Mizan'ul Hikmet 5.Cilt
 


1541.Bölüm İki Günü Eşit Olan Kimse


7418. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kimin iki günü eşit olursa aldanmıştır. Her ki-min yarını bugünden kötü olursa aldatılmıştır. Her kim eksiklikle-rini araştırmazsa sürekli eksikler içinde kalır. Her kimin de eksik-likleri devam ederse ölüm kendi-si için daha hayırlıdır."

7419. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kimin iki günü eşit olursa aldanmıştır… Her kimin yarını bugünden kötü olursa mahrumdur. Her kim dünyası temin olduğu halde ahi-retinin zararına önem vermezse helak olur. Her kim eksikliklerini araştırmazsa nefsinin istekleri kendisine galip gelir ve her kim eksikler içinde olursa ölüm ken-disi için daha iyidir."

7420. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kimin iki günü eşit olursa aldanmıştır. Her ki-min bugünü dünden daha kötü olursa mel'undur ve Allah'ın rahmetinden uzaktır. Her kim nefsinin yüceliklerini tanımaya çalışmazsa eksiklik içindedir. Her kim eksiklik içinde olursa ölüm kendisi için hayattan daha iyidir."
bak. 384. Konu "el-Ğabn"

1542.Bölüm Murakabe Adabı


7421. İmam Ali (a.s), Kumeyl'e yaptığı bir tavsiyesinde şöyle buyur-muştur: "Ey Kumeyl! Sen her ha-reket ve davranışta tanıma-ya/marifete muhtaçsın."

7422. İmam Zeyn'ul-Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şu üç şey han-gi müminde bulunursa, o mümin Allah'ın koruması altındadır...: İnsanlardan kendisi için is-tediğini, insanlara veren kimse, Allah'a itaat yolunda mı yoksa günah yolunda mı olduğunu bilmeden el ve ayağını hareket ettirmeyen kimse ve kendisinden o ayıbı fazlasını uzaklaştırmadık-ça kardeşini o ayıpla ayıplamayan kimse."

Feyz-i Kaşani'nin dediğine göre, Ebu Hamid Gazali şöyle diyor: "Kendine dikkateden insanın atması gereken ilk adım himmet ve hedefinin ilahi mi yoksa nefsani mi olduğuna bakmasıdır...

Kendisine hareket ve davranışlarında açığa çıkacak olan en az şey davranışının mübah ama neticesi olduğudur. Bu takdirde bu davranışı terkeder. Zira Hazret şöyle buyurmuştur: "İnsanın müslümanlığının güzelliği faydasız şeyleri terketmesidir."
bak. el-Heva, 4046. Bölüm

1534.Bölüm Kötülükleri Saymak


7423. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Akıllı insanın, dini, fikri, ahlaki ve edebi kötülükle-rini savması, onları göğsünde veya yazı şeklinde bir araya ge-tirmesi ve onları ortadan kaldır-mak için çaba göstermesi gere-kir."

1544.Bölüm Vakitlerin Bölüştürül-mesi


7424. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İbrahim'in (a.s) sahi-fesinde şöyle yer almıştır: "…Akıllı insan aklı kendisinden alınmadıkça kendisi için belli bir vakitler ayırmalıdır.

Belli bir vak-ti aziz ve celil olan rabbiyle mü-nacata, belli bir zamanı kendini hesaba çekmeye, belli bir zamanı aziz ve celil olan Allah'ın verdiği nimetleri düşünmeye ve belli bir zamanı da nefsini helal şeylerden nasiplenmeye ayırmalıdır. Zira bu zaman diğer üç zamana bir yardımcıdır ve kalplerin yorgun-luğunu gideren ve huzura kavuş-turan bir zamandır."

7425. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Vakitlerinizi dörde ayırmaya çalışın: Bir zamanı Al-lah ile münacaata, bir zamanı iş ve çalışmaya, bir zamanı dini kardeşlerin ve ayıplarını sana söyleyen ve içinde senin hayrını dileyen kimselerle muaşerette bulunmaya ve bir zamanını da haram olmayan lezzetlerden isti-fade etmeye ayır."

7426. İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Babamdan (a.s) Peygamber'in (s.a.a) evdeki ya-şantısı ile ilgili şeyleri sordum, bana şöyle buyurdu: "İstediği zaman eve giderdi, eve girdiği zaman vaktini üçe ayırırdı. Bir bölümünü Allah'a ibadete, bir bölümünü ailesine ve bir bölü-münü de kendisine.

Kendine ayırdığı vaktini de kendisiyle in-sanlar arasında bölüştürürdü. Özel şahsiyetleri kabul eder, is-tediği konuları onlar vasıtasıyla halkın geneline duyururdu. On-lardan hiç bir şeyi esirgemezdi. Ümmete ayırdığı vaktinde huzu-runa kabulde ve insanlara ayırdı-ğı zaman miktarında fazilet sa-hibi olanları dindeki makam ve faziletleri miktarınca başkaların-dan önde tutardı. Onlardan ba-zısının bir haceti, bazısının iki, bazısının da birkaç haceti olur-du."

7427. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Lokman (a.s) oğluna şöyle öğüt vermiştir: …"Oğulcağızım! Gece ve gün-düz vakitlerinden bir bölümü ilim öğrenmeye ayır. Zira ilmi terk etmekten daha büyük bir kayıp yoktur."
7428. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Müminin üç vakti olur: Bir vaktinde rabbiyle mü-nacaatta bulunur, bir vaktinde nefsini hesaba çeker ve bir vak-tinde de helal ve güzel lezzetler-den istifade eder."

7429. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Müminin üç saati vardır: Bir saatinde rabbiyle mü-nacat eder, bir saatinde geçimini sağlar, bir saatinde de kendisini güzel ve helal lezzetler arasında serbest bırakır."

7430. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz Al-i Da-vud'un hikmetinde akıl ve zeka sahipleri için ibret vardır. İnsan kendisini dört vakit dışında meşgul etmemelidir: Bir vaktin-de rabbiyle münacaat etmeli, bir vaktinde nefsini hesaba çekmeli, bir vaktinde kardeşleri ve kendi-sinin hayrını

dileyip ayıplarını hatırlatan dostlarıyla görüşmeli ve bir vaktinde de helal ve hoş şeylerde nefsini rabbiyle baş başa bırakmalıdır. Zira bu zaman diğer üç zamana koyulmaya yar-dımcı olur."
7431. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz gece ve gündüzün tüm ihtiyaçlarına ulaşman için yeterli değildir. O halde onları işin ve huzurun ara-sında bölüştür."

