Mizan'ul Hikmet-14.Cilt
 


4133.Bölüm İmam Cevad'ın(a.s)Öğütleri


22162. İmam Cevad (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mü'min, Allah'tan olan bir başarıya, nefsinden olan bir öğütçüye ve nasihatçının da nasihatını kabul etmeye muhtaç-tır."

22163. İmam Cevad (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın kefil olduğu kimse nasıl zayi olabilir. Allah'ın talip olduğu kimse nasıl kaçabi-lir? Her kim Allah'tan başkasına yönelirse, Allah onu kendisine havale eder. Her kim de bilme-den bir işe kalkışırsa, bozguncu-luğu düzeltmesinden daha çok olur. Kalbiyle Allah'a yönelmek,

insanı amel vesilesiyle sıkıntıya düşürmekten daha çabuk hedefe ulaştırır. Her kim heva ve heve-sine itaat ederse, düşmanını ar-zusuna ulaştırmış olur. Her kim güzel geçinmekten uzaklaşırsa, tatsız olaylar kendisine yaklaşır. Her kim giriş yollarını bilmezse, çıkış yolları kendisini sıkıntıya düşürür. Her kim denemeden önce güvenirse yokluğa, sıkıntı ve sona maruz kalır. Her kim sebebsiz yere birini kınarsa, ayıbı olmadığı halde kınanır. Her kim şehvet merkebine binerse,

baş aşağı düştüğünde Allah elinden tutmaz ve onu kaldırmaz. Al-lah'a itimat etmek, her pahalı ve değerli şeyin kıymetidir ve her yüceliğe çıkmanın merdivenidir. Kötü ve şerli kimselerle oturup kalkmaktan sakın. Zira böyle bir şahıs, kınından çekilmiş bir kılıç gibi güzel görünümlü ama kötü yaralayıcıdır.

İşlerinde düşünerek hareket et ki hedefine ulaşasın veya ona yakın olasın. Allah'ın kaza ve taktiri nazil olunca (in-sana) yer daralır, hıyanetkarların emini olmak, insana hıyanetkar olması için yeterlidir. Müminin izzeti insanlardan ihtiyaçsız ol-masındadır, şükrü edilmeyen her nimet, bağışlanmayan bir günah gibidir. Zulmün hoşnut ettiği kimsenin gazabı, sana zarar vermez. Kardeşinin iyi niyetine razı olmayan kimse, onun bağış ve ihsanına da razı olmaz."
bak. el-Bihar, 358/78, 27. Bö-lüm

4134. Bölüm
İmam Hadi'nin (a.s) Öğütleri

22164. İmam Hadi (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah dünyayı musi-bet, ahireti ise mükâfat evi kıl-mıştır. Dünya musibetini, ahiret sevabının sebebi ve ahiret seva-bını da, dünya musibetinin bede-li kılmıştır."

22165. İmam Hadi (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ailenin içinde ölüm döşeğinde yattığın, hiç bir tabi-bin gitmene engel olamadığı, hiç bir dostun da senin için bir şey yapamadığı zamanı düşün."
22166. İmam Hadi (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kusur etmenin piş-manlıklarını hatırla ki ihtiyat ve uzak görüşlülüğü edinesin."
22167. İmam Hadi (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim sana sevgi ve görüşünü bir arada sunarsa, sen de ona itaatini bir arada sun."
bak. El-Bihar 365/78, 28. Bö-lüm, s. 370, 380 ve 30. Bölümler

4135. Bölüm
Her kim Bir Konuş-macıya Kulak Verirse Ona İbadet Etmiş Olur

22168. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim bir konuş-macıya kulak verirse hakikatte ona ibadet etmiş olur. O halde eğer konuşmacı Allah'tan söz ederse, işiten kimse Allah'a tap-mış olur. Eğer şeytandan söz ederse şeytana tapmış olur."
bak. 446. Konu, et-Teklid, el-İbadet, 2496. Bölüm, el-İstima', 1902. Bölüm

4136. Bölüm
Öğüt Vermenin Adabı

Kur'an :
"Rabbinin yoluna, hikmet-le ve güzel öğütle çağır; on-larla en güzel şekilde tartış; doğrusu Rabbin, kendi yo-lundan sapanları daha iyi bi-lir. O, doğru yolda olanları da en iyi bilir."
22169. Cabir bin Semere şöyle di-yor: "Allah Resulü (s.a.a) Cuma günü öğüdünü uzatmıyordu. Sa-dece birkaç kısa cümleyle yetini-yordu"

22170. İmam Askeri (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim kardeşine gizlice öğüt verirse onu süslemiş olur. Herkim de başkalarının ya-nında öğüt verirse onu lekelemiş olur."
22171. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bir topluluğun önünde nasihat etmen (gerçekte) dövmendir."
bak. 4141-4143. Bölümler, et-Tebliğ, 392. Bölüm

4137. Bölüm
Nefsi Vaiz

22172. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kendi nefsinden nef-sine bir gözetleyici kıl."
22173. İmam Seccad (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Adem oğlu! Şüp-hesiz nefsinden bir vaizin var olduğu, (kendini) hesaba çekme-ye önem verdiğin, korku iç ve takva dış giysin olduğu müddet-çe sürekli hayır ve salah üzere olursun."

22174. İmam Zeyn'ül-Abidin (a.s), defalarca şöyle buyurmuştur: "Ey Ademoğlu! Nefsinden bir vaizin olduğu, nefsini hesaba çekmeye önem verdiğin, korkuyu iç elbi-sen ve hüznü dış elbisen kıldığın taktirde sürekli hayır ve salah üzere olursun. Ey Ademoğlu! Sen öleceksin ve diriltileceksin. Aziz ve celil olan Allah'ın huzu-runda duracaksın ve hesaba çe-kileceksin. O halde bir cevap hazırla."
bak. 4133. Bölüm, 22162. Ha-dis, 193. Konu, el-Murakabe

4138. Bölüm
Batıni Vaizi Olan Kim-se

22175. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Herkimin nefsinden bir vaizi varsa onun Allah tara-fından bir koruyucusu vardır"
22176. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kimin deruni bir uyanıklığı olursa, Allah tarafın-dan da ona koruyucular olur."

