Mizan'ul Hikmet-7.Cilt
 


2313.Bölüm Gece Namazının Sevabı


10756. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gece namazı dışında kulun yaptığı her iyiliğin Kur'an'da sevabı zikredilmiştir. Gece namazı Allah nezdinde çok önemli olduğu için sevabını belli etmemiştir ve şöyle bu-yurmuştur: "Yanlarını yataklarından uzaklaştırırlar (kalkarlar)... Yaptıklarına karşılık onlar için saklanan müjdeyi kimse bilmez."

2314. Bölüm
Gece Namaz İçin Kalkmanın Sonuçları

10757. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Gece namaz için kalkın. Şüphe-siz ki bu sizden önceki salihlerin adetidir. Şüphesiz gece ibadet için kalk-mak Allah'a yakınlaşma ve günahtan sakınma vesilesidir."
10758. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gece namazını kılın. Şüphesiz gece namazı peygamberinizin sünnetidir. Sizden önceki salihlerin adetidir. Ve bedenlerinizden dert ve hastalığı uzaklaştırıcıdır."

10759. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gece ibadet için kalkmak sıhhat ve aziz ve celil olan Rabbin hoşnutluk sebebidir. Allah'ın rahmetine ma-ruz kalmanın ve peygamberlerin ahlakına sarılmanın vesilesidir."
10760. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gece ibadet için kalkmak beden için sağlıktır."

10761. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Resulü'nün (s.a.a) "Gece namazı nurdur" sözünü işittiğim günden beri gece namazını terketme-dim." İbn-i Kevvah, "Leylet'ul Harir gecesinde de mi?" diye sorunca İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Hatta Leylet'ul Harir'de bile."

10762. İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala'nın "İyilikler kötülükleri ortadan kaldırır" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Müminin gece namazı gündüz-de işlediği günahlarını ortadan kaldırır."
10763. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gece namazı yüzü ak ve nurani kılar. Gece namazı insanı güzel kokulu kılar ve gece namazı rızık kazandırır."

10764. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) "Neden gece namazı kılanlar diğer insanlardan daha güzel yüzlüdürler?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Çünkü onlar Allah ile halvet ediyorlar. Allah da onlara nurundan bir elbise giydirir."
10765. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim çok gece namazı kılar-sa gündüz güzel yüzlü olur."

2315. Bölüm
Gece Namazından Mahrum Olmanın Sebepleri (1)

10766. İmam Ali (a.s) kendisine, "Ben gece namazından mahrum oldum" diyen birisine şöyle buyurmuştur: "Sen günahlarının kendisini esir ettiği kimsesin."
10767. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsan bir günah işler o sebeple gece namazından mahrum olur. Kötü işin insandaki etkisi bıçağın etteki etkisinden daha hızlıdır."
10768. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsan bir yalan söyler ve bu sebeple gece namazından mahrum kalır."

2316. Bölüm
Gece Namazından Mahrum Olmanın Sebepleri (2)



10769. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: "Bazen mümin kullarımdan biri ibadetim hususunda çaba gösterir, yatağından kalkar, tatlı yastığını terkeder, geceleri bana ibadete koyulur, benim kulluğum yolunda kendisini sıkıntılara düşürür. Ama kendisine olan lütuf ve muhabbetimden ve onun canını korumak için bir iki gece uyuklamayı kendisine musallat kılarım ve o uyur sabah kalkar.

Nefsine kızdığı ve onu kınadığı bir halde namazını kılar, eğer onu ibade-time devam etsin diye bırakacak olursam kendini beğenmişliğe düşer, kendini beğenmişliği işleriyle gururlanmasına sebep olur ve böylece helak olmasına sebep olacak şeyler kendisine gelip çatar. Zira amelleri sebebiyle gurura kapılır ve bütün ibadet edenlerden üstün olduğunu ve ibadetinde kusur sınırını geride bıraktığını sanacak kadar kendisinden razı olur. Bana yakın olduğunu sandığı bu esnada benden uzaklaşır."

2317. Bölüm
Gece Namazına Niyetlendiği Halde Uyuyan Kimsenin Sevabı

10770. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Gecenin bir bölümünde namaz için kalkmaya niyetlendiği halde uyuyan her kulun uykusu Allah'ın onun adına verdiği bir sadakadır ve ettiği niyetin sevabı kendisine yazılır."
Bak. En-Niyyet, 3981. Bölüm

2318. Bölüm
Gece Namazı Kılmaya Hazırlanan Kimsenin Sevabı


10771. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizden birisi işlerinde problemi olduğu halde kalkar kendisini taharet için hazırlar, sonra abdest almaya başlar elini yıkayınca işlerinin bir düğümü çözülür yüzünü yıkayınca başka bir düğümü çözülür. . . böylece Allah hicabın ötesindekilere (gayb ale-mindeki sakinlere) şöyle buyurur: "Benim bu kuluma bakın ki kendisini hazırlamış benden bir şeyler istiyor. Kulum benden ne isterse ona veri-rim."

2319. Bölüm
Kulun Sorguya Çekildiği Namaz

10772. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kul farz olan namazını kılınca Allah, başka bir namaz hakkında onu sorguya çekmez. Zekatını verince de başka bir sadaka hususunda onu sorguya çekmez. Ramazan ayı orucunu tutunca da başka bir oruç hakkında onu sorguya çekmez."
10773. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Farz olan beş vakit namazlarla aziz ve celil olan Allah'la mülakat edecek olursan diğer namazlar hakkın-da seni sorguya çekmez."

