Mizan'ul Hikmet-11.Cilt
 


3469.Bölüm Yalancı Arzulardan Sakındırmak


17490. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hükmü duyduğunda tabi olana, olgunluğa çağırıldığında gelene, Allah rahmet etsin… he-vasına karşı direnen, gönlünün yersiz isteklerini yalanlayana da."
17491. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Allah korkusu (takva) Allah'ın dostlarını O'nun koymuş olduğu haramları çiğnemekten alı-koyar… Öyle ki onların yor-gunluk yerine rahat, susuzluk ye-rine suya kanmışlığı tercih ettikle-ri görülür. Ölümün yakın oldu-ğunu gördüklerinden salih amele koşarlar. Emellerini yalanlar, ecellerini gözetirler."

17492. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Eceli hatırlamak kalbi-nizden silinmiş, yalan istekler sizi kuşatmış, dünya sizi ahiretten fazla avucuna almış, çabuk elde edilen dünya nimeti, zamanla elde edilecek ahireti gönüllerinizden çıkarmıştır."
17493. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Bu yollar sizi nereye gö-türüyor? Karanlıklar ne zamana kadar sizi şaşırtacak, yalanlar ne zamana kadar aldatacak sizi?"
bak. el-Emel, 115. Bölüm; ed-Dunya, 1228, 1229. Bölümler

458. Ko-nu

el-Kerem
Kerem-Yücelik

Bihar, 75/140, 55. Bölüm; Hadd'ul-Keramet ve'n-Nehy an'il-Redd'il-Keramet
Kenz'ul-Ummal, 9/153; et-Ta'zim ve'l-Kıyam

bak.
469. konu, el-Le'um; ed-Devlet, 1280. Bölüm; ez-Zafer, 2441. Bölüm; el-Afv (2) , 2769. Bölüm; el-Hulk, 1108, 1112. Bölümler; el-Gaflet, 3101. Bölüm; el-Ecir, 9. Bölüm

3470. Bölüm
Yücelik

17494. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Erkeğin yüceliği dini-dir."
17495. İmam Hasan (a.s) "yücelik nedir?" diye sorlunca şöyle buyurmuş-tur: "Yücelik istemeden vermek ve kıtlıkta doyurmaktır."

17496. İmam Hasan (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yücelik isteyerek ih-sanda bulunmak ve istenmeden önce vermektir."
17497. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Üç şey insanın yüceli-ğinin göstergesidir: Güzel huy, öfkesini yenmek ve gözlerini ha-ramdan kaçındırmak."

17498. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanın yüceliğinin nişa-nesi güzel yüzlülüğü ve iyiliği-dir."
17499. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yücelik suç ve kusura tahammül etmektir (intikam al-mamaktır) ."
17500. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yücelik güzel sabret-mektir."

17501. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yücelik (insanların) ce-zalarını yüklenmektir."
17502. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yücelik haysiyeti maldan üstün tutmaktır. Aşağılık ise malı şahsiyetlere tercih etmektir."
17503. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yücelik bağışta bulun-mak ve vaat ettiği şeyi yerine ge-tirmektir."
17504. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yücelik diline sahip ol-mak ve bağışta bulunmaktır."
17505. Resulullah (s.a.a) yücelik sa-hibi kimseler hakkında sorulunca şöy-le buyurmuştur: "Mescitlerde dü-zenlenen Allah'ı zikretme toplan-tılarıdır."

17506. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yücelik gerçekte günah-lardan uzak durmaktır."
17507. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yücelik iyilik karakterine sahip olmak ve aşağılıktan sa-kınmaktır."
17508. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Nefsinin isteklerine ma-lik ol ve nefsine karşı sana uygun olmayan şeyler hususunda cimri davran. Zira nefsine karşı cimri davranman gerçekte yücelik ve bağıştır."
17509. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yücelik, yüce himmetin neticesidir."

17510. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim kendisi için yü-celiğe inanırsa, nefsani istekleri gözüne düşük gelir."
17511. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim kendisi için bir yüceliğe inanırsa dünya gözüne düşük gelir."
17512. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yumuşak huyluluk yüce-liktendir."

17513. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Verilen sözlere vefalı davranmak, yüceliktendir."
17514. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kaybettiği zamana ağla-ması, vatanına iştiyak duyması ve eski dostlarını koruması, insanın yüceliğindendir."

17515. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yücelik akrabalıktan da-ha duygulandırıcıdır."
17516. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanın kendisini yüceli-ğe zorlaması güzel bir huydur."

3471. Bölüm
Keramet ve Yücelik

17517. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Allah size İslam'ı seçti ve onunla sizi halis kılmak istedi. İs-lam, bütün yücelikleri toplayan, esenlik bildiren bir addır."
17518. İmam Ali (a.s) , cennet ehli-nin sıfatı hakkında şöyle buyurmuş-tur: "Onlar ahiret yurduna girin-ceye kadar da ilahi kerametlere erişen ve yolculukların zahmetin-den güvenliğe ermiş kimseler-dir."
17519. İmam Ali (a.s) , hakeza şöy-le buyurmuştur: "O halde kalıcı bir akıbete ve güzel/tatlı bir keramet ve yüceliğe ulaştılar."

