Mizan'ul Hikmet-8.Cilt
 


2699. Bölüm Kötülükten Sakındırmanın En Düşük Mertebesi


12778. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizden her kim bir kötülük görür de eli ve diliyle inkar etme gücünü kendinde göremediği için sadece kalbiyle inkar eder, Allah da onun bu işteki sadakatini bilirse şüphesiz o kötülüğü inkar etmiş sayılır. (Allah inkarını kabul eder ve o da göreviyle amel etmiş olur.)"

12779. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizden her kim bir kötülüğü gö-rürse, eliyle onu değiştirmelidir. Eğer buna gücü yetmezse diliyle bunu değiştirmeye çalışmalıdır (itiraz etmelidir.) Eğer buna da gücü yetmezse kalbiyle onu inkar etmelidir ve bu imanın en düşük mertebesidir."

12780. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizden birisi bir kötülük görür de eliyle onu değiştirirse, görevini yapmış olur. Her kim eliyle değiştiremez de diliyle değiştirirse yine de görevini yapmış olur. Eli ve diliyle değişti-remeyen ve kalbiyle onu inkar eden kimse de görevini yerine getirmiş olur ve bu da imanın en düşük mertebesidir."

12781. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah, benden önce gönderdiği Peygamberlere insanlar arasından bir takım havariler ve yardımcılar kıl-mıştır. Onlar Peygamberlerin sünnetiyle amel eder, emirlerine itaat eder-lerdi. Ama onlardan sonra bir grubu onların yerine geçtiler. Bunlar söyle-dikleri şeyle amel etmediler ve kendilerine emredilmeyen bir takım şeyleri yaptılar. O halde her kim eliyle onlara karşı savaşırsa mümindir. Her kim de diliyle onlara karşı savaşırsa mümindir. Her kim de onlara karşı kalbiy-le savaşırsa mümindir. Her kim de böyle yapmazsa, hardal tanesi kadar imana sahip değildir."

12782. İmam Ali (a.s), hutbesini yarıda keserek, "Bizler için diriler arasındaki ölü-den bahset" diyen birisine şöyle buyurmuştur: "Her kim bir kötülüğü kalbi, dili ve eliyle inkar ederse iyiliğin tüm hasletlerini elde etmiş olur. Her kim de bir kötülüğü kalbi ve diliyle yasaklar, ama eliyle onu değiştirmeyi amaçla-mazsa iyi olan iki hasleti elde etmiş sayılır. Her kim de bir kötülüğü kal-biyle inkar eder, eli ve diliyle ona karışmazsa sadece iyi hasletlerden birine sahip olmuş olur. Her kim de kalbi, dili ve eliyle kötülüğe karışmazsa o da diriler arasında ölüdür."

12783. İmam Ali (a.s), konuşurken kendisine, "Diriler arasındaki ölü kimdir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Evet, Allah Peygamberlerini müjdeleyici ve korkutucu olarak göndermiştir. O halde bir grubu onu tastik etmiş ve bir grubu ise yalanlamıştır. Yalanlayanlar, onaylayanlarla savaşa kalkıştılar. Allah onaylayan kimseleri galip kıldı. Bir müddet sonra Peygamberler ve-fat ettiler. Yerine geçenler ve sonraki nesiller arasında bazı kimseler, kö-tülüklere karşı, eli, dili ve kalbiyle itirazda bulundular. Bunlar güzel hasletlerin tümünü kendilerinde bir araya getirmişlerdi.

Diğer bazıları ise kötülükler karşısında dili ve kalbiyle itiraz ettiler, ama elleriyle ona karşı koymadılar. Bu da, bu grubun elde ettiği iki güzel haslettir. Daha üstün olan diğer hasleti ise kaybetmiş oldular. Bir grubu ise kalpleriyle kötülüğü inkar ettiler, ama elleri ve dilleriyle onlara karışmadılar. Onlar da üç hasletten iki değerli hasleti kaybettiler ve birini elde ettiler. Bazıları da ne dilleriyle, ne elleriyle ve ne de kalpleriyle kötülüğe itirazda bulundular. Bunlar diriler arasındaki ölüler gibidirler."
12784. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kötülüklere karşı kalbi, eli ve diliyle itiraz etmeyen bir kimse, diriler arasındaki ölü gibidir."

12785. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cihat hususunda mağlup olduğunuz ilk şey, ellerinizle cihat etmenizdir; sonra dillerinizle, daha sonra kalpleri-nizle. Kim kalbiyle iyiliği tanımaz ve kötülüğü reddetmezse ters çevrilir; üstü alt ve altı da üst olur."
12786. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümine izzet olarak kötülüğü gö-rüpte kalbiyle inkar ettiğini Allah'ın bilmesi yeterlidir."
bak. 2695. Bölüm, el-Cihad (1), 575. Bölüm

2700. Bölüm
Kötülükten Sakındırmanın En Üstün Mertebesi

12787. Resulullah (s.a.a), Ali'ye (a.s) yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "Ey Ali! Elinle iyiliği emret ve kötülükten sakındır. Eğer yapamazsan (dilinle bu işi yap ve onu da yapamazsan) kalbinle böyle yap. Aksi taktirde kendinden başkasını kınama."

12788. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey müminler! Her kim bir zulmün işlendiğini veya bir kötülüğe davet edildiğini görür de kalbiyle reddederse, salim kalır ve günahtan korunmuş olur; kim de diliyle reddederse, müka-fatlanmış olur ve ilkinden daha üstün sayılır; her kim de Allah'ın kelimesi yücelsin ve zalimlerin kelimesi alçalsın diye kılıcıyla reddederse, hidayet yoluna ermiş, Allah yolunda kıyam etmiş ve kalbini yakin nuruyla aydın-latmış olur."

12789. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah dili açık ve eli kapalı kılma-mıştır. Aksine ikisini birlikte açık ve ikisini birlikte kapalı kılmıştır."
12790. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münkeri elinle ve dilinle ortadan kaldır. Münkeri yapanlardan tüm çabanla sakın ve uzaklaş."
12791. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kılıç yarıcı ve din ise bir araya getiricidir. Din iyiliği emreder, kılıç ise kötülükten alıkoyar."

