Mizan'ul Hikmet-13.Cilt
 


3954.Bölüm Kur'an-ı Kerim'de Temel Yasaklar



Kur'an:
"Allah şüphesiz adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara bakmayı emreder; hayasızlığı, fenalığı ve haddi aşmayı ya-sak eder. Tutasınız diye size öğüt verir… Allah'ın ahdini hiç bir değere değişmeyin. Eğer bilirseniz, Allah katında olan sizin için daha iyidir."

"De ki: "Rabbim sadece, açık ve gizli fenalıkları, gü-nahı, haksız yere tecavüzü, hakkında hiç bir delil indir-mediği şeyi Allah'a ortak koşmanızı, Allah'a karşı bil-mediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır."
"Allah yolunda infak edin, kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın, iyi işler yapın. Şüphesiz Allah iyilik sahiplerini sever.

Hani Mûsa, topluluğu için su aramıştı da "asanla taşa vur" demiştik. Ondan on iki pınar fışkırdı, herkes içeceği yeri bildi. Allah'ın rızkından yiyin, için, yalnız yeryüzünde bozgunculuk yaparak hareket etmeyin."

"İnsanların hakkını azalt-mayın. Yeryüzünde bozgun-culuk yaparak karışıklık çı-karmayın." "Düzeltilmişken, yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah'a korkarak ve umutla yalvarın. Doğrusu Allah'ın rahmeti iyi davrananlara yakındır."
"De ki: "Gelin size Rabbi-nizin haram kıldığı şeyleri söyleyeyim: O'na hiç bir şeyi ortak koşmayın, anaya baba-ya iyilik yapın, yoksulluk kor-kusuyla çocuklarınızı öldür-meyin sizin ve onların rızkını veren biziz, gizli ve açık kötü-lüklere yaklaşmayın, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın."

Allah bunları size düşünesiniz diye buyur-maktadır. Yetim malına, er-ginlik çağına erişene kadar en iyi şeklin dışında yaklaşmayın; ölçüyü ve tartıyı doğru yapın. Biz kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Konuştuğunuzda, akraba bile olsa sözünüzde adil olun. Allah'ın ahdini yerine getirin. Allah size bunları öğüt almanız için buyurmaktadır. Bu, dosdoğru olan yoluma uyun. Sizi Allah yolundan ayrı düşürecek yollara uymayın. Allah size bunları sakınasınız diye buyurmaktadır."
bak. Bakara, 25, 197; Maide, 16, 17; Enfal, 36; Tevbe, 37

3955. Bölüm
Peygamber'in (s.a.a) Yasakları

20711. Bera b. Azib şöyle diyor: "Resulullah (s.a.a) yedi şeyden sakındırmış, yedi şeyi de emret-miştir: Bize altın yüzük takmayı, altın ve gümüş kaplardan içmeyi yasaklamış ve şöyle buyurmuştur: "Herkim dünyada bu kaplardan içerse, ahirette o kaplardan içemez." Hakeza bizi döşeklerin (ki pamuk veya yünden yapılmış olup rahat oturmak için hayvanın eğerinin altına koyul-maktadır) üzerinde oturmaktan, yırtıcı canavar postu ve ipek elbise giymekten sakındırmıştır. Bizlere cenazeleri teşyi etmeyi, hastanın ziyaretine gitmeyi, hap-şıran bir kimseye afiyet dilemeyi, mazluma yardım etmeyi, herkese selam vermedi, şahısların dahve-tini kabul etmeyi ve birinin ye-minini kabul etmeyi emretmiş-tir."

20712. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) dör kişiye selam vermekten nehyetmiştir: Sarhoş kimseye, hey-keltraşa, tavla oynayan kimseye, ondört taş oynayan kimseye selam vermekten nehyetmiştir. Ben de bunlara beşincisini ekli-yorum: Sizleri satranç oynayan kimselere selam vermekten nehyediyorum."
20713. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Allah Resulü (s.a.a) meyve vermeden önce ürünü satmaktan ve hurma karşılığında ağaçtaki hurmayı satmaktan sa-kındırmıştır."

20714. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) Araya hususunda ruhsat vermiştir. (Araya kelimesi Ariyye kelimesi-nin çoğuludur ve Ariyye ise sa-hibinin, bir yıllık meyvesini fa-kirlere verdiği hurma ağacı an-lamındadır.) Denildiği üzere Allah Resulü (s.a.a) hurmalığın sahibine hurmanın kendisine bırakıldığı şahıstan bir miktar hurma karşılığında ihtiyacı oldu-ğunda ondan istifade etmesi için o ağacın yeni yetişen hurmasın-dan istifade etmesine izin ver-miştir." Allah-u Teala hesap memurunu gönderdiğinde şöyle buyuruyordu: "Ağaçtaki ürünle-rin tahmini hesabını hafif tutu-nuz. Zira mallar arasında ariyye ve vasiyet de vardır."

20715. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) mu-habereden nehy etmiştir. Muza-bere ise yarısını veya üçte birini veya dörtte birini veya daha azını veya daha çoğunu almak şartıyla toprağı ekmek için birisine bı-rakmak anlamındadır."
20716. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) mu-hazaradan nehyetmiştir. Muha-zara ise ağacın yetişmemiş mey-velerini satmak anlamındadır. Yetişmemiş hurma, bakla ve benzeri ürünler de muhazara hükmündedir."
20717. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) rengi oluşmamış hurmayı satmaktan nehyetmiştir. Hurmanın renk-lenmesi de kırmızı veya sarı ol-duğu zamandır.

Bir hadiste yer aldığına göre Peygamber teşkih-ten önce hurmayı satmaktan nehyetmiştir. Teşkih ise hurma-nın renk almasıdır. "Hetta te'men'el-ahe" (ta ki görme afe-tinden güvende olsun ve onu hiçbir afet tehdit etmesin" cüm-lesi de bu anlamdadır.) yani renklendiği zaman)"
20718. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) mü-nabezeyi, mülameseyi ve çakıl taşlarını satmayı nehyetmiştir.

