Mizan'ul Hikmet-11.Cilt
 


3501.Bölüm Kötülüğe Kötülükle Karşılık Vermek


Kur'an:
"Hürmetli ay, hürmetli aya mukabildir, hürmetler karşı-lıklıdır; o halde, size tecavüz edene, size tecavüz ettikleri gibi tecavüz edin. Allah'tan sakının ve Allah'ın muttakiler-le berâber olduğunu bilin."
"Eğer ceza vermek isterse-niz size yapılanın aynıyla mu-kabele edin. Sabrederseniz andolsun ki bu, sabredenler için daha iyidir."

"Bu böyledir; kim kendisi-ne verilen kadar ceza verirse ve kendisine yine de saldırılır-sa, Allah ona, andolsun ki yardım edecektir. Allah şüp-hesiz, affeder ve bağışlar."
"Ancak iman edip salih amel işleyenler, Allah'ı çok çok ananlar ve haksızlığa uğ-ratıldıklarında haklarını alan-lar bunun dışındadır. Haksız-lık eden kimseler nasıl bir yı-kılışla yıkılacaklarını anlaya-caklardır."

"Bir haksızlığa uğradıkla-rında, üstün gelmek için ara-larında yardımlaşırlar. Bir kö-tülüğün karşılığı, aynı şekilde bir kötülüktür. Ama kim affe-der ve barışırsa, onun ecri Al-lah'a aittir. Doğrusu O, zul-medenleri sevmez. Zulüm gördükten sonra hakkını alan kimselere, işte onların aleyhi-ne bir yol yoktur. İnsanlara zulmedenlere, yeryüzünde haksız yere taşkınlık edenlere karşı durulmalıdır. İşte, can yakıcı azâb bunlaradır. Ama sabredip bağışlayanın işi, işte bu, azmedilmeye değer işler-dendir."

17757. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim zulümle davra-nırsa, ona da aynıyla mukabele edilir."
bak. 3506. Bölüm, 364. Konu, el-Ukubet, 4420; el-Kısas; el-Kerem, 3479. Bölüm

3502. Bölüm
Uygunsuz Karşılık Vermek

17758. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim beyinsiz kimseye beyinsizlikle karşılık ve-rirse, kendisine yapılan hareketten razı olmuş olur. Zira onun benzerine uymuştur."
17759. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "En çirkin karşılık vermek (iyiliğe) kötülükle karşılık vermektir."
17760. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim sana ikramda bulunursa sen de ona ikramda bulun. Her kim sana saygısızlık ederse, sen nefsini ondan yüce tut (kendini onun derecesine dü-şürme.) "
bak. es-Sefeh, 1837, 1838. Bö-lümler; el-Afv (1) , 2766. Bölüm

3503. Bölüm
İntikam Almayı Kına-mak

17761. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İntikam almak ile efendi-lik olmaz."
17762. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İntikam almada acele davranmak, günahların en büyü-ğüdür."
17763. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim güzel bir şekilde affetmezse kötü bir şekilde intikam alır."
17764. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kötü karşılık vermek za-ferin aşağılığındandır."

17765. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Güçlü insanın en çirkin işlerinden biri de intikam alması-dır."
17766. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Öfke anında sabır gücü, intikam alma gücünden daha üs-tündür."
17767. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim günahkar birin-den intikam alırsa, dünyadaki üs-tünlük ve değerini ortadan kaldı-rır, ahiret sevabını da elden kay-beder."
17768. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her ne kadar ağzına top-rak saçsa da kardeşine karşılık verme peşinde olma."
17769. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Tevrat'ta şöyle yer almıştır: "Ey Ademoğlu! Sana zulmedilince benim alacağım in-tikamdan razı ol. Zira ben senin için daha iyi bir şekilde intikam alırım."

3504. Bölüm
İyiliğe Kötülükle Karşı-lık Vermek

17770. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Aşağılık insanların adeti, iyiliğe kötülükle karşılık vermek-tir."
17771. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanların en kötüsü iyi-liğe kötülükle karşılık veren kim-sedir."
17772. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim iyiliğe kötülükle karşılık verirse, insanlıktan uzak düşmüş olur."
bak. eş-Şukr (2) , 2079, 2080. Bölümler

3505. Bölüm
Kötülüğe İyilikle Karşı-lık Vermek

17773. İmam Zeyn'ül-Abidin (a.s) , Mekarim'ul-Ahlak adlı duasında şöy-le buyurmuştur: "Allah'ım! Mu-hammed'e ve Ehl-i Beytine selam gönder ve bana başarı ver ki beni aldatan kimselerin hayrını dileye-yim. Bana küsen kimselere dost-lukla karşılık vereyim, benden esirgeyen kimseye bağışla karşılık vereyim. Benden kopan kimseyle ilişki kurarak karşılık vereyim. Gıybetimi eden kimseyi de güzel-likle anayım."

17774. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İmanın kemal nişanele-rinden biri de kötülük edene iyi-likle karşılık vermektir."
17775. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim kötülüğe iyilikle karşılık vermezse yüce kimseler-den sayılmaz."
bak. el-İhsan, 866. Bölüm; er-Rahim, 1466. Bölüm; el-Hayr, 1170. Bölüm; el-İnsaf, 3876. Bölüm; el-Hediyye, 4013. Bölüm

3506. Bölüm
Ettiğini Bulursun

17776. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim birinin per-desini kenara iterse (yüz suyunu dökerse) kendi evinin ayıpları or-taya çıkar. Her kim zulüm kılıcını çekerse onunla öldürülür. Her kim kardeşi için bir kuyu kazarsa içine kendisi düşer. Her kim be-yinsizlere karışırsa değersiz olur. Her kim alimlerle oturursa vakar-lı ve değerli olur. Her kim de kö-tü yerlere girerse ithama uğ-rar."

