Mizan'ul Hikmet-12.Cilt
 


3717.Bölüm Ölüm


Kur'an:
"Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için, ölümü ve dirimi yaratan o'dur. O, güçlüdür, bağışlayandır."
19053. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her canlının bir ölümü vardır."
19054. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölüm ahiret adaletinin başlangıcıdır."
19055. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölüm ile dünya sona erer."
19056. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölüm ahiretin kapısıdır."
19057. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizden birisi ölünce kıyameti kopar, o halde Allah'a onu görüyormuşcasına ibadet edin ve her an ondan bağışlanma dileyin."

19058. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizden biri ölünce kıyameti kopmuş olur. Böylece iyiliklerini ve kötülüklerini görür."
19059. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ömürleri uzatıp kısaltarak, öne salıp erteleyerek yaratmıştır. Ölüme bir takım sebepler taktir etti. Ölümü uzun ömürleri çeken ip ve hayat düğümlerini çözen bir unsur kıldı."
19060. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hamd, İslam'ı şeriat kılan, uyanlara dinini ko-laylaştıran Allah'a mahsustur.…Yolu tasdik, yolunun işaretleri salih amel, ölümü son, dünyası imtihan, kıyameti toplanma yeri, cenneti de ödüldür."

19061. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ben uyarıcıyım, ölüm ansızın saldırandır ve kıyamet ise vaad edilen yerdir."
19062. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Çünkü ölüm, lezzetlerinizi yok eder, isteklerinizi karartır, sizi amaçlarınızdan uzaklaştırır. O, sevilmeyen ziyaretçi, yenilmeyen pehlivan ve istenmeyen suçludur. Sizleri ipleriyle ve kapanlarıyla avlar… Ölümün yoğun karanlıklarının ve şiddetli acıların sizi kuşatacağı (gün) yakındır."
19063. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın her gün şöyle nida eden bir meleği vardır; "Ölmek için doğunuz, yok olmak için toplayınız, harap ol-ması için yapınız."

19064. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ölüm! Ölüm! Biliniz ki ölümden kaçmak mümkün değildir. Ölüm sahip olduğu her şeyi kendisiyle getirir: Ebedi yurt ehli için yüce cennete doğru hoşluk, rahatlık ve uğurlu bir diriliş getirir. Bunlar bu ebedi yurt için çalışmışlar ve ona rağbet göstermişlerdir. Ama ölüm aldanma yurdunu talep edenler için ise, yakıcı ateşe doğru sefalet, pişmanlık ve zararlı bir diriliş getirir, onlar da bu aldanma yurdu için çaba göstermiş ve ona rağbet göstermişlerdir."

19065. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah insanı neyin uğruna ölmüşse o şey ile birlikte haşreder."
19066. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kul öldüğü şey üzere dirilir."
19067. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Müslümanın ölümü geldiğinde bedeninin organları birbiriyle vedalaşır ve şöyle derler: "Selam olsun sana, kıyamet gününe kadar ben senden sen de benden ayrılıyoruz."

19068. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsan için en korkunç zaman üç yerdir: Doğduğu, annesinin karnından dışarı çıktığı ve dünyayı gördüğü gün (zaman), öldüğü gün ve ahiret ehlini müşahade ettiği gün ve dirildiği ve dünyada görmediği bir takım hükümleri gördüğü gün."

19069. İmam Zeyn'ül abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsan oğlunun en zor anları üç andır: Ölüm meleğini gördüğü an, mezarından kalktığı an ve Allah Tebarek ve Teala'nın karşısında olduğu an. Böylece ya cennete doğru gider, ya cehenneme doğru."
19070. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir kavim Peygamberlerinin yanına geldiler ve şöyle dediler: "Dua et de Rabbin ölümü bizden kaldırsın." Allah Tebarek ve Teala ölümü onlardan kaldırdı. Ama sayıları hızla arttı, evleri kendilerine dar gelmeye, nesilleri çoğalmaya başladı. Öyle ki sabah olduğunda evin erkeği babasına,

annesine, büyük babasına ve büyük babasının babasına yemek vermek ve onları hoşnut etmek (veya temizlemek) ve onlara iyi bakmak zorunda kalıyordu. Bu yüzden de işinden gücünden oluyordu. İşte bu yüzden yeniden Peygamberlerinin yanına gelip şöyle dediler: "Rabbinden dile de bizi sahip olduğumuz ömürlerimize geri çevirsin." Peyamber de aziz ve celil olan rabbinden bunu diledi. Allah da onları (tayin edilmiş) ömürlerinin müddetlerine geri çevirdi."

19071. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz eski zamanda bir topluluk Peygamberlerine şöyle demişlerdi: "Dua et de rabbin bizlerden ölümü kaldırsın." O Peygamber kendileri için dua etti ve Allah onlardan ölümü kaldırdı. Böylece sayıları arttı, evleri kendilerine dar gelmeye başladı.

Nesil çoğaldı, sabah olunca erkek babasına, dedesine, annesine ve büyük babasına yemek yediriyor, onları temizliyor, üstüne başına bakıyordu. Böylece de iş ve kazançlarından geri kaldılar. Daha sonra (Peygamberlerine) şöyle dediler: "Bizleri daha önce bulunduğumuz hale geri döndürmesini dile. Peygamberleri de dua etti ve Allah o topluluğu bulundukları ilk hallerine geri çevirdi."
Tefsir:

"Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için, ölümü ve dirimi yaratan o'dur. O, güçlüdür, bağışlayandır." Ayetinde geçen hayat kelimesi varlığın his ve irade sahibi olması ve ölüm ise bu iki özellikten yoksun olması anlamındadır. Ama ölüm Kur'an öğretilerinden de anlaşıldığı üzere hayatın bir aşamasından diğer bir aşamasına intikal etmektir ve bu konu daha önce de söylediğimiz gibi şu ayetten istifade edilmektedir: "Ölümü aranızda biz tayin ettik… sizin bilmediğiniz şekilde" O halde yaratılışın hayat gibi ölüme de taalluk etmesinin hiçbir engeli ve sakıncası yoktur.

