Mizan'ul Hikmet-13.Cilt
 


BAŞKA KONULARIN DEVAMI



20150. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın kulları üzerindeki farz haklarından biri de gücü yettiğince nasihatta bulunmak ve hakkı kendi aralarında ikame etmek hususunda yardımlaşmaktır."
20151. İmam Ali (a.s), ashabından salih olanlar hakkında şöyle buyur-muştur: "Sizler hak üzere yardımlaşanlar ve dinde kardeşlersiniz... O halde bana riya ve şüpheden uzak nasihatlarla yardım edin."

3869. Bölüm
Nasihat Eden ve Na-sihat Dileyen Kimsenin Hakkı

20152. İmam Seccad (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Senden nasihat dile-yen kimsenin hakkı ona nasihat etmendir ve bu işi sevgi ve yu-muşaklıkla yerine getir. Nasihat eden kimsenin hakkı ise karşı-sında mütevazi ve yumuşak ol-man ve sözüne kulak vermendir. Eğer doğru bir söz söylerse aziz ve celil olan Allah'a şükret. Eğer yanlış bir şey söylerse ona mer-hametli ol. (Kötü) niyet sahibi olmakla suçlama, ona hatayı isnat et (kasıtlı olmayı değil.). Bu hata sebebiyle itham ve kötüm-serliğe müstahak olmadığı tak-tirde cezalandırma. Bu durumda ise asla onun sözlerine itina gösterme."

20153. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sana nasihat eden kimse, sana şefkat gösterendir. Sana iyilik etmektedir ve senin işlerinin akıbetini düşünmekte-dir. Eksikliklerini telafi etmekte-dir. O halde ona itaat senin hi-dayetine sebep olur. Ona muha-lefet etmek ise senin zarar ve ziyanınadır."
20154. İmam Ali (a.s) Basra ehline yazdığı mektubunda şöyle buyurmuş-tur: "Bununla beraber, içinizde itaatkar insanların faziletlerini, nasihat edenlerin haklarını biliyorum."

3870. Bölüm
Hayır Dileyen Kimsenin Nişanesi

20155. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hayır dileyen kimsenin dört özelliği vardır: Hak ile hüküm verir, kendinden başkalarına hak tanır, kendisi için beğendiğini insanlar için de beğenir ve hiç kimsenin (hakkına) tecavüzde bulunmaz."
20156. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsana, kendisi için beğenmediği bir şeyden başkalarını sakındırması nasihat ve hayır dilemesi için yeterlidir."

20157. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Haset eden kimsenin hayır dilmesi ve yol göstermesi imkansızdır."
20158. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aşağılık insan tamah veya korku olmaksızın hiç kim-seye nasihat etmez. Tamah ve korku ortadan kalktığı zaman da kendi cevherine (hakikatine) geri döner."
20159. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bazen kendisinden nasi-hat beklenmeyen kimse güzel nasihat eder, bazen de nasihat eden kimse ihanet eder."

20160. İmam Seccad (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Fazla nasihat kötüm-serliğe ve ithama sebep olur."
20161. İmam Ali (a.s), Malik Eş-ter'e yazdığı mektubunda şöyle bu-yurmuştur: "Halkın ayıplarını söyleyen dedikoducuları tasdik etme. Çünkü, nasihatçilere benzese bile, dedikodu yapan sahtekardır."

3871. Bölüm
İnsanlardan En Çok Hayır Dileyen Kimse

20162. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanlardan en çok hayır dileyen kimse en çok kendi hayrını dileyen ve rabbi karşısın-da en çok itaat eden kimsedir."
20163. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanlardan kendi hayrını en çok isteyeni, Rabbine en çok itaat edip boyun eğenidir. Kendisini en fazla aldatanı da Rabbine en çok isyan edendir."

20164. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sizden kendisine karşı en çok hayır dileyen kimse herkesten daha çok rabbine itaat eden kimsedir. Kendisine karşı en hain olan kimse ise Rabbine karşı en çok isyan eden kimsedir."
20165. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kendi hayrını dileyen kimse, başkalarının hayrını dile-meye de layıktır. Kendisine hı-yanet eden bir kimse ise başkala-rına karşı da haindir."

20166. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Müslüman bir kul nefsi hakkında Allah'tan hayır diler, nefsine hakkı verir ve nefsi için hakkı alırsa kendisine iki nimet verilir: Aziz ve celil olan Allah tarafından kani olacağı bir rızık ve Allah tarafından kendisini kurtaracak bir hoşnutluk."
20167. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sana nefsini islah etmeyi emreden kimse, kendisine itaat etmene en layık olan kimsedir."
20168. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Biz insanların en fasihi, en çok hayır dileyeni ve en güzel yüzlü olanıyız."

3872. Bölüm
Nasihatın Fayda Ver-mediği Kimse

Kur'an:
"Eğer Allah sizi azdırmak isterse, ben size öğüt vermek istesem de faydası olmaz. O, sizin Rabbinizdir, O'na dön-dürüleceksiniz."
20169. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Rezaletten lezzet alan kimse nasihatten nasıl faydalanır?"
20170. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Akıldan nasipsiz kimseden hayır dileme ve ondan nasiha kabul etme. Soyu sopu olmayana güvenme. Zira akıldan nasibi olmayan kimse nasihat yerine bilmeden sana hiyanet eder. Asaleti olmayan kimse ise islah edeceği yerde bilmeden bozar."
bak. El-Mevize, 4140. Bölüm

3873. Bölüm
Nasihatı Kabullenmek

20171. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın öğüdüyle öğütlenin, nasihatını kabul edin... Bu Kur'an; öğüdü aldatmayan bir kitaptır... onu kendinize nasihatçi sayın. Ona uymayan fikirlerinizi suçlayın, aykırı düşen isteklerinizi doğrulamayın."
20172. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey insanlar! Sizden kim Allah'tan öğüt isteyip kabul ederse, başarıya ermiştir."

20173. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kur'an'ın ipine (hükmü-ne) sarılıp, ondan öğüt al."
20174. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nasihatı onu size hediye eden kimseden işitiniz ve onu canı gönülden kabul edi-niz."

20175. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sana karşı insanların en şefkatlisi nefsini ilsah etme yolunda sana en çok yardım eden ve dinin hususunda sana en çok nasihatta bulunandır."
20176. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kendisine nasihat edene itaat eden ve kendisini helak eden sapıklıktan uzaklaşan kimseye ne mutlu."