17777. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim kardeşi için bir kuyu kazarsa kendisi içine düşer. Her kim başkasının (hürmet) perdesini yırtarsa kendi evinin içindeki ayıplar ortaya çıkar."
17778. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Babalarınıza karşı gü-zel davranın ki çocuklarınız da size güzel davransın. İnsanların eşlerine karşı iffetli olun ki sizin eşlerinize karşı iffetli olunsun."

17779. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim insanların ayıp-larını araştırırsa, insanlar da onun ayıbını araştırır. Her kim kötü söz söylerse kötü cevap alır. Her kim takva ağaçlarını ekerse arzu meyvelerini toplar."
17780. İncil'de şöyle yer almıştır: "Bilin ki bizzat siz hatalıyken ce-zalandırmayınız. Aksi taktirde azapla cezalandırılırsınız. Zulüm üzere hükmetmeyin ki hakkınızda azapla hükmedilir. Ölçtüğünüz ölçek ile sizler ölçülürsünüz ve hükmettiğiniz gibi hakkınızda hüküm verilir."
17781. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Ettiğini bulursun."

464. Ko-nu

et-Teklif
Teklif

Bihar, 5/298, 14. Bölüm, Şe-rait'us-Sihhet'ut-Teklif
Bihar, 5/309, 15. Bölüm; İl-let'ul-Halk'il-İbad ve Teklifihim
Bihar, 5/318, 16. Bölüm; Umum'ut-Tekalif
Bihar, 5/288, 13. Bölüm; Etfal ve men lem yetime aleyhim'ul-Hüccet fi'd-Dünya
Vesail'uş-Şia, 1/27, 3. Bölüm; İştirat'ul-Akl fi Taalluk'ut-Teklif
Vesail'uş-Şia, 1/30, 4. Bölüm; İştirat'ut-Teklif…bi'l-İhtilam

bak.
97. konu, el-Hüccet; 262. konu, eş-Şeriat; 48. konu, el-Bulüğ; el-Usul, 95. Bölüm; el-Emanet, 305. Bölüm

3507. Bölüm
Teklif

17782. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Bilesiniz ki, sorum-luluğunuz kolaydır, ama ecri bü-yüktür. Allah'ın nehyettiği azgın-lığın, düşmanlığın, kötülüğün korkulacak bir cezası olmasaydı bile, ondan kaçınmakta o kadar sevap var ki, onu elde etmeye ça-lışmakta bir mazeret/bahane olamaz."

17783. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Münezzeh olan Allah, kullarına irade ve ihtiyar ile em-retti; onları korkutarak nehyetti; onlara kolay olanı teklif etti; zor olanla yükümlü tutmadı; aza, çok şeyle karşılık verdi; mağlup oldu-ğundan O'na karşı isyan edile-memiş; icbarla da emrine uyul-mamış; peygamberleri oyun olsun diye göndermemiş; Kitab'ı kullarına abes olarak indirmemiş; gökleri, yeri ve ikisi arasında bu-lunanları da boş yere yaratmamış-tır: "İşte bu kafir olanların zannıdır; ateşten (görecekleri azaptan) dolayı vay kafirlerin haline!"

17784. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Bilmelisiniz ki, sizden öncekilere gazaplandığı bir şeye sizin için asla razı olmayacaktır ve sizden öncekilerden razı oldu-ğu bir şeyden dolayı size gazab etmeyecektir. Siz, apaçık bir iz üzerinde hareket etmektesiniz. Sizden önceki insanların söylemiş olduğu şeyleri söylüyorsunuz."

Allame Tabatabai (r. a) , "Tekli-fin Ortaya Çıkışı ve Devamı Husu-sunda Felsefi Tartışma" başlığı altın-da şöyle yazmaktadır: "Nübuvvet ile ilgili konuların ve semavi şeriatların meydana geliş şekli hususunda bu ki-tapta beyan ettiğimiz üzere varlık tür-lerinin her biri kemali bir hedef ve amaca sahiptir ve bu hedefe doğru ha-reket etmektedir.

Varlığıyla uyumlu varlıksal hareketleri ve davranışlarıyla bu hedefe doğru hareket etmekte ve bu hedefe ulaşmadıkça da sükuna ermeye-ceği gözlemlenmektedir. Elbette bu bir engel ortaya çıkmadığı ve o türün ke-malinin nihayetine ermesine engel ol-madığı durumda söz konusudur. Ör-neğin bir ağaç afete düçar olunca, var-lığının nihayetine erişmeden önce, geli-şimden ve büyümeden alıkonur. O hu-suslarda da beyan ettiğimiz üzere hedef ve nihayete erişmekten mahrum kal-mak hakikatte varlık türlerinin belli bireyleri için söz konusu olmakta ve türün bizzat kendisi türselliği açısın-dan böyle bir duraklamaya ve mahru-miyete düçar olmamaktadır.

Önceden de söylediğimiz gibi varlık türlerinden biri olan insan da varlıksal bir hedefe sahiptir ve de medeni bir toplum aracılığı dışında bu hedefe ulaşacak değildir. Bunun delili de kendileri sebebiyle türünün diğer bireylerine muhtaç olduğu özelliklerle donatılmış olmasıdır. Bu özellikler erkeklik, dişilik, duygu ve sayısız ihtiyaçlardan ibarettir.

Bu toplumun tahakkuk etmesi ve İslami camianın şekillenmesi de bu toplumun bireylerini bir takım kanunlara ve yasalara muhtaç kılmaktadır. Bu kanunlara saygı gösterdikleri ve bu kanunla amel ettikleri taktirde de dağınıklıkları düzene girecek, kaçınılmaz ihtilafları ortadan kalkacak, her birey kendine layık yerde yer alacak ve bu kanun ve yasalarla da varlıksal kemal ve saadetini temin etmiş olacaktır. Bu pratik kanun ve hükümler,

gerçekte insanın varlığının hususiyetinin ve özel yaratılışının ruhsal ve bedensel techizata sahip olmasının gerektirdiği bir takım ihtiyaçlardan kay-naklanmaktadır. İnsanın yaratılış ve varlığının hususiyeti de insanın varlı-ğını meydana getiren sebeplerin ve tü-mel varlık nedenlerinin hususiyeti ile irtibat içinde bulunmaktadır.

