Mizan'ul Hikmet 6.Cilt
 


1887.Bölüm Eve Girince Selam Vermek


Kur'an:
...Evlere girdiğiniz zaman, birbirinize Allah katından bereket ve güzellik dileyerek selam verin."
8851. İmam Bakır (a.s), Allah-u Teala'nın, "Evlere girdiğiniz zaman birbirinize selam verin..." ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "İnsanın eve girince ev halkına selam vermesi ve ev halkının da kendisine karşılık vermesidir. O halde bu sizin kendi kendinizi selamlamanızdır."

8852. İmam Bakır (a.s), hakeza şöyle buyurmuştur: "Sizden biri eve girince, evde biri olduğu taktirde onlara selam versin. Eğer kimse yoksa, "Bizlere rabbimizden selam olsun" desin. Zira Allah şöyle buyurmuştur: "Allah tarafından temizlik ve bereket dileği olarak…"
8853. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizden biri eve girince selam versin. Zira selam o eve bereket yağdırır ve melekler onunla ünsiyet edinir."

1888. Bölüm
Selama Cevap Vermek Farzdır


Kur'an:
"Size bir selam verildiği zaman, ondan daha iyisiyle selam verin veya aynısıyla mukabele edin. Allah her şeyin hesabını gereği gibi yapandır."
8854. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Selam vermek müstahaptır, selama cevap vermek ise farzdır."

8855. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminlerin Emiri Ali (a.s) bir grubun yanından geçti ve onlara selam verdi. Onlar cevap olarak şöyle dediler: "Allah'ın selamı, rahmet, mağfireti ve hoşnutluğu senin üzerine olsun." Müminlerin Emiri (a.s) şöyle buyurdu: "Bizin hakkımızda meleklerin babamız İbrahim hakkında dediklerinden daha ileri gitmeyin. Onlar sadece şöyle dediler: "Allah'ın rahmet ve bereketi siz ev halkına olsun."

8856. Selman şöyle buyurmuştur: "Bir şahıs Allah Resulü'nün (s.a.a) yanına vardı ve şöyle dedi: "Selam olsun sana ey Allah'ın Resulü!" Peygamber şöyle buyurdu: "Allah'ın selam ve rahmeti senin üzerine olsun."

Daha sonra başka birisi geldi ve şöyle dedi: "Allah'ın selam, rahmet ve bereketi senin üzerine olsun." Peygamber şöyle buyurdu, "Senin üzerine de olsun." O şahıs, "Ey Allah'ın Resulü (s.a.a), falan ve falan şahıs sana selam verdiler, sen onlara karşılık fazladan bir şey buyurdun. Ama bana cevap olarak fazla bir şey buyurmadın"

diye sorunca Peygamber şöyle buyurdu: "Sen bizim için bir şey bırakmadın. Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: "Sizlere cevap verilince ondan daha iyisi veya aynısıyla cevap verin." Biz de senin selamının aynısıyla sana cevap verdik."

1889. Bölüm
Selam Vermenin Adabı


8857. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Küçük büyüğe, bir kişi iki kişiye, az olan grup çok olan gruba, süvari olan yaya olana, geçen kimse durana ve duran kimse oturana selam versin."
8858. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Beş şeyi hayatta olduğum müddetçe terk etmem...Benden sonra sünnet olsun diye çocuklara selam vermeyi."

8859. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Süvari olan yaya olana selam versin."
8860. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Küçük büyüğe, geçen kimse oturana ve az olan grup çok olan gruba selam versin."

1890. Bölüm
Selam Verilmemesi Gerekenler



8861. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) dört kişiye selam vermeyi yasaklamıştır: Sarhoşluk halinde olan sarhoş kimseye, heykeltıraşa, tavla oynayan kimseye ve dama oynayan kimseye." Beşincisini de ben ekliyorum: Sizleri satranç oynayanlara selam vermekten sakındırıyorum."

8862. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yahudilere, Hıristiyanlara, Mecusilere, Putperestlere, şarap sofrasına oturanlara, satranç ve tavla oynayanlara, kadına benzeyen erkeğe, iffetli kadınlara iftira atan şaire ve namaz kılan kimseye selam vermeyin. Zira namaz kılan kimse selama cevap veremez.

Zira Müslümana selam vermek müstahaptır, ona cevap vermek ise farzdır. Hakeza faiz yiyen kimseye, tuvalet ihtiyacını gideren kimseye, hamamda olan kimseye ve açık bir şekilde günah işleyen fasık kimseye selam vermeyin."

8863. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir camiye girdiğinde insanlar namaz kılıyorsa onlara selam verme. Peygamber'e (s.a.a) selam gönder ve namaz kılmaya koyul. Oturup sohbet eden bir topluluğun yanına vardığında onlara selam ver."
8864. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizler kitap ehline selam vermeyiniz. Eğer sizlere selam verirlerse onlara, "Sizin üzerinize olsun" deyiniz."

8865. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) kadınlara selam veriyor ve onlar da selamına cevap veriyorlardı. Müminlerin Emiri (a.s) de kadınlara selam veriyordu. Ama genç kadınlara selam vermeyi hoş görmüyor ve şöyle buyuruyordu: "Sesinin beni etkilemesinden ve neticede sevaptan talep ettiğim şeyden daha çok (günaha) maruz kalmaktan korkuyorum."

1891. Bölüm
Vedalaşma Adabı


8866. Resulullah (s.a.a), müminlere veda edince şöyle buyururdu: "Allah sizlere takvayı azık kılsın. Sizleri bütün iyilikle karşılaştırsın, tüm ihtiyaçlarınızı ve sorunlarınızı halletsin. Din ve dünyanızı korusun ve sizleri esenlik içinde bana geri döndürsün."


