Mizan'ul Hikmet-14.Cilt
 


4232.Bölüm Yöneticinin Bizzat Yapması Gereken İşler


22826. İmam Ali (a.s), Mısır'a vali tayin ettiğinde Malik Eşter'e yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "İşlerinden bazılarını bizzat senin yapman gerekir. Bunlar, katiplerinin aciz kaldığı durumlarda memurlarına cevap vermen; arz edildiğinde halkın ihtiyacını hemen gidermendir. Bu iş yardımcılarını sıkabilir, vaktinde yap-mayabilirler. Her günün işini o gün yap. Çünkü, her gün yapıla-cak özel işler vardır."

4233. Bölüm Yöneticinin Mustaz'af Kimselere Teveccüh Et-mesinin Farz Oluşu

22827. İmam Ali (a.s), Mısır'a vali tayin ettiğinde Malik Eşter'e yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Allah için, Allah için, çaresiz olan aşağı tabakayı gözet. Onlar yoksul, muhtaç, darlıktan bunalmış, dertlerle boğuşan, kazançtan aciz kişilerdir. İçlerinde dilenenler olduğu gibi, bir şey uman fakat, kimseden bir şey istemeyenler de vardır. Allah onlara bir hak tayin etmiş ve senden de ona riayet etmeni istemiştir.

O halde onu korumaya çalış. Onlara beytülmalinden bir pay ayır… Onlardan, insanlar tarafından hakir görülen fakat, gelip sana dert anlatmayanları ara bul. On-ları bulmak, hallerini anlamak için, Allah'tan korkan, bü-yüklenmeyen, mütevazi kişiler yolla da o kimselerin du-rumlarını sana iletsinler. Sonra insanlar hakkında buluşma gü-nünde Allah'a mazeret getirebi-leceğin bir şekilde davran. Fakir-ler ve sefiller, insanlar içinde in-safa en fazla layık kişilerdir. Haklarını eda etmede, Allah ka-tında bir mazeretin olacak şekil-de hareket et."

561. Ko-nu

el-Vela-yet (2)
Evli-yaul-lah
Vela-yet(2)
Allah'ın Dostları

Bihar, 69/254, 37. Bölüm; Sı-fat'ul-Hıyar'il-İbad ve Evliyaullah

bak.
435. Konu, el-Mukarrebun; 90. Konu, el-Muhabbet (2)
el-Uzlet, 2718. Bölüm; el-Kelam, 3528. Bölüm; el-Huşu, 1024. Bölüm

4234. Bölüm
Evliyaullahın Özellik-leri
Kur'an :
"İyi bilin ki, Allah'ın dost-larına korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir. Onlar Al-lah'a iman etmiş ve O'na kar-şı gelmekten sakınmışlardır."

"Yoksa Mescid-i Haram'a girmekten men ederlerken Al-lah onlara niçin azâb etme-sin? Hem de O'nun dostu değiller; O'nun dostları ancak karşı gelmekten sakınanlar-dır. Fakat çoğu bunu bilmi-yorlar."
22828. Mesih (a.s), kendisine, "Ne korkusu ne de hüznü olan Allah'ın veli kulları kimlerdir?" diye soran Havarilere şöyle buyurmuştur: "İn-sanlar, dünyanın zahirine göz diktikleri halde onlar dünyanın batınına bakarlar. İnsanlar şim-diye göz diktikleri halde onlar dünyanın ötesine bakarlar. Bu yüzden dünyadan (faziletlerini) öldüreceğinden korktukları şey-leri öldürürler. Çok yakında terk edeceğini bildikleri şeyi terk ederler. İşte bu yüzden

(ahiretle-ri için) her ne kadar fazla nasip-leri olsa da az sayarlar. Dünyayı hatırlamayı kendileri için zarar görürler. Dünyevi bir şeye ulaş-ma sevinçlerini gam ve hüzün kabul ederler... Allah-u Teala'yı sever, onun nuruyla nurlanır, onun vesilesiyle başkalarını ay-dınlatırlar. Onlar içinilginç bir haber vardır ve onların yanların-da ilginç bir haber vardır. Kitap onlarla payidardır, onlar da ki-tapla. Kitap onlara konuşur, on-lar da kitapla, kitap onlar vesile-siyle bilinir, onlar da kitapla bir-likte. Ulaştıkları şey sebebiyle kendileri için başka bir istek görmezler. Ümit ettikleri şeyin dışında bir arzu taşımazlar, kork-tukları şeyin dışında başka bir korku tanımazlar."

22829. İmam Ali (a.s), hakeza bu soruya cevap olarak şöyle buyurmuş-tur: "Onlar Allah-u Teala'ya iba-dette ihlasa bürünenlerdir. İn-sanlar dünyanın zahirini gördük-leri bir zamanda onlar bu dün-yanın batınını müşahade ederler. Bu yüzden de diğer insanlar bu güne aldandıkları halde onlar geleceği bilirler. Dolayısıyla dün-yadan çok yakında terk edecek-lerini bildikleri şeyi terk ederler ve kendilerini çok yakında öldü-receklerini bildikleri şeyleri öldü-rürler."

22830. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanlar dünyanın zahirine bakarken, Allah'ın veli-leri, onun batınına bakarlar; in-sanlar dünyanın bugünüyle meş-gul olurken (çabuk elde edilen şeyler peşinde koşarken), onlar dünyanın sonuyla (ahiret hazırlı-ğıyla) meşgul olurlar; onlar dün-yanın kendilerini öldürmesinden çekindikleri şeyleri öldürürler; kendilerini terk edecek olanları bilir, onları terk ederler;

başkala-rının dünyadan elde ettiği çok şeyi (ahiret nimetine oranla) az görürler; onu elde etmeyi kay-betmek sayarlar; insanların uz-laştığı şeye düşman, düşmanlık ettikleri şeye de dostturlar. Kitap onlarla bilinir; onlar da Kitab'ı bilirler; Kitap onlarla ayakta du-rur; onlar da Kitab'la ayakta du-rurlar; umdukları şeyden daha üstün bir şey ummazlar; kork-tukları şeyden daha üstün bir şeyden korkmazlar."

