Mizan'ul Hikmet-8.Cilt
 

Bak
240. konu, es-Sultan; el-Eh, 58. bölüm; el-İlm, 2873. bölüm; el-Kerem, 3476, 3477. bölümler

2753.Bölüm Emirleri Ululamak


13095. Ebuzer (r.a) şöyle buyurmuştur: "Selman ve Bilal'i Peygamber'e (s.a.a) doğru giderken gördüm. Selman aniden Allah Resulü'nün ayaklarına ka-panarak öpmeye başladı. Peygamber (s.a.a) onu bu işten sakındırdı ve sonra ona şöyle buyurdu: "Ey Selman! Acemlerin hükümdarlarına yaptığı işi bana yapma. Ben Allah'ın kullarından bir kulum, ben de bir kul gibi yer, bir kul gibi otururum."

13096. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İranlıların kendi büyüklerine yap-tığını sizlerde yapmayın."
13097. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizler de Acemler gibi birbirinizin önünde ayağa kalkmayın."
13098. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Acemlerin birbirini ululamak için ayağa kalktıklları gibi siz de ayağa kalkmayın."

13099. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim kendisi otururken insan-ların ayakta durmasından hoşlanırsa cehennemdeki yerini hazırlasın."
13100. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim kendisi oturduğu halde Ademoğullarının, karşısında ayakta durmasına sevinirse ateşe girer."
13101. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim görüşmeye geldiklerinde insanların kendisi karşısında ayağa kalkmasına sevinirse cehennemdeki evini hazırlasın."

13102. Enes şöyle diyor: "Allah nezinde hiç kimse Allah Resulü'nden daha değerli de-ğildi. Buna rağmen onu görünce ayağa kalkmıyorduk. Çünkü onun bu işten hoşlan-madığını biliyorduk."
13103. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Benim için ayağa kalkmayınız sa-dece aziz ve celil olan Allah için ayağa kalkmak gerekir."
13104. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah'ın laneti, kulların, karşısında sıraya geçtiği kimsenin üzerine olsun."

13105. İmam Ali (a.s) Şam'a doğru hareket ederken Enbar çiftçilerinin atlarından inerek onun karşısında koştuklarını görünce şöyle buyurmuştur: "Bu yaptığınız nedir?" Onlar; "Bu bizim adetimizdir; emirlerimizi böyle ulularız." dediler. İmam (a.s) şöyle buyurdu; "Vallahi emirleriniz bundan faydalanmamaktalar. Böyle yapmakla dünyada kendinize zahmet veriyorsunuz; ahirette de bu işinizle sefil olacaksınız. Arkasında azap olan meşakkat, ne de zararlıdır! Ateşten emin olmayı beraberinde getiren rahatlık ne de faydalıdır! "

13106. Bu rivayetin başka bir naklinde ise şöyle yer almıştır: "İmam (a.s) Enbar bölgesinden geçerken oranın çiftçileri kendisini karşılamaya geldiler. Atla-rından inip İmam Ali'nin yanı başında koşmaya başladılar. İmam şöyle buyurdu: "Yanınızdaki bu binekler de neyin nesidir ve bu işten (yaya koş-turmaktan) maksadınız nedir?" Onlar şöyle arzettiler: "Yaptığımız bu iş kendisiyle emir sahiplermize saygı gösterdiğimiz bir adettir.

Bu binekle-rimiz de sizin için hediyedir. Biz size ve Müslümanlara da yemek hazırla-dık. Bineklerinize çok ot temin ettik." İmam (a.s)şöyle buyurdu: "Bunun emirlerinize saygı olarak gösterdiğiniz bir adet olduğunu söylemenize ge-lince... Allah'a yemin olsun ki bu iş emirlerinize hiçbir fayda vermez ve sizler de bu iş sebebiyle bedenlerinizi ve canlarınızı sıkıntıya düşürmekte-siniz. O halde bu ameli tekrar etmeyiniz.

Hayvanlarınıza gelince eğer on-ları kabul edip sizin vergilerinizin bir parçası olarak saymamı istiyorsanız onları kabul ederim. Bizim için temin ettiğiniz yiyeceğe gelince biz size ücretini ödemedikçe sizden bir şey yemeye razı olmayız."
bak. Vesail'uş Şia, 8/560, 129. Bölüm; ed-Dunya, 1248. Bölüm; es-Sultan, 1855. Bölüm

2754. Bölüm
Ululamak İçin Secdeye Kapanmak

Kur'an:
"Meleklere, "Adem'e secde edin" demiştik, İblis müstesna hepsi secde ettiler, o ise kaçındı, büyüklük tasladı ve kafirlerden oldu."
"Ana babasını tahtın üzerine oturttu, hepsi onun önünde eğildi-ler."
13107. İmam Ali (a.s) Allah-u Teala'nın "Şüphesiz secde yerleri Allah'a aittir. O halde Allah'la birlikte başka birini çağırmayın" ayeti hakkın-da şöyle buyurmuştur: "Secde yerlerinden maksat Allah karşısında kendisiyle secdeye kapandığın organlarındır. O halde hiç kimseyi Allah'la birlikte çağırmayın."
bak. Ez-Zevac, 1651. Bölüm

2755. Bölüm
Uygun Olan Ululamak

Kur'an:
"Bu böyledir; kişinin Allah'ın nişanelerine hürmet göstermesi, kalplerin Allah'a karşı gelmekten sakınmasındandır."
"İşte böyle. Kim Allah'ın yasaklarına saygı gösterirse, bu Rab-binin katında kendi iyiliğindendir. (Haram olduğu) size okunanlar dışında kalan hayvanlar, size helal kılındı. O halde pis putlardan sakının; yalan sözden kaçının."
13108. İmam Sadık (a.s), birine saygı olarak ayağa kalkmanın hükmü sorulunca şöy-le buyurmuştur: "Bu dini şahsiyet için yapılanı dışında uygun bir iş değil-dir."

