Mizan'ul Hikmet-14.Cilt
 


KONULARIN DIĞER DEVAMI


22067. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyorum ki, kim ekinini, sürekli her tarafı saran zararlı otlardan temizle-mezse, zararlı otlar o ekini yok eder. Kim de dünya sevgisini kalbinden çıkarmazsa bu sevgi onu öyle sarar ki artık ahiret muhabbetinin tadını alamaz. Ey dünya kulları! Yazıklar olsun size Rabbinizin camilerini bedenleri-nize zindan edinin (sürekli cami-lerde bulunun), kalplerinizi takva evleri yapın ve onları şehvetlere mesken kılmayın."
22068. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyorum ki belaya daha çok tahammülsüz olanınız, dünyayı daha çok seve-ninizdir. Belaya karşı daha çok sabırlı olanınız da dünyada daha zahid olanınızdır."

22069. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Ey kötü alimler! Yazık-lar olsun size, siz Allah'ın dirilt-tiği ölüler değil miydiniz? Sizi dirilttiğinde tekrar öldünüz. Yazıklar olsun size, siz Allah'ın ilim öğrettiği cahiller değil miydiniz? Size ilim öğrettiğinde onu unuttunuz. Yazıklar olsun size, siz Allah'ın fakih kıldığı bilgisizler değil miydiniz? Sizi fakih kıldığında cahil oldunuz. Yazıklar olsun size, siz Allah'ın hidayet ettiği sapıklar değil miydiniz? Sizi hidayet ettiğinde tekrar sapıklığa düştünüz. Yazıklar olsun size siz Allah'ın görme kudreti verdiği körler değil miydiniz?

Size görme kudreti verdiğinde tekrar kör oldunuz. Yazıklar olsun size! Siz Allah'ın konuşma gücü verdiği dilsizler değil miydiniz? Size konuşma gücü verdiğinde tekrar dilsiz oldunuz. Yazıklar olsun size siz Allah'tan zafer dilemiyor muydunuz? Size zafer nasip ettiğinde tekrar geriye döndünüz. Yazıklar olsun size, siz Allah'ın aziz kıldığı zeliller değil miydiniz? Aziz olduğunuz-da, tecavüz ve isyan ettiniz. Ya-zıklar olsun size, siz Allah'ın yardım ettiği ve düşmanların saldırısından korkan yeryüzün-deki mustazaflar değil miydiniz? Size yardım ettiğinde kibirlendi-niz, zulüm ve isyan ettiniz.

Öy-leyse kıyamet gününün zilletin-den dolayı size yazıklar olsun. O gün sizi nasıl da hakir edecektir. Ey kötü alimler! Yazıklar olsun size, siz mülhitlerin amelini yapı-yor, varislerin (cennet ehlinin) arzularını arzuluyor ve ateşe atılmayacağına dair güvencesi olan kimse gibi huzur buluyor-sunuz.

Halbuki Allah'ın işi, sizin dilediğinize uygun değildir. Sizler ölüm için türüyor, harap olmak için yapıyor, bayındır kılıyor ve varisler için de toplayıp hazırlıyorsunuz."
22070. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyorum ki Musa (a.s) size, "Allah'a yalan yere yemin etmeyin" diye emre-diyordu. Ben de "Allah'a ne ya-lan ve ne de doğru olarak yemin etmeyin fakat hayır veya evet deyin" diyorum."
22071. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyorum ki dışı sağlam, içi bozuk olan beden neye yarar ki? Kalpleriniz bozuk olduğu halde bedenleriniz ne kadar hoşunuza gitse de hiç bir faydası olmaz. Kalpleriniz kirli olduğu halde bedenlerinizi temizlemeniz ne yarar sağlar ki?"

22072. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyorum ki, yumuşak unu geçiren ve ke-peği tutan elek gibi olmayın, böylece siz, hikmeti ağzınızdan çıkarıyorsunuz, ama kin kalbi-nizde baki kalıyor."
22073. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyorum ki, ilk önce şerri terkedin. Daha sonra fayda vermesi için hayrı talep edin. Hayırla şerri bir araya topladığınızda, hayrın size bir yararı olmaz."

22074. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyorum ki, nehire dalanın elbisesi ne ka-dar çaba gösterirse göstersin mutlaka ıslanır. Böylece dünyayı seven kimse de günahlardan kurtulamaz."
22075. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyorum ki ne mutlu gece uyumayıp iba-detle meşgul olanlara; onlar ebe-di bir nura sahip olan kimseler-dir. Çünkü onlar gecenin karan-lıklarında ibadetgahda ibadet için ayağa kalkıyorlar ve Rablerine yarının (kıyamet gününün) zor-luğundan kendilerini kurtarması için yalvarıp yakarıyorlar."

22076. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyorum ki, dünya bir tarla olarak yaratıl-mıştır, kullar orada tatlı, acı, şer ve hayır ekerler. İyi ekenin hesap günü yararlı bir neticesi olur, şer ekenin de biçme günü zorluk ve meşakkati olur."

22077. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyorum ki hekim, cahil ile, cahil de heva ve hevesiyle denenir. Ağzınızdan caiz olmayan çirkin sözlerin çıkmaması için onu mühürleme-nizi tavsiye ediyorum."
22078. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyorum ki, sevmediğiniz şeylere sabret-medikçe umduğunuza ulaşamaz-sınız, hoşlanmadığınız şeyleri terketmedikçe de dilediğiniz şey-lere erişemezsiniz."

22079. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyorum ki, ey dünya kulları! Dünya istek-lerini azaltmayan, rağbetini on-dan kesmeyen kimse ahireti nasıl idrak edebilir?"
22080. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyorum ki, ey dünya kulları! Sizler ne dünyayı seviyorsunuz ve ne de ahireti. Eğer dünyayı sevseydiniz ona ulaşmaya vesile olan işe de-ğer verirdiniz ve ahireti sevsey-diniz onu ümit eden kimselerin amelini yapardınız."