1892.Bölüm İzin Selamı


Kur'an:
"Ey iman edenler! Evlerinizden başka evlere, izin almadan, seslenip sahiplerine selam vermeden girmeyiniz."
bak. Nur, 58; Ahzab, 53

8867. İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala'nın, "Ey iman edenler! Evlerinizden başka evlere, izin almadan, seslenip sahiplerine selam vermeden girmeyiniz" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "İzin almak ayakkabıyla ses çıkarmak ve selam vermekledir."

243. Konu
et-Teslim
Teslimiyet


Bihar, 71/98, 63. bölüm; et-Tevekkül ve't-Tefviz ve'r-Rıza ve't-Teslim
bak.
190. konu, er-Rıza (1); 426. konu, et-Tefviz; 558. konu, et-Tevekkül
el-Kaza (1); 3351, 3352. bölümler; el-Kaza (2), 2358. bölüm; eş-Şirk, 1989. bölüm

1893. Bölüm
Teslim


Kur'an:
"Şüphesiz Allah ve melekleri Peygambere selavat gönderirler. Ey iman edenler! Siz de ona selavat gönderin ve tam bir teslimiyetle selam verin."
"Hayır; Rabbine and olsun ki, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin edip, sonra senin verdiğin hükme içlerinde bir sıkıntı duymaksızın tamamen teslim olmadıkça iman etmiş olmazlar."

8868. Allah-u Teala Davud'a (a.s) şöyle vahyetmiştir: "Sen istiyorsun ve ben de istiyorum, ama benim istediğim şey olmaktadır. O halde eğer benim istediğime teslim olursan senin isteğini temin ederim. Ama eğer benim istediğime teslim olmazsan, seni isteklerin hususunda sıkıntıya düşürürüm ve neticede benim istediğim olur."

8869. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanlardan Allah'ın kaza ve kaderine teslim olmaya en müstahak olanı, Allah'ı tanıyan kimsedir."
8870. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kul üç şey arasında kalmıştır: Bela, kaza, ve nimet. Allah'ın verdiği bela karşısında sabretmekle mükelleftir. Allah'ın kazası karşısında teslim olmakla mükelleftir. Allah'ın nimetleri karşısında ona şükretmekle mükelleftir."

8871. Camia ziyaretlerinin beşinci ziyaretinde şöyle yer almıştır: "İşlerimde irşad ve kılavuzluğunu ve emrinin karşısında teslimiyeti yatağım ve dayanağım kıl."
8872. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ey Allah'ın Kulları! Sizler hasta gibisiniz, alemlerin Rabbi ise tabib gibidir. Hastanın salahı tabibin bildiği ve kendisine yaptığı tavsiyelerdedir; hastanın istediği ve teklif ettiği şeyde değil! O halde Allah'ın emirleri karşısında teslim olun ki kurtuluşa erişenlerden olasınız."

8873. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim sağlam kulpa sarılırsa kurtuluşa erer." Ravi şöyle diyor: "Ben, "O sağlam kulp nedir?" diye sorunca İmam şöyle buyurdu: "Teslim."
8874. İmam Sadık (a.s), kendisine, "Müminin mümin olduğu nereden bilinir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Allah karşısında teslimiyetten ve kendisine ulaşan sevindirici ve üzücü şeylere hoşnutluktan tanınır."

8875. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) hiç bir zaman, geçen hiçbir iş hususunda, "Keşke bundan başkası olsaydı" demezdi."
8876. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Biz, sevdiğimiz insanlar hakkında hiçbir sıkıntı ve musibet görmemeyi severiz. Ama Allah'ın emri gelirse o zaman Allah'ın sevdiği şeye teslim oluruz."

Ben şöyle diyorum: "Bu Hadisin başlangıcı İmam'ın çocuklarından birinin ölümü hakkındadır. İmam bu çocuğu hastalandığında çok hüzünlenmişti. Ama öldükten sonra yüzü açıldı ve hüzünleri yok oldu."

8877. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Babam (İmam Sadık -a. s-) bana Mufazzal bin Ömer'in yanına gitmemi, İsmail'in vefatı sebebiyle ona başsağlığı dilememi emretti ve bana şöyle buyurdu: "Mufazzal'a selamımı söyle ve ona şöyle de: "Biz İsmail'i kaybettiğimize sabrettik sen de bizim gibi sabret. Biz bir şeyi istersek de Allah da başka bir şeyi isterse Allah'ın istek ve emrine teslim oluruz."

8878. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kul: "La havle vela kuvvete illa billah" (Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur) derse aziz ve celil olan Allah meleklerine şöyle buyurur: "Kulum teslim oldu o halde ihtiyacını karşılayın."

8879. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kul, "Maşallah la havle vela kuvvete illa billah" (sadece Allah'ın dediği olur. Allah'tan başka güç ve kudret yoktur) dediğinde Allah şöyle buyurur: "Ey meleklerim! Kulum bana teslim oldu. Ona yardım edin ve ona iyi bakın ve hacetini karşılayın."
8880. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Teslim olmak (Allah'ı) itham etmemektir."

244. Konu

es-Semt
Metot-Tarz


Bihar, 71/343, 85. bölüm; Husn'us Semt ve husn'us Sima
Kenz'ul Ummal, 3/247, Semt'ul Hasen

1895. Bölüm
İyi Metot


Kur'an:
"Onlar, yüzlerindeki secde izi ile tanınırlar."
8881. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İyi metot, iyi tarz ve ılımlı olmak nübüvvetin kırk beş parçasından bir parçasıdır."

8882. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ümmetimin ziyneti güzel metodundadır."
8883. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şu iki haslet münafıkta bir araya gelemez. İslam'da derin anlayış sahibi olmak ve güzel bir yüze sahip bulunmak."

8884. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminler fazilet ehlidirler. Onların metodu sükun, heybeti huşu ve tarzları tevazudur."

