Mizan'ul Hikmet-7.Cilt
 



Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mizan'ul Hikmet (hikmetin öl-çüsü) benim, Ali de onun dilidir." (İhkak'ul Hak, 6/46)


Mizan'ul Hikmet-7.Cilt


Muhammed Muhammedi REYŞEHRİ

Çeviri
Kadri ÇELİK

Tatbik
Nuri DÖNMEZ 292. Konu

es-Sadeka
Sadaka

Kenz'ul Ummal, 6/337-466; fi's Seha ve's Sedeke
Bihar, 96/1-182; Kitab'us Sedeke ve'z Zekat
Vesail'uş Şia, 6/255; Ebvab'us Sedeke

bak.
202. konu, ez-Zekat; 521. konu, el-İnfak; 500. konu, el-Mal; et-Ticaret, 434. bölüm

2220. Bölüm
Sadakanın Fazileti

Kur'an:
"Mallarının bir kısmını, kendilerini temizleyip arıtacak sadaka olarak al, onlara dua et; senin duan onlar için bir güvendir. Allah işitir ve bilir."
10340. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kıyametin yeri, müminin göl-gesi dışında hep ateştir. Zira müminin sadakası kendisine gölge eder."

10341. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sadaka ateş karşısında bir kal-kandır."
10342. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sadaka, kabrin sıcaklığını sada-ka veren kimseden uzaklaştırır ve kıyamet günü mümin sadakasının göl-gesine sığınır."
10343. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "(Kıyamet günü) Herkes insan-lar arasında hüküm verilinceye kadar kendi sadakasının gölgesindedir."

10344. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sadaka rabbin gazap ateşini söndürür."
10345. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz kul elini sadaka ver-mek için uzatınca aziz ve celil olan Allah yüzüne tebessüm eder ve her kime Allah tebessüm ederse mağfirete uğramıştır."

10346. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mallarından bir kısmını kendilerini temizleyip arıtacak sadaka olarak al" diye bilinen zekat ayeti Ramazan ayında nazil olunca Peygamber münadisine halk arasında şöyle nida etmesini emretti: "Allah zekatı da tıpkı namaz gibi sizlere farz kılmıştır. "

2221. Bölüm
Allah Sadakaları Almaktadır

Kur'an:
"Allah'ın, kullarının tövbesini kabul ettiğini, sadakaları aldığını ve Allah'ın tövbeleri çok kabul eden ve merhamet eden olduğunu bilmiyorlar mı?"
10347. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah Tebarek ve Te-ala şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz her şey için kendisine bir alıcı kıldım, ama sadakayı bizzat kendi elimle alırım."

10348. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şu iki şeyde hiç kimsenin bana ortak olmasını sevmem: Abdestim; zira namazımın bir parçasıdır ve sa-dakam ki bizzat kendi elimle fakire ulaşmalıdır. Zira sadaka Rahman'ın eline düşmektedir."
bak. Vesail'uş Şia, 6/283, 18. Bölüm

2222. Bölüm
Sadakanın Sevabı

Kur'an:
"Allah faizi tüketir, sadakaları bereketlendirir. Allah hiçbir nan-kör günahkarı sevmez."
10349. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala şöyle buyurmuş-tur: "Kullarımdan bazısı hurmanın yarısını sadaka verir ve ben sizden bi-risinin at yavrusunu büyüttüğü gibi onun o yarım hurmasını büyütürüm ve onu Uhud Dağı gibi (büyük) kılarım."

10350. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hatta eğer yarım hurmayla da olsa kendinizi ateşten koruyunuz. Zira sizden biri at yavrusunu ve deve yavrusunu büyüttüğü gibi aziz ve celil olan Allah da sahibine yarım hur-mayı büyütür ve kıyamet günü kendisine (bu hurma yarısı) büyük bir dağdan daha büyük bir şekilde kendisine verilir. "

10351. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizden birisinin at yavrusunu veya deve yavrusunu büyüttüğü gibi Allah da bir hurma tanesini ya da bir lokma ekmeği (sadaka) Uhud Dağı kadar büyürtür."

2223. Bölüm
Sadaka ve Belayı Defetme

10352. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sadaka belayı defeder ve o en tesirli ilaçtır. Sadaka kesinleşmiş kaderi defeder. Dert ve hastalığı dua ve sadakadan başka hiçbir şey ortadan kaldıramaz."

10353. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz kendinden başka ilah olmayan Allah dert, karın ağrısı, yanma, boğulma, viran olma ve deliliği sadakayla def eder. -Resulullah (s.a.a) böylece (sadakayla def edilen) yetmiş bela saydı. -"
10354. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sadaka yetmiş tür belayı def eder ki bunların en basiti cüzzam ve abraş hastalığıdır."
10355. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sadaka belanın yetmiş kapısını kapatır."
bak. Vesail'uş Şia, 6/286, 9. Bölüm, el-Kafi, 4/2-7

2224. Bölüm
Sadaka ve Kötü Ölümü Defedişi

10356. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sadaka kötü ölümü önler."
10357. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sadaka kötü ölümü defeder."
10358. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah sadakayla yetmiş tür kötü ölümü insandan uzaklaştırır."
10359. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sadaka dünyevi yetmiş belayı ve kötü ölümü defeder. Sadaka veren kimse kötü bir ölümle asla ölmez."

10360. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sadaka veriniz ve hastalarınızı sadakayla tedavi ediniz. Zira sadaka tatsız olayları ve hastalıkları önler. Ömrünüzü ve iyiliklerinizi artırır."
10361. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "İhsan ve sadaka fakirliği gide-rir, ömrü artırır ve sahibinden yetmiş tür kötü ölümü def eder."

