Mizan'ul Hikmet-8.Cilt
 


KONUNUN DEVAMI


12416. İmam Zeyn'ul-Abidin (a.s), hakeza bir münacaatında şöyle buyurmuştur: "Seni görmek, gözlerimin aydınlığıdır ve sana kavuşmak, ruhumun arzu-sudur. Sana iştiyak duyuyorum ve muhabbetine aşığım. Başımda senin aşkın var ve senin hoşnutluğunu diliyorum ve ihtiyacım seni görmektir."

12417. İmam Zeyn'ul-Abidin (a.s), hakeza bir münacaatında şöyle buyurmuştur: "Allah'ım! Bizleri sana yakınlaşmak ve dostun olması için seçtiğin dostlu-ğun ve muhabbetin için halis kıldığın, ruhuna seni görmenin şevkini kat-tığın, kendisini hükmünden hoşnut kıldığın, sana bakmakla nasiplendirdi-ğin kimselerden kıl. Bana seni görme nimetini bağışta bulun."
12418. İmam Zeyn'ul-Abidin (a.s), hakeza bir münacaatında şöyle buyurmuştur: "İçimdeki yangını seni görmekten başka bir şey söndüremez. Sana olan iştiyak derdimi seni görmekten başka hiçbir şey dindiremez."

12419. İmam Zeyn'ul-Abidin (a.s), hakeza bir münacaatında şöyle buyurmuştur: "Allah'ım! Bizleri göğüs bağlarında şevk ağaçları yetiştiren, kalplerinin de-rinliğini muhabbetinin kapladığı ve bu yüzden fikirler (zikirler) yuvasına sığınan, yakınlık ve mükaşefe (keşif) bostanlarında beslenen kimselerden karar kıl. Onların gözlerinden perdeler kenara çekilmiştir. Göğüsleri ma-rifet hakikatiyle genişlemiştir. Gözleri sevgililerini görmekle aydınlanmış-tır."

2638. Bölüm
Örtülü Kalmanın Hikmeti

12420. İmam Rıza (a.s), Allah'ın neden perdeler arkasında gizli olduğunu soran bir zındıka şöyle buyurmuştur: "Allah'ın kullarına perdeli kalması, kullarının gü-nahlarının çokluğu sebebiyledir."
12421. İmam Seccad (a.s), bir duasında şöyle buyurmuştur: "Sen kendini yaratıkla-rından örtmedin. Onların kendi çirkin işleri, seninle onlar arasında perde oldu."

12422. İmam Sadık (a.s), kendisine, "Allah neden kendisini insanlardan sakladı ve buna rağmen insanlara Peygamberlerini gönderdi?" diye soran İbn-i Ebi'l-Evca'ya şöyle buyurmuştur: "Eyvahlar olsun sana! Kudretini varlığında gösteren kimse, kendisini senden nasıl gizleyebilir? Yok olan seni yaratmış, küçük olduğun halde seni büyütmüş, zayıf olduğun halde seni güçlü kılmıştır..." İbn-i Ebi'l-Evca şöyle diyor: "İmam Sadık (a.s) sürekli olarak vücudum-daki inkar edemediğim Allah'ın kudret göstergelerini benim için saydı ta ki çok geçmeden benimle onun arasında Allah'ın zahir olacağını san-dım."

12423. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Duyu organları onu kapsayamaz ve perdeler onu örtemez. O yaratıklarından örtülüdür, zira onlar için müm-kün olan şey kendisi için mümkün değildir. Allah için mümkün olmayan şey, yaratıklarının zatı için mümkündür. Hakeza yapıcı ile yapılan, rab ile terbiye edilen, sınırlandırıcı ile sınırlandırılan şey arasındaki farklılıklar ve ayrılıklar sebebiyledir."
12424. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hiçbir perdesi olmaksızın perdeli-dir ve hiçbir örtüsü olmadığı halde örtülüdür."
12425. İmam Ali (a.s) bir hadisinde şöyle buyurmuştur: "Şeyleri birbirinden örtü-lü kılmıştır ki bu yolla kendisiyle yaratıkları arasında hiçbir perdenin ol-madığı yaratıklarına bildirsin"
12426. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "O ve yaratıkları arasında kendileri (yaratıkları) dışında hiçbir örtü yoktur. O hiçbir perde olmaksızın perdeli ve hiçbir örtü olmaksızın örtülüdür."
Abk. el-Kalb, 3399. Bölüm

2639. Bölüm
Nur Perdeleri

12427. İmam Seccad (a.s), Allah-u Teala'nın, "Sonra yakınlaştı, asıldı, sonra iki yay kadar yakınlaştı ve daha yakın oldu" ayeti hakkında şöyle buyur-muştur: "Allah Resulü (s.a.a) nur perdelerine yakınlaştı. Göklerin meleku-tunu gördü. Sonra asıldı ve ayağının altından, yerin melekutuna baktı, sonra yere olan yakınlığının iki yay ucu kadar, hatta daha az olduğunu sandı."

12428. İmam Rıza (a.s), Allah-u Teala'nın, "O büyük olay ortaya çıktığında ve secdeye çağırıldıklarında" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Nurdan bir perde kenara çekilir ve müminler secdeye kapanırlar."
12429. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın perdesi nurdur."

