Mizan'ul Hikmet 6.Cilt
 


2101.Bölüm Şahadetleri Kabul Edilmeyen Kimseler


Kur'an:
"İffetli kadınlara zina isnat edip de, sonra dört şahit getiremeyenlere seksen kırbaç vurun; ebediyen onların şahitliğini kabul etmeyin. İşte onlar yoldan çıkmış kimselerdir."
9727. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüpheli ve yumuşak kalpli kimselerin şahadeti kabul edilmez."
9728. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Alimlerin birbiri aleyhine şahadetleri kabul edilmez. Zira onlar birbirine karşı hasadette bulunurlar."

9729. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İslam'da kendisine bir had uygulanan bir kimsenin şahadeti kabul edilmez."
9730. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hain erkeğin, hain kadının, kardeşine kin besleyenin, İslam'da bidat çıkaran erkeğin ve bidat çıkaran kadının şahadeti kabul edilmez."

9731. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hain erkeğin, hain kadının, kindar insanın, kardeşine düşmanlık edenin, (köle ve kabile üyeliği gibi) bağlılığı olduğu sanılan kimsenin, akrabanın ve ev hizmetçisinin şahadeti kabul edilmez."
9732. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dilencilik eden kimsenin şahadeti kabul edilemez."

9733. İmam Sadık (a.s) kendisine şahadetleri kabul edilmeyen kimseleri soran Ubeydullah bin Ali el Halebi'ye şöyle buyurmuştur: "Şüpheli, itham edilen ve düşman kimsenin şahadeti kabul edilmez." Ubeydullah şöyle diyor: Ben, ohalde fasık ve hain kimsenin şahadeti kabul edilir mi?" diye arz ettim imam da şöyle buyurdu: "Bunlar da şüpheli kimselerden sayılmaktadır."

9734. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Fasıkın şahadetini sadece kendi aleyhine olduğu taktirde kabul ederim."
9735. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminlerin Emiri (a.s) söven kimsenin ve ne kötü laf konuşan kimsenin ve ne de dini açıdan rezil rüsva olan kimsenin şahadetini kabul ederdi."

9736. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ezan ve namaz için para isteyen kimsenin arkasında namaz kılmamak gerekir ve şahadeti makbul değildir."
9737. İmam Bakır (a.s) babalarından naklen şöyle buyurmuştur: "Kindar insanın ve dini açıdan rezil rüsva olan birinin şahadeti kabul edilmez."

9738. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüpheli insanın, düşmanın, ceza ödeyen kimsenin, işçinin, ortağın, itham edilen kimsenin ve takipçinin (öğrenci, uşak, veya bir bağı olan kimsenin) şahadeti kabul edilmez. Şarap içen, satranç oynayan, tavla ve kumar oynayan kimsenin de şahadetleri kabul dilemez."

9739. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Tavla ve on dört taş oynayan kimsenin ve akdoğan (şahbaz) sahibinin tanıklığı kabul edilmez."
bak. Vesail'uş Şia, 18/271, 27. Bölüm ve s. 273, 282; 29, 35. Bölümler

2102. Bölüm
Zinada Dört Şahit Getirilmesinin Felsefesi


9740. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zinada dört şahit diğer haklarda ise iki şahit tayin dilmiştir. Çünkü evli insanın taşlanması çok ağır bir cezadır ve ölüme neden olmaktadır. Bu yüzden zina meselesinde şahadet iki kat ve çok sıkı tutulmuştur. Zira bu işte zina eden kimsenin öldürülmesi, çocuğunun soyunun yok olması ve mirasın zayi olması söz konusudur."
bak. el-Bihar, 79/38, 104/302

2103. Bölüm
Şehadette Bulunmanın Adabı


9741. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ey İbn-i Abbas! Sadece sana gün gibi açık olan konularda şahitlikte bulun."
9742. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ama sen ey ibn-i Abbas! Sadece konu sana güneş gibi aydınlık olduğunda şehadette bulun."

9743. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Olayı elinin içini tanıdığın gibi tanıdığın taktirde şehadette bulun."
9744. Resulullah (s.a.a) kendisinden şahadet hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Güneşi görüyor musun? Konu bu kadar açık olduğu taktirde şehadette bulun. Aksi taktirde şehadette bulunmaktan sakın."

2104. Bölüm
Tanıklığa Tanıklık


9745. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ali (a.s) şer'i hadler hususunda tanıklığa tanıklığı caiz görmüyordu."
9746. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Had uygulama ve kefalette bulunma hususunda tanıklığa tanıklıkta bulunmak caiz değildir."

9747. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Birisi başka birisinin şahadetine tanıklıkta bulunursa şahadeti kabul edilir ve o yarım şahadet sayılır. Eğer iki adil şahit birinin şahitliğine şahitlikte bulunursa bir kişi olarak şahadetleri kabul edilir. (Diğer bir şahide ihtiyaç duyulur. ) "
bak. Vesail'uş Şia, 18/297, 300; 44, 46. Bölümler

2105. Bölüm
Şahitlere Değer Vermek


9748. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şahitlere değer verin zira Allah-u Teala onlar vasıtasıyla hakları sahibine geri çevirmekte ve zulmü def etmektedir."