Bunların her birinin anlamı hakkında iki görüş vardır. Bir görüşe göre münabeze bir şahsın diğer bir şahsa şöyle demesidir: "Kumaş veya başka bir malı bana doğru at" veya "Ben sana doğru atıyorum ki falan alışveriş gerçekleşmiş olsun" başka bir görüşe göre ise, münabeze şahsın şöyle demesidir: "Çakıl taşlarını attığımda alışveriş bitmiştir." Bu da Allah Resulü'nün yasakladığı çakıl taşlarıyla muamele anlamındadır.

Mülamesenin ise bir görüşe göre anlamı şöyle demendir: "Elbiseme dokundu-ğunda veya elbisne dokundu-ğumda falan muamele bitmiş olsun." Başka bir görüşe göre ise, mal satıcısının mala, parçanın arkasından dokunması, onu görmemesi ve bu şekilde mua-melede bulunması anlamındadır. Bu tür muameleler ve alış-veriş metodu cahiliyye döneminde yaygın idi. Allah Resulü (s.a.a) bunları yasaklamıştır. Çünkü bunların hepsi de müşterinin kanmasına sebep olan alış-verişlerdir."
20719. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) Mecr'i yasaklamıştır.

Mecr deveyi veya başka bir şeyi annesinin karnında olan deveyle değişmektir."
20720. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) me-lakih ve mezamin satışından da nehyetmiştir.
Melakih, "melkuhe" kelime-sinin çoğulu olup hayvanın ce-nini anlamındadır. Mezamin ise erkek hayvanın menisi anlamın-dadır. Cahiliyye döneminde he-nüz annesinin karnında olan hayvanı veya bir hayvanın men-sini bir yıl veya birkaç yıllığına satıyorlardı."

20721. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) hebelil hebele satışını da yasaklamıştır.
Ve bunun manası dişi deve-nin karnında olan cenin anla-mındadır. Bazıları şöyle demiş-lerdir: "Yavrusunun yavrusu anlamındadır. Bu tür muameleler de belirsizzararlı muamele sayılmaktadır."
20722. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber mezarların kireçle kaplanma yapılmasını yasaklamıştır."
20723. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) tar-tışmaktan, çok soru sormaktan, malı telef etmekten, annelere eziyet etmekten, kız çocuklarını diri diri gömmekten, farz hakları ödememekten, hiç kimsenin hakkı olmayıp almaması gereken bir şeyi almaktan nehyetmiştir.

Denildiği üzere "malı telef etmekten" cümlesinin iki anlamı vardır. Birinci anlamı -ki asıl anlamı odur- aziz ve celil olan Allah'a isyan yolunda az veya çok harcanan şeydir. Bu Allah-u Teala'nın kınayıp eleştirdiği is-raftır. İkinci anlamı ise malı he-nüz salahiyeti olmadığı halde sahibine vermektir. Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: "Evlenme çağına erişince yetimleri deneyin. Eğer on-larda bir rüşd bulursanız" Buradaki rüştten maksat, akıl ve fikri rüşttür. "Mallarını onlara veriniz." Bazıları ise şöyle de-miştir: "Rüştten maksat, dini salahiyet ve malı koruma kabili-yetidir.

Çok soru sormak da insan-lardan mali yardımda bulunmak-tır. Bir şeyi sormak ve onlar hakkında çok araştırmak anla-mında da olabilir. Nitekim aziz ve celil olan Allah şöyle buyur-muştur: "Açıklandığı taktirde hoşlanmayacağınız şeyi sor-mayınız."
Va'dul-Benat ise cahiliyye döneminde yaygın olduğu üzere kız çocuklarını diri diri gömmek-tir. Bu yüzden mezara da "da-mad" diyorlardı."

20724. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) aile bireylerini ve serveti artırmayı yasaklamıştır.
Esmei şöyle diyor: "Rivayette geçen "tebekkur" kelimesi, ge-nişleme, açılma anlamındadır. "Bekertu betnehu" cümlesi de "onun karnını yardım ve açtım" anlamındadır. Beşinci İmam'a da (a.s) Bakır demişlerdir. Çünkü o ilmi yarmış, birbirinden ayırmış ve onu genişletmiştir. "

20725. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) insa-nın namaz kılarken başını mer-kep gibi aşağı salmasını nehyet-miştir.
Bunun anlamı da insanın rü-ku halinde başını belinden aşağı gelecek şekilde eğmesidir. Pey-gamber (s.a.a) rükuya gittiği za-man, ne başını öne eğiyor, ne de yukarı tutuyordu, yani başını bedeninden yukarı duracak şe-kilde tutmuyordu, aksine orta bir çizgide kalmaya riayet ediyordu. Metinde yer alan "İkna" kelimesi başını yukarı tutmaktır. Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: "O gün başları kalkmış"

Pey-gamberin bu buyruğundan da anlaşıldığı üzere rüku halinde insanın belinin ve başının aynı düzeyde olması müstahaptır. Zira Allah Resulü (s.a.a) rüku edince, sırtını, su döküldüğü taktirde yerinde kalacağı ve yere dökülmeyeceği bir şekilde tutu-yordu. Nitekim İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Rüku ve secde halinde sırtı doğru ve saf olmayan kimsenin namazı yok-tur."

20726. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) (kırık) kapların ağzından içmeyi yasaklamıştır.
Metinde yer alan ihtinastan maksat, tulumun iki ağzını dü-rüp sonra ondan su içmektir ve ihtinasın aslı ise kırılmak anla-mındadır. Kadın gibi davranan kimseye de kırılıp büzülmesi sebebiyle muhennes denmiştir ve bu yüzden de (çift cinsiyetli olan) kadın hünsa olarak adlan-dırılmıştır ve kırık kaplardan su içmeyi yasaklayan hadisin anlamı da iki şekilde tefsir edilmiştir: Birincisi içinde bir hayvanın olmasından korkulduğu içindir. Hadisin manası da Peygamber'in (s.a.a) bu kapların ağzından ya-saklamış olmasıdır."

20727. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) akşam hurma toplamayı yasaklamıştır.
Hurmanın gece toplanması-nın yasaklanış sebebi de o vakitte fakirlerin orada olmamasıdır (yani gece toplandığı taktirde fakirlere bir şey kalmaması se-bebiyledir.)"

