Mizan'ul Hikmet-10.Cilt
 



3320.Bölüm Muhkem ve Müteşabih Ayetler


16589. İmam Ali (a.s), kendisine, "Aziz ve celil olan Allah'ın kitabında muh-kem ve müteşabihin anlamı nedir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Muhkem, Kur'an'dan hiçbir şeyin neshetmediği ayettir. Aziz ve celil olan Allah'ın şu sözü de bunu ifade etmektedir: "Sana kitabı indiren O'dur. Kitabın bir bölümü muhkem ayetlerdir ve onlar kitabın esasıdır. Diğer bir bölümü ise müteşabihtirler." İnsanlar müteşabih ayetler hususunda helak olmuşlardır. Zira asıl anlamına vakıf olmamışlar ve hakikatini anla-mamışlardır. Bu yüzden de kendi görüşleri esasınca onu te'vil etmeye kal-kışmışlar, böylece kendilerini vasilere müracaat etmekten ve onlara sor-maktan müstağni bilmişlerdir…

Ama Kur'an'ın müteşabihleri ise ondan sapılmış olanlarıdır. Lafzi ola-rak birleştirilmişlerdir ama anlam olarak farklıdırlar. Tıpkı aziz ve celil olan Allah'ın şu sözü gibi: "Allah istediğini saptırır ve istediğini hi-dayet eder." Burada Allah saptırmayı kendisine isnat etmiştir. Bu yaptık-ları ameller sebebiyle onların cennetten saptırılmasıdır. Başka bir yerde ise, sapıklığı kafirlere isnat etmiştir. Başka bir ayette ise putlara isnat edilmiştir."
bak. ez, Zelalet, 2383. Bölüm; el-Kaza (1), 3353. Bölüm; el-Fitne, 3151. Bölüm

16590. İmam Sadık (a.s), kendisine, "muhkem ve müteşabih nedir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Muhkem kendisiyle amel ettiğimiz ayettir. Müteşabih ise, kendisini tanımayan kimseye, belirsiz (anlamı karmaşık) olan ayettir."
16591. İmam Sadık (a.s), hakeza şöyle buyurmuştur: "Muhkem, kendisiyle amel edilendir. Müteşabih ise, bazısı bazısına benzeyendir."
16592. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Kur'an'da muhkem ve müteşabih ayetler vardır. Muhkem ayetine iman ederiz ve onlarla amel ederiz. Müteşabih ayetlere ise iman ederiz ama onlarla amel etmeyiz."
16593. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim Kur'an'ın müteşabihle-rini muhkem olanına döndürürse, doğru yola hidayet olmuştur."

Allame Tabatabai Mizan tefsirinde müteşabihin anlamı hususunda Masumlar-dan (a.s) nakledilen rivayetleri zikrettikten sonra, şöyle yazmıştır: Diyorum ki: "Görüldüğü gibi, müteşabih kavramının anlamı ile ilgili olarak aktarılan rivayetler, birbirine yakın şeylere temas etmektedir. Rivayetler, daha önce yaptığımız açıklamayı destekler niteliktedir. Demiştik ki:

Benzeşmelik, müteşabihlik, ortadan kaldırılabilecek bir durumdur. Bunu ortadan kaldırmanın yolu da muhkem ifadeler aracılığıyla onları tefsir etmektedir. Mensuh ifadelerin müteşabihler kategorisine girmesi meselesine gelince, bu da yukarıda yaptığımız açıklamanın kapsamı içinde açıklığa kavuşturulmuştur. Mensuh ifadelerin müteşabihlikleri, görünürde hükmün devam ediyor olması ve kalıcılık niteliğine kavuşmuş olması ile ilintilidir. Dolayısıyla, nesheden bir ifade, sürekliğinin kesintiye uğradığını vurgulamak suretiyle, onu bizim için tefsir etmiş olur.

El-Uyun'da yer alan rivayette, işaret edilen: "Bizden aktarılan haberler içinde de Kur'an'ın kine benzer muhkem ifadeler ve Kur'an'dakine benzer müteşabih ifadeler de vardır" sözüne gelince, Ehl-i Beyt imamlarından bu anlamı destekleyen müstafiz haddinde bir çok rivayet aktarılmıştır. Akli değerlendirme de bunu desteklemektedir.

Çünkü hadisler, ancak Kur'an'ın içerdiği şeyleri açıklarlar. Nitekim daha önce şöyle demiştik: Müteşabihlik, sözün işaret ettiği anlamın niteliğidir. Bununla da anlamın hem kastedilene, hem de başka bir şeye uyarlanabilir olması kastedilir. Yoksa müte-şabihlik, lafzın bir anlama işaret etmek bağlamında niteliği değildir. Garip ya da mücmel bir lafızda olduğu gibi. Lafız ve anlamın her ikisini kapsayan bir nitelik de değildir.