12430. İmam Ali (a.s), Şabaniyye münacaatında şöyle buyurmuştur: "Allah'ım! Senden başka herşeyden kamil kopma ve tümüyle sana yönelme nimetini bana bağışta bulun. Kalplerimizin gözlerini sana bakış nuruyla aydınlat ki kalp gözleri nurdan perdeleri yırtıp atsın, azamet madenine ulaşsın ve canlarımız kudsünün izzetine asılsın."
Bak. El-Bihar, 58/39, 5. Bölüm
2640. Bölüm
Allah Ezeli ve Ebedidir

12431. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlk oluşuna bir başlangıç, ezeli olu-şuna bir son yoktur. O her zaman olan ilk, sonu olmayan bakidir... O'na, "Ne zaman vardı?" veya "Ne zamana kadar olacak?" gibi ifadeler kullanı-lamaz... Her şeyin hedefini, müddetini, zamanını ve sayısını kuşatır."
12432. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hamd evvel olan ve kendisinden önce hiçbir şey bulunmayan, ahir olan ve kendisinden sonra hiçbir şey bulunmayan Allah'a mahsustur."

12433. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah, nihayetine erişilecek bir sonu olmayan evveldir ve sonuna erişilemeyecek olan ahirdir."
12434. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hamd o Allah'a mahsustur ki, ahir olmadan önce evvel olacak bir şekilde, sıfatlardan biri, diğer sıfatından öne geçmez."
12435. Bir duada şöyle buyurulmuştur: "Senin evvel oluşun ahir oluşun gibidir ve ahir oluşun evvel oluşun gibidir."
12436. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hamd, her ilkten önce, her ahirden sonra var olan Allah'a mahsustur. İlk oluşu O'ndan önce bir varlığın bu-lunmamasını; ahir oluşu, O'ndan sonra bir varlığın olmamasını gerekti-rir."

12437. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlki olmaksızın her şeyden evveldir; nihayeti olmaksızın her şeyden sonradır."
12438. İmam Ali (a.s), kendisine, "Aziz ve celil olan Rabbimiz, ne zaman var ol-muştur?" diye soran bir Yahudi'ye şöyle buyurmuştur: "Ey Yahudi! Rabbimiz önce yok olacak ve sonradan vücuda gelecek bir şekilde olmamıştır. Do-layısıyla, "ne zamandan olmuştur? "

sorusu, önceden olmayan ve sonra-dan olan varlıklar hakkında sorulabilir. Allah sonradan yaratılmaksızın var olmuştur, sürekli var olmuştur, Allah'ın bir öncesi ve başladığı bir noktası yoktur. Önceden önce ve nihayi noktadan (ezel yönünden) öncedir. Son nokta onunla biter ve o her sonun sonudur."

12439. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın yaratıkları yaratmaya baş-laması, kendisinin bir başlangıcı olmadığının delilidir. Zira (başkaları vesi-lesiyle) başlayan hiçbir şey, başkasının başlatıcısı olamaz."
12440. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah hiçbir vakit ve zamanla önüne geçilmiş (kendisinden önce var olunmuş) değildir."

12441. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zamanlar, onunla birlikte değildir, yardım araçları ona yardım etmemiştir, olması zamanlardan, varlığı yok-luktan ve ezeli oluşu başlangıcı olmasından öncedir. Araçlar ve gerçler, "Ne zaman" kelimesiyle, başlangıcı olmayan mülkünden ve önceliğinden dışarı çıkmış ve "idi" (ki yakın geçmişi ifade etmektedir) kelimesiyle ezeli olmaktan mahrum kalmışlardır."

12442. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "O evvel ve ahirdir" ayetindeki "ahir" kelimesinin anlamı sorulunca şöyle buyurmuştur: "Herşey yok olur veya değişir veya değişiklik ve zevale uğrar. Bir renkten başka bir renge, bir şe-kilden başka bir şekile, bir sıfattan başka bir sıfata bürünür, çokluktan az-lığa ve azlıktan çokluğa yönelirler. Sadece alemlerin Rabbi olan Allah sü-rekli bir halet üzeredir ve öyle olacaktır. Varlıkların evvelidir; herşeyden önce var olmuştur, ezelde olduğu gibi de ahirdir."
bak. el-Bihar, 3/283, 12. Bölüm

2641. Bölüm
Allah Var İdi ve Onunla Birlikte Hiçbir Şey Yoktu

12443. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Tebarek ve Tela var idi ve onunla birlikte hiçbir şey yoktu. Karanlıktan arınmış bir nurdu. Doğru sözlüydü ve onda hiçbir yalan yoktu. Bilgiliydi, onunla birlikte bir cehalet yoktu, diri idi onunla birlikte ölüm yoktu. Şu anda da aynen böyledir ve her zaman da böyle olacaktır."

12444. Resulullah (s.a.a), Ali'ye (a.s) öğrettiği bir duasında şöyle buyurmuştur: "(Ey Allah'ım! ) Senden başka bir ilah yoktur, sen henüz gökler bina edilmeden ve yeryüzü serilmeden, ışıldıyan bir güneş olmadan, karanlık bir gece olmadan, aydınlık bir gün olmadan, derin bir deniz olmadan, yüksek bir dağ olmadan ve akan bir nehir ve parlak bir yıldız olmadan önce var idin... Herkesten önce sen var idin ve herşeyi sen var ettin. Herşeye karşı kudretin yeter ve her şeyi sen vücuda getirdin."

12445. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kıdem ve önceliksiz sıfatı, akıl sa-hiplerini ondan önce hiçbir şeyin olmadığı ve sürekli oluşunda hiçbir or-tağı ve yardımcısı bulunmadığı gerçeğine kılavuzluk etmektedir. Dolayı-sıyla bütün herkesin itirafı ve bu aciz kılıcı sıfat, Allah'tan önce hiçbir şeyin olmadığı ve onunla aynı zamanda bulunmadığı gerçeğini açıklığa ka-vuşturmaktadır. Allah'tan önce veya Allah ile birlikte başka bir varlığın da olduğunu söyleyen söz doğru değildir. Zira eğer O'nunla birlikte bir şey olursa, bu taktirde Allah'ın onun yaratıcısı olması doğru değildir."

