisini çekmek ve onlara başkanlık etmek için."

13862. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İlmi sefihlerle tartışmak, alimlerle mücadele etmek ve halkı kendi tarafınıza çekmek için öğrenmeyiniz. Ak-sine konuşmalarınızla Allah nezdinde olan şeyleri dileyiniz. Zira kalıcı ve devamlı olan O'dur. O'ndan başka var olan her şey yok olacaktır."

13863. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim ilmi şu dört şey için elde etmeye çalışırsa cehenneme gider: Alimlere karşı övünmek, sefihlerle tar-tışmak, insanların dikkatini kendisine çekmek veya emir sahiplerinden bir şey elde etmek için."

13864. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim sefihlerle tartışmak için, alimlere üstünlük taslamak veya insanların dikkatini kendisine çekmek için ilim öğrenirse yeri cehennemdir."
13865. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim alimlere karşı övünmek veya toplantılarda cahillerle tartışmak için ilim öğrenirse cennetin koku-sunu alamaz."

13866. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim sefihlerle tartışmak için bu hadisleri öğrenir veya üstünlük taslamak için hadis öğrenirse cennetin kokusunu alamaz."

13867. İmam Rıza (a.s) kendisine İmam Sadık'ın (a.s), "Her kim sefihlerle tartış-mak alimlere karşı üstünlük taslamak veya insanların dikkatini çekmek için ilim öğrenirse ateştedir" sözünü soran Herevsi'ye şöyle buyurmuştur: "Ceddim doğru buyurmuştur: "Sefihlerin kim olduğunu biliyor musun?" ben, "Hayır ey İbn-i Resulillah!

" diye arzedince İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Onlar mu-haliflerimizden olan nakilcilerdir. Alimlerin kim olduğunu biliyor mu-sun?" ben, "Hayır, ey İbn-i Resulillah!" diye arzedince İmam şöyle bu-yurdu: "Onlarda aziz ve celil olan Allah'ın itaatlerini farz kıldığı ve dost-luklarını vacip kıldığı Al-i Muhammed'in alimleridir."

İmam daha sonra şöyle buyurdu: "...veya insanların dikkatini kendisine çekmek için" sözünün anlamını biliyor musun?" ben, "Hayır" diye arze-dince İmam şöyle buyurdu: "Allah'a yemin olsun ki bu cümlenin anlamı da haksız yere imamet iddiasında bulunmaktır. Kim böyle yaparsa yeri ateştir."

2867. Bölüm
İlim Taliplerinin Kısımları

13868. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlim tahsil edenler üç kısımdır. On-ları mutlaka sıfatlarıyla ve şahsiyetleriyle tanıyınız: Onlardan bir grubu tartışmak ve cedelleşmek için ilim öğrenir. Bir grubu üstünlük taslamak ve aldatmak için ilim öğrenir. Bir grubu ise anlamak ve amel etmek için ilim öğrenir.

Ama tartışmak ve cedelleşmek için ilim öğrenen kimse ilmi müzakere ve tartışma toplantılarında insanlara eziyet eder ve çekişir. Hu-şu gösterişinde bulunur ama günahtan sakınmaktan uzaktır. Bu yüzden Allah onun belini kırar ve burnunu yere sürter. Büyüklük taslamak ve al-datmak için ilim öğrenen kimse ise kendi emsallerinin karşısına dikilir ama (ilmi açıdan) kendilerinden daha az olduğu güçlüler karşısında alçak gönüllü davranır.

Onların tatlısını yer ve dinini darmadağın eder. O halde Allah böyle kimsenin gözlerini kör eder ve eserlerini alimlerin eserleri arasından kesip atar. Anlamak ve amel etmek için öğrenen kimseyi ise üzgün ve hüzünlü görürsün. Gece karanlığında kalkar ve kendi halinde olur. İş yapar ama korkar, güvenilir kardeşleri dışında herkesten korku içindedir. Allah böyle kimselerin erkanını güçlendirir ve kıyamet günü on-lara eman verir."

13869. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Alimler üç kısımdır: İnsanların kendisiyle ve kendisinin de ilmiyle diri olduğu alim, insanların kendisiyle diri olduğu ve onun ise kendisini helak ettiği alim ve ilmiyle diri olan ama kendisinden başka hiç kimsenin ilminden istifade etmediği alim."

