Mizan'ul Hikmet-11.Cilt
 

KONUNUN DEVAMI



18129. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnatçılıktan daha inat bir binek yoktur."
18130. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnatçılıktan sakın ki seni yüzüstü düşürmesinden kurtul-muş olasın."
18131. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnatçılık bineği binicisini yüz üstü yere serer."
18132. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kınamada aşırı gitmek inatçılık ateşini alevlendirir."
18133. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnatçılıktan sakın zira ki inatçılığın başlangıcı cehalet, sonu ise pişmanlıktır."

18134. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Huyların en iyisi inatçı-lıktan en uzak olanıdır."
18135. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kötülüklerin toplamı inatçılık ve çok çekişmektir."
18136. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kim de inadında direnir ve sapıklığında kalırsa ahdini bo-zan biri sayılır. Allah onun kalbi-ni perdesiyle örter, kötülük de-ğirmeni, başında devamlı dö-ner."
18137. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Zamanı gelmeden işlerde acele etmekten, zamanı geldiğin-de işler hususunda ağır davran-maktan, işler belirsiz olduğunda inatlaşmaktan, işler açık olduğu halde gevşeklik etmekten sakın. O halde her şeyi yerli yerine koy."
18138. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnatçılığın meyvesi helak olmaktır."

472. Ko-nu

el-lihye
Sakal

Bihar, 76/109, 13. Bölüm; el-Lihye ve'ş-Şarib
Vesail'uş-Şia, 1/422, 67. Bö-lüm; Adem-u Cevaz'il-Hulk'ul-Lihye
Sahih-i Müslim, 1/221, 16. Bölüm; Hisal'ul-Fıtrat

3555. Bölüm
Sakal

18139. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bıyıklarınızı kısaltın, sakallarınızı uzatın ve kendinizi Yahudilere benzetmeyin."
18140. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Mecusiler sakallarını kesiyor, bıyıklarını bırakıyorlardı. Biz ise bıyıklarımızı keser sakalla-rımızı uzatınız. Bu yaratılışa da uygun bir şeydir."
18141. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bıyıkları kökünden kazıyın ve sakalları uzun bıra-kın."
18142. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Müşriklerin aksine olun. Bıyıklarınızı dipten kesin ve sakallarınızı uzun bırakın."

473. Ko-nu

el-Lisan
Dil

el-Müheccet'ül-Beyza, 5/190-288; Kitab'ul-Afat'il-Lisan

bak.
303. konu, es-Semet; 466. ko-nu, el-Kelam; 46. konu, el-Belagat; en-Nifak, 3936 ve 3937. Bölümler; es-Sıdk, 2195. Bölüm

3556. Bölüm
Dil

18143. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Eğer dil olmasaydı insan tecessüm etmiş bir şekil veya sa-lıverilmiş hayvandan başka bir şey olmazdı."
18144. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dil, cahilliğin kefesini hafiflettiği ve akıllılığın kefesini ağırlaştırdığı bir terazidir."

18145. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dil, insanın terazisidir."
18146. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Biliniz ki dil insanın be-deninin bir parçasıdır. O halde herkim çekinirse, söz ona yar-dımcı olmaz ve açıldığında ise konuşmak, kendisine fırsat ver-mez."

18147. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanları çekmek için dilden daha etkili bir şey yoktur ve nefis için şeytandan daha kan-dırıcı bir şey yoktur."
18148. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanın kalbi dili, aklı ise dinidir."

3557. Bölüm
İnsan Dilinin Altında Gizlidir

18149. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Tanınmanız için konu-şun; çünkü insan, dilinin altında gizlidir."
18150. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsan, dilinin altında giz-lidir."
18151. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dört söz söyledim, Allah da kendi kitabında onları tasdik etti. Ben şöyle dedim: "İnsan di-linin altında gizlidir ve konuşun-ca aşikar olur." Allah-u Teala da şu ayeti nazil buyurdu: "Şüphe-siz onları seslerinin tonundan tanırsın…"

18152. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsan bir şeyi dilinin al-tında saklı tutarsa mutlaka (bu sakladığı şey) dil sürçmelerinde ve yüz hatlarında ortaya çıkmış-tır."
18153. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanın sözü aklının öl-çüsüdür."
18154. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dil kalbin tercümanı-dır."

18155. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dil insanın içinde gizli tuttuklarını dile getirir."
18156. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanın diliyle söyledik-leri aklının delili sayılır."
18157. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Senin dilin aklının ter-cümanıdır."
18158. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yolunu bilmediğin ve hakikatini tanımadığın şey hak-kında konuşmaktan sakın. Zira senin sözün aklının göstergesidir ve senin açıklaman, senin marife-tini haber verir."

3558. Bölüm
Dil Vesilesiyle Ortaya Çıkan Hasletler

18159. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanda dilin aşikar kıl-dığı on haslet vardır. İnsanın içinden haber veren bir tanık, davaları sonuçlandıran bir hakem, kendisi vesilesiyle (sorulara) cevap veren bir konuşma, kendisi vesilesiyle sorunların ortadan kalktığı bir aracı, eşyanın kendisiyle tanındığı bir nitelendi-rici, iyiliği emredici, kötülükten alıkoyan bir öğütçü, hüzünleri teskin eden bir teselli verici, ken-disiyle kinlerin ortadan kalktığı bir hazır ve kulakların kendisiyle lezzet aldığı bir sevgili."

3559. Bölüm
Erkeğin Güzelliği Dili-nin Akıcılığındandır

18160. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Güzellik dildedir."
18161. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Erkeğin güzelliği di-lindedir."
18162. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Güzellik dilde kemal ise akıldadır."
18163. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kadının sureti (zahiri güzelliği) yüzünde, erkeğin sureti (zahiri güzelliği) ise sözündedir."

