Mizan'ul Hikmet-8.Cilt
 


2677.Bölüm Ehli Olmayana İyilikten Sakınmak


12642. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Soylu veya dindar kimseler dışında-kilere iyilik etmek doğru değildir."
12643. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ehli olmayan kimselere yersiz yere iyilikte bulunan kimsenin bu iyiliğinden, aşağılık insanların övgüsü, kötü insanların medhi ve cahil insanların sözü dışında hiçbir nasibi yoktur. Ay-rıca (onlar da sadece ve sadece) iyilik ettiği müddetçe, "Eli ne kadar da açıktır" derler. Oysa Allah ile ilgili olan ve Allah'ın yolunda yardım etmesi gereken hususlarda cimrilik eder."

12644. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala Musa'ya (a.s) şöyle vahyetmiştir: "Verdiğin elden geri alırsın. Nasıl amel edersen, o şekilde mükafata erişirsin. Her kim kötü bir insana iyilik ederse, kötü mükafat görür."
12645. Ka'b'ul-Ahbar şöyle diyor: "Tevrat'ta şöyle yazılmıştır: "Her kim ahma-ğa iyilik ederse, o iyiliği kendisine günah olarak yazılır."

12646. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dört şey heba olmuştur: "Tuzlu toprağa serpilen tohum, ay ışığında yakılan kandil, tok karnına yiyilen yi-yecek ve liyakati olmayan kimseye yapılan iyilik."
12647. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyilik hazinedir, o halde kimin yanı-na emanet bıraktığına iyi bak. İhsan bir stoktur, onu kimin yanına bıraktı-ğına iyi bak."

12648. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kadrini bilmeyen bir kimseye yapı-lan iyilikte hayır yoktur."
12649. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aşağılık birine yardım edersen, ona yaptığın iyilik sebebiyle sana kötülük eder."
12650. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ehli olmayan kimselere iyilikte bu-lunan kimse, iyiliğe zulmetmiş olur."
12651. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim iyiliğe layık olmayan birine iyilik ederse, kendi iyiliğine zulmetmiş sayılır."
bak. 2682. Bölüm; Vesail'uş Şia, 11/532, 5. Bölüm

2678. Bölüm
Minnet Etmekten Sakınmak

12652. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyiliğinizi öldürmekle (unutmakla) onu diriltin."
12653. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyiliği öldürmekle (unutmakla) diril-tin. Zira minnet etmek, iyiliği zayi eder."
12654. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sana iyilik yapılınca onu hatırla ve sen iyilik yapınca onu unut."
12655. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyilik yapmanın ölçüsü, iyilik vesile-siyle minnet etmemektir."
bak. Es-Sadaka, 2242. Bölüm; 2680. Bölüm

2679. Bölüm
İyiliği Tam ve Kamil Olarak Yapmak

12656. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyiliğin güzelliği onu tamamlamak-tır."
12657. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyiliği tamamlamak, iyiliğe başlamaktan daha güzeldir."
12658. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İyiliği tamamlamak, iyiliğe başla-maktan daha üstündür."

12659. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İhsan terbiye olmadıkça (arkası gel-meyince) eski bir elbise ve yıkık bir bina gibi eskir."
12660. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim iyiliğini terbiye edip geliş-tirmezse (kemale erdirmezse), onu zayi etmiş olur."
12661. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim iyiliğini terbiye etmezse (kemale erdirmezse) iyilik etmemiş gibidir."

2680. Bölüm
İyiliğin Kendisiyle Kemale Eriştiği Şey

12662. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gördüm ki iyilik sadece üç şeyle ıslah olmaktadır: Yaptığı iyiliği küçük görmek, iyiliği örtmek ve iyilik yapmada acele davranmak. Zira yaptığın bir iyiliği küçük gördüğünde o iyiliğini kendisine ihsanda bulunduğun kimsenin gözünde büyütmüş olur-sun. İyiliğini örttüğünde (minnet etmediğinde) ise onu kemale erdirmiş olursun ve iyilik etmede hızlı davrandığında ise onu tatlı kılmış olursun. Aksi taktirde, kendi yaptığın iyiliği değersiz ve tatsız kılmış sayılırsın."

12663. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir mümine ihsanda bulunan kimse, onu sadece şu üç şeyle kemale eriştirebilir: Yaptığı iyiliği küçük görmek, iyiliği gizlemek ve iyiliği yapmada acele davranmakla. Zira mü-mine yaptığı iyiliği küçük gören kimse, kardeşini büyük saymıştır. Her kimde mümine yaptığı iyiliği büyük görürse kardeşini küçük görmüştür. Mümine yaptığı iyiliği örten kimse çok yüce bir iş yapmıştır. Her kim de verdiği sözünde acele davranırsa, bu bağışını tatlı kılmış olur."