10774. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Kumeyl! Hiç bir farza terket-me ruhsatı yoktur ve hiçbir nafilede de baskı yoktur. Ey Kumeyl! Allah senden farz kıldığı şeyler dışında bir şey istemez."
bak. 523. Konu, en-Nafile

301. Konu

es-Salat
Namaz (4)
Cuma Namazı

Bihar, 89/122, 1. bölüm; Vucub'us Selat'ul Cum'a
Kenz'ul Ummal, 5/2; Ebvab'us Selat'ul Cum'a
Kenz'ul Ummal, 7/707-749, 8/368-382; fi Selat'ul Cum'a
el-Kafi, 3/422/6; Hubbet'ul Yevm'el-Cum'a l-Menkule an Ebi Cafer (a.s)

bak.
1027. bölüm, el-Hutbe
2320. Bölüm
Cuma Namazı

Kur'an:
"Ey iman edenler! Cuma günü namaz için ezan okunduğu za-man Allah'ı anmaya koşun; alım satımı bırakın; bilseniz, bu sizin için daha hayırlıdır."
bak. Munafikun, 9

10775. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Cuma namazını kılan kimseye kabul edilmiş bir hac sevabı yazılır ve eğer ikindi namazını kılarsa kendi-sine umre (sevabı yazılır. ) Akşama kadar yerinde kalırsa Allah'tan istediği her şeyi Allah ona verir."

10776. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cuma namazı farzdır. İmamın varlığıyla Cuma namazı için toplanmak farzdır. O halde erkek hiç bir öz-rü olmaksızın üç Cuma namazını terkederse üç farzı terketmiş olur. Üç farzı hiçbir özrü olmaksızın sadece münafık terkeder."
10777. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim üstüste özrü olmaksızın üç Cuma namazını terkederse münafık olarak yazılır."

10778. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir özrü olmaksızın üç Cuma namazını birbiri ardınca terkederse Allah kalbini mühürler."
10779. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim üç Cuma namazını önemsiz saydığı için terkederse Allah kalbini mühürler."

10780. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim kasten ve hiç bir se-bep olmaksızın üç Cuma namazını terkederse Allah kalbine nifak müh-rünü vurur."
10781. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir grup Cuma namazlarına ka-tılmıyor. Bu işten el çeksinler, aksi taktirde kalplerine mühür vurulur ve böylece gafillerden olurlar. "

10782. Resulullah (s.a.a) hacdan mahrumiyetini şikayette bulunan bir kişiye şöyle buyurmuştur: "Ey Galib! O halde cuma namazını kıl; şüphesiz Cuma na-mazı fakirlerin haccıdır."
10783. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Cuma namazı fakirlerin haccı-dır."
10784. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Halktan bir grubu çok az Cuma namazı kılar ve Allah'ı gaflet ve nifak üzere zikreder."

10785. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim iman üzere ve Allah için Cuma namazı kılarsa amellerine baştan başlamıştır. (Allah ona karşı-lık geçmiş günahlarını bağışlar amel defterini yeniden açar. )"


2321.Bölüm Hutbelerini Dinlemenin Adabı


10786. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmam Cuma günü hutbe oku-yunca hutbeyi bitirinceye kadar hiç kimse konuşmamalıdır. Hutbeyi sona erdirince namaz için kamet getirinceye kadar sohbet edebilirler."
10787. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmam Cuma namazının hutbesini okuyunca namazda caiz olduğu miktar dışında ne konuşmak caizdir ve ne de kıbleden yüz çevirmek."

10788. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) İmam Cu-ma namazının hutbesini okuyunca sohbet etmeyi yasaklamıştır. Zira her kim hutbe esnasında konuşursa boş bir şey yapmış olur ve her kim de boş bir şeyle uğraşırsa Cuma namazı yoktur."

10789. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmam Cuma hutbesini oku-yunca insanlara susmak farzdır."
10790. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cuma günü imam hutbe okuyun-ca sohbet etmek mekruhtur. Fıtır, kurban ve yağmur talebi için kılınan namazda da durum aynıdır."

10791. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her vaiz kıbledir." Yani imam Cuma günü insanlar için hut-be okuyunca insanlar ona yönelmelidir."

302. Konu

es-Salat
Namaz (5)
Peygamber ve Ehl-i Beyt'ine Selavat Göndermek

Bihar, 94/47, 29. bölüm; es-Selat a'len-Nebi ve Alihi
Kenz'ul Ummal, 1/488-509, 2/266, es-Selat alen Nebi ve alihi
Vesail'uş Şia, 4/1210-1222, 34-43. bölüm; Salat ale'n-Nebi ve alihi

bak.
Ed-Dua, 1199. bölüm
2322. Bölüm
Peygambere (s.a.a) Selavat Göndermek

Kur'an:
Şüphesiz Allah ve melekleri Peygambere selavat getirir Ey iman edenler! Siz de ona salat ve selam getirin."
10792. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Nerede olursanız olun bana se-lavat gönderin, zira bana selavatınız ulaşır."
10793. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bana selavat göndermek sırat üzerinde bir nurdur."

10794. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Peygambere selavat gönderilince-ye kadar her dua mahcuptur (engellidir)."
10795. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir yazısında bana se-lavat gönderirse adım o kitapta yazılı olduğu müddetçe melekler sürekli onun için mağfiret dilerler."
10796. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanların en cimrisi adım ya-nında zikredilince bana selavat göndermeyen kimsedir."
10797. İmam Bakır (a.s) veya İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü teraziye konan en ağır amel Peygamber'e ve Ehl-i Beyti'ne selavat göndermektir. "
bak. el-Hulk, 1101. Bölüm; en-Nifak, 3939. Bölüm

2323. Bölüm
Peygambere Selavat Göndermenin Keyfiyeti

10798. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şöyle deyiniz: Allahım! Dünya-da İbrahim'e ve Al-i İbrahim'e selavat gönderdiğin gibi Muhammed'e ve Al-i Muhammed'e de selavat gönder. Şüphesiz sen övülmüş ve yüce-sin."
10799. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şöyle deyiniz: Allahım! Mu-hammed'e ve Al-i Muhammed'e selavat gönder ve Muhammed'e ve Al-i Muhammed'e bereket ver, şüphesiz sen övülmüş ve yücesin."