18164. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Erkeğin güzelliği dilinin akıcılığı iledir."
18165. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dilin akıcı oluşu en üs-tün varlıktır."
18166. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kimin dili tatlı olursa aklı gelişir."
18167. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Herkim güzel konuşma-sını bilirse kavmi onu emir edi-nir."
bak. el-Cemal, 538. Bölüm

3560. Bölüm
Dil İyilik ve Kötülüğün Anahtarıdır

18168. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Gerçekten de bu dil her iyiliğin ve kötülüğün anahta-rıdır. O halde mümine altın ve gümüşünü mühürlediği gibi (ağ-zını kapadığı gibi) dilini de mü-hürlemesi yakışır."
18169. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ebuzer şöyle diyordu: "Ey ilim arayan kimse! Şüphesiz ki bu dil iyilik ve kötülüğün anah-tarıdır. O halde altın ve gümüşle-rini mühürlediğin gibi dilini de mühürle."

3561. Bölüm
Dilin İmanın Doğrulu-ğundaki Rolü

18170. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kulun kalbi doğrul-madıkça imanı asla doğrulmaz ve dili doğrulmadıkça da kalbi asla doğrulmaz."
18171. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Resulullah (s.a.a) "Bir kulun dili doğrulmadıkça kalbi, kalbi doğrulmadıkça imanı doğ-rulmaz." buyurmuştur. Kim Müslümanların kanlarından ve mallarından eli temiz ve haysiyet-lerinden dili salim olarak yüce Al-lah'a ulaşabilirse, bunu yapsın."

18172. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsan sabahlayınca bütün organları dilden yetinme-sini ister. Yani şöyle der: "Bizim hakkımızda Allah'tan kork. Zira eğer sen doğrulursan biz de doğ-ruluruz ve eğer sen eğrilirsen biz de eğriliriz."
18173. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsan sabahlayınca bütün organları dili karşısında yalvarıp yakarıp şöyle derler: Bi-zim hakkımızda Allah'tan kork. Zira biz sana bağlıyız. Eğer sen doğru olursan biz de doğru olu-ruz ve eğer sen eğri olursan biz de eğri oluruz."
bak. 3568. Bölüm, 18215. Hadis

3562. Bölüm
Akıllı İnsanın Dili Kal-binin Ötesindedir

18174. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Akıllı insanın dili kalbi-nin ötesindedir, cahilin dili ise ölümünün anahtarıdır."
18175. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Akıllının dili, kalbinin arkasındadır; ahmağın kalbi ise dilinin arkasındadır."
18176. İmam Askeri (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ahmak insanın kalbi ağzında, hikmet sahibi kimsenin ağzı ise kalbindedir."
18177. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Mü'minin dili, kalbinin arkasında; münafığın kalbi ise di-linin arkasındadır. Mümin, bir söz söylemek istediğinde kendi kendine düşünür, hayırsa söyler, şer ise vazgeçer. Münafık ise, kendisine ne getireceğini, ne gö-türeceğini düşünmeden diline ge-leni söyler."

18178. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz ki müminin dili kalbinin ötesindedir. Mümin bir şeyi dile getirmek istediğinde, önce kalbiyle onu düşünür, sonra diliyle ifade eder. Şüphesiz mü-nafığın dili ise kalbinin önünde-dir. Bir şeye himmet edince diliy-le ifade eder ve kalbiyle asla dü-şünmez."

3563. Bölüm
Dilin Hakkı

18179. İmam Zeyn'ül-Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dilin hakkı onu kötü söylemekten münezzeh kılmak, iyiliğe alıştırmak, fazla konuşmaları terk etmek, insanlara iyilik etmek ve onlar hakkında güzel şeyler söylemektir."
bak. el-Kelam, 3531. Bölüm

3564. Bölüm
İnsanın Esenliği Dilini Korumadadır

18180. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın selameti dilini korumasındadır."
18181. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dili korumak ve iyilikte bulunmak insanın en üstün fazi-letlerindendir."
18182. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim dilini korursa Allah da ayıplarını örter."
18183. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Herkim dilini korursa kendisini yüceltmiş olur."
18184. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Müminin kurtuluşu dilini korumasındadır."

18185. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Dilini korumadığı müddetçe hiç kimse günahtan güvende değildir."
18186. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın rahatlığı dilini tutuklamasındadır."
18187. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dili korumak imandan-dır."
18188. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Dilini korumayan kimse amel etmemiştir."
18189. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsan için dilini koru-maktan ve ihsanda bulunmaktan daha faydalı bir şey yoktur."
bak. el-Huzn, 818. Bölüm; 3786. Hadis; Vesail'uş Şia, 8/532, 119. Bölüm;
3565. Bölüm
Dilin Sürçmesi

18190. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dilin sürçmesi mızrağın isabet etmesinden daha etkili-dir."
18191. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dilin sürçmesi mızrak yarasından daha kötüdür."
18192. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dilin sürçmesi insanı he-lak eder."
18193. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dilin sürçmesi en şiddet-li yok oluştur."

18194. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Başını dilinin sürçmesin-den koru ve dilini sağlam görüş-lülük, sakınmak ve akılla dizgin-le."
18195. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanın ayağı sürçerse, toprağa bürünür, ama dili sürçer-se başı kesilir."
18196. İmam Ali (a.s) bir duasında şöyle buyurmuştur: "Allah'ım! Göz-lerimin işaretlerini, faydasız söz-lerimi, kalbimin yersiz isteklerini ve dilimin sürçmelerini ba-ğışlamanı diliyorum."

3566. Bölüm
Dilin Fitnesi

18197. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Dilin fitnesi kılıç dar-besinden daha şiddetlidir."
18198. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dil darbesi mızrak ucu-nun darbesinden daha acı verir."
18199. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Burnunun havasına, (kibrine) hiddetinin sertliğine, elinin darbesine ve dilinin keskin-liğine sahip ol."

