Mizan'ul Hikmet-11.Cilt
 



Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuş-tur: "Mizan'ul Hikmet (hikme-tin ölçüsü) benim, Ali de onun dilidir." (İhkak'ul Hak, 6/46)


Mizan'ul Hikmet-11.Cilt


Muhammed Muhammedi REYŞEHRİ

Çeviri Kadri ÇELİK

Tatbik Nuri DÖNMEZ Kaf Harfi

" el-Kibr (Kibir)
" el-Kitab (Yazmak)
" el-Mukatebe (Yazışmak)
" el-Kitman (Gizlemek)
" el-Kizb (Yalan)
" el-Kerem (Kerem-Yücelik)
" el-Kesb (Kazanç)
" el-Kesel (Gevşeklik)
" el-Küfr (Küfür)
" el-Keffaret (Kefaret-Bedel)
" el-Mukafat (Mükafat-Karşılık)
" et-Teklif (Teklif)
" et-Tekellof (Zorluğa Düş-mek)
" Kelam (Söz)
" Kemal (Kemal)
" Kiyaset (Akıllılık)
" el-Lu'm (Soysuzluk-Aşağılık)
" el-Libas (Elbise)
" el-Lecac (İnatçılık)
" el-Lihye (Sakal)
" el-Lisan (Dil)
" el-Len (Lanet)
" el-Leğv (Boş Şey)
" el-Lukte (Bulunmuş Eşya)
" el-Lika (Görüşmek)
" el-Lehv (Oyalanma)
" el-Livat (Eşcinsellik-Homoseksüellik)
" el-Melamet (Kınamak)
" el-Emsal (Örnek-Benzer)
" et-Timsal (Resim ve Heykel)
" el-İmtihan (İmtihan)
" el-Medh (Övmek)
" el-Mir'et (Kadın)
" el-Muruvvet (Mürüvvet)
453. Ko-nu

el-Kibr
Kibir

Bihar, 73/179, 130. Bölüm; el-Kibr
Kenz'ul-Ummal, 3/525, 828; el-Kibr
Kenz'ul-Ummal, 3/830; İlac'ul-Kibr


bak.
61. konu, el-Cebbar; 357. konu, et-Taassub; 547. konu, et-Tevazu'; el-Gazab, 3078. Bölüm; el-Ahiret, 33. Bölüm


3431. Bölüm
Tekebbür

Kur'an:
"İblis'ten başka bütün me-lekler secde etmişlerdi. O, bü-yüklük taslamış ve küfreden-lerden olmuştu."
"Ona, "İn oradan, orada büyüklenmek sana düşmez, defol, sen alçağın birisin" de-di."
17206. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Tekebbürden sakın. Şüphesiz tekebbür en büyük gü-nah ve en çok kınanmış ayıptır ve tekebbür İblis'in süsüdür."

17207. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Tekebbürden sakının. Zira İblis'i Adem'e secde etmek-ten alıkoyan tekebbür idi."
17208. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "O halde Allah'ın şeytana yaptığından ibret alın. Öyle ki uzun amelini, yoğun çabalarını bir anlık tekebbüründen dolayı boşa çıkardı… İblisten başka, onun gibi bir günah işledikten sonra kim Allah karşısında emanda kalabilir?"

17209. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Gönlünüzde gizlediğiniz şu asabiyet ateşini, cahiliye kinini söndürün. Çünkü, Müslü-man'daki bu yersiz kıskançlık, şeytanın vesvese, tekebbür, boz-gunculuk ve üflemesindendir. Tevazuyu başlarınızın üstüne, büyüklenme duygusunu ayakları-nızın altına alın ve boyunlarınız-daki kibri atın. Tevazuyu kendi-niz ile düşmanınız olan İblis ve askerleri arasında bir sığınak edi-nin."

17210. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Allah'ın azaba ve belaya uğrattığı sizden önceki büyükle-nen ümmetlerin başlarına gelen-lerden uğradıkları cezadan düş-tükleri zorluklardan ve zilletle-rinden ibret alın… Zamanın musibetlerinden Allah'a sığındı-ğınız gibi, kibir açısından da Al-lah'a sığının."

17211. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Allah için, Allah için, bu dünyada azgınlıktan, ahirette zulmün korkunç cezasından ve kibrin kötü akıbetinden sakının. Çünkü, bu (kibir) , iblisin büyük av usulü, büyük tuzak şeklidir. Bu, insanların gönüllerine öldü-rücü zehirler gibi girerek onları zehirler; asla başarısız olmaz, hiç kimseyi vuruşunda da hata etmez. Ne alim bilgisiyle, ne de yoksul olan yoksulluğuyla (ondan kurtulup bir yol bulabilir. ) "

17212. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Tekebbürden sakının. Zira bazen bir elbise giymek bile insanı kibirlenmeye sürükler."
17213. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Tekebbür, bazen her sınıftan en düşük kimselerde bile görülür…Bir gün Allah Resulü (s.a.a) Medine sokaklarının birin-den geçiyordu. Zenci bir kadın sokağın ortasında hayvanların gübresini topluyordu. O kadına, "Allah Resulü'nün (s.a.a) yolun-dan kenara çekil" denilince o ka-dın, "Yol geniştir" dedi. Ashap onu kenara itmek isteyince Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu: "Onu bırakın, şüphesiz o dik başlı bir kadındır."

17214. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın kalbinde bir miktar kibir ortaya çıkınca az ol-sun veya çok aynı miktarda insa-nın aklı da azalır."
17215. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Tekebbürden sakın. Şüphesiz tekebbür azgınlığın başı ve rahman olan Allah'a isyan et-mektir."

17216. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Tekebbür helak edici bir huydur. Her kim bu hasletle kendini çoğaltmak (büyütmek) is-terse azalır (küçülür) ."
17217. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "En çirkin huy tekebbür-dür."
17218. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim tekebbürden temizlenirse yücelik elde eder."