10800. Resulullah (s.a.a) kendisine nasıl selavat gönderileceğini soran birine şöyle buyurmuştur: "Şöyle deyiniz: Allahım! İbrahim'e ve Al-i İbrahim'e selavat gönderdiğin gibi Muhammed'e ve Al-i Muhammed'e selavat gönder şüp-hesiz sen övülmüş ve yücesin. İbrahim'e ve Al-i İbrahim'e bereket verdi-ğin gibi Muhammed ve Al-i Muhammed'e de bereket ver. Şüphesiz sen övülmüş ve yücesin."
Bak. Vesail'uş Şia, 4/1213, 35. Bölüm
2324. Bölüm
Salavatın Anlamı

10801. İmam Kazım (a.s) Allah-u Teala'nın, "Allah ve melekleri Pey-gambere selavat gönderir Ey İman edenler! Ona selavat getirin ve tam bir teslimiyetle selam verin" ayetinde geçen Allah'ın meleklerin ve mü-minlerin selatının anlamı sorulunca şöyle buyurmuştur: "Allah'ın selavat gön-dermesi kendisi tarafından bir rahmettir.

Meleklerin selavat göndermesi kendilerinden Allah Resulüne nisbeten bir övgüdür. Müminlerin selavat göndermesi ise kendilerinden peygamber için bir duadır."
10802. İmam Sadık (a.s) bu ayet hakkında şöyle buyurmuştur: "Peygamberi övünüz ve ona selavat gönderiniz."

303. Konu

es-Samt
Susmak
Kenz'ul Ummal, 3/350, 768, es-Semt
Vesail'uş Şia, 8/527, 117. bölüm; İstihbab'us Semt
bak.
466. konu, el-Kelam; 473. konu, el-Lisan
2325. Bölüm
Susmak

10803. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Susmak zekanın nişanesi ve aklın meyvesidir."
10804. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz sizden öncekiler ses-sizliği öğreniyorlardı. Sizler ise konuşmayı öğreniyorsunuz. Onlardan biri ibadet etmek istediğinde on yıl önceden susmayı öğreniyordu. Eğer bunu güzel yapar ve ona tahammül ederse abid oluyor aksi taktirde şöyle di-yordu: "Ben bu işe layık değilim."

10805. Resulullah (s.a.a) Ebu Zer'e verdiği öğüdünde şöyle buyurmuştur: "Şu dört şey sadece mümine nasip olur: İbadetin ilk adımı olan susmak…"
10806. Resulullah (s.a.a) huzuruna varan birine şöyle buyurmuştur: "Allah'ın kendisi vesilesiyle seni cennete koyacağı bir işi sana göstermeyeyim mi? O göster ey Allah'ın Resulü deyince Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Al-lah'ın sana verdiği şeyde bağışta bulun." O şöyle arzetti: "Ben kendisine bağışta bulunduğum kimsenden daha muhtaç olursam ne yapayım?"

pey-gamber (s.a.a), "Mazluma yardımcı ol" diye buyurdu: O, "Eğer kendim yardım edeceğim kimseden daha aciz isem ne yapayım?" diye arzetti. Peygamber şöyle buyurdu: "Cahil insana yardım et, yani ona yol göster." O, "Eğer kendim ondan daha cahilsem ne yapayım?" diye arzetti ve Pey-gamber şöyle buyurdu: "Dilini hayır dışında açma. Bu hasletlerden birinin sende bulunmasına ve seni cennete götürmesine sevinmez misin?"

10807. İmam Ali (a.s) takva sahiplerinin nişanesi hakkında şöyle buyurmuştur: "Eğer susarlarsa sustukları için üzülmezler, eğer gülerlerse seslerini yük-seltmezler."
10808. İmam Ali (a.s) müminin niteliği hakkında şöyle buyurmuştur: "Onların suskunluğu çoktur, vakitleri doludur."

2326. Bölüm
Suskunluğun Meyveleri

10809. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Çok uzun süre suskun olmaya çalış ki bu şeytanı defeder ve dinin hususunda sana yardımcı olur. "
10810. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Suskunluk hikmetin kapıların-dan birisidir. Suskunluk muhabbet doğurur. Şüphesiz suskunluk tüm ha-yıra kılavuzudur."
10811. İmam Hasan (a.s) şöyle buyurmuştur: "Suskun insan çok heybetli olur."
10812. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Çok susmakla heybetli olunur."

10813. İmam Ali (a.s) vefatından önce yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "Suskun olmaya çalış ki salim kalasın."
10814. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Suskunlukta hikmet, sessizlikte ise selamet ve esenlik vardır."
10815. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer konuşmada belagat varsa suskunlukta da sürçmelerden güvenlik vardır."
10816. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hiç bir koruyucu suskunluktan daha iyi bir koruyucu değildir."

10817. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Suskun olmaya çalış ki en küçük faydası salim kalmaktır."
10818. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Suskun olmaya çalış ta ki esenlik-te kalasın."
10819. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Suskunluk, dolu bir hazinedir. Sabırlı insanın süsüdür ve cahilin örtüsüdür."
10820. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sürekli suskun olmaya çalış ki iş-lerin yükselsin."

10821. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Suskunluk ilmin süsü, sabırlı ol-manın nişanesidir."
10822. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Suskunluk sana vakarı giydirir ve senden özür dileme zahmetini kaldırır."
10823. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Suskunluk düşüncenin bahçesi-dir."
10824. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Suskun olmaya çalış ki düşüncen aydınlansın."

10825. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Suskunluğunu artır ki düşüncen artsın. Kalbin nurlansın ve insanlar senin elinden güvenlikte olsun."