12446. İmam Bakır (a.s), "Acaba Allah vardı da onunla beraber başka bir şey yok muydu? " diye soran Zürare'ye şöyle buyurmuştur: "Evet, o var idi ve onunla birlikte başka hiçbir şey yok idi." Ben (Zürare), şöyle arzettim: "O halde neredeydi?" Zürare şöyle diyor: "Burada İmam bir yere dayanmışken oturdu ve şöyle buyurdu: "İmkansız bir söz söyledin. Mekanı olmayan Allah hakkında yer ve mekanı sordun."

2642. Bölüm
Allah Diridir

Kur'an:
"Allah, O'ndan başka ilah olmayan, diri, her an yaratıklarını göze-tip durandır."
"Ölümsüz, diri olan Alla'a güven, O'nu överek tespih et. Kulla-rının günahlarından haberdar olarak kendisi yeter."
"O diridir, O'ndan başka ilah yoktur. Dini yalnız O'na has kıla-rak O'na yalvarın. Övgü, âlemlerin Rabbi Allah içindir."
12447. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz kendisinden başka ilah olmayan Allah bir niteliği veya bir mekanda oluşu söz konusu olmaksızın diriydi."

12448. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah cehaletten uzak bir bilendir, kendisinde ölümü olmaksızın diridir, kendisinde zulmet ve karanlık ol-maksızın nurdur."
12449. Yunus b. Abdurrahman şöyle diyor: "Ebu'l-Hasan Rıza'ya (a.s) şöyle ar-zettim: "Bizler için şöyle rivayet edilmiştir: "Allah en küçük bir cehaleti olmaksızın bilendir, ölümü olmaksızın diri olandır ve karanlığı bulun-maksızın nurdur." İmam: "Evet, Allah öyledir" diye buyurdu.
12450. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah hayata sonra gelmeksizin diridir... Allah bizzat diridir."
bak. Tefsir'ul Mizan, 2/328

2643. Bölüm
Allah Bilendir

Kur'an:
"Göklerde olanları da, yerde olanları da Allah'ın bildiğini bilmez misin? Üç kişinin gizli bulunduğu yerde dördüncü mutlaka O'dur; beş kişinin gizli bulunduğu yerde altıncıları mutlaka O'dur; bunlardan az veya çok, ne olursa olsunlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, mutlaka onlarla berâberdir. Sonra, kıyamet günü, işlediklerini onlara haber verir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir."

"Gaybın anahtarları O'nun katındadır, onları ancak O bilir. Ka-rada ve denizde olanı bilir. Düşen yaprağı, yerin karanlıklarında olan taneyi, yaşı, kuruyu ki -apaçık Kitab'tadır- ancak O bilir."
"Allah her dişinin rahminde taşıdığını, rahimlerin düşürdüğünü ve alıkoyduğunu bilir. O'nun katında her şey bir ölçüye göredir."

bak. Yunus, 61; Sebe, 2; Fussilet, 47
12451. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yağmur tanelerinin, göğün yıl-dızlarının, yelin savurduğu tozların sayısı, düz ve beyaz taşın üzerinde yürüyen karıncanın hareketi ve karanlık gecelerde küçük karıncaların yuvası bile O'ndan gizli kalmaz."

12452. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münezzeh olan Allah'a yerin çukur-larında ve birbirine yakın irili ufaklı dağlarda, siyah ve dingin gecelerin zi-firi karanlığı, göğün ufuklarında gürleyen gök gürültüsü, bulutlardan par-layıp çıkan şimşekler, şiddetli yelden ve yağmurdan yere düşüp uçuşan her yaprak O'na gizli değildir. O, yağan yağmur damlalarının nereye dü-şeceklerini, nerede karar kılacaklarını; karıncanın taneyi nereden nereye götüreceğini; sivrisineğe yetecek gıdayı, dişinin karnında taşıdığını bi-lir."

12453. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah, çöllerdeki vahşi hayvanların seslerini, kulların yapayalnız kuytu yerlerde yasaklanmış şeyleri nasıl işle-diklerini, derin denizlerdeki balıkların çeşitlerini, kasırgalarla dalgaların çarpışmalarını bilir."
bak. 2642. Bölüm, 12449. Hadis; el-Bihar, 4/74, 2. Bölüm; Tefsir'ul Mizan, 15/252

2644. Bölüm
Allah Sırları ve En Gizli Şeyleri Bilendir

Kur'an:
"And olsun ki insanı biz yarattık; nefsinin kendisine fısıldadıkları-nı biliriz; biz ona şah damarından daha yakınız."
"Sen sözü istersen açığa vur, şüphesiz O sırrı da gizliyi de de bi-lir."
12454. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kullarının kıpırtısız bakışları, dille-riyle kelimeleri tekrarlayışları, bir tepeye yaklaşmaları, karanlık ve mehtaplı gecede adım atışları O'na asla gizli değildir."

12455. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "O gizleyenlerin içindeki sırları, fısıl-daşarak konuşulanları, hayalden geçen kuşkuları ve kesin inançları bilir."
12456. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlmi; her türlü gaybi gizlilikleri ve gizli inançları kuşatmıştır."
12457. İmam Sadık (a.s), kendisine Allah-u Teala'nın, "Şüphesiz Allah sırrı da gizliyi de bilir" ayeti hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Sır, nefsinde gizlediğin şeydir ve gizli ise zihninden geçen ve sonra unuttuğun şeydir."

