Mizan'ul Hikmet-11.Cilt
 


3451.Bölüm Yazışmak



Kur'an:
"Bana, Bismillahirrahmanirrahim diye başlayan ve sakın bana karşı baş kaldırmayın ve teslim olarak gelin diyen Süleyman'dan gönderilen önemli bir mektup bırakıldı" dedi."
17340. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kardeşler arasındaki ilişki, vatanda karşılıklı ziyaretleşmek ve yolculukta (ayrılık ve gurbette) ise mektup yazmak iledir."

17341. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Mektup yazan ilk kimse Habeşistan'lı bir köle olan Lokman Hekim idi."
bak. Vesail'uş Şia, 8/494, 93. Bölüm

3452. Bölüm
Mektubun Cevabını Yazmaya Teşvik

17342. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Mektuba cevap ver-mek de tıpkı selama cevap ver-mek gibi bir haktır."
17343. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Mektuba cevap ver-mek tıpkı selama cevap vermek gibi bir haktır."
17344. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mektuba cevap ver-mek de tıpkı selamın cevabını vermek gibi farzdır."

456. Ko-nu

el-Kit-man
Gizle-mek

Bihar, 75/68, 45. Bölüm; el-Kitman'us-Sır
Bihar, 2/64, 13. Bölüm; en-Nehy an'il-Kitman'ul-İlm
Bihar, 2/212, 27. Bölüm; el-İllet'ul-Leti min Ecliha kitman'ul-Eimme Ba'z'ul-Ulum ve'l-Ahkam

bak.
227. konu, es-Sırr; el-İlm, 2858. Bölüm; el-Hased, 849. Bölüm; eş-Şehadet (1) , 2097. Bölüm; el-Musibet, 2343. Bölüm

3453. Bölüm
İslam Devrimi'nin Sır-larını Gizlemenin Lüzu-mu

17345. İmam Seccad (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki Şiilerimizin iki hasletini telafi et-mek için pazımdan bir miktar eti fidye olarak vermeye hazırım: Acelecilik ve sırrı az korumak."
17346. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanlar iki hasletle emrolunmuşlar ama onları zayi etmişlerdir. Bu yüzden de her şeylerini kaybetmişlerdir: Sabır ve sırrı saklamak."

17347. İmam Sadık (a.s) Sü-leyman b. Halid'e şöyle buyurmuştur: "Ey Süleyman! Sizin öyle bir dininiz vardır ki her kim onu gizli tutarsa Allah onu aziz kılar, her kim de onu ifşa ederse Allah onu hor kılar."
17348. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz bizim işimi-zin örtülü ve perde arkasında kalması hususunda söz alınmıştır. O halde her kim bizim zararımı-za sırrı ifşa ederse Allah onu hor kılar."

17349. İmam Kazım (a.s) zindan-dan Ali b. Suveyd'is-Sai'ye yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Senden gizlemeni istediğim şeyi sakın ifşa etme. Sana diyorum ki, kardeşinin senin üzerindeki en farz haklarından biri de dünya ve ahiret işlerinden onun lehine olan bir şeyi kendisinden gizleme-mendir."

17350. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Sırrımızı gizli tutmak, Allah yolunda cihad etmektir."
17351. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki benim nezdimde dostlarımın en sevimlisi, en takvalı, en anlayışlı, en fakih olanı (dini anlayışı güçlü) ve hadislerimizi en çok saklayan-larıdır."

17352. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bu iş (imamet mesele-si) sadece tanımak ve sevmek ile ilgili değildir. Aksine onu ehli olmayandan gizlemeniz gerekir. Bizim dediklerimizi demeniz ve sustuklarımız hakkında da sus-manız yeterlidir."
17353. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Suskunluk hikmettir, sessizlik esenliktir, sırrı saklamak ise saadet ve mutluluğun bir par-çasıdır."
bak. 557. Konu, et-Takiyye

3454. Bölüm
Devrim Sırlarını İfşa Etmekten Sakınmak

17354. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim hadislerimizi bizim zararımıza olarak ifşa eder-se, hakkımızı inkar etmiş kimse gibidir."
17355. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim hadisimizi if-şa ederse, bizi hatayla öldürme-miş, aksine bilerek öldürmüş sa-yılır."

17356. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aziz ve celil olan Al-lah dine iki devlet karar kılmıştır. Adem'in devleti -ve o Allah'ın devletidir- ve İblis'in devleti. O halde Allah açıkça kendisine kul-luk edilmesini dilerse Adem'in devletini iş başına geçirir ve Allah gizlice ibadet edilmek isterse, İb-lis'in devletini iş başına geçirir. Her kim de Allah'ın gizli kalma-sını istediği bir şeyi ifşa ederse, dinden çıkmış olur."

17357. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim hadisimizi bizim zararımıza ifşa ederse, Al-lah ondan imanı alır."
17358. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "(bize ait) sırrı ifşa eden kimse şek edicidir (inancı zayıftır) ve onu ehli olmayan kimsenin yanında söyleyen ise kafirdir."

17359. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kıyamet günü kul bir damla kan dökmediği halde ken-disine bir hacamat bardağı dolusu veya daha fazla kan verilir ve şöyle denir: "Bu senin falanın kanından payındır." O şöyle ar-zeder: "Ey Allah'ım! Senin de bildiğin gibi canımı aldığın za-man bir damla kan dökmedim."

Allah şöyle buyurur: "Doğrudur ama falan kimseden, şöyle ve böyle bir rivayet işittin. Onu aleyhine tamamlanacağı bir şekil-de rivayet ettin. Zira o rivayet ağızdan ağza dolaşarak falan za-lime ulaştı ve onu bu rivayet se-bebiyle öldürdü. Şimdi de bu onun kanından senin payındır."

17360. İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala'nın, "Bu Allah'ın ayetleri-ni inkar ettikleri ve Peygam-berleri haksız yere öldürdükle-ri sebebiyledir" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki onlar, kendi elleriyle öl-dürmediler ve kendi kılıçlarıyla vurmadılar. Aksine sözlerini işit-tiler, onları ifşa ettiler ve neticede de o Peygamberler yakalanıp öl-dürüldüler."

