Mizan'ul Hikmet-7.Cilt
 


2256.Bölüm Kin ve Düşmanlığın Kaldırılmasında Tokalaşmanın Rolü


10503. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Tokalaşın zira tokalaşmak kin ve düşmanlığı ortadan kaldırır."
10504. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Tokalaşın, zira tokalaşmak kini ortadan kaldırır"

2257. Bölüm
Tokalaşmanın Günahları Yok Etmedeki Rolü

10505. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin müminle tokalaşınca günahları temizlenmiş bir halde birbirinden ayrılırlar."
10506. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kardeşlerinizle görüşünce tokalaşın, sevgi izharında bulunun ve güler yüzlü davranın (ki) birbirinizden ayrılınca bütün günahlarınız yok olur gider."

10507. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsan arkadaşıyla tokalaşırsa elini tutan kimsenin sevabı elini bırakan kimsenin sevabından daha fazla-dır. Biliniz ki onların günahları hiçbir günah kalmayıncaya kadar dökülür gider."

2258. Bölüm
Kadınla Tokalaşmaktan Sakınmak

10508. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kadının namahrem erkekle el-bisesinin altından başka bir şekilde (çıplak bir elle) tokalaşması caiz değil-dir. Ve aynı şekilde sadece elbisesinin altından biat edebilir."
10509. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ben kadınlarla toka-laşmam."

10510. İmam Sadık (a.s), yabancı kadınlarla toklaşmak hakkında sorulunca şöy-le buyurmuştur: "Hayır caiz değildir, sadece elbisesinin altından."
10511. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Evlenilmesi helal olan kadınla (namahrem bir kadınla) tokalaşmak elbisesinin altından olmaksızın caiz değildir. Bu taktirde de elini sıkmaması gerekir."
bak. 53. Konu, el-Bey'at
Vesail'uş Şia, 14/151, 115. Bölüm

2259. Bölüm
Düşmanla Tokalaşmaya Teşvik

10512. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Düşmanınla her ne kadar hoş-lanmasa da tokalaş. Zira bu aziz ve celil olan Allah'ın kullarına emrettiği bir şeydir. O (Allah) şöyle buyurmuştur: "Sen, fenalığı en güzel şekilde sav; o zaman, seninle arasında düşmanlık bulunan kişinin yakın bir dost gibi olduğunu görürsün. Bu, ancak sabredenlere vergidir; bu ancak o büyük hazzı tadanlara vergidir." Düşman için onun hak-kında Allah'ın emri üzere amel etmenden daha şiddetli bir şey yoktur.

296. Konu

es-Sulh
Barış (1)
Savaşta Barış

Bihar, 44/1; 18. bölüm; İllet'ulleti min ecliha salih'ul İmam Hasan (a.s) Muaviye
Bihar, 44/33, 19. bölüm; Keyfiyet'ul Mesalihe

bak.
Harb, 752. bölüm
2260. Bölüm
Barış

Kur'an:
"Eğer onlar barışa yanaşırlarsa, sen de yanaş ve Allah'a güven. O, şüphesiz işitir ve bilir."
10513. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ben barışı İslam'ın gevşemesine sebep olmadığı taktirde savaştan daha etkili gördüm."

10514. İmam Ali (a.s), Mısır'a vali tayin ettiğinde Malik Eşter'e yazdığı mektu-bunda şöyle buyurmuştur: "Düşmanın sizi Allah'ın hoşnutluğuna ulaştıracak barış teklif ederse kabul et. Çünkü barışta, ordun için huzur ve genişlik;

sıkıntıların için rahatlık ve kurtuluş; şehirlerin için emniyet vardır. Fakat, barış yaptıktan sonra düşmanına karşı her yönüyle uyanık ol, ondan kork ve tetikte bulun; çünkü düşman çoğu kez gafil avlamak için yaklaşır. Öy-leyse tedbirini al, bu hususta hüsn-ü zan beslemeyi de bir kenara bırak."
bak. 2264. Bölüm

2261. Bölüm
İmam Hasan'ın (a.s) Barışı

10515. İmam Ali (a.s), İbn-i Mülcem tarafından yaralandıktan sonra oğlu Ha-san'a yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "Bil ki Muaviye bana muhalefet ettiği gibi sana da muhalefet edecektir. O halde onunla barışacak olursan Beni Zemere ve Beni Eşce' ile anlaşan ceddine uymuş olursun. Eğer düşmanınla savaşmak istersen (bil ki) babanın takipçilerinin sahip olduğu vefadarlık ve salahiyete senin takipçilerin sahip olmayacaktır."

10516. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Hasan b. Ali'nin (a.s) canına kastedilince ve insanlar kendisi hakkında de ihtilafa düşünce o işi Muaviye'ye bıraktı. Bunun üzerine taraftarları ona şöyle selam verdiler: "Selam olsun sana ey Müminleri hor kılan!" O şöyle buyurdu:

"Ben mü-minleri hor kılan değilim. Belki müminlere izzet verenim. Ama sizlerin düşman karşısında gücünüzün olmadığını görünce işi ona bıraktım ki ben ve sizler sahiplerine kalsın diye gemiyi delen Alim (Hızır) gibi aralarında kalalım. Ben ve sizlerin (hikayesi) işte böyledir ta ki onlar arasında baki kalalım."

297. Konu

es-Sulh
Barış (2)
İnsanları Barış-tırmak

Bihar, 76/43, 101. bölüm; İslah beyn'en-Nas
Vesail'uş Şia, 13/161, Kitab'us Sulh

bak.
270. konu, eş-Şefaet (1)
2262. Bölüm
İnsanları Barıştırmanın Önemi

Kur'an:
"Kim iyi bir işte aracılık ederse, ona onun sevabından bir pay vardır; kim de kötü bir şeyde aracılık yaparsa, ona o kötülükten bir hisse vardır. Allah, her şeyin karşılığını verir."
"Sana, ganimetlere dair soru sorarlar, de ki: "Ganimetler Al-lah'ın ve Peygamberindir. İnanıyorsanız Allah'tan sakının, aranız-daki münasebetleri düzeltin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin."