17219. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "O insan; rahimlerin ka-ranlıklarında gizlice tasarlanıp ka-rarlaştırılan dökülmüş erlik suyu ve yaratılışı noksan bir kan par-çası, bir pıhtı değil miydi?... Ama o büyüyüp geliştiğinde tekebbüre kapıldı."
17220. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Tekebbürden uzak durunuz. Zira kul sürekli tekeb-bür eder ve sonunda aziz ve celil olan Allah şöyle buyurur: "Bu kulumun adını da ve zorbalar arasına yazınız."
17221. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsan sürekli tekebbür eder, bu yolda ilerler ve sonunda zorbalardan yazılır. Böylece zor-baların başına gelen şey onun da başına gelir."

17222. İmam Ali (a.s) takva sahiplerinin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Bir kimseden uzaklaşması, temizliğinden ve zühdündendir. Bir kimseye yaklaşması, yumuşaklığı ve acımasındandır. Uzaklaşması büyüklükten ve kibirden; yaklaşması da hile ve tuzaktan değildir."
17223. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Emir sahiplerinin insan-ların salihlerince en aşağı sayılan durumları, kendilerini övülme sevgisine kaptırmaları, işlerini ki-birlenerek yapmalarıdır."
17224. İmam Ali (a.s) , yüce Pey-gamber'in fazileti hakkında şöyle bu-yurmuştur: "Allah onu insanlar şaşkınlık içinde delalete düşmüş-ken gönderdi. Fitneye dalmışlar, heva ve hevesleri onları azdırmış ve kibir onların ayaklarını kay-dırmıştı."
17225. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Şüphesiz ben Allah yo-lunda hiçbir kınayıcının kınama-sına aldırış etmeyen topluluktan biriyim… Onlar kibirlenmezler, üstünlük taslamazlar, hıyanet et-mezler ve (yeryüzünde) fesat çı-karmazlar."

3432. Bölüm
Kibriya Allah'a Mah-sustur

Kur'an:
"O, kendisinden başka ilah olmayan, hükümran, çok kut-sal; esenlik veren, güvenlik ve-ren, görüp gözeten, güçlü, buyruğunu her şeye geçiren, ulu olan Allah'tır. Allah putpe-restlerin koştukları eşlerden münezzehtir."
"Göklerde ve yerde azamet yalnız O'nundur. O azimdir ve hakimdir."

17226. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz kibriya ve büyüklük alemlerin rabbi olan Allah'a mahsustur."
17227. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hamd, izzet ve kibriya sahip olan, bu iki sıfatı ya-rattıklarına vermeyen Allah'a mahsustur. Onları kendisi ile başkaları arasında bir sınır kıldı, yüce zatı için seçti."

17228. İmam Hasan (a.s) , kendisi-ne, "Sende tekebbür vardır" diyen bi-rine şöyle buyurmuştur: "Asla! Te-kebbür sadece Allah'a mahsustur. Benim vücudumda ise izzet var-dır. Nitekim Allah-u Teala şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz izzet, Allah'ın, Peygamberinin ve müminlerindir."
17229. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kibir Allah'ın ridası-dır (örtüsüdür) ve (dolayısıyla) mütekebbir insan bu ilahi ridayı elde etmek için Allah ile savaşa kalkışmıştır."

17230. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Yüce ve celil olan Al-lah şöyle buyurmuştur: "Kibriya benim ridamdır (örtümdür) ve azamet benim elbisemdir. Her kim bunların biri hakkında be-nimle savaşmaya kalkışırsa, onu ateşe atarım."
17231. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kibir Allah'ın örtüsü-dür. O halde her kim ondan bir şey hakkında Allah ile savaşmaya kalkışırsa Allah onu baş aşağı ate-şe atar."

17232. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: " Allah, kullarından biri-nin kibirde bulunmasına izin ver-seydi, onu peygamberleri ve evli-yası arasından seçerdi. Fakat on-lar için büyüklük taslamayı kötü gördü, onlar için tevazuya razı oldu."

3433. Bölüm
Kibrin Anlamı (1)

Kur'an:
"Size bir peygamber nefsi-nizin hoşlanmadığı bir şey ge-tirdikçe, büyüklük taslayarak, bir kısmını yalancı sayıp, bir kısmını öldürür müsünüz?"
"Yeryüzünde haksız yere büyüklük taslayanları, ayetle-rimden yüz çevirteceğim. On-lar bütün ayetleri görseler yine de iman etmezler."
bak. A'raf, 113, 36, 40; Neml, 22; Yunus, 75.
Kibrin Münezzeh olan Allah kar-şısında büyüklenmek olduğunu ve hakkı inkar anlamına geldiğini belir-ten ayetler 58 ayete ulaşmaktadır. Kur'an'a müracaat ediniz.

17233. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ey Ebuzer! Her kim ölür de kalbinde bir zerre tekeb-bür olursa, daha önce tövbe et-medikçe asla cennetin kokusunu alamaz." O şöyle arzetti: "Ey Al-lah'ın Resulü! Ben güzelliği sevi-yorum. Hatta kırbacımın ve ayak bağımın bile güzel olmasını seve-rim. Bundan dolayı korkmam ge-rekir mi?" Peygamber şöyle bu-yurmuştur: "Kalbini nasıl bulu-yorsun?" O şöyle arzetti: "Kal-bimi hakkı tanımış ve hak ile it-minana ermiş olarak buluyorum."

Peygamber şöyle buyurdu: "O halde bu haletin kibir değildir. Aksine kibir hakkı terk etmen, haksızlığa yönelmen ve insanlara hiçbirinin haysiyetinin senin haysiyetin gibi olmadığı ve hiçbirinin kanının da senin kanın gibi olmadığı gözüyle bakman-dır."
17234. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kalbinde zerre mikta-rınca kibir bulunan kimse asla cennete giremez." Bir şahıs şöyle arzetti: "İnsan elbisesinin ve ayakkabısının güzel olmasını se-ver." Peygamber şöyle buyurdu: "Allah güzeldir ve güzeli sever. Kibir ise hak karşısında kibir-lenmek ve insanları küçümse-mektir."

