Mizan'ul Hikmet-11.Cilt
 


3580.Bölüm Allah İle Görüşmeyi Seven Kimse



18322. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Allah ile gö-rüşmeyi severse Allah da onunla görüşmeyi sever ve her kim de Allah'la görüşmeyi sevmezse Al-lah da onunla görüşmeyi sev-mez."

18323. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Allah ile gö-rüşmeyi severse Allah da onunla görüşmeyi sever. Ve her kim de Allah'la görüşmeyi sevmezse Al-lah da onunla görüşmeyi hoş görmez."şöyle arzettiler: "Ey Alalh'ın Resulü! Şüphesiz biz ölümü hoş görmüyoruz." Pey-gamber şöyle buyurdu:

"Bunun ölümü hoş görmemekle hiç bir ilişkisi yoktur. Mümin ölümü ge-lip çattığında Allah tarafından bir müjdeleyici gelir ve kendisine doğru gitmekte olduğu şeyleri ona müjdeler. Bu esnada kendisi için Allahla görüşmekten daha sevimli bir şey yoktur. O halde o Allahla görüşmeyi sever ve Allah da onunla görüşmeyi sever. Ama günahkar kimsenin ölüm anı çat-tığında kendisini bekleyen kötü akibeti yanına gelir. Bu yüzden o Allahla görüşmeyi hoş görmez Allah da onunla görüşmeyi hoş görmez."

18324. İmam Sadık (a.s) kendisine, "Her kim Allah ile görüşmeyi severse Allah da onunla görüşmeyi sever ve her kim de Alah'la görüşmekten nefret ederse Allah da onunla görüşmekten nefret eder" hadisi sorulunca şöyle bu-yurmuştur: "Evet öyledir." Ben (Ravi) şöyle arzettim: "Allaha yemin olsun ki biz ölümü hoş görmüyoruz." İmam şöyle bu-yurdu: "Bu sizin düşündüğünüz gibi değildir. Aksine maksat ölü-mü müşahade ettiğinde Allah'la görüşmekten hoşlanmak veya hoşlanmamaktır. O esnada eğer sevdiği bir şeyi görürse onun için ilerlemekten daha sevimli bir şey yoktur.

Bu esnada Allah onunla görüşmeyi sever ve o da Allah ile görüşmeyi sever ama eğer hoş-lanmadığı bir şeyi görürse bu du-rumda da hiçbir şey onun için Allah ile görüşmekten daha nef-ret edilir değildir. Aziz ve celil olan Allah da onunla görüşmek-ten nefret eder."

18325. Yahya bin Sabur şöyle diyor: "İmam Sadık'ın (a.s) ölmek üzere olan birinin gözlerinden yaşların boşalması hakkında şöyle buyur-duğunu işittim: "Bu Allah Resu-lünü (s.a.a) müşahade esnasında-dır. Zira kendisini sevindiren bir şeyi görmektedir." Yahya şöyle diyor: "İmam daha sonra şöyle buyurdu: "İnsanın kendisini se-vindiren ve sevdiği bir şeyi gör-düğünde gözlerinden yaşların bo-şaldığını ve güldüğünü görmüyor musun?"

18326. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Allah'ın sizlere emrettiği şeylere sarılın. Zira sizlerden bi-riyle kendisini sevindiren ve sev-diği şeyi görmesi Allah Resulü-nün (s.a.a) yanında hazır olma-sından başka bir şey midir? Allah nezdinde olan şey ise daha iyi ve kalıcıdır. Aziz ve celil olan Allah tarafından kendisine bir müjde gelir ve neticede gözleri aydınla-nır ve Allahla görüşmeyi sever."

18327. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Allah Tebarek ve Teala İbrahim'in canını almak isteyince ölüm meleğini ona doğru gön-derdi. O da geldi ve şöyle dedi: "Selam olsun sana ey İbrahim!" İbrahim (a.s) şöyle buyurdu: "Sa-na selam olsun ey ölüm meleği! Sen bir davetçi misin yoksa ölüm haberini mi getirdin?" o şöyle buyurdu: "Ben davetçiyim ey İb-rahim! O halde (hakkın davetine) icabet et.

İbrahim (a.s) şöyle buyurdu: "Acaba dostun kendi dostunu öldürdüğünü gördün mü?" Bu-nun üzerine aziz ve celil olan Al-lah şöyle buyurdu: "Ey ölüm me-leği! İbrahim'in yanına git ve ona şöyle de: "Dostun dostla görüş-mekten hoşlanmadığını gördün mü? Şüphesiz dost dostuyla gö-rüşmeye iştiyak duyar."

Başka bir rivayette ise şöyle yer almıştır: "…Bunun üzerine İbra-him (a.s) şöyle buyurdu: "Ey ölüm meleği! Şimdi canımı al."
18328. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim iştiyak duyarsa gece boyunca yol kateder."
18329. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Bir şeye iştiyak duyan kimse (ondan başka her şeyi) unutur."
18330. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim münezzeh olan Allah'la görüşmeyi severse dün-yayı unutur."

3581. Bölüm
Kur'an'da (Allah ile) Görüşmek

18331. Ebu Muammer Se'dani şöyle diyor: "Bir şahıs Müminlerin Emiri Ali bin Ebi Talib'in (a.s) huzuruna vardı ve şöyle arzetti: "Ey Müminlerin Emiri! Allah'ın semavi kitabı hakkında şek içindeyim." İmam (a.s) ona şöyle buyurdu: "Yazıklar olsun sana! Söyle bakayım, şek ettiğin şey ne-dir?" o şöyle arzetti: "Azameti yüce olan Allah şöyle buyurmak-tadır: "Onlar rableriyle görüş-meyi inkar ederler." Müminler hakkında ise şöyle buyurmuştur:

"Onlar Rableriyle görüşeceklerine inanır ve şüphesiz ona geri dönerler" Hakeza şöyle buyurmuştur: "Onunla görüştükleri gün sözleri selamdır" hakeza şöyle buyurmuştur: "Her kim Rabbiyle görüşmeyi ümit ederse Allah'ın vadi gelecek-tir" Hakeza şöyle buyurmuştur: "Her kim Rabbiyle görüşmeye ümit ederse salih amelde bulunmalıdır."

