Mizan'ul Hikmet-14.Cilt
 



4154.Bölüm Metanetten Kaynaklanan Hasletler


22321. Resulullah (s.a.a) Hz. İsa'nın aleyhi's-selam'ın havarilerin-den olan Yahuda'nın torunlarından, Şem'un ibn-i Lavî ismiyle meşhur bir rahibin "vakardan kaynaklana şey-ler" hakkındaki sorusunun cevabında şöyle buyurmuştur:: "Vakarın (ağır başlılığın) semereleri lütufta bu-lunmak, tedbirli olmak, emaneti eda etmek, hıyaneti terk etmek,

doğru konuşmak, namuslu ol-mak (fuhuştan korunmak), malı-nı ıslah etmek (mal ve servetini iyice koruyup yerinde harcamak), düşmana karşı hazırlıklı olmak, kötülükten sakındırmak ve başıboşluğu terk etmektir. Bunlar, vakar vasıtasıyla akıllıya nasip olan şeylerdir. Vakarlı olan, cahil ve hafif olmayan, af-fedip bağışlayan ve (başkalarının hatasını) görmezlikten gelen kimseye ne mutlu."

555. Ko-nu

el-Vakf
Vak-fetmek

Bihar, 103/181; Ebvab'ul-Vukuf ve's-Sadakat ve'l-Hebat
Vesail'uş-Şia, 13/292; Ki-tab'ul-Vukuf ve's-Sadakat
Kenz'ul-Ummal, 16/634; Ki-tab'ul-Vakf

bak.
292. Konu, es-Sadaka; 521. Konu, el-İnfak; 500. Konu, el-Mal

4155. Bölüm Vakfetmek

Kur'an :
"Elinde bulunandan vere-nin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulaya-nın işlerini kolaylaştırırız."
22322. Resulullah (s.a.a), bahçesin-de bir fidan ekmeye çalışan birinin yanından geçince ona şöyle buyurmuş-tur: "Sana kökleri daha sağlam, çabuk meyve veren ve meyveleri daha tatlı ve temiz olan bir fida-nı göstereyim mi?" O şöyle ar-zetti: "Evet, babam ve annem sana feda olsun ey Allah'ın Re-sulü!" Peygamber şöyle buyurdu: "Her sabah ve gece başladığında şöyle de: "Subhanllah velhemdu-lillah, ve la ilahe illallahu vellahu ekber" (Allah münezzehitr, hamd Allah'a mahsustur, Al-lah'tan başka ilah yoktur ve Al-lah vasfedilenden daha büyüktür) Zira bu cümleyi söyleyecek olursan, her tesbihin için çeşitli meyvelerden cennette sana on ağaç verilir ve onlar geriye kalan salih işlerdendir."

O şahıs şöyle arzetti: "Ey Al-lah'ın Resulü! Şahit ol ki ben bu bağımı, Suffe ehli olan fakir müslümanlara vakfediyorum."Bu esnada Allah Tebarek ve Teala bu ayeti nazil buyurdu: "Elinde bulunandan verenin, Allah'a karşı gelmekten sakınanın, en güzel söz olan Allah'ın birliğini doğrulayanın işlerini kolaylaştırırız."
22323. Resulullah (s.a.a), Simğ mülkünden bir toprak hakkında soru sorulunca şöyle buyurmuştur: "Aslını vakfet, meyvesini ise (vakfettiğin kimselere) bırak."

22324. Aval'il-Leali'de Peygam-ber'in (s.a.a) şöyle buyurduğu yer al-mıştır: "Aslını vakfet, meyvesini bırak."Durer'ul-Leali'de ise Pey-gamber'den şöyle buyurduğu yer almıştır: "Eğer istersen aslını vakfet meyvesini bırak."
22325. Cabir şöyle diyor: "Zengin olan sahabeden herkes bir şeyi vakfetmiştir."

22326. İmam Ali (a.s), Siffin'den dönerken malları hakkında nasıl davranılması gerektiği hususunda yazdığı vasiyetnamesinde şöyle buyur-muştur: "Bu; Allah'ın kulu Mü-minlerin Emiri Mü'minin Ali b. Ebu Talib'in Allah'ın rızasını ka-zanmak için, kendinden sonra malları hakkında nasıl davranıla-cağı konusundaki emridir; Allah bundan dolayı onu cennetinde karar kılsın ve orada rahatlığa kavuştursun.

...Hasan b. Ali, bu vasiyeti ye-rine getirir, iyi bir şekilde bun-lardan faydalanır ve yine iyi bir şekilde harcamalarda bulunur. Eğer, Hasan'a bir şey olursa, o zaman Hüseyin yaşıyorsa ondan sonra da bu işi o üstlenir. Ha-san'ın yaptığı gibi işleri aynı şe-kilde yürütür. Ali'nin bıraktığı malda, Fatıma'nın iki oğlu ile Ali'nin (diğer) oğulları eşittirler. Ben Fatıma'nın iki oğlundan va-siyetimi uygulamalarını; sadece Allah'ın rızasına erişmek,

Resu-lullah'a yaklaşmak, onun maka-mını yüceltmek ve yakınlığımın şerafetinden dolayı istedim. Mal-larımın üzerinde tasarruf hakkı-na sahip olan kimseye; bu malları aldığı gibi korumasını ve onun (hurma ağaçlarının) meyvelerin-den emrolunduğu gibi infak et-mesini ve bu köylerdeki hurma ağaçlarının fidanlarından birini dahi satmamasını, böylece bu fi-danların bütün hurmalığı kapla-masını şart koşuyorum."

Seyyid Razi ise şöyle diyor: "Hz. Ali'nin bu vasiyetindeki "ella yebie min nehliha vediyyeten" cümlesinde yer alan el-Vediyye kelimesi "hurma fidanı" anlamındadır ve çoğulu da "vediyyun"dur. Aynı zamanda "hat-ta tuşkile erzuha girasen" cümlesi de sözün en fasih ve açık olanıdır. Mak-sad ise içinde hurma fidanlıklarının çok olduğu yer anlamındadır. Öyle ki gören kimse onu tanıdığından başka bir şekilde bulur, tanımakta zorlanır ve onun başka yer olduğunu sanır."