13109. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Emir sahibi de olsan baban ve öğ-retmenin için yerinden kalk."
13110. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alime ilmi sebebiyle saygı göster ve onunla çekişme. Cahili de cehaleti sebebiyle küçük gör ama onu ken-dinden uzaklaştırma. Hatta kendine yakın kıl ve ona ilim öğret."
13111. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ak sakallıya, Kur'an bilen kimseye ve adil öndere saygı göstermek gerçekte aziz ve celil olan Allah'ın celal ve azametine saygı göstermektir."

13112. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bir kavmin büyüğü yanınıza geldi-ğinde ona saygı gösterin."
13113. İmam Askeri (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cafer bin Ebi Talib Habeşis-tan'dan gelince Allah Resulü ayağa kalktı ve on iki adım ileri giderek onu karşıladı ve onun boynuna sarıldı ve alnından öptü... ve gözlerinden se-vinç göz yaşları boşaldı."
13114. Resulullah (s.a.a) camide oturmuşken gelen birisine yer açtı ve şöyle buyudu: "Müslümanın müslüman üzerindeki haklarından biri de oturmak isteyince onun için yer açmasıdır."
Bak. Vesail'uş Şia, 8/559, 128. Bölüm; el-İlm, 2873. Bölüm

"Şehit (Keddesellahu Ruhehu) Kavaid adlı kitabında şöyle buyurmuştur: Müminin mümine örf ve adetlere uygun olarak saygı göstermesinin her ne kadar bunun şekli konusunda geçmiş alimlerden bir şey nakladilmemiş ise de hiç bir sakıncası yoktur. Delili ise ayet ve rivayetlerin umumi ifadesidir. Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: "Evet, her kim Allah'ın şiarlarını ulularsa bu kalplerin sakınmasın-dandır."

Hakeza şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah'ın haramlarını bü-yük görürse bu Rabbi nezdinde kendisi için daha hayırlıdır." Allah resulü (s.a.a) de bu konuda şöyle buyurmuştur: "Birbirinize karşı düşmanlık ve kıskançlık içinde olmayın. Birbirinize sırt çevirmeyin ve birbirinizden kopmayın. Ey Allahın kulları! Birbirinizle kardeş olunuz. Buna göre ye-rinden kalkmak, saygı için eğilmek ve benzeri şeyler saygı için olursa ca-izdir.

Hatta bu işleri yapmamak düşmanlığa ve ilişkilerin kopmasına veya bir mümine ihanet derecesine varırsa bunları yapmak farzdır. Sahih riva-yetlerde açıkça yer aldığı üzere Peygamber (s.a.a) Fatıma (a.s) için ve Cafer (r.a) için Habeşistan'dan döndüğünde yerinden kalktı ve Ensara şöyle buyurdu: "Kendi küçükleriniz ve büyükleriniz (saygı olarak) için yeriniz-den kalkınız. Nakledildiği üzere İkrime b. Ebi Cehil Yemen'den geldi ve Allah Resulü (s.a.a) gelişine sevindi ve onun için ayağa kalktı.

Eğer şöyle söylersen: "Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim oturduğu halde insanların veya şahsiyetlerin kendisine saygı olarak ayakta durmasını severse yeri ateştir" Hakeza, "Peygamber hiç kimsenin kendi-sinin karşısında ayağa kalkmasını hoş görmezdi. Bu yüzden bir yere girin-ce ashap kendisi çin ayağa kalkmazdı. Zira Peygamber'in bu işten rahatsız olduğunu biliyorlardı. Ama onların yanından ayrılınca ashap ayağa kal-kardı. Hakeza peygamber evine girinceye kadar da ayakta beklerlerdi. Zira peygamberre saygı göstermeyi kendilerine bir görev biliyorlardı."

Buna cevap olarak şöyle diyoruz: Şahsiyetler karşısında saygı olarak ayakta durmaktan maksat emirlerin yaptığıdır. Onlar oturdukları halde insanları, kendilerine saygı için karşılarında ayakta durmaya zorlar ve toplantı bitin-ceye kadar da ayakta durmalarını isterler. Kısa süren normal bir ayağa kalkış değildir.

Hatta maksadın bu olmadığını söylesek bile bu rivayetler-den maksat insanların, karşısında ayakta durmalarından hoşlanan, tekeb-bür gösteren halka üstünlük taslayan kimsedir. Böyle bir kimse, önünde kalkmayan kimseleri tenbih eder ve cezalandırır. Ama aşağılanmayı ve ihanet edilmeyi ortadan kaldırmak için böyle bir davranışı arzulayan kim-se hususunda aynı sakınca sözkonusu değildir. Zira kendisinden herhangi bir tehlikeyi defetmek farzdır.

Peygamber'in (s.a.a) bu işten hoşlanmaması da Allah karşısındaki tevazu ve ashabın zahmetini azaltmak içindi. Mümine de bu davranışı sevmemesi ve nefsi bu işi istediği taktirde nefsiyle mücadele etmesi yakışır.
Birine saygı olarak ayağa kalkmanın veya durmanın sakıncasının olmadı-ğının bir delili de hadisten de anlaşıldığı üzere ashabın Allah Resulü gi-dince yerinden kalkmasıdır. Hatta Peygamber'in bundan haberdar olma-ması uzakkır. Bununla birlikte ashabın bu ameli de bu işin caiz olduğu-nun delilidir."


260. Konu

el-İffet
İffet

Bihar, 71/268, 77. bölüm, el-İfaf ve'-İffet'ul-Betn ve'l-Ferc
Şerh-I Nehc'ül-Belağa-I İbn-I Ebi'l-Hadid, 20/233; Hikayat'ul-Havl'ul-İffet

Bak
el-Libas, 3522. bölüm; el-Heva, 4051. bölüm; el-Fakr, 3235. bölüm
2756. Bölüm
İffete Teşvik

Kur'an:
"Evlenemeyenler, Allah kendilerini lütfü ile zenginleştirene kadar iffetli davransınlar."
"Evlenme ümidi kalmayan, ihtiyarlayıp oturmuş kadınlara, süs-lerini açığa vurmamak şartıyla, dış elbiselerini çıkarmaktan ötürü sorumluluk yoktur; ama sakınmaları kendileri için daha iyi olur. Allah işitir ve bilir."
"...Zengin olan iffetli olmağa çalışsın..."