Dinin fıtri oluşunun anlamı da işte budur. Yani din insanın yaratışsal varlığının yönlendiği kanunlar ve hükümler topluluğudur. Başka bir tabirle tüm varlığın iktiza ettiği hükümler ve kanunlardır. Bu yüzden bu hüküm ve kanunlara riayet edilecek olursa insanlık toplumu düzelir, toplum bireyleri varlıksal amacına ve istenilen kemale erişir.

Ama eğer başıboş bırakılır ve hakkıyla kullanılmazsa insanlık dünyasını ifsat eder, varlık alemine hakim olan düzenle çelişki ve tezat içine girer. Bu hükümler ve kanunlar ister toplumun durumunun düzelmesi-ne ve uyum içine girmesine sebep olan toplumsal davranışlar olsun ve isterse de insanı tanıma ve temiz ve salih bir toplumda temiz yaşama alanında ni-hai kemaline ulaştıran ibadetle ilgili olsun, her haliyle bu toplumsal ve ibadi kanunların tümünü insan, ilahi nu-buvvet ve semavi vahiy yoluyla elde et-melidir.

Daha önce nübuvvet ve semavi şe-riatlerin vücuda gelişi ile ilgili açıkla-dığımız bu temel ilkelere teveccühen açıkça anlaşıldığı üzere, insan bu dün-yevi hayatta yaşadığı müddetçe ister nakıs olsun ve henüz varlıksal kemal aşamasına ulaşmamış olsun ve isterse de ilim ve amel merhalesinde kemale ulaşmış olsun,

ilahi teklif sürekli in-san ile birliktedir ve kendisi için gereklidir. İnsanın bu tekliflere olan ihtiyacı, eğer nakıs ve istenilen kemale ulaşmadığı bir halde ise çok açık bir şekilde anlaşılmaktadır. Ama eğer kamil olursa, yine de bu ilahi teklife muhtaç durumdadır. Zira insanın kemalinin anlamı ilmi ve ameli boyutlarda kendisi için üstün melekelerin ortaya çıkışıdır. Bu üstün melekelerden toplumsal davranışlar ortaya

çıkmakta ve bu toplumsal davranışlar da toplum ile uyumlu bulunmaktadır, toplumun islahına neden olmaktadır ve hakeza ilahi inayetin insanın saadetine kılavuzluk etmesinin gerektirdiği şekilde tanımanın ve marifetin kemalini elde etmeye ve bu tanıma ile uyumlu olan ibadi amellerin ortaya çıkmasına ne-den olmaktadır. Açıkça görüldüğü gibi kamil insandan tekliflerin ortadan kalkmasının cevazı da onun bu hü-küm ve kanunlardan sapmasının ce-vazını gerektirir

ve bu da toplumsal davranışlar boyutunda toplumun bo-zulmasına neden olur ve de ilahi inayet ile uyumlu değildir. İbadet boyutunda da melekelerin etkilerinden sapmasına neden olur. Zira ibadi ameller melekelerin ortaya çıkışına ortam sağlayan öncüllerdir. Bu melekeler ortaya çıkınca da bu ameller kaçınılmaz bir şekilde bu üstün melekelerden kaynaklanan etkilere dö-nüşmektedir.

İşte bu yüzden tekliften maksadın insanı kemale erdirmek ve varlığının nihayetine ulaştırmak olduğu vehmi-nin yanlışlığı ortaya çıkmaktadır. Bu esas üzere insan istenilen kemale ulaşınca artık teklifin baki kalmasının bir anlamı da olmamaktadır.
Bu anlayışın doğru olmayışının se-bebi de her ne kadar toplumsal davra-nışlar sahasında kemale erişmiş olsa da insanın ilahi tekliflerden sapması-nın toplumu fesada sürüklemesi ve bu-nun da

ilahi inayetin insan türüne oranla iptaline neden olmasıdır. İbadet sahasında da bu sakınma melekeleri-nin etkilerinden sapmasını gerektirir ve bu da caiz değildir. Zira eğer mele-kelerin etkilerinden sapması caiz olur-sa bu melekelerin ibtalini gerektirir ve bu da ilahi inayet ile uyum içinde de-ğildir. Evet kamil insan ile kamil ol-mayan insan arasında amellerinin or-taya çıkışı arasında bir farklılık var-dır. Bu da kamil insanın melekelerin vücudunda kökleşmesi sebebiyle muha-lefetten korunmuş olması, ama kamil olmayan insanın ise böyle bir korun-maya sahip olmamaı sebebiyledir."
bak. el-Bihar, 5/318, 16. Bölüm

3508. Bölüm
Allah Herkesi Gücü Oranında Mükellef Kılar

Kur'an:
"Allah kişiye ancak gücü-nün yeteceği kadar yükler; ka-zandığı iyilik lehine, ettiği kö-tülük de aleyhinedir.
Bak. En'am, 152, Araf, 42, Müminun, 62, Talak, 7, Bakara, 233
17785. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ümmetimden hata, unutkanlık ve mecbur olundukla-rı şey kaldırılmıştır."
17786. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Üç kimseden (teklif) kalemi kaldırılmıştır: İyileşinceye kadar aklını kaybeden deliden, uyanıncaya kadar uyuyan kimse-den ve ihtilam oluncaya kadar çocuktan."

17787. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah hiçbir kula hata veya mecburen yaptığı bir iş se-bebiyle azap etmez."
17788. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Dokuz şey ümmetim-den kaldırılmıştır: Hata, unutkan-lı, mecbur olundukları şey, bil-medikleri şey, güçlerinin yetme-diği şey, çaresiz kaldıkları şey, ha-set, kötüye yorumlamak ve dile getirilmediği müddetçe yaratılış hakkındaki vesvesede tefekkür."