4139. Bölüm
Her kimin Nefsi Vaizi Olmazsa

22177. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Biliniz ki her kimin nefsi bir vaizi olmazsa, Allah ta-rafından kendisi için koruyucular da olmaz."
22178. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bilin ki kendisine yardım etmeyen, nefsini sakındı-rıp öğüt vermeyen kimseye, baş-ka bir kimsenin öğüdü ve sakın-dırması fayda etmez."
22179. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Herkime Allah nef-sinden bir vaiz karar kılmamışsa insanların vaazı ona fayda ver-mez."
22180. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kimin kalbi bir vaizi, deruni bir alıkoyucusu ve irşad edici bir arkadaşı olmazsa, düşmanı kendi boynuna bindir-miş olur."

4140. Bölüm
Kendisine Öğüdün Fayda Vermediği Kimse

22181. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kendisine en çok malik olan şeyin aklının olmadığı kimse, hiç bir öğütten fayda görmez."
22182. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kime münezzeh olan Allah anlayış nimetini ver-mezse, hiç bir vaizin öğütü ken-disine fayda vermez."
22183. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Cahil kimse sakınmaz ve hiçbir öğüt ona fayda ver-mez."
22184. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Değişikliklerden ve dünya olaylarından ibret almayan kimseye öğütler fayda vermez."
22185. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın nefsine karşı yardımcı olmadığı bir kimse hiç-bir vaizin vaazından istifade edemez."

22186. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın deneme ve tecrübelerle kendisine fayda vermediği kimse hiçbir öğütten faydalanmaz ve şürekli eksiklikle karşı karşıya olur. Böylece inkar ettiği şeyi tanır ve tanıdığı şeyi ise inkar eder."
22187. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sizinle öğüt arasına bilgisizlikten bir perde gerilmiş-tir."

22188. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sizinle öğüt arasında gafletten ve habersizlikten bir perde vardır."
22189. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Zamana iyimser olan kimse, zamanın öğütlerini anla-mamıştır."
22190. İmam Ali (a.s) oğlu Ha-san'a (a.s) yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "Sakın musibete uğ-ramadıkça nasihatten faydalan-mayanlardan olma. Akıllı olan, nasihatten öğüt alır ve yola gelir; hayvanlar (ve cahil) ise ancak dayakla uslanırlar."

Başka bir rivayette ise şöyle yer almıştır: "Mecbur kalmadıkça öğütten faydalanmayan kimse olma. Zira akıllı insan edep (ve nasihatten) öğüt alır ve hayvanlar ise sadece kırbaç darbeleriyle yo-la gelir."
22191. İmam Ali (a.s), ashabını kınarken şöyle buyurmuştur: "Size hikmeti okudum, kaçtınız, yeterli öğüt verdim, tutmadınız. İsyan edenlerle savaşa çağırdım, sözüm bitmeden Sebe kavmi gibi dağıldınız! Meclislerinize dönüp birbirlerinizi öğütlerinizle kandı-rıyorsunuz."

22192. İmam Ali (a.s), dünya ehli-nin sıfatı hakkında şöyle buyurmuş-tur: "Hevesleri, akıllarını çelmiş; dünya kalplerini öldürmüştür... Allah'tan sakındıran bir vicdanı ve öğüt alacağı bir vaizi yok-tur."
bak. en-Nesihet, 3872. Bölüm, el-Hikmet, 926. Bölüm, es-Siffe, 1835. Bölüm, 8652. Hadis

4141. Bölüm
Öğüt Kabul Etmeyen Öğütçü

Kur'an :
"Ey iman edenler! Yap-madığınız şeyi niçin söylersi-niz? Yapmadığınız şeyi yap-tık demeniz, Allah katında büyük gazaba sebep olur."
22193. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah İsa b. Mer-yem'e (a.s) şöyle vahyetmiştir: "Hikmetimle kendine öğüt ver, eğer ondan fayda görürsen o zaman insanlara da öğüt ver, aksi taktirde benden utan."
22194. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Al-i Davud'un hik-metinde şöyle yer almıştır: "Ey Ademoğlu! Kendin, helak ol-maktan kurtulamadığın halde, nasıl hidayetten söz ediyorsun?"

22195. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bu insanlardan olma: Çok öğüt verir; fakat kendisi öğüt almaz. O, sözle yol göste-rendir; (ama) ameli pek azdır. Fani olacak şeylerde yarışır; baki kalacak şeylerde müsamaha (ih-mal) eder. Ganimeti (Allah'a kul-luğu) zarar sayar; zararı (günahı) ise ganimet bilir."

22196. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nice sakındırıcı var-dır ki kendisi sakınmaz ve öğüt veren nice kimse vardır ki kendi-si öğüt almaz."
22197. İmam Ali (a.s) Muaviye'ye yazdığı mektubunda şöyle buyurmuş-tur: "...Kendi tarafından gön-dermiş olduğun gösterişli, sapık-lığınla bezediğin, kötü görüşünle imzaladığın süslenmiş, malum öğütlerinin tekrarlandığı mektu-bun bana geldi."
bak. el-Ma'ruf (2), 3697. Bölüm

4142. Bölüm
Öğüt Dinleyen Vaizin Sözlerinden Nurlanmaya Teşvik

22198. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey İnsanlar! Işığınızı, öğüt veren, öğüdünü tutanın ışı-ğından yakın. Suyu, bulanık ol-mayan duru kaynaktan alın."
22199. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Öğüt dinleyen öğüt-çünün (varlık) alevinden aydınlık alın. Hayır dileyen uyanık kim-senin nasihatini kabul edin, size öğrettiği şeyle amel edin."
22200. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Alim ilmiyle amel etmezse, verdiği öğüt kalbinden yağmurun kaya parçasından dö-küldüğü gibi dökülür."
bak. el-İlm, 2868. Bölüm

4143. Bölüm
Ameli Davet

22201. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanları dillerinizden başka bir şeyle davet ediniz ki sizden sakınma, ibadet hususunda çaba, namaz ve hayır görsünler. Zira bunlar da davetçidir."
22202. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanları dillerinizden gayrisiyle kendinize davet ediniz, süs olunuz ve utanç vesilesi olmayınız."

