Mizan'ul Hikmet-14.Cilt
 


4211.Bölüm Evladın Baba Üzerindeki Hakkı


22734. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Evladın baba üzerindeki hakkı, ona okuma yazmayı, yüzmeyi, ok atmayı öğretmesi ve helal dışında bir yiyecek yedirmemesidir."
22735. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Çocuğun baba üzerindeki hakkı ona güzel isim koyması, onu güzel terbiye etmesi ve ona Kur'an öğretmesidir."
22736. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Evladın baba üzerindeki hakkı kendisi için iyi bir isim seçmesi, büluğa erdiği zaman onu evlendirmesi ve ona okumayazma öğretmesidir."

22737. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Çocuğun baba üzerindeki üç hakkı şunlardır: Kendisi için güzel isim seçmesi, ona okuma yazma öğretmesi ve bulüğ çağına erdiğinde onu evlendirmesi."
22738. Resulullah (s.a.a), çocuğun baba üzerindeki hakkı sorulunca şöyle buyurmuştur: "Ona güzel bir isim takması, güzel terbiye etmesi, güzel bir iş ve meslek öğretmesidir."

22739. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Çocuğun baba üzerinde üç hakkı vardır: Kendisi için iyi bir anne seçmesi, kendisine iyi bir isim bulması ve onu terbiyesi için çalışmasıdır."
22740. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Evladın baba üzerindeki hakkı, onun için güzel bir isim takması ve onu güzel terbi-ye etmesidir."
22741. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Evladın baba üzerindeki hakkı ona güzel bir isim takması, kendisine güzel bir sa-nat öğretmesi ve güzel terbiye etmesidir."
22742. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim çocuğunu evlendirme çağına ulaştırır ve malî imkanı olduğu halde onu evlendirmezse ve o çocuktan bir hata ortaya çıkarsa günahı baba-nın boynunadır."

22743. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Evladına iyilik etmesi üzere yardım eden, hata ve gü-nahlarını bağışlayan ve Allah'ın dergahına onun için dua eden kimseye Allah rahmet etsin."

22744. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Evladına iyilik etmesi için yardım eden babaya Allah rahmet etsin."
22745. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın evladına iyilik etmesi kendi anne babasına iyilik etmesi gibidir."
22746. İmam Sadık (a.s), kendisi-ne, "kime iyilik edeyim?" diye soran bir şahsa şöyle buyurmuştur: "Baba-na ve annene" O şöyle arzetti: "Onlar dünyadan gittiler."İmam şöyle buyurdu: "Evladına iyilik et"

4212. Bölüm
Çocuk Terbiyesi

22747. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Çocuklarınıza saygı gösteriniz ve onları güzel bir şekilde terbiye ediniz."
22748. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Çocuklarınızı üç haslet üzere terbiye ediniz: Peygamberi sevmek, Ehl-i Beyt'i sevmek ve Kur'an okumak üzere."

22749. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hiç bir baba evladına terbiyeden daha güzel bir bağışta bulunmamıştır."
Başka bir rivayette ise Resulul-lah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğu yer al-mıştır: "Hiç bir baba evladına edep-ten daha değerli bir şey miras bırak-mamıştır."
22750. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Çocuk yedi yıl oyun oynamalı, yedi yıl ilim öğrenmeli ve yedi yıl da helal ve haramı öğ-renmeye koyulmalıdır."


22751. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Çocuklarınızı ilim öğrenmeye zorlayınız."
22752. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gençlerinize Mürcie fırkasından daha önce hadis öğ-retiniz."
22753. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bizim ilmimizden çocuklarınıza bir şey öğretin ki Allah onun vasıtasıyla kendileri-ne fayda versin ve Mürcie fırkası kendi görüşleriyle onlara üstün gelmesin."
22754. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Çocuklarınıza ok at-mayı öğretin. Zira bu düşmana gelip gelmeye sebep olur."

22755. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Çocuklarınıza yüz-meyi ve ok atmayı öğretiniz."
22756. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Çocuklarınızı yedi yaşında namaz kılmaya zorlayın, on yaşında iken namaz kılmakları zaman tenbih edin ve yataklarını birbirinden ayırın."

22757. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Çocuklarınız yedi ya-şına girdiğinde onlara namazı öğretin, on yaşına ulaştıklarında namazı terk ettikleri için onları tenbih edin ve yataklarını birbi-rinden ayırın."
22758. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Çocuklarınıza namaz kılmayı öğretiniz. Bulüğ çağına erdiklerinde onları namazı ter-kettikleri için hesaba çekiniz."

22759. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Biz çocuklarımıza yedi yaşına girdiklerinde güçleri-nin yettiği kadar günün belli bir miktarınca yarım gün, daha az veya daha çok oruç tutmalarını emrederiz. Açlık ve susuzluk on-lara galebe çaldığında ise iftar etmelerini emrederiz. Böylece bu teşvik üzere oruç tutmaya alışır, oruç tutma gücünü elde ederler. Sizler de çocuklarınız dokuz ya-şına girdiğinde onlara güçleri yettiğince günün belli bir mikta-rında oruç tutmalarını, susuzluk onlara galebe çaldığında da oruç-larını açmalarını emrediniz."

22760. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Biz çocuklarımıza beş yaşına geldiklerinde namaz kılmayı emrederiz, sizler de ço-cuklarınızı yedi yaşında namaz kılmaya zorlayın. Biz çocukları-mıza yedi yaşına girdiklerinde güçleri yettiğince günün belli bir miktarında oruç tutmalarını em-rederiz...

bu hadisin devamı tıpkı önceki hadis gibi devam etmek-tedir."
22761. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Çocuk yedi yıl efen-didir, yedi yıl hizmetçidir ve yedi yıl da vezirdir (yardımcıdır). Eğer yirmi bir yaşına kadar ona yaptığın yardımdan hoşnut olur-san (terbiyesi iyi sonuçlanırsa) pekala aksi taktirde omuzuna vur (ve onu kendi haline bırak) sen artık onun hakkında Allah nezdinde maruz sayılırsın."
bak. 294. Konu, es-Siğer; 255, eş-Şebab, el-Edeb, 70-71. Bölümler; el-İlm, 2918. Bölüm; el-Akl, 2826. Bölüm, 1361. Hadis; el-Muhaccet'ul Beyza, 5/124 konu

4213. Bölüm
Çocuğa Saygısızlık

22762. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Çocuğun anne baba-sına karşı saygısızlık etmemesi gerektiği gibi, anne baba da on-lara karşı saygısızlık etmemeli-dir."
22763. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Çocuğun anne baba-sına saygısızlık etmemesi ge-erktiği gibi, anne babası da ço-cuğuna -salih olduğu taktirde-saygısızlık etmemelidir."
22764. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Babanın çocuğu üze-rinde hakları olduğu gibi çocu-ğun da babanın üzerinde hakları vardır."

