Mizan'ul Hikmet-11.Cilt
 

3666.Bölüm Mürüvvet Sayılan Şey



18703. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Gücünden fazla Allah için çalışmak mürüvvettendir."
bak. 82. Konu, el-Cihad (3)
18704. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Komşulara yardımda bu-lunmak mürüvvettendir."
18705. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her konuştuğunda kardeşin kardeşe kulak asması mürüvvettendir."
18706. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İtidalli olman, israf et-memen, sözünde durman ve ve-fasızlık göstermemen mürüvvet-tendir."
18707. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kardeşlerinin günahları-na tahammül etmen (ve onları te-lafi etmemen) mürüvvetten-dir."
18708. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Senden bir şey istenince kendini zahmete atman ve bir şey istediğin zaman ise hafif tutman mürüvvettendir."
18709. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Gözünü önüne dikmek mürüvvettendir."
18710. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Fakirliği ve hastalıkları gizlemek mürüvvettendir."
18711. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Haramlardan sakınmak mürüvvetin şartlarındandır."
18712. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Malını islah etme pe-şinde koşmak da mürüvvetten-dir."
18713. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hayvanlarının şişman olması da insanın mürüvvetin-dendir."
18714. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hayvanların şişman olması da mürüvvettendir."
18715. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Çok hayalı davranmak, çok bağışta bulunmak ve eziyet-ten sakınmak mürüvvet-tendir."
18716. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Çok iyilik etmek, esir-gemeden bağışta bulunmak ve minnet etmekten uzak durmak da insanın mürüvvetindendir."

3667. Bölüm
Mürüvvetin Esası

18717. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Mürüvvetin esası açıkça yapmaktan utanacağın bir işi giz-lice yapmamandır."
18718. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Şu üç haslet mürüvveti teşkil eder: "Eli darda olmasına rağmen bağışta bulunmak, hor-lukla birlikte olmayan bir ta-hammül göstermek ve ihtiyacını başkalarından istemekten sakın-mak."
18719. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Şu iki haslet mürüvvetin esasıdır: İnsanın utanç sebebi olacak şeylerden uzak durması ve süslenmesine sebep olacak şeyleri elde etmesidir."
18720. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Üç haslet mürüvvetin esasıdır: İstemeden vermek, söz-leşmeden ahde vefa göstermek ve eli darda olduğu halde bağışta bulunmak."

3668. Bölüm
Mürüvvetin Başlangıcı ve Sonu

18721. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Mürüvvetin başlangıcı Allah'a itaat, sonu ise aşağılıklar-dan uzak durmaktır."
18722. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Mürüvvetin başlangıcı güler yüzlü olmak, sonu ise sü-rekli ihsan ve iyilikte bulunmak-tır."
18723. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Mürüvvetin başlangıcı güler yüzlülük, sonu ise insanlarla dostça geçinmektir."
18724. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Misafirperverlik mürüv-vetin başında yer alır."
18725. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanın kendini koruma-sı mürüvvetin esasıdır."
18726. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Mürüvvetin kökü haya-dır. Meyvesi ise sakınmaktır."

3669. Bölüm
Mürüvvetin Kemali

18727. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanın mürüvvetliliği dininde fakih, hayatında iktisatlı, karşılaştığı zorluklarda sabırlı ol-madıkça ve kardeşlerinin acısın-dan azap görmedikçe kemale erişmez."
18728. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Aşağılık şeylerden uzak durmak mürüvvetin kemalinden-dir."
18729. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Başkalarının üzerinde olan hakkı unutman ve başkala-rının senin üzerinde olan hakları hatırlaman mürüvvetin kemalin-dendir."

18730. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsana yakışmayan şeyi terk etmesi de kendisine mürüv-vet olarak yeter."
18731. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Mürüvvet yumuşaklıkla kemale erer."
18732. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Mürüvvet doğrulukla kemale erer."
18733. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Mürüvvet sadece akıl sa-hibi kimse için kemale erer."
18734. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Mürüvvet ehli için sada-kat ve vefadarlıkla kemale erer."
18735. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Herkim şehveti karşısın-da korunursa mürüvveti doruğa ermiştir."
18736. İmam Seccad (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Varlığını geliştirmek de mürüvvetin kemalindendir."
18737. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Mürüvvet malını mül-künü iyileştirmektir."

3670. Bölüm
Mürüvvetin En İyisi ve En Kötüsü

18738. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "En iyi mürüvvet kardeş-lerle güzel geçinmektir."
18739. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "En iyi mürüvvet öfkesini yenmek ve şehvetini öldürmek-tir."
18740. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "En üstün mürüvvet in-sanın kendi yüz suyunu koruma-sıdır."
18741. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "En üstün mürüvvet kar-deşlerinin günahlarına tahammül etmektir (ve onu telafi etmemek-tir) "
18742. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "En üstün mürüvvet kar-deşlere mali yardımda bulunmak ve kendisini onların hal ve gü-nüyle eşitlemektir."
18743. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Sıla-i rahimde bulunmak da en üstün mürüvvettendir."
18744. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Uzak görüşlü olmak da en üstün mürüvvettendir."
18745. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Halkın genelinden uzak durmak, en üstün mürüvvetten-dir."
18746. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "En iyi mürüvvet dostlu-ğu korumaktır."