10362. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim gündüz veya gece sa-daka verirse. . . aziz ve celil olan Allah onu enkaz altında kalmaktan, yırtı-cı hayvanlara yem olmaktan ve kötü ölümden korur."
bak. el-Bihar, 96/116, İhbar-u İsa; Kenz'ul Ummal, 16116

2225. Bölüm
Hastaların Sadakayla Tedavisi

10363. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hastalarınızı sadakayla tedavi edin."
10364. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hastalarınızı sadakayla tedavi edin. Sizden her biriniz günlük yiyeceğini sadaka verirse ne olur!? Bazen kulun ruhunun alınma senedi ölüm meleğine verilir, ama kul sadaka verir ve neticede ölüm meleğine söyle denir: "Senedi geri çevir."

10365. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sadaka etkili bir ilaçtır."
10366. İmam Kazım (a.s), kendisine tümü hasta olan kalabalık ailesinden şika-yette bulunan birisine şöyle buyurmuştur: "Onları sadakayla tedavi et. Zira hiç-bir şey sadakadan daha hızlı bir şekilde Allah katında kabul edilmez ve hasta için sadakadan daha faydalı bir ilaç yoktur."
bak. Vesail'uş Şia, 6/260, 3. Bölüm


2226.Bölüm Sadaka Rızkın Anahtarıdır


10367. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Rızkı sadakayla indirin."
10368. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Fakir olduğunuz zaman sadaka ile Allah'la ticaret edin."
10369. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bazen ben fakir düşerim ve sa-daka vererek Allah'la ticarette bulunurum."

10370. İmam Sadık (a.s), oğlu Muhammed'e şöyle buyurmuştur: "Oğulcağızım! O harçlıktan ne kadar arttı?" Muhammed, "Kırk dinar" deyince şöyle bu-yurdu: "Git ve onu sadaka ver." Muhammed, "Sadece bu kırk dinar baki kalmıştır." Deyince şöyle buyurmuştur: "Onları sadaka ver. Zira aziz ve celil olan Allah karşılığını verir. Her şeyin bir anahtarı olduğunu, rızkın anahtarının da sadaka olduğunu bilmiyor musun? O halde o kırk dinarı sadaka ver."

Muhammed şöyle diyor: "Ben bu işi yaptım. Henüz on gün geçmeden Ebu Abdullah'a (a.s) bir yerden dört bin dinar para geldi."
10371. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Çok sadaka verin ki rızkınız da çoğalsın."
10372. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sadaka, sadaka veren kimsenin rızkını ve varlığını arttırır; o halde Allah size rahmet etsin, sadaka ve-rin."

10373. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sadaka vermek borçları eda eder ve geriye bereket bırakır."
bak. Er-Rızk, 1494. Bölüm

2227. Bölüm
Her İyi İş Sadakadır

10374. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz her müslümanın her gün sadaka vermesi gerekir." Kendisine, "Kim bu işi yapabilir?" diye so-rulunca Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Yol üstündeki eziyet edici şey-leri kaldırmak sadakadır. Birine yol göstermek sadakadır, hastayı ziyaret etmek sadakadır, iyiliği emretmek sadakadır, kötülükten sakındırmak sa-dakadır ve selamın cevabını vermek sadakadır."

10375. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her iyi iş sadakadır."
10376. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Zengin veya fakir herkese yapı-lan ihsan sadakadır."
10377. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her iyi iş sadakadır ve insanın kendisiyle yüzsuyunu koruduğu her şey kendisi için sadaka yazılır."

10378. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kardeşinize irşad eden ilimle ve kendisine kılavuzluk eden görüşle sadaka veriniz."
10379. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın sevdiği sadaka şunlar-dır: İlişkileri bozulduğunda insanların arasını düzeltmek ve birbirinden ayrıldığında onları birbirine yaklaştırmak."

10380. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Güzel bir söz sadakadır ve na-maz için attığın her adım sadakadır."
10381. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Duymayan birine işittirmek sa-dakadır."

10382. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Usanmaksızın duymayan birine bir söz işittirmek tatlı bir sadakadır."
10383. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ali b. Hüseyin (a.s) sabah ol-duğunda rızık taleb etmek için dışarı çıkıyordu." Kendisine, "Ey İbn-i Resulillah! Nereye gidiyorsun?" diye sorulunca şöyle buyurdu:

"Ailem için sadaka getirmeye gidiyorum." Kendisine, "Siz de sadaka alıyor mu-sunuz?" diye sorulunca şöyle buyurdu: "Herkim helal rızık taleb ederse o gün aziz ve celil olan Allah'ın kendisine verdiği bir sadakadır."

10384. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kardeşinin yüzüne tebessüm etmen sadakadır, iyiliği emretmen sadakadır, kötülükten sakındırman sa-dakadır, yol bilmeyen birine yol göstermen sadakadır, yol üstündeki ke-mik, diken ve taşı kaldırmak sadakadır, kovandan, kardeşinin kovasına su dökmen sadakadır."
bak. Kenz'ul Ummal, 6/410, fi envai's Sedeke ve s. 429, imadetu'l eza ani'dderik

2228. Bölüm
Kötülüğü Terketmek Sadakadır

10385. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her Müslüman sadaka vermesi gerekir." Ebu Musa şöyle arzetti: "Bir şey bulamıyorsa ne buyuruyorsu-nuz?" Peygamber şöyle buyurdu: "Eliyle çalışsın, emeğinden hem kendisi istifade etsin hem sadaka versin." O şöyle arzetti: "Eğer çalışamazsa ne buyuruyorsunuz?" Peygamber şöyle buyurdu:

"Hüzün sahibi bir muhtaca yardım etsin." O şöyle arzetti: "Eğer bunu da yapamıyorsa ne buyuruyor-sunuz?" Peygamber şöyle buyurdu: "İyiliği emretsin." O şöyle buyurdu: "Eğer bunu da yapamıyorsa ne yapsın." Peygamber şöyle buyurdu: "Kö-tülükten sakınsın ki bu da sadaka sayılır."

10386. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanlara kötülük etmekten sa-kın; zira bu da kendin için verdiğin sadakadır."
10387. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dilini koru; zira bu da kendin için verdiğin sadakadır."
10388. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kötülükten sakınmak sadaka-dır."

