Mizan'ul Hikmet 6.Cilt
 


1926.Bölüm Efendiliğe Engel Olan Şey


8990. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "En küçük günahı cezalandıran kimse, efendiliğe göz dikmemelidir. Tecrübesi az ve kendi başına hareket eden kimse riyasete ihtiras duymamalıdır."
8991. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hiçbir sefih (beyinsiz) efendiliğe erişemez."

8992. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Affedici olmayan kimse efendiliğin kemaline erişemez."
8993. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kardeşlerini başkalarına muhtaç kılan kimse efendi değildir."
8994. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sefil (aşağılık) insanlarla çekişmek efendiliği lekeler."

251. Konu es-Siyaset Siyaset

Şerh-i Nehc'ul Belağa-i İbn-i Ebi'l-Hadid, 10/212, Siyaset-u Ali ve ceriha ale's-Siyaset'ur-Resul

bak.
165. konu, ed-Devlet; el-İmamet (1); 147. bölüm; er-Riyaset, 1396-1397. bölümler; er-Re'y (1), 1433. bölüm; es Seyyid; 1925, 1926. bölümler

1927. Bölüm
Siyaset


8995. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hükümet siyasettir."
8996. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yöneticilerin afeti siyasetteki acizliktir."
8997. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hayatın iyileşmesi tedbir iledir."

İbn-i Ebi'l-Hadid, Müminlerin Emiri'nin (a.s), "Allah'a and olsun ki Muaviye benden daha akıllı ve zeki değildir, o hilekar, vefasız ve facir/kötü bir kimsedir" sözünün şerhinde şöyle yazmaktadır: "Müminlerin Emiri'nin (a.s) makamını hakkıyla tanımayan bir grup Hz. Ali'nin (a.s) Ömer'den daha bilgili olduğunu ama Ömer'in siyaseti daha iyi bildiğini zannediyordu.

Şeyh'ur-Reis Ebu Ali b. Sina Şifa adlı kitabının hikmet bölümünde bu konuyu açıkça dile getirmiştir. Üstadım Ebu'l-Hüseyn de bu görüşe eğilimli idi ve el-Gurer kitabında bunu söz konusu etmiştir. Daha sonra Ali'nin (a.s) düşman ve muhalifleri Muaviye'nin Müminlerin Emiri'nden (a.s) daha siyasetçi ve tedbirci olduğunu zannetmişlerdir.

Bil ki siyasetçi bir insan fikir ve amelleri dinle uyuşsun veya uyuşmasın, kendi görüş ve düşüncesiyle amel ettiği, kendi hükümetinin lehine olan ve kudret temellerini sağlamlaştıran şeyler üzere hareket ettiği taktirde gerçek siyaseti uygulamış olur. Eğer siyaset ve müdüriyette bu metot esasınca amel etmezse işleri çok zor düzelir,

durum ve hallere hakimiyeti çok zor güçleşir. Müminlerin Emiri (a.s) şeriata bağlı biriydi. Kendisini şeriata uymak zorunda görüyor ve din ve şeriatla uyuşmayan, ama siyasette kullanılan her türlü siyasi ve savaşla ilgili her türlü plan ve projeyi terk ediyordu."

1928. Bölüm
Siyasetin Güzelliği


8998. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Siyasetin güzelliği riyasetin kalıcılığına sebep olur."
8999. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Siyasetin güzelliği halkın kıvamına sebep olur."
9000. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Riyasetin değeri, siyasetin güzelliği iledir."
9001. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kimin siyaseti güzel olursa riyaseti de sürekli olur."

9002. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim riyasete ulaşırsa, siyasetin sıkıntısına sabretmelidir."
9003. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim siyasetten aciz olursa riyasete layık olmaz."
9004. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim insanların geçimini üstlenmezse kudretini (başkasına) intikale hazırlar."
9005. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Güzel tedbir ve savurganlıktan kaçınmak siyasetin güzelliğindendir."
9006. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Akıllılığın en iyi delili güzel tedbirdir."

1929. Bölüm
Kötü Tedbir


9007. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kötü tedbir yıkıntıya sebep olur."
9008. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkimin tedbiri kötü olursa yıkımı acil olur."
9009. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kimin tedbiri kötü olursa helak oluşu tedbirinde olur."
9010. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim tedbirini ertelerse yıkımını öne salar."

9011. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kötü tedbir fakirliğin anahtarıdır."
9012. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Güzel tedbir az malı çoğaltır, kötü tedbir ise çok malı yok eder."

1930. Bölüm
İki Siyasetin En Üstünü


9013. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Adalet iki siyasetin en üstün olanıdır."
9014. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Siyasetin cemali yöneticilikte, adalet ve kudret zamanında affetmektir."
9015. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "En hayırlı siyaset adalettir."
9016. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Siyasetin ölçüsü adalettir."

9017. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Adaletli siyaset üç şeyledir: Uzak görüşlülükle birlikte yumuşaklık, adalet ile birlikte (haklar hususunda) sıkı tutmak ve ılımlılıkla birlikte bağışta bulunmak."
9018. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zulüm ne de kötü bir siyasettir."
bak. el-Adl, 2543. Bölüm

1931. Bölüm
Siyasetin Başı


9019. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Siyasetin başı yumuşak davranmaktır."
9020. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yumuşaklık ne güzel bir siyasettir."
9021. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim elinin altındakilere yumuşak davranmazsa kendi ihtiyacına erişemez."
9022. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yumuşaklık muhalefetin sivri ucunu köreltir."

9023. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hükümete erişince (insanlara) yumuşak davranın."
bak. 192. Konu, er-Rifk


1932.Bölüm Siyasetin Süsü


9024. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Tahammül etmek siyasetin süsüdür."
9025. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların yükünü yüklenmeyen kimse kudretini (başkasına) intikale hazırlar."

