Mizan'ul Hikmet-7.Cilt
 


2290.Bölüm Namazın Kabul Edilişinde Kalb Huzurunun Rolü


10635. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kalbi bedeniyle hazır olmayan kulun namazını Allah kabul etmez."
10636. İmam Seccad (a.s), namaz kılarken abası omuzlarından düştü ama onu düzeltmedi. Bunun nedenini soran birine şöyle buyurdu: "Eyvahlar olsun sana! Kimin huzurunda olduğumu bilmiyor musun? Kulun namazından tevec-cühle kıldığı miktarı kabul edilir."

10637. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizden hiç biriniz bitkinlik ve uyuklar bir halde namaza durmasın ve kendisini de düşünmesin. Zira aziz ve celil olan Allah'ın huzurundadır. Kulun namazdan sadece kalbi tevec-cüh ile kıldığı miktarı nasibidir."

10638. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim namaz kılar, namazına bakar, kendi kendine konuşmaz, hata ve gaflet etmezse kul namazına baktığı müddetçe Allah da ona bakar. Bazen namazın yarısı veya üçte biri veya dörtte biri veya beşte biri Allah'ın dergahına yükselir. Müstahap olan namazlar (nafileler) farz namazlardan kabul edilmeyen miktarını tamam-lasın ve telafi etsin diye emredilmiştir."

10639. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bazen kul namaz kılar ama namazının altıda biri veya onda biri de kendisi için yazılmaz. Bunun sade-ce namazından, marifet ve teveccühle kıldığı miktarı hesaba katılır."
bak. Vesail'uş Şia, 3/20, 8. Bölüm

2291. Bölüm
Allah'ın Kendisine Teveccüh Edene Teveccüh Etmesi

10640. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Namaza durunca kalbinle Al-lah'a yönel ki o da sana yönelsin."
10641. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizden mümin birinin farz na-maza durunca kalbiyle Allah'a teveccüh etmesini ve kalbini dünya işlerin-den biriyle meşgul etmemesini severim. Zira mümin namazda kalbiyle Al-lah'a teveccüh edince Allah da ona teveccüh eder, aziz ve celil olan Allah onu sevdikten sonra,

müminlerin kalplerinin muhabbetini de ona yönel-tir."
10642. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kul namaza durunca aziz ve celil olan Allah ona teveccüh eder ve sürekli ona yönelir ve üç defa oraya buraya bakmadıkça sürekli ona dikkat eder. Kul üç defa herhangi bir yere bakınca Allah ondan yüz çevirir."
10643. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kul namaz için Tekbiret'ul İh-ram getirince Allah ona teveccüh eder ve Kur'an'dan ağzından çıkan her şeyi tutsun diye bir melek tayin eder. Kul yüz çevirince Allah da ondan yüz çevirir ve onu o meleğe havale eder."
bak. Vesail'uş Şia, 3/51, 17. Bölüm

2292. Bölüm
Namazda Tedebbür Etmenin Fazileti

10644. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ey Ebazer! Tefekkür ve tedeb-bürle birlikte olan iki rekat normal namaz, gece sabaha kadar gafil kalple kılınan namazdan daha iyidir."

10645. Masum (a.s) şöyle buyurmuştur: "Tefekkür ve tedebbürle kılınan iki rekat namaz, gece sabaha kadar gafil kalple kılınan namazdan daha iyi-dir."
10646. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hafif ama tefekkürle olan iki rekat namaz, sabaha kadar namaz kılmaktan daha iyidir."
bak. 424. Konu, el-Fikr

2293. Bölüm
Dünyadan Kopmuş Bir Kalple Namaz Kılan Kimsenin Sevabı

10647. İbn-i Abbas şöyle diyor: "Allah Resulü!ne (s.a.a) iki büyük dişi deve hediye edildi. Peygamber onlardan birini dünyevi işler hususunda hiçbir düşünce ve endişe içinde olmaksızın iki rekat namaz kılan kimseye vere-ceğini buyurdu. Ali'den (a.s) başka hiç kimse onu kabul etmedi. Resulul-lah (s.a.a) her iki deveyi ona verdi."

10648. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim iki rekat namaz kılar ve o iki rekatta dünya işlerinden hiçbir şey düşünmezse Allah günahlarını bağışlar."

10649. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim iki rekat namaz kılar ve onda ne dediğini bilirse namazı bittiğinde kendisiyle Allah arasında hiçbir günah kalmaz."

10650. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Tembellikten uzak durun. Zira rabbiniz merhametlidir. Az bir şeyi de taktir eder. Şüphesiz insan Allah için iki rekat namaz kılar ve Allah da o iki rekat vesilesiyle onu cennete götürür."
10651. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah herkimin bir namazını kabul ederse ona azap etmez ve herkimden bir hayırlı iş kabul ederse ona azap etmez."

2294. Bölüm
Vedalaşır Gibi Namaz Kılmaya Emir

10652. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Adeta ömrünün son namazını kılıyormuşsun gibi namaz kıl. Zira böyle bir namaz Allah'a yakınlaşma ve ulaşma sebebidir."

10653. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Farz bir namaz kıldığında vak-tinde ve onunla vedalaşan, ona geri dönmemekten korkan kimse gibi namaz kıl ve gözlerini secde yerine dik. Eğer sağında veya solunda birinin olduğunu bilirsen güzel namaz kılarsın. Bil ki sen, seni gören ve senin görmediğin bir kimsenin (Allah'ın) karşısındasın."


2295.Bölüm Namazı Yüzüne Vurulan


10654. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bazı namazların yarısı, üçte biri, dörtte biri, beşte biri ila onda biri kabul edilir. Bazı namazlar eski elbise gibi büzüştürülür ve sahibinin yüzüne atılır. Namazından sadece kalbinle teveccüh ettiğin bölümü nasibindir."

