Mizan'ul Hikmet 6.Cilt
 


2066.Bölüm Şükrün Nimet Artışındaki Rolü


Kur'an:
"Rabbiniz: "Eğer şükrederseniz andolsun ki size karşılığını artıracağım; nankörlük ederseniz bilin ki azabım pek çetindir" diye bildirmişti."
9590. İmam Sadık'tan (a.s), Allah-u Teala'nın, "Eğer şükrederlerse…" ayetinin zahiri nimetlere şükretmeyi de kapsayıp kapsamadığı sorulunca şöyle buyurmuştur: "Evet, her kim Allah'a nimetleri sebebiyle hamd eder, şükreder ve nimetlerin başkasından değil, sadece Allah'tan olduğunu bilirse (Allah kendisine nimetlerini artırır. ) "

9591. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah bir kuluna nimet verirse, o da kalbiyle o nimetin kadrini bilir ve diliyle Allah'ı överse henüz sözleri sona ermeden nimetlerinin artırılması emredilir."
9592. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah bir kula nimet verir ve o kul da kalbiyle nimete şükrederse, o nimete henüz diliyle şükür izharında bulunmadan nimetin artışına hak kazanır."

9593. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah bir kulun yüzüne şükür kapısını açarsa, nimet artışı kapısını kapamaz."
9594. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kime şükretme bağışlanırsa, nimet artışından mahrum kalmaz."
9595. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kulun şükretmesi kesilmedikçe Allah'ın nimet artışı kesilmez."

9596. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Tevrat'ta şöyle yazılmıştır: Sana bir nimet verene teşekkür et ve sana teşekkür edene nimet bağışında bulun. Zira teşekkürle nimet sona ermez ve nankörlükle nimetler baki kalmaz. Şükür nimetlerin artışına neden olur ve yok oluşunu önler."
9597. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim kalbiyle nimetlere şükrederse diliyle izhar etmeden önce nimet artışına hak kazanır."
9598. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kendisine verilen nimete şükretmekten aciz olan ve geri kalan nimetin artışını dileyen kimselerden olma."

2067. Bölüm
Şükretmemenin Sonucu


9599. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah bir topluluğa nimet verdi. Ama onlar şükrünü eda etmediler. Neticede o nimetler kendileri için vebal oldu. Bir topluluğu da musibete düçar kıldı. Lakin onlar sabrettiler ve neticede o musibetler kendileri için nimete dönüştü."
9600. İmam Cevad (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şükredilmeyen nimet, bağışlanmayan günah gibidir."
bak. En-Ni'met, 3913. Bölüm

2068. Bölüm
Şükre Şükretmenin Farz Oluşu


9601. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münezzeh olan Allah'a şükreden kimseye ikinci bir şükür daha farz olur. Zira Allah ona şükretme başarısını vermiştir ve bu da şükür için şükürdür."

9602. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s), bir duasında şöyle buyurmuştur: "Sana şükretmem başka bir şükrü gerektirdiği halde sana nasıl şükredebilirim? Ben her defasında, "Sana hamd olsun" dediğimde bunun için sana yeniden, "Sana hamd olsun" demem farz olmaktadır."

2069. Bölüm
Şükür Hakkının Anlamı


9603. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala Musa'ya (a.s) şöyle vahyetti: "Ey Musa! Bana hakkıyla şükret." Musa şöyle arz etti: "Ey Rabbim! Sana hakkıyla nasıl şükredebilirim ki! Sana ettiğim her şükür, senin bana ihsan ettiğin bir nimettir." Allah şöyle buyurdu: "Ey Musa! O şükrün başarısını da benim verdiğimi bildiğin zaman şükrümün hakkını eda etmiş olursun."

9604. Misbah'uş Şeria'da yer aldığına göre İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kamil şükür Allah-u Teala karşısında batini dilin huzur içinde en küçük şükrü dahi eda etmekten aciz olduğunu itiraf etmesidir. Zira şükrün başarısı da, şükredilmesi gereken bir nimettir."

2070. Bölüm
Müminin Şükrünün Amelinde Zahir Oluşu


9605. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminin şükrü amelinde zahir olur. Münafığın şükrü ise dilinden öteye geçmez."
9606. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Alimin ilmine şükredişi, ilmiyle amel edişi ve onu layık olan kimseye bağışta bulunmasıdır."

2071. Bölüm
Şükrün Hakikati


9607. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nimete şükretmek haramlardan uzak kalmaktan ibarettir. Şükrün tamamı ise insanın, "Hamd alemlerin rabbine mahsustur" demesidir."
9608. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her nimetin şükrü Allah'ın haramlarından sakınmaktır."

9609. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlahının şükrü uzun senada bulunmakladır. Üstündekine şükür dostluğunda sadakatli olmandır. Emsaline şükür, güzel kardeşlik etmenledir. Elinin altındakine şükrün ise ona bağışta bulunmandır."
9610. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın sana verdiği az rızkı da çok gör ki bu vesileyle şükrünü eda etmiş olasın."