13870. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dünya varoldukça alimler bakidir. Bedenleri ortadan kalkar ama hatıraları kalplerde olur." İmam daha sonra eliyle göğsüne işaret ederek şöyle buyurdu: "Bilin ki burada ilim çoktur. Keşke onu taşıyabilecek kimseler bulsaydım! Elbette zeki kimseler vardır ama ya emin ve güvenilir değillerdir.

Zira ya din araçlarını dünaları için kullanırlar. Allah'ın nimetlerini hüccetlerini ve burhanlarını zayıfların onu haksız yere dost edinmeleri için Allah'ın kulu ve dostları üzaerindeki ha-kimiyeti için kullanır. Ya da hakkın taşıyıcıları karşısında itaatkar ve ram oldukları halde hakkın zikzakları hususunda aşina ve basiretli değillerdir.

Ortaya çıkan ilk şüphede kalplerine şüphe ateşi düşer. Bilin ki ne bu grup benim ilmimden faydalanma liyakatine layıktır ve ne de o grup. Bir grup ise lezzetlere ihtiras duyar ve şehvetlere tabi olurlar. Bir grubu ise mal toplama ve servet biriktirmeye düşkündürler. Bu iki grup dinin koruyucu-su değildir. Onlara en çok benzeyenler,

otlayan hayvanlardır. Alimlerin ölümüyle, şüphesiz ilim de ölür. Evet, elbette yeryüzü Allah'ın hüccetini ikame eden kimseden boş değildir. (Allah'ın bu hücceti) ya aşikar ve ta-nınmıştır veya Allah'ın hüccetleri ve apaçık nişaneleri ortadan kalkmasın diye korku içinde ve gizlidir. Bunlar kaç kişidir ve nerededir? Bunların sa-yısı az, makam ve mevzileri büyüktür."


13871. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın kullarından en sevdiği kim-se, nefsine karşı Allah'ın kendisine yardım ettiği kişidir... O, karanlıkların ışığı, şüphelerin gidericisi, belirsizliklerin anahtarı, güçlükleri gideren, uçsuz bucaksız çöllerde yol gösterendir. Söyler, anlatır; susar, salim kalır...

Bir başkası da var, ilim sahibi olmadığı halde kendini alim diye tanıtır. Cahillerden ve sapıklardan birkaç sapıklığı ve cehaleti almış, insanlara aldatış ağlarını germiştir ve sahte sözler söylemektedir... Şüpheli şeylerde "Duraklarım" der de şüphelerin içine düşer; "Bidatlerden sakınırım" der fakat, onların içine yuvarlanır. Suratı insan, kalbi ise hayvan kalbidir. Hidayet kapısını bilmez ki yönelsin, körlük kapısını bilmez ki ondan yüz çevirsin. Dirilerin ölüsü odur."
bak. el-Kur'an, 3313. Bölüm

2868. Bölüm
Öğretmen Seçiminde Riayet Edilmesi Gereken Hususlar

Kur'an:
"İnsan, yiyeceğine bir baksın."
13872. İmam Bakır (a.s), Allah-u Teala'nın, "İnsan yiyeceğine bir baksın" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Yani aldığı ilmi kimden aldığına iyi bak-malıdır."
13873. Zulkarneyn (a.s) yaptığı vasiyetinde şöyle buyurmuştur: "İlmi kendisine fay-da vermeyen kimseden öğrenmeyin. Zira ilmi kendisine fayda vermeyen kimse, sana fayda vermez."
13874. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlim rabbani alim dışında elde edilemez (veya ilmi rabbani alimden başkasından almamak gerekir) ve böyle bir alimi tanımak akılla mümkündür."

13875. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İlim dindir, namaz dindir, o halde ilmi kimden aldığınıza bakınız."
13876. İmam Hasan (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yiyeceği şeyleri düşündüğü halde, akli şeyleri düşünmeyen kimseye şaşarım. Bu kimse karnını kendisine za-rarlı olan şeyden sakındırdığı halde göğsüne kendisini helak edici şeyleri bırakır."
bak. el-Mev'ize, 4242. Bölüm

2869. Bölüm
Söze Bakınız

Kur'an:
"Şeytana ve putlara kulluk etmekten kaçınıp, Allah'a yönelenle-re, onlara, müjde vardır. Dinleyip de, en güzel söze uyan kullarımı müjdele. İşte Allah'ın doğru yola eriştirdiği onlardır. İşte onlar akıl sahipleridir."

13877. Mesih (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey havariler grubu! Kandil yağının kötü kokusu, işinize yaradığı halde size ne zarar verebilir. O halde ilmi de iste-diğinizden alınız ve (ilmi aldığınız kimsenin) yaptıklarına bakmayınız."
13878. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlmi bilen kimseden alınız ve ilmini-zi bilmeyen kimseye öğretiniz."