17520. İmam Ali (a.s) , hakeza şöy-le buyurmuştur: "Etraflarını me-lekler almış, üzerlerine bir sekine ve huzur inmiş, göklerin kapıları kendilerine açılmış, onlar için Al-lah'ın bildiği bir yerde keramet koltukları hazırlanmış."
bak. eş-Şehadet, 2114. Bölüm 9782. Hadis

3472. Bölüm
Kerim ve Yüce İnsan

Kur'an:
"Fakat nankörlük eden bil-sin ki Rabbim müstağnidir, kerem sahibidir" dedi."
"Ey insanoğlu! Rabbine karşı seni aldatan nedir?"
"Kur'an şerefli bir elçinin getirdiği sözdür."
17521. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz Allah-u Tea-la kerimdir ve kerem sahibi kim-seleri sever."
17522. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz rabbiniz ha-ya ve yücelik sahibidir."
17523. Urve şöyle diyor: "Allah yücelerin en yücesidir."

17524. Ömer b. Ebi Seleme şöyle diyor: "Şüphesiz Allah Resulü (s.a.a) hayalı ve yüce bir insan-dı."
17525. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz yüce oğlu yüce oğlu yüce oğlu yüce, İbra-him'in oğlu İshak oğlu Yakub oğlu Yusuf'tur."
17526. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Ben, yüce bir insanla ta-nışmaya nefis ve değerli bir cev-heri elde etmekten daha çok rağ-bet duyarım."

17527. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Şüphesiz yüce insan yü-zünü ateşin zilletinden yüce tutan insandır."
17528. İmam Seccad (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yüce insan ihsandan dolayı sevinir, aşağılık insan ise mal ve mülküyle övünür."
17529. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan kendisine muhabbet edilince yumuşar. Aşağılık insan ise kendisine yu-muşak davranılınca katılaşır."

17530. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan kendisine kaba davranılınca kabalaşır ve kendisine yumuşak davranılınca da yumuşar."
17531. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan güler yüzlü kimsedir. Aşağılık insan ise ham ve toydur."
17532. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan, görmezlik-ten gelir ve kanmış gözükür."
17533. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan, ihsanı başla-tan kimsedir."

17534. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan aza teşekkür eder. Aşağılık insan ise çoğa bile teşekkür etmez."
17535. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan, şüphesiz ih-san eden kimsedir. Aşağılık kimse ise çok minnet eden kimsedir."
17536. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan verişi alışın-dan öne geçen kimsedir."
17537. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan elinde mev-cut olanı bağışlayan kimsedir."
17538. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan haramlardan uzak duran ve ayıplardan münez-zeh olan kimsedir."
17539. İmam Hasan (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yüce insanın bağışla-masının en uygun zamanı günah-kar için özür meydanının daraldı-ğı zamandır."

17540. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan kendi nefsini iyiliklerine karşılık iyilik beklentisi içinde olmaktan yüce bilen kimsedir."
17541. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan aşağılık insa-nın övündüğü şeyden uzak du-rur."
17542. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan kudret sahibi olunca affeder, bir mal elde edin-ce bağışlar ve kendisinden bir şey istenilince temin eder."

17543. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan utancı kabul etmez, komşusuna ikramda bu-lunur."
17544. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan iyiliklerini kendi boynunda ödemesi gereken bir borç bilir. Aşağılık insan ise, geçmiş ihsanlarını başkalarının boynunda tekrar alması gereken bir borç bilir."
17545. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan sana muhtaç olunca, seni muaf görür. Sen ona muhtaç olunca da senin ihtiyacını giderir. Aşağılık insan ise sana muhtaç olduğunda seni bezdirir ve sen kendisine muhtaç oldu-ğunda ise seni zahmet ve sıkıntıya düşürür."

17546. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan kudret elde ettiğinde affeder, hükümeti ele geçirdiğinde adaletli davranır, kö-tülük etmekten uzak durur ve ih-sanını bağışta bulunur."
17547. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan Allah nez-dinde sevinçli ve ecir sahibidir. İnsanlar içinde ise sevimli ve say-gındır."
17548. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan haysiyetini malıyla koruyan kimsedir. Aşağı-lık insan ise, malını haysiyetiyle koruyan kimsedir."

17549. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan, kullara güzel davranan kimsedir."
17550. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insanın vaad ettiği şey, nakittir ve acildir."
17551. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan bir şey vaad edince onu yerine getirir. Bir şey hakkında uyarınca da affeder."

17552. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insanın düşmanlığı, aşağılık insanın dostluğundan daha zararsızdır."
17553. İmam Askeri (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yüce insanın bağışı, seni onun nezdinde sevimli kılar. Aşağılık insanın bağışı ise seni onun nezdinde aşağılık kılar."
17554. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Horluk içinde yüce in-sanlarla birlikte olmak ihsan üze-re aşağılık kimselerle birlikte ol-maktan daha hayırlıdır."

17555. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan çok ihsanda bulunmakla tanınır."
17556. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insanın devleti onun faziletlerini ve güzelliklerini aşikar kılar. Aşağılık insanın dev-leti ise onun kötülüklerini ve ayıplarını ortaya çıkarır."
17557. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Eğer yüce biri olursan, sana ikramda bulunan kimse şüphesiz seni zahmet ve sıkıntıya sokmuş olur."

17558. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Rabbinden korkan kimse yücedir."
17559. İmam Seccad (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Selman-i Farsi (r.a) ve bir şahıs kendi aralarında tartıştı-lar. O şahıs Selman'a şöyle dedi: "Ey Selman! Sen kim olduğunu sanıyorsun?"

Selman şöyle dedi: "Benim ve senin her ikimizin de başlangıcı aşağılık bir nutfe, be-nim ve senin akıbetimiz ise kok-muş bir leştir. Kıyamet günü ol-duğunda ve (amellerin tartıldığı) terazi kurulduğunda her kimin terazisi ağır gelirse o yücedir ve her kimin terazisi de hafif gelirse o aşağılık olacaktır."

