Mizan'ul Hikmet-13.Cilt
 


3895.Bölüm Kendisini Tartışmaya Davet Eden Kimseye İmam'ın Verdiği Cevap




3895.Bölüm Kendisini Tartışmaya Davet Eden Kimseye İmam'ın Verdiği Cevap

20313. İmam Hüseyin (a.s), kendi-sine, "Otur da din hakkında seninle tartışalım" diyen birisine şöyle bu-yurmuştur: "Ey adam! Ben dinimi biliyorum ve doğru yol benim için apaçıktır. Eğer sen dinin hakkında bilgi sahibi değilsen git ve onu öğren. Ben tartışmayı ne yapayım. Şüphesiz şeytan insana vesvese etmekte, kulağına fısıl-damakta ve şöyle demektedir: "Din hakkında insanlarla tartış ki senin zayıf ve cahil bir kimse olduğunu zannetmesinler."

516. Konu en-Nezafet Temizlik
bak.
74. konu, el-Cemal; 210. konu, ez-Ziynet; 322. konu, et-Taharet; 328. konu, ez-Zafer; en-Nevm, 3978. bölüm

3896. Bölüm
Temizliğe Teşvik

20314. Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah temizdir ve temiz kimseleri sever. Allah paktır pak olanları sever."
20315. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kendinizi su vesile-siyle başkalarını eziyet eden kötü kokulardan temizleyin, üstünüze başınıza bakın. Zira aziz ve celil olan Allah kendisiyle oturan kimseleri kendisinden bezdiren kullarından nefret eder."
20316. Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurmuştur: "Bu bedenleri temiz kılınız Allah da sizleri temiz kılsın. Zira kul gece temiz bir bedenle yatınca bir melek elbisesinin içinde onunla uyur ve gece bir taraftan diğer bir tarafa dönünce de o melek şöyle der: Allahım! Kulunu bağışla zira bu temiz bir bedenle uyumuş-tur."

20317. Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurmuştur: "Pis ve bakımsız kul ne de kötüdür."
20318. Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurmuştur: "Pis ve kirlik insanlar helak olurlar."

20319. Cabir b. Abdillah şöyle di-yor: "Allah Resulü (s.a.a) yanımı-za geldi. Gözü, saçları birbirine karışmış birine ilişince şöyle dedi: "Acaba bu şahıs saçlarını düzeltecek bir şey bulamadı mı?" Kirli elbise giyen başka birini gördüğünde de şöyle buyurdu: "Acaba bu şahıs, elbisesini yıkıyacak bir su bulamadı mı?"

20320. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Resulullah (s.a.a) saçları karışık, elbisesi çirkin ve üstü başı kötü birisini gördüğünde şöyle buyurmuştur: "Dünya metasından faydalanmak ve nimeti ifşa etmek de dindendir."
20321. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Evleri süpürmek fakirliği ortadan kaldırır."

20322. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bulaşıkları yıkamak ve evin önünü süpürmek rızık getirir."
20323. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Çöpü kapının arkasına toplamayın. Zira şeytanın yuvası olur."
20324. "Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Geceleyin çöpü kapınızda tutmayın ve onu gündüz evinizden dışarıya nakledin. Zira çöp şeytanın oturağıdır."

20325. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Örümcek ağları evlerinizdeki şeytanın evleridir."
20326. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Odalarınızı örümcek ağlarından temizleyin, çünkü onları bırakmak fakirlik getirir."

3897. Bölüm
İslam ve Temizlik

20327. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kendinizi mümkün olan her vesileyle temizleyiniz. Zira Allah-u Teala islamı temizlik üzere bina etmniştir ve cennete temiz olanlar dışında hiç kimse giremez."
20328. Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz islam temizliktir. O halde siz de temiz olunuz. Zira temiz olmayandan başkası cennete giremez."

20329. Resulullah (s.a.a.) şöyle buyurmuştur: "Allah temiz kulu sever. "
20330. İmam Rıza (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Temizlik peygamberin ahlakındandır."

3898. Bölüm
Elbise Temizliğine Teşvik

20331. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Temiz elbise hüzün ve kederleri giderir ve namazın temizliğine sebep olur."
20332. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir elbise giyerse onu temiz tutmalıdır."

20333. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Ayşe! Bu iki elbi-seyi yıka. Elbisenin de Allah'ı tesbih ettiğini, kirlenince de tes-bihten geri kaldığını bilmiyor musun?"
bak. En-Nimet, 3911. Bölüm, 20433. hadis; Vesail'uş Şia, 3/346, 6. Bölüm

517. Ko-nu

en-Nezm
Dü-zen-İntizam
bak.
el-İmamet, 134. bölüm; ed-Din, 1296. bölüm
3899. Bölüm
Düzen-İntizam

20334. İmam Ali (a.s) İbn-i Mül-cem (Allah ona lanet etsin) ona dar-beyi vurunca Hasan ve Hüseyin'e (a.s) şöyle buyurmuştur: "Siz ikinize, bütün evlatlarıma, ehlime ve bu vasiyetin ulaştığı kimselere Allah'tan korkmayı, işlerinizde intizamlı olmayı vasiyet ederim."

20335. Nu'man b. Beşir şöyle diyor: "Resulullah (s.a.a) bizleri (namazda) saflarımızı kendisinden gaflet edinceye kadar (sadakta) okları düzenlediği gibi düzene sokuyordu. Daha sonra bir gün (namaz için) dışarı çıktı. Tekbi-ret'ul-İhram getirmek istedi, bir şahsın göğsünün öne çıktığını gördü. Şöyle buyurdu: "Ey Al-lah'ın kulları! Saflarınızı düzenle-yiniz, aksi taktirde Allah sizleri birbirinizden yüz çevirtir. (ihtila-fa düşersiniz.)"

20336. İmam Ali (a.s) Kur'an'ın sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Lakin ben ondan haber vereyim size; geleceğin bilgisi, geçmişe ait haberler, derdinizin ilacı, aranızdaki düzenin gerektirdiği her şey ondadır."

518. Ko-nu

en-Nimet
Nimet

Bihar, 72/339, 121. bölüm; Kufran'un-Ni'em
bak.
El-BEran, 401. Bölüm, eş-Şukr, 2061 ve 2697. Bölümler
El-Hased, 847. bölüm, el-Mehabbet (2), 673. Bölüm
Ed-Dünya, 1266. Bölüm, er-Rızk, 1500. Bölüm

3900. Bölüm
Allah'ın Sayısız Nimet-leri

Kur'an:
"Kendisinden isteyebile-ceğiniz her şeyi size vermiştir. Allah'ın nimetini sayacak olsanız bitiremezsiniz. Doğ-rusu insan pek zalim ve çok nankördür."
"Allah'ın verdiği nimetleri sayacak olsanız bitiremezsi-niz; doğrusu Allah bağışlar, merhamet eder."
20337. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hamd Allah'a mahsustur ki övenler onu hakkıyla övemezler, sayıcılar nimetlerini sayamazlar."