8885. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şu beş şey gerçek müminlerden başkasında bir araya gelmez ve Allah bu beş şey sebebiyle cenneti onlara farz kılar: Kalp nuraniyyeti, İslam'da derin anlayış sahibi olmak, dinde vara (günahlardan kaçınmak) sahibi olmak, insanlar arasında sevilmek ve güzel bir yüze sahip olmak."

245. Konu

el-İstima'
Dinlemek


Bihar, 72/264, 115. bölüm; İstima'ul Lağv ve'l Kizb ve'l Batıl ve'l Kısse

bak.
el-Batıl, 361. bölüm; el-Gaybet, 3139. bölüm


1896.Bölümü Duyan Kulakların Üstünlüğü


Kur'an:
"Size bir ibret olsun diye ve anlayışlı kulaklar anlasın diye."
8886. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Konuşan bir alim değilsen duyan bir dinleyici ol."
8887. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Feryadı anlamayan (duymayan) kulak sağır olsun. Feryadı duymayan kulak alçak sesi nasıl duyabilir?"
8888. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Duyan bir kulağı olmayan kalp kör olsun."

8889. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah sizler için iki kulak karar kıldı ki onunla ilgili olan şeyleri duyasınız ve iki göz karar kıldı ki körlükten kurtulasınız."
8890. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hikmetli sözü duyupta alan, doğru yola çağırılıpta yakınlaşan ve yol göstericinin eteğine tutunup kurtuluşa eren insana (kula) Allah rahmet etsin."

8891. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ne kadar da güzel misaller ve şifa veren öğütler! Eğer temiz türeklere ve duyan kulaklara ulaşırsa."
bak. el-Ahiret, 33. Bölüm 139. hadis


1897. Bölüm
En İyi Duyan Kulak


8892. İmam Hasan (a.s) şöyle buyurmuştur: "En iyi gören göz iyiliğe bakan göz en iyi duyan kulak öğüt ve nasihati dinleyen ve ondan nasiplenen kulaktır."
8893. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bilin ki en iyi gören göz, hayır işlerin ıslahını gören gözdür. En iyi işiten kulak, öğüdü işitip kabul eden kulaktır."

1898. Bölüm
Duymayan Kulak


Kur'an:
"De ki: "Ben ancak sizi vahy ile uyarıyorum" Uyarıldıkları zaman, sağırlar çağrıyı duymazlar."
"Onları doğru yola çağırırsanız duymazlar. Sana baktıklarını görürsün, oysa görmezler."

"And olsun ki, cehennem için de bir çok cin ve insan yarattık; onların kalpleri vardır ama onunla anlamazlar; gözleri vardır ama onunla görmezler; kulakları vardır ama onunla işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi hatta daha sapıktırlar. İşte bunlar gafillerdir."
"Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara hala şu gerçek belli olmadı mı ki: Eğer biz dileseydik onları günahlarından dolayı musibete uğratırdık. Kalplerini kapatıp mühürleriz de bir şey duymazlar."

"Allah onlarda bir iyilik görseydi onlara işittirirdi. Onlara işittirmiş olsaydı yine de yüz çevirirlerdi, zaten dönektirler."
"Onlardan seni dinleyenler vardır, Kur'an'ı anlarlar diye kalplerine örtüler kulaklarına da ağırlık koyduk. Onlar her türlü mucizeyi görseler bile, yine de ona iman etmezler, nihayet sana geldiklerinde de seninle çekişirler. Küfredenler, "Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir" derler."

"Aralarında sana kulak verenler vardır. Sen, sağırlara, üstelik akılları da almazsa, işittirebilir misin?"
"Sen, ölülere şüphesiz ki işittiremezsin; dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın."
"Dirilerle ölüler de bir değildir. Doğrusu Allah, dilediği kimseye işittirir. Sen, kabirlerde olanlara işittiremezsin."
"Eğer kulak vermiş veya akıl etmiş olsaydık, çılgın alevli cehennemlikler içinde olmazdık" derler."

8894. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Çevrendeki insanlardan dilediğine bak; yoksulluk içinde kıvranan fakirden, küfrü Allah'ın nimetiyle değişmiş zenginden, malını çoğaltmak için Allah'ın hakkını vermeyen cimriden, kulağını öğütlere sağır eden azgın inatçıdan başkasını görebilir misin?"
8895. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ama kalbi olan herkes akıl sahibi, kulağı olan herkes duyan ve bakan herkes gören değildir."
8896. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Kûfeliler! Sizde bulunan üç şeyle, bulunmayan iki şey yüzünden dertlere düştüm. Kulaklarınız olduğu halde sağırsınız, konuştuğunuz halde dilsizsiniz, gözleriniz olduğu halde körsünüz. Savaşta özgür insanlar gibi sadık değilsiniz, bela anında güvenilir bir kardeşlik göstermiyorsunuz."

8897. İmam Ali (a.s) "Mekke valisi Kutem b. Abbas'a yazdığı mektupta şöyle buyurmuştur: "Batıdaki gözetme memurum, hac mevsiminde Şam halkından kalpleri kör, işitme duyuları sağır, basiretleri doğuştan kör olan bazı insanları gönderdiğini bana yazarak bildirdi. Onlar, hakka batıl ile varmak istiyor, yaratana isyan ederek yaratığına itaat ediyorlar."

1899. Bölüm
Kulağın Meyvesi


8898. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her şeyin bir meyvesi vardır kulağın meyvesi ise güzel sözdür."
Bak. El-Kur'an, 33/4. Bölüm
1900. Bölüm
Güzel Duymak

8899. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kulağını güzel duymaya alıştır. Islahını arttırmayan şeylere kulak verme."
8900. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın zikrini duyan kimse onu zikreden kimsedir."
8901. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim güzel dinlerse çok çabuk faydalanır."