3671. Bölüm
Mürüvveti Olmayan Kimse

18747. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Aşağılık kimsenin mü-rüvveti yoktur."
18748. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Cimrilik mürüvvet ile uyumlu değildir."
18749. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dini olmayan kimsenin mürüvveti de yoktur. Mürüvveti olmayan kimsenin himmeti de yoktur."
18750. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yakini gevşek olan kim-senin mürüvveti değersizdir."
18751. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dostlarının sözleşmesine riayet etmeyen ve düşmanlara karşı insaflı davranmayan kimse mürüvvet sıfatından uzaktır."
18752. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hırs ve tutku mürüvveti lekeler."
18753. İmam Hasan (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Himmeti olmayan kimsenin mürüvveti de yoktur."
18754. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mürüvveti olmayan kimsenin dini yoktur ve aklı ol-mayan kimsenin de mürüvveti yoktur."
18755. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kardeşlerden kar al-mak mürüvvetten uzaktır."
18756. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "En faziletli din mürüv-vettir ve mürüvveti olmayan din-de hayır yoktur."

3672. Bölüm
Mürüvvet Ehlinin Ha-talarını Bağışlamak

18757. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Mürüvvet ehlinin sürçmelerini görmezlikten gelin. Zira canım elinde olana andolsun ki bir mürüvvet sahibi sürçtü-ğünde eli Allah'ın elindedir (ve Allah onu kaldırır.) "
18758. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Mürüvvet ehlinin sürç-melerini bağışlayın. Zira onlardan sürçen her birisini Allah elinden tutup kaldırır."
18759. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Mürüvvet ehli birini (işin içinde Allah'ın hadlerinden biri olmadıkça) cezalandırmaktan sakının."
18760. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Hudud ve cezaları şüphelerle defedin. Mürüvvet eh-linin sürçmelerini Allah'ın hadle-rinden bir haddi gerektirmedikçe bağışlayın."
18761. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Mürüvvet ehlinin sürçmelerini bağışlamayı gani-metten sayın."

487. Ko-nu

el-Meraz
Hasta-lık

Bihar, 81/170, 1. Bölüm; el-Afiyet ve'l-Merez
Bihar, 81/202, 2. Bölüm; Adab'ul-Meriz
Bihar, 81/214, 2. Bölüm; İya-det'ul-Meriz
Vesail'uş-Şia, 2/621, Eb-vab'ul-İhtizar
bak.
50. konu, el-Bela; 305. konu, el-Musibet; 363. konu, el-Afiyet; 166. konu, ed-Deva; 317. konu, et-Tıbb; ez-Zenb, 1387. Bölüm; ez-Zekat, 1587. Bölüm; es-Sadaka, 2225. Bölüm; el-Kalb, 3403 ve 3404. Bölümler; el-Heva, 4037. Bölüm

3673. Bölüm
Hastalık

18762. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hastalık bedenin zindanıdır."
18763. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hastalık iki zindandan biridir."
18764. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Bedenler hastalıklardan kurtulamaz."
18765. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Bedenin hastalığının de-vam etmesinden daha büyük bir musibet yoktur."
18766. Eş'ari'den o da Salih'den kendi senediyle yazılı olarak şöyle de-diğini nakletmektedirler: "Dört şeyin azı da çoktur: Ateşin azı da çoktur, uykunun azı da çoktur, hastalığın azı da çoktur ve düş-manlığın azı da çoktur."
18767. İmam Seccad (a.s) , hastalık anında yaptığı duasında şöyle buyur-muştur: "Allah'ım! Sürekli içinde bulunduğum sağlığımdan dolayı sana hamd olsun ve sana bede-nimde vücuda getirdiğin hastalık sebebiyle şükürler olsun.

Zira ey Allah'ım bilmiyorum bu iki halet-ten (sağlık ve hastalıktan) hangisi sana şükretmeye daha layıktır ve bu zamandan hangisi seni övme-ye daha layıktur. Acaba sağlık zamanında mı yoksa hastalık za-manında mı beni onun vesileyle (günahlardan) temizledin."
18768. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Bilin ki, yoksulluk bela-lardan biridir; yoksulluktan daha şiddetlisi bedenin hastalığıdır; bedenin hastalığından daha çetin olan gönlün hastalığıdır. Bilin ki, kalbin takvası, bedenin sıhhatin-dendir."
18769. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Zavallı ve çaresiz ade-moğlu! Eceli gizli (ne zaman ge-leceğini bilmez) , hastalıkları ör-tülü (nereden saldıracağı bilin-mez) , ameli ise korunmuştur (kaybolmaz) . Sivrisinek ısırsa, canını yakar; bir lokma boğazında kalırsa, onu öldürür; terlerse, pis pis kokar."

18770. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hastalıklar sağlıktan do-ğar."
18771. İmam Ali (a.s) kendisine "Nasılsın? Ey Müminlerin Emiri!" diye sorduklarında şöyle buyurdu: "Bekasıyla fani olan, sıhhatiyle hastalanan, güvendiği yerde ölüm kendisine ulaşan kimsenin hali nasıl olur?!"
18772. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İtaatkarları kendi yanına yerleştirip, ebedi yurdunda ağır-lar. Oradan taşınmayacaklardır. Şartlar kendilerini değiştirmez, korkuya kapılmaz ve hastalan-maz."

3674. Bölüm
Hastalıkta Ecir Yoktur

18773. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Mü'min erkek ve ka-dının veya Müslüman erkek ve kadının, Allah yakalandığı hasta-lık sebebiyle günahlarını temiz-ler."
18774. Resulullah (s.a.a) hasta olan Ummu'l Al'ay'ı ziyaret edince şöyle buyurmuştur: "Ey Ummu'l Ala! Sana müjdeler olsun, zira Allah Müslümanların vasıtasıyla ateşin demir ve gümüşün alaşımını (pis-liğini) giderdiği gibi müslümanın günahlarını giderir."
18775. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Hasta kimsenin gü-nahları ağaç yaprakları gibi dökü-lür."
18776. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Mümine ve hastalık karşısındaki sabırsızlığına şaşa-rım. Eğer hastalıkta ne sevabın olduğunu bilseydi, şüphesiz aziz ve celil olan rabbini görünceye kadar sürekli hasta olmayı sever-di."

