Mizan'ul Hikmet 5.Cilt
 

1716.Bölüm Ehlinden İyilik Dilemek


8118. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İhsan ve bağışı üm-metimin merhametlilerinden di-leyiniz ki onların gölgesinde ya-şayasınız."
8119. İmam Ali (a.s), oğlu Ha-san'a şöyle buyurmuştur: "Ey oğul-cağızım! Zaman zorlaşıp kıtlığa düçar kalırsan, kökü sağlam, dal-ları gelişen (asil) kimselerden yardım al. Onlar bağışlayıcı, fe-dakar ve şefkatlidirler. Zira bu tür insanlar insanın ihtiyacını daha çabuk karşılar ve zorlukla-rını kaldırırlar."

8120. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yüzsuyu donmuş bir haldedir. İnsanlardan bir şey is-temek onu damla damla akıtır. O halde yüzsuyunu kimin yanında döktüğüne dikkat et."
bak. el-Hacet, 971. Bölüm

1717. Bölüm
Ehli Olmayandan Bir Şey Dilemek


8121. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İhtiyaç içinde kalmak ehli olmayandan bir şey dilemek-ten daha kolaydır."
8122. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kurumuş (hayırsız) ellerden ve asık suratlardan bağış dilemekten ve kara para almak-tan sakın. Zira bunlar sana bir şey verirlerse minnet ederler ve vermezlerse seni üzerler."

8123. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın sonradan görme kimselerden bir şey iste-me zorunda kalmasından daha acı bir şey yoktur."
bak. el-Hacet, 972. Bölüm

1718. Bölüm
Bir Şey Dilemenin Adabı


8124. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Birinin seni reddece-ğinden korkuyorsan ondan bir şey dileme."
8125. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İsteğinin karşılanma-sını istiyorsan, gücün yetebilece-ği miktarda bir şey dile."
8126. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Üç şey mahrumiyete sebep olur: İstemekte ısrar et-mek, gıybet etmek ve alaya al-mak."

8127. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Çok şey dilemek in-sanı usandırır."
8128. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim haddinden fazla bir şey dilerse, mahrum kalmaya layıktır."
8129. İmam Cevad (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim kötü bir in-sana ümit bağlarsa, en küçük ce-zası mahrumiyettir."

8130. İmam Cevad (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim hangi yol-dan gideceğini bilmezse çıkış yollarında sıkıntıya düşer."
8131. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim layık olma-dığı bir şeyi dilerse mahrumiyet-le karşılaşır."
8132. İmam Rıza (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim bir şeyi yo-lundan dilerse sürçmez. Eğer sürçse de çözüm bulma husu-sunda yardımsız kalmaz."

8133. Ensar'dan bir şahıs Allah Resulü'nün (s.a.a) yanına vararak ondan bir şey diledi. Ardından Sakif kabilesinden biri geldi. Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: "Ey Sakifli adam! Bu Ensar'dan olan şahıs senden önce gelip bir şey diledi. O halde otur, önce onun ihtiya-cını karşılayayım, sonra senin!"

1719. Bölüm
Bir Şey Dileyen Kim-seyi Reddetmekten Sa-kınmak


Kur'an:
"Ve sakın bir şey isteyeni azarlama;"
8134. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bir şey isteyen kim-seyi yarım üzüm veya hurma ta-nesiyle bile olsa reddetme."
8135. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yanmış bir nal ile yardım etmekle de olsa, bir şey isteyen kimseyi reddetmeyin."

8136. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kendisinden bir şey dilenince, "Hayır" demesi insan için ne kadar çirkindir."
8137. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Eğer bir şey dileyen kimse, dilemesinde nelerin gizli olduğunu bilseydi, asla insanlar-dan bir şey dilemezdi. Eğer ken-disinden dilenilen kimse de red-detmekte nelerin gizli olduğunu bilseydi, asla kimseyi reddetmez, alıkoymazdı."

8138. İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Muhtaç insan bir şey dilemekle hürmetini koru-mamıştır. O halde sen reddet-memekle kendi hürmetini ko-ru."
8139. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Sana ümit bağlayan kimseyi ümitsiz kılma. Aksi tak-dirde Allah'ın gazap ve öfkesine uğrarsın."

1720. Bölüm
Bir Şey Dileyen Kim-seyi Reddetmekten Sa-kınmak


8140. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kimin yanına mümin kardeşi bir ihtiyacı için gelirse, bu kendisi için Allah Te-barek ve Teala'nın kendisine doğru sevkettiği bir rahmettir. O halde kardeşinin ihtiyacını karşı-larsa Allah Tebarek ve Teala'nın velayetine bağlı olan velayetimi-ze sarılmıştır."

8141. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Birisi benden bir şey dileyince, onu karşılamaya koşa-rım. Zira iş işten geçmesinden ve teşebbüsümün ona yardım hususunda faydasız kalmasından korkarım."

8142. İmam Ali (a.s), Peygambe-rin (s.a.a) yüce hasletleri hakkında şöyle buyurmuştur: "Peygamber hiç bir zaman kendisinden bir şey istenilince "Hayır!" dememiş ve hiç bir muhtacı reddetmemiştir. Ya insanların ihtiyacını karşılar ya da güzel bir dille cevap verir-di."

8143. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Resulullah (s.a.a) asla bir şey dileyeni reddetmemiştir. Eğer bir şeyi varsa ona verir ve eğer yoksa şöyle derdi: "Allah ihtiyacını karşılasın."
bak. Vesail'uş Şia, 6/290, 22. Bölüm

1721. Bölüm
Bir Şey Dileyen Kim-seyi Reddetmekten Sa-kınmak


8144. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bir şey dileyen kim-seyi reddetmeyin. Zira dilencile-rin yalan söylemesi olmasaydı, onları reddeden kimse kurtuluşa eremezdi."
8145. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Dilenciler/bir şey di-leyenler yalan söylemeseydi on-ları reddeden kimse asla temiz-lenemezdi."