22081. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyorum ki, ey dünya kulları! Sizlerden bazıları arkadaşından zan üzeri-ne nefret ediyor, fakat kendi nefsinden yakin üzerine nefret etmiyor. Hak olarak söylüyorum ki, sizlerden bazıları, bazı ayıpları söylendiğinde kızıyor, oysa onlar bir gerçektir. Ama kendisinde olmayan bir şeyle medhedildiğinde ise seviniyor."

22082. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olrak söylüyorum ki, şeytanların ruhları, kalpleri-nizde yaşadıkları gibi hiç bir yer-de uzun süre yaşamamamışlardır. Allah dünyayı ahiret için ça-lışmanızdan dolayı size vermiş-tir. Sizi ahiretten alıkoyması için değil. Allah dünyayı ibadetinize yardımcı olması için size yapıp açmıştır. Günah işlemenize yar-dımcı olması için değil. Dünyada kendisine itaat etmeyi size em-retmiştir, isyan etmeyi değil. Onu size helale ulaşma vesilesi kılmıştır, harama değil. Onu bir-birinizle ilişki kurmanız için yaymıştır. İlişkiyi kesmeniz için değil."


22083. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyorum ki, sevaba ulaşmayı herkes arzu eder, ama yalnız amel eden kimse ona ulaşır."
22084. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyorum ki, ağacın, güzel meyvesi olma-dıkça kamil olmayacağı gibi din de günahlardan kaçınmadıkça kemale erişmez."
22085. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyorum ki ziraat, ancak toprak ve suyla hasıl olur; iman da ancak ilim ve amelle doğrulur."

22086. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyorum ki, su ateşi söndürdüğü gibi hi-lim de gazabı söndürür."
22087. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyorum ki suyla ateş bir kapta toplanma-dığı gibi fıkıh ve körlük de bir kalpte toplanmaz."
22088. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyorum ki bulutsuz yağmur yağmaz, te-miz bir kalp olmadıkça da Al-lah'ın rızası olan bir iş yapıl-maz."

22089. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak sölüyorum ki her şey aydınlığını güneşten aldığı gibi, kalp de hikmetle nur kazanır. Takva da her hikmetin başıdır. Hak her hayrın kapısıdır. Allah'ın rahmeti de her hakkın kapısıdır, bu kapıların anahtarı da dua, yalvarıp yakarmak ve amel etmektir. Anahtar olmaksı-zın kapı nasıl açılabilir?"
22090. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyorum ki, hekim bir adam sevmediği bir ağacı ekmez ve sevmediği bir ata binmez. Mümin bir alim de Rabbinin sevmediği bir iş yap-maz."

22091. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyom ki saykal kılıcı düzeltip cilaladığı gibi hikmet de kalbi cilalar, ay-dınlatır. Hikmet hekimin kalbin-de, ölü topraktaki su gibidir. Su-yun ölü toprağı diriltmesi gibi hikmet de kalbi diriltir. Hikmet hekimin kalbinde, karanlıktaki bir ışığa benzer ki hekim onun ışığıyla halk arasında yürür."
22092. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur:

"Hak olarak söylüyo-rum ki dağların tepesinden taş taşımak, sözünü anlamayan kim-seyle konuşmaktan daha iyidir. (Böyle bir adam) taşı, yumuşa-ması için suya koyan veya ölüler için yemek yapan kimseye ben-zer. Ne mutlu gereksiz sözleri-nin önünü, Rabbinin gazabına sebep olacağı korkusuyla alan, anlayacağı sözden başka bir şey söylemeyen ve ameli kendisine belirlenmeyinceye kadar da hiç kimsenin sözüne gıpta etmeyen kişiye. Ne mutlu bilmediğini alimlerden öğrenen ve öğrendi-ğini de cahillere öğreten kimseye. Ne mutlu alimlere ilimlerinden dolayı saygı gösteren, onlarla tartışmayan, cahilleri cehalet-lerinden dolayı küçük gören, fa-kat onları kendisinden kovma-yan, onları kendi yanına çağıran ve bilmedikleri şeyleri onlara öğ-reten kimseye."

22093. İsa Mesih (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak olarak söylüyorum ki ey Havariler! Bugün siz, halk arasında ölülerin arasındaki diri-ler gibisiniz; öyleyse (bu) dirile-rin ölümüyle ölmeyin." Yine Hz. İsa (a.s) Allah-u Tebarek ve Tea-la'nın şöyle buyurduğunu söyle-miştir: "Mümin kulum, dünyayı kendisinden aldığımda mahzun oluyor. Halbuki bu durumda bana her zamankinden daha se-vimli ve daha yakındır. Dünyada, ona bolluk ve genişlik verdiğim-de ise seviniyor; halbuki bu du-rumda benim indimde her za-mankinden daha kötüdür. Ve bu durumda benden daha uzaktır."
bak. el-Bihar, 14/283, 21. Bö-lüm

4124. Bölüm
Peygamber'in (s.a.a) Öğütleri

Kur'an :
"De ki: "Size tek bir öğü-düm vardır: Allah için ikişer ikişer ve tek tek kalkınız, son-ra düşününüz, göreceksiniz ki arkadaşınızda bir delilik yoktur. O yalnız çetin bir azabın öncesinde sizi uyar-maktadır."

22094. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ne olmuş ki dünya sevgisinin insanlardan çoğuna üstün geldiğini ve adeta ölümün dünyada başkaları için yazıldığını görür gibiyim... Acaba kalanlar gidenlerden öğüt almıyorlar mı? Onlar cahillik ettiler ve Allah'ın kitabındaki bütün öğütleri unut-tular ve her kötü akıbetin kötü-lüğünde (sanki) güvende oldu-lar."
22095. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Dünyada bir garip veya yolcuymuşsun gibi ol,

ken-dini ölülerden say, sabaha başla-yınca kendine geceyi vaad etme ve geceye çatınca kendine sabahı vaad etme. Sağlık zamanından hastalık zamanların için (nasip), gençliğinden yaşlılığın için ve hayatından ölümün için (nasip) al. Zira yarın adının ne olacağını bilemezsin."