17361. İmam Sadık (a.s) Ebu Ca-fer Muhammed b. Nu'man'il Ehvel'e şöyle buyurmuştur: "Ey İbn-i Nu'man! Alim kimse bildiği her şeyi sana söyleyemez. Zira bu Al-lah'ın sırrıdır… O halde acele etme. Zira Allah'a yemin olsun ki bu iş üç defa yakınlaştı, ama sizler ifşa ettiniz ve Allah da onu er-teledi. Allah'a yemin olsun ki si-zin nezdinizde düşmanınızın da-ha iyi bilmediği hiçbir sır yok-tur."

17362. Ebu Basir şöyle diyor: "İmam Sadık'a (a.s) bir çok hadis nakletme konusunu sordum. Şöyle buyurdu: "Bizim hadisle-rimizden bir şey gizledin mi?" Ben hatırlamaya çalıştım. Ama İmam beni bu halde görünce şöyle buyurdu: "Dostlarına söy-lediğin şeyin sakıncası yoktur. İfşa etmek, hadislerimizi dostlarından başkasına söylemendir."

3455. Bölüm
Sır Saklayan Kulu Öv-mek

17363. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın tanıdığı ama insanların tanımadığı, adı sanı olmayan kula ne mutlu! Bunlar hidayet meşaleleri ve hikmet çeşmeleridir. Her karanlık fitne onların varlığı sebebiyle ortadan kalkar. Ne sözü yayarlar, ne sözü ifşa ederler, ne cefa ederler ve ne de iki yüzlüdürler."

17364. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kendisine itina edilme-yen, adı sanı bilinmeyen kula ne mutlu! O insanları tanır, ama in-sanlar onu tanımaz. Allah onu kendinden bir hoşnutluk ile tanır (kul Allah'tan hoşnuttur) bu tür kimseler hidayet meşaleleridir."

17365. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanları tanıdığı halde insanların kendisini tanımadığı, adı sanı olmayan kula ne mutlu! Allah onu kendinden hoşnut ol-makla tanır. Onlar hidayet meşa-leleridir. Allah her türlü karanlık fitneyi onlardan gidermiştir. Ya-kında da onları rahmetlerinden bir rahmete sokar. Onlar ne sözü yayarlar, ne sözü ifşa ederler, ne cefa ederler ve ne de iki yüzlü-dürler."

17366. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Ne mutlu namı olma-yan o kimseye ki insanları tanıyor, zahirde onlar gibi yaşıyor ama kalbiyle onların yaptıklarına muhaliftir. Çünkü o insanları za-hiren tanıyor, ama insanlar onun batınından habersizdirler."

17367. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Benden sonra karanlık, kör ve şüpheye düşürücü fitneler ortaya çıkacaktır. Adı sanı belli olmayan şahıslar dışında hiç kim-se ondan esenliğe kavuşamaya-caktır." Ashap şöyle arzetti: "Ey müminlerin Emiri! Adı sanı ol-mayan kimdir?" İmam şöyle bu-yurdu: "İnsanların içinden nelerin geçtiğini bilmediği kimsedir."
17368. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanlar kendisini ta-nımadan, kendisinin insanları ta-nıdığı adı sanı olmayan kula ne mutlu!"

17369. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kötülere karşı güzel ahlak ile davranın ki kötülükle-rinden güvende kalasınız. Amel-leriniz ve yaptıklarınızla onlardan ayrılın ki onlardan sayılmayası-nız."
17370. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanların arasına dilleri-niz ve bedenlerinizle karışınız. Kalpleriniz ve amellerinizle de onlardan ayrı bir yol tutturu-nuz."

457. Ko-nu

el-Kizb
Yalan

Bihar, 72/232, 114. Bölüm; el-Kizb ve Rivayetuh ve Semauh
Bihar, 72/264/115. Bölüm ; İstima'ul-Kizb ve'l-Lağv
Vesail'uş-Şia, 8/572, 138. Bö-lüm; Tahrim'ul-Kizb
Kenz'ul-Ummal, 3/619-628, 873; el-Kizb
Kenz'ul-Ummal, 3/630-634, 876; Mürehhes'ul-Kizb
Şerh-i Nehc'ül-Belağa-i İbn-i Ebi'l-Hadid, 6/357, Zemm'ul-Kizb ve'l-Hakaret'ul-Kezzabin

bak.
289. konu, es-Sıdk; el-Hadis, 721-723. Bölümler; eş-Şehadet (1) , 2099. Bölüm; el-Hulf, 931, 932. Bö-lümler; et-Ticaret, 442. Bölüm


3456. Bölüm
Yalan

Kur'an:
"…yalan sözden kaçının."
"Allah'a ortak koşmaksı-zın…"
17371. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yalan, sözün ilahi ko-num ile uyum içinde olmaması-dır."
17372. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Doğruluk emanet, yalan ise hıyanettir."
17373. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kendisine yalan söy-lediğin halde kardeşinin söylediği şeyi doğru bilmesi büyük bir hı-yanettir."

17374. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "En az bulunur şey doğ-ruluk ve emanete riayettir. En çok bulunan şey ise yalan ve hı-yanettir."
17375. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "En kötü söz yalandır."

17376. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Hataların en büyüğü yalancı dildir."
17377. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Allah nezdinde hataların en büyüğü yalancı dildir."
17378. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İmanın nişanesi, her ne kadar zararına da olsa doğru söy-lemeyi, her ne kadar yararına da olsa yalan söylemeye tercih et-mendir."

17379. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Allah, imanı şirkten te-mizlemek için farz kılmış-tır…Yalan söylemeyi terk etmeyi ise doğruluğa değer vermek için farz kılmıştır."
17380. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Allah'a yemin olsun ki hiçbir sözü gizlemedim ve asla yalan söylemedim."
17381. İmam Ali (a.s) sürekli şöyle buyururlardı: "Yalandan sakınınız. Zira her ümitli kimse bulucu ve her korkan kimse kaçıcıdır."