12792. İmam Ali (a.s), Allah-u Teala'nın, "İnsanlardan bazısı Allah'ın hoş-nutluğunu elde etmek için canlarını feda ederler" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Bu ayetten maksat, iyiliği emretmek ve kötülükten sakın-dırmak yolunda öldürülen kimsedir."

12793. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalplerinizle inkar ediniz, dilleri-nizle itirazda bulununuz ve onu alınlarına vurunuz. Allah yolunda hiçbir kınayıcının kınamasından korkmayınız. Eğer öğüt alırlar ve hak yola dö-nerlerse, onlara karışmayınız. "Ceza sadece insanlara zulmeden,

hak-sız yere insanlara isyankarlıkta bulunan kimse içindir. Bunlar için elem verici bir azap vardır." Böyle bir durumda, Allah'ın emrine dö-nünceye ve itaatine koyuluncaya kadar amelen onlarla cihad edin, kalple-rinizle onları düşman bilin. Kudret elde etme, malı zulümle alma, zafer gururuyla zulme bulaşma niyetinde olmayın."
Bak. Es-Silah, 1850. Bölüm
2701. Bölüm
Kötülükten Sakındırmanın Gerekleri

12794. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer namaz bile mal ve canlarıyla ilgili işlerine zarar verecek olsaydı, onu bir kenara iterlerdi. Nitekim onlar en üstün ve değerli farzları dahi bir kenara itmişlerdir."
12795. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizleri iki sarhoşluk kaplamıştır. Hayata aşık olma sarhoşluğu ve cehalet sevgisi sarhoşluğu. Böyle bir du-rumda ise iyiliği emretmiyor ve kötülükten sakındırmıyorsunuz."
Bak. El-Ummet, 126. Bölüm
2702. Bölüm
Kötülükten Sakındırmak ve İnsanlardan Korkmak

Kur'an:
"İnsanlar onlara: " Düşmanınız olan insanlar size karşı bir ordu topladılar, onlardan korkun" dediler. Bu, onların imanını artırdı da: "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir" dediler."
12796. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sakın sizden biri Allah'ın bir emri ortada olur konuşması gerekirken susarak kendisini küçük kılmasın. Zira (kıyamet günü), "Allah'ım! Ben insanlardan korktum" diyemez. Çünkü Allah ona şöyle cevap verir: "Senin benden korkman gerekirdi."

12797. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizden hiçbirisi kendisini küçült-memelidir." Kendisine, "Ey Allah'ın Resulü! Nasıl bizden birisi kendisini küçültür?" diye sorulunca şöyle buyurdu: "Şöyle ki, bir yerde kendisini konuşmakla görevli bilir, ama hiçbir şey demez. Aziz ve celil olan Allah kıyamet günü ona şöyle buyurur:

"Falan veya filan iş hususunda konuş-mana engel olan şey nedir?" Şöyle arzeder: "İnsanlardan korku." Allah şöyle buyurur: "Doğru olan benden korkmandı."
12798. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizden birinin ilmi olduğu halde insanların korkusundan onu gizlediğini duymayayım."

12799. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ümmetimin zalim birine, "Sen za-limsin" demesinden korktuğunu gördüğünde şüphesiz (bil ki Allah tara-fından) kendi hallerine terkedilmişleridir."
12800. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hiç bir zaman insanlardan kork-mak, sizden birinin bir hakkı gördüğü veya duyduğu zaman onu dile ge-tirmesine engel olmamalıdır."

12801. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bilin ki insanlardan korkmak siz-den birinin hakkı görüp dile getirmesine engel olmamalıdır. (Zira hakkı ifade etmek ) ne bir eceli yakınlaştırır ne de rızkı uzaklaştırır."
bak. 2690. Bölüm; et-Tebliğ, 392. Bölüm

2703. Bölüm
Günahkarlarla Karşılaşınca Yapılması Gerekenler

Kur'an:
"Ayetlerimiz hakkında çekişmeye dalanları görünce, başka bir bahse geçmelerine kadar onlardan yüz çevir. Şeytan sana unuttu-rursa hatırladıktan sonra artık zulmedenlerle berâber oturma."
12802. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) bizlere günah-karlara karşı asık bir surat takınmamızı emretmiştir."

12803. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Günahkarlardan nefret ederek Al-lah-u Teala'ya yakınlaşınız ve bu şahıslara karşı asık suratlı davranınız. Onlara gazaplanarak Allah'ın hoşnutluğunu elde etmeye çalışınız ve on-lardan uzaklaşarak Allah'a yakınlaşınız."
12804. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kötülükten sakındırmanın en düşük mertebesi günahkaralara karşı asık suratlı davranmaktır."

12805. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "En iyi amel günahkarlara karşı asık suratlı davranmaktır."
12806. İmam Sadık (a.s) Allah-u Tela'nın, "İşledikleri bir günahtan birbir-lerini sakındırmıyorlardı" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Onlar gü-nahkarların yaptıklarını yapmıyorlardı ve onların toplantılarına da katılmı-yorlardı ama onlarla karşılaştıklarında yüzlerine gülüyorlardı ve onlara sı-cak davranıyorlardı."

12807. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah Eyyub'a (a.s) şöyle buyurmuştur: "Seni hangi hatan dolayısıyla bu belaya duçar kıldığımı biliyor musun?" O, "Ey Rabbim! Hayır bilmiyorum" diye arzet-ti. Allah şöyle buyurdu. "Zira sen Firavun'un yanına gittin ve onunla iki kelime yumuşak konuştun."

12808. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah Eyyub'a şöyle vahyetmiştir: "Seni hangi suçundan dolayı bu belaya düçar kıldığımı biliyor musun?" O, "Hayır" diye arzedince Allah şöyle buyurdu: "Sen Firavun'un yanına gidince ona karşı iki kelime yumuşak konuştun."