2229. Bölüm
En Üstün Sadaka (1)

10389. Resulullah (s.a.a), kendisine, "En üstün sadaka nedir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Salim olduğun ve ihtirasa kapıldığın, (yani) yaşamayı ümit ettiğin ve (sadaka vermekten) fakir olacağından korktuğun bir du-rumda sadaka vermen ve canın boğazına gelinceye kadar bunu ihmal edip (ölümün eşiğinde) "Bu kadar mal falanın ve şu kadar mal da filanın" de-memendir. Çünkü o anda mal zaten falan ve filanın olacaktır.

(İster iste-mez varislerinin eline geçecektir.) "
10390. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En üstün sadaka salim ve ihti-raslı olduğun, (yani) hayata ümit bağladığın ve fakirliğe düşmekten kork-tuğun bir anda sadaka vermen ve canın ağzına gelinceye dek erteleyip, (ölüm yatağına düştüğünde), "Bu kadar mal falanın şu kadar mal da fila-nındır" dememendir. Çünkü o anda zaten mal falanın ve filanın olacak-tır."

10391. İmam Bakır (a.s) veya İmam Sadık (a.s), "En üstün sadaka nedir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Fakir birine az bir yiyecek vermektir. Aziz ve celil olan Allah'ın şu sözünü işitmedin mi: "Her ne kadar kendileri muhtaç olsa da başkalarını kendilerine tercih ederler" Acaba sadaka hususunda bundan daha üstününü gördün mü?"

10392. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zengin insan için sadaka ver-mek kolaydır. Ama aziz ve celil olan Allah az malı olan (ve onunla feda-karlıkta bulunan) kimseyi övmüş ve şöyle buyurmuştur: "Başkalarını kendilerine tercih ederler."
10393. Resulullah (s.a.a), kendisine, "En üstün sadaka nedir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Fakirlik anında (sahip olduğu) az olan malını gizlice muhtaca vermektir."

10394. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanların en üstünü gücü yet-tiğince bağışta bulunandır."
10395. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En üstün sadaka fakire gizlice vermektir ve fakir insanın fedakarlığıdır."
bak. el-İsar, 3. Bölüm
el-İnfak 3946. Bölüm
Es-Seha, 1783. Bölüm

2230. Bölüm
En Üstün Sadaka (2)

10396. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En üstün sadaka kendisiyle kan dökülmesine engel olduğun, tatsız olayları defettiğin ve Müslüman karde-şine bir fayda verdiğin dil sadakasıdır."

10397. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En üstün sadaka dil sadakası-dır." Kendisine şöyle arzedildi: "Ey Allah'ın Resulü! Dil sadakası nedir?" Peygamber şöyle buyurdu: "Aracılık etmendir, onunla (aracılık ederek) bir esiri azad etmen, haksız bir kan dökülmesine engel olman, kardeşine bir iyilikte bulunman ve tatsız bir olayı defetmendir."

10398. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hakkı söylemekten daha üstün bir sadaka yoktur."
10399. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En üstün sadaka Müslüman bir şahsın ilim öğrenmesi, sonra onu Müslüman kardeşine öğretmesidir."

10400. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En üstün sadaka dili korumak-tır."
10401. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Canım elinde olan Allah'a an-dolsun ki insanlar güzel sözden daha sevimli bir infakta bulunmamışlar-dır."

2231. Bölüm
En Üstün Sadaka (3)

10402. Resulullah (s.a.a), kendisine "En üstün sadaka nedir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Kinli akrabaya verilen sadakadır."
10403. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En üstün sadaka açlıktan gözleri kararan esire verilen sadakadır."
10404. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zayıf insana yardımcı olman en iyi sadakadandır."

10405. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "En iyi sadaka yanan bir yüreği serinletmektir."
10406. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En iyi sadaka aziz ve celil olan Allah yolunda kurulan çadırın gölgesidir."
10407. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En üstün sadaka Rama-zan'dadır."

2232. Bölüm
Sadaka Akrabaların Öncelik Hakkı

10408. İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Resulü'nün (s.a.a) şöyle buyurduğunu işittim: "Önce ailenden başla: Annen, baban, kız kardeşin, erkek kardeşin; ardından sonraki mertebede yer alan kimselerden."
10409. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Akraba muhtaç oldukça başka birine sadaka vermemek gerekir."
10410. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Akrabaya sadaka vermenin se-vabı iki kattır."

10411. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En üstün sadaka kız kardeşine veya kızına verdiğin sadakadır. Bu sadaka kendi eline geri döner ve onu senden başka kimse almaz."
10412. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Akrabanın akrabaya sadaka vermesi hem sadakadır ve hem de sıla-i rahim."
bak. Vesail'uş Şia, 6/286, 20. Bölüm, Kenz'ul Ummal, 6/394, el-Hukuk, 1101. Bölüm


2233.Bölüm Gizli Sadakanın Fazilet ve Etkileri


Kur'an:
"Sadakaları açıkça verirseniz o ne güzel! Eğer onları yoksullara gizlice verirseniz sizin için daha iyidir. Allah onları kötülükleriniz-den bir kısmına karşı tutar. Allah işlediklerinizden haberdardır."
10413. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Gizli sadaka rabbin gazap ate-şini söndürür."

10414. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Seni övsünler diye insanların gözü önünde sadaka verme. Zira eğer böyle yaparsan şüphesiz sevabını almış olursun. Ama eğer sağ elinle sadaka verirsen sol elin bundan haber-dar olmazsa kendisi için gizli sadaka verdiğin kimse onun sevabını sana açıktan verir."

10415. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Çok gizli sadaka ver. Zira gizli sadaka vermek aziz ve celil olan Allah'ın gazap ateşini söndürür."
10416. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gizli sadaka en üstün iyiliklerden biridir."

10417. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın arşının gölgesinden başka hiçbir gölgenin olmadığı gün yedi kişi arşın gölgesinde yer alır: Sağ eliyle verdiği sadakayı sol elinden gizleyen kimse"
10418. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Tevessül edenlerin sarıldığı en iyi vesile Allah'a imandır. . . ve gizli sadaka vermektir. Zira gizli sadaka gü-nahı yok eder ve rabbin gazap ateşini söndürür."