22203. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Mufazzal! Şiileri-mize şöyle de: "Allah'ın haram-larından sakınarak, isyandan uzak durarak, Allah'ın hoşnutluk yolunu katederek, bizlere doğru davetçi olunuz. Zira eğer böyle olurlarsa, insanlar, kendiliğinden bizlere doğru koşarlar."
22204. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hiçbir kulağın kenara itmediği ve hiçbir faydanın ken-disine denk olmadığı öğüt, ko-nuşma dilinin sustuğu ve amel dilinin konuştuğu öğüttür."
bak. el-Edeb, 66. Bölüm, en-Nefs, 3919. Bölüm

4144. Bölüm
Öğüt Almaya Layık Olan Şey

22205. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sizden sonrakiler siz-den ibret almadan, siz sizden öncekilerden ibret alın."
22206. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın azaba ve be-laya uğrattığı sizden önceki bü-yüklenen ümmetlerin başlarına gelenlerden ve uğradıkları ceza-dan ibret alın. Toprağa değen yanaklarından ve toprağa uzan-mış yanlarından ibret alın."

22207. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dünyada "Kuvvet bakımından bizden kuvvetli olan kimdir?" diyenlerden öğüt alın. İstemedikleri bineklere bindirilerek kabirlere indirildiler, misafirliğe çağrılmadan mezarla-rına kondular."
22208. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim insanlardan ibret almazsa Allah onu insanla-ra ibret kılar."

22209. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Başkasından öğüt al, başkasının ibret ve öğüt sebebi olma."
22210. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Zeka ve öğütleri an-lama gücü, insanları hatalardan korumaya davet eden etkenler-dendir."

22211. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mutlu insan, her ne kadar muhatabı başka birisi de olsa takva öğüdünden öğüt alan kimsedir."
22212. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Saadetli kimse, baş-kalarından öğüt alan kimsedir."
22213. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Akıllı kimse başkala-rından öğüt alan kimsedir."
22214. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sana öğüt veren kim-se sana iyilik etmiştir."
22215. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sana öğüt veren kim-seyi kendinden ürkütme."
22216. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Musa b. İmran dost-larına öğüt verirken aniden birisi kalkıp gömleğini yırttı. Aziz ve celil olan Allah Musa b. İmran'a şöyle vahyetti: "Ey Musa! Ona şöyle de: "Gömleğini yırtma, ak-sine benim için kalbini aç."

552. Ko-nu

et-Tevfik
Başarı-Tevfik
Bihar, 5/162, 7. Bölüm; el-Hidayet ve'l-İzlal ve't-Tevfik ve'l-Hizlan
bak.
532. Konu, el-Hidayet; 214. Konu, ez-Zalalet; 60. Konu, el-Cebir; 222. Konu, es-Saadet; 272. Konu, eş-Şakavet; el-Cihad (3), 594. Bölüm; en-Niyet, 3982. Bölüm; el-İmtihan, 3642. Bölüm
4145. Bölüm
Başarı

Kur'an :
"Ey Kavmim! Rabbimden benim bir belgem olduğu ve bana güzel bir rızık da verdiği halde, O'na karşı gelebilir miyim? Söylesenize! Size yasak ettiğim şeylerde, aykırı hareket etmek istemem; gücümün yettiği kadar ıslah etmekten başka bir dileğim yoktur. Başarım ancak Allah'tandır, O'na güvendim; O'na yöneli-yorum" dedi."
22217. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Başarı ilahi inayet-tir."
22218. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Başarı ilahi rahmet-tir."

22219. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Başarı rabbin cezbe-leridir."
22220. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Başarı Rahman olan Allah'ın inayetidir."
22221. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Başarı ilk nimettir."
22222. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Başarı insanı temizli-ğe ve salaha çekendir."

22223. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Başarı en değerli iki nasipten biridir."
22224. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Başarı kurtuluşun ba-şıdır."
22225. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Başarı mutluluğun başıdır."
22226. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Başarı ile mutluluk elde edilir."

22227. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Başarı yumuşaklığın anahtarıdır."
22228. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kime başarı yar-dımcı olursa güzel amelde bulu-nur."
22229. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kime başarı yar-dımcı olmazsa, hakka yönele-mez."

22230. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Başarının yardım et-mediği kimse ibadetinden nasıl faydalanabilir?"
22231. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Başarı olmaksızın hiçbir çaba fayda vermez."
22232. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "En hayırlı çaba başa-rıyla birlikte olan çabadır."

22233. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hiç bir ilim başarı olmadığı taktirde fayda ver-mez."
22234. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Başarıdan daha üstün bir nimet yoktur."
22235. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hiçbir önder, başarı gibi değildir."

22236. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Afiyet gibi bir nimet ve başarı yardımı gibi bir afiyet yoktur."
22237. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bilin ki münezzeh olan Allah hayır için ehil insan-lar, hak için ayakta tutucu direk-ler, itaat için de koruyucular ta-yin etmiştir. Her itaatte sizin için Allah katından bir yardım vardır; dillere hükmeder, kalplere sebat verir. Onda yetinenler için kifa-yet ve şifa isteyenlere için şifa vardır."