10655. İmam Bakır (a.s) veya İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namazın-dan sadece kalbi teveccüh ile iç içe olan bölümü nasibindir. O halde birisi namazının tümünde gaflet ederse veya eda etmekten gaflete düşerse (vak-tinde kılmazsa) o namazı büzüştürülür ve sahibinin yüzüne atılır."

10656. Allah Davud'a (a.s) şöyle vahyetmiştir: "Bazen kul namaz kılar, ben onu yüzüne vururum ve sesinin bana ulaşmasına engel olurum. Ey Da-vud! Onun kim olduğunu biliyor musun? O fısk (günahkar) gözle mü-minlerin namusuna bakan kimsedir. O kendi kendisine, gücü olduğu tak-tirde zulümle herkesin boynunu vuracağını" söyleyen kimsedir."

10657. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Namaz dört pay üzere bina edilmiştir: Ondan bir pay kamil abdest almaktır, bir pay rüku, bir pay secde ve bir pay da huşudur. . . Herkim namazın bu dört payını kamil kılmazsa namaz karanlıklar içinde yukarı yükselir, göklerin kapısı yüzüne kapanır ve (namaz kendisine) şöyle der: "Beni zayi ettin, Allah da seni za-yi etsin." Böylece namaz, kılan kimsenin yüzüne savrulur."

10658. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namaz kılan kimseye, başka-sıyla işi olmayan bir melek tayin edilir. Dolayısıyla kul namazını bitirince de o melek namazı alır ve yukarı çıkarır. Eğer kabul edilen namazlardansa kabul edilir. Eğer kabul edilecek namazlardan değilse o meleğe şöyle de-nir: "Onu kuluma geri çevir." Böylece melek o namazı aşağı indirir ve sa-hibinin yüzüne vurur ve şöyle der: "Of olsun sana! Senin işlerin sürekli benim zahmete ve sıkıntıya düşmeme sebep olur."

2296. Bölüm
Namazı Olmayan Kimse

10659. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zekat vermeyen kimsenin na-mazı yoktur."
Bak. Ez-Zekat, 1576. Bölüm
10660. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Namazın rüku ve secdesini kamil bir şekilde yerine getirmeyen kimsenin namazı yoktur."

10661. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hakın, hakıb ve hazık kimse-nin namazı yoktur. Hakın, idrarı (küçük abdesti) gelen kimsedir. Hakıb dışkısı (büyük abdesti) gelen kimsedir ve hazık ise ayağı (ayakkabıdan do-layı) sıkışan kimsedir. "
10662. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Namazda kasten sağında ve so-lunda kimin olduğunu bilen kimsenin namazı yoktur."

2297. Bölüm
Mümin Olmadığı Halde Namaz Kılan Kimse

10663. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanlara öyle bir zaman gelir ki camilere toplanır, namaz kılarlar ama onlar arasında hiçbir mümin bu-lunmaz."
10664. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Müezzin ezan söyler ve bir topluluk namaz kılar. Ama hiçbirisi mümin değildir."
10665. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nice ibadet eden kimsenin dini yoktur."
bak. el-İman, 263. Bölüm

2298. Bölüm
Namazın Tevili

10666. İmam Ali (a.s), namaz kılan birine şöyle buyurmuştur: "Ey adam! Na-mazın tevilini biliyor musun?" O, "Efendim! Namazın ibadet dışında bir tevili var mıdır?" diye sorunca İmam şöyle buyurdu: "Muhammed'i Pey-gamber olarak gönderene andolsun ki evet vardır... Tekbiret'ul İhram'a kadar ilk tekbirinin anlamı şudur ki "Allah-u Ekber"

deyince kalbinden ve ruhundan Allah'ın kıyam veya kuud (kalkmak veya oturmak) ile vasıf-landırılmaktan daha büyük olduğunu geçirmendir. İkinci tekbirde kalbin-den Allah'ın hareket veya sükun (hareketsiz) olarak nitelendirilmekten daha büyük olduğunu geçirmendir. Üçüncü tekbirde ise O'nu cisim ile ni-telendirilmekten, bir şeye benzemekten ve bir şeyle mukayese edilmekten daha büyük olduğunu bilmendir. Dördüncü tekbirde O'nu herhangi bir

şeye maruz kalmaktan ve hastalıkların kendisini incitmesinden daha büyük bilmendir. Beşinci tekbirde ise O'nun herhangi bir cevher veya araz (söz veya ilinek) ile nitelendirilmekten, herhangi bir şeye hulul etmesinden veya hiçbir şeyin kendisine hulul etmesinden daha yüce olduğunu bilmendir. Altıncı tekbirde ise O'nda, zeval, bir yerden bir yere nakil ve hadis (sonradan oluşmuş) varlıklarda var olan değişikliklerin caiz olmadı-ğını kalbinden geçirmendir. Yedinci tekbirde ise beş duyu için mahalli olmasından daha yüce bilmendir. Rükuda boynunu uzatmanın tevili ise kendi kendine şöyle demendir:

"Eğer boynumu vurursan yine sana iman ederim." Rükudan başını kaldırmanın ve "semiallahu. . ." (Allah duyar) cümlesinin tevili ise şudur: "Beni yokluk sahnesinden varlık sahnesine çı-karandır. İlk secdenin tevili ise secde halinde ve kalbinden "beni toprak-tan yarattın" gerçeğini geçirmendir. İlk secdeden başını kaldırmanın tevili ise şudur: "Beni topraktan yarattın." İkinci secdenin anlamı ise şudur: "Beni toprağa geri çevireceksin." İkinci secdeden başını kaldırmakta ise kalbinden, "yeniden beni topraktan çıkarırsın" diye geçirmendir."

Sol ta-rafa oturmanın, sağ ayağı sol ayağın üzerine koymanın tevili ise kalbinden, "Allah'ım! Ben hakkı ayakta tuttum ve batılı öldürdüm" diye geçirmendir. Teşehhüd'ün tevili ise şundan ibarettir: İmanını yenilemek, İslam'ını tekrarlamak ve ölümden sonra yaratılışı ikrar etmek. Selam vermenin tevili ise münezzeh olan rabbi yüceltmek, onu zalimlerin kendi hakkında söylediklerinden, ilhada saplananların nitelendirmesinden daha üstün bilmektir.