20338. İmam Zeyn'ül-Abidin (a.s), Allah-u Teala'nın, "Allah'ın ni-metlerini saymaya kalkarsa-nız sayamazsınız" ayetini oku-duğunda şöyle buyuruyordu: "Nimetlerini tanımaktan aciz olduklarını bilecekleri ölçüsü dışında hiç kimseye nimetlerini tanıma gücü vermeyen Allah münezzehtir.

Nitekim hiç kimseye onu idrak etmekten aciz olduklarını bilecekleri ölçüsü dışında kendisini tanıma kudretini de vermemiştir. Bu yüzden aziz ve celil olan Allah onun şükrünü tanımaktan (eda etmekten) aciz oldukları nüktesi sebebiyle, ariflerin bilincini taktir etmiştir. Kusurları hakkındaki bu bilgilerini nimetlerinin şükrü makamında karar kılmıştır. Hakeza O'nu derk edemeyecekleri hakkında alimle-rin ilmini de bilmiş ve onu imam mesabesinde karar kılmıştır.

Zira O kullarının gücünün ölçüsünü ve ondan ileri gidemeyeceklerini bilmiştir. Yaratıklarından hiç birisi, ibadetinin nihayetine eri-şemez. Nihayeti olmayan bir kimsenin ibadetinin nihayetine erişmek mümkün müdür? Allah bu sözlerden daha yüce ve bü-yüktür."

20339. İmam Ali (a.s) Kumeyl'e yaptığı bir tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "Ey Kumeyl! Sen hiçbir zaman aziz ve celil olan Allah'ın nimetinden ve afiyetinden nasipsiz değilsin. O halde hiç bir haletinde onu övmekten, yüceltmekten tespih ve taktis etmekten ona şükretmekten ve zikretmekten el çekme."

20340. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "O, seni lütfünden mah-rum bırakmadı, üzerindeki mağ-firet perdesini de yırtıp atmadı. Aksine senin için yarattığı nimette, senin için örttüğü kötülükte veya senden defettiği belada göz açıp kapayıncaya kadar dahi O'nun sana olan lütfü kesilmemiştir!"

20341. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hamdolsun Allah'a ki rahmetinden ümit kesilmez ve nimeti her şeyi kuşatmıştır."
20342. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey münezzeh! Şanın ne yüce! Dünyadaki nimetlerin ne kadar bol, ahiretteki nimetlerine göre ne kadar da küçük (az.)"

20343. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın yüce kudretini ve büyük nimetlerini düşünselerdi (İslami) yola gelirler ve (cehen-nemdeki) yakıcı azaptan çekinirlerdi. Fakat kalpler hasta, gönüller yıkık!"

3901. Bölüm
Gizli ve Aşikar Nimet-ler

Kur'an:
"Allah'ın göklerde olanları da, yerde olanları da buyru-ğunuz altına verdiğini, nimet-lerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmez misiniz? İnsanlardan, Allah hakkında hiç bir bilgisi ol-madan, doğruluk rehberi ve aydınlatıcı bir kitab bulun-madan tartışanlar vardır."

20344. Mecme'ul-Beyan'da şöyle yer almıştır: "İbn-i Abbas'tan şöyle dediği nakledilmiştir: Peygam-ber'den (s.a.a) Allah-u Teala'nın, "aşikar ve gizli nimetler" aye-tini sordum, şöyle buyurdu: "Ey İbn-i Abbas! Aşikar nimetler İslam'dır, senin için karar kıldığı güzel ve uyumlu yaratılıştır ve sana bağışta bulunduğu sayısız rızıktır. Gizli nimetler ise kötü amellerini örtmek ve seni o kötü ameller vesilesiyle rüsva etme-mektir.

Ey İbn-i Abbas! Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: "Mü-min için haklarında ihtiyar ve iradesi olmadığı halde kendisine taktir kıldığım üç şey vardır. Birincisi amelleri sona erdikten sonra (ölümünden sonra) onun için müminlerin duası, ikinci kendisiyle günahlarını temizle-mesi için taktir ettiğim malının üçte biri ve üçüncüsü de çirkin işlerini örtmem. Bu vesileyle onu rezil rüsva etmememdir. Oysa ki eğer çirkin amellerini aşikar edersem, bırakın diğerlerini ailesi bile onu uzağa iter…"

İmam Bakır (a.s) hakeza şöyle buyurmuştur: "Aşikar nimetler, Peygamberin (s.a.a) vücudu, aziz ve celil olan Allah'ı tanımak ve Peygamber'in getirdiği tevhittir. Gizli ve batıni nimetler ise biz Ehl-i Beyt'in velayetidir ve bizim sevgimize gönül vermektir. (Bilmek gerekir ki) bu sözler arasında bir aykırılık yoktur. Zira bütün bu nimetler Allah'tandır ve hepsini de bu ayet-i şerifenin bir örneği olarak kabul etmek mümkündür."

20345. Resulullah (s.a.a), hakeza bu konuda şöyle buyurmuştur: "(Ey İbn-i Abbas) Zahiri nimetler senin dengeni ve uyumlu yaratı-lışındır. Batıni nimetler ise aşikar kıldığı taktirde bırakın diğerlerini kendi ailenin bile senden nefret edip kaçacağı çirkin ayıplarını örtmektir."

20346. Resulullah (s.a.a), hakeza bu konuda İbn-i Abbas'a şöyle bu-yurmuştur: "Aşikar nimetler İs-lam'dır, senin güzel ve uyumlu yaratılışındır ve sana bağışladığı sayısız nimetlerdir. Gizli nimet-ler ise ey İbn-i Abbas! Senin ayıplarını örtmektir."

20347. İmam Kazım (a.s), hakeza bu konuda şöyle buyurmuştur: "Aşi-kar nimet, aşikar imamın varlığı-dır. Gizli nimet ise gayip imamın varlığıdır."
20348. İmam Ali (a.s), Peygamber (s.a.a) hakkında şöyle buyurmuştur: "o senin eminin, din gününde tanığın; nimet olarak ve hak ile rahmet olarak gönderdiğin el-çindir."