7432. İmam Ali (a.s) Malik Eş-ter'e yazdığı bir mektupta şöyle bu-yurmuştur: "Kendin için, kendinle münezzeh olan Allah arasında, vakitlerin en üstününü ve bö-lümlerin en yücesini karar kıl. Gerçi halka ayırdığın vakitler de niyetin temiz olup, halkın ıslahı-na, selametine vesile olduğu za-man Allah'a ayrılmış sayılır."

7433. İmam Zeyn'ul-Abidin (a.s) sabah akşam yaptığı bir duasında şöyle buyurmuştur: "Allah'ım! Bu-günün vakitlerinden her vakitte bizlere, kullarından bir pay, şük-ründen bir nasip, meleklerinden doğru şahitler karar kıl."


1545.Bölüm Amelin Hayırla Başlayıp Hayırla Sonuçlanması


7434. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim güne hayırla başlar ve hayırla bitirirse Allah meleklere şöyle buyurur: "Bu arada yaptığı günahlarını onun için yazmayın."

7435. İmam Zeyn'ul-Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz kula tayin edilen melekler amel defte-rine yazarlar. O halde başını ve sonunu hayırla yazdırın ki ara-sındakiler sizlere bağışlansın."
7436. Ebuzer şöyle diyor: "Gü-nün senin deven gibidir; eğer başını tutarsan gerisi ardından gelir, yani eğer gününe hayırla başlarsan sonuna kadar hayır üzere kalırsın."

7437. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Kumeyl b. Ziyad! Her gün Allah'ın adını an, "la havle vela kuvvete illa billah" (Allah'tan başka güç ve kuvvet yoktur) de, Allah'a tevekkül et ve bizleri an, adımızı zikret, bizlere selam gönder, rabbimiz Allah'a sığın. Bu vesileyle kötülükleri kendinden ve senin inayet ettiğin herkesten uzaklaştır ki Allah'ın izniyle o günün şerrinden güvende olasın."


1546.Bölüm Murakabe ve Muhase-be


7438. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nefsini her gün he-saba çekmeyen kimse bizden değildir. Eğer iyi bir iş yapmışsa Allah'tan daha fazlasını ister, eğer kötü bir şey yapmışsa Al-lah'tan bağışlanma diler ve der-gahına yönelerek tövbe eder."
bak. el-Hisab, 829. bölüm

7439. Talha şöyle diyor: "Bir gün adamın biri elbiselerini çıkara-rak, kızgın kumlar arasında yu-varlanmaya başladı. Kendi ken-dine şöyle diyordu: "Tat ki ce-hennem azabı daha sıcaktır. Ge-celeri ölü gündüzleri ise işsiz mi-sin?" O adam bu halde gözleri Peygamber'e (s.a.a) ilişti. Bir ağacın gölgesinde duruyordu.

Daha sonra Peygamber'in huzu-runa vararak şöyle arzetti: "Nef-sim bana galip geldi" Peygamber (s.a.a) ona şöyle buyurdu: "Bun-dan başka yapacak bir şeyin yok muydu? Bil ki göklerin kapısı yüzüne açıldı, aziz ve celil olan Allah meleklere karşı seninle övündü." Daha sonra ashabına şöyle buyurdu: "Kardeşinizden azık alın." İşte bu yüzden herkes ona, "Benim için dua et" diyor-du."

Bak. er-Riyazet 1570. Bölüm
7440. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah için nefsi ve is-tekleriyle cihad eden kimseye ne mutlu! Her kim heva ve hevesini yenilgiye uğratırsa, Allah'ın hoş-nutluğuna erişir ve her kimin ak-lı Allah'a hizmet üzere çaba, bo-yun bükme ve huzu içinde ol-makla kötülüğü emreden nefsine galip gelirse şüphesiz büyük bir zafere ulaşmıştır.

Kul ile Allah-u Teala arasında nefis ve nefsani isteklerden daha karanlık ve korkunç bir örtü yoktur. Nefis ve nefsani istekleri öldürmek için Allah'a ihtiyaç duygusu içinde olmaktan, huşudan, açlıktan, gündüz ve gece sabahlamakta susuzluk çekmekten daha iyi bir vesile yoktur. Eğer böyle bir kimse ölürse şehittir,

her kim de hayatta kalır ve bu yoluna devam ederse Allah akıbetini büyük bir hoşnutlukla sona erdirir. Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuş-tur: "Yolumuzda cihad edenlere yollarımızı gösteririz ve Allah ihsan sahipleriyledir."
bak. 81. Konu, "el-Cihad" (2), 82. Konu; el-Cihad (3); el-Mevzie, 4137, 4139. Bölümler; el-Meheccet'ul Beyza, 8/149

194. Konu Ramazan Rama-zan Ayı


Bihar, 96/337, Ebvab'is-Savmi Şehri Ramazan
Kenz'ul-Ummal, 8/461, Fazl'is-Savm-u Şehri Ramazan

bak.
308. konu, es-Savm
el-Kadr, 3288. bölüm

1547. Bölüm Ramazan Ayı


Kur'an:
"(O sayılı günler) Rama-zan ayıdır ki onda Kur'an, in-sanların hidayeti için, doğru-yu yanlıştan ayırıcı ve hidayet delilleriyle birlikte indirildi. Sizden bu ayı idrak eden, on-da oruç tutsun; hasta veya yolculukta olan, tutamadığı günlerin sayısınca diğer gün-lerde tutsun. Allah size kolay-lık ister, zorluk istemez. Bu kolaylıkları, sayılı günleri ta-mamlamanız ve size hidayet ettiğinden O'nu ululamanız içindir; ola ki şükredersi-niz."

7441. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ramazan günahları yaktması sebebiyle ramazan ola-rak adlandırılmıştır."
7442. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ramazan demeyin, çünkü ramazan Allah'ın isimle-rinden bir isimdir, dolayısıyla, "ramazan ayı" deyin."
7443. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ramazan ayının ilk gecesinde göklerin kapısı açılır ve son gecesine kadar kapan-maz."