17235. İmam Bakır veya İmam Sa-dık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kal-binde hardal tanesi kadar kibir bulunan kimse asla cennete gi-remez." Muhammed b. Müslim şöyle diyor: "Ben istirca da bu-lundum (inna lillah ve inna ileyhi raciun dedim.)" İmam şöyle bu-yurdu: "Neden istircada bulunu-yorsun?" Ben şöyle arzettim: "Sizden işittiğim söz sebebiyle." İmam şöyle buyurdu: "Bu senin sandığın gibi değildir. Aksine be-nim maksadım (hakkı) inkar et-mektir ve hakikatte kibirden maksat, hakkı inkar etmektir."

17236. İmam Sadık (a.s) Abdullah b. Talha'ya şöyle buyurmuştur: "Al-lah Resulü (s.a.a) şöyle buyur-muştur: "Kalbinde hardal tanesi kadar kibir bulunan bir kul asla cennete giremez ve kalbinde har-dal tanesi kadar iman bulunan bir kul da asla cehenneme giremez." Ben (ravi) şöyle arzettim: "Fedan olayım, insan bazen elbise giyer, bir bineğe biner, acaba bu kibrin nişanesi midir?" İmam şöyle bu-yurdu: "Böyle değildir, aksine ki-bir hakkı inkar etmektir,

iman ise hakkı itiraf etmektir."
17237. Muhammed b. Ömer b. Ye-zid babasından şöyle dediğini rivayet etmektedir: "İmam Sadık'a (a.s) şöyle arzedildi: "Ben güzel yemek yiyorum, güzel kokular kullanıyo-rum ve rahvan (dolu dizgin, dört nala) bineğe biniyorum. Köleler arkamdan hareket ediyor. Eğer bu iş de bir tür tekebbür ise bu işten el çekeyim." İmam Sadık (a.s) bir müddet suskun kaldıktan sonra şöyle buyurdu: "Lanet edilmiş zorba kimse, insanları hor sayan ve hakkı tanımayan kimse-dir."

17238. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Huzuyu aradım. Onu sadece hakkı kabul etmekte bul-dum. O halde hakkı kabul edin. Zira hakkı kabul etmek insanı te-kebbürden uzaklaştırır."

17239. İmam Seccad (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim, "Esteğfirul-lah ve etubu ileyh" (Allah'tan mağfiret dilerim ve Allah'a döne-rim) derse, ne müstekbirdir ve ne de zorba. Zira müstekbir nefsinin hakkında kendisine galebe çaldığı günahı hususunda ısrar eden ve dünyayı ahirete tercih eden kim-sedir."

17240. İmam Sadık (a.s) kendi-sine, "İlhadın (inkarın) en azı nedir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Tekebbür, ilhadın en küçük mertebesidir."
bak. el-Hakk, 896. Bölüm

3434. Bölüm
Kibrin Anlamı (2)

17241. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En büyük tekebbür insanları aşağılık saymak ve hakkı hafife almaktır." Abdul A'la b. A'yen şöyle diyor: "Ben şöyle arzettim: "Halkı aşağılık saymak ve hakkı hafife almak nedir?" İmam şöyle buyurdu: "Hak karşısında cahillik etmek ve hak ehlini kötülemektir. O halde her kim böyle yaparsa aziz ve celil olan Allah ile ridası (azamet örtüsü) hakkında savaşa girişmiş olur."

17242. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Tekebbür, insanları aşağılaman ve hakkı hor görmendir."
17243. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim kibirden boş bir kalple Me'zemey'den geçerse Allah onu bağışlar." Ravi şöyle diyor: "(Ben) kibir nedir?" diye arzedince İmam şöyle buyurdu: "İnsanları küçümsemek ve hakkı hafife almaktır."
17244. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim kibirden te-mizlenmiş bir kalple Mekke'ye girerse Allah günahlarını affe-der." Abdulmelik, "Ben, "kibir nedir?" diye arzedince İmam şöy-le buyurdu: "İnsanları hor gör-mek ve hakkı hafife almaktır?" Ben, "Bu nasıl olur?" diye arze-dince de İmam şöyle buyurdu: "Hak karşısında cahillik etmek ve hak ehlini kötülemekle."

3435. Bölüm
Kibrin Hakikati

17245. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim diğerlerinden üstün olduğuna inanırsa o müs-tekbirlerden sayılır." Hafs b. Gı-yaz şöyle diyor: "Ben şöyle arzet-tim: "Eğer bir günahkarı görür ve günahsızlık ve iffeti sebebiyle de kendisini ondan üstün görürse nasıldır?" İmam şöyle buyurmuş-tur: "Heyhat, heyhat! Kim bilir belki o bağışlanır ama seni hesaba çekerler. Musa'nın (a.s) sihir-bazlarının hikayesini okumadın mı?"

17246. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mekke vadisine vardı-ğınızda yıpranmış veya eskimiş veya kaba elbiselerinizi giyiniz. Zira kibirden temizlenmiş bir kalple Mekke vadisine giren kim-seyi Allah bağışlar." Abdullah b. Ebi Ya'fur şöyle sordu: "Kibrin haddi nedir?" İmam şöyle buyur-du: "Kibrin haddi insanın güzel elbise giymesi, kendisine bakması ve insanların kendisini bu elbise-ler içinde görmesini istemesidir." İmam daha sonra bu ayeti tilavet bu-yurdu: "Şüphesiz insan kendi nefsi hakkında basiret sahibi-dir."

