Mizan'ul Hikmet-12.Cilt
 


3731.Bölüm Yarını Ömründen Sayan Kimse



19187. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dünyayı bina ediniz, ahiretiniz için de yarın ölecekmişsiniz gibi amel ediniz."
19188. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yarını ömründen sayan kimse ölümü layık olduğu yere koymamış demektir."
19189. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Yarını ömründen sayan kimse ölüme kötü arkadaş olmuştur."

3732. Bölüm
Ahiret İçin Azık Almak

Kur'an:
"Hac bilinen aylardadır. O aylarda hac farizasını eda eden kimse bilmelidir ki, hacda kadına yaklaşmak, sövüşmek, dövüşmek yoktur. Ne hayır yaparsanız Allah onu bilir. Kendinize azık edinin, şüphe yok ki azığın en iyisi takvadır. Ey akıl sahipleri sadece benden korkun."
19190. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dünyadayken yarın (kıyamette) sizi (ebedi azaptan) koruyacak/kurtaracak şeyleri dünyadan azık edininiz."

19191. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bunun için, tükenecek günlerinizde tü-kenmeyecek günler için azık hazırlayın. Gereken azık ise size tanıtılmış, göç etmekle emrolunmuşsunuz ve süratle harekete geçirilmişsiniz."
19192. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "O halde sebat ve gayret göstermeli, hazırlıklı olmalı ve azık alabileceğiniz bu diyardan çok azık almalısınız."

19193. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanın sayılı günlerinde eceli gelip çatmadan, çalışıp çabalaması… varacağı yeri dayayıp döşemesi, oturacağı yere azık hazırlaması gerekir."

19194. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizden önce daha çok yaşayıp eser bırakanların yurdunda değil misiniz?... Onlar da dünyaya taptılar, nasıl da (dinlerini bırakıp) dünyaya aldandılar, taptılar. Ondan sonra, kendilerini menzile ulaştıracak azık almadan, o güç yolları aşacak binekleri olmadan göçüverdiler."
19195. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dünya, ona doğru davranana doğruluk yurdu, ondan bir şey anlayana afiyet yurdu, ondan azık toplayana zenginlik yurdudur."

19196. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dünya ancak kör (kalpli) olanların görme sınırının son noktasıdır, dünyanın ötesinde ne olduğunu görmez. İnsan basiretiyle dünyayı deler geçer ve (esas) dünyanın öteki dünya olduğunu bilir. Bu yüzden basiretli kimse dünyadan yüz çevirir, kör ise ona yönelir. Basiretli kimse ondan azık toplar, kör ise onun için azık biriktirir."

19197. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Çünkü, dünya sizin için ebedi bir karargah olarak yaratılmamıştır. Aksine, ebedi yurda amellerle azık hazırlamak için geçiş yeri olarak yaratılmıştır."
19198. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Fırsatı ganimet bilerek sürekli ecele hazırlanma telaşını yaşayan ve amelini kendisine azık edinen… kişiye Allah rahmet etsin."

19199. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Önceden gönderdiğin hayırlı iş dışında, hiçbir şey ölümden sonra sana fayda vermez. O halde iyi işten azık hazırla."
19200. İmam Ali (a.s) dünyayı kınama hakkında şöyle buyurmuştur: "Onun azıklarından, takvadan başka hiç birinde hayır yoktur."
19201. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Allah'ın kulları! Sizi hedefe götürecek azık ve sı-ğındığınızda sizi kurtaracak bir sığınak olan ilahi takvaya sa-rılmayı size tavsiye ediyorum."

19202. İmam Ali (a.s), yatsı namazını kıldığında camide namaz kılan herkesin duyduğu bir sesle, üç defa insanlara şöyle hitap etmiştir: "Ey insanlar! Allah sizlere rahmet etsin! Hazırlıklı olunuz. Zira aranızda göç sesi gelmiştir. Bu göç sesine rağmen dünyaya yönelmenin ne anlamı vardır. Allah sizlere rahmet etsin! Hazırlıklı olun ve karşınızda olan en iyi azıkla, yani takva ile (ahirete doğru) yola düşünüz."

19203. İmam Ali (a.s), insanların yattığı her gece cami ehlinin ve komşuların duyduğu bir sesle şöyle buyurmuştur: "Azık alınız. Allah sizlere rahmet etsin! Zira aranızda göç sesi yükseltilmiştir. Dünyaya bağlılığınızı azaltınız. karşınızda olan iyi azıklarla (ahiret için) yola düşünüz. Zira önümüzde çok zor geçitler ve korkunç konaklar vardır."

19204. İmam Ali (a.s) bir çok zamanlar ashabına şöyle hitap ederdi: "Allah'ın merhameti, sizin üzerinize olsun!Hareket için hazırlanın. İşte bir göçe çağrıldınız, dünyada kalmaya olan meylinizi azaltın. Hazırladığınız azığın iyilerini yanlarınıza alın. Zorlu geçitler ve korkulu konaklar önünüzdedir. Oraya varmaktan ve O'nun katında durmaktan kaçamazsınız… O halde dünyaya olan ilginizi kesin ve takva azığını hazırlamakla yardım alın."

19205. İmam Ali (a.s), dünyayı kınama hususunda konuşan birine şöyle buyurmuştur: "Ey dünyayı kınayan kimse! Acaba sen mi onun hakkında günah iddiasında bulunuyorsun yoksa o mu senin hakkında?!... Daha sonra mezarlarda yatanlara yöneldi ve şöyle dedi: "Ey toprağın esirleri ve gurbet diyarının sakinleri! Evleriniz başkalarına mesken olmuş, mallarınız bölüştürülmüş, eşleriniz başkalarıyla evlenmiştir. Bu bizim sahip olduğumuz haberdir, sizden ne haber?" Daha sonra dostlarına dönerek şöyle buyurdu: "Allah'a yemin olsun ki eğer onlara konuşma izni verilseydi, sizlere en iyi azığın takva olduğunu haber verirlerdi."