9611. İmam Ali (a.s), Haris Hemdani'ye yazdığı mektupta şöyle buyurmuştur: "Allah'ın senden üstün kıldığı kişiye çokça bak, düşün; çünkü bu, şükrün kapılarındandır."
9612. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Düşmanına galip gelince, bu galibiyetin şükrü olarak onu affet."

2072. Bölüm
Şükrün Hakikati


9613. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kime Allah bir nimet verir de kalbiyle o nimeti (Allah'ın verdiği bir nimet olarak) tanırsa şüphesiz o nimetin şükrünü eda etmiştir."
9614. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah bir kula nimet verir de o kul bu nimetin Allah nezdinden olduğunu bilirse Allah henüz kendisini övmeden onu bağışlar."

9615. İmam Sadık (a.s), kendisine, "Şükreden kulun eda ettiği taktirde şükredici sayıldığı şükrün bir sınırı var mıdır?" diye soran Ebu Basir'e şöyle buyurmuştur: "Evet vardır." Ben (Ebu Basir), "O sınır nedir?" diye sordum.

İmam şöyle buyurdu: "Allah'ın ailesi ve malı hususunda kendisine verdiği her nimete şükretmesidir. Allah'ın malı hususunda kendisine verdiği bir nimet sebebiyle (Allah için) ödemesi gereken bir hakkı vardır. Aziz ve celil olan Allah'ın şu sözü de bunu ifade etmektedir: "Bunları buyruğumuza veren ne yücedir; zaten bizim takatımız bunlara yetmezdi"

9616. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Küçük veya büyük, Allah'ın kula verdiği her nimete karşı kul, "Allah'a hamd olsun" dediğinde o nimetin şükrünü eda etmiş olur."
9617. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) sevindirici bir şeyle karşılaştığında, "Allah'a bu nimet sebebiyle şükürler olsun" derdi. Kendisini üzecek bir şeyle karşılaştığında ise, "Her haliyle hamd Allah'a mahsustur" diye buyururdu."
bak. el-Bihar, 71/33, 51 ve c. 93/211, 214

2073. Bölüm
Şükrün En Küçük Mertebesi


9618. Misbah'uş Şeria'da yer aldığına göre İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şükrün en düşük mertebesi insanın nimeti direkt olarak Allah'tan bilmesi ve nimet için hiçbir sebeb tanımamasıdır. Allah'ın kendisine bağışta bulunduğuşeyden hoşnut olması, onun nimetiyle günah işlememesi ve nimetini emir ve yasaklarına muhalefet yolunda kullanmamasıdır."
bak. En-Ni'met, 3908. Bölüm

2074. Bölüm
İnsanların En Çok Şükredeni


9619. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların en çok şükredeni onların en çok kanaat edenidir. İnsanların nimetlere en nankör olanı ise onların en hırslı olanıdır."
9620. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizlerden Allah'a en çok şükreden kimse, insanlara en çok teşekkür edeninizdir."

9621. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Biliniz ki Allah'a imandan ve Allah'ın elçisi Muhammed'in (s.a.a) Ehl-i Beyt'inden olan Evliyaullah'ın haklarını itiraf etmekten sonra Allah nezdinde hiçbir şükür mümin kardeşlerinize dünya işlerinde yardımcı olmanızdan daha sevimli değildir."


2075.Bölüm Şükür Secdesi


9622. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) bir yolculuğunda deveye binmişti. Aniden aşağı inerek beş defa secdeye kapandı ve ikinci defa deveye bindi. Oradakiler, "Ey Allah'ın Resulü! Biz sende daha önce görmediğimiz şeyi gördük" deyince Peygamber şöyle buyurdu: "Evet, Cebrail (a.s) yanıma geldi ve bana Allah tarafından müjdeler verdi. Bu yüzden Allah'a şükür secdesinde bulundum. Her müjdenin bir secdesi vardır."

9623. Hişam b. Ahmer şöyle diyor: "Ebu'l-Hasan (a.s) ile birlikte Medine nahiyelerinden birine gidiyorduk. Aniden bineğinden aşağıya inerek secdeye kapandı ve uzun süre secdede kaldı. Sonra secdeden başını kaldırdı ve bineğine bindi. Kendisine şöyle dedim: "Fedan olayım! Çok uzun bir secdede bulundun." Ebu'l-Hasan (a.s) şöyle buyurdu: "Allah'ın bana bağışta bulunduğu bir nimetini hatırladım ve rabbime şükretmek istedim."

9624. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizden biri aziz ve celil olan Allah'ın bir nimetini hatırlayınca Allah'a şükretmek için yanaklarını toprağa dayasın (secdeye kapansın). Eğer süvari ise aşağı insin ve yanağını yere dayasın. Eğer adının kötüye çıkacağı korkusuyla inemezse yanağını devenin hörgücüne dayasın. Eğer bunu da yapamazsa yanaklarını avuçlarının içine dayasın ve ardından kendisine verdiği nimet için Allah'a şükretsin."

