Mizan'ul Hikmet-14.Cilt
 


4174.Bölüm Takvanın Üsaresi



4174.Bölüm Takvanın Üsaresi

Kur'an :
"Allah şüphesiz adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara bakmayı emreder; hayasızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı ya-sak eder. Tutasınız diye size öğüt verir."
22481. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Takvanın üsaresi "Şüphesiz Allah adaleti ve iyi-liği emreder" ayetindedir."
22482. Mecme'ul Beyan'da şöyle yer almaktadır: "Abdullah b. Mes'ud şöyle demiştir: "Bu ayet iyilik ve kötülük hakkında Allah'ın kita-bında yer alan en kapsamlı ayet-tir... Rivayette de yer aldığına gö-re Osman b. Mez'un şöyle de-miştir: "Resulullah (s.a.a) bizlere islamı kabul etmeyi teklif edince biz utanarak müslüman olduk.

İslam kalbime yerleştiğinde bir gün resulullah düşünceye dal-mışken hizmetine vardım, aniden gözlerini göğe dikti adeta bir şeyler anlatmak istiyordu. Ken-dine gelince o haletini sordum ve şöyle buyurdu: "Evet seninle sohbet edince aniden Cebrail'i havada gördüm bana şu ayeti nazil buyurdu: "Şüphesiz Allah adaleti ve iyiliği emreder"

Peygamber bu ayeti sonuna kadar benim içime okudu işte o an İslam kalbimde kökleşti amcası Ebu Talib'in yanına gittim, ko-nuyu ona anlattım. Ebu Talib şöyle dedi: "Ey Kureyş ailesi Muhammed'e uyunuz ki kurtu-luşa eresiniz. Çünkü o sizlere sa-dece yüce insani hasletleri em-retmektedir...
İkrime'den şöyle nekledilmektedir: Peygamber (s.a.a) bu ayeti Velid b. Muğire için okudu ve Velid şöyle de-di: "Ey kardeşimin oğlu tekrarla" Resulullah (s.a.a) ayeti tekrar okudu Velid şöyle dedi: "Bu sözün bir tatlı-lığı vardır ve özel bir güzelliğe sahip-tir. Üstü meyve doludur altı yemyeşil ve nimet doludur. Bu beşerin sözü de-ğildir."
bak. el-Adl, 2547. Bölüm, eş-Şeria, 1981. Bölüm, el-İslam, 1872. Bölüm

4175. Bölüm
İnsanların en Takvalısı

22483. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanlardan en takva-lı olanı lehine ve aleyhine olan şeylerde hakkı söyleyen kimse-dir."
22484. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın farzlarıyla amel et ki insanların en takvalısı olasın."
22485. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim insanların en takvalısı olmayı severse Allah'a tevekkül etmelidir."
bak. el-Vera', 4063. Bölüm

4176. Bölüm
Takva Sahiplerinin İmamı

Kur'an :
"Onlar: "Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocukları-mızdan gözümüzün aydınlığı olacak insanlar ihsan et ve bi-zi, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara önder yap" der-ler."
22486. İmam Ali (a.s) Peygamberin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Muttakilerin imamı, hidayete erenlerin gözüdür."
22487. Resulullah (s.a.a) Ali'ye (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Müs-lümanların efendisi ve takva sa-hiplerinin imamı hoş geldin."
22488. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Göğe götürüldüğüm zaman… Allah bana Ali hakkın-da üç haslet vahyetti: O müslü-manların efendisi, takva sahiple-rinin imamı ve yüzü, eli ve ayağı ak olanların lideridir."

4177. Bölüm
Akibet Takva Sahiple-rinindir

Kur'an :
"Ehline namaz kılmalarını emret, kendin de onda de-vamlı ol. Biz senden rızık is-temiyoruz, sana rızık veren biziz. Sonuç Allah'a karşı gelmekten sakınanındır."
"Bu ahiret yurdunu, yer-yüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu istemeyen kimselere veririz. Sonuç Al-lah'a karşı gelmekten sakı-nanlarındır."
"Bunlar sana vahyettiği-miz bilinmeyen olaylardır. Sen de, milletin de daha önce bunları bilmezdiniz. Sabret, sonuç, takva sahiplerinin-dir."
22489. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah size afiyet ve selametlik verirse ona yönelin, derde, belaya uğrarsanız sabre-din."

22490. İmam Ali (a.s) takva hak-kında öğüt verirken şöyle buyurmuş-tur: "(Muttakilere gelince...) "Rablerinden sakınanlar bö-lük bölük cennete sevk edilir-ler." Onlar azaptan güvende, kınanmaktan kurtulmuş, ateşten pek uzakta, güvenli evlerde yer almış, yerlerinden hoşnut olmuş-lardır. Onlar öyle kimselerdir ki işleri dünyada tertemizdir, göz-leri ağlar,

dünyada huşu ile bo-yun eğmek ve bağışlanma dile-mekle, geceleri gündüz; in-sanlardan çekinip korkmakla da gündüzleri gecedir. Allah da on-lara cenneti konak kıldı, yaptıkla-rının karşılığını verdi. "Onlar buna ehil ve layık kimse-lerdir." Orada mülkleri devamlı, nimetleri kalıcıdır."
Allame Tabatabai (Allah kendi-sinden razı olsun) İslamda toplumsal ilişkiler hakkındaki sözünün onbe-şinci bölümünde şöyle buyurmaktadır:
Hak Din Sonunda Tüm Dünyaya Galip Ge-lecektir

Akibet Takva Sahipleri-nindir
İnsan türü, kendisine armağan edilen fıtri yapısı sebebi ile gerçek mutluluğu ister. Bu da ancak toplum-sal hayat bazında nefsine dünyevi ve uhrevi hayattan pay sağlayarak orga-nik ve ruhi hayatının tahtına oturmasıyla gerçekleşir. Daha önce belirtildiği üzere bu, İslam'ın ve tevhit dininin ta kendisidir.

İnsanlığın, amacı doğrultusunda ilerlemesi ve kemalinin doruğuna yükselmesi sürecinde görülen sapmalara gelince, bunlar fıtratın hükmünün geçersiz oluşundan değil, uygulamadaki hatalardan kaynaklanmıştır. Yaratılışın güttüğü gaye ise, er veya geç kesinlikle gerçekleşecektir.

Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Ey Muhammed, Allah'ı bir bilici olarak yüzünü doğruca dine çevir, fıtrata uygun olarak di-ne dön ki, O insanları ona gö-re yarattı. İşte doğru din bu-dur. Fakat insanların çoğu bunu bilmez." Allah demek is-tiyor ki, gerçi çoğu insanların fıt-ratları bu gerçeği özet halinde biliyor, ama insanları onu ayrıntılı ve net olarak bilmiyorlar. "Böyle yaparlar ki, kendilerine verdiğimiz nimete nankörlük etsinler.

Haydi biraz maddi yarar sağlayıp eğlenin bakalım. Yakında sonunuzun ne olduğunu öğreneceksiniz… İnsanların elleri ile işledikleri kötülükler yüzünden karada ve denizde fesat çıktı. Allah belki dönerler diye onlara yaptıklarının bir bölümünün cezasını tattırıyor." Bir başka ayetlerde de şöyle buyuruyor:

"Allah öyle bir topluluk ortaya çıkaracak ki, Allah onları sevdiği gibi onlar da O'nu severler. Onlar müminlere karşı alçak gönüllü, kafirlere karşı onurlu davranırlar. Allah yolunda cihad ederler. Hiç kimsenin yergisinden ve kınamasından çekinmezler." "Andolsun biz zikirden (Tevrat'tan) sonra Zebur'da da yeryüzüne mutlaka salih kullarım varis olacaktır" diye yazdık." "Sonuç, takvanındır."

Gerek bunlar gerekse benzeri an-lama gelen ayetler, bize İslam'ın tam bir üstünlük kuracağını ve dünyaya tamamen egemen olacağını haber veri-yor.
Şöyle diyenlerin sözlerine kulak asma: Efendim İslam tarihte belirli bir üstünlük kurdu. Onun günleri tarih zincirinin bir halkası idi. Tarihin sonraki halkaları üzerinde belirli oranda etkili oldu.

Şimdiki uygarlık farkında olarak veya olmayarak ona dayandı. Fakat bir daha tam bir üstünlük kurması, yani bütün maddeleri, şekilleri ve amaçları ile bir din hükümeti oluşturması, insan tabiatının kabul edemeyeceği ve asla kabul etmeyeceği bir ihtimaldir. Bu nitelikte bir tecrübesi hiç olmamıştır ki, dış dünyada meydana geleceğine ve insan türü üzerinde tam bir hakimiyet kuracağına güvenilsin.

Onlar öyle diyor; ama sen biliyor-sun ki, bizim üzerinde konuştuğu-muz anlamı ile İslam, insan türünün gayesi ve kemal noktasıdır. İnsan farkında olarak ya da olmayarak iç-güdüsü ile o gayeye yönelmiştir. Birçok varlık türlerinden elde edilen kesin tecrübeler, onların varoluşları ile uyumlu gayelere yönelmiş olduklarını kendilerini bu gayelere yaratılış düze-ninin sevkettiğini kanıtlıyorlar. İnsan bu yaratıkların bütününden ayrı ve kopuk değildir.

Üstelik, günümüz dünyasının in-san toplumlarında geçerli olan hiç bir sistem, hiçbir yol, meydana çıkışında, varlığını sürdürmesinde ve egemenli-ğinde kesin bir geçmiş tecrübeye da-yanmamıştır. İşte Hz. Nuh'un, Hz. İbrahim'in, Hz. Musa'nın ve Hz. İsa'nın şeriatları. Bunlar zamanla-rında ortaya çıkmış ve insanlar ara-sında geçerli olmuşlardır. Brahma'nın, Buda'nın, Mani'nin ve diğer önderle-rin getirdikleri sistemler de öyledir.

Demokrasi ve Komünizm gibi di-ğer maddi uygarlık sistemleri de böy-ledir. Bunların hepsi hiç bir geçmiş tecrübeye dayanmaksızın çeşitli insan toplumlarına, çeşitli uygulama biçim-leri ile geçerli ve egemen olmuşlardır.
Yalnız sosyal sistemlerin ortaya çıkabilmeleri ve toplumda kökleşebil-meleri için, amaçlarına ulaşma yolun-da yorgunluğa ve bıkkınlığa yenik düşmeyecek düzeyde güçlü taraftarlar, kesin kararlar ve yüce gayretler gerek-lidir. Zamanın insan iradesini frenle-yebileceğini, gayretlerin boşa gideceğini sakın sanma. Bu bakımdan Rahma-ni ayetler ve idealler ile şeytani olanlar arasında fark yoktur.
bak. el-Hatime, 1002, 1003. Bö-lümler, el-Bihar, 36/292/70, 37

557. Ko-nu

et-Tekiy-ye
Takiye

Bihar, 75/393, 87. Bölüm; et-Tekiyye ve'l-Mudarat
Vesail'uş-Şia, 11/459-498, 24-36. Bölüm; et-Tekiyye
bak.
227. Konu, es-Sırr; 159. Konu, el-Mudarat; 456. Konu, el-Kitman
4178. Bölüm
Takiyye
Kur'an :
"Müminler, müminleri bı-rakıp kâfirleri veli (dost ve yönetici) edinmesinler; kim böyle yaparsa Allah katında bir değeri yoktur, ancak, on-lardan sakınmanız hali müs-tesnadır. Allah sizi kendisiyle korkutur, dönüş Allah'adır."
"Gönlü imanla dolu oldu-ğu halde, zor altında olan kimse müstesna, inandıktan sonra Allah'ı inkar edip, gön-lünü kâfirliğe açanlara Allah katından bir gazâb vardır; büyük azâb da onlar içindir."

"Firavun taifesinden olup da, inandığını gizleyen bir adam dedi ki: "Rabbim Al-lah'tır diyen bir adamı mı öl-düreceksiniz? Oysa size Rab-binizden belgelerle gelmiş-tir."