279 Konu


eş-Şehadet (2)
Şehadet
(Allah Yolunda Öldürülmek)
Bihar, 82/1; Ahkam'uş Şehid
Kenz'ul Ummal, 4/397, 593; Fi Şehadet'ul Hakikiyye
Kenz'ul Ummal, 4/315, 598; fi Şehadet'ul Hukmiye
Bihar, 42/190-311, Ebvab-u Şehadet-u İmam Ali (a.s)
Bihar, 44/133, 22. bölüm, Ebvab-u Şehadet-u İmam Hasan-i Mucteba (a.s)
Bihar, 44/217-394 ve c. 45, Ebvab-u Şehadet-u İmam Hüseyin b. Ali (a.s)

Bihar, 46/147, 10. bölüm, Ebvab-u Şehadet-u İmam Ali b. Hüseyin (a.s)
Bihar, 46/212, 1. bölüm, Ebvab-u Şehadet-u İmam Bakır (a.s)
Bihar, 47/1, 1. bölüm, Ebvab-u Şehadet-u İmam Sadık (a.s)
Bihar, 48/206, 9. bölüm, Ebvab-u Şehadet-u İmam Kazım (a.s)
Bihar, 49/283, 19. bölüm, Ebvab-u Şehadet-u İmam Rıza (a.s)
Bihar, 50/1, 1. bölüm, Ebvab-u Şehadet-u İmam Cevad (a.s)
Bihar, 50/189, 4. bölüm, Ebvab-u Şehadet-u İmam Hadi (a.s)
Bihar, 50/325, 5. bölüm, Ebvab-u Şehadet-u İmam Askeri (a.s)

2106. Bölüm
Şehadetin Fazileti


9749. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her iyiliğin üstünde insanın Allah yolunda öldürülmesine kadar bir iyilik vardır. İnsan Allah yolunda öldürülünce o iyilikten daha üstün bir iyilik yoktur."
9750. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En şerefli ölüm şehadettir."

9751. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah nezdinde şu iki damladan daha sevimli hiçbir damla yoktur. . Allah yolunda dökülen kan damlası ve kulun gece yarısı aziz ve celil olan Allah için döktüğü göz yaşı damlası."

9752. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) bir duasında şöyle buyurmuştur: "Hamd şüphesiz Allah'a mahsustur...öyle bir hamd ki onun vasıtasıyla Allah'ın mutlu dostları zümresine ve düşman kılıçlarının şehit ettiği kimselerin arasına girelim."
9753. İmam Ali (a.s) Haşim bin Utbe hakkında yaptığı bir duasında şöyle buyurmuştur: "Allahım! Kendi yolunda şehit olmayı ve peygamberinle birlikte bulunmayı ona nasip et."

9754. İmam Ali (a.s) Sıffin'de Muaviye ordusuyla karşılaşmaya giderken yaptığı bir duasında şöyle buyurmuştur: "Ey yükseltilmiş tavanın Rabbi olan Allah'ım!...Düşmana galip getirirsen azıp zulmetmekten koru, hakka dayandır bizi. Onları bize galip getirirsen, bizi şahadetle rızıklandır ve fitneden koru."

9755. İmam Ali (a.s) Malik Eşter'e yazdığı mektubunun sonunda şöyle buyurmuştur: "Rahmetinin genişliğine, yüce kudretine ve her isteneni vermesine dayanarak, senin ve benim ömrümü saadet ve şahadetle tamamlamasını diliyorum."

9756. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın iyi kulları göç etmeye azmettiler, dünyanın kalıcı olmayan az bir metasını ahiretin yok olmayan çok sevabına sattılar. Sıffın'de kanları dökülen kardeşlerimiz bugün hayatta olmadıkları için zarar etmediler...yolu kat eden ve hak üzere hareket eden kardeşlerim nerede!? Onlar ölümle anlaştılar ve başları facir/kötü insanların yanına gönderildi."
bak. el-İlm, 2839. Bölüm


2107.Bölüm Şehadet ve Ölümün Mukadder Oluşu


Kur'an:
"Bu işte bir şeyimiz (karar ve görüşümüz) olsaydı, burada öldürülmezdik" diyorlar. De ki: "Evlerinizde olsaydınız, haklarında ölüm yazılı olan kimseler, yine de devrilecekleri yere varırlardı."
"Ey iman edenler! Yolculuğa çıkan veya savaşa giden kardeşleri hakkında: "Onlar yanımızda olsalardı ölmezler ve öldürülmezlerdi" diyen kafirler gibi olmayın. Allah bunu kalplerine bir hasret olsun diye bıraktı. Dirilten de öldüren de Allah'tır. Allah işlediklerinizi görür."

9757. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kaçan kimse, ömrünü uzatmaz, kendisiyle ölüm günü arasına bir engel koyamaz."
9758. Ziyad bin Nasr el Harisi, Abdullah bin. Budeyl'e Sıffın günü şöyle dedi: "Bugün oldukça zor bir gündür. Bugün sadece güçlü olan cesur, doğru bir niyet sahibi ve kalıcı bir kalp kuvveti bulunan kimseler sabredebilir. .

Allah'a yemin olsun ki bugün bizden ve onlardan sadece çok az bir kimsenin kalacağını tahmin ediyorum." Abdullah bin Budeyl şöyle dedi: "Allah'a yemin olsun ki bende aynı şeyi tahmin ediyorum." Bu ikisinin sözü Ali'ye (a.s) ulaştı. İmam (a.s) onlara şöyle buyurdu: "Bu sözü göğüslerinizde gizleyin ve aşikar etmeyin. Hiç kimse onu sizden duymasın. Şüphesiz Allah bir grup için öldürülmeyi yazmıştır ve bir gruba da doğal ölümü yazmıştır. Herkesin ölümü Allah'ın mukadder kıldığı üzere çatar. O halde Allah yolunda cihad edenlere ve itaatinde öldürülenlere ne mutlu!"
bak. 443. Konu, el-Kaza (1)

2108. Bölüm
Şahadet Aşığı Olmak


9759. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ben Allah yolunda savaşmayı sonra öldürülmeyi, yeniden savaşmayı sonra yine öldürülmeyi ve yeniden savaşmayı ve öldürülmeyi seviyorum."
9760. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Canım elinde olana andolsun ki Allah yolunda öldürülmeyi, sonra dirilmeyi sonra yine öldürülmeyi ve sonra yeniden dirilmeyi ve sonra yeniden öldürülmeyi seviyorum."