Diğer bir ifadeyle: Hiç kuşkusuz, Kur'an ayetleri içinde bazıları için benzeşmelik (müteşabihlik) durumunun ortaya çıkmış olması, yalnızca onların açıklamalarının, ilahi, hak esaslı bilgiler açısından birer örnek konumunda olması ile ilintili bir durumdur. Bu husus ise, bizzat nakledilen rivayetler için de söz konusudur. Dolayısıyla onlarda da Kur'an'dakine benzer muhkemlik ve müteşabihlik durumu vardır. Nitekim Peygamber efendimizin şöyle buyurduğu rivayet edilir: "Biz, peygamberler topluluğu, insanlarla akıllarının kapasitesine göre konuşuruz."
bak. el-Hadis, 734. Bölüm; el-Bihar, 92/373, 127. Bölüm

3321. Bölüm
Kur'an'ın İşaretleri

16594. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah Peygamberini, "Kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit" misali üzerine göndermiştir."
16595. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kur'an, "Kızım sana diyorum, gelinim sen işit" misali esasınca nazil olmuştur."
16596. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah, Pey-gamberini kınadığı her yerde, maksat diğerleridir. Tıpkı Allah'ın şu sözü gibi: "Eğer seni sabit kılmasaydık, neredeyse, birazcık onlara mey-ledecektin." Bu sözden maksat Peygamberden başkasıdır."

16597. İmam Rıza (a.s), Allah-u Teala'nın, "Allah seni bağışlasın, neden onlara izin verdin?" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Bu cümle, "Kızım sana diyorum, gelinim sen işit" misali üzere nazil olan bir ayettir. Hakeza aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: "Eğer şirk koşarsan, şüphe-siz amelin batıl olur." Hakeza aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuş-tur: "Eğer biz seni sabit kılmasaydık onlara meylederdin" (bütün bunlarda asıl muhatap Peygamber'den başkasıdır.)"

3322. Bölüm
Kur'an'ın Şekilleri

16598. İmam Ali (a.s), Abdullah b. Abbas'ı Haricilerle görüşmeye ve onlara delil göstermeye gönderdiği zaman, kendisine şöyle buyurmuştur: "Onlarla Kur'an'a dayanarak tartışma; çünkü Kur'an, pek çok anlam taşıyan bir kitaptır. Sen bir şey söylersin, onlar da bir şey söylerler. Fakat, onlara sünnetle delil getir; çünkü onlar, ondan kaçmaya hiçbir yol bulamazlar."

16599. İkrime şöyle diyor: "İbn-i Abbas'ın, Hariciler, yani hakemliği kabul etmeyip, Ali b. Ebi Talib'den ayrılanlar ile konuştuğunu işittim. O şöyle diyordu: "Haricilerden on ikibin kişi Ali'nin ordusundan ayrıldı. Ali beni çağırdı ve şöyle buyurdu: "Onların yanına git, onları kitaba ve sünnete davet et, onlara Kur'an vesilesiyle delil gösterme. Zira Kur'an'ın çeşitli yüzleri (anlamları) vardır. Onlarla Peygamber'in (s.a.a) sünneti vesilesiyle tartış."
16600. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an çeşitli yüzlere sahiptir, o halde onu en güzel yüzüne (anlamına) yükleyiniz."

3323. Bölüm
Ümm'ül-Kur'an (Kur'an'ın Temeli)

16601. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hamd suresi, Ümm'ül-Kur'an, Ümm'ül-Kitap ve Seb'ul Mesani'dir. İki defa inen (yedi ayete sahiptir.)"
16602. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hamd suresinin yedi ayeti var-dır. "Bismillahirrahmanirrahim" cümlesi de o yedi ayetten biridir. Hamd suresi, Seb'ul Mesani, Kur'an'ul Azim ve Ümm'ül-Kur'an'dır."

16603. Resulullah (s.a.a), namaz kılmakta olan Said b. Mualla'ya seslendi. O ce-vap vermeyince Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Allah-u Teala şöyle buyur-mamış mıdır: "Allah ve Resulü sizi çağırınca cevap veriniz." Pey-gamber daha sonra şöyle buyurdu: "Camiyi terk etmeden önce Kur'an'ın en yüce suresini sana öğreteceğim." Sonra elimi tuttu.

Caminin kapısına yaklaşınca da ben (Said b. Mualla) şöyle arzettim: "Ey Allah'ın Resulü! Siz bana Kur'an'ın en yüce suresini sana öğreteceğim diye buyurdunuz." Peygamber şöyle buyurdu: "Elhamdu lillahi rebbil alemin" (Hamd suresi), Seb'ul Mesani ve bana verilen Kur'an-i Azimdir."
16604. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah ne Tevrat'ta, ne İncil'de, ne Zebur'da ve ne de Furkan'da Ümm'ül-Kur'an'ın bir benzerini nazil buyurmamıştır."
16605. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim Fatihat'ul Kitabı okur-sa, Tevrat'ı, Zebur'u ve Kur'an'ı okumuş gibi olur."
bak. eş-Şeytan, 2023. Bölüm; Tefsir'ul Mizan, 3/43