Es-Selamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuh cümlesinin tevili ise rahmet ve münezzeh olan Allah'ın sevgisini taleb etmektir. Bu ise sizin kıyamet günü azaptan emanda oluşunuz anlamındadır."
Müminlerin Emiri (a.s) daha sonra şöyle buyurmuştur: "Herkim namazın tevili-ni bu şekilde bilmezse namazı nakıstır."
10667. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bu yedi tekbirden ilk tekbirin te-vili ise şudur ki Allah beş parmakla (dokunma duyusu) ile hissedilmesi-dir."

10668. İmam Ali (a.s), kamet getirirken söylenen "Kad kamet'is-Salat" cümlesi-nin anlamı hususunda şöyle buyurmuştur: "Yani görüşme, münacaat, hacetlerin kabul edilişi, hacetlere ulaşma, aziz ve celil olan Allah'a bağlanma, keramet, bağış, hoşnutluk ve mağfiret vakti ulaştı."

2299. Bölüm
Kapsamlı Namaz Adabı

10669. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namazın hakkı şudur ki onun aziz ve celil olan Allah'ın huzuruna giriş olduğunu, namazda aziz ve celil olan Allah'ın huzurunda durduğunu bilmendir. O halde bunu bil-dikten sonra zelil ve hakir bir kul gibi rağbetli, çekinen, ümitli, korkulu, sefil ve yakarış ehli olmalı ve karşısında durduğun kimseye (Allah'a) saygı olarak huzur ve vakarla durmalı, kalbinle namaza yönelmeli, namazı şart-larına ve haklarına riayet ederek eda etmelisin."

10670. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kıbleye doğru durduğunda dünya ve içindeki olan her şeyi, insanları ve hallerini tümüyle unutmalı, kalbini seni Allah'tan alıkoyan her şeyden uzak tutmalı, kalp gözüyle Al-lah'ın azametini görmeli, herkesin yaptıklarının karşılığını gördüğü,

herke-sin gerçek mevlası olan Allah'a döndürüldüğü ve senin korku ve ümit ayağı ile huzurunda durduğun günü hatırlamalısın. Tekbir söyleyince en üst gökler ve yeryüzü arasında olan her şeyi O'nun kibriyası karşısında değersiz gör. Zira kul tekbir getirdiğinde Allah-u Teala kalbine bakar da tekbirin hakikatini görmezse şöyle der: "Yalancı, beni mi kandırıyorsun? İzzet ve celalime andolsun ki seni zikrimin tatlılığından mahrum kılarım, bana yaklaşmana ve benimle münacaatta bulunmana engel olurum."

Bil ki Allah senin hizmetine muhtaç değildir. İbadet ve duandan müstağnidir. Seni ihsan ve rahmetinden dolayı davet etmiştir ki sana rahmet etsin ve cezasından uzaklaştırsın."
10671. Masum (a.s) şöyle buyurmuştur: "Al-i Muhammed'in (s.a.a) alimle-rinden birine şöyle arzedildi: "Fedan olayım! Namazın gerçek manası ne-dir?" O şöyle buyurdu: "Niyetle namaza girince, ululayarak ve yücelterek tekbir getirince, tane tane kıraat edince, huşu içinde rüku edince, tevazu içinde başını rükudan kaldırınca, horluk ve huzu içinde secdeye kapanın-ca, ihlas ve ümitle teşehhüt okuyunca, rağbet ve rahmetle selam verince,

korku ve ümitle namazı tamamlayınca Allah'ın rahmetinin kula inmesi ve kulun Allah'a ulaşmayı taleb etmesidir. Böyle yaptığı taktirde namazının hakikatini yerine getirmiştir." "Namazın adabı nedir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Kalp huzuru, (namazda her türlü hareketten) organ-larını uzak tutmak, Allah Tebarek ve Teala karşısında horluk içinde dur-mak, cenneti sağa, cehennemi görmeyi sola, sıratı önüne ve Allah'ı ise karşıya koymaktır."

10672. İdris'in Suhuf'unda şöyle yer almıştır: "Namaza durunca zihin ve fik-rinizi namaza yöneltin, Allah'ı temiz ve O'ndan başka her şeyden uzak bir kalple çağırın, huzu, huşu, itaat ve tevazuyla maslahat ve menfaatlerinizi O'ndan isteyin. Rüku ve secde edince dünyevi fikirleri, kötü ve uygunsuz hayalleri, kötü ve çirkin amelleri, hile ve düzen düşünceleri, haram yemeyi, saldırganlığı, düşmanlığı ve kinleri kendinizden uzaklaştırın. Bütün bunların hepsini kendi aranızdan uzağa atın."
10673. Allah Musa b. İmran'a şöyle vahyetmiştir: "Ey Musa! Tövbeni öne sal ve günahını ertele. Namaza durunca benim karşımda sakin ve yavaşça ha-reket et."

2300. Bölüm
Namazda Gevşek Davranmaktan Sakınmak

Kur'an:
"Ey iman edenler! Sarhoşken, ne dediğinizi bilene kadar nama-za yaklaşmayın." Doğrusu münafıklar Allah'ı aldatmağa çalışırlar, oysa O, onlara aldatmanın ne olduğunu gösterecektir. Onlar namaza tembel tembel kalkarlar ve Allah'ı pek az anarlar."

10674. Halebi şöyle diyor: "İmam'a (a.s), "Ey iman edenler. . . yaklaş-mayın" ayeti hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Buradaki sarhoş-luktan maksat uykudur. Uyku sersemliği sizlerin rüku, secde ve tekbirle-rinizde ne söylediğinizi bilmeye izin vermez. Halktan bir çoğunun dü-şündüğünün tam tersine ayetteki sarhoşluktan maksat, şarap sarhoşluğu değildir. Mümin şarap içmez ve sarhoş olmaz."