18200. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dilin keskinliği mızrağın keskinliğinden daha keskindir."
18201. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Mızrağın keskinliği be-denin bağlarını koparır. Dilin keskinliği ise ecel bağlarını kopa-rır."
18202. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dil darbesi mızrak dar-besinden daha acı vericidir."
bak. 3568. Bölüm; el-İslam, 1868. Bölüm

3567. Bölüm
Dil Tehlikesi

18203. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Nice diller insanın öm-rünü sona erdirir."
18204. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Nice kanları bir ağız (dil) dökmüştür."
18205. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Nice insanı dili helak etmiştir."
18206. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Nice nimeti bir söz or-tadan kaldırmıştır. O halde altın ve gümüşünü koruduğun gibi di-lini de koru."

18207. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanın belası dilinden-dir."
18208. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Bela dile havale edilmiş-tir."
18209. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Dilini koru zira dili korumak kendin için verdiğin bir sadakadır."

3568. Bölüm
Dilin Sürçmelerinden Sakınmak

18210. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Bilki dil, serbest bıraktı-ğın zaman ısıran, ısırgan bir kö-pektir."
18211. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dil yırtıcıdır; serbest bı-rakılırsa ısırır."
18212. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dilden sakın. Zira dil ha-ta etmeyen bir oktur."

18213. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah kulunu rezil et-mek isterse dili vesilesiyle onu rezil eder."
18214. Resulullah (s.a.a) kendisini cennete sokan ve cehennem ateşinden uzak tutan şeyi soran Muaz b. Ce-bel'e şöyle buyurmuştur: "…Sana bütün bunların temelini haber vereyim mi?"

Ben (Muaz b. Cebel) şöyle arzettim: "Haber ver ey Allah'ın Resulü!" Resulullah (s.a.a) diline işaret etti ve şöyle buyurdu: "Bunu koru" Ben şöyle arzettim: "Ey Allah'ın Resulü! Acaba biz söylediğimiz şeyler sebebiyle sorguya çekilecek miyiz?" Resulullah (s.a.a) şöyle buyurdu: "Annen yasına otursun! (Allah) insanları sadece dilinin biçtiklerinden başka bir şey sebebiyle mi yüz üstü -veya, "Burnu üzere" buyurdu- ateşe atmaktadır."

18215. İmam Zeyn'ül-Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanın dili her gün bir organına yaklaşır ve ona şöyle der: "Nasılsınız?" Onlar, "Eğer sen bizi kendi halimize bı-rakacak olursan iyiyiz" ve şöyle derler: "Allah'tan kork ve bize karışma. Sonra ona ant içirir ve şöyle derler: "Biz sadece senin vasıtanla mükafat elde ederiz ve senin vasıtanla cezalandırılırız."
bak. 3561. Bölüm

3569. Bölüm
Dili Hapsetmek

18216. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanın salahı dilini hap-setmesindedir."
18217. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hiçbir şey dil kadar uzun müddet hapsedilmeye layık değildir."
18218. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dilin seni uzun ve helak edici zindana atmadan önce sen onu hapset. Zira hiçbir şey hak yoldan sapan ve cevap vermeye koşan dilden daha çok uzun süre hapsedilmeye layık değildir."

18219. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Herkim dilini hapsederse pişman olmaktan güvende olur."
18220. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Hiçbir kul dilini sak-lamadıkça imanın hakikatine eri-şemez."
18221. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsan dilini korumalıdır. Çünkü bu dil sahibine asidir. Al-lah'a andolsun ben, dilini koru-madıkça sakınan kula bu sakın-masının fayda verdiğini gör-medim."

18222. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dilini koru, sözlerini sa-yarak konuş ki hayır dışındaki sözlerin azalsın."

3570. Bölüm
Dilin Afetleri

18223. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanın hatalarının çoğu dilindedir."
18224. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kıyamet günü insanların en günahkarı herkesten daha çok batıl işlere dalan kimsedir."
18225. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Sözün afetleri vardır."
bak. 51. Konu, el-Buhtan; 381, et-Ta'yir; 215, Es-Sebbe; 407, el-, Fuhş; 474, el-Lean; 398, el-Gına; 400, el-Gıybet; 225, es-Sihriyye_ 227- es-Sirr_ 268, eş-Şi'r; 457, el-Kizb; 484, el-Medh; 489, el-Mizah; 488, el-Mira'; 524, en-Nemime; 141, el-Husume; 123, el-Half; el-Kelam; 3514, 3515. Bölümler; el-Belağe, 389. Bölüm; et-Tevbe, 468. Bölüm; es-Sual (1) , 1704. Bölüm; en-Nifak, 3936. Bölüm; Kenz'ul Ummal, 3/836-889

3571. Bölüm
Dilin Azabı

18226. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah dile diğer organlardan hiçbirine etmediği azabı eder. Bunun üzerine dil şöyle der: "Ey Rabbim! Sen hiçbir şeye vermediğin azabı bana verdin." Ona şöyle cevap verilir: "Senden bir söz çıktı, doğu ve batıya yayıldı, bu sebeple haksız yere bir kan döküldü, bir mal yağmalandı ve haram kılınmış bir namus çiğnendi."
18227. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kıyamet günü kafir dilini ardından çeker."

3572. Bölüm
Birkaç Nadir Hadis

18228. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İlmin dili doğruluk, ce-haletin dili ise kabalıktır."
18229. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Doğru dil insan için kendisini taktir etmeyen kimseye miras bırakacağı maldan daha hayırlıdır."
18230. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Bilin ki Allah'ın insanlar içinde bir kişiye güzel ün (doğru dil) vermesi, teşekkür etmeyene miras bırakacağı mal vermesinden daha hayırlıdır."
18231. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Suçlu, hata eden kimse-nin dili kısadır."
18232. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Sözlerin en doğrusu hal diliyle söylenen sözdür."
bak. es-Sıdk, 2195. Bölüm

474. Ko-nu

el-La'n
Lanet

Bihar, 72/202, 106. Bölüm; Men yestehik'ul-Le'n
Bihar, 72/208, 107. Bölüm; Le'n-u men la yestehik'ul-Le'n
Vesail'uş-Şia, 8/613, 160. Bö-lüm; Tahrim'ul-Le'n-i Gayr'il-Müstahak
Vesail'uş-Şia, 15/586, Ki-tab'ul-Le'n
Kenz'ul-Ummal, 3/614, 877
Kenz'ul-Ummal, 15/220, Ki-tab'ul-Le'n

bak.
215. konu, es-Sıbb; 407. konu, el-Fuhş; er-Rişve, 1511. Bölüm; el-Kur'an, 3311. Bölüm

3573. Bölüm
Lanet

18233. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Mümine lanet etmek onu öldürmek gibidir."
18234. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz ben lanet edici olarak gönderilmedim aksi-ne ben bir rahmet olarak gönde-rildim."