1933. Bölüm
Nefsi İdare Etmek


9026. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "En üstün siyaset nefsi idare etmektir. En şerafetli riyaset ise ilim riyasetidir."
9027. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim nefsini güzel idare ederse siyasetle (insanları) yönetmeye erişir."
9028. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nefislerinizi günahlardan sakınmayla yönetin ve hastalıklarınızı sadakayla tedavi edin."

9029. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hükümdar insan ordusunu yönetmeden önce kendi nefsini idare etmelidir."
9030. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "En akıllı padişah, kendisini, halkın kendi üzerindeki hüccet ve delillerini ortadan kaldıracak şekilde yöneten ve halkı da kendilerine hüccetini sabit kılacak şekilde idare eden kimsedir"
9031. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dinin siyaseti güzel takva ve yakin sahibi olmaktır."
bak. el-Adet, 3000. Bölüm

252. Konu et-Tesvif Ertelemek


bak.
Et-Tevbe, 464. bölüm; el-Umr, 2925. bölüm

1934. Bölüm
İşi Ertelemekten Sakınmak


9032. İmam Ali (a.s), bazı ashabına yazdığı mektupta şöyle buyurmuştur: "Ömründen geriye kalanı iyi değerlendir ve "yarın ve ertesi gün" deme. Zira senden öncekiler de arzularına güvenmek ve işlerini sürekli ertelemekle helak oldular. Zira bunlar gaflet içindeyken Allah'ın emri (ölüm) aniden gelip çattı."

9033. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ey Ebuzer! Arzuların sebebiyle bugünkü işini yarına ertelemekten sakın. Zira sen bugün yaşıyorsun, yarın değil! Zira eğer yarının olursa yarın da bugün olduğun gibi ol. Eğer senin için yarın yoksa bugünkü işini ihmal ettiğin için pişman olmazsın."

9034. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "…Kul Allah'tan çekindi...Zira ölüm kuldan gizlidir. Ayrıca arzuları onu aldatır. Şeytan onunla birliktedir. Üstüne binip sürmek için günahları süsler, güzel gösterir. Onu tövbe için ümitlendirir ki tövbesini ertelesin. Derken, ölümden gafil bir haldeyken eceli gelir çatar."

9035. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkimin süresi dolarsa süre taleb eder ve her kime süre verilirse bugünkü işini yapmayı yarına erteler."
9036. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Tövbesini ertelemek aldanmaktır, işlerini sürekli ertelemek ise şaşkınlıktır."
9037. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bugünkü işini yarına ertelemekten sakın. Zira bu iş insanların boğulup yok olduğu bir deryadır."

9038. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s), bir duasında şöyle buyurmuştur: "Bana kendime ağlamam hususunda yardım et. Zira sürekli işlerimi erteleyerek arzu ve ümitlerle ömrümü tükettim ve hayır ve kurtuluşlarını ümit etmeyen kimselerin durumuna düştüm."
9039. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Tövbesini erteleyen kimsenin dini yoktur."

9040. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cahiliniz günahını arttırır. Aliminiz ise bugünkü işini yarına erteler."
9041. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Amelsiz ahiretten ümidi olan ve uzun arzularla tövbeyi geciktiren kimseden olma...Bir şehvet kendisine yönelirse, günahı öne geçirir, tövbeyi erteler."

253. Konu es-Suk Pazar


bak.
Ez-Zikr, 1341. bölüm

1935. Bölüm
Pazarı Kınamak


9042. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yeryüzünün en kötü yeri pazarlardır. Pazar İblis'in meydanıdır. İblis sabahın ilk vakitleri bayrağını oraya diker, kürsüsünü koyar ve çocuklarını her tarafa dağıtır. Böylece ölçüp tartarken eksik ölçen, ölçüde hırsızlık eden veya malını satmak için yalan söyleyen kimseler arasında dönüp dolaşır. İblis evlatlarına şöyle der: "Babası ölmüş kimseyi kandırmaya çalışın. Oysa sizin babanız henüz diridir." Böylece İblis pazara ilk giren kimseyle girer ve en son dönen kimseyle döner."

9043. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Pazarda oturma yerleri şeytanın hazır olduğu yerlerdir."
9044. İmam Ali (a.s), valisi Haris Hemdani'ye şöyle buyurmuştur: "Pazarların oturma yerlerinden sakın. Şüphesiz oralar şeytanın hazır olduğu ve fitnelerin ortaya çıktığı yerlerdir."

9045. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Pazar gaflet ve unutkanlık yurdudur. Her kim pazarda bir tesbih söylerse Allah ona milyonlarca sevap yazar."

1936. Bölüm
İmam Ali'nin Esnafa Öğüdü


9046. Hasan b. Ebi'l-Hasan Basri şöyle diyor: "Müminlerin Emiri Ali b. Ebi Talib (a.s) Basra'ya geldi. Ben abdest almak üzereyken yanımdan geçerken şöyle buyurdu: "Ey genç! Abdestini güzel al ki Allah da sana güzellikte bulunsun…" Ardından yola düştü ve Basra pazarına girdi. Orada alışverişle meşgul olan kimselere baktı. Şiddetle ağladı ve şöyle buyurdu: "Ey dünyanın kulları ve dünya ehlinin işçileri! Günü yemin içmekle geçiriyor, geceyi ise yataklarınızda uyumakla geçiriyorsunuz. Bu arada ahiretten gafilsiniz. O halde ne zaman ahiret için azık toplayacak ve ahiret işlerini düşüneceksiniz."

Bir şahıs kalkıp şöyle dedi: "Ey Müminlerin Emiri! Geçimimizi temin etmek için çalışmak zorundayız. Aksi taktirde ne yapalım?" Müminlerin Emiri şöyle buyurdu: "Helal yoldan kazanmak ahiret işine engel değildir. Ama eğer, "stoklamaktan başka çaremiz yok" dersen özrün kabul edilmez." O şahıs ağlar bir halde geri döndü.

