Mizan'ul Hikmet 5.Cilt
 


1790.Bölüm Batın ve Zahirin Temizliği


8445. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Batın salim olunca, zahir güçlenir."
8446. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsana, güzelliği aşi-kar kılıp kötülüğü gizlemesinin ne faydası vardır. Kendi nefsine müracaat edince bunun böyle olmadığını şüphesiz kendisi de bilmez mi? Nitekim Allah-u Teala şöyle buyurmaktadır: "Şüphesiz insan kendisini (daha iyi) bilir." Şüphesiz batın ıslah olunca zahir güçlenir."

8447. Şöyle buyurulmuştur: "Ba-tın ve zahir bir olunca bu adalet-tir. Batın zahirden daha iyi olun-ca bu ihsandır. Zahir batından daha iyi olursa bu da zulüm-dür."

229.Konu es-Surur Sevinç


Kenz'ul-Ummal, 6/431-433, idhal'us-surur al'el-Mumin

bak.
110. konu, el-hüzn, 410. konu, el-ferah

1791. Bölüm
Sevinç


Kur'an:
"Allah da onları bu yüzden o günün fenalığından korur; onların yüzüne parlaklık ve neşe verir."
"Ehlinin yanına sevinçle döner."
8448. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sevinç nefsi açar ve canlılığı yayar. Gam ise nefsi bü-zer ve genişliği daraltır."
8449. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sevinci az olanın ra-hatlığı ölümde olur."
8450. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sevinç üç haslettedir: Vefakarlıkta, haklara riayette ve zamanın zorluklarına karşı dur-makta."

8451. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sevinç vakitleri ga-nimettir."
8452. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hüzün sevinç mikta-rıncadır."

1792. Bölüm
Sevinilmesi Gereken Şey


8453. İmam Ali (a.s), "Allah Re-sulü'nün (s.a.a) sözünden sonra hiç bir sözden bu kadar istifade etme-dim" diyen İbn-i Abbas'a şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a hamd ile Re-sul'üne ve Ehl-i Beyt'ine selat-u selamdan sonra... İnsan kaybet-meyeceği bir şeye erişince sevinir ve kendisine ulaşması mümkün olmayan bir şeyi kaybedince de üzülür. O halde senin sevincin ahiret işlerinden birine ulaşınca ve üzüntün ise ahiret işlerinden birini kaybedince olsun.

8454. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Önceden gönderdi-ğin hayırlı işler sebebiyle sevin-cini ve kaybettiğin hayırlı işler sebebiyle de hüznünü çoğalt"
8455. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Müminin sevinci Rabbine itaatte ve hüznü ise gü-nahları hakkındadır."

1793. Bölüm
Sevinç Sebepleri


8456. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sevince sadece yu-muşak huylulukla yardım edile-bilir."
8457. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aklın kökü kudret ve meyvesi ise sevinçtir."
bak. ed-Dehr, 1273. Bölüm

1794. Bölüm
Bir Kalbi Sevindiren Kimse


8458. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bütün sesleri duyana and olsun ki, kim bir gönlü hoş-nut ederse, Allah o hoşnutluktan dolayı ona bir lütufta bulunur; ona bir bela eriştiği zaman, bu lütuf, suyun çukura aktığı gibi o belaya doğru akar ve yabancı develer sürüden kovulduğu gibi bu lütuf da o belaları öylece on-dan kovar."

8459. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim hüzünlü kardeşinin feryadına yetişir, hü-zünü giderir, hacetini gidermek hususunda ona yardımcı olursa, bu işi sebebiyle Allah nezdinde kendisine Allah'tan yetmiş iki rahmet öngörülür ki bunlardan birini bu dünyada geçimini dü-zene sokması için kendisine ve-rir. Diğer yetmiş bir rahmeti ise kendisi için kıyamet gününün korku ve dehşetine saklı tutar."

8460. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz cennette Dar'ul-Ferec (kurtuluş evi) diye adlandırılan bir ev vardır ki ora-ya sadece yetim müminleri se-vindiren kimse girebilir."

8461. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz cennette Dar'ul-Ferec (kurtuluş evi) diye adlandırılan bir ev vardır ki ora-ya sadece çocukları sevindiren girebilir."
bak. el-Hacet, 962. Bölüm

1795. Bölüm
Bir Mümini Sevindiren Resulullah'ı (s.a.a) Se-vindirmiştir


8462. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim bir mümini sevindirirse şüphesiz beni sevin-dirmiştir ve her kim de beni se-vindirirse, şüphesiz Allah'tan bir söz almış olur. Allah nezdinde bir söz alan kimse ise kıyamet günü güvene erenlerden olur."

8463. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sizden hiç birisi bir mümini sevindirdiğinde sadece onu sevindirdiğini sanmasın. Al-lah'a yemin olsun ki bizi de se-vindirmiş, hatta Allah'a yemin olsun ki Allah Resulü'nü sevin-dirmiştir."
8464. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki bir müminin ihtiyacı karşıla-nınca bundan dolayı o mümin-den daha çok Allah Resulü (s.a.a.) sevinir."
bak. Vesail'uş Şia, 11/569, 24. Bölüm

1796. Bölüm
Bir Mümini Sevindi-ren Allah'ı Sevindirmiştir


8465. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bir mümini sevindi-ren şüphesiz beni sevindirmiştir ve beni sevindiren şüphesiz Al-lah'ı sevindirmiştir."
8466. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim bir müminle karşılaşır ve onu sevindirirse, aziz ve celil olan Allah da onu sevindirir."

8467. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim bir mümini sevindirirse Allah Resulü'nü (s.a.a) sevindirmiştir. Her kim de Allah Resulünü (s.a.a) sevindirir-se Allah'ı sevindirmiş olur. Mü-min bir kulu üzen kimse de böy-ledir."