18235. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Mümine lanet edici olması yakışmaz."
18236. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Mümin lanet edici de-ğildir."
18237. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Sıddıka (dosdoğru kimseye) lanet edici olması ya-kışmaz."

18238. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Lanet eden kimseler kıyamet günü ne şefaat ederler ve ne de tanıklık."
18239. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Eğer bir şeye lanet etmemeye güç yetirebilirsen bunu yap (lanet etme) ."
18240. Resulullah (s.a.a) bindiği de-vesine lanet eden kimseye şöyle buyur-muştur: "Onu bizim arkamızdan (bizden uzak) getir zira lanetin müstecap olmuştur."

18241. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Devesine lanet eden kimdir? Ondan in ve lanet ettiğin hayvanı bizimle getirme. Ne kendinize lanet ediniz, ne çocuk-larınıza ve ne de mallarınıza."
18242. Resulullah (s.a.a) devesine lanet eden bir kadına şöyle buyurmuş-tur: "Yükünüzü o devenin sırtın-dan aşağı indirin ve onu salıverin zira o lanet edilmiştir."

18243. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Lanet lanet edici kim-senin ağzından çıkınca bakar; eğer yöneldiği şeye bir yol bulabi-lirse ona doğru gider, aksi taktir-de ağzından çıkaran kimseye geri döner."
18244. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Lanet edici kimsenin ağzından lanet çıktığında kendisi ve lanet ettiği kimse arasında ha-reket halinde olur. Eğer (lanet edilen kimseye doğru) bir yol bu-lamazsa lanet eden kimseye geri döner ve o, bu lanete daha layık-tır. O halde mümine lanet etmek-ten sakının ki bu lanet size geri döner."

18245. Şöyle rivayet edilmiştir: "Nueyman Ensari'yi Allah Resu-lünün (s.a.a) yanına getiriyorlardı ve Peygamber de onu işlediği suçlar sebebiyle cezalandırıyordu. Sonunda onu bir gün peygambe-rin yanına getirdiler ve peygam-ber ona had uyguladı. Bir şahıs ona lanet etti ve şöyle dedi: "Onu ne kadarda Allah Resulünün ya-nına getiriyorlar." Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: "Ona lanet etme zira o Allah ve resulünü sevmektedir."
Bak. El-Hadd, 745. bölüm

18246. Resulullah (s.a.a) kendisine, "Bana tavsiyede bulun" diye söyleyen Curmuz Huceymi'ye şöyle buyurmuş-tur: "Sana lanet edici olmamanı tavsiye ederim."
18247. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ne Allah'ın laneti ile beddua edin, ne Allah'ın gazabı ve ne de ateşle."

3574. Bölüm
Mel'un (Lanet Edilmiş Kimsler)
Kur'an:
"Yalan söyleyerek Allah'a iftira edenden daha zalim kim vardır? İşte bunlar Rablerine götürülürler ve şahitler: "Rab-lerine yalan söyleyenler bun-lardır" derler. Bilin ki Allah'ın lâneti haksızlık yapanlara-dır."
"Sürekli sözlerini bozduk-ları için onlara lânet ettik, kalplerini katılaştırdık."

"Allah şüphesiz, küfreden-lere lânet etmiş ve onlara çıl-gın alevli cehennemi hazırla-mıştır."
bak. Nisa suresi, 46, 47, 52, 94. ayetler; Maide suresi, 60, 78. ayetler; Barka suresi, 88, 159, 161. ayetler; Tevbe suresi, 68. ayet; Muhammed su-resi, 23. ayet; Fetih suresi, 6. ayet; Nur suresi, 7. ayet; A'raf suresi, 44. ayet; Hicr suresi, 35. ayet; Sad suresi, 78. ayet

18248. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Marufu emredip kendisi terk edene, kendisi işlediği halde münkerden nehyetmeye kalkışana Allah lanet etsin!"
18249. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın laneti gözleri görmeyen kimseyi yoldan saptıran kimsenin üzerine olsun."

18250. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın laneti Lut kavminin yaptığı işi yapan kim-senin üzerinde olsun."
18251. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: Allah'ın laneti Allah'tan başkası için hayvan kesenin üzerine olsun."
18252. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın laneti kendi-sini babasından başkasına isnat eden kimsenin üzerine olsun."

18253. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın laneti helal ediciye , helal edici kimseyi tutan kimseye, kendisini bağlılarından başkasına isnat eden kimseye, kendisini tanınmamış bir soya isnat eden kimseye, kadınlara benzeyen erkeklere, erkeklere benzeyen kadınlara, İslam'da bir şey ortaya çıkaran

(adam öldüren veya bidat çıkaran kimseye) veya bir olay çıkarana (katile veya bi-dat ehline) sığınak veren kimseye, katilinden başkasını öldüren kim-seye, kendisini vurmayan kimseyi vurana ve anne ve babasına lanet eden kimsenin üzerine olsun. Kendisine şöyle arzedildi. "Ey Alalh'ın Resulü! Anne babasına lenet eden bir kimse bulunabilir mi?" Peygamber şöyle buyurdu: "Evet, insanların anne babasına lanet eder, onlarda buna karşılık olarak onun anne babasına lanet eder."

