Mizan'ul Hikmet-10.Cilt
 


3389.Bölüm Kalbin Huzura Ermesi



Kur'an:
"Onlar iman etmişler, kalpleri Allah'ı anmakla huzura kavuş-muştur. Dikkat edin, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzura kavu-şur."
"İman edenlerin, imanlarını kat kat artırmaları için, kalplerine güven indiren O'dur. Göklerdeki ve yerdeki ordular Allah'ındır. Al-lah bilendir, hikmet sahibi olandır."
"Ey huzur içinde olan nefis! O senden, sen de O'ndan hoşnut olarak Rabbine dön!"

16939. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz kalp içeride dolaşıp, hakkı aramakta, hakka ulaşınca güvene ermektedir." İmam daha sonra şu ayeti tilavet buyurdu: "Allah birini hidayet etmek isterse…adeta göğe çıkmış gibi olur."
16940. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalp, hakka ulaşmadığı müd-detçe sürekli yerinden çıkıp boğazına gelir ve geri döner. Hakka ulaştığı zaman ise huzura erer." İmam daha sonra parmaklarını topladı ve şu ayeti tila-vet buyurdu: "Allah birini hidayet etmek isterse …"

16941. İmam Sadık (a.s), müminin ruhunun alınması hususunda şöyle buyurmuştur: "Allah Resulü (s.a.a) Müminlerin Emiri, Fatıma, Hasan, Hüseyin ve onların soyundan olan İmamlar (a.s) müminin gözleri önünde tecelli eder ve ona şöyle denir: "Bu Allah'ın Resulü, Müminlerin Emiri, Fatıma, Hasan, Hüseyin ve İmamlar senin arkadaşlarındır."

İmam daha sonra şöyle buyurdu: "Böylece gözlerini açar, bakar, Rabb'ul İzzet olan Allah nezdinden bir münadi müminin ruhuna şöyle nida eder: "Ey (Muhamemd ve Ehl-i Beyt'iyle) huzura ermiş nefis! (Velayetten) Hoşnut ve (sevapla) sevinçli olarak rabbine geri dön. Kullarımın arasına gir (yani Muhammed ve Ehl-i Beyt'inin yanına gir.) ve cennetime gir." Bu esnada onun için canının alınmasından ve o münadiye katılmaktan daha sevimli bir şey yoktur."
bak. ez-Zikr, 1340. Bölüm; el-İman, 271. Bölüm; ed-Din, 1292. Bölüm 6184. Hadis

3390. Bölüm
Kalp Gözü

16942. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kulun yüzünde kendisiyle dünya işlerini gördüğü iki gözü ve kendisiyle ahiret işlerini müşahade etti-ği iki kalp gözü vardır. Allah kulunun iyiliğini isterse iki kalp gözlerini açar. Bu vesileyle, Allah'ın gaybi vaadlerini görür ve gayp üstüne gaybe inanır."

16943. İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: "Biliniz ki kulun dört gözü var-dır: İki gözüyle din ve dünya işlerini görür, iki gözüyle de ahiret işlerini müşahade eder. O halde Allah bir kulun iyiliğini dilerse, kalbinde olan iki gözünü açar, onlar vesilesiyle, ahiretin gaybi işlerini görür, onun hayrını istemediği zaman da kalbini kendi haline bırakır."
16944. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şiilerimiz gerçekte dört göze sahiptir. İki gözü başta, iki gözü ise kalptedir. Elbette bütün insanlar böy-ledirler. Ama aziz ve celil olan Allah sizlerin gözlerini açmış, onların göz-lerini ise kör kılmıştır."

16945. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Eğer şeytanlar, insanın kalbinin etrafına toplanmış olmasalardı, şüphesiz insanlar, melekutu görürlerdi."
16946. İmam Ali (a.s), bir münacaatında şöyle buyurmuştur: "Allah'ım! her şeyden kopmayı ve sana tümüyle yönelmeyi bana nasip et. Kalp gözleri-mizi sana bakma nuru vasıtasıyla aydınlat. Böylece kalp gözleri, nurdan perdeleri yırtsın, azamet madenine ulaşsın, canlarımız mukaddes izzetine asılsın."

16947. İmam Zeyn'ül-Abidin (a.s), bir duasında şöyle buyurmuştur: "Kalpleri-mizden şek perdelerini ve hicabı kenara it."
16948. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Neredeyse kalplerin batınları ör-tülü ayıplardan haberdar olacaktı."
16949. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalbiyle gören ve basiretiyle amel eden kimsenin, işine başlarken yaptığı işin lehine mi yoksa aleyhine mi olduğunu bilmesi gerekir. Lehine ise yapar; aleyhine ise bırakır."
bak. 3398. Bölüm; ez-Zuhd, 1623. Bölüm; eş-Şia, 2151. Bölüm; el-Mevt, 3738, 3739. Bölümler; el-Ma'rifet (3), 2637. Bölüm; 496. Konu, el-Melekut

3391. Bölüm
Kalp Kulağı

16950. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz, kalbin iki kulağı var-dır. İman ruhu ona hayır fısıldar, şeytan ise ona kötü şeyler fısıldar. O halde o ikisinden biri diğerine üstün gelince, diğerini mağlub eder."
16951. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz kalbin iki kulağı var-dır. O halde kul bir günah işlemek isteyince, iman ruhu ona, "yapma" der ve şeytan ise, "yap" der. Kötü kadının üzerine çıkınca da (zina etmek is-teyince de) ondan iman ruhu çekip alınır."

16952. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz her kalbin iki kulağı vardır: Her birinin yanında kılavuz bir melek vardır. Diğerinin yanında ise aldatıcı bir şeytan vardır. Bu ona emreder, o ise sakındırmaya çalışır. Şey-tan ona günahları emreder, melek ise onu günahlardan sakındırır. Allah-u Teala'nın şu ayeti de bu anlamdadır: "Sağında ve solunda iki melek vardır. İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında gözetleyen yazmaya hazır bir melek bulunmasın."

16953. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her müminin kalbinin iki batı-ni kulağı vardır. Gizlice vesvese eden şeytanın üflediği kulak ve meleğin üflediği kulak. O halde Allah mümini melek vesilesiyle güçlendirir. Allah-u Teala'nın şu ayeti de bu anlamdadır: "Onları kendisinden bir ruhla destekledi."