274. Konu eş-Şukr Teşekkür (İnsanlara)


Vesail'uş Şia, 11/539, 8. bölüm; Tahrim'ul Küfr'ul Ma'ruf minellah kane ev min'en-Nas

2076. Bölüm
İyilik Sahibine Teşekküre Teşvik


9625. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Teşekkür iki mükafattan biridir."
9626. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Teşekkür niyetin tercümanı ve batının dilidir."
9627. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "En iyi şöhret yayılan teşekkürdür."

9628. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Senden razı olan birine teşekkür etmen, onun daha çok razı ve vefakar olmasına neden olur. Senden hoşnut olmayan kimseye teşekkür etmen ise rahatsızlığının ortadan kalkmasına ve sana karşı merhametli olmasına sebep olur."
9629. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Teşekkür etmek iyilik etmekten daha değerlidir. Zira teşekkür kalıcıdır. İyilik ise (nimet) yok olur gider."
9630. İmam Hasan (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bayağılık insanın nimete teşekkür etmemesidir."
9631. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyilik görmeden teşekkür eden kimse, kötülük görmeden kınar."

2077. Bölüm
Teşekkürün Anlamı


9632. İmam Sadık (a.s), kendisine Allah-u Teala'nın, "Ama Rabbinin nimetini dile getir" ayetini soran Fazl Bekbak'a şöyle buyurmuştur: "Bir kimse ki, verişi ve ihsanıyla sana bağışta bulundu. Daha sonra şöyle buyurdu: "O halde dinini Allah'ın kendisine bağışladığı şeyi ve Allah'ın ona verdiği nimeti dile getir."

9633. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sana iyilik eden kimsenin hakkı ona teşekkür etmen, iyiliğini dile getirmen, kendisini iyilikle anman ve kendinle Allah arasında halis bir şekilde dua etmendir. Eğer böyle yaparsan şüphesiz gizli ve açık ona hakkıyla teşekkür etmiş olursun. Ardından bir gün iyiliğini telafi etme imkanın olursa iyiliğini telafi et."

9634. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kendisine iyilik edilen kimsenin görevi iyilik eden kimseye iyelikle karşılık vermesidir. Eğer bunu yapmaya gücü yetmezse ona iyilikle teşekkür etmeli, eğer dili buna da güç yetiremezse o iyiliğin değerini bilmeli, iyilik edeni sevmelidir. Eğer bu konuda da ihmalkarlık ederse, iyiliğe layık değildir."

9635. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bedeninden bir diken çekip alan kimseye, "Allah da senden sevmediğin şeyi çekip alsın" de."

9636. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim kendisine yapılan iyilik gibi bir iyilikte bulunursa o iyiliği mükafatlandırmış olur. Eğer o iyilikten daha az bir iyilikte bulunursa o iyiliğe teşekkür etmiş olur."

2078. Bölüm
İnsanlara Teşekkür Etmeyen Kimse Allah'a Şükretmez


9637. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Tebarek ve Teala kıyamet günü kullarından birine şöyle buyurur: "Acaba falan kimseye teşekkür ettin mi?" O şöyle arz eder: "Hayır, ben sana şükrettim ey rabbim!" Allah şöyle buyurur: "Ona teşekkür etmediğin için bana da şükretmemiş olursun."

9638. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim insanların iyiliği karşısında teşekkürde bulunmazsa aziz ve celil olan Allah'a şükretmemiş olur."
9639. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah kendisine, anne ve babaya şükredilmesini emretmiştir. O halde herkim anne babasına şükranda bulunmazsa Allah'a şükretmemiş olur."

2079. Bölüm
Mümine Nankörlük Edilir


9640. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) insanlardan nankörlük görüyor ve iyiliklerine teşekkür edilmiyordu...Biz Ehl-i Beyt'in de ihsanları görmezlikten gelinir ve bizlere teşekkür edilmez. İyi müminlere de nankörlük edilir ve hiç kimse onların iyiliklerine teşekkür etmezler."

9641. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin nankörlüğe maruz kalır. Bunun sebebi de şudur ki onun iyiliği Allah-u Teala'nın katına yükselir ve insanlar arasında yayılmaz. Ama kafirin iyilik yapması meşhur olur. Zira onun iyiliği insanların gözü içindir ve bu sebeple insanlar arasında meşhur olur ve yüce göklere yükselmez."

9642. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyiliğine teşekkür etmeyen seni iyilikten soğutmasın; zira sana o iyilikten fayda görmeyen (Allah) teşekkür eder ve sen bu teşekkürden, o nankörün zayi ettiğinden daha fazlasını elde edersin."Şüphesiz Allah, ihsan edenleri sever."

9643. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın eli iyilikleri görmezlikten gelinen kimsenin başı üzerinde bulunur."
9644. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah nezdinde insanların en değerlisi ve en yakını, yaptığı iyiliklerine teşekkür edilmeyen iyilik sahibidir."
bak. el-Bihar, 67/259, 13. Bölüm

2080. Bölüm
İyiliğin Yolunu Kapamak


9645. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah iyilik hırsızlarına lanet etsin. Yani kendisine iyilik edilen, ama kendisinin nankörlük ettiği ve neticede iyilik sahibini başkalarına iyilik etmekten sakındıran kimsedir."