22327. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Resulullah (s.a.a) ga-nimetleri bölüştürdü, bir parça arsa da Ali'ye verildi. Ali (a.s) o toprakta bir çeşme kazılmasını emretti. O çeşme kazılınca suya ulaştı ve deve boynu kadar için-den göğe su fışkırdı. Bu yüzden İmam onu Ayn-u Yenbu (fışkı-ran çeşme) olarak adlandırdı.

Bi-risi hemen gelerek durumu Hz. Ali'ye müjdelemek istedi. O şöy-le buyudu: "Git, varisi müjdele. Bu Allah'ın evini hac için gelen ve yoldaki yolcular için bir sada-kadır. Ne satılır, ne bağışlanır, ne de miras alınır. O halde her kim onu satar veya bağışlarsa, Al-lah'ın, meleklerin ve bütün in-sanların laneti onun üzerine ol-sun. Allah ondan ne bir müste-habı kabul eder ne de bir farzı (veya ne tövbesi kabul olur nede fidyesi.) "

22328. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Resulullah (s.a.a) bir orduyla birlikte dışarı çıktı. Öğ-len vakti Yenbu' bölgesine yak-laştı, öğlenin şiddetli sıcaklığı Peygambere eziyet ediyordu. Böylece Peygamber akasya ağa-cına varınca, silahlarını ağaca astı Allah (bu savaşta) onlara fetih ve galibiyet nasip buyurdu. Resulul-lah (s.a.a) o ağacın yerini (gani-metten olarak) Ali'nin payı ola-rak ayırdı." İmam Bakır (a.s) da-ha sonra şöyle buyurmuştur:

"Ali (a.s) daha sonra o topraktan bir miktar daha satın aldı, kendi payına ekledi ve kölelerine o araziler için bir su kuyusu kaz-masını emretti. Su tıpkı bir de-venin boyu gibi yerden fışkırdı. Bir kişi Ali'ye doğru koştu ve bu haber ona müjdeledi, Ali (a.s) onu sadaka kıldı ve şöyle yazdı: "Bu Allah-u Teala için bir gru-bun yüzünün ak olduğu, bir grubun ise yüzünün karardığı gün için verilmiş bir sadakadır. Allah bu sadaka vesilesiyle yü-zümü ateşten uzak kılsın. Bu Al-lah-u Teala yolunda yakın ve uzak için savaş ve barış zamanla-rında yetimler, fakirler ve kölele-ri azad etme yolunda verilmiş kesin bir sadakadır."

22329. Ebu'l-Abbas, Muhammed b. Yezid Muberred el-Kamil'de şöyle yazmaktadır: "Ebu Muhallem Muhammed b. Hişam zikrettiği ve sonunda da Ebu Neyzer'in yer aldığı -ki o Acem şehzadele-rinden biriydi-senet silsilesinde benim için şöyle demiştir: "Daha sonra anladım ki Ebu Neyzer Necaşi evlatlarından idi ve kü-çükken İslam'a meyletmiş, Resu-lullah'ın (s.a.a) yanına gelmiş, müslüman olmuş, Peygamberin evinde kendisiyle yaşamış, Resu-lullah vefat edince de o Fatı-ma'nın (a.s) ve evlatlarının yanı-na gitmiştir."

Ebu Neyzer şöyle diyor: "Ben biri Ebu Neyzer çeşmesi ve diğe-ri de Buğeybuğe olan iki mülkün idaresini üstlenmiştim. Ali b. Ebi Talib (a.s) yanıma geldi... Daha sonra kazmayı eline alıp, kuyunun içine girdi, kazmaya başladı. Bir müddet geçti, ama suya ulaşamadı. İmam alnından ter dökülür bir halde dışarı çıktı. Alnındaki teri temizledi, yeniden kazmayı alarak kuyunun içine girdi, kazmaya ve ses çıkarmaya başladı. Aniden deve boynu gibi bir su fışkırdı,

Ali süratle yukarı çıkıp şöyle buyurdu: "Allah'ı şa-hit tutuyorum ki bu bir sadaka-dır, benim için hokka ve kalem getiriniz."Ebu Neyzer şöyle di-yor: "Ben süratle hokka ve kalem getirdim. Ali (a.s) şöyle yazdı: "Rahman ve Rahim olan Al-lah'ın adıyla! Bu vesileyle Al-lah'ın kulu Müminlerin Emiri Ebi Neyzer çeşmesi ve

Buğey-buğe diye meşhur olan iki mülkü Medine fakirlerine ve yolda ka-lanlara sadaka karar kılmıştır. Bu iki sadaka vesilesiyle Allah kıya-met günü onun yüzünü ateşin sıcaklığından korusun. Bu ne sa-tılıktır, ne de bağışlanacak bir mülktür. Böylece Allah onu mi-ras alır ve o varislerin en iyisidir, şüphesiz Hasan ve Hüseyin on-lara ihtiyaç duyacak olursa bu surette onların elindedir. Bu ikisi dışında hiç kimsenin değildir."

Muhammed b. Hişam şöyle diyor: "Hüseyin'in (a.s) bir borcu vardı. Muaviye Ebu Neyzer çeşmesini kendisine satması için ona ikiyüz bin dinar gönderdi, ama Hüseyin onu satmaktan sa-kındı ve şöyle buyurdu: "Onu babam, sadaka vermiş ve bu ve-sileyle Allah'ın yüzünü cehen-nemin ateşinden korumasını di-lemiştir. Ben o iki çeşmeyi hiç bir değere satmam."
bak. el-Mevt, 3748. Bölüm

556. Ko-nu

et-Tekva
Takva

Biha, r 70/257, 56. Bölüm; et-Ta'et ve't-Tekva ve'l-Ver'e
Kenz'ul-Ummal, 3/89, 697; et-Tekva

bak.
540. Konu, el-Vere'; el-Mevt, 3732. Bölüm; el-Bereket, 352. Bö-lüm; el-Havf, 1141. Bölüm; el-Mead (3), 2988. Bölüm

4156. Bölüm
Takva

Kur'an :
"Eğer kasabaların halkı iman etmiş ve bize karşı gel-mekten sakınmış olsalardı, onlara göğün ve yerin bolluk-larını verirdik. Ama yalanladılar; bu yüzden onları, yaptıklarına karşılık yakalayıverdik."
"Bu kitap (Kur'an), onda asla şüphe yoktur. O, mutta-kiler (takva sahipleri) için bir hidayettir... İşte Rablerinden bir hidayet üzere olanlar ve kurtuluşa erenler de onlar-dır."