10419. İmam Zeyn'ül Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sadakanın hakkı aziz ve celil olan rabbin nezdinde onun stokun olduğunu bilmen ve şahit tut-maya bile ihtiyaç duyulmayan bir emanetin olduğunun bilincinde olman-dır. Bunun yanında gizlice emanet ettiğin şeye güvenin aşikar emanet et-tiğin şeye güvenmekten daha çok olması gerektiğini,

dünyada sadakanın belaları ve hastalıkları senden defettiğini, ahirette ise cehennem ateşini senden uzaklaştırdığını bilmendir."
10420. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki gizli sa-daka açıkça verilen sadakadan daha üstündür ve Allah'a yemin olsun ki gizli ibadet aşikar olan ibadetten daha üstündür."
bak. Vesail'uş Şia, 6/275, 13. Bölüm

2234. Bölüm
Ehl-i Beyt (a.s) ve Gizli Sadaka

10421. İmam Bakır (a.s), İmam Zeyn'ül Abidin (a.s) hakkında şöyle buyurmuş-tur: "Şüphesiz o gecenin karanlığında dışarı çıkıyor, sırtına bir çuval alı-yor, tek tek evlerin kapısına varıyor, kapıları çalıyor ve kapıyı açan herkese bir şeyler veriyordu. Bir fakire bir şey verdiğinde ise kendisini tanımaması için yüzünü örtüyordu."

10422. Muhammed b. İshak şöyle diyor: "Medine halkından bir grup maaşla-rının nereden geldiğini bilmeksizin (kendilerine kimin yardım ettiğini bil-meksizin) yaşıyorlardı. Ali b. Hüseyin (a.s) vefat edince kendilerine gece-leyin verilen şeyler kesilmiş oldu."

10423. Hişam b. Salim şöyle diyor: "Hava kararınca ve gece bir miktar geç-tikten sonra İmam Sadık (a.s) ekmek, et ve para dolu bir torba alıyor, omuzlarına yüklüyor, Medine fakirlerine götürüyor, onlar arasında bölüş-türüyordu ama onlar kendisini tanımıyorlardı. İmam Sadık (a.s) vefat edince artık o yardımlar kesilmiş oldu ve neticede o şahsın İmam Sadık (a.s) olduğunu anladılar."

2235. Bölüm
Aşikar Sadakanın Fazileti ve Etkileri

Kur'an:
"Sadakaları açıkça verirseniz o ne güzel! Eğer onları yoksullara gizlice verirseniz sizin için daha iyidir. Allah onları kötülükleriniz-den bir kısmına karşı tutar. Allah işlediklerinizden haberdardır."
"Allah'ın kitabına uyanlar, namazı kılanlar, kendilerine verdi-ğimiz rızıktan gizli ve açık infak edenler, tükenmeyecek bir kazanç umabilirler."

10424. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Açıkta verilen sadaka yetmiş tür belayı defeder."
10425. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a yakınlaşmayı isteyenlerin bu yakınlaşmadaki en temel vesileleri; Allah'a ve Resulüne imandır… ha-taları örten gizli sadaka vermek, kötü ölümü savan açık sadaka vermek-tir…"

10426. İmam Bakır (a.s), Allah-u Teala'nın, "Eğer sadakayı açıkça verir-seniz o ne güzel…" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Maksat farz olan zekattır." Ravi şöyle diyor: "Ben: "Eğer onu gizler ve fakirlere verir-seniz" ayetinden maksat nedir?" diye arzedince de şöyle buyurdu: "Bun-dan maksat da müstehap olan zekattır." Onlar farzları açık bir şekilde vermeyi ve nafileleri gizlemeyi seviyorlardı."

2236. Bölüm
Gece ve Gündüz Verilen Sadakanın Fazileti ve Etkileri

Kur'an:
"Gece gündüz, açık gizli, mallarını infak edenlerin mükâfatları-nı Rableri verecektir. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyecek-lerdir."
10427. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gece verilen sadaka rabbin ga-zab ateşini söndürür, büyük günahları temizler ve hesabı kolaylaştırır. Gündüz verilen sadaka ise malı çoğaltır ve ömrü artırır."

10428. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gündüz verilen sadaka suyun tuzu erittiği gibi günahları eritir ve gece verilen sadaka ise azameti yüce rabbin gazab ateşini söndürür."

10429. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Gününe başlayınca sadaka ver ki o günün uğursuzluğunu senden uzaklaştırsın ve akşam olunca da sada-ka ver ki o gecenin uğursuzluğunu senden gidersin."

10430. İbn-i Abbas, "Gece ve gündüz infak edenler" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Bu ayet Ali b. Ebi Talib hakkında nazil olmuştur. Müminlerin Emiri'nin dört dirhemi vardı. Bir dirhemini gece infak etti, bir dirhemi gündüz, birini gizli ve birini de açık infak etti."
bak. Vesail'uş Şia, 6/278, 14. Bölüm

2237. Bölüm
Bollukta ve Darlıkta Sadakaya Teşvik

Kur'an:
"Rabbinizin mağfiretine ve takva sahipleri için hazırlanmış, eni gökler ve yer kadar olan cennete koşuşun. Onlar bollukta ve darlık-ta infak ederler. . ."
-İbn-i Cerir ve İbn-i Ebi Hatem, İbn-i Abbas'tan "Bollukta ve darlıkta infak edenler" ayeti hakkında, "Maksat darlık ve kolaylık zamanıdır" dediğini nakletmişlerdir."

-Mecme'ul Beyan'da şöyle yer almıştır: "Ayette geçen (İsra suresi 29) "Serra ve Zer-ra" kelimelerinin anlamı hakkında iki görüş vardır. Bunlardan biri İbn-i Abbas'ın görüşüdür ve maksadın zenginlik ve fakirlik zamanı olduğunu söylemektedir. İkinci görüş ise hüzün ve sevinç zamanı olduğunu ifade etmektedir. Yani bu haletlerden hiç-birisi hayırlı işlerde malını infak etmesine engel olmamaktadır."