Bu hal üzere eğer ölümü örf ve halk nezdinde olduğu gibi yoklukla ilgili bir iş olarak alacak olursan, bu durumda ölüm hayat melekesine sahip olmamak anlamındadır ve yaratılışın kendisiyle ilintisini doğruladığı vücuddan bir nasibi vardır. Tıpkı körlüğün görmeye, karanlığın aydınlığa oranı gibi (ki bu oran meleke ve yeti yokluğudur.)

"Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için" cümlesi de Allah'ın ölüm ve hayatı yaratışındaki hedefini beyan etmektedir. Ayette geçen bela, deneme ve imtihan anlamındadır ve de maksat şudur: "Sizin bu tür yaratılışınız yani önce yaşamanız ve sonra ölmeniz hanginizin diğerinden daha iyi amel ettiğini ortaya koyan deneysel ve öncül bir yaratılıştır. Açıkça bilindiği gibi imtihan ve ayırt etmek sadece sonradan karşılaşacağınız şeyler içindir ve o da herkesi,

ameli esasınca layık olduğu şekilde mükafatlandırmak veya cezalandırmaktır. Ayrıca bu cümlede, yaratılışın asıl maksadının, iyi mükafat vermek olduğu da anlaşılmaktadır. Çünkü iyi işten ve iyi iş yapan kimsenin üstünlüğünden söz edilmektedir. O halde yaratılıştan maksat, iyi amel sahipleridir ve diğerlerinin yaratılışı ise onlar sebebiyle gerçekleşmiştir.

Allah kendi sözünü "O, güçlüdür, bağışlayandır" cümlesiyle sona erdirmiştir. Zira Allah azizdir ve yenilmezdir. Çünkü mutlak kudret ve hükümdarlık sadece Allah'a aittir ve bu yüzden de hiçbir güç ona üstün gelemez. Her kime kendisine muhalefet gücü vermişse, bu da sadece deneme ve imtihan içindir. Çok geçmeden de onlardan intikam alacaktır. Asıl bağışlayan Allah'tır. Zira dünyada onların bir çok günahını bağışlamaktadır, ahirette de vaad ettiği gibi onların bir çok günahını affedecektir.
Bunun yanı sıra, ayetin sonunda bu iki adın anılması da korkutmak ve İslam'ın davet ettiği şeylere teşvik makamındadır.

Bilmek gerekir ki ayetin anlamı da sadece delilsiz boş bir iddia değildir ve hedef sadece bunu telkin etmekten ibaret olamaz. Elbette bazıları bu tevehhüme kapılabilir, ama bu takriben zaruri veya tümüyle zaruri olan bir ön hazırlıktır ve mükafat ve ceza için dirilişin zaruretine hükmedilmesini gerektirmektedir.

Zira ölümle sonuçlanan dünyevi hayat elbisesini giyen bu insan, iki halden dışarı değildir: Ya iyi amel sahibi olmakla nitelendirilecek, veya bunun tersine bürünecektir. Elbette insan fıtratı gereği, öyle bir şekilde yaratılmış ve techiz edilmiştir ki eğer bir engel ortaya çıkmazsa kendiliğinden iyi işe doğru yürümektedir. Elbette çocuklar ve onların hükmünde olan kimseler bunun dışındadır. Diğer insanlar şüphesiz ya iyilik sahipleridir, ya da kötülük. Bu iki hal üzere nitelendirilmenin dışında değildir.

Bir şeyin varlığına ilişkin olan ve çoğu insanlarda cari olan halet ve sıfat, varlığının nihayetidir ve yaratılışının hedefidir. Örneğin bir ağacın bitkisel hayatı, eğer genelde onun meyve verişiyle sonuçlanıyorsa, bu meyve o ağacın varlığının nihayetidir ve onun hedefi konumundadır. İyilik ve salah da insanın yaratılışının hedefi ve nihayetidir ve bu nükteden de anlaşıldığı üzere iyilik ve temizlik,

eğer iyi bir şey ise gerçekte bizzat istenilen bir şey değildir. Aksine ondan hedef başka bir şeydir ve bizzat istenilen şey ise ne noksanlık ve eksiklikle nitelendirilen ve ne de başı boşluk ve günahkarlıkla birlikte bulunan temiz ve pak hayattır. Söz konusu olan ayette, "Her can ölümü tadacaktır. Bir imtihan olarak size iyilik ve kötülük veririz. Sonunda bize dönersiniz" ayetiyle aynı anlamdadır.

3718. Bölüm
Ölüme Yakin Etmek

19072. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah, içinde yakin olmayan bir şekke ölümden daha çok benzeyen içinde şek bulunmayan bir yakin yaratmamıştır."
19073. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsan için yakinle birlikte bulunan imandan şekke daha çok benzeyen bir şey görmedim. Şüphesiz o her gün ölüleri mezara doğru uğurluyor, teşyi ediyor, buna rağmen yine de aldatıcı dünyaya yöneliyor,

şehvet ve günahlardan el çekmiyor. Şüphesiz bu fakir insanoğlu için topluluklarını dağıtan, birliklerini bozan ve çocuklarını yetim bırakan ölüm dışında, işleyecekleri bir günah ve sorguya çekilecekleri bir hesap olmasaydı bile yine de şüphesiz bu sıkıntı ve yorgunluk dolu dünyadan sakınması yakışırdı."
19074. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölüleri gördüğü halde ölümü unutan kişiye şa-şarım!"

3719. Bölüm
Her Anda Bir Ölüm Vardır

19075. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her nefeste bir ölüm vardır."
19076. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her zamanda bir kaybetme vardır."
19077. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her anda bir ecel vardır."
19078. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanın nefes çekmesi, ölüme doğru adım at-masıdır."
Bak. el-Umr, 2924. Bölüm

3720. Bölüm
Ölüm İnsanı Takip Etmektedir

Kur'an:
"Her insan ölümü tadacaktır. Kıyamet günü, ecirleriniz size mutlaka ödenecektir. Ateşten uzaklaştırılıp cennete sokulan kimse artık kurtulmuştur. Dünya hayatı, zaten, sadece aldatıcı bir metadan ibarettir."