16954. İmam Sadık (a.s), kendisine, "Ben bazen seviniyorum. Ama bunun sebe-bini ne kendimde, ne malımda ve ne de dostumda bulamıyorum. Bazen de üzülüyo-rum. Ama sebebini ne kendimde, ne malımda ve ne de dostumla ilgili bir hususta bulamıyorum" diyen Harun b. Harice'ye şöyle buyurmuştur: "Evet şüphesiz şeytan kalbe yakınlaşır ve şöyle der: "Eğer Allah'ın nezdinde bir itibarın olsaydı, Allah düşmanını sana üstün kılmaz ve seni düşmanına muhtaç etmezdi.

Acaba öncekilerden farklı bir akıbet mi bekliyorsun? Acaba onlar bir şey dediler mi?" İşte bu yüzden sebepsiz yere (insan) üzülür. Ama sevinmenin sebebi ise şudur: Melek kalbe yaklaşır ve ona şöyle der: "Eğer Allah düşmanını sana üstün kılsaydı ve seni bazı şeylerde ona muhtaç kılsaydı, bu birkaç günden fazla çekmezdi. Bu çok az bir müddet sayılır. Allah'ın bağışlaması ve lütfü sebebiyle sana müjdeler olsun. Allah'ın şu sözü de bunu ifade etmektedir: "Şeytan size fakirliği vaat eder ve sizlere kötülüğü emreder. Allah ise sizlere kendinden bir mağfiret ve bağış vaat eder."

16955. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz senin bir kalbin bir de kulağın vardır. Şüphesiz Allah kulu hidayet etmek isterse, kalp kulaklarını da açar. Bundan başkasını istediği taktirde, kalp kulaklarını kapatır. Artık asla insan islah olamaz. Allah-u Teala'nın şu sözü de bu anlamdadır: "Yoksa kalplerinin üzerinde kilitler mi var?"
Bak. 1160. bölüm, 5357. Hadis

16956. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Eğer kalplerin dağınıklığı ve si-zin sözdeki dağınıklığınız olmasaydı, şüphesiz benim duyduğum şeyi siz de duyardınız."
16957. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Vahyin ve risaletin nurunu görür, nübüvvetinin kokusunu duyardım. Gerçekten de Ona (s.a.a) vahiy geldiği zaman, şeytanın inlemesini duydum da "Ya Resulullah! Bu inleme nedir?" dedim. "Bu, kendisine kulluk edilmesinden ümidini kesen şeytandır. Benim duyduğumu duyuyor, gördüğümü görüyorsun. Ancak sen nebi değilsin lakin sen vezirsin ve hayır üzeresin" dedi."

16958. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Benim içinizdeki durumum, karanlığın içindeki ışığa benzer; karanlığa dalan onunla aydınlanır. Ey insanlar! İşitip belleyin, düşünmek için can kulaklarınızı açın."

3392. Bölüm
Kalbin Yönelmesi ve Yüz Çevirmesi

16959. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalplerin isteme, yönelme ve yüz çe-virmesi vardır; o halde kalplere, meyil ve isteği üzere yaklaşın; zira kalp bir şeye zorlandığında kör (yorgun ve aciz) olur."
16960. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalplerin yöneliş ve yüz çevirişi vardır; yönelince onu nafilelere yöneltin; yüz çevirince de farzlarla yetinin."
16961. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz kalp de yaşar ve ölür. O halde diri ve sevinçli olduğu zaman onu müstahap amellerle terbiye et. Öldüğü zaman da farzlarla sınırlandır."

16962. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz kalplerin yönelmesi ve yüz çevirmesi vardır. Bir sevinci ve bir de durgunluğu vardır. O halde yöneldiği zaman anlayışlı ve basiretli olun. Kalper yüz çevirdiği zaman ise, yorgun ve bitkin olur. O halde yöneldikleri ve sevindikleri zaman on-lara sarılın. Yüz çevirdikleri ve durgun oldukları zaman da onları kendi haline bırakın. "
16963. İmam Askeri (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalpler sevindiğinde onlara (bir şeyler) emanet edin. Göç ettikleri zaman da onlara veda edin."
16964. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bu kalpler, bedenlerin usandığı gibi usanır; o halde bu kalplere yeni hikmetler arayın."

3393. Bölüm
Kalbin Temizliği

Kur'an:
"Ey Ehl-i Beyt Allah ancak sizden her türlü pisliği gidermek ve sizi tertemiz kılmak ister."
bak. Ahzab suresi, 53. a yet; Maide suresi, 41. ayet; Tevbe suresi, 108. ayet
16965. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalplerinizi günahın pisliklerin-den temizleyin ki, iyilikleriniz iki kat artsın."

16966. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ruhlarınızı şehvet pisliğinden temizleyin ki, yüce derecelere ulaşasınız."
16967. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalplerinizi kinden temizleyin. Zira kin, bulaşıcı bir hastalıktır."
16968. Musa (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Rabbim! Senin gölgenden başka hiçbir gölgenin olmadığı günde senin arşının gölgesinde olanlar kimler-dir?" Allah ona şöyle vahyetti: "Temiz kalpli kimseler."
16969. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kulların temiz kalpleri, münez-zeh olan Allah'ın baktığı yerlerdir. O halde kalbinizi temizleyin ki Allah ona baksın."

16970. Mesih (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zahiri doğru, batını ise bozuk olma-sının bedene ne faydası vardır. Aynı şekilde hoşlandığınız bedenlerinizin güzel olmasının ama kalplerinizin bozuk olmasının size ne faydası vardır. Bedenlerinizin temiz, ama kalplerinizin pis olmasının size ne faydası var-dır."
16971. İmam Zeyn'ül-Abidin (a.s), bir duasında şöyle buyurmuştur: "Muham-med'e ve Al-i Muhammed'e selam gönder. Bizi yüzlerine, evliyanın ismet perdelerini çektiğin, kalplerini temizlik ve sefayla özgün kıldığın kimse-lerden kıl. Onların kalplerini seçkin insanların konağında anlayış ve haya ile süslemiş, himmetlerini göklerin melekutunda perde perde gezdirmiş ve böylece girişlerini kendine eriştirmişsin."
bak. et-Teharet, 2425. Bölüm

3394. Bölüm
Kalbin Açılması

Kur'an:
"Allah kimi doğru yola hidayet etmek isterse onun kalbini İs-lam'a açar, kimi de saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah böylece, inanmayanları pislik içinde bırakır."
"Senin gönlünü açmadık mı?"
16972. Resulullah (s.a.a), Allah-u Teala'nın "Allah kimse hidayet etmek isterse…" ayeti nazil olduğunda kendisine, kalbin açılması hakkında, "Bu ne-dir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Bu (kalp açıklığı) Allah'ın müminin kalbine attığı bir nurdur ve bu nur sebebiyle göğsünü ferahlatır." Kendi-sine şöyle arzedildi: "Acaba bunu tanımanın bir belirtisi var mıdır?" pey-gamber şöyle buyurdu: "Evet. Ebedi yurda yönelmek, boş ve aldatıcı yurttan yüz çevirmek ve ölüm gelip çatmadan ölüme hazırlanmak."