12458. İmam Sadık (a.s), kendisine Allah-u Teala'nın, "Gözlerin gizli bakışla-rını da bilir" ayeti hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Görmüyor musun, insan bazen bir şeye bakar, adeta o şeye bakmıyor gibi durur, işte bu gizli bakışlardır."
bak. En-Nezer, 3886. Bölüm

2645. Bölüm
Allah'tan Başka Her Alim İlmini Başkasından Almıştır

12459. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'tan başka her alim, ilmini baş-kasından almıştır."
12460. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her alim, bir cehaletten sonra ilim elde etmiştir, ama Allah ne cahildir ve ne de ilmini birinden öğrenmiş-tir."
12461. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah ilmini birinden elde etmeksi-zin veya artırmaksızın, ya da birinden öğrenmeksizin alimdir... Allah'ın idraki görmekle değildir ve ilmi başkası tarafından bildirilmekle değildir."

2646. Bölüm
Allah'ın İlmi Ezelidir

12462. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bilinen yokken bilen, terbiye edilen yokken Rab; gücün uygulandığı yokken kadir olandır."
12463. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah eşyaların meydana gelişini vaktine havale etti... Onları meydana getirmeden önce biliyordu."

12464. İmam Sadık (a.s), Allah'ın mekan hakkındaki ilminin onu icad etmeden önce mi, icad ile birlikte mi yoksa daha sonra mı olduğu hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Allah yücedir! Allah'ın, henüz yaratmadığı haldeki mekan hakkındaki ilmi, mekanı yaratmadan önceki ilmiyle aynıdır. Allah'ın bütün eşya hakkındaki ilmi de mekan hakkındaki ilmi gibidir."
12465. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlim, hiçbir malum (bilinen) ol-maksızın Allah'ın zatıydı. Eşyayı yaratınca da ilmi, malum (bilinen) hak-kında gerçekleşmiş oldu."

2647. Bölüm
Allah'ın Geçmiş Şeyler Hakkındaki İlmi, Gelecek Şeyler Hakkındaki İlmi Gibidir

12466. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah yarattığı şeyi her zaman bili-yordu. Dolayısıyla Allah'ın yaratmadan önce eşya hakkındaki ilmi, yarat-tıktan sonra onlar hakkındaki ilmi gibidir."
12467. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölüp gidenleri bilmesi, yaşayıp ka-lanları bilmesi gibidir; yüce göklerde olanları bilmesi, aşağı yerlerdekini bilmesi gibidir."

12468. İmam Sadık (a.s), kendisine, "Allah gökleri ve yeri yaratmadan önce de, olmuş ve olacaklar hakkında bir ilim sahibi miydi? " diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Evet, gökleri ve yeri yaratmadan önce (herşeyi biliyordu.)"
12469. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah eşyaları yaratmadan önce, on-lar hakkında ilim sahibiydi. O halde onları vücuda getirdiğinde ilminde bir artış olmamıştır. Allah'ın varetmeden önce eşya hakkında ilmi, onları varettikten sonraki ilmi gibidir."
12470. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her gayip senin nezdinde şuhuttur (açıktır.)"
bak. 12460. Hadis



2648.Bölüm Allah'ın İlmi Nitelendirilemez


12471. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın ilmi, "Neredendir?" diye nitelendirilemez. Allah'ın ilmi "Nasıl?" diye nitelendirilemez. Ne ilim Al-lah'tan ayrılır, ne de Allah ilimden ayrılır. Allah ve ilim arasında hiçbir sı-nır yoktur."

12472. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala ilimle nitelendirilmiştir; ama kendisiyle eşyayı bileceği ve gelecek işleri hususunda kendisinden yardım alacağı, sonradan kazanılmış bir ilimle değil. (Allah'ın ilmi ezelidir ve zatıyla aynıdır)"

12473. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın eşya hakkındaki ilmi sadece kendisiyle ilim hasıl olan araçlar vasıtasıyla değildir. Allah ile malum (bili-nen) arasında kendisiyle malum sahibi olacağı başka bir ilim yoktur."

2649. Bölüm
Allah Adildir

Kur'an:
"Allah şüphesiz zerre kadar haksızlık yapmaz, zerre kadar iyilik ol-sa onu kat kat artırır ve katından büyük ecir verir."
"Allah, O'ndan başka ilah olmadığına ve adaleti gözettiğine şahit-lik etmiştir. Melekler ve ilim sahipleri de (buna şahitlik etmiştir . ) O'ndan başka ilah yoktur; güçlüdür, hikmet sahibidir."
12474. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şehadet ederim ki Allah adildir, ada-letle davranır ve Allah hakimdir, hak ve batılı birbirinden ayırır."

12475. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Vaadinde sadık olan, kullarından zulmü kaldıran, yarattıkları arasında adaleti ikame eden ve hükmünde herkese adil davranandır."
12476. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hilmi çok olduğundan affeden, bü-tün hükümlerinde adil olandır."

12477. İmam Zeyn'ul-Abidin (a.s), bir duasında şöyle buyurmuştur: "Bütün yaratıklar, senin verdiğin her cezanın zülum olmadığını itiraf eder ve bağışla-dığın herkesi lütfün ve kereminle bağışladığına tanıklık eder."
12478. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nimet içinde hoşnut olarak yaşayanların mutluluk nimetleri, ancak işledikleri günahlar yüzünden yok olur gi-der. Çünkü "Allah, kullarına zulmedici değildir."

12479. Uzeyr Peygamber (a.s) şöyel buyurmuştur: "Ey Rabbim! Ben senin bütün işlerinin sağlamlığını düşündüm ve aklımla adaletini anladım. Ama bilme-diğim bir konu var. O da şudur: "Sen belaya müstahak olanlara gazapla-nıyorsun, ama azabın hepsini, -çocuklarını da- kapsamaktadır..." Kendisi-ne şöyle denildi: "Ey Uzeyr! Bir topluluk azabıma hak kazanınca, azabı-mın inişini, çocuklarının ömrünün bitişine kadar (ertelemeyi) taktir ede-rim. Neticede çocuklar ecelleri geldiği için ölür. Günahkarlar ise benim azabımla helak olur."

bak. Bu konuda daha fazla bilgi için Farsça adlı "Adl der Cihan bini Tevhid" ki-tabım ile el-Mizan, 15/324. sayfada yer alan Allah-u Teala'dan zülmü nefyetmek hususundaki bilgilere müracaat ediniz...