"... kendilerini tanımayanların iffetlerinden dolayı zengin say-dıkları yoksullara verin."
13115. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "En üstün ibadet iffettir."

13116. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bil ki her kişinin uyduğu, yolundan gittiği, ilminin nuruyla aydınlandığı bir imamı vardır. Yine bil ki sizin imamınız, dünyasında eskimiş bir elbise ve iki lokma ekmeğiyle yetinmek-tedir. Elbette buna güç yetiremeyeceğinizi bilin. Ama günahlardan sa-kınma ve ibadet telaşı, iffetli olma ve sağlam çalışma ile bana yardım edin."

13117. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah yolunda şehid olan mücahidin ecri, gücü yettiği halde iffetten ayrılmayan kimseden daha büyük değildir. Zira iffetli insan meleklerden bir melek olmaya çok yakındır."
13118. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İffet zeki insanların ahlakı, huyudur. Doyumsuzluk ise aşağılık insanların karekteridir. ."

13119. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İffet her hayrın başıdır."
13120. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İffet en üstün mürüvvettir."
13121. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İffet en üstün huydur."
13122. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İffet nefsi korur ve onu pisliklerden temizler."
13123. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İffet zühttür."

13124. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İffet fakirliğin süsüdür."
13125. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İffetten ayrılma. Şüphesiz ki iffet şe-refli insanların en üstün huyudur."
13126. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İffet en üstün şerafettir."
13127. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Güzelliğin zekatı iffettir."

13128. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İffetten ayrılma. Şüphesiz iffet ne de güzel bir arkadaştır."
13129. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların eşleri hakkında iffetli olun ki sizin eşleriniz hakkında da iffetli olunsun."

13130. "Davud (a.s) zamanında bir kadın vardı ki bir erkek onun yanına gidiyor ve zorla ona tecavüzde bulunuyordu. Aziz ve celil olan Allah o kadının kalbine o adama şöyle demesini ilka etti: "Sen her defa benim ya-nıma gelince başka bir adam da senin eşinin yanına gidiyor." O şahıs kendi karısının yanına gitti ve yanında bir erkeğin olduğunu gördü.

O er-keği Davud'un (a.s) yanına getirerek şöyle dedi: "Ey Allah'ın Peygamberi! Benim başıma gelen hiç kimsenin başına gelmemiştir." Davud (a.s): "O bela nedir?" diye buyurdu. O şahıs, "Bu adamı eşimin yanında gördüm" dedi. Allah-u Teala Davud'a (a.s) vahyetti ve o şahsa şöyle demesini em-retti: "Hangi elle verirsen o elle de alırsın."

13131. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah hayalı ve iffetli kimseyi se-ver. Küstah ve inatçı dilenciden ise nefret eder."
13132. İmam Ali (a.s), takva sahiplerinin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "On-ların hacetleri hafif, nefisleri ise iffetlidir."

13133. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İffetle birlikte olan yoksulluk, çirkin-lik ve kötülükle birlikte olan zenginlikten daha hayırlıdır."
13134. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah şu üç kimseye kesinlikle yar-dım eder: "Allah yolunda savaşan kimseye, özgürlüğünün karşılığını ödemek isteyen sözleşmeli köleye ve iffetli olmak için evlenen kimseye."

13135. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah fakir, iffetli ve ailesi olan mümin kulunu sever."
13136. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bir hak talep eden kimse onu tam veya nakıs bir iffetle talep etmelidir. (Hakkını alırken mümkün olduğu kadar günaha düşmemeye çalışmalıdır.)"

13137. Resulullah (s.a.a), şöyle dua buyururdu: "Allah'ım! Ben senden hidayet, sakınma, iffet ve zenginlik dilerim."
13138. Resulullah (s.a.a), Ensar'ın isteği üzerine yanındaki tüm Beyt'ül-Malı onlara verdi ve yanında bir şey kalmayınca şöyle buyurdu: "Benim yanımda olan mal varlığını asla sizden gizlemem ve esirgemem. Her kim iffetli olursa Allah onu iffetli kılar ve her kim müstağni olmak isterse, Allah onu da müstağni kılar."
bak. Es-Sadaka, 224. Bölüm

2757. Bölüm
Karın ve Tenasül Organı Konusunda İffetli Olmaya Teş-vik

Kur'an:
"... İffetlerini koruyan erkekler ve kadınlar..."
"Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koru-yanlar, doğrusu bunlar yerilmezler."
13139. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala nezdinde en sevimli temizlik, karın ve tenasül organının iffetidir."
13140. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a karın ve tenasül organı if-feti gibi üstün bir şeyle ibadet edilmemiştir."

13141. İmam Bakır (a.s), kendisine, "İbadet hususunda zayıfım, çok az oruç tutuyo-rum. Ama helal dışında hiçbir şeyi yememeyi (ümit ediyorum)" diyen bir adama şöyle buyurmuştur: "Karın ve tenasül organı iffetinden daha iyi çaba ve gayret nedir?"

El-Mehasin kitabında yer alan bir rivayette ise şöyle yer almıştır: "Bu şahıs şöyle arzetti: "Az namaz kılıyorum ve az oruç tutuyorum. Ama helal dışında bir şey yememeye ve helal dışında bir şeyle cinsel ilişki kurmamaya gayret ediyorum." İmam şöyle buyurdu: "Karın ve tenasül organı iffetinden daha üstün bir çaba ve gayret var mıdır? "

13142. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah bir kulunun iyiliğini isterse, onun karnını ve tenasül organını iffetli kılar."
13143. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ümmetimin çoğu, iki içi boş şey-den dolayı ateşe girer: Karın ve tenasül organından."

