Mizan'ul Hikmet 6.Cilt
 



269.Konu eş-Şiar Şiar-Slogan


el-kafi, 5/47, Bab'uş Şi'ar
Müstedrek'ul Vesail, 11/112, 47. bölüm, İstihbab-u İttihaz'il Müslimin Şiaren

2030. Bölüm
Şiar- Slogan


9449. Resulullah (s.a.a) savaştan önce slogan atmayı emredince şöyle buyurmuştur: "Sloganınız Allah-u Teala'nın isimlerinden bir isim olmalıdır."
9450. Resulullah (s.a.a) gönderdiği seriyyeye şöyle buyurmuştur: Sloganınız "Ha-mim (la) yensurun" olmalıdır. Zira o Allah-u Teala'nın büyük isimlerinden biridir."

9451. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Resulünün (s.a.a) ashabının Bedir günü sloganı: "Ya mensuru emit" (ey galip kimse öldür) idi."
9452. İmam Ali'nin (a.s) Cemel savaşının günlerinden birinde şiarlarından biri de şuydu: "Ha-mim. la yensuru" Allahım! Ahdini bozan topluluğa karşı bizleri galip kıl."

9453. İmam Sadık (a.s) Hz. Mehdi'nin (a.f) ashabı hakkında şöyle buyurmuştur: "Onlar Allah'tan korkan ve şehadet talep eden kimselerdir. Allah yolunda öldürülmeyi arzularlar. Sloganları, Ya le sarat'il Huseyn (a.s) sözüdür. (Yani ey Hüseyin'in kanının intikamını almak isteyenler!) Onlar harekete geçince korku ve dehşet bir aylık mesafe miktarınca onlardan önce hareket eder."

9454. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bedir günü sloganımız: "Ya nesrellahi ikterip ikterip" (Ey Allah'ın zaferi! Yakınlaş yakınlaş!)...Hüseyin'in (a.s) sloganı ise, "Ya Muhammed" idi. Bizim sloganımız da, "Ya Muhammed"dir."
bak. el-Bihar, 19/163, 165
9455. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şiarın/sloganın hidayet olmalıdır."

2031. Bölüm
Kıyamet Günü Müslümanların Sloganı


9456. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü sırat köprüsünden geçerken Müslümanların sloganı şudur: "La ilahe illallah ve alellahi fel yetevekkelil mütevekkilun." (Allah'tan başka ilah yoktur ve tevekkül edenler sadece ona tevekkül etmelidir.)"

9457. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü sırat köprüsünden geçerken müminlerin sloganı şudur: "Rabbi sellim, sellim" (ey Rabbim! bizleri esenlikte kıl esenlikte kıl)."
9458. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sırat köprüsünden geçerken ümmetimin sloganı şudur: "Ya la ilahe illa ent (ey senden başka ilah olmayan kimse)."

9459. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Müminler kabirlerinden dirilince sloganları şudur: "la ilahe illallah ve alellahi fel yetevekkelil müminun (Allah'tan başka ilah yoktur ve müminler sadece Allah'a tevekkül etmelidirler.)"
9460. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kıyametin karanlıklarında müminlerin sloganı şudur: "la ilahe illa ent (senden başka ilah yoktur. )
bak. 293. Konu, es-Sırat

270. Konu

eş-Şefaat fi'd Dunya
Dünyada Şefaat Aracılık



Kenz'ul Ummal, 3/268, eş-Şefaet
Kenz'ul Ummal, 3/269, 735, Mehzur'uş Şefaat


bak.
Es-Sulh (2), 2262. bölüm; ez-Zulm, 2467. bölüm

2032. Bölüm
Şefaat, Aracılık


9461. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şefaat/aracılık edin ki sevap elde edesiniz."
9462. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Arcılık edin ki sevap elde edesiniz ve Allah peygamberinin dili üzere istediğine hükmetsin."
9463. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aracılık makamın zekatıdır."

9464. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En iyi sadaka dil sadakasıdır. Aracılık yaparak esiri özgür kılarsın, kan dökülmesini engellersin, ihsanı kardeşine doğru çekersin ve ondaki tatsızlıkları giderirsin."
9465. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aracılık talibin (hacetin) kol ve kanatlarıdır."

9466. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim aracılığıyla bir zararı defeder veya bir faydayı ihya ederse Allah-u Teala ayakların sürçtüğü gün onun ayaklarını sağlam kılar."
9467. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En iyi aracılık evlilik hususunda iki kişi arasında aracılık etmendir."
bak. el-Hudud, 739. Bölüm

271. Konu

eş-Şefaat fil Ahiret
Ahirette Şefaat ve Aracılık



Bihar, 8/29, 21. bölüm; eş-Şefaat
Kenz'ul Ummal, 14/390, 628; eş-Şefaat
Bihar, 94/1, 28. bölüm; el-İstişfa' bi Muhammed ve Al-i Muhammed Salavatullahi Aleyhin
Bihar, 7/326, 17. bölüm; el-Vesiletu ve ma Yuzher-u min Menzilet'in-Nebi ve Ehl-i Beytihi (a.s)
Tefsir i el-Mizan, 1/155-184, Ebhas'iş-Şefaat

2033. Bölüm
Şefaatin Hakikati


Kur'an:
"De ki: "Bütün şefaat Allah'ındır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra O'na döneceksiniz."
bak. En'am, 51, 70. Secde, 4.
"Allah-u Teala'nın "De ki şefaat tümüyle Allah'a aittir" ayetinin tefsiri hakkında El-Mizan Tefsirinde şöyle yer almıştır: "Bu ayet, bir önceki "Hatta eğer o şefaatçiler hiçbir güce sahip olmasalar da mı?" ayetini tekit etmekte ve açıklamaktadır." "Lillah" kelimesindeki "lam" harfi mülkiyet içindir, "Göklerin ve yerin mülkiyeti/Allah'a aittir" ayeti de önceki cümlenin sebebi makamındadır ve her şefaatin Allah'a özgü olduğu anlamına gelmektedir.