1901. Bölüm
Kötü Şeyleri Duymak


8902. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Çirkin şey işiten kimse onu söyleyene ortaktır."
8903. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Duyan kimse söyleyen kimseye ortaktır."
8904. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gıybeti işiten kimse gıybet eden iki kişiden biridir."
8905. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Rahatsız edici çirkin bir söz işittiğinde başını önüne sal (duymamaya çalış) ta ki senden geçip gitsin."
bak. el-Gıybet, 3139. Bölüm

1902. Bölüm
Kulağa Farz Olan Şeyler

Kur'an:
"Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur."
"O, size Kitab'ı "Allah'ın ayetlerinin küfredildiğini ve alaya alındığını işittiğinizde, başka bir söze geçmedikçe, onlarla bir arada oturmayın, yoksa siz de onlar gibi olursunuz" diye indirdi. Doğrusu Allah münafıkları ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır."

8906. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kulağa Allah'ın haram kıldığı şeylerden uzak durması, aziz ve celil olan Allah'ın yasaklayıp duymasını helal kılmadığı şeyden yüz çevirmesi ve aziz ve celil olan Allah'ı gazaplandıran şeylere kulak vermemesi farzdır. Nitekim bu konuda şöyle buyurmuştur: "O size kitabı indirdi..."

8907. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah kulağa günahları dinlememesini farz kılmıştır. Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: "O size kitabı indirdi..."
bak. 69. Konu, el-Meclis, 70, el-Mucalese

246. Konu

el-Esma
İsimler


Bihar, 104/127, 108. bölüm, Esma' ve'l Kunye
Kenz'ul Ummal, 16/417, 588, fi'l-Esma ve'l Kuniye
Kenz'ul Ummal, 16/592, Mehzurat'ul Esma

1903. Bölüm
Güzel İsimler Seçmek


8908. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizlerden birinin çocuğuna hediye ettiği ilk şey güzel isimdir. O halde sizden her biriniz çocuğu için güzel isimler seçsin."
8909. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların çocuğuna yaptığı ilk bağış kendisi için güzel bir isim seçmesidir. O halde sizden her biriniz çocuğuna güzel bir isim seçsin."

8910. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kendinize güzel isimler seçin, kıyamette bu isimlerle çağırılacaksınız: "Ey falan oğlu falan! Kalk ve nuruna doğru git ve falan oğlu falan kalk ki senin için hiç bir nur yoktur."
bak. Vesail'uş Şia, 15/122, 22. Bölüm; el-Veled, 4211. Bölüm

1904. Bölüm
Peygamberlerin ve İmamların İsimlerini Seçmeye Teşvik

8911. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "İsimlerin en doğrusu ubudiyet ifade eden isimlerdir. İsimlerin en iyisi ise peygamberlerin isimleridir."

8912. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Çocuklarınıza peygamberlerin adlarını verin."

8913. İmam Sadık (a.s) "çocukları İmamların isimleriyle adlandırmanın bir faydası var mıdır?" diye soran birisine şöyle buyurmuştur: "Allah'a and olsun ki din sevgiden başka bir şey midir? Allah şöyle buyurmuştur: "Eğer Allah'ı seviyorsanız bana tabi olunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınız bağışlasın."
bak. Vesail'uş Şia, 15/124, 23. Bölüm

1905. Bölüm
Çİrkin İsimleri Değiştirmek


8914. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) erkeklerin ve şehirlerin çirkin olan bütün isimlerini değiştiriyordu."
8915. İbn-i Esir Habib bin Mervan'ın biyografisinde şöyle yazıyor: "O gönderilen bir temsilci olarak Allah Resulünün (s.a.a) huzuruna vardı. Peygamber (s.a.a) adın nedir?" diye sordu. O, "Bağiz'dir" deyince Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Sen Habib'sin." Ve onu böylece Habib olarak adlandırdı.

8916. İbn-i Ömer şöyle diyor: Allah Resulü (s.a.a) Asiye'nin adını değiştirdi ve ona (günahkar) "Sen Cemile'sin" diye buyurdu."
bak. Sunen-i Ebi Davud, 4/288/4952-4961

247. Konu

Esmaullah
Allah'ın İsimleri


Bihar, 76/304, el-İftitah bi't-Tesmiyet-i İnde Kullu Fiil
Bihar, 93/223, 11. bölüm; İsm'ul A'zem
Bihar, 93/236, 13. bölüm, Esmaullah'ul Husna
Bihar, 4/153, Ebvab-u Esmaihi Teala ve Hakaikihi ve Sıfatihi ve Meanihi
Kenz'ul Ummal, 1/448, fi Esmaillah'il Husna
Kenz'ul Ummal, 1/451, fi İsmillah'il A'zem

bak.
el-Kitab, 3450. bölüm

1906. Bölüm
Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla

Kur'an:
"Bismillahirrahmanirrahim" diye başlayan, Süleyman'dan gönderilen bir mektuptur.""
8917. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bismillahirrahmanirrahim her yazılan şeyin anahtarıdır/başlangıcıdır."
8918. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bismillahirrahmanirrahim ile başlanmayan her önemli iş kısırdır."

8919. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Acaba seni Süleyman b. Davud'dan sonra benden başka hiç kimseye nazil olamayan bir ayetten haberdar kılayım mı? O ayet "Bismillahirrahmanirrahim" ayetidir."
8920. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bismillahirrahmanirrahim" demeyi ardından bir şiir dahi söyleyecek olursan sakın terk etme."
8921. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bazen Şialarımızdan bazısı işini "Bismillahirrahmanirrahim" ile başlatmadığı için aziz ve celil olan Allah onu tatsız olaylarla karşılaştırır ki ona Allah Tebarek ve Teala'nın şükrünü ve hamdını hatırlatsın."