19079. İmam Ali (a.s) oğlu Hasan'a yaptığı tavsiyelerin birinde şöyle buyurmuştur: "Ey oğlum! Dünya için değil, ahiret için yaratıldığını bil. Hayat için değil, ölüm için; beka için değil, yok olmak için var edildin. Ne kadar kalacağını bilmediğin bir evde, alınıp götürüleceğin bir durakta, ahirete varacağın bir yoldasın. Sen, korkan kimsenin kurtulamayacağı, isteyenin er geç kavuşacağı, sonunda mutlaka tadacağı ölümün avısın. Seni helak etmesinden kork; günah bir işle uğraşıp tevbe ederim ümidinde iken ölümün tevbe ile arana girmesinden ve kendini böylece helak etmekten sakın."

19080. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer bir kimse bekaya tırmanmak için bir merdiven, ölümü kendinden savmak için bir yol bulabilseydi; cinlerin ve insanların hükümeti uhdesine verilen ve nübüvvetle birlikte büyük yakınlığa mazhar olan Davud oğlu Süleyman (a.s) bulurdu. Allah, dünya üzerindeki rızkını tamamladığı ve müddetini doldurduğu zaman Süleyman'ı, yokluk yaylarından atılan ölüm oklarıyla okladı. Böylece dünya onsuz kaldı ve evleri yurtları sahipsiz kaldı da onları başka toplumlar miras aldı."

19081. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Siz, ölümün kovaladığısınız; onun gelmesini oturarak bekleseniz de sizi alır, ondan kaçsanız da sizi yakalar. O, size gölgenizden daha yakındır. Ölüm sizi perçemlerinizden yakalar."
19082. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölüm sizin perçemlerinize düğümlenmiştir ve dünya ardınızdan dürülmüştür."
19083. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölüm size gölgenizden daha çok yapışmıştır ve sizden daha çok (üzerinizde) irade sahibidir."

19084. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sayılan her şey sona erer, mukadder olan ve beklenilen her şey ise gelip çatar."
19085. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her canlı için bir yiyecek vardır, her tane için de bir yiyen vardır ve sen ölümün yiyeceğisin."

19086. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar! Her insan kaçışında, kaçtığı şeye ulaşır ve ecel nefsi ölüme doğru sürendir. Ölümden kaçmak bizzat ölüme ulaşmaya sebep olur."

19087. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teal'nın, "De ki: "Kaçtığınız ölüm, mutlaka size gelip çatacaktır" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Yılları sayarsın, sonra ayları sayarsın, sonra günleri sayarsın, daha sonra anları sayarsın ve daha sonra nefesleri sayarsın: "Eceliniz gelince bir an ertelenmez ve öne alınmaz."

19088. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "(Allah) kendisiyle şöyle bir aht bağladı: Ruh sahibi her canlıya da ölümü bir vade ve fenayı işlerinin sonu olarak karar kılmıştır."
19089. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölümden korkan ondan kurtulamaz ve bekayı dünyada sevene beka ihsan edilmez."
19090. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölüm haristir; ne oturan onun pençesinden kurtulur; ne de korkan onu acze düşürür."

19091. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ölümden kaçan kimsenin hikayesi yeryüzünün kendisinden alacaklı olduğu tilkinin hikayesidir. O tilki yeryüzünden kaçar, yorulur, nefesten düşer, yuvasına gider. Yeryüzü kulağına sürekli şöyle der: "Ey tilki! Alacağımı ver! Alacağımı ver!" Bu esnada tilkiden bir hava çıkar ve sürekli bu hal üzere olur. Sonunda boynu kesilir ve ölür."

3721. Bölüm
Göç Zamanı Yakındır

19092. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Allah'ın kulları! Ölümden ve onun yaklaşmasından sakının. Ona azık hazırlamaya koyulun. O, büyük bir işle, yüce bir hadise ile, hiçbir şerrin ebediyen onunla barınamayacağı bir hayırla, ya da hiç bir hayrın ebediyen onunla olamayacağı bir şerle geliyor. O halde cennete, cennetlik amel işleyenden daha yakın, cehenneme de cehennemlik iş yapandan daha yakın kim vardır?!"

19093. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sen (gün ve yılları) geride bıraktığında ve ölüm de sana yöneldiğinde, o zaman senin ölümle görüşmen ne de çabuktur!"
19094. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim ölüme yakin gözüyle bakarsa onu yakın görür."
19095. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ahiret yakındır, (dünyada) kalma süresi ise pek azdır."
19096. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dünyadan göç etmek yakındır."

19097. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hiçbir son ölümden daha yakın değildir."
19098. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölüm yolcusu, beklenilmeye en layık olan ve her yolcudan daha erken gelen yolcudur."
19099. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Lahzaların kısalttığı ve saatlerin geçişinin yok ettiği bu ömür müddeti, kısa olmaya layıktır ve gece gündüz onu süren gayip de (insan veya ölüm de) çabuk dönmeye layıktır."
19100. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dünyanın vakitleri her ne kadar uzun da olsa kısadır. Dünyadan, dünya vakitlerinden istifade etmek her ne kadar çok da olsa azdır."
19101. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Beklenilen her şey gelecektir ve bilki gelecek olan her şey de önceden varmış gibidir."
19102. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hayat ölüme ne de yakındır."
19103. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Diri ölüye ne de yakındır! Çünkü sonunda ona katılacaktır. Ölü ise diriden ne kadar uzaktır. Zira ondan kopmuştur."

3722. Bölüm
Ölümün Anlamı

19104. İmam Ali (a.s), ölümün anlamı sorulunca şöyle buyurmuştur: "Bilen bir kimseye sordunuz. Ölüm, insana inen üç işten biridir: Ya ebedi nimeti müjdeleyen bir müjde, ya ebedi azabı haber veren bir haber, yada korku ve hüzün sebebidir ve işi belirsizlik içindedir ve hangi zümreden olduğunu bilmemektedir."