Şöyle diyorum: Ebu Hamid Ga-zali kibrin hakikati hakkında şöyle yazmaktadır: "Bil ki kibir zahir ve batın diye ikiye ayrılmaktadır. Batın (gizli) olan kibir nefiste olan bir huy-dur. Zahir olan kibir ise insanın yap-tığı amellerdir. Kibrin batıni huy hakkında kullanılması daha gerçekçi-dir. Zira insanların amelleri de o hu-yun neticesidir ve kibir hasleti o dav-ranışların ortaya çıkmasına neden ol-maktadır. Bu yüzden amellerinde ki-bir ortaya çıkınca, "kibre kapıldı"

demektedirler. Eğer davranışlarında kibir ortaya çıkmazsa o zaman da, "ruhun da kibir vardır" derler. Dola-yısıyla asıl olan nefisteki huydur ve in-sanın kendisini karşısında tekebbüre kapıldığı kimseden üstün görmesi an-lamındadır. Zira kibir iki ciheti ge-rektirmektedir: Birincisi hakkında tekebbüre kapıldığı kimse ve ikincisi de o şahsa karşı tekebbüre

kapılması-na neden olan konu. Kibrin kendini beğenme hasletinden farkı da burada-dır. Zira kendini beğenmek sadece kendisinin varlığını gerektirir. Hatta dünyada bir tek insan bile yaratılmış olsaydı, yine de o şahsın kendisini be-ğenmesi mümkün olurdu. Ama müte-kebbirin varlığı ikinci bir şahsın varlı-ğı olmaksızın mümkün değildir.

Zira ikinci şahıs sayesinde insan kemal sı-fatlarına sahip olma hususunda kendi-sini ondan üstün görmektedir ve bura-da tekbbüre ve kendisini üstün görme-ye saplanmaktadır. Mütekebbir olmak için kendini büyük görmek de yeterli değildir. Zira insan bazen kendini büyük görür, ama başkasını kendi-sinden daha büyük veya dengi olarak görür ve dolayısıyla da ona karşı te-kebbüre kapılmaz. Aynı şekilde baş-kalarını küçümsemek de yeterli değil-dir. Zira başkalarını küçük görür,

ama kendisini de onlardan daha kü-çük veya dengi görürse yine de tekeb-büre kapılmış olmaz. Dolayısıyla kendisi için bir mertebe, başka birisi için de bir mertebeye inanması ve daha sonra kendi mertebesini ondan daha üstün görmesidir. Bu üç itikat sayesin-de insanda kibir huyu ortaya çıkmak-tadır.

Yoksa bu görüşün bizzat ken-disi kibir değildir. Bu görüş ve inanç onda kibir ruhunu ortaya çıkarmakta ve neticede kalbinde bir tür gurur, kendini beğenmişlik, sevinç, bu inancı-na dayanma ortaya çıkmaktadır. Bu kendisiyle övünmesi, kendinden hoş-lanması ve bu inanca dayanması, kibir huyunun bizzat ta kendisidir. Bu yüzden Peygamber (s.a.a) de şöyle buyurmuştur: "Allah'ım! Tekebbürün nefhasından (üflemesinden), sana sığı-nırım."

3436. Bölüm
Kibir İçinde Yürümeyi Kınamak

Kur'an:
"Yeryüzünde böbürlenerek yürüme, çünkü sen ne yeri de-lebilir ve ne de boyca dağlara ulaşabilirsin."
"İnsanları küçümseyip yüz çevirme, yeryüzünde böbürle-nerek yürüme; Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi şüphesiz ki sevmez."
"Rahman kulları yeryüzün-de mütevazi yürürler. Bilgisiz-ler kendilerine takıldıkları zaman onlara güzel ve yumu-şak söz söylerler."
17247. İmam Bakır (a.s) , Allah-u Teala'nın, "Yeryüzünde böbür-lenerek yürüme" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Yani tekebbür ve büyüklenerek yürüme"

17248. Resulullah (s.a.a) , bir toplu-luğun yanından geçince şöyle buyur-muştur: "Buraya neden toplandı-nız?" Onlar şöyle arzettiler: "Ey Allah'ın Resulü! Bu deli bayılmış ve biz de onun etrafına toplanmış bulunmaktayız." Peygamber şöyle buyurdu: "O deli değildir, aksine hastadır." Daha sonra şöyle buyurdu: "Sizleri gerçek delinin kim olduğundan haberdar kılmayayım mı?" Onlar şöyle arzettiler: "Haberdar kıl ey Allah'ın Resu-lü!" Peygamber şöyle buyurdu:

"Gerçek deli kibir içinde yürüyen kimsedir. O kibir içinde bakar, omuzlarını hareket ettirir, Allah'a isyan eder ve bu haline rağmen Allah'ın cennetini arzular. Hiç kimse onun şerrinden güvende değildir ve hayrı ümit edilme-mektedir. Asıl deli budur. O şa-hıs ise hastadır."
17249. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah eşine karşı yet-miş yaşında bir insan (gibi duran) yolda yürürken ve görünürde ise yirmi yaşında (bir genç gibi) du-ran kimseden nefret eder."

17250. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Allah-u Teala yirmi yaşında olduğu halde seksen ya-şındaki gibi duran kimseyi sever ve yirmi yaşındaki genç gibi dav-ranan altmış yaşında (kibirle yü-rüyen) kimseden nefret eder."
bak. el-Meşiy, 3696. Bölüm

3437. Bölüm
Mütekebbir

17251. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanların en çok nef-ret edileni mütekebbir kimse-dir."
17252. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kıyamet günü bana en uzak olanınız çok konuşanlar, yani müstekbirlerdir."
17253. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Nezdimde en çok nefret edileniniz ve ahirette biz-den en uzak olanınız, boş konu-şan, sözü uzatan ve mütefeyhik-lerdir." Ashap şöyle arzetti: "Ey Allah'ın Resulü! Çok konuşan ve sözü uzatanları biliyoruz. Müte-feyhikler de kimlerdir?" Peygam-ber şöyle buyurdu: "Onlar, mü-tekebbir kimselerdir."

17254. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Sen Allah'ın yanında mütekebbir kişilerden sayılırken ondan mütevazi kişilerin ecrini mi arzuluyorsun?!"
17255. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Mütekebbir olan kimse yok olmaktan güvende değildir."