20177. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Elbette sizler nasihat edildiniz, o halde nasihatı kabul ediniz. Size basiret verilmiştir, o halde basiretli olunuz. Size yol gösterilmiştir, o halde doğru yola koyulun."
20178. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların sana en sevimlisi, şefkatli ve hayır dileyen kimse olmalıdır."
20179. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim nasihatı ka-bullenmezse helak olur."

20180. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim kendisine nasihat eden kimseye isyan eder-se düşmanına yardım etmiştir."
20181. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sana nasihat eden kimse şüphesiz ki sana yardımda bulunmuştur."
20182. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nasihat kabullenen kimse rezil rüsva olmaktan gü-vende olur."
20183. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "En büyük başarılar-dan biri de nasihate kulak as-maktır."
20184. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sana kendini islah etmeni emreden kimse, kendisine itaat etmene en layık olan kimsedir."
20185. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim nasihat eden kimseye yönelirse, çirkinlikten yüz çevirir. Herkim de nasihat eden kimseye düşmanlık beslerse, kendisini çirkinlik kaplar."
20186. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim nasihat eden kimsenin nasihatından yüz çevi-rirse, zahiren dostluktan bahse-den düşmanın hile ateşinde ya-nar."

20187. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nasihatın acılığı hı-yanetin tatlılığından daha fayda-lıdır. Zahiren tatlı olup hoşa giden ama halis olmayan ve maksatlı olan sözlerden daha faydalıdır."
20188. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sakın nasihat eden kimsenin nasihatlerini reddetme. Sana yol gösteren kimsenin ka-sıtlı ve hain olduğunu sanma."

20189. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nasihat etmeyen ve nasihat edenleri de sevmeyen toplulukta hayır yoktur."
20190. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Seni ağlatan ama hayrını dileyen kimseye itaat et. Seni güldüren ama sana karşı halis olmayan (seni aldatan kimseye) itaat etme."

513. Konu el-İnsaf İnsaf

Bihar, 75/24, 35. bölüm; el-İnsaf ve'l-Adl

bak.
338. konu, el-Adl

3874. Bölüm İnsaf

20191. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsaf faziletlerin en üstünüdür."
20192. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dinin düzeni iki has-lettir: İnsaflı olman ve kardeşle-rine yardım etmendir."
20193. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsaflı olmak, en üstün ahlaktır."
20194. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "En büyük sevap, insaflı olma sevabıdır."
20195. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsaf yöneticiliğin süsüdür."

20196. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsaflı olmak mu-habbet ve dostluğu sürekli kı-lar."
20197. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsaf kalpleri birbiri-ne ısındırır."
20198. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsaf, ihtilafları orta-dan kaldırır ve ülfet ve dayanış-maya sebep olur."
20199. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsaf büyük insanla-rın hasletidir."
20200. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsaf rahatlıktır."

20201. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın tacı nefsinin izzetidir, süsü ise insafıdır."
20202. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsafa riayet etmek ile ilişkiler devam eder."
20203. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsaflı olmayan kim-seden Allah gücünü alır."
20204. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim çok insaflı olursa, canlar onun adil olduğu-na şahadette bulunur."
20205. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Cahillere karşı hilimli davranmakla insanın yardımcısı çoğa-lır."
20206. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsaflı kimsenin dostları ve sevenleri çok olur."

20207. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsaflı kimse, yücedir, zalim kimse ise aşağılıktır."
20208. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Dilin çirkinliği veya iyiliği yaymada insaflı olması çok azdır."
20209. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kudretin zekatı in-saftır."
20210. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanlara karşı insaflı davran ve müminlere karşı feda-kar ol."

3875. Bölüm
Adalet ve İnsaf

20211. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsaf gibi bir adalet yoktur."
20212. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hüküm vermede insaflı olmak ve zulümden sa-kınmak adalettendir."
20213. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah adalet ve ihsanı emretmektedir" ayetinin tefsiri hakkında şöyle buyurmuştur: "Adalet, insaftır; ihsan ise (artan) bir bağıştır."
bak. El-Adl, 2547. Bölüm

3876. Bölüm
İnsafı Olmayan Kim-seye İnsaflı Olmaya Teş-vik

20214. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kardeşleri insafa riayet etmeye davet etmek insaftan değildir."
20215. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mümin kendisine karşı insaflı davranmayan kimseye insaflı davranır."
20216. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların en adili kendisine zulmeden kimse hakkında insaflı davranandır."
20217. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın insaflı olması ve kendisine kötülük yapan biri-sine iyilikte bulunması onun faziletindendir."
20218. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "En zalim metot in-sanlardan insaf dilediği halde onlara insaflı davranmamaktır."
bak. El-Mukafat, 3504. Bölüm

3877. Bölüm
İnsanın Kendine İnsaf-lı Olması

20219. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsafın nihayeti, in-sanın kendisine karşı insaflı ol-masıdır."
20220. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İmanın en yücesi insanın kendisine karşı insaflı olmasıdır (ve başkalarının hak-kını kendinden almasıdır.)"
20221. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların en adili ve insaflı olanı başka bir hakimin müdahalesi olmaksızın kendiliğinden insaflı davranan kimsedir."
20222. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bu ümmet üç şeye tahammül etmez: Dini kardeşini malında pay sahibi kılmaya, halka karşı insaflı olmaya ve her halette Allah'ı zikretmeye."

20223. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kendisine karşı insaf-lı davranmak, yöneticilikte adil davranmak gibidir."
20224. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kendine karşı insaflı olur (ve başkalarına karşı insaflı davranırsan) Allah da seni ken-disine yakınlaştırır."
20225. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim halkın hak-kını kendisinden alırsa başkaları hakkındaki hakemiyeti kabul edilir."

20226. Resulullah (s.a.a), İbn-i Mes'ud'a yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "Ey İbn-i Mes'ud! Kendinden taraf insanlara insaflı davran, halkın hayrını dile ve onlara karşı merhametli ol. Zira eğer sen böyle olursan, Allah da senin içinde yaşadığın halka karşı gazaplanır ve onlara azap etmek isterse, sana bakar ve senin için insanlara merhamet eder. Nite-kim Allah-u Teala şöyle buyur-muştur: "Rabbin, kasabaların halkı ıslah olmuşken, haksız yere onları yok etmez."
20227. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bir fakire mali yardımda bulunan ve insanlara karşı insaflı davranan kimse gerçek mümindir."