12664. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İhtiyaçların karşılanması sadece şu üç şeyle doğrulur: (Allah nezdinde) büyük sayılmak için onu küçük say-mak, (ecir günü) ortaya çıkması için onu gizlemek ve (isteyene) tatlı olma-sı için de onu karşılamada acele etmek."
bak. 2678. Bölüm

2681. Bölüm
İyiliği Küçük Görmekten Sakınmak

12665. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Yapılan hiçbir iyiliği her ne kadar kardeşine gösterdiğin güleryüzle de olsa küçük görme."
12666. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yapabildiğin hiçbir iyiliği küçük görme ve daha büyük bir iyilik sebebiyle onu terketme. Zira kendisine ih-tiyaç duyulduğu halde yapılan az bir iyilik ve yardım, kendisine ihtiyaç duyulmadığı halde yapılan çok iyilikten daha faydalıdır. Her gün için ke-male erişeceğin bir iş yap."
bak. el-Ucb, 2521, 2522, 2523. Bölümler

2682. Bölüm
İyiliğin Kabul Edildiğinin Göstergesi

12667. İmam Sadık (a.s), kulun Allah nezdinde kabul görmesinin alameti sorulunca şöyle buyurmuştur: "Kulun Allah nezdinde kabul görmesinin alameti, yaptığı ihsan ve iyiliğin yerinde yapılmasıdır. Eğer böyle olmazsa (yerinde ihsanda bulunmazsa) o da (kabul görmesi de) öyle olmaz."
12668. İmam Sadık (a.s), Mufazzal'a şöyle buyurmuştur: "Ey Mufazzal! Bir insa-nın mutlu veya mutsuz bir insan olduğunu bilmek istiyorsan, kime ihsan-da bulunduğuna bak. Eğer ehli olan bir kimseye iyilik etmişse bil ki o, ha-yır üzeredir. Eğer ehli olmayan bir kimseye iyilik etmişse bil ki onun için Allah nezdinde hiçbir hayır yoktur."

12669. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kötü insana yapılan ihsan, kendisi gibi kötüden başkasına erişmez."
12670. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "En iyi ihsan iyilere yapılan ihsan-dır."
12671. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "En iyi cömertlik ihtiyaç yerinde gös-terilen cömertliktir."
12672. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "En yüce iyilik, ehline yapılan iyilik-tir."
bak. el-Amel, 2946. Bölüm

2683. Bölüm
İyiliğin Sevabı

12673. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyiliği de adı gibi (iyi) gördüm. Allah'ın iyilik yapana verdiği sevabı dışında hiçbir şey iyilikten daha üstün değildir."
12674. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim gözleri görmeyen birini, bir çölde kırk adımlık yol götürürse, bütün bir yeryüzü altınla doldurulsa (ve kendisine verilse) bu işin sevabından iğne ucu kadar kendisine sevap verilmiş sayılmaz. Onu yolunun üstündeki tehlikeden (sağ salim) geçirirse, kıyamet günü bu iş, iyilikler terazisinde, dünyadan yüz bin kat daha büyük olur."

12675. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim Müslümanların yolu üze-rinde, kendilerine eziyet eden bir şeyi kaldırırsa, Allah (Kur'an'dan) dört yüz ayet okumanın sevabını kendisine verir. Onlardan her harfe karşı da on sevap taktir eder."
12676. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bir kul, Müslümanların yolunun üzerindeki bir diken dalını kaldırdığı için cennete gitti."
12677. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ali b. Hüseyin (a.s) her zaman bir yoldan geçerken, yol üzerinde bir taş gördüğünde, bineğinden iner, kendi elleriyle onu caddeden uzaklaştırırdı."
12678. İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü bir münadi şöyle nida eder: "Ey insanlar! Her kim Allah'ın üzerinde bir ecre sahipse ayağa kalksın." Böylece iyilik edenler dışına hiç kimse ayağa kalkmaz."

12679. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim, yol kenarında, yolcular için bir sığınak yaparsa, Allah da kıyamet günü onu, yüzü cennetlikler için nur saçtığı bir halde inciden soylu bir devenin üzerine binmiş bir şekilde haşr eder."
12680. Ebu Şeybe Herevi şöyle demiştir: "Muaz birisiyle birlikte yürüyordu.

Yo-lun üzerinden bir taşı kaldırdı. Yanındaki adam, "Bu nedir?" diye sordu. Muaz şöyle buyurdu: "Allah Resulün'den (s.a.a) şöyle buyurduğunu işit-tim: "Her kim yol üzerinden bir taşı kaldırırsa, kendisine bir sevap yazılır. Her kime de bir sevap yazılırsa cennete gider."
12681. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Müslümanlar için eziyet ve zahmet olan, yol kenarındaki bir ağacı kesen kimsenin cennette dolaştığını gördüm."
12682. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim Müslümanlara su ve ate-şin zarar vermesine engel olursa cennet ona farz olur."
12683. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir su veya ateşin veya zor-ba bir düşmanın Müslümanlara zarar vermesine engel olursa Allah güna-hını affeder."

249. Konu

el-Ma'ruf
İyilik (2)
İyiliği Emretmek ve Kötülükten Sa-kındırmak

Bihar, 100/68-99; Ebvab-u Emr-i Bi'l-Ma'ruf ve Nehyi Anil Münker
Vesail'uş-Şia, 11/393-601; Kitab'ul-Emr-i Bi'l Maruf
Şerh-i Nehc'ül-Belağa-i İbn-i Ebi'l-Hadid, 19/307; Fasl'ul-Emr-i Bi'l Ma'ruf ve Nehyi Anil Münker

bak.
Es-Selat, 2271. bölüm

2684. Bölüm
İyiliği Emretmek ve Kötülükten Sakındırmak

Kur'an:
"Sizden; hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran bir cemaat olsun. İşte kurtuluşa erişenler yalnız onlardır."
"Siz, insanlar için ortaya çıkarılan, iyiliği emreden, kötülükten alıkoyan, Allah'a iman eden hayırlı bir ümmetsiniz. Kitab ehli iman etmiş olsalardı, kendileri için daha hayırlı olurdu; içlerinde iman edenler olmakla berâber, çoğu yoldan çıkmıştır."