22831. Resulullah (s.a.a), Allah-u Teala'nın, "Bilin ki Allah'ın veli kullarına korku yoktur ve on-lar üzülmezler" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Onlar Allah yolunda birbirini seven kimse-lerdir."

22832. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz Allah'ın dostları insanlardan O'nu en çok zikreden, O'na şükrü devamlı olan ve belalarına karşı sabrı da-ha büyük olanlardır."
22833. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz Allah-u Te-ala'nın velileri ecelini yakın ve arzularını yalancı görenler, amel-leri çok ve sürçmesi az olanlar-dır."
22834. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın dostları Adem yaratıldığı günden beri sü-rekli zayıf bırakılmışlar ve azın-lıkta olmuşlardır."

22835. İmam Ali (a.s), Allahu Te-ala'nın, "Şüphesiz Allah'ın veli kullarına korku yoktur…" aye-tini okuyunca şöyle buyurmuştur: "Allah'ın dostlarının kimler ol-duğunu biliyor musunuz?" Şöyle arzettiler: "Onlar kimlerdir ey Müminlerin Emiri?!" İmam şöy-le buyurdu: "Onlar biz ve bize uyanlardır. O halde her kim biz-den sonra bize uyarsa ne mutlu bize ve daha çok ne mutlu onla-ra!" Şöyle arzettiler: "Ey Mü-minlerin Emiri! Neden ne mutlu bize ve daha çok ne mutlu onla-ra? Biz ve onlar her ikimiz de bir yolda değil miyiz?" İmam şöyle buyurdu: "Hayır, zira onlar sizin taşımadığınız bir yükü yaşıyorlar ve sizin tahammül etmediğiniz şeylere tahammül ediyorlar."

bak. el-İmamet, 235. Bölüm
22836. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ali b. Hüseyin'in (a.s) kitabında şöyle yazıldığını gör-düm: "Biliniz ki Allah'ın dost-ları…" Allah'ın farzlarını yerine getirdikleri, Resululah'ın (s.a.a) sünnetine sarıldıkları, Allah'ın haramlarından kaçındıkları ve dünyanın debdebesine itina gös-termedikleri taktirde Allah'ın veli kullarıdırlar."
22837. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Ebu Basir! Gay-beti halinde zuhurunu bekleyen ve zuhur ettiğinde de kendisine itaat eden Kaim'imiz'in Şiilerine ne mutlu! Onlar Allah'ın dostla-rıdır, onlara ne bir korku vardır ve ne de onlar hüzünlenirler."

22838. Resulullah (s.a.a), Allah'ın veli kulları hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Kendilerini gör-düklerinde, Allah'ın hatırlandığı kimselerdir."
22839. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Allah'ı tanır ve azametini derk ederse, ağzını konuşmaya, karnını yiyeceğe ka-patır ve kendisini oruç ve gece ibadetle geçirmekle eskitir."Şöyle arzettiler: "Babalarımız ve annelerimiz sana feda olsun ey Allah'ın Resulü! Bunlar mı Allah'ın dostlarıdır?" Peygamber şöyle buyurdu:

"Allah'ın dostları sessiz kalır, onların sessizliği Al-lah'ın zikridir, bakarlar; bakışları ibrettir, konuşurlar, sözleri hik-mettir; yol yürürler, yol yürüyüş-leri insanlar arasında bereket se-bebidir. Eğer ecelleri yazılmamış olsaydı, azap korkusundan ve sevap iştiyaklarından canları bir an bedenlerinde karar kılmaz-dı."
22840. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah Tebarek ve Te-ala dostunu, kulları arasında giz-lemiştir. O halde Allah'ın kulla-rından hiç birini küçümsemeyi-niz. Zira o Allah'ın dostu olabilir ve sen onu bilemezsin."
22841. Resulullah (s.a.a), Ceb-rail'den (a.s) naklen Allah-u Tea-la'nın şöyle buyurduğunu söylemiştir: "Her kim, dostumu hor görürse benimle savaşa girişmiştir."

22842. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphe hakka benze-diği için "şüphe" olarak adlan-dırılmıştır. Allah dostlarının şüphelerdeki aydınlığı, iman ve yakinleridir. Yolları hidayet-kurtuluş yollarıdır. Ama Allah'ın düşmanlarını şüphelerde, dalalet ve sapıklık davet eder. Kılavuz-ları da körlük ve şaşkınlıktır."

22843. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın dostluğu ve saadet birine layık olunca ölüm gözünün önüne gelir, arzu arka-sına gider. Şeytanın dostluğu ve şekavet birine layık olunca da arzu gözünün önüne gelir ve ölüm arkasına gider."
22844. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah, kullarından bi-rinin büyüklenmesine izin ver-seydi, onu nebileri ve evliyası arasından seçerdi. Fakat onlara büyüklenmeyi kötü gördü, onlar için tevazuya razı oldu."
22845. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz ki cihad cennet kapılarından bir kapıdır ki Allah-u Teala onu dostlarına açmıştır."

22846. İmam Ali (a.s), dünyanın sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Bu yüzden Allah onu dostlarına özgü kılmamıştır ve onu düş-manlarından esirgememiştir."
22847. İmam Ali (a.s), dünyanın sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Allah dünyayı dostlarına sevap, düşmanlarına da ceza olarak be-ğenmemiştir."
22848. İmam Ali (a.s), hakeza şöy-le buyurmuştur: "(Dünya) Allah'ın vahyinin iniş yeri ve dostlarının ticaret yurdudur. Onlar, orda ça-lışmalarıyla rahmeti elde ettiler, cenneti kazandılar."