20228. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Biliniz ki her kim insanlara karşı insaflı davranırsa Allah onun sadece izzetini artı-rır."
20229. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın akıllı olması için insaflı olması yeterlidir. İnsaflı olması için de hakikat ortaya çıktıktan sonra onu kabullenmesi yeterlidir"
20230. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın sadece şu üç grubun girdiği cenneti vardır: Onlardan biri kendi hakkında hak üzere hüküm veren kimsedir."

20231. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Halkın hakkını ken-dinden, ailenden, yakınlarından ve kendisine ilgi duyduğun kim-selerden al ve dost düşman her-kese adaletli davran."
20232. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Senden adalet ve insaf dilenilmeden önce kendin-den adalet ve insaf dile. Zira bu makamını daha çok yüceltir ve Rabbini daha çok hoşnut eder."

20233. İmam Ali (a.s), valilerine yazdığı bir mektupta şöyle buyurmuş-tur: "O halde halka insaflı muamele edin, İhtiyaçlarını karşılamada sabırlı olun. Çünkü siz halkın hazine memur-ları, ümmetin vekilleri, imamların elçilerisiniz."
20234. İmam Ali (a.s), Malik-i Eşter'e yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Sana düşen; helal olmayan şeylerde nefsini dizginlemektir. Zira onu dizginlemek sevdiği veya sevmediği şeyler hususunda ona karşı insaflı olmaktır...

Allah'a karşı insaflı ol; halka, ailenin seçkinlerine, kendilerine özel ilgi duyduğun emrindeki kimselere karşı insaflı davran. Böyle yapmazsan, ancak zulmetmiş olursun... Onlardan, insanlar tarafından hakir görülen fakat, gelip sana dert anlatmayanları ara bul.

Onları bulmak, hallerini anlamak için, Allah'tan korkan, bü-yüklenmeyen, mütevazi kişiler yolla da o kimselerin durumlarını sana iletsinler. Sonra onlar hakkında buluşma gününde Allah'a mazeret getirebileceğin bir şekilde davran. Fakirler ve sefiller, insanlar içinde insafa en fazla layık kişilerdir. Haklarını eda etmede, Allah katında bir mazeretin olacağı şekilde hareket et."
bak. 1342. Bölüm, 6454, 6455. Hadisler; el-Keza, 3367. Bölüm

3878. Bölüm
Hakkını Almayan Kimse

20235. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şu üç grup, diğer üç gruptan asla insaf talep etmez: Akıllı kimse ahmaktan, iyi kimse kötüden ve yüce kimse aşağılık kimseden."
20236. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İyi kimse kötü kimseden insaf dilemez ve alim kimse de cahil kimseden insaf dilemez."

514. Ko-nu

en-Nazar
Bak-mak

Bihar, 104/31, 33. bölüm; Men Yehil'un-Nezer ileyi ve men la Yeher
Bihar, 104/43, 35. bölüm; en-Nezer ila İmre' yeridu tezvicuha

3879. Bölüm
Göz Kalbin Kılavuzu-dur

20237. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gözler kalplerin ön-cüleridir."
20238. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Göz kalbin postacısı-dır."
20239. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bakış, fitnelerin kıla-vuzudur."
20240. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Göz, fitnelerin ön-cüsüdür."

20241. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Göz kalbin casusu ve aklın kılavuzudur."
20242. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın bakışı kalbi-nin kılavuzudur."
20243. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kalp, gözün kitabı-dır. "

3880. Bölüm
Gözler Şeytanın Tu-zaklarıdır

20244. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gözler, şeytanın tu-zaklarıdır."
20245. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Boş yere bakmaktan sakının, zira çok bakmak heva ve heves tohumunu eker ve gaflet doğurur."
20246. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bedende gözden daha az şükreden bir organ yok-tur. O halde onun isteklerini yerine getirmeyin ki sizleri aziz ve celil olan Allah'ın zikrinden alıkoyar."

20247. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gözlerin körlüğü bakışların çokluğundan daha iyidir."
20248. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Göz şehvetleri görür-se, kalbin akıbeti gören gözleri kör olur."
20249. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Cündebin oğlu! İsa (a.s) ashabına şöyle buyurdu-lar: "Haram olan bakıştan sakı-nın. Çünkü bu iş, kalbe şehvet tohumu eker ve bu seni aldat-maya yeter. Ne mutlu bakışı gözünde değil de kalbinde olan kimseye."
20250. Mesih (a.s) şöyle buyurmuş-tur: "Yasaklanmış şeye bakmak-tan sakın. Zira ki o şehvetlerin tohumu ve günahın bitkisidir."
bak. Eş-Şeytan, 2022. Bölüm; ed-Dunya, 1224. Bölüm, 5849. hadis

3881. Bölüm
Bakışının Dizginlerini Salıveren Kimse

20251. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim gözlerinin dizginlerini salıverirse hayatı zorluğa düşer, kesintisiz (oraya buraya bakan) kimsenin hasreti devam eder."
20252. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim gözünün dizginlerini salıverirse hüznü çoğalır."
20253. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim gözlerinin dizginlerini salıverirse ölümünü çağırmış olur."
20254. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nice bakışlar hasret vücuda getirir."

20255. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nice heves fidanı bir yarım bakıştan ekilmiştir."
20256. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nice heves bir tek bakıştan hasıl olmuştur."
20257. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nice bir bakış uzun hasretlere sebep olmuştur."

3882. Bölüm
Gözlerini Önüne Di-ken Kimse

20258. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim gözlerini önüne dikerse kalbi güvende olur."
20259. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim gözlerini önüne dikerse daha az üzülür ve helak olmaktan güvende kalır."
20260. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gözleri önüne dik-mek, insanı nefsani isteklerden ne güzel alıkoyucudur."

20261. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Herkimin bakışları temiz olursa, sıfatları da temiz olur."
20262. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Gözlerini yum ki ilginçlikleri göresin."
bak. 3889. Bölüm; el-Harb, 763. Bölüm, 3490. hadis

3883. Bölüm
Boş Bakışları Kınama

20263. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İçinde Alah'ın zikri olmayan her konuşma boştur. Düşünce ile birlikte olmayan her sessizlik unutkanlıktır ve içinde ibret alma olmayan her bakış faydasızdır."
20264. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz mümin kimse bakınca ibret alır, susunca düşünür ve konuşunca Allah'ı zikreder...Münafık ise bakınca boş bakar, susunca gaflet eder ve konuşunca boş şeyler konuşur."