"Ey oğulcuğum! Namazı kıl, iyiliği emredip kötülükten sakın-dır, başına gelene sabret; doğrusu bunlar, azmedilmeğe değer iş-lerdir."
"Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridirler; iyiliği emreder kötülükten alıkoyarlar..."
12684. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyiliği emretmek ve kötülükten sa-kındırmak, aziz ve celil olan Allah'ın hasletlerinden iki haslettir. Her kim onlara yardım ederse, Allah kendisine izzet bağışlar ve her kim de onları yalnız bırakırsa, aziz ve celil olan Allah da onu yalnız bırakır."

12685. İmam Bakır (a.s) veya İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyiliği emret-mek ve kötülükten sakındırmakla Allah'a itaat etmeyen kimseye eyvahlar olsun."
12686. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim, iyiliği emreder ve kötü-lükten sakındırırsa, o Allah'ın ve Resulullah'ın yeryüzündeki halifesidir."
12687. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dinin sonu, iyiliği emretmek, kötü-lükten sakındırmak ve hadleri (ceza hukukunu) uygulamaktır."

12688. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şeriatın kıvamı, iyiliği emretmek, kötülükten sakındırmak ve hadleri uygulamaktır"
12689. İmam Ali (a.s), Muhammed b. Hanefiyye'ye yaptığı vasiyetinde şöyle buyur-muştur: "İyiliği emret ki, iyilik ehlinden olasın. Zira işlerin kemali, Allah Tebarek ve Teala'nın nezdinde, iyiliği emretmek ve kötülükten sakındır-makladır."
12690. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bütün iyi işler ve Allah yolunda ci-hat etmek, iyiliği emredip, kötülükten sakındırmaya kıyasla derin bir deni-ze atılan bir tükürük gibidir."

12691. İmam Ali (a.s), Sıffin savaşında kendisine, "Sen Irak'a geri dön ve biz de Şam bölgemize geri dönelim" diye söyleyen birine şöyle buyurmuştur: "Senin bu sö-zü, nasihat ve şefkat üzere söylediğini biliyorum...

Şüphesiz Allah Tebarek ve Teala yeryüzünde isyan edilmesinden, dostlarının sessiz kalmasından, iyiliği emretmemesinden ve kötülükten sakındırmamasından hoşnut olmaz. Dolayısıyla ben, savaşı cehennem zincirlerinden daha kolay bul-dum."
12692. İmam Ali (a.s), Allah-u Teala'nın, "Sana ulaşan şeyler hususunda sabret" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Maksat iyiliği emretmek ve kötü-lükten sakındırmak yolunda insana ulaşan zorluklar ve eziyetlerdir."
bak. el-Cihad (1), 580. Bölüm

2685. Bölüm
İyiliği Emretmek

Kur'an:
"De ki: "Rabbim adaleti emretti ; her secde yerinde yüzünüzü O'na doğrultun; dinde samimi olarak O'na yalvarın. Sizi yarattığı gibi yine O'na döneceksiniz."
"Allah şüphesiz adaleti, ihsanı yapmayı, yakınlara bakmayı em-reder; hayasızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı yasak eder. Tutasınız diye size öğüt verir."

"Hiç şüphesiz Allah size, emanetleri ehline teslim etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğüt veriyor. Şüphesiz Allah işitir ve görür."
12693. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyiliği emretmek, yaratıkların en üs-tün amellerdir."

12694. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah... iyiliği emretmeyi, insanların genelinin maslahatına olduğu için farz kılmıştır."
12695. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Cebrail yanıma geldi ve şöyle bu-yurdu: "Ey Ahmet! İslam on paydır: ... Yedinci payı, iyiliği emretmektir ve o da vefadır."
12696. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyiliği emreden kimse Müslümanları güçlendirmiş olur."
bak. 1982. Bölüm, 9267 ve 9268. Hadisler


2686.Bölüm Kötülükten Sakındırmak


Kur'an:
"Sizden önceki nesillerin ileri gelenleri, yeryüzünde bozguncu-luğa engel olmalı değil miydiler? Onlardan kurtardıklarımız pek azdır. Kendilerine verilen nimete karşı haksızlık edenlere uydular ve suçlu oldular."
12697. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah Tebarek ve Teala, heybet ve azameti olmayan zayıf mümine buğzeder." Hakeza şöyle buyurmuştur: "O (zayıf mümin) kötülükten sakındırmayan kimsedir."

12698. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz aziz ve celil olan Allah dini olmayan zayıf müminden nefret eder." Kendisine şöyle arzedildi: "Dini olmayan mümin kimdir?" Peygamber şöyle buyurdu: "Kötülükten sakındırmayan kimsedir."
12699. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'a isyan edildiği halde, bun-dan sakındırmaması mümin birine yakışmaz."
12700. İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz şöyle denilmiştir: "Hiçbir müminin gözüne Allah'a isyan edildiğini gördüğü halde onu de-ğiştirinceye kadar gözünü yumması helal değildir."

12701. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir kötülüğü görüp, ona itiraz edebildiği halde, itirazda bulunmayan kimse, gerçekte Allah'a isyan edil-mesini sevmiş demektir. Her kim de Allah'a isyan etmeyi severse, Allah'a düşmanlık etmeye kalkışmıştır."

12702. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Fesat yaygınlaştı. Onu değiştiren, in-kar eden ve önleyen yok."
12703. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah ... kötülükten nehyetmeyi, akılsızların engellenmesi için farz kıldı."
12704. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Cebrail yanıma geldi ve şöyle bu-yurdu: "Ey Ahmet! İslam on paydır: Sekizinci payı, kötülükten sakındır-maktır ve o (kul için tamamlanan) hüccettir."