17789. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Dokuz haslet ümme-timden kaldırılmıştır: Hata, unut-kanlık, bilmedikleri şey, güçleri-nin yetmediği şey, mecbur olun-dukları şey, zorlandıkları şey, kö-tüye yorumlamak, yaratılışta te-fekkür vesvesesi ve dilleriyle aşi-kar kılmadıkları müddetçe ha-set."

17790. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kullar, güçlerinin yet-tiği dışında bir şeyle emrolun-mamışlardır. O halde insanların emrolundukları her şeye güçleri yeter. Güçlerinin yetmediği şey onların sorumluluğundan kaldı-rılmıştır."
17791. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah kullarını güçle-rinin yettiğinden fazlasıyla mü-kellef kılmamıştır." İmam daha sonra farzları zikrederek şöyle buyur-muştur: "Onları güçleri daha faz-lasına yettiği halde yılda bir ay oruç tutmakla mükellef kılmış-tır."

17792. İmam Ali (a.s) kendisine insanların, "la havle ve la kuvvete illa billah" (Allah'tan başka bir güç ve kuvvet yoktur) sözü hakkında soru-lunca şöyle buyurmuştur: "Biz Allah ile birlikte bir şeye sahip değiliz; sadece O'nun bizi sahip kıldığı şeylere sahibiz. O halde bizi, biz-den daha çok sahibi olduğu bir şeye sahip kıldığı zaman bize so-rumluluk yüklemiştir; bizden onu geri aldığı zaman da sorumluluğu üzerimizden kaldırmıştır."

465. Ko-nu

et-Tekel-luf
Zorlu-ğa Düş-mek

Bihar, 73/394, 143. Bölüm; et-Tekellof ve'd-De'va
Kenz'ul-Ummal, 3/805; et-Tekellof

bak.
ez-Ziyafet, 2397. Bölüm

3509. Bölüm
Tekellüf

Kur'an:
"De ki: "Buna karşılık siz-den bir ücret istemiyorum. Kendiliğimden bir şey iddia eden kimselerden de deği-lim."
17793. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah Muhammed'i (s.a.a) üç şeyden beri kılmıştır: Allah'a yalan isnat etmek, nefsani istekler üzere konuşmak ve ken-dini zorluğa düşürmek."

17794. Misbah'uş-Şeria'da şöyle yer almıştır: "Allah Resulü (s.a.a) şöy-le buyurmuştur: "Biz Peygamber-ler grubu, emin, takva sahibi ve tekellüften (kendini rağbet üzere değil de zorla bir işe zorlamak-tan) beri kimseleriz."

17795. Misbah'uş-Şeria'da şöyle yer almıştır: "İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kendini zorla bir işe zorlayan kimse her ne kadar doğru amel etse de hatakardır ve gönüllü yapan kimse de her ne kadar hata etse de ameli doğru-dur."

17796. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Müslümanlar Allah Re-sulü'ne (s.a.a) şöyle arzettiler: "Ey Allah'ın Resulü! Eğer kendilerine üstün geldiğin kimseleri İslam'ı kabul etmeye zorlasaydın, sayıları çoğalırdı ve böylece de düşmanlarımız karşısında güçlü olurduk." Allah Resulü şöyle bu-yurdu:

"Ben aziz ve celil olan Al-lah'ı hakkında bana bir şey bu-yurmadığı bir bidat içinde gör-mek istemiyorum: "Kendili-ğimden bir şey iddia eden kimselerden de değilim."
17797. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dostlarının en kötüsü kendisi sebebiyle zahmet ve te-kellüfe düştüğün kimsedir."

17798. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kardeşlerin en kötüsü tekellüfe sahip olan kimsedir."
17799. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "En tatlı hayat tekellüfleri bir kenara itmektir."
17800. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Tekellüf (gösteriş,) mü-nafıkların ahlakındandır."

17801. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dostluk ve ülfetin en kötüsü tekellüf ile birlikte olan-dır."
17802. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "En büyük tekellüf seni ilgilendirmeyen şeylerle meşgul olmandır."
17803. İmam Hasan (a.s) , kendisi-ne, "Tekellüf nedir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Seni ilgilendir-meyen şeyler hususunda konuş-mamandır."

17804. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Tekellüfleri kenara it-mek, (insan için) en üstün azık-tır."
17805. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim seni gücünün olmadığı bir şeyle mükellef kılar-sa senin kendisine itaat etmemen hükmünü vermiştir."

17806. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim kendisini, hakkında ilminin olmadığı bir şey hususunda tekellüfe düşürürse işini zayi etmiş ve arzusuna ulaşmamış olur."
17807. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Şu on kişi kendisini ve diğerlerini sıkıntı ve zahmete dü-şürür: Az bir ilme sahip olduğu halde kendisini zahmete düşüre-rek insanlara fazla bir şey öğret-meye çalışan kimse…"
17808. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dostluğun zorluğa düşü-rücü, nefretin ise yok edici olma-sın. Dostunu itidal ölçüsünce sev ve düşmanına da ölçü üzere düşmanlık et."

17809. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Allah'ın koruduğu dışın-da tüm insanlar nakıs ve kusurlu-dur. Soru soranlar inatçıdırlar, cevap verenleri ise cevap vermede külfet içindedirler."
17810. Resulullah (s.a.a) , bir dua-sında şöyle buyurmuştur: "Bana merhamet et ki beni ilgilendir-meyen işlerde kendimi zorluğa düşürmeyeyim."


3510. Bölüm
Kendisini Tekellüfe Düşüren Kimsenin Nişa-neleri

17811. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kendisini tekellüfe düşü-ren kimsenin üç nişanesi vardır: Kendinden üstündekilere isyan ile savaş açar, altındakilere galebe ile zulmeder ve zalimleri güçlen-dirir."
17812. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Ama mütekellif insanın (ilim iddiasında bulunan alimin) nişanesi ise dört şeydir: Kendisiy-le ilgisi olmayan hususlarda tartı-şır, üstündekilerle mücadele eder, ulaşamayacağı şeylere el uzatır ve tüm çabasını kendisini kurtarma-yacak şeylerde harcar."