22096. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ey insanlar! Adeta ölüm bu dünyada bizden başka-ları için yazılmış ve adeta dünya-da hak, bizlerden başkaları için farz kılınmıştır. Adeta teşyii olan ölüler bir an önce, bize doğru geri dönecek misafirler gibidir-ler. Onların evleri mezarlarıdır ve miraslarını adeta onlardan sonra ebediymişiz gibi yiyoruz. Her şiddetli beladan kendimizi güvende zannediyoruz, her öğü-dü unutur olduk,

aybı halkın ayıbını araştırmaktan kendisini alıkoyan, günah yolunda olmayan helal bir yolda elde ettiği malı harcayan, yetim ve fakirlere acıyan, anlayışlı ve akıllı kimse-lerle kaynaşan, sünnete uyan, sünneti bidate çekmeyen, malının fazlasını infak eden, dilini çok konuşmaktan koruyan kimseye ne mutlu! İçi iyi ve tabiatı temiz olan kimseye ne mutlu!"
22097. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İbretlerle uyanın, yol-culuk için hazırlanın, az ile ka-naat edinin ve harekete hazır bu-lunun."
bak. el-Vesiyyet (1), 4079. Bölüm el-Bihar, 77/195-44

4125. Bölüm
İmam Ali'nin (a.s) Öğütleri

22098. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey insanlar! Biliniz ki sizler, kılavuzun öne sürdüğü, kervancıbaşının dünyanın viran olduğunu seslendiği ve münadi-nin ölüme çağırdığı bir kervansı-nız. O halde dünyanın sizi al-datmasından ve şeytanın sizleri Allah hakkında kandırmasından sakının."

22099. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Başına feryat edilen, uyanan ve sakınan kimseler gibi olunuz. Zira ki sizinle cennet ve cehennem arasında sadece ölüm vardır. Her lahzanın azalttığı ve her saatin yok ettiği ömrün kısa olması gerekir. Gece ve gündü-zün sürdüğü yolculuğa gitmiş gaip kimsenin bir an önce dön-mesi gerekir."

22100. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her ne kadar uzun da olsa ömrün müddeti yine de kısadır. Giden, kalan kimse için ibrettir. Ölü diri kimse için öğüt vesilesidir. Giden dün artık geri dönmez. İnsan ise hiç bir yarına itminan edemez. Evveli ortanca-sının yol bileni, ortancası ise so-nuncunun önderidir ve hepsi birbirlerinden ayrılacaklardır."

22101. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her ne kadar uzun da olsa ömür müddeti yine de kısadır. Giden şey kalan şey için ibrettir, ölü diri için ibret vesilesidir. Dün artık geri dönmez, hiç bir yarına da itminan edemezsin. Herkes bir diğerinden ayrılır ve ona katılır. O halde Allah'a salim ve temiz bir kalp götüren kimse dışında ne bir servetin ve ne evlatların fayda vermediği bir güne hazırlanınız."

22102. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Acaba sizden daha uzun yaşayan, daha kalıcı etkileri olan, daha kalabalık orduları ve daha çok gücü bulunan kimsele-rin evlerinde değil misiniz? On-lar dünyaya taptılar, hem de nasıl taptılar, dünyayı tercih ettiler, hem de nasıl tercih ettiler, ama sonunda horluk içinda ondan göç ettiler."

22103. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ordular toplayan, ka-leler inşa eden ve tahtalarda otu-ranlar nerede? Evler yapan, sa-raylar yükselten, binlercesini se-ferber kılanlar nerede? Dünya günleri onları elden ele gezdir-miş, yıllar onları yutmuştur. O halde ölülere dönüşmüşler, me-zarlarında parça parça olmuşlar-dır.

Geride bıraktıkları şeylerden ümitlerini kesmişler, önceden gönderdikleri şeylerden haberdar olmuşlardır. Böylece gerçek mevlaları olan Allah'a geri dön-dürülmüşlerdir. Biliniz ki hüküm Allah'a aitttir ve o hesabı en ça-buk görendir."

22104. İmam Ali (a.s), çoğu zaman minbere çıkıyor ve hutbeden önce şöyle buyuruyordu: "Ey insanlar! Al-lah'tan korkunuz. Zira hiç bir insan boş yere yaratılmamıştır ki neticede ömrünü boş şeylerde geçirsin ve kendi haline bırakıl-mamıştır ki istediği her faydasız işi yapsın. Bu dünya kendisini insanın gözünde süslemiştir. Bu dünya insanın kötümserlikle çir-kin gördüğü ahiretin yerini tu-tamaz. Dünyaya aldanan kimse her ne kadar bu dünyada en üs-tün galibiyete de erişse, ahiretten en az nasibi olan kimse gibi de-ğildir."

22105. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Adeta ölülerin gitme-sinden işittiğimiz çok yakında bizlere dönecek olan misafirler-dir. Onları mezarlarına koyuyur ve adeta ebediymişiz gibi miras-larını yiyoruz. Öğüt veren herke-si unuttuk. Oysa herşeyi söküp atan belanın hedefleri halinde-yiz."

22106. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "O halde ey duyan kimse! Kendi sarhoşluğundan ayıl, gaflet uykundan uyan, hızını azalt. Allah Tebareke ve Teala tarafından gelen, kesin olan, kendisinden kaçmanın mümkün olmadığı şey hakkında düşün. Ardından kendini övmeleri terk et, kibir ve gururu bırak, zihnini hazırlıklı kıl, mezarını ve varaca-ğın yeri hatırla. Zira geçeceğin yer mezardır ve akıbetin orasıdır. O halde sana öğüt verilen şeyler hakkında düşünmek sana fayda verir. Kulağına söylenen ve sana vaad edilen şeyi hatırla."

22107. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın kulları! Allah için, Allah için kendi nezdinizde en aziz ve en sevimli şey husu-sunda dikkatli olun. Şüphesiz Allah, size hak yolu göstermiş ve O'nun yolları sizin için aydın-lanmıştır: Kötü bir akibet veya ebedi bir saadet!"

22108. İmam Ali (a.s) kendisine öğüt vermesini isteyen birisine şöyle buyurmuştur: "Amelsiz ahiretten ümidi olan ve uzun arzularla tövbeyi geciktiren kimseden ol-ma; o kimse, dünya hakkında za-hitler gibi konuşur; fakat dünyayı isteyenlerin yaptığını yapar; on-dan ne kadar verilse doymaz, men edildiğinde kanaat etmez."