18254. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın laneti rüşvet veren, rüşbet alan ve ikisi arasın-da vasıta olan kimsenin üzerine olsun."
18255. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yahudi din adamları ve Hiristiyan Ruhbanlar iyiliği emredip kötülükten sakındırma işini terk edince Allah da pey-gamberlerinin diliyle onlara lanet etti ve böylece bela hepsini çepe-çevre kuşattı."
18256. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şu üç kimseye Allah lanet etmiştir: anne babasına iti-nasızlık eden kimseye, karı koca-nın aralarını ayırarak karısıyla ev-lenmek için eşler arasında laf ta-şıyan kimseye ve birbirine düş-man olsunlar diye müminler ara-sında laf taşıyan kimseye."

18257. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz ben yedi gruba lanet ettim. Allah ve duası müstecap olan her peygamber de benden önce onlara lanet etmiş-tir. Kendisine şöyle arzedildi: Onlar kimdir ey Allah'ın Resu-lü)" peygamber şöyle buyurdu: Allah'ın kitabına ekleme yapan,

Allah'ın taktirini yalanlayan, sün-netime muhalefet eden, Ehl-i Beyt'im hakkında Allah'ın haram kıldığını helal kılan, Allah'ın hor kıldığı kimseyi aziz kılmak ve Al-lah'ın izzet bağışladığı kimseyi zelil kılmak için devleti zorla ele geçiren, Müslümanların beytül-malını kendisine helal kılıp onu tekeline geçiren ve aziz ve celil olan Allah'ın helal kıldığı şeyi ha-ram kılan kimse."

18258. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ben ve duası müste-cap olan her Peygamber yedi ki-şiye lanet ettik: "Allah'ın kitabına ilavede bulunan, Allah'ın taktiri-ne iman etmeyen, Allah'ın hara-mını helal sayan, Ehl-i Beyt'im hakkında Allah'ın haram kıldığı şeyi helal sayan, sünnetimi terk eden, fey'i (beytülmali) tekeline geçiren, Allah'ın zelil kıldığını aziz kılmak ve Allah'ın izzet ba-ğışladığı kimseyi hor kılmak için zorla hükümeti elde eden ve kud-retinde zorbalıkta bulunan kim-seye."

18259. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şu altı gruba, Allah ve duası müstecap olan her pey-gamber lanet etmiştir: "Allah'ın kitabına ilavede bulunan, Allah'ın taktirini yalanlayan, sünnetimi terk eden, Ehl-i Beyt'im hakkında Allah'ın haram kıldığını helal sayan, Allah'ın aziz kıldığını zelil ve zelil kıldığını aziz kılmak için zorla hakimiyet elde eden, Müs-lümanların beytülmalını kendisi için helal sayan ve onu kendi te-keline geçiren kimseye."

18260. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Herkim bir olay yara-tır veya olay çıkaran kimseye sı-ğınak verirse Allah'ın, meleklerin ve tüm insanların laneti üzerine olsun." Kendisine şöyle arzedildi: "Ey Allah'ın Resulü! Olay çıka-ran kimseden maksat kimdir?" Peygamber şöyle buyurdu: "Hiç-bir had söz konusu olmaksızın birini kırbaçlayan veya haksız ye-re birini öldüren kimsedir."

18261. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) namahrem bir kadının avret ma-halline bakan, dini kardeşinin eşine hıyanet eden, insanlar dini anlamak için kendilerine muhtaç olduğunda onlardan rüşvet talep eden kimseye lanet etmiştir."

18262. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Allah Resulü (s.a.a) on kişiye lanet etmiştir: "Faiz yiyen, faiz veren, faizde tanıklık eden, faizi yazan, dövme yapan kadın, güzelliği için dövme yaptıran ka-dın, zekat vermekten sakınan kimse, helal edici kimse, helal edici kimseyi tutan kimse! Allah Resulü ayrıca ağıt yakmaktan sa-kındırmıştır. Ama onlar hakkında lanet etmemiştir."

18263. Ebu Musa şöyle diyor: "Al-lah Resulü (s.a.a) anne ve çocu-ğunu ayıran kimseye lanet etmiş-tir."
18264. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Allah Resulü helal edici kimseye ve helal edici kimseyi tu-tan kimseye lanet etmiştir."
18265. Ebu Hureyre şöyle diyor: "Allah Resulü (s.a.a) kadınların örtüsünü örtünen kimseye lanet etmiştir."
18266. Ayşe şöyle diyor: "Allah Resulü (s.a.a) erkeklere benzeyen kadınlara lanet etmiştir."
18267. Allah Resulü (s.a.a) Sedir ağacını kesen kimseye lanet et-miştir."

18268. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mel'undur, anne ba-basını vuran kimse, mel'undur! Mel'undur, anne babasına isyan eden kimse, mel'undur! Mel'undur, mescide saygı gös-termeyen kimse."
18269. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Müneccim mel'undur, kahin mel'undur, sihirbaz mel'undur, şarkı söyleyen kadın mel'undur, ona sığınak veren kimse mel'undur, onun kazancıy-la geçinen kimse mel'undur."

18270. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şu üç şeyi yapan kim-se mel'undur, mel'undur! İnsan-ların oturduğu gölgelik yerlerde def-i hacet eden, başkalarının su nöbetine engel olan ve insanların yolunu kapayan kimse."
18271. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Dirhem ve dinara kö-le olan kimse mel'undur, mel'undur."
18272. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Dirhemin kuluna la-net edilmiştir, dinarın kuluna la-net edilmiştir."