7444. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Eğer kul Ramazan ayının değerini bilseydi tüm yılın Ramazan olmasını arzu ederdi."
7445. Resulullah (s.a.a), ramazan ayı geldiğinde üç defa şöyle buyurmuş-tur: "Sübhanallah! Neyi karşılı-yorsunuz ve sizleri ne karşılı-yor!"

7446. İmam Sadık (a.s), Rama-zan ayı geldiğinde oğluna yaptığı vasi-yetinde şöyle buyurmuştur: "Nefisle-rinizi çabalamaya zorlayın. Şüp-hesiz bu ayda rızıklar bölüştürü-lür, eceller yazılır ve bu ayda Al-lah'ı ziyaret eden misafirlerin adı yazılır. Bu ay da, içinde amel et-menin, bin ayda amel etmekten daha hayırlı olduğu bir gece var-dır."

7447. İmam Zeyn'ul-Abidin (a.s) Ramazan ayı geldiği zaman yaptığı duasında şöyle buyurmuştur: "Hamd Allah'a ki, bize dinini armağan etti, şeriatini bize mahsus kıldı ve ihsan yollarını bize tanıttı ki, nimetiyle o yolları katederek rızvanına ulaşalım. Öyle bir hamd ki, bizden kabul buyursun ve onunla bizden hoşnut olsun. Ve hamd Allah'a ki, oruç ayı, İslam ayı, temizlenme ayı, arınma ayı ve kıyam ayı olan Ramazan ayını bu yollardan biri kıldı."

7448. İmam Zeyn'ul-Abidin (a.s) Ramazan ayı ile veda için ettiği dua-sında şöyle buyurmuştur: "Selam sana ey Allah'ın en büyük ayı ve ey Allah'ın dostlarının bayramı! Selam sana ey bizimle birlikte olan vakitlerin en değerlisi ve ey günler ve

saatler içinde en iyi ay! Selam sana ey arzuların yaklaştı-ğı, amellerin dağıldığı ay! Selam sana ey varlığı pek değerli, yok-luğu can yakıcı dost; ayrılığı üzü-cü olan ümit kaynağı!.. Selam sana ki, suçlulara çok uzundun; inananların gönlünde pek hey-betliydin."


1548.Bölüm Allah Resulünün Ra-mazan Ayı Yaklaştığında Okuduğu Hutbeler


7449. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz Allah Resu-lü (s.a.a) bir gün bizlere bir hut-be okuyarak şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Şüphesiz bereket, rah-met ve mağfiret ayı sizlere yö-nelmiştir. Bu ay Allah nezdinde ayların en iyisi ve bu günler, günlerin en iyisi, bu geceler, ge-celerin en iyisi ve bu anlar anla-rın en iyisidir.

Bu ayda sizler Al-lah'ın misafirliğine davet edildi-niz ve Allah'ın yüceliğinden na-siplenen zümreden karar kılındı-nız. Bu ayda nefesleriniz Allah'ı tespih, uykularınız ibadet, amel-leriniz makbul ve dualarınız müstecaptır..." Ben kalkıp: "Ey Allah'ın Resulü! Bu ayda en ha-yırlı amel hangisidir?" diye so-runca Peygamber şöyle buyurdu: "Ey Ebe'l-Hasan! Bu ayda en hayırlı amel, aziz ve celil olan Allah'ın haramlarından sakınmaktır."

Bak. ez-Zenb, 1362. Bölüm
7450. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) Şaban ayının son cumasında in-sanlara bir hutbe okudu. Önce Allah'a hamd ve senada bulun-duktan sonra şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Şüphesiz içinde bulunan bir gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğu bir ay sizlere gölge etmiştir (yaklaşmıştır.) Bu Allah'ın orucunu farz kıldığı Ramazan ayıdır. Bu ayda bir ge-ce nafile namazı kılmak, diğer aylarda yetmiş gece nafile namazı kılmaya denktir."

7451. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın Resulü (s.a.a), Şaban ayının bitmesine üç gün kala Bilal'e insanları ça-ğırmasını emrederdi. İnsanlar toplandıktan sonra minbere çı-kar, Allah'a hamd ve senada bu-lunduktan sonra şöyle buyurur-du: "Ey İnsanlar! Şüphesiz bu ay sizlere yönelmiştir. Bu ay bütün ayların efendisidir. Bu ayda bu-lunan bir gece, bin aydan hayır-lıdır. Bu ayda cehennem kapıları kapanır ve cennet kapıları açılır. Her kim Ramazan ayına ulaşır ve bağışlanmazsa Allah onu rahmetinden uzaklaştırır."

7452. Resulullah (s.a.a), Şaban ayının son gününde insanlara hitap ederek şöyle buyurmuştur: "Ey in-sanlar! Büyük bir ay sizlere gölge etmiştir. Bu ay mübarek bir ay-dır. Bu ayda öyle bir gece vardır ki onda amel etmek bin aylık amelden daha hayırlıdır… Bu ayın başlangıcı rahmet, ortası bağışlanma ve sonu ateşten kur-tuluştur."


1549. Bölüm Ramazan Ayında Şeytanların Zincire Vuruluşu


7453. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ramazan ayının hilali gözükünce cehennem kapıları kapanır, cennet kapıları açılır ve şeytanlar zincire vurulur."

7454. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah her isyankar şeytana meleklerinden yedisini tayin etmiştir ki Ramazan ayını-zın sonuna kadar bu şeytanların zinciri çözülmez."

7455. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ramazan ayının ilk gecesi olduğunda celil olan Allah Tebarek ve Teala şöyle seslenir: "...Ey Cebrail! Yeryüzüne git ve isyankar şeytanları zincire vur ki kullarımın orucunu bozmasın."
Şeytanların bu ayda zincire vurulduğu hususundaki rivayetler Şii ve Sünni yoluyla nakledilmiş olup istifaze derecesinden daha yüksek ve tevatür haddindedir."

1550. Bölüm Ramazan Ayında Al-lah'ın Bağışlaması


7456. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim ramazan ayını derk eder de bağışlanmazsa Allah onu rahmetinden uzaklaş-tırmıştır."

7457. Resulullah (s.a.a), Ramazan ayı geldiğinde şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz mutsuz kimse bu bü-yük ayda Allah'ın mağfiretinden mahrum olan kimsedir."