Allah bu ayetlerin birinde onunla görüşeceklerini söylüyor. Bir defasında gözlerinin kendisini görmeyeceğini ve onun gözleri kuşattığını söylüyor ve bir defa-sında da "O'nu ilim olarak iha-ta edemezler" demektedir. Bun-lar nedir ey Müminlerin Emiri! Bu işittiğim şeyler hakkında nasıl şek etmeyeyim?" Bunun üzerine İmam şöyle buyurdu: "Onlar rableriyle görüşmeyi inkar ederler" ayeti ile müminleri zik-rettiği "Onlar Rableriyle görü-şeceklerine inanır ve şüphesiz ona geri dönerler" ayeti başka-ları hakkındaki "Allah'a verdik-leri sözünde durmadıkları için onunla görüştükleri güne ka-dar…"

ayeti ve "Her kim Rabbiyle görüşmeye ümit ederse salih amelde bulunma-lıdır" "Onlar rableriyle gö-rüşmeyi inkar ederler" ayetine gelince…maksat aziz ve celil olan Allah'ın kendisiyle görüşmek ola-rak adlandırdığı kıyamettir. Mü-minler hakkındaki "Onlar Rab-leriyle görüşeceklerine inanır ve şüphesiz ona geri dönerler" ayetinden maksat ise onların di-rilmeye, haşrolmaya ve hesaba çekileceklerine sevap ve mükafat göreceklerine yakin ettikleri an-lamındadır.

O halde ayette geçen zandan maksat yakin anlamında-dır. Dolayısıyla "Her kim Rab-biyle görüşmeye ümit ederse salih amelde bulunmalıdır" ayeti ile "Her kim Rabbiyle gö-rüşmeyi ümit ederse Allah'ın vadi gelecektir" ayetinden mak-sat ise dirilişe iman eden kimse-dir. Zira Allah'ın mükafat ve ceza hakkındaki vadi gerçekleşecektir.

Buradaki görüşmek ise görmek anlamında değildir; diriliş anla-mındadır. O halde Allah'la gö-rüşme hakkında yer alan ayetleri anla ki bunların tümünde diriliş anlamındadır. Hakeza "Onunla görüştükleri gün sözleri se-lamdır" ayetinden maksat, di-rildikleri gün kalplerinden imanın asla çıkmayacağıdır."
O adam şöyle arzetti: "Beni rahatlattın ey Müminlerin Emiri! Zira işimin düğümünü çözdün."

478. Ko-nu

el-Lehv
Oya-lanma

Bihar, 73/154, 125. Bölüm; el-Gaflet ve'l-Lehv
Kenz'ul-Ummal, 15/211-231, Kitab'ul-Lehv
bak.
475. konu, el-Leğv; 398. konu, el-Gına;
ed-Dünya, 1226. Bölüm; ed-Din, 1038. Bölüm; et-Ticaret, 446. Bölüm

3582. Bölüm
Oyalanma

Kur'an:
"Bilin ki, dünya hayatı oyun, oyalanma, süslenme, aranızda övünmeden ibaret-tir."
"İnsanlar arasında, bir bil-gisi olmadığı halde Allah yo-lundan saptırmak için gerçeği boş sözlerle değişenler ve Allah yolunu alaya alanlar vardır. İşte alçaltıcı azâb bunlar içindir."
"Onlar bir kazanç veya bir eğlence gördüklerinde, seni ayakta bırakarak oraya yönel-diler. De ki: "Allah katında olan, eğlenceden de kazançtan da hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en iyisidir."

18332. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Ey Allah'ın kulları! Ni-metler içerisinde ömür sürenler nerede? İlim öğrenip anlayanlar nerede? Onlara mühlet verildi de gaflete daldılar."
18333. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Ey insanlar! Allah'tan korkun; hiç kimse oynasın diye boşuna yaratılmamış, boş işler yapsın diye kendi haline terk edilmemiştir."

18334. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Münezzeh olan Allah hiçbir işi abes olsun diye yarat-mamıştır ki neticede oyalanma ve gafletle geçirsin. Münezzeh olan Allah hiç bir şeyi kendi haline bı-rakmamıştır ki boş şey yapmış olsun."
18335. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Boş şeylerden uzak dur, zira sen boş yere yaratılmamışsın ki neticede boş şeylerle oyalanasın ve başı boş bırakılmadın ki boş şeylerle uğraşasın."

18336. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Bana, "Müminlerin Emi-ri" denildikten sonra zamanın zorluklarında onlara ortak olma-maya, sıkıntılı yaşayışlarında on-lara örnek olmamaya razı olur muyum? Ben, güzel şeyleri ye-mekle meşgul olmak için yaratıl-madım. Ben bütün derdi/tasası yiyeceği olan ahırda bağlı bir hayvan veya işi gücü çöplükler arasında yiyecek aramak olan, sa-hibinin maksadından haberi bile bulunmayan bir hayvan değilim. İşsiz güçsüz gezeyim veya abesle meşgul olayım."
18337. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Meşguliyet (gaflet) ah-makların yiyeceğidir."

18338. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Oyalanmak, cahilliğin meyvelerindendir."
18339. İmam Hadi (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Boş konuşmak beyin-sizlerin şakası ve cahillerin işi-dir."
18340. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "En üstün akıl boş şey-lerden uzak durmaktır."

18341. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kendisine muhtaç ol-madığınız her işten uzak duru-nuz."
18342. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Seni batıl bir şey vesile-siyle hoşnut eden, boş işlerle meşgul kılan ciddi olmayan işlere rağbet ettiren kimse sana ihanet etmiştir."

18343. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dünyanın yalancı oya-lanmalarla seni kandırmasından sakın zira heva ve heves sona erer ve elde ettiğin günahlar senin için baki kalır."
18344. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Ömrün içinde heba ol-duğu en kötü şey oyundur."
18345. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Amelsiz ahiretten ümidi olan kimseden olma; Hastalanır-sa, pişman olur; sıhhate kavuşur-sa, gaflete dalıp korkusuz ve en-dişesiz olur. Ona göre zenginlerle eğlenceye dalmak, fakirlerle be-raber zikirden daha sevimli-dir."