22491. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takiyye müminin kalkanıdır. Her kimin takiyesi yoksa imanı da yoktur. (Ravi şöyle diyor: ben şöyle arzettim: "Fedan olayım! Allah Tebarek ve Teala'nın "Gönlü imanla dolu olduğu halde, zor altında olan kimse müstesna" ayeti hakkında ne diyorsunuz?" İmam şöyle buyurdu: "Takiyye bundan başka bir şey midir?"
22492. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takiyye Allah'ın kendisiyle yaratıkları arasında (koy-duğu) bir kalkandır."
22493. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'tan sakının ve dininizi sakınarak koruyun ve dininizi takiyye ederek güçlendi-rin."

22494. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dininiz hususunda takvalı olunuz ve onu takiyye ile gizleyiniz. Zira takiyyesi olmayan kimsenin imanı yoktur. Sizler in-sanlar arasında, kuşlar arasındaki bal arıları gibisiniz. Eğer kuşlar bal arısının içinde ne olduğunu bilecek olurlarsa bunların tümü-nü yer ve geriye hiçbir şey bı-rakmazlar."

22495. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki Allah kendi katında "hab" dan daha sevimli bir şeyle ibadet edilmemiştir" Ben (ravi) şöyle arzettim: "Hab nedir?" İmam şöyle buyurdu: "Takiyye."
22496. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hükümet dikdatör ve zorba bir hükümet olursa zahir-de onlarla kaynaşın ve batında onlara muhalif olun."

22497. İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala'nın "İyilikle kötülüğü de-federler" ayeti hakkında şöyle bu-yurmuştur: "İyilik takiyyedir kötü-lük ise ifşa etmektir."
22498. İmam Sadık (a.s) "Sizinle onların arasına sağlam bir sed yapayım" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Bu (sed) takiyyedir." İmam daha sonra "Onu ne aşabildiler ve ne de delip geçebildiler"ayeti hakkında da şöyle buyurmuştur: "Bundan maksat da takiyyedir."

22499. İmam Sadık (a.s) Allah-u Tealanın "Sizinle onların arası-na sağlam bir sed yapayım" ayeti hakkında sorulunca şöyle bu-yurmuştur: "Maksat takiyyedir. "onu ne aşabildiler ve ne de delip geçebildiler"ayeti hak-kında ise şöyle buyurmuştur: "Onda bir delik açamadılar ta-kiyye ile amel edildiği zaman ona hiç bir şey yapamazlar. Takiyye güçlü bir kaledir. Seninle Al-lah'ın düşmanları arasında bir gedik açamayacakları sağlam bir seddir.

Ravi şöyle diyor: "İmam'a (a.s) "Rabbimin tayin ettiği zaman gelince onu yerle bir eder" ayetini sordum, şöyle buyurdu: "Maksat aşikar olduğunda takiy-yeyi ortadan kaldırmaktır. Bu esnada Allah düşmanlarından in-tikam alır."
22500. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bizleri kalbiyle seven, bizlere (takiyyeden dolayı) diliyle buğzeden bizimle birlikte cen-nettedir."

22501. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mümin sürekli mü-cahittir. Çünkü batıl devletinde takiyyesi sebebiyle Allah'ın düş-manlarına karşı savaşır, hak dev-letinde ise kılıcı vesilesiyle!"
22502. İmam Sadık (a.s) Ebu Ca-fer Muhammed b. Nu'man Ehval'e yaprığı tavsiyesinde şöyle buyurmuş-tur: "Ey İbn-i Nu'man zalim bir devlet iş başına geçince yolda yürü ve takiyye ettiğin kimseyi selam ile karşıla. Zira devlete iti-raz eden kimse kendini helak eder ve öldürür. Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: "Kendi el-lerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız."

4179. Bölüm
Takiyyenin Caiz Ol-duğu Hususlar

22503. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takiyye zaruretin icap ettiği her hususta geçerli-dir."
22504. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takiyye insanın mec-bur olduğu her husustadır. Zira Allah bu halette onu insana helal kılmıştır."
22505. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takiyye zaruret orta-ya çıktığı yerdedir. Takiyye eden kimse ne zaman takiyye yapılma-sı gerektiğini daha iyi bilir."

22506. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki Allah'ın Peygamberine nazil buyurduğu hakikati bu ordum arasında feryat edecek olsaydım ve onu Allah'ın Peygamber'inden işittiğim esasınca açık kılacak, ona davet edecek ve tefsir edecek olsaydım bu orduda (ordunun) en zayıfları ve en düşükleri dışında hiç kimse baki kalmaz

ve hepsi ürker ve etrafımdan dağılırlardı. Eğer Resulullah'ın (s.a.a) bana tavsiyesi, ondan işittiklerim ve hakkımda bana emrettikleri olmasaydı şüphesiz bu işi yapardım; lakin Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kulun mecbur olduğu şeyi Allah kendisine helal ve mübah kılmıştır."
bak. Vesail'uş Şia, 11/467, 25. Bölüm

4180. Bölüm
Takiyyeyi Aşmaktan Sakınmak

22507. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takiyyenin bir takım yerleri vardır. Herkim onları yer-lerinden uzaklaştırırsa onu sağ-lamlaştırmamıştır. Takiyenin yer-leri, kötü bir kavmin zahiri hü-küm ve amellerinin, hak hüküm ve amellere aykırı olduğu du-rumlardır. Bu yerde mümine in-sanlar arasında takiyye üzere yaptığı her amel dinini yok et-mekle sonuçlanmaması şartıyla caizdir."

22508. İmam Rıza (a.s) kendisini görmeye gelen Şiilerinden uzak durdu ve onları huzuruna kabul etmedi. Se-bebini sorduklarında da şöyle buyur-muştur: "Çünkü sizler Müminle-rin Emiri'nin (a.s) şiileri olduğu-nuzu iddia ediyorsunuz. Oysa bir çok amelleriniz bu iddianın aksinedir. Bir çok farzlarda ku-sur ediyorsunuz, dini kardeşleri-nizin büyük haklarına riayet hu-susunda gevşeklik gösteriyorsu-nuz. Takiyyenin gerekli olmadığı yerde takiyye ediyorsunuz ve ta-kiyye edilmesi gereken yerde de takiyye etmiyorsunuz."