18777. Resulullah (s.a.a) , başını gökyüzüne kaldırdı ve tebessüm etti. Bunun sebebini sorduklarında ise şöyle buyurdu: "Evet, gökten yere inen ve gece ve gündüz amellerini yazmak için namaz kıldığı yerde mümin ve doğru kulun yanına varan iki meleğe şaşıyorum. Ama bu melekler onu namaz kıldığı yerde bulamayınca göğe gittiler

ve şöyle arzettiler: "Ey rabbimiz! Falan kulun peşice, gece ve gün-düz amellerini yazmak için na-maz kıldığı yere gittik ama onu bulamadık. Aksine onu senin tu-zağında (hastalıkta) bulduk." Aziz ve celil olan Allah şöyle bu-yurdu: "Benim kulum için tuza-ğımda olduğu müddetçe sağlık zamanında gece ve gündüz yap-tıkları sevap ve hayırı yazınız. Zi-ra sağlık zamanında yaptığı işin mükafatını ona yazmak benim boynumadır."

18778. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mümin hastalanınca aziz ve celil olan Allah onun so-lundaki meleğe şöyle vahyeder: "Kulum için benim zindanımda olduğu müddetçe bir günah yaz-ma" daha sonra sağ tarafındaki meleğe şöyle vahyeder: "Kulum için sağlığında yazdığın iyilikleri kendisi için yaz."

18779. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kul iyilik yolunda ibadette seyreder ve hastalanırsa vazifeli olan meleğe şöyle denir: "Özgürlük zamanki amelini ya-zınız. Böylece ya onu özgür kıla-rım ya kendime katarım."
18780. İmam Bakır (a.s) veya İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bir gece hastalıktan veya acıdan dolayı uyumamak sevap açısından bir yıllık ibadetten daha büyük ve üstündür."

18781. İmam Ali (a.s) hastalanan bir dostuna şöyle buyurmuştur: "Al-lah, hastalığını günahlarının affe-dilmesine sebep kılmıştır. O halde hastalığın bir ecri yoktur; fakat günahları, ağaçların yapraklarının döküldüğü gibi dökmektedir. Şüphesiz ki ecir ve mükafat dille konuşma, el ve ayaklarla amel etmekledir. Kuşkusuz ki Allah, niyet doğruluğu ve batini temizlik sebebiyle kullarından dilediğini cennete koyacaktır."

Seyyid Rezi şöyle diyor: Ve ben şöyle diyoruz: "İmam Ali (a.s) gerçek-ten de doğru demiştir ve hastalığın ecri yoktur. Çünkü hastalık karşılığının olması gereken işlerden biri değildir. Zira karşılık Allah-u Teala'nın kula verdiği acı ve hastalıklara karşı verdiği bir fiildir. Ama mükafat veya sevap kulun yaptığı işe karşılıktır. O halde Allah'ın işi ve kulun işinin farkı var-dır. İmam Ali (a.s) da derin ilmi ve nurlu görüşü hasebiyle bunu beyan et-miştir."

Şöyle diyorum: "Görüldüğü gibi karşılık ve ecir hakkındaki hadisler iki kısımdır: Bir kısmı hastalığın ec-rinin ve mükafatının olmadığını beyan etmektedir. Bu hadislere göre hastalıklar sadece günahları azaltmaktadır. Diğer bir grup hadislerde ise hastalıkların ecri ve mükafatı vardır. Bana göre de Mü'minlerin Emiri'nden (a.s) rivayet edilen bu hadis, iki grup hadisi bir araya toplamıştır. Zira hadisin başlangıcında şöyle buyurmuştur:

"Hastalığın ecri yoktur." Hadisin so-nunda ise şöyle buyurmuştur: "Mü-nezzeh olan Allah, doğru niyet sebe-biyle…" Hadisin başlangıcı birinci grup hadisin anlamıyla uyumludur. Son kısmı ise ikinci grup hadislerle mutabıktır. Zira temiz niyet ve pak batının ecre ve cennete girmeye sebep olduğunu göstermektedir.

Hastalığın mükafatının olduğunu beyan eden ha-disler bu gerçeği açıkça belirtmektedir ki hasta şahsın sağlık zamanında yaptığı salih işler kendisi için hastalık zamanında da yazılmaktadır. Başka bir ifadeyle hastanın, hasta olmadığı zaman yapmaya niyet ettiği salih ameller kendisi için (hastalık anında da) yazılmaktadır. Buna dikkat edilmelidir.
bak. ez-Zenb, 1387. Bölüm; Ve-sail'uş Şia, 2/621, 1. Bölüm

3675. Bölüm
Hastalığı Gizlemek

18782. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Musibetleri, hastalık-ları ve sadakayı gizlemek, iyiliğin hazinelerindendir."
18783. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Dört şey cennetin ha-zinelerindendir: Yoksulluğunu gizlemek, sadaka vermeyi gizle-mek, musibetini gizlemek ve acıyı gizlemek."
18784. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Eskiden ilahi bir karde-şim vardı. Gözünde dünyanın küçüklüğü, onu benim gözümde büyütmüştü… Ağrısını, dindik-ten sonra söylerdi."

18785. Allah Uzeyr'e (a.s) şöyle vahyetmiştir: "Sana bir bela ulaşın-ca yaratıklarıma şikayette bulun-ma. Nitekim ben de kötülüklerin ve rezaletlerin yukarıya çıkarıldı-ğında meleklere seni şikayette bu-lunmuyorum."
bak. el-Birr, 342. Bölüm; Ve-sail'uş Şia, 2/626, 3. Bölüm

3676. Bölüm
Hastalandığı Halde Şi-kayette Bulunmayan Kimse

18786. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Aziz ve celil olan Al-lah şöyle buyurmuştur: "Her kim üç (gün veya defa) hasta olur ve kendisini ziyarette bulunan hiç kimseye şikayette bulunmazsa onun sahip olduğu et ve kanını daha hayırlı bir et ve kana dönüş-türürüm. O halde eğer ona afiyet verirsem günahsız bir afiyet veri-rim ve eğer canını alırsam onu rahmetime yakın kılarım."