5383. Bölüm
Oyalanmanın Neticele-ri
18346. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Boş şeylerle oyalanmak rahman olan Allah'ı gazaplandı-rır, şeytanı hoşnut kılar ve Kur'an'ı unutturur."
18347. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Boş şeyle uğraşan kim-seyle oturmak insana Kur'an'ı unutturur ve şeytanı hazır bulun-durur."

18348. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Boş şeylerle oyalanmak ciddi kararları heba eder."
18349. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Batıl ve boş işler insanı sapıklıklara düşürür."
18350. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Oyalanma oyunla başlar, savaş ve kavga ile sona erer."
18351. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Nice boş oyalanmalar hür insanı ürkütür."
18352. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Ömrünü boş oyalanma-larda tüketme; aksi taktirde hiçbir ümidin olmaksızın ayrılırsın."
18353. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Boş şeylerle oyalanma toplantıları imanı yok eder."

3584. Bölüm
Oyalanma Düşkünü Kimse
18354. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanlardan doğruluk ve dürüstlüğe en uzak kimse oya-lanma düşkünü kimsedir."
18355. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanlardan başarıya en uzak olan kimse boş şeyleri ve şakayı seven kimsedir."
18356. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Çok oyalanan kimse ahmak sayılır."

18357. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Boş şeylerle çok oyala-nan kimsenin aklı azdır."
18358. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Oyun, oyalanma ve işret düşkünü kimse asla kurtuluşa eremez."
18359. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Oyun, oyalanma ve işret düşkünü kimse akıllı değildir."

3585. Bölüm
İman ve Oyalanma
18360. İmam Hasan (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mümin sonunda gafil olacağı hiçbir işle oyalanmaz, do-layısıyla da mümin düşününce hüzünlenir."
18361. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Mümin oyalanmaktan hoşlanmaz ciddi işlerle ülfet edi-nir."
18362. İmam Ali (a.s) müminin sı-fatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Vakti hep doludur."
18363. İmam Sadık (a.s) oyalan-mak için av peşinde koşturan birine şöyle buyurmuştur: "Müminin böyle şeyler için fırsatı yoktur. ahireti talep etmek onu oyalanmaktan alıkoymuştur." İmam (a.s) daha sonra şöyle buyurmuştur: "Mü-min bu işlerden hiç birisine fırsat bulamaz. Onun oyalanmayla ne işi vardır? Oyalayıcı işler kalbi ka-tılaştırır ve (kalpte) nifak biti-rir."

18364. Mecmeul Beyan'da şöyle yer almıştır: "Ma'mer'den şöyle dediği nakledilmiştir: "Şüphesiz çocuk-lar Yahya'ya şöyle dediler: "Gel birlikte oynayalım." Yahya şöyle dedi: Biz oyun için yaratılmadık. Nitekim Allah-u Teala şöyle bu-yurmuştur: "Henüz çocukken kendisine hikmet (nübüvvet makamını) verdik." Bu konu İmam Rıza'dan da rivayet edil-miştir."

18365. İmam Sadık (a.s) kendisine, imamet makamına sahip olan kimseyi soran Sefvan Cemaml'a şöyle buyur-muştur: "Bu makama sahip olan kimse oynaşıp oyalanmaz" bu esnada henüz çocuk olan Ebu'l Hasan Musa içeri girdi. Onun yanında yavru bir Mekke keçisi vardır ve sürekli ona şöyle diyor-du: "Rabbine secde et." İmam Sadık (a.s) onu kucağına aldı ve şöyle buyurdu: "Babam ve annem boş şeyle oyalanıp oynamayan kimseye feda olsun."

18366. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Nabiğa'nın oğluna şaşa-rım; beni mizah ehli, şakacı ve halkı eğlendiren bir kişi olarak tanıtmış Şam halkına. Ama ger-çekten batıl bir söz söyleyip gü-naha dalmıştır…Bilin ki Allah'a andolsun ölümü anmak beni oyundan alıkoyar; ahireti unut-mak ise onu hak söz söylemekten meneder"

3586. Bölüm
Müminin Oyalanması
18367. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Müminin oyalanması üç şeydedir: "Helali olan kadın-lardan lezzet almak, kardeşlerle sıradan konuşmak ve gece nama-zı."
18368. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Mümin için şu üç şey dışında her oyalayıcı boş şeyler batıldır: Atını terbiye etmek, ok-çuluk yapmak ve eşiyle oynaşmak. Zira bu üç iş haktır."
18369. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Müminin en iyi oya-lanması yüzmek, kadının en iyi oyalanması ise dokumaktır."

18370. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şu dört şey dışında Allah'ın zikri sayılmayan her şey birer oyalanma ve oyundur: İn-sanın eşiyle oynaşması, insanın atını terbiye etmesi, iki hedef (ok atımı) arasında yürümek ve yüz-meyi öğretmek."
18371. Resulullah (s.a.a)şöyle bu-yurmuştur: "Oyalanıp oynaşınız zira ben dininizde zorlukla kabalığın görülmesinden hoşlanmam."
Şöyle diyorum: bu hadis doğru ol-duğu taktirde mümin için faydalı olan dinlenme ve eylenme anlamına alınmalıdır.

3587. Bölüm
Kuşbazlık
18372. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Güvercin kuşları mü-nafıkların işi gücüdür."
18373. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Peygamber (s.a.a) güver-cin uçuran birini gördüğünde şöyle buyurdu: "Bir şeytan başka bir şeytanın peşice koşturmakta-dır."

18374. Enes bin Malik şöyle diyor: "Allah Resulü güvercinin peşine koşan birini görünce şöyle bu-yurmuştur: "Bir şeytan başka bir şeytanın peşine düşmüştür."
18375. Ebu Hureyre şöyle diyor: "Allah Resulü (s.a.a) dişi bir gü-vercini takip eden birini gördü ve şöyle buyurdu: "Bir şeytan dişi bir şeytanın peşine düşmüştür."