22849. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah dünyada dos-tunu, düşmanına hedef karar kılmıştır."
22850. Tenbih'ul-Havatir adlı ki-tapta şöyle yer almıştır: "Zekeriyya (a.s) oğlu Yahya'yı sürekli üzgün, ağlar ve düşünür bir halde gö-rünce şöyle buyurdu: "Ey rab-bim! Ben senden faydalanacağım bir evlat istedim ve sen bana faydalanmadığım bir evlat nasip ettin."Allah şöyle buyurdu: "Sen benden veli istedin ve veli bun-dan başkası değildir. Günahsızlar belalara hedeftir."
Bak. El-Mehabbet, 481. Bölüm

22851. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah korkusu (tak-va), Allah'ın dostlarını O'nun koymuş olduğu haramlarını çiğ-nemekten alıkoyar, dostlarının kalplerini, O'nun korkusuna bağlar."
22852. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Üç haslet Allah'ın ve-li kullarının sıfatıdır: Her işte Al-lah'a itimat etmek, herşeyden Al-lah vasıtasıyla müstağni olmak ve herşeyde Allah'a muhtaç kalmak."

22853. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ım! Şüphesiz sen dostların için en çok ünsiyet edilen, sana tevekkül edenlere tek başına yetensin. Gizliliklerini görür, iç-lerinden geçenlere vakıf olur, basiret derecelerini bilirsin sen. Sırları, senin nezdinde aşi-kardır. Kalpleri, hasretle senden yardım ister. Gurbet ve yalnızlık onları korkuya düşürürse seni zikretmekle ünsiyet edinirler. Üzerlerine musibetler yağdığı zaman sana sığınırlar. Çünkü iş-lerin dizginlerinin senin elinde ve kaynaklarının senin emrinde olduğunu bilirler."
bak. el-Ma'rifet (3) 2611, 2612. Bölümler, es-Seher, 1919. Bölüm, el-Hayr, 1173. Bölüm, el-İman, 291, 297. Bölümler, et-Takva, 4169. Bö-lüm, el-Kitman, 3455. Bölüm, el-Halk, 1103. Bölüm

562. Ko-nu

el-Ye's
Ümidini Kesmek

Bihar, 72/336, 120. Bölüm; el-Ye's min Ruhillah
Vesail'uş-Şia, 6/313, 36. Bö-lüm; İstiğna-i an'in-Nas

bak.
449. Konu, el-Kunur; 20. Ko-nu, el-Emel
Ez-Zenb, 1375. Bölüm; es-Sual (2), 1712. Bölüm; er-Rica, 1447 ve 1449. Bölümler; el-İhlas, 1038. Bölüm; el-İmamet (3), 242. Bölüm; el-akih, 3241. Bölüm

4235. Bölüm
Ümitsizlik

Kur'an :
"And olsun ki, insana ni-metimizi tattırır, sonra onu ondan çekip alırsak, o şüphe-siz umutsuz bir nanköre dö-ner. Başına gelen sıkıntıdan sonra, ona bir nimet tattırır-sak "musibetler başımdan gitti" der; doğrusu o, şımarıp böbürlenen biridir. Bunların dışında, sabredip iyi işler iş-leyen kimseler, işte onlara mağfiret ve büyük ecir var-dır."
bak. İsra, 83, Rum, 36

22854. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Esirgediğinde za-mandan ümidini kesme, verdi-ğinde ise ona itimat etme ve on-dan sakınabildiğin kadar çok sa-kın."
22855. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "En büyük bela ümit-sizliktir."
22856. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ümitsizlik sahibini öldürür."

22857. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her ümitsizlik mut-suzluktur."
22858. İmam Ali (a.s), münafıkla-rın sıfatı hakkında şöyle buyurmuş-tur: "Ferahlıkta olanı çekemezler, belaya düşenin beter olmasını is-terler, ümitli olanları ümitsiz kı-larlar."
22859. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Amelsiz ahireti uman kimse gibi olma… Afiyet elde edince kendisini beğenir belaya duçar olunca ümitsizliğe kapı-lır…Eğer müstağni olursa azar ve fitneye düşer eğer muhtaç olursa ümitsizliğe düşer ve gev-şer."
22860. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bu ümmetin en iyisi hakkında bile Allah'ın azabından emin olma; zira Allah şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın rahme-tinden kafir topluluktan baş-kası ümitsiz olmaz. "
22861. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her yüz çeviren için de ümitsiz olmayın. Çünkü yüz çevirenin bir ayağı kaysa bile öbürü sabit kalır. Böylece, ikisi sabitleşir (ve düşmez.)"
bak. el-İmamet (3), 239, 240. Bölümler, er-Rica, 1449. Bölüm

4236. Bölüm
İnsanların Elinde Olan Şeylerden Ümidini Kes-menin Faydaları

22862. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların sahip ol-duğu şeyden elini kesmek mü-minin dininin izzet sebebidir."
22863. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Dünyaya rağbetsiz ol ki Allah seni sevsin ve insanların elinde olan şeylere itinasız ol ki insanlar seni sevsin."
22864. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "En iyi sermaye Al-lah'a itimat etmek ve insanların sahip olduğu şeylerden ümidini kesmektir."
22865. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "En büyük zenginlik insanların malında gözü olma-maktır."
22866. Cebrail (a.s) Peygamberin (s.a.a) huzuruna gelince şöyle buyur-muştur: "Bil ki insanın şerefi ge-ceyi (ibadetle) ihya etmesiyle ve izzeti insanlardan müstağni olu-şuyladır."

22867. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "(İnsanların elinde olan şeyden) ümidini kesmek de iki başarıdan biridir."
22868. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "(İnsanların elinde olan şeyden) ümidini kesmek canı rahatlığa kavuşturur."
22869. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "(İnsanların elinde olan şeyden) ümidini kesmek yenilenmiş bir özgürlüktür."
22870. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "(İnsanların elinde olan şeyden) ümitsizlik özgürlük sebebidir ve tamah zarar verici-dir."

22871. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "(İnsanların elinde olan şeyden) ümitsizlik esire iz-zet bağışlar, tamah ise emiri zil-lete sürükler."
22872. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Tamahın helak sebebi olduğu yerde (insanların elinde olan şeylerden) ümitsizlik hedefe ulaşma sebebidir."
22873. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "En büyük rahatlık in-sanlardan ümidini kesmektir."
22874. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Tamah esaretinden kurtuluş, (insanlardan) ümidini kesmekle mümkündür."