7458. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz gerçek mut-suz kimse, bu ayı geçirdiği halde günahları bağışlanmayan kimse-dir."

7459. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ramazan ayında ba-ğışlanmayan kimse hangi ayda bağışlanır?!!"
7460. Resulullah (s.a.a), minbere çıkıp şöyle buyurdu: "Amin! Ey in-sanlar! Şüphesiz Cebrail yanıma geldi ve bana şöyle dedi: "Ey Muhammed! Her kim bu Rama-zan ayını derk eder ve bağışlan-madan ölürse Allah onu rahme-tinden uzaklaştırsın. Sen de, "Amin" de. Bunun üzerine ben de, "Amin" dedim."

Bir hadiste şöyle yer almıştır: "Ceb-rail yanıma geldi ve şöyle dedi: "Ra-mazan ayına ulaştığı halde bağışlan-mayan kimse hor ve hakir olsun." Ben de, "Amin" dedim."
7461. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ramazan ayında ba-ğışlanmayan kimse Arefe'de ha-zır olma dışında öbür Ramazan ayına kadar bağışlanmaz."
bak. 272. Konu, "eş-Şekavet"

195. Konu erRema-ye Ok Atmak


Bihar, 103/189, 4. bölüm, es-Sebk ve'r-Remaye
Vesail'uş-Şia, 13/345, Ki-tab'us-Sebk ve'r-Remaye
Kenz'ul-Ummal, 4/348, er-Remy

bak.
217. konu, et-Tesabuk

1551. Bölüm Okçuluk


Kur'an:
"Ey iman edenler! Onlara karşı gücünüzün yettiği kadar Allah'ın düşmanı ve sizin düşmanlarınızı ve bunların dışında Allah'ın bilip sizin bilemeyeceklerinizi yıldırmak üzere kuvvet ve savaş atları hazırlayın. Allah yolunda infak ettiğiniz her şey size haksızlık yapılmadan, tamamen ödenecektir."

"Onları siz öldürmediniz fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmamış tın, fakat Allah atmıştı. Allah bu-nu, İman edenleri güzel bir imtihana tabi tutmak için yapmıştı. Doğrusu O işitir ve bilir."
"O kuşlar onların üzerleri-ne pişkin tuğladan yapılmış taşlar atıyordu."

7462. Resulullah (s.a.a.), Allah-u Teala'nın, "Onlara karşı gücü-nüz yettiğince…" ayeti hakkın-da şöyle buyurmuştur: "Biliniz ki maksat ok atma gücüdür. Biliniz ki ok atma gücüdür ve biliniz ki ok atma gücüdür."
7463. Resulullah (s.a.a.) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim ok atmasını bilir ve onu terk ederse bizden değildir (veya günah işlemiştir)"

7464. Resulullah (s.a.a.) şöyle bu-yurmuştur: "Allah-u Teala nez-dinde en sevimli meşguliyet bi-nicilik ve ok atıcılıktır."
7465. Resulullah (s.a.a.) şöyle bu-yurmuştur: "Ok atınız, şüphesiz ok atmak sizlerin en hayırlı meş-guliyetinizdir."
7466. Resulullah (s.a.a.) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim ok atıcılığı öğrenir ve sonra ilgisizlikten do-layı onu terk ederse nimete küf-randa bulunmuştur."

7467. Resulullah (s.a.a.) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim ok atıcılığı öğrenir ve onu terk ederse bana isyan etmiştir."
7468. İmam Sadık (a.s), babala-rından naklen şöyle buyurmuştur: "Ok atıcılık İslam'ın oklarından biridir."

7469. Resulullah (s.a.a.) şöyle bu-yurmuştur: "Binicilik ve ok atıcılı-ğı terk etmeyin. Ok atıcılığı sizler için binicilikten daha çok seviyorum... Şüphesiz ki aziz ve celil olan Allah bir ok sebebiyle üç kişiyi cennete götürür: Onu yapanı, onu mücahitler için alanı ve onu Allah yolunda atanı."


196.Konu er-Reh-baniyyet Ruh-banlık


Bihar, 70/113, 51. bölüm, en-Nehy ani'r-Rehbaniyet ve's Si-yahet
Kenz'ul-Ummal, 8/461, Fazl'is-Sevm-u Şehri Ramazan

bak.
351. konu, el-Uzlet

1552. Bölüm Ruhbanlık ve İslam


Kur'an:
"Onların izleri üzerinden peygamberlerimizi ard arda gönderdik; Meryem oğlu İsa'yı da ardlarından gönder-dik ve ona İncil'i verdik; ona uyanların gönüllerine şefkat ve merhamet duyguları koy-duk; üzerlerine bizim gerekli kılmadığımız fakat kendileri-nin güya Allah'ın rızasını ka-zanmak için ortaya attıkları ruhbaniyete bile gereği gibi riayet etmediler; içlerinde iman etmiş olan kimselere ecirlerini verdik; ama çoğu yoldan çıkmışlardır."
bak. Tahrim suresi, 1. ayet

7470. Resulullah (s.a.a), Osman b. Maz'un'a şöyle buyurmuştur: "Ey Osman! Şüphesiz Allah Tebarek ve Teala bizlere ruhbanlığı yaz-mamıştır, şüphesiz ümmetimin ruhbanlığı Allah yolunda cihat-tadır."
7471. Resulullah (s.a.a), kendisi-ne, "Bize ruhbanlık için izin ver" di-yen Osman b. Maz'un'a şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz ümmetimin ruhbanlığı namazı beklemek için camilerde oturmaktır."

7472. Resulullah (s.a.a), kendisi-ne, "Ben uzlete çekilmek istiyorum" diyen Osman b. Maz'un'a şöyle bu-yurmuştur: "Yavaş ol ey Osman! Şüphesiz ümmetimin uzleti mescitlerde oturmak ve bir na-mazın ardından diğer namazı beklemektir."
7473. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ümmetimde ruhban-lık, uzlete çekilmek ve zem, yani sessiz kalmak yoktur."

7474. İmam Ali (a.s), Allah-u Teala'nın, "De ki: Sizlere insanların amel açısından en hüsranda olanını haber vereyim mi?! Onların dünya hayatındaki çabaları boşuna gitmiştir" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Onlar kendilerini Mecusilerin mağaralarına hapseden ruhbanlardır."