Müminlerin Emiri (a.s) şöyle buyurdu: "Geri dön de senin için daha fazla açıklamada bulunayım." O şahıs geri döndü ve İmam şöyle buyurdu: "Ey Allah'ın kulu! Bil ki herkim dünyada ahireti için çalışırsa, şüphesiz ahirette sevabını kamil bir şekilde elde eder. Herkim de dünyada dünya için çalışırsa ahiretteki mükafatı cehennem ateşidir." Müminlerin Emiri (a.s) daha sonra Allah-u Teala'nın şu ayetini tilavet buyurdu: "Her kim de tuğyan edip dünya hayatını seçerse şüphesiz ki onun yeri cehennemdir."

9047. Ebu Said şöyle diyor: "Ali (a.s) pazara gidiyor ve şöyle buyuruyordu: "Ey pazar ehli! Allah'tan korkun ve yemin içmekten sakının zira yemin içmek eşyayı sattırsa bile bereketini yok eder. Şüphesiz tüccar kimse alışverişinde hakka riayet edeni dışında facirdir. Selam olsun sizlere! Daha sonra gidiyor ve birkaç gün sonra yeniden gelerek aynı sözleri tekrar ediyordu. İmam ne zaman pazara girse pazar ehli, "Karnı büyük kimse geldi" diyorlardı o ise şöyle buyuruyordu: "Altı yemek üstü ise ilimdir."

9048. İmam Ali (a.s), pazarları gezip tüccarlara öğüt vererek şöyle buyuruyordu: "Ey tüccar topluluğu! Her şeyden önce Allah'tan hayır ve bereket talep edin. Bereketini (alışverişte) kolaya almakta arayın ve (güzel ahlakla) müşterilerinize yaklaşın, kendinizi hilim/yumuşak huy ile süsleyin. Yemin içmekten sakının, yalandan uzak durun, zulmetmekten korkun, mazlumlara karşı insaflı olun, faize yaklaşmayın, ölçü ve tartıyı tam yapın, insanların malını eksik vermeyin ve yeryüzünde fesat çıkarıcılar olmayın."

254. Konu

es-Sivak
Dişleri Fırçalamak


Bihar, 76/126, 18. bölüm; es Sivak ve'l Hess-u Aleyh
Bihar, 80/332, 6. bölüm, es Sünen-i Vuzu
Vesail'uş Şia, 1/346, Ebvab'us Sivak
Kenz'ul Ummal, 1/602, fi Adab'ut-Tilavet

1937. Bölüm
Dişleri Fırçalamaya Teşvik


9049. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Eğer ümmetime zor gelmeseydi onlara her namazda dişlerini fırçalamalarını emrederdim."
9050. Resulullah (s.a.a) Ali'ye (a.s) yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "Her abdest aldığında dişini fırçala."
9051. Resulullah (s.a.a) hakeza Ali'ye (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her zaman dişini fırçala, az yapmamaya güç yetirebiliyorsan öyle yap. Zira dişini fırçalayarak kıldığın her namaz dişini fırçalamadan kıldığın kırk günlük namazdan daha üstündür."

9052. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Abdest imanın bir parçası, dişini fırçalamak ise abdestin bir parçasıdır."
9053. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dişleri fırçalamak peygamberlerin ahlakındandır."

9054. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer insanlar dişleri fırçalamanın faydasını bilecek olsalardı gece yatarken fırçalarını kendileriyle yatağa götürürlerdi."
9055. İmam Sadık (a.s) kendisine, "Acaba bu yaratıkların tümü insanlardan mıdır?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Dişini fırçalamayanlar onlardan değildir."

9056. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dişlerinizi fırçalayarak ağızlarınızın güzel kokmasını sağlayın zira ağızlarınız Kur'an'ın geçiş yerleridir."
9057. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ağızlarınızı temiz kılın; zira ağızlarınız Kur'an'ın geçiş yerleridir."

1938. Bölüm
Cebraillin Diş Fırçalamaya Teşvik Etmesi


9058. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Cebrail sürekli olarak bana dişlerimi fırçalamayı tavsiye ediyordu. Öyle ki artık dişlerimin kökünden çıkıp aşınmasından korktum."
9059. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Cebrail sürekli olarak bana dişlerimi fırçalamayı tavsiye ediyordu. Öyle ki çok yakında bu işin farz olacağını zannettim."
9060. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Cebrail sürekli olarak bana dişlerimi fırçalamayı tavsiye etti. Öyle ki dişlerim hakkında endişeye kapıldım."

9061. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dostum Cebrail (a.s) yanıma her geldiğinde dişlerimi fırçalamayı tavsiye ediyordu. Öyle ki artık ön dişlerimin aşınmasından korktum.

1939. Bölüm
Diş Fırçalamanın Faydaları


9062. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Diş fırçalamak gözü nurlandırır."
9063. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Diş fırçalamak göz suyu akıntısını önler ve gözü nurlandırır."
9064. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Diş fırçalamak gözün nurunu artırır, saçları sıklaştırır ve göz akıntısını yok eder."

9065. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Diş fırçalamanın on iki özelliği vardır: Sünnettendir, ağzı temiz tutar, gözün nurunu arttırır, Rahman olan Allah'ı hoşnut eder, dişleri beyazlatır. çürümüşlüğünü yok eder, diş etlerini sağlamlaştırır, iştahı çoğaltır, balgamı yok eder, hafızayı güçlendirir, iyilikleri ikiye kartlar ve melekleri sevindirir."

9066. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim iki çubuğu (fırçayı) kullanırsa iki pensenin azabından güvende olur."
9067. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dişleri fırçalamak insanın fesahatini çoğaltır."