"And olsun ki, siz düşkün bir durumda iken, Bedir'de, Allah size yardım etmişti; Al-lah'tan sakının ki şükredebi-lesiniz."
"Sakınmanızı ve böylece merhamete uğramanızı sağ-lamak üzere sizi uyarmak için aranızdan biri vasıtasıyla Rabbinizden size haber gel-mesine mi şaşıyorsunuz?" Dedi."

"Hürmetli ay, hürmetli aya mukabildir, hürmetler karşı-lıklıdır; o halde, size tecavüz edene, size tecavüz ettikleri gibi tecavüz edin. Allah'tan sakının ve Allah'ın muttaki-lerle berâber olduğunu bi-lin."

22330. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takva huyların reisi-dir."
22331. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takvalı ol, şüphesiz ki takva Peygamberlerin ahlakı-dır."
22332. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim takva ile rı-zıklanmışsa, şüphesiz dünya ve ahiret hayrıyla rızıklanmıştır."

22333. Resulullah (s.a.a) Ebu Zer'e yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "Allah'tan sakın. Şüphesiz ki takva bütün işlerin başıdır."
22334. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takva en sağlam te-meldir ve sabır en sağlam elbise-dir."
22335. İmam Ali (a.s), kendisine, "En üstün amel nedir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Takva."
22336. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takva üzere (kurulu) sağlam temel/kök çürümez, ora-ya ekin ekenlerin ekini asla susuz kalmaz."

22337. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takvanın hiç bir be-deli ve halefi yoktur."
22338. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz takva en iyi hazine, en sağlam sığınak, en güçlü izzet ve iktidardır. Her ka-çan kimsenin kurtuluşu, her ara-yan kimsenin buluşu ve her üs-tünlük arayanın zaferi takvada-dır."
22339. İmam Ebu Cafer (a.s) Said'ul Hayr'a şöyle buyurmuştur: "Sana Allah'tan sakınmayı tavsi-ye ediyorum. Zira takva yok ol-maktan kurtuluş sebebi ve dönüş yerinden (ahiretten) faydalanma vesilesidir."

22340. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takva takip eden herkesin helak olmadığı ve amel eden herkesin pişman olmadığı bir hedeftir. Zira kurtuluşa eren-ler, takvayla kurtuluşa ermiş ve ziyan edenler, günah ile ziyana ermişlerdir."
22341. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Az da olsa Allah'tan sakın; kendinle Allah arasında her ne kadar ince de olsa bir perde bırak."

22342. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim takvadan ay-rılırsa, şehvet ve lezzetlere vu-rurlur. Günahların şaşırtıcı çölü-ne düşer, tatsız olaylara maruz kalır."
22343. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın galip olan hizbinden olmayı sever misin? Münezzeh olan Allah'tan sakın, işlerinde iyi amel et. Şüphesiz Allah takva ve iyilik sahipleriyle beraberdir."
bak. el-Kalb, 3403. Bölüm, el-Mevt, 3732. Bölüm, en-Nefs, 3915. Bölüm

4157. Bölüm
Allah'ın Takvayı Tav-siyesi

Kur'an :
"Göklerde olanlar da, yer-de olanlar da Allah'ındır. And olsun ki, sizden önce kitap verilenlere ve size, Allah'tan sakınmanızı tavsiye ettik. Küfrederseniz bilin ki, gök-lerde ve yerde ne varsa hepsi Allah'ındır. Allah sınırsız zengindir ve övgüye layık-tır."
22344. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah size takvayı tavsiye eder. Takvayı rızasının zirvesi, mahlukata da bir ihtiyaç kılmıştır. Asla kendisinden giz-lenemeyeceğiniz ve dizginleriniz ile tüm değişen durumlarınızı elinde tutan Allah'tan sakının."

22345. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takva Allah'ın kulla-rından hoşnutluğunun nihayeti ve kullarından istediği şey-dir."
bak. el-Vesiyyet (1), 4074-4076, 4078. Bölümler

4158. Bölüm
İmam Ali'nin (a.s) Takvayı Tavsiyeleri

22346. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın kulları, Al-lah'tan sakınmanızı tavsiye ede-rim; çünkü bu, kullara tavsiye edilecek en hayırlı şeydir. Allah katında işlerin en hayırlı sonu takvadır."
22347. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Allah'ın kulları! Size örnekler getiren, ecellerinize vakit tayin eden, Allah'tan sa-kının."

22348. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Allah'ın kulları! Sizi hedefe götürecek azık ve sı-ğındığınızda sizi kurtaracak bir sığınak olan ilahi takvaya sarıl-mayı tavsiye ediyorum. Azık ve sığınak odur."
22349. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey oğlum! Allah'tan korkup sakınmanı, emrine sü-rekli itaat etmeni, kalbini (O'nun) zikriyle imar etmeni tavsiye ederim."

22350. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Allah'ın kulları! Sizi güzel elbiselere bürüyen, genişçe bir yaşayış sebepleri ih-san eden Allah'tan sakınmanızı tavsiye ederim."
22351. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Allah'ın kulları, Allah'tan korkup sakınmanızı ve münafıklardan çekinmenizi tav-siye ederim."

22352. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın kulları, size Allah'tan sakınmanızı tavsiye ediyorum. Çünkü takva kontrol edici ve ayakta duruş sebebidir. Bu yüzden onun iplerine sımsıkı tutunun ve hakikatlerine sıkıca yapışın."
22353. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Allah'ın kulları! Size Allah'tan korkmanızı tavsi-ye ederim. Sizi dünyadan sakın-dırırım."

22354. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sizlere Allah'tan sa-kınmayı tavsiye ediyorum. Zira ki takva her ümitli arayanın ül-küsü, her sığınak arayan kaçanın güvendiğidir. Takvayı iç elbise-niz edinin."
22355. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "...Sizi ilk olarak yara-tan, dönüşünüzün kendisine ol-duğu, arzunuza kavuşmanızın kendisiyle sağlandığı, amacınızın en son mercii olan, yolunuzun hedefinin kendisine yöneldiği Allah'tan korkmanızı size tavsiye ederim."