2081. Bölüm
Nimete Teşekkür Etmeyen Kimse


9646. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim kötü davranmayı çirkin bilmezse, başkalarının iyiliği karşısında teşekkürde bulunmaz."
9647. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim (başkalarının) kötülüğüne tahammül ederse, iyiliklerine teşekkürde bulunmaz."
9648. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kabalığa öfkelenmeyen kimse, iyiliğe teşekkürde bulunmaz."

275. Konu

eş-Şukr
Şükür (Allah'a)


2082. Bölüm
Rabbimiz Bağışlayıcı ve Şükrün Karşılığını Verendir


Kur'an:
"Eğer siz iman eder ve şükrederseniz, Allah size neden azap etsin! Allah şükre karşılık veren ve bilendir."
"Şüphesiz Safa ile Merve Allah'ın şiarlarındandır (nişanelerindendir. ) Kim Kabe'yi hacceder veya umre yaparsa, bu ikisini de tavaf etmesinde bir beis yoktur. Kim gönülden isteyerek iyilik yaparsa, şüphesiz ki Allah da şükre karşılık veren ve bilendir."

"Derler ki: "Bizden üzüntüyü gideren Allah'a hamd olsun. Doğrusu Rabbimiz bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir."
"Allah, iman edip yararlı işler işleyen kullarını bununla müjdeler. De ki: "Ben sizden buna karşı yakınlara sevgiden başka bir ücret istemem." Kim güzel bir iş işlerse onun güzelliğini arttırırız. Doğrusu Allah bağışlayandır, şükrün karşılığını verendir."

9649. Resulullah (s.a.a), bir duasında şöyle buyurmuştur: "Ey zikreden ve zikredilenlerin en iyisi, şükre karşılık veren ve şükredilenlerin en iyisi."
Ben şöyle diyorum: el-Mizan tefsirinde şöyle yer almıştır: "Şakir ve Alim Allah'ın isimlerinden iki güzel isimdir. Şükretmek insanın kendisine yapılan iyilik karşısında diliyle veya ameliyle onu telafi etmesidir.

Birine mali yardımda bulunulunca o yardımda bulunulan kimsenin kendisine yapılan yardıma karşılık onu övmesi veya o malı yardım edenin beğendiği ve onun yardım ettiğini beyan eden bir yerde kullanmasıdır.

Münezzeh olan Allah'ın ihsanı ezelidir. Bütün iyilikler ve ihsanlar ondandır. Hiç kimse Allah'a kendisine şükretmesini gerektirecek bir şekilde bir ihsanda ve iyilikte bulunmamaktadır.

Ama büyük ve yüce olan Allah salih ve iyi amelleri -gerçekte bu iyilikler de Allah'ın kullarına yaptığı birer ihsandır- kulun kendisine yaptığı bir ihsan ve iyilik olarak değerlendirmekte, bu yüzden buna karşılık kulunu taktir edip ona ihsanda bulunmakta ve iyiliğe iyilikle karşılık vermektedir. Nitekim Allah-u Teala şöyle buyurmuştur:

"İyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey midir?" Hakeza Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz bu sizin mükafatınızdır ve sizin çabanız taktir edilmiştir." Dolayısıyla Allah'a şakir (şükredici, taktir edici) adının kullanılması gerçek bir kullanımdır, mecazi değil."


276.Konu eş-Şek Şek


Bihar, 72/123, 100. bölüm; eş-Şek fi'd-Din

bak.
543. konu, el-Vesvese; el-Küfr, 3493. bölüm; el-Mevt, 3718. bölüm; el-Usul, 93. bölüm; el-İlm, 2881. bölüm

2083. Bölüm
Şek


Kur'an:
"...Ey Ehl-i Beyt! Allah ancak sizden her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister."
bak. Bakara, 284, En'am, 2, Hacc, 11; Sebe, 3; Gafir, 34; Şura, 14; Duhan, 9; Hucurat, 15; Necm, 55
9650. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "Sizden her türlü pisliği gidermek…" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Ayette geçen "rics" kelimesinin anlamı şektir. Allah'a yemin olsun ki biz asla rabbimiz hakkında şek etmeyiz."

9651. İmam Bakır (a.s), Allah-u Teala'nın, "Kalplerinde hastalık olanların ise pisliklerine pislik katmıştır" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Yani onların şekkine şek katmıştır."
9652. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "Allah iman etmeyenlerin üstüne işte böyle pislik verir" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Maksat şektir."

9653. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanı en çok helak eden şey şek ve kuşkudur. İnsanı en çok koruyan şey ise takva ve günahlardan sakınmadır."
9654. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yakine sarıl ve şekten sakın. İnsanın dini için şekkin yakinine galebe çalmasından daha helak edici bir şey yoktur."
9655. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalplerin en kötüsü imanında şek edendir."
9656. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şek küfürdür."