16973. Resulullah (s.a.a), İbn-i Mes'ud'a yaptığı tavsiyelerinde şöyle buyurmuştur: "Ey İbn-i Mes'ud! Herkimin Allah göğsünü İslam'a açarsa, rabbinden bir nur içindedir. Zira nur, kalbe düştüğü zaman, kalp açılır ve genişler ve fe-raha kavuşur." Kendisine, "Ey Allah'ın Resulü! Bunun bir nişanesi var mıdır?" diye sorulunca, Peygamber şöyle buyurdu: "Evet, boş ve aldatıcı yurttan yüz çevirmek, ebedi yurda yönelmek, yokluk gelip çatmadan ölüme hazırlanmak. O halde herkim dünyadan yüz çevirirse dünyada ar-zuları kısalır ve onu dünyayı talep edenlere bırakır."

16974. İmam Zeyn'ül-Abidin (a.s), Ariflerin münacaatında şöyle buyurmuştur: "Ey Allah'ım! Beni, göğüs bahçelerinde sana olan şevk ağaçlarının, dal budak saldığı kimselerden eyle… İnançlarda şüphe zulmeti düşüncelerin-den silinmiş, şek ızdırabı kalplerinden ve içlerinden çıkıp gitmiş, gerçek bir tanımayla göğüsleri açılıp ferahlığa kavuşmuştur."
bak. 3389. Bölüm; el-Hakk, 895. Bölüm; ez-Zuhd, 1622. Bölüm; en-Nur, 3959. Bölüm; el-Akl, 2817. Bölüm; el-Hayr, 1160. Bölüm; 5375 ve 5376. hadisler; ed-Durr'ul Mensur, 3/354


3395. Bölüm
Kalbin Mühürlenmesi

Kur'an:
"Bunlar, Allah'ın ayetlerini üzerinde kendilerine gelmiş bir delil bulunmadan tartışırlar. Bu, Allah katında da, iman edenlerin ya-nında da öfkeyi arttırır. Allah, büyüklük taslayan her zorbanın kal-bini bundan dolayı mühürler."
"Sonra onun ardından milletlere peygamberler gönderdik, onla-ra belgeler getirdiler. Diğerlerinin daha önce yalan saymış oldukla-rına bunlar da inanmadılar. Aşırı gidenlerin kalplerini işte böylece mühürleriz."
"Allah bilmeyenlerin kalplerini işte böylece kapatır."

"İşte kasabalıların haberlerini sana anlatıyoruz. And olsun ki onlara peygamberler belgeler getirdi; önceleri yalanladıklarından ötürü inanamadılar. Allah kâfirlerin kalplerini böylece kapatıp mü-hürler."
bak. Nisa suresi, 155. ayet; Nahl suresi, 108. ayet
16975. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mühür vurucu arşın sütunlarına asılmıştır. Bir hürmet çiğnenince, günahlar işlenince ve Allah'a karşı küstahlık edilince, Allah mühür vurucuyu gönderir ve böylece Allah böyle bir şahsın kalbini mühürler, ondan sonra artık hiçbir şeyi anlayamaz."

16976. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Tamah giysisini giymekten sa-kın. Zira tamah kalbe şiddetli bir ihtiras karıştırır ve kalplere dünya sevgi-si mührünü vurur."

16977. İmam Hüseyin (a.s), Amr b. Sa'd'ın ordularını kendisiyle savaş için sefer-ber ettiği, her taraftan kendisini ablukaya aldığı bir esnada düşman ordusunun yanına vararak onları sessizliğe davet etti. Ama onlar dinlemeyince şöyle buyurmuştur: "Eyvahlar olsun size! Beni dinlemenizin ve sizleri doğru yola çağırdığım sözümü işitmenizin size ne zararı olabilir…Hepiniz bana itaatsizlik ediyor, sözlerime kulak vermiyorsunuz. Zira karınlarınız haramla dolmuş ve kalpleriniz mühürlenmiştir."

3396. Bölüm
Kalbin Mühürlenmesi

Kur'an:
"Heva ve hevesini ilah edinen, bilgisi olduğu halde Allah'ın şa-şırttığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünü perdelediği kim-seyi gördün mü? Onu Allah'tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Ey insanlar! Anlamaz mısınız?"
"Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerin-de de perde vardır ve büyük azap onlar içindir."


16978. İmam Rıza (a.s), Allah-u Teala'nın, "Allah mühürlemişti" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "(Ayette geçen) "hateme" el-Hatm kökünden olup küfürlerinin cezası olarak kafirlerin kalbine mühür vurmak anlamın-dadır. Nitekim aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: "Oysa Allah küfürleri sebebiyle kalplerini mühürlemiştir. Onların çok azı dışın-da iman etmezler."

3397. Bölüm
Kalbin Bilinçsizliği

Kur'an:
"And olsun ki, cehennem için de bir çok cin ve insan yarattık; onların kalpleri vardır ama anlamazlar; gözleri vardır ama görmez-ler; kulakları vardır ama işitmezler. İşte bunlar hayvanlar gibi hatta daha sapıktırlar. İşte bunlar gafillerdir."
"Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklarda kalmış sağır ve dilsiz-lerdir. Allah kimi dilerse onu saptırır ve kimi dilerse onu doğru yola koyar."
bak. bakara suresi, 171. ayet; En'am suresi, 25. ayet; Yunus suresi, 42. ayet
16979. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalbi olan herkes akıl (gönül) sa-hibi, kulağı olan herkes duyucu ve bakan herkes görücü değildir."

3398. Bölüm
Kalbin Körlüğü

Kur'an:
"Yeryüzünde dolaşmıyorlar mı ki, orada olanları akıl edecek kalpleri, işitecek kulakları olsun. Ama yalnız gözler kör olmaz, fa-kat göğüslerde olan kalpler de körleşir."
"Bu dünyada kalbi kör olan, ahirette de kör ve daha şaşkındır."
16980. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En kötü körlük, kalp körlüğü-dür."
16981. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En büyük körlük, hidayetten sonraki sapıklık körlüğüdür. En kötü körlük, kalp körlüğüdür."
16982. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gerçek kör, kalbi kör olan kimsedir. "Zira gerçekte gözler kör değildir. Oysa göğüslerde olan kalpler kördür."