12705. İmam Sadık (a.s), ashabından bir gruba şöyle buyurmuştur: "Ben, günahsız olanlarınızı günahkarlarınız sebebiyle cezalandırma hakkına sahibim. Siz-ler içinizden birinin kötü amellerinden haberdar olduğunuz halde ona iti-raz etmez, ondan uzaklaşmaz ve çirkin işinden el çekinceye kadar ona eziyet etmezseniz, nasıl bu hakka sahip olmayayım ki? "
12706. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim kötülükten sakındırırsa, ka-firlerin burnunu yere sürtmüştür."
bak. 1982. Bölüm, 9267 ve 9268. Hadisler

2687. Bölüm
İnsanlardan İyiliği Emretmeye ve Kötülükten Sakındır-maya En Evla Olanı

Kur'an:
"Din adamlarının ve bilginlerin onlara günah söz söylemeyi ve haram yemeyi yasak etmeleri gerekmez miydi? Yapmakta oldukla-rı ne kötüdür! "
"İsrailoğulları'ndan küfredenler, Davud'un ve Meryem oğlu İsa'nın diliyle lânetlenmişlerdi. Bu, baş kaldırmaları ve aşırı gitme-lerinden ötürü idi. Birbirlerinin yaptıkları fenalıklara mani olmu-yorlardı. Yapmakta oldukları ne kötü idi! "
12707. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizden öncekiler günah işlediklerin-den, din adamları ve alimleri de onları sakındırmadıklarından dolayı helak olmuşlardır. O halde günaha daldıkları zaman, onlara azaplar indi."

12708. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münezzeh olan Allah, sizden önceki geçmiş nesilleri iyiliği emretmedikleri ve kötülüğü menetmeyi terk ettikle-ri için rahmetinden uzak tutmuştur. O halde Allah beyinsizleri, günah iş-ledikleri ve hilim sahibi kimseleri ise kötülükten sakındırmayı terk ettikleri için rahmetinden uzak kılmıştır."

12709. İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar! Allah'ın, Yahudi din adamlarını kınayarak, dostlarına yaptığı öğütlerden ibret alın. Nitekim Allah şöyle buyurmuştur: "Neden din adamları onları sakındırmadı..." Hakeza şöyle buyurmuştur: "İsrail oğullarından kafir olanlar lanete uğramıştır..." Allah Yahudi din alimlerini, toplumdaki zalimlerin çirkin iş yaptıklarını gördükleri halde onlardan elde edebilecekleri pay ihtirasa ve korktukları şeyin korkusu sebebiyle, onları çirkinliklerinden sakındırmadıkları için kınamıştır. Oysa Allah şöyle buyurmuştur: "İnsanlardan korkmayın ve sadece benden korkun"
Ben şöyle diyorum: "Bu rivayetin devamı 12414. hadiste yer almıştır."
bak. el-İmamet (1), 157. Bölüm; ed-Durr'lMensur, 2/300, 301


2688. Bölüm
İnsanın ve Ailesinin Günahtan Sakınması

Kur'an:
"Ey iman edenler! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu cehennem ateşinden koruyun; onun yakıtı, insanlar ve taşlardır; görevlileri, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere baş kaldırmayan, kendilerine buyurulanları yerine getiren pek haşin meleklerdir."
12710. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "Kendinizi ve ehlinizi ateşten koruyun" ayeti hakkında, "İnsan ailesini ateşten nasıl koruyabilir? " diye soran Ebu Basir'e şöyle buyurmuştur: "Onlara, Allah'ın yapılmasını emrettiği şeyi emredersin, Allah'ın sakındırdığı şeyden sakındırırsın. Eğer sana itaat ederlerse, onları ateşten korumuş olursun. Eğer sana isyan ederlerse, sen görevini yapmış olursun."

12711. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kendinizi ve ehlinizi ateşten koruyun" ayeti nazil olduğunda müslümanlardan biri oturarak ağlamaya başladı ve şöyle dedi: "Ben kendimi koruyamıyorum, şimdi ailemin sorumluluğu da bana bı-rakıldı." Allah Resulü ona şöyle buyurmuştur: "Kendine emrettiğin şeyi onlara da emretmen ve kendinden sakındırdığın şeyden onları da sakındırman yeterlidir."
12712. İmam Ali (a.s), Allah-u Teala'nın "Kendinizi ve ehlinizi ateşten ko-ruyun" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Aile bireylerine iyi şeyi öğretin."
bak. el-Edeb, 70, 71. Bölümler

2689. Bölüm
Farzların Kıvamı

12713. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyiliği emretmek ve kötülükten sa-kındırmak, Peygamberlerin yolu ve iyilerin metodudur. Diğer farzların kendisiyle ayakta durduğu bir farzdır. Yollar onunla güvene erer, kazanç-lar helal olur, zorla alınan haklar ve mallar sahiplerine geri döndürülür, yeryüzü bayındır olur, düşmanlardan intikam alınır ve işler bir düzene gi-rer."

12714. İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar! Allah'ın dostlarına yaptığı öğütlerden ibret alın..." Hakeza şöyle buyurmuştur: "Mümin er-kek ve kadınlar, birbirlerinin dostudurlar. İyiliği emreder, kötülük-ten sakındırırlar." Allah iyiliği emretmeyi ve kötülükten sakındırmayı kendi tarafından bir farz olarak başlamıştır. Zira bu farize yapıldığı ve ayakta tutulduğu taktirde, diğer bütün farzların da kolay olsun veya zor, mutlaka uygulanacağını biliyordu. Çünkü iyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak hakları iade etmek, zalime muhalefet göstermek, Beyt'ul-Mal'ı ve ganimetleri (adil bir şekilde) bölüştürmek, zekatı yerinden almak ve hakkı olan yere bırakmakla İslam'a davettir."