20728. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) mira-sın parça parça bölünmesini caiz görmüyordu.
Bu hadisin anlamı da şudur ki bir insan ölür ve geriye bir şey bırakırsa, bazı varislerin isteği doğrultusunda miras bölüştürül-düğü taktirde hepsi veya onlar-dan bazısı zarar görür. Dolayı-sıyla Peygamber şöyle buyur-muştur: "O şeyi parça parça bölüştürmemek gerekir." Metin-de geçen "be'ziye" kelimesi parça parça, parçalamaktır. Nitekim şöyle denilmektedir: "Azzeyt'ul-Lahme." Yani eti parça parça ettim. Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: "Vellezi ce'lul-Kur'ane ezin" "Yani Kur'an'ın bir bölümüne iman ediyor, diğer bir kısmına ise küfrediyorlar."

O halde bölüştürme imkanı olmayan cevher, hamam ve hırka türünden elbiseler parçalandığı taktirde değerini kaybederler. Bu durumda diğer bir hadisin kapsamına girer ki o hadis şöyle der: "İslam'da zarar vermek yoktur." Dolayısıyla varislerden biri onun parçalanmasını isterse, sözüne itina etmemek gerekir. Aksine onu satıp parasını arala-rında bölüştürmeleri icab eder."
20729. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) iki tür elbiseyi yasaklamıştır:

Birisi İştimal'is-Semma ve diğeri ise erkeğin avretiyle gök arasında hiçbir engel kalmayacağı şekilde bir elbiseye bürünmesidir. Emsei şöyle diyor: "İştimal'is-Semma" araplar nezdinde insa-nın elbisesine sarılması, bütün bedenini onunla örtmesi, elini içinden çıkaracak bir şekilde bir köşesini açmamasıdır.

Ama fa-kihler şöyle demişlerdir: "İştimal-is Semma bütün bedenin bir elbiseye bürünmesi ve o elbise-den başka bir elbise olmamasıdır. Daha sonra elbisenin bir köşesini yukarı çekmesi, omuzlarının üzerine atması ve ondan dolayı avretinin görünmesidir." İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İltihaf-i Semma" insanın uzun elbisesini koltuğunun altına alması, sonra iki köşesini omuzlarının üzerine atmasıdır." Bu istilahın doğru tevilidir, ona aykırı değildir."

20730. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) cinin kestiklerinden sakındırmıştır.
Cinin kestiklerinden maksat, birinin bir ev alması veya bir çeşme kazmasıdır veya bu tür şeyler yapmasıdır. Uğursuzluğun giderilmesi için de bir kurban kesmesidir.

Ebu Ubeyd şöyle diyor: "Hadisin manası şudur ki: Onlar bu uğursuzluğu gidermek için böyle yapıyorlardı. Çünkü kurban kesmedikleri veya yedir-medikleri taktirde, cinlerin işleri-ne zarar vereceğinden korkuyor-lardı. Peygamber (s.a.a) bu işi yanlış gördü ve ondan sakındır-dı."
20731. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hiç kimse afet görmüş bir hayvanını, başkaları-nın salim hayvanlarının içine koymamalıdır.

Bu hadisin de manası şudur ki develeri hasta olduğu taktirde, onu başka bir şahsın sağlam develerinin veya dört ayaklı hay-vanlarının arasına koymamalı-dır." Ebu Ubeyd şöyle diyor: "Allah daha iyi biliyor, ama bana göre bu sakındırmanın sebebi, aziz ve celil olan Allah'ın o şah-sın salim hayvanlarını da aynı hastalığa mübtela etmesinden korkulmasıdır. Zira o hayvanla-rın sahibi, falan şahsın hasta olan hayvanından bu hastalığın sirayet ettiğini sanabilir ve bu zan sebebiyle de günaha düşebilir."

20732. Mean'il Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sütü deve ve koyunların memelerinde topla-mayın. Herkim memesinde süt toplanan bir hayvanı alırsa, son karar kendisine aittir. İsterse onu bir sa' hurma ile beraber (satıcı-sına) geri verebilir."

Hadiste geçen "musirrat" ke-limesi dişi deve, inek veya me-melerinde süt toplansın diye birkaç gün sağılmayan koyun anlamındadır. "Tesriyye" keli-mesi suyun önünü almak ve suyu bir yerde toplamak anlamındadır. Musidatt diye adlandı-rılmalarının sebebi suyu topla-mıyor olduğu içindi.

Başka bir hadiste şöyle yer almıştır: "Her-kim "muheffele" bir hayvanı alır, sonra onu geri verirse, bir sa' hurma da vermelidir." Hayvanın "muhellefe" olarak adlan-dırılması da memelerinde süt toplandığı içindir. "Ehfel'el-Kavmu" cümlesi de insanlar toplandı ve sayıları çoğaldı an-lamındadır. "Mehfel'ulKavm" kelimesi ise toplantı yeri ve hal-kın bir araya geldiği yer anla-mındadır. "Mehfil"in çoğulu ise "mehafil"dir."

20733. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "La hilabe" yani işin içinde hile ve aldatmaca olmamalıdır.
"Helebtuhu ehlibuhu hilabe-ten" cümlesi de "Onu (sözle) kandırdım" anlamındadır."
20734. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) du-manı içine çekmekten sakındır-mıştır."
20735. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hakkını yerine getiren kimse dışında geçit yerle-rinde oturmaktan sakının."
20736. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Namaz ve selam hususunda noksanlık ve eksiklik uygun değildir."

Metinde geçen "girar" keli-mesi eksiklik ve noksanlık anla-mındadır. Namazda noksanlık ise rüku ve secdesini kamil bir şekilde yapmamak, bir rekatta diğer rekattan daha az durmak-tır. İmam Sadık'ın (a.s) şu sözü de bu anlamdadır: "Namaz tera-zidir, herkim kamil verirse, kamil alır." Peygamber'in (s.a.a) şu sözüde bu anlamdadır: "Namaz bir öçektir. Herkim kamil olarak ölçerse (ecrini de) kamil olarak alır." Bu, namazda noksanlığın anlamıdır. Selamda noksanlığın anlamı ise birisinin "selamun aleyküm" derken karşı tarafın "aleyküm'üs-Selam" demesi yerine cevap olarak "aleyküm" demesidir. Bilindiği gibi selamun cevabındaki bu eksiklik mekruh olduğu gibi haddi aşma da mek-ruhtur.