22875. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "(İnsanlardan) ümidini kesmeyi hızlandırmak iki galibiyetten biridir."
22876. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Elinde bulunanı ko-rumak, başkasının elindekini is-temekten daha sevimlidir bana. Ümitsizliğin acısı (başkasının elindekinden ümitsizlik), insan-lardan bir şey istemekten daha hayırlıdır."
bak. ed-Dua, 1202. Bölüm, el-Hayr, 1157. Bölüm, 5326. Hadis, es-Sual (2), 1709, 1710. Bölümler, el-İzz, 2711. Bölüm

563. Ko-nu

el-Yetim
Yetim

Bihar, 79/266, 103. Bölüm; Ekl-u Mal'il-Yetim
Bihar, 75/1, 31. Bölüm; el-İşret me'l-Yetami
Kenz'ul-Ummal, 3/168, 174-178; er-Rahmet bi'l-Yetim
Kenz'ul-Ummal, 15/177, Ke-falet'ul-Yetim
Vesail'uş-Şia, 12/180, 70. Bölüm; Tahrim-u Akl-i Mal'il-Yetim

4237. Bölüm
Yetimlere Bakmaya-Teşvik

Kur'an :
İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına kulluk etmeyin, anne babaya, yakınlara, yetimlere, düşkünlere iyilik edin, insanlarla güzel konuşun, namazı kılın, zekâtı verin" diye söz almıştık. Sonra siz pek azınız müstesna, döndünüz. Sizler zaten döneksiniz."
"Yakınlarına, yetimlere, düşkünlere, yolculara, yoksullara ve kölelere sevdiği halde mal veren"
bak. Bakara, 220, Fecr, 17, 18, Maun, 2, 3

22877. İmam Ali (a.s) şahadetinden önce yazdığı vasiyetinde şöyle buyurmuştur: "Yetimler hakkında Allah'tan korkunuz! Onları bir gün dövüp ve bir gün aç bırakmaktan sakınınız. Sizin varlığınızla onlar ortadan kalkmasın, zira Allah Resulünden şöyle buyurduğunu işittim: "Her kim ihtiyaçsız oluncaya kadar bir yetimin sorumluluğunu üstlenirse aziz ve celil olan Allah da bu iş sebebiyle ona cenneti farz kılar. Yetimin malını yiyen kimseye cehennem ateşini farz kıldığı gibi."

22878. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir yetimi müstağni oluncaya kadar geçindirirse Allah bu işi sebebiyle cenneti ona farz kılar. Nitekim yetim malını yiyenlere de cehe-nem ateşini farz kılmıştır."
22879. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Yetim için merhametli baba gibi ol ve bil ki neyi ekersen onu biçersin."
22880. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin erkek ve kadın bir yetimin başını sevgiyle okşarsa, Allah okşadığı her saç miktarınca ona sevap yazar."

22881. Resulullah (s.a.a), orta ve işaret parmağını göstererek şöyle bu-yurmuştur: "Ben ve yetimi geçin-diren kimse -elbette aziz ve celil olan Allah'tan korkarsa-cennette bu ikisi gibi olacağız."
22882. Resulullah (s.a.a) işaret ve orta parmağını birbirinden ayırmış bir halde göstererek şöyle buyurmuştur: "Ben ve yetimin sorumlusu cennette bu ikisi gibiyiz."

22883. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Cennette daru'l ferah (ferahlık yurdu) diye adlandırılan bir yurt vardır ve oraya sadece müminlerin yetimlerini sevindi-ren kimseler girer."
22884. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim iki müslü-man arasından yetimi yiyecek ve içeceğine ortak kılarsa, şüphesiz Allah da onu bağışlanmayacak bir günah işlemedikçe cennetine götürür."

22885. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim üç yetime bakarsa, geceleri ibadetle geçiren, gündüzleri oruç tutan, gece gündüz Allah yolunda kılıç salla-yan kimse gibidir. Ben de o cen-nette bu ikisi gibi -orta ve işaret parmağını birbirine yapıştırarak- yan yana olacağız-."
22886. Resulullah (s.a.a) taş kalpli olduğundan şikayette bulunan bir ki-şiye şöyle buyurmuştur: "Kalbinin yumuşamasını ve isteğine ulaş-mayı ister misin? O halde yetime merhamet et, başına merhamet elini sür, yiyeceğinden ona da yedir, bu durumda kalbin yumu-şar ve isteğine ulaşmış olursun."
bak. Vesail'uş Şia, 2/926, 91. Bölüm

4238. Bölüm
Yetim Malını Yemek

Kur'an :
"Yetimlerin mallarını hak-sız yere yiyenler, karınlarına ancak ateş tıkınmış olurlar, zaten onlar alevlenmiş ateşe atılacaklardır."
Bak. Nisa, 2,6, En'am, 152, İs-ra, 34
22887. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yiyeceklerin en kötü-sü yetimin malını haksız yere yemektir."
22888. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kıyamet günü bir grup insan ağızlarında ateşler alevlendiği halde mezarlarından dışarı çıkarlar." Şöyle arzedildi: "Ey Allah'ın Resulü! Onlar kim-lerdir?" Peygamber şöyle buyur-du: "Onlar yetimin malını yiyen-lerdir…"

22889. Resulullah (s.a.a), mirac hadisinde şöyle buyurmuştur: "Baktı-ğımda aniden dudakları deve dudağına benzeyen, bir topluluk gördüm. Başlarına bir kişi dikil-miş, dudaklarından tutuyor, ateş-ten kaya parçalarını ağızlarına koyuyor ve ağızlarının içine atı-yordu. O taşlar altlarından dışarı çıkıyor ve onlar inek gibi bö-ğürüyordu. Şöyle dedim: "Ey Cebrail! Onlar kimlerdir?" Ceb-rail şöyle buyurdu: "Onlar ye-timlerin malını haksız yere yiyen-lerdir ve onlar hakikatte karınla-rında ateş yemişlerdir."