2109. Bölüm
Şehadete Teşvik


9761. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ya Resulullah! Uhud günü Müslümanlardan bir grup şehid olmuş, bense şahadete erişememiştim ve bu bana pek ağır gelmişti de "Müjdelerim seni, şahadet arkandadır" dememiş miydin?" diye sordum."Evet dediğin gibidir! O zaman nasıl sabredeceksin?" deyince de, ben: "Ey Allah'ın Resulü! Bu sabır yeri değil; müjde ve şükür yeridir" dedim."

9762. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Konuşacak olursam hükümet hırsına kapıldığımı söylüyorlar. Susacak olursam ölümden korktuğumu iddia ediyorlar. Heyhat! Başımdan geçen bunca sayısız zor ve ağır olaydan sonra mı ölümden korkacağım. Allah'a andolsun ki Ebi Talib'in oğlunun(Ali'nin) ölümle ünsiyet ve dostluğu çocuğun anne memesine olan ünsiyet ve dostluğundan daha çoktur."

9763. İmam Ali (a.s) ashabını cihat hususunda gevşek davranmaları sebebiyle kınayarak şöyle buyurmuştur: "Benim için karşılaşacağım en sevimli şey ölümdür."

9764. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a andolsun ki ben hak üzereyim ve şüphesiz şehadeti seviyorum."
9765. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki düşmanla karşılaşma anında şehadet ümidim olmasaydı ve kendimi onun için hazırlamasaydım birgün bile bunların yanında kalmayı istemezdim."

9766. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a And olsun ki eğer savaş meydanında düşmanla savaşırken şehit olma ümidi olmasaydı -elbette eğer böyle taktir edilmişse- Allah'a andolsun ki merkebime biner ve kuzey ve güney rüzgarları estikçe sizleri asla talep etmezdim."
9767. İmam Ali (a.s) İbn-i Mülcem tarafından darbe aldıktan sonra şöyle buyurmuştur: "Kabenin rabbine and olsun ki kurtuldum!"
9768. İmam Ali (a.s) İbn-i Mülcem tarafından darbe aldıktan sonra şöyle buyurmuştur "Vallahi ölüm konusunda ne nefret ettiğim bir şeyle karşılaştım ve ne de tanımadığım bir şeyi gördüm. Şimdi ben, geceleyin su arayan kimsenin suya kavuştuğu, isteyenin muradına erdiği gibiyim."

9769. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Suya ulaşan susuz kimse gibi Allah'a doğru gidecek olan kimdir? Cennet, mızrakların ucunun altındadır. Bugün (herkesin) sözlerinin (doğruluğu veya yalan oluşu) denenir ve belli olur. Allah'a andolsun ki düşmanlarla karşı karşıya gelmeye olan iştiyakım onların ev ve yuvalarına olan iştiyakımdan daha fazladır."

2110. Bölüm
Şahadetin Yüceliği


9770. İmam Ali (a.s) savaşa teşvik hususunda şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar! Duran kimse ölümün pençesinden kurtulmaz, ölümden kaçan kimse onu aciz bırakamaz. Şüphesiz ölümden ne kaçış mümkündür ve ne de kaçış yeri vardır. Öldürülmeyen kimse ölür. Şüphesiz ölümlerin en yücesi (Allah yolunda) öldürülmektir. Ali'nin canını elinde bulundurana andolsun ki bin kılıç darbesi bir defa yatakda ölmekten daha kolaydır."

9771. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ölümlerin en yücesi (Allah yolunda) öldürülmektir. İbn-i Ebi Talib'in canı elinde olan Allah'a andolsun ki benim için bin kılıç darbesi, -Allah'a itaat üzere olmayan- yatakda ölmekten daha kolaydır."
9772. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizler eğer öldürülmeseniz de öleceksiniz. Ali'nin canı elinde olana andolsun ki başa inen bin kılıç darbesi yatakta ölmekten daha kolaydır."

9773. İmam Rıza (a.s) kendisine Müminlerin Emiri'nin (a.s), "Kılıç darbesi yemek, yatakta ölmekten daha kolaydır" sözü hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Kılıç darbesi yemekten maksat Allah yolunda olan kılıç darbesidir."

2111. Bölüm
Şahadet ve Günahlardan Temizlenmek


9774. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şahadet borç dışında her şeyi telafi eder."
9775. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şehidin kanının ilk damlası yere damlayınca borç dışında bütün günahları bağışlanır."

9776. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Borç dışında şehidin bütün günahları af olur."
9777. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Borç dışında Allah yolunda öldürülmek bütün günahları temizlenir. Zira borç, ödemek dışında temizlenemez. Dolayısıyla ya borcunu ödemeli ya da alacaklı borcundan vazgeçmelidir."

9778. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah yolunda öldürülürse Allah ona günahlarından hiç birini tanıtmaz."
Vesail'uş Şia, 13/83, 4. Bölüm; ez-Zenb, 1383. Bölüm

2112. Bölüm
Şehidin Diri Oluşu


Kur'an:
"Allah yolunda öldürülenleri ölüler saymayın, bilakis Rableri katında diridirler, rızıklanırlar."
"Allah yolunda öldürülenlere "ölüler" demeyin, zira onlar diridirler, fakat siz farkında değilsiniz."
bak. el-Mevt, 3741, 3742. Bölümler

2113. Bölüm
Şehidin Mezarda Müşkülata Duçar Olmayışı


9779. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim düşmanla karşılaşır ve öldürülürünceye veya galip gelinceye kadar sabrederse kabirde müşkülata müptela olmaz."
9780. Resulullah (s.a.a) şehidin kabirde hiç bir müşkülata müptela olmayışı hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Şehidin başının ğzerindeki kılıçların parıltısı onun zorluğa müptela oluşuna yeter."