22238. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Allah'ın kulları, Allah'tan yakin dileyin; çünkü yakin dinin başıdır... Allah'tan başarı talep edin; çünkü başarı sağlam bir temeldir."
22239. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz münezzeh olan Allah bir kul için hayır dile-yince ömrünü en güzel amelde kullanması hususunda onu başa-rılı kılar ve ölümden önce kendi-sine itaatinde fırsatı değerlen-dirmekle onu rızıklandırır."

22240. İmam Kazım (a.s), kendisi-ne, "ben mükellef olduğum şey hak-kında istitaat (güç) sahibi değil mi-yim?" Diye soran birisine şöyle bu-yurmuştur: "Sana göre istitaat ne-dir?" O şöyle arzetti: "İşi yapa-bilme gücüdür."İmam şöyle bu-yurdu: "Elbette eğer sana yardım edilmişse, güç de verilmiştir" O şahıs şöyle arzetti: "Meded (yar-dım) nedir?" İmam şöyle buyur-du: "Başarıdır." O şöyle arzetti: "Başarı verilmek de nedir?" İmam şöyle buyurdu:

"Eğer sana başarı verilmişse, amel edersin, (aksi taktirde) kafir senden daha güçlü olabilir, ama ona başarı verilmediği için amel edemez." İmam daha sonra şöyle buyurdu: "Bana sende gücü yaratanın kim olduğunu söyle."O şahıs şöyle arzetti: "Allah Tebareke ve Tea-la'dır." Daha sonra da Alim (İmam Kazım -a.s-)

şöyle bu-yurdu: Allah Tebarek ve Tea-la'nın yardımı olmadan sen bu güçle kendine oranla, zararı def edip menfaat elde edebilir mi-sin?" O, "hayır" diye arzetti. İmam şöyle buyurdu: "O halde neden sende olmayan güç ve iradeyi kendine isnat ediyorsun?" İmam daha sonra şöyle buyurdu: "O salih şahsın şu sözünü hatırla: "Başarım sadece Allah iledir."

22241. İmam Bakır (a.s), "La hav-le ve la kuvvete illa billah" (Allah'tan başka güç ve kudret yoktur) cümlesinin anlamını soran birine şöyle buyurmuştur: "Bu bizim sadece Allah'ın yardımıyla günahlardan yüz çevirme gücüne sahip olduğumuz ve aziz ve celil olan Allah'ın başarısıyla itaatine güç yetirdiğimiz anlamındadır."

22242. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Münezzeh olan Allah emrettiği her işte (kula) yardım da etmiştir."
22243. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Resulullah (s.a.a) Cebrail'in aziz ve celil olan Allah tarafından geldiğini, sadece tev-fik (başarı) ile bilmiştir."

22244. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Eyyüp Peygamber (a.s) şöyle buyurdu: "Ey Allah'ım Ben senden dünyevi hiç bir şeyi istemedim. -böylece gurura kapıldım (kapıldı.) Bu esnada kendisine doğru bir parça bulut geldi ve ona şöyle seslendi: "Ey Eyyüp! Bu işin başarısını sana kim vermiştir?" O şöyle arzetti: "Sen ey Rabbim!"
22245. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bizi kendisine itaate muvaffak ettiğinden ve günahtan koruduğundan dolayı Allah'a hamd ederiz."

22246. İmam Ali (a.s), oğlu Ha-san'a şüphelerden kaçınma hususunda şöyle buyurmuştur: "Bu yola girmeden önce, Allah'ın yardımını iste; başarı elde etmek için O'na yönel; seni şüpheye düşüren ve sapıklığa sürükleyen her şeyden sakın."
22247. İmam Zeyn'ül-Abidin (a.s) ve İmam Bakır (a.s) Ramazan ayın-da hergün şu duayı okuyorlardı: "Ey Allah'ım! Muhammed'e ve Ehl-i Beyt'ine selam gönder ve bana başarı ver ki kadir gecesinde dostlarından her birinin sahip olmasını istediğin ve her haletten daha çok hoşnut olduğun bir ha-lete sahip olayım."

22248. İmam Zeyn'ül-Abidin (a.s), Mekarim'ul-Ahlak duasında şöyle buyurmuştur: "Ey Allah'ım! Dili-mi hidayet ile konuştur, bana takva ilham et, daha temiz olan işte bana başarı ver ve beni (senin nezdinde) daha çok beğenilen yola koy."

22249. İmam Ali (a.s), Malik-i Eşter'e yazdığı mektubun sonunda şöyle buyurmuştur: "Rahmetinin genişliğine, yüce kudretine ve her isteneni vermesine dayanarak, Allah'ın beni ve seni hoşnut ol-duğu işleri başarmaya, kendisine ve halkına yaptıklarımız için açık özürler getirmeye, muvaffak kılmasını diliyorum."
22250. İmam Ali (a.s), Kusem b. Abbas'a yazdığı mektubunun sonun-da şöyle buyurmuştur: "Allah bize ve size sevdiği işlerde başarı ih-san etsin."
bak. es-Seadet, 1817. Bölüm, el-İmtihan, 3642. Bölüm

4146. Bölüm
Başarı ve Yardımdan Mahrumiyet

Kur'an :
"Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur; eğer sizi yardımsız bırakıverirse, o'ndan başka size yardım edecek kimdir? İnananlar yalnızca Allah'a tevekkül et-sinler."

22251. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Başarı ve yardımdan mahrumiyetin her biri nefsi ken-dine doğru çeker. Hangisi üstün gelirse nefis onun tarafında yer alır."

22252. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Başarı aklın ve başa-rısızlık da cehaletin yardımcısı-dır."
22253. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "Başarı sadece Al-lah'tandır" ayeti ile "Allah size yardım ederse, size galip kimse yoktur ve sizi yardım-sız bırakırsa…" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur:

"Kul aziz ve celil olan Allah'ın emrettiği bir itaati yerine getirirse onun ameli aziz ve celil olan Allah'ın emrine uygun olur. Bu sebeple kulu ba-şarılı saymışlardır. Ve yine kul bir hususta Allah'a isyan etmeyi irade eder, Allah Tebarek ve Te-ala da onunla günah arasına en-gel olursa ve neticede kul o gü-nahı yapmazsa bu günahı terk etmesi de Allah Tebarek ve Tea-la'nın başarısıyladır. Ama Allah onu günahtan alıkoymaz ve gü-nah işlemesi için kendi haline bı-rakırsa, gerçekte Allah onu ken-disine bırakmış, yardım etmemiş ve başarı vermemiştir."
22254. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Günahlar vesilesiyle günahkara başarısızlık hakim olur ve sonunda onu daha büyük günahlara düşürür."