İmam Sadık (a.s) birine cevap verdi, o cevap olarak, "ve aleykumus selam ve rahmetillah ve berakatuhu ve meğfiretuhu ve rızvanuhu" deyince İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: "Selamımıza cevap vermek hususunda meleklerin babamız İbrahim'e (a.s) dediğinden daha ileri gitmeyin. Onlar şöyle dedi: "Rahmetullahi ve berekatuhu aleykum Ehl'el-Beyt. İnnehu hamidun mecid" (Allah'ın rahmeti ve bereketi üzerinize olsun ey Ehl-i Beyt! Şüphesiz Allah övülen ve ve azamet sahibidir.)"

20737. Mean'il-Ahbar'da şöyle yer almıştır: "Peygamber (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Birbirinizle mü-naceşe etmeyiniz ve biribinize darılmayınız."
Münaceşe bir şahsın almak niyetinde olmadığı halde, başka-sını duyup teklifinin etkisinde kalarak malı yüksek bir fiyatla alması için bir mala fazla fiyat biçmek anlamındadır. Naciş ise hain anlamındadır. Metinde yer alan tedabur ise kopmak ve uzaklaşmak anlamındadır. Birbi-rine sırt çevirmekten ve yüzünü çevirmekten alınmıştır."

20738. Ebu Hureyre ve Abdullah b. Abbas şöyle diyor: "Resulullah (s.a.a) vefat etmeden önce Me-dine'ye son bir hutbe irad etti ve ondan sonra aziz ve celil olan Allah'a yükseldi. Bu hutbesinde verdiği bir takım öğütler sebe-biyle, gözler ağladı, kalpler kork-tu, bedenler titredi, ruhlar sabrı-nı yitirdi. Peygamber (s.a.a) Bi-lal'e halkı cemaat namazına ça-ğırmasını emretti. İnsanlar top-lanınca da Allah Resulü (s.a.a) dışarı çıktı, minberin üzerinde karar kıldı ve üç defa şöyle buyurdu:

"Ey insanlar! Yakına ge-lin! Arkanızdakiler için yer açın." İnsanlar yakınlaşıp birbirine bitişince de arkalarını döndükle-rinde hiç kimseyi göremediler. Peygamber daha sonra şöyle buyurdu: "Ey insanlar! Yakına gelin! Arkanızdakiler için yer açın." Bir şahıs şöyle arzetti: "Ey Resulullah! Kimin için yer aça-lım?" Peygamber şöyle buyurdu: "Melekler için" Daha sonra Pey-gamber şöyle buyurdu: "Onlar sizinle oldukları zaman önünüz-de veya arkanızda olmazlar,

sağınızda veya solunuzda olurlar." Bir şahıs şöyle arzetti: "Ey Al-lah'ın Resulü! Neden önümüzde veya arkamızda olmazlar, bizim onlar üzerindeki üstünlüğümüz sebebiyle mi, yoksa onların bize üstünlükleri sebebiyle mi?" Pey-gamber şöyle buyurdu: "Sizler meleklerden üstünsünüz, otur." O şahıs oturdu.

Allah Resulü daha sonra hutbesini irad ederek şöyle buyurdu: "Hamd Allah'a özgüdür, ona hamdederiz ve ondan yardım dileriz, ona iman eder, ona tevekkülde bulunuruz. Şehadet ederim ki ondan başka ilah yoktur, o tektir ve eşi yoktur. Şehadet ederiz ki Muhammed onun kulu ve elçisidir, nef-simizin kötülüklerinden ve amel-lerimizin çirkinliğinden Allah'a sığınırız. Herkimi Allah hidayet ederse, hiç kimse onu saptıra-maz, herkimi de saptırırsa, hiç kimse onu hidayet edemez.

Ey insanlar! Bu ümmet arasında üç yalancı ortaya çıkacaktır. Onların birincisi, Sen'alı bir şahıstır ve o şahıs Yamama'dır. Ey insanlar! Herkim Allah'ın birliğine ona bir şeyi ortak koşmadan halis bir şehadetle Allah ile görüşürse, cennete girer." Ali b. Ebi Talib (a.s) ayağa kalktı ve şöyle arzetti:

"Ey Resulullah! Annem babam sana feda olsun! Nasıl olur da şehadetini halis kılabilir, bizler için izah et de bilelim." Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: "Evet! Dünyaya tamahlanmak, helal olmayan yoldan mal top-lamak, dünyaya bağlılık ile ol-mamalıdır. Bazı kimseler güzel söz söyler, ama Cebbarlar ve günahkarlar gibi amel ederler. O halde herkim de bu hasletlerden biri olmaz ve de Allah'tan başka ilahın olmadığına tanıklık ederek aziz ve celil olan Allah ile görü-şürse cennete girer. Ama herkim dünyaya sarılıp ahireti bırakırsa cehennem ehli olur."

20739. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim bir zalimin davasının vekaletini üstlenirse veya ona davasında yardımcı olursa, ölüm meleği Allah'ın laneti ve cehhennem müjdesiyle ona iner, o ateşte ebedi kalır ve bu kötü bir akıbettir."
20740. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim zalim bir hükümdara işlerinde itaat ederse, ateşte onunla arkadaş olur."
20741. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim bir yönetici-ye zulüm yolunu gösterirse ha-man ile arkadaş olur. O ve söz konusu sultan cehennemlikler arasında en şiddetli azaba düçar kalır."

20742. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim bir dünya sahibine dünya tamahı sebebiyle saygı gösterir ve severse, Allah ona gazaplanır ve cehennemin en alt tabakasında Karun ile aynı yerde bulunur."

20743. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim kendini gös-termek ve ün salmak için bir bina inşa ederse, kıyamet günü onu yedi kat yerin dibine kadar omuzunda taşır ve o bina boy-nunda ateşten bir çember haline dönüşür, ardından onu ateşe atarlar." Ben (ravi) şöyle arzettim: "Ey Allah'ın Resulü! Göste-riş ve ün salmak için bina yap-mak nasıl olur?" Peygamber şöyle buyurdu: "Kendisine yete-cek miktarından fazlasını yapar veya övünmek için bina eder."
20744. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim bir işçinin ücretini vermezse (veya az verir-se) Allah amelini batıl eder ve beşyüz yıllık mesafeden gelen cennetin kokusunu ona haram kılar."