"Şüphesiz müminler birbiri ile kardeştir öyle ise kardeşlerinizin arasını düzeltin; Allah'tan sakının ki size acısın."
"Ancak sadaka vermeyi yahut iyilik yapmayı ve insanların ara-sını düzeltmeyi gözeten kimseler müstesna, onların gizli toplantı-larının çoğunda hayır yoktur. Bunları, Allah'ın rızasını kazanmak için yapana büyük ecir vereceğiz."

10517. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizlere namazdan, oruçtan ve sadakadan (zekattan) daha faziletli bir şeyi haber vermeyeyim mi? O şey insanların arasını ıslah etmektir. Zira insanlar arasındaki ilişkilerin bozul-ması helak edici ve dini yok edicidir."

10518. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Birbirleriyle ihtilafa düşüp düşmanlık ettiğinde insanların arasını islah etmek ve birbirinden uzaklaş-tığında onları birbirine yakınlaştırmak Allah'ın sevdiği bir sadakadır."
10519. İmam Sadık (a.s), Mufazzal'a şöyle buyurmuştur: "Şialarımızdan iki kişinin çekiştiğini görürsen benim malımdan fidye ver. (yani hakkında çe-kiştikleri miktarı onlara vererek aralarını ıslah et)"

10520. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ey Eba Eyyüb! Sana Allah ve Resulü'nün sevdiği sadakayı haber vermeyeyim mi? (O sadaka şudur ki: ) İnsanlar birbirine karşı kötü olduğunda ve birbirinden uzaklaştığında on-ların arasını ıslah etmendir."
10521. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İman ve takva sahiplerinin arasını ıslah etmek yolunda sabit kal."
10522. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsan yığınlarını ıslah etmek için çalışmak saadetin kemalindendir."
10523. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim zıtların barışını elde ederse hedefine ulaşmış olur."
bak. Vesail'uş Şia, 13/161, 1. Bölüm


2263.Bölüm Barıştırmak İçin Yalan Söylemenin Caiz Oluşu


Kur'an:
"İyi olmanız, insanların arasını düzeltmeniz, günahtan sakın-manız ve hususunda, Allah'a yaptığınız yeminleri engel kılmayın, Allah işitir ve bilir."
10524. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "Allah'a yaptığınız yeminleri engel kılmayın" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Senden iki kişinin arasını ıslah etmen istenince, "Bu işi yapmamaya Allah'a yemin ettim" deme."
10525. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Barıştıran kimse yalancı değil-dir."

10526. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Söz üç kısımdır: Doğru, yalan ve insanları barıştırmak için söylenen…Birinin, kulağına gittiği taktirde rahatsız olacağı bir söz işitiyorsun. O diğerini gördüğünde duyduğunun aksine ona şöyle diyorsun: "Falan kimseden senin iyiliğin hakkında şöyle dediğini işittim."
bak. Vesail'uş Şia, 13/163, 2. Bölüm
el-Kizb, 3466. Bölüm

2264. Bölüm
Caiz Olmayan Barış

10527. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Haramı helal veya helalı haram kılan şey dışında Müslümanlar arasında barışın kurulması gerekir."
bak. 2260. Bölüm

298. Konu

es-Selat
Namaz

Bihar, 82/188-373 ve c. 83-91; Kitab'us Selat
Vesail'uş Şia, 3, 4, 5; Kitab'us Selat
Kenz'ul Ummal, 7/53, es-Selat
Kenz'ul Ummal, 7/275-839, 8/3-441; Kitab'us Selat

bak.
Ez-Zikr, 1337. bölüm
2265. Bölüm
Namaz

Kur'an:
"Namazlara ve orta namaza devam edin; gönülden boyun eğe-rek Allah için namaza durun."
"Namazı kıldıktan başka, Allah'ı ayakta iken, otururken, yan yatarken de anın. Emniyete kavuştuğunuzda namazı gereğince kı-lın. Namaz şüphesiz, iman edenlere belirli vakitlerde farz kılınmış-tır."
"Rabbim! Beni ve çocuklarımı namaz kılanlardan eyle. Rabbi-miz! Duamı kabul buyur."

"Ailesine namaz kılmalarını, zekât vermelerini emrederdi. Rab-binin katında hoşnutluğa ermişti."
10528. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Namaz dinin şeriatlerindendir (hükümlerinden), aziz ve celil olan rabbin hoşnutluğuna sebep olur ve peygamberlerin metodudur. "
10529. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En büyük tasan namaz olsun. Zira namaz dini ikrar ettikten sonra İslam'ın başında gelir."

10530. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her şeyin bir yüzü vardır. Di-ninizin yüzü ise namazdır."
10531. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namaz şeytanın saldırıları karşı-sında bir kaledir."
10532. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namaz ilahi rahmeti indirir."
10533. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namaz terazidir. Herkim (hakkı-nı) kamil verirse (hak ve sevabını) kamil elde eder."
10534. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah nez-dinde işlerin en sevimlisi namazdır ve namaz peygamberlerin son tavsiye-sidir."
bak. Vesail'uş Şia, 3/25, 10. Bölüm

2266. Bölüm
Namaz Resulullah'ın (s.a.a) Gözünün Nurudur

10535. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Övgüsü yüce olan Allah gözü-mün nurunu namazda karar kılmış ve namazı bana sevgili kılmıştır ve aç insana yemeği ve susuz insana suyu sevdirdiği gibi. (Şu farkla ki) aç kimse yemek yediğinde doyar ve susuz kimse su içtiğinde suya kanar. Ama ben namaza asla doymuyorum."

10536. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) akşam yeme-ğini ve diğer yemekleri namazdan öne geçirmezdi. Namaz vakti geldiğin-de adeta ne aile ve ne de şefkatli bir dost tanıyordu."