479. Ko-nu

el-Livat
Eş-cinsel-lik

Bihar, 79/62, 71. Bölüm; Tah-rim'ul-Livat
Vesail'uş-Şia, 18/416, Ebvab-u Hadd'il-Livat
Bihar, 79/77, 73. Bölüm; men eta biheyme


3588. Bölüm
Eşcinsellik
Kur'an:
"Lut'u da gönderdik, kav-mine "Dünyalarda hiç kimse-nin sizden önce yapmadığı bir hayasızlığı mı yapıyorsunuz? Siz kadınları bırakıp erkeklere mi yaklaşıyorsunuz? Doğrusu çok aşırı giden bir kavimsi-niz" dedi."

bak. Enbiya suresi, 74. ayet; Şua-ra suresi, 165-174. ayetler, Neml su-resi, 54, 55. ayetler; Ankebut suresi, 28-35. ayetler
18376. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ümmetim için en çok korktuğum şey Lüt kavminin amelidir."
18377. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Lut kavminin işini ya-pan birini gördüğünüzde hem faili ve hem de mefulu (hem ya-panı ve hem de kendisine yapılan) kimseyi öldürünüz."

18378. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim erkeklerle cinsel ilişkide bulunmaya devam ederse mutlaka ölmeden önce erkekleri kendisiyle ilişkiye davet eder."
18379. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hem kim istek ve rağbe-tiyle kendisiyle oynaşılmasına izin verirse Allah onda kadınların şehvetini karar kılar."

3589. Bölüm
Eşcinselliğin Haram Kılınış Sebebi
18380. İmam Rıza (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Erkeklerin erkeklere ve kadınların kadınlara yönelme-sinin haram kılınışının bir sebebi kadınların varlıksal yapısıyla er-keklerin varlıksal yapısıdır (her birisi muhalif bir cinsi için yara-tılmıştır) . Diğer bir sebebi ise er-keklerin erkeklere kadınların da kadınlara yönelmesiyle insan nes-linin ortadan kalkması toplumda düzen ve tedbirin altüst olması ve dünyanın harap olmasıdır."

18381. İmam Sadık (a.s) kendisine eşcinselliğin neden haram kılındığını soran bir zındıka şöyle buyurmuştur: "Zira eğer homoseksüel ilişkiler helal olsaydı bu durumda erkek-ler kadınlardan müstağni olur ve bu da neslin ortadan kalkmasına ve kadınların eşsiz kalmasına se-bep olurdu. Hakeza homoseksü-elliğin caiz oluşunda bir çok fesat ve bozukluk bulunmaktadır." Zındık şöyle sordu: "Neden hay-vanlarla ilişki kurmak haram kı-lınmıştır?

İmam şöyle buyurdu: Allah erkeğin kendi bel suyunu heder etmesini ve kendi türünden olmayan şeylerle ilişkiye girmesini hoş görmemiştir. Eğer bu işe izin verseydi herkes dişi bir merkep alır hem ona biner ve hem de onunla ilişkiye girerdi. Bunda bir çok bozukluklar ve fesatlar vardır bu yüzden Allah-u Teala sırtına (binmeyi) helal kılmış, ilişkiye girmeyi ise haram kılmıştır. Erkekler için kendileriyle ünsiyet edinmesi ve onlara huzur vermesi için kadınları yaratmıştır. Kadınlar erkeklerin şehvet yerleri ve çocuklarının anneleridir."
18382. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Allah imanı, şirki temiz-lemek… eşcinselliğin terkini ise nesli çoğaltmak için farz kılmış-tır."

3590. Bölüm
Eşcinsel Kimse
18383. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bilin ki Allah'ın, me-leklerin ve bütün insanların laneti mastürbasyon yapan veya homo-seksüellik yapan kimselerin üze-rine olsun."
18384. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ümmetimden her kim Lut kavminin işini yapar ve bu iş üzere ölürse ona mezara konu-luncaya kadar mühlet verilir. Kabre konulduğu zaman ise üç gün geçmeden yer, onu helak olmuş Lut kavminin arasına atar ve böylece kıyamet günü onlarla haşrolur."

18385. Meymun Lebban şöyle diyor: "Ben İmam Sadık'ın (a.s) yanın-dayken huzurunda Hud suresinin birtakım ayetleri okundu "Buy-ruğumuz gelince oraların altı-nı üstüne getirdik; üzerlerine (balçıktan) pişirilip istif edil-miş sert taş yağdırdık. (O taş-lar) Rabbin katında işaretlene-rek (yağdırılmıştır.) Onlar (di-ğer) zalimlerden uzak değil-dir" ayeti okunduğuında ise imam (a.s) şöyle buyurdu: "Her kim homoseksüellik ilişkilere de-vam eder ve tevbe etmeden ölür-se Allah da ona bu taşlardan biri-ni vurur ve ölümü ondan olur ve hiç kimse o taşı göremez."

3591. Bölüm
Meful (Homoseksüel)
18386. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah-u Teala mümi-nin şehvetini belinde, kafirin şehvetini ise arkasında karar kıl-mıştır."
18387. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şialarımızda şu üç haslet dışında her haslet olabilir: Onlar arasında hiç kimse dilen-mez, onlar arasında cimri olmaz ve onlar arasında homoseksüel bulunmaz."
18388. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah cennet tahtına oturmayı nikahlanmış arkalara (tevbe etmeden ölen Lut kavmi-nin işini yapan homoseksüellere) haram kılmıştır."
bak. 257. Konu, et-Teşebbuh

480. Ko-nu

el-Mela-met
Kınamak


bak.
en-Nefs, 3917. Bölüm; el-Havf, 1145. Bölüm



3592. Bölüm
Kendini Kınamak
Kur'an:
"İş olup bitince, şeytan: "Doğrusu Allah size gerçeği söz vermişti. Ben de size söz verdim ama, sonra caydım; esasen sizi zorlayacak bir nü-fuzum yoktu; sadece çağırdım, siz de geldiniz. O halde, beni değil kendinizi kınayın." Dedi.
18389. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hamd eden sadece Rab-bine hamd etsin ve kınayan sade-ce kendini kınasın."
18390. Hz. Mesih (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ey kötü kullar! İnsan-ları kendi zanlarınız esasınca kı-nıyor, kendinizi ise sahip oldu-ğunuz (kötülükleriniz ve günah-larınız hususundaki) yakininiz sebebiyle kınamıyor musunuz?"
18391. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim kendisini itham yerinde karar kılarsa kendisine kötü zanda bulunan kimseyi kı-namamalıdır."