20265. Yahya (a.s) şöyle buyurmuş-tur: "Bana göre ölmek, zaruri olmayan bir bakıştan daha sevgi-lidir."

3884. Bölüm
Kendilerine Bakmanın İbadet Sayıldığı Kimse

20266. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Alime bakmak ibadettir. Adil öndere bakmak ibadettir. Anne babaya sevgi ve merhamet dolu bir şekilde bakmak ibadettir. Allah için sevdiğin kardeşe bakmak ibadettir."
20267. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Üç şeye bakmak ibadettir: Anne babanın yüzüne, Kur'ana ve denize bakmak ibadettir."
bak. El-İlm, 2845. Bölüm

3885. Bölüm
Gözünü (haramlardan) Kapamaya Teşvik

Kur'an:
"Mümin erkeklere söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, mahrem yerlerini, korusunlar. Bu, on-ların arınmasını daha iyi sağ-lar. Allah yaptıklarından şüp-hesiz haberdardır."
"Mümin kadınlara da söy-le: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar. Süslerini, kendi-liğinden görünen kısmı müs-tesna, açmasınlar."

20268. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "Mümin erkeklere söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Kur'an'da sözü edilen aletleri korumaktan maksat, zinadan korunmaktır. Sadece bu ayette aletini korumaktan maksat bakmaktan korunmaktır. O hal-de iman sahibi hiç kimseye kar-deşinin avret mahalline bakması ve hakeza hiçbir kadına da kız kardeşinin avret mahalline bak-ması helal değildir."

20269. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ensar'dan olan bir genç Medine sokaklarında bir kadını gördü. O zamanlar kadın-lar başörtülerini kulaklarının arkasına bağlıyorlardı. Bu genç karşıdan gelen kadına baka kaldı. Kadın yanından geçince o genç döndü ve arkasından ona baktı. Böylece -ki İmam onu falan oğulları sokağı diye adlandırmış-tır- sokağına girdi ve yüzü du-vardaki kemiğe veya cama çarptı ve böylece yarıldı.

Kadın yanın-dan uzaklaşınca, göğsüne ve elbisesine kan damladığını gördü ve şöyle dedi: "Allah'a yemin olsun ki Resulullah'ın yanına gidip durumu ona ileteceğim." İmam daha sonra şöyle buyur-muştur: "O genç Allah Resu-lü'nün yanına geldi. Resulullah (s.a.a) onu görünce şöyle dedi: "Bu ne haldir?" O genç Pey-gambere durumu iletti. Bu esna-da Cebrail (a.s) şu ayeti nazil buyurdu: "Erkeklere söyle…"

20270. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Resulullah (s.a.a) namahrem bir kadının avret mahalline bakan kadına lanet etmiştir."
20271. İmam Rıza (a.s) Muhammed bin Sinan'ın sorularına cevap olarak yazdığı bir mektubunda şöyle buyurmuştur: "Evli kadınların ve diğer kadınların saçlarına bakmanın haram kılınışının sebebi erkekleri tahrik etmesidir. Bu tahrik fesat, haram ve doğru olmayan işlere düşmekle sonuçlanır. (Tahrik edişi sebebiyle) saç gibi olan şeylerde aynı hüküm-dedir. Sadece Allah-u Tealanın hakkında şöyle buyurduğu kadınlar müstesnadır: "İhtiyarlayıp oturmuş kadınlara." Bu tür kadınların saçlarına bakmanın sakıncası yoktur."

20272. İmam Kazım (a.s), Allah-u Teala'nın, "İki kadından biri: "Babacığım! Onu ücretli ola-rak tut; ücretle tuttuklarının en iyisi bu güçlü ve güvenilir adamdır" dedi" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Şuayb (a.s) kızına şöyle buyurdu: "Kızcağı-zım! Onun güçlü olduğunu, ka-yayı kaldırmasından anladın, ama onun emin olduğunu nereden biliyorsun?" Şuayb'ın kızı şöyle dedi: "Babacığım! Ben onun önünden yürüyordum, ama o şöyle dedi: "Sen arkamdan gel, yanlış gittiğim yerde bana yol göster. Zira biz kadınların arka-sına (bile) bakmayan bir toplulu-ğuz."

20273. Bir rivayette şöyle yer almış-tır: "Şuayb kızına şöyle buyurdu: "Onun güçlü oluşunu, tek başına su kovasını sudan çıkardığından anladın, ama onun emin ve güvenilir olduğunu nereden an-ladın?" Kızı şöyle dedi: "O bana şöyle buyurdu: "Arkamdan gel ve bana yol göster. Zira biz ka-dınların arkasına bakmayan bir topluluğuz." Buradan anladım ki o kadınlara arkadan bakan bir topluluktan değildir. Bu da onun doğruluğunun ve güvenirliliğinin nişanesidir."
20274. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanoğlunun her organının zinadan bir nasibi vardır: Gözün zinası ise bakmaktır."
bak. Ez-Zina, 1601. Bölüm; es-Selat, 2295. Bölüm, 10656. hadis; el-Hicab, 691. Bölüm, 3254. hadis

3886. Bölüm
Gözleerin Hainliği

Kur'an:
"Allah gözlerin hainliğini ve gönüllerin gizlediğini bi-lir."
20275. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Onların rızıklarını taksim eden; izlerini, amellerini, soluklarının sayısını, haince ba-kışlarını, gönüllerinden geçen, kendilerinden bile gizledikleri şeyleri, tespit etmiş ve bilmiş-tir."
20276. İmam Sadık (a.s), kendisine Allah-u Teala'nın, "Allah gözlerin hainliğini bilir" ayeti hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Bazen insan bir şeye adeta ona bakmıyormuş gibi bakar.