2114. Bölüm
Şehidin Arzusu


9781. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hiç kimse öldükten sonra Allah nezdinde hayırdan nasiplenmez, kendisine bütün dünya verilse dahi dünyaya dönmekten mutlu olmaz. Sadece şehit şehadetin faziletini bildiği için yeniden dönmeyi ve dünyada öldürülmeyi arzu eder."

9782. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Cennete giren hiç kimse yeryüzünde olan her şeyden nasiplense de dünyaya dönenmeyi sevmez sadece şehit şahadetin yüceliğini müşahede ettiği için yeniden dönmeyi ve on defa öldürülmeyi arzu eder."
9783. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hiç kimse dünya ve içindekilere sahip olsa da öldüğü, ve Allah nezdinde bir hayırdan nasiplendiği halde dünyaya dönmeyi sevmez. Sadece şehit şahadetin faziletini müşahede ettiği için dünyaya dönmeyi ve yeniden öldürülmeyi arzu eder."

9784. Resulullah (s.a.a) Cabir b. Abdullah Ensari'ye şöyle buyurmuştur: "Allah hiç kimseyle hicapsız (perdesiz) konuşmamıştır. Ama senin babanla yüz yüze konuşmuş ve ona şöyle buyurmuştur: "Benden dile ki sana bağışta bulunayım." Baban şöyle dedi: "Senden beni dünyaya yeniden döndürmeni ve yeniden cihad edip öldürülmeyi itiyorum."

2115. Bölüm
Ölüm Zilletten Daha Hayırlıdır


9785. İmam Hüseyin (a.s) Kerbela yolunda şöyle buyurmuştur: "Ben ölümü saadet zalimlerle birlikte yaşamayı ise işkence olarak görüyorum."
9786. İmam Ali (a.s) ashabını kınayarak şöyle buyurmuştur: "Yardım etmek ve kendi hakkınız yolunda cihat etmek için ne bekliyorsunuz? Ölüm sizler için bu dünyada haksız karşısında hor ve zillet içinde olmanızdan daha iyidir."
bak. 170. Konu, ez-Zillet

2116. Bölüm
Şahadeti Talep Etmenin Sevabı


9787. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim gerçekten şahadeti arzularsa ona her ne kadar şahadete erişmese de (sevabı) verilir."
9788. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah'tan şahadeti arzularsa her ne kadar yatağında ölse de Allah onu şehitlerin makamına ulaştırır."
bak. Kenz'ul Ummal, 4/421

2117. Bölüm
Şahadette Niyetin Rolü


9789. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Nice kimse savaş aletleri ile öldürüldüğü halde ne şehittir ve ne de övülmüş bir kimsedir. Nice kimseler de vardır ki kendi yatağında doğal halde ölse Allah nezdinde sıdıklardan (doğrulardan) ve şehitlersen sayılır."
bak. 2121. Bölüm

2118. Bölüm
İslam'ın İlk Şehidi


9790. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kendi halkına ilk defa yemek veren, ceddim Haşim'dir. Mute savaşında atını ilk defa öldüren iki kanat sahibi (zulcenaheyn) Cafer bin. Ebi Talib'tir. Allah Tebarek ve Teala yolunda atını ilk kez mücehhez kılan Mikdat bin. Esved-i Kindi'dir. Allah Tebarek ve Teala yolunda ilk ok atan kimse Sa'd bin Ebi Vakkas'tır. İslam'ın ilk şehidi ise Mihce'dir."
bak. el-Cihad (1), 573. Bölüm


2119.Bölüm Şehadet Hükmünde Olan


9791. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kimin malı haksız yere alınmak istenir de o da onu savunmak için savaşır ve öldürülürse şehittir."
9792. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim ailesini savunma yolunda zulümle öldürülürse şehittir. Her kim kendi malını savunma yolunda mazlumca öldürülürse şehittir. Her kim komşusunu savunma yolunda zulümle öldürülürse şehittir. Her kim aziz ve celil olan Allah yolunda öldürülürse şehittir."

9793. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim canını savunma yolunda savaşır ve öldürülürse şehittir."
9794. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim kendisinden bir zulmü def etme yolunda öldürülürse şehittir."
9795. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim kendi malını savunma yolunda öldürülürse şehittir."
9796. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Elde edinceye veya öldürülünceye kadar mal ve mülkünü savunma yolunda savaş. Bu taktirde ahiret şehitlerinden olursun."
9797. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hakkını savunma yolunda ölmek ne güzel ölümdür."
bak. Vesail'uş Şia, 11/91, 46. Bölüm

2120. Bölüm
Şehadet Hükmünde Olan


9798. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim aşık olur ama aşkını gizler, iffetli olur ve bu sebeple ölürse şehittir."
9799. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah yolunda şehid olan mücahidin ecri, gücü yettiği halde iffetten ayrılmayan kimseden daha büyük değildir."
9800. Resulullah (s.a.a) ashabıyla birlikte Abdullah b. Revaha'yı ziyaret ederken şöyle buyurmuştur: "Ümmetimin şehidi kimdir?" Ashab şöyle arzetti: "Allah yolunda savaşarak öldürülünceye kadar düşmana sırtını çevirmeyen kimsedir."

Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "O halde ümmetimin şehitleri çok azdır! Şehit sizin dediğiniz kimsedir ve veba hastalığı ve kulunç ağrısı sebebiyle ölen, enkaz altında kalan, suda boğulan ve toplu olarak ölen kadın da şehittir." Ashab, "Ey Allah'ın Resulü! Toplu ölmek ne demektir?" diye sorunca Peygamber şöyle buyurdu:

"Çocuğu karnında kalarak ölmektir."
9801. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şehitler beş kişidir: Veba hastalığından veya karın ağrısından veya kulunç ağrısından ölen, enkaz altında kalan ve aziz ve celil olan Allah yolunda savaşarak şehit olandır."
9802. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Veba hastalığı sebebiyle ölen her Müslüman şehittir."

2121. Bölüm
Şehadet Hükmünde Olan


9803. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin öldüğü her halde ve canının alındığı her an şehittir."
9804. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim Al-i Muhammed'in sevgisi üzere ölürse şehittir."

9805. İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şiilerimizin hepsi sıddık (doğru) ve şehittir." Zeyd bin Erkam şöyle diyor: "Onlar yatağında öldüğü halde böyle bir şey nasıl mümkündür?" diye arz ettim. İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Sen Allah'ın kitabını okumadın mı ki "Allah'a ve meleklerine iman edenler şüphesiz Rableri nezdinde doğrular ve şehitlerin ta kendileridir" diye buyuruyor. Daha sonra şöyle buyurdu: "Eğer şahadet sadece kılıçla öldürülen kimseye özgü bir şey olsaydı bu taktirde Allah'ın şehitleri çok az olurdu."

9806. Minhal'ul Kessab şöyle diyor: "İmam Sadık'a (a.s) şöyle arz ettim: Dua et de Allah bana şehadeti nasip etsin." İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Şüphesiz ki mümin şehittir." Daha sonra şu ayeti okudu: "Allah'a ve meleklerine iman edenler şüphesiz Rableri nezdinde doğrular ve şehitlerin ta kendileridir."

9807. İmam Sadık (a.s) Ebu Basir'e şöyle buyurmuştur: "Ey Eba Muhammed! Her kim bu işe (imamet ve velayete) inanarak ölürse şehittir. Ben, (Eba Basir) şöyle arz ettim: "Fedan olayım, hatta yatakta ölse de mi?" İmam şöyle buyurdu: "Hatta yatağında ölse bile şehittir, o diridir ve rızıklanır."

9808. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Çünkü sizden Rabbinin, O'nun elçisinin ve Ehl-i Beyt'inin hakkını tanıyarak yatağında ölen kimse de şehittir ve ecri Allah'a aittir. Salih işlere niyetinden dolayı da sevaba ermesi de muhakkaktır. Bu niyeti, (Allah yolunda) kılıcını çekmesinin yerini tutar."

9809. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizden her kim bu işe (imamet ve velayete) inanarak ölürse şehittir ve Allah yolunda öldürülen kimse gibidir."
9810. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim Kaim'imizin gaybeti döneminde bizim sevgimiz ve dostluğumuz üzere ölürse Allah ona Bedir ve Uhud şehitleri gibi bin şehidin sevabını verir."

2122. Bölüm
Şehitlerin En Üstünü


9811. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şehitlerin en üstünü ilk saflarda savaşan ve düşmandan öldürülünceye kadar yüz çevirmeyen kimsedir. Bunlar cennetin en üst yerlerinde otururlar. Rableri onların yüzüne güler. Rabbinin kuluna güldüğü yerden kulun sorgusu olmaz."

9812. İmam Ali (a.s) Muaviye'ye yazdığı bir mektubunda şöyle buyurmuştur: "Görmüyor musun -elbette sana bildirmek için değil, Allah'ın bizlere verdiği nimetlerini dile getirmek için diyorum- Muhacir ve Ensar'dan bir kısmı Allah yolunda şehit oldular ve her birinin bir fazileti vardır. Amma bizim şehidimiz (Hamza), şehid olduğu zaman kendisine "seyyid-üş-şüheda" denildi ve Resulullah onun namazını kılarken yetmiş tekbir aldı."

9813. İmam Bakır (a.s) Arşın sütununa şöyle yazıldığını buyurmuştur:: "Hamza Allah ve Resulünün (s.a.a) aslanı ve şehitlerin efendisidir."

2123. Bölüm
Allah Yolunda Yaralanmanın Sevabı


9814. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah yolunda yaralanırsa kıyamet gününe kadar misk gibi kokar, rengi za'feran rengini andırır ve üzerinde şehitlerin nişanesi vardır. Her kim ihlas üzere Allah'tan şahadet dilerse Allah ona yatağında ölse dahi şehidin sevabını verir."

2124. Bölüm
Ehl-i Beyt (a.s) Şehitleri


9815. İmam Hasan (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sevgili ceddim (Atam) Resulullah (s.a.a) bana şöyle buyurmuştur: "İmamet işini Ehl-i Beyt'imden on iki imam ve seçkinler üstlenecektir. Biz hepimiz ya öldürülür ya da zehirleniriz."
9816. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Biz hepimiz öldürülürüz."
9817. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a andolsun ki biz hepimiz öldürülür ve şehit oluruz."
bak. el-Bihar, 27/207, 9. Bölüm

280. Konu

eş-Şuhret
Şöhret-Şan


Bihar, 71/370, 91. bölüm; ez-Zikr'ul Cemil
Bihar, 70/108, 49. bölüm; el-Uzlet an Şirar'il Halk

bak.
152. konu, el-Humul, 172. konu, er-Riyaset; 350. konu, el-İzzet; 351. konu, el-Uzlet
el-Cah, 648. bölüm; el-Hayat, 980. bölüm; el-İzzet, 2713. bölüm

2125. Bölüm
Övülmüş Şöhret


Kur'an:
"Senin şanını yükseltmedik mi?"
"İman edip salih amel işleyenleri Rahman (gönüllerde) sevgi kılacaktır."
"Sonrakilerin beni güzel şekilde anmalarını sağla."
bak. Meryem, 50, Ta- Ha, 39, Ankebut, 27; Saffat, 78

9818. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümkün olduğu kadar kendisinizi dünyanın hüzünlerinden ve gamlarından uzak tutun. Zira her kim kalbi ile Allah-u Teala'ya yönelirse Allah, kullarının kalbini sevgi ve rahmetle ona itaatkar kılar ve Allah her türlü hayrı ona doğru yöneltir."