22890. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Göğe götürüldüğüm gece karınlarına ateş atılan bir topluluk gördüm, ateş altların-dan dışarı çıkıyordu. Ben şöyle dedim: "Bunlar kimlerdir?" Ceb-rail şöyle dedi: "Bunlar yetimle-rin malını haksız yere yiyenler-dir."
22891. İmam Sadık (a.s), büyük günahlar hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Onlardan biri ye-tim malını haksız yere yemek-tir."

4239. Bölüm
Yetim Malını Yemenin Haram Oluşunun Sebebi

22892. İmam Rıza (a.s), yetim malını yemenin haram oluş sebebi hakkında Muhammed b. Sinan'a yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Yetim malını haksız yere yemenin haram oluş sebebi, bu işte bir çok fesadın oluşundandır. Evvela yetim malını yediğinde onu öldürmeye yardım etmiş olur. Zira yetim muhtaçtır ve kendisini idare edemez, kendi ayakları üstünde duramaz, anne ve babası gibi kimsesi yoktur ki ona baksın ve onu idare etsin,

o halde malını yediği gibi adeta onu öldürmüş, fakirlik ve çaresizliğe sürüklemiş gibidir... Ve bu yetim büluğ çağına eriştiğinde ve büyüdüğünde ondan intikam almasına sebep olur. Onlar arasında kin, düşmanlık ve nefret vücuda gelir ve sonunda birbirlerini ortadan kaldırırlar."
22893. Fatımat'uz-Zehra (a.s) konuşmalarının birinde şöyle buyurmuştur: "Allah yetim malını yemekten sakındırmayı, zulmü önlemek için farz kılmıştır."

4240. Bölüm
Al-i Muhammed'in Yetimleri

22894. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İmamından kopan kimsenin durumu babasını kaybetmiş yetimden daha zordur. Ona ulaşamıyorlar. Mübtela oldukları dini meselelerin hükmünü de bilemiyorlar. Biliniz ki Şiilerimizden her kim ilmimizden haberdar olursa şeriatımızı bilmeyen ve ulaşması mümkün olmayan kimse de onun kucağında yetimdir. Biliniz ki her kim onu hidayette ve irşatta bulunur ve şer'i hükümlerimizi ona öğretirse yüce cennette bizimle birlikte olacaktır."
22895. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur:

"Şiilerimizin alimleri (kıyamet günü) haşrolurlar ve ilimlerinin çokluğu ve Allah'ın kullarını irşaddaki çabaları ölçüsünce onlara yücelik elbiseleri giydirilir. Öyle ki onlardan her birine nurdan milyonlarca elbise giydirilir. Aziz ve celil olan rabbimizin münadisi şöyle seslenir: "Ey Al-i Muhamemd'in yetimlerine bakanlar! Ey babalarından yani imamlarından koparılmış, bu yetimlere can ve hayat bağışlayanlar! Bunlar, sizin öğrencile-riniz ve onlara baktığınız ve kendilerine hayat ve neşat verdi-ğiniz yetimlerdir. Şimdi onlara dünyada ilim elbisesini giydirdiğiniz gibi elbise giydiriniz."

22896. İmam Hasan (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bakıcılarından ayrılmış ve cehalete gömülmüş Al-i Muhammed'in yetimlerine bakan, onu cehaletten çıkaran, karmaşık işleri ona aydınlatan kimsenin bir yetime bakan, ona su ve yemek veren kimseden üs-tünlüğü, güneşin suha yıldızına üstünlüğü gibidir."

22897. İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim gizliliğimiz sebebiyle bize duyduğu muhabbetten dolayı bize ulaşamayan bir yetime bakar, kendisine nasip olan ilmi ona öğretir, onu hidayet ederse aziz ve celil olan Allah şöyle buyurur: "Ey yüce ve yardımsever kul! Ben yücelik ve bağışlamaya senden daha layığım. Ey meleklerim! Ona öğretiği her harf sayısınca, cennette onun için milyonlarca saray bina ediniz ve bu saraylara yakışan diğer nimetleri de ona ekleyiniz."
bak. el-İlm, 2838, 2845. Bölüm-ler

564. Ko-nu

el-Yakin
Yakin

Bihar, 70/13, 52. Bölüm; el-Yakn, in
Kenz'ul-Ummal, 3/437, 800; el-Yakin
Bihar, 41/1, 99. Bölüm; Ya-kin-u Emir'el-Müminin Salavat'ul-Llai Aleyhi ve Sabirhi Ale'l-Mekarihi


bak.
276. Konu, eş-Şekk; el-Batıl, 363. Bölüm; er, Rıza, 1516. Bölüm; el-İbadet, 2492. Bölüm; et-Tevekkül, 4186. Bölüm; el-Marifet (3), 2607. Bölüm


4241. Bölüm
Yakin

Kur'an :
"Sabredip ayetlerimize ke-sin olarak inanmalarından ötürü, aralarından, onları buyruğumuzla doğru yola gö-türen önderler yaptık."
22898. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Biliniz ki dünyada in-sanlara yakinden ve afiyetten daha iyi bir şey verilmemiştir. O halde Allah'tan bu ikisini dile-yin."

22899. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ey insanlar! Allah'tan afiyet dileyiniz. Zira afiyetten sonra yakin gibi bir şey veril-memiştir ve küfürden sonra şek-ten daha kötü bir şey verilme-miştir."
22900. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey insanlar! Allah'tan yakin dileyin ve Allah'a afiyet içinde rağbet edin. Zira afiyet en büyük nimettir. Kalpte payidar kalan en iyi şey ise yakindir. Za-rar görmüş kimse dininde zarar gören kimsedir. Gıpta edilen kimse ise yakini hususunda gıpta edilen kimsedir."