16983. İmam Bakır (a.s), Allah-u Teala'nın, "Herkim bu dünyada kör olursa, ahirette de kördür" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Göklerin ve yerin yaratılışının, gece ve gündüzün birbiri ardınca gelişinin, güneşin ve ayın yörüngesinde dönüşünün ve diğer bir çok ilginç nişanelerin kendisini bu şeylerin ötesinde büyük ve azametli bir şeyin olduğuna kılavuzluk et-mediği kimse, ahirette de kördür." Hakeza şöyle buyurmuştur: "O gör-mediği şey hususunda daha kör ve yol açısından daha sapıktır."
16984. İmam Rıza (a.s), hakeza şöyle buyurmuştur: "Yani, var olan gerçekleri görmek hususunda kör ve acizdir."
bak. 3390, 3392. bölümler

3399. Bölüm
Kalbin Perdelenmesi

Kur'an:
"Hayır, hayır; onların kazandıkları kalplerini paslandırıp kör-letmiştir. Hayır; doğrusu onlar o gün, Rablerinden örtülü kalacak-lardır."
16985. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala Davud'a şöyle vahyetti: "Ey Davud! Arkadaşlarını şehvet sevgisinden korkut ve sakındır. Zira kalpleri, şehvetlere bağlanan kimselerin kalpleri benden örtülü-dür."

16986. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Mümin günah işleyince, kalbin-de siyah bir nokta belirir. Eğer tövbe eder, günahtan el çeker, mağfiret di-lerse kalbi o siyah lekeden temizlenir. Ama eğer günahını arttırırsa o nok-ta büyür. Bu Allah-u Teala'nın kendi kitabında zikretmiş olduğu pastır. "Hayır, hayır; Onların kazandıkları şey kalplerini paslandırıp kör-letmiştir."

16987. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Helak olma dizginleri, sizleri öne çekmiş, paslı ve pis kilitler, kalplerinizi kapamıştır."
16988. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kul günah işleyince, kalbinde siyah bir nokta belirir. Eğer tövbe ederse, kalbi o noktadan saf ve temiz hale gelir. Eğer günahı tekrar ederse, o leke artar ve sonunda kalbinde büyük bir lekeye dönüşür."

16989. İmam Ali (a.s), Muaviye'ye yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Val-lahi, sen hala benim bildiğim kalbi kilitli, aklı eksik ve zayıf kişisin."
16990. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kim de inadında direnir ve sapıklığında kalırsa ahdini bozan biri sayılır, Allah onun kalbini perdesiyle örter, kötülük değirmeni, başında devamlı döner."
bak. el-Ma'ruf (3), 2639: Bölüm; ez-Zenb, 1378. Bölüm

3400. Bölüm
Kalbin Sapması

Kur'an:
"Rabbimiz! Bizi doğru yola erdirdikten sonra kalplerimizi eğ-riltme, katından bize rahmet bağışla; şüphesiz sen sonsuz bağışta bulunansın."
"Mûsa kavmine: "Ey kavmim! Beni niçin incitirsiniz!? Oysa, benim size gönderilmiş Allah'ın bir peygamberi olduğumu biliyor-sunuz" demişti. Ama onlar yoldan sapınca, Allah da onların kalple-rini saptırmıştı. Allah, yoldan çıkan milleti doğru yola eriştirmez."
"Kalplerinde eğrilik olan kimseler, müteşabih olanlarına uyar-lar."

16991. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah salih bir topluluğun dilinden şöyle buyurmuştur: "Ey Rabbimiz! Kalbimizi saptırma" Zira onlar, kalplerin saptığını önceki körlük ve helak oluşa ge-ri dönebileceğini biliyorlardı."

16992. İmam Ali (a.s), fitnelerden sakındırma hususunda şöyle buyurmuştur: "Bundan sonra sarsıp titreten ve kasıp kavuran bir fitne ortaya çıkar. Doğruluk içindeki kalpler eğriliğe düşer. Selamet içinde olan kimseler sapıklığa yönelir."
16993. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kadınlarla konuşmak (insanı) be-laya davet eder ve kalpleri saptırır."

16994. Resulullah (s.a.a), şu cümleyi çok söylerdi: "Ey kalpleri değiştiren Al-lah! Kalbimi dinin üzere sabit kıl."
Şöyle diyorum: "Peygamber'in bu duayı çok okuduğunun delili olarak, Kenz'ul Ummal, 1684, 1686, 1687, 1694, 1695. hadislere müracaat ediniz.

3401. Bölüm
Kalbin Katılaşması

Kur'an:
"Sonra kalpleriniz yine katılaştı, taş gibi, hatta daha da katı ol-du. Nitekim taşlar arasında kendisinden ırmaklar fışkıran vardır; yarılıp su çıkan vardır; Allah korkusundan yuvarlananlar vardır. Al-lah yaptıklarınızı bilmez değildir."
Bak. En'am, 43 Zümer, 22

16995. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın kalplere ve bedenlere verdiği bir takım cezaları vardır. Geçim darlığı, ibadette gevşeklik, kul kalbin katılaşmasından daha büyük bir cezaya çarptırılmamıştır."
16996. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kafirin kalbi taştan daha katı-dır."

16997. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gönüller o paydan ve olgunluk-tan nasipsiz, gaflete dalarak kaskatı kesilmiş, asıl yolundan sapmış, başka bir yolda yürüyor. Sanki hakkın maksadı kendilerinden başkasıdır ve sanki doğru yolu bulmak dünyaları elde etmekten ibarettir."

16998. İmam Ali (a.s), oğlu Hasan'a (a.s) yaptığı vasiyetinde şöyle buyurmuştur: "Gencin kalbi ekilmemiş tarlaya benzer, oraya ne eksen tutar, yeşerir. Kalbin katılaşmadan, öğütleri reddetmeden ve aklın başka şeylere yönelmeden sana edepten bir şeyler öğretmek istedim."

3402. Bölüm
Kalbin Katılaşmasının Sebepleri

Kur'an:
"Sürekli sözlerini bozdukları için onlara lânet ettik, kalplerini katılaştırdık."
"İman edenlerin gönüllerinin Allah'ı anması ve O'ndan inen gerçeğe içten bağlanması zamanı daha gelmedi mi? Onlar, daha önce kendilerine kitab verilenler gibi olmasınlar; onların üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri katılaştı; çoğu, yoldan çıkmış kimse-lerdir."