18787. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bir gece gündüz hasta olduğu halde kendisini ziyaret edenlere şikayette bulunmayan kimseyi, Allah-u Teala kıyamet günü kendi halili İbrahim Ha-lil'ur-Rahman ile haşreder ve böylece şimşek gibi sırat köprü-sünden geçer."

18788. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim kendisine ula-şan bir acıyı üç gün insanlardan gizli tutar ve sadece Allah'a şika-yette bulunursa Allah'a o acısını gidermesi bir hak olur."

18789. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim mübtela ol-duğu belasını insanlardan örtülü tutar ve onu sadece aziz ve celil olan Allah'a şikayette bulunursa Allah'ın da onu o beladan kur-tarması bir haktır."
18790. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hasta Allah'ın zindanın-dadır. Hasta kimse kendini ziya-rette bulunanlara şikayette bu-lunmadıkça günahları temizle-nir."
18791. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hastalıklardan şika-yette bulunmak insanın şöyle demesi değildir: "Dün akşam hastalandım" veya "Dün gece acı içindeydim ve rahatsızdım." Ak-sine şikayet insanın şöyle deme-sidir: "Hiç kimsenin düçar olma-dığı bir derde düçar oldum."
bak. 277. Konu, eş-Şekva

3677. Bölüm
Hastalığını Doktorlar-dan Gizleyen Kimse

18792. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim hastalığını dok-torlardan gizli tutarsa kendi be-denine hıyanette bulunmuştur."
18793. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim gizli hastalığını gizlerse doktorunu kendisine te-davi etmekten aciz bırakır."

3678. Bölüm
Esenliğe Dert Yeterlidir

18794. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Esenlik için dert ye-terlidir."
18795. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah, can ve malına zarar gelmeyen aşağılık iri yarı kimseden nefret eder."
18796. Resulullah (s.a.a) , yanından geçen Bedevi'ye şöyle buyurmuştur: "Ümmü Mildem'i tanıyor mu-sun?" "Ümmü Mildem kimdir?" diye sorunca Peygamber şöyle buyurdu: "Başta ortaya çıkan ve bedeni ateşe boğan acıdır." Be-devi şöyle dedi: "Asla bu hastalı-ğa mübtela olmadım." O şahıs gittikten sonra Peygamber şöyle buyurdu: "Herkim cehennem eh-linden birini görmek isterse bu şahsa baksın."

18797. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ceset hastalanmayınca azar ve azan bir cesedin hayırı yoktur."
18798. İmam Ali (a.s) , herir günü (Muaviye ile savaştığı gün) yaptığı du-asında şöyle buyurmuştur: "Ey Al-lah'ım! Ben sana sığınırım… beni mübtela kılan hastalıktan ve beni gafil kılan sağlıktan."
18799. Davud (a.s) sürekli şöyle bu-yururdu: "Allahım! Ne beni yatağa düşüren bir hastalık nasip et ve ne beni unutkanlık ve gaflete dü-şüren bir sağlık! Bu ikisinin ara-sındakini nasip eyle."
bak. 288. Konu, es-Sihhet; el-Bela, 403. Bölüm

3679. Bölüm
Hastalık Çeşitleri

18800. İmam Sadık (a.s) , kendisi-ne, "Neden hiç günah işlemeyen ve hiç-bir suça bulaşmayan küçük bir çocuk bunca hastalıklara ve dertlere mübtela olmaktadır" diye soran bir Zındık'a şöyle buyurmuştur: "Hastalıklar çe-şit çeşittir: Bela ve imtihan hasta-lığı, ceza hastalığı, ölüm ve yok-luğa sebep olan hastalık. Oysa sen bu hastalıkların kötü yiyecek-lerden, kirli içeceklerden veya annesinin taşıdığı hastalıklardan olduğunu sanıyorsun.

Hakeza bedenine dikkat eden, kendi du-rumu hakkında iyi düşünen, fay-dalı ve zararlı şeyleri tanıyan kim-senin hasta olmayacağını sanıyor-sun ve sözlerinde hastalık ve ölümün sadece içecek ve yiyecek-lerden kaynaklandığını sanan kimseye eğilim duyuyorsun. Oysa doktorların üstadı Aristo ve he-kimlerin büyüğü Eflatun da öldü. Calinus yaşlandı, gözleri zayıfladı, ölüm kendisine gelip çattığında onu kendinden uzaklaştırama-dı."

3680. Bölüm
Hastayı Ziyaret Etmek

18801. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bir hastayı ziyaret eden Allah'ın rahmetine dalar."
18802. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsan hasta olan kar-deşini ziyaret ederse cennet bah-çesinde meyve toplar."
18803. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Hastayı ziyaret eden kimse cennetin bahçesinde meyve toplar. Hastanın yanına oturduğu zaman ise Allah'ın rahmeti onu çepe çevre kuşatır."