2238. Bölüm
Sadakanın Sınırı

Kur'an:
"Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme, büsbütün de açıp tu-tumsuz olma, yoksa pişman olur, açıkta kalırsın."
"Ne infak edeceklerini sana sorarlar. De ki: "Affı." (Orta yolu tutturarak artanı veya malın en iyisini)"
10431. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sadaka vermekte haddi aşan sadaka vermemiş kimse gibidir."

10432. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme, büsbütün de açıp tutumsuz olma, yoksa pişman olur, açıkta kalırsın" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Ayette geçen ihsar yoksulluk anlamındadır."
10433. Resulullah (s.a.a), Ali'ye (a.s) yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "Sa-daka, gücün olduğu kadarıyla bağışlaman ve israf etmediğin halde, "İsraf ettim" demendir."

10434. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnfak ediniz, bağışta bulununuz ve hesaplamayınız ki şüphesiz hakkınızda hesaplanır ve cimrilik etmeyiniz ki hakkınızda cimrilik edilir."

10435. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer birisi varını yoğunu Al-lah'ın yollarından birinde infak ederse beğenilir ve başarılı bir iş yapma-mıştır. Nitekim Allah-u Teala şöyle buyurmamış mıdır: "Ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın ve iyilik edin ki şüphesiz Allah iyilik edenleri sever." İyilik edenlerden maksat orta yollu olanlardır."

10436. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kardeşin için sana olan zararı kendisine olan faydasından daha çok olan bir işe girişme."
10437. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kendinden, kardeşlerine senin için zararı, onun için olan faydasından daha çok olacak bir şekilde bağış-lama."

10438. İbn-i Abbas şöyle diyor: "Allah yolunda infak emri nazil olunca bir grup ashap Allah Resulü'nün (s.a.a) yanına gelerek şöyle arzettiler: "Bu mallarımızdan infak etmemiz gereken şeyin ne olduğunu bilmiyoruz. Ondan hangi şeyi infak edelim?" Bunun üzerine Allah şu ayeti nazil bu-yurdu: "Senden infakın ne olduğunu söylüyorlar.

De ki fazlasını" Peygamber (s.a.a) bu ayet nazil olmadan önce artık sadaka verecek bir şey bulamayıncaya kadar infakta bulunuyor ve yediği her yemekten bir mikta-rını sadaka veriyordu."
bak. 440. Konu, el-İktisad; el-İsraf, 180. Bölüm

2239. Bölüm
Sadakaları Elden Ele Vermenin Sevabı

10439. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim sadakayı muhtaç birine ulaştırırsa o sadakanın sahibinin sevabını elde eder ve sadaka sahibinin sevabından da bir şey eksilmez."
10440. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim fakir birisi için sadaka toplarsa sadaka veren kimsenin sevabını elde eder. Eğer kırk bin kişi bu sadakayı elden ele dolaştırır ve sonra fakire verirse onların tümüne kamil bir sevap verilir."

10441. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer sadakanın sevabı seksen el dolaşacak olursa yine de tümü sevap görür ve sadaka sahibinin seva-bından da hiçbir şey eksilmez."
10442. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Eğer sadaka yetmiş bin kişi ara-sında elden ele dolaşsa, yine de en sonuncusunun sevabı baştakinin sevabı gibidir."
bak. el-Bihar, 96/175, 20. Bölüm

2240. Bölüm
Sadakanın Harcama Yerleri

Kur'an:
"(İnfaklarınızı) Allah yolunda mahsur kalanlara, yeryüzünde kazanç için dolaşamayanlara, hayalarından dolayı, kendilerini ta-nımayanların zengin saydıkları yoksullara verin. Onları yüzlerin-den tanırsın, insanlardan yüzsüzlük ederek bir şey istemezler."
10443. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Miskin insan ondan bundan bir iki öğün yemek veya bir iki lokma ekmek alan kimse değildir. Mal birik-tirmek için insanlara avuç açan kimseye o mal, alevlenen kızdırılmış bir taş gibidir. O halde herkim isterse o az malla yetinsin (ve insanlara el aç-masın) ve her kim de isterse (dilencilik yoluyla) malını çoğaltsın."

10444. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Miskin insan ne gezinen dilen-cidir ve ne de bir iki hurma veya bir iki lokma ekmek alan kimse. Miskin nefis izzet ve yüceliği bulunan yoksun kimsedir. Öyle ki asla insanlara el açmaz ve hiç kimse onun fakir olduğunu anlamaz ki ona sadaka ver-sin."

10445. İmam Sadık (a.s), kendisine, "Evin kapısını çalan kimseye sadaka ver-mek gerekir mi yoksa ondan esirgemek mi gerekir ve onu (sadakayı) akrabalara mı vermek icab eder?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Onlara (kapıya gelen di-lencilere) vermeyin. Sadakaları fakir akrabalarınıza gönderin ki bu işin se-vabı daha çoktur."

10446. İmam Kazım (a.s), kendisine yolda dilenen kimseye yardım hususunda mektup yazan birine şöyle cevap vermiştir: "Herkim Nasibi birine (Ehl-i Beyt düşmanına) sadaka verir ve yardımda bulunursa o sadaka kendisi için se-vap değil, günah olur. Ama mezhebinden ve durumundan haberdar ol-madığın birine sadaka versen daha iyidir ve sevabı daha fazladır. Bundan da öte haline acıdığın, kendisine merhamet ettiğin ve inancını ve mezhe-bini bilmenin mümkün olmadığı kimseye sadaka vermenin Allah'ın izniyle hiçbir sakıncası yoktur."