16999. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gözyaşları sadece kalbin katılaş-ması sebebiyle kurumuş ve kalpler de günahın çok oluşu sebebiyle katı-laşmıştır."
17000. Aziz ve celil olan Allah Musa'ya (a.s) münacatında şöyle vahyetmiştir: "Ey Musa! Dünyada uzun arzulara kapılma. Aksi taktirde kalbin katılaşır ve katı kalpli kimse benden uzaktır."

17001. Mesih (a.s) şöyle buyurmuştur: "Merkepler binilmez ve yük taşıtıl-mazlarsa, inatçı olur ve ahlakları ve huyları değişir. Kalpler de işte böyle-dir. Ölümü hatırlamakla yumuşamaz ve sürekli ibadete koyulmazlarsa ka-tılaşırlar ve kaba olurlar."

17002. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın zikri dışında çok ko-nuşmayınız. Zira Allah'ın zikri dışında çok konuşmak, kalbin katılaşması-na sebep olur. İnsanlardan Allah'a en uzak kimse de katı kalpli kimse-dir."
17003. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Üç şey kalbi katılaştırır: Boş şeyler işitmek, avlanmak ve sultanın (yöneticilerin) yanına gidip gelmek."

17004. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sakın hayatınızın son noktasını (ölümü) uzak ve uzun görmeyiniz. Aksi taktirde kalbiniz katılaşır."
17005. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İbadeti terk etmek, kalbi katı-laştırır ve Allah'ın zikrini terk etmek ruhu öldürür."

17006. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yarın hayatta kalacağını ümit eden kimse, ebedi hayatı ümit etmiştir. Ebedi hayatı ümit eden kimsenin ise kalbi katılaşır ve dünyaya rağbet eder."
17007. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mal ve servetin çokluğu dinin bozulmasına ve kalbin katılaşmasına sebep olur."
17008. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim, itinasızlık yüzünden üç Cuma namazını terk ederse, Allah kalbini mühürler."

17009. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cimri kimseye bakmak, kalbi ka-tılaştırır."
17010. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizleri akrabalarınızın cenaze-sinin üzerine toprak dökmekten sakındırıyorum. Zira bu iş, kalbin katı-laşmasına sebep olur ve her kimin kalbi katılaşırsa, Rabbinden uzak dü-şer."
bak. el-Bihar, 73/396, 135. Bölüm

3403. Bölüm
Kalbin Hastalığı

Kur'an:

"Kalplerinde hastalık vardır, Allah hastalıklarını artırmıştır. Ya-lan söyledikleri için onlara elem verici azap vardır."
17011. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Belalardan biri de yoksulluktur. Ondan daha kötüsü beden hastalığıdır. Ondan daha kötüsü kalp hastalı-ğıdır. Nimetlerden biri de malın genişliğidir. Ondan daha üstünü bedenin sağlıklı olmasıdır. Bedenin sağlıklı olmasından daha üstünü de kalplerin takvasıdır."

17012. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer insanlar, Allah'ın yüce kudretini ve büyük nimetlerini düşünselerdi (İslami) yola gelirler ve (cehennemdeki) yakıcı azaptan çekinirlerdi. Fakat kalpler hasta, gönüller yıkık!"

3404. Bölüm
Kalbi Hasta Kılan Şey

17013. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cedelleşmekten ve çekişmekten sakının. Zira bu iki iş, kalplerinizi kardeşlerinize oranla hasta kılar ve on-larda nifak biter."

17014. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hiçbir hastalık kalpler için gü-nahlardan daha acı verici değildir."
17015. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalp için hiçbir şey, günahtan daha bozucu değildir. Zira kalp günaha bulaşır, günaha devam etme se-bebiyle de günah kendisine üstün gelir ve onu alaşağı eder."

17016. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Fitneler (günahlar ve saptırıcı sebepler) tıpkı hasır kamışları gibi birbiri ardınca, kalplere sunulur. Bu günahların sevgisinin karıştığı kalpte siyah bir nokta meydana gelir.

Buna muhalefet gösteren kalpte ise beyaz bir nokta meydana gelir. Böylece iki kalp vücuda gelir. Beyaz kalp sefa gibidir, gökler ve yeryüzü baki kaldığı müddetçe hiçbir fitne ona zarar veremez. Siyah ve kül rengi, kalp ise ala-şağı olmuş testi gibidir. Ne iyiliği iyilik sayar, ne de kötülüğü çirkin sayar. Sadece kalbine karışan heva ve hevesi tanır."

17017. İmam Ali (a.s), Mısır'a vali tayin ettiğinde Malik-i Eşter'e yazdığı mek-tubunda şöyle buyurmuştur: "Ben onların üzerinde emir sahibiyim, emirleri-me uyulması gerek" demeye kalkışma; çünkü bu, kalbin fesadına yol açıp, dini zayıflatır."
17018. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalplere atılan en kötü şey hıya-nettir."
bak. 3406. Bölüm; ez-Zenb, 1378. Bölüm; el-Felah, 3260. Bölüm

3405. Bölüm
Kalbe Şifa Veren Şey

Kur'an:
"Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt ve kalplerde olana şifa, iman edenlere (doğruyu gösteren) bir rehber ve rahmet gelmiştir."
17019. İmam Ali (a.s), Peygamber'in sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "O (Peygamber), dertlerine deva bulmak için tıp bilgisiyle hastalarını dolaşan bir hekimdir. İlaçlarını hazırlamış, tıp malzemelerini ısıtmış, ihtiyaç duyulduğunda onlarla kör gönülleri, sağır kulakları, söylemez dilleri iyileştirir. Gaflet ve şaşkınlık içinde olanları ilaçlarıyla iyileştirmek için arar bulur."

17020. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bilin ki doğudan kalkan bir şeye tabi olursanız, sizleri Peygamber'in (s.a.a) yollarına götürür. Körlük, sağır-lık ve dilsizlik hastalığınızı tedavi eder."
17021. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'tan korkmak kalplerinizin devası, akıllarınızın körlüğünün basireti, bedenlerinizin hastalıklarının şi-fası, göğüslerinizin fesadının sAllahı, nefislerinizin kirlerinin temizleyicisi, görmeyen gözlerinizin aydınlığıdır."
bak. 3407. Bölüm; ed-Deva, 1290. Bölüm; ez-Zikr, 1340. Bölüm; ez-Zenb, 11385. Bölüm; et-Takva, 4164. Bölüm

3406. Bölüm
Kalbi Öldüren Şey

17022. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim şeye aşık olursa gözlerini kör-leştirir, kalplerini hasta eder. Artık sağlıksız bir gözle bakmakta ve iyi duymayan bir kulakla işitmektedirler. Hevesleri, akıllarını çelmiş; dünya kalplerini öldürmüştür."