20349. İmam Ali (a.s), hakeza Peygamber hakkında şöyle buyurmuş-tur: "Rabbimiz onu bize uyula-cak, tabi olunacak biri olarak göndermekle ne büyük lütufta bulunmuştur!"
20350. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mülk sahibi olmak için kanaat, nimet sahibi olmak için de güzel ahlak yeterlidir."

20351. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Günah işleme imkanı bulmamak da bizzat nimettir."
20352. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah-u Teala'nın genişlik ve mutluluk dönemin-deki nimeti bir ihsandır. Zorluk-lardaki nimeti ise kendini (gü-nahlardan) temizlemektir."
Bak. El-Beka, 401-404. Bölümler

3902. Bölüm
Nimetlerin İlki ve En Büyüğü

20353. Resulullah (s.a.a), Ali'ye (a.s) şöyle buyurmuştur: "De baka-yım, aziz ve celil olan Allah'ın seni kendisiyle denediği bu vesi-leyle de sana bağışta bulunduğu ilk nimeti nedir?" O şöyle arzet-ti: "Övgüsü yüce olan Allah'ın beni yoktan var etmesidir." Pey-gamber şöyle buyurdu: "Doğru söyledin."

20354. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah-u Teala kuluna, kalbinde aziz ve celil olan Al-lah'tan başka hiç kimsenin bu-lunmaması gibi büyük ve değerli bir nimet vermemiştir."
20355. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nimetlerin biri de mali genişliktir. Mali genişlikten daha üstünü ise sıhhattır. Sıhhat-ten daha üstünü ise kalbin tak-vasıdır."

20356. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Afiyet gibi bir nimet yoktur ve başarı imkanı bulmak gibi bir afiyet de yoktur."

20357. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah bu ümmetin arasını birlik ipiyle bağlamış, gölgesinde yaşayanlara dirlik düzenlik vermiş, himayesine sığınmalarını sağlamış; yaratıkla-rından hiç birinin kıymetini bi-lemeyeceği, bütün değerlerden üstün, bütün karşılıklardan de-ğerli bir nimet ihsan etmişti."
bak. En-Nimet, 3912. Bölüm

3903. Bölüm
Allah'ın Nimetlerini Anmaya Teşvik

Kur'an:
"Ey insanlar! Allah'ın size olan nimetini anın; sizi gök-ten ve yerden rızıklandıran Allah'tan başka bir yaratan var mıdır? O'ndan başka ilah yoktur. Nasıl aldatılıp da döndürülürsünüz?"
"Allah'ın üzerinize olan nimetini, öğüt vermek üzere size indirdiği Kitab ve hikme-ti anın, Allah'tan sakının, Al-lah'ın her şeyi bildiğini bi-lin."

"Allah'ın üzerinizde olan nimetini anın. Hani düşman-dınız, kalplerinizin arasını uzlaştırdı da onun nimeti sa-yesinde kardeş oldunuz."

"Sizi uyarmak üzere, ara-nızdan bir adam vasıtasıyla Rabbinizden size bir haber gelmesine mi şaşıyorsunuz? Allah'ın sizi Nuh'un toplulu-ğu yerine getirdiğini ve vü-cutça da onlardan üstün kıldığını hatırlayın, başarıya erişebilmeniz için Allah'ın nimetlerini anın" dedi."

"(Hakeza:) "Hani Allah'ın sizi Ad topluluğu yerine ge-tirdiğini, ovalarında köşkler kurup dağlarında kayadan evler yonttuğunuz yeryüzünde yerleştirdiğini hatırlayın; Allah'ın nimetlerini anın, yer-yüzünde bozgunculuk yapa-rak karışıklık çıkarmayın" (dedi.)"
bak. Maide, 7, 11, 20;

İbrahim, 6, Ahzab, 9, Bakara, 40, 47, 122
20358. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah da onlara elçiler gönderdi ve insanlardan fıtri sözlerini tutmalarını istemek, insanlara unuttuk-ları nimetini hatırlatmak için kesintisiz nebiler gönderdi."
20359. Resulullah (s.a.a), Allah-u Teala'nın, "Allah'ın günlerini onlara hatırlat" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Yani Allah'ın nimetlerini ve lütuflarını."

20360. Resulullah (s.a.a), hakeza bu ayet hakkında şöyle buyurmuştur: "Eyyamullah (Allah'ın günleri) O'nun nimetleridir, O'nun belası ise münezzeh olan Allah'ın ver-diği cezalardır."
20361. İmam Sadık (a.s), hakeza bu ayet hakkında şöyle buyurmuştur: "Yani Allah'ın lütufları ve ni-metleridir."

3904. Bölüm
Allah'ın Kendisine Nimet Verdiği Kimseler

Kur'an:
Hamd alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur. (Allah) Rahman ve Rahim'dir. (Allah) Din (hesap) gününün sahibidir. Sadece sana ibadet eder ve sadece senden yardım dileriz. Bizleri doğru yola hidayet et. Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yoluna; gazaba uğramışların ve sapmışların yoluna değil!"

"İşte bunlar Allah'ın ken-dilerine nimetler sunduğu peygamberler; Adem'in so-yundan, Nuh ile berâber taşı-dıklarımızdan; İbrahim ve İsmail'in neslinden ve doğru yola erdirdiğimizden, seçip beğendiklerimizdendirler. Rahman'ın ayetleri onlara okunduğu zaman ağlayarak secdeye kapanırlardı."

"Kim Allah'a ve Peygam-ber'e itaat ederse, işte onlar Allah'ın nimetine eriştirdiği peygamberler, dosdoğru olanlar, şehitler ve iyilerle berâberdirler. Onlar iyi arka-daştırlar!"

"Allah'a ve peygamberleri-ne iman edenlere, dosdoğru olanlara ve Allah yolunda şe-hit düşenlere, işte, onlara, Rableri katında nur ve ecir vardır. Küfredip ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar da, cehennemlik olanlardır."

20362. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ensar'dan bir şahıs Peygamberin (s.a.a) huzuruna geldi ve şöyle arzetti: "Ey Al-lah'ın Resulü! Ben sizden uzakta olmaya tahammül edemiyorum.

Evime gidince sizi hatırlıyorum. Evimi terk edince sizi görmeye geliyorum. Çünkü sizi çok sevi-yorum. Ama kıyamet günü olun-ca siz cennette ve cennetin en yüce derecelerine götürüldüğünüz halde ben size nasıl ulaşabi-lirim ey Allah'ın Resulü!" Bu esnada, "Kim Allah'a ve Resu-lüne itaat ederse" ayeti nazil oldu. Peygamber (s.a.a) o şahsı çağırdı. Ona güzel bir haber olarak bu ayeti okudu."