12809. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah iki meleği, bir şehri, halkının başına yıkmaları için gönderdi. O melekler şehre ula-şınca bir kimsenin dua ve yakarış halinde olduğunu gördüler... Onlardan biri Allah Tebarek ve Teala'nın katına geri döndü ve şöyle buyurdu: "Ey Rabbim! Ben o şehre ulaştım ve falan kulunun sana dua ettiğini ve derga-hına yakardığını gördüm." Allah şöyle buyurdu: "Sana emrettiğim şeyi ye-rine getir. O benim için yüzü gazaptan ötürü değişmemiş kimsedir."

12810. İmam Sadık (a.s) ashabından bir gruba şöyle buyurmuştur: "Ben günahsız olanlarınızı günahkarlarınız sebebiyle kınayabilirim. Sizlere içinizden biri-lerinin kötü şeyler yaptığı haber verilince ona itiraz etmediğiniz ondan uzaklaşmadığınız ve o kötü işinden el çekinceye kadar kendisine eziyet etmediğiniz halde nasıl böyle bir hakka sahip olmayayım? "

12811. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir şahsın kötü bir şey yaptığını haber alınca onun yanına gidin ve şöyle diyin: "Ey falan kimse! Ya bizden uzaklaş ya da bu kötü işten el çek." Eğer o kötü işten el çekmezse ondan uzaklaşın."
12812. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz sefihlerinizin günahları alim olanlarınıza yüklenir...

neden sizden birinin kötü bir şeye insanlar nezdinde ayıplanmamıza ve eziyet görmemize sebep olan bir işe bulaştı-ğını işitince onun yanına gitmiyor ve onu kınayıp nasihatta bulunmuyor-sunuz? Ona karşı açıkça ve korkmadan konuşmuyorsunuz?" Ben, (ravi) şöyle arzettim: "Eğer kabul etmez ve bizlere itat etmezse ne yapalım?" İmam şöyle buyurdu: "Bu taktirde ondan uzaklaşın ve onunla oturmaktan sakının."
bak. el-Mudahene, 1275. Bölüm; el-Gazeb, 3080. Bölüm

2704. Bölüm
Kötülüğü Emretmek Ve İyilikten Sakındırmak

Kur'an:
"Münafık erkek ve kadınlar da birbirlerindendir: Kötülüğü em-reder, iyilikten sakındırırlar..."
12813. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kötülüğü emreden ve iyilikten sa-kındıran kimseye eyvahlar olsun."
12814. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kadınlarınızın bozulduğu, gençle-rinizin fasık olduğu, iyilikleri emretmediğiniz ve kötülüklerden sakındır-madığınız zaman haliniz ne olacak? ... İyiliği kötü ve kötülüğü de iyi bildi-ğiniz zaman haliniz ne olacak?"

12815. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Fes'am kabilisenidne biri Allah Resulünün (s.a.a) huzuruna vardı ve şöyle arzetti: "Ey Allah'ın Resulü! Bana aziz ve celil olan Allah indinde en çok buğzedilen amelin ne oldu-ğunu haber ver." Peygamber şöyle buyurdu: "Allah'a şirk koşmaktır." O şöyle arzetti: "Ondan sonra hangisidir? " Peygamber şöyle buyurdu: "Ak-rabalık bağını koparmaktır." O şahıs: "Sonra hangisidir? " deyince Pey-gamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "İnsanlara kötülüğü emretmek ve onları iyi-liklerden sakındırmaktır."

12816. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cahil yaşayanları ve sapık yol üzere ölenleri Allah'a şikayet ederim... Onlar nezdinde iyilikten daha kötü ve kötülükten daha iyi bir şey düşünülmez."
12817. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Benden sonra öyle bir zaman gele-cek ki, o zamanda haktan daha gizli, batıldan daha aşikar bir şey olmaya-cak... Ülkelerde maruftan daha münker ve münkerden daha maruf şey olmayacaktır."

350. Konu

el-İzzet
İzzet

bak.
170. konu, ez-Zillet; el-Hak, 887. bölüm
2705. Bölüm
İzzetin Tümüyle Kendisinin Olduğu Kimse

Kur'an:
"İzzet isteyen kimse bilsin ki, izzet, bütünüyle Allah'ındır. Güzel sözler O'na yükselir, o sözleri de salih amel yükseltir. Kötülük yapmakta düzen kuranlara, onlara, çetin azâb vardır. İşte bunların kurdukları düzenler boşa çıkar."
"Küfredenlerin sözleri seni üzmesin, çünkü bütün izzet Al-lah'ındır. O, işitir ve bilir."

"Münafıklara, kendilerine elem verici bir azâb olduğunu müjde-le. Onlar, iman edenleri bırakıp da kâfirleri dost edinirler; onların tarafında bir izzet mi arıyorlar? Doğrusu izzet bütünüyle Allah'ın-dır."
12818. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kudret altında olan her aziz gerçek-te zelildir."
12819. Resulullah (s.a.a) bir duasında şöyle buyurmuştur: "Ey yardımcısı olmayan Rab! Ey zilleti olmayan aziz! Ve Ey fakirliği olmayan zengin! "

12820. İmam Hüseyin (a.s) Arefe duasında şöyle buyurmuştur: "Ey yüceliği ve ul-viliği kendisine özgü kılan ve dostları, kendisinin izzetiyle izzet bulan kimse! Ey padişahların kendisi karşısında zillet boyunduruğunu boyunla-rına geçirdikleri ve saldırısından korktukları kimse! "
bak. el-Ma'rifet (3), 2663. Bölüm



2706.Bölüm İzzet ve Zilleti Elinde Bulunduran Kimse


Kur'an:
"De ki: "Mülkün sahibi olan Allah'ım! Mülkü dilediğine verir-sin; dilediğinden çekip alırsın; dilediğini aziz kılar, dilediğini zelil kılarsın; hayır elindedir. Doğrusu sen, her şeye kadirsin."
12821. İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala'nın, "De ki: "Ey mülkün maliki olan Allah'ım!" ayetine istinaten Allah'ın Ümeyyeoğulları'na mülk ve saltanat verdiği sorulunca şöyle buyurmuştur: "Bu senin bildiğin gibi değildir. Aziz ve celil olan Allah mülk ve hükümeti bizlere vermiştir. Ama Ümeyyoğulları onu zorla almışlardır. Bu tıpkı elbisesi olan birinden başkasının zorla o elbise-yi almasına benzer. Bu elbise onu (zorla) alan kimsenin malı değildir."
bak. el-Ma'rifet (3), 2657. Bölüm