10447. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın "Dilenen ve mahrum için" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Mahrum, alışverişte hiçbir şeyden nasip-lenmeyen rızıksız kimse demektir."
10448. İmam Bakır (a.s) ve İmam Sadık (a.s) hakeza bu ayet hakkında şöyle bu-yurmuşlardır: "Mahrum kimseden maksat akli açıdan müşkülü olmayan ama (her ne kadar çalışsa da ve zahmet çekse de) rızık kapısı açılmayan kimsedir."
bak. Ez-Zekat, 1575. Bölüm
el- Fakr, 3235. Bölüm
Es-Sual, 1712. Bölüm
el-Ye's, 4236. Bölüm

2241. Bölüm
Sadakaya Müstahak Olmayan Kimse

10449. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sadaka ne zengin için helaldir ve ne de salim ve güçlü olan kimse için. Sadece şiddetli bir fakirliğe veya korkunç bir borca müptela olan kimseye helaldir. Herkim varlığını artır-mak için insanlara avucunu açarsa kıyamet günü o mal yüzünde bir sıyrık ve yuttuğu kızdırılmış bir taşa dönüşür. O halde herkim isterse fakirlikle yetinsin. Herkim de isterse (dilenerek) malını çoğaltsın."

10450. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sadaka (zekat) sanat sahibi ve-ya sağlam ve güçlü bir bünyesi olan kimse içim helal değildir. O halde sa-daka almaktan sakının."

Ben diyorum ki: "Seduk (r. a) Men la Yehzuruh'ul Fakih kitabında şöyle nak-letmiştir: "Rivayet edildiği üzere İmam Sadık'a (a.s) şöyle arzedildi: Halk Allah Resulü'nden (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir: "Sadaka zengin olan ve sağlam ve güçlü bir bünyeye sahip bulunan kimseye helal değildir." İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: "Allah Resulü "İhtiyaçsız kimseye haramdır" diye buyurmuştur ama, "Sağlam ve güçlü bir bünyeye sahip olan kimseye" diye buyurmamıştır."

2242. Bölüm
Sadakanın Afetleri

Kur'an:
"Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden incitme gelen sadakadan daha iyidir. Allah zengindir, hilim sahibidir. . Ey iman edenler! Allah'a ve ahiret gününe inanmayıp, insanlara gösteriş için malını infak eden kimse gibi, sadakalarınızı başa kakma ve incitmek su-retiyle boşa çıkarmayın. Onun durumu, üzerinde toprak bulunan kayanın durumu gibidir; üzerine sağanak yağmur yağdığında onu çıplak bir kaya haline getirivermiştir. Kazandıklarından hiçbir şey elde edemezler. Allah küfreden kimseleri hidayet etmez."

"Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma."
10451. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Minnet etmemek ihsanın süsü-dür."
10452. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Minnet etmek iyiliği ortadan kaldırır."
10453. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bağışlamak tabiatın yüceliğin-dendir. Minnet etmek ise iyiliği yok eder."
10454. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şu üç kimseyle aziz ve celil olan Allah konuşmaz: "Verdiği her şeyde minnet eden, elbisesini yerde süren (tekebbürden kinayedir) ve yalan yere yemin ederek malını satan kimse ile."

10455. İmam Ali (a.s) Malik Eşter'e yazdığı mektupta şöyle buyurmuştur: "Hal-ka karşı yaptığın iyiliği başlarına kakarak, onları minnet altında bırakmak-tan ve yaptığını olduğundan çok gösterip övünmeye kalkışmaktan sakın. Söz verince sözünden dönme. Yaptığıyla kişiyi minnet altında bırakmak, ihsanı yokeder. Yaptığını çok görüp onunla övünmek, hakkın nurunu gö-türür."

10456. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer birine iyilik edersen fazla minnet ederek ve yüzüne vurarak bu iyiliğini yok etme. Aksine daha iyi bir iyilikle devam ettir. Zira bu iş senin ahlakın için daha güzeldir. Ahiret sevabını da daha farz kılar."
10457. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hiçbir beklenti içinde olmaksı-zın sadaka veriniz. Zira beklenti içinde olmak sadakayı yok eder."
bak. Vesail'uş Şia, 6/316, 37. Bölüm
el-Amel (1), 2947. Bölüm
el-İnfak, 3948. Bölüm

2243. Bölüm
Bağışta Bulunmanın Adabı

10458. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "(İhsan ve bağışta) savsaklamak ruhun işkencesidir."
10459. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Savsaklamak ve minnet etmek ih-sanı tatsız kılar."
10460. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bugün yarın diye savsaklamak iki esirgemeden biridir."

10461. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bağışta bulunmanın afeti bugün yarın diye savsaklamaktır."
10462. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Vadettiği şeyi yerine getirmeyi erteleyen kimse (gerçekte) onu yerine getirmemiştir."
10463. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Halktan iyiliğe en layık olan kim-se kendisine vadettiğin ihsanı ertelediğinde sabreden, vadedileni yapama-yınca mazur gören ve kendisine bağışta bulunulduğunda ise teşekkür eden kimsedir."
10464. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "En kötü bağış ertelenerek yapılan ve ardından minnet edilen bağıştır."


2244.Bölüm Kafirin Sadakası


10465. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminin sadakası ateş karşısında büyük bir kalkan ve örtüdür. Kafirin sadakası ise malını yok olmaktan korur, karşılığı kendisine bu dünyada verilir ve bedenindeki hastalıkları uzaklaştırır. Ama ahirette hiçbir nasibi yoktur."
bak. el-İhsan, 872. Bölüm

2245. Bölüm
Günahkara Onu Günahtan Korumak İçin Sadaka Vermek

10466. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Birisi, "Bu gece kesin olarak sadaka vereceğim" diyerek dışarı çıktı. Elindeki sadakayı bir hırsıza verdi. Ertesi gün insanlar onun hırsıza sadaka verdiğini dile getirdiler. O şöyle dedi: "Allah'ım! Sadakam hırsızın eline geçtiği için sana şükrediyorum. Bu gece yine sadaka vereceğim."