9068. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dişinizi fırçalayın zira bu iş göğüslerin vesvesesini ortadan kaldırır."

1940. Bölüm
Diş Fırçalamanın Adabı

9069. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dişlerinizi diklemesine olarak fırçalayın; genişliğine değil."
9070. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Gün aşırı sürme sürün ve dişlerinizi diklemesine/uzunlamasına fırçalayın."
9071. Resulullah (s.a.a) dişlerini uzunluğuna (diklemesine) fırçalıyordu ve her gece üç defa dişini fırçalıyordu.

Bir defa uykudan önce, bir defa ibadet için kalktığında ve bir defa da sabah namazı için evinden çıkarken. Peygamber Cebrail'in emriyle erak ağacından bir dalla dişini fırçalardı."


1941.Bölüm Seher Vakti Dişini Fırçalamanın Müstahap Oluşu

9072. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gece ibadet için kalktığında dişini fırçala, zira melek gelir ağzını ağzına dayar ve söylediğin her kelimeyi ve ifade ettiğin her sözü göklere çıkarır. O halde ağzın güzel kokmalıdır."

9073. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Seher vakti abdest almadan önce dişini fırçalamak sünnettendir."
9074. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Resulullah (s.a.a) yatsı namazını kıldıktan sonra abdest kabını ve fırçasını başının yanına koymalarını emrediyordu...başka bir rivayette ise şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) uykudan her uyandığında dişini fırçalardı."

Şin Harfi Konular:

" eş-Şebab (Gençlik)
" eş-Şubhe (Şüphe)
" et-Teşebbuh (Benzemek)
" eş-Şecer (Ağaç)
" eş-Şecaat (Cesaret)
" eş-Şuh (Cimrilik)
" eş-Şer (Kötülük-Şer)
" eş-Şeriat (Şeriat)
" eş-Şeref (Şeref)
" eş-Şirk (Şirk)
" eş-Şirket (Ortaklık-Şirket)
" eş-Şereh (Aç Gözlülük)
" eş-Şeytan (Şeytan)
" eş-Şi'r (Şiir)
" eş-Şiar (Şiar-Slogan)
" eş-Şefaat (1) (Şefaat)
" eş-Şefaat (2) (Şefaat)
" eş-Şekavet(Mutsuzluk-Şekavet)
" eş-Şukr (1) (Şükür)
" eş-Şukr (2) (Şükür)
" eş-Şukr (3) (Şükür)
" eş-Şek (Şek)
" eş-Şekva (Şikayet)
" eş-Şehadet (1) (Tanıklık/Şehadet)
" eş-Şehadet (1) (Tanıklık/Şehadet)
" eş-Şuhret (Şöhret-Şan)
" eş-Şura (Şura)
" el-Meşiyyet (Meşiyyet)
" eş-Şeyb (Yaşlanmak)
" eş-Şia (Şia)

255. Konu

eş-Şebab
Gençlik


bak.
294. konu, es Siğer; ez-Zevac, 1633. bölüm

1942. Bölüm
Gençlik


9075. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Gençlik deliliğin bir şubesidir."
9076. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gencin cahilliği bağışlanır, ilmi ise çok azdır."
9077. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İki şey kaybedilmedikçe değeri tanınmaz: gençlik ve sıhhat/afiyet."
9078. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Gençlerinizin en hayırlısı yaşlılarınıza benzemeye çalışanlarıdır. Orta yaşlılarınızın en kötüsü ise gençlerinize benzemeye çalışanlarıdır."

9079. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Varaka b. Nevfel, Hatice Bint-i Hüveylid'in yanına gittiğinde ona şöyle tavsiye ediyordu: Bil ki iyi huylu bir genç hayrın anahtarı ve şerrin kilididir. Kötü huylu genç ise hayrın kilidi ve kötülüğün anahtarıdır."
9080. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah size rahmet eylesin! Biliniz ki sizler, gerçekler doğrultusunda hakça konuşulanların az olduğu bir zamanda yaşıyorsunuz...Gençleri kötü ahlaklı, yaşlıları günahkar, alimleri münafıktır."

1943. Bölüm
Gençleri Terbiye Etmek


9081. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz gencin kalbi boş bir arazi gibidir. Oraya ne atarsan kabul eder."
9082. İmam Sadık (a.s) Ahvel'e şöyle buyurmuştur: "Basra'ya gittin mi?" O,

"Evet" deyince İmam (a.s) şöyle buyurdu: "İnsanların bu işe (velayet ve imametimize) iştiyakını ve kabul edişini nasıl gördün?" O, "Allah'a and olsun ki (iştiyak duyup kabul edenler) bir takım işler yapmışlarsa da bu çok azdır" dedi. İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Gençlerden ayrılma zira bu sınıf her türlü iyiliğe daha büyük bir hızla yönelirler."
bak. el-İmame (3), 214. Bölüm

1944. Bölüm
Gençlikte İlim Öğrenmek


9083. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim gençliğinde ilim öğrenirse ilmi taşa kazınmış bir resim gibidir. Her kim de yaşlılığında ilim öğrenirse işi suyun üzerine yazılmış yazı gibidir."

9084. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gençlik çağlarında ilim öğrenmek taşa kazınmış bir resim gibidir."
9085. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim gençlik yaşlarında ilim öğrenmez ve yaşlılığında ilim peşinden gider de (ilim öğrenirken) ölürse şehit olarak ölmüştür."