2707. Bölüm
İzzet Allah'a, Resulüne ve Müminlere Mahsustur

Kur'an:
"Eğer bu savaştan Medine'ye dönersek, izzetli kimseler zelilleri andolsun ki, oradan çıkaracaktır" diyorlardı. Oysa, izzet Allah'ın, Resulü'nün ve müminlerindir, ama münafıklar bu gerçeği bilmez-ler."
12822. İmam Hasan'a (a.s), "Sende bir azamet vardır" denilince şöyle buyurmuştur: "Hayır, bende izzet vardır." Allah-u Teeala şöylebuyurmuştur: "İzzet Al-lah'a Resulü'ne ve müminlere aittir."

12823. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah tüm işlerin yetkisini mümine vermiştir ama ona zelil olma yetkisini vermemiştir. Allah-u Teala'nın şöyle buyurduğunu işitmedin mi: "İzzet Allah'ın..." O halde mümin azizdir ve zelil değildir. Mümin dağdan daha güçlüdür. Zira dağ kazma darbeleriyle azalır ama hiçbir vesile müminin dinini eksiltemez."
12824. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Tebarek ve Teala Mümine üç haslet bağışlamıştır: Dünya ve ahirette izzet, dünya ve ahirette kurtuluş ve zalimlerin göğsünde (mümine ait) bir heybet."

2708. Bölüm
Allah'tan Başkasından İzzet Dilemek

Kur'an:
"Onlar, iman edenleri bırakıp da kâfirleri dost edinirler; onların tarafında bir izzet mi arıyorlar? Doğrusu izzet bütünüyle Allah'ın-dır."
12825. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim izzeti Allah'tan başkasında ararsa o izzet kendisini helak eder."
12826. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'tan başkasıyla izzet bulan ze-lildir."
12827. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bil ki Allah karşısında zelil olmayan kimseye izzet yoktur ve Allah karşısında mütevazi olmayan kimseye yüce-lik yoktur."

12828. İmam Ali (a.s) şeytanın sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Gurur onu baştan çıkardı. Şekavete mağlub düştü. Ateşten yaratılmış olmakla böbür-lendi. Topraktan yaratılmayı küçümsedi."
12829. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Allah'ın kulları! Sizi terk edecek olan bu dünyayı her ne kadar terk etmeyi istemeniz de terk etmenizi tav-siye ederim... O halde dünyanın yüceliği ve övüncü hususunda yarışma-yın... . Zira izzeti de övüncü de bir gün biter."
12830. İmam Ali (a.s) dünyanın sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Hali de-ğişken, zemini kaygan, izzeti zillet, ciddiyeti şaka, yüksekliği alçaklıktır."

2709. Bölüm
İzzetin Anlamı

12831. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İzzet hakla karşılaştığın zaman onun karşısında boyun eğmen ve alçak gönüllü olmandır."
12832. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İzzet intikama erişmektedir (insan intikam alabilecek bir duruma erişince onun izzeti ve galebesi için yeterli-dir. İntikam almasına gerek yoktur. )"

12833. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Doğruluk izzettir, cehalet ise zil-let."
12834. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminin şerafeti gece namazı kılmasındadır. İzzeti ise insanlara eziyet etmemesinde."
12835. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminin güzel ahlakı tevazudandır. İzzeti ise dedikodu ve lakırdıları terketmesinde."
12836. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hilimden (yumuşak huyluluktan) daha yüce bir izzet yoktur."
12837. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hilim gibi bir izzet yoktur."
12838. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "(ilahi) Emir sahiplerine itaat etmek izzetin kemalidir."
bak. 271, 2712. Bölümler

2710. Bölüm
İzzetin Sebepleri
(1)
Münezzeh Olan Allah'a İtaat Etmek
12839. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah-u Teala her gün şöyle buyurmaktadır: "Ben sizin aziz Rabbinizim! O halde her kim iki dünya izzetini isterse (dünya ve ahiretteki) azize itaat etsin."
12840. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim aşireti olmaksızın izzetli, malı olmaksızın zengin ve saltanatı olmaksızın heybetli olmak isterse Al-lah'a günah zilletinden, itaat izzetine geçmelidir."

12841. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim mal ve serveti olmaksızın zengin, aşireti olmaksızın izzetli olmayı, kudreti olmaksızın itaat edilme-sini istiyorsa o halde Allah'a günah zilletinden itaat izzetine çıkmalıdır. Bu taktirde bütün bunların hepsini elde eder."
12842. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kimi Allah, günahların zille-tinden takva izzetine çıkarırsa onu malı olmaksızın zengin, aşireti olmak-sızın aziz kılar ve hiç bir insan olmaksızın onu yalnızlıktan kurtarır."
12843. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İzzeti talep ettiğin taktirde onu (Al-lah'a) itaat ile talep et."

12844. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala Davud'a (a.s) şöyle vahyetmiştir: "Ey Davud! Ben izzeti kendime itaatte karar kıldım. Ama insanlar onu sultana itaatte arıyorlar ve bu yüzden de onu elde edemiyor-lar."
12845. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hiçbir izzet (Allah'a) itaat gibi değildir."
12846. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim insanların en azizi olmak istiyorsa aziz ve celil olan Allah'tan sakınmalıdır."
12847. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Takvadan daha aziz bir yücelik ve keramet yoktur."

12848. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Takvadan daha aziz bir izzet yok-tur."
12849. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Allah'ın kulları! Sizlere Allah'tan sakınmayı tavsiye ediyorum... Hakikatlerine sıkıca yapışın ki sizi mutluluk diyarlarına, genişlik yurtlarına, sığınak kalelerine, izzet ve şeref evlerine götürsün"
12850. Resulullah (s.a.a) Ebu Umame'ye hitaben şöyle buyurmuştur: "Allah'ın işini aziz bil ki Allah da seni aziz kılsın."
12851. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hak karşısında zelil olmak, izzete, batıl vesilesiyle aziz olmaktan daha yakındır."