17813. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kendisini tekellüfe düşü-ren kimsenin üç nişanesi vardır: Huzurda dalkavukluk eder, arka-dan insanı kötüler. (başkalarının) musibet ve zorluğuna sevinir."
17814. Lokman (a.s) çocuklarına şöyle buyurmuştur: "Kendini tekel-lüfe düşüren kimsenin üç nişanesi vardır: Üstündekilerle çatışır, bilmediği şeyi söyler ve ulaşama-dığı şeylere el uzatır."

17815. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bazı alimler kendisini fetva makamına oturtur ve şöyle der: "Benden istediğiniz şeyi so-run." Oysa belki de bir harfi bile doğru değildir ve Allah kendini zorluğa düşüren kimseleri (ilmi olmadığı halde alim görünenleri) sevmez."
17816. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Sadece emir, memur veya kendini tekellüfe düşüren (gösteriş yapan) kimse hikaye söyler. "

17817. İmam Hasan (a.s) kendi-sine, "Tekellüf nedir?" diye soran Müminlerin Emiri'ne şöyle buyurmuştur: "Sana eman vermeyen birine sarılman ve seni ilgilendirmeyen şeyleri düşünmendir."

17818. İmam Ali (a.s) kendisine kader hakkında sorulunca şöyle bu-yurmuştur: "Karanlık bir yoldur, o yola girmeyiniz; derin bir deniz-dir, ona dalmayınız; ilahi bir sır-dır, onu keşfetmek için kendinizi zahmete düşürmeyiniz."
17819. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Bilmediğin şeyler husu-sunda konuşmayı terk et ve mü-kellef olmadığın şeyler hususunda konuşmaktan vaz geç."

17820. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Bil ki ilimde derinleşen-ler; örtülüp gizlenmişleri tefsir etme hususunda bütün bilgisiz-liklerini ikrar edişlerinin, ken-dilerini büyük gayb kapılarına girmekten müstağni kıldığı kim-selerdir.

İlimleriyle kuşatıp-kavrayamadıkları şeylerdeki aciz-liklerini itiraf etmeleri sebebiyle Allah da onları övmüştür. Allah, onların, künhünden bahsetmekle mükellef kılınmadıkları şeylerde derinleşmemelerini, "ilimde de-rinleşme" olarak isimlendirir."

17821. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Allah size (oruç, namaz ve hac gibi) bir takım şeyleri farz kılmıştır; o halde onlar zayi et-meyin…" Bazı şeyler hakkında susmuştur; unuttuğundan değil-dir. O halde onları elde etmek için kendinizi zahmete atmayın.
17822. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Üstlendiği işi ihmal edip, başkalarına bırakılan işe girişen kimse düşüncesiz aciz bir kimse-dir."

466. Ko-nu

el-Kelam
Söz-Kelam

Bihar, 71/274, 78. Bölüm; es-Sukut ve'l-Kelam
Şerh-i Nehc'ül-Belağa-i İbn-i Ebi'l-Hadid, 7/87, Medh-u Kıllet'il-Kelam ve Zemmu kisretih
Bihar, 71/309, 79. Bölüm; Kevl'ul-Hayr ve'l-Hekl'ul-Hasen ve't-Tefekkur fi ma yetekellem
Kenz'ul-Ummal, 3/561, 837; et-Teşeddek-u fi'l-Kelam

bak.
46. konu, el-Belagat; 85. konu, el-Cevab; 303. konu, es-Semet; 420. konu, el-Fesahat; 473. konu, el-Lisan; el-İstima', 1899. Bölüm; el-Marifet (3) , 2654. Bölüm

3511.Bölüm Söz

Kur'an:
"Kudret isteyen kimse bil-sin ki, kudret, bütünüyle Al-lah'ındır. Güzel sözler O'na yükselir, o sözleri de salih amel yükseltir. Kötülük yap-makta düzen kuranlara, onla-ra, çetin azâb vardır. İşte bun-ların kurdukları düzenler boşa çıkar."
17823. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Sözün ekildiği yer kalp-tir. Sözün ambarı düşünce takvi-yet edicisi akıl, aşikar kılıcısı dil, cismi harfler (ve kelimeler) ruhu mana, süsü i'rab (doğru ve anlaşı-lır bir şekilde beyan etmek) ve düzeni ise dürüstlüktür."

17824. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Bir yağ parçasıyla gören, bir et parçasıyla konuşan, şu in-sana şaşırın doğrusu!"
17825. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsan için iki fazilet var-dır: Akıl ve konuşma. İnsan ak-lıyla faydalanır ve konuşmasıyla fayda verir."
17826. İmam Ali'ye (a.s) "Allah-u Teala'nın yaratıklarından hangisi da-ha güzeldir?" diye sorduklarında "Kelamdır (sözdür) " buyurdular. "hangisi daha kötüdür?" diye sorduklarında ise yine, "kelamdır" buyurdular. Daha sonra ise şöyle buyurdular: "İnsanın yüzünü ağartan da karartan da kelamdır."