13879. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kimin dediğine değil, ne dediğine bakınız."
13880. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hikmeti sana getirenden al, ne dedi-ğine bak, kimin dediğine bakma."
13881. Mesih (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hakkı batıl ehlinden öğreniniz. Batılı ise hak ehlinden öğrenmeyiniz ve sözü değerlendirmesini biliniz."
bak. el-Hikmet, 917. Bölüm

2870. Bölüm
İlmin Hakkı

13882. Resulullah (s.a.a), kendisine ilmin ne olduğunu soran birisine şöyle buyurmuş-tur: "Susmaktır! " O şahıs, "Sonra nedir? " diye sorunca Peygamber şöyle buyurdu: "Ona kulak vermektir" O şahıs, "sonra nedir? " diye sorunca, "Onu ezberlemektir" diye buyurdu. O şahıs, "sonra nedir? " diye sorunca Peygamber, "O ilimle amel etmektir" diye buyurdu." O şahıs, "sonra ne-dir? " diye sorunca Peygamber, "O ilmi yaymaktır" diye buyurdu."

13883. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kendisine ilim öğrettiğiniz kimse-ye karşı alçak gönüllü olun. Kendisinden ilim talep ettiğiniz kimseye karşı da alçak gönüllü olun. Kibirli alim olmayın ki (bu ameliniz sebebiyle) ba-tılınız hakkı ortadan kaldırır."

13884. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kendisinden ilim öğrendiğiniz ve öğrettiğiniz kimseye karşı mütevazi olunuz, mütekebbir alimlerden olma-yınız. Aksi takdirde ilminiz cehaletinizi örtmez."
13885. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İlim öğreniniz, ilim için vakar ve ağırbaşlılık öğreniniz ve kendisinden ilim öğrendiğiniz kimse karşısında alçak gönüllü olunuz."
bak. 2919. Bölüm

2871. Bölüm
Öğrencinin Öğretmen Üzerindeki Hakları

13886. İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: "Senin öğrencinin hakkı ise Al-lah'ın sana verdiği hilim ve yüzüne açtığı (ilim) hazineleri sebebiyle, seni öğrencine yönetici kıldığını bilmendir. Eğer insanlara güzel öğretir, onlara kaba ve kötü davranmazsan ve onlara öğretmekten bıkmazsan, Allah faz-lından senin ilmini artırır. Ama eğer onlardan ilmini esirgersen veya ilim öğrenmek için senin yanına geldiklerinde onlara kaba davranırsan, aziz ve celil olan Allah'a ilmi ve ilmin azametini senden alması ve insanların kal-bindeki makamını düşürmesi yakışır."

13887. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İlim öğrettiğiniz kimseye ve ilim öğrendiğiniz kimseye karşı yumuşak davranınız."
13888. Mesih (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey havariler topluluğu! Benim sizinle bir işim var, onu benden kabul edin." Havariler, "Kabul edilmiştir ey Ru-hullah" diye arzettiler.

Mesih (a.s) yerinden kalktı ve onların ayaklarını yı-kamaya başladı. Onlar şöyle arzettiler: "Biz bu işe senden daha layıkız, ey Ruhullah! " Hz. Mesih (a.s) şöyle buyurdu: "İnsanlara hizmet etmeye en layık olanı alimdir. Ben burada sizlere böylesine mütevazi davranıyorum ki, sizler de benden sonra insanlara karşı mütevazi davranasınız."
13889. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "İnsanlardan büyüklenerek yüz çevirme" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Yani ilim öğrenmek için yanına gelen herkes senin için eşit olmalıdır."


2872.Bölüm Öğretmenin Öğrenci Üzerindeki Hakları


Kur'an:
"Mûsa ona: "Sana öğretileni bana hayra götüren bir bilgi olarak öğ-retmen için peşinden gelebilir miyim? " dedi. O: "Sen doğrusu benim yaptıklarıma dayanamazsın, bilgice kavrayamadığın bir şeye nasıl dayanabilirsin?" dedi."
13890. İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: "Senin üstadının hakkı ona saygı göstermen, huzurunu ulu sayman, dikkatle sözlerine kulak vermen, yüzü-nü ona doğru çevirmen, sesini yükseltmemen, birisi ona soru sorduğunda bizzat kendisi cevap verinceye kadar senin cevap vermemen, huzurunda hiç kimseyle konuşmaman, huzurunda hiç kimsenin gıybetini etmemen,

senin yanında gıybeti edildiğinde onu savunman, ayıplarını örtmen, iyilik-lerini ve güzel sıfatlarını aşikar kılman, düşmanlarıyla oturup kalkmaman ve dostlarına düşmanlık etmemendir. Bu işleri yaptığın taktirde Allah'ın melekleri de senin hakkında insanlar için değil de adı yüce olan Allah için o üstadın huzuruna vardığına ve ilmini öğrendiğine tanıklık ederler."