560. Ko-nu

el-Vilayet (1)
Hükü-met-Yönetici-lik

Vesail'uş-Şia, 12/135, 45. Bölüm; Tahrim'ul-Velayet mi Kıbel'-il-Caiz
Bihar, 78/271-277; Kitab'us-Sadık (a.s) ile ve ili'l-Ahvaz
Bihar, 77/126; Vesaya'un-Nebi li Meaz b. Cemel lemma be'sehu ile'l-Yemin
Kenz'ul-Ummal, 5/584, Ki-tab'ul-Hilafet me'el-İmaret



bak.
22. Konu, el-İmamet; 76. Ko-nu, el-Cined; 165. Konu, ed-Devlet; 251. Konu, es-Siyaset; 494. Konu, el-Mülk; 541. Konu, el-Vezaret; 19. Konu, el-İmaret; 444. Konu, el-Kaza (2)
el-Hak, 906. Bölüm; el-İmamet, 150. Bölüm; el-Fesad, 3304. Bölüm; el-İmtihaan, 3642. Bölüm; el-Hadis, 18561 ve 18565. Bölümler; el-Kesb, 3483. Bölüm; ez-Zann, 2475. Bölüm; el-Ahd, 2963. Bölüm; el-Hadis, 14419. Bölüm



4214. Bölüm
Ulu'l-Emr (Emir Sa-hipleri)

Kur'an :
"Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e ve sizden buyruk sahibi olanlara itaat edin. Eğer bir şeyde çe-kişirseniz ve Allah'a ve ahiret gününe iman etmişseniz onu Allah'a ve Peygamber'e götü-rün. Bu, hayırlı ve netice iti-barıyla en güzeldir."

Peygamber'e itaat eden, Allah'a itaat etmiş olur. Kim yüz çevirirse bilsin ki, biz seni onlara koruyucu gönder-medik."
"Sizin dostunuz ancak Al-lah, O'nun Peygamber'i ve namaz kılan, zekât veren ve rüku eden müminlerdir."
22765. İhticac-i Tebersi kitabında Müminlerin Emirinden (a.s) uzun bir hadis nakledilmiştir ve bu hadisin bir bölümünde şöyle yer almıştır: "Bazı şeylerin işini seçilmiş emin kimselerin eline verdi. O halde onların işi kendisinin işidir. Emirleri onun emridir. Nitekim Allah şöyle buyurmuştur: "Kim Resule itaat ederse, şüphesiz Allah'a itaat etmiştir"
bak. el-İmamet (3), 176. Bölüm

22766. İbn-i Abbas, Allah-u Tea-la'nın "Şüphesiz sizin veliniz Allah Resulü ve iman eden-lerdir" ayeti hakkında şöyle buyur-muştur: "Bu ayet Ali (a.s) hakkın-da nazil olmuştur."
Bak. El-İmamet, 176. Bölüm
22767. Cabir b. Abdillah Ensari şöyle diyor: "Aziz ve celil olan Al-lah Peygamberi Muhammed'e (s.a.a), "Allah'a itaat ediniz, Resule ve sizden olan emir sahiplerine itaat ediniz" ayeti-ni nazil kıldığı zaman ben şöyle arzettim: "Ey Resulullah! Allah ve Resulü bizler için bellidir.

Ama Allah'ın itaatlerini size itaa-te bağlı kabul ettiği emir sahiple-ri kimlerdir?" Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Ey Cabir! Onlar benim halifelerim ve benden sonraki müslümanların imamla-rıdır. Onların ilki Ali b. Ebi Ta-lib'dir, daha sonra Hasan, daha sonra Hüseyin daha sonra Ali b. Hüseyin, daha sonra Tevrat'ta Bakır diye meşhur olan Mu-hammed b. Ali'dir ve sen ey Ca-bir, onu derk edeceksin, onu gördüğün zaman kendisine se-lamımı ilet. Ondan sonra Cafer b. Muhammed Sadık'tır, daha sonra Musa b. Cafer, daha sonra Ali b. Musa ve daha sonra Mu-hammed b. Ali'dir, daha sonra Ali b. Muhammed, daha sonra Hasan b. Ali, daha sonra da be-nim adımı ve künyemi taşıyan Allah'ın yeryüzündeki hücceti ve yaratıkları arasındaki bakiyyesi olan İbn-i Hasan b. Ali'dir.

O yüce olan Allah'ın kendisi-nin eliyle alemin doğu ve batısını fethettiği kimsedir. O şiilerinden ve dostlarından gaybete çekilir. Bu gaybet döneminde Allah'ın kalbini imanla denediği kimseler dışında hiç kimse onun imamet inancında sabit kalmaz."

Cabir şöyle diyor: "Ben şöyle arzettim: "Ey Resulullah! Onun gaybeti zamanında şiiler vücu-dundan istifade edebilecekler midir?" Resulullah şöyle buyur-du: "Evet, beni Peygamber ola-rak gönderene yemin olsun ki onlar gaybeti zamanında da onun varlığından istifade ede-cekler, velayet nurundan, insan-ların, bulutların arkasındaki gü-neşten istifade ettikleri gibi ay-dınlanacaktır. Ey Cabir! Bu konu Allah'ın gizli sırlarından ve örtü-lü ilmindendir. O halde sen de onu ehlinden başkasından giz-le."