9819. İmam Ali (a.s) oğlu Hasan'a vasiyetinde şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz iyileri Allah'ın kullarının dilinde cari kıldığı şeyle tanımak mümkündür. O halde senin görüşünde en sevimli ve en iyi azık salih amel azığı olmalıdır."

9820. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) bir duasında şöyle buyurmuştur: "Allahım! Kullarının kalbine benim sevgimi at… düşmanlarının kalbine benim korkumu at… Beni sev ve başkalarının nezdinde de beni sevimli kıl. Sevdiğin iş ve amelleri nezdimde sevimli kıl ki büyük bir lezzetle onları yapmaya başlayayım ve büyük bir sevinçle sona erdireyim."

9821. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah'tan istenilen en iyi şey üç şeydir: "Allahım! Beni dinde fakih kıl, Müslümanlar nezdinde sevimli kıl ve gelecek nesiller arasında iyi bir isimle ve iyi bir ün ile meşhur kıl" diye dua etmendir."
9822. Resulullah (s.a.a) kendisine, "Birisi kendisi için iyi bir şey yapıyor ve insanlar onu övüyor" diye soran Ebu Zer'e şöyle buyurmuştur: "Bu müminlere dünyada ulaşan müjdedir."
9823. Resulullah (s.a.a) kendisine, iyi bir şey yaptığında insanların kendisini övdüğü kimse sorulunca şöyle buyurmuştur: "Bu mümine dünyada ulaşan bir müjdedir."

9824. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah ümmetimden birini severse kendisini sevsinler diye sevgisini seçkin insanların kalbine meleklerin ve arşın sahiplerinin ruhlarına atar. Gerçek dost budur."

9825. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala bir kulunu severse bir münadi gökten şöyle nida eder. "Ey insanlar! Alla-u Teala falan kimseyi seviyor o halde siz de onu sevin." Böylece kalpler onu kendisine yerleştirir ve o insanlar nezdinde karşılaştığı herkes tarafından sevilen ve gıpta edilen biri haline gelir."

9826. Mufazzal şöyle diyor: İmam Sadık'a (a.s) şöyle arz ettim: "Bizim tarafta şöyle diyorlar: "Allah Tebarek ve Teala bir kulu sevince bir münadi gökten şöyle nida eder: "Allah falan kimseyi seviyor siz de onu sevin" böylece onun sevgisi kulların kalbine düşer. Allah bir kulu sevmeyince gökten bir münadi şöyle nida eder: "Allah falan kimseyi sevmiyor ve siz de onu sevmeyin." Ve böylece Allah onun nefretini kullarının kalbine atar."

Mufazzal şöyle diyor: İmam duvara dayanmıştı, doğruldu üç defa (toz ve topraktan ellerini silkeledi ve o halde şöyle buyurdu: "Hayır bu onların dediği gibi değildir. Aziz ve celil olan Allah bir kulu sevdiği halde yeryüzündeki insanları kendisini kötülesinler, onları böylece günaha salsın ve ona da sevap versin diye tahrik eder.

Allah bir kulu sevmezse onu da övsünler ve bu işle hem insanlar ve hem de o günahkar olsun diye insanlar nezdinde sevimli kılar. Daha sonra şöyle buyurdu: "Allah nezdinde Yahya bin Zekeriya'dan daha sevimli kimdi? İnsanlar onun aleyhine

ayaklandılar ve sonunda onu öldürdüler. Aziz ve celil olan Allah nezdinde Ali'den (a.s) daha sevimli kimdi? Ama insanlardan neler çektiğini sadece o biliyor! Allah Tebarek ve Teala nezdinde Hüseyin bin Ali'den (a.s) daha sevimli kim vardır? İnsanları aleyhine tahrik etti ve sonunda onu da öldürdüler."
Ben şöyle diyorum:
Bu hadislerin arasını bulmak ve ortak bir anlam çıkarmak için dikkat etmek gerekir.
bak. Es-Sıdk, 2195. Bölüm


2126.Bölüm Kınanmış Şöhret

Kur'an:
"İşte bu ahiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu istemeyen kimselere veririz. En güzel akıbet Allah'a karşı gelmekten sakınanlarındır."
9827. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın koruduğu hariç insana din ve dünyasında halkın parmakla gösterdiği birisi olması kötülük olarak yeter."

9828. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala'nın koruduğu kimse dışında insanın din ve dünya işlerinde meşhur olması ve insanların kendisini parmakla göstermesi kötülük olarak yeter."

9829. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsana parmakla gösterilmesi günah olarak yeter." Ashab şöyle arz etti: "Ey Allah'ın Resulü! Eğer güzel bir isimle ünlü olsa da mı?" Peygamber şöyle buyurdu: "Allah'ın kendisine acıdığı kimse dışında iyi bir isimle ünlü olsa bile kendisi için kötüdür. Eğer kötü bir isimle ünlü olursa bu daha kötüdür."