13891. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir alimin huzurunda oturduğun-da, konuşmaktan çok, dinlemeye ihtiraslı ol. Güzel konuşmayı öğrendiğin gibi, güzel dinlemeyi de öğren ve hiç kimsenin sözünü kesme."
13892. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alimin senin üzerindeki haklarından bazısı da şudur: (bir topluluğa vardığında) herkese selam vermen ve ona da özellikle selam vermen,

tam karşısında oturman, onun huzurunda el, göz ve kaşla işaret etmemen, onun görüşüne muhalif olarak, "falan kimse de şöyle diyor" dememen, onun huzurunda hiç kimsenin gıybetini etme-men, meclisinde kimseyle gizlice konuşmaman, elbisesinden tutmaman, eğer yorgunsa fazla soru sormaman ve meclisinin uzamasından sıkılma-mandır. Zira alimle oturup kalkmanın hikayesi, kendisinden bir şey dü-şünceye kadar beklediğin hurma ağacının hikayesidir. Şüphesiz alim olan müminin sevabı, Allah yolunda savaşan, gündüzleri oruç tutan ve geceleri ibadetle geçen kimsenin sevabından daha çoktur. Alim öldüğünde İs-lam'da kıyamete kadar kapatılamayacak bir gedik açılmış olur."

13893. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alimin haklarından bazısı da şudur: "Ona fazla soru sormaman... Ona muhalefet ederek sürekli, "falan kimse şöyle demiş, filan kimse şöyle demiş" dememen, onunla oturmanın uza-masından sıkılmamandır. Zira alimin hikayesi, senin için bir şey düşmesini beklemen gereken, hurma ağacının hikayesidir."

13894. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim birine bir şey öğretirse, onu kendisine köle etmiş olur." Kendisine şöyle arzedildi: "Ey Allah'ın Resulü! Yani onu satabilir mi? " Peygamber şöyle buyurdu: "Ona emreder ve yasaklar."
13895. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Nifakı aşikar olan münafık dışında hiç kimse şu üç kimseye saygısızlık etmez: Sakalını İslam yolunda ağartan kimseye, adil imama ve hayır öğreten öğretmene."

13896. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlim dışında dalkavukluk ve çeke-memezlik müminin ahlakından değildir."
13897. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hasadet ve yağcılık, ilim talebi dı-şında hiç bir şeyde yoktur."
bak. el-Bihar, 2/40, 10. Bölüm

2873. Bölüm
Alime Saygı Göstermek

13898. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alimi her ne kadar küçük de olsa küçük görme. Cahili, (toplumsal ve dünyevi makamlar açısından) her ne kadar büyük de olsa büyük sayma."
13899. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir alimi gördüğün zaman ona hiz-metçi ol."

13900. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir alime saygı gösterirse, Allah'a saygı göstermiştir."
13901. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir alimi karşılamaya gi-derse, beni karşılamıştır. Her kim bir alimi ziyarete giderse beni ziyaret etmiştir. Her kim bir alimle oturursa benimle oturmuş gibidir. Her kim benimle oturursa, rabbiyle oturmuş gibidir."
bak. Et-Ta'zim, 2755. Bölüm

2874. Bölüm
Öğrencinin Riayet Etmesi Gereken Hususlar

13902. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlim öğrenen kimseye nefsini ilim öğrenmeye zorlaması, ilim öğ-renmekten usanmaması ve öğrendiği şeyi çok görmemesi bir haktır."
13903. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlim dışında her şey azalınca değer elde eder, ama ilim çoğalınca değer kazanır."

13904. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ders okuyan kimse dışında hiç kim-se ilim elde edemez."
13905. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim ilmi birikimlerini çok düşü-nürse onu güçlendirmiş olur ve anlamadığı şeyi anlar."

13906. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim sürekli ilim tahsil etmezse anlayış ve kavrayışı olmaz."
13907. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlim talep ediniz ki ilminiz artsın."