22509. Meysemi Nehrevani şöyle diyor: "Müminlerin Emiri Ali b. Ebi Talib (a.s) bana seslendi ve şöyle buyurdu: "Ey Meysem! Ben-i Ümeyye'nin soysuzu Ubeydullah b. Ziyad seni benden beri olmaya davet ettiğinde nasıl olacaksın?" Ben şöyle arzettim: "Ey Müminlerin Emiri! Allah'a yemin olsun ki asla sizden beri olmam." İmam Ali (a.s) şöyle buyurdu: "Bu taktirde Allah'a yemin olsun ki seni öldürür ve darağacına asar." Ben şöyle arzettim: "Sabrederim, ve bu Al-lah yolunda bir şey değil-dir."İmam şöyle buyurdu: "Ey Meysem! Bu taktirde benimle aynı derecede olursun."

22510. Şöyle rivayet edilmiştir: "Müseylemet'ül Kezzab iki müs-lümanı yakaladı ve onlardan bi-rine şöyle dedi: "Muhammed hakkında ne diyorsun?" O da şöyle dedi: "O Allah'ın Resulü-dür."Müseylemet'ül Kezzab şöy-le dedi: "Benim hakkımda ne di-yorsun?" şöyle dedi: Sen de Al-lah'ın elçisisin."Müseyleme onu serbest bıraktı

ve diğer birine şöyle dedi: Muhammed hakkında ne diyorsun?" O şöyle dedi: "O Allah'ın Resulüdür. Müseyleme şöyle dedi: "Benim hakkımda görüşün nedir?" O şöyle dedi: "Kulağım ağır duyuyor." Müseyleme üç defa sorusunu sordu ve o Müslüman da her de-fasında aynı cevabı verdi. Mü-seyleme onu öldürdü ve bu ha-ber Resulullah'a ulaştığında şöyle buyurdu: "O birincisi Allah'ın ruhsatı ile hareket etmiştir. İkin-cisi ise hakkı aşikar kılmıştır. Ne mutlu ona."

22511. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Çok yakında bana kötü söz söylemeniz emredile-cektir. Kötü söz söylerseniz sa-kıncası yoktur. Ayrıca sizden benden beri olduğunuzu ilan etmenizi isteyeceklerdir, boyun-larınızı uzatınız ama asla beri ol-duğunuzu ilan etmeyiniz. Zira ben fıtrat (tevhit ve islam) üze-reyim."
bak. Vesail'uş Şia, 11/478, 1009. Bölüm ve s. 12/13, ve s. 481/21

22512. İmam Ebu Cafer (a.s) Sa'dul Hayr'a yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Eğer benim hakkımda zanlara kapılmandan korkmasaydım şüphesiz senin için gizlediğim hakikatleri aşikar kılardım. Ve gizlediğim bir ta-kım gerçekleri sana söylerdim. Lakin ben sana karşı takiyye edi-yorum ve senin baki kalmanı istiyorum. Korkması ve takiyye edilmesi gereken bir yerde hiç kimseden takiyye etmeyen kimse akıllı değildir. Hilim alimin el-bisesidir. O halde asla ondan soyunma."

4181. Bölüm
Takiyyenin Caiz Ol-madığı Hususlar

22513. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takiyye gerçekte kan dökülmesini önlemek içindir. O halde takiyye kan dökmeye sebep olursa artık takiyye değildir. Allah'a yemin olsun ki eğer sizle-ri bizlere yardım etmeye davet ederlerse, "Biz bu işi yapmayız, aksine biz takiyye ediyoruz" der-siniz. Takiyyeyi anne ve baba-nızdan daha çok seveceksiniz. Kaim kıyam edince bu konuda size sormaya ihtiyaç duymaz. Si-ze bir çok nifak ehli hususunda Allah'ın haddini cari kılar."

22514. İmam Bakır (a.s) veya İmam Sadık (a.s) mest üzerine mes-hetme hususunda takiyyenin hükmü-nü soran Zürare'ye şöyle buyurmuş-tur: "Üç şey hususunda ben ta-kiyye etmiyorum: Şarap içmek, mest üzerine meshetmek ve te-mettu haccı."
bak. 4180. Bölüm, 22507, 22508. Hadisler, el-İmamet (1), 157, 158. Bölümler, el-Bid'at, 334. Bölüm, Vesail'uş Şia, 11/483, 31. Bölüm

558. Konu et-Tevekkul
Tevekkül

Bihar, 71/98, 63. Bölüm; et-Tevekkol ve't-Tefviz
Kenz'ul-Ummal, 3/100, 703, et-Tevekkol

bak.
190. Konu, er-Rıza (1); 426. Konu, et-Tefviz; 243. Konu, et-Teslim; 431. Konu, el-Keder; 443. Konu, el-Kaza (1); 283. Konu, el-Meşiyyet
Ez-Zann, 2482 ve 2483. Bö-lümler; ed-Dünya, 1268. Bölüm; el-Gazve, 3049. Bölüm; el-Yakin, 4258. Bölüm

4182. Bölüm
Tevekkül

Kur'an :
"Allah'ın rahmetinden do-layı, sen onlara karşı yumu-şak davrandın. Eğer kaba ve katı kalpli olsaydın, şüphesiz etrafından dağılır giderlerdi. Onları affet, onlara mağfiret dile, iş hakkında onlara danış, fakat karar verdin mi Allah'a güven, doğrusu Allah tevekkül edenleri sever."

"Ölümsüz, diri olan Al-lah'a güven, O'nu överek tes-pih et. Kullarının günahların-dan haberdar olarak kendisi yeter."
"Güçlü ve merhametli olan Allah'a güven."

22515. İmam Rıza (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İmanın dört rüknü vardır. Aziz ve celil olan Allah'a tevekkül etmek, Allah'ın kaza ve kaderine razı olmak, Allah'ın emrine teslim olmak ve işleri Al-lah'a havale etmek."

22516. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İmanın dört rüknü vardır: Allah'a tevekkül, işleri Al-lah'a havale etmek, Allah'ın ka-zasından hoşnut olmak, aziz ve celil olan Allah'ın emri karşısın-da teslimiyette bulunmak."
22517. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Tevekkül en iyi daya-naktır."