3473. Bölüm
Yüce İnsanların Ahla-kından Örnekler

Kur'an:
"Onlar yalan yere şahadet etmezler; faydasız bir şeye rastladıkları zaman yüz çevi-rip vakarla geçerler."
17560. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Samimiyet, yüce insanla-rın ahlakındandır. Hıyanet ve al-datıcılık ise aşağılık insanların huylarındandır."
17561. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Af ve bağışta acele dav-ranmak yüce insanların huyların-dandır. İntikam almakta acele davranmak ise aşağılık kimselerin hasletlerindendir."

17562. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İyilik ve ihsana koştur-manın fazileti yüce insanlara ait-tir."
17563. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insanların huyu, birbiri ardınca bağışta bulunmak ve iyilik etmektir. Aşağılık insan-ların huyu ise çirkin söz söyle-mektir."
17564. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insanların metodu ahdine vefa göstermek, aşağılık insanların huyu ise (verdiği sözle-rini) inkar etmektir."

17565. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insanların huyu bağışlamaktır."
17566. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insanların adeti iyi-lik etmektir. Aşağılık insanların adeti ise, başkalarını arkasından kötülemektir."

17567. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insanların zaferi af ve ihsan iledir."
17568. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insanların cezalan-dırması aşağılık insanların bağış ve affından daha güzeldir."

17569. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insanın esirgemesi, aşağılık insanın ihsan verişinden daha iyidir."
17570. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Esirgemeden bağışlamak yüce insanların hasletlerinden-dir."
17571. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insanların ruhları daha sabırlı ve çok daha taham-müllüdür."
17572. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insanların sevinci bağışta bulunmaktadır. Aşağılık insanların sevinci ise (başkaları-nın ihsanına) kötü karşılık ver-mektedir."

17573. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insanların lezzeti yedirmekte, aşağılık insanların lezzeti ise yemektedir."
17574. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yücelik sahibi kimseler, cimri ve aşağılık kimselerle dost-luktan kaçındıkları kadar ölüm-den kaçınmazlar."
17575. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanlardan kerem ve yüceliğe en layık kimse, yüce in-sanlarla tanınan kimsedir."
17576. İmam Ali (a.s) , ileride ola-cak olan fitne ve fesatları haber verdiği bir hutbesinde şöyle buyurmuştur: "Kötüler çoğalıp taşkınlıklar ar-tarken, iyiler iyice azalır. Bu za-man halkı kurt, sultanları cana-varlaşır."

17577. İmam Hüseyin (a.s) Aşura günü yaptığı konuşmaların birinde şöyle buyurmuştur: "Bilin ki bu zi-nazade oğlu zinazade, beni kılıç ve ölüm arasında serbest bırak-mıştır. Heyhat! O benim hakkın-daki bu isteğine ulaşamayacaktır. Zillet ve aşağılık bizden uzaktır. Allah Resulü, müminler, iffet sa-hipleri ve temiz atalarımız bizim aşağılık insanlara itaat etmeyi, yü-ce insanların ölümüne tercih et-memizi kabullenmezler."

3474. Bölüm
Yüce İnsanlardan Uzak Olan Hasletler

17578. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yalan ve hıyanet yüce insanların ahlakından değildir."
17579. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kötülüğe iyilikle karşılık vermeyen kimse yüce kimselerden değildir."
17580. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Utanç elbisesini giymek yüce insanların hasletlerinden değildir."
17581. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yüce insan kin tutmaz."

17582. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İntikam almakta acele davranmak yüce insanların has-letlerinden değildir."
17583. İmam Hasan (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim iyiliklerini sayarsa, bağışlayıcılığını ortadan kaldırmış olur."

3475. Bölüm
Yüce İnsanların Gaza-bından Sakındırmak

17584. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Acıktığı zaman yüce in-sanların gazabından ve doyduğu zaman aşağılık insanların azgınlı-ğından sakının."
17585. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kendisine aşağılık reva görüldüğünde, yüce kimsenin ga-zabından ve yüce kılındığında aşağılık insanların azgınlığından sakının."
17586. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hor gördüğünde yüce kimseden, yaraladığın zaman sa-bırlı kimseden ve acıttığın zaman cesur kimseden sakın."

17587. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hor gördüğün zaman yüce kimseden, yüce kıldığın za-man aşağılık kimseden ve bez-dirdiğin zaman sabırlı kimseden sakın."
17588. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Aç kaldığı zaman yüce kimsenin gazabından ve tok ol-duğu zaman aşağılık kimseden sakının."

3476. Bölüm
Yüce İnsanlara İkram-da Bulunmaya Teşvik

17589. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bir topluluğun yüce şahsiyeti yanınıza geldiğinde ona ikramda bulunun."
17590. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her topluluğun yüce şahsiyetine ikramda bulunun."

17591. Resulullah (s.a.a) biat et-mek için yanına gelen Cerir b. Abdul-lah'a şöyle buyurmuştur: "Ey Cerir! Neden geldin?" Cerir şöyle diyor: "Ben şöyle arzettim: "Ey Allah'ın Resulü! Sizin elinizle Müslüman olmaya geldim." Allah Resulü abasını onun için yere serdi ve ashabına dönerek şöyle buyurdu: "Bir topluluğun yüce şahsiyeti yanınıza geldiğinde ona saygı gösterin."