3575. Bölüm
Dünya ve Ahirette La-net Edilen Kimseler

Kur'an:
"Allah'ı ve Peygamberini incitenlere, Allah dünyada da ahirette de lânet eder; onlara alçaltıcı bir azab hazırlar."
"İffetli, habersiz mümin kadınlara zina isnat edenler dünya ve ahirette lânetlenmiş-lerdir. Onlar büyük azaba uğ-rayacaklardır."

bak. Hud suresi, 60, 99. ayetler; Kasas suresi, 42. ayet
18273. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şu dört kimseye dün-ya ve ahirette lanet edilmiştir ve melekler de buna amin demişler-dir: Allah kendisini erkek yarattı-ğı halde kadın sıfatına bürünen, kendisini kadınlar şekline sokan erkeğe, Allah kendisini kadın ya-rattığı halde erkek sıfatına bürü-nen ve kendisini erkek şekline sokan kadın, gözleri görmeyen kimseyi yoldan saptıran kimseye ve kadından kaçan kimseye. Zira Allah Yahya b. Zekeriyya dışında hiç kimseyi kadınlardan kaçıcı kılmamıştır."

475. Ko-nu

el-Leğv
Boş Şey

Bihar, 72/264, 115. Bölüm; İstima'ul-Leğv
Kenz'ul-Ummal, 3/640, 880

bak.
478. konu, el-Lehv; el-Kelam, 3514, 3515, 3516. Bölümler

3576. Bölüm
Boş Şey

Kur'an:
"Onlar boş şeylerden yüz çevirirler."
"Onlar yalan yere şahadet etmezler; faydasız bir şeye rastladıkları zaman yüz çevi-rip vakarla geçerler."
18274. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İçinde Allah'ın zikrinin olmadığı her söz boş sözdür."
18275. İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala'nın, "boş şeylerden yüz çevirenler" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Yani senin hakkın-da doğru olmayan şeyler uyduran veya sana sende olmayan bir şeyi sana isnat eden ve böylece senin de Allah için kendisinden yüz çe-virdiğin kimse."

Başka bir rivayette ise şöyle yer almıştır: "Şüphesiz boş şeylerden maksat, şarkı söylemek ve gaflete düşürücü boş şeylerdir."
18276. Tefsir-i Kumi'de, "Yüce cennette boş söz işitmezler" ayetinin tefsirinde şöyle yer almıştır: "Boş şeylerden maksat, boş şaka ve yalandır."

18277. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların en değerlisi faydalı olmayan şeyleri terk eden kimsedir."
18278. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanın kendisini ilgilen-dirmeyen şeyleri terk etmesi İs-lam'ının güzelliğindendir."

18279. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Canın rahatlığı, kendisini ilgilendirmeyen şeyleri terk etme-sindedir."
18280. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Hak ile amel et ve sa-na bu yolda ulaşan şeylere itina gösterme ve boş şeylerden uzak dur."

18281. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Boş şeylerle uğraş-maktan sakın, aksi taktirde hor ve hakir düşersin."
18282. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Boş şeyleri terk et-mek, sakınmanın süsüdür."

18283. Resulullah (s.a.a) bir dua-sında şöyle buyurmuştur: "Allah'ım! bana merhamet et ki hayatta ol-duğum müddetçe günahları terk edeyim ve bana merhamet buyur ki faydasız olan şey uğruna zah-mete düşmeyeyim."
18284. İdris (a.s) bir duasında şöyle buyurmuştur: "Ey Allah'ım! Kal-bimi sana doğru azık edinmeye-ceğim ve seninle görüştüğüm gün kendisinden faydalanmayacağım helal veya haram her şeyden uzak kıl."

18285. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Faydalı olan bir şeyi terk etmekle kendini faydasız olan bir şeye maruz bırakma."
18286. İmam Ali (a.s) Abdullah bin Abbas'a yazdığı mektubunda şöy-le buyurmuştur: "Allah'a hamd ve Peygambere selamdan son-ra…Seni ilgilendiren (faydalı) şeyi talep et, seni ilgilendirmeyen (faydalı olmayan) şeyleri ise ter-ket. Zira seni ilgilendirmeyen şeyleri terk etmek, seni ilgilendi-ren (faydalı) şeylere ulaşmaktır."
18287. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Herkim kendisini ilgi-lendirmeyen boş şeylerle meşgul olursa kendisini ilgilendiren işleri kaybeder."

18288. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Herkim kendisini ilgi-lendiren şeyleri terk ederse ken-disini ilgilendirmeyen şeylere dü-çar olur."
18289. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her ne kadar oyun (ve şaka) üzere söylesen de veya onu faydasız ve maksatsız saysan da asla nefsine uygun bir söz söyle-me. Zira nice şaka özgür insanı senden uzak düşürür ve nice boş söz sana doğru kötülüğü çe-ker."

18290. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Boş işlere dalmakla ateş alevlerini yüzlerinize doğru alevlendirmeyin."
18291. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Nice boş söz ve amel ardından bir kötülük getirir."
18292. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Nefsin ölümden sonra kendisiyle birlikte olmayacağı şeylere koyulması, görüşün gev-şekliğindendir."

18293. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Boş iş ve sözleri terk edin ki beyinsiz kimseler sizden uzak dursun."
18294. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Herkim ayrıntılara yöne-lirse, istenilen asıl hedefini kay-beder."
18295. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Herkim kendisi için za-ruri olmayan bir şeye yönelirse, kendisi için faydalı olan şeyi kay-beder."

18296. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Herkim önemli olmayan şeye yönelirse, daha önemli olan şeyi kaybeder."
18297. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Herkim zaruri olmayan şeyle meşgul olursa, kendisine za-ruri olan şeyi zayi eder."

18298. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sakın insanlar seni kendinden gafil kılmasın. Zira bunun sonucu onlara değil sana ulaşır. Gününü boş şeylerle ge-çirme. Zira yaptığın her şeyi kay-deden biri seninle birlikte bu-lunmaktadır."

Tefsir
"Onlar boş şeylerden yüz çevirirler" ayetinde geçen boş işten maksat faydası olmayan iş demektir. Boş iş göreceli bir şeydir. Zira bir işe oranla boş sayılan herhangi bir şey başka bir işe oranla faydalı olabilir.