2650. Bölüm
Allah'ın Adaletine İnanmanın Anlamı

12480. İmam Sadık (a.s), kendisine dinin esası sorulunca şöyle buyurmuştur: "Dinin esası tevhit ve adalettir... Ama tevhit kendin hakkında reva gördüğünü, Rabbin hakkında reva görmemendir. Adaletin anlamı ise, Rabbinin ken-disiyle seni kınadığı şeyleri ona isnat etmemendir."

12481. İmam Ali (a.s), kendisine, "Adalet nedir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Adalet Allah'ı itham etmemendir."
12482. İmam Sadık (a.s), Hişam b. Hakem'e şöyle buyurmuştur: "Sana adalet ve tevhit hakkında bir cümle öğretmeyeyim mi?" Hişam şöyle arzetti: "Öğret kurbanın olayım." İmam şöyle buyurdu: "Allah'ın adaletine inanmanın şartlarından biri onu itham etmemendir ve Allah'ı tevehhüm etmemen ise tevhittendir."

12483. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'ı yaratıklarına benzeten, Al-lah'ı tanımamıştır. Kullarının günahını Allah'a isnat eden ise, onu adaletle nitelendirmemiştir."

2651. Bölüm
Münezzeh Olan Allah'ın Adil Olduğunun Delili

12484. İmam Zeyn'ul-Abidin (a.s), Kurban Bayramı ve Cuma günü yaptığı duasında şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz, bildim ki senin hükmünde, zulüm ve ceza-landırmanda acelecilik yoktur. Zira (fırsatı) kaybetmekten korkan kimse acele eder ve şüphesiz zayıf olan kimse zulüm etmeye ihtiyaç duyar. Ey Allah'ım! Sen bu işlerden daha yüce ve üstünsün."

2652. Bölüm
Allah Yaratıcıdır

Kur'an:
"Allah her şeyin yaratanıdır. O her şeye vekildir."
"Sonra nutfeyi kan pıhtısına çevirdik, kan pıhtısını bir çiğnem-lik et yaptık, bir çiğnemlik etten kemikler yarattık, kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratışla yarattık. Yaratanların en güzeli olan Allah ne uludur! "
12485. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah yaratıcıdır, ama hareket ederek ve zahmete katlanarak değil."
12486. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah yaratıcıdır, ama düşünerek de-ğil."

12487. Mervan b. Müslim şöyle diyor: "İbn-i Ebi'l-Evca, İmam Sadık'ın (a.s) yanına vardı ve şöyle dedi: "Siz Allah'ın herşeyin yaratıcısı olduğunu söy-lemiyor musunuz?" İmam Sadık (a.s), "Evet" diye buyurdu. İbn-i Ebi'l-Evca, "Oysa ben de yaratıyorum" deyince İmam sordu: "Sen nasıl yaratı-yorsun?" diye sorunca İbn-i Ebi'l-Evca şöyle dedi:

"Bir yerde def-i hacet ediyorum, sonra bekliyorum ve onda bir takım canlılar oluşmaktadır." İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Her hangi bir şey yaratan kimse, onların nite-liğini ve niceliğini bilmez mi? " O, "Evet bilir" deyince İmam şöyle bu-yurdu: "Sen o canlıların, erkek mi veya dişi mi olduğunu, ne kadar yaşa-yacağını biliyor musun? " İbn-i Ebi'l-Evca böylece sustu."

12488. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hamd, kudret ve hikmetiyle eşyayı yaratan ve yoktan var eden Allah'a mahsustur. Allah eşyayı başka bir şey-den yaratmamıştır ki yoktan var edişi iptal olsun ve bir sebeple yaratma-mıştır ki benzersiz yaratışı gerçekleşmesin. O istediğini, istediği şekilde yaratandır."

12489. İmam Kazım (a.s), kendisine, yüce yaratıcıdan başka yaratıcının olup olmadığı sorulunca şöyle buyurmuştur: "Allah Tebarek ve Teala şöyle buyurmuştur: "Yaratıcıların en güzeli olan Allah övülmeye layıktır." O halde kulları arasında da yaratıcı olan ve olmayan kimselerin varlığını haber vermiştir. Örneğin İsa (a.s) Allah'ın izniyle topraktan bir kuş yarattı, ona üfledi ve Allah'ın izniyle o topraktan heykel, gerçek kuşa dönüştü. Samiri de İsrailoğulları için buzağı heykeli yaptı, o buzağı heykeli de ineğin sesine benzer bir ses çıkarıyordu."

El-Mizan Tefsiri'nde şöyle yer almıştır: "Allah-u Teala'nın kendisini en iyi yaratıcı olarak nitelendirmesinden de anlaşıldığı üzere yaratmak Allah'a özgü değildir. Ger-çek de böyledir. Zira önce de söylendiği gibi, yaratmak taktir etmek anlamındadır. Taktir etmek ve bir şeyi başka bir şeyin üzerinden ölçüp biçmek ise Allah-u Tea-la'ya özgü bir şey değildir. Kur'an'ı Kerim'in yaratmayı Allah-u Teala'dan başkası-na isnat ettiği ayetlerden birinde şöyle buyurmaktadır: "Hani sen, çamurdan kuş gibi bir şey yaratmış..." Hakeza şu ayettir : "Aslı olmayan sözler yaratıyorsunuz."