17592. İmam Ali (a.s) İran'lı esir-ler Medine'ye getirildiğinde Ömer b. Hattab kadınları satmak, erkekleri de köle edinmek istediği zaman ona şöyle buyurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kavmin yüce şahsiyetine saygı gösterin."
bak. 359. Konu "et-Tazim"; Kenz'ul Ummal, 9/153, 154. Bö-lümler; Vesail'uş Şia, 8/468, 68. Bölüm

3477. Bölüm
İkramda Bulunmak

17593. Resulullah (s.a.a) yastığa dayandığı bir haldeyken Selman yanı-na gelince sırtlığını ona verdi ve şöyle buyurdu: "Ey Selman! Her kim yanına gelen Müslümana saygı göstererek kendisine sırtlık verir-se, Allah onu mutlaka bağışlar."
17594. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim yanına gelen Müslümana saygı göstererek sırt-lık verirse Allah onu bağışlar."

17595. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şu üç kişiyi ululamak, Allah-u Teala'nın azametini ulu-lamaktandır: Aksakallı Müslüman (veya saçlarını İslam yolunda ağartmış kimse) adil önder ve aşı-rı gitmeden ve (amel etmekten) uzaklaşmadan Kur'an okuyan kimse."

17596. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Müslüman kardeşine ikramda bulunursa ha-kikatte Allah'a ikramda bulun-muştur."
17597. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Size misafir geldiğin-de, ona ikramda bulunun."
17598. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Allah'a ve ahiret gününe iman etmişse, ar-kadaşlarına ikramda bulunmalı-dır."

17599. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim hiçbir tama-ha kapılmadan veya birinden korkmadan (merkebine binmesi için) birisinin bineğinin üzengi-sinden tutarsa bağışlanır."
17600. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bir topluluğa giren kimse önce ürkek olur. O halde onunla merhabalaşarak görü-şün."
17601. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yetime ikramda bulun ve komşuna iyilik et."
17602. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Çocuklarınıza saygı gösterin ve onları güzel terbiye edin."
bak. el-Eh, 58. Bölüm; eş-Şeyb, 2147. Bölüm

3478. Bölüm
İzzet ve Yüceliği Red-detmek

17603. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İzzet ve saygınlığı ka-bul etmekten sadece merkep ka-çınır."
17604. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Sizden birine ikram edilince onu reddetmesin. Zira izzet ve saygınlığı sadece merkep reddeder."
17605. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İki şahıs, müminlerin Emiri'nin (a.s) yanına vardı. İmam onlardan her birine minder serdi. Onlardan biri minder üze-rine oturdu, diğeri ise bundan sakındı. Müminlerin Emiri şöyle buyurdu: "Minderin üzerine otur. Zira izzet ve saygıyı sadece mer-kep kabul etmez."

17606. Ebu Halife şöyle diyor: "Ben ve Ebu Ubeydet'el-Hezza, İmam Bakır'ın (a.s) yanına vardık. İmam cariyesine bizler için sırtlık getirmesini emretti. Ben şöyle arzettim: "Gereği yok, böyle de otururuz." İmam şöyle buyurdu: "Ey Ebu Halife! İzzet ve saygıyı reddetme. Zira izzet ve saygıyı sadece merkep reddeder."

17607. İmam Rıza (a.s) şöyle bu-yurmuştur: Müminlerin Emiri (a.s) şöyle buyurmuştur: "İzzet ve saygı-sıyı sadece merkep reddeder." Hasan b. Cehm şöyle diyor: "Ben şöyle arzettim: "Bundan (saygı-dan) maksat nedir?" İmam şöyle buyurdu: "Toplantıda onun için yer açmak ve kendisine ikramda bulunduğu güzel koku."

17608. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Saygıyı kabul ediniz. En güzel ikram güzel kokudur, hem hafiftir, hem de çok güzel kokar."
17609. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Hediyesini kabul et-mesi, nezdinde olanı kendisine hediye etmesi ve kendisini zah-mete düşürmemesi de insanın Müslüman kardeşine gösterdiği saygıdandır."
17610. İmam Hüseyin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim senin bağı-şını kabul ederse, bağışlama hu-susunda sana yardımcı olmuş-tur."
17611. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "O halde kişi, yüce nasi-hatları kabul etmeli, her şeyi kırıp geçiren kıyamet gelmeden ondan korkmalıdır. Kişi sayılı günlerine ve buradaki kısa süren ikametine baksın da burayı daha iyi bir yere dönüştürsün."
bak. Vesail'uş Şia, 8/469, 69. Bölüm

3479. Bölüm
Saygının Edep Etme-diği Kimse

17612. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İzzet ve saygının edep etmediği kimseyi ihanet ve saygsızlık edeplendirir."
17613. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kimi saygı düzelt-mezse saygısızlık düzeltir."
17614. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Saygı göstermek fayda etmezse, saygısızlık daha etkili olur. Kırbacın etkili olmadığı yerde kılıç daha kesicidir."
17615. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Saygı göstermek yüce in-san için etkili olduğu kadar, aşa-ğılık insan için de bozucu ve ifsat edicidir."
bak. el-Afv (1) , 2766, 2767. Bö-lümler
3480. Bölüm
İnsanların En Saygını