3438. Bölüm
Kendisiyle Kibirlenme-nin Doğru Olmadığı Şey

17256. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Başlangıcı nütfe, sonu leş ve bu arada ise dışkı dağarcığı olan kimsenin bu duruma rağmen tekebbüre kapılmasına şaşarım."
17257. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Dün nutfe olan yarın da leş olacak olan mütekebbir şahısa şaşarım."
17258. İmam Bakır (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Nütfeden yaratılan, yarın leşe dönüşecek olan ve bu arada da kendisine ne yapılacağını bilmeyen kendini öven müte-kebbir kimseye şaşarım."

17259. İmam Bakır (a.s), mevlamız Hz. Sadık'ın (a.s) dışkının ne oldu-ğunu sorması üzerine şöyle buyurmuş-tur: "Dışkı insanoğlunun küçük görülmesi içindir. Böylece dışkı-sını kendisiyle taşıyarak kibre ka-pılmasını önlemek için karar kı-lınmıştır."

17260. İmam Seccad (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Selman-i Farsi ve bir şahıs arasında bir tartışma mey-dana geldi. O şahıs Selman'a şöy-le dedi: "Sen kimsin ki ey Sel-man!" Selman şöyle dedi: "Ben, benim ve senin başlangıcın necis bir nutfe, benim ve senin sonu kokuşmuş bir leştir. Kıyamet gü-nü olduğunda teraziler kurulun-ca, her kimin amel terazisi ağır olursa, şüpesiz o büyüktür. Her kimin terazisi hafif gelirse o da aşağılıktır."

17261. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: " Allah kendisine hiç bir üstünlük vermediği halde, şeyta-nın burnuna üflediği kibirle, kal-bindeki öfkeyle tutuşan büyüklük ateşine düşüp nefsindeki haset düşmanlığı yüzünden, kardeşine (Habil'e) kibirlenen kişi (Kabil) gibi olma. Allah kibri yüzünden onu cezalandırdı, pişmanlığa dü-şürdü."

3439. Bölüm
Tekebbürün Sebebi

17262. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Tekebbür veya zorba-lık eden herkes, bunu mutlaka nefsinde bulduğu bir aşağılık kompleksinden dolayı yapmakta-dır."
17263. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Tekebbür eden her-kes, bunu nefsinde bulduğu bir zilletten dolayı yapmaktadır."

17264. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her mütekebbir kimse, hordur."
17265. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Sadece düşük olan kimse kibre kapılır."
17266. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Sadece düşük ve adı şanı belli olmayan kimse tekebbüre kapılır."
Ebu Hamid Gazali tekebbürün sebepleri ve onu harekete geçiren fak-törler hususunda şöyle demektedir: "Bil ki kibir deruni ve batıni bir has-lettir. Zahirde ortaya çıkan ahlak ve davranışlar o huyun neticesi ve ürünü-dür ve onları tekebbür olarak adlan-dırmak gerekir. Kendini büyük gör-mek ve kendi değerini başkalarından üstün görmek gibi uygunsuz anlamlara özgü bir isimdir. Bu deruni huya sebep olan şeyin sadece bir sebebi vardır ve o da anlamını açıklayaca-ğımız,

kendini beğenmekten kaynaklanmaktadır. Bu huy adeta mütekebbir insanın ruhuna asılmaktadır. Zira insan ilminden amelinden veya kendisiyle ilgili olan herhangi bir şeyden hoşlandığında ve onlara oranla kendini beğenmişliğe düştüğünde neticede kendini büyük görmekte ve tekebbüre kapılmaktadır. Zahiri kibrin ise üç nedeni vardır.

Bir nedeni mütekebbir şahsın vücudunda-dır. Bir nedeni ise kendisine tekebbür-de bulunduğu kimsenin varlığındadır. Bir sebebi ise bu iki unsurdan başka-sıyla ilgilidir. Mütekebbir şahsın vü-cudunda olan sebep kendini beğenmiş-liktir. Kendisine tekebbürde bulundu-ğu şahıs ile ilgili vücudunda bulunan sebep ise ona karşı içinde taşıdığı kin ve hasadettir. Bu iki unsurdan başka-sıyla ilgili sebep ise riya ve gösteriştir. O halde zahiri kibrin sebepleri bu iti-barla dört şeydir: Kendini beğenmişlik, kin, hasadet ve riya."
bak. el-Kizb, 3462. Bölüm

3440. Bölüm
Kibrin Tedavisi

17267. İmam Hasan (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Allah'ın büyüklüğünü tanıyan kimsenin kendini büyük görmesi doğru değildir. Zira Al-lah'ın azametini bilen kimselerin yücelikleri tevazu göstermelerin-de ve Allah'ın azamet ve celalini tanıyanların izzeti de zillet izha-rında bulunmalarındadır."

17268. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Allah'ı tanıyan kimsele-rin kendisini büyük görmesi doğ-ru değildir."
17269. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Allah Adem'i ışığı gözle-ri alan, görünüş güzelliği akılları durduran ve kokusu nefesleri ke-sen bir nurdan yaratmak isteseydi yaratırdı; böylece boyunlar ona eğilir, meleklerin imtihanı hafif-lerdi. Fakat Allah; birbirinden ayırmak, büyüklenenleri içlerin-den kovmak ve kendini beğen-mişleri onlardan uzaklaştırmak için yarattıklarını aslını bilmedik-leri bazı şeylerle imtihan etmek-tedir."

17270. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Eğer elçiler, karşı ko-nulmaz bir kuvvete… sahib olsa-lardı halk öğütlerini daha kolay kabul eder, onlara karşı durmaz-lardı… Allah peygamberlerine uymayı, kitaplarını tasdik etmeyi, kendisine huşu etmeyi, emrini kabul etmeyi ve itaatine teslim olmayı kendisine has kılmış ve başka şeylerle karışmasını dile-memiştir. Bela ve imtihan ne ka-dar büyük olursa, sevabı ve ödülü de o kadar çok olur."

17271. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kalplerindeki kibri çı-karsın, yerine ruhlarına huzuyu yerleştirsin ve yüzlerine rahmet kapılarını açsın diye Allah, kulla-rını çeşitli zorluklarla imtihan etmekte, sorunlarla ibadete davet etmekte ve çeşitli belalara düçar kılmaktadır."