1907.Bölüm Allah'ın İsimlerinin Anlamı


8922. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın isimleri tabir, fiilleri anlatmak ve zatı ise hakikattir."
8923. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah" kelimesi "ilah" kelimesinden türemiştir." İlah" ise bir mabudu gerektirir ve isim sahibinden ayrıdır. O halde her kim sadece isme taparsa kafirdir ve hiçbir şeye ibadet etmemiştir.

Her kim isim ve manaya birlikte taparsa müşriktir ve iki şeye ibadet etmiştir. Her kim de isme değil de ismin sahibine taparsa bu da tevhittir."

1908. Bölüm
Allah'ın En Büyük İsmi

Kur'an:
"Kitab'tan bir ilme sahip olan biri: "Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm" dedi. Süleyman, tahtı yanına yerleşivermiş görünce: "Bu, şükür mü yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınayan Rabbimin lütfündendir. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; fakat nankörlük eden bilsin ki Rabbim müstağnidir, kerem sahibidir" dedi."

8924. İmam Askeri (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bismillahirrahmanirrahim" in Allah'ın en büyük ismine yakınlığı, gözün siyahlığının beyazlığına yakınlığından daha yakındır."

8925. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın en büyük ismi Ümm'ül Kitap'ta (Fatiha suresinde) yer almıştır."
8926. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın en büyük ismi yetmiş üç harftir. Asif bunlardan sadece bir harfi bildi onu dile getirdi ve bu sebeple Asif ile Belkıs'ın tahtı arasında varolan her şey ortadan kalktı

ve Asif elini uzattı tahtı aldı sonra yeryüzü eski haline geldi ve bütün bunlar göz açıp kapayıncaya kadar oldu. Allah'ın en büyük isminin yetmiş iki harfi bizim yanımızdadır. Bir harfi ise Allah Tebarek ve Teala'nın nezdindedir. Onu kendi gayp ilmine mahsus kılmıştır. Hiçbir yüce ve azim olan Allah'tan başka bir güç ve kuvvet yoktur."

8927. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah en büyük ismini yetmiş üç harf kılmıştır. Bunlardan yirmi beş harfi Adem'e vermiş yirmi beş harfini Nuh'a, sekiz harfini İbrahim'e,

dört harfini Musa'ya, iki harfini kendisiyle iki ölüyü dirilttiği, anadan doğma körleri ve abraş hastalığına yakalananlara şifa verdiği İsa'ya vermiştir. Yetmiş iki harfini Muhammed'e ve bir harfini de zatında olan şeylerin kimseye belli olmaması için (Kullarından) esirgemiştir ve Allah kulların kalbinden geçen her şeyden haberdardır."

8928. Sa'd'ul Haffaf, Zazan Ebi Amret'e şöyle demiştir: "Ey Zazan! Sen güzel Kur'an okuyorsun kıraati kimden öğrendir?" Zazan tebessüm ederek şöyle dedi: Bir gün şiir okurken Müminlerin Emiri (a.s) yanımdan geçti, benim güzel bir sesim vardı. İmam benim sesimden hoşlandı ve şöyle buyurdu: Ey Zazan! Neden Kur'an tilavet etmiyorsun?" Ben,

"Ey Müminlerin Emiri! Nasıl Kur'an okuyayım? Allah'a yemin olsun ki Kur'an'dan namazda okuduğumun dışında bir şey bilmiyorum" dedim. İmam şöyle buyurdu: Benim yanıma gel." Ben yanına vardım. Kulağıma bir şeyler söyledi ne olduğunu ve ne söylediğini anlamadım. Daha sonra, "Ağzını aç" diye buyurdu ve ağzıma tükürdü.

Henüz yanından bir adım atmamıştım ki bütün Kur'an'ı harekeleriyle ve kıraati ile ezberlediğimi gördüm. O andan itibaren hiç kimseye Kur'an'la ilgili bir şey sorma ihtiyacını hissetmedim." Sa'd şöyle diyor: "Ben Zazan'ın bu olayını İmam Bakır'a (a.s) naklettim. İmam şöyle buyurdu: "Zazan doğru diyor. Müminlerin Emiri (a.s) Allah'ın en büyük ismiyle dua etti ki böyle bir dua asla reddedilmez."
bak. el-Bihar, 93/223, 11. Bölüm

248. Konu

es-Sunnet
Sünnet


Bihar, 2/261, 32. bölüm, el-Bid'at ve's Sünnet
Kenz'ul Ummal, 1/172, 370, el-İ'tisam bi'l-Kitab ve's Sünnet
Bihar, 71/257/72. bölüm; Min Senne ve Sünneten Haseneten
Bihar, 71/261, 75. bölüm; min süneni sünnet ala nefsihi

bak.
30. konu, el-Bid'at


1909. Bölüm
Sünnete Bağlılığa Teşvik


8929. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hiçbir söz amel olmaksızın değer taşımaz. Niyet olmaksızın hiçbir söz ve amel değer taşımaz. Sünnetime mutabık olmaksızın hiç bir söz, amel ve niyet değer ifade etmez."
8930. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ne mutlu ...sünnet kendisini kuşatana ve kendisine bidat isnat edilmeyene (dinde bidat çıkarmayana)."

8931. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah nezdinde işlerin en yücesi, her ne kadar az da olsa sünnet esasınca yapılandır."
8932. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her işin (başlangıçta) bir heyecanı ve sevinci vardır. Her sevinç ve heyecanın bir sükunu ve sakinliği vardır. Her kim benim sünnetimle huzur ve sükun bulursa, şüphesiz doğru yolu bulmuştur. Her kim de ondan başka bir şeyde (bid'atla) huzur ve sükun bulursa şüphesiz helak olmuştur."