18804. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim bir hastayı ziyaret ederse yetmiş bin melek onunla birlikte yürür ve evine ge-ri dönünceye kadar kendisi için mağfiret talep eder."
18805. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Aziz ve celil olan Al-lah kıyamet günü şöyle buyurur: "Ey Ademoğlu! Ben hastalandım ama sen beni ziyaret etmedin." O şöyle arzeder: "Sen alemlerin rabbisin seni nasıl ziyarette bulu-nayım?" Allah şöyle buyurur: "Falan kulumun hasta olduğunu bilmiyor muydun? Ve sen onu ziyarette bulunmadın. Onu ziya-ret ettiğin taktirde beni onun ya-nında bulacağını bilmiyor muy-dun?"
bak. Vesail'uş Şia, 2/633-639, 10-13. Bölümler

3681. Bölüm
Hastayı Ziyaret Adabı

18806. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "En iyi hasta ziyareti en hafif olanıdır."
18807. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ziyaretlerin en sevap-lısı en hafif olanıdır."
18808. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Seni ziyaret etmeyen kimseyi ziyaret et. Sana hediye vermeyen kimseye sen hediye ver."

18809. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İki üç günde bir has-tayı ziyarete gidiniz."
18810. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ziyaret zamanı deve-nin memelerinin sağılması mikta-rıncadır."
18811. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hastayı ziyaret süresi deve memesinin sütle dolduğu veya devenin bir defa sağıldığı miktarınca olmalıdır."

18812. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Aziz ve celil olan Allah nezdinde hastayı ziyaret edenler-den en büyük sevabı olan kimse, hasta kimse sevmedikçe ve ondan daha fazla kalmasını istemedikçe hastanın yanında kısa bir müddet kalan kimsedir."
18813. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hasta için yapılan tam (kamil) ziyaret elini hastanın ko-luna koyman ve yanından çabuk kalkmandır. Zira ahmakların zi-yareti hasta için acısından daha şiddetlidir."
18814. İmam Sadık'ın (a.s) kölele-rinden biri şöyle diyor: "İmam'ın dostlarından biri hastalandı ve biz İmam'ın bir grup dostlarıyla birlikte onu ziyaret etmek için dı-şarı çıktık.

Yol esnasında İmam Sadık (a.s) ile karşılaştık. O bizle-re, "nereye gidiyorsunuz?" diye sordu. Biz, "falan kimseyi ziyaret etmeye gidiyoruz." Diye arzettik. İmam (a.s) , "durunuz" diye bu-yurdu. Biz de durduk. İmam son-ra şöyle buyurdu: "Sizden birinin yanında bir elma, ayva, kavun, bir miktar güzel koku veya güzel ko-kan bir dal parçası var mıdır?" biz şöyle arzettik: "Bizde bu şey-lerden hiç biri yok." İmam şöyle buyurdu: "Hastanın kendisine bir şey götürdüğünüz taktirde rahat-lığa erdiğini bilmiyor musu-nuz?"

3682. Bölüm
Hastayı Ziyaret Etme-nin Hikmeti

18815. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Hastayı ziyaret ediniz ve cenazeyi teşyi merasimine ka-tılınız. Zira bu size ahireti hatırlatır."

3683. Bölüm
Hasta Gözükmek

18816. İmam Sadık (a.s) , kendisi-ne, "Acaba tüm yaratıkların insan olduğunu sanıyor musun?" diye soru-lunca şöyle buyurmuştur: "Misvak kullanmayanlar, sebepsiz yere kendisini hasta gösterenler ve musibeti olmaksızın üstü başı bö-lük pörçük olanları onların sayı-sından düşünüz."
18817. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İki kimse hastadır: Perhiz eden sakınan sağlıklı kim-se ile zararlı yiyecekler yiyen ve perhiz etmeyen hasta."

3684. Bölüm
Hastalık (Çeşitli)

18818. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Amelsiz ahiretten ümidi olan ve uzun arzularla tövbeyi geciktiren kimseden olma… Hastalanırsa, pişman olur; sıhhate kavuşursa, gaflete dalıp korkusuz ve endişesiz olur. Afiyette olduğu zaman, bencilleşir; belaya düşünce, ümitsizliğe kapılır."
18819. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Eğer hasta olursa bir iş yapmadığı için üzülür, eğer sağlık içinde olursa emin ve gafil olur. Ameli erteler."
18820. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hasta olunca insan ihlas ve tövbeye yönelir."
18821. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Nice hasta kimse kurtu-luşa erer ve nice sağlıklı kimse yok olur."
18822. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Acaba sağlığın sevinci içinde olanlar hastalıkların inme-sinden başka bir şeyi mi bekliyor-lar?"
18823. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hastanın yol yürüme-si, hastalığının dönmesine sebep olur. Babam hasta olunca onu bir bezin üzerine koyuyor, iş yapmak için, yani abdest almak için taşı-yorlardı ve bu da şu buyuruğu sebebiyleydi: "Hastanın yol yü-rümesi hastalığının yeniden dönmesine sebep olur."

488. Ko-nu

el-Mira
Tar-tışma

Kenz'ul-Ummal, 3/642, 882; el-Mira ve'l-Cidal
Vesail'uş-Şia, 8/567, 135. Bö-lüm; Kerahet'ul-Mera ve'l-Husumet
Bihar, 73/396, 145. Bölüm; el-Kasavet ve'l-Hurk ve'l-Mira
Bihar, 2/124, 17. Bölüm; ma cae fi tecviz'il-Mücadele…ve nehyi an'il-Mera
bak.
63. konu, el-Cidal; 141. konu, el-Husumet; 515. konu, el-Münazire

3685. Bölüm
Tartışmayı Kınama ve Tartışmanın Etkileri

Kur'an:
"Karanlığa taş atar gibi, "Mağara ehli üçtür, dördün-cüleri köpekleridir" derler, yahut, "Beştir, altıncıları kö-pekleridir" derler, yahut "Ye-didir, sekizincileri köpekleri-dir" derler. De ki: "Onların sayısını en iyi bilen Rab-bim'dir. Onları pek az kimse-den başkası bilmez." Bunun için, onlar hakkında, bu kısa-ca anlatılanın dışında, kimseyle tartışma ve onlar, hakkında kimseden bir şey sorma."