17272. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Allah mümin kullarını bundan; namazlarla, zekatlarla, farz kılınmış günlerdeki orucun gayretiyle; ellerini ayaklarını sa-kinleştirip gözlerini sakındırarak; nefislerini ezip gönüllerine teva-zu vererek ve kendini beğenmeyi onlardan gidererek korur… Bun-ların içinde bulunan, övünme be-lirtilerini yok eden, kibrin izlerini bile yasaklayan hükümlere ba-kın."
17273. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Allah imanı şirki temiz-lemek için farz kılmıştır ve na-mazı da insanları kibirden uzak-laştırmak için farz kılmıştır."

Allame Meclisi'nin Kibrin Tedavisi Hususundaki Sözü
Kibrin dermanı ve tevazu elde et-menin tedavisinin, ilmi ve ameli bir metodu vardır. İlmi metodu insanın kendisini ve Allah'ı tanımasıdır. Bu tek başına kibir hasletinin vücudun-dan temizlenmesine yeterli bir sebeptir. Zira insan kendisini hakkıyla tanıdığı taktirde zatı gereği her düşük şeyden daha düşük olduğunu ve her küçük şeyden daha küçük bulunduğunu anlar. Dolayısıyla da tevazu zillet ve düşüklükten başka bir şeye layık olmadığını görür.

Rabbini tanıdığı taktirde ise büyüklük ve azametin hakkında pak zatına layık olduğunu anlar. Kibrin köklerini ortadan kaldırmanın ilmi yolu budur.
Ama kibri tedavi etmenin ameli metodu ise Allah ve yaratıcı karşısın-da mütevazi olmasıdır ve mütevazi kimselerin huylarına temiz ve layık kimselerin hal ve davranışlarına, top-rağa oturup, "Ben de kulum (köleyim) köleler gibi yer ve köleler gibi içerim" diyen Peygamber'in ahvaline sahip ol-maya çalışmasıdır."
bak. 3438, 3432. Bölümler

3441. Bölüm
Kibri Ortadan Kaldır-mak

17274. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Gerçekten de erkeğin sevinç ve övünç içinde ailesine bir şey götürmesini ve bu vesile-yile kibri kendinden uzak tutma-sını severim."
17275. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim kendi elbise-sini yamar, ayakkabısını diker ve eşyasını taşırsa şüphesiz kibirden uzaktır."

17276. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim kendi yükü-nü taşırsa kibirden güvende olur."
17277. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim kendi koyu-nunu sağar, elbisesini yamar, ayakkabısını diker, hizmetçileriyle yemek yer ve eşyasını pazardan (eve) taşırsa şüphesiz kibirden temizlenmiştir."

17278. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim yün elbise giyer, yamalı ayakkabı giyer, bi-neğine biner, koyununu sağar, ai-lesiyle birlikte yemek yerse şüp-hesiz, Allah kibri ondan uzak tu-tar. Ben kul ve kulun çocuğuyum. Kul gibi oturur, kul gibi yemek yerim. Bana mütevazi olmanız ve sizden hiçbirinizin başkasına haksızlık etmemesi vah-yolmuştur."

17279. Ebu Umame şöyle diyor: "Şüphesiz bir gün Peygamber Baki mezarlığına doğru yola ko-yuldu. Ashap da onun ardından yola düştü. Peygamber durdu ve onlara öne geçmelerini emretti. Ardından kendi de onların ardın-dan hareket etti. Bunun sebebini sorduklarında ise Peygamber şöy-le buyurdu: "Ben ayakkabılarını-zın sesini işittim ve içimde kibir-den bir şeyin oluşmasından kork-tum."

Ben şöyle diyorum: "Şüphesiz bu hadislerde tevazu ve alçak gönüllü ol-manın nişanesi olarak zikredilen şey-ler tümüyle insanda kibrin olmadığı-nın göstergesi değildir. Aksine şahıs-larda, asırlarda ve çeşitli hususlarda bu durum farklılık arzetmektedir. Nitekim şöyle demişlerdir: "İnsanlar-dan bir grubu tevazu niyetiyle yün elbise giymekte, ama kalpleri kendini beğenmişlik ve kibir ile dolu bulunmaktadır." O halde buna dikkat edilmelidir."

17280. İmam Kazım (a.s) elinde bir balık tutmuş olan Abdullah b. Cibille'ye şöyle buyurmuştur: "Onu elinden at. Ben şerafet sahibi ve saygın bir insanın düşük bir şeyi taşımasını hoş görmüyorum." İmam daha sonra şöyle buyurdu: "Ey Şiiler! Sizler düşmanı çok olan bir topluluksunuz! Sizler halkın kendilerine düşmanlık et-tiği bir grupsunuz. O halde gü-cünüz yettiğince onlar karşısında süslü (ve şahsiyet sahibi) olu-nuz."

17281. İmam Sadık (a.s) ailesine aldığı bir şeyi evine taşıyan ve kendisi-ni gördüğünde ise utanan birisine şöyle buyurmuştur: "Sen bunları ailen için mi aldın ve onlara mı taşı-yorsun? Bil ki Allah'a yemin ol-sun eğer Medine halkı olmasaydı, ben de ailem için alış veriş etmeyi ve onu kendi elimle kendilerine taşımayı severdim."
17282. Resulullah (s.a.a) Ebuzer'e şöyle buyurmuştur: "Ey Ebuzer! Ahir zamanda öyle bir zaman ge-lecek ki yaz kış yün giyecekler ve bunun başkalarından üstün olma-larına sebep olduğuna inanacak-lardır. Bunlara göklerin ve yerin ehli lanet etmektedir."
bak. Vesail'uş Şia, 3/344, 5. Bölüm

3442. Bölüm
Kibrin Etkileri

17283. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Hırs, kibir ve haset insa-nı günaha düşmeye çağıran şey-lerdir."
17284. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kibrin meyvesi sövgü-dür (halktan kötü söz işitmektir) ."
17285. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Tekebbür yüce mertebe sahibi insanı aşağılık kılar."