22518. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Tevekkül sermaye-dir."
22519. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Tevekkül hikmetin kalesidir."
22520. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a tevekkül her türlü kötülükten kurtulma ve her türlü düşmandan korunma vesi-lesidir."
22521. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İbadetin doğruluğu tevekkül iledir."
22522. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yakinin hakikati te-vekküldedir."
bak. el-İman, 276. Bölüm, et-Tekva, 4175. Bölüm

4183. Bölüm
Tevekkülün Anlamı

Kur'an :
"Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur; eğer sizi yardımsız bırakıverirse, o'ndan başka size yardım edecek kimdir? İnananlar yalnızca Allah'a tevekkül et-sinler."
"Allah sana bir sıkıntı ve-rirse, o'ndan başkası gidere-mez. Sana bir iyilik verirse başkası onu engelleyemez. O, her şeye kadirdir."
"Sana fayda da zarar da veremeyecek, Allah'tan başkasına yalvarma; öyle yaparsan şüphesiz, zalimlerden olursun. Allah sana bir sıkıntı verirse, onu o'ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik dilerse O'nun nimetini engelleyecek yoktur. O'nu kullarından dilediğine verir. O, bağışlayandır, merhametlidir."

"De ki: "Allah'ın bize yaz-dığından başkası başımıza gelmez. O bizim mevlamız-dır, iman edenler Allah'a gü-vensin."
bak. Fatır, 2, 10, Zümer, 38, Şura, 10, Fetih, 11, Teğabün, 13, Cin, 22, En'am, 80, Ahzab, 17

22523. Cebrail kendisine Allah'ı tevekkülü soran Peygambere şöyle bu-yurmuştur: "Bir yaratığın sana ne zarar ne de fayda veremeyeceği-ni, sana engel olamayacağını bilmen ve yaratıktan ümidini kesmendir. Kul böyle olunca ar-tık Allah'tan başka hiç kimse için çalışmaz. Ümidi ve korkusu Al-lah'tan başkası için olmaz. Allah'tan başka hiç kimseye tamah gözüyle bakmaz. İşte tevekkül budur."

22524. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Tevekkül kendi gü-cünden beri olmak ve ilahi kaza ve kaderin getireceği şeyi bekle-mektir."
22525. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sana rızık verenin münezzeh olan Allah'tan başkası olmadığını bilmen, sana tevekkül olarak yeter."
22526. İmam Sadık (a.s) kendisine tevekkülün tarifi hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Allah'tan baş-ka hiç bir şeyden korkmaman-dır."
22527. Ebu Basir İmam Sadık'tan (a.s) şöyle nakletmiştir: "Her şeyin bir haddi ve sınırı vardır."Ben (Ebu Basir) şöyle arzettim: "Fe-dan olayım! Tevekkülün had ve sınırı nedir?" İmam şöyle buyur-du: "Yakindir." Ben şöyle arzet-tim: "Yakinin haddi ve sınırı ne-dir?" İmam şöyle buyurdu: "Al-lah'tan başka hiçbir şeyden korkmamandır."
22528. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Tevekkülün nişanele-rinden biri de Allah'tan başka hiç kimseden korkmamandır."

22529. İmam Rıza (a.s) kendisine tevekkülün haddi nedir? diye sorulun-ca şöyle buyurmuştur: "Allah'tan başka hiç bir kimseden kork-mamandır."
22530. İmam Rıza (a.s) hakeza bu soru hakkında şöyle buyurmuştur: "Allah'tan başka hiç kimseden korkmamandır."
22531. Misbahu'ş Şeria'da şöyle yer almıştır: "Tevekkülün en küçük mertebesi senin için taktir edilen şeyden öne geçmeye çalışmaman, sana nasip kılınan şeye koşmaman sana ulaşmayacak şe-ye tamahlanmamandır ki böylece sonuçta bu işlerden biriyle bil-meden imanın iplerini çözmüş olursun."
Tevekkül Hakkında Bir Çift Söz

Gerçek şu ki, insan madde âle-minde iradesini gerçekleştirmek ve muradına erebilmek için bir bölümü tabiî (doğal) ve diğer bir bölümü ruhî olan bazı sebeplere muhtaçtır. İnsan önem verdiği bir işe girişmek isteyip de muhtaç olduğu tabiî sebepleri hazırladığında, kendisi ile hedefi arasında ruhî (psikolojik) sebeplerden başka bir engel kalmaz.

Bu ruhî sebepler irade zayıflığı, korku, üzüntü, taşkınlık, hırs, sefihlik, suizan ve benzeri genel ve önemli faktörlerdir. Bu durumda insan Allah'a tevekkül ettiği takdirde -ki bu kesinlikle mağlup edilemez olan bir sebeple ilişki kurmaktır ve bütün sebeplerin üzerinde olan bir sebeptir- iradesi öylesine güçlenir ki, hiçbir karşıt ve yıkıcı ruhî sebep onu mağlup edemez ve sonuç mutlaka başarı ve mutluluk olur.

Allah'a tevekkül etmenin, güvenip dayanmanın bir başka yönü de vardır ki, bu yönü etki bakımından onu olağan üstülüklerin (mucizelerin) ara-sına katar. Aşağıdaki ayette bu açık-ça görülür: "Kim Allah'a tevek-kül ederse (güvenirse), O ona yeter. Allah yapacağı işi mutlaka yerine getirir."(Talâk, 3) Daha önce mucize konusunu ince-lerken bu meselenin bir bölümüne de-ğinmiştik.
bak. el-Havf, 1144. Bölüm, el-Yakin, 4252. Bölüm, es-Sebr, 2171. Bölüm, er-Riza (1), 1514. Bölüm, eş-Şirk, 1992. Bölüm, ed-Dua, 1200. Bölüm

4184. Bölüm
Tevekkül Edenler

Kur'an :
"İnsanlar onlara, "düşma-nınız olan insanlar size karşı bir ordu topladılar, onlardan korkun" dediler. Bu, onların imanını artırdı da: "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir" dediler.
Bu yüzden kendilerine bir fenalık dokunmadan, Al-lah'tan nimet ve bollukla geri döndüler; Allah'ın rızasına uydular. Allah büyük, bol ni-met sahibidir."

"Onlara Nuh'un başından geçenleri anlat! Kavmine, "Ey kavmim! Eğer durumum, Al-lah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geliyorsa ki ben Al-lah'a güvenmişimdir; siz ve koştuğunuz ortaklar elbirliği edin; yapacağınız iş sonra si-ze bir tasa vermesin. Sonra onu bana uygulayın ve beni ertelemeyin" demişti."
"Ben, ancak benim de si-zin de Rabbiniz olan Allah'a güvenirim. Hiç bir canlı yok-tur ki Allah ona el koymamış bulunsun. Rabbim elbette doğru yoldadır."