13144. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ölümümden sonra, ümmetim hakkında üç şeyden korkuyorum: Tanıdıktan sonra sapmaktan, saptırıcı fitnelerden ve karın ile tenasül organının şehvetinden."
13145. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Musa (a.s) tenasül organının iffeti ve karnının yiyeceğine karşılık kendisini sekiz veya on yıl kiraya verdi."
bak. 2762. Bölüm; el-Cennet, 552. Bölüm; el-Bihar, 71/268, 77. Bölüm

2758. Bölüm
İffetin Kökü

13146. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İffetin kökü kanaat, meyvesi ise hüzünlerin azalmasıdır."
13147. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kimin nefsi kanaatkar olursa, if-fet yolunda kendisine yardımcı olur."
13148. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kendisine yetecek kadarıyla hoşnut olmak, iffetle (haramdan sakınmakla) sonuçlanır."

13149. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanın değeri, himmeti miktarınca-dır. İffeti ise, gayreti ve kıskançlığı ölçüsüncedir."
13150. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Erkeğin gayretli olmasının delili iffetidir."
13151. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim akıllı olmak isterse, iffetli olmalıdır."

2759. Bölüm
İffetin Kıvamı

13152. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şehvet konusunda sabretmek iffet, gazap karşısında sabretmek ise cesarettir."
13153. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Faziletler dört kısımdır: Birincisi hikmettir ve hikmetin kıvamı düşüncedir. İkincisi ise iffetir ve iffetin kı-vamı şehvettir. Üçüncüsü kudrettir, kudretin kıvamı ise gazaptır. Dör-düncüsü ise adalettir ve adaletin kıvamı ise nefsani güçleri mutedil kıl-maktır."

2760. Bölüm
İffetin Meyvesi

13154. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İffet, şehveti güçsüz kılar."
13155. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İffetin meyvesi, kanaattir."
13156. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İffetin meyvesi, korunmadır."
13157. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim iffetli olursa, günah yükleri hafifler ve Allah nezdindeki makamı yücelir."

13158. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim organlarını iffetli kılarsa, ahlakı da güzel olur."
13159. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim bulamadığını isterse, iffet süsüyle süslenmemiş olur."
13160. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Temizlik, iffetin göstergesidir."
13161. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İffet ile ameller temizlenir (veya ge-lişir ve mükafatı artar.)"
13162. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kime iffet ve kanaat armağan edilirse, izzetle sözleşmiş olur."


2761.Bölüm İffetin Dalları


13163. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İffete gelince... Hoşnutluk, huzu, nasip, rahatlık, gönül alma, huşu, hatırlama, tefekkür, bağışlama ve cö-mertlik iffetten kaynaklanmıştır. Bunlar, Allah'tan ve Allah'ın (rızkı) bö-lüştürmesinden hoşnut olan akıllı kimseye, sakınma sebebiyle hasıl olan hasletlerdir."

2762. Bölüm
En Büyük İffet

13164. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kanaat, en üstün iffettir."
13165. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bil ki kanaat ve şehvetlere galebe çalmak, en büyük iffettir."
13166. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kanaat, iffet miktarıncadır."
13167. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nefsini tanıyan kimse, kanaata ve if-fete sarılmalıdır."
13168. İmam Ali (a.s), Muhammed b. Ebi Bekr'i Mısır'a vali tayin edince ona şöyle tavsiyede bulunmuştur: "Ey Muhammed b. Ebi Bekr! Bil ki en üstün iffet Al-lah'ın dininde sakınma ve Allah'a itaat üzere amel etmektir. Şüphesiz ki ben sana gizli ve açık durumlarında Allah'tan sakınmanı tavsiye ediyo-rum."
bak. 2757. Bölüm

261. Konu

el-Afv
Af, Bağışlamak (1)
(İnsanları Bağışlamak)

Bihar, 71/397, 93. bölüm; el-Hilm ve'l-Afv ve'l-Kezm-u Gayz
Vesail'uş-Şia, 8/518, 112. bölüm; İstihbab-u Afv
Kenz'ul-Ummal, 3/373-378; Afv mee Kabul'ul-Muazere

Bak
125. konu, el-Hilm; 391. konu, el-Gazab; el-Hudud, 736. bölüm
2763. Bölüm
Bağışlamanın Fazileti

Kur'an:
"Bir kötülüğün karşılığı, aynı şekilde bir kötülüktür. Ama kim affeder ve barışırsa, onun ecri Allah'a aittir. Doğrusu O, zulmeden-leri sevmez."
"Bir iyiliği açığa vurur veya gizler yahut bir kötülüğü affederse-niz, bilin ki Allah da affedendir, güçlü olandır."
"Onlar bollukta ve darlıkta infak ederler, öfkelerini yenerler, in-sanların kusurlarını affederler. Allah ihsan sahiplerini sever."
bak. Bakara, 109; A'raf, 199;Rad, 22; Hicr, 85; Nur, 22; Zuhruf, 89; Casiye, 14; Tegabun 14


13169. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bağışlamak, yüce insani hasletlerin tacıdır."
13170. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizlere dünya ve ahiretin en iyi huylarını haber vermeyeyim mi? Sana zulmedeni bağışlaman, senden ko-pan kimseyle ilişki kurman, sana kötülük edene ihsanda bulunman ve senden esirgeyene bağışta bulunman."

13171. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Üç şey dünya ve ahiretin yüce has-letlerindendir: Sana zulmedeni bağışlaman, senden kopan kimseyle ilişki kurman ve sana cahilce davranıldığı durumda yumuşak huylu olmandır."
13172. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kullar mahşere getirilince bir mü-nadi şöyle seslenir: "Ecri Allah'a ait olan kimse kalksın ve cennete girsin" "Ecri Allah'a ait olan kimdir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "İnsan-ları bağışlayan kimseler."

13173. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Öfkelendiğiniz zaman af ve bağış-la onu kendinizden uzak tutun. Zira kıyamet günü bir münadi şöyle nida eder: "Her kimin Allah'a ait ecri varse ayağa kalksın" Böylece insanları af-feden kimseler dışında hiçkimse ayağa kalkmaz. Nitekim Allah-u Teala'nın da şöyle buyurduğunu işitmedin mi: "Her kim affeder ve barışırsa ecri Allah'a aittir."

13174. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Af, amel edilen en uygun şeydir."
13175. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Birbirinizi affedin ki aranızdaki kinler ortadan kalksın."
13176. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah çok bağışlayandır ve bağışlamayı sever."