1797. Bölüm
Bir Mümini Sevindiren Allah'ı Sevindirmiştir


8468. Rey ehlinden birisi şöyle di-yor: "Yahya b. Halid'in katiple-rinden biri bizlere vali oldu. Ben bir miktar borçluydum ve o da benden bunu taleb ediyordu... Bana onun kendisini bu mezhe-be (yalan yere) mensup kıldığını söylediler... Sonunda Allah'a doğru kaçmayı kararlaştırdım ve Hacca gittim. Orada sabırlı mev-lam Musa b. Cafer (a.s) ile karşı-laştım. Ona kendi halimi şikayet-te bulundum. İmam bana bir mektup yazdı ki içinde şöyle ya-zılıydı:

"Rahman ve Rahim Olan Al-lah'ın adıyla... Bil ki şüphesiz Al-lah'ın arşının altında bir gölge vardır ki orada sadece kardeşine iyilik eden, bir hüznünü gideren ve kalbini sevindiren kimse du-rabilir ve bu şahıs senin karde-şindir, ve's-Selam..."

O şöyle diyor: "Hac'dan geri döndüm... İmam'ın mektubunu ona (valiye) verdim. Vali ayağa kalkarak onu öptü ve okudu. Sonra mal ve elbiselerinin geti-rilmesini emretti. Onları benimle kendisi arasında dinar dinar, dir-hem dirhem ve elbiselerini parça parça bölüştürdü. Bölüştürülme-si mümkün olmayan şeyin ise parasını verdi. Ardından divan defterini istedi. Orada benim adıma kaydedilenleri sildi, bor-cumun olmadığına tanıklık etti. Ben de onunla vedalaşarak ayrıl-dım.

Kendi kendime şöyle dedim: "Bu adamın iyiliğini telafi ede-mem, ancak gelecek yıl hacca gi-der ve kendisi için dua ederim. Sabırlı mevlamı görür ve bu adamın yaptıklarını kendisine ile-tirim." Bunları yaptım. Sabırlı mevlamı (a.s) gördüm, olayı kendisine aktardım. İmam'ın yü-zü sevinçten adeta açıldı. Ben şöyle arzettim:

"Ey Mevlam! Bu iş sizi sevindirdi mi?" İmam şöy-le buyurdu: "Evet, Allah'a yemin olsun ki beni sevindirdi, Mümin-lerin Emiri'ni (a.s) de sevindirdi. Allah'a yemin olsun ki ceddim Resulullah'ı (s.a.a) da sevindirdi, Allah'a yemin olsun ki Allah-u Teala'yı da sevindirdi."
Ben diyorum ki: Bu hikayenin bir benzeri İmam Sadık'ın (a.s) Ahvaz valisi Neccaşi'ye yazdığı mektupta da yer almıştır. bak, Bihar, 74/292/22

1798. Bölüm
Müminin Kalbinden Hüznü Gidermenin Se-vabı


8469. İmam Rıza (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim bir müminin sıkıntısını giderirse, Allah da kıyamet günü kalbinin sıkıntısını giderir."
8470. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim bir müminin dünya sıkıntılarından birini giderirse, Allah da (kıyamet günü) onun ahiret sıkıntılarından yetmiş tanesini giderir."

8471. İmam Rıza (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim müminin dünya sıkıntılarından birini gide-rirse Allah da onun ahiret sıkın-tılarından birini giderir."
8472. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim bir müminin hüznünü giderirse, Allah da onun ahiret sıkıntılarını giderir ve onu kabrinden kalbi huzur dolu bir şekilde çıkarır."

8473. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah mümini meza-rından çıkarınca onunla birlikte önünden yürüyen bir misal (ör-nek) çıkar. Mümin kıyamet gü-nünün korkunç sahnelerinden birini görünce o misal kendisine şöyle der: "Korkma ve üzül-me..." Mümin ona şöyle der: "Sen kimsin?" Misal şöyle cevap verir: "Ben mümin kardeşinin kalbine verdiğin sevincim."

8474. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim sıkıntılı bir müminin sıkıntısını giderirse, Allah da onun dünya ve ahiretteki ihtiyaçlarını kendisine kolaylaştırır."
bak. el-Hacet, 964-966. Bölümler


230.Konu el-İsraf İsraf


Bihar, 71/344, 86. bölüm, el-İsraf ve't-Tebzir ve't-Taktir
Bihar, 75/302, 77. Bölüm; 303, 78. bölüm; el-İsraf ve't-Tebzir
Kenzul-Ummal, 3/444, el-İsraf ve't-Tebzir

bak.
33. konu, et-Tebzir; es-Sadaka, 2238. bölüm; es-Seha, 1781; el-hidayet, 4003, 4004. bö-lümler

1799. Bölüm
İsraf


Kur'an:
"Firavun ve erkanının kendilerine fenalık yapma-sından korktuklarından, kavminin bir kısım gençleri dışında, kimse Musa'ya inanmamıştı, çünkü Firavun o yerde hakimdi. O, gerçek-ten aşırı gidenlerdendi."

"Beni kendisine çağırdı-ğınızın, bu dünyada da ahi-rette de çağırabilecek kabili-yette olmadığında, hepimizin Allah'a döneceğinde, aşırı gi-denlerin ateşlikler oldukla-rında şüphe yoktur."

"Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın. Haksız yere öldürülenin veli-sine bir yetki tanımışızdır. Artık o da öldürmekte aşırı gitmesin. Zira kendisi ne de olsa yardım görmüştür.

"...Andolsun ki, onlara belgelerle peygamberlerimiz geldi, sonra buna rağmen, onların çoğu yeryüzünde taş-kınlık edenler oldu."
"Ey Ademoğulları! Her mescide güzel elbiselerinizi giyinerek gidin; yiyin için fa-kat israf etmeyin, çünkü Allah müsrifleri sevmez."
"De ki: "Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kul-larım! Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğ-rusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü O, bağışla-yandır, merhametlidir."
8475. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Zavallı israfkar! Kendi nefsini ıslahtan ve işini te-lafi etmekten ne kadar da uzak-tır."