22356. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey insanlar Allah'tan korkmanızı, O'nun size bağışla-dığı nimetlere çokca hamd et-menizi tavsiye ediyorum."
22357. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sizi özür getirmenize fırsat vermeyecek şekilde uyaran ve apaçık yolu göstererek sizlere hücceti tamamlayan Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim."

22358. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Size Allah'tan kork-mayı tavsiye ediyorum. Çünkü takva, Allah'ın sizin üzerinizdeki hakkıdır ve Allah'ın yanında hak sahibi olmanıza neden olur. Takvaya erişmek için Allah'tan yardım dileyin ve Allah'ın müka-fatına ermek için de takvadan yardım isteyin. Dikkat edin! Takvayı koruyun ve takvayla ko-runun."
22359. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sizlere ilahi takvayı tavsiye ediyorum. Şüphesiz takva ümitli talep eden kimsenin gıbtası ve sığınan kaçağın gü-vendiği sığınaktır."

22360. İmam Ali (a.s), ashabından birine yazdığı mektubunda şöyle bu-yurmuştur: "Sana ve kendime, kendisine isyanın helal olmadığı, kendisinden başka bir zenginli-ğin olmadığı kimseden sakınmayı tavsiye ediyorum. Zira Allah'tan korkan kimse izzetli, güçlü, tok ve suya kanmış olur, aklı dünya insanlarının aklından üstün olur ve neticede cismi dünya halkıyla birlikte olduğu halde kalbi ve aklı ahireti görür, kalb nuruyla dünya sevgisinden gözlerinin gördüğü şeyleri söndürür."
bak. el-Vesiyyet (1), 4080. Bölüm

4159. Bölüm
Takva Elbiselerin En Şerafetlisidir

Kur'an :
"Ey Adem oğulları! Ayıp yerlerinizi örtecek giyimlikle sizi süsleyecek elbiseler gön-derdik. Takva örtüsü ise bun-lardan daha hayırlıdır. Al-lah'ın bu ayetleri öğüt alma-nız içindir."
22361. İmam Bakır (a.s), bu ayetin (a'raf suresi, 26. Ayet) tefsirinde şöyle buyurmuştur: "Ayette geçen libas kelimesi, giyilen elbisedir. "Ri-yaş" kelimesi ise, mal ve metadır.

Takva elbisesi iffettir. Zira iffetli kimseden, elbisesi olmasa dahi ondan bir ayıp aşikar olmaz. İffetsiz kimse ise her ne kadar elbise giymiş olsa dahi ayıpları aşikar olur. Nitekim Allah da şöyle buyurmuştur: "Ve takva elbisesidir hayırlı olan" İmam daha sonra şöyle buyurmuştur: "İffet, daha hayırlıdır."

22362. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takva elbisesi elbise-lerin en şerafetlisidir."
22363. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim takva elbise-sini giyinirse, elbisesi eskimez."
22364. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takvayı iç elbiseniz edinin."

22365. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kim takva elbisesini kalbine giyerse, hayırda baş-kalarını geçmiş ve amelleri kur-tuluşuna neden olmuştur. Tak-vadan elde ettiğiniz hayrı gani-met bilin. Cennete girmek için ona yakışan amellerde bulu-nun."

22366. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sizlere Allah'tan sa-kınmanızı tavsiye ederim... Tak-vayı kalbinize giydirin ve takva ile günahlarınızı yıkayın... Dikkat edin! Takvayı koruyun ve kendi-nizi de takva vesilesiyle koru-yun."
22367. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz ki cihad cennet kapılarından bir kapıdır ki Allah-u Teala onu dostlarına açmıştır. Cihad takvanın elbisesi, Allah'ın koruyucu muhkem bir zırhı ve sağlam bir kalka-nıdır."

22368. Allah-u Teala'nın Musa'yla yaptığı münacaatında şöyle yer almıştır: "Elbisen eski ama kalbin yeni olsun."
22369. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim takva elbise-sinden soyunursa, hiç bir elbise onu örtemez."
22370. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim takva elbise-sinden soyunursa, dünya örtüle-rinden hiç bir örtüyle örtüne-mez."
bak. 4160. Bölüm, el-Afiyet, 2771. Bölüm, 12946, 12947. hadis-ler

4160. Bölüm
Takva Fethedilemez Bir Kaledir

22371. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takva (kendisine) sı-ğınan kimse için fethedilmez sağlam bir kaledir."
22372. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takva, müminin ka-lesidir."
22373. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takva kendisiyle amel eden kimse için sağlam bir kaledir."
22374. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takva en sağlam kale, en koruyucu sığınaktır."

22375. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dinin en sağlam kale-leri takvadır."
22376. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takvaya sığının. Şüp-hesiz takva koruyucu bir kalkan-dır, kendisine sığınanı ve sarılanı korur."
22377. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takvadan daha iyi bir sığınak yoktur."
22378. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İlahi takvaya bağla-nın; çünkü takva, halkası sağlam bir ip, yüceliklerine varılmaz bir sığınaktır."

22379. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Allah'ın kulları, biliniz ki takva sapasağlam bir kaledir. Sapıklık ise hor ve gev-şek bir kaledir; ehlini koruyamaz, kendisine sığınanları saklayıp, barındıramaz."
22380. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Çünkü takva bugün bir sığınak ve kalkan, yarın ise cennete bir yoldur. Takvanın yo-lu açık, yolcusu kârlıdır."
22381. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Allah'tan sakınırsa, güçlü yaşar. Düşman topraklarında güvenlik içinde gezer."
22382. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Allah'tan sakınırsa, Allah onu korur."
bak. el-İslam, 1866. Bölüm

4161. Bölüm
Doğruluğun Anahtarı Takvadır

Kur'an :
"Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, şeytan tarafından bir vesveseye uğrayınca, Al-lah'ı anarlar ve hemen gerçeği görürler."
"Bu, Allah'ın size indirmiş olduğu buyruğudur. Kim Al-lah'ın buyruğuna karşı gel-mekten sakınırsa, O, onun kötülüklerini örter, ecrini bü-yültür."

22383. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takva salah ve doğ-ruluğun anahtarıdır."
22384. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hiç bir şey takva ka-dar dini doğrultmamıştır."
22385. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz takva dinin bayındırlığı, yakinin dayanağıdır, ve şüphesiz takva salahın anah-tarı ve kurtuluşun meşalesidir."