9657. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "İman edenler ve imanına zulüm bulaştırmayanlar" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Yani şek katmayanlar."
9658. İmam Kazım (a.s), Allah-u Teala'nın, "Ve biz onların çoğunda ahde vefa görmedik" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Bu ayet şek eden kimse hakkında nazil olmuştur."

9659. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın Adem'in (a.s) zamanından beri bu dünyada ilk ve son bütün insanları ne kimseye zararı ve ne de faydası dokunan, görmeyen ve duymayan taşlarla denediğini görmüyor musunuz?...

O, yapıldığı gibi değil de; yeşil zümrüt, kızıl yakutla süslü, nurlu ışıklar saçan, parıl parıl parıldayan bir bina olarak yapılsaydı, gönüllerdeki şüphe azalır, iblisin kalplerdeki savaşı biter, insanların arasında dalgalanıp duran vesveseler giderilmiş olurdu. Lakin Allah, kullarını çeşitli zorluklarla imtihan etmektedir."

9660. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sonra münezzeh olan Allah-u Teala Adem'i rahatça ve güzel bir şekilde yaşayabileceği bir diyara yerleştirdi. Çevresini güvenli kıldı. Adem'i İblis'e ve düşmanlığına karşı uyardı. Ama düşmanı, onu ebedi bulunduğu yerden dolayı ve iyilerle dostluğundan dolayı kıskandığı için aldattı. Böylece (Adem) yakinini şekke, kararlılığını gevşekliğe değiştirdi"

2084. Bölüm
Hak Hususunda Şekke Düşmemekle Övünmek


9661. İmam Ali (a.s) Talha ve Zübeyr öldürüldükten sonra şöyle buyurmuştur: "Bugün artık beyan sahibinin konuşmayan/sessiz dilini konuşturuyorum. (Halimi beyan eden bu sır dolu hutbeyi irad ediyorum) Bana muhalefet eden kimselerin reyi/görüşü yerin dibine batsın! Bana gösterildiğinden beri hak konusunda şüpheye düşmedim"

9662. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hakkı gördüğüm andan beri hakkında şekke düşmedim."
9663. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ben rabbime yakin üzereyim ve dinimde hiçbir şüphe içinde değilim."

2085. Bölüm
Şekkin Sebepleri


9664. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şek cehaletin ürünüdür."
9665. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim karşısında olan şeyleri görmezse iki yanı arasına (kalbine) şek eker."
9666. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim Allah'ın işinde zorbalık ederse şekke düşer. Herkim şek ederse Allah-u Teala ona galebe çalar ve kudretiyle onu horluğa düşürür ve Allah'ın işinde ihmalkarlık ettiği gibi Allah da onu celaliyle hakir düşürür."

9667. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim tereddüde düşerse, şekki artış kaydeder."
9668. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüpheye düşmeyin. Aksi taktirde şekke düşersiniz. Şekke düşmeyin aksi taktirde küfre düşersiniz ve nefsinize ruhsat vermeyin, aksi taktirde (dinde) gevşekliğe düçar olursunuz."

2086. Bölüm
Şekkin Etkileri


9669. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şek imanı yok eder."
9670. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şek kalbin nurunu söndürür."
9671. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şekkin meyvesi şaşkınlıktır."

9672. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şaşkınlığın sebebi şektir."
9673. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şekkin devam edişiyle şirk ortaya çıkar."
9674. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Çok şek eden kimsenin dini bozulur."
9675. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki şüpheler doğmuş, kesin şeyleri bürümüştür. Hatta sanki, üstlenilen şey (rızık) size farzmış; farz kılınan (amel) da sizden kaldırılmış gibidir."

2087. Bölüm
Şekki Yok Eden Şey


Kur'an:
"Biz sizinle gönderilene inanmıyoruz. Bizi çağırdığınız şeyden de şüphe ve endişe içindeyiz" dediler. Gökleri ve yeri yaratan Allah'tan mı şüphe ediyorsunuz?"

9676. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sürekli düşünmekle şek ortaya çıkar."
9677. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın yaratışını gördüğü halde onda şek eden kimseye şaşarım."

2088. Bölüm
Şek ve Yakin


9678. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şekkin azlığı bile yakini bozar."
9679. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsan şekki yakinine galebe çalmadıkça sapmaz."
9680. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hiçbir ihlaslı kimse şüpheye düçar olmaz ve hiçbir yakin eden kimse şekke düşmez."

9681. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yakinden şekke ve şaşkınlığa sapan kimseden daha zavallı kim vardır?"
9682. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yakini güçlü olan kimse şekke düşmez."
9683. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gerçek yakin sahibi şekke müptela olmaz."
9684. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların en bilgini şekkin yakinini ortadan kaldırmadığı kimsedir."

2089. Bölüm
Şek ve Tereddüt


Kur'an:
"Doğrusu onlar, Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler."
9685. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şek tereddüde (ızdıraba) ne kadar da yakındır..."
9686. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şek tereddüttür (şek ruhsal ızdıraptan kaynaklanır)"

9687. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Tereddüte düşmeyin. Aksi taktirde şekke düşersiniz ve şekke düşmeyin aksi taktirde küfre düşersiniz."