20363. İmam Sadık (a.s), yanında derin bir ah çeken Ebu Basir'e şöyle buyurmuştur: "Ey Ebu Muham-med! Bu derin ah da neyin nesi-dir?" O şöyle arzetti: "Fedan olayım, ey İbn-i Resulillah! Ben artık yaşlandım, kemiklerim gev-şedi, ecelim yakınlaştı. Kıyamet günü durumumun nasıl olacağını da bilemiyorum." İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu:

"Ey Eba Muhammed! Senin gibi birisi mi böyle diyor?" O şöyle arzetti: "Neden söylemeyeyim?" İmam biraz konuştuktan sonra şöyle buyurdu: "Ey Eba Muhammed! Allah apaçık kitabında seni an-mıştır ve orada şöyle buyurmuş-tur: "Onlar Allah'ın kendisine nimet verdiği Peygamberlerle birliktedirler."

Bu ayette Pey-gamberlerden maksat Allah Re-sulüdür, biz sıddıklar ve şahitle-riz. Sizler de doğru salih olanlar-sınız. O halde ey Ebu Muham-med! Kendinizi salah ve doğru-luk ehli biliniz. Nitekim Allah-u Telada bu sıfatlarla anmıştır."
bak. El-Mehabbet (4), 682. Bö-lüm; eş-Şehadet (2), 2121. Bölüm; el-Bihar, 30/24, 26. Bölüm


3905. Bölüm
Nimetlerden Gaflet Etmek

20364. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim nimet içinde olursa belanın değerini taktir ede-mez."
20365. İmam Hasan (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nimetler varolduğu müddetçe tanınmazlar ve nimetler gider gitmez (değerleri) ta-nınırlar."

20366. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şu iki nimete nankörlük edilir: Boş vakit ve esenlik."
20367. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların çoğunun hakkında denendiği iki şey (veya kendileriyle sapıklığa ve fesada sürüklendiği iki şey:) şunlardır: Sıhhat ve feragat."

20368. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Sıhhat ve feragat şükrü edilmeyen iki nimettir."
20369. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İki nimete küfran edilmektedir: "Emniyet ve afi-yet."
20370. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nice kimseye bir nimet verildiği halde kendisi bilmemektedir."
20371. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nimetlerin değeri zıtlarıyla mukayese edilince anla-şılır."
3905. Bölüm

Nimetlere Güzel Kom-şuluk Etmek
20372. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Nimetlere iyi bir komşu olun. Onları üzmeyin ve kaçırmayın. Zira bir topluluktan bir nimet alınınca, o nimetin o topluluğa geri dönmesi çok na-dirdir."
20373. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nimetler sizden ayrılmadan önce onlara karşı iyi arkadaş olun. Zira nimetler gider ve arkadaşının kendisine davranışına tanıklık eder."

20374. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nimetlere karşı kom-şuluk hakkını iyi bir şekilde yeri-ne getirin. Sizden başkasına inti-kal etmemesine dikkat edin. Bilin ki eğer nimet birinin yanından giderse, yeniden ona geri dön-mesi çok azdır."
20375. İmam Rıza (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nimetlerle güzel komşuluk ediniz. Zira nimetler ürkerler. Eğer nimetler birinden ürkerse ona geri dönmez."

20376. İmam Hadi (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nimetler için iyi komşular olun. Nimetlere şükretmek nimetleri artırır. Biliniz ki nefis kendisine verilen şeyi rahatlıkla kabul eder ve kendisinden alınan şeyler karşı-sında şiddetle direnir."
20377. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nimetlerin elden kaçma-sından sakının; zira her kaçan geri dönmez."

3907. Bölüm
Nimetlerin Baki Oluş Sebepleri

Kur'an:
"Eğer kasabaların halkı iman etmiş ve bize karşı gel-mekten sakınmış olsalardı, onlara göğün ve yerin bolluk-larını verirdik. Ama yalanladılar; bu yüzden onları, yaptıklarına karşılık yakalayıverdik."
"Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kur'an'ı gereğince uygulasalardı, her yönden nimete ermiş olurlardı. İçle-rinde orta yolu tutan bir züm-re vardı, çoğunun işledikleri ise kötü idi."

"Bu, bir topluluk nefisle-rindekini değiştirmedikçe Allah'ın da verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden ve Al-lah'ın işiten, bilen olmasın-dandır."
20378. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Zira kim takvaya yapışır-sa; bütün zorluklar yaklaşmış olsalar bile kendisinden uzaklaşır… üzerine kesilen fazilet yağmurları yeniden yağar. Kendisinden uzaklaşıp kaçmış olan rahmet geri gelir, yerin dibine çekildikten sonra nimetler onun için fışkırır, azalıp kıtlaşmasından sonra üzerine şiddetli ve bol bereket yağmurları yağar."

20379. İmam Ali (a.s), İslam'ın vasfı hakkında şöyle buyurmuştur: "Baharın hayır ve bereket yağmurları ve karanlıkların ışığı ondadır. Hayır kapıları sadece onun anahtarıyla açılır ve karanlıklar sadece onun nuruyla aydınlanır."
20380. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nimetler hakkında insanların en güzel hal sahibi olanı; mevcut nimetleri şükürle kalıcı kılan ve kaybettiği nimetle-ri sabrederek geri döndüren kimsedir."

20381. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nimetler size akın edince az şükretmekle onu kendinizden uzak-laştırmayın."
20382. İmam Rıza (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Adalet ve iyilikte bulunmak, nimetin kalıcı olma-sının sebebidir."
20383. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nimetler sadece şu üç haslet ile devam eder: Münezzeh olan Allah'ın nimetlerdeki yüce makamını tanımakla, nimetlere şükretmekle ve nimetler hususunda zahmet çekmekle."
20384. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim orta yollu ve kanaatkar olursa nimet kendisi için baki kalır ve her kim de savurganlık ve israfa sürüklenirse ondan nimetler zail olur."

20385. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim elini ihsanla açarsa, nimetleri yok olmaktan korur."
20386. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah'ın nimetlere has kıldığı bir takım kulları vardır. Bu nimetleri insanlara bağışta bulundukları sürece Allah da nimetleri onların arasında tutar ve nimetleri esir-gedikleri taktirde ise onlardan başkalarına intikal ettirir."