22109. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kurtlara terk edilen ve onlara doğru götürülen kimse! Duyduğun ve gördüğün şey-lerden ibret al, gözüne uyku lez-zetinden uzak durmasını, göz yaşı dökmesini söyle. Senin me-zar evin, korkuların ve çürümüş-lüklerin evidir. Senin akıbetin ölümdür. Ey hayasız! değişiklik-lere uğrayan habersiz kimse! Öğüt verenlerin ve marifet öğre-tenlerin sözünü dinle."

22110. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ben sizin kulağınıza öğüt veriyorum, sizler ise ondan yüz çeviriyorsunuz. Sizlere yet-kin öğütler veriyorum, sizler on-dan kaçıyorsunuz. Aslandan ka-çan ürkek merkeblere benziyor-sunuz."
22111. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ı göz önünde bulundurun, ey Allah'ın kulları! Kalemler kurumadan, ömür tü-kenmeden, günahlar yerleşmeden ve hasrete davetten önce Allah'ı düşünün."
bak. es-Suk, 1936. Bölüm, el-Vesiyyet (1), 4080. Bölüm, el-Bihar, 77/376, 15. Bölüm

4126. Bölüm
İmam Hasan'ın Öğüt-leri

22112. İmam Hasan (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey insanlar! Her kim Allah için halis olur ve O'nun sözünü kılavuz edinirse, daha doğru olan yola hidayet edilir. Allah ilerleme hususunda ona başarı verir, iyi işlerde ona yar-dımcı olur. Zira Allah'ın komşu-su (veya Allah'a sığınan kimse) güvendedir ve korunmuştur."

22113. İmam Hasan (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Biliniz ki, Allah sizi boşuna yaratmadı. Sizi kendi ba-şınıza bırakacak da değildir. Ecellerinizi yazdı, rızıklarınızı aranızda paylaştırdı ki, her akıl sahibi mevkisini tanısın ve bilsin ki, ancak mukadder olan şeyler kendisine ulaşır ve ondan çevri-len hiçbir şey ona ulaşmaz"
bak. el-Bihar, 101/77, 19. Bö-lüm

4127. Bölüm
İmam Hüseyin'in (a.s) Öğütleri

22114. İmam Hüseyin (a.s) Kerbe-la'ya doğru giderken şöyle buyurmuş-tur: "Doğrusu bu dünya değişip tanınmaz olmuş ve iyilikleri sırt çevirmiş; ondan geriye kabın di-bindeki azıcık kalıntı sudan ve havası ağır olan otlaktaki gibi al-çak yaşantıdan başka bir şey kalmamıştır. Hakka amel edil-mediğini ve batıldan da kaçınıl-madığını görmüyor musunuz? Böyle bir durumda mü'minin ölümü arzulaması haktır. Ben ölümü saadet, zalimlerle yaşa-mayı ise alçaklık biliyorum."

22115. İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizlere Allah'tan korkmayı tavsiye ediyorum ve sizleri Allah'ın günlerinden sa-kındırıyorum. Sizlere Allah'ın bayraklarını ve nişanelerini kaldı-rıyorum. Adeta korkunç olan şey korkunç bir girişle bilinmeyen bir inişle ve acı bir tatla gelmiş-tir."

22116. İmam Hüseyin (a.s), kendi-sine, "Ben isyankar bir kimseyim, günahlar karşısında sabredemiyorum. O halde bana öğüt ver" diyen birisine şöyle buyurmuştur: "Beş işi yap, ondan sonra istediğin günahı iş-le: Evvela Allah'ın rızkını yeme ve istediğin günahı yap, ikinci olarak Allah'ın hakimiyetinden dışarı çık ve istediğin günahı işle, üçüncü olarak Allah'ın seni görmediği bir yere git ve istedi-ğin günahı yap, dördüncüsü ise ölüm meleği senin canını almak için geldiğinde onu kendinden uzak kıl ve istediğin günahı işle. Beşinci olarak da cehennemin maliki seni ateşe götürdüğünde, ateşe girme ve istediğin günahı yap."
bak. el-Bihar, 116/77, 20. Bö-lüm

4128. Bölüm
İmam Zeyn'ül-Abidin'in (a.s) Öğütleri

22117. İmam Zeyn'ül-Abidin (a.s), her Cuma Resulullah'ın (s.a.a) mes-cidinde şu cümlelerle insanlara öğüt veriyor, dünyadan yüz çevirmeye ve ahirete rağbet etmeye çağırarak şöyle buyuruyordu: "Ey insanlar! Al-lah'tan korkunuz ve biliniz ki siz Allah'a geri döneceksiniz. Her-kes bu dünyada yaptığı her işi orada görecektir."

22118. İmam Zeyn'ül-Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Ademoğlu! Eyvahlar olsun sana! Bil ki kar-nın dolu oluşu (ahirete) meyil ve rağbetin gevşekliği, tokluğun mestliği ve kudretin azameti in-sanı amelden alıkoyan ve yavaş-latan sebeplerdendir. Allah'ı zik-retmeyi insanı unutturur, ecelin yakın oluşundan gafil kılar. Öyle ki dünya sevgisine yakalanan kimse adeta şarap sarhoşluğun-dan deli gibi olur."

22119. İmam Zeyn'ül-Abidin (a.s), Muhammed b. Müslim Zuheri'ye yazdığı mektubunda şöyle buyurmuş-tur: "Yarın kıyamet günü Al-lah'ın huzurunda durduğunda nasıl birisi olacağına bak. Sana nimetlerine nasıl riayet ettiğini, üzerindeki hüccetlere ne yaptığı-nı sorduğu zaman Allah'ın senin bir özrünü kabul edeceğini ve kusurlarına rızayet göstereceğini zannetme. Heyhat! Heyhat! Böyle değildir."