Allame Tabatabai (r.a) İslam Toplumunda ilişkiler hususundaki sözünün 12. Bölümünde şöyle diyor:
İslâm Toplumunun Önderi ve Tutumu
"İslam toplumunun önderliği (ve-layet-i emri) Peygamberimizin uhdesi-ne bırakılmıştır. Kur'an-ı Kerim açık bir dille ona itaat etmenin, direktifle-rine uymanın farz olduğunu bildirmiştir.
Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Al-lah'a itaat edin. Peygambere itaat edin." Hakeza "Biz sana bu hak içerikli kitabı indirdik ki, insanlar arasında Allah'ın gösterdiği gibi hüküm veresin." Hakeza "Peygamber, müminler için kendilerinden daha önde gelir." Hakeza "De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız, bana uyun ki, Allah sizi sevsin."

Kur'an'da bunlar gibi çok sayıda ayet var. Bu ayetler Peygamberimizin İslam toplumuna yönelik velayetinin ya bazı ya da bütün yönlerini içerir.
Bu konuda araştırmacının gayesi-ni tatmin edecek yöntem, Resul-i Ek-rem'in (s.a.a) hayatını inceleyip doyu-rucu miktarda nazari bilgi almak, arkasından ahlak, ibadet, muamelat, siyaset, diğer, ilişkiler ve uygulamalar alanlarında inen ayetlerin tümüne başvurmaktır. İlahi vahyin zevkinden süzerek elde edilen bu delil, bir iki cümlelik sözle de bulunmayacak dere-cede yeterli dile ve tatmin edici açık-lamaya sahiptir.

Burada araştırmacının özen göste-receği bir başka ince nokta vardır ki, o da şudur: İbadetleri yapmayı, cihat emrini yerine getirmeyi, hadleri ve kı-sasları uygulamayı ve diğer İslam hü-kümlerini içeren ayetlerin çoğunda hi-tap bütün müminlere yöneltilmektedir, sadece Peygamberimize hitap edilme-mektedir. Yüce Allah şöyle buyuru-yor:

"Namazı ayakta tutun." Hakeza "Allah yolunda infak edin." Hakeza "Oruç tutmak üzerinize farz kılındı." Hakeza "Sizden hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran bir topluluk olsun." Hakeza "Allah yolunda cihad edin." Hakeza "Allah için gerektiği gibi cihad edin." Hakeza "Zina eden erkek ve kadının her birine yüz kırbaç vurun." Hakeza "Hırsızlık eden erkeğin ve kadının ellerini kesin." Hakeza "Kısasta sizin için hayat vardır." Hakeza "Şahitliği Allah için yapın." Hakeza "Ve topluca Allah'ın ipine sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın."

Hakeza "Dinin gereklerini yerine getirin ve onun hakkında ayrılığa düşmeyin." Hakeza "Muhammed sadece bir pey-gamberdir. Ondan önce daha nice peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi eğer o ölür ya da öldürülürse topuklarınız üzerinde geri mi döneceksi-niz? Kim iki topuğu üzerinde geri dönerse, Allah'a hiçbir zarar vermeyecektir. Şükre-denleri ise Allah ödüllendire-cektir." Bu konuda bunların dı-şında daha bir çok ayet vardır.

Bu ayetlerin hepsinden çıkan so-nuç şudur: Bu din Allah'ın insanlara yüklediği toplumsal bir boyadır. O, kulların kafir olmalarına razı değil-dir. Dinin gereklerinin yerine getiril-mesi, insanların tümünün gerçekleşti-receği bir görevdir. O halde toplumun işleri, toplumu oluşturan insanların omuzlarındadır.

Bu konuda bazı fertlerin diğerle-rine göre ayrıcalığı ve özelliği yoktur. Peygamber ile başkaları bu konuda eşittir. Nitekim yüce Allah şöyle bu-yuruyor: "Ben, erkek olsun, ka-dın olsun, içinizden çalışan hiç bir kimsenin yaptığını bo-şa çıkarmam." Bu ayetin kayıtsız-şartsız ifadesi gösteriyor ki, İslam toplumunun unsurlarının toplumlarının kendisi üzerindeki etkisi hem teşrii, hem de tekvini açıdan O'nun tarafından göz önünde tutuluyor ve O bu etkiyi boşa çıkarmıyor. Yüce Allah başka bir ayette de şöyle buyuruyor: "Allah yeryüzünü dilediği kullarına miras bırakır.

İyi son, (günahlardan) sakınanlar içindir."
Evet, Peygamberin (s.a.a) omuz-larında dine çağrı, yol gösterme ve eğitme görevleri vardır. Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Peygamber on-lara Allah'ın ayetlerini okur, onları kötülükterden arındırır, onlara kitabı ve hikmeti öğre-tir." Resulullah (s.a.a), ümmetin işlerini yürütmek, dünyada ve ahirette önderliklerini üstlenmek ve hayatta oldukça onlara liderlik yapmak için Allah tarafından belirlenmiştir.

Fakat burada araştırmacılar ta-rafından göz ardı edilmemesi gereken nokta şudur: Bu yol, Allah'ın malını taht sahibi sultanın haracı sayan, Al-lah'ın kullarını onun köleleri kabul eden, köleleri saydığı Allah'ın kulla-rına dilediği gibi davranan, onlar üze-rinde istediği gibi hükmeden saltanat egemenliği yolundan başka bir yoldur. Yine bu yol, maddi yararlanma esası-na dayanan demokratik veya antide-mokratik bir toplumsal yöntem de de-ğildir. Bunlar ile İslam arasında ben-zeşmeye, aralarında özdeşlik kurul-masına engel, açık ayrılıklar vardır.

Bu farklılıkların en önemlilerin-den biri şudur: Söz konusu toplumlar maddi çıkar esası üzerine kurulduk-ları için istihdam ve sömürme ruhu iliklerine işlemiştir. Bu da insan ta-hakkümü sistemini doğurur. Bu sis-temde her şey insanın iradesine ve keyfi davranışlarına bağlıdır. Egemen insanın diğer insana el atması, istediği gibi onu eli altına alması ve ondan beklediği her şeyi elde etmesi mübah sayılır.
Bu, geçmiş yüz yıllardaki keyfi monarşi yöntemidir. Ki bu gün uygar toplum kılığında ortaya çıktı. Bu du-rumu güçlü milletlerin zayıf milletlere yaptıkları zulümlerde ve haksızlık-larda görüp durduğumuz gibi, onların tarih tarafından kaydedilen kötülük-leri ile ilgili hatırımızla da sabittir.