10826. İmam Hasan (a.s) şöyle buyurmuştur: "Suskunluk bir çok yerde her ne kadar konuşmacı olsan da iyi bir arkadaştır."
10827. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümini suskun görürseniz ona yaklaşınız zira o hikmet ilka eder (aşılar)."
10828. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Akıl sahibinin kılavuzu dü-şünmektir. Düşünmenin kılavuzu ise suskunluktur."


2327.Bölüm Övülmüş Suskunluk


10829. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz suskunluğun adına ce-vap vermeye gücü yeten kimse müstahaktır. Aksi taktirde acizlik ona daha layıktır."
10830. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Acizlik üzere olmayan suskun-luk ne de güzeldir. Çok konuşan insanın sürçmeleri olur."
10831. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Suskun ol ama acizlik sebebiyle değil."

10832. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hak üzere konuşmak acizlik ve suskunluktan daha iyidir."
10833. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Konuşmak iki kötü haslet arasın-da yer almıştır: Gevezelik ve az konuşmak. Gevezelik boş konuşmayla sonuçlanır. Az konuşmak ise acizlik ve(istediğini beyandan) zayıflıkla ne-ticelenir."
10834. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bilmeden konuşmakta hayır ol-madığı gibi hikmeti söyleme hususundaki suskunlukta da hayır yoktur. "
10835. İmam Ali (a.s) Peygamber'i nitelendirirken şöyle buyurmuştur: "Peygam-ber'in (s.a.a) sözü beyan ve suskunluğu dil idi."

10836. İmam Ali (a.s) Ehl-i Beyt'i nitelendirirken şöyle buyurmuştur: "Onların hükümleri ilimlerini suskunlukları konuşmalarını ve zahirleri batınlarını anlatır. Onlar, dine muhalif olmazlar, dinde ayrılığa düşmezler. Din onla-rın arasında doğru söyleyen, sustuğu halde konuşan bir şahittir."

10837. İmam Ali (a.s) hakeza şöyle buyurmuştur: "Onlar, (Ehl-i Beyt) ilmin hayatı ve dirilişi, cehaletin ölümüdürler. Hilimleri, size ilimlerinden, zahirleri batınlarından ve sükutları konuşmalarındaki hikmetlerinden haber verir."
10838. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kur'an (iyi işlere) emredici (kötü işlerden) sakındırıcıdır ve susan bir konuşmacıdır."

304. Konu

es-Senaat
Sanat

el-Kafi, 5/113, Bab'us Senaat
el-Kafi, 5/241. bölüm Ziman'us Senae

bak.
105. konu, el-Hirfe; el-Kesb, 3485. bölüm; en-Nebve (2), 3780, 3802. bölün
2328. Bölüm
Her Sanatçının İhtiyacı

10839. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her sanatçı müşteri toplamak için şu üç haslete sahip olmalıdır: İşinde usta olmalıdır, işinde emanete ri-ayet etmelidir ve kendisine bir iş sipariş veren kimsenin rızayetini elde etmelidir."


2329. Bölüm
Gece Sabaha Kadar Çalışmayı Kınama

10840. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sanatçı kimse sabaha kadar ça-lışırsa elde ettiği gelir haramdır."
10841. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim gece boyunca çalışır ve gözün uykudan nasiplenme hakkını kendisine vermezse o geliri ha-ramdır."

305. Konu

el-Musibet
Musibet

Bihar, 73/366, 138. bölüm, ile'l'ul Mesaib
Bihar, 82/114, 17. bölüm; ecr'ul Mesaib
Bihar, 82/125, 18. bölüm; et-Teezzi ve's Sebr inde'l-Mesaib

bak.
50. konu, el-Bela; 65. konu, el-Cez'; 190. konu, er-Rıza (1), 286; es-Sebr, 443. konu; el-Kaza (1), 253. konu; et-Te'ziye; el-Bela, 399. bölüm; ed-Dünya, 1223. bölüm
2330. Bölüm
Musibetlerin Bölüştürülmesi

10842. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Musibetler insanlar arasında eşit şekilde bölüştürülmüştür."

2331. Bölüm
Musibetlerin Ecri

10843. İmam Hasan (a.s) şöyle buyurmuştur: "Musibetler ecrin anahtarları-dır."
10844. İmam Bakır (a.s) yanında evladının mateminden şikayette bulunan birine şöyle buyurmuştur: "Allah'ın kendisine ecir vermek için müminin mal ve ev-latlarından en iyisini aldığını bilmiyor musun?"
2332. Bölüm
Musibetlerin En Şiddetlisi

10845. İmam Ali (a.s) kendisine, "Musibetlerin en şiddetlisi nedir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Dini musibettir."
10846. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Akılsızlık gibi bir musibet, ya-kin azlığı gibi bir akılsızlık, Allah'tan korkmamak gibi bir yakın azlığı ve hüzün azlığı gibi bir korku azlığı ve günahını az görmenden ve içinde bu-lunduğun halden hoşnut olmandan daha büyük bir musibet yoktur."

10847. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "En büyük musibet ve mutsuzluk dünyaya bağlanmaktır."
10848. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "En büyük musibet cahilliktir."
10849. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Musibetlerin en şiddetlisi cehale-tin üstün gelişidir."

10850. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyilerin en büyük musibeti kötü-lerle geçinmek zorunda kalışlarıdır."
10851. İmam Sadık (a.s) musibet esnasında şöyle buyururlardı: "Musibetimi dinimde karar kılmayan Allah'a hamdolsun. Ve yine Allah'a hamdolsun dileseydi musibetimi varolandan daha büyük ve şiddetli kılardı. Ve yine olmasını istediğinde olan iş sebebiyle Allah'a hamdolsun."
bak. el-Bela, 414. Bölüm; el-Akl, 2791. Bölüm; ed-Din, 1305. Bölüm
2333. Bölüm
Büyük Musibet

10852. İmam Sadık (a.s) oğlunun ölümünden dolayı tahammülsüzlük gösteren bi-rine şöyle buyurmuştur: "Ey Adam! Sen küçük musibete bile tahammülsüz-lük gösteriyorsun. Büyük musibetten ise gaflet ediyorsun. Eğer oğlunun gittiği yere hazır olsaydın asla onun için tahammülsüzlük göstermezdin. O gün için hazır olmamanın musibeti oğlunun musibetinden daha bü-yüktür."