9086. Hz. Eyyub (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah küçük ve büyüğün kalbine hikmet tohumunu serper. Dolayısıyla Allah her kimi çocuklukta hikmet sahibi kılarsa yaşının küçük oluşu hikmet sahiplerinin nezdindeki makamını küçültmez. Çünkü onun varlığında ilahi hikmet nurunu açıkça görürler."
bak. el-Emsal, 3631. Bölüm

1945. Bölüm
Genç ve İlim Tahsilini Terk etmek


9087. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şialarımızdan olan gençlerden birini dini ilimleri derinlemesine öğrenmediğini görsem ona kılıçla bir darbe vururum."
9088. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer Şiamız olan bir genci yanıma getirirler de dini ilimleri hakkıyla öğrenmediğini görürsem onu tembih ederim"

9089. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gençlerinizi iki hal dışında bir hal üzere görmeyi sevmem: Ya alim veya öğrenci! Zira eğer böyle olmazsa ihmal etmiş olur ve ihmal ettiği taktirde zayi olur ve zayi olduğu taktirde ise günahkar olur. Günahkar olduğu taktirde ise Muhammedi hak üzere gönderene yemin olsun ki ateşte yer alır."

1946. Bölüm
Abid Gencin Değeri


9090. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala tövbe eden genci sever."
9091. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala nezdinde tövbe eden gençten daha sevimli şey yoktur. Ve Allah-u Teala nezdinde günahlarda kalıcı olan yaşlıdan daha nefret edilir bir şey yoktur."

9092. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala ibadet ehli olan bir gencin varlığı sebebiyle meleklere karşı övünür ve şöyle buyurur: "Bu kuluma bakınız! Benim için şehvetinden el çekmiştir."

9093. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Gençliğinde kulluk yolunu tutturan abid gencin yaşlılıkta ibadete yönelen yaşlıdan üstünlüğü Allah'ın elçilerinin diğer insanlara üstünlüğü gibidir."
9094. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın gölgesinden başka hiç bir gölgesi olmadığı gün yedi kişi Allah'ın gölgesinde yer alır: Adil imam, aziz ve celil olan Allah'a ibadet ve kullukla gelişip büyüyen genç…"

1947. Bölüm
Gençliğini Allah'a İtaatle Geçiren Kimsenin değeri


9095. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dünyayı ve dünyanın boş lezzetlerini Allah için terk eden ve gençliğini Allah'a itaat yolunda geçiren bir gence Allah yetmiş iki sıddıkın sevabını bağışlar."

9096. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah nezdinde yaratıkların en sevimlisi gençliğini ve güzelliğini Allah için ve Allah'a itaat yolunda geçiren güzel yüzlü gençtir. Rahman olan Allah böyle bir gencin varlığıyla meleklere karşı övünür ve şöyle buyurur: "Bu benim gerçek kulumdur."

9097. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Gençliğini Alla-u Teala yolunda ibadetle geçiren genci Allah sever."
9098. İbrahim (a.s) sakalında beyaz kıl görünce şöyle buyurdu: "Beni ömrümün bu aşmasına ulaştıran Alemlerin Rabbi olan Allah'a hamd olsun. Göz açıp kapatıncaya kadar bile ona asla isyan etmedim."

1948. Bölüm
Gencin Anlamı


9099. İmam Sadık (a.s) Süleyman b. Cafer Mehdi'ye şöyle buyurmuştur: "Ey Süleyman! "Feta" Genç kimdir?" O, "Biz gence "feta" diyoruz, deyince İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: "Ashab-ı Kehf'in tümünün orta yaşlı olduğunu bilmiyor musun? Buna rağmen Allah imanları sebebiyle onları "fitye" (gençler) olarak adlandırmıştır. Ey Süleyman! Her kim Allah'a iman eder ve takva sahibi olursa "feta" dır (gençtir, yiğittir. )"

9100. İmam Sadık (a.s) bir adama şöyle buyurmuştur: "Siz kime "feta" diyorsunuz?" O, gence "feta" diyoruz" deyinde İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: "Hayır "feta mümindir. Ashabı Kehf'in tümü yaşlı olmasına rağmen aziz ve celil olan Allah sahip oldukları iman sebebiyle onları "fitye" (Gençler/yiğitler) diye adlandırmıştır."

256. Konu

eş-Şubhe
Şüphe


Bihar, 2/258, 31. bölüm; et-Tevekkuf inde'eş Şubehat ve'l İhtiyat fi'd Din
Bihar, 70/296, 57. bölüm, el-Ver' ve'l İctinab'uş Şubehat

bak.
130. konu, el-İhtiyat; 3222. bölüm, el-Kur'an; el-Kaza (1), 3353. bölüm

1949. Bölüm
Şüphe


9101. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphe hakka benzediği için "şüphe" olarak adlandırılmıştır. Allah dostlarının şüphelerdeki aydınlığı, yakinleridir. Yolları hidayet-kurtuluş yönünedir. Ama Allah'ın düşmanlarını şüphelerde, davetleri sapıklık, kılavuzları da körlüktür."

9102. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüpheden sakının; zira ki şüphe fitne ve saptırmak için ortaya konmuştur."
9103. İmam Ali (a.s) Muaviye'ye yazdığı mektubunda şöyle buyuruyor: "Şüpheden ve şüpheye bürünmekten sakın! Nicedir bu fırsatı kollayan fitne, hakikati batılla gizlemek için perdelerini salmış, karanlığıyla gözleri örtmüştür."

9104. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın, yarattıklarından en fazla buğzettiği sevmediği iki kişidir. Birincisi Allah'ın (günahları sebebiyle) kendi başına bıraktığı kimsedir...İkincisi, bilgisizlikleri kendinde toplayan ve bilgisizler arasında kendine bir yer edinmiş kimsedir...O şüpheleri örtmede ağını ören örümcek gibidir. Doğru mu yanlış mı hüküm verdiğini bilmez."