19206. İmam Ali (a.s), mezarlıktan geçince şöyle buyurmuştur: "Ey mezarlarda yatanlar! Selam olsun sizlere! Sizler bizden önce gittiniz ve biz de sizin peşinizce geleceğiz. Allah'ın izniyle sizlere katılacağız. Evleriniz, başkalarına mesken olmuş, kadınlarınız başkalarıyla evlenmiş, mal ve varlıklarınız bölünmüştür. Bu bizde olan haberlerdir. Keşke sizde de ne haberlerin olduğunu bilseydik." Sonra şöyle buyurmuştur: "Biliniz ki bunlar dile gelecek olsalardı, şüphesiz şöyle derlerdi: "Biz takvayı en iyi azık olarak bulduk."

19207. İmam Ali (a.s) Sıffın savaşından dönerken mezarlığa ulaşınca şöyle buyurmuştur: "Ey, korkunç diyarın, ıssız yerlerin, karanlık kabirlerin halkı! Ey toprakta yatanlar, ey garipler, ey yalnızlar, ey korkuya uğrayanlar! Siz, bizden önce gidenlerdensiniz, biz ise sizi izleyen ve size kavuşacak olanlarız.

Bıraktığınız evlere gelince; başkaları o evlerde oturdular. Eşlerinize gelince; başkalarıyla evlendiler. Mallarınıza gelince; başkaları arasında taksim edildi. Bizde olan haber bu. Sizden ne haber!" Sonra ashabına dönerek şöyle buyurdu: "Bilin ki, eğer konuşmalarına izin verilseydi, size; "En hayırlı azık takvadır" diye haber verirlerdi."

19208. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ah! Azığın (ibadet ve takvanın) azlığından, yolun uzunluğundan, seferin uzaklığından, varılacak yerin (kabir, berzah ve kıyametin) zorluk ve azametinden!"

3733. Bölüm
Ölüme Hazırlanmanın Anlamı

19209. İmam Ali (a.s), kendisine ölüm için hazırlıklı olmak hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Farzları eda etmek, haramlardan sakınmak, yüceliklere sahip olmaktır. Bu kimse ölmekten veya ölümün kendisine gelip çatmasından korkmaz. Allah'a yemin olsun ki İbn-i Ebi Talib ölmekten veya ölümün kendisine gelip çatmasından asla korkmamaktadır."

19210. İmam Seccad (a.s), kendisine, en iyi ölüm hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "İnsanın evlerden, binalardan ve saraylardan uzak durmasıdır." Kendisine, "o nasıl olur?" diye arzedilince de şöyle buyurdu: "Günahlardan tövbe ederek, iyi işlere yönelerek ve bu hal üzere kerim ve habib olan Allah'ın huzuruna vararak."
19211. İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölüm için hazırlanmak, gerçekte haramlardan uzak durmak ve ihsan ve iyilik elini açık tutmaktır."

3734. Bölüm
Ölümü Arzulamak

Kur'an:
"De ki: "Eğer ahiret yurdu Allah katında başkalarına değil de yalnız size mahsus ise ve eğer doğru sözlü iseniz, ölümü dilesenize! Bunu, önceden işlediklerinden ötürü, asla dilemeyeceklerdir. Allah zalimleri bilir."
Bak. Cuma suresi, 6-7. Ayetler; Al-i İmran suresi, 143. Ayet

19212. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizden hiç kimse ölümü arzu etmesin."
19213. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizden hiç kimse kendisine ulaşan zarar sebebiyle ölümü arzu etmesin. Bu işe mecbur kaldığında ise şöyle desin: "Allah'ım! Hayat benim için daha iyi olduğu müddetçe beni hayatta tut ve ölüm benim için daha iyi olduğu durumda ise beni öldür."

19214. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizden biri kendisine ulaşan bir zarardan dolayı kendisine ölümü dilemesin. Aksine şöyle desin: "Allah'ım! Hayat benim için daha iyi olduğu müddetçe beni hayatta tut ve ölüm benim için daha iyi olduğu taktirde ise beni öldür."

19215. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizden hiç kimse kendisine çatan zarar sebebiyle ölümü arzulamasın."
19216. Resulullah (s.a.a), ölümü arzuladığı ve inlediği bir sırada Abbas'ın yanına varınca şöyle buyurmuştur: "Ey Abbas! Ey Allah Resulü'nün amcası! Ölümü arzulama. Eğer iyi bir kimse isen, iyiliklerini arttır ve bu senin için daha iyidir. Eğer kötü bir kimse isen ve ölümün ertelenirse, kötülüklerden el çekersin.

Bu senin için daha iyidir. Asla ölümü arzu etme."
19217. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ey Sa'd! Benim önümde ölümü mü arzuluyorsun? Eğer sen ateş için yaratılmışsan ve ateş de senin için yaratılmışsa, bu durumda ateş kendisine doğru koştuğun bir şey değildir. Eğer sen cennet için yaratıldıysan ve cennet de senin için yaratıldıysa bu durumda ömrün uzar ve iyi işler yaparsan bu senin için daha iyidir."

19218. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ölümü arzulamayınız. Çünkü ölümle amel ipleri kopar ve insan kötülüklerini gidermek için asla geri dönemez."
19219. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ölümü arzulamayınız. Zira kıyametin korkusu ve şiddeti çoktur. Kulun ömrünün uzun olması, Allah'ın kuluna tevbeyi nasip etmesi ve kulun mutluluğundandır."
19220. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizden biri ameline itminan etmedikçe ölümü arzulamasın."
19221. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizden hiç kimse ölümü arzulamasın. Zira kendisi için önceden ne gönderdiğini bilemez."

19222. İmam Ali (a.s) Haris-i Hemdani'ye şöyle buyurmuştur: "Ölümü ve ölümden sonra olacakları çokça hatırla. Ahiretin şartlarını sapasağlam yerine ge-tirmeden ölümü isteme."
19223. Selman şöyle diyor: "Eğer Allah için secde etmek ve ağızlarından saf hurma gibi güzel sözlerden başka bir şeyin çıkmadığı grupla dostluk olmasaydı, şüphesiz ölümü arzulardım."