19105. İmam Hasan (a.s), aynı soruya cevap olarak şöyle buyurmuştur: "Ölüm müminlere ulaşan en büyük sevinçtir. Zira sıkıntı ve sefalet yurdundan ebedi nimet yurduna intikal etmektedirler. Kafirlere ise ulaşan en büyük yokluk ve helaktır. Zira cennetlerinden (nimetlerinden) ortadan kalkmayan ve sona ermeyen ateşe doğru götürülürler."

19106. İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hüseyin b. Ali b. Ebi Talib'in (a.s) durumu ağırlaşınca, yanında bulunanlar ona baktılar ve halinin onların aksine olduğunu gördüler. Zira halleri kötüleştikçe renkleri soluyor, bedenleri titriyor, kalpleri çarpıyordu. Ama Hüseyin (a.s) ve bazı has dostlarının renkleri daha da bir açılmakta, bedenleri huzura kavuşmakta, ruhları sükuna ermekteydi. Bunun üzerine birbirlerine şöyle dediler: "Bakınız, ölümden hiç de korkmamaktadır." Hüseyin (a.s) da onlara şöyle buyurdu: "Sabredin ey yüce kimseler! Zira ölüm, sizi sıkıntı ve sefaletten geniş cennetlere ve ebedi nimetlere ulaştıran bir köprüden başkası değildir. Sizden hanginiz zindandan saraya götürülmeyi hoş görmez."

19107. İmam Zeyn'ul-Abidin (a.s), kendisine ölüm hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Mümin için ölüm, üzerinden kirli ve bitli bir elbiseyi çıkarmak, ağır paranga ve zincirleri koparmak ve yerine en değerli elbiseleri, güzel kokuları, hızlı koşan merkepleri ve en güvenli evleri geçirmektir. Kafir için ise ölüm bedenindeki kıymetli elbiseyi çıkarmak, güvenlik dolu evden ayrılmak ve onları en çirkin ve kaba elbiseler, en korkunç evler ve en büyük azaplarla değiştirmektir."

19108. İmam Cevad (a.s), ölüm hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Her gece sizlere gelen uyku gibidir, sadece müddeti uzundur ve insanı uykudan sadece kıyamet günü uyandırmaktadır. Uykusunda sayısız çeşitli sevinçleri gören ve hesapsız çeşitli korkuları gören kimsenin, uykuda sevinçli olan ve uykuda korkuya kapılan kimsenin hali nasıl olur. İşte bu ölümdür. O halde kendinizi ölüme hazırlayınız."

19109. İmam Sadık (a.s), aynı soru sorulduğunda şöyle buyurmuştur: "Mümin için kokladığı güzel kokudan daha güzeldir ve güzel kokusundan uyumaktadır. Sıkıntısı ve eziyeti tümüyle ortadan kalkar. Kafir için ise yılanların ve akreplerin sokması gibidir. Belki ondan daha da acıdır."

Şöyle arzedildi: "Bazıları ise ölümün dünyada testereyle biçilmekten, makas ile kesilmekten, taşlarla ezilmekten ve değirmen taşının göz bebeği üzerinde dönmesinden daha acı olduğunu söylemektedirler." İmam şöyle buyurdu: "Bazı kafirler ve günahkarlar için böyledir."

19110. İmam Kazım (a.s), ölmek üzere olan birisinin yanına vararak şöyle buyurmuştur: "Ölüm, müminleri günahından temizleyen bir arıtma aracıdır. Vücutlarında olan en son günahın kefaresi olarak kendilerine ulaşan en son acıdır. Ölüm kafirleri de temizliklerinden arındırır, sahip oldukları iyiliğin son sevabı olarak kendilerine ulaşan en son lezzet ve rahatlıktır."
19111. İmam Rıza (a.s), ashabından birini ziyaret edince şöyle buyurmuştur: "Halin nasıldır?" O şöyle arzetti: "Siz gittikten sonra ölümü gördüm."-Maksadı hastalıklardan dolayı gördüğü sıkıntı ve acılardı- İmam şöyle buyurdu: "Onu nasıl gördün?" O şöyle arzetti: "Zor ve acı dolu." İmam şöyle buyurdu: "Sen ölümü görmemişsin. Aksine ölümün uyarıcısını görmüşsün. Sana sadece ölümün bir parçasını gösteren şeyi görmüşsün."

19112. İmam Cevad (a.s), ölümü hoş görmemek hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Zira insanlar ölümü tanımamaktadırlar. Bu yüzden de ondan hoşlanmamaktadırlar. Oysa eğer ölümü tanıyacak olsalardı ve aziz ve celil olan Allah'ın dostlarından olsalardı, şüphesiz onu severlerdi ve ahiretin kendileri için daha iyi olduğunu bilirlerdi."

İmam daha sonra şöyle buyurdu: "Ey Ebu Abdillah! Hangi delille çocuk ve deli kimse bedenini salim kılan ve acılarını ortadan kaldıran ilacı yemekten sakınmaktadır." O şöyle arz etti: "Çünkü onun faydasını bilmemektedir." İmam şöyle buyurdu: "Muhammedi hak üzere Peygamber olarak gönderene yemin olsun ki herkim kendisini ölüme hakkıyla hazırlarsa, ölümün faydası tedavi görmekte olan kimseye bu ilacın faydasından daha çoktur. Bil ki insanlar ölümün hangi nimetle sonuçlandığını bilselerdi, şüphesiz hastalıkları ortadan kaldırmak ve esenliğe kavuşmak için ilaç peşinde koşan akıllı kimseden daha önce ölümü taleb eder ve onu severlerdi."