9105. İmam Ali (a.s) "Ammar b. Yasir'in Muğire b. Şube'ye cevap verdiğini duyunca ona hitaben şöyle buyurdu: "Ey Ammar! Onu (Muğire b. Şube'yi) bırak! O dinden sadece kendini dünyaya yaklaştıran şeyleri almıştır; şüpheleri hatalarına mazeret yapmak için kasıtlı olarak (gerçekleri batıl ile) karıştırmıştır."

9106. İmam Ali (a.s) Muaviye'ye yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "İnsanların bir çoğunu azgınlığınla aldatıp helak ettin, daldığın fitne denizinin dalgalarına attın. Böylece zulüm karanlıklarına, şüphenin azgın dalgalarına daldılar."
9107. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şahadet ederim ki Muhammed O'nun kulu ve elçisidir.

Onu meşhur bir din, aktarılmış bir ilim, yazılmış bir kitap, parıldayan bir nur, ışıldayan bir ışık ve insanlar arasında hükmeden bir emirle şüpheleri gidermek, apaçık delillerle delillendirmek, mucizeleriyle sakındırmak için gönderdi."
bak. el-İlm, 2867. Bölüm


1950.Bölüm Fitneler Ortaya Çıktığında Durmanın Farz Oluşu


9108. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphe ortaya çıktığında durmak helak oluşa dalmaktan daha iyidir. Bir rivayeti, bir hadisi rivayet etmemen, anlamadan bir hadisi rivayet etmenden daha iyidir."
9109. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sapmaktan korktuğun yoldan sakın. Zira sapıklığın şaşkınlığından sakınmak korku ve dehşetle karşı karşıya kalmaktan daha iyidir."

9110. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şaşkınlık anında durmak başarıdandır."
9111. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüpheler karşısında durmak gibi bir günahlardan sakınma yoktur."
9112. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların en çok günahlardan sakınanı şüphe anında duran kimsedir."
9113. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Uzak görüşlülüğün kökü şüphe makamında durmaktır."

9114. İmam Ali (a.s) oğlu Hasan (a.s) yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "Ey Hasan! Allah Resulünün (s.a.a) bana yaptığı tavsiyeleri sana tavsiye ediyorum ve bu tavsiye sana yeter: Şüpheler karşısında susmak..."

9115. İmam Bakır (a.s) kendisine, "Allah'ın kulları üzerindeki hakkını soran Zurare'ye şöyle buyurmuştur: Allah'ın kulları üzerindeki hakkı bildiklerini söylemeleri ve bilmedikleri hususlarda durmalarıdır."
9116. İmam Cevad (a.s) şöyle buyurmuştur: "Apaçık yolu en fazla kat eden alim, şüpheler karşısında kendisini koruyan kimsedir."
9117. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) bir duasında şöyle buyurmuştur: "Allah'ım! İşler üzerime karmaşık ve zor olduğunda onların en doğrusunu, ve işler birbirine karıştığında onların en temizini, inanç ve yollar birbiriyle çeliştiğinde en beğenileni bulmak hususunda bana başarı ver."

9118. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) hakeza bir duasında şöyle buyurmuştur: "Allah'ım! İbadetle birlikte olan sıhhati, zühtle birlikte olan afiyeti, ameller birlikte olan ilmi, itidalle birlikte olan günahlardan sakınmayı bana nasip et."
9119. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Önündeki bela ve olaylardan ibret alan kimseyi şüpheli şeylere düşmekten takva alıkoyar."
bak. el-Kufr, 3493. Bölüm

1951. Bölüm
Şüpheleri Terk etmenin Farz Oluşu


9120. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir apaçık helal vardır (ve bir de apaçık haram) ve bu ikisinin arasında şüpheler vardır. O halde her kim kendisine şüpheli olan şeyleri terk ederse şüphesiz kendisine apaçık haram olan şeyleri daha fazla terk eder."
9121. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Seni şüpheye düşüren şeyleri terk et ve seni şüpheye düşürmeyen şeyleri al. Zira aziz ve celil olan Allah için terk ettiğin bir şeyin yokluğunu hissetmezsin"

9122. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Seni şüphelere düşüren şeyi terk et ve seni şüphelere düşürmeyen şeylerle amel et. Zira yasak bölgenin etrafında otlanan kimse yasak bölgeye girmek üzeredir."
9123. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphelere düşmekten ve şehvetlere ihtiras duymaktan sakın. Şüphesiz bunlar seni harama düşürür ve bir çok günahlara bindirir"

9124. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İşler üç çeşittir: Bir işin doğruluğu sana açıktır. Onun peşice git. Bir işin sapıklığı ve yanlışlığı sana bellidir. Ondan uzaklaş. Bir iş ise senin için belirsizdir;

o işi de bilenine götür."
9125. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İşler üç çeşittir: Bir işin doğruluğu sana açıktır; o halde onun peşice gir. Bir işin dalalet ve yanlışlığı sana aşikardır; o halde ondan uzaklaş. Bir işte de ihtilaf vardır; onu ise aziz ve celil olan Allah'a döndür."

9126. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İşler üç çeşittir: Bir işin doğruluğu sana aşikardır; o halde onun peşice git. Bir işin sapıklığı ve yanlışlığı sana aşikardır; o halde ondan uzak dur. Bir iş ise senin için belirsizdir; o halde onun ilmini Allah'a ve Resulüne döndür. Nitekim Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

"Apaçık bir helal, apaçık bir haram ve bu ikisinin arasında belirsiz ve şüpheli işler vardır. O halde her kim şüpheleri terk ederse haramdan kurtulur ve her kim de şüphelere sarılırsa harama düşer ve bilmeden helak çukuruna yuvarlanır."
9127. İmam Ali (a.s) Basra valisi Osman b. Huneyf'e şöyle buyurmuştur:

"Ey İbn-i Huneyf! Basra eşrafından birinin seni ziyafete çağırdığını, oraya koşarak gittiğini...öğrendim. Çiğnediğin lokmaya bir bak; (helal-haram açısından) şüpheli olursa onu ağzından at; tam anlamıyla pak olduğunu bilirsen ye."