"Ey Milletim! Rabbimden benim bir belgem olduğu ve bana güzel bir rızık da verdiği halde, O'na karşı gelebilir miyim? Söylesenize! Size yasak ettiğim şeylerde, aykırı hareket etmek istemem; gücümün yettiği kadar islah etmekten başka bir dileğim yoktur. Başarım ancak Allah'tandır, O'na güvendim; O'na yöneliyorum dedi."
"İman edip salih amel iş-leyenleri, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacak-ları cennetteki köşklere yer-leştiririz. Sabredip, Rablerine güvenerek iş görenlerin ecri ne güzeldir!"

bak. Yunus, 84, 85, Yusuf, 67, İbraahim, 11, 12, Şuara, 14, 15, 61, 62
22532. İbn-i Şehraşub şöyle diyor: "Nemrut, Kufe'nin etrafında Kusa nehri yakınlarında Katnana beldesinden odun toplamalarını emretti. Ve bir ateş yaktı ama İbrahim'i o ateşe atamadı. İblis onlar için bir mancınık yaptı ve o vesileyle İbrahim'i ateşe attılar. Cebrail de havada olan İbrta-him'in yanına vardı ve şöyle dedi: "Bir hacetin var mıdır?" İbrahim şöyle buyurdu: "Sana yoktur bana Allah yeter o en iyi ko-ruyucudur."Mikail onun yanına geldi

ve şöyle buyurdu: "Eğer is-tersen senin için ateşi söndürü-rüm. Zira yağmur ve suların ha-zinesi benim elimdedir." İbra-him şöyle buyurdu: "İstemiyo-rum." Rüzgar meleği yanına gel-di ve şöyle buyurdu: Eğer ister-sen ateşi havaya savuru-rum."İbrahim şöyle buyurdu: "İstemiyorum." Cebrail şöyle buyurdu: "O halde Allah'tan di-le: "İbrahim şöyle buyurdu: "O kendisi halimi bilmektedir ve bir şey istemeye hacet yoktur."

22533. Ali b. İbrahim şöyle diyor: "İbrahim'i (a.s) mancınıkla ateşe attıklarında Cebrail havada İbra-him'in yanına vardı ve şöyle dedi: "Ey İbrahim! Senin benden bir hacetin var mıdır?" İbrahim şöyle buyurdu: "Sana hayır ama Alemlerin Rabbine bir hacetim vardır."Bunun üzerine Cebrail ona üzerine şöyle yazılan bir yüzük verdi: "Allah'tan başka ma-bud yoktur ve Muhammed Al-lah'ın elçisidir. Sırtımı Allah'a dayadım, işimi Allah'a dayandır-dım ve emrimi Allah'a bıraktım. Bunun üzerine Allah ateşe şöyle vahyetti: "Soğuk ve esenlik ol."

Bak. En-Nübüvvet (2), 3787. Bö-lüm
22534. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ümmetimden yetmiş bin kişi sorgusuz ve hesapsız cennete girer. Onlar kendilerini dağlamayanlar , başkalarını dağlamayanlar, muska takmayanlar, kötüye yorumlamayanlar ve rablerine tevekkül edenlerdir."
22535. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim kendini dağ-lar ve muska takarsa tevekkülden nasipsizdir."

4185. Bölüm
Tevekküle Sebep Olan Şey
Kur'an :
"Sizden iki takım bozul-maya yüz tutmuş idi; oysa Al-lah onların dostu idi. İman edenler yalnız Allah'a tevek-kül etsinler."
Bak. Maide, 11,23, Tevbe, 52
22536. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Tevekkül yakinin güçlülüğündendir."
22537. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Güzel tevekkülden güzel yakin anlaşılır."
22538. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Güzel tevekkül şüp-hesiz güzel yakinin doğruluğun-dandır."

22539. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yakinin hakikati te-vekküldedir."
22540. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanlardan imanı en güçlü olan kimse münezzeh olan Allah'a en çok tevekkül eden-dir."
22541. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a itminan eden kimse ona tevekkül eder."
22542. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kulun Allah'a güzel tevekkül etmesi Allah'a itminanı miktarıncadır."
22543. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a itimat et ki mümin olasın."
22544. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Allah'ın ka-za ve kaderinden razı olursa ona tevekkül etmesi gerekir."
bak. 4183. Bölüm, el-Yakin, 4252, 4258. Bölümler

4186. Bölüm
Tevekkülün Neticesi

22545. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların en güçlüsü olmaktan sevinç duyan kimse Allah'a tevekkül etmelidir
22546. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim insanların en güçlüsü olmayı severse Allah'a tevekkül etmelidir."
22547. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a tevekkül eden kimse asla mağlup olmaz ve Al-lah'a sarılan (tevessül eden) kim-se de yenilmez."
22548. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kalbin kuvvet kayna-ğı Allah'a tevekküldür."
22549. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Zenginlik ve izzet müminin kalbinde dönerler ve tevekkül olan bir noktaya ulaştı-ğında orada ikamet ederler."

22550. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Zenginlik ve izzet her tarafta gezerler ve tevekkül yerini bulduklarında ise orayı vatan edinirler."
22551. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Eğer bir kimse doğru bir niyetle Allah'a tevekkül eder-se başkalarının işlerinin ihtiyacı ona düşer. Zira mevlası ihtiyaç-sız ve öğülmüş olduğu halde onun (başkalarına) muhtaç ol-ması nasıl mümkündür?!"

22552. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a tevekkül eden kimse hiçbir zaman ilahi yar-dımdan mahrum olmaz."
22553. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Allah'a te-vekkül ederse zorluklar kendisi-ne boyun eğer ve sebepler ken-disine kolaylaşır."

22554. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a tevekkül eden kimsede şüpheler aydınlığa ka-vuşur."
22555. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Tevekkül eden kimse hiçbir sıkıntıya düşmez."
22556. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Tevekkülü doğru ol-mayan kimse nasıl hırs sıkıntı-sından kurtulabilir?!"
22557. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kaza ve kadere te-vekkül daha rahat edicidir."