9830. İmam Ali (a.s) müminin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Mümin büyüklüğü hoş görmez ve şöhreti sevmez."
9831. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim dünya ve ahirette yücelmeyi severse dünyada yücelmeye düşman olmalıdır."
9832. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kul dünyada bir basamak çıkmak ister ve bir basamak yükselirse Allah ahirette o basamaktan daha yüksek bir basamak aşağı indirir."

9833. İmam Sadık (a.s) müminin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Mümin dünya izzetini istemez ve zilleti hususunda da tahammülsüzlük göstermez. İnsanlar kendisine isabet eden dünyanın hüznünü taşır. Mümin ise (ahiret) hüznüyle meşgul olur."
bak. el-Ahiret, 33. Bölüm; el-Havf, 1138. Bölüm


2127. Bölüm
İbadet ve Elbise Şöhretini Kınamak


9834. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsana parmakla gösterilmesine sebep olacak bir elbise giymesi veya parmakla gösterilecek bir bineğe binmesi horluk olarak yeter."
9835. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: ": Allah iki şöhreti sevmez: Elbise şöhretini ve namaz şöhretini."
9836. İmam Sadık (a.s) Hüseyin'in (a.s) kabrini ziyaret hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Yılda bir defa (ziyaret etmek gerekir). Şüphesiz ben şöhreti sevmiyorum."

9837. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İbadetle meşhur olmak kötümserlik sebebidir."
9838. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim ibadetle kendini meşhur kılarsa dinine (ve dindarlığına) karşı töhmet edin. Zira aziz ve celil olan Allah ibadet şöhretinden ve elbise şöhretinden nefret eder."

9839. İmam Sadık (a.s) göz alıcı elbiseyle yanına gelen Abbad el- Basri'ye şöyle buyurmuştur: "Ey Abbad! Bu elbise de nedir?" O şöyle arz etti: "Ey Aba Abdillah! Bunu bana ayıp mı görüyorsun?" İmam şöyle buyurdu: "Evet Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim dünyada meşhur kılan (dikkat çeken) bir elbise giyinirse Allah kıyqmet günü ona horluk elbisesini giydirir."

9840. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların kalpleri için arkasından yükselen ayakkabı seslerinden daha zararlı bir şey göremiyorum."
9841. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Tebarek ve Teala şöhret elbisesinden nefret etmektedir"
9842. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyi ve kötü şöhret ateştedir."
bak. Vesail'uş Şia, 1/56, 17. Bölüm ve 3/354, 12. Bölüm


2128. Bölüm
Şöhret Korkusuyla Bazı İşerli Terk Etmemek Gerekir


9843. İshak bin Ammar Seyrefiyy şöyle diyor: "Ben Kufe'de iken bir çok kardeşler beni görmeye geldiler. Ben şöhretten nefret ediyordum ve din şöhretini elde etmemek için köleme beni görmeye gelen herkese "O burada değil" demesini emrettim.

İshak daha sonra şöyle diyor: "O yıl beş defa hacca gittim ve İmam Sadık ile görüştüm. Bana karşı çok farklı ve ağır davrandığını görünce şöyle arz ettim: "Fedan olayım! Neden bana farklı davranıyorsun." İmam şöyle buyurdu: "Çünkü senin de müminlere karşı tavrın değişmiş." Ben şöyle arzettim: "Fedan olayım! Ben şöhretten korkuyorum. Benim sizi ne kadar sevdiğimi Allah biliyor." İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Ey İshak! Kardeşlerinle görüşmekten sıkılma."

9844. Faid şöyle diyor: İmam Kazım'ın(a.s) huzuruna vardım ve şöyle arz ettim. "Fedan olayım! Bu işe inanan ve inanmayan herkes Hüseyin'in (a.s) ziyaretine gelmektedir. Hatta kadınlar süvari bir halde ziyaret için yola düşmekteler ve bir şöhret haleti ortaya çıkmış bulunmaktadır. Ben bu sebeple şöhretten korktuğum için ziyarete gitmekten çekindim."

Ravi şöyle diyor: "İmam bir an durdu bana cevap vermedi ve daha sonra bana bakarak şöyle buyurdu: " Ey Iraklı! Onlar kendini meşhur kılıyorlarsa sen kendini meşhur kılma (gösteriş yapma) Allah'a yemin olsun ki her kim tanıyarak ve hakkını bilerek Hüseyin'i ziyaret ederse Allah geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlar."


281. Konu

eş-Şura
Meşveret


Bihar, 75/97, 48. bölüm
Kenz'ul Ummal, 3/409, 789
Vesail'uş Şia, 8/424-430, el-Meşveret
bak.
Es-Sefer, 1822. bölüm; el-Kaza(2), 3375. bölüm

2129. Bölüm
Meşverete Teşvik Etmek


Kur'an:
"Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namaz kılanlar… Onların işleri aralarında meşveret iledir. Kendilerine verdiğimiz rızıktan da infak ederler."
"Allah'ın rahmetinden dolayı, sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın, şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onlara mağfiret dile, iş hakkında onlara danış, fakat karar verdin mi Allah'a tevekkül et, doğrusu Allah tevekkül edenleri sever."

9845. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hiçbir insan meşveret etmekten dolayı helak olmaz."
9846. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) beni Yemen'e gönderdi ve tavsiye olarak şöyle buyurdu: "Allah'tan hayır taleb eden kimse şaşkınlığa düşmemiş ve meşveret eden hiç kimse pişman olmamıştır."

9847. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Meşveret eden kimse eğer işini doğru yaparsa insanlar onu över ve eğer yanlış yaparsa onu mazur görürler."