10853. İmam Sadık (a.s) başsağlığı dilemenin anlamı hakkında şöyle buyurmuş-tur: "Eğer bu ölünün ölümü seni Rabbine yakınlaştırmış veya günahından uzaklaştırmışsa bu musibet değildir. Senin için bir rahmet ve nimettir, ama eğer onun ölümü sana öğüt vermemiş, seni günahından uzaklaştır-mamış ve rabbine yakın kılmamışsa senin taş kalpliliğinin musibeti, eğer Rabbini tanırsan ölünün ölüm musibetinden daha büyüktür."

2334. Bölüm
Musibet Esnasında İstirca Etmek

Kur'an:
"Muhakkak sizi biraz korku, biraz açlık ve mallardan, canlar-dan, ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz, sabredenlere müjdele. Onlara bir musibet geldiğinde: "Biz Allah'ınız ve elbette O'na dö-neceğiz" derler."

10854. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dünyada kendisine bir musibet ulaşan aniden haberini alan mümin istircada bulunursa Allah kendisine ateşi farz kıldığı büyük günahlar dışında tüm geçmiş günahlarını bağış-lar."

10855. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kime musibet anında istir-cada bulunma ilham edilirse ona cennet farz olur."
10856. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bir aileye musibet iner ve ta-hammülsüzlük ederler bu esnada yanlarından biri geçer ve istircada bulu-nur. Böylece oradan geçenin ecri o musibet görenlerin ecrinden daha çok olur."

10857. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim şu dört şeye sahip olursa Allah'ın büyük nurunda olur: Allah'tan başka ilah olmadığına ve benim Allah'ın peygamberi olduğuma şahadette bulunmak, bir musibete uğrayınca "inna lillah ve inna ileyhi raciun." (Şüphesiz biz Allah'tan gel-dik ve O'na döneceğiz. ) demek, bir hayır yaptığında ise,

"Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamdolsun" demek ve bir günah işlediğinde ise, "Al-lah'tan mağfiret dilerim ve ona tövbe ederim" demek. "
bak. Vesail'uş Şia, 2/895, 73. Bölüm; 897, 74. Bölüm
2335. Bölüm
İstircada Bulunmanın Anlamı

Kur'an:
"Onlara bir musibet geldiğinde: "Biz Allah'ınız ve elbette O'na döneceğiz" derler."
10858. İmam Ali (a.s) istircada bulunan birini işitince şöyle buyurmuştur: "He-pimiz Allah'tanız" deyişimiz Allah'ın saltanatını ikrar edişimizdir. Ve "Hepimiz ona döneceğiz" deyişimiz ise kendimizin yok olacağını ikrar edişimizdir."

10859. İmam Ali (a.s) kardeşinin yasında kendisine baş sağlığı dileyince istircada bulunan Eş'as bin Kays'a şöyle buyurmuştur: "Bunun tevilinin ne olduğunu biliyor musun?" Eş'as, "Hayır sen ilmin doruğu ve zirvesisin" deyince İmam şöyle buruydu: "Biz Allah'tanız deyişin Allah'ın saltanatını ikrar edişindir, "Hepimiz O'na döneceğiz" deyişin ise yok olacağını ikrar et-mendir."

2336. Bölüm
Evlat Musibeti

10860. Resulullah (s.a.a) çocuğunun ölümünü şikayette bulunan bir kadına şöyle buyurmuştur: "Kaç çocuğun ölmüştür?" O, "Üç tane" deyince şöyle bu-yurmuştur: "Sen ateş karşısında etrafına sağlam bir sur çekmişsin."
10861. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim üç çocuğunun yasına oturursa ve onların ölümünü Allah'ın hesabına yazarsa cennet ona farz olur."
bak. el-Bihar, 82/114, 17. Bölüm


2337.Bölüm Musibet Gören Kimsenin Takınması Gereken Adab



10862. Aişe şöyle demiştir: "İbrahim vefat edince Peygamber gözyaşları sa-kalına dökülünceye kadar ağladı. kendisine, "Ey Allah'ın Resulü! Siz ağ-lamaktan sakındırıyorsunuz ama siz ağlıyorsunuz?" diye sorulunca Pey-gamber şöyle buyurdu: "Bu ağlama değildir. Merhamettir. Her kim mer-hamet etmezse ona da merhamet edilmez. "

10863. Cabir bin Abdullah şöyle diyor: "Allah Resulü (s.a.a) Abdurrahman bin Avf'ın elinden tuttu ve can vermek üzere olan İbrahim'in yanına geldi, onu kucağına aldı ve ona şöyle buyurdu: "Aziz çocuğum! Allah'ın isteği karşısında elimden hiçbir şey gelmez." Gözlerinden yaş boşaldı. Ab-durrahman şöyle arzetti.

"Ey Allah'ın Resulü! Ağlıyor musunuz? Siz bizi ağlamaktan sakındırmadınız mı?" Peygamber şöyle buyurdu: "Ben bağırıp çağırmaktan ve iki ahmakça ve çirkin sesten sakındırdım: Keyif halinde çıkan sesten, yani oyun eğlence ve şeytani nağmeden ve musibet anında yükselen sesten, yüzünü tırmalamaktan, yakayı yırtmaktan ve şeytani fer-yattan, ama bu ağlamam rahmettir.