13177. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Göklere götürüldüğüm gece yük-sek ve cennete bakan saraylar gördüm." Ben, "Ey Cebrail! Bu saraylar kimindir?" diye sordum. O şöyle buyurdu: "Öfkesini yenenler ve insanla-rın hatasını bağışlayanlarındır. Şüphesiz Allah ihsan sahiplerini sever."

13178. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir müslümanın hatasını bağışlarsa, Allah da kıyamet günü onun hatasını bağışlar."
13179. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Biz mürüvveti, bizlere zulmeden kimseyi bağışlamak olan bir hanedanız."
13180. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Affedici olun. Zira ki af kulun sa-dace izzetini artırır. O halde birbirinizi affedin ki Allah sizlere izzet ver-sin."

13181. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Affetmek, kulun sadece izzetini artırır. O halde affedin ki Allah da size izzet versin."
13182. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: Her kim kendisineyapılan bir zulmü bağışlarsa Allah da onun yerine dünya ve ahirette kendisine izzet verir."

13183. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim çok affedici olursa ömrü uzun olur."
13184. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bağışladığından dolayı pişman olmak, cezalandırdığından dolayı pişman olmaktan daha üstün ve kolay-dır."
13185. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "İki topluluk birbiriyle karşı karşıya geldiklerinde mutlaka onların en çok bağışlayıcı olanı galip gelmiştir."

13186. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hükümdarların affı, hükümdarlı-ğın kalıcı olmasını sağlar."
13187. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hükümdarın affetmesi, hüküm-darlığı kalıcı kılar."
13188. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bir had uygulamayı gerektirmediği müddetçe günahlardan geçiniz."
13189. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanların günahlarından geçin ki Allah da bu sebeple cehennem azabını sizlerden uzaklaştırsın."

13190. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hata edenlerin sürçmelerini affe-din ki bu sebeple Allah da sizi aniden bastıran taktirlerden (felaketlerden) korusun."
13191. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İki şeyin sevabı tartılmaz: "Affetme-nin ve adil olmanın."
13192. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Affetmek, en büyük iki faziletten bi-ridir."
13193. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Çok az affetmek ayıpların en çirki-nidir. İntikam almada acele davranmak ise günahların en büyüğüdür."

13194. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların en kötüsü sürçmeleri af-fetmeyen ve ayıp ve hataları örtmeyen kismedir."
13195. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Güçlü insanların intikam alması ne de çirkindir."
13196. İmam Ali (a.s), sürekli şöyle buyururdu: "Öfkemi ne zaman yeneyim; öf-kelendiğimde mi? İntikamdan aciz kaldığımda ve bana: "Sabretseydin da-ha iyi olurdu?" dedikleri zaman mı? Yoksa intikam almaya gücüm oldu-ğunda ve bana: "Affetseydin daha iyi olurdu?" dedikleri zaman mı? "

13197. İmam Ali (a.s), Mısır'a vali tayin ettiğinde Malik-i Eşter'e yazdığı mektupta şöyle buyurmuştur: "Onlara karşı yiyeceklerini ganimet bilen yırtıcı bir cana-var gibi olma. Çünkü, onlar iki sınıftır: Bir kısmı, dinde kardeşindir, bir kısmı ise yaratılışta senin eşindir. Onlar yanılıp hata edebilirler, kusurları olabilir, kasten veya hata ile ellerinden bir şey çıkabilir. O halde Allah'ın seni bağışlamasına nasıl sevinip hoşnut oluyorsan, sen de onlara karşı ba-ğışlayıcı olup kusurlarını affet... Kusurlarını bağışladığında pişman olma, cezalandırdığında da sevinme."

13198. İmam Ali (a.s), şehadetinden önce yaptığı konuşmasında şöyle buyurmuştur: "Eğer yaşayacak olursam kanımın velisi benim; ölürsem bu, üzerime hak olan vadedir. Affedecek olursam, af benim için Allah'a yakınlık, sizler için de iyilik ve sevaptır. O halde affedin! "Allah'ın sizleri affetmesini istemez misiniz! "
bak. Es-Sebb, 1732. Bölüm, 8237. Hadis

2764. Bölüm
Güzel Bir Şekilde Affetmeye Teşvik

Kur'an:
"Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları gereğince yarattık. Kıyamet günü şüphesiz gelecektir. O halde yumuşak ve iyi davran."
13199. İmam Seccad (a.s), Allah-u Teala'nın, "Güzel bir şekilde bağışlayın" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Maksat, kınamadan bağışlamaktır."
13200. İmam Rıza (a.s), hakeza bu ayet hakkında şöyle buyurmuştur: "Maksat ce-zalandırmadan, ayıplamadan ve kınamadan bağışlamaktır."

13201. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Güzel bağışlamak, işlenen bir suçu cezalandırmamaktır."
13202. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir günah sebebiyle birini kınayan kimse, bağışlamış sayılmaz."
13203. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kınamak, iki cezadan biridir."
13204. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gücün yettiği zaman, güzel bir şe-kilde bağışla ve hükmettiğin zaman ise adaletli ol."
13205. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim güzel bir şekilde bağışla-mazsa, kötü bir şekilde intikam almaya kalkışır."

2765. Bölüm
Gücü Olduğu Zaman Affetmeye Teşvik

13206. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim gücü olduğu zaman affe-derse, Allah da ayakların kaydığı gün, onu affeder."
13207. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim gücü olduğunda affeder-se, Allah-u Teala da zorluklar gününde onu affeder."
13208. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Affetmeye en evla olan kimse, ce-zalandırma hususunda en güçlü olan kimsedir."

13209. İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların en çok affedeni gücü olduğu zaman affeden kimsedir."
13210. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Düşmanına karşı güçlü olduğun za-man onu bağışlamayı, karşısında güçlü hale gelmenin şükrü kıl."
13211. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Affetmek, zaferin zekatıdır."
13212. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Affetmek, kudretin zekatıdır."