13908. Hızır (a.s) Musa'ya (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Musa! Eğer ilim istiyor-san, kendini ilim öğrenmeye vakfet. Zira ilim kendisini ilim öğrenmeye ayıran kimseye aittir."
13909. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanlarda şu on haslet kemale ermeyince, aklı da kemale ermez... Hayatta olduğu müddetçe ilim talep etmekten usanmamak."
bak. 2856. Bölüm, ed-Diraset, 1185. Bölüm

2875. Bölüm
İlim Talebi Hususunda Kapsamlı Bir Hadis

13910. Allame Meclisi (r.a) şöyle diyor: "Üstadımımız Şeyh Bahai'nin (Allah ru-hunu kutsasın) bir el yazmasını gördüm, bu el yazmasında şöyle yazılıydı: "Şeyh Şemsuddin Muhammed b. Mekki şöyle dedi: "Şeyh Ahmed Fera-hani'nin el yazmasından doksan dört yaşlarında yaşlı birisi olan Unvan'il Basri'den şöyle dediğini naklettim:

"Ben yıllarca Malik b. Enes'in dersle-rine katıldım ama Cafer-i Sadık (a.s) Medine'ye gelince onun derslerine katıldım. Malik'ten istifade ettiğim gibi O'ndan da istifade etmek istedim. Bir gün bana şöyle buyurdu: "Ben talep edilen bir insanım (ziyaretçilerim çoktur.) Ayrıca gece gündüz ve belli bir saatlerde bir takım yaptığım vird-ler ve dualar vardır. Beni virdlerimden alıkoyma. Malik'ten ilim öğren ve daha önce olduğu gibi onun yanına git."

Ben bu sözden rahatsız oldum ve orayı terk ettim. Kendi kendime şöyle dedim: "Eğer bende bir hayır görseydi beni yanına gidip gelmekten ve kendisinden ilim öğrenmekten alıkoymazdı." Bunun üzerine Resulullah'ın mescidine gittim. Peygambere selam verdim. Ertesi gün Resulullah'ın haremine gittim, iki rekaat namaz kıldım ve şöyle dedim:

"Ey Allahım! Senden Cafer'in kalbini bana mer-hametle yönlendirmeni ve beni onun ilminden rızıklandırmanı ve böylece onun ışığında senin doğru yoluna hidayet bulmayı diliyorum." Hüzün içinde eve döndüm, kalbim Cafer'in sevgisiyle dolduğu için artık Malik b. Enes'in dersine gitmedim. Evimden sadece farz namazları kılmak için çı-kıyordum, sonunda sabrım tükendi ve sıkılmaya başladım. İkindi nama-zını kıldıktan sonra ayakkabımı giydim,

abamı üstüme alarak Cafer'in evi-ne doğru gittim, evine varınca kapıyı çaldım, hizmetçisi dışarı çıktı ve "Ne istiyorsun?" diye sordu. "O şerafetli insana selam vermek istiyorum" dedim. Hizmetçi, "O namaz kılmaktadır" dedi. Kapının karşısına otur-dum, çok geçmeden hizmetçi geldi ve bana: "Allah'ın bereketiyle içeri gir" dedi. Ben evin içine girdim, ona selam verdim, selamımı aldıktan sonra bana şöyle buyurdu: "Otur, Allah seni bağışlasın." Ben oturdum. İmam bir müddet başını önüne eğdi ve sonra başını kaldırarak şöyle buyurdu: "Senin künyen nedir?" Ben,

"Ebu Abdillah'tır" dedim. O şöyle buyurdu: "Allah künyeni sağlam kılsın ve sana başarı versin, ey Ebu Abdillah! Ne istiyorsun?" Kendi kendime şöyle dedim: "Eğer bu ziyaret ve selamdan sadece bu duayı elde ettiysem bu bile çoktur." İmam yeniden başını kaldırdı ve bana Ne istiyorsun?" dedi. Ben şöyle dedim:

"Allah'tan kalbini bana karşı yönlendirmesini ve beni ilminden rızıklandırmasını diledim. Dolayısıyla Allah-u Teala'nın bu şerafetli insan hakkındaki isteğime icabet etmesini ümit ediyorum." İmam şöyle buyurdu: "Ey Ebu Abdillah! İlim öğretmekle değildir. Ancak va ancak o Allah-u Tealanın hidayetini istediği herkesin kalbine koyduğu bir nurdur. O halde eğer ilim talibi isen her şeyden önce kendi ruhunda ubudiyetin gerçeğini ara.