Rahmet etmeyen kimseye rahmet edilmez. Eğer ölüm hak, boş çıkması imkansız bir vade, gidilmesi gereken ve geride kalanlarımızın geçmişlere katılacağı Allah yolu, ilahi bir yol olmasaydı şüphesiz senin için daha çok üzülürdük ve biz senin için gam-lıyız. Gözler ağlıyor, kalpler göz yaşı döküyor ama ben aziz ve celil olan Allah'ı hoşnutsuz kılacak hiçbir şeyi dile getirmiyorum."
bak. 234. Bölüm; Vesail'uş Şia, 2/920, 87. Bölüm

2338. Bölüm
Musibetlerde Ehl-i Beyt'in (a.s) Yöntemi

10864. İmam Sadık'ın (a.s) Çocuklarından biri gözünün önünde yürüyordu ki aniden boğazına bir şey takıldı ve öldü. İmam (a.s) ağladı ve şöyle buyurdu: "Alla-hım! Eğer alsan veren sensin. Eğer hasta kılarsan afiyet veren de sensin." Daha sonra cesedi kadınların yanına götürdü. Kadınlar çocuğu görünce ağlamaya başladılar.

İmam onlara and içirerek feryat etmemelerini istedi. Onu defnetmek için dışarı çıkardı ve şöyle buyurdu: "Çocuklarımız öldü-ren Allah münezzehtir. Ama ona olan aşkımızdan başka hiçbir şeyimiz artmaz." Bedenini toprağa verdiğinde ise şöyle buyurdu: "Ey evladım Al-lah yerini geniş kılsın ve seni peygamberle bir araya getirsin."

10865. Muhammed bin Abdullah Kufi şöyle diyor: "İmam Sadık'ın (a.s) oğlu İsmail öldüğünde İmam çok şiddetli bir şekilde rahatsız olmuştu. Gözle-rini kapatınca İmam yıkanmış veya yeni bir elbise talep etti. Onu giydi, sonra dışarı çıktı, ilahi emir ve yasakları beyan etmeye koyuldu.

Ashabın-dan birisi şöyle arzetti: "Fedan olayım! Sizin sıkıntılı olduğunuzu görünce bir müddet sizden mahrum kalacağımızı zannettik." İmam şöyle buyurdu: "Biz musibet inmedikçe sabırsızlık gösteren musibet geldiğinde ise sabreden Ehl-i Beyt'iz."
bak. Vesail'uş Şia, 2/918, 85. Bölüm


2339. Bölüm
Müminin Ölümüne Ağlamak

10866. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin vefat edince melekler, içinde Allah'a ibadet ettiği yerler ve amellerinin yükseldiği gök kapıları kendisi için ağlar."

10867. Ebu Hureyre şöyle diyor: "Allah Resulü'nün (s.a.a) ailesinden biri vefat etti. Kadınlar toplanıp ona ağladılar. Ömer ayağa kalkarak onları ağ-lamaktan sakındırdı ve onları dağıtmaya başladı. Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: "Ey Ömer! Onları bırak; zira gözler göz yaşı döküyor kalpler yaslıdır ve yasları daha yenidir."
bak. 2337. Bölüm; Vesail'uş Şia, 2/924, 88. Bölüm

2340. Bölüm
Ölü İçin Ağıt Yakmak

10868. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ağıt yakmak cahiliye işidir."
10869. İmam Ali (a.s)Ahvaz'daki kadısı Rufaa İbn-i Şeddad'a yazdığı mektu-bunda şöyle buyurmuştur: "Sakın kudretin altında olan şehirde ölüye ağıt ya-kılmasın."

10870. İmam Kazım (a.s) ölü için ağıt yakma hakkında sorulunca şöyle buyur-muştur: "Mekruhtur."
10871. İmam Ali (a.s) Sıffın'deki ölülere ağlayan kadınların feryadını duyunca Harb bin Şurehbil Eş'şebami'ye şöyle buyurmuştur: "Kadınlarınız duyduğum bu feryatlarıyla sizlere galip mi gelmiştir? Neden onları bu feryatlardan sa-kındırmıyorsunuz?"

10872. Resulullah (s.a.a) çocuklarından biri ölünce ağladı. Kendisine, "Siz bizleri ağlamaktan sakındırıp kendiniz mi ağlıyorsunuz?" diye sorulunca şöyle buyurmuş-tur: "Ben sizleri ağlamaktan sakındırmadım, sizleri ağıt yakmaktan ve fer-yat etmekten sakındırdım."
bak. Vesail'uş Şia, 2/892, 71. Bölüm; el-Bihar, 82/102

2341. Bölüm
Lanetlenmiş Sesler

10873. İmam Ali (a.s) Allah Resulü'nden (s.a.a) şöyle buyurduğunu nakletmiştir: "Allah lanetlenmiş iki sesten nefret eder: Musibet anındaki feryat ve nimet anında çıkan ses. Yani ağıt yakmak ve şarkı söylemek."

10874. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kime Allah bir nimet ba-ğışlarsa ve o kimse bu nimet esnasında ney çalarsa nimete küfranda bu-lunmuştur. Her kimde musibete uğrar ve o halde ağıt yakarsa o musibeti feci kılmıştır."
bak. 65. Konu, el-Cuz'; es-Sebr, 2180. Bölüm; Vesail'uş Şia, 2/915, 83. Bö-lüm, 916, 84. Bölüm

2342. Bölüm
Övülmüş Ağıt


10875. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hüseyin Bin Ali'nin musibeti ortaya çıkınca bir yıl boyunca gece gündüz ve üç yıl boyunca da gündüz-leri onun için ağıt yakıldı. Müsevver bin Muhrime, Ebu Hureyre ve Resu-lullah'ın ashabının büyükleri gizlice yüzleri örtülü bir şekilde gelip yakılan ağıtları dinliyor ve ağlıyorlardı."