12852. İmam Ali (a.s) bir münacatında şöyle buyurmuştur: "Allah'ım! Senin kulun oluşum benim için izzet olarak yeter ve senin benim Rabbim oluşun bana iftihar olarak yeter."
12853. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kendisini Allah'a itaatle hor ve zelil kılan kimse, Allah'a isyanla izzete ulaşan kimseden daha izzetlidir."
bak. 323. Konu, et-Taat

2711. Bölüm
İzzetin Sebepleri
(2)
İnsanlardan Bir Şey Beklememek
12854. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İzzet ehlinin insanlardan ümidini kestiği bir eve ulaşıncaya kadar sürekli olarak kararsızlık ve ıstırap içinde kalır ve (o eve ulaşınca) oraya yerleşir."
12855. Lokman (a.s) oğluna yaptığı öğüdünde şöyle buyurmuştur: "Eğer dünya izzetini elde etmek istiyorsan insanların elinde olan şeylerden ümidini kes. Zira Peygamber ve sıddıklar (doğrular) tamahlarını kestikleri için o makamlara ulaştılar."

12856. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların elinde olanlara göz dikmemek müminin dininde izzetli olmasına sebep olur. Acaba Hatim'in şu sözünü duymadın mı? "İnsanların elinde olan şeyden ümidini kesmeyi kararlaştırırsan ve nefsin onunla aşina olursa onu müstağni ve tamahı ise fakirlik olarak bulursun."
12857. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İzzet (insanların elinde olan şeyden) ümidini kesmekledir."
bak. el-Ye's, 4236. Bölüm

2712. Bölüm
İzzetin Sebepleri
(3)
İnsaf, Hakka Bağlılık, Af, Tevazu, Alçak Gönüllülük, İffet Tevekkül, Cesaret, Dili Korumak Öfkeyi Yenmek, Sabır, Kanaat...
12858. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bil ki her kim insanlara karşı insafla davranırsa Allah onun izzetini artırır."
12859. İmam Askeri (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hakkı terkeden her aziz kimse zillete düşmüştür. Hakkı alan her zelil ise izzet elde etmiştir."
12860. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim kendisine yapılan bir zulmü bağışlarsa Allah da ona karşılık dünya ve ahirette kendisini aziz kı-lar."

12861. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah şu üç şey sebebiyle sadece hayır ve iyiliği arttırır: "Tevazu, ki Allah tevazu sebebiyle insanın yüce makamını artırır. Alçak gönüllülük ki Allah bununla da sadece izzeti artı-rır ve iffet Allah bununla da sadece zenginliği arttırır."
12862. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "İhtiyaçsızlık ve izzet, müminin kalbinde dönüp dolaşır ve içinde tevekkül olan bir yere ulaşınca oraya yerleşir."
12863. İmam Kazım (a.s), kendisine, "Bana tavsiyede bulun" diyen birisine şöyle bu-yurmuştur: "Dilini tut ki aziz olasın ve iplerinin dizginlerini insanların eline verme ki rezil olursun."

12864. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah şu üç şey sebebiyle, Müslü-man insanın sadece izzetini artırır: Kendisine zulmedeni bağışlama, ken-disinden esirgeyen bir kimseye bağışta bulunma ve kendisinden kopan bi-riyle birleşmek."
12865. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki üç şey hak-tır:

"Hiçbir servet, sadaka ve zekat vermekle eksilmez, birisine zulmedi-lince bunu telafi etme gücüne sahip olduğu halde sakınan kimseye (bu yaptığına) karşılık olarak, Allah izzet vermiştir. Yüzüne istek kapısını açan bir kul, kendi yüzüne fakirlik ve ihtiyaç kapısını da açmıştır."
12866. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Öfkesini yenen kulun, aziz ve celil olan Allah dünya ve ahirette izzetini artırır."

12867. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir musibet karşısında sabrederse, aziz ve celil olan Allah onun izzetini artırır ve onu Muham-med ve Ehl-i Beyti'yle (a.s) cennetine sokar."
12868. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim kötülükten temizlenirse, izzet elde etmiş olur."
12869. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cesaret, iki izzetten biridir. (Savaş meydanlarından) kaçmak ise iki zilletten biridir."

12870. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim dünyanın nimetlerinden el çekerse, izzete erişir."
12871. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kanaat, izzet ile sonuçlanır."
12872. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim kanaatkar bir ruha sahip olursa, darlıkta olduğu halde aziz olur ve her kim de doymazlık ruhuna sahip olursa, zengin olduğu halde zelil olur."
12873. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kanaatkar ol ki izzetli olasın."

12874. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah cihadı İslam'a izzet bağışlamak için farz kılmıştır."
12875. İmam Ali (a.s), Peygamber'in (s.a.a) sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Daha sonra, ona ışığı sönmeyen bir nur, parıltısı tükenmez bir ışık olan Kitab'ı indirdi... O temeli yıkılmayan bir bina, hastalıkları iyileştirmeyece-ğinden korkulmayan bir şifa, yardımcılarının bozguna uğramayacağı bir izzet, taraftarlarının zillete düşmeyecekleri bir haktır... Allah, Kur'an'ı alimlerin susuzluğunu giderici ve anlayış, kavrayış sahibi kalplere bahar kıldı...Sağlam ve yüce bir sığınaktır. Dost edinene izzettir."
12876. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Araplar bugün her ne kadar azınlıkta olsalar da, İslam sayesinde çoğalmış, birlikleriyle de izzetli olmuşlardır."