17023. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dört şey kalbi öldürür: Günah üstüne günah işlemek, kadınlarla çok konuşmak, cahille çekişmek, sen söylersin o söyler ve asla yola gelmez ve ölülerle arkadaşlık etmek" Ken-disine şöyle arzedildi: "Ey Allah'ın Resulü! Ölülerden maksat kimdir?" Peygamber şöyle buyurdu: "Ayyaş olan her zengin."

17024. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dört şey kalbin bozulmasına sebep olur: Kadınlarla yalnız kalmak, kadınların sözüne kulak vermek, onların görüşüyle amel etmek ve ölülerle arkadaşlık etmek." Kendisine şöyle arzedildi: "Ey Allah'ın Resulü! Ölülerle arkadaşlık nedir?" Peygam-ber şöyle buyurdu: "İmandan sapmış ve ilahi hükümlerden yüz çevirmiş kimselerle arkadaşlık etmek."

17025. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şu üç grupla arkadaşlık etmek kalpleri öldürür: Aşağılık insanlarla arkadaşlık etmek, zenginlerle arkadaş-lık etmek ve kadınlarla çok konuşmak."

17026. Resulullah (s.a.a), Ebu Zer'e yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "Çok gülmekten sakın. Zira bu kalbi öldürür."
17027. İmam Seccad (a.s), Taibin (tövbe edenler) adlı münacaatında şöyle buyur-muştur: "Ey Allah'ım! Günahlar bana horluk elbisemi giydirmiş, senden uzaklık yoksulluk elbisemi bürütmüş, günahlarımın büyüklüğü, kalbimi öldürmüştür. O halde tövbemi kabul etmekle onu ihya et. Ey ümidim ve ey yegane isteğim!"
17028. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkimin sakınması az olursa, kalbi ölür. Herkimin de kalbi ölürse cehenneme gider."
bak. el-Kelam, 3518. Bölüm; el-Mevt, 3741. Bölüm; el-Ma'ruf (2), 2699. Bö-lüm; ed-Dünya, 1239. Bölüm

3407. Bölüm
Kalbi İhya Eden Şey

17029. İmam Ali (a.s) oğlu Hasan'a yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "Kal-bine öğütle hayat ver ve onu züht ile öldür, "
17030. İmam Hasan (a.s) şöyle buyurmuştur: "Düşünmek basiret sahibi kim-senin kalbinin hayatıdır."
17031. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Düşünmekten elçekmeyin. Çün-kü düşünmek basiret sahibi kalbin hayatı ve hikmet kapılarının anahtarla-rıdır."

17032. Hz. Mesih (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey İsrailoğulları! (cemiyetin ka-labalık oluşundan dolayı) dizüstü oturmak zorunda bile kalsanız alimlerin meclislerini (ders halkalarını) doldurun. Zira Allah, ölü toprakları şiddetli yağmurla ihya ettiği gibi ölü kalpleri hikmet nuruyla ihya eder."

17033. Hz. Lokman (a.s) oğluna verdiği öğütte şöyle buyurmuştur: "Ey oğulca-ğazım! Alimlerle otur onlarla dizdize ver. Zira aziz ve celil olan Allah yeryüzüne göğün yağışıyla hayat verdiği gibi kalpleri de hikmet nuruyla ihya eder."
17034. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Fazilet sahibi kimselerle oturmak kalplerin hayhatıdır."

17035. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Biliniz ki, dünyada olan her şeyin sahibi ondan doyar, bıkar. Ancak hayat öyle değildir; zira ölümde huzur bulamaz. İşte bu, ölü kalpleri diriltecek, kör gözlere basiret verecek, sağır kulakları işittirecek, susuzları kandıracak bir hikmet mesabesindedir."

17036. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: Benim emrime (dinin esas ve detaylarına) ulaştıkları taktir-de kullarım arasındaki ilmi tartışmalar, ölü kalpleri dirilten şeylerdendir."
17037. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münezzeh olan Allah hiç kimseye Kur'an'ın benzeri bir şeyle öğüt vermemiştir… Gönüllerin baharı, ilmin pınarları ondadır."
bak. ez-Zikr, 1340. Bölüm; ed-Deva, 1290. Bölüm; et-Takva, 4164. Bölüm

3408. Bölüm
Kalbi Bayındır Kılan Şey

17038. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hayır ve iyilik sahibi kimselerle görüşmek kalbin bayındır olmasını sağlar."
17039. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Marifet ehliyle görüşmek kalple-rin bayındırlık sebebidir ve hikmetten istifade etmektir."

17040. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalplerin bayındır olması akıl sa-hipleri ile muaşeret etmektedir."
17041. İmam Ali (a.s) oğlu Hasan'a yaptığı tavsiyesinde şöyle buyurmuştur: "Ey oğlum! Allah'tan korkup sakınmanı, emrine sürekli itaat etmeni, kalbini zikriyle imar etmeni tavsiye ederim."
bak. ez-Ziyaret, 1670. Bölüm

3409. Bölüm
Kalbi Yumuşatan Şey

17042. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yalnızlık hallerinde (Allah'ı) çok zikrederek kalbin inceliğini (yumuşaklığını) talep et."
17043. Resulullah (s.a.a) kalbinin katılığından şikayette bulunan bir kimseye şöyle buyurmuştur: "Kalbinin yumuşamasını istiyorsan fakire ihsanda bulun yetimin başını okşa."
17044. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kalplerinize yumuşaklık verin, çok düşünün ve Allah'ın korkusundan çok ağlayın."

17045. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalbini öğütle dirilt… ölümü hatırlatmakla zelil et… dünyanın feci olaylarıyla basiret sahibi kıl, onu zamanın saldırısından, günlerin, gecelerin geçmesiyle oluşan kötülüklerden koru. Ona geçmişlerin haberlerini arz et."
17046. İmam Ali (a.s) üzerindeki eski ve yamalı elbisenin sebebini sorduklarında şöyle buyurmuştur: "Bununla kalp mütevazi olur, asi nefis ram olur ve müminler ondan örnek alır."
bak. 140. Konu, el-Huşu'

3410. Bölüm
Kalbi Cilalayan Şey

17047. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münezzeh olan Allah hiç kimseye Kur'an gibi bir şeyle öğüt vermemiştir… kalbi cilalamak için ondan başka bir şey yoktur."
17048. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münezzeh ve yüce olan Allah, zikri kalplerin cilası kılmıştır. Ağır duyan kulaklar onunla (zikirle) iyi duymuştur."