17616. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ben kendimi övmek istemiyorum. Ben rabbim karşı-sında Adem'in en saygın evladı-yım."
17617. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Maksadım övünmek değildir, ama ben tüm dünyada insanların en saygını ve yücesi-yim."
17618. Resulullah (s.a.a) , kendisi-ne, "İnsanların en yücesi olmak istiyo-rum" diye arzeden birisine şöyle bu-yurmuştur: "Yaratıkları nezdinde Allah'tan şikayette bulunma ki insanların en saygını olasın."
17619. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hiçbir yücelik ve saygın-lık takva gibi değildir."
bak. et-Takva, 4163. Bölüm; el-Ummet, 120. Bölüm; el-İnsan, 311, 312. Bölümler

3481. Bölüm
İnsanlara Saygı Gös-termek Kendine Saygı Göstermektir

17620. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Eğer birine saygı göste-rirsen gerçekte kendine saygı göstermiş ve haysiyetini onunla süslemiş olursun. O halde kendi-ne yaptığın iyilik ve saygı sebe-biyle başkalarından teşekkür bek-lentisi içinde olma."
17621. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kendini iyi işlere ve in-sanların borçlarını üstlenmeye alıştır ki nefsin şerafete ersin."
bak. el-Cihad (3) , 595. Bölüm; el-İhsan, 870. Bölüm; eş-Şukr, 2062. Bölüm

459. Ko-nu

el-Kesb
Kazanç

Bihar, 103/1-89; Ebvab'ul-Mekasib
Bihar, 103/90-138; Ebvab'ut-Ticaret ve'l-Buyu'
Vesail'uş-Şia, 12/52-248; Eb-vab-u ma Yektesibu bihi
Kenz'ul-Ummal, 4/4; fi Fe-zail'il-Kesb'il-Helal
Kenz'ul-Ummal, 4/44; fi'l-Bey'

bak.
54. konu, et-Ticaret; 105. konu, el-Hirfe; 107. konu, el-Haram; 124. konu, el-Hilal; 185. konu, er-Rızk; 201. konu, ez-Ziraat; 304. konu, es-Senae; 397. konu, el-Gına; 422. konu, el-Fakr, 440. konu, el-İktisad; 448. konu, el-Kumar; 222. konu, es-Suht; es-Sual (2) , 1723. Bölüm; es-Seadet, 1812. Bölüm; ed-Dua, 1197. Bölüm

3482. Bölüm
En Temiz Kazanç

17622. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz en temiz ka-zanç, konuştuğunda yalan söyle-meyen, kendilerine bir şey emanet edildiğinde hıyanet etmeyen, söz verdiğinde sözüne aykırı dav-ranmayan, bir şey aldıklarında onları yermeyen, bir şey sattıkla-rında övüp reklam etmeyen, borçlu olduklarında (borçlarını ödeme hususunda) bahane ara-mayan ve alacaklı olduklarında (alacaklarını almak için) baskı etmeyen tüccarların kazancı-dır."

17623. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Müslümanların en temiz kazancı Allah yolunda at-tıkları oktur."

3483. Bölüm
Kazançlar

Kur'an:
"Aranızda mallarınızı hak-sızlıkla yemeyin; (kötü yaptı-ğınızı) bildiğiniz halde güna-ha girerek insanların malla-rından bir kısmını yemek için onu hakimlere aktarmayın."
"Mallarınızı karşılıklı rıza ile yapılan ticaret dışında batıl ile (haram ve haksızlıkla) ara-nızda yemeyin."
Bak. Nisa, 161, Maide,1, Tevbe, 34, Nur, 33

17624. İmam Sadık (a.s) "Kulların geçimini sağlamanın kapsamına giren kazanç, muamele (ticaret) ve malları harcamanın kaç yolu vardır?" diye so-ran birine şöyle buyurmuştur: "Halk arasında alış-veriş ve muamelenin çeşitlerini kapsamına alan ve ka-zanç vesilesi olan geçim yolları dört kısma ayrılır.
"Bu dört kısmın hepsi mi he-lal veya haramdır, yoksa bazısı helal ve bazısı da haramdır?" diye sorunca İmam (a.s) şöyle buyur-du:

"Bunlardan her birinin hem helal yönü vardır, hem de haram yönü. Bunların hepsinin isim ve özellikleri bilinen meşhur şeyler-dir.
Bu dört kısmın birincisi yöne-timdir yani insanların bazılarının diğerlerine olan velayetidir. (yö-netme hakkıdır.)
Bunların başında, yöneticinin velayetidir, sonra yüksek yönetici makamından en aşağısına kadar her birinin elinin altındakilere olan velayetleridir.

İkincisi, insanların birbirleriyle yaptıkları alış-veriş ve ticarettir.
Üçüncüsü, sanatın bütün kı-sımlarıdır.
Dördüncüsü, kira ve ücretler-dir.
Bunlardan her birinin hem helal yönleri vardır ve hem de haram yönleri. Bu muâmelelerde, Allah tarafından kulların üzerine farz kılınan şey muâmelenin helal olan yönüne girip o yönde çalış-maları ve haram olan yönünden ise kaçınmalarıdır.
Velayetin (Yöneticiliğin) Kısımlarıyla İlgili Açıklama

Velayet iki kısımdır: Bir kısmı Allah'ın kendilerinin velayetini (yöneticiliğini) insanların üzerine farz kıldığı adil yöneticilerin ve onlar tarafından yöneticilik ma-kamına tayin edilen kimselerin velayetidir. Velayetin diğer kısmı ise zalim yöneticilerin ve onlar tarafından yöneticilik makamına tayin edilen kimselerin velayeti-dir.