Zira o her şeyin malikidir. Eğer birine izin verirse onu şefaate malik ve sahip kılar. Dolayısıyla melekler gibi bazı Allah'ın yaratıklarının şefaat hususunda mutlak amel özgürlüğüne sahip olduğu görüşü doğru değildir. Allah-u Teala şöyle buyurmaktadır: "Onun izni olmaksızın şefaatçi yoktur." Bu ayet, "Onlar için Allah'tan başka bir dost ve şefaatçi yoktur" ayeti ile yan yana getirildiğinde bu söylediğimiz anlamdan daha ince bir anlam elde edilmektedir

ve o da şudur ki gerçek şefaatçi münezzeh olan Allah'tır. Diğer şefaatçiler sadece onun izni ile şefaat etmektedirler. el-Mizan tefsirinin birinci cildinde şefaat konusunda da söylediğimiz gibi şefaat, durumun ıslahı amacıyla şefaat edilen kimse ile Allah arasında, Allah'ın bazı sıfatlarının aracılık etmesi anlamındadır. Örneğin günah yükünden kurtarmak ve azaptan kurtuluşa erdirmek için günahkar insanla Allah arasında rahmet ve mağfiret sıfatlarının aracı olması gibi."

2034. Bölüm
Şefaatin Şartları


Kur'an:
"O'nun izni olmadan katında şefaat edecek kimdir?"
"Doğrusu sizin Rabbiniz gökleri ve yeri altı günde yaratıp sonra arşa hükmeden, işi düzenleyen Allah'tır, izni olmadan kimse şefaat edemez. İşte Rabbiniz olan Allah budur. O'na kulluk edin. Nasihat dinlemez misiniz?"
"Rahman'ın katında bir ahd almış olandan başkası asla şefaatte bulunamayacaktır."

"O gün Rahman'ın izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati fayda vermez."
"Allah'ı bırakıp yalvardıkları şeyler, şefaat edemezler. Ancak hakkı bilip ona şahitlik edenler bunun dışındadır."
9468. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Çok lanet ve beddua edenler kıyamet günü ne tanıklık etmeye ve ne de şefaatte bulunmaya hak kazanırlar."

9469. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "…Şefaat edemezler" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Sadece Müminlerin Emiri'ne ve ondan sonraki imamların velayetine inananlar şefaate sahip olabilirler ve bu Allah nezdinde olan bir ahittir."
9470. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Benim şefaatim ümmetimden Ehl-i Beyt'imi seven kimseleri kapsar."

2035. Bölüm
Şefaatin Şartları


Kur'an:
"Allah, dilediğine ve hoşnut olduğuna izin vermedikçe, göklerde bulunan nice meleklerin şefaati bir şeye yaramaz."
"Allah, onların yaptıklarını ve yapmakta olduklarını bilir. Onlar Allah'ın hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat edemezler; O'nun korkusundan titrerler."

9471. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ben kıyamet günü kalbinde sivrisineğin kanadı kadar iman olan kimseye şefaat edeceğim."
9472. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Peygamberler ihlas üzere Allah'ın birliğine şehadette bulunanlara şefaat ederler ve onları cehennemden çıkarırlar."
9473. İmam Rıza (a.s), Allah-u Teala'nın, "Allah'ın razı olduğu kimse için" ayeti hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Onlar sadece Allah'ın, dininden razı olduğu kimselere şefaat ederler."

9474. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın yaratıkların hiçbirisi, ne bir mukarreb (yakınlaştırılmış) melek ne bir mürsel (gönderilmiş) peygamber ve de diğerleri sizleri O'ndan müstağni kılamaz. O halde herkim şefaatçilerin kendisi hakkında şefaatinin Allah katında etkili olmasından mutlu oluyorsa Allah'tan kendisinden razı olmasını taleb etmelidir."


2036.Bölüm Övülmüş Makam


Kur'an:
"Geceleyin uyanıp, yalnız sana mahsus olarak fazladan namaz kıl. Belki de Rabbin seni övülmüş makama yükseltir."
"Doğrusu ahiret senin için dünyadan daha hayırlıdır.

Rabbin şüphesiz sana verecek ve sen de hoşnut olacaksın."
9475. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü insanlar gruplara ayrılırlar ve ümmetler peygamberlerinin ardı sıra yola koyulurlar ve şöyle derler: "Ey falan şefaat et! Ey falan şefaat et!" Sonunda şefaat sırası Muhammed'e (s.a.a) gelir. İşte o gün Allah onu Makam-i Mahmud'a (övülmüş makama) erdirir."

9476. İmam Bakır (a.s) veya İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın "Makam-i Mahmud'a (övülmüş makama) yükseltir" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Bu makam şefaat makamıdır."
9477. İmam Bakır (a.s), Allah-u Teala'nın, "Rabbin çok yakında hoşnut olman için sana bağışta bulunur" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Bu bağış şefaattir. Allah'a yemin olsun ki şefaattir ve Allah'a yemin olsun ki şefaattir."


9478. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ben, Makam-i Mahmud'a (övülmüş makama) erdiğim zaman ümmetimden büyük günah işleyenler hakkında şefaat ederim. Allah da onlar hakkındaki şefaatimi kabul eder. Allah'a yemin olsun ki soyuma (Ehl-i Beytime) zulmeden kimseye şefaat etmem."