8146. Masumlar'dan (a.s) şöyle nakledilmiştir: "Biz müstahak olanı reddetmiş olmak korku-suyla müstahak olmayana da ba-ğışta bulunuruz."
8147. İmam Seccad (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bizlerden bir şey di-leyen kimsenin müstahak olma-sından, kendisine bir şey ver-memekten, eli boş çevirmekten ve neticede de Yakup ve ailesinin başına gelenlerin biz Ehl-i Beyt'in başına gelmesinden kor-kuyorum." İmam daha sonra o kıssayı anlattı."

8148. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Adamın biri Allah Resulü'nün (s.a.a) huzuruna var-dı ve şöyle dedi: "Ey Allah Re-sulü! Malda zekat dışında bir hak var mıdır?" Peygamber şöyle buyurdu: "Evet! Müslüman, aç bir kimse kendisinden yiyecek is-terse ona yiyecek verir, çıplak bir kimse ondan elbise isterse onu giydirir." Adam şöyle dedi: "Ya-lan söylemesinden korkulursa" Peygamber şöyle buyurdu: "Doğru söylemesinden korkul-maz mı?"
bak. ez-Zekat, 1584. Bölüm

1722. Bölüm
Reddedilmesi Doğru Olmayan Kimse


8149. Hellad birinden naklen şöyle demiştir: "İmam Sadık'ın (a.s) hu-zurunda otururken bir dilenci geldi. İmam ona bir dirhem ver-di. Sonra başka biri geldi. İmam ona da bir dirhem verdi. Üçün-cüsü geldi İmam ona da bir dir-hem verdi. Dördüncüsü geldi İmam şöyle buyurdu:

"Rızkını Allah versin." Ardından bize dönerek şöyle buyurdu: "Eğer sizden biri yirmi bin dirheme sahip olsa, hepsini bu yolda har-camak isterse harcar ve kendisine bir şey kalmaz. Böyle bir kimse duası müstecap olmayan üç kişiden biridir."

8150. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Birinci, ikinci ve üçüncü dilenciye veriniz. Ondan sonrası size kalmıştır."
8151. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Üç dilenciye yiyecek verin. Ondan sonrası size kal-mıştır. Eğer isterseniz onlara da veriniz. Eğer vermezseniz yine de o gün görevinizi yapmış olur-sunuz."

1723. Bölüm
Beyt'ül-Mal'dan İnfak Etme Yolları


8152. Muhammed b. Ebi Hamza birinden naklen şöyle diyor: "Gözle-ri görmeyen yaşlı biri dilencilik yapıyordu. Müminlerin Emiri (a.s), "Bu kimdir?" diye sordu. Onlar, "Ey Müminlerin Emiri! O Hıristiyan bir adamdır" de-yince Müminlerin Emiri (a.s) şöyle buyurdu: "Onu çalıştırdı-nız, şimdi de yaşlanıp aciz dü-şünde ona yardım etmiyor mu-sunuz? Ona beytülmalden bir şey verin."


1724.Bölüm İnsanlardan Bir Şey Dilemek(Çeşitli)


8153. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın, insandan bir şey dilemesi bir fitnedir. Eğer ona verirse, o kendisine verme-miş bir kimseyi över. (Çünkü gerçek veren Allah'tır ve onu övmesi gerekir) Eğer onu red-dederse, kendisini mahrum et-memiş bir kimseyi kınamış olur. (Çünkü ondan esirgeyen Al-lah'tır.)"
8154. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Hakkını isteyen kim-senin mükafatı ona sadaka (ve hakkını) veren kimsenin müka-fatı gibidir."

8155. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Fakire bakınız, eğer kalbinizde ona karşı bir merha-met duyarsanız ona verin. Çün-kü o doğru söylemektedir."
8156. İmam Sadık (a.s), dilenci-nin doğru söyleyip söylemediği hak-kında soru soran kimseye şöyle bu-yurmuştur: "Kalbinde kendisine karşı acıma hissini duyduğun kimseye bağışta bulun."

8157. Abdullah b. Süleyman şöyle diyor: "İmam Bakır (a.s) Arefe günü hiç kimseyi reddetmezdi."
8158. İmam Zeyn'ul-Abidin (a.s) ağlayan bir dilenciyi görünce şöyle bu-yurmuştur: "Eğer bütün dünya bu adamın elinde olsaydı onu kay-betmiş olsaydı yine de onun için ağlamasına deymezdi."

8159. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Az bağışlamaktan utanma. Zira mahrum kılmak bundan aha azdır."
8160. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Eller üç çeşittir: En üstün el olan, aziz ve celil olan Allah'ın eli, ondan sonra gelen bağışlayan kimsenin eli ve onun altında dilenen el. O halde bağış-layıcı ol ve kendini zayıf/aciz kılma."
8161. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Eğer güç yetirebilir-sen verici/bağışlayıcı el ol."

8162. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanlardan bir şey dilemenin ağırlığı bağışlamaktan daha çoktur. O halde bağışladı-ğın şeyi fazla görme. Zira o bir şey dilemenin ağırlığına denk değildir."
8163. Allah-u Teala Musa'ya (a.s) şöyle vahyetmiştir: "Yanına bir dilenci gelince onu güzel şekilde geri çevirmekle veya az bir şey bağışlamakla yüce tut."

8164. İmam Zeyn'ul-Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dilencinin hakkı kendisine ihtiyacı kadar bağışta bulunulmasıdır."
8165. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Dilenen kimsenin şehadeti kabul olmaz."