17827. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bazen insan Allah'tan hoşnutluk üzere konuşur ve o sözünün ulaşması gereken yere ulaştığını tahmin etmez. Ve Al-lah-u Teala o söz sebebiyle ken-disiyle görüşeceği güne kadar hoşnutluğunu yazar. Bazen de insan Allah'ın gazabı ve öfkesi üzere konuşur sözünün ulaşacağı yere ulaştığını bilemez. Allah da o söz sebebiyle kendisiyle görü-şeceği güne kadar ona gazap ve hoşnutsuzluğunu yazar."
bak. 3524. Bölüm

3512. Bölüm
Sözün Büyük Tesiri

17828. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Saldırıştan daha tehlikeli nice söz vardır."
17829. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kadının sureti (güzelliği) yüzündedir. Erkeğin sureti (gü-zelliği) ise sözündedir."
17830. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Nice söz kılıç gibi kes-kindir."
17831. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Nice söz derin bir şekil-de yaralar."
17832. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Nice söz oktan daha et-kilidir."
bak. eş-Şi'r, 2025. Bölüm; el-Cihad (1) , 575. Bölüm; el-Ma'ruf (2, 2699, 2700. Bölümler

3513. Bölüm
Çirkin Sözden Sakın-mak

17833. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Çirkin söz söylemekten sakın, zira çirkin söz aşağılık kimseleri etrafına toplar ve yüce insanları senden uzaklaştırır."
17834. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Çirkin sözden sakın zira çirkin söz kalpleri kin ile doldu-rur."
17835. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Asla cevabından rahatsız olacağın bir söz söyleme."
17836. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kimin sözü kötü olursa bir çok azar işitir."

17837. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kimin sözü kötü olursa nasibi de kötü olur."
17838. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her ne kadar cevap vermekten aciz kalsan da kötü söz söyleme."
17839. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Aşağılık kimselerin me-todu çirkin söz söylemektir."
17840. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Çirkin söz söylemek de-ğerini ve insanlığını lekeler."
17841. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kötü dilli olmak insanın makam ve mevkisini lekeler ve kardeşliği ortadan kaldır."

3514. Bölüm
Boş Sözden Kaçınmaya Teşvik

17842. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın anlayışının ni-şanesi çok az boş konuşması-dır."
17843. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın İslam'ının gü-zelliğinin nişanesi boş konuşmayı terk etmesidir."
17844. İmam Ali (a.s) boş konuşan birinin yanından geçince şöyle buyur-muştur: "Bil ki sen amellerini ya-zan koruyucu iki meleğe bir yazı yazdırıyorsun ve onu rabbine gönderiyorsun. O halde sana faydalı olacak bir söz söyle ve boş sözler konuşmayı terk et."

17845. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ebuzer şöyle demiştir: "Dünyayı iki kelime karar kıl: Bir kelimeyi helal rızık talep etmek için, diğer kelimeyi ise ahiretin için, üçüncü kelime ise sana zarar verir hiçbir fayda ulaştırmaz. O halde ondan sakın."
17846. İmam Hüseyin (a.s) İbn-i Abbas'a şöyle buyurmuştur: "Sakın boş söz söyleme! Zira senin için günahtan korkuyorum. Yerinde olmadıkça faydalı bir söz dahi söyleme."

17847. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların en günah-karı en çok boş konuşan kimse-lerdir."
17848. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kıyamet günü en çok günahı olan kimse en çok boş konuşan kimsedir."

3515. Bölüm
Çok Konuşmayı Kına-mak

17849. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Çok konuşmaktan sakın. Zira fazla konuşmak senin ayıp-larını aşikar kılar ve düşmanları-nın dinmiş kinlerini senin aleyhi-ne tahrik eder."

17850. İmam Rıza (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her fazlalığın fazla bir söze ihtiyacı vardır."
17851. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Alim asla boş şey ko-nuşmaz."
17852. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Ne mutlu malından fazla kalanı infak edene, dilini çok ko-nuşmaktan alıkoyana."
17853. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Ne dünyada kendisine fayda veren ve ne de ahirette kendisi için bir sevap yazılan boş söz konuşan kimseye şaşarım."

17854. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kendisinden nakledildi-ğinde ona zarar veren ve nakle-dilmediğinde ise kendisine hiçbir fayda vermeyen boş sözler konu-şan kimseye şaşarım."
17855. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İyiliği emretmek, kö-tülükten sakındırmak ve aziz ve celil olan Allah'ı zikretmek dışın-da insanoğlunun her sözü kendi yararına değil zararınadır."

17856. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsan bazen konuşur ve kötü bir niyeti yoktur, sadece insanları güldürmek ister (ama bu işi sebebiyle) göklerden daha uzak olan derin bir uçuruma yu-varlanır."

17857. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bilin ki bazen sizden birisi insanları güldürmek için konuşur, o sebeple de gökten daha uzak olan derin bir uçuru-ma yuvarlanır. Bilin ki bazen de sizden biri dostlarını güldürmek için bir söz söyler ve o söz sebe-biyle de Allah kendisine gazap eder ve cehenneme götürülme-dikçe ondan asla razı olmaz."
17858. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bazen insan bir mız-rak ölçüsünde cennete yakınlaşır ve sonra bir söz söyler Sen'a şeh-rinden uzak bir mesafe miktarın-da cennetten uzaklaşır."

3516. Bölüm
Boş Konuşmaktan Sa-kınmak

17859. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Boş konuşmaktan sakın, zira boş konuşmanın en küçük zararı kınanmadır."
17860. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Boş konuşmaktan sakın zira her kim boş konuşursa gü-nahları da çok olur."
17861. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Konuşma hususunda aciz kalmanın çirkinliği boş ko-nuşan insanın (dil) yarasından daha iyidir."
17862. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Çok konuşmak utanç kazandırır."
17863. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Çok konuşmak arkadaş-ları usandırır ve başkanı hürmet-siz kılar."
17864. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Boş konuşmak insanı durum değiştiren tehlikeli olayla-ra yaklaştırır."
17865. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Boş konuşmak cana za-rar verir."

3517. Bölüm
Çok Konuşmaktan Sa-kınmak

17866. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Çok konuşmak sözün haşiyelerini genişletir, anlamları azaltır ve neticede söz için bir son ve netice görülmez ve hiç kimse ondan istifade edemez."
17867. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Çok konuşmaktan sakın zira çok konuşmak sürçmeleri ar-tırır ve insanı usandırır."