İşte bu gizlice bakmanın anlamıdır."
20277. Mekke'nin fethedildiği gün Osman daha önce Allah Resulü'nün kanını helal kıldığı ve öldürülmesi için emrettiği Abdullah b. Sa'd b. Ebi Serh'i kendisine eman alması için Peygamber'in huzuruna getirdi. Peygamber (s.a.a) Osman'ı görünce, onun bu isteğini reddetmekten utandı, bir müddet sustu ve müminlerden birinin kalkıp onu öldürmesini bekledi.
Ama Osman'ın sürekli isteğini görünce (ve hiç kimse de Abdullah'ı öldürmeye teşebbüste bulunmayınca) ona eman verdi ve ashabına şöyle buyurdu: "Sizin aranızda kalkıp da onu öldürecek bir yiğit yok muydu?" Abbad b. Bişr şöyle arzet-ti: "Ey Allah'ın Resulü! Ben sürekli gözünüze bakıyordum ve sizden onu öldürmek için bir işaret bekliyor-dum." Peygamber şöyle buyurdu: "Peygamberler gizlice (göz altından) bakmaz."

3887. Bölüm
Kadınlara Bakmanın Helal Olduğu Yerler

20278. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Tehameli, bedevi, köylü ve kafir kadınların saçları-na bakmanın sakıncası yoktur. Zira onlar nehyedilse dahi bun-dan sakınmazlar." İmam daha sonra şöyle buyurdu: "Deli ve aklı az olan kadınların saç ve bedenine bakmanın da bir kasıt olmadığı taktirde sakıncası yok-tur."
20279. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Zimmet ehli kadınla-rın el ve saçlarına bakmak haram değildir."
bak. Vesail'uş Şia, 14/145-147, 109, 110. Bölümler ve s. 149, 112, 113. Bölümler; el-Bihar, 104/43, 35. Bölüm

3888. Bölüm
Gözünü Haramla Dol-duran Kimse

20280. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim gözünü haramla doldurursa Allah da kıyamet günü (onun) gözünü ateşle doldurur meğer ki tevbe etsin ve bu amelinden el çeksin."
20281. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah'ın gazabı gözlerini kocasından başkasıyla veya kendisine mahrem olmayan biriyle dolduran kadına şiddetlidir."

3889. Bölüm
Gözleri (Haramlara) Yummak ve İbadetin Tatlılığı

20282. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Müslüman bir erke-ğin gözü kadınlara iliştiğinde gözlerini kaparsa, Allah-u Teala ona öyle bir ibadet başarısı verir ki onun tatlılığını kalbinde bu-lur."
20283. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bakmak, şeytanın zehirli oklarından bir oktur. O halde herkim Allah korkusundan gözlerini (haramlardan) kaparsa Allah ona öyle bir iman verir ki tatlılığını kalbinde tadar."

20284. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bakmak şeytanın ze-hirli olklarından bir oktur. Her kim aziz ve celil olan Allah için, -başkası için değil gözlerini (haramlardan) kapatırsa ardından (Allah) ona tadını alacağı bir iman bağışlar."
20285. Resulullah (s.a.a), rabbin-den naklen şöyle buyurmuştur: "Bakmak şeytanın zehirli okla-rından bir oktur. Herkim benim korkumdan onu terk ederse, ona buna karşılık öyle bir iman veri-rim ki onun tatlılığını kalbinde bulur."

20286. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Müslüman erkek, gözleri güzel bir kadına iliştiğin-de gözlerini yumarsa, Allah onun için öyle bir ibadet nasip eder ki onun tatlılığını kalbinde bulur."
20287. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim bir kadını görür ve gözlerini göğe doğru kaldırır veya kapatırsa, henüz gözlerini hareket ettirmeden Allah onu Hur'ul-Ayn (huri) ile evlendirir."
bak. El-Buka, 379. Bölüm, 1840. hadis

3890. Bölüm
Birinci Bakış İstemek-sizin, İkinci Bakış ise Kasıtlı Bakıştır

20288. Resulullah (s.a.a)İmam Ali'ye (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Ali! İlk bakış senin hakkındır. İkinci bakış senin faydana değil, zararınadır."
20289. Resulullah (s.a.a), hakeza şöyle buyurmuştur: "Ey Ali! Senin için cennette bir hazine vardır ve sen (cennetin veya bu ümmeti-min) Zülkarneyn'isin. O halde birinci bakışını devam ettirme. Zira birinci bakış senin hakkın-dır, ama ikinci bakış senin hakkın değildir."
20290. Resulullah (s.a.a), şöyle bu-yurmuştur: "İkinci defa bakmak-tan sakın. Zira birinci bakış senin hakkındır, ama ikinci bakış senin zararınadır."
20291. Resulullah (s.a.a), şöyle bu-yurmuştur: "Birinci bakış istemek-sizin yapılan bakıştır, ikinci bakış ise kastidir. Üçüncü bakış ise yıkıcıdır."

20292. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Birinci bakış senin hakkındır, ikinci bakış senin zararınadır, faydana değil ve üçüncü bakış insanın helak se-bebidir."
20293. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Birinci bakışı ikinci bakışla sürdürme. Zira ilk bakış senin hakkındır, ikinci bakış ise senin zararınadır."
20294. Cerir şöyle diyor: "Resulullah'a (s.a.a) aniden bakmak hakkında sordum. Bana (böyle bir hususta) gözümü çevirmemi emretti."

20295. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bir bakıştan sonraki bakış kalbe şehvet tohumuınu eker, bu da sahibini fitneye ve günaha sürüklemeye yeter."
20296. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kadına ilk bakışınız hakkınızdır, ama onu ikinci ba-kışla devam ettirmeyin. Fitne ve günahtan sakının."

3891. Bölüm
Herkim Hoşlanacağı Bir Kadını Görürse

20297. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ey insanlar! Biliniz ki bakmak şeytandandır. Herkim günah sebebiyle tahrik olursa eşiyle yatsın."
20298. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sizden biri bir kadını görüp ondan hoşlanırsa gidip kendi eşiyle yatsın, zira gördüğü şeyin benzeri kendi eşinde de vardır. Şeytan için kalbine bir yol açmasın. Gözlerini o kadından alıkoysun. Eğer eşi yoksa iki rekaat namaz kılsın, Allah'a çok hamdetsin, peygambere ve Ehl-i Beytine selam göndersin ve Allah'tan fazlından kendisine bağışta bulunmasını dilesin. Allah da şefkati ve mer-hametiyle onun bu ihtiyacını giderecektir."