17286. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Tekebbür aşağılık ve re-zaleti aşikar kılar."
17287. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Mütekebbir insan dost-tan mahrum kalır."
17288. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Tekebbür günahlara dalma sebebidir."
17289. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Tekebbürün çokluğu yokluğa sebep olur."
17290. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim kibir ve israf elbisesini giyerse, üstünlük ve şe-ref elbisesini soyunmuş olur."
17291. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mütekebbir insan (başkalarının) kendisini övmesini beklememelidir."
17292. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kibir sahibi olan kimse asla ilim öğrenemez."

3443. Bölüm
Her kim Kibirlenirse Allah Onu Aşağılık Kılar

17293. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim kibirlenirse Allah onu aşağılık kılar."
17294. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz göklerde in-sanlar için tayin edilen iki melek vardır. Bunlar insanlardan biri kibirlenince onu küçük düşürür-ler."

17295. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kibirlenmek yüce ma-kama sahip insanı aşağılık kı-lar."
17296. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Her kim insanlara üstün-lük taslarsa hor olur."

17297. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Her kulun başında bir gem vardır. Bir melek o gemi tu-tar, insan üstünlük taslayınca me-lek ona şöyle der: "Mütevazi ol, Allah seni aşağılık kılsın! Ondan sonra kendi gözünde insanların en büyüğü ve insanların gözünde ise herkesin küçüğü haline gelir. Kul mütevazi olunca da aziz ve celil olan Allah onu yüce makama erdirir, melek ona şöyle der: "Başını kaldır! Allah seni yücelt-sin." Ondan sonra sürekli kendi gözünde insanların en küçüğü ve insanların gözünde ise halkın en yücesi olur."

17298. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her insanın başında meleğin elinde bulunan bir gem vardır. İnsan mütevazi olunca melek ona şöyle der: "Gemini yukarı tut." Ama her ne zaman kibirlenirse o meleğe şöyle denir: "Ağzını aşağıya çek"
17299. İmam Kazım (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Şüphesiz ekin yerde biter ve sert kayaların üstünde bitmez.

İşte hikmet de böyledir. Hikmet mütevazi insanın kalbin-de yeşerir. Mütekebbir kimsenin kalbinde asla yeşermez. Zira Al-lah tevazuyu aklın ve bilginliğin, kibri ise cehaletin aracı kılmıştır. Bilmiyor musun, her kim başını tavana sürterse başı kırılır. Her kim de başını önünde tutarsa ta-vanın altında gölgeye sığınır. Böylece her kim Allah için tevazu içinde olmazsa Allah onu aşağılık kılar. Her kim de Allah için mütevazi olursa Allah onu yücel-tir."

17300. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Allah için bir derece mütevazi davranırsa Allah onu bir derece yüceltir. Sonunda onu yücelerin en yücesinde karar kılar. Her kim de Allah için bir derece kibre kapılırsa Allah onu da bir derece aşağıya indirir ve sonunda da aşağıların en aşağı-sında karar kılar."

17301. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Allah için mütevazi olursa Allah onu yücel-tir ve şöyle buyurur: "Yücel! Al-lah seni yüceltsin." Böylece o in-sanların gözünde büyür, kendi gözünde ise küçülür. Her kim de tekebbür ederse Allah onu param parça eder ve şöyle buyurur: "Uzak dur!" Böylece o insanların gözünde küçülür. Kendi gözünde ise büyür."
bak. et-Tevazu' 4099. Bölüm

3444. Bölüm
Kibirli İnsanların Yeri

Kur'an:
"Temelli kalacağınız ce-hennemin kapılarından girin. Büyüklenenlerin durağı ne kö-tüdür!"
"Bana kulluk etmeyi bü-yüklüklerine yediremiyenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir" buyurmuştur."
17302. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Mütekebbirler kıya-met günü, karınca suretinde haş-rolurlar. İnsanlar onları yüce Al-lah'a itinasızlık etmeleri hasebiyle ayakları altında çiğnerler."

17303. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Mütekebbirler karınca şekline dönüştürülürler ve insan-lar, Allah kullarının hesabını biti-rinceye kadar onları ayakları al-tında çiğnerler."
17304. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Sizleri cehennem eh-linden haberdar kılmayayım mı? Şüphesiz her kaba ve haşin ve mütekebbir olan kimsedir."

17305. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kıyamet günü müte-kebbirler, karınca şeklinde haşro-lurlar. İnsanlar onları ayakları al-tınca çiğnerler ve her küçük şey onların üzerinden yürür."
17306. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Kıyamet günü müte-kebbir kimseler karınca şeklinde haşrolurlar. Horluk ve zillet onla-rı her yerden çepe çevre sarar."

17307. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Cehennemde heb heb adında bir vadi vardır. Münezzeh olan Allah her zorba insanı oraya yerleştirir."
17308. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Ateşte mütekebbir kimselerin içinde bulunduğu ve kapılarının yüzlerine kapandığı bir saray vardır."
17309. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Cehennemde müte-kebbirler için sakar adında bir vadi vardır. Bu vadi şiddetli sı-caklığından dolayı aziz ve celil olan Allah'a şikayette bulundu ve Allah'tan nefes almasına izin vermesini istedi. Böylece nefes aldı ve nefes aldığından dolayı cehennem alevlendi."
bak. Cehennem, 619. Bölüm
454. Ko-nu

el-Kitap
Yaz-mak

Bihar, 2/144, 19. Bölüm; Ki-tabet'ul-Hadis

bak.
143. konu, el-Hatt; 447. konu, el-Kalem

3445. Bölüm
Kitap ve Yazmak

Kur'an:
"Nûn; kalem ve onunla ya-zılanlara andolsun ki…"
17310. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kitaplar alimlerin bos-tanlarıdır."
17311. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kitap iki konuşmacıdan biridir."
17312. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kitap niyetin tercümanı-dır."
17313. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kitap güzel bir konuş-macıdır."
17314. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Kitaplarla teselli bulan kimse asla huzursuzluğa düş-mez."