22120. İmam Zeyn'ül-Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah, bizi ve sizi zalimlerin hilesinden, kıs-kançların zulmünden ve zorbala-rın zorbalığından korusun. Ey mü'minler! Dünyaya ve onun ya-rın çürüyüp yok olacak mal ve solup gidecek otlarına meyleden tağutlar ve onların yandaşları, sakın sizleri aldatmasınlar."
22121. İmam Zeyn'ül-Abidin (a.s), "Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğrulardan olun" ayetini her okuduğu zaman şöyle bu-yurmuştur: "Ey Allah'ım! Beni bu davetinin en üstün mertebele-rinde karar kıl, irade gücüme yardım et ve bana başarı ver ki nefsimi güzel bir hesaba çekeyim ve beni nefsimden kurtar ki se-nin korkundan ve haşyetinden dünyevi hatıralar kalbimden dı-şarı çıksın."
bak. el-Bihar, 128/78, 21. Bö-lüm

4129. Bölüm
İmam Bakır'ın (a.s) Öğütleri

22122. İmam Bakır (a.s) huzurun-da bulunan bir grup Şii'ye öğüt vermiş ve sakındırmışken onlar önemsemeyip kendileriyle meşgul olunca öfkelenmiş, bir müddet başını önüne eğmiş ve daha sonra başını onlara doğru kaldırarak şöyle buyurmuştur: "Eğer sözlerimin az bir kısmı bile, sizlerden birinin kalbine otursaydı, hemen ölüverirdi.

Ey cansız bedenler! Ey kandilsiz sinekler! Sanki siz, duvara dayatılmış kuru odun ve yontulmuş cilalı putlarsınız... Ey güzel yüz sahipleri! Ey su kenarına çökmüş susamış de-veler! Niçin vücutlarınızı bayın-dır, kalplerinizi helak olmuş gö-rüyorum."
22123. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey insanlar! Siz bu dünyada ölüm oklarının hedefi-siniz. Sizden hiç kimse ömrün-den bir gün geçmedikçe ömrü-nün yeni bir gününü karşılaya-maz."
bak. el-Vesiyyet (1), 4083. Bö-lüm, el-Bihar, 162/78, 22. Bölüm

4130. Bölüm
İmam Sadık'ın (a.s) Öğütleri

22124. İmam Sadık (a.s), kendi-sinden öğüt dileyen birine şöyle bu-yurmuştur: "Eğer Allah Tebareke ve Teala rızık vermeyi üstlen-mişse o halde, rızkın için üzül-menin sebebi nedir ve eğer rızık bölüştürülmüşse, o halde tamah-lanmanın anlamı nedir? Eğer he-sap doğruysa o halde (mal ve servet) biriktirmek nedendir?"

22125. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Benden bir söz işitin ki o sizin için kül renkli, el ve ayakları siyah çizgili atlardan da-ha hayırlıdır: Sizden hiç kimse boş ve ilgisiz sözler söylemesin, faydalı sözlerin çoğunu söyle-mekten de sakınsın."
22126. İmam Sadık (a.s), kendi-sinden öğüt dileyen Cabir'e şöyle bu-yurmuştur: "Ey Cabir! Dünyayı uyku aleminde elde ettiğin ve uyanınca yanında ondan bir şey görmediğin bir mal olarak dü-şün. Acaba dünyada nasibin, giydiğin ve eskittiğin elbiseden veya (yediğin ve sonra da) neye dönüştüğünü bildiğin yiyecekten başka bir şey midir? O halde ilk-leri sonlarından alınmış olan (ve giden) ve sonra aralarında göç sesi yükseltilen, lakin (buna rağ-men) habersizce oyunla oynaşan topluluğa hayret doğrusu."
bak. el-Vesiyyet, 4084. Bölüm, el-Bihar, 190/78, 23. Bölüm, s. 279, 24. Bölüm

4131. Bölüm
İmam Kazım'ın (a.s) Öğütleri

22127. İmam Kazım (a.s), Hişam b. Hakem'e şöyle buyurmuştur: "Ey Hişam! Allah Tebarek ve Teala akıllı ve anlayışlı kullarına, kendi kitabında müjde vermiş ve şöyle buyurmuştur: "Dinleyip de, en güzel söze uyan kullarımı müjdele. İşte Allah'ın doğru yola eriştirdiği onlardır. İşte onlar akıl sahipleridir."

22128. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Allah Te-bareke ve Teala akıllar vesilesiyle, hüccetini insanlara tamamlamış, Peygamberlere beyan vesilesiyle yardım etmiş, delillerle onlara rububiyetini göstermiş ve şöyle buyurmuştur: "İlahınız bir tek ilâhtır. O, Rahman ve Rahim'den başka ilah yoktur. Göklerin ve yerin yaratılma-sında, gece ile gündüzün bir-biri ardınca gelmesinde, in-sanlara yararlı şeylerle deniz-de süzülen gemilerde, Allah'ın gökten indirip yeri ölümünden sonra dirilttiği suda, her türlü canlıyı orada yaymasında, rüzgarları ve yer-le gök arasında emre amade duran bulutları döndürme-sinde akleden topluluklar için deliller vardır."

22129. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Allah on-ları kendini tanımak için delil kılmıştır ki bütün bu şeylerin bir müdebbiri olduğunu anlasınlar ve hakeza şöyle buyurmuştur: "Geceyi gündüzü, güneşi ve ayı sizin istifadenize vermiş-tir. Yıldızlar da O'nun buyru-ğuna boyun eğmiştir. Bunlar-da, akıl eden topluluklar için dersler vardır." Hakeza şöyle buyurmuştur: "Sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra kan pıhtısından yaratan; sonra er-ginlik çağına ulaşmanız, son-ra da yaşlanmanız için sizi bebek olarak dünyaya çıkaran O'dur.