17868. Hızır (a.s) Musa'ya (a.s) yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "Asla çok konuşma. Zira çok konuşmak alimleri lekeler ve aklı hafif kimselerin kötülüklerini aşi-kar kılar."
17869. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim çok konuşursa saçmalamaya başlar ve her kim de düşünürse basiret elde eder."

17870. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Sözün afeti uzun ko-nuşmaktır."
17871. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim sözü uygun ol-madığı bir şekilde uzatırsa şüphe-siz kendisini kınanmaya maruz bırakmıştır."
17872. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Çok konuşmak usandı-rır."
17873. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Çok konuşmak hikmet sahibi kimseyi kaydırır, sabırlı kimseyi bezdirir. O halde fazla konuşma ki usandırırsın ve az konuşma ki horlanırsın."

3518. Bölüm
Çok Konuşmak Kalbi Öldürür

17874. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın zikri dışında çok konuşmayın. Zira Allah'ın zikri dışında çok konuşmak kal-bin katılaşmasına sebep olur. İn-sanlardan Allah'a en uzak olan kimse ise kalbi katı olan kimse-dir."
17875. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim çok konuşursa hataları da çok olur. Her kim çok hata ederse haya ve utanması azalır ve her kimin de haya ve utanması azalırsa takvası azalır ve her kimin de takvası azalırsa kalbi ölür ve her kimin de kalbi ölürse ateşe girer."

17876. Hz. Mesih (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın zikri dışında fazla konuşmayınız. Zira Allah'ın zikri dışında çok konuşanların kalbi katılaşır ama bunu bilmez-ler."
17877. Mirac hadisinde şöyle yer al-mıştır: "Ey Ahmed! Susmayı bil, zira en şen ve bayındır meclis sa-lihlerin ve susanların kalpleridir, en bozuk meclis ise boş konu-şanların kalpleridir."
bak. el-Kalb, 2406. Bölüm

3519. Bölüm
Az Konuşmayı Övmek

17878. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın İslam'ının gü-zelliğinin nişanelerinden biri de boş konuşmayı azaltmasıdır."
17879. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Az konuşan kimsenin ayıpları yok olur."
17880. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Az konuş ki kınanmak-tan güvende olasın."
17881. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Akıl kemale erince ko-nuşmak azalır."

17882. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ben insanın ilminin ölçüsünün aklının ölçüsünden fazla olmasını hoş görmediğim gibi insanın dilinin ölçüsünün de ilminin ölçüsünden fazla olmasını hoş görmüyorum."
17883. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Eskiden ilahi bir karde-şim vardı… (Hak söze yenilir, sessizliğe yenilmezdi (hakkı kabul edip susardı.) Sessizliğe konuş-maktan daha haristi."

17884. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Eğer canının esenlikte olmasını ve ayıplarının gizli kal-masını istiyorsan az konuş ve çok sessiz kal ki düşüncen artsın ve kalbin nurlansın."
17885. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Münezzeh olan Allah kulunun maslahatını dilerse kal-bine az konuşmayı, az yemeyi ve az uyumayı ilham eder."
17886. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Az konuşmak ayıpları örter ve günahları azaltır."
17887. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Az konuşmak ayıpları örter ve insanı sürçmelerden gü-vende kılar."
bak. 3523. Bölüm

3520. Bölüm
Konuşmacı ve Sözün Bağı

17888. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Konuşmadığın sürece söz senin bağındadır (mahku-mundur) ; söylediğin zaman sen onun bağındasın (mahkumusun) . O halde altın ve gümüşünü ko-ruduğun gibi, dilini de koru. Nice bir söz vardır ki, nimeti elden alır ve azabı celp eder."
17889. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Konuştuğun zaman o sözün sana malik olur, onu söy-lemediğin zaman ise sen ona ma-lik olursun."

17890. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dilini koru, şüphesiz söz insanın ipinde esirdir. Onu salı-verdiği zaman kendisi o sözün ipinde esir olur."
17891. İmam Hadi (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Cahil kimse kendi di-linin esiridir."

17892. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Suskunluk pişmanlıktan güvende olma sebebidir. Suskun-luğun sebebiyle kaybettiğin şeyle-ri elde etmek konuşman sebebiyle kaybettiğin faydaları telafi et-mekten daha kolaydır. Kaba olan şeyin korunması kapağının ka-panmasıyladır."

17893. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Sessiz kalışınla kaybettik-lerini telafi etmen, konuşmanla kaybettiklerini telafi etmenden daha kolaydır. Kabın içindekini korumak, ağzını sıkı kapamakla mümkündür."

3521. Bölüm
Söz, Amelin Bir Parçası Konumundadır

17894. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Senin sözün senin için korunur ve amel defterine kalıcı olarak yazılır. O halde sözünü seni (Allah'a yaklaştıracak) şey-lerde karar kıl."
17895. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Sözünü amelinin bir parçası sayan kimsenin faydalı şeyler dışındaki sözü azalır."

17896. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Sözünün de amelinden sayıldığını bilen kimse, zaruret dışında konuşmaz."
17897. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim sözünün ameline oranla konumunu bilirse boş şeylerdeki sözü azalır."
17898. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim sözünün ameline oranla konumunu görür-se boş şeylerdeki sözü azalır."
17899. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Sözünü amelinden sa-yılmayan kimsenin hataları çok olur ve azabı hazır bulunur."
17900. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Sözü sebebiyle sorguya çekileceğini bilen kimse sözlerini kısa tutmalıdır."

3522. Bölüm
Her Bildiğini Aşikar Kılmayı Kınamak

17901. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sözümü işitin. Şüphe-siz bu, el ve ayakları siyah çizgili kül rengi develerden sizler için daha hayırlıdır. Sizden hiç kimse sözü için uygun yer bulmadıkça konuşmasın ve bir çok faydalı şeyleri de diliyle ifade etmesin. Zira bir çok kimse yersiz yerde konuştuğu için o sözüyle kendisi aleyhine cinayet işlemiş olur."