9479. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Makam-i Mahmud'a (övülmüş makama) eriştiğim zaman cahiliye döneminde ölen babam, annem, amcam ve kardeşim için şefaatte bulunurum."
Allame Hilli,, (Kuddisallah Ruhehu) Tecrit kitabına yazdığı şerhinde şöyle yazmaktadır: "Bütün alimler Peygamberlerin (s.a.a) şefaat edeceği hususunda görüş birliğine sahiptir."

Nevevi de Şerh-u Sahih-i Müslim'de şöyle yazmaktadır: "Kadı Ayaz şöyle diyor: Ehl-i Sünnetin inancına göre akli açıdan şefaat doğrudur. Ayetin sarahati (açıklığı) ve sabit olan Peygamberin rivayeti esasınca farzdır. Şefaatin sıhhati hususunda bir çok rivayet mevcuttur ki bir arada düşünüldüğünde tevatür derecesine ulaşmaktadır."
bak. 2049. Bölüm

2037. Bölüm
Kıyamet Günü Peygamber'in Şefaati


9480. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her Peygamber Allah'ın dergahına dua etmiş ve ondan bir şey istemiştir. Ama ben Allah'tan kendi isteğimi kıyamet günü ümmetimin şefaati için sakladım."

9481. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah bana kendisinden bir istekte bulunmamı istedi. Ama ben kendi isteğimi kıyamet günü ümmetimden müminlere şefaatte bulunmam için erteledim ve o da kabul etti."

2038. Bölüm
Şefaatten Mahrum Olanlar


Kur'an:
"Önceleri onu unutmuş olanlar… şimdi bizim şefaatçılarımız var mı ki bize şefaat etsinler." derler."
"Bizi saptıranlar ancak suçlulardır; şimdi şefaatçimiz, yakın bir dostumuz yoktur."

"Ceza gününü yalanlardık. Ölüm bize o haldeyken geldi. Artık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez."
9482. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ne şek içinde olanlar ne müşrikler ne kafirler ve ne de inkarcılar şefaat olunurlar. Şefaat, tevhid ehli olan müminlere mahsustur."
9483. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Benim şefaatim iki kişiye ulaşmaz: Zalim ve diktatör güçlüye ve dinden çıkmış aşırı giden kimseye."

9484. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Benim şefaatim müşrikler ve zalimler dışında büyük günah işleyen kimseler hakkındadır."
9485. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Namazı hafife alanlar şefaatime erişemezler. Allah'a yemin olsun ki (kevser) havuzunun başında yanıma gelemezler."

9486. İmam Sadık (a.s), vefat etmek üzereyken yakınlarının toplanmasını emretti ve şöyle buyurdu: "Namazı hafife alanlar asla şefaatimize nail olmazlar."
9487. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim şefaatime iman etmezse Allah ona şefaatimi ulaştırmaz."

9488. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah Resulü'nün (s.a.a) şefaatini yalanlarsa onun şefaatine nail olamaz."
9489. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü benim şefaatim bir hakikattir. O halde herkim şefaatime iman etmezse şefaatimin ehlinden olamaz."

9490. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hatta eğer mukarreb melekler ve mürsel peygamberler bile Nasibi (Ehl-i Beyt düşmanı) biri hakkında şefaat edecek olursa şefaati kabul olmaz."

2039. Bölüm
Müşriklerin Şefaat Hakkındaki Zanları


Kur'an:
"İçinizde Allah'ın ortakları olduğunu sandığınız şefaatçilerinizi berâber görmüyoruz."
"Onlar, Allah'ı bırakarak, kendilerine fayda da zarar da veremeyen putlara taparlar: "Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir" derler."
"Koştukları ortakları artık şefaatçileri değildir; ortaklarını inkar ederler."
bak. Zümer, 43, Ya-Sin, 23, Gafir, 18

2040. Bölüm
Kabul Edilmeyen Şefaat


Kur'an:
"Kimsenin kimse yerine cezalandırılmayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun."
"Kimsenin kimse namına cezalandırılmayacağı, hiç kimseden bedel/karşılık alınmayacağı, kimseye şefaatin yarar sağlamayacağı ve onların yardım görmeyeceği günden korunun."

"Ey iman edenler! Alışverişin, dostluğun, şefaatin olmayacağı günün gelmesinden önce sizi rızıklandırdığımızdan infak edin. Küfredenler ancak zulmedenlerdir."

2041. Bölüm
Büyük Günah İşleyenler İçin Şefaat


9491. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Benim şefaatim şirk ve zulm dışında büyük günah işleyenler hakkındadır."
9492. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her peygamber bir şefaate bulunur ve ben şefaatimi kıyamet günü ümmetimden büyük günah işleyenler için ayırdım."

9493. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü şefaat gerçekte ümmetimden büyük günah işleyenler ve bu büyük günah hakkında tövbe etmeden ölenler hakkındadır."
9494. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şefaatim ümmetimden büyük günahlar işleyenler hakkındadır."
bak. Ez-Zenb, 1374. Bölüm

2042. Bölüm
İyilik Sahipleri Ve Şefaat


9495. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Benim şefaatim gerçekte büyük günah işleyenler hakkındadır. Ama iyilik işleyenlerin şefaatime ihtiyacı yoktur."
9496. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü biz günahkar Şialarımız için şefaatte bulunuruz. Ama iyilik sahiplerini Allah bizzat kurtarır."