19224. İmam Sadık (a.s), ölümü arzulayan birine şöyle buyurmuştur: "Ölümü arzulama ki (Allah'a) itaat edesin ve günahtan sakınasın. Zira eğer hayatta kalır ve itaat edersen, bu senin için itaat ve günah etmeksizin ölmenden daha iyidir."
19225. İmam Kazım (a.s), ölümü arzulayan birisine şöyle buyurmuştur: "Seninle Allah arasında kendisi sebebiyle sana yardım ulaştırdığı bir akrabalık mı vardır?" O, "hayır" diye arzedince İmam şöyle buyurdu: "Acaba kötülüklerine üstün gelecek iyilikleri önceden gönderdin mi?" O, "Hayır" diye arzedince İmam şöyle buyurdu: "O halde sen ebedi helak olmayı arzu etmişsin."

3735. Bölüm
Ölümün Sarhoşluğu

Kur'an:
"Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir, ey insan, işte bu senin öteden beri korkup kaçtığın şeydir."
"Melekler yüzlerine ve arkalarına vurarak ve "Tadın yakıcı cehennem azabını" diyerek o kafirlerin canlarını alırken onları bir görseydin."

"Artık gözünüzü açın! Ne zaman ki can köprücük kemiğine dayanır tedavi edebilecek kimdir? denir. (can çekişen) bunun gerçek ayrılış olduğunu anlar. Ve bacak bacağa dolaşır."
Bak. Nisa suresi, 97. Ayet; Muhammed sursi, 27. Ayet; Vakıa sursi, 83-94. Ayetler
19226. İmam Ali (a.s) ani ölüme yakalananların sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Ölüm sarhoşluğu ve yok oluşun feryadı üstlerine çökmüş, kendilerinden geçmişler, renkleri atmıştır.

Ölüm aralarına girmeye başlamış, kişiyle konuşması arasına girmiştir. Kişi tanıdıkları arasında gözüyle bakar, kulağıyla işitir, aklı ve ze-kası yerindedir. Giden ömrünü ve zamanın götürdüklerini düşünmektedir. Topladığı malları hatırlamaktadır. İsteklerinde helal-haram gözetmemiş, bellisini de bilir-sizini de kabullenmiştir.

Topladığı her şey kendisine bağlanmıştır. Onlardan ayrılmak üzere olduğunu görür. Topladıkları, nimetlenecekleri ve keyiflenecekleri şeyler olarak geridekilere kalır. Rahatlığı başkasına kalmış, yükü sırtında kalmış ve onun rehini olmuştur. Ölüm anında kendisine açığa çıkan işlerden dolayı pişmanlık duyarak ellerini ısırmaktadır. Hayattayken istediklerinden vaz geçer, başkalarının gıpta ve hasret ettiği şeylerin onların olmasını ister.

Böylece ölüm bedeninde ilerlerken kulağı da dili gibi işlemez olur.. Öyle ki daha tanıdıkları arasında diliyle konuşmaz, kulağıyla işitmez olur. Göz ucuyla tekrar tekrar yüzlerine bakar, dillerinin kıpırdayışlarını görür, sözlerini duymaz. Ölüm iyice nüfuz edip yanaşmıştır. Böylece kulağı gibi gözü de alınmıştır artık. Ruh cesedinden çıkmış, cesedi kadavra haline gelmiştir."

19227. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ölülerinizin yanında hazır bulunun, onlara "la ilahe illallah" sözünü telkin edin. Onları cennetle müjdeleyin. Zira halim olan erkekler ve kadınlar bile bu sahne karşısında şaşkınlık içinde olurlar. Şeytan diğer zamanlardan daha çok ölüm anında insana yakın olur. Canım elinde olana andolsun ki ölüm meleğini müşahade etmek, bin kılıç darbesinden daha şiddetlidir. Canım elinde olana yemin olsun ki hiçbir kul tek tek bütün damarları acı çekmedikçe dünyadan göçmez."

19228. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ölümün en az çekişi yüz kılıç darbesi gibidir."
19229. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En kolay ölüm, yün arasındaki diken gibidir. Acaba diken, yünden kendisiyle birlikte bir miktar koparmaksızın, dışarı çıkar mı?"

19230. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kuşkusuz ki ölümün izah edilemeyen ve dünya ehlinin akıllarına hayallerine bile getirmeleri im-kansız olan daha nice zorlukları ve sıkıntıları vardır."
19231. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Eğer hayvanlar ölüm hakkında sizin bildiğinizi bilmiş olsalardı, asla onlardan besili birini yiyemezdiniz."

19232. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Eğer hayvanlar ölümü Ademoğlunun bildiği gibi bilmiş olsalardı, (insanlar) asla onlardan besili bir et yemezlerdi."
19233. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gerçekten de siz, içinizden ölen kimselerin gördüğünü görseydiniz feryat eder, inleyip sızlardınız; korkar, dinler, itaat ederdiniz. Ama onların gördüklerini göremiyorsunuz, onların gördükleri şey örtülüdür sizlere. Ama yakında kaldırılacak o perde."

3736. Bölüm
Ölümü ve Sarhoşluğunu Kolaylaştıran Şey

19234. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Varlığını kendinden önce gönder ki ona kavuşmak seni sevindirsin."
19235. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Canlarınızı cennet nimetlerine iştiyaklı kılın ki ölümü sevesiniz ve hayatta kalmaya düşman kesilesiniz."

19236. Resulullah (s.a.a), birine yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "İsteklerini azalt ki yokluğa tahammül senin için kolaylaşsın ve günahı azalt ki ölüm senin için kolay olsun."