17382. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yalandan sakınınız. Zira şüphesiz yalan haktan sap-mayla birliktedir ve her ikisi de ateştedir."
17383. Resulullah (s.a.a)şöyle bu-yurmuştur: "Yalandan sakınınız. Zira yalan insanı haktan sapmaya sürükler ve her ikisi de (yalan ve sapıklık) ateştedir."
17384. İmam Kazım (a.s) Hişam'a verdiği öğüdünde şöyle buyurmuştur: "Akıllı kimse her ne kadar men-faatine de olsa yalan söylemez."
17385. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "En kötü faiz yalan-dır."
bak. Er-Riba, 1438. Bölüm

17386. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kul yalan söyleyince çıkardığı kötü kokudan dolayı melek kendisinden bir mil uzak-laşır."
17387. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kul yalan söyleyince çıkardığı kötü kokudan dolayı melek kendisinden bir mil mesa-fesince uzaklaşır."

17388. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yalan, nifakın kapıla-rından bir kapıdır."
17389. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Sizler benim Allah Resu-lü ile yakın akrabalığımı ve onun yanındaki özel makamımı biliyor-sunuz. O beni kucağına oturtur-du…Benden hiçbir zaman yalan bir söz ve yanlış bir hareket gör-medi."
17390. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kendilerini bu işe is-nat edenler arasında öyle kimseler vardır ki söylediği yalanlara şeytan bile ihtiyaç duymakta-dır."

17391. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanlara yalan söy-lemek zorunda kalacakları bir sö-zü telkin etmeyin. Yakub'un ço-cukları da kurdun insanları yiye-bileceğini bilmiyorlardı. Ama on-lara, "Onu kurdun yemesinden korkuyorum" diye telkin edince onlar da, "Yusuf'u kurt yedi" de-diler."
Bak, en-Nubuvvet (4) , 3834. Bö-lüm

3457. Bölüm
Yalan Huyların En Aşağılık Olanıdır

17392. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yalan huyların en utanç vericisidir."
17393. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kendinizi yalandan sa-kındırınız. Zira yalan söylemek huyların en aşağılık olanıdır ve yalan söylemek bir tür çirkinlik ve bir tür aşağılıktır."
17394. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "En çirkin şey yalan söy-lemektir."
17395. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Huyların en çirkini yalan söylemektir."

17396. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Huyların en kötüsü ya-lancılık ve ikiyüzlülüktür."
17397. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hasletlerin en kötüsü ya-lan söylemektir."
17398. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yalancılıktan daha çirkin bir haslet yoktur."
17399. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yalancılıktan daha kötü bir kötülük yoktur."

3458. Bölüm
Yalan ve İman

Kur'an:
"Yalan uyduranlar ancak Allah'ın ayetlerine inanmayan-lardır. Yalancılar işte onlar-dır."
17400. Resulullah (s.a.a) kendisine, "Mümin korkak olabilir mi?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Evet!" Kendisine şöyle arzedildi: "Mü-min cimri olabilir mi?" Peygam-ber, "evet" diye buyurdu. Şöyle arzedildi: "Mümin yalan söyleye-bilir mi?" Peygamber, "Hayır" diye buyurdu."

17401. Resulullah (s.a.a) , kendisi-ne, "Mümin hırsızlık yapar mı?" diye soran Ebu Derda'ya şöyle buyurmuş-tur: "Hırsızlık etmesi mümkün-dür." O, "Mümin zina edebilir mi?" diye sorunca da Peygamber, "Evet, her ne kadar Ebu Darda bundan hoşlanmasa da." O şöyle sordu: "Mümin yalan söyleyebilir mi?" Peygamber şöyle buyurdu: "Sadece mümin olmayan kimse yalan söyleyebilir. Şüphesiz kul ayağı sürçer, sonra rabbine geri döner, tövbe eder, Allah da töv-besini kabul eder."

17402. İmam Sadık (a.s) , kendisi-ne, "Mümin cimri olabilir mi?" diye soran Hasan b. Mahbub'a şöyle bu-yurmuştur: "Evet" Ben (Hasan b. Mahbub) şöyle sordum: "Mümi-nin korkak olması mümkün mü-dür?" İmam, "Evet" diye buyur-du. Ben, "mümin yalan söyleye-bilir mi?" diye sordum. İmam şöyle buyurdu: "Hayır! mümin hıyanet de edemez." İmam daha sonra şöyle buyurdu: "Mümin, hıyanet ve yalan dışında her has-lete bulaşabilir."

17403. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Mümin, hıyanet ve ya-lan dışında her huya bulaşabilir."
17404. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yalan söylemekten sakınınız. Zira yalan imanın dı-şındadır."
17405. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Zira yalan imandan uzaktır. Yalandan sakının. Doğru kişi, kurtuluş ve ikram yerindedir. Yalancı ise, aşağılanma ve helak yerindedir."

17406. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yalan imanı harap edicidir."
17407. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Çok yalan söylemek azamet ve yüceliği ortadan kaldı-rır."
17408. Resulullah (s.a.a) , kendisi-ne, insanın cennete girmesine sebep olan amelin ne olduğu sorulunca şöyle buyurmuştur: "Doğruluktur. Kul doğru söyleyince iyilik etmiştir. her kim iyilik ederse iman etmiş-tir,

Her kim iman ederse cennete girer." O şahıs şöyle sordu: "Ey Allah'ın Resulü! İnsanın ateşe girmesine sebep olan amel ne-dir?" Peygamber şöyle buyurdu: "Yalan söylemektir. Kul yalan söyleyince doğru yoldan sapar ve doğru yoldan saptığı zaman da kafir olur ve her kim de kafir olursa ateşe girer."
bak. es-Sıdk, 2190. Bölüm

3459. Bölüm
Yalan Her Kötülüğün Anahtarıdır

17409. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aziz ve celil olan Al-lah her kötülük için bir takım ki-litler karar kılmıştır. O kilitlerin anahtarını ise şarap karar kılmış-tır. Yalan ise şaraptan daha kötü-dür."
17410. İmam Askeri (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bütün aşağılıklar bir evde toplanmıştır ve anahtarı da yalan olarak taktir edilmiştir."