10876. İmam Sadık (a.s) ağıt yakan kimsenin ecri hakkında sorulunca şöyle bu-yurmuştur: "Sakıncası yoktur Allah Resulü (s.a.a) için de ağıt yakıldı."
10877. İmam Bakır (a.s) matem ve yaslarda on yıla kadar ağlamayı tavsiye et-ti."

10878. Allah Resulü (s.a.a) Uhud savaşından Medine'ye dönünce ehlin-den öldürülen her evin kapısından geçtiğinde bir ağıt sesi duyuyordu. Amcası Hamza'nın evinden ses duymayınca şöyle buyurdu: "Hamza'nın ağlayanları yoktur." Medine halkı ondan sonra bir ölü için ağlamadan ön-ce Hamza için ağıt yakmaya ve ağlamaya yemin içtiler."
10879. Fatıma (a.s) babası için ağıt yaktı ve Resulullah (s.a.a) de Hamza için ağıt yakılmasını emretti.
bak. Vesail'uş Şia, 2/891, 70. Bölüm

2343. Bölüm
Musibeti Gizlemek

10880. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Musibetleri, hastalıkları ve sa-dakayı gizlemek iyiliğin hazinelerindendir."
10881. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyilik etmek, ameli gizlemek, zor-luklar karşısında sabretmek ve musibetleri gizlemek cennetin hazinelerin-dendir."
2344. Bölüm
Musibeti Kolaylaştıran Şey

10882. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölümü, mezarlarınızdan çıkaca-ğınız günü ve aziz ve celil olan Allah'ın karşısında duracağınızı çok anın ki musibetler sizlere kolaylaşsın."

10883. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim dünyada züht içinde yaşarsa musibetler ona kolay gelir."
10884. İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim dünyaya sırt çevirirse dünya musibetleri ona kolaylaşır ve musibetlerden rahatsız olmaz."

10885. İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zavallı ademoğlu! Her gün üç musibetle karşı karşıyadır ve onlardan hiçbirinden ibret almaz. Eğer ibret alsaydı, musibetler ve dünya işleri ona kolaylaşırdı. Birinci musibet öm-ründen bir günün azalmasıdır. Oysa malından ve varlığından bir şey aza-lırsa buna üzülür.

Oysa dirhem telafi edilir. Ama geçen ömür hiçbir şekil-de geri dönmez. İkinci musibet ise rızkını kamil bir şekilde elde etmesidir. Eğer helal olursa ondan dolayı hesaba çekilir, eğer haram olursa ceza gö-rür. Üçüncü musibet ise daha büyüktür." Kendisine, "o nedir?" diye ar-zedilince şöyle buyurmuştur: "Akşamına çattığı her gün ahirete bir mer-hale yakınlaşır, ama cennete mi yoksa cehenneme mi yaklaştığını bile-mez."

10886. İmam Sadık (a.s), musibet esnasında şöyle buyurmuştur: "Musibetimi dinimde karar kılmayan Allah'a hamdolsun, Allah'a hamdolsun ki iste-seydi musibetimi bundan daha büyük kılardı. Allah'a istediği için olan iş sebebiyle hamdolsun."
10887. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sana bir musibet çatınca Allah Resulü'nün (s.a.a) vefat musibetini hatırla.

Zira insanlar Resulullah'ın (ölümü) gibi bir musibet görmemişlerdir ve asla böyle bir musibet de görmeyeceklerdir."
10888. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkime büyük bir musibet ge-lip çatarsa, benim vefatımdan dolayı kendisine çatan musibeti hatırlasın. Bu taktirde musibeti kendisine kolay gelir."
10889. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkime bir musibet çatarsa, benim musibetimi hatırlasın. Zira o en büyük musibettir."
bak. Vesail'uş Şia, 2/911, 79. Bölüm; el-Kafi, 3/220, bab'ut teazzi


2345.Bölüm Musibetleri Büyüten Şey


10890. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim küçük musibetleri büyük sayarsa, Allah da onu büyük musibetle müptela kılar."
10891. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İstenilen şeyin değeri ne kadar fazla olursa, kaybetme musibeti de o kadar büyük olur."

2346. Bölüm
Musibeti Unutmak

10892. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala üç şeyle kuluna lütfetmiştir: Bedenin ölümden sonra kokması ki eğer böyle olmasaydı hiçbir aziz, kendi azizini defnetmezdi. Musibetten sonraki unutkanlık ki eğer böyle olmasaydı soy kesilirdi ve canlıların yediği bu tanenin (buğday) kurtlanması ki eğer böyle olmasaydı, padişahlar altın ve gümüş biriktirdik-leri gibi onu da biriktirirlerdi."

Başka bir rivayette şöyle yer almıştır: "Ve musibetten sonraki unutkanlık ki eğer böyle olmasaydı hayat hiç kimseye tatlı gelmezdi."
10893. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Birisi öldüğünde Allah ailesinin en dertli ferdine bir melek gönderir. O melek kalbine el sürer, gam ve hüznünü giderir. Eğer böyle olmasaydı dünya asla bayındır olmazdı."

2347. Bölüm
Başkalarının Musibetine Sevinmek

10894. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kardeşinin musibetinde sevinç izharında bulunma ki Allah ona merhamet eder ve o musibeti sana doğru yöneltir."
10895. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kardeşinin musibetine sevinme ki Allah ona merhamet eder ve seni (o musibete) müptela kılar."
10896. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim kardeşine çatan musi-betten dolayı sevinirse o musibete müptela olmadıkça dünyadan git-mez."
Bak. 381. Konu, et-Tayir
306. Konu

es-Savt
Ses

Kenz'ul Ummal, 3/569, Ref'es-Sevt fi Kelam

bak.
3306. bölüm, el-Kur'an; el-Musibet, 2241. bölüm
2348. Bölüm
Sesini Yükseltmekten Sakınmak

Kur'an:
"Yürüyüşünde tabii ol; sesini kıs. Seslerin en çirkini şüphesiz merkeplerin sesidir."
"Ey iman edenler! Seslerinizi, Peygamberin sesini bastıracak şekilde yükseltmeyin. Farkına varmadan, işlediklerinizin boşa git-memesi için, Peygambere birbirinize bağırdığınız gibi yüksek ses-le bağırmayın. Seslerini Peygamberin yanında kısan kimseler, Al-lah'ın gönüllerini takva ile sınadığı kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük ecir vardır."