19237. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim aziz ve celil olan Allah'ın ölümü kendisine kolaylaştırmasını istiyorsa, akrabalarına bakmalı, anne babasına iyilik etmelidir. Eğer böyle ederse, aziz ve celil olan Allah ölümün zorluklarını ona kolaylaştırır ve hayatında asla yoksulluğa düşmez."
Bak. El-Bihar, 6/145, 6. Bölüm

3737. Bölüm
Ölümü Hoş Görmemenin Sebebi

19238. Resulullah (s.a.a), ölümün hoş görülmemesinin sebebini soran birisine şöyle buyurmuştur: "Senin bir servetin var mıdır?" O şahıs, "Evet" diye arzetti. Peygamber şöyle buyurdu: "Onu önceden (ahiret için) gönderdin mi?" O, "Hayır" diye arzetti. Peygamber şöyle buyurdu: "İşte bu yüzden ölümü sevmezsin."
19239. Resulullah (s.a.a), aynı soruya cevap olarak şöyle buyurmuştur: "Bir malın ve servetin var mıdır? O halde servetini önceden gönder. Zira insanoğlu varlığına bağlıdır. Eğer onu önceden gönderirse, ona ulaşmayı ister. Eğer onu geride bırakırsa, onunla kalmayı ister."

19240. İmam Hasan (a.s), ölümün neden hoş görülmediğini soran birisine şöyle buyurmuştur: "Zira ahiretinizi harap etmiş, dünyanızı bayındır kılmışsınız ve dolayısıyla da bayındır bir yerden harap bir yere nakledilmeyi hoş görmüyorsunuz."
19241. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:

"Bir şahıs Ebu Zer'in yanına geldi ve şöyle dedi: "Ey Ebuzer! Neden ölümü hoş görmüyoruz?" Ebu Zer şöyle cevap verdi: "Çünkü sizler dünyayı abad ettiniz, ahireti ise viran kıldınız. Bu yüzden de bayındır bir yerden, virane bir yere nakledilmekten hoşlanmıyorsunuz."
Bak. 3722. Bölüm 19112, 19113. Hadisler

3738. Bölüm
Ölmek Üzere Olan Kimse Ahirette Kendisi İçin Hazırlanan Şeyi Görür

19242. İmam Ali (a.s), Muhammed b. Ebi Bekir'i Mısır valiliğine gönderdiği zaman şöyle buyurmuştur: "Ey Allah'ın kulları, ölümden ve onun yaklaşmasından sakının. Ona azık hazırlamaya koyulun. O, büyük bir işle, yüce bir hadise ile, hiçbir şerrin ebediyen onunla barına-mayacağı bir hayırla, ya da hiç bir hayrın ebediyen onun-la olamayacağı bir şerle geliyor.

İnsanlardan her biri" ruhu bedeninden ayrılmadan önce cennete mi yoksa ateşe mi gittiğini, Allah'ın düşmanı yoksa dostu mu olduğunu bilir. Eğer Allah'ın dostu ise cennet kapıları üzerine açılır ve yolu kendisine belli olur. Allah'ın kendisine cennete hazırladığı şeyleri görür. Böylece her işten rahatlığa erer ve her türlü ağırlığı kendisinden giderilir. Ama eğer Allah'ın düşmanı ise, ateş kapıları yüzüne açılır,

ateşin yolları kendisine belli olur ve Allah'ın ateşte kendisi için hazırladığı şeyleri görür. Böylece her türlü tatsızlıkla karşılaşır ve her türlü sevinci terk eder. Bütün bunlar ölüm anında olan şeylerdir. O zaman (iki yoldan birine) yakin hasıl olur. Nitekim ismi yüce olan Allah şöyle buyurmuştur: "Melekler kendilerine yazık etmiş kimselerin canlarını alırken: "Biz hiç bir kötülük yapmıyorduk" diyerek teslim olurlar."

19243. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "Kişinin canı boğaza dayanınca... Sözünüzde samimi iseniz" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Can boğaza eriştiğinde ve cennetteki yeri kendisine gösterildiğinde şöyle der: "Beni dünyaya geri dönder ki gördüğüm şeyleri aileme de haber vereyim." Ona şöyle denilir: "O mümkün değildir."

3739. Bölüm
Ölmek Üzere Olan Kimseye Peygamber ve İmamların Görünmesi

19244. İmam Sadık (a.s) kendisine, "Mümin canının alınmasını hoş görmez mi?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Hayır! Allah'a yemin olsun ki ölüm meleği canını almaya geldiğinde o sabırsızlık gösterir. Ama ölüm meleği ona şöyle der: "Ey Allah'ın dostu! Sabırsızlanma. Zira Muhammed'i (s.a.a) gönderene yemin olsun ki ben yanına gelen merhametli bir babadan sana daha merhametli olur ve güzel davranırım. Gözlerini aç ve bak."

İmam daha sonra şöyle buyurdu: "Allah Resulü (s.a.a), Müminlerin Emiri, Fatıma, Hasan, Hüseyin ve onların soyundan olan İmamlar (a.s) karşısında tecelli eder ve ona şöyle denir: "Bu Allah'ın Resulüdür…Senin arkadaşların ve yoldaşlarındır…" Bu esnada o kimse için canının alınmasından ve münadiye katılmasından daha sevimli bir şey olmaz."

19245. Haris-i Hemdani şöyle diyor: "Bir öğlen vakti, Müminlerin Emiri'nin (a.s) yanına vardım. Bana şöyle buyurdu: "Seni hangi şey buraya getirdi?" Ben şöyle arzettim: "Allah'a yemin olsun ki senin muhabbetin!" Müminlerin Emiri (a.s) şöyle buyurdu: "Eğer doğru söylüyorsan şüphesiz beni üç yerde göreceksin: Canın buraya geldiğinde, (eliyle mübarek boğazına işaret etti), sırat köprüsünden geçerken ve Kevser havuzunun yanında."

19246. Tefsir'ul Kumi'de İmam Sadık'tan (a.s) şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "Bizlere dost ve düşmanlarımıza düşman olan bir kimse öldüğünde Allah Resulü (s.a.a), Müminlerin Emiri, Hasan ve Hüseyin (a.s) yanında hazır bulunur, onu sevindirir ve müjdelerler. Eğer bize dost değilse, onları hoşuna gitmediği bir halde görür. Bunun delili de Müminlerin Emiri'nin (a.s) Haris-i Hemdani'ye buyurduğu şu şiiridir:

"Ey Haris-i Hemdani! Herkes öldüğünde beni görür,
Mümin olsun münafık beni karşısında hazır görür."
19247. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her müminin ölümü geldiğinde mutlaka Muhammed (s.a.a) ve Ali'yi (a.s) görür. Şüphesiz bununla sevinir. Her müşrik öldüğünde ise, o ikisini rahatsız olacağı bir şekilde müşahade eder."
19248. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim beni seviyorsa beni ölüm anında sevdiği şekilde bulur. Herkim de bana düşman olursa ölüm anında beni istemediği halde bulur."