17411. Resulullah (s.a.a) , kendisi-ne, "Ey Allah'ın Resulü! Dört işten hoşlanıyorum: Zina, şarap içmek, hır-sızlık ve yalan. Ama hangisini söyler-seniz, sizin hatırınız için terk ederim" diyen birisine şöyle buyurmuştur: "Yalanı terk et." O şahıs gitti ve zina etmek istedi ve kendi kendisine şöyle dedi: "Peygamber bana (zina edip etmediğimi) soracaktır.

Eğer inkar edersem, ona verdiğim sözümde durmamış olurum. Eğer ikrar edersem, bana had uygular. Daha sonra hırsızlık etmeyi kararlaştırdı. Sonra da şarap içmeye niyetlendi. Ama her defasında da aynı düşüncelere kapıldı (Resulullah'a yalan söyleyemeyeceğini anladı) . Bu yüzden Allah Resulü'nün yanına geri döndü ve şöyle arzetti: "Siz, yolu tümüyle bana kapadınız, ben bu işlerin tümünü terk ettim."
17412. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yalan insanı kötülüğe ve sapıklığa sürükler. Kötülük ve sapıklık ise insanı ateşe götü-rür."
bak. eş-Şerr, 1973. Bölüm

3460. Bölüm
Ciddi veya Şaka Yalan Söylemeyi Terk Etme Emri

17413. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her ne kadar haklı da olsa, sürtüşmeyi terk eden, her ne kadar şaka da olsa yalan söyle-mekten sakınan ve ahlakını gü-zelleştiren kimse için biri cenne-tin etrafında, biri cennetin mer-kezinde, biri de cennetin üzerin-de olmak üzere üç ev garantiliyo-rum."

17414. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kul, şaka veya ciddi ya-lanı terk etmedikçe imanının ta-dını alamaz."
17415. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ciddi veya şaka yollu yalan söylemek doğru değildir. Erkeğin çocuğuna söz verdiği halde sözünde durmaması doğru değildir. Şüphesiz doğruluk, in-sanı iyiliğe götürür ve iyilik de in-sanı cennete kavuşturur. Yalan ise insanı kötülüğe sürükler. Kötülük ve sapıklık ise insanı ateşe götürür."

17416. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Ciddi veya şaka yalan söylemek doğru değildir. Sizden birinizin çocuğuna bir şey vaad etmesi sonra da onunla amel et-memesi doğru değildir. Şüphesiz yalan sapkınlığa sürükler, sapkın-lık ise insanı ateşe götürür."

17417. İmam Seccad (a.s) çocukla-rına şöyle buyurmuştur: "Küçük ve-ya büyük, ciddi veya şaka yalan söylemekten sakınınız. Zira insan küçük bir şeyde dahi yalan söy-lerse, büyük yalan hususunda da cesaret elde eder."
17418. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanları güldürmek için yalan söyleyen kimseye ey-vahlar olsun, eyvahlar olsun, ey-vahlar olsun!"
bak. Vesail'uş Şia, 8/576, 140. Bölüm

3461. Bölüm
Küçük Yalan

17419. Esma binti Umeys şöyle di-yor: "Ben Ayşe ile birlikteydim. Onu hazırladım ve Allah Resu-lü'nün yanına götürdüm. Bir grup kadınlar da benimle birlikteydi. Allah'a yemin olsun ki Allah Resulünün yanında bir tabak sütten başka bir şey yoktu. Allah Resulü bir miktar süt içti sonra kaseyi Ayşe'nin eline verdi."

Es-ma şöyle diyor: "Kız (Ayşe) süt kasesini almaktan utandı. Ben şöyle dedim: "Allah Resulü'nün elini reddetme, kaseyi al." Ayşe utangaç bir halde o kaseyi aldı, bir miktar süt içti. Peygamber daha sonra şöyle buyurdu: "O kalan sütü kadınlara ver, onlar da içsinler." Onlar, "Bizim isteğimiz yok" dediler. Allah Resulü şöyle buyurdu:

"Açlık ve yalanı bir ara-ya toplamayın." Esma şöyle diyor: "Ben şöyle arzettim: "Ey Allah'ın Resulü! Bizden birisi bir şeyi istediği halde, "İsteğim yok" demesi yalan sayılır mı?" Pey-gamber şöyle buyurdu: "Bu yalan sayılır. Hatta küçük yalan bile kü-çük yalan olarak yazılır."

17420. Resulullah (s.a.a) , kendisi-ne, "Eğer bizden biri, bir şeyi istediği halde, "isteğim yok" derse bu yalan sayılır mı?" diye soran Esma binti Yezid'e şöyle buyurmuştur: "Yalan yalan olarak yazılır, hatta küçük yalan bile küçük yalan olarak ya-zılır."

17421. Abdullah b. Amir şöyle di-yor: "Bir gün Allah Resulü bizim evimizde oturmuştu. Annem ba-na seslendi ve şöyle dedi: "Gel içeriye sana bir şey vereyim." Al-lah Resulü (s.a.a) ona şöyle bu-yurdu: "Ona ne vermek istiyor-sun?" Annem şöyle arzetti: "Ona bir hurma vermek istiyorum." Allah Resulü (s.a.a) anneme şöyle buyurdu: "Bil ki eğer ona bir şey vermezsen, bu senin için bir yalan yazılır."

17422. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsana yalancılık ola-rak duyduğu her şeyi nakletmesi yeterlidir."
17423. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yalancılık için sana duyduğun her şeyi söylemen ye-terlidir."
17424. İmam Ali (a.s) , Haris-i Hemdani'ye yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Duyduğun her şeyi insanlara aktarma. Zira bu yalan-cılık için yeterlidir."
17425. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsana duyduğu her şeyi söylemesi yalan olarak ye-ter."