İlmi amel etmekle araştır ve Allah'tan anlayış dile ki sana anlayış nasip etsin." Ben şöyle dedim: "Ey şerafetli insan!" Bana şöyle buyurdu: "De ki ey Ebi Abdillah!" Ben de şöyle dedim: "Ey Ebu Abdillah! Ubudiyetin hakikati nedir?" O şöyle buyurdu: "Üç şeydir, birincisi kulun Allah'ın kendisine verdiği her şeyde kendisi için bir malikiyet hakkı tanımamasıdır. Zira kullar ve köleler hiçbir şeyin maliki olamazlar. Malı Allah'ın malı olarak bilirler. Ve Allah'ın emrettiği yerde harcarlar. İkincisi ise kulun kendisi için bir tedbir ve çare düşünmemesidir.

Üçüncüsü ise kulun Allah-u Teala'nın kendisine emrettiği veya yapmasından sakındırdığı şeylerle meşgul olmasıdır. Netice olarak kul, Allah-u Teala'nın kendisine verdiği şeyler hususunda kendisi için bir malikiyetinin varlığına inanmazsa, onları Allah'ın infak etmesini emrettiği yerlerde infak etmesi kendisine kolaylaşır. Ayrıca kul kendi işinin tedbir ve çaresini kendi müdebbirine (idare edicisine) havale ederse dünya musibetleri kendisine kolay gelir.

Ayrıca kul Allah'ın emir ve yasaklarıyla meşgul olursa (emrettiğini yapmak ve yasakladıklarından sakınmak) artık insanlarla çekişmeye ve onlara üstünlük taslamaya fırsat bulamaz. O halde Allah kulu bu üç haslet ile yüce kılarsa dünya, şeytan ve insanların problemleri ona kolaylaşır, böylece dünyayı çok elde etmek ve üstünlük taslamak için talep etmez,

izzet ve büyüklük elde etmek için gözü insanların nezdinde olan şeylerde olmaz ve günlerini boş yere geçirmez. Bu, takva sahiplerinin ilk derecesidir. Allah tebarek ve Teala nitekim şöyle buyurmuştur: "İşte bu ahiret yurdudur. Onu yeryü-zünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu istemeyen kimselere veririz. Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır."

Ben şöyle dedim: "Ey Ebu Abdillah! Bana tavsiyelerde bulun." İmam şöyle buyurdu: "Sana dokuz şeyi tavsiye ediyorum. Bunlar Allah-u Tea-la'nın yolunu talep edenlere yaptığım tavsiyelerdir. Allah'tan seni de bun-larla amel etmek hususunda muvaffak kılmasını diliyorum. Bu dokuz şeyden üç şey nefsin riyazetiyle,

üç şey hilimle ve diğer üç şey ise ilimle il-gilidir. Bunları ezberle ve sakın küçük görme." Unvan şöyle diyor: "Ben can kulağımla imamı dinlemeye başladım imam şöyle buyurdu: "Riyazetle ilgili olan o üç şey şunlardır: İstek ve iştahının olmadığı şeyi yemekten sa-kın. Zira bu şey ahmaklığa ve aptallığa sebep olur.

Diğeri de acıkmadığın müddetçe yemek yememendir. Yemek yiyince de helalinden ye, Allah'ın adını zikret ve Allah Resulünün şu hadisini hatırla: "İnsan karnından da-ha kötü bir kabı doldurmamıştır." Ama yemekten başka bir çare olmadı-ğından dolayı da midenin üçte birini yemeğe, diğer üçte birini su ve içe-ceklere ve diğer üçte birini ise nefesine ayır.

Hilimle ilgili olan üç şey ise şunlardır: Eğer birisi sana, "Bir söylersen on işitirsin" derse ona cevap olarak şöyle de: "Eğer on tane dersen bir tane işitmezdin." Eğer biri sana kötü söz söylerse ona şöyle de: "Eğer dediğin şey doğruysa Allah'tan beni bağışlamasını dilerim. Eğer yalansa Allah'tan seni affetmesini dilerim." (Üçüncüsü ise şudur ki) eğer biri sana çirkin laf söylerse sen ona nasihat et ve ona yol göster.