2090. Bölüm
Şekkin Dalları


9688. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şek dört dala ayrılır: Münakaşa, korku, tereddüt ve boyun eğmek. O halde kim münakaşayı din (adet) edinirse, gecesi sabah olmaz (dalaletten kurtulmaz); karşısındaki olan şeyler kimi korkutursa, (bir şey elde etmeksizin) geriye döner; kim şüphede tereddüt (şaşkınlık) içinde olursa, şeytanların tırnakları onu çiğner; kim dünya ve ahiretinin yok olmasına boyun eğerse, dünya ve ahirette helak olur."

2091. Bölüm
Kur'an Hakkında Şek Eden Kimseye İmamın Tutumu


9689. İmam Ali (a.s), kendisine, "Ben Allah'ın nazil olan kitabı hakkında şüpheye düştüm" diyen birisine şöyle buyurmuştur: "Anan yasını tutsun! Nasıl Allah'ın nazil olan kitabı hakkında şüpheye düşersin...Şüphesiz ki Allah'ın kitabının bazısı diğer bazısını onaylar, hiçbir bölümü diğer bir bölümünü yalanlamaz. Ama sana ondan faydalanacağın bir akıl verilmemiştir."


277.Konu eş-Şekva Şikayet


Bihar, 72/325, 119. bölüm, Zem'uş Şikayet Minallah
Vesail'uş Şia, 2/631, 6. bölüm; 312, 35. bölüm; Cevaz'uş Şekva ile'l-Mümin
Vesail'uş Şia, 2/630, 5. bölüm; Had'uş Şekva elleti Tukret'ul Merez

bak.
190. konu, er-Rıza (1); el-Merez, 3675, 3676. bölüm; es Sebr, 2175. bölüm

2092. Bölüm
Allah'tan Şikayetçi Olmak


Kur'an:
"Allah'ın sizi birbirinizden üstün kıldığı şeyleri temenni etmeyin. Erkeklere, kazandıklarından bir pay, kadınlara da kazandıklarından bir pay vardır. Allah'ın lütfünden isteyin. Doğrusu Allah her şeyi bilir."
9690. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: "Ben kulumu kendisi için hayırlı olmayan hiçbir işe zorlamam. O halde benim taktirimden hoşnut olmalı, belama sabretmeli ve nimetlerime şükretmelidir ki ey Muhammed! Onu kendi nezdimdeki sadıkalrdan (doğrulardan) yazayım."

9691. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Öyle bir zaman gelir ki insanlar Rablerinden şikayette bulunurlar." Ben (ravi) şöyle arz ettim: "İnsanlar nasıl Rablerinden şikayetçi olurlar?" diye arz edince Peygamber şöyle buyurdu: "(Örneğin) Birisi şöyle der: "Allah'a yemin olsun ki uzun süredir en küçük bir kar etmedim, sadece sermayemi yiyorum" Eyvahlar olsun sana! Malının altı üstü (tamamı) rabbinin değil midir?"

9692. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanın sabırlı olması için az şikayette bulunması yeter."
9693. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah kardeşim Uzeyr'e şöyle vahyetti: Ey Uzeyr!' Eğer sana bir musibet gelip çatarsa, kullarımın yanında benden şikayetçi olma. Zira senden taraf bana bir çok musibetler ulaşmıştır, ama ben meleklerimin yanında senden şikayetçi olmuyorum. Ey Uzeyr! Bana azaba karşı dayanacak gücün ölçüsünce isyan et."

9694. İmam Sadık (a.s), "Allah katında en nefret edilen yaratık kimdir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Allah'ı itham eden kimsedir" Ben (soru soran kimse) şöyle arz ettim: "İnsan Allah'ı itham eder mi?" İmam şöyle buyurdu: "Evet, Allah'tan hayır taleb eden kimse Allah'ın hayrı beğenmediği bir şeyde karar kılmasından rahatsız olur.

Böyle bir kimse Allah'a ithamda bulunmuştur." Ben (soru soran kimse) şöyle arz ettim: "Başka kim Allah'ı itham eder" İmam şöyle buyurdu: "Allah'a şikayette bulunan kimse" Ben, "Allah'tan şikayette bulunulur mu?" diye sorunca da şöyle buyurdu: "Evet, birisi bir belaya düçar olduğunda aşırı bir şekilde şikayette bulunur." Ben, "Başka kim şikayette bulunur?" diye arz edince şöyle buyurdu: "Kendisine bir nimet verildiğinde şükretmeyen ve bir musibete uğradığında sabretmeyen kimse."
bak. el-Kerem, 3480. Bölüm

2093. Bölüm
Allah'a Şikayette Bulunmak


Kur'an:
"Yakup: "Ben üzüntü ve tasamı yalnız Allah'a açarım. Allah katından, sizin bilemeyeceklerinizi bilirim" dedi."
9695. İmam Sadık(a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim mümin kardeşine şikayette bulunursa Allah'a şikayette bulunmuştur. Her kim de kardeşinden başkasına şikayette bulunursa, Allah'tan şikayette bulunmuştur."