2713. Bölüm
Duada İzzet Talep Etmek

12877. Bir duada şöyle yeralmıştır: "Allah'ım! Beni kafirlerin göğsünde azamet-li, müminlerin gözünde yüce, kendim ve ailemin nezdinde ise küçük kıl."
12878. Hakeza bir duada şöyle yer almıştır: "Beni kendi gözümde zelil, insanla-rın gözünde ise büyük kıl."
12879. İmam Zeyn'ul-Abidin (a.s), Mekarim'ul-Ahlak duasında şöyle buyurmuştur: "Bana izzet bağışla. Beni kibre ve gurura mübtela kılma... Beni kendi gö-zümde aynı ölçüde küçük düşürmedikçe, insanlar nezdinde bir derece yü-celtme ve aynı ölçüde nezdimde batıni bir zillet taktir etmedikçe açıkça bir izzet vücuda getirme."

12880. İmam Zeyn'ul-Abidin (a.s), Arefe günü duasında şöyle buyurmuştur: "Beni kendi nezdimde hor, yaratıklarının nezdinde ise aziz kıl. Beni seninle hal-vette küçük düşür. Kullarının arasında ise yüce kıl. Benden müstağni olandan beni de müstağni kıl ve sana olan ihtiyacımı ve fakirliğimi ar-tır."
bak. 280. Konu, eş-Şuhret

2714. Bölüm
İzzetin Beka Sebebi


12881. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "İzzetin bekasını tamahı öldürmek-le talep et."
12882. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yalnızlıkla izzetin bekasına yönel."
12883. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanlardan uzak durmak ve yal-nızlık, onlarla dost olmaktan daha çok izzet ve saygınlığını artırır."

351. Konu

el-Uzlet
Uzlet-İnziva

Bihar, 70/108, 49. bölüm; el-Uzlet an'iş-Şirar'ul-Halk
Kenz'ul-Ummal, 3/372, 772, el-Uzlet

Bak
17. konu, el-Ülfet; 26. konu, el-Üns; 152. el-Humul
280. konu, eş-Şohret; 354. konu, el-İşret; el-Kitman, 3455. bölüm
2715. Bölüm
Uzletin Fazileti

Kur'an:
"Onlara: "Siz onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından ayrıl-dınız. Bunun için mağaraya girin ki, Rabbiniz size rahmetini yay-sın ve size işinizde kolaylık göstersin" denildi."
"Sizi Allah'tan başka taptıklarınızla bırakıp çekilir, Rabbime yalvarırım. Rabbime yalvarışımda mahrum kalmayacağımı uma-rım." İbrahim onları Allah'tan başka taptıklarıyla baş başa bırakıp çekilince ona İshak ve Yakup'u bahşettik ve her birini peygamber yaptık."
bak. Ankebut, 26, Saffat, 99

12884. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Uzlet ibadettir."
12885. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Uzlet zeki insanların en üstün hasle-tidir."
12886. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dünyaya tapanlardan uzak durmak salahın bütünüdür."
12887. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a ulaşmak insanlardan kop-makladır."

12888. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yalnızlık, ibadet edenlerin rahatlığı-dır."
12889. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanlardan uzak duran kimse Mü-nezzeh olan Allah ile ünsiyet edinir."

2716. Bölüm
Uzlet ve akıl

12890. Hz. Lokman (a.s) yalnız başına otururdu. Efendisi yanından geçer ve ona şöyle derdi: "Ey Lokman! Sen sürekli yalnız kalıyorsun. İnsanların içine git ve onlarla ünsiyet edin." Lokman şöyle derdi: Uzun süre yalnız kalmak düşünceyi daha kavrayışlı kılar ve uzun düşünce ise cennetin kılavuzudur."

12891. İmam Kazım (a.s) Hişam bin Hakem'e şöyle buyurmuştur: "Yalnızlık hu-susunda sabretmek aklın gücünün nişanesidir. Her kim ilahi marifetten nasiplenirse dünya ehlinden ve dünyayı talep edenlerden uzaklaşır ve Al-lah nezdinde olan şeylere yönelir. Allah onun halvetindeki ünsiyet edindi-ği kimse, yalnızlık arkadaşı, ihtiyaçları hususunda onu müstağni kılan. Hiçbir aşireti olmaksızın ona izzet vereni olur."

12892. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a ibadet için halvet etmek çok faydalı bir hazinedir."
12893. İmam Sadık (a.s) kendisine, "Akikte halvet edinmişsin ve yalnızlığa doğru koşmuşsun" diye söylenince şöyle buyurmuştur: "Eğer yalnızlığın tadını almıl ol-saydın kendinden de kaçardın" İmam (a.s) daha sonra şöyle buyurdu: "Kulun yalnızlıktan elde ettiği en az fayda insanlarla iyi geçinme derdin-den kurtulmasıdır."


2717.Bölüm Uzlet ve Selamet


12894. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanlara fazla karışan kimse salim kalamaz."
12895. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Uzlete çekilmek salih insanların ade-tidir."
12896. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer evinden dışarı çıkmamaya gücün yetiyorsa bu işi yap. Zira dışarı çıkınca gıybet etmemen, yalan söy-lememen, kıskançlık göstermemen, riyakarlık etmemen, uzlaşmaman ve dalkavukluk etmemen gerekir."
12897. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Uzlet salim kalmaya sebep olur."

12898. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Salim kalmak yalnızlıktadır."
12899. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dininin selameti insanlardan kenara çekilmektedir."
12900. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim uzlete çekilirse sakınması salim kalır."
12901. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim insanlardan uzlete çekilirse onların kötülüklerinden salim kalır."
12902. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sürekli yalnız kalmak insanlara ka-rışmaktan daha çok selamet getirir."

2718. Bölüm
Allah'ın Tanınmamış Dostlarının Fazileti

12903. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah şöyle buyur-muştur: "Benim nezdimde dostlarımdan en çok gıpta edilmesi gereken kimse yükü hafif ve değeri yüce kimsedir. Gizlilikte Rabbine güzel kulluk eder ve insanlar arasında da tanınmaz. Rızkı yetecek kadar tayin edilmiş-tir. Ve ona sabreder. Ölünce mirası az olur ve ona ağlayanlar çok azdır."

12904. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah'ın dostlarından en çok gıpta edilmesi gereken kimse malı ve serveti az olan ve namazdan na-sibi bulunan kuldur. O Rabbine güzel kulluk eder, gizlide ona ibadet eder, insanlar arasında tanınmaz ve parmakla gösterilmeyen (tanınmayan) bir kişidir."