10675. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bitkin, ağır ve uyku halinde namaza durma. Zira bunlar nifakın hasletlerindendir ve Allah müminleri sarhoşluk halinde, yani uyku sarhoşluğunda namaza durmaktan nehyet-miştir."
10676. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namaz halinde uyku sana galebe çalınca namazı kes ve uyu. Zira böyle bir hal içinde kendine duamı yoksa bedduamı edeceğini bilemezsin."

10677. Mirac hadisinde şöyle yer almıştır: "Ey Ahmet! Üç kula şaşırırım: Namaza durduğu bir halde kime el uzattığını, kimin karşısında durduğu-nu bilen, ama uykusu gelen kula."
bak. 460. Konu, el-Kesl


2301.Bölüm Namazın Vakitlerini Gözetmek


Kur'an:
"Vay o namaz kılanların haline ki onlar kıldıkları namazdan ga-fildirler."
"Namazlarına riayet ederler. İşte onlar, temelli kalacakları Fir-devs cennetine varis olanlardır."
10678. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah nezdinde hiçbir şey namazdan daha sevimli değildir. O halde dünya işlerinden hiç-bir şey sizi namaz vakitlerinden alıkoymasın.

Zira aziz ve celil olan Allah bir grup insanı kınamış ve şöyle buyurmuştur: "Onlar namazlarından gafildirler." Yani namaz vakitlerinden gafildirler ve ona önem vermezler.
10679. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim şu iki haslete sahip olmazsa ondan uzak dur, uzak dur, uzak dur!" Kendisine, "O iki haslet nedir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Namaz vakitlerine özen gös-termek, (mümin kardeşlere) mali yardımlarda bulunmak"

10680. İmam Ali (a.s), Muhammed b. Ebi Bekr'e yazdığı mektubunda şöyle bu-yurmuştur: "Namaz vakitlerine dikkat et ve namazlarını vaktinde kıl. İşin yoktur diye onu vaktinden önce kılma ve fazla işin vardır diye onu vak-tinden sonraya erteleme."

10681. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Namazları kılmada çok dikkatli davranmak kula dindarlık olarak yeter."
10682. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kul, şüphesiz namazın vakitle-rine ve güneşin durumlarına önem verecek olursa, ölüm anında huzur içinde olacağını, hüzün ve kederlerinin giderileceğini ve ateşten kurtulu-şunu kendisi için garantilerim."

10683. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Beş vakit namazları vaktinde kıl-maya dikkat edin. Zira bu namazların aziz ve celil olan Allah nezdinde (yüce bir) makamı vardır."
10684. Fazl b. Yesar İmam Bakır'a (a.s), "Namazlarına dikkat edenler" ayetini sorunca, İmam şöyle buyurdu: "Maksat farz namazlardır." Kendisine şöyle arzettim: "Onlar namazlarında süreklidirler" ayetinin anlamı nedir?" İmam şöyle buyurdu: "Maksat nafile namazdır."
bak. eş-Şia, 2149. Bölüm, h. 9936
Ez-Zikr, 1337. Bölüm
Nur'us Sakaleyn, 5/416, 20, 22 Vesail'uş Şia, 3/18, 7. Bölüm

2302. Bölüm
Namazı İlk Vaktinde Kılmaya Teşvik

10685. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namazı ilk vaktinde kılmanın son vaktinde kılmaktan üstünlüğü, ahiretin dünyaya üstünlüğü gibidir."
10686. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namazı vaktinde kılmanın, so-nunda kılmadan üstünlüğü mümin için mallarından ve çocuklarından da-ha hayırlıdır."
10687. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bil ki ilk vakit her zaman daha iyidir. O halde yapabildiğin kadar bu hayırlı işe koş. Aziz ve celil olan Al-lah nezdinde en sevimli iş az bile olsa kulun sürekli yaptığı iştir."

10688. Fezzaz şöyle diyor: "İmam Rıza (a.s) bazı Alevileri (seyyidleri) karşılamak için dışarı çıktı. Bu esnada namaz vakti geldi. İmam yolunu orada bulunan bir köşke doğru değiştirdi. Bir taşın altına gelerek şöyle buyurdu: "Ezan oku!" Ben, "Dostlarımızın da bize katılmasını bekleyelim" diye arzettim: "İmam şöyle buyurdu: "Allah seni bağışlasın! Namazı sebepsiz yere geriye erteleme. Her zaman namazı ilk vaktinde kılmaya çalış." Böylece ben ezan okudum ve namaz kıldık."

10689. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlk vaktinde kılınan farz na-mazlar, şartlarıyla yerine getirilmişse, daha yeni ağaçtan ayrılan tap taze ve güzel kokan asmadan daha güzel kokuludur. O halde namazı ilk vaktinde kılmaya çalışın."
10690. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her namazın iki vakti vardır:

İlk ve son. İlk vakit en iyi vakittir. Hiç kimse özrü olmaksızın namazını son vakte havale etmesin. Son vakit sadece hasta, sakat ve özrü olan kim-seler için taktir edilmiştir. İlk vakit Allah'ın hoşnutluğuna sebep olur, son vakit ise Allah'ın bağışlamasına neden olur."

2303. Bölüm
Namazı Terkeden Kimse ve Küfür

Kur'an:
"Onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükle-yen nedir?" Diye sorarlar. Onlar derler ki: "Namaz kılanlardan de-ğildik."
"O, peygamberi doğrulamamış, namaz kılmamış, ama yalanla-yıp yüz çevirmiş, sonra da salına salına kendinden yana olanlara gitmişti. Sana yazıklar olsun, yazıklar! Daha ne olsun, sana yazık-lar olsun, yazıklar!"

10691. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namaza riayet edin, onu gözetin, çok kılın ve onunla Allah'a yakınlaşmaya çalışın. Çünkü namaz "Mümin-ler üzerinde vakitleri belirli bir farzdır." Kendilerine "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorulduğunda Cehennem ehlinin "Biz namaz kılanlardan değildik" diye cevab verdiklerini işitmediniz mi?"
10692. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Müslüman ve kafir arasında farz namazı kasten terketmesi veya hafife alarak kılmaması dışında bir mesafe yoktur."