19113. İmam Askeri (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ali b. Muhammed (a.s) hasta olan ashabının birinin yanına vardı. O ağladı ve ölüm hakkında sabırsızlık gösterdi. İmam ona şöyle buyurdu: "Ey Allah'ın kulu! Sen ölümü tanımadığın için korkuyorsun. Eğer bedenin kirlenir, eziyet göreceğin şekilde pislik içinde kalır, böylece yaraya dönüşürse, sen de uyuz olur ve hamamda yıkadığın taktirde bütün bunların ortadan kalkacağını bilirsen,

acaba yine de hamama gidip o pislikleri kendinden atmayı mı istersin, yoksa hamama gitmeyip o hal üzere baki kalmayı mı dilersin?" O şöyle arzetti: "Tabi ki ey İbn-i Reslulillah (hamama gitmeyi severim)" Bunun üzere İmam şöyle buyurdu: "Bu ölüm de işte o hamam gibidir. Son olarak günahlarını ve kötülüklerini senden temizlemektedir. Böylece onun yanına vardığında ve ondan geçtiğinde her türlü hüzün ve kederden kurtulur ve her türlü sevinç ve mutluluğa erişirsin." Bu esnada o şahıs huzura kavuştu, ölüme teslim oldu. Sükuna erdi, gözlerini kapadı ve can verdi."

19114. İmam Askeri (a.s) ölüm hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Ölüm, olmayan bir şeye inanmaktır. Babam bana babasından, o da dedesinden, o da İmam Sadık'tan (a.s) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Mümin ölduğü zaman, (gelecekte) o ölmemiştir. Aksine ölen kafirdir."

3723. Bölüm
Müminin Ölümü

Kur'an:
"Melekler onların canını temizlenmiş olarak alırken: "Selam size; yaptıklarınıza karşılık haydi cennete girin" derler."
"Ey huzur içinde olan can! O senden, sen de O'ndan hoşnut olarak Rabbine dön! Ey can! İyi kullarımın arasına gir. Cennetime gir."
"İyi bilin ki, Allah'ın dostlarına korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir. Onlar Allah'a iman etmiş ve O'na karşı gelmekten sakınmışlardır. Dünya hayatında da, ahirette de müjde onlaradır. Allah'ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. İşte bu büyük kurtuluştur."

19115. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Müminin dünyadan çıkışını sadece çocuğun annesinin karnındaki karanlık ve sıkıntılardan dünyanın hoşluğuna çıkışına benzetebilirim."
19116. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin can verirken ölüm meleği onun karşısında tıpkı zelil olan kölenin efendisi karşısında durduğu gibi durur, o ve yardımcıları durur, ona yakınlaşmazlar, böylece ona selam verir ve onu cennetle müjdeler."

19117. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin dünyadan ayrıldığını, dışarı çıktığını hissetmez. Allah-u Teala'nın şu sözü de buna işaret etmektedir: "Ey nefis…"
Bu halet dünyada takva sahibi olan ve kardeşlerine yardımcı olan ve onlarla sürekli ilişki içinde olan kimse içindir."
19118. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "Onlar için dünya hayatında müjde vardır" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Ölüm anında Muhammed (s.a.a) ve Ali (a.s) onu cennetle müjdelerler."

19119. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bizi en çok seven taraftarlarımızın can vermesi tıpkı sizden birinin bir yaz günü içtiği soğuk su gibidir. Onların geriye kalanları ise kendi yataklarında en güzel hal üzere ölür. Bu hal sizden her birinin o şekilde ölmeyi arzuladığı bir halettir."

19120. Mirac hadisinde şöyle yer almıştır: "Kul ölüm haletine büründüğü zaman başının üzerinde melekler durur, her meleğin elinde Kevser suyundan dolmuş bir bardak bulunur, bir de cennet şarabından bir bardak bulunur. Ondan ölümün acılığı ve gevşekliği gitsin diye onun ruhuna içirirler ve ona büyük müjde vererek şöyle derler: "Ne güzel sana! Yerin kutlu olsun. Sen, yakın, seni seven, hikmet ve izzet sahibi rabbinin yanına gidiyorsun."

19121. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Müminin müjdelendiği ilk şey, rahatlık, güzel rızık ve Naim cennetidir. Mümine verilen ilk müjde ise, ona şöyle denmesidir: "Ey Allah'ın dostu! Seni Allah'ın hoşnutluğu ve cennetle müjdeliyorum. Çok hoş geldin! Allah seni teşyi edenleri bağışladı. Senin için bağışlanma dileyenlerin duasını kabul etti. Senin iyi olduğuna dair tanıklık eden kimsenin tanıklığını kabul etti."
Bak. 3726. bölüm, 19136. hadis
3724. Bölüm
Mümin İçin Ölüm Güzel Kokan Bir Deste Gül Gibidir

19122. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin için ölüm güzel kokan bir deste gül gibidir."
19123. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Müminin armağanı ölümdür."
19124. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin için en iyi armağan ölümdür."

19125. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İman ve takvayı kalbiyle bürünen kimseye, ölüm ne de faydalıdır."
19126. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölüm gibi huzur veren şey yoktur."
19127. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ölüm bir ganimettir."
19128. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölüm iyi kimselerin rahatlık sebebidir."
19129. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ölüm her Müslüman için bir kefarettir."

3725. Bölüm
Kafirin Ölümü

Kur'an:
"Melekler kendilerine yazık etmiş kimselerin canlarını alırken: "Biz hiçbir kötülük yapmıyorduk" diyerek teslim olurlar. Hayır; öyle değil; doğrusu Allah onların yaptıklarını bilmektedir."
"Melekler, onların yüzlerine ve sırtlarına vurarak canlarını alırken durumları nice olur?"
Bak. Nisa, 97, Enfal, 7, Kaf, 29

19130. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Eğer dostlarımıza düşman olur, düşmanlarımıza dost kesilir, muhaliflerimizin lakaplarını kullanırsa, ölüm meleği canını almak için geldiği zaman aziz ve celil olan Allah yerine onları ilah edinen o kötü kimsenin ilahını çeşitli azaplara mübtela olduğu bir halde, onun karşısında mücessem kılar. Öyle ki onu görür görmez helak olur. Ona sürekli olarak tahammül etme güçlerinin olmadığı azabın sıcaklığı bulaşır.