9497. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin iki kısımdır: Allah'ın ahit ve şartına vefa gösteren mümin ki aziz ve celil olan Allah onun hakkında şöyle buyurmaktadır: "Allah'la yaptığı ahitlerine bağlı kalan kimseler." Bu müminler ne dünyada korku ve dehşete kapılırlar ve ne de ahiretin dehşet ve korkusuna düşerler.

O şefaat eden ve hiç kimsenin şefaatine muhtaç olmayan kimsedir. (İkinci) mümin ise bitkinin sapı gibi bazen eğrilip bazen doğrulan mümindir. Bu mümin dünya ve ahirette korku ve dehşete kapılır ve kendisine şefaat edilen kimselerdendir. Başkasına şefaat etme gücüne sahip değildir."

2043. Bölüm
İlk ve Son Herkesin Şefaate Muhtaç Oluşu


9498. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İlk ve son insanlardan hiç kimse kıyamet günü Muhammed'in (s.a.a) şefaatinden müstağni değildir."
9499. İmam Sadık (a.s), kendisine, "Mümin kıyamet günü Muhammed'in (s.a.a) şefaatine muhtaç mıdır?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Evet! Müminler de bir takım hata ve günahlara sahiptir. O gün herkes Muhammed'in şefaatine muhtaçtır."
9500. İmam Bakır (a.s), kendisine, "Ey Eba Cafer! Siz,

"Muhammed'in şefaati, Muhammed'in şefaati" diyerek halkı kandırıyorsunuz" diyen Ebu Eymen'e yüzünün rengi değişecek ölçüde kızarak şöyle buyurmuştur: "Eyvahlar olsun sana ey Eba Eymen! Karnının ve şehvetinin iffeti seni kandırmış! Eğer kıyamet gününün korkunç sahnelerini görecek olursan

kesinlikle Muhammed'in (s.a.a) şefaatine muhtaç olursun. Eyvahlar olsun sana! Şefaat sadece ateşe hak kazanan kimse için midir? Daha sonra şöyle buyurdu: "İlk ve son insanlardan hiç kimse, kıyamet günü Muhammed'in şefaatinden müstağni değildir."

9501. İmam Kazım (a.s), Sema b. Mihran'a şöyle buyurmuştur: "Allah'a bir hacetin olduğunda şöyle de: "Allah'ım! Muhammed ve Ali'nin hakkı için senden diliyorum." Zira bu ikisinin Allah nezdinde büyük bir makam ve mevkisi vardır..." Kıyamet günü bütün mukarreb melek, mürsel peygamber ve imtihan edilmiş mümin bu ikisine ihtiyaç duyar."
bak. el-Bihar, 8/63; el-Cennet, 555. Bölüm

2044. Bölüm
Şefaat Edenler


9502. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah nezdinde üç grup şefaat eder ve şefaatleri kabul edilir: Peygamberler, sonra alimler ve sonra da şehitler."

9503. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şefaat etmek Peygamberlere, vasilere, müminlere ve meleklere mahsustur."
9504. İmam Bakır ve İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuşlardır: "Allah'a yemin olsun ki biz günahkar Şialarımız hakkında şefaat edeceğiz! Öyle ki düşmanlarımız onu görünce şöyle der: "Bizlere ne

bir şefaat eden vardır ve ne de merhametli bir dost!"
9505. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü ben şefaat ederim ve şefaatim kabul olur. Ali şefaat eder ve şefaati kabul olur. Ehl-i Beyt'im de şefaat eder ve şefaati kabul olur."

9506. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü olunca abid insana şöyle denir: "Cennete gir." Alime de şöyle denir: "Dur ve terbiye ve güzel edep ettiğin insanlar hakkında şefaat et."

2045. Bölüm
Şefaat Edenler


9507. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münezzeh ve yüce olan Allah'a tevessül edenlerin tevessül ettikleri en iyi şey Allah'a ve peygamberine iman etmek ve İslam'ın zirvesi olan Allah yolunda cihad etmek ve fıtrat olan kelime-i tevhittir."
9508. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şefaat edenler beş şeydir: Kur'an, akrabalık, emanet, Peygamberiniz ve Peygamberinizin Ehl-i Beyt'i"

9509. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı öğreniniz. Zira kıyamet günü Kur'an şefaat eder."
9510. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü Kur'an herkime şefaat ederse şefaati kabul olur."

9511. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Oruç ve Kur'an kıyamet günü kul için şefaatte bulunur."
9512. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın peygamberlerinin davetine icabet edin. Onların emrine teslim olun ve itaatleriyle amel edin ki şefaatlerine nail olasınız."

9513. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yaratıkların şefaatçisi hak ile amel etmek ve doğruluktan ayrılmamaktır."
9514. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Tövbeden daha kurtarıcı bir şefaatçi yoktur."


2046.Bölüm Vesile


Kur'an:
"Ey iman edenler! Allah'tan sakının, O'na ulaşmaya vesile arayın ve yolunda cihat edin ki kurtulasınız."
9515. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Vesile Allah nezdinde kendisinden daha üstünü bulunmayan bir derecedir. O halde Allah'tan bana vesile makamını bağışlamasını dileyin."

9516. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'tan benim için vesile makamını dileyin...Herkim benim için Allah'tan vesile makamını dilerse ona şefaatim gerçekleşir."

9517. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey İnsanlar! Allah-u Teala Peygamber'i Muhammed'e (s.a.a) vesile makamını vaadetmiştir ve onun vaadi doğrudur. Allah sözüne asla aykırı davranmaz. Bilin ki vesile makamı cennet makamlarının en yücesi, yakınlaşma yüceliklerinin zirvesi ve arzuların son noktasıdır."