Geçmiş yüzyılların bir firavunu, bir Kayseri veya bir Kisrası (bir im-paratoru) baskılarla, entrikalarla za-yıflar üzerinde meramını, istediği ve arzu ettiği gibi yürütürdü. Sonra da eğer canı mazeret beyan etmek isterse bütün bu yaptıklarının saltanatın ge-reği olduğu, ülke yararına olduğu, devletin temelini güçlendirmek için ya-pıldığı mazeretine sığınırdı. Yaptıkla-rının onun dehasının ve üstün kişi oluşunun hakkı olduğuna inanırdı. Kılıcını bu sözde hakkının delili ola-rak gösterirdi.

Bu günde eğer güçlü milletler ile zayıf milletler arasındaki siyasi ilişkileri derinliğine incelersen, tarihin ve tarihi olayların geri geldiğini ve gözlerimiz önünde tekrarladığını görürsün. Yalnız geçmişteki tek adama dayalı biçim, şimdilik toplumsal biçim ile yer değiştirdi. Ama ruh aynı ruh, keyfi arzu aynı keyfi arzudur. Oysa İslam'a gelince, onun yolu bu keyfi arzulardan uzaktır. Onun delili, Pey-gamberimizin fetihlerindeki ve anlaş-malarındaki uygulamalarıdır.

İslam dışı toplumların yöntemleri ile İslam yöntemi arasındaki başlıca farklardan bir başkası da şudur: İn-sanlık tarihi boyunca görüldüğü ve belgelendiği üzere toplumların kesim-leri arasında, sonu fertler arası karga-şaya varan ayrıcalıklar mutlaka var-dır. Toplum kesimleri arasındaki ser-vet, mevki, makam ayrıcalıkları so-nuçta toplumlarda kargaşa belirmesi-ni kaçınılmaz kılar. Fakat İslam toplumunun kesimleri arasında ben-zeşme vardır.

Birbirleri arasında öncelik, üstünlük, övünme ve seçkinlik yoktur. İnsanın mayasının isteği ve vazgeçilmez arzusu olan farklılık, sadece takvadadır ve bunun belirleyicisi insanlar değil, Allah'tır. Nitekim yüce Allah şöyle buyuruyor: "Ey insanlar! Biz sizi bir erkek ile bir kadından yarattık. Sizi milletlere ve halklara ayırdık ki, tanışasınız. Allah katında en üstün olanınız, kötülüklerden en çok sakınanızdır." "İyiliklerde birbiriniz ile yarı-şın."

Buna göre İslam'da yöneten ile yö-netilen, amir ile memur, reis ile reisin emri altındakiler, özgür insan ile kö-le, erkek ile kadın, zengin ile fakir, büyük ile küçük eşit konumdadır. Dini kanunların haklarında yürü-tülmesi ve sosyal olaylarda aralarında sınıf farklılıklarının olmaması açısın-dan bu saydıklarımızın hepsi birdir. Peygamberimizin uygulamaları bunun delilidir. Selam ve övgü bu uygulamayı yapanın üzerine olsun.

Bu önemli farklardan biri de şu-dur: İslam'da yürütme gücü, toplumda ayrıcalıklı ve seçkin bir zümrenin te-kelinde değildir. Tersine bu güç top-lumun bütün fertlerine yaygındır. Bu-na göre herkes hayra çağırmakla, iyi-liği emredip kötülükten sakındırmak-la yükümlüdür. İslam toplumunun yöntemi ile diğer toplumların yöntem-leri arasında daha birçok farklılıklar vardır ki, bunlar dikkatli araştırıcı-ların gözünden kaçmaz.

Bunların hepsi Peygamberimizin hayatında böyle idi. Peygamberimiz-den sonra toplum yöneteminde iki gö-rüş belirdi. Müslümanların çoğunluğu toplumda bir halifenin Müslümanlar tarafından seçilmesi yöntemini benim-serken, Şii Müslümanlar halifenin Allah ve Peygamber tarafından nasla belirlendiğini, bu halifelerin kelam ki-taplarında ayrıntılı biçimde anlatıldığı üzere on iki İmam olduğu görüşünü savunmuşlardır.

Fakat bu görüş ayrılıkları bir ya-na, Peygamberimizden (s.a.a) ve za-manımızda olduğu gibi Hz. Meh-di'nin gıybetinden sonra İslam hükü-metinin işinin Müslümanlara bıra-kıldığı tartışmasızdır. Kur'an'dan bu konuda çıkan sonuca göre toplumun önderini Peygamberimizin uygulama-ları uyarınca belirleme yetkisi Müs-lümanların elindedir.

Bu da krallık veya imparatorluk değil, imamlık sis-temidir. Belirlenen önderin Müslü-manlara yönelik uygulamaları şöyle olmalıdır: Hükümleri değiştirmeksi-zin korumak. Temel hükümler dışın-da, daha önce belirtildiği gibi, güncel ve yerel olaylarda istişare ilkesini be-nimsemek. Bu konudaki delil, "Si-zin için Peygamberde uyula-cak güzel bir örnek vardır." Ayetinin yanı sıra, daha önce değindiğimiz Peygamberimizin önderliğini vurgulayan ayetlerin bütünüdür.
bak. el-İmamet (1), 138, 147. Bölümler, el-İmamet (2), 167. Bölüm

4215. Bölüm Kötü Yöneticilerin İş Başına Geçmesine Sebep Olan Şey

Kur'an :
"Onun önünde ve arkasında Allah'ın emriyle onu koruyan takipçiler (melekler) vardır. Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez. Allah bir topluma kötülük diledi mi, artık onun için geri çevrilme diye bir şey yoktur. Onların Allah'tan başka yardımcıları da yoktur."
22768. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Olduğunuz gibi idare edilirsiniz"
22769. Ebu Cafer (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her ümmet kendine ait (semavi) kitabı arkalarına attığı zaman Allah da ilmini onlardan almıştır ve düşmanların velayetini kabul ettikleri zaman da onlara musallat kılmıştır."
22770. İmam Ali (a.s) ashabını kınayarak şöyle buyurmuştur: "Nefsim, (kudret) elinde olana andolsun, bu kavim (Muaviye taraftarları) sizi yenecektir. Onların sizden daha haklı olduklarından değil; önderlerinin batıl emirlerini koşarak uymalarından, sizin de benim hakka yönelik emrime itaat etmeyişinizden."
22771. Peygamber (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: "Yaratıklarımdan beni tanıyan kimse ba-na isyan ederse, yaratıklarımdan beni tanımayan bir kimseyi ona musallat kılarım."
bak. el-Fesad, 3201. Bölüm, el-Ma'ruf (2), 2692. Bölüm, ez-Zenb, 1379, 1382. Bölümler