20299. "İmam Ali (a.s) Ashabıyla oturmakta iken güzel bir kadın önle-rinden geçti, oradakiler hep birden gözlerini kadına diktiler; bunun üzerine İmam şöyle buyurdu: "Bu erkeklerin gözleri, (bir namah-reme) dikilmiştir; bu dikiliş, şeh-vetin tahrik olmasına sebep olur. Sizden birinin gözü beğendiği ve hoşlandığı bir kadına ilişince, hemen gidip kendi zevcesine yaklaşsın. Çünkü o da kendi karısı gibi bir kadındır." Harici-lerden biri İmam'a (a.s); "Allah kahretsin bu kafiri, ne kadar da bilgilidir!" dediğinde halk onu öldür-mek için üzerine hücum etti. İmam (a.s) bu durumu görünce şöyle buyur-du: "Yavaş olun! Bu bir sövgü-dür; ya sövmekle karşılık verilir ya da günahı bağışlanır."

3892. Bölüm
İnsanın Haramlara Göz Yummasına Yardım Eden Şey

20300. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hiç kimse gözünü (haramlara) kapamak gibi bir şeyle kendini korumamıştır. Zira göz daha önce Allah'ın azamet ve celalini kalbinde müşahade etmedikçe, Allah'ın haramlarına bakmaktan sakınmaz."
Müminlerin Emiri Ali b. Ebi Talib'e şöyle soruldu: "Gözleri (haramlardan) kapama hususun-da hangi vesileden yardım alına-bilir?" İmam şöyle buyurdu: "Senin gizliliklerini bilen Allah'ın kudretini göz önünde bulundurmakla."

20301. İmam Ali (a.s) dünya in-sanlarını sınıflandırırken Allah'a aşık olanlar hakkında şöyle buyur-muştur: "Geri kalanlarsa gidecekleri yeri (ahireti) anmakla gözlerini yumar-lar. Mahşer korkusuyla gözyaşlarını dökerler. Onlardan bazısı sürülmüş ve ürkmüş, bazısı korkmuş ve yenilgiye uğramış, bazıları susmuş ve ağızlarını yummuş, bazıları da insanları ihlasla (doğru yola) davet etmiştir ve bazıları da üzülür, sızlanırlar."
20302. İmam Ali (a.s) takva sahiplerinin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Gözlerini Allah'ın kendilerine haram kıldığı şeyden sa-kınırlar, kulaklarını kendilerine faydalı olan ilme vakfederler."

3893. Bölüm
Göz Nurunu Çoğaltan Şey

20303. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Üç şey gözün nurunu artırır: Yeşilliğe bakmak, akan suya bakmak ve güzel yüze bakmak."
20304. İmam Ali (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Güzel koku, bal, binicilik ve yeşilliğe bakmak koruyucudur (ge-rilmiş sinirleri yumuşatır.)"
Bek. Ez-Zikr, 1340. Bölüm; el-Kalb, 3410, 3411. Bölümler

515. Ko-nu

el-Muna-zara
Görüş Alış Verişinde Bu-lunmak-Tartışmak

Bihar, 9/255-344, c. 10; İhti-cac'ir-Resul ve'l-Eimme (a.s)
el-Müheccet'ül-Beyza, 1/98, Sebeb-u İkbal'ul-Halk Ala Müna-zeret
el-Müheccet'ül-Beyza, 1/99, Şurut'ul-Munazere ve Adabuha
el-Müheccet'ül-Beyza, 1/98, Afat'ul-Munazere

bak.
63. konu, el-Cidal; 97. konu, el-Hüccet; 141. konu, el-Husumet; 488. konu, el-Mir'et

3894. Bölüm
Tartışmak

20305. Hümran'ın oğulları olan Hamza ve Muhammed şöyle diyor: "İmam Sadık'ın (a.s) değerli dostlarından bir grup ile birlikte İmam Sadık'ın huzurunda top-landık. Humran b. A'yen de bizim aramızdayd. Biz tartışma-ya daldık. Humran sustu ve bir şey demedi. İmam ona şöyle buyurdu: "Neden konuşmuyor-sun Humran?" O şöyle arzetti: "Ey efendim! Sizin bulunduğu-nuz bir mecliste konuşmayaca-ğıma dair kendi canıma and içtim." İmam şöyle buyurdu: "Ben sana sohbet etmen için izin veri-yorum, o halde şimdi konuş."

20306. İmam Sadık (a.s) kendisine, "İnsanlarla tartışmak çirkin midir?" diye soran Tayyar'a şöyle buyurmuştur: "Senin benzerlerinin tartışmaları değildir. Her kim uçarsa güzellikle iner ve indiği zaman da güzel bir şekilde uçar. Böyle bir gücü olan kimsenin tartışmalarını çirkin görmeyiz."

20307. İmam Sadık (a.s), kendisi-ne, "Ben insanlarla tartışıyorum, ama halk bu konuda beni eleştirmektedir" diyen Abd'ul-A'la'ya şöyle buyurmuştur: "Senin gibi oturan ve uçan için (tartışmalarda asla yenilmeyen) tartışmak iyidir. Ama oturup da uçamayan kimseler için (mağlub düşen kimseler için) tartışmak iyi değildir."

20308. İmam Sadık (a.s) Ebu Ca-fer Ahvel'e şöyle buyurmuştur: "İbn-i Tayyar'dan ne haber?" Ben (Ebu Cafer Ahvel) şöyle arzettim: "O dünyadan göçtü." İmam şöyle buyurdu: "Allah ona rahmet ve huzur versin. Zira o biz Ehl-i Beyt'i savunuyordu."
20309. İmam Ali (a.s) Kumeyl'e yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "Ey Kumeyl! Her sınıf arasında diğerlerinden daha üstün ve yüce olan bir kesim vardır. O halde onların aşağılık olanlarıyla tartışmaktan sakın. ç onlar sana hoşlanmadığın bir söz söylerlerse sabret. Allah-u Teala'nın kendileri hakkında şöyle buyurduğu kimselerden ol: "Cahiller kendilerine hitap edince, "selam" derler."

20310. İmam Bakır (a.s), Allah-u Teala'nın, "Davud ve Süleyman da milletin koyunlarının ya-yıldığı bir ekin hakkında hü-küm veriyorlarken" ayeti hak-kında şöyle buyurmuştur: "Onlar hüküm vermediler, aksine tartış-tılar, "o halde onu Süleyman'a anlattık."