9518. Ebu Said el-Hudri şöyle diyor: "Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'tan benim için bir şey istediğinizde vesile makamını dileyin." Biz Allah Resulü'ne (s.a.a) vesile makamını sorunca şöyle buyurdu: "Vesile makamı benim cennetteki makamımdır."

el-Mizan Tefsirinde bu hadis nakledildikten sonra şöyle yer almıştır: "Bu hadisi ve ilgili ayetin anlam ve mefhumunun uyumu hakkında düşünecek olursanız vesile makamının Peygamber'in (s.a.a) Allah nezdindeki makamı olduğunu anlarsınız. Peygamber bu makam vesilesiyle Allah-u Teala'ya yakınlaşır.

Tertemiz olan Ehl-i Beyt'i ve onlardan sonra da ümmetinin salihleri de kendisine katılırlar. İmamların (a.s) bazı rivayetlerinde şöyle yer almıştır: Resulullah Allah'ın kibriya eteğine sarılmış, biz de onun eteğine sarılmışız ve sizler de bizim eteğimize sarılmışsınız."

2047. Bölüm
Vesile


9519. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İmamlar Hüseyin'in (a.s) neslindendir. Herkim onlara itaat ederse, Allah'a itaat etmiştir. Her kim onlara isyan ederse aziz ve celil olan Allah'a isyan etmiştir. Sağlam kulp onlardır, aziz ve celil olan Allah'a yakınlaşmanın vesilesi de onlardır."
9520. İmam Ali (a.s), Allah-u Teala'nın "Ona yakınlaşmak için vesile edinin" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Ben O'nun vesilesiyim."

2048. Bölüm
İnsanlardan Şefaate En Müstahak Olan Kimse


9521. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz yarın kıyamet günü bana en yakın olanınız ve şefaatime en müstahak olanınız sizlerden insanlara en doğru olan ve emanete en çok riayet eden, en güzel ahlaklı davranan ve insanlara en yakın olan kimsedir."

2049. Bölüm
Müminlerin Şefaati Amelleri Miktarıncadır


9522. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin Rabia ve Muzar kabilesi sayısınca şefaatte bulunur. Mümin hizmetçisi hakkında bile şefaatte bulunur ve şöyle der: "Hizmetçimin benim üzerimde hakkı vardır. O beni sıcaktan ve soğuktan korumuştur."
9523. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsan kendi kabilesi hakkında şefaatte bulunur. İnsan kendi ailesi hakkında şefaatte bulunur. İnsan ameli miktarınca iki kimseye şefaatte bulunur; ve bu Makam-ı Mahmut'tur (övülmüş makamdır)."

2050. Bölüm
Müminin En Az Şefaat Miktarı


9524. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkesten az şefaat edebilen mümin otuz kadar insana şefaatte bulunur. Bu esnada cehennem ehli şöyle der: "Bizler için ne bir şefaatçi vardır ve ne de merhametli bir dost"
9525. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Müminler arasında öyle kimseler vardır ki Rabia ve Muzar kabilesi sayısınca şefaatte bulunurlar. Herkesten daha az şefaat etme hakkına sahip olan müminler otuz kadar insan hakkında şefaatte bulunurlar."

272. Konu

eş-Şekavet
Mutsuzluk-Bedbahtlık


Bihar, 5/152, 6. bölüm, es-Seadet ve'ş-Şekavet

bak.
232. konu, es-Seadet; el-Hırs, 790. bölüm; Ramazan, 1550. bölüm

2051. Bölüm
Mutsuz İnsanın Özellikleri


9526. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bedbaht/mutsuz kimse heva ve hevesine aldanan kimsedir."
9527. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bedbaht kimse kendisine verilen akıl ve tecrübesinden faydalanmayan kimsedir."
9528. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Günahlardan sakının ve nefislerinizi günahlardan alıkoyun. Şüphesiz bedbaht/mutsuz kimse, günahlar hususunda dizginlerini salıveren kimsedir."

9529. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Üç kimseye bedbaht/mutsuz olanlar dışında hiç kimse muhalefet etmez: İlmiyle amel eden alime, akıllı yürek sahibine ve adil imama."
9530. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a karşı sadece mutsuz cahil küstahlık eder."

2052. Bölüm
Bedbaht Annesinin Karnında Bedbahttır


Kur'an:
"O gün gelince, Allah'ın izni olmaksızın hiç kimse konuşamaz: içlerinde bedbaht olanlar da, mesut olanlar da vardır. Bedbaht olanlar cehennemdedirler. Onlar orada ah edip inlerler."
"Şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi bedbahtlığımız yenmişti; sapık bir kavim olmuştuk."

9531. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "(Ana rahmindeki nutfeden) dört ay geçince, Allah Tebarek ve Teala yaratıcı ve şekillendirici iki meleği ona gönderir. Bu iki melek onun rızkını, ecelini, mutlu veya bedbaht/mutsuz olacağını yazarlar."
9532. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sonra Allah rahimlerin meleğini gönderir...ve şöyle der: "Allah'ım! Bu mutlu mudur yoksa mutsuz mudur?" Aziz ve celil olan Allah bu konuda ona istediğini vahyeder ve melek de onu yazar."


2053.Bölüm Bedbaht Annesinin Karnında Bedbahttır


9533. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mutlu kimse annesinin karnında mutludur ve mutsuz kimse ise annesinin karnında mutsuzdur."
9534. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın annesinin karnında yarattığı herkes mutlu veya mutsuzdur."
9535. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah herkesin cennet veya cehennemdeki yerini mutlu veya mutsuz olacağını tayin etmiştir. Mutlu insanlar saadet ehlinin ameline hazırlanır, mutsuz insanlar ise şekavet/mutsuzluk ehlinin ameline hazırlanır."