20745. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim komşusunun bir avuç toprağını hıyanet ederek alırsa, Allah-u Teala kıyamet günü ateşten bir çember halinde onun boynuna atar, onu yerin yedi katında gezdirir, sonra onu cehennem ateşine sokar."
20746. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim Kur'an'ı öğrenir, sonra bilerek unutursa, kıyamet günü eli kesik (ve cüz-zamlı) ve eli zincirle bağlı olduğu bir halde Allah ile görüşür. Allah unuttuğu her ayet için ona bir yılan musallat kılar."

20747. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim Kur'an'ı öğrenir, onunla amel etmez, dünya sevgisini ve süslerinin sevgisini ona tercih ederse, Al-lah-u Teala'nın gazabına müsta-hak olur ve Allah'ın kitabını arkalarına atan Yahudi ve Hıris-tiyanlarla aynı derecede bulu-nur."

20748. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim kendisine haram olan bir kadınla ilişkide bulunur veya bir erkek, erkek çocuğuyla livat ederse Allah-u Teala kıyamet günü onu leşten daha kötü kokar bir halde haşre-der. Öyle ki insanlar onun kötü kokusundan cehenneme girince-ye kadar sıkıntıya düşer. Allah ondan hiçbir fidye ve alıkoyucu kabul etmez, amellerini batıl kılar, onu demirden çivilerle sağlamlaştırılmış bir tabuta ko-yar. O tabutun üzerine, bedeni o çivilere batsın diye demirden bir levha koyar. Eğer onun damarlarından biri dörtyüz ümmetin arasına atılacak olursa, hepsi yok olur ve onun azabı tüm cehen-nem ehlinden daha şiddetlidir."

20749. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim Yahudi, Hı-ristiyan, Mecusi, Müslüman, özgür, cariye veya herhangi bir kadınla zina ederse, Allah onun mezarına ateşten üçyüz bin kapı açar, o kapılardan yılanlar, ak-repler ve alevler çıkar. Kıyamet gününe kadar yanar, insanlar onun avretinin kötü kokusundan eziyet içinde olur. Kıyamet günü onu o kötü kokusuyla tanırlar, onun cehenneme götürülmesi emri verildiğinde, cehennem ehli bizzat şiddetli bir azaba düçar oldukları halde onun varlığından dolayı sıkıntıya düşerler. Bütün bunlar Allah'ın haramları yasaklaması sebebiyledir.

Allah-u Tea-la'dan daha gayretli bir kimse yoktur. Allah bu gayreti sebebiy-le fuhuşu ve kötülüğü yasakla-mıştır ve buna hadler tayin et-miştir."
20750. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim gizlice kom-şusunun evine bakar ve bir erke-ğin avretine, kadının saçına veya bedeninin bir bölümüne bakarsa, Allah'ın onu dünyada insanların ayıbının peşinde koşan münafıklarla cehenneme sokması bir haktır. Bu kimse Allah kendisini rezil etmedikçe dünya-dan göçmez, Allah ahirette de avretini (ayıplarını) tüm insanlar için aşikar kılar."

20751. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim Allah'ın rız-kından hoşnut olmaz, diliyle şikayette bulunur ve sabretmez-se, onun hiçbir iyi işi Allah'a yükselmez. Allah-u Teala ile, Allah'ın kendisine gazaplandığı bir halde görüşür."
20752. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim bir kadının mehirini vermezse, Allah nez-dinde zinakar sayılır. Allah kı-yamet günü ona şöyle buyurur: "Ey kulum! Cariyemi söz ile sana eş kıldım, sen ise sözüne vefa göstermedin." Böylece aziz ve celil olan Allah bizzat o kadının hakkını talep etmeyi üstlenir. O şahsın bütün iyi işlerini alır, ama yine de eşinin hakkını telafi edemez. Bunun üzerine o şahsın ateşe atılması emredilir."

20753. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim tanıklığından geri döner veya onu gizlerse, Allah (kıyamet günü) yaratıkların huzurunda onun etini kendisine yedirir dilini çiğnediği bir halde cehenneme gider."
20754. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkimin iki eşi olur ve kendisini ve malını onlar ara-sında bölüştürmede adaletli dav-ranmazsa, kıyamet günü elleri bağlı, bedeninin yarısı eğilmiş (ve felç olmuş) bir halde getirilip ateşe gider."
20755. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim komşusuna haksız yere eziyet ederse, Allah ona cennet kokusunu haram kılar ve onun yeri ateş olur. Bili-niz ki aziz ve celil olan Allah insana komşusunun hakkını sorar. Herkim komşusunun hakkını eda etmezse, bizden değildir."

20756. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim fakir bir Müslümana fakirliği sebebiyle hakarette bulunur ve onu hor görürse, şüphesiz Allah'ın hak-kını hor görmüş olur. Aziz ve celil olan Allah sürekli ona gazap eder ve o fakiri razı edinceye kadar kendisinden razı olmaz. Herkim de fakir bir Müslümana saygı gösterirse, kıyamet günü Allah ile kendisine güler bir hal-de görüşür."
20757. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim hem dünya ve hem de ahiret işiyle karşılaştı-ğı bir durumda dünyayı ahirete tercih ederse, Allah-u Teala ile kendisini ateşten koruyacak hiç-bir iyiliği olmadığı halde görüşür. Herkim de ahireti alır ve dünyayı terk ederse kıyamet günü aziz ve celil olan Allah ile kendisinden razı ve hoşnut olduğu bir halde görüşür."

20758. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim kendisine haram olan bir kadın veya cari-yeyi elde ettiği halde Allah'tan korktuğu için ona kötülük et-mezse, aziz ve celil olan Allah ateşi ona haram kılar ve (kıyamet gününün) büyük dehşetinden güvende kılar ve onu cennetine götürür. Ama herkim de onunla haram işlerse, Allah ona cenneti haram kılar ve onu cehenneme götürür."