3593. Bölüm
Nice Kınanmış Kimse-nin Günahı Yoktur
18392. İmam Hasan (a.s) kardeşle-rinden birinin niteliği hakkında şöyle buyurmuştur: "Özür dilemesi mümkün olan hiçbir iş hususun-da herhangi bir kimseyi kına-mazdı."
18393. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Eskiden ilahi bir karde-şim vardı… Benzerinde özür bulduğu bir işte, özrünü dinle-yinceye kadar hiç kimseyi kına-mazdı."

18394. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Nice kınanmış kimsenin suçu yoktur."
18395. İmam Ali (a.s) Muaviye'ye yazdığı bir mektubunda şöyle buyur-muştur: "Ona defalarca tekrarla-dığı bidatlerin kötülüğünü bil-dirmemden dolayı özür dilemiyo-rum. Eğer ona karşı kusurum onu irşat ve hidayet etmekse (bu kusur değildir) nice günahsızlar vardır ki günahla itham olunmuş-tur."

3593. Bölüm
Kınamak ve Kınamanın Adabı
18396. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kınamak sevginin hayatıdır."
18397. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Cahil kimseyi kınama ki sana düşman kesilir, akıllı kimseyi kına ki seninle dost olur."

18398. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kınadığın zaman (dost-luk için bir yer) baki bırak."
18399. İmam Ali (a.s) oğlu Ha-san'a yaptığı bir vasiyetinde şöyle bu-yurmuştur: "Dostundan ayrılmak istersen, barışmak için açık kapı bırak ki bir gün dönmek istedi-ğinde dönebilsin."

18400. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Gazabından hoşnutlu-ğun için bir yer bırak ve uçtuğun zaman kanatlanmamış civciv gibi yere kon (fazla kızdığın zaman yükselme ve hemen gazap sema-larından yere kon."
18401. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Ne dostluğun bir yük ol-sun ve ne de düşmanlığın helak edici. Dostunu itidal çizgisinde sev ve düşmanına da itidal çizgi-sinde düşmanlık et."
bak. el-İşre, 2734. Bölüm

3595. Bölüm
Kınamada Aşırı Gitmek
18402. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kınamada aşırı gitmek inatçılık ateşini alevlendirir."
18403. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Defalarca kınamaktan sakın, zira bu iş günah hususunda insanı küstahlaştırır ve kınamayı değersiz kılar."
18404. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Fazla kınama zira bu iş kin oluşturur ve düşmanlık ve nefrete sebep olur."
18405. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Fazla kınamak şek ve şüpheye sebep olur."

Mim Harfi

" el-Emsal (Örnek-Benzer)
" et-Timsal (Resim ve Hey-kel)
" el-İmtihan (İmtihan)
" el-Medh (Övmek)
" el-Mir'et (Kadın)
" el-Muruvvet (Mürüvvet)
" el-Merez (Hastalık)
" el-Mira (Mücadele)
" el-Mizah (Mizah-Şaka)
" el-Mesh (Mesh)
" el-Meşy (Yürümek)
" el-Mekr (Hile-Düzen)
" et-Temellok (Yalakacılık-Dalkavukluk)
" el-Mülk (Mülk)
" el-Melaike (Melekler)
" el-Melekut (Melekut)
" el-İmla (Mühlet vermek )
" el-İstimna (Mastürbasyon)
" el-Mevt (Ölüm)
" el-Mal (Mal)
481. Ko-nu

el-Emsal
Örnek-ler- Mi-saller

Sünen-i Türmüzi, 5/144, Ki-tab'ul-Emsal

bak.
er-Riba, 1432. Bölüm; el-Haya, 994. Bölüm

3596. Bölüm
Örnekler
Kur'an:
"Biz bu misalleri insanlara veriyoruz, onları ancak bilen-ler anlayabilir."
"And olsun ki, biz Kur'an'da insanlara türlü türlü misal gösterip açıkladık. Öy-leyken insanların çoğu nankör olmakta direndiler."
"And olsun ki, biz bu Kur'an'da insanlara türlü türlü misali gösterip açıkladık. İn-sanın en çok yaptığı iş tartış-madır."
"And olsun ki, size apaçık ayetler, sizden önce geçenler-den misal ve sakınanlara öğüt indirdik."
18406. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Ey Allah'ın kulları! Size örnekler getiren, ecellerinize vakit tayin eden Allah'tan sakınmanızı tavsiye ediyorum."

18407. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her türlü örnek akıl ve gönül sahipleri için verilmekte-dir."
18408. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Örnekler ibret alan kim-seler için verilmektedir."
18409. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Örnekler ders almak için verilmektedir."

18410. Resulullah (s.a.a) İbrahim'in suhufu hakkında sorulunca şöyle bu-yurmuştur: "Onların tümü örnek-lerden ibaretti."
18411. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Cin ve insanlara dünya-nın üzerindeki perdeyi kaldırmak, zararlardan korumak, türlü türlü örnekler vermek için elçilerini gönderen O'dur."
18412. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Ne kadar ilginç olurdu, bu dosdoğru misaller ve şifa ve-rici öğütler tertemiz gönüllere, işitip anlayan kulaklara, sabit gö-rüşlere ve uzak görüşlü kalplere ulaşabilseydi!"

3597. Bölüm
Örneklerin Hükmü
18413. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İşler karıştığında (iyiyle kötü anlaşılmadığında) , sonları evvelleriyle mukayese edilir."
18414. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Olmayanı olup bitenden çıkar da anla. Çünkü işler, birbi-rine benzer."
18415. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki bu dünyanızdan geçen her şey bu elbisemin iplerine denk değildir. Baki kalanın geçmiş olana ben-zerliği ise suyun suya yakınlığın-dan daha fazladır."
18416. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kur'an seni güzel bir haslete davet ettiğinde kendini o hasletin benzerleriyle de süsle."