2054. Bölüm
Mutluluk veya Mutsuzluğun Yaratılıştan Önce Yaratılışı


9536. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah yaratıklarını yaratmadan önce mutluluğu ve mutsuzluğu yarattı. Sonra Allah mutlu olduğunu bildiği kimseye ebedi olarak buğzetmez. O kimse kötü bir şey yaparsa ameline buğzeder ve asla kendisine buğzetmez. Her kimin de mutsuz/şaki olduğunu bilirse onu ebedi olarak sevmez, salih bir amel yapsa bile amelini sever, ama varacağı yer sebebiyle ona buğzeder."

9537. İmam Sadık (a.s), kendisine mutluluk veya mutsuzluğun Allah'ın yaratıklarını yaratmadan önce var olup olmadığını soran İbn-i Hazim'e şöyle buyurmuştur: "Evet ve şimdi ben onu söylüyorum!" Ben (İbn-i Hazim), "O halde bana Allah'ın mutlu insana haletlerinden herhangi bir haletinde buğzedip etmeyeceğini haber ver"

deyince şöyle buyurdu: "Eğer haletlerden herhangi bir halette ona buğzetmiş olsaydı, lütuf/ihsan nazarıyla onu bir haletten bir halete çevirmez ve mutlu kılmazdı." Ben (İbn-i Hazim) şöyle dedim: "O halde bana Allah'ın mutsuz bir insanı haletlerden herhangi bir halette sevip sevmediğini haber ver. O şöyle buyurdu: "Eğer sevseydi… onu mutsuz olarak kendi başına terk etmezdi."
bak. el-Amel (1), 2949. Bölüm

2055. Bölüm
Önceki Rivayetlerin Tefsiri


9538. İmam Kazım (a.s), kendisine Peygamber'in (s.a.a) "Mutlu insan annesinin karnında mutludur ve bedbaht insan ise annesinin karnında bedbahttır" hadisini soran İbn-i Ebu Umeyr'e şöyle buyurmuştur: "Bedbaht olan insanı annesinin karnında olduğu andan itibaren bilir. Allah onun gelecekte bedbaht insanların işlerini yapacağını bilir. Mutlu olan kimseyi de Allah annesinin karnında mutlu insanların amellerini yapacağını bilir."

(İbn-i Umeyr) şöyle diyor: "Ben şöyle arz ettim: "O halde Allah Resulü'nün (s.a.a), "Amel ediniz ki herkes yaratıldığı şeye hazırlanır" sözünün anlamı nedir?" İmam şöyle buyurdu: "Aziz ve celil olan Allah cin ve insanları kendisine karşı günah işlesin diye değil, ibadet etsinler diye yarattı. Nitekim aziz ve celil olan Allah bu konuda şöyle buyurmuştur: "İnsanları ve cinleri bana ibadet etsinler diye yarattım" O halde herkesi yaratıldığı şey için hazırlamıştır. O halde körlüğü ve sapıklığı hidayete tercih eden kimseye eyvahlar olsun."

2056. Bölüm
Önceki Rivayetlerin Tefsiri


9539. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Tebarek ve Teala kulu mutsuzluktan mutluluğa nakleder, ama mutluluktan mutsuzluğa nakletmez."
9540. İmam Sadık (a.s), Hüseyin'in (a.s) makamını bilerek ziyaret eden kimse hakkında şöyle buyurmuştur: "Eğer bedbaht ise mutlu olarak yazılır ve sürekli olarak aziz ve celil olan Allah'ın rahmetinde yüzer."
9541. İmam Sadık (a.s), farz namazlarda Kafirun ve İhlas surelerini okuyan kimse hakkında şöyle buyurmuştur: "Eğer mutsuz ise adı mutsuzların defterinden silinir ve mutluların defterine yazılır."

9542. İmam Sadık (a.s), bir duayı zikrettikten sonra şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz mümin bir kul kalbi bir teveccüh ile aziz ve celil olan Allah'a bu duayı okursa Allah hacetini giderir ve eğer mutsuz bir kimsenin ise mutlu olmasını ümit ediyorum."

2057. Bölüm
Bedbahtlığın Nedenleri


9543. İmam Ali (a.s) Mısır'a vali tayin ettiğinde Malik Eşter'e yazdığı mektupta şöyle buyurmuştur: "Ona, Allah'tan korkmasını, itaatini tercih etmesini; herkesin sadece uyduğunda mutlu olduğu, inkar ve zayi ettiğinde ise mutsuz olduğu farzlarına ve sünnetlerine dair kitabında emrettiği şeyleri yerine getirmesini emreder."
9544. İmam Sadık (a.s), aziz ve celil olan Allah'ın, "Rabbimiz! Bizlere bedbahtlığımız galebe çalmıştır derler" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Onlar amelleri sebebiyle bedbaht olmuşlardır."

9545. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın taktir kalemi iman edip takva sahibi olan mutlu insanı ve iman etmeyip isyan eden mutsuz kimseyi yazmıştır."
9546. İmam Hüseyin (a.s), Arefe günü duasında şöyle buyurmuştur: "Allah'ım! Beni öyle bir kıl ki seni görüyormuşçasına senden korkayım, senden sakınmakla mutlu olayım ve beni sana isyan etmekle mutsuz kılma."

9547. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim çok hırslı/ihtiraslı olursa mutsuzluğu çok olur."
9548. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dünyaya bağlanmaktan sakın. Zira dünyaya bağlanmak mutsuzluk ve bela getirir. Ve böylece kalıcı olan şeyleri gidici olan şeylere satmana sebep olur."
9549. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hırs/ihtiras iki mutsuzluktan biridir."