9696. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir ihtiyacını mümine şikayet eden (ona derdini söyleyen), sanki onu Allah'a şikayet etmiştir; bir ihtiyacını kafire şikayet eden de sanki Allah'ı ona şikayet etmiştir ."
9697. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müslüman zorluğa ve darlığa düşünce aziz ve celil olan rabbinden şikayette bulunmamalıdır. İşlerinin tedbiri elinde bulunan rabbine şikayette bulunmalıdır."

9698. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şikayetini, onu ortadan kaldırabilecek kimseye götür."
9699. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sakın! Sakın! Hüzün ve probleminizi telafi etmeyecek ve düşüncesiyle sorununuzu çözmeyen kimse nezdinde dertleşmekten sakının."

9700. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cahil olarak yaşayan ve sapık olarak ölen topluluğu Allah'a şikayette bulunurum."
9701. İmam Ali (a.s) savaş meydanında düşmanla karşılaşınca şöyle buyurmuştur: "Allah'ım, Peygamberimizin olmayışını, düşmanımızın çokluğunu, arzularımızın perişan oluşunu sana havale şikayet ediyoruz."

278. Konu

eş-Şehadet
Şahitlik-Tanıklık
(Yargıda)



Bihar, 104/301; Ebvab'uş Şehadat
Kenz'ul Ummal, 7/12-29; Kitab'uş Şehadat
Vesail'uş Şia, 18/225, Kitab'uş Şehadat

2094. Bölüm
Adil Şahitlik


Kur'an:
"Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve yakınlarınız aleyhlerine de olsa, Allah için şahit olarak adaleti gözetin; ister zengin, ister fakir olsun, Allah onlara daha yakındır. Adaletinizde heveslere uymayın. Eğer eğriltirseniz veya yüz çevirirseniz bilin ki, Allah işlediklerinizden şüphesiz haberdardır."

"Ey iman edenler! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahitler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin; adil olun; bu, takvaya daha yakındır. Allah'tan sakının, doğrusu Allah işlediklerinizden haberdardır."
9702. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Adalet şahitliğin ruhudur."

9703. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ben adilim ve ben sadece adalet üzere tanıklıkta bulunurum."
9704. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ben zulüm üzere tanıklıkta bulunmam."

2095. Bölüm
Tanıklık Etmeye Teşvik


Kur'an:
"Onlar şahitliklerini dosdoğru yapanlardır."
"Allah için şahadet için kalkın."
9705. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir Müslümanın hakkını ihya etmek için hak üzere tanıklık ederse kıyamet günü yüzünün nuru göz alabildiğince uzadığı bir halde getirilir ve yaratıklar onu ismi ve soyu ile tanırlar."

2096. Bölüm
Tanıklık Etmemekten Sakındırmak


Kur'an:
"Şahitler çağırıldıklarında çekinmesinler."
9706. İmam Kazım (a.s) Allah-u Teala'nın "Ve tanıklar (tanıklığa) çağrıldığı zaman…" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Birisinin seni bir borç veya hakka tanıklıkta bulunmaya çağırdığında hiç kimsenin bundan sakınması doğru değildir."
9707. İmam Sadık (a.s), hakeza bu ayetin tefsirinde şöyle buyurmuştur: "Birisinin tanıklık etmeye davet edildiğinde, "Ben sizin için tanıklıkta bulunmam" demesi doğru değildir."

9708. İmam Ali (a.s) hakeza bu ayetin tefsirinde şöyle buyurmuştur: "Yani birisi bir iş için tanıklığı kabul etmişse tanıklık etmeye çağırıldığında bundan çekinmemesi gerekir; aksine tanıklıkta bulunmalıdır.

Bu tanıklığında ihlas ve sadakat içinde olmalıdır. Hiçbir kınayanın kınamasından korkmamalıdır, iyiliği emretmelidir ve kötülükten sakındırmalıdır."
9709. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En iyi tanıklık kendisinden istenilmeden tanıklıkta bulunmaktır."
9710. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Tanıklıkta bulunmaya çağırıldığında icabet et."
bak. Vesail'uş Şia, 18/225, 1. Bölüm

2097. Bölüm
Tanıklığı Gizlemek


Kur'an:
"Allah tarafından kendisinde bulunan bir tanıklığı gizleyenden daha zalim kim vardır?"
"Şahitliği gizlemeyin, onu kim gizlerse şüphesiz kalbi günah işlemiş olur. Allah işlediklerinizi bilir."
9711. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir tanıklığı gizlerse veya Müslüman bir şahsın kanının dökülmesine veya Müslüman birinin malının yok olmasına sebep olacak bir tanıklıkta bulunursa kıyamet

günü yüzü kararmış ve zulmeti gözün alabildiğince uzamış bir halde getirilir. Yüzünde tırmalanma izleri vardır ve insanlar onu adı ve soyu ile tanırlar."
9712. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim tanıklığı gizlerse Allah insanların gözleri önünde etini ona yedirir ve aziz ve celil olan Allah'ın şu sözü de buna işaret etmektedir: "Şahadeti gizlemeyin.""