1952. Bölüm
Şüphenin Dalları


9128. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şekkin dört dalı vardır: Çekişmek, korku, tereddüt, ve (cahillerin dünya ve ahiretin helak oluşu karşısında) teslimiyet."
9129. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphenin dört dalı vardır: Dünya süsleri karşısında kendini kaybetmek, nefsin vesvesesi, eğrilikleri tevil etmek ve hakkı batıla karıştırmak."

257. Konu

et-Teşebbuh
Benzemek-Taklid


Vesail'uş Şia, 3/354, 13. bölüm; Adem-u Cevaz'it-Teşebbuh'ur-Rical bi'n-Nisa ve'n-Nisa bi'r Rical
Vesail'uş Şia, 12/211, 87. bölüm; Tehrim-u Teşebbuh'ur-Rical bi'n-Nisa ve'n-Nisa bi'r-Rical
Kenz'ul Ummal, 15/323, Men-u Teziyy'i Nezir'ur Rical bi'Ziyyi'n-Nisa

1953. Bölüm
Benzemek/Taklit


9130. İmam Ali (a.s) kendisinden, "Saçınızın beyazlığını değiştirin ve kendinizi Yahudilere benzetmeyin" diye buyuran Peygamberin (s.a.a) sözü sorulunca şöyle buyurdu: "Allah Resulü (s.a.a) bu sözü din henüz azınlıktayken buyurmuştur. Ama artık bugün dinin sınırları genişlemiş, temelleri sağlam

olmuştur ve artık insanlar (kına sürüp sürmemekte) özgürdür."
9131. İmam Sadık (a.s) babalarından (a.s) şöyle nakletmiştir: "Allah Resulü (s.a.a) erkekleri kadınlara benzetmekten ve kadınları da giyim tarzında erkekleri taklit emekten sakındırırdı."

9132. Resulullah (s. a. a. ) şöyle buyurmuştur: "Kendisini erkeklere benzeten kadın ve kendisini kadınlara benzeten erkek bizden değildir."
9133. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın laneti kadınlar gibi giyinen erkeklere ve erkekler gibi elbise giyen kadınların üzerine olsun."
9134. İmam Ali (a.s) Allah Resulü'nün (s.a.a) mescidinde kadınlar gibi giyinen bir erkek görünce şöyle buyurmuştur: "Ey Allah Resulünün lanetlediği kimse! Allah Resulü'nün mescidinden dışarı çık." Daha sonra şöyle buyurdu: "Allah Resulü'nün şöyle buyurduğunu işittim: "Allah'ın laneti kendisini kadınlara benzeten erkeğe ve kendisini erkekler şekline sokan kadına olsun."

9135. İmam Sadık (a.s) babalarından şöyle nakletmiştir: "Allah, peygamberlerinden birine insanlara şöyle buyurmasını vahyetti: Düşmanlarımın elbisesini giymeyin ve kendinizi düşmanların şekline büründürmeyin. Bu taktirde sizler de onlar gibi benim düşmanlarım olursunuz."
9136. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gençlerinizin en hayırlısı kendisini orta yaşlılara benzeten gençtir. Orta yaşlılarınızın en kötüsü ise gençlerinizi taklit edendir."

9137. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kendisini bir gruba benzettiği halde çok geçmeden onlardan biri haline gelmeyen kimse çok azdır."
9138. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Söz taşıyan kimse her ne kadar hayır dileyenlere benzemeye çalışsa da hain ve kötüdür."

9139. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: Esma binti Umeys'e bana şöyle dedi: "Fatıma'nın (s. a) huzurundayken aniden Allah Resulü (s.a.a) geldi. Fatıma'nın boynunda Ali b. Ebi Talib'in ganimet malından aldığı altın bir kolye vardı. Allah Resulü Fatıma'ya (s. a) şöyle buyurdu: "

Ey Fatıma! İnsanlar Muhammed'in kızı Fatıma cebbarların/zorbaların örtüsünü giyinmiştir demesinler." Bunun üzene Fatıma (a.s) boynundaki kolyeyi çıkardı ve sattı onun parasıyla bir köle alarak azat etti. Allah Resulü (s.a.a) ise bu işe çok sevindi."

258. Konu eş-Şecer Ağaç


bak.
11. konu, el-Arz; 201. konu, ez-Ziraat
el-Emsal, 3606, 3607. bölümler


1954.Bölüm Ağaç Dikmek


Kur'an:
"Yoksa gökleri ve yeri yaratan, gökten size su indirip onunla, bir ağacını bile bitirmeye gücünüzün yetmediği, güzel güzel bahçeler meydana getiren mi? Allah'ın yanında başka bir ilah mı? Hayır; onlar taptıklarını Allah'a eşit tutan bir millettir."
9140. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Eğer kıyamet gelip çatarsa ve sizden birinin elinde bir fidan olursa, kalkıp bu fidanı dikmeye gücü olduğu taktirde bu işi yapsın."

9141. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bir Müslüman bir tohum eker veya bir ağaç dikerde, o tohum veya fidanın ürününden bir kuş ya da insan veya otlayan bir hayvan yerse bu kendisi için sadaka sayılır."

9142. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ağaç diken kimseye Allah o ağacın meyveleri kadar kendisine sevap yazar."
9143. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir ağaç diker ve meyveleri verinceye kadar onun bakımına tahammül ederse rızıklanılan her meyvesine karşılık Allah nezdinde bir sadaka (sevabı) elde eder."

9144. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir toprağı ihya eder, o toprağın suyundan yanan bir yüreğe su içirir veya ürününden birisi rızıklanılırsa Allah-u Teala ona karşılık kendisine bir sevap yazar."