9550. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bedbahtlığın sebebi dünya sevgisidir."
9551. İmam Ali (a.s), Adem'in yaratılışı hakkında şöyle buyurmuştur: "Nitekim münezzeh olan Allah-u Teala şöyle buyurdu: "Secde edin Adem'e. İblis dışındakiler secde ettiler." Gurur onu baştan çıkardı. Bedbahtlık ona galip oldu. Ateşten yaratılmış olmakla böbürlendi. Topraktan yaratılmayı küçümsedi."

9552. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ömrü ahirette aleyhinde bir hüccet ve delil olan gafile hasret (eyvahlar) olsun ki yaşam günleri onu bedbahtlığa sürmüş, götürmüştür."
9553. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kim İslam'dan başka din ararsa bedbahtlığı kesinleşir; kurtuluş bağları kopar, baş aşağı düşmesi şiddetli olur. Dönüş yeri upuzun bir hüzün ve şiddetli bir azaptır."

2058. Bölüm
İnsanların En Bedbahtı


9554. İmam Ali (a.s), insanların en bedbahtı kimdir? diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "İnsanların en bedbahtı dinini başkalarının dünyasına satan kimsedir."
9555. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanların en bedbahtı melikler/padişahlardır."
9556. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizin en mutsuz olanınız en hırslı olanınızdır."

9557. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanların en mutsuzu dünya fakirliği ve ahiret azabının kendisinde bir araya geldiği kimsedir."
9558. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların en mutsuzu nefsani isteklerinin kendisine galip geldiği kimsedir. Böylece ona dünyası hakim olur ve ahiretini bozar."

9559. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Taş kalplilik en büyük şekavettendir/mutsuzluktandır."
9560. Mesih (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların en bedbahtı ilmiyle meşhur olduğu halde ameliyle tanınmayan kimsedir."
9561. İmam Ali (a.s), Allah Resulü'nün (s.a.a), "Önceki insanların en mutsuzu kimdir?"

sorusuna "Deveyi boğazlayanlar" diye cevap verdi.. Peygamber, "doğrudur" dedi ve "Gelecekteki insanların en mutsuzu kimdir? diye sorunca da İmam Ali (a.s) şöyle cevap vermiştir: "Bilemiyorum, ey Allah'ın Resulü!" diye cevap verdi. Resulullah (s.a.a) Ali'nin (a.s) kafasının ortasına işaret ederek şöyle buyurdu: "Senin burana vuran kimsedir."

9562. İmam Ali (a.s), bir duasında şöyle buyurmuştur: "Ey Rabbim! Mülkünden ve kudretinden gördükleri, görmediği mülkün ve kudretinin yanında, gözünde ve kalbinde büyük tecelli etmeyen kimse ne de mutsuzdur! Ondan daha mutsuzu ise görülen ve görülmeyen mülkün ve kudretinden gördükleri, azametin ve celalin karşısında gözünde ve kalbinde küçük tecelli etmeyen kimsedir. Senden başka ilah yoktur. Şüphesiz sen münezzehsin ve ben zalimlerdenim."
bak. el-Hılke, 1062. Bölüm

2059. Bölüm
Bedbahtlığın Alametleri


9563. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Gözün kuruluğu, kalbin katılığı, rızık talebinde aşırı hırs ve günah hususunda ısrar bedbahtlığın alametlerindendir."
9564. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ey Ali! Dört haslet mutsuzluktandır: Gözün kuruluğu, kalbin katılığı, uzun emel ve hayatta kalma sevgisi."

9565. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Arkadaşı kandırmak mutsuzluğun alametindendir."
9566. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyilere kötülük etmek mutsuzluğun nişanelerindendir."
9567. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Birinin mutlu mu yoksa mutsuz olduğunu bilmek istiyorsan, kime iyilik ettiğine bak. Eğer ehline iyilik yaparsa bil ki o iyi bir insandır. Eğer ehli olmayana iyilik yaparsa bil ki onun için Allah nezdinde hayır ve iyilik yoktur."

9568. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ahireti ifsat etmek/bozmak mutsuzluktandır."
9569. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanın dinini dünyasını koruma aracı kılması mutsuzluktandır."
9570. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Niyetin bozukluğu bedbahtlıktan/mutsuzluktandır."
bak. 2051. Bölüm

273. Konu

eş-Şukr (1)
Şükür (Allah'a)



Bihar, 71/18, 61. bölüm, eş-Şükr
Kenz'ul Ummal, 3/253, 736. bölüm, eş-Şükr
Bihar, 86/194, 44. bölüm, Secdet'uş Şukr

bak.
518. konu, en-Ni'met

2060. Bölüm
Allah'a Şükretmeye Teşvik


Kur'an:
"Artık beni anın, ben de sizi anayım; bana şükredin, nankörlük etmeyin."
9571. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hamd olsun Allah'a ki eğer kullarına birbiri ardınca verdiği ihsanları ve sayısız nimetleri karşısında hamd etmeyi tanımayı kendilerinden alacak olsaydı, nimetlerinden istifade ederler, ama onu övmezlerdi. Rızkından faydalanır, ona şükretmezlerdi. Bu taktirde ise insanlık sınırından hayvanlık sınırına iner ve Allah'ın muhkem/sağlam kitabında zikrettiği kimseler gibi olurlardı: "Onlar hayvanlar gibidirler, hatta yol açısından daha da sapıktırlar."