22386. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İlahi takva, doğruluk ve istikametin anahtarı, ahiretin yegane azığıdır. İnsanın her türlü kölelikten kurtuluş ve helak oluş-tan korunma sebebidir. İsteyen, onunla başarıya ulaşır, ona sığınan kurtulur ve arzulara onunla ulaşılır."

22387. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İmanın salah sebebi takvadır."
22388. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah korkusu (tak-va), Allah'ın dostlarını O'nun koymuş olduğu haramlarını çiğ-nemekten alı-koyar, dostlarının kalplerini, O'nun korkusuna bağlar. Öyle ki onları seherlere kadar ayakta tutar, kavurucu bir günde (oruç tutarak) susuz bıra-kır da gene onlarda yorgunluk yerine rahatlık, susuzluk yerine suya kanmışlık görülür. Ölümün yakın olduğunu gördüklerinden salih amele koşarlar."

22389. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ben sözüme kefilim, söylediklerimi yapacağım. Önündeki bela ve olaylardan ib-ret alan kimseyi şüpheli şeylere düşmekten takva alıkoyar... Bilin ki günahlar, dizginleri kopmuş azgın atlara benzer. Onlara bi-nenler günahkardır ve binicileri-ni ateşe atarlar. Bilin ki takva ise itaatkar/ram olan bir deve gibi-dir ki dizginleri/yuları binicileri-nin elindedir ve onları cennete götürür."

22390. İmam Sadık (a.s) kendisine, Allah-u Teala'nın, "Allah'a karşı gelmekten sakınanlar... uğrayınca" ayeti hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Kulun yapmak istediği, ama Allah'ı hatırlayınca ondan vazgeçtiği günahtır."
22391. İmam Sadık (a.s), söz ko-nusu ayette geçen "taif" kelimesinin anlamı hakkında sorulunca şöyle bu-yurmuştur: "Maksat kulun yap-mak istediği, ama Allah'ı hatırla-yınca gözünü açıp ondan vaz-geçtiği günahtır."
22392. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bilin ki takva ile hataların zehirli iğnesi sökülür, yakin ile de yüce hedefe ulaşılır."
bak. en-Nefs, 3921. Bölüm, ez-Zikr, 1340. Bölüm, el-Kalb, 3388, 3403, 3412. Bölümler

4162. Bölüm
Takva Hidayetin Anahtarıdır

Kur'an :
"Bu kitap (Kur'an), onda asla şüphe yoktur. O, mutta-kiler (takva sahipleri) için bir hidayettir."
"Ey iman edenler! Al-lah'tan sakınırsanız, O size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir, kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah bü-yük, bol nimet sahibidir."

bak. Bakara, 66, Al-i İmran, 138, Maide, 46, Yunus, 6
22393. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim takva ağaçla-rını ekerse, hidayet meyvelerini toplar."
22394. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Doğru yola hidayet olmak, fesattan uzaklaşmak ve ahiretini ıslah etme yolunda ihti-raslı olmak takvalı insanın özel-liklerindendir."
22395. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hidayet ışıklarıyla ay-dınlanan akıllar ve takva meşale-lerine bakan gözler nerede?"
bak. el-Hidayet, 4002. Bölüm

4163. Bölüm
Takva Yüceliğin Anah-tarıdır

Kur'an :
"Ey insanlar! Doğrusu biz sizleri bir erkekle bir dişiden yarattık. Sizi milletler ve kabi-leler haline koyduk ki birbiri-nizi kolayca tanıyasınız. Şüp-hesiz, Allah katında en değer-liniz, O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Allah bi-lendir, haberdardır."

22396. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz rabbiniz birdir, babanız bir, dininiz bir, Peygamberiniz de birdir. Hiç bir arabın aceme üstünlüğü yoktur, hiç bir acemin de araba, hiç bir beyazın siyaha, hiç bir siyahın da beyaza takva dışında bir üstün-lüğü yoktur."

22397. Resulullah (s.a.a), Mek-ke'nin fethedildiği yılda, Fazl b. Ab-bas ve Üsame b. Zeyd ile birlikte Al-lah'ın evine girdi, daha sonra dışarı çıktı, kapının kolundan tutup şöyle buyurdu: "Hamd kulunu onayla-yan, vaadini yerine getiren, tek başına bütün hiziplere galip ge-len Allah'a mahsustur. Allah arabın böbürlenmesini ve tekeb-bürünü babalarıyla birlikte orta-dan kaldırdı. Hepiniz Ademden-siniz, Adem de topraktandır. Si-zin Allah nezdinde en yüce ola-nınız en takvalı olanınızdır."

22398. Resulullah (s.a.a), veda hut-besinde şöyle buyurmuştur: "Ey in-sanlar! Rabbiniz birdir, babanız birdir. Biliniz ki hiç bir arabın aceme, hiç bir acemin araba, hiç bir beyazın siyaha ve hiç bir si-yahın da beyaza takva dışında bir üstünlüğü yoktur. Sizin Allah nezdinde en yüce olanınız en takvalı olanınızdır. "Size ilettim mi?" Hepsi şöyle dediler: "Evet, ey Allah'ın Resulü!" Daha sonra Peygamber şöyle buyurdu:

"O halde burada hazır olanlar, bu-rada olmayanlara bildirsin."
22399. Şeyh Mufid şöyle diyor: "İşittiğime göre bir gün Selman-i Farsi Resulullah'ın mescidine girmiş ve insanlar ona sahip ol-duğu hakkı, saçının aklığı ve Peygamber ve Ehl-i Beyt'i (a.s) nezdindeki özel konumu sebe-biyle saygı göstermiş, onu mecli-sin üst yerinde bir yere oturt-muşlardır.

Ömer de mescide gi-rince, gözü Selman'a ilişti ve şöyle dedi: "Araplar arasında baş köşede oturan bu Acem de kim-dir?" Resululah (s.a.a) minbere çıktı, bir hutbe okudu ve şöyle buyurdu: "İnsanlar Adem'in za-manından bugüne kadar bir ta-rağın dişleri gibidirler, arabın aceme, beyazın siyaha takva dı-şında bir üstünlüğü yoktur."