214. Konu el-Esbab Sebep-ler

1725.Bölüm
Her Şeyin Bir Sebebi Vardır


Kur'an:
"Doğrusu biz onu yeryü-züne yerleştirmiş ve her şeyin yolunu ona öğretmiştik." O da bir yol tuttu. Sonunda gü-neşin battığı yere ulaşınca onu, kara balçıklı bir suda batıyor gördü. Orada bir millete rastladı. "Zülkarneyn! Onlara azâb da edebilirsin, iyi muamelede de bulunabilirsin" dedik. "Haksızlık yapana azâb edeceğiz, sonra Rabbine döndürülür,

onu görülmemiş bir azaba uğratır; ama iman edip salih amel işleyene, mükâfat olarak güzel şeyler vardır, ona buyruğumuzdan kolay olanı söyleriz" dedi. Sonra yine bir yol tuttu. So-nunda güneşin doğduğu yere ulaşınca, güneşi, kendilerini elbise, bina gibi şeylerle ört-mediğimiz bir kavim üzerine doğuyor buldu. İşte bunun gibi, onun yaptıklarının hep-sini baştan başa biliyorduk. Sonra yine bir yol tuttu. So-nunda, iki dağın arasına va-rınca, orada neredeyse hiç laf anlamayan bir millete rastla-dı."

8166. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah her şeyi ancak sebepler yoluyla cari kılar. Bu esas üzere her şeye bir sebep taktir etmiş ve her sebebe bir açılış, her açılışa bir bilgi ve her bilgiye bir kapı takdir etmiştir. Onu tanıyan tanımış, tanımayan ise tanımamıştır. Bu kapı Allah Resulü (s.a.a) ve bizleriz."
8167. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İyiliğin başı tevazu-dur... İlmin aklı ise işlerin sebep-lerini tanımaktır."
8168. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her şeyin bir sebebi vardır."

8169. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Muhabbetin sebebi cömertliktir."
8170. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kaynaşma sebebi ve-fadır."
8171. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dinin doğruluğunun sebebi günahlardan sakınma-dır."
8172. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yakinin bozulma se-bebi tamahtır."
8173. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İmanın doğrulma se-bebi takvadır."

8174. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aklın bozulma sebe-bi heva ve hevestir."
8175. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mutsuzluk sebebi dünya sevgisidir."
8176. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nimetlerin yok oluş sebebi küfran-dır/nankörlüktür."
8177. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sevginin sebebi ih-sandır."
8178. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yok oluşun sebebi gazaba/öfkeye itaattir."
8179. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ahlakın tezkiye oluş sebebi güzel edeptir."
8180. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bitkinliğin sebebi ha-settir."

8181. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Fitnelerin sebebi kindir."
8182. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Efendiliğin sebebi bağışlamaktır."
8183. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kin tutmanın sebebi çok çekişmektir."
8184. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Çok heyecanlanma-nın sebebi inatçılıktır."

8185. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Zenginliğin yok oluş sebebi muhtaç insanı mahrum kılmaktır."
8186. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İffetin sebebi haya-dır."
8187. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nefis doğruluğunun sebebi dünyadan uzak durmak-tır."
8188. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Fakirliğin sebebi is-raftır."
8189. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ayrılığın sebebi ihti-laftır."

8190. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kanaatin sebebi iffet-tir."
8191. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kötülüğün sebebi şehvetin galebe çalmasıdır."
8192. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kötülüğün sebebi yalnızlıktır."
8193. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Vakarın sebebi hi-limdir."
8194. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Haşyetin sebebi ilim-dir."
8195. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Esenliğin sebebi sus-kunluktur."
8196. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ayrılığın sebebi ölümdür."

8197. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İhlasın sebebi yakin-dir."
8198. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Helakın sebebi şirk-tir."
8199. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sakınmanın sebebi dinin sıhhatidir."
8200. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hayrette kalmanın sebebi şektir."
8201. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dinin fesat sebebi heva ve hevestir."

8202. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aklın fesat sebebi dünya sevgisidir."
8203. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nimetin artış sebebi şükürdür."
8204. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nimetlerin değişime-sinin sebebi küfran ve nankör-lüktür."
8205. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sevgi sebebi güler-yüzlülüktür."

8206. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nefsin doğruluk se-bebi günahlardan sakınmadır."
8207. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Günahlardan sakın-manın bozulma sebebi tamah-tır."
8208. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Viran olmanın sebebi kötü idare etmektir."

8209. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kalplerindeki kibri çıkarsın, yerine ruhlarına huzu ve huzuru yerleştirsin, yüzlerine rahmet kapılarını açsın ve onlara bağışlama araçlarını kolayca ver-sin diye Allah, kullarını çeşitli zorluklarla imtihan etmekte, so-runlarla ibadete davet etmekte ve çeşitli belalara düçar kılmak-tadır."

1726. Bölüm
En Sağlam Sebepler


8210. İmam Ali (a.s), oğlu Ha-san'a (a.s) yaptığı vasiyetinde şöyle buyurmuştur: "Ey oğlum! Al-lah'tan korkup sakınmanı, emri-ne sürekli itaat etmeni, kalbini zikriyle imar etmeni, onun ipine sımsıkı sarılmanı tavsiye ederim. Eğer Allah'la arandaki bağa sım-sıkı sarılacak olursan, bu bağdan daha sağlam bir bağ var mıdır?"

8211. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a itaat en güçlü sebeptir."
8212. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Münezzeh olan Allah hiç kimseye bu Kur'an'ın benzeri bir şeyle öğüt vermemiştir. Çünkü o, Allah'ın sağlam ipi ve emin se-bebidir."
bak. el-İlm, 2846. Bölüm; et-Tekva, 4165. Bölüm

215. Konu es-Sebb
Söv-mek


Kenz'ul-Ummal, 3/605-608, 840-847, es-Sebb
Vesail'uş-Şia, 8/610, 158. bölüm, Tahrim'u Sebb'il-Mu'min
Bihar, 75/147, 57. bölüm, men ehafe muminen...ev sebbehu

bak.
el-Had, 745. bölüm; 407. ko-nu, el-Fuhş; 4740. konu, el-Le'n


1727.Bölüm Mümine Sövmek


8213. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Mümine sövmek, fısk (kötülük), mümini öldürmek ise küfürdür."
8214. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Mümine söven kimse helak olmanın eşiğinde olan kimse gibidir."
8215. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Mümine sövmek fısk, onu öldürmek küfür ve etini yemek (gıybetini yapmak) Allah'a isyandır."