9848. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim akıl sahipleriyle meşveret ederse, akılların nuruyla aydınlanır."
9849. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Meşveret etmek sana diğerlerinin doğru düşüncelerini kazandırır."
9850. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Meşveret eden kimse (hatalarda) sürçmekten korunmuş olur."
9851. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Meşveret eden kimse zaferin eşiğindedir."

9852. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Meşveret etmek senin için rahatlık ve başkaları içinse sıkıntıdır."
9853. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Meşveret etmek hidayetin gözüdür ve herkim kendi görüşüyle yetinirse kendini tehlikeye atmış olur."
9854. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Uzak görüşlülük, görüş sahibiyle meşveret etmen ve görüşü esasınca amel etmendir."
9855. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Biriyle meşveret eden kimse doğru yola hidayet olur."
9856. İmam Hasan (a.s) şöyle buyurmuştur: "Meşveret eden her topluluk mutlaka doğru yola hidayet olmuştur."
9857. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hiçbir dayanak meşveretten daha güvenilir değildir."
9858. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hiçbir dayanak meşveret gibi değildir."

9859. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Karar almadan önce meşveret et ve teşebbüste bulunmadan önce iyice düşün."
9860. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aklın bir yere çatmayınca sorununu halleden akıllı kimsenin düşüncesine uy."
9861. İmam Rıza (a.s), yanında babası zikredilince şöyle buyurmuştur:

"Hiçbir akıl onun aklına denk değildi. Buna rağmen bazen zenci köleleriyle meşveret ediyordu. Kendisine, "Böyle bir kimseyle mi meşveret ediyorsun?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Nice defa Allah Tebarek ve Teala (doğru görüşü) onun dilince cari kılar."

9862. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Akıllı kimse meşveret etmekten müstağni değildir."
9863. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Akıllı kimsenin, akıl sahibi kimselerin görüşünü de kendi görüşüne katması ve hikmet sahiplerinin bilgisini kendi bilgisine eklemesi bir haktır."
9864. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Tevrat'ta dört cümle yer almıştır. Meşveret etmeyen kimse pişman olur ve…"
bak. Eş-Şirke, 1995. Bölüm


2130. Bölüm
Meşveretin Hikmeti


9865. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Meşveret edilen kimsenin görüşü halistir, meşveret eden kimsenin görüşü ise heva ve heveslerle karışıktır."


2131. Bölüm
Meşveretten Önce Hayır Dilemek


9866. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir işi yapmak istediğinde rabbinle meşveret etmeden önce hiç kimseyle meşveret etme." (Ravi) şöyle diyor: Ben şöyle arz ettim: "Rabbimle nasıl meşverette bulunayım?" İmam şöyle buyurdu: "Yüz defa şöyle de: Allah'tan hayır diliyorum. Daha sonra insanlarla meşveret et. Bu taktirde Allah senin hayır ve salahını sevdiği kimsenin dilinde cari kılar.
bak. 156. Konu, el-İstihare


2132. Bölüm
Meşveret Edilmeye Layık Olmayan Kimseler


9867. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ey Ali! Korkak insanlarla meşveret etme, zira o sorunları halletmeyi sana daraltır. Aynı şekilde cimriyle de meşveret etme, zira o da seni hedefinden alı koyar. Haris insanla da meşveret etme, zira o sana hırs ve ihtirası güzel gösterir."

9868. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Meşverette görüş veren ilk kimse olma ve ham düşüncelerden sakın. Ölçüp biçmeden konuşmaktan uzak dur, kendi başına buyruk, zayıf düşünceli, karaktersiz ve inatçı kimseyle meşveret etme, Allah'tan kork ve meşverette, meşveret edenin arzu ve istekleri uyarınca görüş belirtmekten sakın. Zira onun rızayetini elde etmeye çalışmak aşağılıktır ve onun hakkında kötü düşünmek ise hıyanettir."

9869. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Akıl kemaliyle denenmiş olanları hariç, kadınlarla meşveret etmekten sakın. Zira kadınların görüşü zayıflığa yönelir ve azmi gevşemeye meyleder."
9870. İmam Ali (a.s) Mısır'a vali tayin ettiğinde Malik Eşter'e yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Cimri kişiyi meşveretine sokma ki seni cömertlikten alıkoyar ve bir şeyler yapmaya çalıştığında da seni fakirlikle korkutur.

Korkaklara da danışma; çünkü işlerini zayıflatırlar. Haris olanlara da danışma; onlar da sana zulümle tamahkarlığı güzel gösterir."
9871. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ahmakla meşveret etme, yalancı kimseden yardım alma ve kalbi ölü olan kimsenin dostluğuna güvenme. Zira yalancı kimse sana uzağı yakın ve yakını uzak gösterir. Ahmak kimse, kendisini sana yorgun gösterir ve seni istediğin şeye ulaştırmaz. Kalbi ölü olan kimse ise ona itimat ettiğin zamanda seni yalnız bırakır ve tümüyle irtibatta olduğun bir anda seninle ilişkisini keser."

9872. Misbah'uş-Şeria'da şöyle yer almıştır: "Düşüncesi her ne kadar akıllılık ve sakınmakla meşhur olsa da, aklının kabul etmediği kimseyle meşveret etme."
9873. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Meşveretine cimri kimseyi müdahale ettirme. Cimri kimse seni haktan ve ılımlılıktan alı koyar ve fakirlikle korkutur."

9874. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sakın düşüncene korkak kimseyi ortak kılma. Korkak kimse işleri yapmak hususunda iradeni zayıflatır ve büyük olmayan şeyi gözüne büyük gösterir."
9875. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yalancı kimseyle meşveret etme. Çünkü yalancı kimse serap gibidir. Sana uzağı yakın ve yakını uzak gösterir."