İlimle ilgili olan üç şey ise şunlardır: Eğer bilmiyorsan alimlere sor. Sakın mücadele ve imtihan için onlara sormaya kalkışma. Kendi görüşünle bir iş yapmaktan sakın. İşlerin hususunda mümkün olduğu kadar ihtiyatla amel et ve aslandan kaçtığın gibi fetva vermekten kaçın. Boynunu insanlar için köprü kılma. Şimdi ey Ebu Ebdillah! Sana nasihat ettim Kalk ve beni yalnız bırak, virdimi (zikirlerimi) bozma. Zira ben nefsim hakkında cimri ve esirgeyen biriyim. Hidayet yoluna uyan kimseye selam olsun."


2876.Bölüm Alimlerin Üstünlüğü


13911. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şia alimlerimiz öte tarafında ifrit-lerin ve iblisin olduğu bir sınırın koruyucularıdır. Bu alimler onların zayıf Şiilerimize saldırmalarına İblis ve taraftarlarının onlara musallat olmasına engel olurlar."

13912. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer bu topluluk biat için toplanmasaydı, yardımcıların varlığıyla hüccet ikame edilmeseydi ve Allah zalimlerin çatlayasıya doyarken, mazlumların açlıktan kırılmasına (mani olmaları) hususunda alimlerden söz almasaydı hilafet devesinin yularını sırtına atar, terk ederdim."

13913. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alimler eminler, takva sahipleri kale ve peygamberin vasileri ise efendilerdir."
13914. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Alimler önderlerdir. Takva sahip-leri ise efendilerdir."
13915. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hükümdarlar insanların hakimle-ridir. Alimler ise hükümdarların hakimleridirler."
13916. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alimler insanların yöneticileridir-ler."

13917. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alimler cahillerin çokluğu sebebiyle onlar arasında gariptirler."
13918. İmam Hadi (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer Kaim'imizin (a.s) gaybetin-den sonra ona davet eden, onun varlığına delalet eden, ilahi hüccetlerle onun dinini koruyan ve Allah'ın zayıf kullarını İblis'in ve dostlarının tu-zağından kurtaran alimler olmasaydı şüphesiz bütün insanlar Allah'ın di-ninden dönerlerdi."
13919. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alimlerin ahlakı herkesten daha te-miz ve ihtiras kökleri herkesten daha azdır."
bak. el-Emsal 3626. Bölüm

2877. Bölüm
Alimler Allah'ın Eminleridir

13920. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Alimler Allah'ın yaratıkları arasın-daki eminleridirler."
13921. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Alimler ümmetimin e-minleridir."

13922. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Alim, Allah'ın yeryüzündeki emi-nidir."
13923. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İlim Allah'ın yeryüzündeki emane-tidir. Alimler ise Allah'ın bu emanetinin eminleridir. Her kim ilmi ile amel ederse emanete riayet etmiştir Her kim de emanete riayet etmezse Allah-u Teala'nın divanında hainlerden yazılır."
13924. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Alimler sultanlara karışmadıkça ve dünyaya dalmadıkça Peygamberlerin eminleridir."
bak. 2893, 2905. Bölümler

2878. Bölüm
Alim

13925. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Alimin diğer insanlardan üstünlü-ğü Peygamberin ümmetine olan üstünlüğü gibidir."
13926. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alim, cahili tanır. Zira kendisi önce-den cahildi. Cahil alimi tanımaz, zira daha önce de kendisi alim değildi."
13927. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alim kalbi ve ruhuyla bakar cahil ise gözüyle ve göz bebeğiyle bakar."
13928. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alim gerçekte ilminin kendisini gü-nahlardan sakınmaya ve takvalı olmaya, fani dünyadan yüz çevirmeye ve cennete aşık olmaya davet ettiği kimsedir."

13929. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Beyinsizlik ve gaflet alimin kabinde olamaz."
13930. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alim kendinden üstün olanı kıs-kanmayı, kendinden düşük olanı tahkir etmeyi ve ilmi karşısında dünyanın değersiz metasından bir şey almayı terk etmedikçe alim olamaz."
13931. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kul kendisinden üstün olanları kıskanmayı ve elinin altındakileri küçük görmeyi terketmedikçe alim ola-maz."

13932. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sadece öğüdünü dinleyenlere öğüt vermesi, kendi görüşüyle gururlanan kimseye nasihat etmemesi ve zayi olacağından korktuğu ilmi kimseye bildirmemesi alimin sıfatların-dandır."
13933. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizlere gerçek alimi bildirmemeyim mi? (gerçek alim) Allah'a isyan etmeyi Allah'ın kullarına güzel gösterme-yen, onları Allah'ın gazabından ve hilesinden güvende kılmayan ve onları Allah'ın rahmetinden ümit kestirmeyen kimsedir."