2690. Bölüm
Zalim İmam Karşısında Söylenen Hak Söz

12715. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En üstün cihat zalim imam karşı-sında söylenen adil sözdür. En üstün cihat zalim imam karşısında söyle-nen hak sözdür."
12716. Ebu Ümame şöyle diyor: "Birinci taşlama esnasında adamın biri, Allah Resulü'nün (s.a.a) yanına gelerek şöyle arzetti: "Ey Allah'ın Resulü! Hangi cihat daha üstündür?" Peygamber ona cevap vermedi. İkinci taşlamaya koyulunca o şahıs yeniden aynı şeyi sordu. Peygamber yine ona cevap vermedi. Akabe taşlamasını yapıp, bineğine binmek için üzengiye ayak bastığında şöyle buyurdu: "O soru soran şahıs nerede? " O şahıs, "Benim ey Allah'ın Resulü!" diye arzedince Peygamber şöyle buyurdu: "Güçlü za-lim nezdinde söylenen hak sözdür."

12717. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah nezdinde en sevimli cihat, zalim imam nezdinde söylenen hak sözdür."
12718. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Marufu emredip münkerden alı-koymak ne eceli yaklaştırır, ne de rızkı azaltır. Bunların hepsinden daha üstünü, zalim bir önderin karşısında hak bir söz söylemektir."
12719. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz iyiliği emretmek ve kötü-lükten sakındırmak eceli yaklaştırmaz ve rızkı azaltmaz, aksine sevabı ço-ğaltır, ecri büyütür. Bu ikisinden daha üstünü ise zalim imam karşısında adil olan bir sözü söylemektir"

12720. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim Rabb'inin rızayetini (diğer-lerinin rızayetine) tercih ederse zalim sultan karşısında adil (hak) söz söy-lemelidir."
12721. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim zalim bir imamın yanına gider, ona Allah'tan sakınmasını emreder, nasihatta bulunur (Allah'ın azap ve gazabından korkutursa, kendisine insanların ve cinlerin sevabı (gibi) sevap ve amellerinin benzeri vardır."
12722. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şehitlerin efendisi, Hamza b. Ab-dulmuttalip ve zalim imam karşısında ayağa kalkıp ona iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran ve bu sebeple de o zalim imamın kendisini öldür-düğü kimsedir."
bak. el-Hak, 892. Bölüm; es-Sultan, 1858. Bölüm; el-Ma'ruf, 2696, 2700, 2701, 2702. Bölümler; Vesail'uş Şia, 11/400, 2. Bölüm

2691. Bölüm
Kötülükten Sakındırmak Taktiri Değiştirmez

12723. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz iyiliği emretmek ve kötü-lükten sakındırmak, ne rızkı uzaklaştırır ve ne de eceli yakınlaştırır."
12724. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyiliği emretmek ve kötülükten sa-kındırmak, eceli yakınlaştırmaz ve rızkı uzaklaştırmaz."
12725. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Marufu emredip, münkerden neh-yetmek Allah'ın huylarından iki huydur; bunlar ne kimsenin ecelini yak-laştırır, ne de rızkını azaltır."

12726. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Biliniz ki iyiliği emretmek ve kötü-lükten sakındırmak, hiç kimsenin ecelini yakınlaştırmaz ve rızkını kes-mez."

2692. Bölüm
İyiliği Emretmeyi ve Kötülükten Sakındırmayı Terketme Tehlikesi

12727. Ayşe şöyle diyor: "Peygamber (s.a.a) benim yanıma geldi. Yüzünden bir şeyler olduğunu anladım. Peygamber abdest aldı ve hiç kimseyle ko-nuşmadı. Ben kulağımı odanın duvarına yaslayarak ne söylediğini işitmek istedim. Peygamber (s.a.a) minbere çıktı. Allah'a hamd-ü senada bulundu ve daha sonra şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Allah size şöyle buyurmuştur: "İyiliği emredin ve kötülükten sakındırın." Bundan daha önce dua eder-seniz, duanızı müstecap kılmam, benden isterseniz size vermem ve ben-den yardım dilerseniz, size yardım etmem."

12728. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyiliği emretmeniz ve kötülükten sakındırmanız gerekir. Aksi taktirde kötüleriniz işlerinizin dizginlerini ele geçirir ve bu taktirde iyilerinizin duası da müstecap olmaz."
12729. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanlar iyiliği emretmeyi ve kötü-lükten sakındırmayı terk edince ve Ehl-i Beyt'imden iyilere tabi olmayınca, Allah onlara kötülerini musallat kılar ve bu taktirde iyileri dua etse de duaları müstecap olmaz."

12730. İmam Ali (a.s), İbn-i Mülcem tarafından yaralandıktan sonra oğlu Hasan ve Hüseyin'e (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyiliği emredip kötülükten men etmeyi terk etmeyin. Aksini yaptığınız takdirde başınıza kötüleriniz geçer ve son-ra ne kadar çağırsanız da artık sizlere icabet edilmez."