19249. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kiminle konuştuğunuza iyi bakınız. Zira herkesin ölümü geldiğinde Allah'a doğru yolculukta dostu kendisine tecessüm eder. Eğer iyi olurlarsa, güzel ve iyi bir şekilde tecessüm eder. Eğer kötü olursa, hoşlanmadığı bir şekilde tecessüm eder ve ölen herkesin mutlaka ben karşısında tecessüm ederim."
Bak. El-Kalb, 3390. Bölüm; Şerh-u Nehc'il Belağa-i İbn-i Ebi'l Hadid, 1/299; el-Bihar, 6/173, 7. Bölüm

3740. Bölüm
Ölümden Sonraki Durum

19250. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ölüm, ölümden sonrakine oranla, bir keçinin boynuz vurmasından daha fazla değildir."
19251. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ademoğlu, Allah'ın kendisini yarattığı zamandan beri, asla ölümden daha şiddetli bir şeyle karşılaştırılmamıştır. Ama buna rağmen, ölüm, ölümden sonrakine kıyasla, daha kolaydır."
19252. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ey Cebrail! Ölüm çok büyük bir beladır." Cebrail ise ona şöyle dedi: "Ölümden sonra olan şey ise daha büyük ve daha büyük bir beladır."

19253. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Allah'ın kulları! Bağışlanmamış kimse için, ölümden sonraki alem, ölümden daha şiddetlidir. Kabrin darlığından, baskısından, karanlığından ve yalnızlığından korkun…"

3741. Bölüm
Diriler Arasında Bir Ölü

19254. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ölüp rahatlığa kavuşan insan ölmüş değildir. Asıl ölü dirilerin ölüsüdür."
19255. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cahil, diriler arasında ölüdür."
19256. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir başkası da var, ilim sahibi olmadığı halde ken-dini alim diye tanıtır… Suratı insan suratı, kalbi ise hayvan kalbidir. Hidayet kapısını bilmez ki yönelsin, körlük kapısını bilmez ki ondan yüz çevirsin. Dirilerin ölüsü odur."

19257. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yalancı ve ölü birdirler. Zira canlının ölüye üstünlüğü ona itimat edilmesiyledir. O halde eğer onun sözüne itimat edilmezse diri değildir."

19258. İmam Ali (a.s) zahitlerin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Onlar, dünya ehlinin bedenlerinin ölümünü gözlerinde büyüttüklerini gördükleri zaman, yaşayan kalplerinin ölümünü daha büyük görürler."
19259. İmam Ali (a.s) Ümeyyeoğulları fitnesi hakkında şöyle buyurmuştur: "Bu zaman halkı kurt, sultanları canavar, orta hal-lileri yiyici, fakirleri ise ölülerdirler."
Bak.el-Ma'ruf (2); 2699. Bölüm; el-Adl, 2546. Bölüm; el-Mucalese, 526. Bölüm; el-Fakr, 3221, 3230. Bölümler; el-Kalb, 3406. Bölüm

3742. Bölüm
Ölüler Arasında Diri

19260. İmam Hüseyin (a.s), Kerbela'ya giderken şöyle buyurmuştur: "Gerçekten de ben ölümü saadet, zalimler arasında yaşamayı ise sıkıntı ve zorluk olarak biliyorum."
19261. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kendisinden başkasının örnek alacağı güzel işleri geride bırakan kimse ölmemiştir. Bir hikmeti yayan kimsenin adı, onunla anılır. "
Bak. 3748. Bölüm; eş-Şehadet (2), 2112. Bölüm; el-ilm, 2840. Bölüm; el-Hayat, 978-980. Bölümler

3743. Bölüm
Ani Ölüm

19262. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ani ölüm, bir tür öfkeyle almadır."
19263. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin için ani ölüm, rahatlama sebebidir. Günahkar kimse için ise, bir tür öfkeyle almadır."
19264. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin için ani ölüm, rahatlama sebebidir. Kafir içinse ani ölüm hasret sebebidir."
19265. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ani ölüm mümin için (ölümün sıkıntısından ve zorluklarından) bir rahatlıktır, kafir için ise (canının) gazapla alınmasıdır."
19266. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ani ölüm müminler için bir indirim (rahatlama) kafirler için ise bir gazaptır."

19267. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Vallahi ölüm konusunda ne nefret ettiğim bir sürprizle karşılaştım ve ne de hoşlanmadığım bir şeyi gördüm. Şimdi ben, geceleyin su arayan kimsenin suya kavuştuğu, iste-yenin muradına erdiği gibiyim. Allah katında olan, iyiler için daha hayırlıdır."

19268. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Davud Nebi (a.s) cumartesi günü ani bir ölümle vefat etti. Bunun üzerine kuşlar, kanatlarıyla ona gölge saldılar. Musa Kelimullah (a.s) da Tih (Berehut) çölünde öldü. Daha sonra bir nida edici gökten şöyle nida etti: "Musa (a.s) öldü ve ölmeyen kimdir?"
19269. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim kırk yaşının altında ölürse, aniden ölmüştür ve herkim ondört günden az (hastalık çeker de) ölürse, ölümü ani ölümdür."
19270. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kıyametin nişanelerinden biri de felç hastalıklarının ve ani ölümlerin yaygınlaşmasıdır."