22901. İmam Ali (a.s), defalarca şöyle buyurmuştur: "Allah'tan yakin dileyin ve hayırlı akibet isteyin. Kalpte dönen en iyi şey yakindir."
22902. Resulullah (s.a.a), kendisi-ne, "Hangi ameli yapayım?" diye so-ran Muaz'a şöyle buyurmuştur: "Ey Muaz! Yakin hususunda Pey-gamberine uy."Muaz şöyle diyor: "Ben şöyle arzettim: "Siz Al-lah'ın Resulüsünüz, ben ise Muaz'ım."Peygamber şöyle bu-yurdu: "Her ne kadar ilminde eksiklik olsa da"

22903. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kalbinde yakinin se-rinliğini hisseden kimse ne de büyük saadete ermiştir."
22904. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kalbe ilka edilen en iyi şey yakindir."
22905. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Zenginlik olarak ya-kin yeterlidir."
22906. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim yakin ederse kurtuluşa erer."

22907. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim yakin elde ederse kurtulur."
22908. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yakin et ki kurtuluşa eresin."
22909. İmam Ali (a.s), oğlu Ha-san'a (a.s) yaptığı vasiyetinde şöyle buyurmuştur: "Kalbini öğüt ve na-sihatla diri tut, zühtle öldür ve yakinle güçlendir."
22910. İmam Ali (a.s), meleklerin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Kuşku kıvılcımları dal budakla-rıyla, azimli imanlarını hedef al-mamıştır. Zanlar, yakinlerinin köklerine nüfuz etmemiştir."
22911. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Son hedef yakin ile elde edilir."

4242. Bölüm
Yakin Dinin Başıdır

22912. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yakin dinin başı-dır."
22913. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dinin en üstünü ya-kindir."
22914. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "En üstün iman güzel yakindir."
22915. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İmanınızı yakinle güçlendiriniz, zira yakin dinin en üstünüdür."
22916. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dinin düzeni güzel yakindir."
22917. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dinin meyvesi yaki-ninin güçlenmesidir."
22918. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yakinin gücü din miktarıncadır."
bak. ed-Din, 1294, 1295, 1298. Bölümler

4243. Bölüm
Yakin İmanın Direği-dir

22919. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yakin imanın direği-dir."
22920. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İmanın ölçüsü güzel yakindir."
22921. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İman yakine ihtiyaç duyar."
22922. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Sabır imanın yarısıdır ve yakin imanın tamamıdır."
22923. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mümin dininde güç-lüdür, yumuşaklığı uzak görüşlü-lükle iç içe kılmıştır ve imanı ya-kin ile birliktedir."
bak. ed-Din, 1299. Bölüm

4244. Bölüm
Yakin En Az Bulunur Şeydir

22924. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İman İslam'dan üs-tündür. Yakin de imandan üs-tündür. Yakinden daha az bulu-nur bir şey mevcut değildir."
22925. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanlara yakinden daha az herhangi bir şey veril-memiştir."
22926. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanlar içinde hiçbir şey yakin kadar az bölüştürül-memiştir."
22927. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kullar arasında her-şeyden daha az bölüştürülen beş haslet vardır: Yakin, kanaat, sa-bır, şükür ve beşincisi de bütün bunların kemale erme sebebi olan akıldır."
bak. el-İman, 295. Bölüm

4245. Bölüm
Yakin İbadettir.

22928. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yakin ibadettir."
22929. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yakin ile ibadet ke-male erer."
22930. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yakin ibadet olarak yeter."
22931. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Hiç bir amel niyet olmaksızın ve hiç bir ibadet ya-kin olmaksızın değer ifade et-mez."
bak. el-İbadet, 2494. Bölüm

4246. Bölüm
Yakin En Üstün İba-dettir

22932. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yakin en üstün iba-dettir."
22933. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yakin ile birlikte olan az ve sürekli olan amel Allah nezdinde yakin ile birlikte olma-yan çok amelden daha üstün-dür."
22934. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yakin ile birlikte olan uyku şek ile birlikte olan namaz-dan daha iyidir."
bak. es-Seher, 1930. Bölüm


4247. Bölüm
İmanın Sonu Yakindir

22935. İmam Sadık (a.s), Ebu Ba-sir'e şöyle buyurmuştur: "Ey Ebu Muhammed! İslam ilk basamak-tır."Ben (Ebu Basir) şöyle arzet-tim: "Evet." İmam şöyle buyur-du: "İman islamdan bir basamak daha yukarıdadır."Ben, "Evet" diye arzettim. İmam şöyle bu-yurdu: "Takva imandan bir ba-samak yukarıdadır." Ben, "Evet" diye arzettim. İmam şöyle bu-yurdu: "Yakin takvadan bir ba-samak yukarıdadır."Ben, "evet" diye arzettim. Peygamber şöyle buyurdu: "İnsanlara yakin gibi hiç bir şey az verilmemiştir. Siz-ler hakikatte islam'ın en alt dere-cesine sarıldınız. O halde eliniz-den kaçmamasına dikkat edin."
22936. İmam Rıza (a.s), İslam ve iman hakkında sorulunca şöyle bu-yurmuştur: "Ebu Cafer (İmam Bakır -a.s-) şöyle buyurmuştur: "Din İslam'dır, iman ondan bir derece daha üstündür, takva imandan bir derece üstündür, yakin ise takvadan bir derece üs-tündür. İnsanlar arasında yakin-den daha az bir şey bölüştürül-memiştir."