12731. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ümmetim, dünyayı büyük görünce İslam'ın azameti onlardan alınır, iyiliği emretmeyi ve kötülükten sakın-dırmayı terkedince de vahyin bereketlerinden mahrum kalırlar."
12732. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İyiliği emretmeli ve kötülükten sa-kındırmalısınız; aksi taktirde elimdeki bu sopanın kabuğunu soyduğum gibi Allah da derinizi yüzer. "

12733. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ümmetim iyiliği emretmeyi ve kö-tülükten sakındırmayı terkedince, ismi yüce Allah'a savaş ilanında bulun-malıdır."
12734. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ya iyiliği emredip kötülükten sa-kındırırsınız, ya da Allah'ın azabı hepinizi çepe çevre sarar."
12735. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanlar bir zalimi görüp ellerini tutmazlarsa, Allah'ın azabının hepsini çepe çevre sarması yakındır."
12736. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanlar iyiliği emrettikçe, kötülükten sakındırdıkça ve iyi işlerde yardımlaştıkça hayır ve iylik üzere olurlar. Ama böyle yapmazlarsa, onlardan bereket alınır, bir grubu diğer bir grubuna musallat olur. Böylece ne yeryüzünde ve ne de gökyüzünde bir dostları olur."

12737. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İsrailoğullarında meydana gelen ilk ayıp birisi diğer birisiyle karşılaştığında ona şöyle demesiydi: "Ey adam! Allah'tan kork ve günah işleme! Bu sana asla helal değildir." Ama ertesi gün onu aynı şekilde (günah ve suç işlerken) müşahade ettiği halde onunla aynı tabaktan yemek, aynı bardaktan içmek ve aynı yerde oturmak için onu bu günahtan alıkoymamasındaydı. Onlar bu işi yapınca,

Allah kalplerini birbirinin canlarına düşürdü ve şöyle buyurdu: "İsrailoğullarından kafir olanlar lanete uğramıştır..." Daha sonra Resulullah şöyle buyurdu: "Evet, Allah'a yemin olsun ki iyiliği emretmeli, kötülükten sakındırmalı, zalimin elinden tutmalı ve onu zorla da olsa hakka doğru çekmelisiniz."

12738. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Yahudi din adamları ve Hıristiyan ruhbanlar, iyiliği emretmeyi ve kötülükten sakındırmayı terk edince, Allah onlara Peygamberlerinin diliyle lanet etti ve böylece bela hepsini çepe çevre kuşattı."
12739. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki ya iyiliği emreder, kötülükten sakındırır, zalimin önünü alır ve onu zorla da olsa hak yola sürüklersiniz veya Allah kalplerinizi birbirinizin canına düşürür ve böylece Yahudi din adamlarını ve Hıristiyan ruhbanları rahmetinden uzak kıldığı gibi, sizi de rahmetinden uzak düşürür."

12740. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İyiliği emretmeli ve kötülükten sa-kındırmalısınız. Aksi taktirde Allah acemleri (arap olmayanları) üzerlerinize gönderir, onlar boyunlarınızı vurur. Onlar şiddetlidir ve asla kaçmazlar."
12741. İmam Sadık (a.s), Şiilere bir mektupta şöyle yazmıştır: "Yaşlı ve tecrübeli olanlarınız, cahil ve riyaset düşkünlerinize acımalıdır (nasihat ve irşadda bulunmalıdır) aksi taktirde benim lanetim hepinize ulaşır."

12742. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "La ilahe illallah kelimesi sürekli olarak kendisini söyleyene fayda verir ve ilahi gazap ve azabı ondan uzak-laştırır. Elbette bu hakkını küçümsememesi şartıyladır." Kendisine, "Ey Allah'ın Resulü! Hakkını küçük saymak nedir?" diye arzedilince şöyle bu-yurdu: "Allah'a isyan işleri açığa çıkar, hiçkimse itiraz etmez ve değiştir-meyi de düşünmez."


2693.Bölüm Kurtuluş Emre İtaat Eden ve Emreden Kimse İçindir


Kur'an:
"Aralarından bir topluluk: "Allah'ın yok edeceği veya şiddetli azaba uğratacağı bir millete niçin öğüt veriyorsunuz?" dediler. Öğüt verenler: "Rabbimize, hiç değilse bir özür beyan edebilme-miz içindir, belki Allah'a karşı gelmekten sakınırlar" dediler. Ken-dilerine yapılan öğütleri unutunca, biz kötülükten men edenleri kurtardık ve zalimleri, Allah' a karşı gelmelerinden ötürü şiddetli azaba uğrattık."

12743. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "Kendilerine yapılan öğütleri unutunca..." ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Onlar üç grup idiler. Bir grubu (Allah'ın balık avlamayı yasaklaması hakkındaki) emrine itaat etti-ler, hem de diğerlerine (itaat etmeyi) emrettiler ve kurtuluşa erdiler. Bir grubu ise (Allah'ın emriyle amel edip) itaat ettiler ama, (balık avlamaktan sakınma konusunda) başkalarına (sakınmayı) emretmediler. Bunlar karınca şekline dönüştürüldüler. Bir grubu ise ne itaat ettiler, ne de başkalarına itaat etmeyi emrettiler. Bunlar ise helak oldular."
bak. el-Madahene, 1275. Bölüm
Vesail'uş Şia, 11/416, 8. Bölüm

2694. Bölüm
Açıkça Günah İşleme Tehlikesi

12744. İmam Sadık'ın babasından (a.s) naklettiği rivayet esasınca Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kul eğer gizli bir şekilde günah işlerse bu sadece gü-nahkara zarar verir. Ama açıkça günah işler ve kimse de ona itiraz etmez-se, zararı başkalarına da ulaşır."
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bunun sebebi de şudur: Açıkça günah işleyen insan, işediği açık günahıyla Allah'ın dinini küçük düşürür, Al-lah'ın düşmanları da onu örnek alırlar."