17049. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Demirin suya temas ettiğinde paslandığı gibi bu kalplerde paslanır." Kendisine şöyle arzedildi: "Kalpleri cilalamak ne iledir?" Peygamber şöyle buyurdu: "Ölümü çok hatırlamak ve kuran okumakla."

17050. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Açlığı kendine yemek kıl, kanaat-le kendini yetiştir. Kalbinin rehavetini azim ve iradeyle ve gözlerinin gaf-let uykusunu uyanıklıkla tedavi et."
17051. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalplerde bakır gibi pas tutar o halde onları mağfiret dileyerek cilalayın."
17052. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bu kalpleri cilalayan şey Al-lah'ın zikri ve Kur'an okumaktır."

3411. Bölüm
Kalplere Aydınlık Veren Şey

17053. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalbini öğütle dirilt … ve kalbini hikmetle aydın kıl."
17054. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İman, kalpte beyaz bir nokta gibi belirir; iman arttıkça o beyaz nokta da artar."
17055. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yakin, aydınlıktır."

17056. İmam Ali (a.s) saldırı ve kötülükten sakındırmak hususunda şöyle buyur-muştur: "Her kim de Allah'ın kelimesi yücelsin ve zalimlerin kelimesi alçalsın diye kılı-cıyla reddederse, kurtuluş yoluna ermiş, Allah yolunda kıyam etmiş ve kalbini yakin nuruyla aydınlatmış olur."
17057. Resulullah (s.a.a) bir duasında şöyle buyurmuştur: "Ey kalpleri değişti-ren! Ey kalplerin tabibi! Ey kalpleri nurlu kılan! Ey kalplerin dostu!"
bak. 3407. Bölüm; ez-Zikr, 1340. Bölüm; 526. Konu, en-Nur; 564. Konu, el-Yakin

3412. Bölüm

Kalbi İslah Eden Şey

17058. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalbin islah olmasının aslı Al-lah'ın zikriyle meşgul olmasıdır."
17059. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) bir duasında şöyle buyurmuştur: "Benim hastalığımı senin tabliğinden başka bir şey tedavi edemez. Benim hüznümü sana yakınlaşmaktan başka hiç bir şey gidermez. Benim yaramı senin affından başka hiçbir şey iyileştiremez. Ve kalbimin pasını bağışından başka hiç bir eşey cilalayamaz."

17060. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kalbi doğru olmadıkça hiç bir kulun imanı doğru değildir ve dili doğru olmadıkça da hiç bir kulun kalbi doğru olmaz."
17061. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Salih insanın nişanesi dört şey-dir: Kalbini saf kılar, amelini islah eder, gelirini ıslah eder ve tüm işlerini ıslah eder."

3413. Bölüm
Kalbe Güç Veren Şey

17062. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalbin güçlülüğünün kökü Al-lah'a tevekküldür."
17063. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalbini öğütle ihya et züht ile öl-dür ve yakin ile güçlendir. "
17064. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz, müminin gücü kal-bindedir. Zira onun zayıf ve cılız bir bedende sahip olduğunu görmekte-siniz ve buna rağmen gecesini ibadetle gündüzünü de oruç tutmakla ge-çirmektedir."
bak. 558. Konu, et-Tevekkül, 564, el-Yakin; el-İman, 293. Bölüm

3413. Bölüm
İnsan İle Kalbi Arasına Girmek

Kur'an:
"Ey iman edenler! Allah ve Peygamber, sizi, hayat verecek şeye çağırdığı zaman icabet edin. Allah'ın kişi ile kalbi arasına girdiğini ve sonunda O'nun katında toplanacağınızı bilin."

17065. İmam Sadık (a.s) Allah-u Teala'nın "Şüphesiz Allah (insan ile kalbi) arasına girer." Ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "İnsan aklı gözü dili ve eliyle bir şeyi arzu eder ama o şey kendisine doğru geldiği zaman kalbi onu inkar eder kabul etmez ve o şeyin hak olmadığını bilir. Hişam'ın İmam'dan (a.s) naklettiği bir hadiste İmam (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah onunla batılı hak kabul etmesi arasına girer (batılı hak olarak kabul etmesini önler.)"

17066. İmam Sadık (a.s) hakeza bu ayetin tefsirinde şöyle buyurmuştur: "İnsan kulağı gözü eli ve diliyle bir şeyi arzular ama bu arzusuna rağmen onlar-dan bir şeyin peşice gitmez. Eğer o şey kendisine nasip olursa kalbi onu inkar eder onu kabul etmekten sakınır ve onun hak olmadığını bilir. "

17067. İmam Bakır (a.s) hakeza bu ayetin tefsirinde şöyle buyurmuştur: "İnsan bir şeyi kalbi, gözü ve kulağıyla arzular, ruhu ondan başka bir şeye iştiyak duymaz ama onunla kalbinin kendisine duyduğu iştiyak arasına bir engel girer."
bak. el-Batıl, 363. Bölüm; el-Halik, 1094. Bölüm

3415. Bölüm
Kalp (Çeşitli)

17068. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz kalpler için nefsi aşırı-lıktan uzak tutan şahitler vardır."
17069. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanın beyanı kalbinin gücün-den haber verir."
17070. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kalpler kendilerine iyilik eden kimseyi sevmek ve kendilerine kötülük eden kimseden nefret etmek üzere yaratılmıştır."
17071. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalp delilin ipoteğidir."

17072. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hatayı azaltmakla kalbin huzu-runu elde et."
17073. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Akibeti düşünmek kalbi faydalı kılar."
17074. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Dağları yerinden sökmek kalp-leri yerinden sökmekten daha kolaydır."
17075. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalbini, ortağı olacağın akrabalık kıl."

17076. İmam Askeri (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kime hilim, gazabın bo-ğaza düğümlendiği yudumlarını içirmezse, kalp huzurunun tadını tada-maz."
17077. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her şeyin bir kalbi vardır. Kur'an'ın kalbi ise Yasin suresidir."
17078. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalbin kötü duyguları vardır akıl ise onlardan kendisini engeller."
17079. Hz. Mesih (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kalplerinizi takva için evler kılın ve kalplerinizi şehvetlerin sığınağı kılmayın"

446. Konu

et-Teklit
Taklit-Öykülenmek

Bihar, 2/81, 14. bölüm; Zemm'ut-Taklit ve'n-Nehy an Mutabiet'il-Gayr-i Masum
Vesail'uş-Şia, 18/89, 10. bölüm; Adem-u Cevaz-i Taklit-i Gayr-i Masum fi ma Yekulu bi'r-Re'y

bak.
176. konu, er-Re'y (2); 323. konu, et-Ta'et; 406. konu, el-Fetva; 444. konu, el-Kaza (2)


3416. Bölüm
Kınanmış Taklit

Kur'an:
"Onlara, "Gelin Allah'ın indirdiği (kitaba) ve peygambere uyun" dendiğinde, "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize ye-ter" derler; ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler?"
"Senden önce, her hangi bir kasabaya gönderdiğimiz uyarıcıya, o kasabanın şımarık varlıkları sadece: "Doğrusu babalarımızı bir din üzerinde bulduk, biz de onların izlerini izlemekteyiz" derler-di."