13213. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Affetmek, kudretin süsüdür."
13214. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gücü olduğu halde affetmek, mü-nezzeh olan Allah'ın azabı karşısında bir kalkandır."
13215. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Güçlü insanın en güzel işi affetme-sidir."
13216. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "En güzel af, kudreti olduğu halde edilen aftır."
13217. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsani yüceliklerin en güzeli güçlü insanın affetmesi ve fakir insanın cömert olmasıdır."
13218. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Affetmenin fazileti kudretin doru-ğunda ortaya çıkar."
13219. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kudret halinde bağışlayıcı ol. Darlık halinde bağışla ve ihtiyacın olduğu halde fedakar ol ki faziletin kemale er-sin."
bak. 2769. Bölüm

2766. Bölüm
Af ve Kalpleri Elde Etmeye Çalışmak

13220. İmam Ali (a.s), oğlu Hasan'a (a.s) yaptığı vasiyetinde şöyle buyurmuştur: "Onlardan (kölelerden ve cariyelerden) birisi bir günah sebebiyle ceza-landırılmayı hak ederse onu güzel bir şekilde kına. Zira akıl ve anlayış sa-hibi bir kimse için affetmeyle birlikte olan kınama, dövmekten daha acı-dır."

13221. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kendisine hizmetçilerinden dolayı şikayette bulunan birine şöyle buyurmuştur: "Onları affet ki bu vesileyle kalplerini kendinle barıştırmış olasın." O şöyle arzetti: "Ey Allah'ın Resu-lü! Onlar edepsizlik hususunda farklılık içindedirler." Allah Resulü şöyle buyurdu: "Onlara karşı affedici ol." Böylece o şahıs denileni yerine getir-di."
bak. el-Adavet, 2564. Bölüm


2767. Bölüm
Affedilmemesi Gereken Şey

13222. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Affetmek, yüce insanı islah ettiği ka-dar, aşağılık insanı da bozar."
13223. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyiliğe güzel bir şekilde karşılık ver ve kötülüğü affet. Elbette bu, dinde bir boşluk yaratmamalı veya İslam'ın gücünde bir gevşekliğe sebep olmamalıdır."

13224. İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sana kötülük edenin hakkı onu af-fetmendir. Ama eğer affetmenin ona zararlı olduğunu bilirsen, o zaman intikam al. Allah Tebarek ve Teala şöyle buyurmuştur: "Zulüm gördük-ten sonra hakkını alan kimselere, işte onların aleyhine bir yol yok-tur."
bak. Er-Rahmet, 1457. Bölüm

262. Konu

el-Afv
Af, Bağışlamak (2)
(Münezzeh olan Allah'ın Bağışlaması)

Bihar, 60/1, 19. bölüm, Afv-ullah Teala ve'l-Gufranuhu


Bak
181. konu, er-Rahmet
2768. Bölüm
Allah'ın Bağışlaması

Kur'an:
"Allah affeder ve bağışlar."
13225. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: ""Hamdı mahlukat arasında yaygın, ordusu galip, azameti yüce olan Allah'a hamd olsun. Hilmi çok olduğun-dan affeden, bütün hükümlerinde adil olan, nimetleri sürekli, bağışlamala-rı yüce olan Allah'a hamdederim."

13226. Resulullah (s.a.a), kadir gecesi duasını soran Ayşe'nin sorusu üzerine şöyle bu-yurmuştur: "(Kadir gecesi) şöyle de: "Allah'ım! Sen bağışlayansın ve bağış-lamayı seversin. O halde beni bağışla."
13227. İmam Ali (a.s), Allah'ın azameti hakkında şöyle buyurmuştur: "O'nun işi hükmüdür ve hikmet esasıncadır. O'nun rızası eman ve rahmettir. İlimle hüküm verir, hilimle affeder."

13228. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Allah'ın kulları! Şüphesiz Allah-u Teala sizleri, yaptığınız büyük küçük, açık gizli amelleriniz nedeniyle he-saba çekecektir. Eğer size azab ederse, siz zulmünüzden dolayı daha faz-lasına layıkdınız; eğer bağışlarsa bu, en büyük ikram sahibi olduğu için-dir."

13229. İmam Ali (a.s), Mısır'a vali tayin ettiğinde Malik Eşter'e yazdığı mektubun-da şöyle buyurmuştur: "Allah'a karşı savaş açmaya kalkışma; çünkü O'nun cezalandırmasından kurtulman mümkün olamadığı gibi; seni bağışlayıp rahmetiyle muamele etmesinden de müstağni değilsin."

13230. İmam Ali (a.s), bir münacaatında şöyle buyurmuştur: "Ey Allah'ım! Senin bağışlamanı düşününce, hata ve günahlarım bana çok kolay geliyor. Sonra azabının şiddetini düşünüyorum. Bu durumda da belam ve sıkıntılarım bana çok büyük geliyor."
13231. İmam Ali (a.s), hakeza şöyle buyurmuştur:

"Ey Allah'ım! Senin bağışın benim ümidime meydan vermektedir ve senin affın benim amelimden daha üstündür... Allah'ım! Eğer sen suçum sebebiyle beni cezalandıracak olursan, ben de seni affınla sorgularım... O halde beni kendisinden yüz çevirdiğin ve gafletinin kendisini senin bağışından mahrum ve habersiz kıldığı kimselerden eyleme."

13232. İmam Ali (a.s), hakeza bir münacaatında şöyle buyurmuştur: "Allah'ım! Benim suçum büyüktür. Zira o suçu işlemekle seninle savaş meydanına indim. Günahım büyüktür. Zira bu günahı işleyerek, seni savaşmaya ça-ğırdım. Ama büyük suçumu ve senin bağışının azametini hatırlayınca bu ikisinden elde ettiğim sonuç, senin hoşnutluğundan kaynaklanan affın-dır."
13233. İmam Ali (a.s), hakeza şöyle buyurmuştur: "Eğer affedersen, senden başka af etmeye daha layık olan kimdir ve eğer ceza verirsen, hüküm vermede senden daha adil olan kimdir? "

13234. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ım! Bana adaletinle değil, af-fınla davran."
13235. İmam Sadık (a.s), sürekli şöyle buyururdu: "Allah'ım! Senin affa olan eh-liyetin, benim cezaya olan layıklığımdan daha evladır."
13236. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a itaatkar ol, O'nun zikri vası-tasıyla ünsiyet et, O'ndan yüz çevirdiğin halde onun sana nasıl yöneldiğini bir düşün! O seni fazlı ile bürümüş, affına çağırıyor. Sen ise O'nu bırakıp başkasına gidiyorsun."