22937. İmam Rıza (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İman islam'dan bir derece daha üstündür, takva imandan bir derece üstündür, yakin takvadan bir derece üs-tündür ve insanlar arasında ya-kinden daha az bir şey bölüştü-rülmemiştir."
22938. İmam Rıza (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İman islam'dan bir derece üstündür, takva imandan bir derece üstündür, yakin tak-vadan bir derece üstündür ve in-sanlar arasında hiç bir şey yakin gibi az bölüştürülmemiştir."
22939. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dinin nihai hedefi imandır, imanın nihai hedefi ise yakindir."
bak. Ez-Zujd, 1620. Bölüm, ed-Din, 1293. Bölüm

4248. Bölüm
İman ve Yakin Arasında

22940. Mişkat'ul-Envar kitabında şöyle yer almıştır: "İmam Ali (a.s) Hasan ve Hüseyin'e (a.s) şöyle sordu: "Yakin ve iman arasındaki mesafe ne kadardır?" O ikisi sustular. İmam Hasan'a (a.s) şöyle buyurdu: "Cevap ver ey Eba Muhammed!" O şöyle ar-zetti: "Bir karış." İmam Ali (a.s), "Nasıl?" diye sordu. O şöyle ar-zetti: "Çünkü iman kulağımızla işittiğimiz, kalplerimizle inandı-ğımız şeydir, yakin ise gözleri-mizle gördüğümüz ve bundan gözlerimizden gizli kalan şeyleri anlamamızdır."

4249. Bölüm
İman Kalpte Sabittir Yakin İse Zihinden Ge-çenlerdir

22941. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İman kalpte sabittir, yakin ise zihinden geçenlerdir."
22942. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İman kalptedir, yakin ise zihinden geçenlerdir."
22943. Şöyle rivayet edilmiştir: "Zenginlik olarak yakin, meşgu-liyet olarak ibadet yeterlidir. Ve şüphesiz iman kalp iledir, yakin ise zihinden geçenlerdir."

22944. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İman kalpte sabittir, yakin ise zihinden geçenlerdir. Yakin kalpten geçince kalp demir parçası gibi olur, kalpten çıkıp gidince de eskimiş bir paçavra gibi olur."

4250. Bölüm
İlm'ul-Yakin

Kur'an :
"Dikkat edin, eğer kesin olarak bir bilseniz! And olsun ki, cehennemi göreceksiniz. And olsun ki onu gözünüzle görürsünüz. Sonra o gün, size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz.
İbrahim: "Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster" dediğinde, "İnanmıyor mu-sun? "deyince de, "Hayır öyle değil, fakat kalbim iyice itmi-nana ersin" demişti."Öyleyse dört çeşit kuş al, onları ken-dine alıştır, sonra onları par-çalayıp her dağın üzerine bir parça koy, sonra onları çağır; koşarak sana gelirler. O halde Allah'ın güçlü ve hikmet sa-hibi olduğunu bil" demişti."

"Böylece yakin edenlerden olması için İbrahim'e gökle-rin ve yerin melekutunu gös-terdik."
22945. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "Eğer ilm'ul-yakin ile bilirseniz" ayeti hakkında şöy-le buyurmuştur: "Yani açık bir şe-kilde ve müşahade ile."

22946. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Gören kimse, kendi-sine haber verilen kimse gibi de-ğildir."
22947. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Haber, görmek gibi değildir. Allah-u Teala Musa'ya kavminin buzağıya ne yaptıkları-nı haber verince, levhaları yere atmadı, ama yaptıklarını gözle-riyle görünce levhayı yere attı ve kırıldı."
22948. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: "Üç şeyi kulları-mın gözünden gizledim. Eğer insan onlardan birini görecek olursa, asla kötü amel etmez: Eğer perdemi kenara itecek olursam, beni yakin elde edecek şekilde görecek olursa ve onları öldürdükten sonra yaratıklarıma ne yapacağımı görecek olursa…"


4251. Bölüm
Hakk'ul-Yakin

Kur'an :
"Doğrusu kesin gerçek budur."
"O, şüphesiz kesin gerçek-tir."

Tefsir
Hak, dış gerçekle mutabık olan ilimden, yakin ise içinde şüphe olmayan ilimdenibarettir. O halde hak yakine, tekid için getirilen açıklamaya dayalı bir tür izafedir."
Meclisi (r.a) şöyle diyor: "Ya-kin üç mertebeye sahiptir: İlm'ul-Yakin, Ayn'ul-Yakin ve Hakk'ul-Yakin."
Dikkat edin, eğer kesin olarak bir (ilm'ul yakin ile) bilseniz! Andolsun ki cehen-nemi görürsünüz." "Sonra andolsun ki onu gözünüzle görürsünüz." "Doğrusu yakin ile kesin gerçek budur.

"Bu üç mertebe arasındaki fark, bir ör-nekle açıklığa kavuşur. Örneğin ateş hakkında İlm'ul-Yakin'e sa-hip olmak, görülen şeyleri onun ışığıyla müşahade etmektir. Ayn'ul-yakin ise ateş kütlesini görmektir. Hakk'ul-yakin ise ateşte yanmak, insanın varlığının ateşte yok olması ve salt ateşe dönüşmesidir. Bundan daha üs-tün bir artma kabiliyeti olan bir mertebe yoktur. "Eğer perde kena-ra çekilecek olursa, asla yakinim artmaz." (Hz. Ali'nin -a.s- sözü)

22949. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Allah'ın kulları! Allah'ın kullarından en sevdiği, nefsine karşı Allah'ın kendisine yardım ettiği kişidir. O kimse hüznü giyinip kuşanmış, korkuya bürünmüştür. Derken, hidayet ışığı gönlünü aydınlatmış… Doğru yolu görmüş ve onu iz-lemiştir. İşaretleri bilmiş, darbo-ğazları geçmiştir. Yapışılması ge-reken kulpların en sağlamına ya-pışmış, tutunulacak iplerin en kuvvetlisine sarılmıştır. Artık o gün ışığı gibi parlak yakini inan-ca ermiştir."

22950. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İlim, hakikatin basi-reti üzere aniden onlara yönel-miş, yakin ruhunu elde etmişler-dir; refah içerisinde olanların zor gördüğü şeyleri onlar kolay bul-muşlar; cahillerin korkup kaçtık-ları şeylerle onlar ünsiyet etmiş-lerdir. Ruhları en yüce makama (Allah'ın rahmetine) asılı olduğu halde, bedenleriyle dünyada ya-şamaktalar. İşte bunlar Allah'ın yeryüzündeki halifeleridir ve halkı O'nun dinine davet etmek-teler. Âh! Âh! Onları görmeyi ne kadar da arzuluyorum!"