20759. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim haram bir mal elde ederse Allah ne onun bir sadakasını, ne bir köle azad etmesini, ne bir haccını ne de bir umresini kabul eder. Aziz ve celil olan Allah bu işlerin sevabı kadar kendisine günah yazar. Ölümünden sonra geri kalan miktarı ise ateşe doğru azığı olur. Herkim haram bir mal elde edebildiği bir halde Allah korku-sundan ondan yüz çevirirse, Allah'ın muhabbet ve rahmetine mazhar olur ve cennete götü-rülmesi emredilir."
20760. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim namahrem bir kadın ile tokalaşırsa, kıyamet günü eli bağlı olarak gelir, sonra da onun ateşe götürülmesi em-redilir."

20761. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim maliki olma-dığı bir kadınla şakalaşırsa, dün-yada o kadına söylediği her ke-limeye karşılık bin yıl (ateşte) tutulur. Kadın erkeği kabullenir ve neticede de erkek haram ola-rak onu kucağına alır veya öperse veya onunla ilişkide bulunursa veya onunla şakalaşır ve fuhuşa düşerse, erkek için var olan gü-nahın aynısı onun için de olur. Ama eğer kadın razı olmaz ve erkek zorla ona el uzatırsa, o kadının günahı da o adamın boynunadır."

20762. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim alışverişte bir müslümanı aldatırsa bizden de-ğildir. Kıyamet günü Yahudilerle haşrolur. Zira herkim halkı alda-tırsa müslüman değildir."
20763. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim ihtiyacı olmadığı halde komşusundan bir malı esirgerse, Allah da kıyamet günü ondan bağışını ve ihsanını esirger ve onu kendi haline bırakır. Herkimi de Allah kendi haline bırakırsa helak olur, aziz ve celil olan Allah hiçbir özrünü kabul etmez."

20764. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bir kadın kocasına eziyet ederse, bütün ömrü bo-yunca oruç tutup, geceleri iba-detle meşgul olsa, köleler azad etse, malını Allah yolunda infak etse dahi, Allah hiçbir iyi işini ve namazını eşine yardım edip onu kendisinden hoşnut kılmadıkça kabul etmez. Aksi taktirde o kadın cehenneme giren ilk kim-sedir."
20765. Resulullah (s.a.a), daha son-ra şöyle buyurmuştur: "Erkek de eşi hakkında eziyet ve zulümde bu-lunursa, böyle bir günah ve aza-ba uğrar."
20766. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim bir Müslü-manın yüzüne tokat vurursa Allah kıyamet günü kemiklerini kırar, ona ateşi musallat eder, cehenneme gidinceye kadar elleri bağlı olur."
20767. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim geceyi Müslüman kardeşine hıyanet kastiyle geçirirse, o geceyi Allah'ın gaza-bında geçirir. Günüdüzü de aynı şekilde Allah'ın gazabında ve hoşnutsuzluğu içinde yaşar, me-ğer ki tövbe edip geri dönsün. Eğer böyle bir halet üzere ölür-se, İslam'dan ayrı bir din üzere ölmüş olur." Resulullah (s.a.a) daha sonra şöyle buyurmuştur: "Biliniz ki herkim bir müslümanı aldatırsa bizden değildir" Peygamber bu cümleyi üç defa tekrar etmiştir."

20768. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim zalim bir hükümdarın yanında bir kırbaç asarsa, Allah o kırbacı altmış bin zira' uzunluğunda bir yılan hali-ne dönüştürür ve onu cehennem ateşinde sürekli olarak kendisine musallat kılar."
20769. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim müslüman kardeşinin gıybetini ederse, oru-cu batıl olur ve abdesti bozulur. Eğer o hal üzere ölürse Allah'ın haramını helal saymış olarak ölmüş olur."
20770. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim iki kimse arasında laf taşırsa Allah kabrin-de, kıyamet günü ne kadar onu yakması için bir ateşi ona musal-lat kılar. Kabrinden çıktığı za-man da cehenneme gidinceye kadar sürekli bedenini ısırması için siyah bir ejderhayı ona mu-sallat kılar."

20771. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim öfkesini yu-tar, müslüman kardeşini affeder ve müslüman kardeşi karşısında yumuşak huylu olursa Allah-u Teala ona bir şehidin ecrini bağışta bulunur."
20772. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim bir yoksula zulmeder veya zorbalık eder, veya onu hakir görürse Allah da kıyamet günü onu insan şeklindeki bir karınca miktarınca haş-reder ve o cehenneme gider."
20773. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim kardeşinin gıybetinin edildiği bir topluluğa oturur ve gıybete engel olursa aziz ve celil olan Allah dünya ve ahirette bin kötülük kapısını ondan geri çevirir. Ama eğer goybete engel olmazsa ve gıybet-ten hoşlanırsa onun için de gıy-bet eden kimseler gibi günah vardır."

20774. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim iffetli bir erkek veya kadına iftirada bulu-nursa Allah onun (iyi) amellerini boşa çıkarır, kıyamet günü yet-miş bin melek önünden ve arka-sından onu kırbaçlar, yılanlar ve akrepler bedenini ısırır ve sonra da ateşe götürülmesi emre-dilir."
20775. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim bu dünyada şarap içerse Allah (ahirette) ona engerek yılanının ve akreplerin zehiriyle dolu bir kadeh verir ki onu içmeden yüzünün eti o ka-dehe dökülür. Onu içtiği zaman bedeninin eti ve derisi kokmuş bir leş gibi birbirinden dağılır ve böylece mahşer ehli (kötü koku-sundan dolayı) eziyet görür. So-nunda cehenneme götürülmesi emredilir. Şarap içen, şarap ya-pan, kendisi için şarap yapılma-sını sipariş veren kimseler (ateş-tedirler) satıcısı, alıcısı, taşıyıcısı teslim edicisi,

parasını yiyicisi de günah ve utanç açısından eşittir-ler. Biliniz ki her kim Yahudi, Hristiyan, Sabii veya diğer insan-lardan birine şarap içirirse günahı onu içen kimsenin günahı gibidir. Biliniz ki her kim başkası için şarap satar veya alırsa Allah-u Teala tevbe etmedikçe onun ne namazını kabul eder ne orucunu ne haccını ve ne de umresini! Eğer tevbe etmeden önce ölürse dünyada içtiği her yuduma karşılık ona cehennemden bir yudum irin içirmesi Allahu Teala'ya haktır." Resulüllah daha sonda şöyle buyurmuştur: "Bili-niz ki Allah özellikle şarabı ve sarhoş edici her içeceği haram kılmıştır. Biliniz ki sarhoş edici her şey haramdır."