20387. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın kula nimetleri, insanların ihtiyaçlarının ona celb olması demektir. O halde herkimin Allah için bu nimetlere oranla bir görevi varsa ve onu yerine getirirse, o nimetleri sü-rekli ve kalıcı kılmış olur. Her-kim de bu konudaki göreviyle amel etmezse,

nimetleri ortadan kalkmaya ve yokluğa mazhar olur."
20388. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın nimetleri kimin üzerinde çoğalırsa, insanların ona ihtiyaçları da artar. O halde kim kendisine verilenlerde Allah için gerekeni yaparsa, nimetleri daimi ve sabit kalır; kim de üzerine düşen vazifeyi yerine getirmezse, elindekileri zevale ve yokluğa sevk etmiş olur."

20389. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey insanlar! Allah'ın her nimette bir hakkı vardır. Herkim o hakkı eda ederse, Al-lah ona olan nimetlerini artırır. Herkim de hakkı eda etmezse, nimeti yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır ve cezanın gelip çatmasına hız kazandırır. O halde Allah sizi günahlarınızdan korkar gördüğü gibi nimetlerin-den de endişeli görmelidir."

20390. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nefsinde Allah'ın büyüklüğünü duyan ve kalbinde Allah'ın yerini yücelten kimsenin hakkı, Allah'tan başka her şeyi küçük görmesidir. Bundan daha büyük hak sahibi ise Allah'ın büyük nimetler verdiği ve ihsan ettiği kimsedir. Zira Allah'ın üzerinde nimetlerini büyüttüğü kimsenin, üzerindeki hakları da büyür."

20391. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kime Allah'ın nimeti artarsa insanların zahmet ve geçim yükü onun omuzlarına ağırlık eder. O halde insanların zahmet ve geçimini üstlenerek nimetinizi sürekli kılın ve onu yok olmaya maruz kılmayın. Zira nimetin kendisinden zayil olduğu bir kimseye yeniden nimetin dönmesi çok nadirdir."

20392. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nice bir söz vardır ki, nimeti elden alır ve azabı celp eder."
20393. İmam Ali (a.s) Malik Eş-ter'i Mısır'a vali tayin ettiğinde yaz-dığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Kanlardan ve onları helal olmaksızın akıtmaktan sakın.

Çünkü azaba sebep olan, ondan daha büyük bir şey yoktur. Kanların haksız yere dökülmesinden başka, hesab sorulmasına, nimetinin zevaline ve müddetin kesilip ömrün bitmesine sebep olacak bir şey yoktur."
20394. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın nimetini değiş-tiren, azabının çabuk gelmesine sebep olan şeyler içinde zulümden daha etkili bir şey yoktur. Allah, zulme ve işkenceye maruz kalanların feryadını duyar ve O, zalimleri gözetir."

20395. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın nimet verdiği bir kul, o nimet hakkında zulüm ettiği taktirde mutlaka Allah'ın o nimeti kendisinden yok etmesine müstahak olur."

20396. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a yemin olsun, nimet içinde hoşnut olarak yaşa-yanların mutluluk nimeti, ancak işledikleri günahlar yüzünden yok olur gider. Çünkü Allah, kullarına zulmedici değildir. Eğer insanlar, azap üzerlerine indiği, ellerindeki nimetler yok olduğu zaman Rablerine, doğru niyetle ve içtenlikle sığınsalar, Rableri ellerinden giden her şeyi geri verir, içlerindeki her bozgu-nu düzeltirdi."

20397. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Çünkü, itaat için belirli alametler vardır… Kim o yoldan saparsa, haktan ayrılır ve şaşkınlığa düşer. Allah da onun nimetini elinden alır, ona azabını ulaştırır."
20398. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Münezzeh olan Allah kuldan bir nimeti almak istedi-ğinde onun hakkında değiştirdiği ilk şey aklıdır ve kul için en şid-detli şey de aklının alınmasıdır."

3908. Bölüm
Günah Yolunda Al-lah'ın Nimetlerinden Yardım Almak

20399. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah Tebareke ve Teala şöyle buyurmuştur: "Ey Ademoğlu! Sen insaf üzere dav-ranmıyorsun. Ben nimetlerle sevgi izharında bulundum, sen ise nimetlerimle bana düşmanlık ediyorsun. Benden taraf sana iyilik iniyor, senden taraf ise bana kötülük yükseliyor."

20400. Uddet'id-Dai kitabında şöyle yer almıştır: "Davud'un (a.s) Zebur'unda şöyle yer almıştır: "Allah-u Teala şöyle buyurmuş-tur: "Ey Ademoğlu! Sen benden bir şey istiyorsun, ama ben onu sana vermiyorum. Çünkü sana neyin faydalı olduğunu biliyo-rum. Ama sen ısrarla benden istiyorsun ve ben de sana istedi-ğin şeyi veriyorum. O zaman da bana isyan yolunda ondan yar-dım alıyorsun."

20401. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Eğer amelinin hayırla sonuçlanmasını, öldüğün zaman en iyi amellerle ölmek istiyorsan, Allah'ın hakkını ve hürmetini koru ve nimetlerini günah yo-lunda kullanma."
20402. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah için yapmanız gereken en az iş, nimetlerinden O'na karşı günah işlemeye yardım dilememenizdir."

20403. İmam Ali (a.s), Kumeyl'e şöyle buyurmuştur: "(Eliyle göğsünü işaret ederek:) "İşte burada pek çok ilim vardır; keşke onu taşıyacak birini bulsaydım. Çabuk anlayıp algılayan kimseleri buluyorum; ama güvenilir değillerdir; dini dünyaya alet ediyorlar. Allah'ın nimetleriyle kullarına, hüccet-leriyle de dostlarına üstünlük taslıyor-lar."
Bak. Eş-Şukr, 2061. Bölüm

3909. Bölüm
Nimeti Sadece Yemek-te ve İçmekte Gören Kimse

20404. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Allah'ın kendisinde olan nimetini sadece yiyecek, içecek ve giyecekte ol-duğunu görürse ameli azalır, azabı yakınlaşır."

20405. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Allah'ın kendisinde olan nimetini sadece yiyecek ve içecekte görürse ameli azalır, azabı yakınlaşır."
20406. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim Allah'ın ken-disine verdiği nimetleri sadece yiyecek ve içeceklerde görürse, ameli kısalır ve azabı yakınlaşır."