Velayetin helal olan kısmı, adil yöneticinin velayetidir. Allah ona, indirdiği hükme bir şey ek-leyip eksiltmeyeceğini, sözünü tahrif etmeyeceğini ve buyruğun-dan da çıkmayacağını, emretti-ğinden dolayı insanların onu ta-nımalarını, velayetini kabul etme-lerini, velayetinde hizmet etmele-rini ve onun tarafından yönetici-lik makamına tayin edilen kimse-lerin yöneticilik makamında ça-lışmalarını emretmiştir.

Eğer yönetici zikrettiğimiz şe-kilde adaletli olursa onun adına vali olmak, onunla çalışmak, ona yardımda bulunmak ve onu des-teklemek helal ve meşru olduğu gibi onlarla muâmele yapmak da câizdir. Çünkü, adil yöneticinin ve onun tarafından tayin edilen yöneticilerin önderliğinde hak ve adalet dirildiği gibi, her (çeşit) zulüm ve fesat da yok olur. İşte bunun içindir ki, o yöneticinin hükümetini desteklemek için ça-lışan ve ona yardımda bulunan bir kimse, Allah'ın dinini güçlen-dirdiği gibi Allah'a itaatte de çaba göstermiştir.

Velayetin (yöneticiliğin) ha-ram kısmı, zalim yöneticinin ve-layeti ve en yükseğinden en alt makamına kadar onun tarafından tayin edilen kimselerin velayeti-dir. Yönetici olarak onlar için ça-lışmak ve onlarla ticaret yapmak haramdır, bu iş meşru değildir. Bunu yapan adam, -yaptığı iş ister az olsun ister çok- bu işinden dolayı azaba uğrayacaktır. Çünkü, onlara her çeşit yardımda bu-lunmak büyük bir günahtır.

Bunun sebebi ise şudur: Zalim yöneticinin yöneticiliğinde hak olan her şey ayak altına alınır ve batıl olan her şey de dirilir; zu-lüm, sitem ve fesat aşikar olur; ilahi kitaplar iptal edilir; peygam-ber ve müminler öldürülür; cami-ler yıkılır ve Allah'ın sünnet ve şeriatı değiştirilir. Bu yüzden on-larla çalışmak, onlara yardımda bulunmak ve onlarla ticaret yap-mak haramdır; ama, kan ve mur-darı yemek kadar bir zaruret söz konusu olursa o başka.
Ticaret Çeşitleriyle İlgili Açıklama

Alıcı ve satıcıya helal veya ha-ram olan bütün ticarî işlemler, temel olarak şundan ibarettir: Al-lah'ın emrettiği gibi halkın gıda maddesi olarak kullandığı, geçim-lerini sağladığı ve yemek, içmek, giymek, evlenmek, mülkiyet ve tasarruf gibi geçimde ihtiyaç du-yulan veya halkın her yönden ya-rarına olup onları koruyan şeyle-rin alış-verişi, elde tutulması, hi-besi ve emanet verilmesi helaldir.

Alış-verişin haram olan kısmı ise şundan ibarettir: İçerisinde bozukluk olan ve yenmesi, içil-mesi, kazancı, nikâhı, mülk edi-nilmesi, elde tutulması, hibesi ve emanet verilmesi yönünden neh-yedilen veya faiz muâmelesi gibi bir yönden batıl olan her çeşit alış-veriş, murdar, kan ve domuz etinin, karada veya havada olan yırtıcı hayvanların etinin

ve deri-lerinin, şarap ve necis olan her-hangi bir şeyin alım satımı ha-ramdır. Çünkü, bunlarda fesat olduğu için yenilmesi, içilmesi, mülk edinilmesi, korunması ve tasarrufu nehyedilmiştir. Böylece eğlenceye, Allah'tan başkasına yönelmeye ve herhangi bir küf-rün, şirkin, sapıklığın ve batılın takviye edilmesine veya bir hak-kın zayıflamasına sebep olan her şeyin alış-verişi, korunması, mül-kiyeti, hibesi, emaneti ve her çeşit tasarrufu, zaruret dışında haram-dır.

Kira ile İlgili Açıklama
Kira ve icar bir insanın kendi şahsını, malik olduğu malı, yetkisi dahilinde olan yakınlarını, atını veya elbisesini helal bir yolla menfaatinden yararlanılması için başkalarının emrine vermesinden ibarettir.
Kira ve icarın helal olan kısmı, insanın kendisini, evini, yerini veya malik olduğu herhangi bir malı, helal menfaatlerinden yarar-lanmak için başkalarının hizmeti-ne bırakması, yöneticinin vekili veya valisi olmaksızın kendisi,

ev-ladı, kölesi veya işçisi vasıtasıyla herhangi bir işi yapmayı üstlen-mesidir. İnsanın, kendisini, evla-dını, akrabasını, kölesini veya iş-çisini, ecir yapmasının sakıncası yoktur. Çünkü bunlar, insanın kendi yerine çalışan vekilleridir, yöneticinin eli altında çalışan kimseler değillerdir.

Hamalın bir yükü belirli bir ücretle malum bir yere götürmesi gibi. Taşınılması câiz olan helal bir şeyi kendisi, kölesi veya hayvanı vasıtasıyla ta-şıması veyahut ücret karşılığında bir işi kendisi, kölesi akrabaları veya işçisi vasıtasıyla yapması câizdir. Bunlar kira ve icarın helal olan kısımlarıdır. Bunlar sultan, halk, kâfir veya mü'min olan her-kes için helaldir. Bu yolla elde edilen kazancın sakıncası yoktur.