17902. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Bilmediğin şeyleri söy-leme; hatta bildiğin her şeyi bile söyleme. Zira Allah tüm organla-rına bir takım şeyler farz kılmış-tır; kıyamet günü onlarla sana de-lil getirecektir."
17903. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanın bildiği her şeyi söylememesi akllılığındandır."

17904. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Bildiğin her şeyi söyle-me, zira bu iş cehaletin gösterge-sidir."
17905. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Duyduğun her şeyi in-sanlar için nakletme; bu ahmaklı-ğın nişanesidir."
17906. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın yalancı olması için işittiği her şeyi söylemesi ye-terlidir."
bak. el-Kizb, 3461. Bölüm

3523. Bölüm
Söz İlaç Gibidir

17907. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Söz ilaç gibidir. Azı fay-da verir, çoğu ise öldürür."
17908. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Söz azalınca doğru söz çoğalır, cevaplar çoğalınca doğru cevap tanınmaz olur."
17909. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Akıllı kimse ya ihtiyacı veya delili için konuşur."

17910. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Söz iki çirkin haslet ara-sında yer almıştır: Çok konuşmak ve az konuşmak. Zira çok ko-nuşmak boş konuşma ile sonuç-lanır. Az konuşmak ise konuş-mada acizliğin ve güçsüzlüğün göstergesidir."
17911. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Akıllı kimsenin sözü doğru olunca ilaç, doğru olmadı-ğı taktirde hastalıktır."


3524. Bölüm
Konuşmanın Sessizlik-ten Üstün Oluşu

17912. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) kendisine, "Konuşmak mı daha üs-tündür yoksa sessiz kalmak mı?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Her ikisinin de bir takım afetleri var-dır. Eğer her ikisi afetten uzak kalırsa o taktirde konuşmak sessiz kalmaktan daha üstündür." Kendisine, "Nasıl olur ey İbn-i Resulillah?"

diye arzedilince İmam şöyle buyurdu: "Zira aziz ve celil olan Allah peygamberle-rine ve vasilerine susmayı em-retmemiştir. Aksine onları söz ve kelam ile göndermiştir. Ne cennet susmakla birisine layık görülmüş, ne velayet ve Allah dostluğu birisine farz kılınmış ne de birisi susmakla ateşten uzak kalmıştır. Aksine bunların tümü söz ve konuşma vasıtasıyla hasıl ol-muştur."

17913. İmam Bakır (a.s) huzurun-da çok konuşan birisine şöyle buyur-muştur: "Ey adam! Sözü ve ko-nuşmayı küçümsüyorsun. Bil ki aziz ve celil olan Allah peygam-berlerini gönderince onları altın ve gümüşle göndermedi aksine onları söz ve konuşmayla gön-derdi. Aziz ve celil olan Allah söz, delil ve nişaneler yoluyla kendisini yaratıklarına tanıttı."

17914. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Söz canların rahatlığı, sessizlik ise aklın rahatlığıdır."
17915. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hak söz söylemek, ko-nuşmaktan aciz kalmaktan ve sessiz kalmaktan daha hayırlı-dır."
bak. 3511. Bölüm

3525. Bölüm
Susmanın Konuşmak-tan Üstünlüğü

17916. Hz. Lokman (a.s) çocuğuna şöyle buyurmuştur: "Ey oğulcağı-zım! Eğer sözün gümüşten oldu-ğunu sanıyorsan bil ki konuş-mamak altındandır."
17917. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Suskunluk altın, söz ise gümüştür."
17918. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mümin kul sessiz kal-dığı müddetçe iyilik sahibi olarak yazılır. Ama konuşunca ya iyilik sahibi olarak yazılır veya kötü kimse olarak."

17919. Davud (a.s) Süleyman'a (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey oğulcağızım! Hayır dışında uzun süre susmaktan ayrılma. Zira uzun süre susmaktan dolayı bir defa pişmanlık, çok konuşmaktan dolayı defalarca pişmanlıktan daha hayırlıdır. Oğulcağızım! Eğer söz gümüş ise bil ki suskunluğun altından olması revadır."
Şöyle diyorum: Bu iki Bölüm-deki hadislerin arasını bulmak ve ortak bir yorum çıkarmak için dikkatlice düşünülmelidir."

3526. Bölüm
Övülmüş Sessizlik

17920. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Cehalet üzere konuş-makta hayır olmadığı gibi hikmet hususunda susmakta da hayır yoktur."
17921. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İçinde düşünce olmayan her sessizlik gaflettir."
17922. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ı zikreden kimse için sessizlik ibadettir."
17923. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Düşüncesiz suskunluk dilsizliktir."

17924. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Alim insan için ilmini beyan hususunda susması doğru değildir. Cahil insan için de ceha-leti üzere susması doğru değildir. Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: "Eğer bilmiyorsanız zikir eh-line sorun."
17925. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim bir yere girerse bir tür şaşkınlık içinde olur. O halde onunla konuşarak onu aç-maya çalışın."
bak. el-bid'at, 334. Bölüm; 349. Konu, el-Ma'ruf (2) ,

3527. Bölüm
Konuşmaktan Üstün Olan Sessizlik

17926. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Sana vakar ve azamet bağışlayan suskunluk, utanç örten sözden daha hayırlıdır."
17927. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Ardından sana esenlik veren suskunluk, senin kınanma-na neden olan sözden daha ha-yırlıdır."

17928. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Sana yücelik elbisesini giydiren suskunluk, sana pişman-lık getiren sözden daha hayırlı-dır."
17929. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Suskunluk kötülüğü (amellerin katibi olan meleklere) yazdırmaktan daha hayırlıdır. İyi-liği yazdırmak ise suskunluktan daha hayırlıdır."

17930. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Suskunluk yalan söyle-mekten daha hayırlıdır."
17931. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Konuşmak hususunda acizlik, boş konuşmaktan daha hayırlıdır."