197.Konu er-Rehn Rehin


Bihar, 103/158, 7. bölüm, er-Rehn ve Ahkamuha
Vesail'uş-Şia, 13/121-141, ki-tab'ur-Rehn
Kenz'ul-Ummal, 6/288, ki-tab'ur-Rehn

1553. Bölüm Rehin


Kur'an:
"Eğer yolculukta olup ya-zıcı bulamazsanız alınan re-hin yeter. Şayet birbirinize güvenirseniz (rehin gerekmez ama) güvenilen kimse borcu-nu ödesin. Rabbi olan Al-lah'tan sakınsın. Şahitliği gizlemeyin, onu kim gizlerse şüphesiz kalbi günah işlemiş olur. Allah işlediklerinizi bi-lir."

7475. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Rehin makbuz ol-maksızın (almadıkça) geçerli de-ğildir."
7476. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ben, nezdinde rehin almanın Müslüman kardeşinden daha itibarlı olduğu kimseden beriyim."

7477. İmam Sadık (a.s), kendisi-ne, "Ben nezdinde rehin almanın Müslüman kardeşinden daha iti-barlı olduğu kimseden beriyim" rivayeti sorulunca şöyle buyurmuştur: "Bu hakkın ortaya çıktığı ve biz Ehl-i Beyt'in Kaim'inin kıyam ettiği zamandır."
Vesail kitabının sahibi şöyle diyor: "Zahirde Kaim'in (a.s) zuhur zama-nına özgü kılınan şey mekruh değil, haramdır."

1554. Bölüm İnsanın Rehin Oluşu


Kur'an:
"Herkes kazancına bağlı bir rehindir;"
"İman eden, soyları da imanda kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların işlediklerinden hiç bir şey eksiltmeyiz. Herkes kazandıklarının rehinidir."

7478. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah nezdinde bütün sözler korunmuştur ve bütün sırlar aşikardır ve "Her nefis kazandıklarının rehinidir." Allah'ın koruduğu dışında tüm insanlar nakıs ve kusurludur."

7479. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kur'an emreden ve sakındıran, sessiz ve konuşandır. Allah'ın mahlukata hüccetidir. Allah insanlardan Kur'an'la mi-sak almış, misaklarına karşı onla-rın nefislerini rehin tutmuştur."

7480. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Allah'ın kulları! İçinizden yaptıklarında kazançlı çıkanların riayet ettikleri şeylere uyun, onları zayi etmekle hüsra-na uğrayanların yaptıklarından çekinin. Ecelinize amellerinizle hazırlanın. Önceden yaptıkları-nızın rehinesini ve önden gön-derdiklerinizin karşılığını görü-cülersiniz."

7481. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Babalarınızın, kardeşlerinizin rehin oldukları ve sorguya çekildikleri yaşamlarını hatırlayın."

7482. İmam Ali (a.s), oğlu Ha-san'a (a.s) yaptığı vasiyetinde şöyle buyurmuştur: "Yok olma eşiğinde bulunan, zamanın geçtiğini itiraf eden babadan... Ulaşılmayan şeylere ulaşmak isteyen, helake uğrayanların yolundan giden, hastalıklara hedef, zamana rehin olan oğula..."
bak. 369. Konu, "el'Amel" (1)


1555. Bölüm Günahına Rehin Olan Kimse


7483. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın, yarattıkla-rından en fazla buğzettiği iki ki-şidir. Birincisi Allah'ın (günahları sebebiyle) kendi ba-şına bıraktığı kimsedir. Bu kimse doğru yoldan sapmış; bidat sözlere ve halkı saptırıcı çağrı-lara yönelmiştir. O halde bu kimse, kendisi vasıtasıyla fitneye düşenler için bir fitnedir.

Kendinden önce doğru yoldan gidenlerin yolundan sapmıştır ve hayattayken veya ölümünden sonra kendine uyanlar için saptırıcıdır. (Dolayısıyla) Hem kendi günahının ipoteğindedir, hem de başkalarının günahını yüklenmiştir."

7484. İmam Ali (a.s), Cemel ola-yından sonra Basra ehlini kınayarak şöyle buyurmuştur: "Bir kadının (Aişe'nin) ordusu oldunuz, bir hayvana (Aişe'nin devesine) uy-dunuz... Sizinle yaşayan günahı-na rehin düşmüştür. Sizden ay-rılan Rabbin rahmetine ermiş-tir."
bak. 30. Konu, "el'Bid'at"; 171, "Ez-Zenb"


1556. Bölüm Kabirlerin Rehinleri


7485. İmam Ali (a.s) dünyaya hi-taben şöyle buyurmuştur: "Ey dün-ya! Benden uzaklaş!... Süslerinle güzelliğinle mahvettiğin ümmet-ler nerede? İşte onlar, kabirlerde rehin olup yatmışlardır. (Ey dünya) Vallahi, eğer sen görünür bir şahsiyete, tutulup dokunula-bilir bir bedene sahip olsaydın, uzun emellerle aldattığın kimse-ler sebebiyle sana Allah'ın hadle-rini uygulardım."

7486. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "O anda kişi, ölenlerin mahallesinde yer alan daracık mezarda tek başına kalmıştır... Taze bedenler çürüyüp dökül-müş; kuvvetli kemikler eriyip gitmiştir. Ruhlar ağır günah yük-leri altına girmiş, gaybın haberle-rine yakînen inanmışlardır."
7487. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sanki onların gittiği yere doğru gitmektesiniz, o ya-takhaneye esir düşmüşsünüz ve o emanetgah sizleri kendine katmıştır..."
bak. 427. Konu "el-Kabr"

1557. Bölüm Allah'ın Fazlına Rehin Düşenler


7488. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dünya yerine zikri tercih eden bir zikir ehli vardır. Onları ne ticaret ne de alış veriş bundan alıkoyabilmiştir. Bu şe-kilde yaşamaya devam etmişler-dir...

Etraflarını melekler almış, üzerlerinde bir sekine ve huzur inmiş, göklerin kapıları kendile-rine açılmıştır... Allah'a dua ederken afv ve bağış havasını so-lumuş, O'nun fazlına çok muh-taç ve azametine boyun eğen esirleri olmuşlardır."