4216. Bölüm
Adil Yöneticiler

Kur'an :
"Bu ahiret yurdunu, yer-yüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu istemeyen kimselere veririz. Sonuç Al-lah'a karşı gelmekten sakı-nanlarındır."
22772. İmam Ali (a.s), Allah-u Teala'nın, "O ahiret yurdu-nu..."ayeti hakkında şöyle buyur-muştur: "Bu ayet adil ve mütevazi yöneticiler ile insanlardan diğer güç sahipleri hakkında nazil ol-muştur."

22773. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim insanın işle-rinden birinin yöneticiliğini elde eder, adaletli davranır, evinin kapısını insanların yüzüne açık tutar, insanlara kötülük etmez ve insanların işleriyle ilgilenirse aziz ve celil olan Allah'a kıyamet günü onu korkudan güvende kılması ve cennete koyması bir hak olur."

22774. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim ümmetimin işlerinden birinin sorumluluğunu üstlenir, onlara karşı iyi niyetli olursa, Allah-u Teala da ona insanların kalbinde bir heybet verir. Her kim de onlara ihsanını açarsa, ona ümmetin dostluk ve sevgisini nasip eder. Her kim ümmetin malına elini uzatmaktan sakınırsa, aziz ve celil olan Allah da varlığını artırır. Her kim bir mazlumun hakkını zalimden alırsa, cennette benimle arkadaş olur. Her kimin affı ve bağışı çok olursa, ömrü uzar ve her kimin adaleti kapsamlı olursa, düşmanları karşısında yardım görür."
bak. el-Adl, 2543. Bölüm

4217. Bölüm
Zalim Yöneticiler

22775. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zalim yöneticiler, ümmetin kötüleri ve imamların düşmanlarıdırlar."
22776. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yırtıcı, obur ve acımasız bir hayvan, cellat ve zalim olan hükümdardan daha iyidir."
22777. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hükümdarların en kötüsü günahsız kimsenin kendisinden korktuğu kimsedir."
22778. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kimin hükümeti zalim olursa devleti de zail (yok) olur."
22779. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Müslüman-ların işlerinden birinin sorumlu-luğunu üstlenir ve onlara hıya-nette bulunursa o ateştedir"

22780. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zalimin hükumetine rağbetsizlik adilin hükümetine rağbet miktarıncadır."
22781. İmam Ali (a.s), Mısır ehline yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Bana üzüntü veren şey bu ümmetin başına sefih, zalim ve facir kimselerin musallat olmaları, Allah'ın malını aralarında dolaştırmaları, Allah'ın kullarını köle yapmaları, salihleriyle savaşmaları, fasıklarını dost ve yardımcı edinmeleridir."
bak. 19. Konu, el-İmaret, el-Kaza (2), 3363. Bölüm, ez-Zulm, 2447. Bölüm

4218. Bölüm
Yöneticilerin Valilerin Zulmüne Ortak Oluşu


22782. İbn-i Abbas şöyle diyor: "Bir gün, Osman'ın Ali'yi (a.s) şikayetine şahit oldum. Bu cümleden, Ali'ye söylediği sözlerden biri şuydu: "Seni Allah'a ant içiririm ki sakın tefrika ve ayrılık kapısını açma."Ali (a.s) şöyle buyurdu: "Tefrika kapısını açmaktan veya tefrika için ortak sağlamaktan Allah'a sığınırım. Ama seni Allah ve Resulünün sakındırdığı şeyden sakındırıyorum... Ümeyye oğullarından beyinsiz kimselerin müslümanların namus,

can ve malına el uzatmalarına, neden izin veriyorsun? Allah'a yemin olsun ki eğer senin valilerin alemin batısında bile zulüm etseler, sen onun günahına ortaksın!" Osman şöyle dedi: "Sen haklısın, ben bu işi yapacağım ve senin ve müslümanların rahatsız olduğu valileri azledeceğim."Sonra birbirinden ayrıldılar, ama Mervan b. Hakem Osman'ı bu işten engelledi ve şöyle dedi: "İnsanlar sana karşı küstahlaşır, o halde valilerinden hiç birini azletme."

22783. İmam Ali (a.s), Mısır'a vali tayin ettiğinde Malik-i Eşter'e yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Valinin, Allah'ın emrettiklerini gereği gibi ihtimamla yerine getirirken, halkın ıslahına çabalarken, Allah'dan yardım dilemesi, hakka riayet etmesi, işler ister hafif olsun ister ağır, sabır göstermesi gerekir."

4219. Bölüm
Yöneticinin Kendisine Kaşrı Görevi

22784. İmam Ali (a.s) Malik EŞ-ter'i Mısır'a vali tayin ettiğinde yaz-dığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Salih insanları, Allah'ın kulları-nın diliyle söylettiği şeylerden anlamak mümkündür. Senin için kıymetli azık, salih amel olsun. Nefsine hakim ol. Sana düşen; helal olmayan şeylerde nefsini dizginlemektir. Zira onu dizgin-lemek sevdiği veya sevmediği şeyler hususunda ona karşı insaf-lı olmaktır."

22785. İmam Ali (a.s), hakeza şöy-le buyurmuştur: "İçinde, iktidarın-dan dolayı kibir ve gurur gibi bir duygu ortaya çıktığı zaman senin üzerinde olan Allah'ın mülkü-nün azametini düşün ve senin güç yetiremediğin şeylere nasıl güç yetirdiğini gör. Bu, tamahın-dan dolayı isyan edip serkeşlik eden nefsini yatıştırır, kibirni ve gururunu yok eder, kaybolup gi-den aklını da başına getirir."