17080. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Taklitçi ve iradesiz olmayınız ve, "eğer insanlar iyilik ederse, biz de iyilik ederiz. Eğer zulmederlerse biz de zulmederiz" demeyiniz. Kendinizden irade sahibi olunuz. Eğer insan-lar iyilik ederlerse siz de iyilik ediniz. Eğer onlar kötülük ederlerse siz zulmetmeyiniz."
17081. İmam Sadık (a.s), ashabından birinde şöyle buyurmuştur: "Taklitçi ol-mayınız ve "Ben de diğer insanlardan biriyim" demeyiniz."

17082. Cezeri Nihaye adlı kitabında şöyle diyor: "Bir hadiste şöyle yer almış-tır: "Ya alim ol, ya da öğrenci. Taklitçi olma ve "immea" olma. "İmmea" kendiliğinden bir görüş ve iradesi olmayan, onun bunun görüşüne tabi olan kimse demektir. Kelimenin sonunda bulunan ha harfi, mübalağa içindir, te'nis (dişiliği belirtmek) için değil.

Bu açıdan "immea" de denil-mektedir. Kadın için "immea" denilmemektedir. (aksine "imma" den-mektedir. Zira sonundaki "ha" harfi mübalağa içindir, te'nis için değil)… Bazıları şöyle demişlerdir: "İmmea, herkese "Ben sizinleyim" diyen kim-sedir. İbn-i Mes'ud'un naklettiği bu hadis de bu anlamdadır: "Sizden hiç kimse "immea" olmasın." Kendisine, "immea nedir?" diye sorulunca da şöyle buyurmuştur: "İmmea, ben insanlar ile birlikteyim (insanlara tabi-yim) diyen kimsedir."

17083. İmam Ali (a.s), kendisine isnat edilen bir şiirinde şöyle buyurmuştur: "Belirsiz ve zor işler bana yönelince
Düşünceyle hakikatlerini keşfederim Ben insanların mukallidi değilim ki Ona buna, "ne haber?" diye sorayım. Aksine iki küçük organı eğitirim Geçmişe bakarak geleceği aydınlatırım."

17084. İmam Sadık (a.s), Ebi Hamza-i Sumali'ye şöyle buyurmuştur: "Riyaset-ten sakın. Şahsiyetlerin peşinden koşturmaktan sakın." Kendisine şöyle arzettim: "Fedan olayım! Riyaseti biliyoruz, ama şahsiyetlerin peşinden koşturma meselesine gelince sahip olduğum (hadis, rivayet ve ilimlerden) üçte ikisini bu şahsiyetlerin peşinde koşturmakla elde ettim." İmam şöyle buyurdu: "Sen maksadımı anlamadın. Benim maksadım birisini delilsiz olarak bayraktar (ve put) karar kılman ve neticede dediği her şeyi tasdik etmendir."

17085. İmam Sadık (a.s), Süfyan b. Halid'e şöyle buyurmuştur: "Ey Süfyan! Si-yasetten sakın. Zira siyasetin peşinden koşan herkes helak olmuştur." Ben, (Süfyan b. Halid) şöyle arzettim: "Fedan olayım! O halde hepimiz helak olduk. Zira hepimiz, adının anılmasını, insanlar tarafından amaçlamasını ve kendisinden ilim öğrenilmesini sever." İmam şöyle buyurdu: "Anlamadın! Maksadım şuydu: İnsan hiçbir delil olmaksızın birini kendi-sine bayraktar (ve put) kılması, dediği her şeye inanması ve insanları onun sözüne davet etmesidir."

17086. Resulullah (s.a.a), Allah-u Teala'nın, "Hahamlarını ve ruhbanla-rını…edindiler" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Onlara (Haham ve ruhbanlara) ibadet etmiyorlardı. Aksine hahamları ve ruhbanları kendile-rine bir şey helal kılıyor, onlar da onu helal biliyorlardı. Onlara bir şeyi haram kıldıklarında da, insanlar onu haram sayıyorlardı."
17087. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "Hahamlarını ve ruhbanla-rını Allah'tan başka rabler edindiler" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki, onlar için namaz kılmıyor, oruç tutmuyorlardı. Sadece onlar insanlar için bir haramı helal ve bir helalı haram kılıyorlardı. İnsanlar da onlara tabi oluyorlardı."

17088. İmam Sadık (a.s), hakeza bu ayet hakkında şöyle buyurmuştur: "Allah'a yemin olsun ki, onlar halkı kendilerine ibadete davet etmiyorlardı. Eğer onları ibadete davet etselerdi, elbette kabul etmezlerdi. Sadece insanlar için bir haramı helal ve bir helali haram kılıyorlardı. Böylece insanlar bil-meden onlara ibadet etmiş oluyorlardı."

17089. İmam Bakır (a.s), Sa'd'ul Hayr'a yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Haham ve ruhban gibilerini tanı. Onlar Allah'ın kitabını gizlediler, tahrif ettiler, onların ticareti fayda vermedi ve hidayete erişemediler.

Evet onların bu ümmet arasındaki benzerlerini tanı. Onlar Kur'an'ın lafzına riayet eden, ama anlam ve hakikatlerini tahrif edenlerdir. Onlar büyüklerle ve başkanlarla birlikte olurlar ve heva ve heves önderleri dağı-lıp çeşit çeşit olunca bu hahamlar, dünyadan daha çok nasibi olan kimse-lerle birlikte olur. Bunların ilim ve bilgiden nasipleri işte budur. Bunlar, haham ve ruhbanların benzeridir. Heva ve heves önderleridir. Helak ve yokluk efendileridir."

17090. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim hidayet olduğu hayaliyle bir dalaletin peşinden koşar veya dalalet olduğu hasebiyle bir hakkı terk ederse ve bu işiyle helak olursa hiç kimse onu mazur görmez."
bak. el-Kufr, 3292. Bölüm; 17392. Hadis; en-Nas, 3973. Bölüm