Din açısından boş şeyden maksat bir şekilde ahiretle sonuçlanmayan, dünya işlerinde hiçbir faydası bulun-mayan mübah işlerdir. Örneğin Al-lah'a itaat ve ibadet için kendisinden yardım alınan yemek ve içmek bir an-lamda yeme ve şehveti amacıyla da ye-rine getirilebilir. Neticede eğer bir işin ne dünyaya ne de ahirete faydası ol-mazsa o iş boş iştir. Daha dikkatli bir bakışla söyleyecek olursak, boş iş, farz ve müstahap işlerin dışında kalan işlerdir.

Münezzeh olan Allah müminleri boş işleri mutlak bir şekilde terk et-mekle sıfatlandırmamıştır. Çünkü in-san sürçmeye ve hataya maruzdur. İn-sanoğlu büyük günahlardan sakındığı taktirde Allah diğer günahlarını ba-ğışlar. Nitekim Allah şöyle buyurmuştur: "Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız, kötülüklerinizi örter ve sizi şerefli bir yere yerleştiririz. "

Aksine onları boş işlerden yüz çe-virmekle nitelendirmiştir, mutlak bir şekilde terk etmekle değil! Yüz çevir-mek, insanı bir işle meşgul olmaya ça-ğıran bir işin varlığının gereğidir. Ama insan, itinasızlık ve önemsememek sebebiyle o işten yüz çevirmekte ve başka bir işe yönelmektedir. Bu yüz çevirmenin gereği de insanın kendisini boş şerafet ve keramete aykırı işlere koyulmaktan daha üstün ve yüce bilmesi, büyük ve yüce hedeflere yönelmesidir.

Gerçek iman da insanı buna davet etmektedir. Zira iman azamet, yüce-lik, izzet kaynağı, mecd ve değer ile il-gilidir. İman sıfatına sahip olan kimse ebedi saadet dolu hayatından başkası-na önem vermez ve sadece hakkın azametini kabul ettiği şeyleri büyük kabul eder ve aşağılık ve cahil kimse-lerin önem verdiği işlere önem vermez. "Eğer cahiller ona hitap ede-cek olursa, onlara yumuşak-lıkla cevap verir. Boş işlerin yanından geçince, yücelikle geçerler."

Buradan da anlaşıldığı üzere mü-minlerin boş işlerden yüz çevirmesiyle nitelendirilmesi, onların himmet bü-yüklüğü ve şahsiyet yüceliklerinden ki-nayedir."

476. Ko-nu

el-Lukata
Bu-lunmuş Eşya

Vesail'uş-Şia, 17/347, Ki-tab'ul-Lukte

3577. Bölüm
Bulunmuş Eşya

18299. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kaybolmuş bir şeyi sapıklardan başkası yemez."
18300. İmam Sadık (a.s) bu-lunmuş şey hakkında şöyle buyurmuştur: "Ona el vurma. Eğer insanlar buldukları şeylere el sürmeselerdi sahibi gelir ve onu alırdı."

18301. İmam Ali (a.s) bulunmuş bir şey hakkında sorulunca şöyle bu-yurmuştur: "Onu ilan etmeli, eğer sahibi bulunursa ona vermelidir. Eğer gelmezse bir yıl tutmalıdır. Bu müddet boyunca sahibi veya onu isteyen kimse gelmezse, onu sadaka vermelidir. Eğer o şeyi sadaka verdikten sonra sahibi bu-lunur ve isterse, yanında bulunan şeyin bedelini sahibine ödemeli-dir. Bu taktirde sadaka verdiği malın sevabı kendisine aittir."
bak. Vesail'uş Şia, 17/349, 2. Bölüm

477. Ko-nu

el-Lika
Gö-rüşmek
Münezzeh ve Yüce Allah İle (Görüşmek)

Bihar, 6/124, 4. Bölüm; Hubb-u Lika'ullah-i Subhaneh
Kenz'ul-Ummal, 14/437, Ru-yet'ullahi Subhaneh
el-Müheccet'ül-Beyza, 8/3-101, Kitab'ul-Muhabbet ve'ş-Şevk ve'r-Rıza ve'l-Üns

bak.
435. konu, el-Mukarrebun
el-Üns, 310. Bölüm; el-Bela, 408. Bölüm; es-Sevab, 472. Bölüm; el-Muhabbet (2) , 671. Bölüm; el-Marifet (2) , 2634-2638. Bölümler; el-Kalb, 3390, 3391. Bölümler


3578. Bölüm
Görüşme Şevki

Kur'an:
"Ey Mûsa! Seni milletinden daha çabuk gelmeye sevk eden nedir?" dedik. "Mûsa: "Onlar ardımdadır, Rabbim! Hoşnut olman için sana acele geldim" dedi."
18302. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Şevk yakin sahiplerinin huyudur."
18303. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Şevk ariflerin halis dos-tudur."
18304. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Marifet benim serma-yem, akıl benim dinimin kökü, sevgi benim eşyam, şevk benim bineğim ve aziz ve celil olan Al-lah'ı zikretmek benim dostum-dur."

18305. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Aziz ve celil olan Al-lah üç gün üç gece zarfında Musa bin İmran (a.s) ile yüzyirmi dört bin kelime münacatta bulundu. Bu süre boyunca Musa (a.s) hiç-bir şey yemedi ve içmedi. İsrailo-ğullarına dönüp onların sözünü işitince onlardan nefret etti. Bu-nun sebebi ise kulağında aziz ve celil olan Allah ile görüşme tatlı-lığının varlığı idi."

18306. Resulullah (s.a.a) bir dua-sında şöyle buyurmuştur: "Allahım! Senden kazana hoşnutluk, ölüm-den sonra güzel hayat, yüzüne bakmanın lezzetini, seni görme-nin ve görüşmenin şevkini dile-rim."
18307. Ebu Derda, Ka'bul Ahbar'a şöyle dedi: "Bana Tevrat'ın en özel ayetini haber ver: "Ka'bul Ahbar şöyle dedi: "Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: "İyiler benimle görüşmeye büyük bir iştiyak duyarlar ama benim onlarla görüşme şevkim daha çoktur." Ka'bul Ahbar şöyle dedi: "Bu ayetin kenarında ise şöyle yazmıştır: "Her kim beni ararsa beni bulur ve her kim de başkasını ararsa beni bulamaz."