10693. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim namazı terkederse İs-lam'dan bir nasibi yoktur."
10694. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İman ve küfür arasındaki sınır namazı terketmektir."

10695. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Namaz dinin sütunudur. O halde her kim bilerek namazı terkederse dinini harap etmiştir. Her kim namazı vaktinde kılmazsa "Veyl'e girer. Veyl cehennemde bir vadinin adıdır. Nitekim Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: "Veyl olsun namaz kılanlara ki onlar namazlarından gafildirler."

10696. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir özrü olmaksızın namazını vakti geçinceye kadar kılmazsa ameli boşa çıkmıştır. Kul ve kü-für arasındaki sınır namazı terketmektir."
10697. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim namazın sevabına iti-nasızlık ederek ve namazı terketmenin cezasından korkmayarak namazı terkederse ben de onun ya Yahudi ya Hıristiyan yada Mecusi olarak öl-mesinden endişe etmem."
10698. İmam Sadık (a.s) kendisine, "Neden zina eden kimse değil de namazı ter-keden kimse kafir olarak adlandırılmıştır?"

diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Zi-ra zina ve benzeri iş yapanlar şehvetin galebe çalması sebebiyle bu işe başvururlar ama namazı terkeden kimse sadece onu hafife almak veya iti-nasızlık göstermek sebebiyle terketmektedir."
10699. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Namazı terkeden kimse Al-lah'tan kendisini dünyaya geri göndermesini ister. Nitekim Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: "Onlardan birine ölüm çatınca şöyle der: "Rab-bim beni geri gönder..."
bak. Vesail'uş Şia, 3/28, 11. bölüm

2304. Bölüm
Namazı Zayi Etmekten Sakındırmak

Kur'an:
"Onların ardından, namazı bırakan, şehvetlerine uyan bir nesil geldi. İşte bunlar azgınlıklarının karşılığını göreceklerdir."
10700. İmam Kazım (a.s) Allah-u Teala'nın, "Onlar namazlarından gafildirler" ayeti hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Maksat namazı zayi etmektir."
10701. İmam Ali (a.s) Muhammed Bin Ebi Bekr'e yazdığı mektubunda şöyle bu-yurmuştur: "Bil ki her şey senin namazına bağlıdır ve bil ki her kim namazı zayi ederse diğer işleri daha çok zayi eder."

10702. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ademoğlu beş vakit namazlara özen gösterdikçe şeytan ondan dehşete kapılır ama onları zayi edince ona karşı küstahlaşır ve onu şiddetli belalara düşürür."

10703. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kul namazını vaktinde kılar ve ona özen gösterirse o namaz bembeyaz ve tertemiz bir şekilde Allah'ın dergahına yükselir ve şöyle der: "Beni korudun Allah da seni korusun." Ama eğer namazı vaktinde kılmaz ve onu korumazsa simsiyah ve karanlık olarak (kendisine) döner ve şöyle der: "Beni zayi ettin Allah da seni zayi etsin."
bak. Vesail'uş Şia, 3/18, 7. Bölüm

2305. Bölüm
Namazı Hafife Almayın

10704. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namazı hafife almayın zira Peygamber (s.a.a) vefat etmek üzereyken şöyle buyurmuştur: "Namazı hafife alan kimse benden değildir."
10705. İmam Sadık (a.s) Allah Resulü'nün (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet et-miştir: "Namazı hafife alan kimse benden değildir. Allah'a yemin olsun ki (Kevser) havuzunun yanında yanıma gelemez."

10706. Ebu Basir şöyle diyor: "Ben İmam Sadık'ın vefatı sebebiyle başsağ-lığı dilemek için Hamide'nin huzuruna vardım Hamide ağladı ve şöyle dedi: "Ey Eba Muhammed! Keşke İmam vefat edince sen orada olsaydın. İmam gözlerinin birini yumduktan sonra bana şöyle dedi: "Akrabalarımı ve yakınlarımı yanıma çağır." Hepsi İmamın etrafına toplanınca şöyle bu-yurdu: Namazı hafife alan kimseler şefaatimize nail olamazlar."
10707. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Namazını önemsemeyen kadın ve erkeği Allah on beş haslete müptela kılar."
bak. Vesail'uş Şia, 3/15, 6. Bölüm

2306. Bölüm
Namazda Sağa Sola Bakmaktan Sakındırmak

10708. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kul (namazda) etrafına iltifat etmedikçe Allah ona teveccüh eder."
10709. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namaz halinde kıbleden yüz çe-virmek şeytanın bir müdahalesidir. O halde namaz halinde kıbleden yüz çevirmekten sakının. Zira kul namaza durunca Allah Tebarek ve Teala ona yönelir ve kul o tarafa bu tarafa teveccüh edince Allah Tebarek ve Teala ona şöyle buyurur: "Ey Ademoğlu! Kimden yüz çeviriyorsun? -Üç defa tekrarlar- kul dördüncü defa kıbleden yüz çevirince Allah da ondan yüz çevirir."