20776. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim faiz yerse Allah yediği faiz miktarınca kar-nını ateşle doldurur. Eğer biz malındanbir servet elde ederse Alalh-u Teala o elde ettiği malla yaptığı hiçbir iyiliği kabul etmez. Yanında o maldan bir zerre dahi baki kaldığı taktirde sürekli Allah ve meleklerin lanetinde olur."
20777. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim dünyada bir emanete hıyanet eder ve onu sahibine geri vermezse islamdan başka bir din üzere ölür. Aziz ve celil olan Allah'ı kendisine gazap ettiği bir halde mülakat eder. Sonra cehenneme götürülmesi emredilir ve ebedi olarak cehen-nemin bir köşesine atılır."

20778. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim bir müslümana ve zimmi kafire veya diğer halktan birine yalan yere tanıklık ederse kıyamet günü dilinden asılır ve münafıklarla cehennemin en alt tabakasında yer alır."
20779. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim hizmetçisine veya kölesine veya insanlardan birine red cevabını verir ve onu kendisinden kovarsa aziz ve celil olan Allah kıyamet günü ona red cevabını verir, kendisinden kovar ve baş aşağı ateşe atar."

20780. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim (mehirini bağışlayarak) boşanması için eşine eziyet ederse Alalh-u Teala o erkek (için ateşten) daha az bir cezaya rızayet göstermez. Zira Alalh-u Teala yetim hakkında (yapılan zulümler için) gazaplan-dığı gibi kadın hakkında da ga-zaplanır."
20781. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim bir sultana kardeşini gammazlarsa aziz ve celil olan Allah yaptığı tüm amellerini yok eder. Eğer bu sebeple de sultandan ona bir eziyet veya rahatsızlık gelirse, aziz ve celil olan Allah o gam-mazlayan kimseyi Haman ile cehennemin aynı tabakasında karar kılar."

20782. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim Kur'an'ı şöhret elde etmek veya bir şeyi kazanmak için kıraat ederse, kıyamet günü aziz ve celil olan Allah'la etsiz, kemikten bir yüzle mülakat eder. Kur'an sürekli cehenneme gidinceye kadar onun ensesine vurulur ve diğer cehennemliklerle birlikte cehen-neme düşer."

20783. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim Kur'an'ı okur ve onunla amel etmezse, Allah kıyamet gününde onu kör olarak haşreder ve sonra şöyle der: "Ey rabbim! Beni neden kör olarak haşrettin. Oysa ben gören biriydim." Allah şöyle buyurur: "Sana gelen ayetlerimizi unuttuğun için, bugün de aynı şekilde unutu-lursun." Neticede cehenneme atılması emrolunur.

20784. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim gaspedilen bir malı, gaspedildiğini bile bile alacak olursa utanç ve günahı yüklenme hususunda o malı gaspeden kimse gibidir."
20785. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim bir kadın veya erkek arasında pezevenklik ederse, Allah cenneti ona haram kılar ve onun yeri cehennemdir. Bu kötü bir akıbettir ve ölünceye kadar da sürekli Allah'ın gaza-bında olur."
20786. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim Müslüman kardeşini aldatırsa Allah rızkın-dan bereketi kaldırır, hayatını perişan eder ve onu kendi haline bırakır."

20787. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim bir hırsızlık malını, hırsızlık malı olduğunu bildiği halde alırsa, utanç ve gü-nahı yüklenme hususunda o hırsız gibidir."
20788. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim bir müslü-mana hıyanet ederse dünya ve ahirette o bizden değildir ve bizde ondan değiliz."
20789. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bilin ki herkim çirkin bir iş işitir ve onu ifşa ederse, o çirkin işi yapan kimse gibidir. Herkim de iyi bir ameli işitir ve onu insanlar arasında yaygınlaştı-rırsa şüphesiz onu yapan kimse gibidir."
20790. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim bir erkeğe bir kadını anlatır ve kadının güzelliklerini ona söyler, bu sebeple de o erkek o kadına aşık olur ve onunla fuhuş yaparsa, Allah kendisine (anlatana) gazap etmedikçe bu dünyadan ayrılmaz. Herkim de Allah'ın gazabına uğrarsa yedi gök ve yedi yer ona gazap eder.


Günahı da o kadınla günah işleyen kimsenin günahı gibidir." Şöyle arzedildi: "Ey Allah'ın Resulü! Eğer herikisi de tövbe eder ve doğru yola koyulursa ne olacak?" Peygamber şöyle buyurdu: "Allah o ikisinin (zina eden kadın ve erkeğin) tövbesini kabul eder, ama anlatma ve nitelendirme sebebiyle o kadını günaha sürükleyen kimsenin günahını kabul etmez."
20791. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim gözlerini namahrem bir kadın ile doldu-rursa (namahrem olan bir kadına bakarsa) aziz ve celil olan Allah insanlar arasında hüküm verme işini sona erdirinceye kadar onun gözlerini ateşten çivilerle doldurur, daha sonra da onun cehenneme götürülmesi emredi-lir."

20792. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim gösteriş ve ün yapmak için yemek yedirirse, Allah-u Teala ona o yiyecek mik-tarınca cehennem irininden içi-rir. O yiyeceği insanlar arasında hüküm verinceye kadar karnında ateşe çevirir."
20793. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim evli bir kadınla zina ederse, o ikisinin avre-tinin pisliğinden beşyüz yıllık mesafe ölçüsünce iki nehir akar. Öyle ki cehennem ehli bunun pis kokusundan sıkıntıya düşer ve o ikisinin azabı herkesin azabından daha şiddetlidir."