2267. Bölüm
Namaz Takva Sahiplerinin (Allah'a) Yakınlaşma Se-bebidir

10537. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Namaz her takva sahibinin Al-lah'a yakınlaşma sebebidir."
10538. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namaz müminin Allah'a yakın-laşma sebebidir."

10539. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nafile namazlar her müminin Allah'a yakınlaşma sebebidir."
10540. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namaz Allah'a iki yakınlaşma se-bebinden en üstünüdür."
bak. 435. Konu, el-Mukarrebun; Vesail'uş Şia, 3/30, 12. Bölüm

2268. Bölüm
Namaz Taktir Edilen En Hayırlı Tekliftir

10541. Resulullah (s.a.a), namaz hakkında soran Ebu Zer'e şöyle buyurmuştur: "Namaz (Allah tarafından) taktir edilen en iyi tekliftir. İsteyen onu az kı-lar ve isteyen onu çoğaltır."
10542. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a itaat, ona yeryüzünde hizmet etmektir. Ona yapılan hiçbir hizmet namaza denk değildir."

10543. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizlere namazı ve namazı gözet-meyi tavsiye ediyorum. Zira namaz en hayırlı iştir ve dininizin direğidir."
2269. Bölüm
Allah'ı Tanıdıktan Sonra Namaz En Üstün Ameldir

10544. İmam Sadık (a.s), kendisine, "Allah'ı tanıdıktan sonra en hayırlı iş ne-dir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Allah'ı tanıdıktan sonra hiçbir şey namaza denk değildir."

10545. İmam Sadık (a.s), kendisine, "Allah nezdinde işlerin en sevimlisi ve en üstünü hangisidir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Allah'ı tanıdıktan sonra namazdan daha üstün bir şey tanımıyorum. Görmüyor musun ki salih kul İsa b. Meryem şöyle buyurmuştur: "(Allah) Bana namazı tavsiye etti. . ."
bak. el-Amel (1), 2945. Bölüm

2270. Bölüm
Namaz Dinin Direğidir

10546. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Namazın örneği, çadırın direği örneğidir. Eğer direk sağlam olursa iplerin, kazıkların ve çadırın bir fay-dası olur. Ama eğer direk kırılırsa, ne ip kalır, ne kazık ve ne de çadır fay-da verir."
10547. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namaz dinin direğidir.

Nama-zın örneği çadırın örneği gibidir ki eğer direk sağlam olursa kazıklar ve ipler sağlam kalır. Ama eğer direk eğrilir ve kırılırsa ne sağlam bir kazık kalır ve ne de ip."
10548. Lokman (a.s), oğluna öğüt makamında şöyle buyurmuştur: "Oğulcağı-zım! Namazı ikame et ki Allah'ın dininde namaz çadırın direği gibidir. Eğer direk düz ve sağlam olursa ipler, kazıklar ve çadırın perdesi fayda verir ve eğer direk doğru ve sağlam olmazsa ne kazığın faydası vardır, ne ipin ve ne de çadır perdesinin. "

10549. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah için, Allah için! Namaza dikkat ediniz. Zira namaz dininizin sütunudur."
10550. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Namaz dinin sütunudur."
bak. Ed-Din, 1299. Bölüm

2271. Bölüm
Namaz Çirkin ve Kötü Şeylerden Alıkoyar

Kur'an
"Kitaptan sana vahyolunanı oku; namaz kıl; muhakkak ki na-maz çirkin ve kötü şeylerden alıkoyar; Şüphesiz Allah'ı anmak en büyük şeydir! Allah yaptıklarınızı bilir"
10551. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkimi namazı kötü ve çirkin işten alıkoymazsa sadece Allah'tan uzaklığını artırır."
10552. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bilin ki namaz yeryüzünde Al-lah'ın alıkoyucusudur. O halde herkim namazdan ne faydası olduğunu bilmek istiyorsa bir baksın; eğer namaz onu çirkin ve kötü işlerden alı-koymuşsa, alıkoyduğu ölçüde namazdan faydalanmış demektir."

10553. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Namaza itaat etmeyen kimse namaz kılmamış sayılır. Namaza itaat etmek ise namazın kendisini çirkin ve kötü işlerden alıkoymasıdır."

10554. Resulullah (s.a.a), namaz kıldığı halde kötü işlere bulaşan kimse hakkın-da şöyle buyurmuştur: "Namazı bir gün onu çirkin işlerinden alıkoyacaktır." Çok geçmeden o şahıs tövbe etti."
10555. Resulullah (s.a.a), gündüz namaz kılıp gece hırsızlık yapan kimse hak-kında şöyle buyurmuştur: "Çok geçmeden namazı onu bu işten alıkoyacak-tır."

2272. Bölüm
Namaz Kendinden Önceki Günahları Örter

10556. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her ne zaman namaza durur, teveccüh eder, Ümm'ül-Kitabı (fatiha suresini) kendin için mümkün olan diğer bir sureyle okur, sonra rükuya gider, rükuyu kamil bir şekilde eda eder, secdeye gider, teşehhüde oturur ve selam verirsen, önceki namazdan bu namaza kadar işlediğin tüm günahlar bağışlanmış olur."

10557. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim namazı hakkını bilerek yerine getirirse bağışlanmıştır."
10558. Resulullah (s.a.a) ashabıyla bir ağacın gölgesinde oturmuşlardı. Peygamber bir dalı tuttu, salladı ve bir yaprak düştü. Ardından yaptığı işin sebebini ashabına şöyle buyurdu: "Müslüman bir kul namaza durunca, bu ağacın yapraklarının dökülmesi gibi onun da günahları dökülür."

10559. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Resulünden şöyle buyurduğunu işittim: "Allah'ın kitabında en ümit verici ayet şudur: "Günün iki ucunda ve gecenin bir bölümünde namaz kıl" ayeti hakkında şöyle buyurdu: "Ey Ali! Beni hak üzere müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderene andolsun ki sizden biri abdest için kalkınca günahları organlarından yere dökülür.