10710. İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala'nın, "Yüzünü hanif olarak dine çevir" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Yani namaza dur ve yüzünü sağa sola çevirme."
10711. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kul namaz ile meşgul olunca şeytan onun yanına gelir ve kendisine şöyle der: "Falan şeyi hatırla, falan şeyi an." Sonunda insan kaç rekat kıldığını şaşırır."
10712. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Acaba namazda yüzünü çeviren kimse Allah'ın yüzünü eşek şekline dönüştürmesinden korkmaz mı? "

2307. Bölüm
Namaz Hırsızı

10713. Resulullah (s.a.a) ashabına şöyle buyurmuştur: "Sizlere insanların en hırsızını göstermeyeyim mi?" Ashab, "Göster ey Allah'ın Resulü! Deyince şöyle buyurdu: "İnsanların en hırsızı namazından çalan bir kimsedir. Böyle bir kimsenin namazı eski bir elbise gibi büzüştürülür ve yüzüne vu-rulur."
10714. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hırsız, insanlardan bir şey çalan kimse değildir. Aksine hırsız, namazından çalan kimsedir "

10715. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hırsızların en hırsızı namazın-dan hırsızlık eden kimsedir. Yani farzlarını kamil bir şekilde eda etmeyen kimsedir. "
10716. İmam Ali (a.s) namazın secdelerini hızlı bir şekilde yerine getiren kimseye şöyle buyurmuştur: "Ne zamandan beri bu tür namaz kılıyorsun?" O şahıs şöyle arzetti: "Falan zamandan beri." İmam şöyle buyurdu: "Senin gibi birisi Allah nezdinde yeri gagalayan karga gibidir. Eğer (bu şekilde) ölür-sen Ebu Kasım Muhammed'in dininden başka bir din üzere ölürsün." Sonra şöyle buyurdu: "İnsanların en hırsızı namazından çalan kimsedir."
bak. Ez-Zikr, 1337. Bölüm


2308.Bölüm Namazı Kısa Tutmak


10717. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kul namaza durup namazını hafife alarak kılarsa Allah Tebarek ve Teala meleklerine şöyle buyurur: "Bu kulumu görüyor musunuz? Adeta ihtiyaçlarının benden başkası tara-fından karşılandığını zannediyor. Acaba o ihtiyaçlarının benim elimle kar-şılandığını bilmiyor mu?"

10718. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Farz namazı kısa, nafile namazı ise uzun kılmak ibadettendir."
10719. "Allah Resulü'nün (s.a.a) namazı herkesten daha kamil ve kısay-dı."
Bak Vesail'uş Şia, 3/24, 9. Bölüm

299. Konu

es-Salat (2)
Namaz (2)
Cemaat Namazı

Vesail'uş Şia, 5/370, Ebvab'us Selat ve'l-Cemaat

>2309. Bölüm
Cemaat Namazı

10720. Hz. Lokman (a.s) oğluna öğüt ederek şöyle buyurmuştur: "Mızraklar üzerinde bile olsa namazı cemaatle kıl."
10721. Resulullah (s.a.a) camide namaz kılma hususunda ağır davranan Müslü-man bir grup hakkında şöyle buyurmuştur: "Bir grup mescidde namaz kılmaya çağırılıyorlar (ve erteliyorlar). Nerede ise bir miktar odun toplanmasını ve odunların kapılarına konulmasını, ateş yakılmasını ve böylece evlerinin ateşe verilmesini emredeceğim."
10722. İmam Ali (a.s) hakeza bu hususta şöyle buyurmuştur: "Ya cemaat na-mazlarımızda hazır bulunsunlar ya bizden uzaklaşsınlar, bize komşu ol-masınlar ve biz de onlara komşu olmayalım."

10723. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cemaatle kılınan namaz tek başına kılınan namazdan yirmi dört kat daha faziletlidir. O halde cemaatle kılınan bir namaz yirmi beş namaz sayılmaktadır."
10724. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim beş vakit namazı ce-maatle kılarsa kendisine iyi zanda bulununuz."
10725. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cemaat namazı; ihlas, tevhid, İslam ve Allah'a ibadet aşikar olsun ve meşhur hale gelsin diye taktir edilmiştir. Zira bu tür şeylerin açığa çıkması alemin doğu ve batısındaki insanlar üzerinde,

bir olan Allah'ın hüccetidir. Hakeza münafık, (namaz ve dini) hafife alanlar ikrar edip kabul ettiği şeyi yerine getirsin diye, Müs-lüman olduğunu açığa vursun, ona dikkat etsin diye ve hakeza insanların birbirinin Müslüman olduğuna şahadetleri mümkün olsun diye bütün cemaat namazı takdir edilmişti. Bütün bunların yanı sıra cemaat namazı iyilik ve takva yolunda birbirine yardımda bulunmaya, aziz ve celil olan Allah'a karşı bir çok günahlardan sakınmaya sebep olur."

10726. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cemaat ve namaz için toplan-mak kimin namaz kıldığı, kimin namaz kılmadığı, kimin namazı vaktinde kıldığı, kimin de namazı zayi ettiği bilinsin diye taktir edilmiştir. Eğer ce-maat namazı olmasaydı hiç kimse bir diğerinin salah ve temizliğine tanık-lıkta bulunamazdı. Zira cemaatle namaz kılmayan kimse Müslümanlar açısından namazsızdır. Zira Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hiç bir sebebi ve özrü olmadan mescidde Müslümanlarla namaz kılmayan kimsenin namazı yoktur."

10727. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cemaatle kılınan ilk namaz şu şekildeydi: Allah Resulü (s.a.a) Müminlerin Emiri Ali bin Ebi Talib (a.s) ile namaz kılıyordu. Ebu Talib ve Cafer yanlarından geçtiler. Ebu Talib Cafer'e şöyle dedi: "Oğlum! Amcanın oğlunun yanında namaz kıl." Resu-lullah (s.a.a) Cafer'in yanında durduğunu hissedince namazda imamlıkta bulunmak için ileri gitti ve Ebu Talib sevinerek geri döndü. İşte o gün kı-lınan bu namaz cemaatle kılınan ilk namaz olmuştur."

10728. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Cuhenni Peygambe-rin (s.a.a) huzuruna vararak şöyle arzetti: "Ey Allah'ın Resulü! Ben çölde, eşim, çocuklarım ve kölelerimle yaşıyorum. Namaz vakti ezan söylüyo-rum, namaza duruyorum ve onlarla namaz kılıyorum acaba benim nama-zım cemaatle midir?" Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Evet" o şöyle arzetti: "Ey Allah'ın Resulü! Bazen kölelerim su bulmaya gidiyor, ben, eşim ve çocuklarım yalnız kalıyoruz. Namaz vakti ezan okuyorum, nama-za duruyorum ve onlarla birlikte namaz kılıyorum. Acaba namazım ce-maat namazı sayılır mı?"