Kiminiz daha önce öl-dürülür, kiminiz de, belirtil-miş bir süreye ulaşırsınız. Belki artık düşünürsünüz." Ve hakeza şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz gece ve gündüzün birbiri ardınca gelişinde, Al-lah'ın gökten indirdiği rızıkta bu vesileyle ölü yeryüzüne hayat verişinde, rüzgarların bir yerden bir yere götürülü-şünde (gökle yer arasında du-ran bulutlarda) şüphesiz ki düşünen kimseler için apaçık nişaneler vardır." Ve Hakeza şöyle buyurmuştur:

"Allah'ın, yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiğini bilin; size, akıl edesiniz diye açık açık deliller anlattık."ve hakeza şöyle buyurmuştur: "Yeryüzünde, hepsi de aynı su ile sulanan, birbirine komşu toprak parçaları, tek ve çok köklü üzüm bağları, ekinler, hurma ağaçları vardır. Fakat onları şekil ve lezzetçe birbirinden farklı kılmışızdır. Düşünen kimseler için bun-da ibretler vardır."Hakeza şöyle buyurmuştur: "Korku ve ümide düşürmek için size şimşeği gösteren, yağmurla yüklü bulutları meydana getiren O'dur."ve hakeza şöyle buyurmuştur: "De ki:

"Gelin size Rabbinizin haram kıldığı şeyleri söyleyeyim: O'na hiç bir şeyi ortak koşmayın, anaya babaya iyilik yapın, yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin si-zin ve onların rızkını veren biziz, gizli ve açık kötülüklere yaklaşmayın, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıy-mayın."Allah bunları size dü-şünesiniz diye buyurmakta-dır."Hakeza şöyle buyurmuştur: "Emrinizde bulunan köleleri-nizin de eşit surette hak sahi-bi olmalarına razı olur ve bir-birinizi saydığınız gibi bu or-taklarınızı sayar mısınız? Dü-şünen topluluğa ayetleri böy-lece uzun uzadıya açıklarız."

22130. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Allah da-ha sonra akıl sahiplerine öğüt vermiş, onları ahirete rağbet et-tirmiş ve şöyle buyurmuştur: "Dünya hayatı bir oyun ve eğ-lenceden başka bir şey değil-dir. Takva sahibi olanlar için ahiret yurdu muhakkak ki daha hayırlıdır. Hala akıl er-diremiyor musunuz?"

22131. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Allah ce-zalarını düşünmeyen kimseleri korkutmuş ve şöyle buyurmuş-tur: "Sonra diğerlerini yok etmiştik. Sabah akşam, onla-rın yerleri üzerinden geçersi-niz. Akıl etmez misiniz?" Ha-keza şöyle buyurmuştur: "Bu kasaba halkına yaptıkları yol-suzluklardan ötürü gökten, elbette bir azâb indireceğiz" dediler. Ve şüphesiz düşünen bir topluluğa nişane olsun di-ye o kasabadan açık bir nişa-ne bıraktık."

22132. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Akıl, ilim ile birliktedir. Allah şöyle bu-yurmuştur: "Biz bu misalleri insanlara veriyoruz, onları ancak alimler anlayabilir."Ey Hişam! Allah daha sonra aklını kullanmayanları kınamış ve şöyle buyurmuştur: "Hani onlara: "Allah'ın indirdiğine uyun" denilince, "hayır, atalarımızı yapar bulduğumuz şeye uya-rız" derler; ataları bir şey akıl edemeyen ve hidayeti bula-mayan kimseler olsalar da mı (onlara uyacaklar)?" ve hakeza şöyle buyurmuştur: "Küfreden-lerin (hidayete davet edilme hususundaki) misali,

bağırıp çağırmadan başkasını işitme-yene (hayvanlara tehlikeyi haber vermek için) seslenen kimsenin (çobanın) misalidir. (Bu sesin kendilerine bir teh-likeyi haber verdiğini anla-mazlar.) Sağırdırlar, dilsizdir-ler, kördürler; bu yüzden onlar akıl edemezler."ve hakeza şöyle buyurmuştur: "Aralarında sana kulak veren vardır.

Sen, sağırlara, üstelik akılları da almazsa, işittirebilir misin?" ve hakeza şöyle buyurmuştur: "Yoksa çoklarının söz dinle-diklerini veya akıl ettiklerini mi sanırsın? Onlar şüphesiz davarlar gibidir, belki daha da sapık yolludurlar."ve hakeza şöyle buyurmuştur: "Onlar sizinle toplu olarak, ancak surla çevrilmiş kasabalar içinde veya duvarlar arkasından savaşı kabul edebilirler. Kendi arala-rındaki çekişmeleri ise serttir; onları birlik sanırsın, oysa kalpleri birbirinden ayrıdır. Bu, akıl etmeyen bir topluluk olmalarındandır."

22133. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Allah ço-ğunluğu kınamış ve şöyle bu-yurmuştur: "Yeryüzündekilerin çoğunluğuna itaat edersen seni Allah yolundan saptırır-lar."ve hakeza şöyle buyurmuş-tur: "And olsun ki onlara: "Gökleri ve yeri yaratan kim-dir?" diye sorsan, "Allah'tır" derler. De ki: "hamt Allah'a mahsustur" , ama çoğu bil-mezler."ve hakeza şöyle bu-yurmuştur: "And olsun ki onla-ra: "Gökten su indirip onunla, ölümünden sonra yeri dirilten kimdir?" diye sorarsan, şüp-hesiz, "Allah'tır" derler. De ki: "Övülmek Allah içindir", fakat çoğu bunu akıl etmez-ler."

22134. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Allah azınlığı övmüş ve şöyle buyur-muştur: "Kullarımdan şükre-denler pek azdır."hakeza şöyle buyurmuştur: "sayıları da ne kadar azdır."hakeza şöyle bu-yurmuştur: "Firavun taifesin-den olup da, inandığını gizle-yen bir adam dedi ki: "Rab-bim Allah'tır diyen bir adamı mı öldüreceksiniz?" Hakeza şöyle buyurmuştur: "Pek az kimse onunla berâber iman etmişti."Hakeza şöyle buyur-muştur: "Lakin çoğu bilmez-ler."Hakeza şöyle buyurmuştur: "Ve çoğu akıl etmez-ler."Hakeza şöyle buyurmuştur: "Ve çoğu farkında değiller-dir."

22135. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Allah akıl sahiplerini en güzel şekilde an-mış, onları en güzel süsle süsle-miş ve şöyle buyurmuştur: "Hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse şüp-hesiz ona çokça hayır veril-miştir. Bundan ancak akıl sa-hipleri ibret alır."Hakeza şöyle buyurmuştur: "(İlimde derin-leşmiş olanlar da) "Ona inandık, (muhkem ve müte-şabih) hepsi Rabbimizin ka-tındandır" derler.