3910. Bölüm
Nimetlerin Birbiri Ar-dınca Verilişi ve Allah'ın Mühleti

Kur'an:
"Küfredenler, kendilerine vermiş olduğumuz mühletin sakın kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Biz onlara ancak, günahları ço-ğalsın diye mühlet veriyoruz. Küçültücü azab onlaradır."
20407. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Ademoğlu, sen isyan ettiğin halde münezzeh olan Allah sana bir biri ardınca nimet verdiğinde artık (Allah'ın azabından) sakın."

20408. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nice kimseye nimet, bela ve sıkıntı sebebidir."
20409. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nice insanlar vardır ki, kendisine ihsan edilmekle yavaş yavaş azaba yakınlaşır; günahlarının örtülmesiyle aldanır; övülmesiyle, fitneye uğrar (akıl ve malını elden verir). Allah hiçbir kimseyi insana verdiği fırsat gibi bir şeyle imtihan etmemiştir."

20410. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nice kimse, Allah'ın kendisine verdiği nimetler sebe-biyle gurur ve gaflete düşmüştür. Nice kimse de Allah'ın (günahla-rını) örtmesi sebebiyle de yavaş yavaş Allah'ın azabına yakın olmuştur ve nice kimse de insan-ların övgüsüne aldanmıştır."

20411. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey insanlar, Allah nimet anında sizleri, belada olduğu gibi korkulu görmelidir. Kendine geniş bir nimet verilen kimse, bunu tedrici bir cezanın başlangıcı olarak görmezse, korkunç hallerden güvene ermiş de-mektir. Darlığa düşen de bunun bir imtihan olduğunu bilmezse ümit edi-len ecrini zayi etmiştir."

20412. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nice kendisine nimet verilen kimse, kendisine verilen bu ihsan sebebiyle yavaş yavaş azaba yakınlaşmıştır ve nice kimse de halkın görüşünde bela ve sıkıntı içinde olduğu halde gerçekte (bu bela ve sıkıntılarla) ona ihsanda bulunulmuştur."

20413. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bir çok insan hakkın nimetine mazhar olduğu halde nimet sebebiyle yavaş yavaş Allah'ın cezasına yakın olur. Birçok belaya duçar olan kimseye ise bu sıkıntıdan dolayı Al-lah'ın ihsanı ulaşır."
20414. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur:

"Gece gündüz Al-lah'ın ani saldırılarından sakı-nın." Zeyd Şehham şöyle diyor: "Ben şöyle arzettim: "Allah'ın saldırıları nedir?" İmam şöyle buyurdu: "Günahlar sebebiyle cezalandırmak."
20415. İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münezzeh olan Allah'ın (kötü) kuluna mühlet vermesi, ona nimetleri çoğaltması ve şükretme başarısını kendisinden almasıyladır."

20416. İmam Sadık (a.s), kendisi-ne, "Allah'tan bana mal, evlat ve ev vermesini istedim, Allah da bana verdi. Şimdi de bunların Allah'ın mühlet verişinden ve yavaş yavaş azaba yakınlaştırmasından olduğu düşüncesiyle korkuyorum" deyince şöyle buyurmuştur:

"Allah'a yemin olsun ki eğer hamd ve övgüyle birlikte olursa asla böyle olmaz (Allah'ın mühleti sayılmaz.)"
20417. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "Biz onları bilmedik-leri yerden yavaş yavaş azaba yaklaştıracağız" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Ayette geçen istidrac, kulun günah işlemesi, bu haliyle Allah'ın yine ona ni-met vermesi, böylece o nimetin onu günahlardan mağfiret dile-mesinden alıkoymasıdır."

20418. İmam Sadık (a.s), kendisine istidracın anlamı sorulduğunda şöyle buyurmuştur: "İstidracın manası, kulun günah işlemesi, Allah'ın ona mühlet vermesi, günahına rağmen ona nimet bağışlaması, böylece o nimetin onu günahlardan mağfiret dilemesinden alıkoymasıdır. Böyle bir şahıs anlamadan yavaş yavaş Allah'ın azabına ve gazabına yaklaşmaktadır."

20419. İmam Ali (a.s) dünya ehli-nin sıfatı şöyle buyurmuştur: "Dünya, onları körlük yoluna sürüp, hidayetin aydınlattığı gözlerini aldı da şaşkınlık içinde dünyaya daldılar, nimetine gark olup onu rab edindiler."
20420. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nimetin sarhoşlu-ğundan korkunuz ve Allah'ın gazap ve intikamının şiddetinden sakınınız."

20421. İmam Ali (a.s), tatsız olay-lar hakkındaki konuşmasında şöyle buyurmuştur: "O zaman şaraptan değil, Allah'ın nimetinden ve mutluluktan sarhoş olursunuz."
20422. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Nimetler içinde yüz-mekten sakının. Şüphesiz Al-lah'ın kulları nimetler içinde yüzen kimseler değillerdir."
20423. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Münezzeh olan Allah'tan dileriz ki bizleri ve sizleri hiç bir nime-tin azdıramadığı, hiç bir amacın rabbi-ne itaatten alıkoyamadığı ve (do-layısıyla da) ölümden sonra pişmanlık ve hüzne kapılmayan kimselerden eylesin."
Bak. 397. Konu, el-İmla

3911. Bölüm
Allah'ın Nimetlerini Dile Getirmek

Kur'an:
"Ama Rabbinin nimetini anlat."
20424. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah nimetlerinin eserini kulunda görmek ister."
20425. Ebu'l-Ehves babasıdan şöy-le dediğini nakletmektedir: "Ucuz ve düşük bir elbiseyle, Allah Resu-lü'nün (s.a.a) huzuruna vardım. Bana şöyle buyurdu: "Bir malın ve servetin var mıdır?" Ben şöyle arzettim: "Evet." Peygamber şöyle buyurdu: "Ne malın var-dır?" Ben şöyle arzettim: "Allah bana deve, koyun, inek ve köle vermiştir." Peygamber şöyle buyurdu: "O halde eğer Allah sana bir servet vermişse, sana verdiği nimet ve yüceliklerin nişanesi de sende görülmelidir."

20426. "Hakeza Ebu'l Ahves babasından şöyle nakletmektedir: "Üstüm başım dağınık bir halde Allah Resulü'nün yanına vardım Peygamber şöyle buyurdu: Mal ve servetin var mıdır?" Ben, "Evet, Allah bana her şey vermiştir" diye arzettim. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Eğer servetin varsa vücudunda bunun etkileri göze çarpmalıdır."