Peygamber, "Evet" diye buyurdu. Cuhenni şöyle arzetti: "Bazen çocuklarım hayvanların peşine gidince ben ve eşim yalnız kalıyoruz. Ben de namaz vakti ezan okuyorum, namaza duruyorum ve onunla namaz kılıyorum. Acaba bu cemaat namazı sayılır mı?" Peygamber (s.a.a), "Evet" diye buyurdu. O şöyle arzetti: "Ey Allah'ın Resulü! Bazen eşim de bir iş icabı gidiyor ve ben yalnız kalıyorum, ezan okuyorum, namaza duruyorum ve namaz kılıyorum. Acaba benim tek başıma kıldığım namaz cemaat namazı sayılır mı?" Peygamber şöyle buyurdu: "Evet, mümin tek başına da cemaat sayılır."
bak. Vesail'uş Şia, 5/375, 2. Bölüm

2310. Bölüm
Cemaat İmamının Riayet Etmesi Gereken Şey ve İmamete En Layık Olan Kimse


10729. İmam Ali (a.s) "Muhammed bin Ebi Bekr'i Mısır'a vali tayin edince ona şöyle tavsiyede bulundu: "Namazının nasıl olduğuna bir bak. Zira sen halkı-nın imamısın. Namazı kamil bir şekilde yerine getirmen, hafife almaman ve nakıs kılmaman gerekir. Zira her kim halk için imamlık eder ve na-mazlarında eksiklik olursa günahları onun (imamın) boynunadır. Onların namazından hiçbir şey eksilmez. O halde namazı kamil bir şekilde eda et ve namaza dikkat göster ki sen de onlar kadar sevaba erişesin ve bu onla-rın sevabından bir şeyi azaltmaz."

10730. İmam Ali (a.s) Malik Eşter'e yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Namazı, uzatıp insanları bıktırmadan, hızlandırıp zayi etmeden, içlerinde hastalar ve ihtiyaç sahipleri olduğunu bilerek kıldır. Beni Yemen'e gönde-receği zaman Resulullah'a "Onlara nasıl namaz kıldırayım" diye sordum. O da şöyle buyurdu: "En zayıflarının namazı gibi namaz kıldır, müminle-re karşı merhametli ol."
10731. İmam Ali (a.s) şehirlerin valilerine yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Onlarla (halkla) en zayıfları gibi namaz kıl ve namazda fitne çıkarmaya çalışma."

10732. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yalnız olunca üç tekbir, imam olunca da bir tekbir yeterlidir. Zira cemaat arasında muhtaç, zayıf ve yaşlı kimseler de vardır."
10733. İmam Ali (a.s) kendisine, "Cemaat namazına kim layıktır?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanların imamlığını daha çok Kur'an okuyan (kıraati iyi olan) kimse üstlenmelidir.

Eğer kıraatlerde eşit olurlarsa hicrette daha önde olan kimse imam olmalıdır. Eğer hicrette de eşit olurlarsa yaşı fazla olan kimse bunu üstlenmelidir. Eğer yaşları aynı olursa sünneti daha iyi bilen ve dinde daha fakih olan kimse imamlığı üstlenmelidir. Sizlerden hiç kimse birinin evinde ev sahibinden ve hiçbir hakimden hakim olduğu bölgede öne geçmesin."

300. Konu

es-Salat
Namaz (3)
Gece Namazı

Bihar, 87/116, 6. bölüm; Selat'ul Leyl

bak.
249. konu, es-Sihr; es-Sivak, 1941. bölüm; el-İstiğfar, 3084. bölüm
2311. Bölüm
Gece Namazının Fazileti

Kur'an:
"Geceleyin uyanıp, yalnız sana mahsus olarak fazladan namaz kıl. Belki de Rabbin seni övülmüş makama yükseltir."
"(Takva sahipleri) Sabreden, doğru olan, gönülden kulluk eden, hayra infak eden ve seher vakitlerinde bağışlanma dileyenlerdir."

"Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin ken-dilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı. Onlar, geceleri az uyuyanlardı."
"Rablerini överek yüceltenler, vücutlarını yataklardan uzak tu-tup korkarak ve umarak Rablerine yalvaranlar ve verdiğimiz rızık-lardan infak edenler inanır. Yaptıklarına karşılık onlar için sakla-nan müjdeyi kimse bilmez."
"Gecenin bir kısmında ve yıldızlar kaybolurken de O'nu tespih et."

"Gecenin bir kısmında O'na secde et; O'nu geceleri uzun uzun tespih et."
"Şüphesiz, gece kalkışı daha tesirli ve o zaman okumak daha elverişlidir."
10734. Resulullah (s.a.a) Ali'ye (a.s)tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "Gece na-mazını terketme." Peygamber (s.a.a) bu cümleyi dört defa tekrarladı."

10735. Resulullah (s.a.a) Ali'ye (a.s) şöyle buyurmuştur: Mümin üç şeyle sevi-nir: Kardeşleriyle görüşmekten, oruç olduğunda iftar etmekten ve gece sonunda kıldığı teheccüt namazından"
10736. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Cebrail sürekli olarak bana gece namaz kılmak için kalkmayı tavsiye etti. Öyle ki ümmetimin en iyi fertlerinin geceleri asla uyumayacaklarını zannettim."

10737. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Cebrail sürekli olarak bana gece ibadet için kalkmayı tavsiye etti: Ümmetimin iyilerinin gecenin çok az bir kısmı dışında asla uyumayacağını zannettim."
10738. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah İbrahim'i insanlara yemek yedirdiği ve insanların uyuduğu bir zamanda namaz kıldığı için kendine halil (dost) kıldı. "

10739. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminin şerafeti gece nama-zındadır. Müminin izzeti ise insanların yüzsuyunu dökmekten sakınma-dadır."
10740. İmam Ali (a.s) her zaman şöyle buyururdu: "Biz insanlara yedirmekle ve zorluklarda insanlara yardımcı olmakla ve insanların uyuduğu bir za-manda namaz kılmakla emrolunan Ehl-i Beyti'z."