Ebu Derda şöyle diyor: "Şahadet ederim ki Allah resulünün (s.a.a) de bunu aynı şekilde ifade ettiği-ne tanıklık ederim."
18308. Davud'un (a.s) haberlerinde aziz ve celil olan Allah'ın kendisine şöyle vahyettiği yer almıştır: "Ey Da-vud! Daha ne zamana kadar cen-neti hatırlayacak ve bana olan şevki benden dilemeyeceksin." Davud şöyle arzetti:

"Ey Rabbim! Sana iştiyak duyanlar kimlerdir?" Allah şöyle buyurdu: "Bana müştak olanlar kendilerini her türlü bulanıklıktan arıttığım, uyanıklıkla kendilerini uyandırdı-ğım ve kalplerinde içinden bana baktıkları bir pencere açtığım kimselerdir."
18309. Hakeza Davud'un haberle-rinde aziz ve celil olan Allah'ın ken-disine şöyle vahyettiği yer almıştır: "Benim muhabbetimle bana yö-nelen kullarıma de ki: Benimle sizin aranızdaki perdeyi kalp göz-lerinizle bana bakmanız için or-tadan kaldırdığım zaman yaratık-larımdan gizli kalmanızın size ne zararı olabilir ki?"

18310. Hakeza Davud'un haberle-rinde aziz ve celil olan Allah'ın ken-disine şöyle vahyettiği yer almıştır: "Kalp gözünle bana bak, başın-daki gözlerinle akıllarını beni görmekten örttüğüm kimselere bakma."

18311. İmam Ali (a.s) Muaviye'ye yazdığı bir mektubunda şöyle buyur-muştur: "Muhacir ve Ensar'dan toplanmış büyük bir orduyla tez elden üzerine geleceğim… Hepsi kefenlerini giymiş. Bu ordunun en çok sevdiği şey ise Rablerine kavuşmalarıdır."
18312. İmam Ali (a.s) ashabını sa-vaşa teşvik ederken şöyle buyurmuştur: "Suya koşan susuz kimse gibi, Allah'a doğru giden kimse kimdir? Cennet, mızrakların gölgeleri altındadır. Bugün haberler açıklanır. (İman iddialarının doğru olup olmadığı belli olur.) Allah'a andolsun, ben düşmanların kendi diyarlarına kavuşmayı özlemesinden daha çok kavuşmayı özlüyor, şevk duyuyorum."

18313. İmam Ali (a.s) Mısır halkı-na yazdığı mektubunda şöyle buyur-muştur: "Ben Allah'a kavuşmayı özlüyor, onun güzel karşılığını ümit ediyor, bekliyorum."
18314. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim Allah'ı arzularsa arzu ve ümidinin nihayetine erişir."
18315. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim münezzeh olan Allah'tan gayrisine umut bağlarsa umudu yalan (boşa) çıkar."
18316. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Allah'tan başkasını kas-teden kimse zayi olur."
bak. el-Meheccet'ul Beyza, 8/27

3579. Bölüm
Şevkin Nedenleri
18317. Davud'un (a.s) haberlerinde yer aldığı üzere aziz ve celil olan Allah ona şöyle vahyetmiştir: "Ey Davud! Ben iştiyak sahiplerinin kalbini kendi hoşnutluğumdan yarattım ve onları kendi zatımın nuruyla nimetlendirdim…
Davud şöyle arzetti: "Ey Rabbim! Onlar hangi vesileyle senin nezdinde bu makama eriş-tiler." Allah şöyle buyurdu: "Gü-zel zanda bulunmak, kendini dünyadan ve dünyanın ehlinden uzak tutmak,

halvet etmek ve benimle münacatta bulunmak ile ve şüphesiz bu da sadece dünya ve ehlini kenara iten, dünya ve ehlini asla anmayan, kalbini be-nim için boş tutan ve beni bütün yaratıklarıma tercih eden kimse-nin ulaşabileceği bir makamdır. Bu durumda ben ona yönelirim. Onu kendim için kılarım, ken-dimle onun arasındaki örtüyü kaldırırım, böylece gözüyle bir şeyi gören kimse gibi beni gö-rür."

18318. Hakeza Davud'un (a.s) haberlerinde şöyle yer almıştır: "Ey Davud! Benden yüzçevirenler için nasıl beklediğimi, onları nasıl sevdiğimi, onların günahı terk edişlerine nasıl iştiyak duyduğu-mu bilecek olsalardı şüphesiz ba-na şevkten dolayı ölür, bana duy-dukları aşktan dolayı bedenlerinin eklemleri birbirinden ayrılır-dı."

18319. Resulullah (s.a.a) bir dua-sında şöyle buyurmuştur: "Ey Alla-hım! Bana senin sevgini, seni se-ven kimselerin sevgisini ve senin sevgine yaklaştıran şeyleri sevme-yi bana nasip et ve nezdinde se-nin sevgini (sıcak bir günde içi-len) soğuk bir sudan daha sevimli kıl."
18320. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Canlarınızı cennet nime-tine müştak kılınız ki ölümü se-vip hayata düşman olasınız."

18321. İmam Ali (a.s) kendisine, "Hangi sebeple Allah'la görüşmeyi sevdin?" diye sorulunca şöyle buyur-muştur: "Çünkü Allah'ın benim için meleklerin, elçilerin ve pey-gamberlerin dinini seçtiğini gör-düm ve anladım ki beni böyle saygın kılan kimse beni asla unutmaz ve bu yüzden de onu görmeyi sevdim."
bak. el-Mevt, 3737. Bölüm