Bunu ancak akıl sahipleri düşünebilirler."Hakeza şöyle buyurmuştur: "Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde akıl sahiplerine şüphesiz deliller vardır."hakeza şöyle buyurmuş-tur: "Sana Rabbinden indiri-lenin gerçek olduğunu bilen kimse, onu bilmeyen köre benzer mi? Ancak akıl sahip-leri ibret alırlar."Hakeza şöyle buyurmuştur: "Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak bo-yun büken,

ahiretten çekinen, Rabbinin rahmetini dileyen kimse küfreden kimse gibi olur mu? De ki: "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri öğüt alırlar."Hakeza şöyle bu-yurmuştur: "Sana indirdiğimiz bu Kitab mübarektir; ayetle-rini düşünsünler, aklı olanlar da öğüt alsınlar."Hakeza şöyle buyurmuştur: "And olsun ki biz Mûsa'ya doğruluk rehberi verdik. İsrailoğullarını da, akıl sahipleri için bir öğüt ve doğruluk rehberi olan Ki-tab'a, Tevrat'a varis kıl-dık."Hakeza şöyle buyurmuştur: "Öğüt ver; doğrusu öğüt iman edenlere fayda verir."

22136. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Allah-u Teala kendi kitabında şöyle bu-yurmuştur: "Doğrusu bunda, kalbi olana ders vardır."Yani akıllı olana. Ve hakeza şöyle bu-yurmuştur: "And olsun ki, Lokman'a hikmet ver-dik."Yani anlayış ve akıl."

22137. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Lokman çocuğuna şöyle demiştir: "Hak karşısında mütevazi ol ki, insan-ların en akıllısı olasın. Uyanık kimse hak karşısında değersizdir. Ey oğulcağızım! Dünya bir çok kimsenin boğulduğu derin bir denizdir. O halde senin bu de-nizdeki gemin ilahi takva, yükü iman, yelkeni tevekkül, kaptanı akıl, kılavuzu ilim ve dümeni sa-bır olmalıdır."

22138. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Herşeyin bir kılavuzu vardır. Aklın kılavu-zu da düşünmektir. Düşünmenin kılavuzu ise susmaktır. Herşeyin bir bineği vardır. Aklın bineği tevazudur. Sakındırıldığın bir işi yapman sana cehalet olarak ye-ter."

22139. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Allah Peygamberlerini ve Resullerini kullarına sadece Allah hakkında düşünmeleri için gönderdi. O halde her kimin marifeti daha iyi olursa, bu daveti daha iyi kabul-lenir. Her kim daha akıllı ise Al-lah'ın emrini daha iyi bilir ve her kimin de aklı kamil ise dünya ve ahiretteki makamı daha yüce olur."


22140. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Allah'ın insanlar üzerinde iki hücceti vardır, aşikar hücceti ve gizli hücceti. Aşikar hücceti, Resuller, Peygamberler ve imamlardır. Gizli hücceti ise akıllardır."
22141. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Akıllı kimse, helalin kendisini şükrün-den alıkoymadığı ve haramın sabır iplerini elinden kapmadığı kimsedir."

22142. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Her kim üç şeyi üç şeye musallat kılarsa, kendi helak oluşuna yardım et-miş gibi olur: Her kim düşünce-sinin aydınlığını uzun arzularıyla karartır, hikmet inceliklerini çok konuşmakla yok eder , ibret al-ma ışığını nefsinin şehvetiyle söndürürse, heva ve hevesine aklını viran etme yolunda yardım etmiş olur ve her kim de aklını viran ederse din ve dünyasını bozmuş olur."

22143. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Kalbini rabbinin işinden alı koyduğun ve sana galip gelmesi hususunda heva ve hevesine itaat ettiğin halde Allah katında amelin nasıl da temiz kalabilir."

22144. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Yalnızlığa tahammül etmek aklın güçlü oluşunun nişanesidir. Allah'ı dü-şünen kimse dünyadan ve dünya ehlinden kenara çekilir ve Allah nezdinde olan şeye yönelir. Allah onun yalnızlığının dostu olur, halvetteki yari olur, fakirlik anında ihtiyaçsızlık sebebi olur ve hiç bir aşireti ve kabilesi olmaksızın ona izzet ve kudret bağışlayıcı olur."

22145. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Hakkın bayrağı Allah'a itaat için dikil-miştir, kurtuluş itaat ile, itaat ise ilim ve marifet iledir. İlim ise öğ-renmekle elde edilir, öğrenmek akılla güçlenir, ilim sadece rab-bani alimlerden elde edilir ve il-min marifeti akılla hasıl olur."

22146. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Alimin az ameli bir kaç kat (sayılır) ve ka-bul edilir. Heva ve hevesine düşkünlerin ve cahillerin çok ameli ise kabul edilmez."

22147. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Akıllı kimse hikmete sahip olmakla dünyanın yokluğuna da razı olur, hikmetsiz olduğu taktirde ise tüm dünyaya bile razı olmaz. Bu yüzden (akıl sahiplerinin) ticaret-leri kazançlı olmuştur."
22148. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Akıllı kimseler, dünyanın fazlalığını da terk etmişlerdir, nerede kaldı ki günahlarını (terk etmesinler), zi-ra dünyayı terk etmek fazilet,

günahları terk etmek ise farizedir (veciptir.)"
22149. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Akıllı kimse dünyaya ve dünyaya ta-panlara bakmış ve dünyanın sa-dece sıkıntıyla elde edilebildiğini anlamış, sonra ahirete bakmış ve ahiretin de zahmet ve sıkıntıyla elde edildiğini anlamış, böylece sıkıntı ve meşakkatleriyle daha kalıcı olanı talep etmiştir."

22150. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Akıllı kimseler, dünyaya rağbet etmez, ahirete iştiyak duyarlar. Zira dünyanın talib ve metlub oldu-ğunu, ahiretin de talib ve met-lub olduğunu bilirler. Zira her kim ahireti taleb ederse, ondaki rızkını tümüyle ve kamil bir şekilde elde edinceye kadar dünya da onu taleb eder. Her kim de dünyayı taleb ederse, ahiret de onu taleb eder. Hızla ölümü gelip çatar, dünya ve ahireti bozulur."