2879. Bölüm
Alimin Nişaneleri

13934. Hz. Lokman (a.s) oğluna yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "Alimin üç nişanesi vardır: Allah'ı tanımak, Allah'ın sevdiği şeyleri tanımak ve Al-lah'ın sevmediği şeyleri tanımak."
13935. İmam Ali (a.s) sürekli olarak şöyle buyurmuştur: "Alimin üç nişanesi var-dır: İlim, hilim ve suskunluk."
13936. İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sözünün kritiğini yapması ve görüş tekniklerinin gerçeklerini bilmesi alimin nişanelerindendir."

2880. Bölüm
Alimin Özellikleri

13937. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alim kendi kadrini ve ölçüsünü bi-len kimsedir. Kendi kadrini ve ölçüsünü bilmemek, kişiye bilgisizlik ola-rak yeter."
13938. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alim, ilimden doymayan ve hatta ilimden doyduğunu ima bile etmeyen kimsedir."
13939. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alim ilim öğrenmekten bıkmayan kimsedir."

13940. İmam Ali (a.s) oğlu Hasan'a (a.s) yaptığı vasiyetinde şöyle buyurmuştur: "Sa-na çeşitli cehaletleri bildirdim ki kendini alim saymayasın... zira alim bildi-ği şeylerin bilmediği şeyler karşısında az olduğunu bilen bu yüzden ken-dini cahil sayan ve bunu (bildikleri şeylerin az olduğunu)

bilerek ilim tah-sili için çabasını artıran kimsedir. Bu yüzden sürekli ilim talep eder ve il-me rağbet gösterir. İlimden istifade eder, alimlere karşı alçak gönüllü dav-ranır ve itina gösterir. Suskunluğu tercih eder, hatadan sakınır ve utanır, bilmediği bir şeye ulaşınca onu inkar etmez, zira cahilliğini itiraf etmiş-tir."

13941. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim, "Ben alimim" derse o şahıs bir cahildir."
13942. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim: "Muhakkak ki ben ali-mim" derse o cahildir."
13943. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim ilmin sonuna eriştiğini iddia ederse cahilliğinin zirvesini göstermiş olur."
13944. İmam Ali (a.s) Allah-u Teala katında yaratıklardan en çok nefret edilen kimsenin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Bilgisizlikleri kendinde toplayan kimsedir... İnsan suretinde olanlar onu bilgin sayar. Halbuki öyle değil-dir... Kesin cevaplar veremez. İnkar ettiği (bilmediği) şeyi başkasının bile-bileceğini tahmin etmez. Başkasının kendisinin dediğinin aksine bir ilmi-nin olabileceğine inanmaz. Kendisine karanlık kalan bir şey oldu mu bil-mediğini de bildiği için, hemen örter."
bak. el-Cehl, 601. Bölüm

2881. Bölüm
Alimin Cehaleti

13945. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlminizi cehalet, yakininizi de şüphe haline getirmeyin. Öğrendiğiniz zaman amel edin, yakine eriştiğinizde te-şebbüs edin."
13946. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz bazı sözler sihirdir ve bazı ilimler cehalettir."
13947. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki şüpheler doğmuş, kesin şeyleri bürümüştür. Hatta sanki, üstlenilen şey (rızık) size farzmış; farz kılınan (amel) da sizden kaldırılmış gibi telakki edilmeye baş-lanmıştır."

13948. Resulullah (s.a.a): "Ben hayvanlarından farkı olmayan bir kavmin yanından sana geldim" diyen Sa'ad b. Ebi Vakkas'a şöyle buyurmuştur: "Ey Sa'ad! Sana bundan daha ilgincini haber vermeyeyim mi? Kendilerine onların bilme-diği şey öğretilen ve buna rağmen onlar gibi cahil olan kavimdir."

13949. Resulullah (s.a.a), Ammar bin Yasir'i kendilerine İslam'ın hükümlerini öğret-sin diye bir topluluğa göndermişti. Ammar bin Yasir onların durumunu Peygambere nakletti ve "Vahşi develer gibi öylece gözlerini dikmiş bakıyorlar. Tek dertleri ko-yunları ve develerdir" deyince Allah Resulü O'na şöyle buyurdu: "Ey Ammar! Sa-na onlardan daha ilginç bir topluluğu haber vermeyeyim mi? Bir topluluk onların bilmediklerini öğrendiler ama onlar gibi gaflet ve cehalet içinde kaldılar."