18417. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "(Kendine gel de) bunları iyi düşün. Çünkü örnek, benzeri-ne de delalet eder."
18418. İmam Ali (a.s) Kasıa hutbe-sinde şöyle buyurmuştur: "Allah'ın azabına uğrattığı günler ile belalara, çetin olaylara düşürdüğü günlere ait önünüzde pek çok ör-nek var. O halde azabı hakkında bilginiz olmadığı bahanesiyle Al-lah'ın intikamını hafif sayarak ve kendinizi Allah'ın intikamından uzak görerek Allah'ın azabından emin olmayın."
18419. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İsmail'in evladından, İs-hak oğulları'ndan, İsrailoğulla-rı'ndan (a.s) ibret alın. Hallerinin benzerliği ne kadar çok, durum-ları birbirlerine ne kadar da ya-kındır."
bak. 332. Konu, el-İbret

3598. Bölüm
Hak ve Batıl Örneği

Kur'an:
"Allah gökten su indirir, dereler onunla dolar taşar. Sel, üste çıkan köpüğü alır götü-rür. Süslenmek veya fayda-lanmak için ateşte erittikleri-nizin üzerinde de buna benzer bir köpük vardır. Allah, hak ve batıl için şöyle misal verir: Köpük uçup gider, insanlara fayda veren ise yerde kalır. Al-lah bunun gibi daha nice mi-saller verir."
bak. el-Hak, 886. Bölüm; el-Batıl, 360. Bölüm

3599. Bölüm
Allah Yolunun Örneği

Kur'an:
"Bu, dosdoğru olan yolum-dur. Öyleyse ona uyun. Sizi Allah yolundan ayrı düşürecek yollara uymayın. Allah size bunları sakınasınız diye bu-yurmaktadır."
18420. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah doğru yola bir örnek vermiştir ki iki tarafında açık kapıları olan iki oda vardır. Kapıların önüne perdeler asılıdır, yolun başında bir davetçi davet etmekte yolun üstünde ise başka bir davetçi davet etmektedir. Al-lah ise esenlik yurduna davet et-mektedir. Her kim isterse doğru yola hidayet olur. Yolun iki tara-fında bulunan kapılar Allah'ın hudutlarıdır. Her kim Allah'ın hududuna girerse perde yukarı çekilir ve yukarıdan davet eden davetçi ise Rabbinin vaizidir."

18421. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah doğru yolu ör-neklendirmiştir ki iki tarafında iki duvar vardır; geniş kapılara sa-hiptir, kapılarının önünde perde-ler asılıdır, yolun girişinde bir da-vetçi şöyle demektedir: Ey insan-lar! Hepiniz doğru yola geliniz dağılmayınız."

Başka bir davetçi ise yolun üstünde insanları yola girmeye davet eder dolayısıyla in-san o kapılardan birini açmak is-tediğinde o şöyle der: "Eyvahlar olsun sana! Onu açma, zira eğer açacak olursan ona girersin. O yol İslam yoludur ve o iki duvar-da Allah'ın hududları, açıok kapı-lar Allah'ın haremi ve o yolun başındaki davetçi ise Allah'ın ki-tabı, yolun üzerindeki davetçi ise her Müslüman'ın kalbinde bulu-nan Allah-u Teala'nın vai-zidir."

18422. İbn-i Mes'ud şöyle diyor: "Allah Resulü eliyle bir çizgi çizdi ve daha sonra şöyle buyurdu: "Bu Allah'ın doğru yoludur." Daha sonra sağ ve sol tarafa bir takım çizgiler çizdi ve şöyle buyurdu: "Bu yollardan her birinin üzerinde o yola davet eden bir şeytan vardır" Peygamber daha sonra şu ayeti okudu: "Şüphesiz budur doğru yolum. O halde ona uyunuz ve diğer yollara uymayınız."
bak. 218. Konu; es-Sebil, 293, es-Sirat, el-İmamet (1) , 135. Bölüm

3600. Bölüm
Peygamber'in (s.a.a) Ümmetinin ve Risaletinin Örneği
18423. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Benim ve sizin örne-ğiniz ateş yakan, ardından kendi-sini ateşe atan kelebek ve çekir-geleri ateşten uzaklaştıran kimse-nin misalidir. Ben de sizin keme-rinizden tutmuş sizi ateşten uzak-laştırmaya çalışıyorum; sizler ise elimden kaçıyorsunuz."

18424. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Benim ve sizin örne-ğiniz düşmanın saldırısından korktukları için kendilerine nöbet tutması için bir adam görevlendi-ren grubun misalidir. O adam düşmanı görür, arkadaşlarını ya-nına dönüp onları uyarmadan düşmanın saldırıya geçeceğinden korktuğu için elbisesiyle üç defa onlara işaret verip, "Ey insanlar! Size karşı saldırıya geçilmiş" der."

18425. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Benim, sizin ve pey-gamberlerin misali yakıcı ve su-suz bir çölü kateden, ama katetti-ği yolun mu veya kalan mesafenin mi daha uzun olduğunu bilmeyen topluluğun misalidir. Onlar; yorulup yorgun düşer, azıkları sona erer, çölün ortasına düşer ve yok olacaklarına yakin ederler.

Bu durumda ansızın başından su damlayan ipek elbiseler giymiş birisi ortaya çıkar. O grup şöyle der: Bu kimse kasabadan daha yeni gelmiştir" o şahıs yanlarına varınca şöyle der: "Hey, sizlere ne olmuş?! O grup şöyle der: "Görüyorsun ki halden düşmüş durumdayız, azığımız bitmiş, çö-lün ortasında yere yığılmışız, yo-lun çoğunu mu yoksa azını mı katettiğimizi bilemiyoruz" o şahıs şöyle der: "Eğer sizi içilecek tatlı bir suya, yemyeşil bağ ve bahçe-lere ulaştıracak olursam bana ne verirsiniz?" onlar şöyle der: "Sen neyi emredersen…

O şahıs onları yemyeşil bağ ve bahçelere, içilecek tatlı suya ulaş-tırır, kısa bir müddet sonra onlara şöyle der: "Kalkınız da sizleri bundan daha yeşil bağ ve bahçe-lere, daha tatlı suyu olan bir yere götüreyim." Ama o grubun çoğu şöyle der: "Neredeyse bunu bile elde edemeyecektik"

lakin onlar-dan bir gurubu şöyle der: "Bu adama isyan etmeyeceğinize dair söz vermediniz mi?" o başta size doğru söyledi, bu sözü de o bi-rinci sözü gibi doğrudur." Bunun üzerine o grup onunla yola düşer ve onları yemyeşil bağlara ve tatlı salara ulaştırır. Ama diğerleri ge-ce ansızın düşmanın saldırısına uğrar ve sabahleyin bir grubu öl-dürülür, diğer bir gurubu da esir düşer."