Yüzü ve gönlüyle Allah'a yönelirse, henüz namazı sona ermeden üzerinde hiçbir günah kalmaz ve annesinden doğduğu gün gibi olur. İki namaz arasındaki günahları da temizlenir." Peygamber böylece sırasıyla beş vakit namazı saydı, daha sonra şöyle buyurdu: "Ey Ali! Ümmetim için beş vakit namaz, sizden birinin evinin kapısından geçen nehir gibidir. Eğer sizden birinin bedeni kirlenir ve günde beş defa o nehirde yıkanırsa, bedeninde bir kirlilik bulunur mu?" Allah'a yemin olsun ki beş vakit namazın da ümmetim için işte böyle bir hükmü vardır."

10560. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Siz (günah ateşinden) yanarsı-nız. Ama sabah namazı kılınca onu yıkarsınız. Yeniden yanarsınız ve ya-narsınız. Ama öğle namazı kılınca onu yıkarsınız sonra yeniden yanarsınız ve yanarsınız. Ama ikindi namazını kılınca onu yıkarsınız. Sonra yeniden yanarsınız ve yanarsınız. Ama akşam namazını kılınca onu yıkarsınız. Sonra yeniden yanarsınız ve yanarsınız. Ama yatsı namazını kılınca onu yıkarsınız. Sonra uyursunuz ve sizlere hiçbir günah yazılmaz ve sizlere kendinizi yıkadığınız müddetçe hiçbir günah yazılmaz."

10561. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her namaz vakti geldiğinde bir münadinin şöyle seslendiğini duydum: "Ey insanoğlu! Kalkınız ve canla-rınız için yaktığınız ateşi söndürünüz." Böylece insanlar kalkarlar, temiz-lenirler ve bu işleriyle gözlerinin günahları dökülür, namazlarını kılarlar ve iki namaz arasındaki işledikleri tüm günahlar bağışlanır. Sonra yeniden canlarında günah ateşini yakarlar. Öğlen vakti gelince o münadi yeniden şöyle seslenir:

"Ey insanlar! Kalkınız ve canlarınız için yaktığınız ateşi söndürünüz." Sonra kalkar, abdest alır ve namaz kılarlar. İki namaz ara-sında işledikleri tüm günahlar bağışlanır. İkindi vakti ulaşınca da bu ter-tiple amel edilir. Akşam namazı ve yatsı namazı olunca da bu tertiple amel edilir. Sonuçta bağışlanmış bir halde uykuya dalarlar."

10562. İmam Ali (a.s) namaza tavsiyede bulunarak şöyle buyurmuştur: "Namaz günahları, yaprakların döküldüğü gibi döker ve iplerin çözüldüğü gibi çö-zer. Allah Resulü (s.a.a), namazı insanın kapısının önünde akan ve orada gece gündüz beş defa yıkanılan (şifalı) kaynarcalara benzetmiştir. Böyle olan bir kimsede kirden hiç eser kalır mı!"

10563. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Beş vakit namaz, büyük günah-lardan sakındığın taktirde iki namaz arasında işlediğin günahları örter. Al-lah-u Teala işte bu namaz hakkında şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz iyi-likler kötülükleri giderir."
10564. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer sizden birinin kapısının önünden bir nehir akar ve günde beş defa kendisini orada yıkarsa, acaba bedeninde bir kirlilik kalır mı? Namazın örneği de temizleyen nehir örne-ğidir. İnsan her namaz kıldığında, kendisini üzerinde kalıcı olduğu iman-dan çıkaran günah dışında her günahı temizlenir."
10565. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kul namaza durup fikri ve kal-bi Allah-u Teala'ya teveccüh edince namaz bittiğinde annesinden doğdu-ğu gün gibi olur."

10566. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim iki rekat namaz kılar ve bu iki rekat namazda ne söylediğini bilirse işi sona erdiğinde kendisi ile aziz ve celil olan Allah arasında işlediği bütün günahları bağışlanır."
bak. Ez-Zenb, 1387. Bölüm

2273. Bölüm
Kıyamet Günü Sorulan İlk Şey Namazdır

10567. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Beş vakit namazlara özen gös-terin, zira kıyamet günü olunca Allah Tebarek ve Teala kuluna seslenir ve ondan ilk istediği şey namazdır. Eğer onu kamil bir şekilde yerine getir-mişse (ne iyi) aksi taktirde ateşe atılır."
10568. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü kulun ilk görü-len ameli namazdır. Eğer namaz kabul edilirse diğer amellere bakılır. Aksi taktirde amellerinden hiçbirine bakılmaz."

10569. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dinin direği namazdır ve na-maz insan oğlunun bakılan ilk amelidir. Eğer bu doğru olursa diğer amel-lerine de bakılır. Eğer doğru olmazsa diğer amellerine bakılmaz."
10570. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kulun hesaba çekildiği ilk şey namazdır. Eğer namazı kabul edilirse, diğer amelleri de kabul edilir."
bak. Kenz'ul Ummal, 7/282, 283; el-Hesab, 833. Bölüm


2274.Bölüm Namazın Hikmeti


10571. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Allah'ın kulları! Zikri yüce olan Allah'a tevessül edenlerin tevessül ettiği en iyi şey Allah'a, Peygam-berlerine ve Allah nezdinden getirdikleri şeye imandır. . . ve namaz kıl-maktır. Zira namaz dindir."
10572. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namaz ihlasın sabit olmasına ve kibirden münezzeh olmaya sebep olur."
10573. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah imanı, şirki temizlemek ve namazı, kibirden uzak tutmak için farz kılmıştır."

10574. Fatımat'uz-Zehra (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah namazı kibirden münezzeh kılmak için farz kılmıştır."
10575. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Cebrail benim yanıma geldi ve şöyle dedi: "Ey Ahmet! İslam on paydır, herkim bu paylardan birine sahip olmazsa mutsuz olur. Bu payların ilki sözden ibaret olan Allah'ın bir-liğine şehadette bulunmaktır. İkincisi ise temizlikten ibaret olan namaz-dır."