3462. Bölüm
Yalan Söylemenin Se-bebi

17426. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsan, içindeki aşağı-lık kompleksi olmaksızın yalan söylemez."
17427. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yalan söyleyen kimse, kendisindeki aşağılık kompleksi nedeniyle yalan söyler. Alay et-menin kökü ise, yalancılara itimat etmektir."
17428. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yalanın sebebi, sebeple-rin en çirkinidir (veya yalan has-talığı, hastalıkların en çirkinidir.) "

17429. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yalan söyleyen kimse hor ve hakirdir."
17430. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yalan söyleyen kimse uçurumun kenarında ve horluğun eşiğindedir."
bak. 3464. Bölüm; el-Kibr, 3439. Bölüm; en-Nifak, 3929. Bölüm

3463. Bölüm
Kezzab (Çok Yalan Söyleyen Kimse)

17431. İmam Sadık (a.s) kendi-sine, "Her yalan söyleyen kimse kezzab mıdır?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Hayır, herkes mutlaka bir yalan söyler, ama kezzab içine yalancılığın adeta sindiği kimsedir."
17432. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Sizden birisi o kadar ya-lan söyler ki sonunda kalbinde bir iğne ucu kadar doğruluk kalmaz. Böyle olduğu taktirde de Allah nezdinde kezzab olarak ad-landırılır."

17433. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kul sürekli yalan söy-ler ve sonunda Allah onu kezzab olarak yazar."
17434. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kul o kadar yalan söyler ve yalanın peşice koşar ki sonunda Allah nezdinde kezzab olarak yazılır."

17435. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kul o kadar yalan söyler ve yalanın peşice koşar ki kalbinde siyah bir nokta oluşur ve o nokta yavaş yavaş tüm kalbini karartır. Böylece Allah nezdinde yalancılardan yazılır."
17436. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yalancı kimsenin ni-şanesi, sana gökten, yerden, do-ğudan ve batıdan haber vermesi, ama kendisine Allah'ın helal ve haramını sorduğun taktirde senin için bir şey söylememesidir."

17437. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "(Sözünün doğruluğuna) itimat etmeksizin bir söz söyle-me. Aksi taktirde kezzab (çok ya-lancı) sayılırsın."
17438. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kezzab olan şahıs, apaçık delillerle helak olur, takip-çileri ise şüpheler vesilesiyle helak olurlar."
17439. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yalancı şahısların ilmin-de hiçbir hayır yoktur."

3464. Bölüm
Yalanın Neticesi

Kur'an:
Allah şüphesiz yalancı ve kafir kimseyi doğru yola eriş-tirmez."
Doğrusu Allah, aşırı yalan-cıyı doğru yola eriştirmez."
"Allah'a verdikleri sözden caydıkları ve yalancı oldukları için O'nunla karşılaşacakları güne kadar Allah kalplerine nifak soktu."

17440. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yalanın neticesi, dünya-da horluk, ahirette ise azaptır."
17441. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yalan insanın yüzünü karartır."
17442. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yalan söyleme, aksi taktirde azamet ve yüceliğin gi-der."

17443. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanın çok yalan söy-lemesi azamet ve yüceliğini yok eder."
17444. Mesih (a.s) şöyle buyurmuş-tur: "Çok yalan söyleyen kimsenin yüceliği ve azameti yok olur."
17445. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Çok yalan söylemek dini bozar ve günahı büyük kılar."
17446. İmam Ali (a.s) , Oğlu Ha-san'a (a.s) yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "Yalanın sonu piş-manlıktır."
17447. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yalan her şeyi bozar."

17448. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yalan söylemek, dünyada utanç, ahirette ise ateş azabı-dır."
17449. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yalan nifak ile sonuçla-nır."
17450. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yalan, gıybet ve kötüle-meye sebep olur."

17451. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanlardan mürüvve-ti en az olan kimse, yalan söyle-yen kimsedir."
17452. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim yalan söylerse, mürüvvetini bozmuş olur."
17453. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yalan söylemek ve mü-rüvvet asla bir araya toplanmaz."
17454. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yalancılıkla tanınan kim-seye itimat az olur. Yalan söyle-mekten sakınan kimsenin sözle-rine inanılır."

17455. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Cimri kimsede rahat-lık, haset eden kimsede lezzet, padişahlarda (yöneticilerde) vefa ve yalancılarda mürüvvet ol-maz."
17456. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanın değerinin orta-dan kalkış sebebi yalandır."
17457. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yalancı ve ölmüş kimse eşittirler. Zira canlı insanın ölüye üstünlüğü kendisine itimat edil-mesidir. O halde her kimin sözü-ne itimat edilmezse hayatı orta-dan kalkmış olur."

17458. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yalan söyleyen kimse her ne kadar (sözlerini ispat etmek için) güçlü deliller getirse de ve doğru söylese de sözleri husu-sunda ithama maruzdur."

17459. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Asla yalancı kimseden yardım dileme… Zira yalancı kimse sana uzağı yakın ve yakını da uzak gösterir."
17460. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yalancı kimse yalancılığı ile üç şey elde eder: Kendisine Allah'ın gazabını, insanların aşa-ğılayıcı bakışlarını ve meleklerin düşmanlığını"
17461. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanlardan salah ve doğruluk yolundan en uzak olan kimse yalancı ve küstah bir yüze sahip olan kimsedir."

17462. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsan bir yalan söyler ve gece namazından mahrum ka-lır."
17463. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yalan, rızkı azaltır."
17464. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Yalan söylemeye adet edinmek fakirlik getirir."
17465. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Elçinin yalanı bozguncu-luğu artırır, insanı isteklerine ulaşmaktan alı koyar, uzak görüş-lülüğü yok eder ve kararı bo-zar."