1728. Bölüm
Sövmekten Sakınmak


Kur'an:
"Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki onlar da bilmeyerek aşırı gidip Allah'a sövmesinler. Böylece her ümmete işini güzel gösterdik, sonra dönüşleri Rab'lerinedir. O, işlediklerini haber verir."

8216. İmam Ali (a.s), Sıffin sava-şı günlerinde bazı ashabına Şam hal-kına küfrettiklerini duyduğu zaman şöyle buyurdu: "Küfürbaz kişiler olmanızı kötü görüyor, hoşlan-mıyorum. Ama onların yaptıkla-rını anlatsaydınız ve durumlarını hatırlatsaydınız, sözleriniz doğ-ruya daha yakın olur ve özrünüz daha makbul düşerdi. Küfretmek yerine, sözünüz şu olmalıdır: "Allah'ım! Onların kanlarını da bizim kanlarımızı da koru."

Başka bir rivayette şöyle yer al-mıştır: "Ben sizlerin lanet edip sövmenizi hoş görmüyorum."
8217. İmam Ali (a.s), kendisine küfretmek isteyen birine sövmeye yel-tenen Kanber'e şöyle buyurmuştur: "Sakin ol ey Kanber! Sana söve-ni hor ve hakir bırak ki Rahman olan Allah'ı hoşnut, şeytanı hoş-nutsuz ve düşmanı cezalandırmış olasın.

Taneyi yaran ve yara-tıkları yaratan Allah'a yemin ol-sun ki kul, Allah'ı yumuşak huy-luluk gibi hiç bir şeyle hoşnut etmemiş, şeytanı sessizlik kadar hiç bir şeyle öfkelendirmemiş ve ahmak insanı karşısında susmak kadar hiç bir şeyle cezalandır-mamıştır."

1729. Bölüm
Sövmekten Sakınmak


8218. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Rüzgarlara sövmeyin, şüphesiz rüzgarlar da memur-durlar/görevlidirler. Dağlara sövmeyin, vakitlere sövmeyin, günlere sövmeyin ve gecelere sövmeyin. Aksi taktirde günah-kar olursunuz ve kendinize dö-ner."
8219. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Rüzgarlara sövmeyin. Zira onlar Allah'ın rahmetin-dendirler."
8220. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şeytana sövmeyin; onun şerrinden Allah'a sığının."

8221. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Zamana sövmeyin. Şüphesiz Allah şöyle buyurmuş-tur: "Zaman bendendir, gece bendendir ve ben onu yeniler ve eskitirim."
8222. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Zamana sövmeyin, şüphesiz Allah o zamandır."
8223. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanlara sövmeyin aksi taktirde onlar arasında düşman edinirsiniz."

1730. Bölüm
Birbirine Sövmekten Sakınmak


8224. İmam Kazım (a.s), birbirine söven iki kişiyi görünce şöyle buyur-muştur: "Sövgüyü başlatan za-limdir, karşı tarafın günahı da mazlum aşırı gitmediği takdirde onun boynunadır."
8225. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İki kişi birbirine sö-vünce mazlum insan haddini aşmadıkça günahı başlatan kim-senin boynunadır."

8226. İmam Kazım (a.s), birbirine söven iki kişi hakkında şöyle buyur-muştur: "Sövgüyü başlatan za-limdir, mazlum aşırı gitmediği takdirde onun günahı da sövgü-yü başlatanın boynunadır."
8227. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Birbirine söven iki kişiden mutlaka aşağılık olanı üs-tün gelmiştir."
8228. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Birbirine söven iki kişiden üstün olanı mutlaka aşa-ğılık olanın derecesine düşer."

8229. Ayaz b. Hemmad şöyle di-yor: "Ben Allah Resulüne şöyle arzettim: "Ey Allah Resulü! Al-lah'ın salatı sana olsun! Kabi-lemde benden daha aşağı olan biri bana sövüyor. Ben de bu işine karşılık ona sövebilir mi-yim?" Allah Resulü şöyle buyur-du: "Birbirine söven iki kişi, bir-birine havlayan ve birbirinin ca-nına düşen iki şeytandır."

8230. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "En büyük günahlar-dan biri insanın anne babasına sövmesidir." Kendisine, "İnsan nasıl anne babasına söver?" de-nilince şöyle buyurmuştur: "İn-san birine söver, o da buna kar-şılık onun anne babasına sö-ver."

1731. Bölüm
Peygamberlere ve Va-silerine Söven Kimsenin Cezası


8231. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim peygamberlerden birine söverse onu öldü-rün. Her kim vasilerden birine söverse, şüphesiz peygambere sövmüştür."

8232. İmam Sadık (a.s), Allah Resulü'ne sövmenin hükmü hususun-da şöyle buyurmuştur: "Ona en ya-kın olan kimse yargılamak için kendisini imamın yanına götür-meden önce onu öldürebilir."
Bak. Vesail'uş Şia, 18/458 25. Bölüm ve s. 461, 27. Bölüm

1732. Bölüm
İmam Ali'ye (a.s) Sövmek


8233. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Çok yakında bana sövmeye davet edileceksiniz. Bu takdirde bana sövün ve benden beri olduğunuzu ilan etmeye da-vet edileceksiniz. Boyunlarınızı verin (ama benden beri olduğu-nuzu ilan etmeyin). Zira ben (İs-lam) fıtratı üzereyim."

8234. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bilin ki o bana söv-menizi emredecek size, teberri etmenizi (benden uzak olduğu-nuzu söylemenizi) isteyecek siz-den. Sövmeye gelince, sövün. Zira bu benim temizlenmemi (makamımın yücelmesini) arttırır ve sizi de (ölümden) kurtarır."