12905. Allah-u Teala Musa ile yaptığı münacatında şöyle buyurmuştur: "Elbisen eski ama kalbin yeni olsun ki insanlar arasında adın sanın olmasın, gök ehli arasında tanınasın."
12906. İmam Ali (a.s) müminlerin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Eğer topluluk arasında olurlarsa tanınmazlar. Eğer gözden uzak olurlarsa hiç kimse onları aramaz. Eğer hasta olurlarsa kimse onları ziyaret etmez."

12907. Ashaptan birini Allah Resulü'nün (s.a.a) kabrinin kenarında ağlarken gördüler ve ona şöyle dediler: "Neden ağlıyorsun?" O şöyle dedi: "Allah Resulü'nün şöyle buyurduğunu işittim: "Riyanın azı da şirktir. Allah, gözden uzak olduklarında kimsenin aramadığı, topluluk arasında olduklarında kimsenin tanımadığı, kalpleri hidayet meşaleleri olan ve adı sanı olmayan takva sahiplerini sever."

2719. Bölüm
Uzlete Sebep Olan Şey

12908. İmam Askeri (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanlardan uzak durmak onları tanıma miktarıncadır."
12909. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların arasına karış ki onları imtihan edesin. İmtihan edince de onlara düşman kesilirsin."
12910. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah'ı tanırsa yalnızlığı se-çer Her kim de insanları tanırsa uzlete çekilir."

12911. İmam Sadık (a.s) kendisine neden uzlet ettiği sorulunca şöyle buyurmuştur: "Zaman bozulmuş, kardeşler değişmiş. Dolayısıyla da kalp huzurunu yal-nızlıkta buldum."
12912. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim insanları denerse uzleti ter-cih eder."

2720. Bölüm
Uzlete Çekilmemesi Gereken Kimse

12913. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanlara karışan ve onların eziye-tine sabreden mümin, insanlara karışmayan ve onların eziyetine tahammül etmeyen müminden daha üstündür."
12914. Resulullah (s.a.a) dağa ibadet etmek için gitmek isteyen birine şöyle buyurmuş-tur: "Sizden birisinin İslam dünyasının bir köşesinde kendisine hoş olma-yan bir şeye tahammül etmesi kırk yıl halvet ve yalnızlıkta ibadet etme-sinden daha hayırlıdır."
252. Konu

el-Azm
Azmetmek

bak.
109. konu, el-Hazm
Marifet (3), 2623. bölüm; el-Halık, 1094. bölüm


2721. Bölüm
Azim ve İrade


Kur'an:
"Andolsun ki daha önce Adem'e ahd vermiştik, fakat unuttu; onu azimli bulmadık."
"Peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret; küfredenler için acele etme; onlar, kendilerine söz verileni gördükleri gün dünyada sadece gündüzün bir müddeti eğlendikle-rini sanırlar. Bu bir bildiridir; yoldan çıkmış olanlardan başkası mı yok edilir? "

12915. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Fakat münezzeh olan Allah, elçileri-ni iradelerinde güç sahibi kıldı, görenlere karşı onların hallerini zayıf gös-terdi."
12916. İmam Ali (a.s) Peygamber'in (s.a.a) sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Emrinle kıyam etti, hoşnutluğunu elde etmek için geniş çapta çalıştı, bu hususta ilerlemekten geri kalmadı. Azminde bir gevşeme olmadı."

12917. İmam Ali (a.s) meleklerin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Dalgınlık körlüğü, ciddiyetlerinin kararlılığını aşmamıştır. Nefsani isteklerinin kur-nazlığı, himmetlerine etki etmez. "

12918. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s), "Ey iman edenler! Allah'tan sakının ve doğrularla birlikte olun" ayetini okuduğu zaman şöyle buyurdu: "Allahım! Beni bu davetin en yüce makamına yücelt ve bana, azim ve irade bağışında bulunarak yardımcı ol."
12919. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalbinin gevşeklik hastalığını, güçlü irade ile ve basiret gözünün gaflet uykusunu, uyanıklıkla tedavi et."

12920. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Lezzetlere dalmakla, yüceliklere ula-şılmaz. Uyku, günün nice güçlü iradesini bozar ve karanlıklar, nice yüce himmetleri yok eder."
12921. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kimin iradesi kötü olursa oku kendisine döner."

12922. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Doğruluğu senin için belli olmayan bir iş konusunda karar verme."
12923. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İrade ve kararın kökü uzak görüşlü-lük, meyvesi ise zaferdir."
12924. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İrade ile gevşekliğe karşı savaşın."

12925. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Azim, düşünce miktarıncadır."
12926. İmam Sadık (a.s) bir duasında şöyle buyurmuştur: "Ve bildim ki sana yol-culuk edenin en üstün azığı sağlam bir irade ve niyetin ihlaslı olmasıdır."
12927. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hamd, İslam'ı şeriat kılan, uyanlara dinini kolaylaştıran, karşı duranlara erkanını üstün ve güçlü kılan, Ona sa-rılanlara emniyet, doğru yolu arayana ayet, azmedene basirettir."

12928. İmam Ali (a.s) şeytandan sakındırmak hususunda şöyle buyurmuştur: "Ona karşı hışmınızı/gazabınızı bileyin ve ona karşı ciddiyetli olun (onunla tüm ilişkilerinizi kesin. )... Atlılarını üzerinize sürmüş, yayalarını yolunuza dikmiş, her yandan sizi avlamakta, ellerinizi kesmektedir. Hileyle koru-namazsınız, yeminle def edemezsiniz. Zillet içinde dar bir daireye kıstı-rılmışsınız"

12929. İmam Ali (a.s) Ademin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Sonra münez-zeh olan Allah-u Teala Adem'i, rahatça ve güzel bir şekilde yaşayabileceği bir diyara yerleştirdi. Çevresini güvenli kıldı. Adem'i İblis'e ve düş-manlığına karşı uyardı. Ama düşmanı, onu bulunduğu yerden ve iyilerle dostluğundan dolayı kıskandığı için aldattı. Böylece yakinini şekke, karar-lılığını gevşekliğe dönüştürdü."

İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ne kadar güzel olurdu, bu dosdoğru misaller ve şifa verici öğütler tertemiz gönüllere, işitip anlayan kulaklara, sabit görüşlere ve uzak görüşlü kalplere ulaşabilseydi!" 253. Konu

el-Taziye
Baş Sağlığı Dilemek

Bihar, 82/71, 71. bölüm; et-Ta'ziye ve'l-Metim ve Adabuhuma
Vesail'uş-Şia, 2/871-874, et-Taziye
Bihar, 82/125, 18. bölüm; et-Teazzi

Bak
el-Musibet, 2347. bölüm

2722. Bölüm
Musibet Gören Kimseyi Teselli Etmek
(Başsağlığı Dilemek)


12930. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim musibet görmüş birisini teselli ederse onun sevabının benzerini elde eder."
12931. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim mümin kardeşini bir mu-sibetinden dolayı teselli ederse aziz ve celil olan Allah da kıyamet günü onu yeşil renkli ve mutluluk verici bir örtü ile örter."

12932. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim çocuğu ölmüş bir anneyi teselli ederse Allah da kendi Arş'ının gölgesinden başka hiç bir gölgenin olmadığı bir günde ona kendi Arş'ının gölgesinde yer verir."
12933. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Teselli etmek insana cenneti arma-ğan eder."
12934. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Teselli vermek için musibet sahi-binin seni görmesi yeter."

2722. Bölüm
Musibet Görmüş Birine Teselli Vermede Söylenen Şey

12935. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) şöyle teselli ve-rirdi "Allah mükafatınızı versin sizi rahmetine mazhar kılsın." Birini tebrik ettiği zaman da şöyle buyururdu: "Allah size bereket versin ve sizi mübarek kılsın."
12936. "Allah Resulü (s.a.a) vefat edince ashap etrafına toplandı ve ağla-maya başladı.

Hepsi oraya toplanmıştı. O anda sakalına ak düşmüş, iri ya-rı, güzel yüzlü birisi içeri girdi, cemiyeti yardı, öne vardı ve ağlamaya baş-ladı. Daha sonra Allah Resulü'nün (s.a.a) ashabına dönerek şöyle dedi. "Allah'ın her yasta bir tesellisi vardır ve Allah her kaybedilen şeye bir kar-şılık verir. Giden her şey için bir halef tayin eder.

O halde Allah'a yönelin ve O'na meyledin. Allah bela esnasında size (sabredip etmediğinize) ba-kar. O halde dikkatli olun, gerçek musibet görmüş kimse bir sevabı olma-yan kimsedir." Daha sonra o şahıs ayrılıp gitti. Ashap birbirlerine şöyle sordular: "Bu şahsı tanıyor musunuz?" Ali (a.s) şöyle buyurdu: "Bu Allah Resulü'nün kardeşi Hızır (a.s) idi."

12937. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müslüman Müslümana zimmi olan yakınlarının birinin ölümünde sürekli onun huzurunda istirca (inna lillah ve inna ileyhi raciun) demeli, ölümü ve ölümden sonrasını hatırlat-malı ve benzer şeyler söylemelidir."
12938. İmam Sadık (a.s) musibet gören bir gruba teselli vererek şöyle buyurmuştur: "Allah size güç versin, sabır ihsan buyursun, ölünüze de rahmet etsin."

2724. Bölüm
Musibet Gören Kimseyi Kutlamak Ona Başsağlığı Dile-mekten Daha Evladır

12939. İmam Rıza (a.s) Hasan bin Sehl'e başsağlığı dileyerek şöyle buyurmuştur: "Ahiret sevabı için tebrik etmek dünya yası için teselli vermekten daha evladır."
12940. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Karşısında sana sabır nimeti veri-len ve onun sebebiyle aziz ve celil olan Allah'ın sevabına hak kazandığın musibeti musibet saymaman gerekir. Gerçek musibet, musibet gören kimsenin sabretmemesi sebebiyle ecir ve sevabından mahrum kaldığı mu-sibettir."

254. Konu

el-İşre
Muaşeret

Bihar, 74, 75, 76; 1/64; Kitab'ul-İşret
Bihar, 74/154, 10. bölüm; Husn'ul-Muaşeret
Bihar, 75/279, 71. bölüm; Su'ul-Mahzer
Vesail'uş-Şia, 8/398; Ebvab-u Ahkam'ul-İşret
Kenz'ul-Ummal, 9/3; Kitab'us-Suhbet

Bak
6. konu, el-Eh; 70. konu, el-Mucaleset; 182. konu, er-Rehm; 192. konu, er-Rıfk; 291. konu, es-Sedik; 351. konu, el-Uzlet; er-Rıza (2) 1526, 1527. bölümler; es-Sultan, 1854. bölüm; el-Melik, 3702. bölüm
2725. Bölüm
İnsanın Nefsiyle Muaşeret Etmesinin Adabı


12941. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalbini, iyi bir arkadaş veya şük-reden bir evlat gibi kıl. Amelini, kendisine tabi olup itaat ettiğin baba kıl. Nefsini kendisiyle savaştığın bir düşman, mal ve varlığını ise geri döndü-receğin bir emanet kıl."
12942. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nefsini senden ayrılmadan önce kendisine zarar verebilecek şeylerden sakındır. Rızkını aramak için çaba-ladığın gibi nefsini de (şehvet esaretinden ve cehennem ateşlinden) kur-tarmak için çalış. Zira ki senin canın amellerinin rehinidir."

12943. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kendi nefsini (yükünü) kendin yüklen. Eğer böyle yapmazsan başkası seni (yükünü) asla yüklenmez."
12944. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kendinden kendin için faydalan ve hastalıktan önce sağlıktan, fakirlikten önce zenginlikten ve ölümden önce hayattan nasiplenmeye çaba göster."
bak. En-Nefs, 3921. Bölüm; 111. Konu, el-Hesab