20427. İmam Ali (a.s), Haris-i Hemdani'ye yazdığı bir mektubunda şöyle buyurmuştur: "Allah'ın verdi-ği her nimetin şükrünü eda et. Allah'ın sana verdiği nimetlerden hiç birini zayi etme. Allah'ın ihsan ettiği nimetlerin eseri üze-rinde görülsün."

20428. İmam Ali (a.s), kardeşi Asım b. Ziyad'ı yün giydiği, yumuşak elbiselerden sakındığı, dünyadan yüz çevirdiği, bu işiyle eşini ve çocuk-larını rahatsız edip üzdüğü sebebiyle Müminlerin Emiri'ne şikayette bulunan Rebi b. Ziyad'a şöyle buyurmuş-tur: "Asım b. Ziyad'ı yanıma getiriniz." Onu yanına getirdiklerinde İmam onu görünce yüzünü astı ve şöyle buyurdu: "Sen eşinden utanmıyor musun, çocuklarına acı mıyor musun? Allah'ın sana temiz şeyleri helal kıldığını,

buna rağmen senin onlardan istifade etmeni istemediğini mi sanıyorsun? Sen Allah nezdinde sana böyle yapmasından çok daha küçüksün. Allah-u Teala şöyle buyurmuyor mu: "Allah, yeri canlı yaratıklar için meydana getirmiştir. Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları" Hakeza Allah şöyle buyurmamış mıdır: "Acı ve tatlı sulu iki denizi birbirine kavuşmamak üzere salı-vermiştir. Aralarında bir engel vardır; birbirinin sınırını aşamazlar.

Öyleyken Rabbi-nizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız? Bu iki deniz-den de inci ve mercan çıkar." O halde Allah'a yemin olsun ki Allah'ın nimetlerinden bil fiil istifade etmek, Allah nezdinde onu dille ifade etmekten çok daha sevimlidir. Nitekim aziz ve celil olan Allah şöyle

buyurmaktadır: "Rabbinin nimetini dile getir." Asım şöyle arzetti: "Ey Müminlerin Emiri! O halde siz kendiniz neden boğaza eziyet eden yiyecekler ve kaba elbise-lerle iktifa ediyorsunuz?" İmam şöyle buyurdu: "Vay olsun sana! Aziz ve celil olan Allah önderle-re adaleti vacip kılmıştır ki ken-disini fakir insanlarla eşit kılsın. Böylece de fakirlik ve yokluk, fakiri kızdırmasın. Böylece Asım b. Ziyad yün elbisesini çıkarıp attı ve yumuşak elbiseler giydi."

20429. İmam Sadık (a.s), Ubeyd b. Ziyad'a şöyle buyurmuştur: "Nimeti aşikar kılmak Allah nezdinde onu gizli kılmaktan daha sevim-lidir. O halde kavminin arasına en güzel şekilde çık." Bureyd b. Muaviye şöyle diyor: "Ondan sonra Ubeyd dünyadan gidinceye kadar kavminin arasında en güzel şekilde görüldü."
20430. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah güzeldir ve güzeli sever. Allah kulundan nimetinin izlerini görmek ister."

20431. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah kuluna bir nimet bağışladığında ve o nimet o kulun vücudunda göze çarptığında Allah'ın sevgilisi ve nimetinin beyan edicisi olarak adlandırılır. Allah bir kuluna bir nimet verdirğinde o nimetin etkileri onun vücüdunda göze çarpmazsa bu durumda da Allah'ın düşmanı ve Allah'ın nimetini yalanlayan kimse olarak adlandırırlır."

20432. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ben kulun Allah'tan bir nimete eriştiği halde, onu izhar etmemesini hoş görmüyo-rum."
20433. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah güzelliği ve süslenmeyi sever, yoksulluğu ve yoksul görünmekten nefret eder. Zira aziz ve celil olan Allah ku-luna bir nimet verdiğinde onda etkisini görmek ister." Şöyle arzedildi: "Hangi yolla?" İmam şöyle buyurdu: "Temiz elbise giysin, güzel koku kullansın, evini badana yapsın, evinin kapısının önünü süpürsün, hatta güneş batmadan önce ışıkları yakmak, fakirliği ortadan kal-dırmakta ve rızkı çoğaltmaktadır."

20434. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "Ama Rabbinin ni-metini dile getir" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Yani sana üs-tünlük vermek, sana bağışta bu-lunmak ve hakkında ihsan et-mekle sana nimet veren kimseyi (Allah'ı.)" İmam daha sonra şöyle buyurdu: "O (Resulullah) Allah'ın dinini, kendisine bağış-lanan şeyleri ve kendisine verilen nimetleri (insanlar için) dile ge-tirdi."

20435. Mecme'ul-Beyan'da hakeza şöyle yer almıştır: "Ama Rabbinin nimetini dile getir" ayetinin anlamı şudur ki, Allah'ın nimeti-ni an, onu aşikar kıl, insanlar için dile getir. Nitekim bir hadiste şöyle yer almıştır: "Herkim in-sanlara teşekkür etmezse, Allah'a da şükretmez. Herkim aza te-şekkür etmezse çoğa da teşekkür etmez. Allah'ın nimetini anmak da şükrün kendisidir ve Allah'ın nimetini zikretmemek de nan-körlüktür"…İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: "Ayetin anlamı şudur ki Allah'ın sana bağışta bulunduğu nimetleri, sana verdi-ği yücelikleri, sana verdiği rızkı, sana bulunduğu ihsanı ve verdiği hidayeti (insanlar için) dile ge-tir."

20436. İmam Hüseyin (a.s), hake-za bu ayet hakkında şöyle buyurmuş-tur: "Allah Peygambere (s.a.a) dini hakkında kendisine bağışta bulunduğu nimetleri anmasını emretmiştir."
20437. İmam Ali (a.s), Muaviye'ye yazdığı mektubun bir bölümünde şöyle buyurmuştur: "Görmüyor mu-sun -elbette sana bildirmek için değil, Allah'ın bizlere verdiği nimetlerini dile getirmek için diyorum- Muhacir ve Ensar'dan bir kısmı Allah yolunda şehit oldular ve her birinin bir fazileti vardır. Amma bizim şehidimiz (Hamza), şehid olduğu zaman kendisine "seyyid-üş-şüheda" (şehitlerin efendisi) denildi"

3912. Bölüm
Nimetin Kemali

20438. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim gece gündüz yaşar da şu üç şeye sahip olursa dünya nimeti kendisine tamamalanmış olur: Gece gündüz afiyet içinde yaşayan, güvenlik içinde olan ve günlük yiyeceğine sahip olan kimse. Bu kimse dördüncü nimete sahip olursa dünya ve ahiret nimeti kemale ermiş olur ve o dördüncüsü de iman nimetidir."
20439. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aklın çokluğu da nimetin kemalindendir."