8933. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bilin ki her ibadetin bir heyecanı ve sevinci vardır ki sonunda iner ve yok olur. O halde her kimin ibadetinin heyecan ve sevinci sünnetimle sükuna ererse doğru yolu bulmuştur. Her kim de benim sünnetime muhalif olursa, sapıklığa düşmüş, ameli yok olup gitmiştir. Biliniz ki ben namaz kılıyorum,

uyuyorum, oruç tutuyorum, iftar ediyorum, gülüyorum ve ağlıyorum. O halde her kim benim yöntemime ve sünnetime sırt çevirirse benden değildir."
8934. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sünnete bağlı olan kimse güzel amelde bulunursa ameli kabul görür ve eğer yanlışlık yaparsa bağışlanır."

1910. Bölüm
Kitap ve Sünnetle Amel Etmek Hakkında Rivayetler


8935. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Aranızda iki şey bırakıyorum. Onlar olduğu müddetçe, onlardan sonra artık sapıklığa düşmezsiniz: Allah'ın kitabı ve benim sünnetim. Bu ikisi kevser havuzunda yanıma varıncaya kadar birbirinden ayrılmazlar."

8936. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Aranızda iki şey bıraktım. Ondan sonra artık asla sapıklığa düşmezsiniz: Bunlar Allah'ın kitabı ve benim sünnetimdir. Bu ikisi kevser havuzunun yanında yanıma gelinceye kadar birbirinden ayrılmazlar."
bak. el-İmamet (2), 161. Bölüm

Ben diyorum ki: Bana göre bu tür rivayetlerin senet açısından bir itibarı yoktur ve zahiren sakaleyn diye bilinen mütevatir ve hakkında ittifak edilen hadis karşısında uydurulmuşlardır.

1911. Bölüm
Sünnetim Sınıflandırılması


8937. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sünnetim iki çeşittir: Benden sonra uyulduğu taktirde hidayete sebep olan ve terk edilmesi insanı sapıklığa düşüren farz sünnet ve amel edilmesi fazilet, terki ise günah olmayan, farz olmayan (müstahap) sünnet."
8938. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sünnet iki türdür. Bir Peygamber'den veya adil bir İmam'dan gelen sünnet."


1912.Bölüm Bir Sünnet Çıkaranın Cezası


8939. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim ölümünden sonra amel edilen güzel bir sünnet çıkarırsa hem kendi sevabını elde eder ve hem de onların sevabından bir şey eksilmeksizin, onunla amel edenlerin sevabını. Her kim de kötü bir sünnet çıkarır, ölümünden sonra onunla amel edilirse, hem günahkardır ve hem de amel edenlerin günahından bir şey eksilmeksizin o sünnetle amel edenlerin günahı kadar günahı vardır."

8940. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın kullarından her hangi bir kimse, hidayet edici bir sünnet ortaya koyarsa, sevaplarından hiçbir şey eksilmeksizin, onunla amel edenlerin sevabı kadar sevap alır. Allah'ın kullarından her kim de saptırıcı bir sünnet ortaya koyarsa, uyanların günahlarından bir şey eksilmeksizin onunla amel edenlerin günahı kadar günah yüklenir."
bak. el-Bihar, 71/257, 72. Bölüm; el-Mevt, 3748. Bölüm

1913. Bölüm
Kendinden Güzel Bir Sünnet Bırakanın Sevabı


8941. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir mümin kendisinden geriye güzel bir sünnet veya hayırdan bir şey bırakır da kendisiyle o sünnet veya hayırlı iş arasında bir engel çıkarsa, Allah kendisine onunla dünya günlerinde kendi hakkında yaptığı şeylerin sevabını yazar."

bak. en-Niyyet, 3981. Bölüm

1914. Bölüm
Beğenilmiş Sünneti Çiğnemekten Sakınmak


8942. İmam Ali (a.s) Mısır'a vali olarak tayin ettiği Malik Eşter'e yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: Bu ümmetin öncülerinin ortaya koyduğu, halkın üzerinde uzlaştığı, işlerini düzenlediği salih sünneti kaldırma. Geçip gidenlerin güzel sünnetlerine zarar veren yeni sünnetler çıkarma. Aksi taktirde iyi mükafat bu iyi sünnetleri getirenlere, günah ise bu sünneti kaldıran sana kalır."

1915. Bölüm
Allah'ın (c.c) Sünneti


Kur'an:
"Bu, Allah'ın kulları hakkında, öteden beri yürürlükte olan sünnetidir. İşte küfredenler o zaman hüsranda kaldılar."
"Bu, Allah'ın öteden beri, gelmiş geçmişlere uyguladığı sünnetidir.

Allah'ın emri şüphesiz gereği gibi yerine gelecektir."
"Oysa pis kurulan kötü tuzağa ancak sahibi düşer. Öncekilere uygulana gelen sünneti görmezler mi? sen Allah'ın sünnetinde bir değişiklik bulamazsın. sen Allah'ın yasasında bir değişme da bulamazsın."

1916. Bölüm
Peygamber'in (s.a.a) Sünneti


Kur'an:
"Ey iman edenler! And olsun ki, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok anan kimseler için Resulullah en güzel örnektir."
8943. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Peygamberinizin gösterdiği yolda yürüyün, çünkü o yolların en efdalidir. sünnetine uyun, çünkü o sünnetlerin en doğru olandır."

8944. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şu beş şeyi hayatta olduğum müddetçe terk etmem: Kölelerle yerde yemek yemeyi, çıplak bineğe binmeyi, kendi ellerimle keçiyi sağmayı, pamuk elbise giymeyi ve benden sonra sünnet olsun diye çocuklara selam vermeyi."
Bak. El-Bihar, 76/66, 1. Bölüm

1917. Bölüm
Hanif Sünneti


Kur'an:
"İbrahim ve onunla berâber olanlarda, sizin için uyulacak güzel bir örnek vardır. Onlar milletlerine şöyle demişlerdi: "Biz sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan uzağız."
"İyilik yaparak kendisini Allah'a teslim edip, hakka yönelen İbrahim'in dinine uyandan, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah İbrahim'i dost edinmişti."