Kira ve icarın haram kısımları ise şunlardır: Yenilmesi, içilmesi ve giyilmesi haram olan bir şeyi taşımak için ücret karşılığında ça-lışmak veya haram olan bir şeyi yapmak, korumak, giymek veya ziyan kastıyla camiyi yıkmak veya suçsuzu öldürmek veya heykel put, saz, kaval, şarap, domuz, murdar ve kan gibi icar olmadan bile taşınması haram olan şeyleri taşımak veya icar ve kira olmadan da kendisine haram olan her hangi bozuk bir

şeyi taşımak veya şer'i açıdan nehyedilen bir işte çalışmak veya yetkisinde olan bir şahsı veya ve bir şeyi bu iş için icar etmek insana haram kılın-mıştır; ancak, çalıştırılan kimsenin yararına olursa o başka; örneğin, murdarın kokusundan, kendisinin veya başkasının kurtulması için onu uzak bir yere götürüp atmak ve buna benzer bir iş için birini çalıştırmanın sakıncası yoktur.

Velayet (batıl hükümetlerin yöneticisi veya işçisi olmak) la ki-ranın arasındaki fark, her ikisinde de ücretle çalışılmasına rağmen (birincisinin haram, diğerinin de helal olmasının sebebi) şudur: Velayette insan, yöneticiye veya o yöneticinin tayin ettiği bir kimse-ye hizmet eder. Hükümette ve kendisinden aşağıdakilere olan nüfuzu

ve emrinin geçerliliğinden dolayı yöneticinin rolünü ifâ eder veya yöneticinin kudretini sabit-leştirmek ve ona yardım etmek için çalışan vekilleri makamında oturur. Yöneticilerin en küçük ve en aşağı tabakasında olsa yine de insanları öldürmekte, zulüm ve bozgunculuğu yaymakta, insanla-ra hüküm süren büyük makam ve yöneticilerin yerinde oturur.

Ama kira ve icar, açıkladığı-mız gibi insanın, kendi şahsını veya önceden kiraya vermeyip malik olduğu herhangi bir şeyi ücret karşılığında başkasının em-rine vermesidir. İnsan, başkasına ücretli olmadığı sürece kendisinin ve malik olduğu her şeyin yetkisi kendi elinde olur. Yöneticiye ge-lince; yönetici, halkın sorularını ve onların idareciliğini üstlenme-dikçe onların herhangi bir işi hu-susunda yetki sahibi değildir. Bu-na göre, kim kendisini, kölesini veya yetkisi kendi elinde olan bir kimseyi kafire, mü'mine, sultana veya normal halka açıkladığımız şekilde helal olan işlerde ecir ve-rirse onun bütün iş ve kazancı helal ve meşrudur.

Sanatla İlgili Açıklama
Sanat, halkın öğrendiği veya başkalarına öğrettiği herhangi bir işten ibarettir. Örneğin: Katiplik, muhasebecilik, ticaret, kuyumcu-luk, saraçlık, dokumacılık, elbise temizleyiciliği, terzilik, canlı ol-mayan şeylere yönelik ressamlık ve halkın şahsi menfaatleri için ihtiyaç duyduğu, hayatlarını ko-rumaları için gerekli olan ve ihti-yaçlarını gideren her çeşit aletin yapımı, bunların öğretimi ve kul-lanımı, ister kendisi için olsun is-ter başkası için,

câiz ve helaldir. Gerçi bu meslek ve aletler, bazen fesat veya günah üzere, bazen de hak ve batıl yolunda kullanılır. Örneğin; zalim yöneticilerin ve onların temsilcilerinin güçlenmesi ve yardımı için bazen istifade edi-len katiplik mesleği gibi. Bu tür meslekleri öğretmenin sakıncası yoktur. Bıçak, kılıç, mızrak ve yay gibi iyi ve kötü yolda kullanılan ve her iki yön için de yardımcı olan aletler de böyledir. Bunları öğrenmenin ve öğretmek için üc-ret almanın veya bunları, iyi olan bir yolda kullanan kimseler için yapmanın bir sakıncası yoktur.

Ama, halkın bunları bozgunculuk ve başkalarına zarar verme yo-lunda kullanmaları caiz değildir. Bu mesleklerin tabiaten halkın yararına ve onların bekası için ge-rekli olduğundan dolayı bunları öğreten ve öğrenen kimseler için hiçbir suç ve günah yoktur. Suç ve günah ancak bunları bozgun-culuk ve haram yolda kullanan kimselerin üzerinedir. Allah-u Teala, gitar, kaval ve satranç gibi fesat doğuran ve insanı boşuna meşgul eden her aleti,

haç ve put yapmayı haram kılmıştır. Yine bunlara benzer, haram olan meş-rubatın ve sırf kötülük olan diğer şeylerin yapımı haram kılınmıştır. Hayır ve iyilik yönü olmayan her şeyi öğretmek, öğrenmek, yap-mak, onlar için ücret almak ve onlarla her çeşit tasarrufta bu-lunmak haramdır; ama helal yara-rı olur ama bazen günah işlerde de kullanılırsa, o başka. Kim bu gibi şeyleri hak ve iyilik dışında kullanırsa sadece o kimseye ha-ram olur. İşte bunlar, kulların maişet yollarının beyanı ve ka-zanç şekillerinin açıklamasıdır.

Malları İnfak ve Harcama Yolları
Farz veya müstehap olarak malları harcamanın helal yolları bütünüyle 24 kısma ayrılır. Bun-ların yedi kısmı insanın şahsî masraflarıyla ilgilidir. Beş kısmı, nafakası insanın üzerine farz olan fertlere mahsustur. Üç kısmı in-sanın yerine getirmesi gereken şer'î borçlardır. Beş kısmı gerekli bahşiş ve hediyelerdir. Dört kısmı da hayır yolda yapılan harca-malardır.