1558. Bölüm Sözüne Rehin Olmak


7489. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ben sözüme kefilim, söylediklerimi yapacağım. Önündeki bela ve olaylardan ib-ret alan kimseyi şüpheli şeylere düşmekten takva alı-koyar."
bak. 256. Konu "eş-Şubhe", 556. Konu, "et-Takva"

198. Ko-nu

er-Ruh
Ruh

Bihar, 61/1, 42. bölüm, haki-kat'un-Nefs ve'r-Ruh
Bihar, 61/245, 46. bölüm, ku-va-n nefs ve muşafiriha min'el-havas
Bihar, 61/131, 43. bölüm, Halk'ur-Ruh'il-Ervah kabl'ul-Ecsad
Kenz'ul-Ummal, 6/162, halk'ur-Ruh
Şerh-i Nehc'ül-Belağa-i İbn-i Ebi'l-Hadid, 7/237

bak.
519. konu, en-Nefs; ez-Ziyafet, 2402. bölüm


1559.Bölüm Kur'an'da Ruh


Kur'an:
"Sana ruhun ne olduğunu soruyorlar, de ki: "Ruh, Rab-bimin emrinden ibarettir. Bu hususta size pek az bilgi ve-rilmiştir."
bak. Zümer suresi, 42. ayet

7490. Ebu Basir şöyle diyor: "İmam Bakır (a.s) veya İmam Sadık'a (a.s), "Senden ruhu so-ruyorlar. De ki: Ruh rabbimin emrindendir" ayetini sorunca şöyle buyurdu: "Ruh canlı hay-vanlarda ve insanlarda olan şey-dir." Ben, "O nedir?" deyince, şöyle buyurdu: "O, melekut ve kudret alemindendir."

1560. Bölüm Ruhun Gerçeği


7491. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ruhlar bedenle ka-rışmaz ve ona dayanmaz; bedeni çepeçevre sarmış ve ihata etmiş-tir."

7492. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ruh latif bir cisimdir ki yoğun bir kalıp giydirilmiş-tir."
7493. İmam Sadık (a.s), kendisi-ne, "Ruh kandan başka bir şey mi-dir, bana bildir" diyen Hişam b. Hakem'e şöyle buyurmuştur: "Evet sana söylediğim gibi ruhun maddesi kandandır, bedenin ru-tubeti ve rengin canlılığı kan-dandır...Kan kurursa ruh beden-den ayrılır."

1561. Bölüm Ruhların İsyanı


7494. İmam Sadık (a.s), kendisi-ne, "Neden en yüce melekut alemin-den sonra ruhlar bedenlerde karar kı-lındı?" diye soran Abdullah b. Fazl Haşimi'ye şöyle buyurmuştur: "Çün-kü Allah Tebarek ve Teala o yü-ce mertebede ruhların salıveril-diği takdirde yüce ve şerefli ma-kamları olduğunda, aziz ve celil olan Allah karşısında çoğunun rububiyyet iddiasında bulunaca-ğını biliyordu."

1562. Bölüm Ruhlar Hazırlanmış Ordulardır


7495. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ruhlar hazırlanmış ordulardır, birbirini tanıyanları ünsiyet edinir ve tanımayanları birbirinden ayrılır."
7496. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ruhlar hazırlanmış ordulardır, onlardan birbirini ta-nıyanlar bir araya gelir ve birbir-leri arasında Allah için bir ilişki olmayanlar birbirinden ayrılır."

7497. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ruhlar bir araya ge-len, birbiriyle görüşen ve birbiri-ni koklayan ordulardır. Birbirle-rini tanıyanlar ülfet edinir ve ta-nımayanlar ise birbirinden ayrı-lır."

7498. Şakik b. Seleme şöyle diyor: "Birisi Hz.Ali'nin (a.s) yanına vararak onunla konuştu ve soh-beti esnasında şöyle dedi: "Ben sizi seviyorum" Ali (a.s), "Yalan söylüyorsun" diye buyurdu. O, "Neden ey Müminlerin Emiri!" diye sorunca şöyle buyurdu: "Çünkü kalbimde senin sevgini bulamıyorum. Oysa Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ruh-lar fezada birbirlerini görüyor, birbirlerini kokluyor, birbirlerini tanıyanlar bir araya geliyor ve tanımayanlar ise birbirlerinden ayrılıyorlar."

Gerçekten de Ali (a.s) için tatsız olaylar baş gösterince o şahıs kendisine kıyam edenler arasında yer aldı.
7499. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İyi insanlar birbiriyle karşılaşınca, dostluklarını dile getirmeseler bile kalpleri nehir-lerde buluşan yağmur taneleri kadar hızlı bir şekilde birbirleri-ne bağlanır.

Kötü insanlar ise birbirlerine karşılaştıklarında, birbirleriyle dostluklarını izhar etseler bile uzun süre bir ahırda ot yemelerinde kalpleri birbirle-rinden uzak olan hayvanlar gibi birbirinden uzaktır."
7500. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dostluk ruhların ül-feti sebebiyle kalplerin birbirine meyletmesidir."
bak. es-Sadik, 2200, 2201. Bö-lümler

1563. Bölüm Ruhların Çeşitleri


7501. İmam Ali (a.s), Allah-u Teala'nın, "(İyilik işlemekte) önde olanlar, (karşılıklarını almakta da) önde olanlardır. Naim cennetlerinde Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Onlar mürsel ve mürsel olmayan Peygamber-lerdir. Allah onlarda beş ruh ka-rar kılmıştır: Ruh'ul-Kudus, Ruh'ul-İman, Ruh'ul-Kuvvet, Ruh'uş-Şehvet ve Ruh'ul-Beden"

7502. İmam Sadık (a.s), hakeza şöyle buyurmuştur: "Önde olanlar Allah'ın elçileri (a.s) ve özel kul-larıdır. Allah onlarda beş ruh taktir etmiştir: Onları Ruh'ul-Kudus'la teyid etmiştir ki o vesi-leyle eşyayı tanırlar. Onları iman ruhuyla teyid etmiştir ki o sebep-le aziz ve celil olan Allah'tan korkarlar. Onları kudret ruhuyla teyid etmiştir ki o

vesileyle Al-lah'a itaate güç yetirirler. Onları şehvet ruhuyla teyid etmiştir ki o vesileyle aziz ve celil olan Allah'a istek duyarlar ve O'na karşı günah işlemekten kaçarlar. Onlarda hareket ruhunu taktir etmiştir ki o sebeple insanlar arasında gidip gelirler."