17466. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın yalan söyle-yen kimseler aleyhine yaptığı yar-dımlardan biri de unutkanlıktır. "
17467. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Sözlerin en kötüsü bir bölümünün diğer bir bölümüyle çeliştiği sözdür."
Ben şöyle diyorum: Allame Taba-tabai el-Mizan adlı tefsirinde Allah-u Teala'nın Yusuf suresindeki "Üze-rine başka bir kan bulaşmış olarak Yusuf'un gömleğini de getirmişlerdi."

ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "el-Kezib" kelime-si bir masdardır ve ism-i fail (etken isim) olarak kullanılmıştır ve mübalağa ifade etmektedir. Yani "açıkça yalan bir kana bulaşmış" anlamındadır. Bu ayette kanlı gömleğin "dem" (kan) kelimesiyle "nekire" (belirsiz) bir şekilde ifade edilmesi Yakub'un

çocuklarının iddiasının temelsizliğini ve gevşekliğini göstermektedir- Onların sözünün ya-lan olduğunu aşikar kılacak bir tarz-da olduğuna işaret etmektedir. Zira yırtıcı hayvanların parçaladığı ve yediği kimsenin gömleği geriye sağlam ve par-çalanmamış bir gömleği kalmaz.

Usulen yalanın işte böyle bir du-rumu vardır. Yalan söz veya rivayetle-rin tümü işte böyledir; çeşitli bölümleri arasında bir çelişki ve uyuşmazlık söz konusudur veya dış hal ve durumla-rından yalan olduğunu aşikar eden bir takım kanıtlar vardır ve bu kanıtlar aynı zamanda gerçeği açığa vurmakta-dır ve her ne kadar güzel ve sevimli bir zahiri olsa da çirkin içini ve batınını ifşa etmektedir.

Yalancı Kurtuluşa Eremez
Tecrübelerin de sabit kıldığı gibi yalanın itibarı fazla sürmemektedir ve çok geçmeden yalan söyleyen kimse or-taya koyduğu bir takım davranışlarıy-la sözlerinin yalan olduğunu bizzat aşikar kılmaktadır veya verdiği habe-rin ya da ortaya attığı iddianın yalan olduğunu ifşa etmektedir. Bunun sebe-bi de varlık aleminin sağlam bir düze-ne dayanması ve parçaları arasında değişim kabul etmeyen ilişkilerin ve oranların hakim olmasıdır.

Zira dış ve gerçek alemde ortaya çıkan her hadisenin kendisiyle uyumlu bir takım gerekleri ve sonuçları vardır. Onlar asla birbirinden ayrılamaz ve ayırt edilemez. Bu gerekler ve sonuçlar arasında da birbiriyle ilişkili bir takım hükümler ve etkileşimler söz konusudur. Öyle ki bunların birinde problem ortaya çıktığı zaman hepsi altüst olmakta ve bunlardan birinin sağlamlığı da tümünün sağlamlığının ve kusursuzluğunun delili sayılmaktadır.

Bu tümel ve istisna kabul etmeyen bir kanundur. Örneğin eğer belli bir zaman diliminde bir madde bir yerden başka bir yere nakledilince bu intikalin gereklerinden biri de ilk mekandan ve o ilk mekan-la ilişkisi olan her şeyden ayrılmasıdır. Birinci mekan adeta ondan boşalmak-ta ve o ikinci mekanı doldurmaktadır.

Aynı şekilde bu iki mekan arasında-ki mesafeyi de kat etmesi ve bu intikalin diğer sonuçları da aynı şekildedir. Şimdi bu gereklerden birisinde problem ortaya çıkınca, örneğin varsayılan zaman diliminde o cisim yine birinci mekanı işgal ediyorsa, o cisme bağlı olan tüm gereklerde de problem orta çıkar. Ne insan, ne başka bir sebep ve ne de diğer varsayılan bir etken, varlık ger-çeklerinden birini örtmek isterse, hiçbir hile ve kurnazlıkla o gerçeklerle ilgili gereklerin tümünü gizli ve örtülü tutamaz veya onları gerçek yerlerinden uzağa atamaz ve onları varlık akışın-dan saptıramaz. Eğer bu gereklerin ve sonuçların birini perdelerse (örterse) di-ğeri aşikar olur. Eğer onu da örterse üçüncüsü ortaya çıkar ve bu böylece de-vam eder.

Her ne kadar batıl ve yanlış bir-kaç gün gövde gösterisinde bulunsa da hükümet ve devlet hak ve hakikate aittir. Yalan her ne kadar bir müddet rağbet edilse de gerçek değer doğruluk ve sadakate aittir. Nitekim Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah, yalancı ve nankör kim-seyi hidayete kavuşturmaz." Hakeza şöyle buyurmuştur: "Şüp-hesiz Allah aşırı giden yalan-cıyı hidayete kavuşturmaz." Hakeza şöyle buyurmuştur:

"Allah'a yalan yere iftirada bulunanlar kurtuluşa eremez." Hakeza şöyle buyurmuştur: "Onlara hak ulaş-tığında onu yalanladılar. Şüp-hesiz onlar karışık bir iş için-dedirler" Bunun sebebi de şudur ki, onlar hak ve hakikati yalanladıkları zaman, kendi hayatlarında batıl ve yanlışlığa dayanmak zorunda kaldılar ve bu yüzden de parçalarının birbiriyle uyumsuzluk arzettiği, her birinin di-ğer bir Bölümünü def ve ibtal ettiği, bozuk ve kopuk bir akışa kapıldı-lar."

3465. Bölüm
En Çirkin Yalan

Kur'an:
"İnsanları, bilmediklerin-den saptırmak için Allah'a karşı yalan uyduranlardan da-ha zalim kimdir? Allah, zalim topluluğu doğru yola eriştir-mez."
"Allah'a karşı yalan uydu-randan veya kendisine bir şey vahyedilmemişken, "bana vahyolundu, Allah'ın indirdiği gibi ben de indireceğim" di-yenden daha zalim kim olabi-lir? Bu zalimleri can çekişir-lerken melekler ellerini uzat-mış, "canlarınızı verin, bugün Allah'a karşı haksız yere söy-lediklerinizden, O'nun ayetle-rine büyüklük taslamanızdan ötürü alçaltıcı azâbla ceza-landırılacaksınız" derken bir görsen!"