8476. İmam Zeyn'ul-Abidin (a.s), bir duasında şöyle buyurmuştur: "İs-raf etmeme engel ol; rızkımı zayi olmaktan koru; malımı bereket-lendirerek çoğalt ve ondan infak ettiklerim hususunda iyilik et-menin yolunu göster bana."

8477. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kimin bir malı varsa onu zayi etmekten sakın-sın. Zira onu gereksiz yerde har-camak israf ve savurganlıktır. Bu iş insanlar arasında sahibinin adını yüce kılar, ama Allah nez-dinde küçük düşürür."

8478. İmam Ali (a.s), Ziyad'a yazdığı bir mektubunda şöyle buyur-muştur: "İktisatlı davranarak isra-fı terk et! Bu günden yarını dü-şün, zaruri ihtiyacına yetecek ka-dar malı elinde tut. Arta kalan malları da ihtiyacın olacağı gün (kıyamet) için, azık kıl."
8479. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İsraf yok oluşun ikti-satlı olmak ise servetin çoğalma-sının sebebidir."
8480. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Güzel idareyle birlik-te olan yeterli rızık, israfla birlik-te olan çok servetten daha iyi-dir."
8481. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İsraf çok serveti yok eder."

8482. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "En çirkin bağış israf-tır."
8483. İmam Ali (a.s), münafıkla-rın sıfatı hakkında şöyle buyurmuş-tur: "Kınadıklarında perdeyi yır-tarlar ve hükmettiklerinde isra-fa/aşırılığa kaçarlar."

1800. Bölüm
İnfakın Sınırı


"Onlar, infak ettikleri za-man ne israf ederler ne de cimrilik, ikisi arasında orta bir yol tutarlar."
8484. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz iktisatlı in-sanın esirgemesi, savurgan insa-nın bağışından daha güzeldir ve malını koruyan insanın esirge-mesi malını zayi eden insanın bağışından daha yücedir."

8485. Abdulmelik b. Amr el-Ehvel şöyle diyor: "İmam Sadık (a.s) şu ayeti tilavet buyurdu: "Onlar infak edince israf et-mezler..." Sonra bir avuç çakıl taşı alarak onu avucunda tuttu ve şöyle buyurdu: "İşte bu aziz ve celil olan Allah'ın kitabında buyurduğu sıkı tutma ve elini yummadır." Daha sonra bir avuç daha alarak onların hepsini dök-tü ve şöyle buyurdu:

"Bu da is-raftır." Sonra bir avuç daha ala-rak onun bir miktarını döktü, bir miktarını da elinde tuttu ve şöyle buyurdu: "İşte bu orta yoldur."
8486. İmam Kazım (a.s), aile na-fakası hakkında sorulunca şöyle bu-yurmuştur: "İsraf ve eli sıkı ol-maktan ibaret olan iki çirkin şe-yin ortasıdır."
8487. Resulullah (s.a.a), mezkur ayetin tefsirinde şöyle buyurmuştur: "Gereksiz yerde bağışta bulunan kimse şüphesiz israfa düşmüştür. Her kim de doğru yerde esirgerse şüphesiz eli sıkı dav-ranmıştır."
bak. es-Seha, 1781. Bölüm; es-Sadaka, 2238. Bölüm; el-Kafi, 4/54-56

1801. Bölüm
İsrafkarın Alametleri


8488. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Lokman oğluna şöyle buyurmuştur: "İsrafkarın üç ni-şanesi vardır: Kendisinin olma-yanı alır, kendisinin olmayanı gi-yer ve kendisinin olmayanı yer."

8489. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İsrafkar insanın dört nişanesi vardır: Batıl işlerle övü-nür, kendisine yakışmayan şeyleri yer, hayırlı işlerde rağbetsiz davranır ve kendisine faydası olmayan kimseyi reddeder."

8490. İmam Sadık (a.s) kendisine, "Mümin kimsenin on gömleği olabilir mi?" diye soran İshak b. Ammar'a şöyle buyurmuştur: "Evet." O, "Yirmi gömleği?" diye sorunca İmam şöyle buyurdu: "Evet ola-bilir, bunlar israf değildir. İsraf, misafirlikte/dışarıda giydiğin el-biseni evde/rastgele giydiğin el-bisen kılmandır."
bak. 8502. Hadis

8491. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İsraf edenler, haram-ları helal sayanlar ve kan döken-lerdir."
8492. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yersiz yere mal har-camak israf ve savurganlıktır."
8493. İmam Askeri (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz bağışlama-nın da bir ölçüsü vardır. Eğer bu ölçü aşılırsa israf olur."

1802. Bölüm
İsrafın En Aşağı Sınırı


8494. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz iktisatlı ol-mak aziz ve celil olan Allah'ın sevdiği bir şeydir. Bir taneyi uzağa atmakla da olsa Allah is-raftan nefret eder. Zira o bile şüphesiz bir işe yarar. Hatta su-yunun artığını dökmen bile israf-tır."

8495. Bişr b. Mervan şöyle diyor: "İmam Sadık'ın (a.s) huzuruna vardım. İmam bir miktar hurma getirmelerini emretti. Oradaki-lerden biri çekirdeklerini kenara attı. İmam elinden tutarak şöyle buyurdu: "Bu işi yapma, bu sa-vurganlıktır. Şüphesiz Allah bozgunculuğu sevmez."

8496. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İsrafın en küçük mik-tarı kaptaki artığı yere dökmek, dışarıda giyilen elbiseyi evde giymek ve (meyvedeki) çekirdek-leri kenara atmaktır."