Bunun üzerine dışarı çıktı ve sadakasını zi-nakar bir kadına verdi. Sabah olunca insanlar yine kötü birine sadaka ver-diğini dile getirdiler. O yine şöyle dedi: "Allah'ım! Sadakamın kötü bir kadının eline geçmesinden dolayı sana şükrederim. Bugün de yine sadaka vereceğim."

Ardından dışarı çıktı ve sadakasını bir zengine verdi. Yine sabah olunca insanlar onun zengine verdiği sadakayı dile getirdiler. O şa-hıs yine şöyle dedi: "Allah'ım! Sadakam bir hırsıza, kötü bir kadına ve zengine ulaştığı için sana şükrederim." Bunun üzerine kendisine şöyle il-ham edildi: "Sadakanın hırsızın eline geçmesi onu hırsızlıktan vazgeçir-mek içindi. Kötü kadının eline verilen sadaka ise onu zinadan korumak içindi. Zengine verilen sadaka ise ibret alması ve Allah'ın kendisine bağış-ladığı şeyleri infak etmesi içindi."

293. Konu

es-Sırat
Sırat

Bihar, 8/64, 22. bölüm; es-Sırat
Bihar, 8/70; Beyan lil müfid fi me'na sırat
Şerh-i Nehc'ül-Belağa-i İbn-i Ebi'l-Hadid, 6/264; Beyan-i li İbn-i Ebi'l-Hadid fi me'nah'us Sırat


bak.
218. konu, es-Sebil
Şuar, 2031. bölüm; emsal, 3599. bölüm
2246. Bölüm
Sırat

Kur'an:
"Doğrusu Rabbin (her an) gözetlemededir."
10467. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Biliniz ki geçişiniz sırattan, sürç-me yerlerinden, sürçme korkularından ve birbiri ardınca sürekli dehşetle-rindendir."
10468. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz sırat cehennem üzeri-ne kurulmuştur ve (ayakları) kaydırıcıdır."
bak. 2252. Bölüm

2247. Bölüm
Doğru Yol

Kur'an:
"Bizleri doğru yola hidayet et."
10469. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanlar sağa sola saptılar. Ama biz ve Şiilerimiz doğru yola hidayet olduk."
10470. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sağ ve sol sapıklık yoludur. Doğ-ru yol, orta yoldur. Kur'an ve peygamberlik eserleri (sünneti) de ona gö-türür. Sünnete ulaşmak ve hayırlı akibet bu yoldan gitmekle mümkün-dür."

10471. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Olgunluk yolunu terkederek az-gınlık yoluyla sağı solu tuttular."
10472. İmam Ali (a.s)İmamlar'ın (a.s) sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Çöl-lerde insanlara yol gösteren kılavuzlar makamında olmuşlardır. Kim orta hedefi tutturmuşsa onu o yolda gitmeye teşvik etmiş ve kurtuluşla müjde-lemişlerdir. Kim de sağa sola yönelmişse, onun gidişatını kınamışlar ve helak olmaktan sakındırmışlardır."

2248. Bölüm
Kur'an ve Doğru Yol

Kur'an:
"Bizleri doğru yola hidayet et. Kendilerine nimet ve ikramda bu-lunduğun kimselerin yoluna; gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil!"
"Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar Allah'ın nimetine eriştirdiği peygamberlerle, dosdoğru olanlar, şehitler ve iyilerle berâberdirler. Onlar ne iyi arkadaştırlar!"

2249. Bölüm
Doğru Yolun Anlamı

Kur'an:
"Şüphesiz Allah benim de Rabbim, sizin de Rabbinizdir. O'na kulluk edin; bu doğru yoldur."
"Allah'ın ayetleri size okunur, aranızda da peygamberi bulunur-ken nasıl küfredersiniz? Kim Allah'a sarılırsa şüphesiz doğru yola hidayete olur."
"Rabbinin, dosdoğru yolu işte budur. İbret alan kimselere ayet-leri uzun uzadıya açıkladık."
bak. En'am, 153, 161, Hud, 56; Hicr, 41; Meryem, 36; Ya-Sin, 61; Zuhruf, 61, 64;
bak. el-Emsal, 3599. Bölüm

10473. İmam Askeri (a.s), Allah-u Teala'nın, "Bizleri doğru yola hidayet et" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "İnsan şöyle der: "Ömrümüzün geçen günlerinde sana itaat edelim diye bağışta bulunduğun başarıyı bizlere de-vam ettir ki ömrümüzün kalan günlerinde de sana itaat edelim. Doğru yol iki tanedir:

Dünyada olan ve ahirette olan. Dünyada olan doğru yol ifrat ve tefritten uzak olan orta yoldur. Batıl yola en küçük bir sapması yoktur. Ahirette olan doğru yol ise müminlerin cennete doğru koyulduğu yoldur ve o yol dosdoğru bir yoldur."

10474. İmam Sadık (a.s), sıratın anlamı hakkında şöyle buyurmuştur: "Sırat aziz ve celil olan Allah'ı tanıma yoludur ve bu yol iki çeşittir: Bir sırat dünyadadır ve bir sırat ahirettedir. Dünya sıratı itaatı farz olan imamdır. Herkim dünyada onu tanır ve yol göstericiliğine uyarsa cehennem üzerine kurulu bir köprü olan sırattan geçer."
10475. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Doğru yol Müminlerin Emiri Ali'dir (a.s)."

10476. İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: "Doğru yol bizleriz ve ilminin sır yerleri bizleriz."
10477. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın sırat-i müstakimi, O'nun kopmaz ve sağlam kulpu benim."
10478. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "bizleri doğru yola hidayet et" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Bizleri doğru yoluna hidayet et, bizle-ri muhabbetine götüren ve cennete ulaştıran yolu kat etmeye hidayet et ki nefsimizin heva ve heveslerine uymayalım ve helak olmayalım."