8235. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Biliniz ki sizleri bana lanet etmeye ve beni yalanlamaya zorlayacaklardır. Her kim isteği olmadan mecburiyetten dolayı bana lanet ederse ve Allah da onun zorla bu işi yaptığını bi-lirse, ben ve o birlikte Muham-med'in (s.a.a) huzuruna varırız. Her kim de dilini korur ve bana

lanet etmezse benden önce bir ok hızıyla veya göz açıp kapatın-caya kadar Peygamber'in huzu-runa varır. Her kim bana söv-mekle gönül rahatlığına erişirse, kendisiyle Allah arasında hiç bir perde olmaz ve Muhammed'in (s.a.a) nezdinde hiç bir delil ve bahanesi bulunmaz."

8236. Adamın biri Ali'nin (a.s) huzuruna vardı ve şöyle dedi: "Bu grubun senin cehennemlik oldu-ğunu söylediklerini gördüm. Ama hepsi kaçtı ve ben sadece bunu yakaladım. Ali (a.s) şöyle buyurdu: "Beni öldürmeyen bi-rini mi öldüreyim?" Adam şöyle dedi: "O sana sövüyordu." Ali (a.s) şöyle buyurdu: "Sen de ona söv veya onu bırak."

8237. İmam Ali (a.s), ashabıyla oturmakta iken güzel bir kadın önle-rinden geçti ve oradakiler hep birden gözlerini kadına diktiler; bunun üze-rine şöyle buyurdu: "Bu erkeklerin gözleri, (bir namahreme) dikil-miştir; bu dikiliş, şehvetin tahrik olmasına sebep olur. Sizden bi-rinin gözü bir kadına ilişince, ondan etkilenirse hemen gidip kendi zevcesine yaklaşsın.

Çünkü o da kendi karısı gibi bir ka-dındır." Haricilerden biri İmam (a.s)'a; "Allah kahretsin bu kafiri, ne kadar da bilgilidir!" dedi. Bunun üzerine halk onu öldürmek için üze-rine hücum etti. İmam (a.s) bu duru-mu görünce şöyle buyurdu: "Yavaş olun! Bu bir sövgüdür; ya söv-mekle karşılık verilir ya da güna-hı bağışlanır."

İbn-i Ebi'l-Hadid şöyle diyor: "Mua-viye son Cuma namazı hutbesinde şöyle dedi: Allah'ım! Ebu Turab (Hz. Ali) senin dininden dönmüş ve yolundan sapmıştır. O halde ona şid-detle lanet et ve onu acı bir azaba dü-çar kıl." Muaviye bir genelge yayınla-yarak bu cümlelerin bütün İslam bel-delerinde tekrarlamalasını emretti. Böylece Ömer b. Abdulaziz'in döne-mine kadar minberlerin üzerinde bu sözleri tekrar ettiler."

1733. Bölüm
Caiz Olan Sövgü


8238. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Sizden biri arkadaşı-na sövmek zorunda kalırsa ona iftira etmesin, anne babasına sövmesin, kavmine ve kabilesine küfretmesin. Sadece şöyle desin: "Sen cimrisin" veya şöyle desin: "Sen korkaksın" veya şöyle de-sin: "Sen yalancısın" veya şöyle desin: "Sen sürekli uyuyor-sun.""

8239. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Sizden biri kardeşine söverse, soyuna, babasına, anne-sine sövmesin. Sadece şöyle de-sin: "Sen cimrisin, sen korkaksın, sen yalancısın. Elbette bunlar da onun gerçekten bu sıfatlara sahip olduğu takdirde caizdir."

216.Ko-nu etTesbih
Tesbih Etmek


Bihar, 93/175, 3. bölüm, et-Tesbih ve'l-Fazluhu ve manahu
Kenz'ul-Ummal, 1/459, fi't-Tesbih

1734. Bölüm
Süphanallah'ın Anlamı


Kur'an:
"Allah onların vasıflandır-malarından münezzehtir."
"Senin güçlü olan Rabbin, onların vasıflandırmalarından münezzehtir."
8240. Resulullah (s.a.a), Süpha-nallah'ın anlamını soran Talha b. Ubeydullah'a şöyle buyurmuştur: "Süphanallah Allah'ı her türlü kötü şeyden tenzih etmektir."

8241. İmam Ali (a.s), Süphanal-lah'ın anlamı sorulduğunda şöyle bu-yurmuştur: "Süphanallah, aziz ve celil olan Allah'ın yüce makamı-nı ululamak, müşriklerin Allah hakkında söylediği her şeyden onu tenzih etmektir. Kul bunu söylediği zaman, her melek ona salat-u selam gönderir."
8242. İmam Sadık (a.s), aziz ve celil olan Allah'ın, "Süphanallah" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Süphanallah, Allah'ı tenzih etmek anlamındadır."

1735. Bölüm
Her şeyin Tesbih Edişi


Kur'an:
"Yedi gök, yer ve bunlarda bulunanlar O'nu tesbih eder; O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiç bir şey yoktur; fakat siz onların tesbihlerini anla-mazsınız. Doğrusu O halim-dir, bağışlayandır."

"O'nu, gök gürlemesi hamd ile, melekler de korku-larından tesbih ederler. Onlar pek kuvvetli olan Allah hak-kında çekişirken, O, yıldırım-ları gönderir de onlarla dile-diğini çarpar ve O, azabı pek şiddetli olandır."
"Süleyman'a bu meselenin hükmünü bildirmiştik; her birine hüküm ve ilim verdik. Davud ile beraber tespih et-sinler diye dağlara ve kuşlara boyun eğdirdik. Bunları biz yapmıştık."

8243. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "Var olan her şey" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Duvarların yıkılışı bile onların tesbih edişidir."
8244. İmam Bakır (a.s), Allah-u Teala'nın, "Var olan her şey" ayeti hakkında soru soran Zürare'ye şöyle buyurmuştur: "Biz duvarların yıkılışının bile onların tesbihi ol-duğuna inanıyoruz."

8245. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Evlerin tahtalarının gıcırtı sesini duymuyor musun? O tesbihtir, o halde Allah her haliyle pak, temiz ve münezzeh-tir."
8246. Ali b. İbrahim'in Tefsirin-de, "Var olan her şey..." ayetinin tefsirinde şöyle yer almıştır: "Her şe-yin kıpırdaması ve hareketi aziz ve celil olan Allah'ı zikretmesi-dir."