22400. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ey insanlar! Arap olmak baba ve soy ile değildir, belki dil iledir. Her kim arapça konuşursa, araptır. Biliniz ki siz-ler Adem'in çocuklarısınız, Adem de topraktan yaratılmıştır. Sizin Allah nezdinde en yüce olanınız, en takvalı olanınızdır."

22401. İmam Seccad (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hiçbir Kureyşli'nin ve hiçbir Arab'ın tevazu dışında soy üstünlüğü yoktur ve takva dışında bir yücelik söz konusu değildir."
22402. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Övünmek amel iledir, şerafet ve büyüklük ise mal ile, yücelik ise takva iledir."

22403. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Dünya yüceliği zen-ginliktir, ahiret yüceliği ise tak-vadır."
22404. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Dünya şerafeti zen-ginlik iledir, ahiret şerafeti ise takva iledir."
22405. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takvanın zahiri dün-ya şerafeti, batını ise ahiret şera-fetidir."
22406. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hiç bir yücelik tak-vadan daha aziz değildir."

22407. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yüceliğin anahtarı takvadır."
22408. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim takvalı olur-sa...kuraklıktan sonra üzerine fa-zilet yağmurları yağar. Kendisin-den uzaklaşıp kaçmış olan rah-met geri gelir, Yerin dibine çe-kildikten sonra nimetler onun için fışkırır, azalıp kıtlaşmasın-dan sonra üzerine şiddetli ve bol bereket yağmurları yağar."

22409. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aziz ve celil olan Al-lah bir kulunu günahların zille-tinden takvanın izzetine ulaştı-rınca onu hiç bir mal olmaksızın zengin kılmış, hiç bir aşireti ol-maksızın güçlü kılmış, yanında hiç bir insan olmadan onu yal-nızlıktan kurtarmıştır."

22410. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takvanın yücelttiği kimseyi aşağılamayın, dünyanın yücelttiğini yüceltmeyin."
bak. el-İman, 298. Bölüm, el-Ma'rifet (1), 2585. Bölüm, el-Fazilet, 3217. Bölüm, el-Kerem, 3480. Bölüm, el-Fehr, 3174. Bölüm, 3174. Bölüm, en-Nas, 3966. Bölüm

4164. Bölüm
Takva Kalplerin İlacı-dır


22411. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'tan korkmak kalplerinizin hastalığının devası, akıllarınızın körlüğünün basireti, bedenlerinizin hastalıklarının şi-fası, göğüslerinizin fesadının sa-lahı, nefislerinizin kirlerinin te-mizleyicisi, görmeyen gözlerini-zin aydınlığı, kalbinizin her kor-kudan güvenliği ve karanlıkları-nızın ışığıdır."

22412. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hastalıkları takva ile tedavi edin ve ölüm gelip çat-madan takvaya yönelin."
22413. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hastalıkları takva ile tedavi ediniz ve ölüp gelip çat-madan önce takvaya yöneliniz."
bak. el-Kalb, 3405. Bölüm, el-Kur'an, 3295. Bölüm, ed-Deva, 1290. Bölüm

4165. Bölüm
Takva Sağlam Bir Kulptur

22414. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takva, tutunacak olursan seninle Allah arasından en sağlam vesile ve Allah'ın elim azabından koruyucu bir kalkan-dır."
22415. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz ilahi takva-nın kulpu sağlam bir ipi ve zir-vesi yüce bir sığınağı vardır."
22416. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İlahi takvaya sarılın. Zira takva halkası sağlam bir ip ve zirvesi yüce bir sığınaktır."

22417. İmam Ali (a.s) takva sahiplerinin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Allah'ın kullarından en sevdiği, nefsine karşı Allah'ın kendisine yardım ettiği kişidir... Doğru yolu görmüş ve onu izlemiştir. İşaretleri bilmiş, darboğazları geçmiştir. Yapışılması gereken kulpların en sağlamına yapışmış, tutunulacak iplerin en kuvvetlisine sarılmıştır."
bak. 91. Konu, el-Mehebbet (3), 92, el-Mehebbet (4), es-Sebeb, 1726. Bölüm, el-İman, 277. Bölüm

4166. Bölüm
Takvanın Amellerin Kabulundeki Rolü

Kur'an :
"Onlara, Adem'in iki oğ-lunun kıssasını doğru olarak anlat: ikisi birer kurban sun-muşlar, birininki kabul edil-miş, diğerininki edilmemişti. Kabul edilmeyen, "And olsun seni öldüreceğim" deyince, kardeşi: "Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder" demişti."
22418. Resulullah (s.a.a), Ebu Zer'e yaptığı vasiyetinde şöyle buyur-muştur: "Ey Ebuzer! Takva ile olan amele daha çok önem ver."
22419. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Takvasız amelden daha çok takva ile amel etmeye önem ver. Zira takva ile iç içe olan bir amel az değildir. Kabul edilen bir amel nasıl az olsun ki! Çünkü aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah sadece takva sahiple-rinden kabul eder."

22420. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Amelin kabul olma-sına amelin kendisinden daha çok önem veriniz. Zira takva ile birlikte olan bir amel, asla az de-ğildir. Kabul olan bir amel nasıl az olsun ki?"
22421. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takva ile birlikte olan hiç bir amel az değildir, kabul olan amel nasıl az olsun?"
22422. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Münezzeh olan Allah amelleri sadece şu iki sıfatla ka-bul eder: Takva ve ihlas."

22423. İmam Zeyn'ül-Abidin (a.s), kendisine, "Ey eba Muhammed! Ben kadın esiriyim, bu yüzden de bir gün zina ediyorum, bir gün de oruç tutuyorum, acaba bu ona kefaret olabilir mi?" Diye soran birisine İmam şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah nezdinde hiç bir şey itaat edilmesinden ve isyan edilmemesinden daha sevimli değildir. O halde ne zina et, ne de (kefaret olarak) oruç tut!" Ebu Ca'fer o şahsı kendine doğru çekti, elini tuttu ve şöyle buyurdu: "Ey Maymun! Cehennem ehlinin işlerini yapıyor ve cenneti mi ümit ediyorsun?"