10576. İmam Sadık (a.s), "Namaz insanları ihtiyaçlarından alıkoyduğu ve bir çok bedensel zahmetlere düşmesine neden olduğu halde neden farz kılınmıştır?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Bunun bir takım sebepleri vardır. Eğer sadece dinin gelişi ve kitabın (Kur'an'ın) halk arasındaki varlığıyla iktifa edilseydi ve Peygamberin insanlar arasındaki hatırasını canlı tutacak bir etken ol-masaydı, önceki dinlerin takipçilerinin akıbetine düçar olunurdu. Onların da kendileri için bir dini ve kitabı vardı. Bir grubu kendi dinlerine davet ettiler ve bu yolda onlarla savaştılar.

Ama onların gidişiyle dinleri de eski-di ve yok oldu. Allah Tebarek ve Teala öyle istedi ki Müslümanlar Mu-hammed'in (s.a.a) adını ve dinini unutmasınlar. Bu yüzden namazı kendi-lerine farz kıldı ki günde beş defa onu hatırlasınlar ve adını dile getirsin-ler. Kendilerinden namaz ve Allah'ın zikri istendi ki Allah'ın zikrinden gafil kalmasınlar, unutmasınlar ve neticede Allah'ın zikri eskiyip yok ol-masın."

10577. İmam Rıza (a.s), namazın sebebini beyan makamında şöyle yazmıştır: "Namaz, aziz ve celil olan Allah'ın rububiyetini ikrar etmek, ortağı oldu-ğunu reddetmek ve azameti yüce cabbar olan Allah'ın karşısında horluk, küçüklük ve huzu içinde durmak (Allah'ın azametini) itiraf etmek, geçmiş günahlarının bağışını dilemek, aziz ve celil olan Allah'ı ululamak için günde beş defa alnını yere dayamaktır. Namaz kulun sürekli Allah'ı hatır-lamasına,

onu unutmamasına, nankörlüğe ve isyana düşmemesine huşu ve tevazu içinde olmasına, din ve dünyada rağbetli ve artış taleb etmesine neden olmaktadır. Bütün bunlardan başka insanın günahlardan sakınma-sına, gece gündüz sürekli olarak aziz ve celil olan Allah'ı hatırlamasına sebep olur ta ki kul efendisini, yöneticisini ve yaratıcısını unutmasın, is-yan, tuğyan ve aşırılığa yönelmesin. İnsanın Allah'ı zikretmesi, önünde durması, kendisini günahlardan sakındırır ve her türlü fesada engel olur."

2275. Bölüm
Namaz Kılan Kimsenin Fazileti

10578. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer namaz kılan kimse Allah'ın celalinin onu nasıl kapladığını bilseydi, asla secdeden kafasını kaldırmayı sevmezdi."
10579. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namaz kılan kimse kıbleye yö-nelince kendisinden başka ilah olmayan Rahman da ona yönelir."

10580. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namaz kılan kimseye üç fayda ulaşır: Namaza durduğunda göklerin doruğundan başının tepesine kadar kendisine iyilik dökülür, ayağının altından göklerin doruğuna kadar me-lekler onu çepeçevre sarar. Ve bir melek şöyle nida eder: "Ey namaz kılan kimse! Eğer kiminle münacaat ettiğini bilecek olursan asla münacaatını kesmezsin."

10581. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namaz kılan kimsenin üç nasibi vardır: Melekler, ayağının altından göklere doğru onu çepeçevre sarar, ba-şından aşağı iyilik kaplar ve bir melek sağ ve solunda karar kılar. Allah Tebarek ve Teala'dan yüz çevirince ona şöyle buyurur: "Benden daha başka birine mi yöneldin ey insan oğlu?!" Eğer namaz kılan kimse kiminle münacaat ettiğini bilecek olsaydı asla onu kesip atmazdı.

10582. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her mümin namaza durunca kendisinden arşa kadar üzerine iyilik dökülür ve kendisine tayin edilen melek şöyle seslenir: "Ey Ademoğlu! Eğer namazdan ne nasipler edindi-ğini ve kiminle münacaatta bulunduğunu bilecek olursan asla yorulmaz ve yüz çevirmezdin."

10583. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Namaz halinde olduğun müd-detçe muktedir olan bir sultanın kapısını dövmüş olursun. Herkim bir padişahın evinin kapısını çok çalarsa sonunda o kapı yüzüne açılır."
10584. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsan namaza durunca Allah'ın rahmetinin onu çepeçevre sardığını gören İblis kıskançlık içinde ona ba-kar."
10585. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsan namazda olduğu zaman, bedeni, elbisesi ve etrafında olan her şey tesbih eder."


2276. Bölüm
Namazın Şartları

10586. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namazın dört bin kapısı (hük-mü ve meselesi) vardır."
10587. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namazın dört bin sınırı (ve şartı) vardır."

10588. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namazın, senin riayet etmedi-ğin dört bin haddi ve şartı vardır."
10589. İmam Sadık (a.s), Hammad b. İsa'ya şöyle buyurmuştur: "Ey Hammad! Güzel namaz kılabiliyor musun?. . . o halde kalk ve namaz kıl." (Hammad şöyle diyor: ) "İmam'ın karşısında kıbleye durdum, namaza başladım, rüku ve secdesini yerine getirdim." İmam şöyle buyurdu: "Ey Hammad! Güzel namaz kılmıyorsun. İnsanın altmış, yetmiş yıl ömür sürdüğü halde kamil şartlarıyla bir namaz kılmaması ne de çirkindir."