22786. İmam Ali (a.s), hakeza şöy-le buyurmuştur: "Allah'ın azame-tiyle boy ölçüşmeye; gücünü, onun yüce kuvvetine benzetmeye kalkışma. Çünkü Allah, her zorbayı ezip zelil eder; her kibir-lenip büyüklük taslayanı alçaltır, küçük düşürür."
22787. İmam Ali (a.s), hakeza şöy-le buyurmuştur: "Allah'a karşı in-saflı ol; halka, ailenin seçkinleri-ne, kendilerine özel ilgi duydu-ğun emrindeki kimselere karşı insaflı davran. Böyle yapmazsan, ancak zulmetmiş olursun."
22788. İmam Ali (a.s), hakeza şöy-le buyurmuştur: "Kendini beğen-mekten, seni nefsinle böbürlen-meye sevk eden şeylere güven-mekten, aşırı övgüyü sevmekten sakın. Çünkü bunlar, ihsan sa-hiplerinin ihsanlarını helak et-mek için şeytanın aradığı uygun fırsatlardır."

22789. İmam Ali (a.s), hakeza şöy-le buyurmuştur: "Senden önce ge-çen adil yönetimlerden, üstün kanunlardan; Peygamber'imizin bıraktıklarından, Allah'ın ki-tabındaki yükümlülüklerden öğüt alman, bizim bilerek yaptı-ğımızı gördüğün şeylere uyman ve bu emirnamede sana verdiğim emirlere tabi olmaya çalışman gerekir."
22790. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim hükümetin-de gurura kapılırsa, ahmaklığını ifşa etmiş olur."
22791. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim hükümetin-de tekebbüre kapılırsa, azledildi-ği zaman çok horluğa düşer."
22792. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın azledildiğin-de çektiği horluk ve aşağılık, hü-kümeti zamanındaki kötülüğü ölçüsüncedir."
bak. el-Murakiber, 1544. Bölüm, Vesail'uş Şia, 12/150, 49. Bölüm

4220. Bölüm
Yöneticinin Yöneti-mindeki Önemli Görevle-ri

22793. İmam Ali (a.s) Ömer bin Hattap'a şöyle buyurmuştur: "Şu üç şeyi eğer hatırında tutar ve onunla amel edersen artık başka bir şeye muhtaç olmazsın. Eğer onları terkedersen hiçbir şey sana fayda vermez."Ömer şöyle dedi: "Onlar nedir Ey Ebe'l Hasan?" İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Yakın ve yabancı kimse hak-kında had ve cezaları uygulaman, hoşnutluk ve gazap halinde Al-lah'ın kitabı esasınca hüküm vermen, kızıl ve beyaz derili ara-sında (Beyt'ül malı) adil bir şe-kilde bölüştürmendir."Ömer şöyle dedi: "Canıma andolsun ki kısa ve çok açık bir şekilde beyan ettin."

22794. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yönetici bir kimsenin insanların özeli ve geneli hak-kında şu üç şeye riayet etmesi gerekir: "İyileri iyilikle mükafat-landırmalıdır ki insanların iyiliğe rağbeti artsın, tevbe etmesi ve sapıklıktan dönmesi için kötü kimselerin günahlarını örtmek ve insanların arasında ihsan ve insaf yoluyla ülfet icat etmek."
22795. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Üç şeyde ihmalkârlık hükümdara yakışmaz: Sınırları korumak, mazlumların haklarını aramak ve işleri için salih kimse-leri seçmek."

22796. İmam Ali (a.s), Mısır'a vali tayin ettiğinde Malik-i Eşter'e yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Kanlardan ve onları helal olmaksızın akıtmaktan sakın. Çünkü ondan daha çok Allah'ın gazabına sebep olan, sonuç açısından daha büyük bir şey yoktur. Kanların haksız yere dökülmesi nimetin daha çok zevaline ve müddetin kesilip ömrün bitmesine sebep olacak bir şey yoktur."
22797. İmam Ali (a.s), Mısır yöne-ticiliğine gönderdiği zaman Muham-med b. Ebi Bekir'e verdiği emrinde şöyle buyurmuştur: "Bakışta da, gö-rüşte de bir tut onları. Böylece büyükler kendilerine meylettiğini düşünüp onlar adına zulmetmeni istemesinler, zayıflar da adale-tinden ümitsizliğe düşmesinler."
22798. İmam Ali (a.s), hakeza şöy-le buyurmuştur: "Kendin ve ailen için sevdiğin şeyi halk için de sev. Kendin ve ailen için be-ğenmediğin şeyi halk için de be-ğenme. Zira bu iş hücceti daha çok tamamlar ve milletin düzel-mesinde daha çok etkilidir."

4221. Bölüm
Yöneticinin Merha-metli ve Yumuşak Huylu Olmasının Farz Oluşu

22799. İmam Ali (a.s) Mısır'a ta-yin ettiğinde Malik Eşter'e yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Halkına merhametle muamele etmeyi kalbine şiar, onları sevip, lütfetmeyi kendine huy edin. Onlara karşı onları yemeyi ga-nimet bilen yırtıcı bir canavar gibi olma. Çünkü, onlar iki sınıf-tır: Bir kısmı, dinde kardeşindir, bir kısmı ise yaratılışta senin eşindir. Onlar yanılıp hata edebi-lirler, kusurları olabilir, kasten veya hata ile ellerinden bir şey çıkabilir. O halde Allah'ın seni bağışlamasından nasıl sevinip hoşnut olursan, sen de onlara karşı bağışlayıcı davranıp kusur-larını affet. Çünkü sen, onlardan üstünsün; seni bu işe tayin eden senden üstün ve Allah da seni vali tayin edenden üstündür."