22558. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Uğursuz saymak da bir tür şirktir. Bizden bir kimse de bir şekilde uğursuz yorumla-maya düçar olabilir ama tevekkül etmekle onu ortadan kaldırır."
22559. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey insanlar! Allah'a tevekkül ve itimat ediniz. Zira ki O (insanı) başkalarından müs-tağni kılar."
22560. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'tan istediği hal-de Allah'ın kendisine vermediği kimdir? Hakeza Allah'a tevekkül ettiği halde Allah'ın kendisine ki-fayet etmediği kimdir? Hakeza Allah'a itimat ettiği halde Al-lah'ın kendisini kurtarmadığı kimdir?"

22561. Lokman (a.s) oğluna şöyle öğüt vermiştir: "Ey oğulcağızım! Aziz ve celil olan Allah'a itimat et ve ardından insanlar arasında araştır, bak; Allah'a itimat ettiği halde Allah'ın kendisini kurtar-madığı birisi var mıdır? Oğulca-ğızım! Allah'a tevekkül et ve in-sanlar arasında araştırıp bir bak ki Allah'a tevekkül ettiği halde Allah'ın kendisine kifayet etme-diği kimse kimdir?"

22562. İmam Cevad (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah-u Teala'ya iti-mat etmek her değerli şeyin pa-hasıdır ve her yüce şeye ulaşma-nın merdivenidir."
22563. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a itimat emin müminden başka hiç kimsenin sığınamadığı bir kaledir."
22564. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a itimat etmek en güçlü ümittir."
22565. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim Allah'a itimat ederse Allah ona sevinç gösterir ve herkim de Allah'a tevekkül ederse Allah işleri hususunda kendisine kifayet e-der."
22566. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Allah' itimat ederse yakini korunmuş olur."
bak. el-Gina, 3113. Bölüm, eş-Şeytan, 2016. Bölüm, el-Velayet (2), 4234. Bölüm, 22852. Hadis

4187. Bölüm
Tevekkül ve İşlerin Ki-fayeti

Kur'an :
"Allah, ona beklemediği yerden rızık verir. Allah'a gü-venen kimseye O yeter. Allah, buyruğunu yerine getirendir. Allah her şey için bir ölçü var etmiştir."
"Peki" derler, fakat senin yanından çıktıklarında, içle-rinden bir takımı, geceleyin senin dediklerinden başka bir şey kurarlar. Allah gece tasar-ladıklarını yazıyor, onlara al-dırış etme. Allah'a güven, ve-kil olarak Allah yeter."
"Allah, düşmanlarınızı çok iyi bilir. Allah size dost olarak da yeter, yardımcı olarak da yeter."

"Seni aldatmak isterlerse, bil ki şüphesiz Allah sana ka-fidir, seni ve iman edenleri yardımıyla destekleyendir. Ve (Allah) kalplerini uzlaş-tırmıştır. Eğer yeryüzünde olan her şeyi infak etsen bile, sen onların kalplerini uzlaştı-ramazdın, ama Allah onları uzlaştırdı. Doğrusu O güçlü-dür, hikmet sahibidir.
Ey Peygamber! Allah sana ve sana uyan müminlere ye-ter."
"Eğer yüz çevirirlerse de ki: "Allah bana yeter; o'ndan başka ilah yoktur, yalnız O'na güveniyorum ve O büyük ar-şın Rabbidir."
bak. Tevbe, 59

22567. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Allah'a tevekkül ederse Allah geçimine ki-fayet eder ve hiç hesaba katma-dığı yerden ona rızık verir."
22568. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Eğer bütün insanlar şu ayete sarılsalardı o onlara ye-terdi : "Allah'a güvenen kim-seye O yeter. Şüphesiz Allah, buyruğunu yerine getiren-dir."
22569. İmam Sadık (a.s), Muaviye b. Veheb'e şöyle buyurmuştur: "Herkime tevekkül verilirse ona yeterlilik verilmiştir."Sonra şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah'ın kitabını okudun mu: "Herkim Allah'a tevekkül ederse O kendisine yeter."

22570. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Eğer sizler hakkıyla Allah'a tevekkül etseydiniz Allah da boş bir mide ile gidip dolu bir mide ile geri dönen kuşlara rızık verdiği gibi size de rızık verir-di."

22571. İmam Ali (a.s) Kufe'den Huririye (Hariciler) ile savaşmak için dışarı çıkmak isteyince bir müneccim ona bu saatte hareket etmemesi gerek-tiğini tavsiye etmesi üzerine imam gitti ve Haricilerle savaştı ve onlara galip geldi ve şöyle buyurdu: "Biliniz ki Hz. Muhammed'in (s.a.a) bir müneccimi yoktu ve bundan sonra da bizim bir müneccimi-miz olmayacaktır. (Allah) Kisra ve Kayser'in topraklarını yüzü-müze açtı. Ey insanlar! Allah'a tevekkül ediniz ve Allah'a itimat ediniz. Zira ki o her şeyden müs-tağnidir."

22572. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a tevekkül bü-tün işlerin kifayet edenidir."
22573. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a tevekkül, Al-lah'a dayanan kimse için değerli bir kifayettir."
22574. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Münezzeh olan Allah'a tevekkül et zira ki o kendi-ne tevekkül edenlere kifayet edeceğini garantilemiştir."

22575. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim tevekkül ve kanaat eder ve razı olursa istek-lerine kifayet edilir."
22576. İmam Ali (a.s) bir duasında şöyle buyurmuştur: "Allah'ım! Sen dostları için en çok ünsiyet edilen ve sana te-vekkül edenlere tek başına yeten-sin."
bak. er-Rızk, 1488. Bölüm, et-Tekva, 4167. Bölüm

4188. Bölüm
Tevekkülün Adabı

22577. Resulullah (s.a.a) kendisine, "Devemin dizini bağlayıp sonra mı Allah'a tevekkül edeyim yoksa onu bırakıp da öyle mi tevekkül edeyim? diyen birsine şöyle buyurmuştur: "Dizlerini bağla ve tevekkül et."
22578. Resulullah (s.a.a) devemi salı veriyorum ve tevekkül ediyorum" diyen birisne şöyle buyurmuştur: "Onu bağla ve öyle tevekkül et."
22579. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Helal rızık elde etme-yi talep etmeyi terketme. Zira helal rızık sana dinin hususunda daha çok yardımcı olur. Devenin ayaklarını bağla sonra da tevek-kül et."