10479. Resulullah (s.a.a), hakeza bu ayet hakkında şöyle buyurmuştur: "Bizleri sırat-i müstakime, yani İslam dinine irşad et. Zira İslam'dan başka hiçbir din doğru değildir. Çünkü onda tevhid ve tek olan Allah'a tapma diye bir şey yoktur. "Kendisine nimet verdiklerinin yoluna" yani Allah'ın ken-dilerine İslam ve nübüvvet bağışında bulunduğu Peygamberler ve mü-minlerin yoluna. "Gazaba uğrayanların değil" bizleri gazap ettiğin Ya-hudilerin dinine değil "Sapmışların değil" yani Hıristiyanların değil."


2250.Bölüm Sıratın Özellikleri


10480. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sırat kıldan ince ve kılıcın ağ-zından daha keskindir."
10481. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sırat kıldan daha ince ve kılıç-tan daha keskindir."
10482. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Cehennem üzerinde kıldan da-ha ince ve kılıçtan daha keskin köprü vardır."

2251. Bölüm
Sıratta Ayağın Sabit Olmasına Sebep Olan Şeyler

10483. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sırat üzerinde ayağı en sabit olanınız Ehl-i Beyt'imi en çok seveninizdir."
10484. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ey Ali! Kıyamet günü olunca ben, sen ve Cebrail Sırat üzerinde otururuz. Sırattan sadece senin velayet dosyanı taşıyan kimseler geçebilir."

10485. Resulullah (s.a.a), Ali'ye (a.s) şöyle buyurmuştur: "Senin sevginin kal-binde yer ettiği her müminin ayağı sırat üzerinde titreyince, sabitleşir ve Allah sana olan muhabbeti sebebiyle onu cennete götürür."
bak. 92. Konu, el-Mehebet (4)

2252. Bölüm
Sırat Köprüleri

Kur'an:
"Doğrusu Rabbin (hep) gözetlemededir."
10486. İmam Sadık (a.s), aziz ve celil olan Allah'ın, "Doğrusu Rabbin (hep) gözetlemededir" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Ayette geçen Mirsad kelimesi sırat üzerinde bir köprünün adıdır. Oradan boynunda kul hakkı olan hiç kimse geçemez."
10487. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sırat cehennemin üzerine kurulur. . . Onun üzerinde üç köprü vardır: Onların birinin üzerinde emanettarlık ve akrabalık vardır. İkincisinin üzerinde namaz, üçüncüsünün üzerinde ise alemlerin rabbi olan ve kendisinden başka ilah bulunmayan rabbin adaleti vardır."

2253. Bölüm
Sırattan Geçen İnsanların Kısımları

10488. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanlar Sırattan geçerken kaç guruba ayrılır: …Bazıları şimşek gibi geçer, bazıları at gibi koşar, bazıları yüz üstü sürünür, bazıları asılı halde geçer ve ateş bedeninin bir miktarını sarmış, bir miktarını ise bırakmıştır."
10489. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanlar Sırat üzerindedir. Ki-misi asılır, kiminin de sürçer, kimisi ayakları sabit kalır."

10490. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sırattan geçerken bazı insanlar şimşek gibi geçer. Bazıları göz açıp kapatıncaya kadar geçerler, bazıları at-lar ve develer gibi koşarak geçer. Bazıları ayakları bağlı kimseler gibi ge-çer. O halde bir grubu kesin kurtuluşa erer, bir grubu kanlı ve yaralı bir şekilde yavaşça geçer ve bir kısmı da oraya (cehenneme) düşer."

10491. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bir grup insan sırattan şimşek gibi geçer, bir grubu rüzgar gibi. Bir gruba ayaklarının önünü apaçık gör-sünler diye nur verilir. Bir grub elleri ve ayakları üzerinde yürüyerek geçer ve yaptıkları günah sebebiyle ateş bedenlerinin bir kısmını kaplar."

10492. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Abdesti tam al ki sırattan bulutlar gibi geçesin."
10493. Musa (a.s) bir duasında şöyle arzetti: "Allah'ım! Senin hikmetini açık-ta ve gizlide tilavet eden kimsenin sevabı nedir?" Allah şöyle buyurdu: "Ey Musa! Sırat'tan şimşek gibi geçip gider."

294. Konu

es-Siğer
Çocukluk

bak.
255. konu, eş-Şibab; 559. konu, el-Veled ve'l-Valid; el-Hıfz, 876. bölüm
2254. Bölüm
Çocukluk

10494. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim küçüklükte sıkıntı çek-mezse büyüklük çağında yüceliğe erişemez."
10495. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim küçüklükte sorarsa, bü-yüklük çağında da cevap verir."
10496. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim küçüklükte öğrenmezse büyüklük çağında ilerleyemez."

10497. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Çocuğun çocukluk dönemin-deki yaramazlığı büyüklük çağında aklının artmasına sebep olur."
10498. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Çocuğun küçük yaşta yara-mazlığı beğenilmiştir. Zira bu kimse büyüklük çağında yumuşak huylu olur."
10499. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cahil, yaşlı da olsa çocuktur, bil-gin ise genç bile olsa büyüktür."
bak. el-Valid ve'l Veled, 4212. Bölüm
el-Edeb, 70, 71. Bölüm

295. Konu

el-Musafehe
Tokalaşmak

Bihar, 76/19, 100. bölüm; el-Musafehe ve'l-Muanike ve't-Tekbil
Kenz'ul Ummal, 9/130, 133, 220; Musafehe
Vesail'uş Şia, 8/554, 126 ve 127. bölüm; İstihbab'ut-Teslim ve'l-Musafehe inde'l-Mulakat

2255. Bölüm
Tokalaşmak

10500. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Birbirinizle karşılaşınca selam vererek ve tokalaşarak karşılaşın ve birbirinizden ayrılınca da mağfiret di-leyerek ayrılın."

10501. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müslümanlar Allah Resulü (s.a.a) ile birlikte savaşa çıktıkları zaman ağaçlık bir yerden geçerek ardın-dan açık bir alana çıktıklarında birbirlerine bakıyor ve tokalaşıyorlardı."
10502. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) biriyle to-kalaşınca asla o elini elinden çekmedikçe asla elini onun elinden geri çekmezdi."