12490. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Çok geçmeden insanlar bir takım sorular soracak ve sonunda şöyle soracaklardır: "Herşeyi Allah yaratmış-tır, o halde Allah'ı kim yaratmıştır." Böyle bir şey sorduklarında siz onlara şöyle deyin: "Allah birdir, Allah müstağnidir, doğurmamıştır ve doğma-mıştır. O'nun eşi ve dengi yoktur."

12491. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şeytan sizlerden birinin yanına ge-lir ve şöyle sorar: "Seni kim yarattı?" siz: "Allah" deyince Şeytan şöyle so-rar: "Allah'ı kim yarattı?" Sizden biri böyle bir soruyla karşılaşırsa şöyle cevap versin: "Allah ve Resulü'ne iman ettim." Böylece (bu soru ve şey-tani vesveseler) ondan (zihninden) uzaklaşmış olur."
bak. 2632. Bölüm, el-Bihar, 4/147, 5. Bölüm

2653. Bölüm
Allah Kadirdir

Kur'an:
"Her hangi bir ayetin hükmünü yürürlükten kaldırır veya unuttu-rursak, onun yerine daha hayırlısını veya onun benzerini getiririz. Allah'ın her şeye kadir olduğunu bilmez misin? "
12492. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'tan başka her kudret sahibi, hem güçlüdür, hem acizdir. (Mutlak güçlü değildir.)"

12493. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münezzeh olan Allah'tan başka her kadir makdurdur (kendi gücünün üstünde mutlaka bir güç vardır.)"
12494. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hiçbir makdur olmadığı zaman da Allah kadir idi (kudret ezelidir ve Allah'ın zati sıfatlarından biridir.)"

12495. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Tebarek ve Teala'nın kudre-ti ölçülmez. Kullar onu nitelendirme gücüne sahip değildir."
12496. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah nitelendirilemez, nasıl nitelendirilsin ki?! Nitekim kendi kitabında şöyle buyurmuştur: "Allah'ı hakkıyla taktir edemediler" O halde Allah, nitelendirildiği her kudretten daha büyük ve yücedir."

12497. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İblis, İsa b. Meryem'e (a.s) şöyle dedi: "Senin Rabbin yeryüzünü, hiç küçültmeden, yumurtayı da hiç bü-yütmeden bütün bir yeryüzünü yumurtanın içine koyabilir mi?" İsa (a.s) şöyle buyurdu: "Eyvahlar olsun sana! Allah acizlik sıfatıyla nitelendirile-mez. Yeryüzünü küçültebilecek ve yumurtayı büyütebilecek kimseden daha güçlü kim vardır."

12498. Mesih (a.s), kendisine "Rabbin dünyayı bir yumurtanın içine yerleştirebilir mi? " diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Acizlik, aziz ve celil olan Allah'a isnat edilemez. Ama sizin ondan istediğiniz mümkün olmayan bir şeydir. (Allah'ın kudreti imkansız şeylere taalluk etmez.)"

12499. İmam Ali (a.s), hakeza bu soruya cevap olarak şöyle buyurmuştur: "Eyvah-lar olsun sana! Allah acizlikle nitelendirilemez. Yeryüzünü küçültebilecek yumurtayı ise büyütebielcek daha güçlü kim vardır? "
12500. İmam Ali (a.s), hakeza bu soruya cevap olarak şöyle buyurmuştur: "Allah Tebarek ve Teala'ya acizlik isnat edilemez. Ama benden sorduğun şey mümkün olan şeylerden değildir."

12501. İmam Rıza (a.s), hakeza bu soraya cevap olarak şöyle buyurmuştur: "Evet, Allah yeryüzünü yumurtadan daha küçük bir şeye de yerleştirebilir. Allah onu yumurtadan daha küçük olan gözüne yerleştirmiştir. Eğer gözünü açacak olursan, göğü, yeri ve gök ile yer arasında olan herşeyi müşahade edersin. Oysa Allah isterse, seni onları görmekten engeller, kör eder."
bak. Eş-Şeytan, 2015. Bölüm, el-Bihar, 4/134, 4. Bölüm


2654.Bölüm Allah Mütekellimdir (Konuşandır)


Kur'an:
"Peygamberlerden bir kısmını daha önce sana anlatmış, bir kısmını da anlatmamıştık ve Allah, Mûsa'ya gerçekten hitab etmiş-ti."
12502. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "O, Musa'ya söyleyeceğini söylemiş, azametli ayetlerini kendisine göstermiştir. Ama bir uzuvla, aletle, konuş-ma ve dille değil."

12503. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Musa ile hiçbir endam, araç, dudak ve dil olmaksızın konuşmuştur."
12504. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah dil ve ağız olmaksızın haber verir, kulak delikleri olmaksızın işitir, telaffuz etmeksizin konuşur ve ha-fıza olmaksızın ezberler... Olmasını irade ettiği herşeye "ol" der ve o da oluverir.

Ama onun bu deyişi kulak zarına çarpan bir sesle veya duyulan bir nidayla değil. Münezzeh olan Allah'ın sözü, kendisini icad ettiği, mü-cessem kıldığı ve önceden var olmayan fiilidir. Zira eğer (fiili de) kadim ve ezeli olsaydı, ikinci ilah olurdu."

12505. İmam Rıza (a.s), kendisine, "Eğer Peygamberler masumsa nasıl olur da Keli-mullah Hz. Musa, Allah-u Teala'nın görülemeyeceğini bilemedi ve ondan böyle bir talepte bulundu? " diye soran Memun'a cevap olarak şöyle buyurmuştur: "Kelimul-lah Musa b. İmran (a.s), Allah'ın gözle görülmekten çok daha yüce oldu-ğunu biliyordu.

Ama aziz ve celil olan Allah onunla konuşunca ve kendi-sine mukarreb (yakın) kılınca kavminin yanına geri döndü ve aziz ve celil olan Allah'ın kendisiyle konuştuğunu, kendisine yakın kıldığını ve onunla fısıldaştığını bildirdi. Kavmi ona şöyle dedi: "Biz de senin gibi Allah'ın sözlerini işitmedikçe asla senin sözlerine inanmayacağız..."