22580. İmam Ali (a.s) Cemel sava-şında sancağı verdiği oğlu Muhammed b. Hanefiye'ye şöyle buyurmuştur: "Dağlar yerinden ayrılsa sen ye-rinden ayrılma, dişini sık, başını Allah'a emanet et, ayağını yere bas ve diren, gözünü ordunun ta sonuna dik, gözünü kıs ve bil ki yardım ve zafer ancak şanı yüce olan Allah katındandır."

22581. İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala'nın Müminler sadece Al-lah'a tevekkül etmelidir" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Mü-minlerden maksat çiftçilerdir."
22582. Resulullah (s.a.a) ekin ek-mediklerini gördüğü bir topluluğa şöy-le buyurmuştur: "Sizler ne yapıyor-sunuz?" onlar şöyle arzettiler: "Biz tevekkül edenle-riz."Peygamber şöyle buyurdu: "Hayır sizler (mütevekkil) te-vekkül edenler değil, (müttekil) yük olanlarsınız."

22583. İmam Ali (a.s) salim oldukları halde caminin bir köşesinde oturduklarını gördüğü bir topluluğa şöyle buyurmuştur: "Sizler kimlersiniz?" Onlar şöyle arzettiler: "Biz tevekkül edenleriz."İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Hayır sizler asa-laklarsınız. Eğer gerçekten te-vekkül eden kimselerseniz te-vekkülünüz sizleri nereye ulaş-tırmıştır?" Onlar şöyle arzettiler: "Eğer bir şey bulursak yeriz eğer bulamazsak sabrederiz."İmam şöyle buyurdu:

"Bizim köpekle-rimiz de aynı şeyi yapıyorlar." Onlar şöyle dediler: "O halde ne yapalım?" İmam şöyle buyurdu: "Bizim yaptığımızı yapın."Onlar şöyle dediler: "Sen ne yapıyor-sun?" İmam şöyle buyurdu: "Eğer bir şey bulursak onu ba-ğışlarız ve bulamazsak şükrede-riz."

22584. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Aklını kullandıktan sonra (Allah'a) tevekkül etmek bir öğüttür."
22585. Allah-u Tealanın "Kim Allah'tan sakınırsa Allah ona bir çıkış yolu açar ve hiç he-saba katmadığı yerden rızık-landırır" ayeti nazil olduğunda as-habtan bir grub evlerinde oturdular ve ibadetlerine koyuldular. Çünkü Al-lah'ın rızıklarını garantilediğinden emin oldular. Peygamber bu durum-dan haberdar olunca onların işini kı-nadı ve şöyle buyurdu: "Ben işini gücünü terkedip ağızını Rabbine doğru açan ve "Allahım! Rızkımı ver" diyen kimseden nefret ede-rim."

22586. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Allah'tan sakınırsa Allah ona bir çıkış yolu taktir eder ve onu hesaba katmadığı yerden rızıklandı-rır" ayeti nazil olduğunda Allah Resulünün bir grup ashabı kapı-larını kapadılar ve ibadete koyu-larak şöyle dediler: "Bize kifayet edilmiştir (rızkımız garantilen-miştir.)"

Peygamber (s.a.a) bu olayı işittiğinde onlara birini gönderdi ve şöyle buyurdu: "Siz-leri bu işi yapmaya hangi şey yönlendirmiştir?" Onlar şöyle dediler: "Ey Allah'ın Resulü rız-kımız garantilenmiştir. Bu yüz-den ibadete yönel-dik."Peygamber şöyle buyurdu: "Bilin ki her kim böyle yaparsa duası müstecap olmaz. Rızkınızı talep etmeye koyulun."
bak. er-Rızk, 1479. Bölüm

4189. Bölüm
Allah'a Yönelmek

Kur'an :
"Rabbinin adını an; her şeyi bırakıp yalnız O'na yö-nel. O, doğunun ve batının Rabbidir; o'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse O'nu vekil tut."
"Allah'a sarılın. O sizin sahibinizdir. Ne güzel sahip ve ne güzel yardımcıdır."
"Allah'ın ayetleri size oku-nur, aranızda da Peygamber'i bulunurken nasıl küfredersi-niz? Kim Allah'ın Kitab'ına sarılırsa şüphesiz doğru yola hidayete olur."
"Çünkü benim dostum, Kitab'ı indiren Allah'tır. O, iyilerin sahibidir." "O'nu bı-rakıp da taptıklarınız, kendi-lerine yardım edemezler ki si-ze yardım etsinler."

"Gökleri ve yeri yaratan, beslenmeyip besleyen Al-lah'tan başka bir veli mi edi-nirim? De. "Doğrusu ben ilk Müslüman olmakla emrolun-dum" ve sen asla şirk koşan-lardan olma"
"Sakın şirk koşanların, "ona bir hazine indirilmeli veya yanında bir melek gel-meli değil miydi?" demele-rinden ötürü kalbin daralma-sın ve sana vahyolunanın bir kısmını terk etmeyesin? Sen ancak bir uyarıcısın, Allah her şeye vekildir."
bak. Neml, 62, Fatır, 10, Zü-mer, 62, 63

22587. Müminlerin Emiri'nin ve onun neslinden olanların İmamların Şaban ayında okdukları Şabaniye münacatında şöyle yer almaktadır: Ey Mabudum! Sana yönelmenin ke-malini bana ihsan et. Kalbimizin gözlerini sana bakmak nuruyla ay-dınlat."
22588. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Allah'a yö-nelirse Allah onun omuzlarından her zahmeti kaldırır ve her kim de dünyaya yönelirse Allah onu kendi haline bırakır."

22589. İmam Ali (a.s) oğlu İmam Hasan'a (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bütün işlerinde rabbine sığın; böylece, tam bir sığınağa, güçlü bir koruyucuya sığınmış olur-sun."
bak. el-İsmet, 2750. Bölüm, 13709. Hadis, elvelayet (2), 4234. Bölüm, 22853. Hadis