4147. Bölüm
Başarı Sayılan Şey

22255. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Tecrübeyi korumak başarıdandır."
22256. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hayret ve şaşkınlık esnasında durmak da başarılar-dan biridir."
22257. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Günah işleme imka-nını bulmamak da nimetlerden biridir."

4148. Bölüm
Başarıya Sebep Olan Şey

22258. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Cisim ve gölge birbi-rinden ayrılmadığı gibi dindarlık ve başarı da birbirinden arıl-maz."
22259. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey insanlar, sizden kim Allah'tan öğüt isteyip kabul ederse, başarıya ermiştir. Onun sözünü delil/kılavuz kabul eden "en doğru yola hidayet" ol-muştur. Zira Allah'a sığınan emin olur; düşmanlık eden, kor-ku içinde yaşar."
22260. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Allah'ı ken-disine mürşid ve hayrını dileyen kılarsa, başarı elde eder."

22261. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim deruni bir uyanıklığa sahip olursa, Allah ta-rafından kendisine koruyucular olur."
22262. İmam Ali (a.s), Osman b. Huneyf'e yazdığı mektubunda dünya-ya hitaben şöyle buyurmuştur: "Hey-hat! Senin sürçme yerlerine ayak basan kayarak düşer. Dalgalarına düşen boğulur; (ama) senin tu-zaklarından uzaklaşan başarıya ermiştir."
bak. el-Cihad (3), 594. Bölüm, es-Seadet, 1809. Bölüm, eş-Şekavet, 2057. Bölüm, en-Niyyet, 2982. Bö-lüm

553. Ko-nu

el-Vefa
Vefa

Bihar, 75/91, 47. Bölüm; Lu-zum'ul-Vefa bi'l-Va'd
Kenz'ul-Ummal, 3/436; Ve-fa'ul-Ahd
Bihar, 71/260; 74. Bölüm; Vefa-u Bima Ce'ele Allah al'en-Nefs

bak.
373. Konu, el-Ahd; 550. Konu, el-Va'd; el-Adl, 2551. Bölüm; el-Gadir, 3036. Bölüm; ez-Zenb, 1384. Bölüm; el-Hadis, 665. Bölüm; en-Nifak, 3931. Bölüm; el-Cennet, 552. Bölüm; el-Hadis, 2577. Bölüm

4149. Bölüm
Vefa

Kur'an :
"Ey iman edenler! Akitleri yerine getirin. İhramda iken avlanmayı helal görmeksizin, size bildirilecek olanlar dışın-da, hayvanlar helal kılındı; Al-lah dilediği hükmü verir."
"Yetimin malına ergin ça-ğa ulaşana kadar en güzel şeklin dışında yaklaşmayın. Ahdi de yerine getirin, doğru-su verilen ahitte sorumluluk vardır."
"Onlar ahdettiklerinde ahitlerine vefa ederler."

Tefsir
"Akitleri yerine getirin" ifadesinin zahirinden de anlaşılacağı gibi, Kur'an akitlere uymayı emretmektedir. İfade, zahiri itibariyle geneldir ve geleneksel olarak akit denilebilecek ve yerine getirilmesi sözkonusu olabilecek her muameleyi kapsar. Akit, bu kavramın sözlük anlamını temsil eden her türlü eylem ve söze denir. Sözlükte, bir şeyin diğer bir şeye yapışıp ayrılmayacak şekilde bir çeşit bağlanması anlamına gelir.

Satış muamelesini buna örnek gösterebiliriz. Çünkü bu akit, satılan şeyi satın alana mülk olmak suretiyle bağlar. Artık satın alan satın alınan şey üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunabilir. Satış işleminden sonra satıcının satılan şey üzerinde ne sahipliği, ne de tasarruf yetkisi söz konusudur. Kadını erkeğe bağlayan nikah akdini de buna örnek gösterebiliriz. Bu akdin gerçekleşme-sinden sonra erkek nikah bağı uya-rınca kadından yararlanır. Kadın bundan sonra, akit yaptığı kişiden başkasını kendinden yararlandıra-maz.

Ahd-söz verme de bunun gibi-dir. Söz veren kişi, üzerine aldığı söz-le ilgili olarak söz verilen şahıs için kendi üzerinde bir hak doğurur ve üzerine aldığı sözü çiğneme hakkına sahip değildir.
Kur'an bütün anlamlarıyla bütün akitlerin ve sözlerin tutulmasını, her anlamıyla, her türüyle ve her objesiyle yerine getirilmesini vurgulamış; bü-yük önem vermiştir. Antlaşmalarını çiğneyenleri sert bir dille yermiş, onları sert bir şekilde tehdit etmiştir. Buna karşılık, burada sıralama gereğini duymadığımız birçok ayette, söz verdiklerinde ahitlerini yerine getirenleri ve ahitlerini tutanları övmüştür.

Konuyla ilgili ayetlerin ifade tarz-ları ve konunun doğal bir akıcılıkla sunulması, insanların fıtri akıllarıyla bunu kavrayabileceklerini göstermek-tedir. Ki öyledir de. Bunun nedeni şu-dur: Söz verme ve sözünü tutma, in-sanın yaşamı boyunca onsuz edemeye-ceği bir realitedir. Bu hususta birey ve toplum arasında herhangi bir fark yoktur.