22800. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Allah'ım! Her kim ümmetimin işlerinden birinin sorumluluğunu üstlenir de onla-ra sıkı davranırsa, sen de ona sıkı davran. Her kim ümmetimin iş-lerinden birini üstlenir ve onlara merhametli davranırsa sen de ona merhametli davran."
22801. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim insanlardan birisine hükümdar olursa, kıya-met günü getirilir, cehennem köprüsünün karşısında tutlulur, eğer güzel davranmışsa, kurtulu-şa erer ve eğer kötü davranmışsa köprü yarılır ve o cehenneme düşer."
bak. 159. Konu, el-Mudara, 192. konu, er-Rifk

4222. Bölüm
Yönetici Halkın Gene-linin Rızayetini Elde Et-melidir

22802. İmam Ali (a.s) Mısır'a vali tayin ettiğinde Malik Eşter'e yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Senin için işlerin en sevimlisi hakta orta yolda olan, adalette en genel bulunan ve halkın hoş-nutluğunu en çok toplayan iş olmalıdır. Çünkü genelin öfkesi özelin rızayetini faydasız kılar; oysa genelin hoşnutluğuyla öze-lin öfkesi örtülüp giderilir. Zira bu yakınlar hakime bol-lukta en ağır gelen, darlıkta en az yardım eden,

haklarında insafla hükme-dilmesini hoş görmeyen, istekle-rinde inatla direnen, verildiğinde az şükreden, verilmediğinde öz-rü zor kabul eden, zamanın güç-lüklerine karşı en az direnç gös-teren kimselerdir. Dinin direği olan, İslam cemaatini oluşturan, düşmanlara karşı duran, ümme-tin çoğunluğu olan halkı daha çok sevmeli ve onlara daha fazla meyletmelisin."

4223. Bölüm
Yöneticinin İstihdam Hususunda Riayet Et-mesi Gereken Şeyler

22803. İmam Ali (a.s) Mısır'a ta-yin ettiğinde Malik Eşter'e yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Memurların işleri konusunda çok dikkatli ol. Onları denedik-ten sonra görevlendir. Dostluk sebebiyle ve başkalarına danış-madan tayin etme. Çünkü bu ikisi (dostluk sebebiyle ve başka-larına danışmadan tayin etmek), zulüm ve hıyanet şubelerinin bir araya gelmelerine sebep olur. Bunları iyi ailelerden, İslam'a es-kiden girmiş olan tecrübeli ve hayalı kişilerden seç."
22804. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim bir genci bir gruba başkan kılar ve o grup arasında Allah'ın daha çok be-ğendiği bir kimse bulunursa şüphesiz Allah'a hıyanet etmiş olur."

22805. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim bir toplulu-ğun arasından onlar arasında Al-lah'ın daha çok beğendiği biri varken başka birisini seçerse, Al-lah'a, Resulü'ne ve müminlere hıyanet etmiştir."

4224. Bölüm
Yöneticinin Seçmeme-si Gereken Kimse

22806. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki biz bu işi isteyeni veya bu iş hususunda ihtiraslı olan kimseyi bu işe tayin etmeyiz."
22807. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Biz asla, işimizi dile-yen kimseyi o işe tayin etme-yiz."
22808. Resulullah (s.a.a) Abdu-rahhman bin Semure'ye şöyle buyur-muştur: "Ey Abdurrahman bin Semure! Sakın yöneticiliği talep etme. Zira eğer senin istemenle bu makam sana verilecek olursa onu idare etmekte kendi haline bırakılırsın ve eğer sen istemeden sana bırakılacak olursan onu idare etmekte yardım edilir-sin."

22809. Ebu Musa şöyle diyor: "Ben iki şahısla birlikte Resulul-lah'ın (s.a.a) huzuruna vardım. Onlardan biri kelime-i şehadet getirdi ve daha sonra şöyle dedi: "Biz işlerinde bizden yardım al-man için geldik (veya bize bir makam ver)" İkincisi de aynı sözleri söyleyince Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Bize göre sizin en hain olanınız, bu işi iste-yeninizdir... Böylece Peygamber hayatta olduğu müddetçe hiç bir hususta o iki kimseden yardım istemedi."
bak. el-Kaza (2), 3364. Bölüm

4225. Bölüm
Liyakatsiz Bir Şekilde Yüceltilen Kimse

22810. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim yeterliliği olmaksızın yüceltilirse, suçu ol-maksızın aşağıya indirilir."
22811. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim kifayet ve li-yakata sahip olursa, yöneticiliğe layıktır."

4226. Bölüm
Yöneticinin Kökten Sökmesi Gereken Şey

22812. İmam Ali (a.s), Mısır'a vali tayin ettiğinde Malik-i Eşter'e yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Sonra valinin, kendi reyleriyle hareket eden, zulüm işleyen, muamelede insafları az olan, adaleti gözetmeyen bazı yakınları vardır. Bunların sebeplerini yok ederek köklerini kopar."
22813. İmam Ali (a.s), hakeza şöy-le buyurmuştur: "Senden en uzak ve nezdinde en sevilmeyen kim-se, halkın ayıplarını araştıranlar olsun."
bak. 68. Konu, et-Tecessus

4227. Bölüm
Hakim Valilerini Araş-tırmalıdır

22814. İmam Ali (a.s), Mısır'a vali tayin ettiğinde Malik-i Eşter'e yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Yaptıklarını denetle, onların peşice vefalı ve sadık kişilerden seçilmiş ajanlar gönder; çünkü, onların gizli işlerinden haberdar olman, emin olarak işlerini yapmalarına, halka şefkatle muamele etmelerine sebep olur. Memur yardımcılarının seni ihanete dü-şürmesinden sakın. İçlerinden biri, görevine ihanet ettiği ve ajanların raporları hıyanetinde birleştiği zaman, bu sana delil olarak yeter. Artık onun bedeni-ne ceza vermeli, yaptıklarından dolayı onu sorgulamalısın. Sonra onu zillete düşürüp hıyanetle damgalamalı, suçluluk utancını boynuna takmalısın."
Bak. 68. Konu, et-Tecessus
4228. Bölüm
Kapıcı Edinmekten Sakındırmak

22815. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim insanın işle-rinden birinin sorumluluğunu üstlenir, adaletli davranır, kapısı-nı insanların yüzüne açar, perde-sini kenara iter, insanların işleriy-le ilgilenirse Allah'ın da kıyamet günü onu korkudan güvende kılması ve cennetine koyması bir hak olur."