8247. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Davud (a.s) Zebur'u okuduğu zaman, onunla birlikte okumayan hiç bir dağ, taş ve kuş olmazdı."
8248. Said b. Museyyib şöyle nak-letmektedir: "İmam Seccad (a.s) yolculuk esnasında bir yerde ko-nakladı ve iki rekat namaz kıldı. Secdesinde Allah'ı tesbih etti. Oradaki ağaç ve taşlar onunla birlikte tesbih ediyordu."

8249. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim yakin üzere "Bismillahirrahmanirrahim" (ayetini) okursa, dağlar da onun-la birlikte tesbih eder. Ama o, onların tesbihini işitmez."

217. Konu et-Tesabuk Yarışmak


Bihar, 103/189, 4. bölüm
Vesail'uş-Şia, 13/345, es-Sebk ve'r-Rimaye
Kenz'ul-Ummal, 4/344-361 ve s. 463, el-musabaka

bak.
195. konu, er-Rimaye


1736.Bölüm Yarışmak


8250. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yarışmak sadece üç hususta doğrudur: "Deve binici-liğinde, at biniciliğinde ve ok atı-cılıkta."
8251. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Çok geçmeden yer-yüzü sizlere fethedilir ve dünya elinize geçer. O halde sizden hiç kimse oklarıyla oynamadan (atı-cılıkta) bitkin ve aciz kal-masın."

8252. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bir gece Peygamber (s.a.a) Fatıma'nın (a.s) evine gitti. Hasan ve Hüseyin (a.s) da onun-la birlikte idiler. Peygamber (s.a.a) o ikisine şöyle buyurdu: "Kalkın ve güreşin" Böylece o ikisi kalktılar ve birbiriyle gü-reşmeye koyuldular…"
8253. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Melekler at yarışı ve insanın eşiyle oynaştığı anlar dı-şında her işi yaparken hazır bu-lunurlar."

1737. Bölüm
Hayırlarda Yarışmak


Kur'an:
"Rabbiniz tarafından ba-ğışlanmaya, Allah'a ve pey-gamberine iman edenler için hazırlanmış, genişliği yerle göğün genişliği kadar olan cennete koşuşun; bu Allah'ın dilediğine verdiği lütfüdür. Allah, büyük lütuf sahibidir."
"Herkesin yöneldiği bir yön vardır. Hayırlı işlerde birbirinizle yarışın. Nerede olursanız olun Allah sizi bir araya toplar. Allah şüphesiz her şeye kadirdir."

"Kur'an'ı, önce gelen Ki-tab'ı tasdik ederek ve ona şa-hit olarak gerçekle sana in-dirdik. Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet; gerçek olan sana gelmiş bulunduğu-na göre, onların heveslerine uyma! Her biriniz için bir yol ve bir yöntem kıldık; eğer Al-lah dileseydi sizi bir tek üm-met yapardı, fakat bu, verdik-leriyle sizi denemesi içindir; o halde iyiliklere koşuşun, he-pinizin dönüşü ancak Al-lah'adır. O, ayrılığa düştüğü-nüz şeyleri size bildirir."

8254. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz ki dünya yüzünü çevirmiş ve ayrılığı du-yurmuş, ahiret ise yönelmiş ve aşikar olmuştur. Bilin ki bugün hazırlık ve idman günüdür ve yarın (ahiret) yarış günüdür. Kim yarışı kazanırsa (ödülü) cennettir ve kim geri kalırsa (cezası) ateştir."

8255. İmam Ali (a.s), İslam'ın ni-teliği hakkında şöyle buyurmuştur: "Yarışmacıları toplayan, ödülü değerli, yarışanları da şerefli bi-nicilerdir. Yolu tasdik, yolunun işaretleri salih amel, ölümü son, dünyası imtihan, kıyameti top-lanma yeri, cenneti de ödül-dür."

8256. Resulullah (s.a.a), Bedir gü-nü şöyle buyurmuştur: "Genişliği göklerle yer kadar olan cennete koşun." Humeyr b. Hamam En-sari ayağa kalkarak, "Ey Allah Resulü! Genişliği gökler ve yer kadar olan cennete mi?" diye sordu." Peygamber,

"Evet" de-yince o, "Ne kadar güzel! Ne kadar güzel...! Ey Allah'ın Resu-lü! Allah'a andolsun ki ben bu cennetin ehlinden olmalıyım" dedi. Peygamber şöyle buyurdu: "Sen cennet ehlindensin." O perçeminin altından birkaç hur-ma tanesi çıkararak yemeye baş-ladı ve şöyle dedi: "Hurmalarımı yiyene kadar hayatta kalırsam, uzun bir hayat yaşamış olurum." Daha sonra hurmaları bir köşeye attı ve öldürülünceye kadar düşmanla savaşmaya koyuldu."

8257. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Peygamberi hak üze-re gönderene andolsun ki büyük imtihandan geçecek, sınanma kalburunda elenip ayrılacak ve kazandaki yemeğin (pişerken) alt-üst olduğu gibi alt-üst olacak-sınız. Sonunda en aşağınız, en yüce makama erecek ve en yü-ceniz en aşağı makama alçala-caktır. Geri kalmışlar ilerleyecek, öne geçecekler, (İslam'da) her-kesi geçenler, ileri gidenler ise geri bırakılacaklardır."

8258. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah size rahmet et-sin, imar etmekle emrolunduğu-nuz, teşvik edildiğiniz ve çağrıl-dığınız evlerinize koşun!"
bak. el-Hayr, 1163. Bölüm; el-İclet, 2539, 2540. Bölüm; el-Hırs, 797. Bölüm

218. Konu es-Sebil
Yol


bak.
293. konu, es-Sırat; el-İmamet (1), 135. bölüm

1738. Bölüm
Allah'ın Yolu


Kur'an:
"Sizinle savaşanlarla Allah yolunda savaşın, aşırı gitme-yin; doğrusu Allah aşırı gi-denleri sevmez."
"Allah yolunda infak edin, kendinizi kendi elinizle tehli-keye atmayın, ihsan yapın. Şüphesiz Allah ihsan sahiple-rini sever."

"İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda cihat edenler işte Allah'ın rah-metini umanlar onlardır. Al-lah bağışlayan ve merhamet edendir."
"Allah yolunda öldürülen-leri ölüler saymayın, bilakis Rableri katında diridirler, rı-zıklanırlar."

8259. Çöl Araplarından biri Pey-gambere (s.a.a) gelerek şöyle dedi: "Ey Allah'ın Resulü! Birisi ganimet için savaşıyor, birisi şöhret elde etmek için savaşıyor, birisi de gösteriş için savaşıyor. Bunların hangisi Allah yolundadır." Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: "Her kim Allah'ın kelimesi yücelsin diye savaşırsa o Allah yolundadır."

8260. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki Allah'ın uymanızı emrettiği yol biziz. Allah'a yemin olsun ki biz doğru yoluz. Allah'a yemin olsun ki Allah'ın itaat edilmesini emrettiği kimseler biziz."

8261. İmam Ali (a.s), Gadir günü okuduğu hutbesinde şöyle buyurmuş-tur: "Ey müminler! Biliniz ki aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: "Doğrusu Allah, kendi yolunda, kenetlenmiş bir duvar gibi, sıra halinde savaşanları sever." Allah'ın yolunun ne olduğunu biliyor musunuz? Şüphesiz Allah'ın yolu benim ve Allah beni Peygamber'inden (s.a.a) sonra uyulması için tayin etti."
8262. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah nezdinde en sevimli yollardan biri de iki yu-dumdur. Hilimle geri çevirdiğin gazap yudumu ve sabırla uzak-laştırdığın hüzün yudumu! Allah nezdinde en sevimli yollardan biri de iki damladır: Gecenin or-tasında dökülen göz yaşı damlası ve Allah yolunda dökülen kan damlası. Allah nezdinde en se-vimli yollardan biri de iki adım-dır: Müslümanın Allah yolunda saflarını sıkıştırmak için attığı adım ve sıla-i rahim yolunda atı-lan adım."

8263. İmam Ali (a.s), münezzeh olan Allah'ın yolunu kateden kimse hakkında şöyle buyurmuştur: "O, (seyr-u sülük ehli ilim ve fikirle donanarak) aklını diriltmiş, şeh-vetlerini öldürmüş, böylece cismi incelmiş, katı kalbi yumuşamış, kendisi için ışığı kuvvetli bir meşale yakmış ve bununla önünü aydınlatarak doğru yolunu devam etmiştir."

8264. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın kullarından en sevdiği, nefsine karşı Allah'ın kendisine yardım ettiği kişidir... O, tatlı suyu kana kana içmiş, su-yun kaynağına varması kolay-laşmış, bir kez daha içip kanmış, tertemiz doğru yola ulaşmıştır."
bak. en-Niyyet, 3980. Bölüm

1739. Bölüm
Hak Yolu


Kur'an:
"Şüphesiz ona yol göster-dik; buna kimi şükreder, kimi de nankörlük."
"De ki: "Benim yolum bu-dur; ben ve bana uyanlar bile-rek insanları Allah'a çağırırız. Allah'ı noksan sıfatlardan tenzih ederim. Ben müşrik-lerden değilim."
8265. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz Allah, size hak yolu göstermiş ve O'nun yolları sizin için aydınlanmıştır. Kötü bir akibet veya ebedi bir saadet!"

8266. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Apaçık yoldan ayrıl-mayın. Apaçık yolda yürüyün aksi taktirde Allah sizden başka-larını yerinize geçirir."
8267. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hak yol talipleri için apaçık açıklanmıştır."

8268. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Açık yoldan ayrılan kimse helak yollarını kateder."
8269. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim apaçık yol-dan kayarsa dar bir şaşkınlığa düşer."
8270. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim apaçık yol-dan saparsa bataklığa batar."
8271. İmam Ali (a.s) Muaviye'ye yazdığı bir mektubunda şöyle buyur-muştur: "Kendini kurtar, kendini! Allah sana doğru yolunu açıkla-mış, işinin nasıl sonuçlanacağını bildirmiştir."

219. Konu es-Sucud Secde


Vesail'uş-Şia, 4/950-987, eb-vab'us-Sucud
Vesail'uş-Şia, 3/591-609, eb-vab-u ma yuscedu aleyh

bak.
eş-Şukr (1), 2075. bölüm; et-Ta'zim, 2754. bölüm

1740. Bölüm
Secde


Kur'an:
"Ey iman edenler! Rüku edin, secdeye varın, Rabbi-niz'e kulluk edin, iyilik yapın ki saadete erişesiniz."
8272. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Secde, Ademoğlunun ibadetinin doruğudur."

1741. Bölüm
Allah'a Secde Edenler


Kur'an:
"Yerde ve göklerdeki kim-seler de, gölgeleri de, sabah akşam, ister istemez Allah'a secde ederler."
Yıldız ve ağaçlar O'na sec-de ederler."

"Allah'ın yarattığı şeylerin, gölgelerini sağa sola vurarak, Allah'a boyun eğerek secde etmekte olduklarını görmü-yorlar mı? Göklerde ve yerde bulunan her canlı ve melekler, büyüklük taslamaksızın Allah'a secde ederler."
bak. el-Hac, 18; bak. et-Tesbih, 1735. Bölüm; el-Bihar, 60/164, 34. Bölüm

1742. Bölüm
Secde ve Allah'a Ya-kınlaşma


Kur'an:
"Sakın ona itaat etme; sen secde et, Rabbine yaklaş."
8273. İmam Rıza (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kulun aziz ve celil olan Allah'a en yakın olduğu zaman, secde ettiği andır. Nite-kim Allah Tebarek ve Teala da şöyle buyurmuştur: "Sen secde et, Rabbine yaklaş."