3744. Bölüm
Cenazeyi Teşyi Etme

19271. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ölümden sonra mümine verilen ilk mükafat, cenazesini teşyi eden herkesin bağışlanmasıdır."
19272. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümine verilen ilk armağan cenazesini teşyi edenlere mağfiret edilmesidir."
19273. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin mezarına konulunca ona şöyle nida gelir: "Bil ki sana verilen ilk hediye cennettir. Seni teşyi eden kimselerin hediyesi ise bağışlanmadır."
19274. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Âza sahiplerinin, cenaze teşyinde hazır bulunmaları, üzerine namaz kılmaları, böylece hem kendileri için bir sevap elde etmeleri, hem de ölü için mağfiret dilemeleri için ölünün dini kardeşlerini haberdar kılması gerekir."

19275. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Anne babaya iyilik etmek için iki yıllık mesafeyi kat et. Sıla-i rahimi (akraba ziyareti) yerine getirmek için bir yıllık mesafeyi kat et. Hastayı ziyaret için bir mil yolu katet. Cenaze merasimine katılmak için de iki millik yolu kat et."
19276. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim Müslüman cenazesini teşyi ederse, kıyamet günü dört şefaat ona verilir ve bir şey söylediğinde melekler ona şöyle der: "Böyle bir şey senin hakkındır."

19277. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her ölü tabutuna konulup üç adım götürülünce Allah'ın dilediği herkesin işittiği bir şekilde, şöyle seslenir: "Ey kardeşlerim! Ey tabutu taşıyanlar, sakın dünya sizi kandırmasın! Zaman sizi de benim gibi oyalamasın. Geride kalanlarım için mal ve evlat bıraktım. Oysa onlar, benim günah yükümü taşımıyorlar, sizler de beni teşyi ediyorsunuz. Sonra da beni yalnız bırakıyorsunuz. Cebbar olan Allah da benden hesabını soracaktır."
Bak. El-Bihar, 6/258/94 ve s. 259/96

19278. İmam Bakır (a.s), "İnsan cenazeyi teşyi davetini mi kabul etmeli, yoksa düğün davetiyesini mi?" Diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Cenazeyi teşyi etme davetini kabul ediniz. Zira cenaze merasimine katılmak, insana ölümü ve ahireti hatırlatır. Düğüne katılmak ise insanı bu işlerden gafil kılar."
Bak. Ez-zevac, 1665. Bölüm; Kenz'ul Ummal, 15/588; vesail'uş Şia, 2/820, 2. Bölüm

3745. Bölüm
Cenazeyi Teşyi Etme Adabı

19279. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Vakar ve sükunet içinde olunuz. Cenazelerinizle ılımlı (yavaş ve sakin bir şekilde) yürüyünüz."
19280. Resulullah (s.a.a), bir tulum gibi apar topar götürülen bir cenazeyi gördüğünce şöyle buyurmuştur: "Sakin olun! Cenazelerinizi sakin bir şekilde hareket ettirin."
19281. Resulullah (s.a.a) bir cenazenin ardından gidince hüzünleniyor, daha fazla kendi kendisiyle konuşuyor (başkalarıyla) daha az sohbet ediyordu."

19282. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ey Ebuzer! Bir cenazenin ardısıra gittiğin zaman, aklın tefekkür ve huşu ile meşgul olmalıdır. Bil ki sen de bir gün ona katılacaksın."
19283. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir cenazeyi teşyi ettiğin zaman, adeta omuzlarda taşınan senmişsin ve adeta hayatta olan kimse gibi amel etmek üzere rabbinden, seni dünyaya geri çevirmesini istiyormuşsun gibi davran. Zira ki dünya, bilginlerin gözünde bir gölge gibidir."

19284. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir cenazeyi omuzladığın zaman, sanki seni taşıdıklarını veya adeta güzel amelde bulunmak için rabbinden seni dünyaya geri çevirmesini istediğini düşün. O halde hayata yeniden nasıl başladığına bir bak." İmam daha sonra şöyle buyurdu: "Geçmişlerinin dirilişinin geride kalanların katılması için, ertelendiği, aralarında başkanlarının göç emrini vermesine rağmen bunların oyun ve eğlenceyle meşgul olan topluluğa şaşarım."

19285. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Cenazeyi en iyi teşyi eden kimse (Allah'ı, ölümü ve ölümden sonrayı) en çok anan ve cenaze (mezara) konulmadıkça oturmayan kimsedir. En kamil sevap ölçüsü ise, üç defa toprağı mezarın üzerine döken kimseye aittir."

19286. İmam Ali (a.s) bir cenazeyi teşyi ederken bir insanın güldüğünü duyunca şöyle buyurmuştur: "Sanki ölüm bizden başkasına yazılmış ve hak (ölüm) bizden başkasına farz olmuştur! Sanki (her gün için) gördüğümüz ölüler, az bir zaman sonra bize dönüp gelecek olan yolculardır! (Oysa) cesetlerini kabirlere bırakıyoruz, miraslarını yiyoruz.

Sanki biz onlardan sonra ebedi kalacağız! Daha sonra her öğüt veren (ölmüş) erkek ve kadını unutuyoruz ve her musibet ve felakete düçar oluyoruz!"
19287. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminlerin Emiri (a.s) bir cenazeyi teşyi etti. Mezara konulduğu zaman da ailesi feryat edip ağladı. Bunun üzerine de İmam şöyle buyurdu: "Neden ağlıyorsunuz? Allah'a yemin olsun ki eğer bunlar ölülerinin gördüğü şeyi görmüş olsalardı, şüphesiz ona ağlamayı unuturlardı. Bilin! Allah'a yemin olsun ki ölüm, onlara defalarca, geri dönecek ve sonunda onlardan hiç kimseyi baki bırakmayacaktır."
Bak. Vesail'uş Şia, 2/822-832, 10-3. Bölümler

3746. Bölüm
Defnetme

19288. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölünün toprağa defnedilmesinin sebebi insanların onun dağılmış bedenini, çirkin görünümünü ve kokusunun değişimini müşahade etmemeleri, canlıların onun kokusundan, afetinden ve bedenindeki bozulma eziyet görmemeleri; dost ve düşmanların gözünden gizli kalması, düşmanlarının mutlu, dostlarının ise hüzünlü olmaması içindir."
19289. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ölülerinizi iyi kimselerin arasında toprağa gömün. Zira ölü de tıpkı diri gibi kötü komşudan eziyet görür."