7503. İmam Bakır (a.s), alimin marifeti hususunda soru soran Ca-bir'e şöyle buyurmuştur: "Peygam-berler ve vasilerde beş ruh var-dır: Ruh'ul-Kudus, Ruh'ul-İman, Ruh'ul-Hayat, Ruh'ul-Kuvvet ve Ruh'uş-Şehvet. Ey Cabir! Onlar Ruh'ul-Kudus sebebiyle arşın al-tından yerin dibine kadar her şeyden haberdardırlar. Ey Cabir! Ruh'ul-Kudus dışında bu dört ruh gece ve gündüzün etkisi al-tında kalır. Ruh'ul-Kudus, meş-guliyet ve oyunla ilgilenmez."

1564. Bölüm Ruhun Halleri


7504. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bedenin altı haleti vardır: Sağlık, hastalık, ölüm, ha-yat, uyku ve uyanıklık. Hakeza ruh da böyledir. Ruhun hayatı ilmi, ölümü cehaleti, hastalığı şekke düşmesi, sağlığı yakin et-mesi, uykusu gaflete düşmesi ve uyanıklığı korumasıdır."

1565. Bölüm Uyku Anında Ruh

7505. İmam Sadık (a.s), kendisi-ne, "Acaba uykuda ruh bedenden ay-rılır mı?" diye soran Ebu Basir'e şöy-le buyurmuştur: "Hayır, ey Ebu Basir! Zira Eğer ruh bedenden ayrılırsa artık ona geri dönmez. Lakin ruh göğün ortasındaki gü-neş gibidir; ışınları her yeri kap-lar."
7506. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsan uyuyunca hay-vani ruh bedende kalır. Kendi-sinden ayrılan akıl ruhudur."
bak. en-Nevm, 3977. Bölüm

199. Ko-nu

er-Rahat
Rahat-lık

Bihar, 72/69/96, Terk'ur-Rahat

bak.
112. konu, el-Haset; 117. konu, el-Hikd
el-Buhl, 324. bölüm; el-Cihad, 591. bölüm; er-Rıza, 1521. bö-lüm; er-Rızk, 1481. bölüm; ed-Dünya, 1221. bölüm; et-Takva,


4164.bölüm


1566. Bölüm
Rahatlık Sebepleri

7507. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hoşluk ve rahatlık rı-za ve yakindedir. Gam ve hüzün ise şek ve hoşnutsuzluktadır."
7508. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hoş huzur insanlar-dan ümidini kesmektir."
7509. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Allah'ın kendisine taktir ettiği şeyin ken-disine ulaşacağına güvenirse kal-bi rahatlığa erer."

7510. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim kaybettiği şeyler sebebiyle kendini sıkmazsa bedeni rahatlığa erer."
7511. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "(Fakir insana) Güzel dille cevap vermek de iki rahat-lıktan biridir."

7512. Misbah'uş-Şeria'da şöyle yer almıştır: "İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin Allah'la görüştüğü zaman dışında gerçek bir rahatlığa erişemez.

Bunun dı-şında rahatlık dört şeydedir: "Kendisiyle kalbinin ve nefsinin yaratıcınla olan durumunu anla-dığın sessizlikte, kendisiyle görü-len ve görülmeyen zamane olay-larından kurtulduğun yalnızlıkta, kendisiyle şehvetleri ve şeytanın vesveselerini öldürdüğün açlıkta ve kendisiyle kalbini aydın, içini sefalı ve ruhunu tezkiye ettiğin geceleri sabahlamakta."

7513. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Uyumlu eş iki rahat-lıktan biridir."
7514. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim kendini şu dört şeyden koruyabilirse asla rahatsızlık görmemeye layıktır." Kendisine, "Onlar nedir, Ey Müminlerin Emiri!" diye soru-lunca şöyle buyurdu: "Acelecilik, inatçılık, kendini beğenmişlik ve gevşeklik."

7515. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kanadıyla uçan (ye-terli taraftarlarıyla kıyam eden) kurtulur ve teslim olan (yeterli taraftarı olmadığından inzivaya çekilen) halkı rahatlığa kavuştu-rur."

7516. İmam Ali (a.s), Allah yo-lunun yolcusu hakkında şöyle buyur-muştur: "Her çaldığı kapı onu esenlik ve karar kılacağı yere ulaştırmış, bedeninin sükunuyla iki ayağı emniyet ve rahat içinde sabit kalmıştır. Böylece kalbini (aklını) kullanmış ve rabbini razı etmiştir.."

7517. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kifayet edecek kada-rıyla yetinen sürekli rahatlığa erer, esenliğe kavuşur."
bak. Er-Rıza, 1521. Bölüm; er-Rızk, 1481. Bölüm

1567. Bölüm En Büyük Rahatlık


7518. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim rahatlığı se-verse dünyada zühd içinde ya-şamayı seçmelidir."
7519. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dünyada zühd içinde yaşamak, en büyük rahatlıktır."
7520. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Zühd iki rahatlıktan en yücesidir."
7521. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Esenlik yalnızlıkta ve rahatlık zühd içinde yaşamakta-dır."
7522. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Zühdün meyvesi ra-hatlıktır."
bak. Ez-Zuhd, 1635. Bölüm

1568. Bölüm Dünyada Rahatlığı Taleb Etmek


7523. İmam Zeyn'ul-Abidin (a.s) birlikte oturduğu kimselerden birine şöyle buyurmuştur: "Allah'tan kork ve dünyayı taleb etmekte itidalli ol. Yaratılmayan bir şeyi taleb etme…O şahıs, "İnsan henüz yaratılmayan bir şeyi nasıl taleb edebilir?"

diye sorunca şöyle bu-yurdu: "Her kim dünyada zen-ginlik. Mal ve refah peşinde ko-şarsa, gerçekte onları rahatlığı için istemektedir. Dünyada ra-hatlık yaratılmamıştır. Dünya eh-li için de yaratılmamıştır. Rahat-lık cennette, cennet ehli için ya-ratılmıştır."