20440. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dünya nimeti emniyet ve sıhhattır. Ahiret nimetinin kemali ise cennete girmektir. Kendisine nimetin tamamlanmadığı kimse asla cenente giremez."
20441. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Ademoğlu! Nimetin kemalinin nede olduğunu biliyor musun? Nimetin kemali ateşten kurtulmakta ve cennete gitmektedir."

20442. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Nimetin kemali cen-nete gitmek ve ateşten kurtul-maktır."
20443. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Cennetsiz her nimet değersiz, cehennemsiz her bela da afiyettir."
20444. Resulullah (s.a.a), Al-lah'tan nimetin kemalini talep eden bir şahsa şöyle buyurmuştur: "Nimetin kemali nedir?" O şöyle arzet-ti: "Kendisiyle Allah'a çağıraca-ğım ve ondan hayır ümit edeceğim bir duadır." Resulullah şöyle buyurdu: "Nimetin kemali cen-nete gitmek ve ateşten kurtul-maktır."

20445. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Tevazu ile nimet kemale erer."
20446. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın hakkınızdaki nimetinin tamamlanması için sabırla, Allah'a itaat ederek Allah'ın korunma-sını emrettiği kitabını muhafaza edin."

20447. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a itaatte sabırla ve sebat etmekle, O'na isyandan kaçın-makla, üzerinizdeki nimetleri kemale erdirin."
20448. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nimetini tamamlamak, izzetine teslim olmak ve gü-nahlarından korunmak için Allah'a hamd ederim."

3913. Bölüm
Nimete Küfranda Bu-lunmak

Kur'an:
"İnsana bir darlık gelince, yan yatarken, oturur veya ayakta iken bize yalvarıp ya-karır; biz darlığını giderince, başına gelen darlıktan ötürü bize hiç yalvarmamışa döner. İşlerinde israfkar olanlara, yaptıkları böylece güzel gö-rünür."
bak. Hud, 9, 10; Yunus, 21, 23; İbrahim, 28, 34; Nahl, 53-55, 71, 83, 112; İsra, 67, 69; Kehf, 32, 45; Hac, 66; Ankebut, 65, 67; Rum, 33, 34, 51; Lokman, 31, 32; Sebe, 15, 19; Zümer, 3, 8; Fusslet, 49, 51; Şura, 48; Dehr, 3; Abese, 17, 23; Adiyat, 6
20449. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İsrailoğulları arasında kendisine sayısız yiyecekler veri-len bir grup vardı. Onlar bu nimetlerle şehirlerinde heykeller yaptılar ve onlardan yardım dilediler.

Böylece Allah onlara sıkı tuttu. Sonunda o heykellere yö-nelmek, onların yanına gidip onları yemek zorunda kaldılar. Allah'ın şu sözü de bunu ifade etmektedir: "Eğer kasabaların halkı iman etmiş ve bize karşı gelmekten sakınmış olsalar-dı…Ama Allah'ın nimetlerine nankörlük ettiler; bu yüzden Allah onlara yaptıklarına kar-şılık açlık ve korku belasını tattırdı."

20450. İmam Bakır (a.s), Allah-u Teala'nın "Ama onlar: "Rabbi-miz! Yolculuklarımızın mesa-fesini uzak kıl" deyip kendile-rine yazık ettiler" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Bunlar birbiri-ne yapışık beldeleri bulunan bir topluluktu. Öyle ki bir beldeden diğer beldeyi görüyorlardı. Ne-hirleri akıyor, malları çok idi.

Ama Allah'ın nimetine nankör-lük yaptılar ve ahlakları değişti. Böylece aziz ve celil olan Allah onlara Arim selini gönderdi. Beldeleri suyun altında kaldı, evleri yıkıldı, mal ve varlıkları ortadan kalktı, Onların bahçeleri, buruk yemişli, ılgınlık ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki bahçeye haline çevrildi. Allah-u Teala daha sonra şöyle buyurdu: "Aşırı gitmelerinden ötürü onları bu şekilde ceza-landırdık. Acaba biz nankör-den başkasını mı cezalandırı-rız?"

20451. Ahmet b. Muhammed b. Ebi Nasr şöyle diyor: "İmam Rı-za'ya (a.s) bir konuyu söyledim. İmam şöyle buyurdu: "Sabırlı ol. Zira inşallah Allah'ın işini düzel-teceğini ümit ediyorum." Daha sonra İmam şöyle buyurdu: "Al-lah'a yemin olsun ki Allah bu dünyadan mümin için ahirete attığı şey, kendisi için bu dünya-da verdiği şeyden daha hayırlıdır."

İmam daha sonra dünyayı aşağıladı ve şöyle buyurdu: "Dünyanın ne değeri vardır?" İmam daha sonra şöyle buyurdu: "Nimetlere eren kimse tehlike-dedir. Zira Allah o nimette ken-disine bir takım hakları farz kıl-mıştır. Allah'a yemin olsun ki bazen aziz ve celil olan Allah bana nimet vermektedir ve ben de ellerini hareket ettirerek- Allah'ın bu nimetlerde boynum-daki haklarını eda edinceye kadar o nimetler hususunda korku ve endişe içindeyim." Ben şöyle arzettim: "Fedan olayım! Sizler sahip olduğunuz bu makama rağmen böyle korkuyor musu-nuz?" İmam şöyle buyurdu: "Evet, rabbimi bana verdiği her nimet husususunda övmekte-yim."

20452. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Çevrendeki insanlardan dilediğine bak; yoksulluk içinde kıvranan fakirden, küfrü Allah'ın nimetiyle değişmiş zenginden, malını çoğaltmak için Allah'ın hakkını vermeyen cimriden, başkasını görebilir misin?"
bak. El-İhsan; 873. bölüm, Ve-sail'uş Şia, 11/248, 44. Bölüm ve s. 539, 8. Bölüm

519. Ko-nu

en-Nefs
Nefis

Bihar, 70/62, 45. bölüm; Me-ratib'un-Nefs
Bihar, 71/358, 88. bölüm; men melike nefsihi inde'r-Reğbeti ve'r-Rehbe
Bihar, 61/245, 46. bölüm; Kuva'n-Nefsu ve Muşairuha min'el-Havas'iz-Zahireti ve'l-Batıne