8497. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Abdest almada da is-raf vardır. Her şeyde bir israf vardır."
8498. İmam Sadık (a.s), kendisi-ne, "İsrafın en aşağı sınırı nedir?" di-ye sorulunca şöyle buyurmuştur: "İs-rafın en aşağı sınırı dışarıda giy-diğin elbiseni evde giymen, ta-bakta arta kalanı dökmen, hurma yiyip çekirdeğini oraya buraya atmandır."
8499. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Canının istediğini yemen israftır."

1803. Bölüm
İsraf Sayılmayanlar


8500. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İsrafta bir hayır yok-tur ve hayırlı işlerde ise israf yoktur."
8501. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bedeni salim tutan şeyde israf olmaz... Aksine israf malı zayi eden ve bedene zarar veren şeylerdedir."

8502. İmam Kazım (a.s), kendisi-ne, "On tane elbiseye sahip olmak is-raf mıdır?" diye sorulunca şöyle bu-yurmuştur: "Hayır, çok gömlekle-re sahip olmak, gömleklerin daha uzun ömürlü olmasını sağlar. İsraf dışarıda/misafirlikte giydi-ğin elbiseni pis yerde giymen-dir."
8503. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hayırlı işler dışında israf her yerde kınanmıştır."


231. Ko-nu
es-Sirkat
Hırsız-lık


Bihar, 79/180, 91. bölüm, es-sirkat ve'l-gulul
Vesail'uş-Şia, 18/481, eb-vab'u Haddi's-Sirket
Kenz'ul-Ummal, 5/379, had'us-sirket


1804.Bölüm Hırsızlık


Kur'an:
"Erkek hırsız ve kadın hır-sızın, yaptıklarından ötürü Allah tarafından ibret verici bir ceza olarak, ellerini kesin. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir."
8504. İmam Rıza (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kul elinin diyeti pa-hasınca hırsızlık ederse Allah bu esnada onun hırsızlığını açığa çı-karır."

8505. İmam Rıza (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah hırsızlığı haram kılmıştır. Zira eğer hırsızlık helal olsaydı malın yok olmasına, cinayete, birbirinin malını gaspetmeye, birbirini öldürmeye, çekişmeye, birbirine haset etmeye, kazançlarda ticaret ve sanatın terk edilmesine ve servetlerin haksız yere elde edilmesine sebep olurdu.

Hırsızın sağ elinin kesilmesinin sebebi ise hırsızın eşyaya sağ eliyle dokunduğu, sağ elin en üstün ve en faydalı organı olduğu içindir. O halde sağ elin kesilmesi hırsız için bir ceza ve başkalarının malını helal ol-madan almak isteyen kimselere bir ibrettir. Hakeza hırsız daha çok sağ eliyle çaldığı içindir."
bak. Vesail'uş Şia, 18/481, 1. Bölüm

1805. Bölüm
Hırsızlık Cezası Ve-rilmeyen Kimse


8506. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İhtiyacından dolayı gizlice bir şey almaksızın sadece yiyen ihtiyaç sahibi kimseye had uygulanmaz."
8507. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "(Ağaçta) Asılı olan meyve için el kesilmez."
8508. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Meyve ve yetişmemiş hurma için el kesilmez."
8509. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yağmacı, kapkaççı ve (emanetler hususunda) hain kimsenin eli kesilmez."
8510. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yolculukta el kesil-mez."

8511. İmam Ali (a.s), birisi bey-tülmalden, diğeri de insanlardan biri-ne ait olan iki beytülmal hırsızı köle hakkında şöyle buyurdu: "Bu (köle) beytülmaldendir, ona had uygu-lanmaz. Zira beytülmalden olan, Allah'ın malı olandan bir mikta-rını yemiştir. Ama diğerine ge-lince, ona şiddetli bir had uygu-layın." Böylece onun elini kes-ti."

8512. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Açıkça yapılan hırsız-lıktan dolayı el kesmem. Ama kapkaççılık yapan kimseyi ceza-landırırım."
8513. İmam Ali (a.s), bir cariye-nin kulağındaki inciyi zorla çalan bi-ri hakkında şöyle buyurmuştur: "Bu açık bir şekilde çalmaktır." Daha sonra onu kırbaçladı ve hapse attı."

8514. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dört kişinin eli ke-silmez: Kapkaççılık edenin, ga-nimete hıyanet edenin, ganimet-ten çalanın ve hırsız işçinin. Şüphesiz işçinin hırsızlığı hıya-nettir (hırsızlık değildir.)"

8515. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yan kesici ve kap-kaççının eli kesilmez. Zira onla-rın işi açıktır. Gizlice hırsızlık edenin eli kesilir."
8516. İmam Ali (a.s) birisinin cebinden birkaç dirhem çalan birisi hakkında şöyle buyurmuştur: "eğer üstüne giydiği elbisenin cebin-den çalarsa elini kesmeyiz. Ama iç elbisesinin cebinden çalarlarsa elini keseriz."
8517. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İşçi ve misafir hırsız-lık ederlerse elleri kesilmez. Zira onlar güvenilen kimselerdir."

8518. İmam Bakır (a.s) veya İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Duvarı delerek veya anahtarı kırarak eve giren hırsızın eli kesi-lir."
8519. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Taş çalan kimsenin eli kesilmez. Taştan maksat mermer ve benzeridir."
8520. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kıtlık ve açlık yılla-rında hırsızın eli kesilmez."

8521. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Müminlerin Emiri (a.s) açlık yıllarında hırsızların elini kesmezdi."
8522. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hırsız kendi kendine gelir, kendini tanıtır, Allah'a tövbe eder ve hırsızlık ettiği malı sahibine geri verirse eli kesil-mez."
8523. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Hırsızın eli sadece dinarın dörtte birinden yukarı-sında kesilir."