2277. Bölüm
Namazın Adabı

10590. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ümmetimden iki kişi namaza durur. Her ikisinin de rüku ve secdesi aynıdır. Ama namazları yerden gö-ğe birbirinden farklıdır."
10591. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namaza kalktığın zaman şöyle de: "Allah'ım! Ben Muhammed'i (s.a.a) hacetime vasıta kıldım. Onunla sana yöneldim. O halde onun hürmetine beni dünya ve ahirette kendi nezdinde değerli kıl ve beni dergahına yakınlaşmış kimselerden kıl. Onun yüzü suyu hürmetine namazımı kabul buyur ve onun hürmetine günahımı bağışla. Onun yüzü suyu hürmetime duama icabet et ki sen bağışlayıcı ve merhamet edicisin."

Ben şöyle diyorum: "Namazın zahiri ve batını bir çok adapları vardır ki namazın tamam oluşunda ve kemalinde etkisi vardır. Biz burada onlardan en önemlilerini zikredeceğiz.

2278. Bölüm
Namazda Huşu

Kur'an:
"Müminler saadete ermişlerdir. Onlar namazlarında huşu için-dedirler."
10592. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Kumeyl! Namaz kılman, oruç tutman ve sadaka vermen önemli değildir. Önemli olan namazın temiz kalple Allah nezdinde beğenilmiş bir amel olarak ve gerçek huşu içinde kılınmasıdır."
10593. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namaz kılmaya başlayınca hu-şu içinde ol ve kalbinle namaza teveccüh et. Zira Allah-u Teala şöyle bu-yurmuştur: "Onlar namazlarında huşu içindedirler"

10594. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Huşu namazın süsüdür."
10595. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Namazda huşu içinde olmayan kimsenin namazı namaz değildir."
bak. el-Bid'e, 331. Bölüm; 140. Konu, el-Huşu'

2279. Bölüm
Huşunun Anlamı

10596. Resulullah (s.a.a), kendisine, "Huşu nedir?" diye sorulunca şöyle buyur-muştur: "Namazda huşu içinde olmak kulun tüm kalbiyle rabbine yönel-mesidir."
10597. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "Onlar namazlarında huşu içindedirler" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Huşu namazda gözleri aşa-ğı indirmektir."

Ben şöyle diyorum: "Tebersi (r. a) Allah-u Teala'nın, "Onlar namazlarında huşlu içindedirler" ayeti hakkında şöyle demiştir: "Yani onlar namazda, hu-zu, tevazu ve alçak gönüllülük içindedirler. Gözlerini secde ettikleri yerden kaldır-mazlar, sağa sola bakmazlar. Rivayet edildiği üzere Allah Resulü (s.a.a) namazda sakalıyla oynayan birini gördü ve şöyle buyurdu: "Bu adamın kalbi huşu içinde ol-saydı, şüphesiz endamı ve organları da huşu içinde olurdu.

" Bu hadisin de gösterdiği gibi hem kalp huşu içinde olmalı ve hem de organlar. Kalbin huşu içinde olması na-maz kılan kimsenin tüm fikrini ve zihnini namaza yöneltmesi, kalbini namaz dı-şında her şeyden uzak kılmasıdır. Öyle ki namazda ibadet ve mabud dışında hiçbir şey olmamalıdır. Bedenin huşu içinde olması ise gözünü aşağı indirmesi,

namaza te-veccüh etmesi, o tarafa bu tarafa bakmaktan boş şeylerle (sakal ve benzeri şeyleriyle) oynamaktan sakınmasıdır." Hakeza şöyle demişlerdir: "Huşu Kur'an-ı Kerim'de yer aldığı üzere gözün huşu içinde oluşudur. Nitekim, "Gözleri huşu içinde-dir" ayetinde de bu yer almıştır ve kalp huşusu ki, aziz ve celil olan Allah'ın,

"Acaba müminlerin kalplerini Allah'ın zikriyle huşu içinde kılma-sının vakti gelmemiş midir?" ayetinde de bu yer almıştır. Sesin huşu içinde olmasıdır ki, "Sesler rahman olan Allah için huşu içindedir." Dolayısıyla "fısıltı dışında bir şey duyulmaz" ayetinde de yer almaktadır. Nitekim namazda huşu bu her üç anlamı da ifade etmektedir."

2280. Bölüm
Peygamber'in (s.a.a) Namazda Huşu İçinde Oluşu

10598. Cafer b. Ali Kumi şöyle diyor: "Peygamber (s.a.a) namaza durduğun-da Allah-u Teala'nın korkusundan yüzünün rengi soluyordu."
10599. Ayşe şöyle diyor: "Resulullah (s.a.a) bizimle sohbet ediyor ve biz de onunla konuşuyorduk. Ama namaz vakti gelince adeta bizi tanımıyordu ve biz de onu tanıyamıyorduk."
10600. Cafer b. Ali Kummi şöyle diyor: "Allah Resulü (s.a.a) namaza durun-ca bir kenara atılmış elbise halini alıyordu."

2281. Bölüm
İmam Ali'nin (a.s) Namazda Huşu İçinde Oluşu

10601. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ali namaza kalkınca şöyle bu-yuruyordu: "Yüzümü gökleri ve yeri yaratana yönelttim" ve rengi de-ğişiyordu. Öyle ki bu yüzünde açıkça görülüyordu."

10602. Tefsiri Kuşeyri'de şöyle yer almıştır: "Ali'nin namaz vakti olunca rengi değişiyor ve kendi kendine titriyordu. Kendisine, "Size ne oldu?" diye ar-zedilince şöyle buyuruyordu: "Allah-u Teala'nın, göklere, yere ve dağlara sunduğu, ama onların kabul etmediği, sadece insanların üstlendiği emane-tin vakti geldi. Ben bu zaafım ve güçsüzlüğümle bu emaneti güzel bir şe-kilde üstlenip üstlenemeyeceğimi bilemiyorum."