19290. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Resulullah bizlere ölülerimizi iyi insanların arasına gömmemizi emretti. Çünkü ölüler de tıpkı diriler gibi kötü komşulardan eziyet görürler."
19291. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin ölünce, mezarlar, onun ölümünden dolayı güzel ve aydınlık olur. Mezarlığın bütün toprağı, onun kendisine gömülmesini arzu eder. Kafir öldüğü zaman ise, mezarlar onun ölümünden dolayı karanlık olur. Mezarlığın hiçbir toprak parçası, onun kendisinde defnedilmemesi için Allah'a sığınır."
19292. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Birisi öğleden önce ölürse, mutlaka öğle vakti mezarında uyumalıdır. Herkim de öğleden sonra ölürse, geceyi mezarında geçirmelidir."

19293. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizden her kim ölürse, onu öylece tutmayın ve acele davranarak toprağa gömün. Başında Bakara suresinin başlangıcını, ayağının alt kısmında ise Bakara suresinin sonunu okuyun."
19294. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim günün ilk vaktinde ölürse öğlen vaktini mutlaka mezarda geçirmelidir (ölü hemen gömülmelidir.)"

19295. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ölülerinizi mecbur kalmadıkça gece defnetmeyiniz."
19296. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın kuluna en büyük merhameti mezara bırakıldığı andır."
Bak. Vesail'uş Şia, 2/819, 1. Bölüm

2747. Bölüm
Ölümden Daha Şiddetli Şey

19297. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölümden daha şiddetli olan şey ehli olmayan kimseden bir şey istemektir."
19298. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölümden daha şiddetlisi, kendisinden kurtulmak için ölümün arzulandığı şeydir."
19299. İmam Askeri (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hayattan daha iyisi, kaybettiğin zaman hayattan usanacağın şeydir. Ölümden daha kötüsü ise mübtela olduğun zaman ölümü arzuladığın şeydir."
Bak. 3740. Bölüm

3748. Bölüm
Ölümden Sonra İnsanın Ardından Gelen Şey

19300. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Üç şey ölünün ardısıra gider: Ailesi, malı ve amelleri. Onlardan ikisi geri döner, birisi ise kalır. Ailesi ve malı geri döner, amelleri ise kalır."

19301. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Müminin amel ve iyiliklerinden ölümden sonra kendisine çatan şey, öğrettiği ve yaydığı ilim, geride bıraktığı salih çocuk veya miras olarak bıraktığı mushaftır veya bir cami yapmasıdır veya yolcular için bir ev bina etmesidir, veya bir nehir akıtmasıdır veya varlığından hayatta olduğu dönemde sadaka vermesidir."
19302. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur:

"Dört kimsenin amellerinin mükafatı öldükten sonra da kendisine ulaşır: Sınırda nöbet tutarken Allah yolunda ölen kimsenin, ilmini başkalarına öğreten kimsenin -böylece bu ilimle amel edildikçe ecri ona da ulaşır- bir sadaka veren kimsenin -sadakası yerinde kaldıkça mükafatı kendisine de ulaşır- ve geride kendisine dua eden salih bir evlat bırakan kimsenin…"
19303. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Altı şey (sevapları) müminin vefatından sonra kendisine erişir: Kendisine mağfiret dileyen evlat, geride bıraktığı Kur'an, ektiği fidan, sadaka-i cariye, kazdığı kuyu ve amel edilen (güzel) sünnet."
Bak. 555. Konu, el-Vekf
Es-Sıdk, 2219. Bölüm; el-Amel (1), 2938. Bölüm; el-Amel (3), 2961. Bölüm; el-Kabr, 3268. Bölüm; es-Sunn, 1912, 1913. Bölümler

500. Konu

el-Mal
Mal-Varlık

Bihar, 73/135, 123. Bölüm; Hubb'ul-Mal
Bak.
29. Konu, el-Buhl; 104. Konu, el-Hırs; 151. Konu, el-Hums; 185. Konu, er-Rızk; 292. Konu, es-Sadaka; 422. Konu, el-Fakr; 397. Konu, el-Gına; 440. Konu, el-İktisad; 521. Konu, el-İnfak; 202. Konu, ez-Zekat; 450. Konu, el-Kenaat; 404. Konu, el-Fitne
El-İlm, 2835 ve 2848. Bölümler; el-Marifet (2), 2657. Bölüm; el-Gına, 3119. Bölüm; el-İzzet, 2706. Bölüm; eş-Şirket; 1999. Bölüm; el-Helal, 938. Bölüm; ez-Zevac, 1641. Bölüm; el-Mevt, 3748. Bölüm; el-İmamet (3), 252. Bölüm

3749. Bölüm
Mal İsteklerin Kaynağıdır

Kur'an:
"Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür. Ama baki kalacak yararlı işler, sevab olarak da, emel olarak da, Rabbinin katında daha hayırlıdır."
19304. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mal, isteklerin kaynağıdır."
19305. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mal, olayların talanıdır."
19306. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mal, arzuları güçlendirir."
19307. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mal, varisin huzura kavuşma sebebidir."
19308. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mal, fitnelerin sebebi ve olayların yağmasıdır."
19309. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mal, meşakkat sebebi ve sıkıntıların bineğidir."

19310. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mal, sahibini dünyada yüceltir. Münezzeh olan Allah nezdinde ise hor kılar."
19311. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mal, sahibini dünyada yüceltir, ahirette ise alçaltır."
19312. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mal, önceden gönderdikleri dışında sahibi için vebaldir."
19313. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mal, nefsin fitnesi ve olayların talanıdır."

19314. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ben müminlerin efendisiyim, mal ise zalimlerin efendisidir. Mal asla yöneticilikte bulunmaz. Aksine onun vesilesiyle yönetilir."
19315. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ben müminlerin önderiyim, mal da günahkarların önderidir."
19316. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dinar ve dirhem sizden öncekileri helak etti. Bu ikisi sizleri de helak edecektir."