2769.Bölüm Kudret Elde Ettiğinde Yüce İnsanın Affetmesi


13237. Bir bedevi Allah Resulü'ne (s.a.a) şöyle arzetti: "Ey Allah'ın Resulü! Kıyamet günü yaratıkların hesabını kim görecektir? " Peygamber şöyle buyurdu: "Aziz ve celil olan Allah hesabını görecektir." Bedevi şöyle arzetti: "O halde, Ka'be'nin Rabbine andolsun ki kurtuldum." Peygamber (s.a.a), "Nasıl kurtuldun? " diye sorunca o bedevi şöyle arzeti: "Zira, yüce bir varlık kudret elde edince mutlaka bağışlar."
bak. 2765. Bölüm; er-Rahmet, 1453. Bölüm

2770. Bölüm
Allah'ın Affına Sebep Olan Şeyler

Kur'an:
"İçinizde lütuf ve servet sahibi olanlar, yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere vermemek için yemin etmesinler, affetsinler, geçsinler. Allah'ın sizi bağışlamasından hoşlanmaz mı-sınız? Allah bağışlayandır, merhametli olandır."
"İşte Allah'ın bunları affetmesi umulur. Allah affedendir, bağış-layandır."
13238. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Seni bağışlamalarını sevdiğin gibi, sen de sana zulmeden kimseyi bağışla. Allah'ın senin hakkındaki bağışın-dan ibret al."

13239. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah'ın haramlarından sa-kınırsa, Allah'ın affı ona doğru hızla koşar."
13240. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalplerindeki kibri çıkarsın, yerine ruhlarına huzuyu ve tevazuyu yerleştirsin, yüzlerine rahmet kapılarını aç-sın ve onlara bağışlama sebeplerini kolayca versin diye Allah, kullarını çe-şitli zorluklarla imtihan etmekte, sorunlarla ibadete davet etmekte ve çe-şitli sıkıntılara düçar kılmaktadır. "
bak. Er,Rahmet, 1456. Bölüm

263. Konu

el-Afiye
el-Sağlık

Bihar, 81/170, 1. bölüm; el-Afiyet ve'l-Meraz
Kenz'ul-Ummal, 4/426, 427; ez-Zinain

Bak
288. konu, es-Sıhhet; 487. konu, el-Merez; en-Nimet, 3912. bölüm; el-Merez, 3678. bölüm

2771. Bölüm
Afiyet-Sağlık

13241. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Olanlar için (Allah'a) hamd edip, olacaklar için yardımını dileriz. Bedenimizin sağlıklı olmasını dilediğimiz gibi, din konusunda da esenlik dileriz."
13242. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Afiyet gizli (ve tanınmayan) bir nimettir. Var olunca unutulur ve yok olunca hatırlanır."

13243. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kulun şu iki haslete güvenmesi doğ-ru değildir: Afiyet ve zenginlik. Zira onu afiyette görürken aniden hasta-lanır; zengin görürken aniden fakirleşir."
13244. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Afiyet nimetlerin en tatlısıdır."

13245. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Afiyet iki elbiseden en üs-tünüdür."
13246. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Afiyetten daha güzel bir elbise yok-tur."
13247. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar! Allah'tan yakin dileyin ve afiyet talep edin. Zira en iyi nimet afiyettir."
13248. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Afiyet gibi bir nimet ve başarının yardımı gibi bir afiyet yoktur."
13249. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Din ve dünya afiyeti, büyük bir ni-met ve azim bir bağıştır."
13250. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Afiyet ile hayatın lezzeti tadılır."

13251. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her afiyet bir sıkıntı ve belayla so-nuçlanır."
13252. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer Allah size afiyet verirse, kabul edin ve eğer bir belaya düçar olursanız sabredin. Zira akıbet şüphesiz takva sahiplerinindir."
13253. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cennet karşısında her nimet değer-sizdir ve cehennem ateşiyle mukayesede her bela afiyettir."

2772. Bölüm
Afiyet Veren Sebepler

13254. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim uzun süren afiyetten na-siplenmek isterse, Allah'tan sakınmalıdır."
13255. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Afiyet on parçadır. Bunun dokuz parçası Allah'ın zikri dışında susmakta ve bir parçası ise sefihlerle (akılsız-larla) oturmayı tekretmektedir."

13256. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim bana bir defa salavat gönderirse, Allah yüzüne afiyetten bir kapı açar."
13257. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim elinin altındakinin afiyet içinde olmasından hoşnut olursa, kendi üstündekilerden de selamet ve afiyet elde eder."

2773. Bölüm
Allah'tan Afiyet Talep Etmeye Teşvik

13258. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'tan af ve afiyet isteyin. Zira sizler, bela ehli değilsiniz. Sizden önce İsrailoğullarından bir grup, küfret-sinler diye testerelerle parçalandıkları halde yine de küfretmediler."
13259. Resulullah (s.a.a), bir şahsın Allah'tan sabır taleb ettiğini duyunca şöyle bu-yurmuştur: "Allah'tan bela istedin. O halde afiyet de iste."

13260. Resulullah (s.a.a), kendisinin akşam namazında karia suresini okuduğunu duyunca, Allah'ın günahları sebebiyle kendisine dünyada azap etmesi için dua eden ve bu sebeple hastalanan birisine şöyle buyurmuştur: "Çok kötü konuştun! Ne-den şöyle demedim: "Ey Rabbim! Bize dünyada ve ahirette iyi bağışta bu-lun. Ateşinin azabından bizleri koru!" Allah Resulü o şahsın selamet ve afiyette olması için dua etti ve o da böylece iyileşti."