12745. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar! Şüphesiz Allah-u Teala insanların geneline, özel bir grubun gizlice günah işlemesi ve genelinin ondan haberdar olmaması durumunda azap etmez. Ama eğer belli bir grub açıkça günah işler de insanların geneli de buna itiraz etmezse, bu taktirde her ikisi de Allah-u Teala'nın cezasına müstahak olur."
12746. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanlar, kendi aralarında ortaya çıkan günahlara karşı ses çıkarmaz ve onu değiştirmezlerse aziz ve celil olan Allah'ın azabının onları çepeçevre sarması çok yakındır."

12747. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanların geneli, belli bir grubun günahlarını değiştirmek istediği müddetçe Allah insanların geneline belli bir grubun günahı sebebiyle azap etmez. Ama eğer insanların geneli onla-rı islah etme fikrinde olmazlarsa Allah hepsine azap eder."
bak. el-Fesad, 3201. Bölüm


2695. Bölüm
Bir Topluluğun Yaptığına Hoşnut Olan Kimse

Kur'an:
"Doğrusu yaptığınıza çok kızanlardanım..."
12748. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir topluluğun yaptığından razı olan, onlarla o işe girmiş gibidir; batıl işe girenin ise iki suçu vardır: Onu yapma ve yapılmasına razı olma suçu."
12749. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar! Halkı bir araya toplayan şey hoşnutluk ve hoşnutsuzluktur. (Bir iş hususundaki hoşnutluk veya hoşnutsuzluk sevab veya cezayı genelleştirir. ) Şüphesiz Semud'un deve-sini sadece bir kişi kesmişti de hepsi bu duruma ses çıkarmayıp razı olun-ca da Allah azabı hepsine göndermişti."

12750. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölçü, hoşnut olup olmamaktır. (Se-mut kavmine ait) deveyi sadece bir kişi boğazladı, ama diğerleri onun işinden hoşnut oldukları için azap hepsine indi. O halde adil bir insan ba-şa geçince, her kim onun hükümetinden hoşnut olur ve adalet yolunda kendisine yardım ederse, onun dostu ve yardımcısı sayılır. Bir zalim başa geçerde her kim onun hükümetinden razı olur ve yaptığı zulümlerde ona yardımcı olursa, şüphesiz oda onun dostu ve velisi sayılır."

12751. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir işten razı olmak veya olmamak insanları o işe ortak kılar. O halde her kim bir işten razı olursa o işin or-tağı olur. Her kim de o işten razı olmazsa, o işin (dairesinden) dışarı çı-kar."
12752. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın

"Benden önce de bir takım Peygamberler mucizeler ve istediğiniz şeylerle geldiler. Eğer doğru söylüyorsanız neden onları öldürdünüz?" ayeti hakkında şöyle buyurmuş-tur: "Allah onların peygamberleri öldürmediklerini biliyordu. Ama onlar peygamberi öldüren kimselere meyilli idiler. Dolayısıyla Allah bu tema-yülleri ve onların yaptıklarından hoşnut olmaları sebebiyle onları da katil olarak adlandırmıştır."

Başka bir rivayette ise şöyle yer almıştır: "Bu ayetin muhatapları ile önceki Peygamberleri öldüren kimseler arasında beşyüz yıllık bir zaman farklılığı vardır. Ama bunlar, o Peygamberi öldüren kimselerin yaptıklarından hoşnut olduklarından Allah kendilerini de katil olarak adlandırmıştır."

12753. İmam Cevad (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim kötü bir işi iyi sayarsa o işe ortak olmuş olur."
12754. İmam Cevad (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir işe şahit olur da on-dan hoşnut olmazsa, ona şahit olmamış gibidir. Her kim de bir işe şahit olmaz ama ondan hoşnut olursa ona şahit olmuş gibidir."

12755. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Yeryüzünde bir günah ortaya çık-tığı zaman, her kim ona şahit olurda o işi kınarsa, ona şahit olmayan kim-se gibidir. Her kim de ona şahit olmaz ama o işten hoşnut olursa, o işe şahit olmuş kimse gibidir."

12756. İmam Ali (a.s), kardeşinin Cemel savaşında olmasını ve onun da Allah'ın, düşmanlarına karşı zaferini görmesini isteyen birisine: "Kardeşin bizimle olmayı ister miydi? " diye sordu. "Evet" cevabını alınca da şöyle buyurdu." Öy-leyse o da bizimle beraberdi. Şu askerlerimiz içinde öyle kişiler var ki he-nüz babalarının bellerinde, analarının rahimlerindedirler. Zaman, burun-dan gelen pıhtı gibi onları ortaya atacak, iman onlarla kuvvet bulacaktır."
bak. 2699. Bölüm; Vesail'uş Şia, 11/408, 5. Bölüm

2696. Bölüm
İyiliği Emreden Kimsenin Şartları
12757. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyiliği emreden ve kötülükten sa-kındıran kimsenin şu üç haslete sahip olması gerekir: "Emrettiği şeyle amel etmelidir, sakındırdığı şeyi bizzat kendisi de terk etmiş olmalıdır ve emir ve yasaklamasında adalete riayet etmeli ve yumuşak bir yol tutturma-lıdır."

12758. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İyiliği emreden ve kötülükten sa-kındıran kimsenin mutlaka şu üç haslete sahip olması gerekir: Emir ve yasaklamasında insanlarla iyi geçinme yolunu tutturmalı, emir ve yasak-lamasında adalet üzere davranmalı ve emrettiği ve yasakladığı şeyi bilme-lidir."