O'na inanmayanlar, acele olmasını beklerler; iman eden-ler ise korku ile titrerler ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki kıyamet günü hak-kında tartışanlar derin bir sa-pıklık içindedirler."
18824. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Tartışmaktan ve sürtüş-mekten sakının. Zira bu iki iş, kalbi kardeşlere karşı hastalıklı kı-lar ve kalpte nifak bitirir."

18825. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Tartışmaktan sakın. Zi-ra çekişmek amelini yok eder. Çekişmekten de sakın. Zira çe-kişmek da seni helak eder. Çok sürtüşme. Zira; başkalarıyla sür-tüşmek seni Allah'tan uzak düşü-rür."
18826. İmam Hadi (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Çekişmek, eski dost-luğu ortadan kaldırır ve sağlam bağları koparır. Çekişmekte var olan en küçük şey, üstün gelmeyi dilemektir ve üstün olmayı dile-mek de ilişkilerin kopmasının asıl sebebidir."

18827. İmam Askeri (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Çekişmekten sakın. Zira çekişmek saygınlığını orta-dan kaldırır ve şaka yapma. Aksi taktirde sana karşı küstahça dav-ranılır."
18828. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Çekişmenin neticesi düşmanlık ve kindir."
18829. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim haysiyetini ko-rumak isterse çekişmeyi terk et-melidir."
18830. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Çekişmeyi terk edin. Zira mümin çekişmez. Başkala-rıyla sürtüşmekten vaz geçin. Zira başkalarıyla sürtüşen kimse mutlaka zarar görür."

18831. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Çekişmek kötülüğün to-humudur."
18832. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yakini doğru olan kimse çekişmeye rağbet göstermez."
18833. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Şu altı kişiyle çekişmek doğru değildir: Fakih, reis, aşağı-lık insan, kötü dilli kimse, kadın ve çocuk."

3686. Bölüm
Her ne Kadar Hak İçin de Olsa Tartışmaktan Sa-kınmak

18834. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her ne kadar haklı da olsa tartışmayı bırakmadıkça ku-lun iman hakikati kemale er-mez."
18835. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hiçbir kul haklı olduğu halde tartışmaktan vaz geçme-dikçe imanın hakikatine erişe-mez."
18836. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her ne kadar haklı da olsa tartışmaktan vaz geçen, her ne kadar şaka da olsa yalan söy-lemekten kaçınan ve ahlakını gü-zel yapan kimseye cennetin etra-fında bir ev, cennetin ortasında bir ev ve cennetin üstünde bir ev garantilerim."

18837. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Tartışmaktan ve mü-cadele etmekten vazgeçin. Haklı olduğu halde mücadeleden ve tartışmaktan vaz geçen kimseye ben cennetin etrafında, ortasında ve üstünde olmak üzere üç ev ga-rantilerim."
18838. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Haklı olduğu halde çekişmeyi terk eden kimseye cennetin etrafında bir ev garanti-lerim. Şaka da olsa yalan söyle-meyen kimseye de cennetin orta-sında bir ev garantilerim. Batınını güzel kılan kimseye ise cennetin üstünde bir ev garantilerim."

18839. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Haklı olmadığı du-rumda cedelleşmeyen kimseye cennetin etrafında bir ev yapılır. Haklı olduğu halde cedelleşmek-ten vaz geçen kimseye cennetin ortasında bir ev yapılır. Ahlakını güzel kılan kimseye de cennetin üst yerinde bir ev yapılır."
18840. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların en çok sa-kınanı, her ne kadar haklı da olsa çekişmeyi terk eden kimsedir."

18841. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her ne kadar haklı da olsa insanın sürtüşmeyi terk et-mesi tevazudandır."
18842. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Haklı olduğu halde çekişmekten vaz geçen kimseye cennetin üstlerinde bir ev yapılır. Haklı olmadığı durumda cedel-leşmekten kaçınan kimseye de cennetin etrafında bir ev yapı-lır."

3687. Bölüm
Kendisiyle Mücadele Edilmenin Doğru Olma-dığı Kimse

18843. İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Asla hilim sahibi ve beyinsiz kimselerle tartışma. Zira hilim sahibi kimse sana düşman olur, beyinsiz kimse de sana ezi-yet eder."
18844. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hilim sahibi ve beyin-siz kimseyle tartışmaktan sakın. Zira hilim sahibi sana galip gelir. Beyinsiz kimse ise seni yok eder."

18845. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim hilim sahibi bir kimseyle tartışırsa, onu uzak düşürür. Her kim de beyinsiz kimseyle tartışırsa onu helak eder."
18846. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmultur: Hatice binti Huveylid'in (a.s) yanına gittiğinde Varaka b. Nevfel ona şöyle tavsiyede bulunmuş-tur: "Ey kardeşimin kızı! Cahil ve alim kimselerle tartışma. Zira eğer cahille tartışırsan sana eziyet eder ve eğer alimle tartışırsan il-mini senden esirger."
18847. İmam Rıza (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Alimlerle tartışmaktan sakın. Zira seni terk ederler. Cahillerle de sürtüşmekten çekin. Zira sana karşı cehalette bulunurlar."
bak. es-Sefe, 1838. Bölüm

3688. Bölüm
Fazla Tartışmanın Et-kileri

18848. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Düşmanlık ve kinin se-bebi fazla tartışmaktır."
18849. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Fazla tartışan kimse ha-talardan güvende olmaz."
18850. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kötülüklerin ocağı inat ve sürtüşmektir."
18851. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Tartışmakla muhabbet birlikte olmaz."
18852. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Haksız yere çok çekişen kimse hakkı görmekten mahrum olur."
18853. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Şek ve şüphe de dört esas üzerindedir: Münakaşa, kor-ku, tereddüt ve boyun eğmek. O halde kim münakaşayı din (adet) edinirse, gecesi sabah olmaz (da-laletten kurtulmaz) ."