9572. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şükür zenginliğin süsü ve sabır belanın ziynetidir."
9573. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şükretmek fitneden güvende olma nedenidir."
9574. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nimete şükretmek (Allah'ın) intikamından güvende olmaya sebep olur."
9575. İmam Sadık (a.s), "Allah nezdinde insanların en değerlisi kimdir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Kendisine bir nimet verilince şükreden ve bir belaya düçar olunca sabreden kimsedir."

2061. Bölüm
Nimet Sahibine Şükretmenin Farz Oluşu


9576. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer Allah kullarına isyanları karşısında azap bile vadetmeseydi, , yine de nimetlerine şükür olarak ona isyan edilmemesi farz olurdu."
9577. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer Allah isyan karşısında azap bile vadetmeseydi, , yine de nimetlerine şükür olarak ona isyan edilmemesi farz olurdu."

9578. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nimet sahibi karşısında en küçük görev, nimetiyle kendisine isyan edilmemesidir."
9579. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah için yapmanız gereken en az iş, nimetlerinden, O'na karşı günah işlemeye yardım dilememenizdir"
9580. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münezzeh olan Allah karşısında size farz olan ilk şey nimetlerine şükretmek ve hoşnutluğuna erişmeye çalışmaktır."

9581. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her bir nefesin için bir şükür, hatta bin ve binden daha fazla şükür farzdır."
9582. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın tüm kulları üzerinde bir hücceti vardır; işlediği günahta olsun veya şükrünü eda etmede kusur ettiği nimette olsun."
9583. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir grup Allah'a şükürle ibadet etmektedir. Bu özgür insanların ibadetidir."
bak. el-Haram, 801. Bölüm; ez-Zenb, 1361. Bölüm; en-Ni'met, 3908. Bölüm

2062. Bölüm
Şükreden Kimse Gerçekte Kendisi İçin Şükretmektedir


Kur'an:
"Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; fakat nankörlük eden bilsin ki Rabbim müstağnidir, kerem sahibidir." dedi."
"And olsun ki, Lokman'a, Allah'a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden ise, bilsin ki, Allah her şeyden müstağnidir, övülmeğe layık olandır."

"Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz."
9584. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz sen insanlardan birine yaptığın ikram ile, kendi haysiyetine değer vermiş olursun. O halde kendi nefsine yaptığın iyilik sebebiyle başkasından teşekkür bekleme."
bak. el-Cihad (3), 595. Bölüm; el-İhsan, 870. Bölüm

2063. Bölüm
Şükreden Kimse


Kur'an:
"Ey Mûsa! Verdiklerimle ve seninle konuşmamla seni insanlar arasından seçtim; sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol" dedi."
"Rabbinin nimetlerine şükrederdi; Rabbi de onu seçti ve doğru yola eriştirdi."
"Hayır; yalnız Allah'a kulluk et ve şükredenlerden ol."

9585. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şükreden tokun, da Allah için oruç tutan oruçlunun açlığına benzer bir mükafatı vardır. Şükreden sıhhatlinin de, sabreden hasta gibi mükafatı vardır. Şükreden bağışlayıcının mükafatı da kanaatkar mahrumun sevabı gibidir."

9586. İmam Askeri (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nimetin değerini sadece şükreden kimse bilir. Nimetin şükrünü ise sadece nimetin değerini bilen kimse yerine getirir."
9587. İmam Hadi (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şükreden kimse için şükretmenin mutluluğu, şükre sebep olan nimetin mutluluğundan daha çoktur. Zira nimet bir metadır, ama şükür nimetler ve akıbettir. (İyi sona sahiptir. )"

2064. Bölüm
Şükretmeyenlerin Çokluğu


Kur'an:
"Size, geceyi dinlenesiniz diye karanlık ve gündüzü aydınlık olarak yaratan Allah'tır. Doğrusu Allah insanlara karşı lütufkardır, ama insanların çoğu şükretmezler."

"Allah'a karşı yalan uyduranlar kıyamet gününü ne zannederler? Doğrusu Allah'ın insanlara olan nimeti boldur, fakat çoğu şükretmezler."
"Sonra önlerinden, akalarından, sağ ve sollarından onlara sokulacağım; çoğunu sana şükreder bulamayacaksın."

2065. Bölüm
Şükreden Kimselerin Azlığı


Kur'an:
"Süleyman için, o ne dilerse, mabetler, heykeller, büyük havuzlara benzer çanaklar ve taşınması güç kazanlar yaparlardı. Ey Davud ailesi!Şükredin! Kullarımdan şükredenler pek azdır."
"Sizi yeryüzünde yerleştirdik ve orada size geçimlikler yarattık. Öyleyken pek az şükrediyorsunuz."

9588. Misbah'uş Şeria'da İmam Sadık'ın (a.s) şöyle buyurduğunu nakledilmektedir: "Eğer Allah nezdinde, halis kulların kendisine ibadet ettikleri bir ibadet, her haliyle Allah'a şükretmekten daha iyi bir ibadet olsaydı, şüphesiz o kelimeyi bütün yaratıkları hakkında kullanırdı. Ama ondan daha iyi bir ibadet olmadığı için ibadetler arasında onu özgü kıldı. Sahiplerini seçti ve şöyle buyurdu: "Kullarımdan çok azı şükredicidir."

9589. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizlere Allah'tan sakınmanızı tavsiye ederim...Takvayı kabullenmiş ve onu gereği gibi yüklenmiş kimseler ne kadar da azdır! İşte bunlar sayıca azdırlar ve Allah'ın şöyle buyurarak (azlıkla) vasıflandırdığı kimselerdir: "Kullarımdan çok azı şükredicidir."
bak. el-İman, 295. Bölüm