"Diliniz yalana alışmış ol-duğu için, "şu haram, bu he-laldir" demeyin, zira Allah'a karşı yalan uydurmuş olursu-nuz. Allah'a karşı yalan uydu-ranlar ise, saadete şüphesiz erişemezler."
"Onlardan bir takımı, Ki-tapta olmadığı halde Kitaptan zannedesiniz diye dillerini eğip bükerler. O, Allah katın-dan olmadığı halde: "Allah katındandır" derler, bile bile Allah'a karşı yalan söyler-ler."

"Allah'a karşı yalan uydu-ranların, kıyamet günü, yüzle-rinin simsiyah olduğunu gö-rürsün. Böbürlenenler için ce-hennemde bir durak olmaz olur mu?"
17468. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Benden sonra öyle bir zaman gelecek ki, o zamanda haktan daha gizli, batıldan daha aşikar bir şey olmayacak. Allah ve Resulüne yalan söylemekten daha fazla artıp yayılan bir şey olmaya-cak."
17469. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Beni (yırtıcı) kuşların alıp götürmesi söylemediği bir şeyi Allah Resulüne isnat etmemden, daha sevimlidir."

17470. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Allah'a yemin olsun ki eğer, gökten yere düşsem (veya yırtıcı kuşlar beni alıp götürse) bunu Allah Resulüne yalan isnat etmekten daha çok severim."
17471. İmam Sadık (a.s) , yanında uyduran kimsenin mel'un olduğundan söz edilince şöyle buyurmuştur: "Uy-duran kimseden maksat, Allah ve Resulü hakkında yalan uyduran kimsedir."

17472. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bir yalan oruçlu kim-senin orucunu batıl eder." Ebu Basir şöyle diyor: "Ben şöyle ar-zettim: "Bizim hangimizden böy-le bir şey (her gün bir yalan söy-lediği) görülmez ki?" İmam şöyle buyurdu: "Maksat senin anladığın gibi değildir. Aksine maksat, Al-lah, Resulü ve İmamlar (a.s) hak-kında yalan isnat etmektir."
17473. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah ve Resulü'ne (s.a.a) yalan isnat etmek büyük günahlardandır."
bak. el-Fetva, 3163. Bölüm

3466. Bölüm
Yalanın Caiz Olduğu Yerler

17474. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah iki şeyi sever ve iki şeye de düşman olur: İki saf (İslam ordusu ile küfür ordusu) arasında korkmadan yürümeyi sever ve (iki kişiyi) barıştırmak için yalan söylemeyi sever. Sokak ve pazar yerlerinde böbürlenerek yürümekten nefret eder ve barış hedefi dışında bir şey için yalan söylemekten nefret eder."
17475. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Aziz ve celil olan Al-lah barış ve dostluk icad etmek için yalan söylemeyi sever ve fesat çıkarmak amacıyla doğru söy-lemekten nefret eder."

17476. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yalan şu iki yer dışın-da kınanmıştır: Zalimlerin şerrini uzaklaştırmak ve iki ikişinin ara-sında barış sağlamak."
17477. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Söz üç kısımdır: "Doğru, yalan ve insanların ara-sını barıştırmak için söylenen söz."
17478. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "(Müslüman halkın arasında) barış yaratmaya çalışan kimse yalancı sayılmaz."
17479. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların arasını dü-zeltmek için (yalan yere) güzel bir söz söyleyen veya güzel söz taşı-yan kimse yalancı sayılmaz."

17480. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şu üç yerde söylenen yalan dışında her yalan için bir gün sahibi hesaba çekilir: İnsan savaşta hile yaparsa bu kendisi için günah değildir. Birisi de iki kişinin arasını bulmak ve barış-tırmak ister. Biriyle bir şekilde görüşür, diğeriyle de başka bir şekilde. Bundan hedefi de o iki-sinin arasını barıştırmaktır. Diğeri de erkek eşine (veya ailesine) yapmak istemediği bir şeyi vaad eder."

Şöyle diyorum: Allame Meclisi (r. a) şöyle diyor: "Bil ki bu hadisin an-lamı, şii ve Sünni herkesin ittifak etti-ği bir anlamdır. Örneğin Tirmizi Pey-gamber'den (s.a.a) şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Yalan üç yerde doğ-rudur: Erkek eşini kendinden hoşnut etmek için ona (doğru olmayan) bir söz söyler,

savaş meydanlarında yalan söylemek ve insanların arasını bulmak için yalan söylemek. Sahih-i Müslim'de de yer aldığına göre Müslim'in ravilerinden biri olan İbn-i Şehab şöyle diyor: "İnsanlara sadece şu üç yerde yalan söylemek için izin verilmiştir: "Savaşta, insanların arasını bulmak için ve erkeğin eşine veya kadının kocasına (bir maslahat için) söylediği söz."
bak. es-Sulh (2) , 2263. Bölüm; Vesail'uş Şia, 8/578, 141. Bölüm; Kenz'ul Ummal, 3/630, 632; el-Meheccet'ul Beyza, 5/232,

3467. Bölüm
Tevriye

Kur'an:
"İbrahim yıldızlara bir göz attı ve "Ben rahatsızım" de-di."
"İbrahim: "Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşa-biliyorlarsa onlara sorun" de-di."
"Yusuf onların yüklerini yükletirken, bir su kabını kar-deşinin yüküne koydurdu. Sonra bir münadi şöyle bağır-dı: "Ey kervancılar, siz hırsız-sınız!"