22424. Masum (a.s) şöyle buyur-muştur: "Çabalayın ve gayret gös-terin. Eğer amel etmezseniz, (en azından) isyan etmeyiniz. Zira yapan kimse viran etmez, az da olsa binası yükselir, ama yapıp viran eden kimsenin binası asla yükselmez."
bak. el-Amel (1), 2946, 2948. Bölümler

4167. Bölüm
Her kim Allah'tan Sa-kınırsa, Allah Ona Bir Çıkış Yolu Taktir Eder

Kur'an :
"Allah, kendisine karşı gelmekten sakınan kimseye kurtuluş yolu sağlar, ona bek-lemediği yerden rızık verir. Kadınlarınızdan ay hali gör-mekten kesilenler ile henüz ay hali görmemiş olanların iddetleri hususunda şüpheye düşerseniz, bilin ki, onların iddet beklemesi üç aydır; ge-be olanların iddeti, doğurma-ları ile tamamlanır. Allah, buyruğuna karşı gelmekten sakınan kimseye işinde kolay-lık verir."

22425. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bir haslet vardır ki her kim bu hasletten ayrı düş-mese dünya ve ahiret ona itaat eder ve cenneti elde eder."Kendisine şöyle arzedildi: "O haslet nedir ey Allah'ın Re-sulü!" Resulullah (s.a.a) şöyle buyur-du: "takvadır. Her kim insanların en izzetlisi olmak istiyorsa Al-lah'tan sakınmalıdır" Peygamber (s.a.a) daha sonra şu ayeti tilavet buyurdu: "Her kim Allah'tan sakınırsa Allah onun için bir çıkış yolu taktir eder ve onu hiç hesaba katmadığı yerden rızıklandırır."

22426. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Eğer gök ve yeryüzü bir kula başkaldırırsa ve o kul, Allah'tan çok sakınırsa, şüphesiz Allah o ikisi arasında kendisi için yarık ve çıkış yolu taktir eder."
22427. Resulullah (s.a.a), "her kim Allah'tan sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu taktir eder" ayetini okudu ve şöyle buyudu: "Yani dünya şüphelerinden, ölümün zorluklarından ve kıyamet gününün sıkıntılarından çıkış yolu."

22428. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ey insanlar! Takva ti-caretine koyulun ki hiç bir ser-mayeniz ve ticaretiniz olmadan size rızka ulaşasınız." Peygamber daha sonra şu ayeti tilavet bu-yurdu: "Her kim Allah'tan korkarsa, Allah onun için bir çıkış yolu taktir eder ve onu hiç hesaba katmadığı yerden rızıklandırır."

22429. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Sizden biri Allah için birşeyi terk edince, Allah ona hiç hesaba katmadığı bir yerden da-ha iyisini verir. Sizden biri Al-lah'a itinasızlık eder ve bilmeden bir şey söylerse, Allah da ona hiç düşünmediği yerden ona daha kötüsünü nasip eder."

22430. İmam Ali (a.s), Rebeze'ye sürgüne gönderildiğinde Ebuzer'e şöyle buyurmuştur: "Ey Ebuzer! Sen Allah için kızdın. Kendisi için gazablandığın kimseye ümit bağla. Gökler ve yerler bir kula kapansa, eğer o kul Allah'tan sakındıysa, Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder. Sana ancak hak arkadaş olur, senden yalnız batıl kaçar."
22431. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Münezzeh olan Al-lah'tan korkan kimse için Allah, her hüzünden bir çıkış, her dar-lıktan bir kurtuluş yolu takdir eder."

22432. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kim takvaya yapışır-sa; bütün zorluklar yaklaşmış ol-salar bile kendisinden uzaklaşır, bütün acı işler tatlılaşır, önüne yığılmış dağ gibi dalgalar arala-nır, yorgunluklardan sonraki bü-tün zorluklar kolaylaşır."
22433. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim ilahi bir tak-vayla Allah'a sığınacak olursa Al-lah onu korur, her kime de Allah yönelir ve onu korursa o gökten yere düşmekten korkmamalıdır. Eğer yeryüzü ehline bir bela inerse ve hepsini çepeçevre ku-şatırsa o takva vasıtasıyla her türlü beladan güvende kalır. Ni-tekim Allah-u Teala da şöyle bu-yurmuyor mu? "Gerçekten de takva sahipleri bir güvenlik yerindedirler."

22434. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah kendisinden korkan kimseye, sevmediği şey-leri sevdiği şeylere çevireceğine ve onu hesaba katmadığı yerden rızıklandıracağına dair garanti vermiştir."
22435. İmam Ebu Ca'fer (a.s) Sa'd'ul Hayr'a yazdığı bir mektu-bunda şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah takva vasıtasıyla kulun aklının erişemediği şeyi kendisinden uzaklaştırır. Takva vesilesiyle körlük ve cehaleti on-dan giderir. Nuh ve kendisiyle gemide olanlar da takva sebebiy-le kurtuluşa erdiler, salih ve ta-kipçileri yıldırımdan kurtuldular. Takva vesilesiyle sabredenler kurtuluşa erdi ve o gruplar helak olmaktan kurtuldular."

22436. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Biliniz ki, "Kim Al-lah'tan sakınırsa Allah, onun için fitnelerden bir çıkış yo-lu" ve karanlıklarda bir nur ve-rir. Gölgesi Allah'ın arşı, nuru O'nun cemali, ziyaretçileri me-lekler, arkadaşları peygamberler olur ve (Allah) kendisi için özel hazırlanmış ve canının istediği her şeyi elde edebileceği bir yurt-ta onu ebedi kılar."
bak. ed-Dünya, 1263. Bölüm, er-Rızk, 1488. Bölüm

4168. Bölüm
Takva Sahipleri

Kur'an :
"Şüphesiz takva sahipleri, güçlü hükümdar (olan Allah) katında, doğruluk yerinde, cennetler ve nehirler içinde-dirler."
22437. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Takva sahipleri efen-di, fakihler liderdirler. Onların nezdinde oturmak ise ibadettir."
22438. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Takva sahipleri efen-di, alimler ve fakihler önderdir. Onlardan ilmin sorumluluklarını yerine getireceklerine dair söz alınmıştır. Onların huzuru bere-ket sebebidir ve onlara bakmak aydınlıktır."