İnsanın toplumsal hayatı üze-rinde düşündüğümüz zaman, istifade ettiğimiz bütün meziyetlerin ve güve-nip dayandığımız bütün toplumsal hakların genel toplumsal sözleşme, akitleşme esasına ve bu genel sözleş-meden kaynaklanan ayrıntı nitelikli sözleşmeler esasına dayandığını görü-rüz. Bizler topluma kendi üzerimizde bir hak verirsek veya kendimiz top-lum üzerinde bir hakka sahip olur-sak, bu, ancak sözlü olmasa bile pra-tikte bir akdin gereği olabilir.

Sözlü ifade, açıklamaya gerek duyulan yerde devreye girer. Bir insanın güç veya oto-rite sahibi olması ya da zorbalık yapması yahut bir mazeretinin bu-lunması durumunda, kendi serbest iradesiyle gerçekleştirdiği bu akdi bo-zabilmesi ve çiğnemesi doğru olursa, onun akdini çiğnemesiyle birlikte ilk önce zarar gören şey, sosyal adalet ola-caktır. Fakat sömürü ve emeğin ça-lınması karşısında insanın tek sığınağı da sosyal adalet ilkesidir. Bundan dolayıdır ki, yüce Allah verilen sözlerin tutulmasını, yapılan akitlerin yerine getirilmesini ısrarla vurgulamıştır.

Nitekim bir ayette şöyle buyurmuştur: "Ahdi yerine getirin, çünkü ahitten sorulacaktır." Bu ayet, ahde vefayı öven ve verilen sözden dönmeyi (ahde vefasızlık etmeyi) yeren ayetlerin genelinde olduğu gibi, bir bi-reyin diğer bir bireye verdiği sözü kapsadığı gibi, uluslar ve ümmetler arası sözleşmeleri de kapsar. Hatta dinsel açıdan toplumsal sözleşmelere uymak, bireysel sözleşmelere göre daha önemlidir. Çünkü toplumsal sözleşmenin yerine getirilmesi ile gerçekleşen adalet daha kuşatıcı ve eksiksiz, böyle bir sözleşmenin çiğnenmesinin doğurduğu felaket daha genel ve yıkıcı olur.

Bu yüzden Kur'an-ı Kerim, göze gelmeyen en ufak ve çiğnenmesi en ko-lay bir düzeyde olan ahitlerde bile son derece açık ve kesin bir ifadeyle ahitle-rin çiğnenmemesinin emretmiş, bu tarz tutumları yasaklamıştır :
"(Bu, Allah ve elçisinden, anlatşma yaptığınız müşrikle-re uzaklaşma (ihtarı)dır. Dört ay daha yeryüzünde dolaşın, bilin ki siz Allah'ı aciz bırak-mazsınız ve Allah, kafirleri rezil edecektir! En büyük hac günü,

Allah ve elçisinden in-sanlara bir duyurudur: Allah ve elçisi puta tapanlardan uzaktır. Eğer tövbe ederseniz bu sizin için daha iyidir. Ve eğer dönerseniz bilin ki siz Allah'ı aciz bırakacak değilsi-niz! Kafirleri acı bir azap ile müjdele. Ancak antlaşma yaptığınız müşriklerden an-laşma şartlarından hiç bir şeyi size eksik bırakmayan ve size karşı hiç kimseye arka çık-mayanlar bu hükmün dışın-dadırlar. Onların antlaşmala-rını, süreleri bitinceye kadar tamamlayın. Çünkü Allah sa-kınanları sever. Haram aylar çıkınca, Allah'a ortak koşan-ları nerede bulursanız öldü-rün, onları yakalayın, hapse-din ve her gözetleme yerinde oturup onları bekleyin."

Bu ayetler, akışlarından da anla-şılacağı gibi Mekke'nin fethinden son-ra inmişlerdir. Allah müşrikleri al-çaltmış, güçlerini yok etmiş, otoritele-rini ortadan kaldırmıştır. Bu arada Müslümanları, egemen oldukları ve ele geçirdikleri toprakları şirk pisli-ğinden temizlemeye teşvik ediyor. İman etmeleri durumu dışında, hiçbir kayda ve şarta bağlı olmaksızın müş-riklerin kanlarını dökebileceklerini dile getiriyor.

Buna rağmen müşrik-lerden bir grubunu bunun dışında tu-tuyor. Bunlar, Müslümanlarla arala-rında anlatşma ve saldırmazlık söz-leşmesi bulunan kimselerdir. Zayıf ve zelil düştüler diye Müslümanların bunlara kötülük etmelerine izin ver-miyor. Onların caydırıcı ve savunucu bir güçleri yoktur diye Müslümanlar onlara zarar verici davranışlar içine giremezler. Bütün bunlar, ahitlerin dokunulmazlığını koruma ve takvayı güçlendirme amaçlı önlemlerdir.
Kuşkusuz, karşı taraf yaptığı ak-di bozarsa, Müslümanlar da bu akit-lerini bozar ve uğradıkları saldırıya misliyle karşılık verirler. Nitekim yüce Allah şöyle buyurmuştur :

"Ortak koşanların, Allah'ın yanında ve elçinin yanında nasıl antlaşması olabilir? An-cak Mescid-i Haram'da ant-laştıklarınız hariç. Onlar size dürüst davrandıkça siz de on-lara dürüst davranın. Çünkü Allah (ahdi bozmaktan) sakı-nanları sever… Bir mümine karşı ne and, ne de antlaşma gözetmezler. İşte saldırganlar onlardı. Eğer tövbe ederler, namazı kılarlar ve zekatı ve-rirlerse, dinde sizin kardeşle-rinizdirler. Biz bilen bir kav-me ayetleri böyle açıklıyoruz. Eğer anlaşma yaptıktan sonra antlarını bozarlar ve dininize dil uzatırlarsa, o küfür önder-leriyle savaşın. Çünkü onların antları yoktur, belki vazgeçer-ler."