7524. İmam Sadık (a.s), rahatlığın yolunu soran birine şöyle buyur-muştur: "Rahatlığın yolu nefsin isteklerine muhalefet etmektir." Kendisine, "Kul ne zaman ra-hatlık görür?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Cennete girdiği ilk gün."
7525. Allah-u Teala Davud'a (a.s) şöyle vahyetmiştir:

"Ey Davud! Ben beş şeyi, beş şeyde karar kıldım, ama insanlar onları başka beş şeyde aramaktadır ve bu yüzden de onları bulamamakta-dır: … Rahatlığı cennette karar kıldım, ama onlar rahatlığı dün-yada arıyor ve bu yüzden de bu-lamıyorlar."

7526. İmam Sadık (a.s), ashabına şöyle buyurmuştur: "İmkansız olan arzulara kapılmayın." Kendisine, "İnsan imkansız arzulara kapıla-bilir mi?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Sizler dünyada rahatlığa erişmek istemiyor mu-sunuz?" Onlar, "Evet, deyince de şöyle buyurdu: "Dünyada mümin için rahatlık imkansız-dır."

200. Konu er-Riyazet Riyazet


el-Meheccet'ul-Beyza, 5/87-143; Kitab'ur-Riyazet'un-Nefs

bak.
81. konu, el-Cihad (2); 519. konu, en-Nefs; 527. konu, el-Heva
el-Murakıbe, 1546. bölüm

1569.Bölüm Riyazet


7527. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim nefsine sü-rekli riyazet çektirirse fayda gö-rür."
7528. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her işte akıllı insan için bir riyazet vardır."

7529. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a, -iradesi müs-tesna- bir yeminle yemin olsun ki nefsimi, katığı tuz olan bir ekmek parçasıyla yetinip sevine-cek duruma gelinceye kadar ter-biye ederim ve gözlerimden; su-yu çekilmiş, akıntısı kurumuş bir pınar haline getirinceye kadar da gözyaşı dökerim. Otlayan, kar-nını doyurunca yan gelip yatan bir hayvan veya yayılıp doyunca ağılına dönen koyun sürüsü gibi, Ali de azığını yiyip uykuya mı dalar!? Bunca seneden sonra, ovada otlayan, merada yayılan hayvanlara dönerse, gözleri ay-dın olsun!"

1570. Bölüm Riyazet Sebebi


7530. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nefsime takva ile ri-yazet çektiririm ki büyük korku günü korkudan güvende olayım ve sürçme yerlerinin kenarında sabit kalayım."
7531. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şeriat nefsin riyazeti-dir."

7532. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hikmet öğrenmek ve adetlere galebe çalmak riyazet doğurur."
7533. İmam Ali (a.s), Ehl-i Beyt Şiaları hakkında şöyle buyurmuştur: "Eğer nefsi sevmediği hususlar-da isyan ederse, o da nefsin iste-diği şeyleri kendisine bağışla-maz."

7534. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: "Ey Ahmet! Güzel elbiseyi, tatlı yiyeceği ve yumuşak sergiyi süs edinme. Zira nefis her kötülüğün sığınağı ve her fenalığın arkadaşıdır. Sen onu Allah'a itaate çekersin, o ise seni Allah'a isyana sürükler."

7535. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nefse hizmet etmek, onu lezzetlerden ve azıklardan korumak, ilim ve hikmetler vesi-lesiyle nefsini ram etmek, ibadet ve itaatler vesilesiyle çaba gös-termektir. Nefsin kurtuluşu işte bundadır."

7536. İmam Ali (a.s), Malik-i Eşter'e yazdığı bir mektubunda şöyle buyurmuştur: "Halk zulmettiğini zannederse; mazereti açıkça söy-leyerek kendini bu zandan kur-tar. Bu iş nefsin için bir riyazet ve halka karşı bir yumuşaklık-tır."

7537. İmam Sadık (a.s), Unvan Basri'ye yaptığı tavsiyesinde şöyle bu-yurmuştur: "Nefsin riyazetine se-bep olan şey şunlardır: "İştahı-nın olmadığı şeyi yemekten sa-kın, çünkü bu insanı ahmaklaştı-rır. Acıkmadıkça yemek yeme, helal yiyecekten ye ve yerken Al-lah'ın adını zikret ve Allah Resu-lünün (s.a.a) şu hadisini hatırla: "İnsanoğlu karından daha kötü bir kap doldurmamıştır."
bak. 2875. Bölümün bütün söz-lerine bakınız.


1571.Bölüm Riyazetin Meyveleri


7538. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Hızır Musa'ya (a.s) şöyle tavsiyede bulunmuştur: "Nefsine sabırla riyazet çektir ki günahtan kurtulasın."
7539. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gözlerinizi uyanık tutun, karınlarınızı zayıflatın ve bedenlerinizden alın ve canları-nıza bağışlayın. (yani bedeninizi zayıflatın ki ruhunuz güçlen-sin."

7540. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Riyazet/terbiye sade-ce uyanık nefislere fayda verir."
7541. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Karınlarınıza açlık çektirin, ciğerlerinizi susuz bıra-kın, bedenlerinizi çıplak koyun, kalplerinizi temizleyin ki yücele-rin en yücesine erişesiniz."
bak. 249. konu, es-Seher

Za Harfi Konular:


" ez-Ziraat (Ziraat-Çiftçilik)
" ez-Zekat (Zekat)
" et-Tezkiye (Tezkiye)
" ez-Zeman (Zaman)
" ez-Zina (Zina)
" ez-Zuhd (Zühd)
" ez-Zevac (Evlilik)
" ez-Ziyaret (Ziyaret Etmek)
" Ziyaret'ul-Kubur (Mezar Zi-yareti)
" ez-Ziynet (Ziynet-Süs)

201. Konu ez-Ziraat Ziraat-Ekin


Vesail'uş-Şia, 12/24, 10. bö-lüm; istihbab'ul-garas ve'z-zıra'
Vesail'uş-Şia, 13/191-218, kitab'ul-muzare' ve'l-Musakat

Kenz'ul-Ummal, 15/530-540, kitab'ul-muzare'
Kenz'ul-Ummal, 3/890-905, ihya'ul-mevt

bak.
11. konu, el-Arz; 258. konu, eş-Şecer; el-İcare, 13. bölüm