1806. Bölüm
Hırsızlık Çeşitleri


8524. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hırsızlar üç çeşitti: Zekat vermeyen kimse, kadınla-rın mehirini helal sayan kimse ve ödememek niyetiyle borçlanan kimse."

8525. İmam Ali (a.s), Ehl-i Beyt'in (a.s) faziletiyle ilgili okuduğu bir hutbesinde şöyle buyurmuştur: "Resulullah'ın sırdaşı, arkadaşı, hazinedarı ve kapıları biziz. Ev-lere ancak kapılarından girilir, kapılarından girmeyene hırsız denir."
bak. es-Selat (1), 2307. Bölüm

232. Ko-nu

es-Seadet
Saadet


Bihar, 5/152, 6. bölüm, es-seadet ve'ş-Şekavet

bak.
232. konu, es-Seadet; el-umr, 2928. bölüm; el-Amel (1), 2949. bölüm1807. Bölüm
Saadet-Mutluluk

Kur'an
"O gün gelince, Allah'ın izni olmaksızın hiç kimse ko-nuşamaz: içlerinde bedbaht olanlar da, mesut olanlar da vardır. Bedbaht olanlar ce-hennemdedirler. Onlar orada ah edip inlerler. Rabbinin di-lemesi bir yana, gökler ve yer durdukça, orada temelli kala-caklardır. Rabbin, şüphesiz, her istediğini yapar.

Mesut olanlar ise cennettedir-ler. Rabbinin dilemesi bir ya-na, sonsuz bir lütuf olarak, gökler ve yer durdukça, orada temelli kalacaklardır."
8526. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mutluluk hayır sebe-bidir. Mutlu insan ona sarılır ve ı da onu kurtuluşa sürükler. Mut-suzluk ise yardımsız kalma sebe-bidir. Mutsuz insan ona sarılır ve o da onu helak ve yokluğa sü-rükler. Bütün bunların hepsi de Allah-u Teala'nın ilmiyledir."

8527. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Saadet kurtuluşla so-nuçlanan şeydir."
8528. İmam Ali (a.s), gayb ilmi hakkında şöyle buyurmuştur: "Bun-dan dolayı Allah rahimlerden er-kek mi kız mı, çirkin mi güzel mi, cömert mi cimri mi, şaki mi said mi, cehenneme bir odun mu; yoksa cennetlerde peygam-berlere bir arkadaş mı olacağını bilir."

8529. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey yeryüzünü yayan, gökleri koruyan ve iyi olsun ve kötü olsun kalpleri fıtratı üzere yaratan Allah'ım!"

1808. Bölüm
Mutlu Kimse


8530. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mutlu insan cezadan korkup güvene eren, sevap ümit edip iyilik eden ve cennete işti-yak duyup gece yol alan kimse-dir."

8531. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mutlu insan başkala-rına öğüt verince öğüt alan kim-sedir."
8532. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Mutlu insan, nimeti sürekli olan kalıcı yurdu, azabı bitmeyen fani yurda tercih eden ve kendisinin toplamakla mut-suzluğa düştüğü elindeki şeyleri infak ederek mutlu olacak kim-seye bırakmadan, gitmekte oldu-ğu yere önceden gönderen kim-sedir."

8533. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mutlu insan nefsiyle halvet edip onu ıslah etmeye ko-yulan kimsedir."
8534. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mutlu insan Allah'a itaatte ihlas sahibi olandır."

8535. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mutlu insan kaybetti-ği şeylere itina göstermeyen kim-sedir."
8536. Resulullah (s.a.a) Müminle-rin Emiri'ne (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz gerçek mutlu insan seni seven ve sana itaat eden kimsedir."

8537. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mutlu insanın defte-rinin başlığı insanların kendisini övmesidir."
8538. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Alim olmayan insa-nın mutlu sayılması doğru değil-dir."

8539. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Allah'ın kulları! Allah'tan kalbini tefekkürle meş-gul eden akıllı kişinin korktuğu gibi korkun... Çabuk geçilen ge-çitten (dünyadan) övülmüş bir şekilde geçip gitmiş, ileride varı-lacak yerin azığını önceden iyi hazırlamıştır."

8540. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'tan şehitlerin makamını, saadet ehlinin yaşa-yışlarını ve peygamberlerle bir-likte olmayı dilerim."


1809.Bölüm Saadete Sebep Olan Şey


8541. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İlimle amel edin ki mutluluğa erişesiniz."
8542. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Rahatına düşkünlükle mutluluğa erişmek birbirine uzaktır."
8543. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Alimlerle oturup kalk ki mutlu olasın."

8544. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İman ile mutluluğun zirvesine ve sevincin doruğuna erişilir."
8545. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mutluluk hakka bağ-lılıktadır."

8546. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Talihsizliğin acılığı tadılmadıkça mutluluğun tadı ta-dılamaz."
8547. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim nefsini he-saba çekerse mutlu olur."

8548. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim nefsini ıslah için sıkıntıya düşürürse mutlu olur. Her kim de nefsini lezzet-lerle kendi haline bırakırsa mut-suz olur ve (Allah'ın dergahın-dan) uzak düşer."
8549. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şu üç şeye her kim riayet ederse mutlu olur: Sana nimet ulaşınca Allah'a şükret, rızkın gecikince Allah'tan mağfi-ret dile ve bir zorluğa düşünce, "la havle ve la kuvvete illa bil-lah" (Allah'tan başka güç ve kudret yoktur) cümlesini çok söyle."

1810. Bölüm
Mutluluk ve Mutsuz-luğun Sebepleri


8550. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mutlu insanlar, iman sebebiyle korunmuş, mutsuzlar ise beyan vesilesiyle kendilerine açıklanan delille karşılaştıktan sonra isyana düşmeleri sebebiyle yardımsız kalmışlardır. Zira ki onlara hakkın meşalesi ve hida-yet yolu apaçık şekilde açıklan-mıştır."