10603. Müminlerin Emiri Ali (a.s) abdest almaya başlayınca Allah korkusundan yüzünün rengi soluyordu."
10604. Nakledildiği üzere İmam Ali (a.s) namaza durunca sağlam bir bi-na veya dik bir sütun gibi yerinden kıpırdamıyordu. Bazen rüku veya sec-de halinde (hiçbir hareket etmediği için sırtına bir kuş konuyordu. Ali b. Ebi Talib ve Ali b. Hüseyin'den (a.s) başka hiç kimse Allah Resulü'nün (s.a.a) namazını taklit edemiyordu (aynı şekilde kılamıyordu.)"


2282.Bölüm Resulullah'ın (s.a.a) Kızı Fatıma'nın Huşusu


10605. Fatıma (s.a) Allah korkusundan namazda nefes nefese kalıyor-du."
10606. Resulullah (s.a.a) Ehl-i Beyti'ne yapılacak zulmü beyan ederken şöyle bu-yurmuştur: "Kızım Fatıma alemlerdeki ilkinden sonuna kadar olan bütün kadınların efendisidir…

Mihrabında azameti yüce Rabbinin karşısında durunca nuru, gökteki melekler için yıldızların nurunun yeryüzü ehli için parladığı gibi parlar ve aziz ve celil olan Allah meleklerine şöyle buyurur: "Ey Meleklerim! Kulum Fatıma'ya bakınız. Kullarımın efendisi karşımda durmuş tüm bedeni benim korkumdan titriyor. O kalbiyle bana ibadete yönelmiştir. Sizleri şahit tutuyorum ki ben de onun Şiilerini ateşten gü-vende kıldım."

2283. Bölüm
İmam Hasan'ın (a.s) Huşusu

10607. İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hasan bin Ali (s. a) namaza durunca aziz ve celil olan Allah karşısında tüm bedeni titriyordu. Cennet ve cehennemden bahsedilince yılan sokmuş gibi ıstırap içinde kıvranıyor-du."
10608. İmam Hasan (a.s) namazını bitirince rengi soluyordu, kendisine bunun nedeni sorulunca şöyle buyuruyordu: "Arşın sahibinin huzuruna çıkmak isteyen kimsenin rengi değişmelidir."

10609. İmam Hasan (a.s) abdest allınca rengi değişiyor ve bedeni titremeye başlı-yordu. Bunun nedenini sorduklarında şöyle buyuruyordu: "Arşın sahibinin karşı-sında yer alan kimsenin rengi solmalı ve bedeni titremelidir."

2284. Bölüm
İmam Seccad'ın (a.s) Huşusu

10610. İbn-i Tavus şöyle diyor "İmam Seccad (a.s) namaz için abdest alma-ya başlayınca yüzünün rengi soluyor ve bütün vücudunu korku kaplıyor-du."
10611. İmam Seccad (a.s) namaz için abdest alıp namaz kılmaya başlayınca yüzü sararıyor ve yününün rengi soluyordu. Kendisine bir defa bunun nedeni sorulunca şöyle buyurmuştur: "Ben büyük bir padişahın karşısında durmak istiyorum."
10612. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ali b. Hüsyin (a.s) namaza du-runca rengi soluyor ve secdeye gidince terleyinceye kadar başını secdeden kaldırmıyordu."

10613. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namaz vakti olunca Ali b. Hü-seyin'in (a.s) tüyleri diken diken oluyor, rengi soluyor, kurumuş hurma ağacının dalları gibi titriyordu."
10614. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmam Seccad (a.s) namaza du-runca, rüzgar esintisinin hareket ettirdiği şey dışında hiçbir şeyi hareket etmeyen ağaç gövdesi gibi duruyordu."

10615. Kitab'ul Envar'da şöyle yer almıştır: "İmam Seccad (a.s) namaza baş-layınca küçük oğlu Muhammed (a.s) Medine'deki evinde bulunan derin kuyunun kenarına gitti ve kuyuya düştü. Annesi onun kuyuya düştüğünü anladı ve feryat etti. Kuyuya doğru koştu, kuyunun kenarında dövündü ve yardım isteyerek şöyle dedi: "Ey İbn-i Resulillah! Oğlun Muhammed boğuldu." Kuyunun dibindeki çocuğunun sesini, feryadını ve tahammül-süzlüğünü duyduğu halde namazdan el çekmedi.

İmam'ın eşi iş uzayınca çocuğundan duyduğu rahatsızlık yüzünden şöyle dedi: "Ey Allah Resu-lü'nün hanedanı! Ne kadar da katı kalplisiniz?" İmam (a.s) namazına de-vam etti, kamil bir şekilde tümüyle kıldıktan sonra eşine doğru gitti, ku-yunun kenarına oturdu. Kuyunun dibine -uzun bir ip dışında ulaşmak mümkün olmadığı halde- elini uzattı, Muhammed'i ellerinin üzerinde dı-şarı çıkardı. Muhammed tatlı dillilik yapıyor ve gülüyordu.

Ne elbisesi ve ne de bedeninin bir yeri ıslanmıştı." İmam (a.s) daha sonra eşine şöyle buyurdu: "Al, Allah'a yakini gevşek olan kadın!" İmam'ın eşi çocuğunun salim olduğunu görünce güldü ve İmam Seccad'ın kendisine "Ey Allah'a yakini gevşek kadın" sözünden dolayı ağladı. İmam bunun üzerine şöyle buyurdu: "Bugün senin için bir kınanma yoktur. Güçlü bir padişahın hu-zurunda durunca ondan yüz çevirecek olursam o da benden yüz çevirir. Ondan başka merhamet eden kimse var mıdır?"

2285. Bölüm
İmam Bakır ve İmam Sadık'ın (a.s) Huşuları


10616. Cabir Cu'fi şöyle diyor: "Bir gün Ebu Cafer (a.s) namaza durdu ve o anda üzerine bir şey düştü ama İmam o şeyi başında uzaklaştırmadı ve sonunda oğlu Cafer (İmam Sadık) onu başından aldı. Bu İmam'ın Allah'ı ululamasından ve namaza teveccühünden kaynaklanıyordu ve bu Allah'ın şu sözüydü: "İhlas ve doğruluk içinde dine yönel."