489. Ko-nu

el-Mizah
Şaka

Kenz'ul-Ummal, 3/648-650, el-Mürahhas min'el-Mizah
Kenz'ul-Ummal, 3/880, Mi-zah'ul-Mahmud
Bihar, 76/58, 106. Bölüm; ed-Duabe ve'l-Mizah ve'z-Zihk
Bihar, 16/294, 10. Bölüm
bak.
ez-Zihk, 2368. Bölüm
3689. Bölüm
Şakayı Övmek

18854. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ben de şaka yapıyo-rum. Ama hak dışında bir şey demiyorum."
18855. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Mümin mizah yapar ve eğlenir. Münafık ise asık surat-lı ve öfkeli olur."
18856. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her müminde mutla-ka sadece duabe vardır." Ravi şöyle diyor: "Ben şöyle arzettim: "Duabe nedir?" İmam şöyle bu-yurdu: "Şaka."

18857. İmam Sadık (a.s) , Yunus Şeybani'ye şöyle buyurmuştur: "Birbirinizle şakalaşıyor musunuz?" Ben (Yunus Şeybani) , "Çok az" diye arzettim. İmam şöyle buyurdu: "Böyle yapmayınız. Zira şaka güzel huydandır ve sen bu vesileyle kardeşlerini sevindirirsin. Allah Resulü de (s.a.a) birini se-vindirmek için onunla şakalaşır-dı."

18858. Tenbih'ul-Havatir'de şöyle yer almıştır: "Yaşlı bir kadın Allah Resulü'nün (s.a.a) yanına vardı. Peygamber ona şöyle buyurdu: "Hiçbir yaşlı kadın cennete gire-mez." Yaşlı kadın ağlayınca Pey-gamber ona şöyle buyurdu: "O gün sen yaşlı olmayacaksın. Al-lah-u Teala şöyle buyurmuştur: "Gerçekten biz apayrı bir bi-çimde yeni yarattık. Onları bakireler kıldık."
18859. Muammer b. Hellad şöyle diyor: "İmam Kazım'a (a.s) şöyle sordum: "Bir şahıs bir grupla oturur,

birlikte konuşurlar, birlik-te şakalaşırlar ve birlikte güler-ler." İmam şöyle buyurdu: "Eğer bir şey olmazsa sakıncası yoktur." (Muammer b. Hellad) şöyle diyor: "İmam'ın sözünden eğer bir şey olmazsa maksadının kötü söz söylemek olduğunu zannettim." İmam daha sonra şöyle buyurdu: "Bir Bedevi Peygamber'in (s.a.a) yanına geliyor onun için hediye getiriyor ve şöyle diyordu: "He-diyemizin parasını ver. Allah Re-sulü de gülüyordu. Peygamber (s.a.a) her zaman hüzünlendiğin-de şöyle diyordu: "O Bedevi'ye ne oldu, keşke yanımıza gelsey-di."

18860. Enes şöyle diyor: "Bir şahıs Allah Resulü'nün (s.a.a) yanına geldi ve şöyle arzetti: "Ey Al-lah'ın Resulü! Bana binmem için bir binek ver." Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Biz seni bir deve yavrusuna bindireceğiz." O şahıs şöyle arzetti: "Deve yavrusunu ne yapayım?" Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Deveyi deveden başkası doğurur mu?"

18861. Avf b. Malik Eşce'i şöyle diyor: "Tebük savaşında deriden çadırında oturan Peygamber'in huzuruna vardım, selam verdim. Peygamber selamımın cevabını verdi ve şöyle buyurdu: "İçeri gir." Ben de şöyle dedim: "Ey Allah'ın Resulü! Bütün bedenim mi gelsin?" Peygamber şöyle bu-yurdu: "Bütün bedenin gelsin" Ben de bunun üzerine içeri gir-dim."

18862. Zeyd b. Eslem şöyle diyor: "Ümmü Eymen adında bir kadın Allah Resulü'nün (s.a.a) yanına geldi ve şöyle dedi: "Kocam sizi çağırıyor." Peygamber şöyle bu-yurdu: "Kocan kimdir? Gözünde beyazlık olan kimse mi?" Kadın şöyle dedi: "Allah'a yemin olsun ki onun gözünde beyazlık yok-tur?" Peygamber şöyle buyurdu: "Hayır, gözünde beyazlık vardır." O şöyle dedi: "Hayır Allah'a ye-min olsun ki yoktur." Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Herkesin gözünde beyazlık vardır." Pey-gamberin maksadı, göz bebeğinin etrafındaki beyazlıktı."
18863. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aziz ve celil olan Al-lah kötü laf etmedikçe, bir toplu-luk arasında şakalaşan kimseyi sever."

3690. Bölüm
Şakayı Kınamak

18864. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Ali! Şaka yapma. Şaka değerini ve saygınlığını or-tadan kaldırır ve yalan da söyleme ki nuraniyetini yok eder."
18865. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Şaka yapan herkes aklı-nın bir parçasını kendinden uzak-laştırmış olur."
18866. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Şaka, kin ve düşmanlığa sebep olur."
18867. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Şakayı bırakın. Zira şaka kin doğurur."

18868. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim şakalaşırsa (şah-siyet açısından) hafif düşer."
18869. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her şeyin bir tohumu vardır. Düşmanlığın tohumu da şakadır."
18870. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Heybetin afeti şakadır."
18871. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şaka, küçük sövgü-dür."
18872. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Şaka yapmaktan sakının. Zira şaka kötülük dilemeye sebep olur, kin doğurur ve şaka küçük sövgüdür."