18426. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Benimle Allah'ın beni gönderdiği şeyin misali bir toplu-luğun yanına gidip şöyle diyen kimsenin misali gibidir: "Ey in-sanlar! Ben kendi gözlerimle düşman ordusunu gördüm, ben sizler için çıplak bir uyarıcıyım. Kendinizi kurtarmaya bakın. Kendisiniz kurtarınız."

O toplu-luktan bir grubu ona itat eder ve geceleyin yola düşer sessizce yol alır ve kurtuluşa ererler. Bir gu-rubu ise onun sözünü yalanlar kaldıkları yerde gecelerler, o ordu seher vakti onlara saldırır, hepsini yerle bir eder ve öldürür, bana it-aat eden, getirdiğim şeye tabi olan kimse ile bana isyan eden ve benim haktan getirdiğimi yalanla-yan kimsenin misali işte budur."
bak. et-Tergib ve't Terhib, 4/452, 453, Sahih-i Müslim, 4/1787, 5-7. Bölümler

3601. Bölüm
Peygamber (s.a.a) ve Kıyametin Misali
18427. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Benim ve kıyametin misali iki yarış atı misali gibidir. Benim ve kıyametin misali bir grubun düşmanın durumundan haberdar olmak için önceden gönderdiği kimsenin misalidir. O düşman kendisinden önce toplu-luğuna ulaşır korkusuyla elbisesi-ni çıkarır ve onlara şöyle işaret verir: Sizlere saldırıya geçilmiştir! Sizlere saldırıya geçilmiştir! Bu benim! Bu benim!"
bak. el-Miad (1) , 2974. Bölüm

3602. Bölüm
Kur'an'ın Misali
18428. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kur'an ve insanların misali yeryüzü ve yağmurun mi-sali gibidir. Yeryüzü kurumuş ve ölü bir haldeyken aniden Allah ona yağmur yağdırır, yeryüzü ha-rekete geçer, ardından şiddetli yağmurlar indirir, yeryüzü hare-ketlenir ve gelişir. Ardından yer-yüzünün tohumları yeşersin, bit-sin ve bitkileri büyüsün diye ne-hirleri ve vadileri akıtır. Allah yeryüzünün süsü, insanların ve hayvanların yiyeceği olan şeyi yeryüzünün bağrından çıkarır, Kur'an da insanlara işte böyle yapar."

18429. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın beni kendisiyle gönderdiği hidayet ve ilmin misali bir toprağa inen şiddetli yağmurun misalidir. Tertemiz olan o toprağın bir bölümü suyu kendine çeker, onda bir çok bitkiler ve bir çok otlar yetişir. Sert olan bir bölümü ise suyu tutar, Allah onunla insanları faydalandırır. Zira oranın suyundan içerler, tarlalarını sularlar, hayvanlarını otlatırlar.

Yağmur suyunun bir bölümü de çöl olan başka topraklara yağar, orada ne bir su tutulur ve ne de bir bitki biter. Allah'ın dininde derin bir anlayış sahibi olan, Allah'ın beni kendisine gönderdiği şeyin kendisine fayda verdiği, öğrendiği ve öğrettiği kimse ile bu sebeple başını bile kaldırmayan ve kendisi için gönderildiği ilahi hidayeti kabul-lenmeyen kimsenin misali işte budur."

3603. Bölüm
Peygamberin (s.a.a) Ümmetinin Misali
Kur'an:
"Muhammed Allah'ın elçi-sidir. Onun berâberinde bulu-nanlar, küfredenlere karşı sert, birbirlerine merhametlidirler. Onları rükuya varırken, secde ederken, Allah'tan lütuf ve hoşnutluk dilerken görürsün. Onlar, yüzlerindeki secde izi ile tanınırlar. İşte bu, onların Tevrat'ta anlatılan vasıflarıdır. İncil'de de şöyle vasıflandırıl-mışlardı: Filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalın-laşmış, gövdesi üzerine dikil-miş, ekincilerin hoşuna giden ekin gibidirler. Allah böylece bunları çoğaltıp kuvvetlen-dirmekle küfredenleri öfke-lendirir. Allah, iman edip ya-rarlı işler işleyenlere, bağışla-ma ve büyük ecir vadetmiş-tir."

18430. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ümmetimin örneği Allah-u Teala'nın başlangıcını ve sonunu hayır ve bereket kıldığı yağmur gibidir."
18431. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ümmetimin örneği; evvelinin veya sonunun hayırlı olacağı bilinmeyen yağmur gibi-dir. "
18432. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz bu ümmetin örneği evvelinin mi yoksa sonu-nun mu hayırlı olduğu bilinme-yen bir yağmur gibidir ve bu ara-da eğri bir yol vardır; ne ben on-danım ve ne de o benden."

18433. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ey ümmet! Sizin ör-neğiniz evveli hareket eden ve göç emri verilen bir ordu örneği-dir. Çok yakında ordunun so-nuncusu ilkine ulaşacaktır. Al-lah'a yemin olsun ki dünya ahiret karşısında bir tavşanın nefesi ka-dardır. Koşunuz! Koşunuz, ey Allah'ın kulları! Rabbiniz olan Allah'tan yardım alınız."

18434. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bu ümmetimin örneği gerçekte bir gurubu bir yıl ondan besleyen ve başka bir yıl ise baş-kalarını ondan besleyen bir bahçe gibidir. Belki de bu ümmetin son gurubu kökleri sağlam, dalları ve yaprakları güzel, meyveleri tatlı, çok hayırlı, adaleti görülmemiş ve hakimiyeti uzun süreli ola-cak."