22816. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kendisiyle diğer mümin arasında bir kapıcı (sek-reter vb. ) olursa Allah da onun-la cennet arasında, her duvarın diğer duvarla fasılasının bin yıllık yol miktarınca olduğu yetmiş bin duvar bina eder."
22817. İmam Ali (a.s), Mekke va-lisi Kusem b. Abbas'a yazdığı mek-tubunda şöyle buyurmuştur: "İnsan-larla aranda dilinden başka vası-ta, yüzünden başka perde olma-sın. İhtiyaç sahibinin karşına çıkmasına mani olma; çünkü o, ilk müracaatında kapılarından kovulursa, işi görüldükten sonra da seni övmez."

22818. İmam Ali (a.s), Mısır'a vali tayin ettiğinde Malik-i Eşter'e yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Halkından uzun müddet gizlenme. Çünkü valinin raiyetinden gizlenmesi, halkı sıkıntıya sokan işlerdendir ve işlerdeki bilgisinin azlığına delalet eder. Onlardan gizlenmek bir çok şeyi bilmelerine engel olur, onların gözüne büyük şeyler küçük; küçük şeyler büyük görünür. İyilik kötü görünür; kötülük güzel görünür; sonuçta hakla batıl birbirine karışır."

22819. İmam Ali (a.s), hakeza şöy-le buyurmuştur: "Zamanının bir kısmını haksızlıklara uğrayanlara, ihtiyaçlarını, sıkıntılarını sana söylemek isteyenlere ayır. Onlar-la herkese açık bir yerde oturarak konuş. O mecliste, yaratanına karşı mütevazi ol. Askerlerinden, yardımcılarından, koruyu-cularından korkmadan, çekin-meden seninle konuşmalarını sağla. Resulullah'ın bir çok yerde "Allah, zayıfın korkarak, dili do-laşarak dert anlatmaya çalıştığı, fakat güçlüden hakkını alamadığı bir ümmeti asla temizlemeyecek-tir" dediğini duydum. O halde onların sert konuşmalarına ve konuşma yetersizliklerine ta-hammül et. Sıkılmayı, büyükle-nerek onlarla konuşmaktan çe-kinmeyi bırak."
bak. 129. Konu, el-Hacet

4229. Bölüm
Harac İşlerini Araştır-manın Gereği

22820. İmam Ali (a.s), Malik Eş-ter'e Mısır'a vali tayin ettiğinde yaz-dığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Verginin toplanmasını da de-netle, memurların durumunu düzelt; vergilerin ve vergi me-murlarının ıslahı, onların dışın-dakilerin de ıslahı demektir. Başkaları, ancak onların ıslah olmasıyla düzene girebilir. Çün-kü insanların hepsi verginin ve vergi memurlarının ailesidir. Vergi toplamaktan çok, toprağın imarına, kalkınmasına dikkat etmeye çalışmalısın. Çünkü vergi ancak toprak imar oldukça top-lanabilir. Bir yerin harap olması, halkının yoksul düşmesinden kaynaklanır; halkın yoksul düş-mesi ise, valilerin kendilerine mal yığmalarından, makamlarının devamlı olacağını düşünerek su-i zanda bulunmalarından, ibret alınacak şeylerden az istifade etmelerindendir."

4230. Bölüm
Yöneticinin Müslü-manların Malını Bağış-lamaktan Sakınması

22821. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hükümdarın müslü-manların genel malından bağışta bulunması zulüm ve hıyanettir."
22822. İmam Ali (a.s), Erdeşir Huree'deki valisi Maskala b. Hu-beyre Şeybani'ye yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Bazı işlerini bana haber verdiler; eğer yaptıy-san Allah'ın gazabına uğradın, imamını da kızdırdın demektir. Müslümanların ok atarak, at koş-turarak elde ettikleri, elde eder-ken uğrunda kanlarını döktükle-ri, canlarını verdikleri ganimetle-ri kavminden istediğin kimselere paylaştırmışsın. Tohumu yarana, mahlukatı yaratana and olsun ki, eğer bu doğruysa, gerçekten be-nim yanımda çok aşağılık ve iti-bar açısından da çok değersiz bi-ri olursun. Rabbinin hakkını aşa-ğılama, küçük görme ve dinini mahvederek dünyanı düzeltme. Yoksa işlediklerinden en çok hüsrana uğrayanlardan olursun. Haberin olsun ki, senin yanında bulunan Müslümanların da, be-nim yanımda bulunanların da ganimette hakları eşittir. Onlar haklarını almak için bana gelir ve razı olarak giderler."
bak. el-Mal, 3765, 3766. Bö-lümler

4231. Bölüm
Darda Kalan Borçlu-nun Borcunu Ödemek Yöneticinin Görevidir

22823. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Alacaklı kimse, ala-caklı olduğu şahsı müslümanla-rın yöneticilerinden birinin yanı-na götürür ve borçlu kimsenin sıkıntıda oluşu o yöneticiye belli olursa o borç borçlunun omuz-larından kalkar ve yöneticinin boynuna düşer. Yönetici kimse onu elindeki müslümanların ma-lından ödemelidir."

22824. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Eğer bir kimse birin-den alacaklı olur da, borçlu kim-se de o malı israf etmemiş veya günah yolunda harcamamışsa ve ödemek durumunda değilse, borçlunun ona Allah'ın işlerinde genişlik verinceye ve borcunu ödeyecek duruma gelinceye ka-dar mühlet vermesi gerekir. Eğer adil imam iş başındaysa, onun borcunu ödemesi gerekir. Zira Resulullah (s.a.a) şöyle buyur-muştur: "Her kim geriye birmal bırakırsa o mal onun varisleri-nindir. Her kim de geriye borç veya külfet bırakırsa, imam, Pey-gamberin garantilediği ve üst-lendiği şeyi ödemelidir."

22825. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim bu rızkı kendisine ve ailesine harcamak için helal yoldan talep ederse, Allah yolundaki mücahit gibidir. Eğer hayat kavgasında mağlub düşerse Allah ve Resulü'nün ke-faletini borç alır, ailesini giderini temin eder. Eğer borcunu öde-meden dünyadan giderse, imam onun borcunu ödemekle yü-kümlüdür. Eğer ödemezse gü-nahı onun boynunadır."
bak. Vesail'uş Şia, 13/90, 9. Bölüm, Mustedrek'ul Vesail, 13/397, 9. Bölüm