20794. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah'ın gazabı, gözünü kocasın-dan başkasıyla veya mahremi olmayan bir erkekle dolduran kadına çok daha şiddetlidir. Zira eğer böyle yaparsa Allah bütün amellerini batıl eder. Eğer koca-sının yatağına başka bir erkeği alırsa, Allah-u Teala'nın kabrinde ona azap verdikten sonra onu ateşte yakması bir hak olur."
20795. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "(Heva ve heves yü-zünden) bir kadın kocasından hul' talakı alırsa (mehriyesini kendisine bağışlayarak boşanma-sını isterse) sürekli Allah'ın, me-leklerin ve bütün insanların laneti uğrar. Ölüm meleği yanına gelince ona şöyle der: "Ateşle sana müjdeler olsun!" Kıyamet günü olduğunda da ona şöyle denir: "Diğer cehennemlilerle birlikte cehenneme gir." Bilin ki Allah-u Teala ve Resulü haksız yere boşanmayı isteyen kadınlar-dan beridir. Bilin ki Allah-u Tea-la ve Resulü de kendisinden (hul talakı ile) boşanmsı için eşini sıkıntıya düşüren erkekten de beridir."

20796. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim bir cemaatin izni ve rızayetiyle onların imamlığını üstlenir; cemaat namazına hazır olmada, kıraati yerine ge-tirmede, rüku, secde, kunud (teşehhüd) ve kıyam hususunda itidale riayet ederse kendisine uyan bütün cemaatin ecrine sa-hip olur."

20797. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim bir cemaatin imamı olur, namazda hazır ol-mada, kıraatini yerine getirmede, rüku, secde, kıyam ve kuud hu-susunda itidale riayet etmezse, namazı kendisine geri çevrilir ve boğazından yukarı geçmez. Allahu Teala nezdindeki makamı ise halkını idare etme liyakatine sahip olmayan ve insanlar ara-sında Allahu Teala'nın emrini ikame etmeyen saldırgan zalim önderin makamı gibidir."

Bu esnada Müminlerin Emiri Ali b. Ebi Talib (a.s) ayağa kalktı ve şöyle buyurdu: "Ey Allah'ın Re-sulü! Babam ve annem sana feda olsun! Kavmini idare etme liya-kati olmayan ve halk arasında Allah'ın emirlerini ikame etme-yen, saldırgan zalim önderin nasıl bir makamı vardır?" Pey-gamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "O kıyamet günü azabı herkesten şiddetli olan dört kişiden dördüncüsüdür: İblis, Firavun, intihar eden (veya bir insanı öldüren) kimse ve dördüncüsü de zalim hükümdardır."

20798. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim bir borç hu-susunda kendisine ihtiyaç duyan kardeşine borç vermezse, Allah iyilik sahiplerine mükafat verdiği günde cenneti ona haram kılar."
20799. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim eşinin kötü ahlakına sabreder, onu Allah'ın hesabına yazarsa (mükafatını Allah'tan dilerse), Allah-u Teala onun kötü ahlakına sabrettiği her gece ve gündüzün sıkıntısı karşısında Eyyub'a (a.s) belalar ve zorluklar karşısındaki sabrı için verdiği sevap gibi sevap verir.

O (kocasına eziyet eden) kadın için de gece ve gündüz taşlık bir yerdeki çakılların sayı-sınca günah yazılır. Eğer eşine yardım edip, ona eşlik etmeden ve kocası kendisinden razı ol-madan ölecek olursa kıyamet günü münafıklarla cehennemin en alt tabakasında alaşağı bir şekilde haşrolur."
20800. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkimin kendisiyle uyuşmayan, Allah'ın kendisine verdiği rızıktan hoşnut ve kani olmayan, kocasına sıkı davranan ve ona gücünden fazlasını yükle-yen bir eşi olursa, Allah o kadın-dan kendisini ateşten kurtaracak hiçbir iyiliği kabul etmez ve bu haslet üzere olduğu müddetçe de Allah ona gazap eder."
20801. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim kardeşine saygı gösterirse, hakikatte Allah'a saygı göstermiştir. Kendisine saygı gösteren ve yüce tutan kimseye Allah'ın nasıl davrana-cağını düşünün."

20802. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim bir toplumun liderliğini üstlenir, onlara iyi davranmazsa (önderlik ettiği), her güne karşılık bin yıl cehennemin ağzında tutulur, elleri boynuna zincirlenmiş bir halde haşrolur. O halde herkim onların arasında Allah'ın emrini ikame ederse, Allah-u Teala onu azad eder. Eğer zulüm ederse yetmiş yıllık yol mesafesince derinliği olan cehennem ateşine düşer."
20803. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim Allah'ın nazil buyurduğu kanun esasınca hükmetmezse, yalan yere tanıklık eden, o sebeple de cehenneme atılan kimse gibidir ve de yalancı şahidin gördüğü azap gibi azap görür."
20804. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim iki yüzlü ve iki dilli olursa, kıyamet günü de iki yüzlü ve iki dilli olur."
20805. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim iki kişinin arasını bulmak için adım atarsa, geri dönünceye kadar Allah'ın melekleri ona selam gönderirler ve kendisine kadir gecesi sevabı verilir."
20806. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim iki kişinin arasını bozmak için adım atarsa, günahları iki kişinin arasını bul-maya çalışan kimsenin sevabı kadardır (onun sevabı kadar bunun günahı olur.) Allah'ın laneti cehenneme gidinceye ka-dar onun üzerine yazılır ve de azabı kat kat olur."

20807. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Resulullah (s.a.a) cenabet halinde bir şey yemekten sakındırmış ve şöyle buyur-muştur: "Bu iş fakirliğe neden olur." Hakeza dişle tırnağın ko-parılmasından ve hamamda mis-vak kullanmaktan sakındırmış-tır…"
20808. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ey ümmetim! Allah Tebareke ve Teala sizler için yirmi dört işi hoş görmez ve sizi ondan sakındırır: Namaz halinde boş işi, sadakada minnet etme-yi…sizin için hoş görmez."
20809. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Et sarılan bezi evde tutmayın. Zira o şeytanın ahırı-dır. Çöpü kapının arkasında tutmayın. Zira ki o şeytanın sığı-nağıdır…"

526. Konu en-Nur Nur

bak.
el-İmamet (1), 136. bölüm; el-Cennet, 555. bölüm; el-Hadis, 2602. ve 562. bölümler; el-Emsal, 3604. bölüm; el-Mead (3), 2988. bölüm; el-Marifet (3), 2639. bölüm; el-Vuzu, 4103. bölüm; ez-Zulüm, 2448. bölüm; el-Melaike, 3706. bölüm