"Kim size saldırırsa, onun size saldırdığı kadar siz de ona saldırın ve Allah'tan kor-kun…" "Sizi Mescid-i Ha-ram'dan alıkoyduklarından dolayı bir topluma olan kini-niz sizi haddi aşmaya sürük-lemesin. İyilik ve takva üze-rinde yardımlaşın. Günah ve haddi aşma üzerinde yardım-laşmayın. Allah'tan korkun."

İşin özü şudur: İslam'a göre ahdi gözetmek, gereğini yapmak her zaman için bir zorunluluktur. Karşılıklı sözler verildikten sonra bu ahdin taraflardan birine zarar veya yarar sağlıyor olması bir şeyi değiştirmez. Çünkü ilişkilerde sosyal adaleti gö-zetmek, özel ya da kişisel çıkarları gözetmekten daha geçerli ve daha zo-runludur. Fakat ahitleşen taraflardan birinin tek taraflı olarak antlaşmayı bozması başka. Bu durumda diğer tarafın da antlaşmayı bozması, uğra-dığı saldırıya misliyle karşılık vermesi kaçınılmazdır. Böyle yapılması zillete, tutsaklaştırılmaya ve yersiz bü-yüklenmeye karşı bir başkaldırıdır. Ki dini hareketin hedefi, özgürlük ha-reketini destekleyip zorbalığı bertaraf etmektir.

Andolsun ki bu husus, İslam di-ninin insanları öz yaratılışının gerek-tirdiği hükme uygun davranmaya yö-neltme bağlamında ve yine toplumsal hayatın ancak uygulayışıyla düzene girdiği zulmün, sömürünün ve emek istismarının ortadan kaldırılmasının bağlı olduğu sosyal adaletin korunma-sı bağlamında

getirmiş olduğu yüce öğ-retilerden ve temel ilkelerden biridir. Kur'an-ı Kerim, bu gerçeği açık bir dille vurgulamış ve Hz. Peygamber (s.a.a) de bunun kusursuz uygulayıcı-sı olmuştur. Konu Kur'an eksenli ol-masaydı, Peygamberimizin (ona en üstün salat ve selam olsun) hayatında yaşanan olayların bir kısmını örnek olarak sunacaktık. Okuyucuların si-yer kitaplarına ve Peygamberimizin (s.a.a) hayatına ilişkin eserlere müra-caat etmesini salık veririz.

Antlaşmalara bağlılık hususunda İslam'ın fiili uygulaması ile uygar ya da geri kalmış ulusların uygulamala-rını karşılaştırır, özellikle her gün ta-nık olduğumuz ve duyduğumuz güçlü uluslarla zayıf uluslar arasında ger-çekleştirilen antlaşmaları, kurulan ilişkileri, güçlü ulusların kendi lehle-rine,

devletlerinin çıkarlarına uygun olanları korumada gösterdikleri du-yarlılığı, buna karşın çıkarlarına uy-gun olmayan antlaşmaları da sudan bahanelerle tek taraflı olarak feshet-tiklerini göz önünde bulundurursak, bu iki uygulamanın hakkı gözetme, hakkın hizmetinde olma açısından taşıdıkları farkı iyice anlarız.

İslam'a bu, sözde uygar uluslara da o tavır yakışır. Çünkü ortada iki mantık vardır. Mantıklardan biri di-yor ki: "Her ne şekilde olursa olsun, hakkı gözetmek gerekir. Hakkın gö-zetilmesi toplumun yararına-dır."Diğer mantık ise diyor ki: "Hangi yöntemle olursa olsun, hak-kın zedelenmesi pahasına bile olsa, ulusun çıkarlarını gözetmek gere-kir."Bunların ilki dinin (İslam'ın) mantığıdır. İkinci ise, diktatörlük, demokrasi, sosyalizm, komünizm gibi ilkel ve uygar toplumsal ideolojilerin mantığıdır.

Şunu da biliyoruz ki, İslam bu kararlılığı salt kavramsal olarak ahit sayılan muameleler için göstermez. Bi-lakis bu hükmünü herhangi bir şeye dayanak oluşturan her olguyu kapsa-yacak şekilde genelleştirir ve gözetil-mesini tavsiye eder. Bu konunun de-vamı sayılabilecek bazı açıklamaları, inşallah konunun akışı içinde suna-cağız."

22263. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yarın kıyamet dura-ğında bana en yakın olanınız en doğru sözlü olanınız, emanete en çok riayet edeniniz, ahdine en bağlı olanınız, ahlakı en güzel olanınız ve insanlara en yakın olanınızdır."
22264. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim Allah'a ve kıyamet gününe iman etmişse vaad ettiğine vefa göstersin."
22265. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Huyların en yücesi vefadır."
22266. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Vefa ölçüdür."
22267. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Vefa efendilik kalesi-dir."
22268. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Vefa ahitleri (veya in-sanların hak ve saygınlığını) ko-rumaktır."
22269. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Vefa aklın süsü ve şe-rafetin göstergesidir."

22270. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Vefa fazla dindarlığın ve güçlü bir emanetin nişanesi-dir."
22271. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Vefa emanetin ikizi ve kardeşliğin süsüdür."
22272. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Vefa emanet için iyi bir arkadaştır."
22273. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Vefa sadakat için iyi bir arkadaştır."

22274. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Vefa sadakatin ikizi-dir."
22275. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey insanlar! Şüphesiz ki vefa doğrulukla beraberdir. Vefadan daha koruyucu bir kal-kan yoktur. (Kıyamette) dönüşün nasıl olacağını (nasıl hesaba çekileceğini) bilen kimse asla hı-yanet etmez. Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki hile düzenini (vefa-sızlığı) uyanıklık sayıyorlar, cahil-ler onları (vefasızları) uyanık ad-dediyorlar."

22276. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yücelik sahibi olmak bir fazilettir, vefa ise şerafettir."
22277. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "En üstün emanet, ahdine bağlı kalmaktır."
22278. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "En üstün sadakat, ahitlerine vefa göstermektir."
22279. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "En iyi sadakat ahde vefadır."