10897. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah düşük sesi sever, yüksek sesten nefret eder."
10898. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sesini kısmak, bakışlarını önüne dikmek ve ılımlı yol yürümek imanın ve güzel dindarlığın nişanesidir."

10899. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah yüksek sesle konuşan kimseleri sevmez ve yavaş sesi sever."
10900. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Üç şey mürüvvettendir: "Bakışını önüne dikmek, sesi kısmak ve ılımlı yol yürümek."

10901. Hasan Basri şöyle diyor: "Peygamber (s.a.a) üç yerde yüksek ko-nuşmayı hoş görmemiştir: Cenazenin yanında, iki ordu karşılaştığında ve Kur'an okunduğunda."
10902. Resulullah (s.a.a), Ebuzer'e yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "Ey Ebuzer! Cenazeler nezdinde, savaş esnasında ve Kur'an okunduğunda sesini kıs."
10903. İmam Ali (a.s), savaş esnasında ashabına şöyle buyurmuştur: "Sesleri öl-dürün ki (kısın ki) bu iş gevşekliği daha çok ortadan kaldırır."

307. Konu

es-Sufiyye
Sufilik-Derviş

Tuhef'ul Ukul, 348; İhticac İmam'us Sadık ale's Sufiyye
el-Kafi, 5/65, İhticac İmam Sadık ale'us Sufiyye
bak.
470. konu, el-Libas
2349. Bölüm
Sufi-Derviş

10904. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ahir zamanda öyle bir topluluk gelecektir ki yazda ve kışta yün giyercekler ve bu işle başkalarından üstün olduklarına inanacaklar. Bunlara gökteki ve yerdeki melekler lanet eder."
10905. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ahir zamanda öyle bir topluluk gelir ki camilere gelirler ve halka kurarlar. Zikirleri ise dünya ve dünya sevgisidir. Onlarla oturup kalkmayın. Zira Allah'ın onlara ihtiyacı yoktur."

10906. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ahir zamanda öyle bir topluluk gelir ki camilerde halka halka otururlar, imamları da dünyadır. O halde onlarla oturup kalkmayın."

10907. Mes'ade b. Sadaka şöyle diyor: "Sufyan-i Sevri İmam Sadık'ın (a.s) yanına vardı. İmam'ın yumurtanın zarı gibi beyaz bir elbise giydiğini gör-dü ve şöyle arzetti:

"Bu tür bir elbise size uygun değildir." İmam şöyle buyurdu: "Dinle ve sana söylediklerimi iyi belle ki bu sözüm sünnet ve hak üzere öldüğün ve bidat üzere can vermediğin taktirde dünya ve ahire-tin için daha iyidir. Sana haber veriyorum ki Resulullah darlık ve kıtlık zamanında yaşıyordu.

Ama dünya yönelince insanlardan ona en layık olanı iyilerdir, kötüler değil! Müminlerdir münafıklar değil! Müslümanlardır, kafirler değil! Ey Sevri! Senin kınadığın şeye gelince, Allah'a yemin olsun ki aklettiğim zamandan beri Allah'ın malımda bir hakkı olduğu ve eda etmemi emrettiği hiçbir hususta eda etmediğim hiç bir gün ve gece ge-çirmedim."


308. Konu

es-Savm
Oruç

Bihar, 96/246; Vesail'uş Şia, 7, Kitab'us Sevm
Kenz'ul Ummal, 7/81, 8/442-669; es-Sevm
el-Kafi, 4/83; el-Fakih, 2/77; Vucuh'us Sevm

bak.
194. konu, er-Remezan; ez-Zekat, 1588, 1589. bölüm et-Teyyib, 2434. bö-lüm; el-Hadis, 11335, 11336; el-Valid ve'l-Veled, 4211. bölüm
2350. Bölüm
Orucun Farz Oluşu

Kur'an:
"Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, takva sahibi olasınız diye, size de farz kılındı."
10908. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah bizden önceki ümmet-lerden hiçbirine Ramazan ayı orucunu farz kılmamıştır." (Ravi şöyle di-yor: )"Ben şöyle arzettim:

"Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: "Ey İman edenler. . . sizden öncekilere de farz kılındığı gibi." İmam şöyle buyurdu: "Allah Ramazan ayı orucunu sadece Peygamberlere farz kılmıştı, ümmetlere değil! Ama onun vesilesiyle bu ümmete üstünlük verdi ve Ramazan ayı orucunu Resulullah'a (s.a.a) ve ümmetine farz kıldı."

10909. İmam Zeyn'ul-Abidin (a.s), Ramazan ayına veda duasında şöyle buyur-muştur: "Bu ay vesilesiyle bizleri diğer ümmetlere tercih ettin ve faziletine diğer dinlerin takipçilerini değil bizleri seçtin. Böylece senin emrinle Ra-mazan günlerinde oruç tuttuk ve senin yardımınla gecelerini ibadetle ge-çirdik."
bak. Vesail'uş Şia, 7/268, 6. Bölüm

2351. Bölüm
Orucun Fazileti

10910. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Tebarek ve Teala şöyle buyurmuştur: "Oruç benim içindir ve sevabını ben vereceğim."
10911. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah Tebarek ve Teala şöyle buyurmuştur: "Ademoğlunun oruç dışında yaptığı her iş onun içindir, ama oruç benim içindir ve sevabını ben vereceğim."