17315. İmam Sadık (a.s) Mufazzal b. Ömer'e şöyle buyurmuştur: "Yaz ve ilmini kardeşlerin arasında yay ve öldüğünde onu çocuklarına miras bırak. Zira insanlara öyle karışık bir zaman gelecek ki sa-dece kitaplarıyla ünsiyet edine-ceklerdir."
17316. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Aziz ve celil olan Al-lah iyi ve kötü tüm insanlara yazma ve hesaplama nimetini ih-san buyurmuştur. Eğer bu iki şey olmasaydı onlar yanlışlığa düşer-lerdi."

3446. Bölüm
Yazarlık ve Yazarın Şahsiyeti

17317. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "İnsanın yazısından ak-lı ve görüşü anlaşılır. Elçisinden de anlayışı ve zekası anlaşılır."
17318. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Senin elçin aklının ter-cümanıdır. Yazın ise en etkili ko-nuşmacındır."
17319. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanın yazısı aklının göstergesi ve faziletinin delili-dir."
17320. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İnsanın yazısı faziletinin ve aklının derinliğinin ölçüsü-dür."
17321. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Bir yazı yazdığında mü-hürlemeden önce onu yeniden gözden geçir. Zira gerçekte kendi aklını mühürlemiş olursun."

17322. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Faziletli insanların akılla-rı kalemlerinin uçlarındadır."
17323. İmam Ali (a.s) , Malik-i Eşter'e yazdığı mektubunda şöyle bu-yurmuştur: "Katiplerinin durumla-rını da denetle, işlerini hayırlıla-rına havale et; düşmanlarına karşı kullanacağın planları, gizli tuttu-ğun şeyleri, büyüklenen, kibirle-nen, bu yüzden de cemaatin önünde sana karşı durmaya cüret eden kişilere değil, temiz ve iyi ahlak sahibi olanlara yazdır. On-ların memurlarından gelen mek-tupları sana sunmakta gaflet et-memeleri, senden aldıkları emri olduğu gibi aktarmaları gerekir."

3447. Bölüm
İlmi Yazmaya Teşvik

17324. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İlmi yazarak kayıt al-tına alın."
17325. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "İlmi kayıt altına alın." Kendisine, "İlmi kayıt almak nasıl olur?" diye sorulunca da şöyle buyurmuştur: "Onu yazarak."

17326. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "İlmi alimler vefat et-meden önce yazınız. Zira alimle-rin ölümüyle ilim de ölür."
17327. İmam Hasan (a.s) , çocukla-rını ve yeğenlerini yanına çağırarak onlara şöyle buyurmuştur: "Sizler çok yakında başka bir kavmin büyükleri olacak olan bir topluluğun gençlerisiniz. O halde ilim öğreniniz. Sizden her kim ilmi ezberinde tutamıyorsa, onu yazsın ve evinde korusun."

17328. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yaz, zira (ilim) sadece yazmakla korunur."
17329. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Yazınız, zira yazma-dıkça koruyamazsınız."
17330. İmam Sadık (a.s) , Ebu Ba-sir'e şöyle buyurmuştur: "Basralılar-dan bir grup yanıma geldiler, benden bir takım hadisleri sordu-lar ve onları yazdılar. Siz neden yazmıyorsunuz? Biliniz ki yaz-madan asla koruyamazsınız."
17331. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Kalp, yazmakla huzu-ra erer."

3448. Bölüm
Yazmanın Sevabı

17332. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Mümin ölünce geride bıraktığı içinde ilim yazılı bir say-fa kağıt bile kıyamet günü onunla ateş arasında bir perde olur. Al-lah Tebarek ve Teala bu sayfa üzerine yazdığı her harfe karşılık kendisine dünyadan yedi kat bü-yük bir şehir verir."
17333. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim baki kalsın diye benden bir ilim veya hadis yazarsa kendisi için sevap yazı-lır."
Bak. El-Bihar, 2/144, 19. Bölüm

3449. Bölüm
Allah'ın Nazil Buyur-duğu Kitaplar

Kur'an:
"…İnsanların ayrılığa düş-tükleri hususlarda aralarında hüküm vermek için onlarla birlikte hakka davet eden ki-taplar indirdi."
17334. Resulullah (s.a.a) kendisine Allah'ın indirdiği kitapların sayısını soran Ebuzer'e şöyle buyurmuştur: "Yüz dört kitap inmiştir, elli Sa-hife Şeys'e, otuz Sahife İdris'e, yirmi Sahife İbrahim'e inmiştir. Ayrıca Tevrat, İncil, Zebur ve Furkan (Kur'an) "
17335. İmam Ali (a.s) şöyle buyur-muştur: "Münezzeh olan Allah kullarını gönderilmiş elçilerden, indirilmiş kitaptan, gerekli bir hüccetten ve apaçık doğru yolu göstermekten mahrum bırakma-mıştır."

3450. Bölüm
Yazmanın Adabı

17336. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Bismillahirrahmanir-rahim (Rahman ve rahim olan Allah'ın adıyla) her kitabın anah-tarıdır."
17337. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bismillahirrahmanir-rahim'i bir şiirden önce de olsa asla terk etmeyiniz."
17338. Resulullah (s.a.a) şöyle bu-yurmuştur: "Her kim Allah'ı ulu-lamak için Bismillahirrahmanir-rahim cümlesini güzel bir hatla yazarsa Allah onu bağışlar."
17339. İmam Sadık (a.s) şöyle bu-yurmuştur: "Bismillahirrahmanir-rahim cümlesini en güzel hatla yazınız."
bak. 247. Konu, "Esmaullah"; Veail'uş Şia, 8/494, 94. Bölüm;

455. Ko-nu

el-Muka-tebe
Ya-zışmak

Bihar, 76/48, 102. Bölüm; el-Tekatub ve Adabuhu
Kenz'ul-Ummal, 10/243; el-Kitabet ve'l-Mürasele
Vesail'uş-Şia, 8/494, 93. Bö-lüm; İstihbab'ul-Tekatub fi's-Sefer