10617. Rivayet edildiği üzere Efendimiz Cafer bin Muhammed (a.s) namazda Kur'an okuyunca kendinden geçti. Kendine gelince, "Ne oldu da bu hale düştün?" diye soruduklarında İmam (a.s) mealen şöyle buyurdu: "Kur'an ayetlerini sürekli tekrar ediyordum ki adeta onu nazil buyuranın dilinden işitir bir hale gel-dim."

10618. Ebu Eyyub şöyle diyor: "İmam Bakır ve İmam Sadık (a.s) namaza durunca yüzlerinin rengi değişiyor bazen kızarıyor ve bazen de sararıyor-du. Adeta gördükleri biriyle münacaatta bulunur gibiydiler."

2286. Bölüm
Huşuya Engel Olan Şeyler

10619. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsan namazda sakalıyla veya kendisini namazdan gafil kılan şeylerle oynamaktan sakınmalıdır."
10620. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsan namazda huşu içinde olmalıdır. Aziz ve celil olan Allah karşısına kalbi huşu içinde olan kimsenin organları da huşu içinde olur ve böylece hiçbir şeyle oynamaz."

10621. Resulullah (s.a.a) namazda sakalıyla oynayan kimse hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Eğer kalbi huşu içinde olsaydı bedeni de huşu içinde olurdu."

2287. Bölüm
Namazın Kabul Edilme Şartları

10622. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Eğer keman ipi olacak kadar namaz kılsanız ve keman gibi olacak kadar oruçta tutsanız günahlardan sakınma ile olmadıkça Allah onu sizden kabul etmez. "

10623. Allah Davud'a (a.s) şöyle vahyetmiştir: "Namaz kılan kimsenin yaptığı ve içinde korku ve haşyetten ağladığı nice uzun rekatlar benim gözümde çekirdeğin kabuğu kadar bile değer taşımamaktadır. Zira kulun kalbine baktım ve gördüm ki namazı bittiğinde eğer karşısında bir kadın zahir olur ve kendisini ona takdim ederse kabul eder (zina eder), eğer bir mü-min onunla muamelede bulunursa ona hıyanet eder."

10624. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah bana şöyle vahyetmiştir: Ey elçilerimin kardeşi! Ey uyaranların kardeşi! İnsanları uyar ki kullarımın biri hakkında boyunlarında bir hak bulundukça evlerimden hiç birine girmesinler. Zira huzurumda namaza durdukları müddetçe onlara lanet ederim."
10625. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hangi şeyle (elbiseyle) namaz kıl-dığına bak; eğer onu doğru ve helal yoldan elde etmediysen namazın makbul değildir."

10626. İmam Seccad (a.s) namazı makbul kılan şeyin ne olduğu sorulunca şöyle buyurmuştur: "Velayetimiz ve düşmanlarımızdan beraatta bulunmak."

10627. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Tebarek ve Teeala şöyle bu-yurmuştur: "Ben, azametim karşısında tevazu içinde olan, benim için nef-sini şehvetlerden alıkoyan, gününü benim zikrimle geçiren, yaratıklarıma karşı büyüklenmeyen, açı doyuran, çıplağı giydiren, musibet gören kimse-ye merhamet eden ve garibi barındıran kimsenin namazını kabul ederim. Böyle bir kimse parlayan bir güneş gibidir. Karanlıkta onun için bir nur ve bilgisizlikte ise bir bilgi karar kılarım."
bak. el-Amel (1), 2946. Bölüm

2288. Bölüm
Namazın Kabul Olmasının Engelleri
a) Anne Babaya Eziyet

10628. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim anne babasına, kendi-sine zulüm etmiş olsa bile düşmanca bakacak olursa Allah namazını kabul etmez."
b)Gıybet Etmek
10629. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim Müslüman bir erkek ve kadının gıybetini ederse gıybeti edilen şahıs onu bağışlamadıkça Allah kırk gün ve gece ne onun namazını kabul eder ve ne de orucunu."
c)Namazı Hafife Almak ve Özen Göstermemek

10630. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki bazen insan elli yıl ömür yaşar hatta Allah bir tek namazını dahi kabul etmez. Bundan daha ağır ne olabilir! Allah'a yemin olsun ki sizler komşularınız-dan ve dostlarınızdan öyle kimseler tanıyorsunuz ki eğer sizden biri için namaz kılacak olursa onu kabul etmezsiniz.

Çünkü onu hafife almıştır. Aziz ve celil olan Allah ise iyiden başkasını kabul etmez. O halde hafife alınan bir şeyi nasıl kabul edebilir?"
Vesail'uş Şia, 3/15; 6. Bölüm
d) Şarap İçmek
10631. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şarap içen kimsenin kırk sabah, namazı hesaba alınmaz."
10632. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sarhoş edici şey kullanan kim-senin tövbe etmedikçe kırk gün boyunca namazı kabul olmaz."

10633. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şarap içen ve bu sebeple sar-hoş olan kimsenin kırk gün namazı kabul olmaz. Eğer bu müddet zarfın-da namazı terkederse namazı terkettiği için de azabı ikiye katlanır."

2289. Bölüm
Namazı Kabul Olmayan Kimse

10634. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sekiz kişinin namazı kabul edilmez: Efendisine dönmedikçe kaçan kölenin, kocası kendisinden razı olmadıkça (cinsel konuda) itaat etmeyen kadının, zekat vermeyen kimse-nin, abdest almayan kimsenin, başörtüsüz namaz kılan buluğa ermiş kızın.

Kendisinden razı olunmadıkça kendileriyle namaz kılan bir topluluğun imamının, sarhoş kimsenin, küçük ve büyük abdestini zorla tutan kimsenin (sıkıştığı halde namaz kılan kimsenin.)"
bak. 2295. Bölüm; el-Amel (1), 2947. Bölüm