9713. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim tanıklığa çağırıldığında onu gizlerse yalan yere tanıklıkta bulunan kimse gibidir."
9714. İmam Sadık (a.s) aziz ve celil olan Allah-u Teala'nın "ve şahitler şahitliğe çağırıldığında" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Maksat tanıklıktan öncedir. Hakeza, "Allah-u Teala'nın, "Her kim şahadeti gizlerse kalbi günahkardır" ayeti hakkında ise şöyle buyurmuştur: Bu tanıklıktan sonradır."

9715. İmam Barkı (a.s) Allah-u Teala'nın, "Her kim şahadeti gizlerse kalbi günahkardır" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Yani kalbi kafirdir."
bak. Vesail'uş Şia, 18/227, 2. Bölüm

2098. Bölüm
Şehadetten Dönmek


9716. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim şehadetinden döner ve onu gizlerse Allah yaratıklarının önünde ona kendi etini yedirir ve dilini çiğnediği bir halde cehenneme gider."

9717. İmam Bakır (a.s) veya İmam Sadık (a.s) bir tanıklıkta bulunan , bu tanıklığı sebebiyle birinin aleyhine hüküm verilen ve daha sonra tanıklığından dönen kimse hakkında şöyle buyurmuştur: "Bu kimse tanıklıkta bulunduğu şey hakkında zemanet sahibidir ve cezasını ödemelidir. Ama henüz hüküm verilmemişse şahadetleri kenara bırakılır ve bir ceza ödemez."
bak. Vesail'uş Şia, 18/238, 11. Bölüm; 240, 12. Bölüm

2099. Bölüm
Yalan Yere Tanıklık Etmek


Kur'an:
"Onlar yalan yere şahadet etmezler; faydasız bir şeye rastladıkları zaman yüz çevirip vakarla geçerler."
9718. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir Müslüman veya bir zimmi veya her hangi bir insan hakkında yalan yere tanıklıkta bulunursa kıyamet günü dilinden asılır ve münafıklarla birlikte cehennemin en alt katında yer alır."

9719. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yalan yere tanıklıkta bulunan bir kimse henüz bir adım atmadan cehennem ona farz olur."
9720. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Benim nezdimde şüphesiz en çok nefret edileniniz ve benden ve Allah'tan en çok uzak olanınız şüphesiz yalan yere tanıklıkta bulunanızdır."

9721. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir Müslümanın malını almak için aleyhine yalan yere tanıklıkta bulunan kimse için aziz ve celil olan Allah onun cehennemlik olduğuna hükmeder."

9722. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kıymet günü yalan yere tanıklıkta bulunan kimse yiyecek kabını yalayan köpek gibi ateşi yalayan bir halde diriltilir."
bak. Vesail'uş Şia, 18/236, 9. Bölüm; 584, 11. Bölüm; el-Bihar, 104/309, 2. Bölüm; Kenz'ul Ummal, 7/13, 18, 19; el-Habs, 683. Bölüm; 457. Konu, el-Kizb

2100. Bölüm
Tanıklıkları Kabul Edilen Kimseler


9723. İmam Ali (a.s) Şureyh'e şöyle buyurmuştur: "Bil ki tüm Müslümanlar bir günah sebebiyle kendisine had uygulanan ve tövbe etmeyen, yalan yere tanıklık etmekle meşhur olan ve kendisi hakkında kötü zanda bulunulan kimse dışında birbirine karşı adil sayılmaktadır."

9724. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim gece gündüz beş kez cemaatle namaz kılarsa onun hakkında güzel zanda bulununuz ve şahitliğini kabul ediniz."

9725. İmam Sadık (a.s) kendisine tanıklıkları kabul edilen ve edilmeyen kimseleri soran Alkame'ye şöyle buyurmuştur: "Ey Alkame! Her kim İslam dini üzere olursa şahitlikleri kabul edilir." Alkame, "Günah işleyen kimse tanıklıkta bulunabilir mi?" diye sorunca da "Ey Alkame! Eğer günahkarların tanıklığı kabul edilmeseydi bu taktirde peygamberler

ve vasiler dışında hiç kimsenin şahadeti kabul edilmezdi. Zira sadece onlar masumdur. O halde birinin günah işlediğini gözlerinle görmezsen veya iki kişi onun günahkar olduğuna tanıklık etmezse böyle bir kimse adalet ve şerafet sahibidir her ne kadar gerçekte günahkar olsa da şahadeti kabul edilir.

Ve her kim onun günahlarının gıybetini ederse aziz ve celil olan Allah'ın velayetinden çıkmış ve şeytanın velayetine girmiştir."
9726. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim Müslüman olarak doğar, iyilik ve temizlik üzere meşhur olursa şahadeti kabul edilir."
bak. Vesail'uş Şia, 18/288, 41. Bölüm; el-Adl, 2551- 2553. Bölümler