4252. Bölüm
Yakinin Anlamı

22951. Cebrail (a.s), Peygamberin huzuruna geldi ve şöyle dedi: "Ey Al-lah Resulü! Allah Tebarek ve Teala beni senden önce hiç kim-seye vermediği bir hediyeyle sana gönderdi."Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: "O nedir? diye sordum." "Cebrail şöyle dedi: "Sabır ve ondan daha iyisini…" Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyur-du: "Ben, yakinin anlamı nedir?" diye sordum, Cebrail şöyle dedi: "Yakini olan kimse Allah için onu görüyormuş gibi amel eder.

Zira eğer Allah'ı görmüyorsa, Allah onu görmektedir ve yakini bir şekilde bilir ki kendisine isa-bet eden bir şeyin hata etmesi mümkün değildi ve kendisine isabet etmeyen bir şeyin de ken-disine isabet etmesi mümkün değildi. Bunların tümü tevekkü-lün dalları ve zühdün basamakla-rıdır."

22952. İmam Rıza (a.s), kendisine yakini soran Yunus'a şöyle buyur-muştur: "Allah'a tevekkül etmek, Allah karşısında teslimiyet içinde olmak, Allah'ın kaza ve kaderin-den hoşnut olmak ve işleri Al-lah'a havale etmektir."Yunus şöyle diyor: "Ben şöyle arzettim: "Bunların anlamı nedir?" İmam şöyle buyurdu: "Ebu Cafer (a.s) da böyle buyurmuştur."
22953. Resulullah (s.a.a), kendisine imanı soran birisine şöyle buyurmuş-tur: "İhlas'tır."O şöyle arzetti: "Yakin nedir?" Peygamber şöyle buyurdu: "Tasdiktir."

22954. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İslam, (Allah karşı-sında) teslimiyettir; teslimiyet yakîndir; yakîn tasdik etmektir; tasdik ikrar etmektir; ikrar eda etmektir; eda etmek ise amel-dir."
22955. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yakin aydınlıktır."
bak. et-Tevekkül, 4183, el-İslam, 1876. Bölüm

4253. Bölüm
Yakin Sahibi Kimsenin Nişaneleri

22956. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yakin sahibi kimse-nin alameti altı şeydir: Allah'ın hakkaniyetine yakin etmiş ve bu yüzden ona iman etmiştir, ölü-mün gerçek olduğuna yakin et-miştir ve bu yüzden ondan çe-kinmektedir, kıyametin gerçek olduğuna yakin etmiş ve bu yüz-den de (o günün) rezaletinden korkmaktadır.

Cennetin gerçek olduğuna yakin etmiş ve bu yüz-den de ona iştiyak duymaktadır, cehennemin gerçek olduğuna yakin etmiş ve bu yüzden de on-dan kurtulmak için çalışmakta-dır, hesabın gerçek olduğuna ya-kin etmiş ve bu yüzden de ken-disini hesaba çekmektedir."
22957. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yakin sahibi kimse-nin kendisi hakkındaki hüznü, diğer tüm insanların hüznünden daha çoktur."
22958. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şevk yakin ehlinin hasletidir."
22959. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Arzunun kısalığı, amelde ihlas ve dünyaya rağbet-sizlik yakin sahibi olmanın deli-lidir."
22960. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dostlarından ayrıla-cağını, toprağa yerleşeceğini, he-sapla karşılaşacağını, kendisinden geriye bıraktığının kendisine fayda vermeyeceğini, önceden gönderdiği şeye muhtaç olacağını yakinen bilen kimseye arzusunu kısaltması ve uzun amellere koyulması yakışır."

22961. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "ve altında o ikisine ait bir hazine vardı"ayeti hak-kında şöyle buyurmuştur: "Biliniz ki o, altın ve gümüş hazinesi değildi. Aksine şu dört cümleydi: "Ben Allah'ım ve benden başka ilah yoktur. Her kim ölüme yakin ederse, ağzı gülerek açılmaz. Her kim hesaba yakin ederse, kalbi sevinmez. Her kim kadere yakin ederse, Allah'tan başka hiç bir şeyden korkmaz."

22962. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takva dinin semeresi ve yakinin nişanesidir."
22963. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yakini olan kimse, amelde çaba gösterir."
22964. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kimin yakini doğru olursa, mücadele ve tar-tışmaya rağbet göstermez."
22965. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yakinsiz hiçbir amel ve huşusuz hiçbir yakin olmaz."

22966. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yakinin nişanelerin-den biri de hiç kimseyi Allah'ı gazaplandırarak hoşnut etme-men, Allah'ın sana verdiği bir şey sebebiyle hiç kimseyi övmemen ve Allah'ın sana vermediği bir şey sebebiyle de hiç kimseyi kınamamandır."
22967. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yakinin nişanelerin-den biri de Allah'ı gazaplandıra-rak insanları hoşnut etmemen ve Allah'ın ihsanından sana bağış-lamaması sebebiyle, onları kına-mamandır. Zira hırslı kimsenin hırsı, rızkı kendisine sevketme-diği gibi, meyilsiz insanın mey-letmemesi de onu geri çevire-mez."
bak. el-Ma'ruf (2), 2700. Bölüm, 12788. Hadis, el-İman, 291-297. Bölümler, et-Takva, 4169. Bölüm

4254. Bölüm
Müminin Yakini Amelinde Görülür

22968. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Müminin yakini de, münafığın şekki de amellerinde görülür."
22969. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ameli terk eden kim-se, amelin mükafatına yakin et-memiştir."
22970. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Münezzeh olan Al-lah'ın kendisini gördüğüne yakin ettiği halde Allah'a isyan eden kimse şüphesiz Allah'ı bakanla-rın en düşüğü taktir etmiştir."

22971. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yakininizi şekke ve ilminizi cehalete dönüştürmeyi-niz."
22972. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Varlığını bağışlamak, yakinin süsüdür."
bak. en-Nur, 3960. Bölüm, el-İlm, 2881, 2888. Bölümler