Böylece ölüm meleği ona şöyle der: "Ey kötü kafir! Sen Allah'ın dostlarını, Allah'ın düşmanlarına bıraktın. Bu gün onlar senin için en küçük şey dahi yapamazlar ve hiçbir kaçacak yer yoktur." O halde böylece, ona öyle büyük bir azap gelip çatar ki, onun çok az bir bölümünü dahi, dünya ehli arasında bölüştürülecek olursa onların hepsi helak olur."

19131. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölüm, şehvetine köle ve heva ve heveslerine esir olan kimse için rahatlık sebebidir. Zira hayatı devam ettikçe günahları da artar ve kendi hakkındaki cinayetleri de büyür."
Bak. 3722 ve 3785. bölümler
3726. Bölüm
Ölüm Meleği

Kur'an:
"O, kulların üstünde yegane kahirdir, size koruyucular gönderir. Artık birinize ölüm gelince elçilerimiz, bir eksiklik yapmaksızın onun canını alırlar."
"Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerin de uykuları esnasında ruhlarını alır. Ölmelerine hükmettiği kimselerinkini tutar, diğerlerini bir süreye kadar salıverir. Doğrusu bunda düşünen kimseler için dersler vardır."
"De ki: "Size vekil kılınan ölüm meleği canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz."
Bak. A'raf suresi, 37. Ayet; Yunus suresi, 104. Ayet; Nahl suresi, 28,32. Ayetler

19132. İmam Ali (a.s), Kur'an'da çelişki olduğunu iddia eden bir Zındık'a cevap olarak şöyle buyurmuştur: "Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerin de uykuları esnasında ruhlarını alır." Ölüm meleği canınızı alacak." "Melekler onların canını temizlenmiş olarak alırken: "Melekler kendilerine yazık etmiş kimselerin canlarını alırken" ayetlerine gelince, Allah Tebarek ve Teala bu işi (canları almayı) bizzat üstlenmekten çok daha yücedir. Elçilerinin ve meleklerinin işi onun işi sayılmaktadır. Zira onlar Allah'ın emriyle çalışmaktadır…

O halde herkim itaat ve teslimiyet ehli olursa, rahmet melekleri canını almayı üstlenir. Herkim de günah ve isyan ehli olursa, ruhunu almayı azap melekleri üstlenir. Ölüm meleğinin rahmet melekleri ve azap melekleri diye yardımcıları vardır ve sadece onun emrini yerine getirirler. Dolayısıyla onların işi de gerçekte onun işi sayılmaktadır. Onlar her ne yaparlarsa, ölüm meleğine isnat edilir. O halde onların ameli de ölüm meleğinin amelidir. Ölüm meleğinin ameli de Allah'ın amelidir. Zira Allah canları istediği kimsenin eliyle alır."

19133. İmam Ali (a.s), hakeza Zındık birine cevap olarak şöyle buyurmuştur: "Allah Tebareke ve Teala işleri, istediği şekilde idare eder. Yaratıklarından istediği kimseyi istediği işe tayin eder. Ölüm meleğini kullarından istediği hususunda tayin eder. Meleklerinden elçilerini, yaratıklarından istediklerine has kılar. Aziz ve celil olan Allah'ın adlarını anan melekleri de yaratıklarından istediği kimselere tayin eder.

Allah Tebarek ve Teala işleri istediği gibi idare eder. Her ilim ve bilgiyi, bilgi sahibi insanlar için açıklayamaz. Zira bazı insanlar (konuları anlama hususunda) güçlüdür, bazıları ise zayıftır. Hakeza algılama ve bazı ilimleri öğrenmeye tahammül etme kolaydır. Diğer bazısına ise Allah'ın has evliya kulları dışında hiç kimse tahammül edemez. Allah bu ilmi yüklenmeyi, onlar için kolaylaştırır. Onu anlama yolunda kendilerine yardım eder. Ama senin için sadece şunu bilmen yeterlidir ki dirilten, öldüren Allah'tır. Canlarını ister meleklerden, ister diğerlerinden olsun, yaratıklarından istediğinin eliyle alır. "

19134. İmam Sadık (a.s), zikredilen ayetlerin açıklamasında şöyle buyurmuştur: "Allah Tebareke ve Teala ölüm meleği için, meleklerden yardımcılar karar kılmıştır ve onlar canları alırlar. Tıpkı yardımcıları olan, onları kendi işleri için gönderen bir hakim gibidir. Böylece melekler insanların canını alırlar. Ölüm meleği de bizzat aldığı canlar yanında o canları da meleklerden teslim alır, aziz ve celil olan Allah ise, o canların hepsini ölüm meleğinden teslim alır."

19135. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölüm meleğine (a.s) şöyle denildi: "Biri batıda, diğeri ise doğuda olan canları aynı zamanda nasıl alıyorsun?" O şöyle dedi: "Ben onları çağırıyorum, onlar da icabet ediyorlar." İmam daha sonra şöyle buyurdu: "Ölüm meleği şöyle buyurdu: "Dünya benim karşımda, sizlerden birinin istediği şekilde elinin altında olan ve istediği kadar aldığı bir kab gibidir. Ve yine dünya benim karşımda sizlerden birinin elinin içinde istediği gibi evirip çevirdiği bir dirhem gibidir."

19136. Resulullah (s.a.a), Ensar'dan birinin yanında ölüm meleğini görünce şöyle buyurmuştur: "Ey ölüm meleği! Benim sahabemi idare et. Zira o mümindir." Ölüm meleği şöyle dedi: "Emin ol ve üzülme. Bil ki ben her mümini idare ederim. Ey Muhammed! Bil ki ben ademoğlunun canını alırım, ailesinden biri feryat edince, aldığım ruhla birlikte bahçenin ortasında durur ve şöyle derim: "Bu ne feryattır!