22439. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Alimler emindirler, takva sahipleri kaledirler ve yö-neticiler ise efendidirler."
22440. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Allah'ın kulları! Şunu bilin ki muttakiler, hem dünyanın geçici faydalarını, hem de bir müddet sonra gelecek olan ahiretin faydalarını elde ettiler. Onlar dünya ehlinin dünyadaki nimetlerine ortak oldular, fakat dünya ehli onların ahiretteki nimetlerine ortak olamadı-lar."
22441. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kıyamet, takva sahip-lerinin gelinleridir."
bak. el-Miad (3), 2988. Bölüm

4169. Bölüm
Takva Sahiplerinin Özellikleri

Kur'an :

"Gerçeği getiren ve onu doğrulayanlar, işte onlar, Al-lah'a karşı gelmekten sakın-mış olanlardır."
"Yüzlerinizi doğudan yana ve batıdan yana çevirmeniz iyilik değildir; lakin iyilik, Al-lah'a, ahiret gününe, melekle-re, kitab'a, peygamberlere iman eden; yakınlarına, ye-timlere, düşkünlere, yolda kalmışlara, yoksullara ve kö-lelere sevdiği halde mal veren; namaz kılan, zekât veren ve ahitleştiklerinde ahitlerine vefa gösterenler, zorda, darda ve savaş alanında sabreden-lerdir. İşte onlar doğru olan-lardır ve takva sahipleri ancak onlardır."

"Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rable-rinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davra-nanlardı. Onlar, geceleri az uyuyanlardı. Seher vakitlerin-de bağışlanma dilerlerdi. On-ların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı, onu verirlerdi."
"Bağışlamanız Allah'tan sakınmaya daha uygundur."

"Ey iman edenler! Allah için adaleti ayakta tutup gö-zeten şahitler olun. Bir toplu-luğa olan öfkeniz sizi adalet-sizliğe sürüklemesin; adil olun; bu, Allah'a karşı gel-mekten sakınmaya daha ya-kındır. Allah'tan sakının, doğrusu Allah işlediklerinizden haberdardır."
Bak. Bakara, 2-5, Al-i İmran, 133-136

22442. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz ki gerçek zenginler takva sahipleridir. Dünyanın azlığı onları müstağni kılmıştır. Masrafları ve zahmetle-ri azdır. Eğer hayır ve iyiliği unutursan, sana hatırlatırlar, eğer onunla amel edersen, sana yar-dımcı olurlar. Şehvet ve lezzetle-rini arkalarına atmışlardır, rable-rine itaat etmeyi önlerine koy-muşlardır. Hayır yoluna ve Allah dostlarının dostluğuna göz dik-mişlerdir. Onları seviniz, onları veli edininiz ve onlara uyu-nuz."

22443. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takva sahipleri dün-ya ehlinin en az masraflısı ve sa-na en çok yardım edenleridir. Onları anınca sana yardım eder-ler. Eğer unutursan sana hatırla-tırlar. Sürekli Allah'ın işini ayakta tutarlar. Şüphesiz Allah'ın dostluğu için, her türlü muhabbetten koparlar. Kendi hükümdarına (Allah'a) itaat etmek için dünyadan kaçmışlardır. Büyük bir sa-mimiyetle aziz ve celil olan Al-lah'a ve onun dostluk ve sevgi-sine yönelmişlerdir. Asıl maksa-dın da o olduğunu bilmişlerdir. Çünkü onun yüce bir makamı vardır."

22444. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Müminlerin Emiri Ali (a.s) sürekli şöyle buyururdu: "Takva sahiplerinin kendileriyle tanındığı bir takım alametleri vardır: Doğruluk, emanettarlık, ahde vefa, kadınların arasına az karışmak, esirgemeden ihsanda bulunmak, güzel davranmak, çok sabretmek, kendisini aziz ve celil olan Allah'a yaklaştıracak bir ilme tabi olmak."

22445. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Takva sahibinin üç nişanesi vardır: Amelde ihlas, ar-zunun kısalığı ve fırsatlardan isi-fade etmek."

22446. Rivayete göre Hz. Ali'nin ashabından muttaki olan Hemmam adlı biri: "Ey Müminlerin Emiri ba-na muttakileri anlat. Hem öyle anlat ki, anları görür gibi olayım" dedi. Müminlerin Emiri: "Allah'tan sakın ve iyi amelde bulun; şüphesiz Allah muttakilerle ve ihsanda bulunanlara bera-berdir." diyerek geçiştirmek iste-di. Hemmam bu sözü yeterli bulmadı. İsteğinde diretti. Bunun üzerine Hz. Ali Allah'a hamd-u senadan ve Peygamber'e salavat gönderdikten sonra şöyle buyurdu:

"Münezzeh ve yüce olan Al-lah, mahlukatı yarattı; yarattığı zaman onların itaatlerinden müstağni ve günahlarından da güvende idi. Çünkü isyan edenin isyanı ona zarar vermediği gibi, itaat edenin itaati de ona fayda vermez. Aralarında geçimlikleri-ni taksim etmiş, dünyadaki yerle-rine yerleştirmiştir. Ama mutta-kiler fazilet sahibidirler,

konuş-malarında doğrudurlar, tarzları ılımlıdır, davranışları tevazu ile-dir. Gözlerini Allah'ın kendileri-ne haram kıldığı şeyden sa-kınırlar, kulaklarını kendilerine faydalı olan ilme vakfederler. Huzur ve bela durumlarında hal-leri aynıdır, (değişiklik arzetmez.) Allah'ın onlara tayin ettiği ecel olmasaydı,

ruhları göz kırpacak bir an bile olsun; azaptan korkmak, sevabı arzula-mak sebebiyle bedenleriyle durmazdı. Gözlerinde yaratıcı büyük ve bundan dolayı da onun dışındakiler gözlerinde küçüktür. Cennete oranla orayı görüp nimetler içinde yaşayan ve ce-henneme oranla da orayı görüp azab çeken kimse gibidirler. Kalpleri mahzundur. Kötü-lüklerinden herkes emindir, bedenleri zayıf, ihtiyaçları az ve iffetlidirler. Çarçabuk geçen gün-lerde sabrettiler, sonunda uzun bir rahata erdiler. Rableri onlara bu karlı alış verişi kolaylaştırmış-tır. Dünya onları ister, onlar dünyayı istemezler; dünyanın esaretinden canlarını fidye vere-rek kurtulurlar.