1- İnsan için gerekli olan şahsî masraflar şunlardır: Yiyecek, içe-cek, giyecek, evlenme masrafı, hizmetçi, ihtiyaç duyduğu eşyala-rın tamiri, nakli ve korunması için ücretlilere verilen ücretler, ev ve geçim ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli eşyalar.
2- Nafakası farz olan fertler de şunlardır: Evlat, anne, baba, hanım ve köle. Bunların nafaka-sını vermek, ister varlıkta olsun, ister yoklukta, insana gereklidir.

3- İnsanın yerine getirmesi ge-reken üç şer'î borç da şunlardır: Her yıl verilmesi farz olan zekât; (hayâtta yalnız bir defa) farz olan hac ve kendi zamanında (İslam ve küfür arasında savaş çıktığında) farz olan cihat (masrafları) .
4- Müstehap olan beş kısım bağış ve ihsan da şunlardır: Ken-disinden üsttekilere bağış, akra-balara bağış, müminlere bağış, sadaka verip ihsanda bulunmak ve köle azat etmek.

5- Hayır yolda yapılan dört harcama da şunlardır: Borcu ödemek, emaneti vermek, borç vermek ve misafiri ağırlamak. Bunların hepsi sünnette sabit olan şeylerdir.
Yenilmesi Helal Olan Şey-ler
Yeryüzünde biten şu üç kısım şeyi yemek helaldir:
1- Buğday, arpa, pirinç, nohut, hububat ve susamgiller gibi yer-den biten, insanın bedeni ve gücü için yararlı olan her tanenin yen-mesi helaldir. İnsanın zararına olan şeylerin yenmesi de, zaruret halleri dışında haramdır.
2- İnsanın gıdası ve bedeninin yararına olan yeryüzünde yetişen bütün meyvelerin yenmesi helal-dir. Zararı olan meyvelerin yen-mesi ise haramdır.

3- İnsan için yararlı ve gıda maddesi olan; yeryüzünde biten bütün sebze ve nebatların yen-mesi helaldir. Ama, zehirli ve öl-dürücü sebzelerin, ağıağacı gibi zararlı olan bütün şeylerin yen-mesi haramdır.
Eti Yenen Hayvanlar
Sığır, koyun, deve, yabani hayvanların helal olanları ve kö-pek dişi ve pençesi olmayan diğer bütün hayvanların etinin yenmesi helaldir. Kursağı olan bütün kuş-ların etinin yenmesi helaldir. Fa-kat kursağı olmayan kuşların eti-nin yenmesi haramdır; yine her çeşit çekirgenin yenmesi sakınca-sızdır.
Yenilmesi Helal Olan Yu-murtalar

İki tarafı birbiriyle eşit olma-yan, bütün yumurtaların yenmesi helaldir; ama iki tarafı eşit olanla-rı yemek haramdır.
Yenilmesi Helal Olan De-niz Hayvanları
Pullu olan her çeşit balığın yenmesi helaldir. Pullu olmayan balıkların yenmesi ise haramdır.
Helal İçecekler
Çok miktarda içildiğinde sar-hoş etmeyen bütün içecekler he-laldir. Ama, çok içildiğinde sar-hoş eden içeceklerin azı da ha-ramdır.

Giyilmesi Câiz Olan Elbi-seler
Yeryüzünde (pamuk gibi) bi-ten bütün nebatların (dokunarak) giyilmesi ve onlarla namaz kılın-ması sakıncasızdır. Eti helal olan bütün hayvanların yünü, tüyü ve kürkünden yapılan elbiseleri giy-menin sakıncası yoktur. Ayrıca İslamî usullere göre kesilmiş olursa, bu tür (eti yenilen) hay-vanların derisinden yapılan elbi-seleri giymenin de sakıncası yok-tur. İslamî usullere göre kesilmiş olan temiz hayvanların,

(yani kö-pek ve domuz hariç eti yenilme-yen tüm hayvanların) yünlerini, kıllarını, telek ve tüylerini (elbise yapıp) giymenin ve onlarla namaz kılmanın sakıncası yoktur. İnsa-nın yiyecek ve içecek maddesi veya giysi olarak kullandığı şeyler üzerine namaz kılmak ve onlara secde etmek caiz değildir. Meyve hariç yeryüzünde biten nebatlara, eğrilerek iplik yapılmadan önce secde etmek caizdir. Fakat eğril-dikten sonra onlara secde etmek câiz değildir; bir zaruret olursa o başka.
Câiz Evlilikler

Câiz olan evlilikler dört çeşit-tir: Miraslı olan evlilik (kadın ve erkek için birbirinden miras alma hakkını doğuran daimi akid) , mi-rassız evlilik (geçici akid ve mut'â) , cariye ile evlilik, efendi-nin kendi cariyesini başkasına he-lal etmesiyle meydana gelen evli-lik.

Helal mülkiyetler altı kısımdır: Ganimet, satın alma, miras, hibe, ödünç ve kira mülkiyeti. İşte bunlar, ister farz olsun, ister müstehap insan için helal ve câiz olan şeylerdir."
17625. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kendimden sonra ümmetim hakkında en çok kork-tuğum şey, hiç şüphesiz haram kazançlar, gizli şehvetler ve faiz-dir."
bak. 222. Konu, es-Suht; es-Sihah, 1853. Bölüm el-Bihar, 103/42, 4. Bölüm