8551. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsan münezzeh olan Allah'a itaat dışında mutlu ola-maz ve insan sadece Allah'a is-yan ile mutsuz olur."

8552. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hiç kimse Alla'ın hududlarını ikame etme dışında mutluluğa erişemez ve hiç kimse Allah'ın hududlarını zayi etme dışında mutsuzluğa düşemez."

8553. İmam Ali (a.s), Malik Eş-ter'e yazığı mektubunda şöyle buyur-muştur: "Müminlerin Emiri, Ma-lik'e, Allah'tan korkmayı, Allah'a itaat etmeyi, insanların sadece tabi olmakla mutlu olduğu ve inkar edip zayi etmekle mutsuz-luğa düşdüğü Allah'n kitabındaki farz ve sünnetleri yerine getirmeyi emretmektedir."

1811. Bölüm
Saadet Sayılan Şey


8554. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kalbin kin ve hased-den boş olması kulun mutlulu-ğundan sayılır."
8555. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İyi işler hususunda başarı elde etmek saadettendir."

8556. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'tan hayır dile-mesi ve Allah'ın kaza ve kade-rinden hoşnut olması, Ademoğ-lunun mutluluğundandır. Al-lah'tan hayır dilemeyi terk etmesi ve Allah'ın kaza ve kaderine öfkelenmesi de ademoğlunun mutsuzluğundandır. "
8557. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Cömertlik iki saadet-ten biridir."

8558. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Başarı saadettendir. Yardımsız kalmak ise şekavet-ten/mutsuzluktandır."
8559. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sırrı gizlemek saade-tin bir parçasısıdır."
8560. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın sakalının az oluşu onun saadetindendir."

8561. İmam Sadık'ın (a.s) kendi-sine, "Sakalının az oluşu insanın mutluluğundan mıdır?" diye sorulma-sı üzerine şöyle buyurmuştur: "Bu işte saadet nerededir? Şüphesiz saadet insanın çenesinin Allah'ı zikirde hafif olmasıdır."

1812. Bölüm
Saadet Sayılan Şey


8562. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Çocuğunun kendisi-ne benzemesi, dindar olan güzel bir kadın, güzel yol alan bir bi-nek ve geniş ev de Müslüman erkeğin saadetindendir."

8563. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Üç şey mutluluktan-dır: Uyumlu eş, iyi evlat ve gün-düz elde edip gece ailesinin ya-nına döndüğü kazanç."
8564. İmam Seccad (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın çalışma yeri-nin kendi şehrinde olması, salih insanlarla düşüp kalkması ve kendisine yardım eden bir evla-dının olması insanın mutlulu-ğundandır."

8565. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Dört şey insanın mutluluğundandır: Salih arka-daşlar, iyi çocuk, uyumlu eş ve insanın çalışma yerinin kendi şehrinde olması."

8566. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın salih evlat sahibi olması onun mutluluğun-dandır."
8567. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Çocuğunun yaratılış, huy ve şeklinin kendisine ben-zemesi insanın mutluluğundan-dır."

8568. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın kendi halefini (yerine geçecek kimseyi) de görmesi onun mutluluğundandır."
8569. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın kendisine te-şekkür eden biri için çalışması ve kendisine nankörlük etmeyen kimseye iyilik etmesi insanın mutluluğundandır."
bak. eş-Şukr (2), 2079.Bölüm

1813. Bölüm
Mutluluğun Nişanesi


8570. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İbadetin devamlılığı mutluluğa ulaşmanın delili-dir."
8571. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mutluluğun nişanele-ri amellerde ihlas sahibi olmak-tır."

8572. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mutluluğa ulaşmak hayırlı işlere koşmak ve temiz amellerledir."
8573. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Allah'a dostluk ve mutluluk liyakatini elde ederse ölüm gözlerinin kar-şısına dikilir, arzular arkasına ge-çer. Her kim de şeytanla dostluk ve mutsuzluğa hak kazanırsa ar-zuları gözünün önüne dikilir ve ölüm arkasına geçer."

1814. Bölüm
Gerçek Mutluluk


8574. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gerçek mutluluk in-sanın işinin mutlulukla sonuç-lanmasıdır. Gerçek mutsuzluk ise insanın işinin mutsuzlukla sonuçlanmasıdır."
8575. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ancak ameller mü-nezzeh olan Allah'a sunulunca gerçek mutluluk gerçek mutsuz-luktan ayrılır."

8576. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın mutluluğu kanaat ve hoşnutluktadır."
8577. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın mutluluğu dindarlıkta ve ahiret için amel etmesindedir."

1815. Bölüm
İnsanların en mutlusu


8578. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların en mutlu-su geçici lezzetleri ahiretin kalıcı lezzetleri için terk eden kimse-dir."
8579. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların en mutlu-su büyük insanlarla oturup kal-kan kimsedir."
8580. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların en mutlu-su nefsinin Allah'a itaati istediği kimsedir."
8581. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dünyada insanların en mutlusu kendisi için zararlı bildiği şeyden sakınanıdır. Onla-rın en mutsuzu ise nefsinin is-teklerine uyan kimsedir."

8582. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların en mutlu-su akıllı ve mümin olanıdır."
8583. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların en mutlu-su bizim makamımızı ve fazile-timizi tanıyan, bizimle Allah'a yakınlaşan, bizi halis bir şekilde seven, bizim çağırdığımız şeyler-le amel eden, bizim sakındırdı-ğımız şeylerden sakınan kimse-dir. Böyle bir kimse bizdendir ve kalıcı yurtta (cennette) bizimle birlikte olacaktır."

8584. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dünyada insanların en mutlusu dünyayı terk eden kimsedir. İnsanların ahirette en mutlusu ise ahiret için amel eden kimsedir."