20311. Useydi ve Muhammed b. Mübeşşir'den nakledildiği üzere Ab-dullah b. Nafi' Ezrek şöyle diyor: "Eğer alemin doğusu ve batısın-da Ali'nin Nehrevanlıları (harici-leri) hak üzere öldürdüğünü ve onların hakkında zulmetmediğini iddia eden ve tartışan birinin olduğunu bilirsem merkebime biner ve tartışmak için onun yanına giderim." Ona şöyle dedi-ler: "Eğer Ali'nin oğlu da mı olsa?" O şöyle dedi: "Ali'nin çocukları arasında bir alim var mıdır?" Onlar şöyle dediler: "Bu senin cehaletinin ilk nişanesidir. Onların arasında alimin olma-ması mümkün müdür?" O şöyle dedi: "Şu anda onların alimi kimdir?" Onlar şöyle dedi: "Mu-hammed b. Ali b. Hüseyin b. Ali'dir." Abdullah büyük dostla-rından birileriyle İmam Bakır'ı (a.s) görmek için yola koyuldu. Medine'ye girdi. İmam Bakır'dan huzuruna varması için izin is-tendi.

İmama şöyle arzettiler: "Abdullah b. Nafi' gelmiş ve huzuruna varmak için izin isti-yor." İmam şöyle buyurdu: "O gece gündüz benden ve babam-dan beri olduğunu söylüyor, benden ne istiyor?" Ebu Basir şöyle arzetti: "Fedan olayım, bu adam şöyle demiştir: "Eğer ale-min doğu ve batısında Ali'nin Nehrevanlıları hak üzere öldür-düğünü ve onlar hakkında zulüm etmediğini iddia eden birinin olduğunu duyarsam, onunla tartışmak için yanına giderim."

İmam Bakır (a.s) şöyle buyurdu: "Tartışmak için yanıma geldiğini mi düşünüyorsun?" Ebu Basir, "Evet" diye arzetti. İmam şöyle buyurdu: "Ey köle! Git onun yükünü indir ve ona şöyle de: "Yarın olunca yanımıza gel." Ertesi gün sabah erkenden Ab-dullah b. Nafi' büyük ashabıyla geldi. İmam Bakır (a.s) bütün muhacir ve Ensar'ın çocuklarını çağırttı, hepsini topladı gül rengi bir elbise giydiği ve ay gibi par-ladığı bir halde insanların arasına çıktı.

Onlara bakarak şöyle bu-yurdu: "Mekanı, keyfiyeti (niteli-ği) ve zamanı yaratan Allah'a hamdolsun ki o ne uyur, ne de uyuklar, yerde ve göklerde olanlar onundur…" Şehadette bulunurum ki Allah'tan başka ilah yoktur, yeganedir ve eşi yoktur ve şehadette bulunurum ki Muhammed onun kulu ve elçisidir, Allah onu seçmiş, doğru yola hidayet etmiştir. Hamd olsun Allah'a ki nübuvvetiyle bizlere yücelik bağışlamış ve velayeti bizlere has kılmıştır. Ey muhacir ve Ensar'ın çocukları! Sizden herkim yanında Ali b. Ebi Talib'e (a.s) ait bir menkibe (kahramanlık hatırası)

varsa kal-kıp söylesin. Ravi şöyle diyor: "İnsanlar kalkıp tek tek Ali'nin (a.s) menkibesini söyledi. Abdul-lah şöyle dedi: "Ben bu menkı-beleri bunların sözünden rivayet etmekteyim. Ama Ali hakemlik olayını iki hakeme havale ettiği için kafir oldu." Hazırda bulu-nanlar,

Ali'nin (a.s) menkibeleri-ni dile getirdiler ve sonunda Peygamber'in şöyle buyurduğu Hayber hadisine işaret ettiler: "Yarın bu bayrağı öyle bir kimsenin eline vereceğim ki Allah ve Resulü'nü sevmektedir. Allah ve Resulü de onu sevmektedir. O kaçmayan bir hamle edicidir ve Allah onun eliyle fethi ve galibi-yeti nasip edinceye kadar geri dönmeyecektir." İmam Bakır (a.s) ona şöyle buyurdu: "Bu hadis hakkında ne diyorsun?" Abdullah şöyle dedi: "Gerçektir ve bu husususta hiçbir şüphe yoktur ama daha sonra kafir oldu."

İmam Bakır (a.s) ona şöyle buyurdu: "Annen yasını tutsun! Bana de bakayım, aziz ve celil olan Allah'ın Ali b. Ebi Talib'i sevdiği gün, (Allah) onun Nehrevanlıları öldüreceğini bili-yor muydu, bilmiyor muydu?" Abdullah şöyle dedi: "Yeniden sor." İmam Bakır (a.s) şöyle buyurdu: "Bana de bakayım, aziz ve celil olan Allah'ın Ali b. Ebi Talib'i sevdiği gün, (Allah) onun Nehrevanlıları öldüreceğini bili-yor muydu, bilmiyor muydu?" İmam daha sonra şöyle buyurdu:

"Eğer "hayır" dersen kafir olur-sun." Bu yüzden de (Abdullah) "Allah biliyordu dedi" İmam bu durumda Allah onu itaati için amel ettiği üzere mi seviyordu yoksa kendisine isyan ettiği için mi?" diye sordu. O şöyle dedi: "İtaat ile amel ettiği için." İmam Bakır şöyle buyurdu: "O halde kalk ki yenilgiye uğradın." İbn-i Nafi' şöyle diyerek kalktı: "Tan yerinde, beyaz iplik siyah iplikten sizce ayırt edilinceye kadar Allah risaletini nereye koyacağını daha iyi biliyor."

20312. İmam Bakır (a.s), Allah-u Teala'nın, "İnsanlara, halkına elçiler gelen kasabaları anlat: Onlara iki elçi göndermiştik; onu yalanladıkları için üçün-cüsüyle desteklemiştik. Onlar: "Biz size gönderildik" demişlerdi" ayeti sorulunca şöyle buyurmuştur: "Allah iki kimseyi Antakya şehrinin halkına gön-derdi. Onlar halk için kendileri-ne tanıdık olmayan ve yabancı bulunan şeyler (ve sözler) getir-diler. Bu yüzden de onlar o iki-sine öfkelenip, onları yakaladılar ve puthanede zindana attılar. Allah başka bir elçi gönderdi. O da şehire girdi ve şöyle dedi:

"Beni padişahın sarayına götü-rünüz." Padişahın sarayına var-dığında durdu ve şöyle dedi: "Ben bir çölde ibadetlerimi geçi-ren biriyim. Ama padişahın ila-hına ibadet etmeye ilgi duydum." Onun sözünü padişaha ulaştırdılar. Padişah şöyle dedi: "Onu tanrıların evine (puthane-ye) götürün."