Allah'a yemin olsun ki biz ona zulmetmedik. Canını almada ecelinden öne geçmedik. Takdirinden daha çabuk yanına gelmedik. Canını alma hususunda bizim de bir günahımız yoktur. Eğer Allah'ın yaptığı şeyden mutlu olursanız mükafatını alırsınız ve eğer üzgün ve öfkeli olursanız günahkar sayılırsınız."
Bak. El-Bihar, 6/139, 5. Bölüm

3727. Bölüm
İyilerin Ve Kötülerin Ölümü

19137. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İyilerin ölümü canlarının rahatlık sebebedir. Kötülerin ölümü ise alem için bir rahatlıktır."
19138. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "(İnsanoğlu ölümüyle) ya rahatlığa kavuşmaktadır, ya da kendisinden rahatlığa erişilmektedir. Mümin kul dünyanın sıkıntı ve zorluğundan, Allah-u Teala'nın rahmetine yakın olmaktadır. Kötü kul ise (onun ölümüyle) kullar, şehirler, ağaçlar ve canlılar, elinden rahata kavuşmaktadır."

19139. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İnsanlar iki kısımdır: Biri rahat eder, diğerinden ise rahat olunur. Rahat olan kimse mümindir, öldüğü taktirde dünyadan ve sıkıntılarından rahatlığa kavuşmaktadır. Kendisinden rahatlığa erişilen kimse ise kafirdir, öldüğü zaman ağaçlar, hayvanlar ve insanların bir çoğu (onun şerrinden) rahatlığa erişirler."
19140. Resulullah (s.a.a), kendisine, "Falan kimse öldü ve rahatlığa erişti" diye arzedilince şöyle buyurmuştur: "Bağışlanan kimse rahatlığa kavuşmuştur."

3728. Bölüm
Ölümü Hatırlamak

19141. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dünya hakkında en iyi zühd, ölümü hatırlamak, en üstün ibadet ise düşünmektir. O halde herkim vücudunu ölümü hatırlamayla doldurursa, mezarını cennet bahçelerinden biri olarak bulur."
19142. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dünya hakkında en üstün züht ölümü hatırlamak, en üstün ibadet, ölümü hatırlamak ve en üstün düşünce de ölümü hatırlamaktır. Her kimin vücudu ölümü hatırlamakla dolarsa, mezarında cennet bahçelerinden bir bahçe bulur."

19143. İmam Hadi (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ailenin önünde ölüm yatağına düştüğün, hiçbir tabibin seni ölümden koruyamadığı ve hiçbir dostun sana fayda vermediği anı hatırla."
19144. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "O lezzetleri altüst eden, istekleri acılaştıran ve dağınıklığın davetçisini (ölümü) hatırlayın. O toplulukları dağıtan, arzuları uzaklaştıran, ölümleri yaklaştıran, ayrılıkları ve dağınıklıkları ilan edeni hatırlayın."

19145. Zebur'da şöyle yer almıştır: "Herkim kendisini ölümden korkutursa, dünya gözünde değersiz olur."
19146. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim ölümü hatırlarsa, dünyadan az bir şeye razı olur."
19147. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nişaneleri sana hatırlattığı halde, nasıl olur da ölümü unutursun."
19148. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölümü hatırlamak, nefsin isteklerini öldürür. Gafletin yeşerdiği yerlerin kökünü kazar, kalpleri Allah'ın vaadleriyle güçlendirir, tabiatı inceltir, heves bayraklarını yerle bir eder, hırs ateşini söndürür ve dünyayı insanın gözünde küçük düşürür."

19149. Resulullah (s.a.a), kendisine, "Acaba şehitlerle haşrolan kimse var mıdır?" Diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Gece gündüz yirmi defa ölümü hatırlayan kimse (şehitler ile haşrolur.)"
19150. Resulullah (s.a.a), gülen bir topluluğun yanından geçerken şöyle buyurmuştur: "Topluluklarınızı tatlılıkları bozan şeyi hatırlamakla karıştırın!" Kendisine, "Tatlılıkları bozan şey nedir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Ölümdür."

19151. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölümü çokça hatırlamanızı ve O'ndan gafletinizi azaltmanızı tavsiye ederim. Sizden gaflet etmeyen bir şeyden nasıl gafil olabiliyorsunuz?! Ve size göz açtırmayacak, mühlet tanımayacak birisine nasıl tamah ediyorsunuz? Gözlerinizle gördüğünüz kimselerin ölümü size öğüt olarak yeter."
Bak. Ez-Zuhd, 1617. Bölüm

3729. Bölüm
Ölümü Çok Hatırlamaya Teşvik

19152. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Lezzetleri yok eden şeyi çok hatırlayınız." Bunun üzerine şöyle arzedildi: "Ey Allah'ın Resulü! Lezzetleri yok eden şey nedir?" Peygamber şöyle buyurdu: "Ölümdür. Müminlerin en zeki olanı ölümü çok hatırlayan ve kendisini ona hazırlayandır."

19153. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ölümü çok hatırlayın. Zira ki ölümü hatırlamak günahları temizler ve insanı dünyaya rağbetsiz kılar. Eğer zenginlik anında ölümü hatırlarsanız, onu altüst eder ve eğer fakirlik halinde ölümü anarsanız, sizi hayatınızdan hoşnut kılar."
19154. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ölümü çok anınız. Zira ölümü çok anan kimsenin kalbini Allah mutlaka ihya etmiş ve ölümü ona kolaylaştırmıştır."

19155. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölümü, kabirlerden çıkacağınız günü ve aziz ve celil olan Allah'ın huzurunda duracağınız günü çok hatırlayın ki musibetler size kolay gelsin."
19156. Enes şöyle diyor: "Allah Resulü (s.a.a) gülen bir topluluğun yanından geçti ve şöyle dedi: "Tatlılıkları bozan şeyi çok anınız." Zannediyorum şöyle buyurdu: "Hayatın darlığında ölümü anan herkese bu hayat genişlemiş ve hayatın genişliğinde bu ölümü anan kimseye ise bu hayat daralmıştır."

19157. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Tatlılıkları altüst eden şeyi çok anınız. Zira çoklukta ölüm anılınca onu (nimet çokluğunu) mutlaka azaltmış ve (nimet) azlığında ölüm hatırlandığında ise o (nimet azlığı) mutlaka kifayet etmiştir."
19158. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ölümü çok anınız. Şüphesiz ölümü anmak, başka her şeyi senin zihninden silip götürür."