9145. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim ölü bir toprağı ihya ederse sevap elde eder. Rızıklanılan ürünü kendisi için sadaka sayılır."
9146. İmam Sadık (a.s) çiftçilik işinin mekruh oluşu hakkında soru sorulunca şöyle buyurmuştur: "Ekin ekiniz ve ağaç dikiniz. Allah'a yemin olsun ki insanlar bundan daha temiz ve helal bir iş elde edinmemişlerdir. Allah'a yemin olsun ki deccal kıyam ettikten sonra hurma ağacı dikmek ve çiftçilik büyük bir önem kazanır."

1955. Bölüm
Ağaç Kesmek


9147. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Meyve ağacını kesmeyin aksi taktirde Allah size azap indirir."
9148. İmam Kazım (a.s) kendisine sedir ağacını kesmeyi soran Muhammed bin Nasır'a şöyle buyurmuştur: "Senin dostlarından biri de bu konuda bana soru sordu ve ben ona şöyle yazdım: Ebu Hasan (a.s) bir sedir ağacını kesti ve onun yerine üzüm ağacı dikti."

9149. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hurma ağacını kesmek mekruhtur."
9150. İmam Sadık (a.s) kendisine ağaç kesme hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Sakıncası yoktur." Ammar bin Musa şöyle diyor: Ben, "Sedir ağacını kesmenin hükmü nedir?" diye sorunca şöyle buyurdu: "onunda sakıncası yoktur. Sedir ağacını çölde kesmek mekruhtur. Zira o çölde az bulunur. Ama burada kesmenin mekruh oluşu söz konusu değildir."
Bak. El-Arz, 87. Bölüm

259. Konu

eş-Şecaat
Cesaret


Bihar, 71/342, 84. bölüm; el-Gayret ve'ş Şucaet
Bihar, 41/59, 106. bölüm, Mubet'ul İmam Ali (a.s) ve Şucaetuhu
Şerh-i Nehc'ul Belağa-i İbn-i Ebi'l-Hadid, 19/60, Mesel min şucaet-u Ali (a.s)

1956.Bölüm Cesaret


9151. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cesaret iki izzetten biridir."
9152. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cesaret peşin bir izzettir."

9153. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cesaret peşin bir yardım ve apaçık bir fazilettir."
9154. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer hasletler birbirinden ayrılırsa şüphesiz doğruluk cesaretle ve korkaklık yalanla olur."
9155. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cömertlik ve cesaret münezzeh olan Allah'ın sevdiği ve denediği kimseye verdiği iki yüce haslettir."

9156. İmam Ali (a.s) Mısır'a vali tayin ettiğinde Malik Eşter'e mektubunda şöyle buyurmuştur: "Sonra toplumun mert ve hasep yönünden büyük şahsiyetlerine, iyi evlerin halkına, geçmişinde iyilik ve güzellik bulunanlara; daha sonra da gözü pek, kahraman, cömert, iyilik ve bağış sahiplerine katıl. Çünkü bütün iyilikler onlarda toplanmıştır"

1957. Bölüm
Cesaretin Anlamı


9157. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cesaret bir an sabretmektir."
9158. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Acizlik afettir; sabır ise cesarettir."
9159. İmam Hasan (a.s) cesaret hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Cesaret, denkleri karşısında durmak ve savaşta sabırlı olmaktır."

1958. Bölüm
Cesaretin Etkenleri


9160. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cesaret üç haslet üzere yaratılmıştır. Bu üç hasletten her biri diğerinin sahip olmadığı bir fazilet ve değere sahiptir: Kendisinden geçmek (fedakarlık), zillete boyun eğmemek ve anılmayı sevmek. Eğer bu üç haslet cesur insanda eşit ve kamil olursa o kimse rakibi olmayan bir kahramandır.

Kendi döneminde kahramanlıkla meşhur olur. Eğer bu hasletlerden biri onda diğerinden fazla olursa o haslette cesareti daha çok ve korkusuzluğu daha şiddetli olur."
9161. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanın değer ve ölçüsü himmeti miktarıncadır. Doğruluğu ve sadakati yiğitliği miktarınca, cesareti ise gayreti miktarıncadır."

9162. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanın cesareti himmeti kadardır ve gayreti ise zillete boyun eğmemesi miktarıncadır."
9163. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cesaret zilleti utanç sayma ölçüsüncedir."

1959. Bölüm
İnsanların En Cesuru


9164. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların en cesuru en çok cömert olanıdır."
9165. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların en cesuru hilimle (yumuşaklıkla) cahilliğe üstün gelendir."
9166. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Akıllı kimseden daha cesur kimse yoktur."

9167. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların en güçlüsü nefsine musallat olandır."
9168. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nefsine karşı güçlü olup ona malik olan kimseden daha güçlü bir kimse yoktur. Nefsini ihmal edip helak eden kimseden daha aciz kimse yoktur."

9169. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Günahsız insan ne de cesur, şüpheli ve itham edilen kimse ne de korkaktır."
9170. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizlere en güçlü olanınızı haber vermeyeyim mi? Kendisine, "Haber ver ey Allah'ın Resulü!" diye söylenince Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu:

"Sizin en güçlünüz hoşnut olduğunda hoşnutluğu onu günah ve yanlışlığa sürüklemeyen, rahatsız olduğunda ise hakkı söyleme yolundan sapmayan ve kudret elde ettiğinde hakkı olmayan şeye el uzatmayan kimsedir."
bak. el-Gasb, 3074, el-Heva, 4046. Bölüm; et-Tevekkul, 4186. Bölüm

1960. Bölüm
Cesaretin Afeti


9171. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cesaretin afeti uzak görüşlülüğü zayi etmektir."
9172. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Güçlü insanın afeti düşmanı güçsüz saymaktır."