17481. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz kapalı ve perdeli sözde yalandan kaçınmak için yer geniştir."
17482. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz kapalı ko-nuşmalar, akıllı kimseyi yalan söylemekten alıkoyar."
17483. Ebu Hureyre şöyle diyor:

"Allah Resulü (s.a.a) bir deveye, Ebu Bekir'in arkasına bindi ve şöyle buyurdu: "Ey Ebu Bekir! İnsanları şaşırt. Zira bir Pey-gamber için yalan söylemek doğ-ru değildir." İnsanlar Ebu Be-kir'e, "Sen kimsin?" diye sormaya başladılar. Ebu Bekir ise, "yolu arayan bir arayıcıyım" diye cevap verdi. Halk, "arkandaki kimse kimdir?" diye sorduklarında ise Ebu Bekir şöyle cevap verdi: "Bana yol gösteren bir kılavuz-dur."

17484. İmam Sadık (a.s) , kendi-sine aziz ve celil olan Allah'ın İbrahim kıssasında geçen, "Belki onların en büyüğü bu işi yapmıştır. Eğer konuşurlarsa onlara sorunuz" ayeti hakkında sorulunca şöyle buyurmuştur: "Ne büyük putları bunu yapmıştı, ne de İbrahim (a.s) yalan söylemişti." Kendisine, "Bu nasıl olur?" diye arzedilince İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur:

"Zira İbrahim şöyle dedi: "Eğer konuşurlarsa onlara sorunuz." Eğer konuşsalardı, putların büyüğünün bu işi yaptığı belli olurdu ve eğer konuşmasalardı o halde büyükleri bu işi yapmış değildi. Ama onlar konuşmadılar ve İbrahim de yalan söylememiş oldu."

Hakeza İmam'a Yusuf suresinde-ki, "Ey kervan sahipleri! Şüp-hesiz sizler hırsızsınız" ayeti hakkında sorulunca şöyle buyurmuş-tur: "Onlar Yusuf'u babalarından çalmışlardı. Görmüyor musun, Yusuf'un kardeşlerine, "Ne kaybettiniz?" diye sordukların-da, onlar, "Sultanın su kabını kaybettik" dediler. Yusuf onlara, "Padişahın su kabını çaldınız" demedi. Hakikatte onlar Yusuf'u babasından çalmışlardı (Yusuf'un onlara, "şüphesiz sizler hırsızsı-nız" demesindeki maksadı da buydu.) "

Hakeza İmam Sadık'a (a.s) İb-rahim'in (a.s) "Sonra yıldızlara baktı ve, "Şüphesiz ben rahatsızım" sözü sorulduğunda İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: "Şüphesiz İbrahim (a.s) ne rahatsızdı ve ne de yalan söy-lemişti. Aksine onun maksadı di-ni hakkındaki rahatsızlığı idi. Ya-ni o şüphe içindeydi."

17485. İmam Sadık (a.s) kendi-sine, "Birisi birinin evine geliyor ve onu çağırıyor, ama o şahıs cariyesine burada olmadığını söylemesini istiyor. (bunun hükmü nedir?) " diye soran Abdullah b. Bekir'e şöyle buyurmuştur: "Sakıncası yoktur, bu yalan değildir."

Şeyh Ensari Mekasib adlı kita-bında bu hadisi zikrettikten sonra şöyle diyor: "Bu sözün yalan olmama-sı, parmağıyla işaret ettiği ve, "Burada değil" dediği yerin evin boş yeri olması durumunda geçerlidir. Zira bunun dı-şında bir yorumu yoktur."
17486. Hasan Saykal şöyle diyor: "İmam Sadık'a (a.s) şöyle arzet-tim: "Bize, İmam Bakır'ın, Yu-suf'un (a.s) , "Ey Kervan Ehli! Şüphesiz sizler hırsızsınız" sö-zü hakkında şöyle buyurduğu ri-vayet edilmiştir.

Allah'a yemin olsun ki onlar hırsızlık etmiş de-ğillerdi ve Yusuf da yalan söyle-memiştir. Hakeza İbrahim'in (a.s), "Belki onların büyükleri bu işi yapmıştır. O halde eğer konuşurlarsa onlara sorun" sözü hakkında da şöyle buyurdu-ğu rivayet edilmiştir: "Allah'a yemin olsun ki o putlar bu işi yapmamıştı ve aynı zamanda İb-rahim yalan söylememişti."

Hasan Saykal şöyle diyor: "Bunun üzerine İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: "Ey Saykal! Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?" Ben şöyle arzettim: "Bizim teslim dı-şında bir görüşümüz yoktur." İmam Sadık (a.s) şöyle buyurdu: "…İbrahim'in (a.s) , "Belki on-ların büyükleri bu işi yapmış-tır" derken maksadı hakikatte bu putların elinden hiçbir işin gel-mediği işini ortaya koymaktı. Yu-suf (a.s) da o sözü ıslah etmek için beyan buyurmuştu."
bak. el-Fıkh, 3234. Bölüm; el-Meheccet'ul Beyza, 5/248

3468. Bölüm
Yalan Sözler Dinlemek

Kur'an:
"Yahûdilerden yalana ku-lak verenler vardır."
"Orada boş ve yalan söz işitmezler."
17487. İmam Sadık (a.s) kendisine, "Nakilcilere ve hikayecilere kulak vermek doğru mudur?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Hayır!" ve şöyle buyurmuştur: "Her kim kulağını bir konuşmacıya verirse ona kul-luk etmiş olur. O halde eğer ko-nuşmacı Allah hakkında konu-şursa işiten kimse de Allah'a iba-det etmiş olur. Eğer konuşmacı iblisin sözlerini söylerse o dinle-yen kimse de iblise ibadet etmiş olur."

17488. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dünyanın yükselttiği kimseyi yüce görmeyin ve dün-yanın göz alıcılığına göz dikme-yin ve dünya hakkında konuşan kimseye kulak asmayın, zira dün-yanın göz alıcılığı kandırıcı ve sözleri yalandır."
17489. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Sapıkları kulaklarınıza musalalt kılmayın."
bak. el-Bihar, 72/264, 115. Bö-lüm