8585. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Eğer ilminle insanla-rın en mutlusu olmak istiyorsan onunla amel et."
8586. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanların en mutlusu herkesten daha zahit olandır."

8587. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kalbi yakinin serinliğini hisseden kimse ne kadar da mut-ludur."
8588. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "En üstün mutluluk din-de istikamet ve doğruluk içinde olmaktır."


1816. Bölüm Saadet Hususunda Yeterli Olan Şey


8589. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsana din ve dünya iş-lerinde güvenilir olması mutlu-luk olarak yeter."
8590. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsana fani olan şeylere kalben bağlanmaması ve kalıcı olan şeylere gönül bağlaması sa-adet olarak yeter."

1817. Bölüm
Saadetin Kemali


8591. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Azim ve uzak görüşlü-lük birlikte olunca saadet kemale erer."
8592. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İsnanları islah yolu için çalışmak saadetin kemalinden-dir."

8593. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bir işe niyetlenen herkes o işi yapamaz. Bir işi ya-pabilen herkes o işi başaramaz. Başarı elde eden herkes o işi doğru dürüst yapamaz. Niyet, güç, başarı ve doğru dürüst yapmak bir araya gelirse o zaman saadet kemale erer."

8594. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bir şeyi seven herkes o şeyi yapmaya güç yetiremez. Bir şeyi yapmaya güç yetiren herkes onu yapma başarısını elde edemez. Başarı elde eden herkes onu doğru dürüst yapamaz. İstemek, güçlülük, başarı ve doğru dürüst yapmak ile saadet gerçekleşir."

8595. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanlara iyilik etmek isteyen herkes onlara iyilik ede-mez. Bu işe rağbet eden herkes bu işe güç yetiremez. O işe güç yetiren herkes onu yapma iznini elde edemez. Allah kula bağışta bulunup, iyilik yapmaya rağbet, iyilik yapmaya güç ve izin verirse işte bu esnada mutluluk ve yüce-lik hem talib (iyilik yapmak iste-yen) hem de metlub (iyilik edilen kimse) için kemale ermiş olur."

233. Ko-nu

es-Sefer
Yolcu-luk


Bihar, 76/221, ebvab'us-Sefer
Bihar, 100/101, 1. bölüm, mukaddemat'us-Sefer ve adabuhu
Vesail'uş-Şia, 8/248, ebvab-u adab'is-Sefer
Kenz'ul-Ummal, 6/701, ki-tab'us-Sefer
Kenz'ul-Ummal, 6/720, fi mehzurat'us-Sefer

1818. Bölüm
Yolculuğun Faydaları


8596. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yolculuk edin ki sıh-hate erişesiniz. Cihad edin ki ga-nimet elde edesiniz."
8597. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yolculuk edin ki sıh-hate kavuşasınız ve rızık elde edesiniz."
8598. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yolculuk edin ki sıh-hate erişesiniz ve ganimet elde edesiniz."

8599. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yolcukluk edin ki sıhhate kavuşasınız, savaşın ki ganimet elde edesiniz."

1819. Bölüm
Yolculuk ve Yorgunluk


Kur'an:
"Yanındaki gence: "Azığımı-zı çıkar, andolsun bu yolcu-luğumuzda yorgun düştük" dedi."
8600. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yolculuk azaptan bir parçadır. Sizden biri yolculuğu-nu bitirirse çabuk ailesinin yanı-na geri dönsün. "

8601. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yolculuk azaptan bir parçadır. İnsan yolculukta ye-mek, su ve uykusundan olur. O halde sizden biri yolculuk etmek isterse çabuk dönsün."

8602. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yolculuk etmek iki azaptan biridir."

1820. Bölüm
Yolculukta Arkadaş Seçmek

8603. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Önce yoldaş sonra yol."
8604. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yolculuktan önce yol-daşı sor. Evden önce komşuyu sor."

1821. Bölüm
Yolculuk Adabı


8605. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her ne kadar evde kal-mış olsa da bakire kızla evlenin, her ne kadar karmaşık olsa da ana yoldan ayrılmayın ve her ne kadar zulmetse de şehirde yaşa-yın."

8606. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yolculuğuna ve dışarı çıkmak istediğinde sadaka ile başla; zira sadaka vermekle yolculuğun selametini satın almış olursun."

8607. Lokman (a.s) oğluna öğüt vererek şöyle buyurmuştur: "Oğul-cağızım! Kılıç, ayakkabı, mendil, çadır, su tulumu, ip, iğne ve çu-valdızla yolculuk et. Sana ve be-raberindekilere yarıyacak ilaçları yanına al. Yoldaşlarınla Allah'a isyan dışında uyumlu ol."

1822. Bölüm
Yolculuk Adabı


8608. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Lokman (a.s) oğluna şöyle buyurmuştur: "Bir grupla yolculuk etmek istediğinde ken-din ve onlarla ilgili işlerde çok meşverette bulun. Onlara çok tebessüm göster ve yol azığı hu-susunda onlara karşı bağışlayıcı ol. Eğer seni davet ederlerse ka-bul et, senden yardım dilerlerse onlara yardım et ve şu üç şey hususunda onlardan üstün ol: Sessizlik, çok namaz ve binek, mal ve azık hususunda bağışlayı-cı olmada.

Eğer senden hak bir iş hususunda tanıklık isterlerse tanıklık et. Eğer senden görüş dilerlerse tüm gücünle düşünce-ni onlar için kullan. Eğer yoldaş-ların yola düşerlerse sen de on-larla birlikte yola düş. Eğer bir iş yaptıklarını görürsen sen de on-larla iş yap, eğer sadaka ve borç verirlerse sen de onlara eşlik et.

Yaşı senden büyük olan kimseye kulak ver... Bir yerde konakla-yınca oturmadan önce iki rekat namaz kıl...Harekete geçtiğinde de iki rekaat namaz kıl. Konak-ladığın o topraklara veda et. O topraklara ve ehline selam gön-der. Zira her toprağın melekler-den sakinleri vardır."