Sonra Musa onları Sina dağına doğru götürdü, onları dağın eteklerinde bıraktı. Kendi-si dağın zirvesine çıktı. Allah Tebarek ve Teala'dan kendisiyle konuşma-sını ve konuşmasını o topluluğa işittirmesini istedi. Adı yüce olan Allah Musa (a.s) ile konuştu. İnsanlar yukarıdan, aşağıdan, sağdan, soldan,

ön-den ve arkadan (altı yönden) onun sözünü işittiler. Zira aziz ve celil olan Allah konuşmasını bir ağaçta vücuda getirdi, sonra onu her taraftan işite-cekleri bir şekilde etrafa dağıttı."
12506. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her zaman da ve fetret dönemlerin-de, büyük nimetler sahibi Allah'ın, fikirlerine ve akıllarına ilham ettiği, akıl ve düşünceleriyle konuştuğu kullar var olmuştur."
bak. Tefsir'ul Mizan, 14/247, Kelam fi Me'na hudusi'l kelam ve kıdemihi fi fusul

2655. Bölüm
Allah İrade Sahibidir

Kur'an:
"Bir şeyi dilediği zaman, O'nun buyruğu sadece, o şeye "Ol" demektir. O da hemen olur."
12507. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kulların irade ve isteği, onların batıni maksadı ve bunun ardından ortaya çıkan fiilleridir. Aziz ve celil olan Allah'ın bir fiil hakkındaki iradesi ise onu vücuda getirmesidir. Ona "Ol" der, o da oluverir. Şüphesiz bu konuda, hiçbir sıkıntıya düşmez ve hiçbir niteliğe bürünmez."

12508. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Konuşur, ama telaffuzda bulunmak-sızın. İrade eder, ama batıni bir düşünce ve tedebbür olmaksızın."
12509. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah, irade edendir, ama (önceden) bir azim ve karar olmaksızın! Allah yaratıcıdır, ama bir endam ve organ ile değil."
12510. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eşya, Allah'ın irade ve isteğiyle, O hiçbir söz söylemeksizin, içinden hiçbir düşünce geçmeksizin ve diliyle hiçbir söz konuşmaksızın, vücuda gelmektedir."
bak. 2667. Bölüm

2656. Bölüm
Allah Zahir'dir ve Batın'dır

Kur'an:
"O (her şeyden) öncedir, (kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı) sondur, (varlığı) aşikardır, (gerçek mahiyeti insan için) gizlidir. O her şeyi bilir."
12511. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zahirdir; "Hangi şeyden?" denemez. Batındır; "Hangi şeyde" diye sorulamaz."
12512. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "O'ndan daha açık bir şeyin olmadığı zahir ve O'ndan daha gizli bir şeyin olmadığı batındır."

12513. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zahirdir, görülmeksizin. Batındır, ama küçüklük ve zarafetinden değil."
12514. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bakanların O'nu inceden inceye ta-riflerinden zahir, izzetinin saygınlığıyla O'nu tasarlayanların fikirlerinden batındır."

12515. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "(Yaratıklarının) Kalplerine delille-riyle görünendir."
12516. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "O, gücü ve azametiyle tüm mahlukatına zahirdir, ilmi ve marifetiyle batındır."
12517. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zahir olduğu halde batındır ve batın olduğu halde aşikardır."
12518. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gizli olması aşikar olmasını engel-lemez. Aşikar olması O'nu gizli kalmaktan alıkoymaz."

12519. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hamd Allah'a ki hiç bir sıfatı diğer sıfatlarından öncelikli değildir. Dolayısıyla ahir (son) olmadan evveldir, batın (gizli) olmadan zahirdir... O'ndan başka her zahir batındır, her batın ise zahir değildir."

12520. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın zahir oluşu, eşyanın üstüne binmesi, üzerine oturması ve zirvesine ayak basması anlamında değildir. Eşyaya olan kahrı, üstünlüğü ve kudretiyle zahirdir. Örneğin birisi şöyle der: "Düşmanlarımın üzerine zahir oldum, Allah beni düşmanıma zahir kıldı." O kendi zaferini ve (düşmana karşı) üstün gelişini ifade etmektedir. Allah'ın eşya üzerindeki zuhuru da işte böyledir (yani kahır,

galebe, üstünlük ve eşyaya tasallutunu ifade etmektedir.) Allah'ın zahir oluşunun diğer bir anlamı da kendisini talep eden herkes için aşikar olmasıdır ve (zahir olmasının diğer bir anlamı da) kendisine hiçbir şeyin gizli kalmamasıdır. Hakeza (zahir olmanın diğer bir anlamı da) Allah'ın, yarattığı herşeyi tedbir ve irade etmesidir. O halde Allah Tebarek ve Teala'dan daha aşikar olan kimdir? Zira sen nereye yönelirsen yönel,

O'nun yaratışının nişanesini ve etkilerini görürsün. Kendi vücudunda da onun yeteri kadar nişaneleri vardır. Ama bizim hakkımızda zahir, kendisine aşikar olan, bir hat ve hududu bulunandır. O halde biz ve O (zahir) ismi hakkında ortağız. Ama anlamı hususunda bir ortaklığımız yoktur. Allah'ın batın ve gizli oluşu ise eşyanın içinde gizli olduğu, yani onların içine girdiği anlamında değildir. Allah'ın ilim, koruma ve tedbirinin eşyanın içine de (zahirlerine olduğu gibi) nüfuz etmesi anlamındadır."