8945. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nuh'tan İbrahim'e (a.s) kadar bin yıllık bir zaman geçti. İbrahim'in dini tevhit, ihlas ve Allah'a şirk koşmayı terk eden bir dindi. Bu Allah'ın insanları üzerinde yarattığı fıtrattır ve bu hanif dinidir. Allah ondan bu din üzere söz aldı. Allah'tan başkasına ibadet etmemek ve ona hiçbir şeyi şirk koşmamak üzere söz aldı."

İmam daha sonra şöyle buyurdu: "Allah İbrahim'e namazı emir ve yasaklarını emretti. Kendisine, varislerin payının hükmünü belirtmedi, hanif dinine ise şunları ekledi: Sünnet, bıyıkları azaltmak, koltuk altlarını tıraş etmek, tırnakları kesmek ve avret mahallindeki kılları kesmek."

8946. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah Halil'ini hanif diniyle gönderdi. Ona bıyıkları kısaltmayı, tırnakları kesmeyi, koltuk altı ve avret mahallindeki kılları kesmeyi ve sünnet olmayı emretti."

8947. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Beş şey başta ve beş şey de bedenin diğer yerlerinde sünnettir: Başla ilgili sünnetler şunlardır: Diş fırçalamak,

bıyığı kısaltmak, saçları taramak, mezmeze (ağzı suyla çalkalamak) ve istinşak etmek (burna su çekmek). Bedenle ilgili sünnetler ise şunlardır: Sünnet olmak, avret mahallindeki kılları kesmek, koltuk altındaki kılları tıraş etmek, tırnakları kesmek ve istinca etmek (teharet almak)."

8948. Fıkh'ur-Rıza'da Allah-u Teala'nın Peygamberine (s.a.a) buyurduğu hanif dini hakkında şöyle yer almıştır: "Hakka yönelen İbrahim'in dinine uydu." "Hanif dini on sünnetten ibarettir. Beş sünneti baş ile, diğer beş sünneti ise beden ile ilgilidir."
bak. el-Bihar, 76/77, 2. Bölüm; ed-Din, 1311. Bölüm

1918. Bölüm
Öncekilerin Sünneti


Kur'an:
"Küfredenlere, eğer savaştan vazgeçerlerse, geçmişlerinin bağışlanacağını ve tekrar başlarlarsa evvelkilerin hükmünün uygulanacağını söyle."
"Ama ona yine de iman etmezler. Oysa kendilerinden öncekilerin uğradıkları meydandadır."
bak. Kehf, 55. ayet; Al-i İmran, 137. ayet; Nisa, 26. ayet

8949. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İman, dört esas üzerinde durur: Sabır, yakin, adalet ve cihat...Yakin de idrak etmede basiretli olmak, hikmeti incelikleriyle kavramak, ibretlerden öğüt almak ve öncekilerin sünnetlerine uymak olmak üzere dört kısımdır. O halde idrak etmede basiretli olana, hikmet açıklanır; hikmeti açık olarak gören, ibreti tanır; ibreti tanıyan, öncekilerle yaşamış gibi olur."
bak. el-Fikr, 3257. Bölüm

249. Konu

es-Seher
Sabahlamak


Bihar, 76/168, Ebvab'us Seher ve'n-Nevm

bak.
300. konu, es Selat (3); 528. konu, en'Nevm; eş-Şia, 2150. bölüm; el-İstiğfar, 3084. bölüm; el-Münacat 3852. bölüm


1919.Bölüm Sabahlamak


8950. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sabahlamak iki hayattan biridir."
8951. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sabahlamak (Allah'a) müştak olanların bahçesidir."
8952. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) Arefe günü yaptığı bir duasında şöyle buyurmuştur: "Gecemi sana ibadet için uyanık durmamla, halvetimi senin için teheccüt etmemle, yalnızlığımı seninle sükunete ermemle ve ihtiyaçlarımı senin dergahına bildirmekle bayındır kıl."

8953. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gece sabahlamak takva sahiplerinin şiarı ve müştak insanların huyudur."
8954. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ı zikrederek gözlerin sabahlaması, ariflerin halis dostu ve mukarreb insanların tatlısıdır."

8955. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gözlerin Allah'ın zikriyle sabahlaması mutluların fırsatı ve velilerin gezintisidir."
8956. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a itaat ile gece sabahlamak velilerin baharı ve mutluların bahçesidir."
8957. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ı zikrederek sabahlamak velilerin ganimeti ve takva sahiplerinin karakteridir."

8958. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gözlerinizi sabahlatın, karınlarınızı aç ve zayıf tutun, bedenlerinizden alıp canlarınıza bağışta bulunun."
8959. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gözlerinizi sabahlatın, karınlarınız aç ve zayıf tutun, ayaklarınızı çalıştırın. Mallarınızı infak edin, cesetlerinizden alarak, nefislerinize bağışta bulunun, canlarınız hususunda bedenlerinizden cimrilik etmeyin."
8960. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "En üstün ibadet gözlerin münezzeh olan Allah'ın zikriyle sabahlamasıdır."
8961. İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala'nın "Alametleri yüzlerindeki secde eseridir" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Maksat namaz için sabahlayan kimselerdir."

8962. İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala'nın, "Gecenin az bir kısmını uyuyorlardı" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Gecenin çok az bir bölümünü zayi ediyor ve ibadet için kalkmıyorlardı."
8963. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim (yol kesicilerden) korkarsa gece boyunca yol alır. Her kim böyle yaparsa hedefine ulaşır. Bilin ki Allah'ın malları değerlidir. Bilin ki Allah'ın malı cennettir."