1823. Bölüm
Yolculuk Adabı

8609. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Üç kişi yoldaş olunca içlerinden birini emir seçmelidir-ler."
8610. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Üç kişi yolculuk et-mek istediğinizde sizden biri (cemaat) için imam olsun. Kıraa-ti daha iyi olan kimse imamete daha layıktır."

8611. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Üç kişi yoldaş olduklarında kıraati iyi olan kimse her ne kadar yaşı da küçük olsa imamlığı üstlenmelidir. Onların imamı olunca efendileri de odur."
bak. 19. konu, el-İmare

1824. Bölüm
Yolculuk Adabı

8612. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Senin, kendisi için üze-rinde bir üstünlük gördüğün gi-bi, senin için kendisi üzerinde bir üstünlük görmeyen kimse ile yolculuk etme. "

8613. İmam Sadık (a.s) kendisine yolculukta kardeşlere bağışta bulun-ma hakkında soru soran Şahab b. Abdirabbih'e şöyle buyurmuştur: "Ey Şahab! Bu işi yapma. Eğer sen eli açık davranırsan ve onlar da sana (mecburen) eli açık olur-larsa onlara zulmetmiş olursun. Eğer sakınırlarsa onları hor ve utandırmış olursun. O halde kendine denk kimselerle yolcu-luke et."
bak. es-Sadik, 2204. bölüm

1825. Bölüm
Yolculuk Adabı


8614. Peygamberin (s.a.a) huzu-runda bir adamdan söz edildi ve şöyle denildi: "O iyi bir insandır." Daha sonra şöyle dediler: "Ey Allah'ın Re-sulü! O şahıs hacda bizimle birliktey-di.

Bir yerde konaklayınca sürekli olarak oradan göçünceye kadar "la ilahe illallah" zikrini söylüyordu. Yol esnasında da yeniden konaklayıncaya kadar Allah'ı zikrediyordu." Pey-gamber (s.a.a) şöyle buyurdu: O halde devesini kim otlatıyor, yemeğini kim yapıyordu?" Kendi-sine, "Hepsini biz yapıyorduk" denilince Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "O halde hepiniz ondan daha iyisiniz."

8615. Nakledildiği üzere Peygam-ber (s.a.a) yolculukta ashabına bir koyun kesmelerini emretti. Onlardan biri, "Ben onu keseceğim", diğeri, "Ben derisini yüzeceğim" dedi. Üçün-cü şahıs ise, "Ben etini parçalayaca-ğım", dördüncü şahıs ise "Ben onu pişireceğim" dedi. Bunun üzerine Allah Resulü (a.s.s) ise, "Ben de sizin için odun toplayacağım" dedi.

Ashab, "Ey Allah'ın Resulü! Siz zahmet çekmeyin anne ve babalarımız sana feda olsun! Biz sizin yerinize bunu yaparız" deyince, Peygamber şöyle buyurdu: "Sizin benim yerime bu işi yapacağınızı biliyorum. Ama aziz ve celil olan Allah kulunun bir grup dostlarıyla birlikte yolculuk ettiğinde bir köşeye oturup ça-lışmamasını sevmez." Bunun üzerine Peygamber (s.a.a) kalktı ve odun toplamaya başladı."
8616. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bir kavmin efendisi yolculukta onlara hizmet eden-dir."
bak. es-Saky, 1841

1826. Bölüm
Yolculuk Adabı

8617. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yolcunun (yoldaşları üzerindeki) haklarından biri de hastalandığında kardeşlerin üç gün kendisi için konaklaması-dır."

8618. İmam Sadık (a.s) yolculuk dönüşünde huzuruna varan Mufaz-zal b. Ömer'e şöyle buyurmuştur: "Yoldaşın kimdi?" O, "Kardeş-lerden bir adamdı" deyinde şöyle buyurdu: "O halde ona ne ol-du?" O, "Medineye girdikten sonra nereye gittiğini bilmiyo-rum" dedi. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: "Bilmiyor mu-sun, her kim bir müminle kırk adımlık yoldaş olursa Allah kı-yamet günü yoldaşını ondan so-rar."

1827. Bölüm
Yolculuk Adabı


8619. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Peygamber yolculuktan dönünce iki rekat namaz kılar-dı."
8620. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Sizden biri yolculuğa çıkınca döndüğünde bir parça taş da olsa ailesine hediye getirsin."

1828. Bölüm
Yolculukta Mürüvvet Sahibi Olmak


8621. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yolculukta mürüvvet; yoldaşlarına azığından bağışta bulunmak, yoldaşlarla uyumsuz-luğu azaltmak, her iniş ve çıkışta her oturuş ve kalkışta aziz ve ce-lil olan Allah'ı çok zikretmekte-dir."
8622. Resulullah (s.a.a) yolculukta mürüvvet hakkında şöyle buyurmuş-tur: "Yolculukta mürüvvet insa-nın yoldaşlarına azığından bağış-ta bulunması, güzel ahlaklı ol-ması ve Allah'a masiyet dışında şakalaşmasıdır."

8623. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yolculukta mürüvvet çok ve güzel azık bulundurmak, kendisiyle birlikte olanlara azı-ğından bağışta bulunmak, onlar-dan ayrıldıktan sonra sırlarını saklamak, aziz ve celil olan Al-lah'ı gazaplandıran hususlar dı-şında çok şakalaşmaktır."

8624. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yolculukta mürüv-vet, yolculukta yoldaşlara azığın-dan bağışta bulunmak, Allah'ı gazaplandırmayan hususlarda şakalaşmak, yoldaşlara karşı muhalefet etmeyi azaltmak ve onlardan ayrıldıktan sonra onları kötülemeyi terk etmektir."