12759. İmam Sadık (a.s), kendisine iyiliğ emretmenin ve kötülükten sakındırmanın tüm ümmete farz olup olmadığı sorulunca şöyle buyurmuştur: "Herkese farz de-ğildir." Kendisine, "Neden? " diye arzedilince de şöyle buyurmuştur: "Zi-ra bu iş kudret sahibi olan, sözüne itaat edilen, iyi ve kötüyü tanıyan kim-selerin görevidir. Doğru ve yanlış yolu teşhis edemeyen, nerden nereye, batıla mı yoksa hakka mı davet etmesi gerektiğini bilmeyen; zayıf kimsele-rin değil. Bu sözün delili ise, aziz ve celil olan Allah'ın kitabındaki şu aye-tidir: "Aranızda hayra davet eden bir topluluk olmalıdır"

12760. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ahir zamanda bir grup riyakara it-aat eden bir topluluk gelecektir. O riyakarlar, ibadet ve zühtten söz eder-ler ve beyinsizdirler. İyiliği emretmeyi ve kötülükten sakındırmayı sadece kendilerine bir zarar gelmediği taktirde farz bilirler. Onlar kendileri için bir takım özürler ve bahaneler bulmaya çalışırlar."

12761. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim iyiliği emrederse bu işi güzel bir şekilde yapmış olmalıdır."
bak. 2698. Bölüm; Vesail'uş Şia, 11/400, 2. Bölüm; Kenz'ul Ummal, 5541, 5542, 5560, 5569

2697. Bölüm
Yapmadığı İşi Emredeni Kınamak

Kur'an:
"Ey iman edenler! Yapmadığınız şeyi niçin söylersiniz? Yapma-dığınız şeyi demeniz, Allah katında büyük gazaba sebep olur."
"Kitabı okuyup durduğunuz halde kendinizi unutur da başkalarına mı iyiliği emredersiniz? Akletmez misiniz?"
12762. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ey İbn-i Mes'ud! İnsanlara sıkı, kendisine ise hafif davranan kimselerden olma. Alalh-u Teala şöyle bu-yurmuştur: "Neden amel etmediğiniz şeyi söylersiniz? "

12763. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ben kendimi, sakınmadı-ğım şeyden insanları sakındırmaktan, önceden yapmadığım bir şeyi onlara emretmekten daha yüce biliyorum."

12764. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Amelsiz, ahiretten ümidi olan kim-seden olma... Başkalarını münkerden nehyeder; ama kendisi o işten el çekmez. Emreder; fakat emrettiği şeyi kendisi yapmaz."
12765. İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münafık kimse, kötülükten sakın-dırır ama kendisi sakınmaz ve amel etmediği şeyleri emreder."
12766. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nifak açısından insanların en zahiri (münafıklıkları zahir olan) Allah'a itaati emreden, ama kendisi amel etme-yen, günahtan sakındıran ama kendisi sakınmayan kimselerdir."
12767. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanın sapmış olması için yapmadı-ğı bir şeyi insanlara emretmesi veya kendisinin sakınmadığı bir şeyden onları sakındırması yeterlidir."

12768. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsana cehalet olarak insanları eleş-tirmesi ve kendisinin aynı şeyleri yapması yeterlidir."
12769. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Marufu emrettiği halde kendisi terk edene, kendisi işlediği halde münkerden nehyetmeye kalkışana Allah lanet etsin!"
12770. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nice emredici kimse emir kabul et-mez. Nice sakındırıcı bizzat sakınmaz. Nice öğüt veren öğüt almaz. Nice alim ilminden faydalanmaz."

12771. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyiliği emret ve kendin onunla amel etmeye çalış. İyiliği emreden, ama ondan uzak duran, günahını yüklenen ve kendisini Allah'ın gazabına maruz bırakan kimse gibi olma."
12772. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Emrettiğin şeyle, herkesten önce amel et ve sakındırdığın şeyden, herkesten önce kendin sakın."

12773. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kimde şu üç haslet olursa dünya ve ahireti salim olur: İyiliği emretmek ve iyiliği kabul etmek, kötülükten sakınmak ve kötülükten sakınmayı kabul etmek ve yüce ve celil olan Al-lah'ın hadlerini korumak."

12774. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanları kötülükten men edip ken-diniz de kötülükten uzak durun. Çünkü siz önce kötülük etmemekle, sonra kötülükten nehyetmekle emrolundunuz."

12775. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü birisi getirilir ve ce-henneme atılır. Bağırsakları karnından dışarı dökülür ve cehennemde de-ğirmen eşeği gibi dönüp durur. Cehennemliler onun etrafına toplanır ve şöyle derler: "Ey falan kimse! Sana ne olmuş? Sen iyiliği emredip kötülük-ten sakındırmıyor muydun? " O şöyle cevap verir: "Tabi! İyi işleri emre-dendim, ama kendim amel etmezdim; kötü işten sakındırır, ama kendim o kötülüğü yapardım."
bak. el-İlm, 2895, 2896, 2897. Bölümler; el-Va'd, 4114. Bölüm; el-Mevize, 4141. Bölüm

2698. Bölüm
Emir ve Nehyin Farz Oluşunda Şart Olmayan Şeyler

12776. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her ne kadar amel etmeseniz de iyiliği emredin. Her ne kadar kendiniz hepsinden sakınmasanız da kötü-lükten sakındırın."

12777. Resulullah (s.a.a), kendisine, "Biz sadece kamil bir şekilde riayet ettiğimiz şey-leri emreder ve sakındırırız" diye arzedilince şöyle buyurmuştur: "Hayır, her ne kadar kendiniz hepsiyle amel etmeseniz de iyilikleri emredin ve her ne kadar tümünden sakınmasanız da kötülükten sakındırın."
bak. 2696. Bölüm