12521. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah kahrıyla herşeye üstündür."
12522. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah işlerin gizliliklerini bilir. Yara-tışındaki göze çarpan tedbir nişaneleri sebebiyle de akıllara aşikardır."

12523. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah aşikardır, ama duyu organları ve hissi temaslarla değil. Allah mütecellidir (gözükendir) ama gözle görü-len bir görünme ile değil. Allah batındır, ama uzak oluş ve ayrılık sebebiy-le değil."
12524. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah gizlidir, ama örtülü olduğu için değil. Allah aşikardır (başkalarının gözleri karşısında olduğu için de-ğil)"

2657. Bölüm
Allah Herşeyin Malikidir

Kur'an:
"Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Allah her şeye ka-dirdir."
"De ki: "Mülkün sahibi olan Allah'ım! Mülkü dilediğine verir-sin; dilediğinden çekip alırsın; dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; iyilik elindedir. Doğrusu sen, her şeye kadirsin."

"Göklerin ve yerin egemenliği kendisinin olan, çocuk edinme-yen, hükümranlıkta ortağı bulunmayan Allah yücelerin yücesidir."
12525. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "O'ndan başka her malik memluktur (malik olunandır.)"

12526. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münezzeh olan Allah'tan başka her malik memluktur (malik olunandır.)"
12527. İmam Ali (a.s), "la havle ve la kuvvete illa billah" sözünün tefsirinde şöyle bu-yurmuştur: "Biz Allah ile birlikte bir şeye sahip değiliz; sadece O'nun bizi sahip kıldığı şeylere sahibiz. O halde bizi, bizden daha çok sahibi olduğu bir
şeye sahip kıldığı zaman bize sorumluluk yüklemiştir; bizden onu geri aldığı zaman da sorumluluğu üzerimizden kaldırmıştır."

12528. Misbah'uş-Şeria'da şöyle yer almıiştır: "Allah Resulü (s.a.a) Allah'ın şöyle buyurduğunu ifade etmiştir: "Ey Ademoğlu! Benim mülküm, benim ma-lımdır. Benim malım bana aittir. Ey biçare! Mülk ve padişahlık olduğu ve sen bulunmadığın zaman neredeydin? Sen yediğin, yok ettiğin, örtündü-ğün, eskittiğin, sadaka verdiğin (ölümünden sonrası için baki bıraktığın) bu miktar sebebiyle de rahmet ve bağışlanmaya uğradığın veya azap ve ceza göreceğin miktardan fazlasına sahip misin?"
bak. el-Mal, 3763. Bölüm; Tefsir'ul Mizan, 3/144-149

2658. Bölüm
Allah Duyandır

Kur'an:
"Vasiyeti işittikten sonra değiştiren olursa, bunun günahı değiş-tirenin üzerinedir. Allah şüphesiz işitir ve bilir."
12529. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'tan başka her duyucu düşük sesleri duymaz, yüksek sesler kulağını sağır eder, uzak sesleri işitmez. "

12530. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "O, konuşanı duymakta, her susanın içini bilmektedir."
12531. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah duyandır, ama araçla değil."
12532. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Rabbimiz işitici olarak adlandırıl-mıştır. Ama bu kendisi vasıtasıyla duyduğu, ama onun vasıtasıyla bir şeyi göremediği kulak deliğine sahip olduğu anlamında değil. Ama bizler, sa-hip olduğumuz kulak deliğiyle duyuyoruz, ama onun vesilesiyle bir şeyi göremiyoruz."

12533. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "O gördüğü şeyle işitir ve işittiği şeyle görür... Hiçbir lugat ve dile yabancı olmaması ve bir şeyi duymasının kendisini başka bir şeyden alı koymaması sebebiyle şöyle diyoruz: "Allah işitendir, ama (yaratık olan) duyucuların duyması gibi değil."
12534. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah duyan ve görendir. Allah gördüğü şeyle işitir ve işittiği şeyle görür."
12535. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah işiten ve görendir.

Allah işi-tendir, ama duymak için bir endama sahip olmaksızın, Allah görendir ama hiçbir görme aletine sahip olmaksızın. "Aksine bizzat işitmekte ve bizzat görmektedir" dememizin anlamı ise, onun bir şey olduğu ve zatının da ayrı bir şey olduğu anlamında değildir. Sen bana sorduğun ben de sana bu konuyu anlatmak için bu tabiri kullandım. O halde şöyle diyoruz: "O, bütün vücuduyla işitir, ama bir cüzü ve parçası olmaksızın."

2659. Bölüm
Allah Görendir

Kur'an:
"Allah, hakla hükmeder. O'nu bırakıp da yalvardıkları putlar bir şeye hüküm veremez. Şüphesiz Allah işitir ve görür."
"Bu, sana vahyettiğimiz, öncekileri doğrulayan gerçek kitaptır. Al-lah şüphesiz kullarından haberdardır, görendir."
"Namazı kılın, zekâtı verin, kendiniz için önden gönderdiğiniz her hayrı Allah katında bulacaksınız. Allah yaptıklarınızı şüphesiz görür."

12536. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "O'ndan başka her gören gizli renkle-ri ve çok küçük cisimleri göremez."
12537. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın görmesi de işte böyledir. Allah bizim gibi kendisiyle gördüğümüz ve ondan başka bir şey istifade edemediğimiz göz deliği (bebeği) vasıtasıyla görmez."

12538. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Basir'dir, ama hisle vasıflandırıl-maz."
12539. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah görendir, ama bir aleti çevirerek değil."
12540. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Basir'dir (görendir); yaratıklarından görülen yokken."

12541. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Karanlık bir gecede, yer altında ve denizlerde, karanlık bir taş üzerindeki siyah karıncanın ayak izleri gibi hiçbir gizli işin ona örtülü kalmaması sebebiyle şöyle diyoruz: "O gören-dir."