18873. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şaka yapma. Zira şa-ka, nuraniyetini ortadan kaldı-rır."
18874. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şakadan sakının. Zira şaka imanının nurunu yok eder ve erkekliğini ve yiğitliğini düşü-rür."

18875. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şakadan sakının. Zira erkeklerin yüz suyunu ve vakarını yok eder."
18876. "Akabe sözleşmesinde ve Bedir savaşında hazır bulunan Ebu'l-Hasan şöyle diyor: "Allah Resulü (s.a.a) ile oturmuştuk. Aramızdan bir şahıs kalktı, gitti ve ayakkabılarını unuttu. Başka bir şahıs ayakkabılarını aldı, kendi altına koydu. O şahıs döndü ve, "Ayakkabılarım nerede?"

diye sordu. Orada oturanlar şöyle de-diler: "Biz ayakkabılarını görme-dik." Ayakkabılarının üzerine oturan kimse şöyle dedi: "Bura-dadır." Allah Resulü şöyle bu-yurdu: "Mümini korkutmanın ne anlamı vardır?" O şahıs şöyle de-di: "Ey Allah'ın Resulü! Bu işi şaka olarak yaptım." Peygamber iki veya üç defa şöyle buyurdu: "Mümini korkutmanının ne an-lamı vardır?"

18877. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kul, şaka ve yalanı terk etmedikçe ve hak üzere olsa bile tartışmayı bırakmadıkça halis imana erişemez."
18878. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Birini sevdiğin zaman onunla ne şaka yap ne de tar-tış."
18879. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şakalaşma. Aksi tak-tirde sana karşı küstahça davranı-lır."

3691. Bölüm
Şakalaşmak ve Alay Etmek

18880. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Nice şaka ciddiyetle so-nuçlanır."
18881. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kork ki sakınasın, alaya alma ki küçülürsün."
18882. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Alaya almaktan, oyun oynamaktan, çok mizah yapmak-tan, gülmekten ve boş konuş-maktan sakın."

18883. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Boş yere şakalaşmanın galebesi ciddi azimleri ortadan kaldırır."
18884. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Herkim fazla şakalaşır ve ciddi olmazsa cahil sayılır."
18885. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Fazla alay etmek, cehale-tin nişanesidir."
18886. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Herkim fazla alay ederse ciddiyeti ortadan kalkar (insanlar ciddi sözlerini de alaya alır ve ona önem vermezler.)"

18887. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Herkim alay etmeyi adet edinirse ciddiyeti tanınmaz."
18888. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Herkime alay etme üs-tün gelirse aklı zayi olur."
18889. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Herkimin aklı az olursa, şakası ve ciddiyetsizliği çoğalır."
18890. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kamil kimse, ciddiyeti alaycılığa galebe çalan kimse-dir."
18891. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanların en akıllısı cid-diyeti şakacılığına galebe çalan ve heva ve hevesleri karşısında ak-lından yardım alan kimsedir."

3692. Bölüm
Fazla Şakalaşmak

18892. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Fazla şaka insanın haysiyetini yok eder."
18893. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Fazla şakalaşmak insanın heybetini yok eder."
18894. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Herkim fazla şakalaşırsa heybeti azalır."
18895. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Fazla şakalaşmak insanın saygınlığını yok eder ve düşman-lığa sebep olur."
18896. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Herkim fazla şakalaşırsa cahil sayılır."

18897. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Herkim fazla şakalaşırsa ahmak sayılır."
18898. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Herkim fazla şakalaşırsa vakarı azalır."
18899. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Herkim fazla şakalaşırsa kötülüğünü isteyen ve kendisini küçük gören kimseden nasipsiz kalmaz."
18900. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Beyinsizlik ve fazla şaka-laşmakta ahmaklık gizlidir."
18901. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Şakalaşmakta aşırı git-mek ahmaklıktır."
bak. Vesail'uş Şia, 8/480, 83. Bölüm

490. Ko-nu

el-Mesh
Mesh-İnsanı Hayva-na Çe-virmek

Bihar, 14/49, 4. Bölüm; Kısset-u Ashab'us-Sıbt
Kenz'ul-Ummal, 6/178, el-Mensuh

3693. Bölüm
Mesh-Dejenere

Kur'an:
"İçinizden cumartesi günü azgınlık edenleri elbette bili-yorsunuz. Onlara "Aşağılık birer maymun olunuz" dedik
Bunu çağdaşlarına ve son-radan geleceklere bir ibret dersi ve muttakiler için de bir öğüt vesilesi kıldık."
Bak. Nisa, 47, 154; Araf, 166; Nahl, 124

18902. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aziz ve celil olan Al-lah'ın Musa'ya emrettiği kanun-lardan biri de Cumartesi gününü onlar için kararlaştırılmış gün kılmasıydı. Herkim Cumartesi gününü büyük sayar ve Allah korkusundan bu güne saygısızlığı reva görmezse, Allah onu cennete götürecek; Herkim de bu güne önem göstermez

ve Allah'ın o günde yasakladığı işi (balık avla-mayı) helal sayarsa, aziz ve celil olan Allah da onu cehenneme götürecekti. Ama onlar balıkları (avlamayı veya yemeyi) reva gör-düler. Cumartesi günü onları hapsedip (ertesi gün de avladıkla-rından) ve yediklerinden dolayı rahmana şirk koşmadıkları veya Musa'nın getirdiği şeyler husu-sunda şek içinde olmadıkları hal-de Allah onlara gazap etti. Nite-kim aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: "İçinizden Cu-martesi günü azgınlık edenleri elbette biliyorsunuz. Onlara "Aşağılık birer maymun olu-nuz" dedik."