19159. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Nefsiniz sizleri arzularınıza ve şehvetlerinize sürükleyince ölümü çok anınız. Ölüm öğütçü olarak yeterlidir. Allah Resulü (s.a.a) bir çok defa ashabına ölümü hatırlamayı tavsiye etmiş ve şöyle buyurmuştur: "Ölümü çok anınız, zira ölüm tatlılıkları bozan ve sizin ve isteklerinizin aranıza engel olandır."

19160. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölümü çok anınız. Zira ölümü çok anan insan mutlaka dünyadan yüz çevirmiştir."
19161. İmam Ali (a.s) oğlu Hasan'a şöyle buyurmuştur: "Ey oğlum! Ölümü anmayı çoğalt, birden bire saldırıya geçişini ve ölümden sonraki olayları düşün. Ölümü hep önünde bil, gafil olma; ölüm, seni gitmeye hazır, güçlü bir halde bulsun; ansızın gelerek seni yenip helak etmesin."

19162. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölümü çok anan kimsenin dünyaya rağbeti azalır."
19163. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölümü çok anan kimse, dünyadan yetecek kadarıyla hoşnut olur."
Bak. El-Kalb, 3410. Bölüm

3730. Bölüm
Ölüm İçin Hazırlanmak

19164. Resulullah (s.a.a), Tarık b. Abdullah Muharibi'ye şöyle buyurmuştur: "Ey Tarık! Ölüm gelmeden önce kendini ölüme hazırla."
19165. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölüme hazır olun ki gölgesi üzerinize düştü. Kendilerine seslenilince uyanan ve dünyanın (karar kılınacak bir) yurt olmadığını anlayınca onu (ahiretle) değiştiren topluluk olun… İçinizden biriyle cennet veya cehennem arasında sadece kendisine inecek bir ölüm vardır… Münezzeh olan Allah'tan dileriz ki bizleri ve sizleri hiç bir nimetin azdıramadığı, hiç bir amacın rabbine itaatten alıkoyamadığı ve (dolayısıyla da) ölümden sonra pişmanlık ve hüzne kapılmayan kimselerden eylesin."

19166. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Göçe hazırlanın. Zira sizi götürmek için acele edilmektedir. Ölüme hazırlıklı olun. Şüphesiz üzerinize gölge etmiştir."
19167. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Seni ne zaman çepe çevre saracağını bilmediğin korku hususunda neden aniden sana gelip çatmadan önce kendini ona hazırlamıyorsun."

19168. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Seni ne zaman gafil avlayacağını bilmediğin bir iş hususunda seni çepe çevre sarmadan önce hazırlıklı bulun."
19169. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Davet edilmeden önce ölümün davetini kulaklarınızla işitiniz."
19170. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Akıllı kimseye bu dünyada ölüm hakkında uyanık olması ve ölümü arzuladığı halde bulamayacağı yurda erişmeden önce, kendisini ölüme iyice hazırlaması yakışır."
19171. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölümün saldırısından güvende olunmadığına göre, ölüme hazırlanmamak acizliktendir."

19172. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kendini ölüme hazırlamayan ve fırsatları ganimet saymayan kimse, ecelin ani saldırısından gafildir. Göç azığınızı hazırlayınız. Zira sizi götürmek için acele edilmektedir. Ölüme hazırlanınız. Zira ölüm üzerinize gölge salmıştır."
19173. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Önünde sarp, çıkılması zor bir geçit olduğunu bil. Orada hafif olanın durumu, ağır olanınkinden daha iyidir; yavaş gidenin durumu, çabucak göçenlerinkinden kötüdür… O halde oraya inmeden önce azık edin, bir konak hazırla."

19174. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Nur kalbe girince göğüs genişler." Kendisine şöyle arzedildi: "Bu işi tanımanın nişanesi var mıdır?" Peygamber şöyle buyurdu: "Yalan yurdundan uzak durmak, ebedi yurda yönelmek ve ölüme gelip çatmadan önce hazırlıklı olmak."
19175. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sakın ölüm sana dünyayı talep ederken, Rabb'inden kaçmaya çalıştığın bir halde gelip çatmasın."

19176. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ölüm seni hızla takip eder, o halde gafil olma."
19177. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yolculuğu için hazırlanan kimse, vatanında da mutlu ve huzurlu olur."
19178. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ölümü gözetleyen kimse, iyi işlerde çalışır."

19179. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kendisiyle kurtuluşu ve mutsuzluğu getiren kimse, en iyi hazırlığı görmelidir."
19180. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dünyaya karşı itinasız ol, ondan uzak dur. Sakın dünya talebinde rabbinden kaçtığın bir halde ölüm sana gelip çatmasın. Aksi taktirde neticede besbaht olursun."

19181. İbrahim (a.s), ölümü yaklaştığı bir zamanda (Allah'a) şöyle arzetti: "Neden bana bir elçi göndermedin ki (böylece) kendimi ölüme hazırlayayım?" (Allah) Ona şöyle buyurdu: "Beyaz saçının benim elçim olduğunu bilmiyor musun?"
19182. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her gün canından ve ömründen azaldığını gören kimsenin buna rağmen ölüm için hazırlanmamasına şaşarım."

19183. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Amelsiz, ahiretten ümidi olan kimseden olma… Ölümden korkar; ama fırsatı elden çıkmadan iyi amellere koşmaz."

19184. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gelip çatmadan ölüme ve şiddetine hazırlanın, inmeden ona hazırlık görün."
19185. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kaçtığınızda size yetişen, durduğunuzda sizi yakalayan ve unuttuğunuzda sizi unutmayan ölüme koşunuz."

19186. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hepinize teker teker gelip çatacak olan genel ölüme koşunuz. İnsanlar (veya korku) önünüzdedir, kıyamet ise ardınızdan sizi sürüp durmaktadır. Yükünüzü hafifletin de kervana katılın; çünkü ilk gideniniz, son geleni beklemektedir."