8274. İmam Sadık (a.s), kendisi-ne, "Secde halinde mi yoksa rüku ha-linde mi dua edeyim?" diye soran Said b. Yesar'a şöyle buyurmuştur: "Evet, sen secde halinde dua et. Kulun Allah'a en yakın olduğu an secde ettiği andır. Aziz ve ce-lil olan Allah'a dünyan ve ahire-tin için dua et."
8275. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Münezzeh olan Al-lah'a sadece çok secde ve rüku ile yakınlaşmak mümkündür."
bak. el-Mukarrebun, 3328. Bö-lüm

1743. Bölüm
Secdenin Anlamı


8276. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Cismani/bedensel secde yüzün güzel yerlerini top-rağa koymak; iki elin içi ve ayak-ların ucuyla, kalp huşusu ve halis niyet içinde toprağa yönelmektir. Nefsani secde ise kalbin fani olan şeylerden boşalması, tüm himmetiyle baki olan şeylere yö-nelmesi, kibir ve asabiyetten so-yunması, dünyevi ilgilerini kes-mesi ve nebevi ahlak ile süslen-mesidir."

8277. İmam Ali (a.s), secdenin an-lamı sorulunca şöyle buyurmuştur: "Secdenin anlamı şudur ki beni topraktan yarattın, secdeden ba-şını kaldırmanın anlamı ise şudur ki beni topraktan çıkardın. İkinci secdenin anlamı ise şudur: Beni yeniden toprağa döndüreceksin. İkinci secdeden başını kaldırmanın anlamı ise şudur: "Beni yeniden topraktan çıkaracaksın.

"Süphane Rabbiy'el-A'la" cümlesinin anlamı ise şudur: "Süphan" Allah'ı (yaratıkların derece-sinden) münezzeh bilmektir. "Rabbi" ise yani benim yaratıcım ve rabbim demektir. "A'la" ise yani göklerinin en üstündedir, bütün kulları O'nun kudret elinin altındadır. Allah onlara iz-zetiyle/gücüyle boyun eğdirmiş-tir. Tedbir O'nun elindedir ve yükselişler hep O'na doğrudur."

1744. Bölüm
Gerçek Secde Eden Kimse


8278. Misbah'uş-Şeria'da şöyle yer almıştır: "İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a yemin ol-sun ki ömründe bir defa bile gerçek secdede bulunan kimse hüsrana uğramaz. Böyle bir ha-lette (secdede) rabbiyle halvet eden, ama kendini kandıran ve Allah'ın secde edenler için hazır-ladığı dünya sevinci ve ahiret ra-hatlığından habersiz olan

kimse ise kurtuluşa eremez.
Secdede Allah'a yakınlaşan kimse asla O'ndan uzaklaşmaz. Her kim de Allah'a karşı saygısızlık eder, hürmetini zayi eder ve kal-bini Allah'tan başkasına bağlarsa asla Allah'a yakınlaşmaz. O hal-de Allah karşısında mütevazi ve zelil olan, insanların çiğnediği topraktan yaratıldığını, Allah'ın kendisini herkesin necis bildiği nutfeden yarattığını ve yoktan var ettiğini bilen kimse gibi sec-de et.

Allah secdenin anlamını kendi-sine kalp, batın ve ruhla yakınla-şılmasına sebep kılmıştır. Dola-yısıyla her kim Allah'a yakınlaşır-sa, başkasından uzaklaşır. Gör-müyor musun, zahirde de secde haleti her şeyi bir kenara itmek ve gözlerin gördüğü her şeye gözünü kapamakla mümkün-dür?! Allah işin batınını da işte böyle irade etmiştir."

1745. Bölüm
Secdeyi Uzatmak


8279. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Uzun secdelerde bu-lunun, zira İblis için ademoğlu-nu secde ederken görmekten daha zor bir şey yoktur. Zira ona secde etmesi emredildi. Ama o isyan etti."
8280. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kul hiç kimsenin görmediği yerde secdesini uza-tırsa şeytan şöyle der: "Eyvah, eyvah! Onlar itaat ettiler, ben is-yan ettim, onlar secde ettiler, ben secde etmedim."

8281. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Uzun secdelerse bu-lun. Şüphesiz bu itaat edenlerin sünnetindendir."
8282. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bir grup Allah Resu-lü'nün (s.a.a) yanına vararak şöy-le dediler: "Ey Allah Resulü! Rabbin karşısında bizlere cenne-ti garanti ver." Allah Resulü şöy-le buyurdu: "Sizlerin de uzun secdelerle bana yardımcı olmanız şartıyla."

8283. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Eğer Allah'ın seni benimle mahşur kılmasını isti-yorsan, vahid ve kahhar olan Al-lah karşısında uzun secdelerde bulun."
8284. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ali b. Hüseyin (a.s)... Secdeye gittiği zaman terleyince-ye kadar secdeden kalkmazdı."

1746. Bölüm
İmam Seccad (a.s)


8285. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz babam Ali b. Hüseyin Allah'ın kendisine verdiği nimetlerden birini hatır-layınca secde ederdi. Şüphesiz aziz ve celil olan Allah'ın kita-bından içinde secde bulunan bir ayeti okuduğunda mutlaka secde ederdi.

Allah kendisinden bir kötülüğü ve hileyi giderdiği tak-dirde secde ederdi. Her farz na-mazını bitirdiğinde secde ederdi. İki kişinin arasını bulduğunda secde ederdi. Bütün secde yerle-rinde secdenin izi vardı. Bu yüz-den kendisine "Zeyn'ul-Abidin" (ibadet edenlerin ziyneti) den-miştir."

8286. İmam Ali b. Hüseyin (a.s), bir gün çöle gitti. Kölesi de onun ardından yola düştü. İmam'ın büyük bir kayanın üze-rinde secdeye kapandığını gördü. İmam'ın bin defa, "La ilahe illal-lah, hakkan hakka. La ilahe illal-lah, teabbuden verikka. La ilahe illallah imanen ve sıdkan" dediğini saydı, sonra başını kaldırdığını gördü."