8964. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Rabbinin farz kıldıklarını eda eden, uğradığı meşakkatlere sabr eden, geceleri uykusunu terk eden; uykusu onu yendiğinde de yeri kendisine döşek, kolunu da yastık kılan,

kıyamet gününün korkusundan gözlerine uyku girmeyen, yanları döşek yüzü görmeyen, dudakları gizlice Rabbinin zikrini fısıldayan, devamlı diledikleri bağışlanma sebebiyle günahlarından arındırılanlara ne mutlu! İşte onlar Hizbullah'tır. Haberiniz olsun Allah'ın hizbi kurtuluşa erenlerin ta kendisidir."

8965. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allahım! Bizleri adetleri seninle sükunete ermek ve sana iştiyak duymak olan; ömürleri ah çekmekle geçen, alınları senin azametin karşısında toprağa kapanan ve gözleri sana hizmet için sabahlayan kimselerden kıl."
8966. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Allah'ın kulları! Kalbi tefekkürle dolan, korku bedenini sıkıntıya düşüren ve gece ibadeti az uykusunu da kendisinden alan akıl sahibi kimseler gibi Allah'tan korkun."

8967. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah korkusu (takva), Allah'ın dostlarını O'nun koymuş olduğu haramlarını çiğnemekten alı-koyar, dostlarının kalplerini, O'nun korkusuna bağlar. Öyle ki onları seherlere kadar ayakta tutar, kavurucu bir günde (oruç tutarak) susuz bırakır."

1920. Bölüm
Faydasız Sabahlamak


8968. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nice çaba gösteren oturan kimse için ve nice sabahlayan kimse, uyuyan kimse için zahmet çeker."
8969. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nice oruç tutan kimsenin, oruçtan elde ettiği ancak açlık ve susuzluktur. Nice gece namazı kılan kimsenin gece namazından elde ettiği, ancak uykusuzluk ve yorgunluktur. Akıllıların uyku ve iftarları ne güzeldir!"

8970. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hururalı bir adamın teheccüd na-mazı kıldığını ve Kur'an okuduğunu işitince şöyle buyurdu: "Yakîn üzere olan uyku, şüphe halinde kılınan namazdan daha hayırlıdır."

1921. Bölüm
Sabahlamaya Layık Şeyler


8971. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sabahlamak sadece üç husustadır: Kur'an okumak, ilim talep etmek veya gelini eşinin evine göndermek için."
8972. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Yatsı namazından sonra uyanık kalmak sadece namaz kılan ve yolcu olan kimse içindir."
bak. Es Senaat, 2329. Bölüm

1922. Bölüm
Bu Geceleri İhyaya Teşvik


8973. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim bayram (Fıtır ve Kurban) gecesi ve Şaban ayının ortasındaki geceyi ihya ederse, kalplerin öldüğü gün kalbi ölmez."
8974. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanın yılda dört gece, Fıtır bayramı gecesi, Kurban bayramı gecesi, Şaban aynın ortasındaki gece, Recep ayının ilk gecesi kendisini Allah'a ibadete vakfetmesini severim."

8975. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminlerin Emiri (a.s) üç gece uyumazdı: Ramazan ayının yirmi üçüncü gecesi, fıtır bayramı gecesi ve Şaban ayının ortasındaki gece. Bu geceler de rızıklar bölüştürülür, ömrün süresi ve o yıl olacak olan her şey tayin edilir."

250. Konu es-Seyyid
Seyyid-Efendi


1923. Bölüm
Seyyid-Efendi


Kur'an:
"Mihrapta namaz kılarken melekler ona seslendiler: "Allah sana Allah'tan bir Kelime'yi (Hz. İsa'yı) tasdik eden, efendi, iffetli, salihlerden bir peygamber olarak Yahya'yı müjdeler."
8976. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Seyyid (efendi) insanların geçim yükünü omuzlayan ve onlara yardımda bulunandır."
8977. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Seyyid (efendi) kardeşlerinin yüklerini omuzlayan ve komşularına iyi komşuluk edendir."

8978. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Efendi (kötülerle) uzlaşmayan, hile yapmayan ve tamahların aldatmadığı kimsedir."
8979. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kavmin efendisi onların hizmetçisidir."
8980. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Yolculukta kavmin efendisi onlara hizmet edendir. O halde her kim yoldaşlarına hizmette öne geçerse şehadet dışında hiçbir ameli bu amelinden öne geçemez."

1924. Bölüm
Efendiliğin Anlamı


8981. İmam Hüseyin (a.s), babasının efendinin anlamını sorması üzerine şöyle buyurmuştur: "Aşirete (millete) yardım etmek ve onların zararlarını üstlenmektir."

8982. İmam Sadık (a.s), kendisine, "Efendilik nedir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Efendilik cömertliktir, eyvahlar olsun sana! Hatem-i Tai'nin kavminin efendisi olduğunu görmüyor musun? Oysa o kavminin diğer fertlerinden daha üstün bir konuma sahip değildir."

1925. Bölüm
Efendiliğin Sebepleri


8983. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: ""Görülmeden bilinen, zahmete düşmeden yaratan Allah'a hamd olsun. Kudretiyle mahlukatı yarattı, egemenliğiyle büyüklük taslayanlara boyun eğdirdi, cömertliğiyle bü-yüklere üstün geldi."
8984. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim hilim sahibi olursa efendiliğe erişir ve her kim anlamaya çalışırsa anlayışı çoğalır."

8985. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanların yükünü omuzlamak efendiliğe sebep olur."
8986. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gerçek şerafet sahibi insan ilim ve bilgisinin kendisine şerafet verdiği kimsedir. Gerçek efendilik rabbi olan Allah'tan sakınan kimse içindir."

8987. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Efendiliğin fazileti ibadetin güzelliğindendir."
8988. İmam Hasan (a.s) şöyle buyurmuştur: "İstenmeden bağışlamak en büyük efendiliktir."
8989. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsan şu dört hasletle efendiliğe erişir: İffet, edep, bağışlamak ve akıl sahibi olmak."