O şahsı oraya gö-türdüler. O bir yıl boyunca iki arkadaşıyla birlikte orada kaldı ve o ikisine şöyle dedi: "Ustalık ve zekavet ile bir şahsı dininden başka bir dine çekmek müm-kündür. Neden onu idare etme-diniz?" Daha sonra onlara şöyle dedi: "Beni hiç tanımıyormuşsu-nuz gibi davranın." Sonra onu padişahın huzuruna götürdüler. Padişah ona şöyle dedi: "İşitti-ğime göre sen benim ilahıma tapıyorsun.

O halde bundan sonra sen benim kardeşimsin. O halde bana ne istediğini söyle." O adam şöyle dedi: "Ey padişah! Benim bir hacetim yoktur. Ama tanrılar tapınağında iki şahıs gördüm. Onlar ne yapmışlar?" Padişah şöyle dedi: "Bu iki adam yanıma gelerek, dinimim batıl olduğunu ve beni semavi bir ilaha davet ettiklerini söylediler." O adam şöyle dedi: "Ey padişah! Güzel bir tartışma ortamı sağla-yın. Eğer hak o ikisi ile birliktey-se, biz de onlara uyarız. Eğer hak bizimleyse onları da bizim dinimize çekeriz." Padişah o iki şahsı çağırttı. Onlar huzuruna geldiler,

o iki kişinin dostu onla-ra şöyle dedi: "Sizler niçin geldi-niz?" Onlar şöyle dediler: "Biz gökleri yaratan, rahimlerde dile-diğini vücuda getiren ve ona istediği şekli veren, ağaçları ve meyveleri yetiştiren ve göklerden yağmur yağdıran Allah'a ibadet etmeye davet için geldik." O adam bu iki şahsa şöyle dedi: "Acaba ona ibadet etmeye davet ettiğiniz ilahınız kör birini getir-diğimizde gözlerini açabilir mi?" Onlar şöyle dediler: "Eğer on-dan dilersek bu işi yapar ve o da isterse elbette." O şöyle dedi: "Ey padişah! Asla görmeyen birini benim için getirin.

Böyle bir şahsı getirdiler, o ikisine şöy-le dedi: "İlahınızdan bu şahsın gözlerini kendisine geri çevirme-sini dileyin." O ikisi kalkıp iki rekat namaz kıldılar, aniden o gözleri görmeyen şahsın gözleri açıldı ve göğe baktı. O şöyle dedi. "Gözleri görmeyen başka birini getirin." Sonra başka birini de getirdiler.

O şahıs secdeye kapandı, sonra secdeden başını kaldırdı, aniden o gözleri görme-yen kimse de görür oldu. "Ey padişah! Bunlar bizim onlar kar-şısındaki hüccetimizdir. Şimdi de benim için bir taht getirin" dedi ve o iki şahıstan bir istekte bu-lundu. O ikisi de namaz kıldılar, Allah'ın dergahına dua ettiler. Aniden tahtın iki ayağa kalktı. Taht yolda yürümeye başladı. O şahıs şöyle dedi: "Benim için başka bir taht getirin." O şahıs ilk defaki gibi secdeye kapandı, taht yürümeye başladı. O şahıs şöyle dedi: "Ey padişah! Onlar iki hüccet getirdiler,

biz onların hüccetine benzer bir şey göster-dik. Şimdi geriye bir iş kaldı. Eğer onlar bunu yaparlarsa ben onların dinine girerim." Daha sonra şöyle dedi: "İşitttiğime göre Padişahın yalnızca bir oğlu vardı o da öldü. Eğer bu iki şah-sın ilahı onu yeniden diriltebilir-se, ben onların dinine girerim." Padişah şöyle dedi: "Ben de seninle birlikte onların dinine girerim." Daha sonra o ikisine şöyle dedi: "Şimdi geriye sadece bu iş kalmıştır:

"Padişahın oğlu ölmüştür, sizler de ilahınızdan onu diriltmesini dileyin. O ikisi rableri karşısında secdeye ka-pandılar. Uzun bir secdede bu-lundular, başlarını kaldırıp padi-şaha şöyle dediler: "Çocuğunun mezarının yanına git, Allah'ın izniyle çocuğunun mezardan kalktığını göreceksin." İnsanlar mezarlığa gittiler, baktılar, padi-şahın çocuğunun kabirden çıktı-ğını, yüzündeki toz toprağı sildi-ğini gördüler ve onu padişahın yanına getirdiler.

Padişah onun oğlu olduğunu gördü. Padişah şöyle sordu: "Nasılsın evladım?" O şöyle dedi: "Ben ölmüştüm ve şimdi bu iki şahıs Rabbimin karşısında secdeye kapandılar, ondan beni diriltmesini istediler, Allah da beni diriltti, padişah şöyle dedi: "Eğer o iki şahsı gör-sen tanır mısın?" O şöyle dedi: "Evet" Padişah bütün insanların sehraya gitmesini emretti. Adamlar tek tek o çocuğun ya-nından geçtiler. Babası ona şöyle diyordu: "İyi bak."

Padişahın oğlu dikkatle bakıyor ve şöyle diyordu: "Bu değil, bu değil" Yanından bir çok sayıda kimse geçtikten sonra, o iki şahıstan birisi onun karşısından geçti. Padişahın oğlu eliyle ona işaret etti ve şöyle dedi: "Onlardan biri budur." Yeniden çok sayıda insanı karşısından geçirdiler, padişahın oğlu diğerini gördü-ğünde ise şöyle dedi: "İşte bu da ikincisidir." Bu esnada o iki şah-sın arkadaşı olan Peygamber şöyle dedi: "Ben şimdi sizin iki-nizin rabbine iman ettim, getir-diğiniz şeyin hak olduğunu anla-dım." Padişah şöyle dedi: "Ben de sizin ikinizin Rabbine iman ettim." Padişahın ülkesinin halkı da tümüyle iman ettiler."