18435. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bu ümmetimin örneği sahibinin baktığı, kuyu ve arkla-rını kazdığı, evlerini hazırladığı ve ağacının kuru dallarını kestiği bağın hikayesidir. Öyle ki bir yıl bir gruba meyve verir ve ertesi yıl ise başka bir gruba meyve verir. Son yıllarda salkımları daha da bir iri, dalları daha da bir uzun olur. Beni hak üzere gönderene yemin olsun ki şüphesiz ümmetim arasında İsa bin Meryem kendi havarilerini mutlaka bulacaktır."


3604. Bölüm
Peygamberin (s.a.a) Ehl-i Beyt'inin Örneği

18436. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ehl-i Beyt'imin örneği Nuh'un gemisinin misali gibidir. Her kim ona binerse kurtulur ve her kim de ondan geri kalırsa su-ya gark olur."
18437. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Gerçekte Ehl-i Beyt'imin sizin aranızdaki misali Ona binenin kurtulduğu ve bin-meyenin ise boğulduğu Nuh'un gemisinin misali gibidir."

18438. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ehl-i Beyt'imin sizin aranızdaki örneği ona binenin kurtulduğu ve binmeyenin ise he-lak olduğu Nuh'un gemisi'nin örneği gibidir."

18439. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ehl-i Beyt'imin sizin aranızdaki örneği Nuh'un gemisinin örneği gibidir. Nuh kav-minden ona binen kurtulmuş ve geri kalan kimse ise helak olmuş-tur ve aynı şekilde (Ehl-i Beyt'imin örneği) İsrailoğulları içindeki "Hitte" kapısının örneği gibidir."

18440. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ehl-i Beyt'imin ümmetimin içindeki örneği Nuh'un kavmi arasındaki gemisinin örne-ğidir. Ona binen kurtulmuş ve binmeyen ise helak olmuştur ve aynı şekilde (Ehl-i Beyt'imin ör-neği) İsrailoğullarıındaki "Hitte" kapısının örneği gibidir."
18441. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim dinime uyar, yolumda yürür ve metodumu ta-kip ederse Ehl-i Beytimin imam-larının tüm ümmetimden daha üstün olduğuna inanmalıdır. Zira onların bu ümmet arasındaki ör-neği İsrailoğulları arasındaki "Hitte kapısı" gibidir."

18442. Ebu Zer (a.s) şöyle diyor: Allah Resulünün (s.a.a) şöyle buyurduğunu işittim: "Ehl-i Beyt'imin bu ümmet arasındaki misali, ona binenin kurtulduğu ve binmeyenin ise gark olduğu Nuh'un gemisinin misalidir." Ve yine Resulullah'ın (s.a.a) şöyle buyurduğunu işittim: "Ehl-i Beyt'imi kendi aranızda bedendeki baş ve baştaki iki göz mesabesinde tutunuz. Zira baş olmadığı yerde beden ve gözün olma-dığı yerde ise baş yolu bulamaz."

18443. Resulullah (s.a.a) Ali'ye (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Ali! Ben hikmetin şehri sen ise kapısısın… Senin ve senin soyundan (benden sonra) gelecek olan imamların örneği Nuh'un gemisinin misali gibidir. Her kim ona binerse kurtulur ve her kim de ondan geri kalırsa gark olur. Sizin örneğiniz kıyamete kadar birinin battığı ve onun yerine diğerinin doğduğu gökteki yıldızlar gibi-dir."
18444. Peygamber (s.a.a) Ali'ye (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Ali! Senin ümmetimin arasındaki varlığın Nuh'un gemisinin varlığı gi-bidir. Kim ona binerse kurtulur ve her kim de ondan geri kalırsa gark olur." 18445. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: " Gerçekte bizim sizin aranızdaki örneğimiz Ashab-ı Kehf'in mağarası ve "Hıtte" ka-pısı örneğidir. O teslimiyet ve itaat kapısıdır. O halde hepiniz (Allah'a) teslimiyet içine giriniz."

18446. İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala'nın "ve terk edilmiş bir kuyu ve yükseltilmiş bir köşk" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Terkedilmiş kuyudan maksat sessiz olan imamdır, yükseltilmiş köşkten maksat ise konuşan imamdır."

18447. İmam Sadık (a.s) "Allah göklerin ve yerin nurudur. O'nun nuru, içinde ışık bulunan bir kandil yuvasına benzer" ayeti hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Bu, Allah'ın bizler hakkında verdiği bir örnektir. Zi-ra peygamber ve İmamlar (a.s) Allah'ın varlığının alamet ve ni-şanelerindedir.

Onlar vesilesiyle tevhit, dinin maslahatları, islam'ın şeri ilkeleri farzları ve sünnetleri elde edilir." 18448. İmam Bakır (a.s) aynı ayetin tefsirinde şöyle buyurmuştur: "kandil"den maksat Allah Resulü'nün (s.a.a) göğsündeki ilim nurudur ve "içinde ışık bulunan bir kandil yuvası"ndan maksat ise Ali'nin (a.s) göğsüdür. Peygamberin (s.a.a) ilmi Ali'nin (a.s) göğsünde karar kılınmıştır."

18449. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ben o zeytin ağacının dallarından biriyim, nübüvvet evinin kandillerinden bir kandi-lim. Elçilerin (meleklerin) terbiye ettiği bir kimseyim. İyilik ve yücelik sahibi kimselerin terbiye ettiği kimseyim. İçinde nurların nu-runun bulunduğu bir kandil ve kıyamete kadar seçkin kimselerin sırtında baki olan seçkin bir kelimeyim."
18450. İmam Hadi (a.s) Camia ziyaretinde şöyle buyurmuştur:

"Sizleri nurlardan yarattı ve sonra halka-lar halinde arşının etrafına topladı. Sonra bize ihsanda bulundu. Allah sizleri de (makam ve mevkisinin) yücelmesine izin verdiği evlerde karar kıldı ve adı oralarda anıldı." 18451. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Benim içinizdeki durumum, karanlığın içindeki ışığa benzer; karanlığa dalan onunla aydınlanır."
bak. el-Bihar, 23/304, 18. Bölüm ve s. 119-126