13261. Resulullah (s.a.a), şiddetli zayıflığından dolayı tüyleri dökülmüş civcive dönen birisine şöyle buyurmuştur: "Allah'tan bir şey istedin mi?" O şöyle arzetti: "Ben duamda, "Allah'ım! Bana ahirette vereceğin cezayı bu dünyada ver" diye dua ettim. Allah Resulü (s.a.a) ona şöyle buyurdu: "Neden şöyle de-medin: "Allah'ım! Dünya ve ahirette bize iyilik bağışla ve bizi cehennem azabından koru" Allah Resulü (s.a.a) o şahsın iyileşmesi için dua etti ve Allah ona şifa verdi."

13262. İmam Seccad (a.s), Ka'be'yi tavaf edip, "Allah'ım! Bana sabır ver" diyen biri-sinin omuzuna dokunarak şöyle buyurmuştur: "Sen Allah'tan bela mı talep edi-yorsun? Şöyle de: Allah'ım! Bana afiyet ve afiyete şükür ihsan buyur."
13263. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Düşmanla karşı karşıya gelmeyi arzulamayın ve Allah'tan afiyet dileyin. Ama düşmanla karşı karşıya gelir-seniz, sebat gösterin, Allah'ı çok zikredin. Eğer düşman bağırıp çağırır ve ortalığı velveleye verirse siz sessiz kalın."

13264. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Düşmanla karşı karşıya gelmeyi arzulamayın ve Allah'tan afiyet dileyin. Zira düşmanlardan dolayı ne bela-lara düçar kalacağınızı bilemezsiniz. Ama onlarla karşılaşınca şöyle deyi-niz: "Ey Allah'ım! Ey bizim ve onların iradesini elinde bulunduran Rabb! Onları gevşeklik ve bozguna uğratan sensin." Daha sonra yere oturun. Eğer sizi çepe çevre kuşatırlarsa ayağa kalkıp tekbir getirin."

13265. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'tan, afiyetten daha sevimli bir şey istenilmemiştir."
13266. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yusuf (a.s) zindanda Allah'ın der-gahına şikayette bulundu ve şöyle arzetti: "Allah'ım! Ben ne yaptım da zindana müstahak oldum." Allah ona şöyle vahyetti: "Sen kendin zindanı seçtin. Zira o zaman şöyle demiştin: "Ey Rabbim! Zindan, onların beni çağırdığı şeyden benim için daha sevimlidir." Oysa neden şöyle demedin: "Şüphesiz afiyet, onların beni çağırdığı şeyden kendim için daha sevimli-dir."

13267. Resulullah (s.a.a), kendisine, "En iyi dua hangisidir? " diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Rabbinden dünya ve ahirette afiyet ve bağışlama talep et-mendir." Ertesi gün bu soruyu soran kimse geldi ve şöyle arzeti: "Ey Re-sulullah (s.a.a)! En iyi dua nedir? " Peygamber şöyle buyurdu: "Rabbin-den! Dinde, dünya ve ahirette afiyet ve bağışlama talep etmendir." Ertesi gün o şahıs yeniden geldi ve şöyle sordu:

"Ey Allah'ın Resulü! En iyi dua nedir?" Peygamber şöyle buyurdu: "Rabbinden afiyet ve bağışlanma di-lemendir." Dördüncü gün yine o şahıs geldi ve şöyle sordu: "Ey Allah'ın Resulü! En iyi dua nedir?" Peygamber şöyle buyurdu: "Rabbinden dünya ve ahiret afiyetini ve bağışını talep etmendir. Zira eğer dünyada sana ba-ğışlanma ve afiyet verilirse ahirette de bu ikisi sana bağışlanır ve böylece şüphesiz kurtuluşa erenlerden olursun."
13268. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'ta afiyet talep edin. Zira afi-yeten daha iyi bir nimet hiç kimseye verilmemiştir."
bak. el-Bela, 410. Bölüm

2774. Bölüm
Allah'tan Afiyet Talep Etme Duası

13269. İmam Ali (a.s) oğplu Hasan'a (a.s) öğretiği bir duasında şöyle buyurmuştur: "Hayatta olduğum müddetçe benimle afiyetin arasını ayırma!"
13270. İmam Sadık (a.s) bir duasında şöyle buyurmuştur: "Bizi korkunç belalar-dan güvende kıl ve büyük musibetler geldiği an bize güzel bir sabır bağış-la."

13271. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allahım! Beni içinde bulunduğum bu durum ve mecliste bir daha hor ve hakir kılmayacağın bir şekilde yüce kıl... ve bana ardından bir daha asla (bir belaya) mübtele olmayacağım bir şekilde bir afiyet bağışla."

13272. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allahım! Beni gökten yere inen her kötülükten ve göğe yükselen her kötülükten, yeryüzünün bağrına ser-pilen her kötülükten ve yeryüzünün çinde çıkan her kötülükten güvende kıl."

13273. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allahım! Ben senden afiyet diliyorum. Ve senden güzel bir afiyet diliyorum ve senden afiyete şükrümü diliyorum. Ve senden afiyete şükrün şükrünü diliyorum."
13274. Resulullah (s.a.a) sürekli yaptığı bir duasında şöyle buyurmuştur: "Bana tam bir afiyet bağışla." Daha sonra şöyle buyuruyordu: "Kamil bir afiyet cen-nete erişmek ve ateşten kurtulmaktır."

13275. İmam Sadık (a.s) gök ehli arasında Ebuzer duası diye bilinen duayı beyan ederken şöyle buyurmuştur: "Allahım! Senden sana iman etmeyi, Peygambe-rini tastik etmeyi, bütün belalardan afiyette olmayı, afiyete şükretmeyi ve insanların kötüsünden müstağni olmayı dilerim."

13276. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allahım! Muhammed'e ve Ehl-i Beyt'ine selavat gönder ve bana afiyet elbisesini giydir... Dünya ve ahiret afiyetini bağışla ve bana sıhhat vererek, emniyet bağışlayarak di-nimde ve bedenimde selamete erdirerek ve kalbime basiret vererek ve iş-lerimi düzene koyarak bağışta bulun."