22151. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Her kim malsız zenginlik diler, hasetten arınmış bir kalp ister ve din se-lametini dilerse, Allah'ın derga-hına yalvarıp yakarmalı, ondan aklını kamil kılmasını istemelidir. Zira her kimin aklı olursa, ken-disine yeten şeyle kanaat eder. Her kim de kendisine yeten şeye kanaat ederse, müstağni olur. Her kim de kendisine yeten şeye kanaat etmezse, asla müstağni olamaz."

22152. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Allah iyi-lik yapan bir topluluğun dilinden şöyle dediklerini nakletmiştir: "Rabbimiz! Bizi doğru yola erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme, katından bize rah-met bağışla; şüphesiz sen sonsuz bağışta bulunan-sın."Onlar kalplerin saptığını, körlük ve sapıklığa geri döndü-ğünü biliyorlardı.

Her kim Allah hakkında düşünmezse Allah'tan korkamaz. Her kim de ilahi dü-şünmezse kalbi, görebileceği ve hakikatini kalbinde hissedebile-ceği bir marifete ulaşamaz. Sözü ve ameli uyuşmayan, batınıyla zahiri örtüşmeyen bir kimse, bu makama ulaşamaz. Zira adı yüce olan Allah aklın gizli batınına sadece ondan görüneni ve onu ifade edeni vasıtasıyla kılavuzluk etmiştir."

22153. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Müminle-rin Emiri (a.s) şöyle buyurmuş-tur: "Allah'a akıldan daha iyi bir şeyle ibadet edilmemiştir. İnsa-nın aklı, içinde çeşitli hasletler olmaksızın kemale eremez: On-dan küfür ve kötülük çıkmamalı, hidayet ve iyiliği ümit edinmeli, malının fazlasını bağışlamalı,

faz-la konuşmaktan sakınmalı, dün-yadan nasibi günlük yiyeceği ol-malı, ömrü oldukça ilme doy-mamalı, Allah ile horluk, onun nezdinde Allah'tan gayrisiyle iz-zetten daha güzel olmalı, Allah nezdindeki tevazu kendisine şe-rafet ve yücelikten daha sevimli olmalı, başkalarının az ihsanını çok görmeli, kendisinin çok ih-sanını az kabul etmeli, bütün in-sanları kendisinden iyi görmeli, kendisini bütün insanlardan daha kötü saymalıdır ve bu bütün iştir. "

22154. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Akıllı (kşmse), her ne kadar heva ve hevesi olsa da yalan söylemez."
22155. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Mürüvveti olmayan kimsenin dini olmaz. Aklı olmayan kimsenin de insanlığı olmaz. İnsanlardan en değerli kimse dünyayı kendisi için bir değer ve makam bilmeyen kimsedir. Biliniz ki bedenlerinizin cennet dışında bir pahası yoktur. O halde onları cennet dışında bir pahaya satmayın."

22156. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Müminle-rin Emiri (a.s) şöyle buyurmuş-tur: "Akıllı kimsenin nişanele-rinden biri de onda şu üç hasle-tin olmasıdır: Ona sorulduğunda cevap verir, insanlar konuşmak-tan aciz kalınca o konuşur ve meclis ehlinin hayır ve salahının olduğu görüşü belirtir. Kendi-sinde bu üç hasletin olmadığı kimse ise ahmaktır."

Müminlerin Emiri (a.s) hake-za şöyle buyurmuştur: "Meclisin baş tarafında da bu üç hasletten birine sahip olan kimse oturma-lıdır. Bu hasletten birine sahip olmadığı halde meclisin baş tara-fına oturan kimse ahmaktır."
22157. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hasan b. Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir isteğiniz olduğunda onu ehlinden isteyi-niz. Kendisine şöyle arzedildi: "Ey İbn-i Resulillah! Ehli kim-lerdir?" İmam şöyle buyurdu: "Allah'ın kitabında beyan ettiği ve onları anarak şöyle buyurduğu kimselerdir: "Bundan ancak akıl sahipleri ibret alır."İmam daha sonra şöyle buyurmuştur: "Onlar akıl sahipleridir."

22158. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ali b. Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Salihler ile oturup kalkmak, salah ve temizliğe sebep olur. Alimlerin adabı (veya alimlerin yanından ayrılmamak) aklı artırır, adil hükümdarlara itaat etmek, izzet ve kudretin kemal sebebidir. Varlıktan istifade etmek, insanlığın ve mertliğin kemalidir.

İrşad ve meşveret dilemek de nimetin hakkını eda etmektir. Eziyet etmekten sakınmak, aklın kemal nişanesi ve dünya ve ahirette bedenin rahatlığıdır."
22159. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Hişam! Akıllı kimse, kendisini yalanlamasından korktuğu kimseye bir söz söylemez, kendisinden esirgeye-ceğinden korktuğu kimseden bir şey istemez, yapamadığı şeyi vaad etmez, ümit bağladığı taktirde utanacağı bir şeye ümit bağlamaz, kınanacağı bir şeye ümit bağlamaz, içinde kalaca-ğından korktuğu bir işe teşe-büsste bulunmaz. "

4132. Bölüm
İmam Rıza'nın (a.s) Öğütleri

22160. İmam Rıza (a.s), bir grup ashabın arasında şöyle buyurmuştur: "İsrailoğullarının abidi, yirmi yıl susmadıkça, abit olmazdı. Yirmi yıl sustuktan sonra abit olurdu." İmam Bakır (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kötülüksüz hayır ve dikensiz yaprak ol."

22161. İmam Rıza (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim nefsnni he-saba çekerse fayda görür. Her kim (Allah'tan ve kıyamet aza-bından) korkarsa güvende olur. Her kim ibret alırsa basiret sahi-bi olur. Her kim basiret sahibi olursa anlayış elde eder. Her kim anlayışlı olursa, alim olur. Cahil kimsenin dostu sıkıntıya düşer. En iyi mal ve varlık insanın yüz suyunu koruyanıdır. En üstün akıl ise kendini tanımaktır."
bak. el-Bihar, 334/78, 26. Bö-lüm