10741. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah gece namazıyla sabahla-yan kimseyi sever."
10742. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: "Mal ve evlat dünya hayatının süsüdür." Kulun gecenin sonunda kıldığı sekiz rekat namaz ise ahiretin süsüdür."
10743. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gece ibadet için kalkmayı ter-ketme. Şüphesiz kaybeden kimse, gece ibadet için kalkmayı terkeden kimsedir."

10744. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ben Kur'an okuyan, gece yarı-ları uykudan kalkan ama sabah olup namaza kalkıncaya kadar (gece na-mazı için) kalkmayan kimseden nefret ederim."
10745. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Erkek gece yarısı eşini uykudan uyandırır ve her ikisi abdest alıp namaz kılarlarsa Allah'ı çok zikreden kimselerden sayılırlar."

10746. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın rahmeti gece yarısı kal-kan, namaz kılan, eşini namaz için uyandıran uyanmadığında yüzüne su serpen erkeğin üzerine olsun. Allah'ın rahmeti gece yarısı uykudan uya-nan, namaz kılan, eşini namaz için uyandıran ve uyanmadığında yüzüne su serpen kadının üzerine olsun."

10747. İmam Bakır (a.s) ve İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala'nın "Şüphesiz gece yarısı kalkmak. . . ve okumak daha elverişlidir" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Maksat gecenin son anlarında kalkmaktır."

10748. İmam Sadık (a.s) hakeza, "ve okumak daha elverişlidir" ayetinin tefsirinde şöyle buyurmuştur: "Ayetten maksat insanın sadece Allah için -başkası için değil- yatağından kalkması, aziz ve celil olan Allah'ın huzu-runda namaz kılmasıdır."
10749. İmam Rıza (a.s) "Allah-u Teala'nın "Onu geceleri uzun uzun tesbih et" ayetindeki teshibten maksat sorulduğunda şöyle buyurmuştur: "Tesbihten maksat gece namazıdır."

10750. İmam Kazım (a.s) vitr namazının son rekatından başını kaldırınca şöyle buyurmuştur: "Burada iyilikleri senin kendisine verdiğin bir nimet olarak gören ve onlara şükretmekten aciz olan günahı büyük ve avucunda hima-ye ve rahmetinden başka hiçbir şey olmayan kimse durmuştur. Zira sen mürsel peygamberine indirdiğin kitapta şöyle buyurmuşsun:

"Gecenin az bir bölümünde uyuyor seher vakitleri mağfiret diliyorlardı." Uykum uzun çekti, sabahlamam devam etmedi. Şimdi seher vaktidir ve ben günahlarım için, zararı, ölümü, hayatı, haşrı ve neşri kendi elinde olmayan kimse gibi senden bağışlanma diliyorum." İmam bu cümleleri buyurduktan sonra secdeye kapanıyordu."
bak. el-Hayr, 1175. bölüm
el-İstiğfar, 3084. Bölüm


2312. Bölüm
Allah'ın Gece Yarısı Namaz Kılan Kimseyle Övünmesi


10751. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kul gece karanlığında efendi-siyle halvet eder, onunla münacatta bulunursa Allah kalbini nurani kılar... Sonra meleklerine şöyle der: "Ey Meleklerim! Kuluma bakın ki gece ka-ranlığında batıl ehlinin boş şeylerle oyalandığı ve gafillerin uyuduğu bir sı-rada benimle halvet etmiştir. Şahit olun ki ben de onu bağışladım."

10752. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kadın veya erkek her kul gece namazıyla nasiplenir, ihlas üzere aziz ve celil olan Allah için kalkar, tam bir abdest alır, doğru bir niyet, temiz bir kalp, huşu içinde bir beden ve ağlayan bir gözle aziz ve celil olan Allah için namaz kılarsa saygısını Allah Tebarek ve Teala'dan başka hiç kimsenin bilmediği meleklerden dokuz safı arkasında karar kılar. Her safının bir ucu doğuya ve

diğer bir ucu ise batıya uzanır." Daha sonra şöyle buyurmuştur: "Namazı bitince de o me-lekler sayısınca kendisi için derece ve makam yazılır."
10753. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Rabbin meleklere karşı üç kişi-nin varlığıyla övünür: Yalnız başına geceleyin namaz kılan, secdeye kapa-nan ve secde halinde uyuyan kimseyle. Allah onun hakkında şöyle buyu-rur: "Kuluma bakınız ki ruhu benim nezdimde bedeni ise benim için sec-de halindedir."

10754. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah kıyamet günü üç kimsenin yüzüne güler: Yatağında eşinin yanında uyuduğu onu sevdiği halde, kalkıp abdest alıp, camiye giden, namaz kılan ve rabbiyle münacaatta bulunan kimseye."

10755. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Üç kimseyi Allah sever, yüzle-rine güler ve varlıklarına sevinir: "Allah düşmanlarından bir grupla karşı-laştığında aziz ve celil olan Allah yolunda öldürülünceye veya Allah'ın kendisini galip kılıp ya da şerlerinden koruyuncaya kadar savaşan kimseyi. Allah şöyle buyurur:

"Kuluma bakın ki nasıl da benim için nefsini feda etti." Güzel bir eşi olan, sıcak ve yumuşak yatağında uyuyan ama gece ya-rısı uykudan kalkıp, şehveti terkeden, beni hatırlayan, benimle münacaatta bulunan kimseyi. Oysa o yatağında uyuyabilirdi. Ve bir de yolculukta yol-daşları gece geç vakitlere kadar lakırdı eden, yorulunca da uyuyan ama kendisi kolaylıkta ve zorlukta seher vakti ibadet için kalkan kimseyi."