19317. İbn-i Mes'ud, halka ihsanda bulunurken, birisi geldi ve İbn-i Mes'ud ona bin dinar vererek şöyle buyurdu: "Al, zira Allah Resulünden (s.a.a) şöyle buyurduğunu işittim: "Sizden öncekileri dirhem ve dinar helak etti. Bu ikisi sizleri de helak edicidir."
19318. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Senin varlığın hayatın zamanında seni övendir. Ölümünden sonra ise seni kınayandır."
19319. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mal sahibi sıkıntı ve eziyet içindedir."
19320. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mal, bütün hüzünlerin kaynağdır."
19321. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mal her ne kadar çok da olsa, dert ve hüzünler de ikiye katlanır."
19322. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her ümmetin taptığı bir buzağısı vardır. Bu ümmet buzağısı da dirhem ve dinardır."

3750. Bölüm
Mal İblis'in Tuzağıdır

Kur'an:
"Sesinle, gücünün yettiğini yerinden oynat, onlara karşı yaya ve atlılarınla haykırarak yürü, mallarına ve çocuklarına ortak ol, onlara vaatlerde bulun ama şeytan sadece onları aldatmak için vadeder."
19323. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şeytan insanı her yerden geri çevirir ve yorduğu zaman da malının yanında ona bir tuzak kurar ve boynundan yakalar."

19324. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah lanet etsin İblis şöyle diyor: "Her şey beni adem oğlunu tuzağa düşürme hususunda yorgun ve aciz düşürse de şu üç şeyden biri asla onun hakkında beni sıkıntıya düşünmez: Helal yol dışında mal elde etmek, malın hak ve hukukunu ödememek veya onu yersiz yerde kullanmak."

19325. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah lanet etsin, şeytan şöyle demiştir: "Zengin kimse üç yerden birinde benim elimden kaçamaz. Sabah akşam üç şeyde onun yanına giderim: Helal olmayan malı elde etmek, malı yersiz yere kullanmak ve de malı ona sevdiririm ve böylece de onun hak ve hukukunu ödemez.."

19326. İbn-i Abbas şöyle diyor: "Yeryüzünde ilk defa dirhem ve dinar basılınca, İblis o ikisine baktı, o iki sikkeyi inceledi. Eline aldı, gözüne bıraktı. Sonra göğsüne yapıştırdı. Ardından feryat etti. Yeniden o ikisini göğsüne yapıştırdı ve şöyle dedi: "Sizler gözümün nuru ve kalbimin meyvesisiniz. Eğer ademoğulları sizi sevecek olursa, artık hiçbir puta tapmamalarından korkmam. Ademoğlunun sizleri sevmesi benim için yeterlidir."
Bak. 267. Konu, eş-Şeytan

3751. Bölüm
Mal Sevgisinin Etkileri

Kur'an:
"Malı pek çok seviyorsunuz."
19327. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mal sevgisi fitnelerin sebebidir."
19328. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mal sevgisi geleceği yok eder."
19329. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mal, geleceği yok eder ve arzuları yayar."
19330. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mal sevgisi arzuları güçlendirir ve amelleri bozar."
19331. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mal sevgisi dini gevşetir ve yakini bozar."
19332. Mesih (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dünyaya tapanların varlığına bakma. Zira mallarının parıltısı, imanlarınızın nurunu alır."

19333. Resulullah (s.a.a), oturmuşken görgüsüz bir bedevinin ayağa kalkarak, "Kıtlık bizi yok etti" demesi üzerine şöyle buyurmuştur: "Ben sizler için başka bir tehlikeden korkuyum ve o da dünyanın sizlere aktığı zamandır."
19334. İmam Ali (a.s), İsa'nın (a.s) niteliği hakkında şöyle buyurmuştur: "Ne onu fitneye düşürecek bir hanımı, ne hüzünlendirecek bir çocuğu, ne kendisini meşgul edeceği bir malı vardı."
19335. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münezzeh olan Allah kulunu sevince onu mal ve servetten nefret ettirir ve arzularını kısaltır. Allah bir kulun kötülüğünü istediği taktirde ise mal ve serveti ona sevdirir ve arzularını genişletir."
Bak. Eş-Şükr, 1843. Bölüm

3752. Bölüm
Helal Mal Sevgisi

Kur'an:
"Birinize ölüm geldiği zaman, eğer hayır (mal) bırakıyorsa, ana babaya, yakınlara, uygun bir tarzda vasiyet etmesi muttakilere bir hak olarak size yazıldı/takdir edildi."
19336. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Helal yoldan mal elde etmeyi ve bu vesileyle, yüz suyunu korumayı ve borçlarını ödemeyi sevmeyen kimsede hayır yoktur."
19337. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Helal yoldan mal toplamayı ve bu vesileyle yüz suyunu koruyup borçlarını ödemeyi ve sıla-i rahimde bulunmayı sevmeyen kimsede hayır yoktur."

19338. İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: "Maldan istifade etmek (sermayeyi kullanmak) mürüvvetin kemalindendir."
19339. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Malları güzel bir şekilde kullanmak, mürüvvettendir."
19340. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Malı güzel kullanmaya çalış. Zira varlıklı olmak, yüce insanın yükseliş sebebidir ve aşağılık insandan müstağni olma nedenidir."

19341. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Malını yerli yerinde kullanmayan kimse bir mal elde etmemiştir."
19342. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Doğru mal doğru kimse için ne de güzeldir."
19343. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dünya ahiret için güzel bir yardımcıdır."
19344. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zenginlik, efendi olmayanı efendi kılar ve varlık, dayanaksız kimseyi bile güçlü kılar."

19345. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İktidar, sahibinin hatasını doğru ve düşmanının doğrusunu da yanlış gösterir."
19346. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zenginlik, gurbette vatandır; fakirlik ise vatanda gurbettir."
19347. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümine sövmek günah, müminle savaşmak küfür, etini yemek (gıybetini etmek) ise Allah'a isyandır. Malının haram oluşu da tıpkı kanın haram oluşu gibidir."
Bak. Eş-Şehadet (2), 2119. Bölüm