22280. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dinin kökü, emanete riayet etmek ve ahitlerine bağlı kalmaktır."
22281. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Güzel vefa göster-mekle iyiler tanınır."
22282. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ahdine vefa gösteren kimse, yüceliğini göstermiş olur."
22283. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim sözünde du-rursa, (dostluk için) seçilmeye layıktır."
22284. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Verdiği sözde dur-mak, yüceliğin nişanesinden-dir."
22285. İmam Seccad (a.s), kendisi-ne, "dinin şeriatlerinin özeti nedir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Hak söz söylemek, adil bir hü-küm ve ahde vefa göstermek-tir."

22286. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hiç kimse şu üç şey hususunda mazur değildir: "Emaneti iyi veya kötü olsun herkese geri çevirmek, iyi ve kö-tüye verilen ahde vefa göstermek, anne babaya iyi olsun veya kötü olsun iyi davranmak."
22287. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Biriyle sözleştiğin zaman vefalı ol."

22288. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İslam'ın yüceliklerin-den biri de ahde vefa göstermek-tir."
22289. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İmanın nişanelerin-den biri de ahde vefa göstermek-tir."
22290. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ahdine vefa göster-meyen kimsenin sevgisine itina etme."
22291. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ım söz verip vefa görmediğin ahitlerim için beni bağışla."

4150. Bölüm
İnsanların En Vefasızı

22292. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların en vefasızı hükümdarlardır."
22293. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şu beş şey benim de-diğim gibidir: Cimri bir kimsenin rahatlığı, haset eden kimsenin lezzeti, padişahın vefası, yalancının mürüvveti ve beyinsiz kimsenin efendiliği olmaz."
22294. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hıyanet eden kimse-nin vefası olmaz."
22295. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bezip usanmış kim-senin vefası olmaz."

554. Ko-nu

el-Vekar
Vakar-Ağırbaş-lılık

Bihar, 71/337, 82. Bölüm; es-Sekine ve'l-Vekar ve Gazz'is-Sevt
Kenz'ul-Ummal, 3/252, es-Sekinet-i ve'l-Vekar
4151. Bölüm
Vakar

Kur'an :
"Rahman kulları yeryü-zünde mütevazi yürürler. Bil-gisizler kendilerine takıldıkla-rı zaman onlara güzel ve yu-muşak söz söylerler."
"Yürüyüşünde tabi ol; se-sini kış. Seslerin en çirkini şüphesiz merkeplerin sesi-dir."
22296. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Vakar ve metanetten ayrılmayın."
22297. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İyilik elbise ve şekil güzelliği ile değildir; iyilik süku-net ve vakar iledir."

22298. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Vakar aklın süsü-dür."
22299. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sükunet aklın göster-gesi, vakar ise şerafetin delili-dir."
22300. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Senin ahlakın vakar olmalıdır. Zira herkimin kabalığı fazla olursa aşağılık sayılır."

22301. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Erkeğin güzelliği va-kardır."
22302. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Vakara riayet (insanı) hafifliğin aşağılığından güvende kılar."
22303. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hilmin vakarı ilmin süsüdür."
22304. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yaşlılığın vakarı, ay-dınlık ve süstür."

22305. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın vakarı onu süsler, kabalığı ve hafifliği ise onu ayıplı kılar."
22306. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Topluluk arasında vakarlı ol, halvette ise Allah'ı zikredici ol."
22307. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Zorluklarda sabırlı ol ve sürçmelerde vakarlı ol."

22308. İmam Sadık (a.s), kendisi-ne, "İnsanın hasletlerinin en güzeli hangisidir?" diye sorulunca şöyle bu-yurmuştur: "Heybetsiz vakar, kar-şılık beklemeden yapılan bağış ve dünya metasından başkasıyla meşgul olmak."
22309. İmam Ali (a.s), zekat me-muru olarak tayin ettiği birine şöyle buyurmuştur: "Sonra vakar ve me-tanetle onlara doğru hareket et, yanlarına varınca da selam ver ve selam vermekte kusur etme."
bak. 283. Konu, Eş-Şeyb,

4152. Bölüm
Mümin Vakarlıdır

Kur'an :
"İman edenlerin, imanla-rını kat kat artırmaları için, kalplerine huzur indiren o'dur. Göklerdeki ve yerdeki ordular Allah'ındır. Allah bi-lendir, hikmet sahibi olan-dır."
22310. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Erkeğin en güzel sü-sü imanla birlikte olan metaneti-dir."
22311. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mümin sarsıcı olay-larda vakarlı, istenmeyen olay-larda sebatlı ve belalar anında sabırlı olur."

22312. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mümin sekiz haslete sahip olmalıdır: Sarsıcı olaylar karşısında vakarlı, zorluklarda sabırlı, hoşluk zamanlarında şük-redici, Allah'ın kendisine verdiği rızıklara kanaatkar olmalıdır. Düşmana zulmetmemeli, dostla-rına kasıtlı davranmamalı, bedeni ondan sıkıntı ve zahmette, in-sanlar ondan rahatlıkta olmalı-dır."
22313. İmam Ali (a.s), takva sa-hiplerinin sıfatı hakkında şöyle bu-yurmuştur: "Zor işlerde vakarlıdır, tatsız işlerde sabırlıdırlar, Rahatlıkta ise şükredenlerdendir."
bak. el-İzzet, 2707. Bölüm

4153. Bölüm
Vakara Sebep Olan Şey

22314. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Vakarın sebebi, hi-limdir."
22315. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Vakar hilime yardım eder."
22316. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Suskunlukla vakar çoğalır."
22317. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim vakarlı olursa saygın olur."

22318. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İlmin nihayeti süku-net ve hilimdir."
22319. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Vakar için sadece heybetten yardım alınır"
22320. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Vakar sebebiyle hey-bet çoğalır."