3324. Bölüm
En Yüce, En Adaletçi, En Korkutucu ve En Ümit Ve-rici Ayet

16606. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ın en azametli ayeti Ayet'el Kursi'dir. Kur'an'ın en çok adaletçi ayeti, "Şüphesiz, Allah ada-leti ve ihsanı emreder" ayetidir. Kur'an'ın en korkutucu ayeti şu ayettir: "O halde herkim zerre miktarınca hayır işlerse onu görür ve her kimde zerre miktarınca kötülük işlerse onu görür." Kur'an'ın en ümit verici ayeti ise bu ayettir: "De ki: Ey kendilerine zulmedilen kul-larım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin."
bak. er-Reca, 1448. Bölüm

435. Konu

el-Mukarrebun
Mukarrebler-Yakınlaştırılmışlar

Bihar, 70/213, 54. bölüm; Men'el Kurbihi Teala

bak. .
90. konu, el-Muhabbet (2); 191. konu, er-Rıza (2); 477. konu, el-Lika; 561. konu, el-Velayet (2); el-Uns, 310. bölüm; el-Car, 646. bölüm; es-Selat (1); 2267. bölüm; el-İstiğfar, 3087. bölüm; el-Kalb, 3384 ve 3383. bölümler


3325. Bölüm
Yakınlaştırılmışlar

Kur'an:
"Sonra bu Kitab'ı kullarımızdan seçtiğimiz kimselere miras bı-rakmışızdır. Onlardan kimi kendine zulmeder kimi orta davranır, kimi de, Allah'ın izniyle, iyiliklere koşar. İşte büyük lütuf budur."
"İyilik işlemekte önde olanlar, karşılıklarını almakta da önde olanlardır. Allah'a en çok yaklaştırılmış olanlar işte bunlardır."

"Eğer ölen o kişi, gözdelerden ise, rahatlık, hoşluk ve nimet cenneti onundur."
"Gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır."
16607. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "Sonra bu kitabı miras ola-rak bıraktık" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Zalim kendi nefsi etrafında döner , itidalli kimse kendi kalbi etrafında döner, (iyiliklere doğru) öne geçen kimse ise aziz ve celil olan rabbi etrafında döner."

16608. İmam Bakır (a.s), hakeza şöyle buyurmuştur: "İyiliklere doğru öne ge-çen kimse imamdır. İtidalli kimse ise imamı tanıyan kimsedir. Kendine zulmeden kimse ise imamı tanımayan kimsedir."
16609. İmam Bakır (a.s), hakeza şöyle buyurmuştur: "Kendine zulmeden bu kimse bizdendir ve o hem iyilik yapan, hem de kötülük yapan kimsedir. İtidalli kimse ise ibadet eden ve ibadetleri hususunda çaba gösteren kim-sedir. İyiliklere doğru öne geçen kimse ise, Ali, Hasan, Hüseyin ve Al-i Muhammed'den şehit olan herkestir."

16610. İmam Bakır (a.s), hakeza şöyle buyurmuştur: "Ey Ebu İshak! Bu ayet bize mahsustur. İyiliklere doğru öne geçen kimse, Ali b. Ebi Talib, Hasan, Hüseyin ve bizim şehitlerimizdir. İtidalli kimse ise, gündüzleri oruç tutan ve geceleri ibadetle geçiren kimsedir. Kendine zulmeden kimse ise, diğer insanlar gibi günah işleyen ama bağışlanan kimsedir."
16611. Resulullah (s.a.a), hakeza şöyle buyurmuştur: "(İyiliklere doğru) Öne geçen kimse, sorguya çekilmeksizin cennete girer. İtidalli kimse kolay bir hesaba çekilir. Kendine zulmeden kimse ise, mahşer çölünde durdurulur, sonra cennete girer. Onlar şöyle diyenlerdir: "Bizden hüznü gideren Allah'a hamdolsun"

16612. Resulullah (s.a.a), Allah-u Teala'nın, "Muhacir ve Ensar'lardan ilk öncüler…" ayeti ve, "İlkler, öncülerdir ve onlar yakınlaştırılmış kimselerdir" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala bu ayeti Peygamberler ve vasileri hakkında nazil buyurmuştur. Ama ben Peygamberlerin ve Allah'ın elçilerinin en üstünüyüm. Vasim olan Ali b. Ebi Talib de vasilerin en yücesidir."

16613. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "İncil'de şöyle yazılmıştır: "İn-sanların arasını düzelten kimseye ne mutlu! Bunlar kıyamet günü (Allah'ın dergahına) yakınlaştırılmış kimselerdir."

3326. Bölüm
Yakınlaştırılmış Kimselerin İbadeti

16614. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gerçek ihlastan ve güzel yakin-den ayrılmayın. Zira ki bu ikisi, yakınlaştırılmış kimselerin en üstün ibade-tidir."
16615. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah yolunda bağışta bulunmak, yakınlaştırılmış kimselerin ibadetidir."
16616. Şüphesiz İsa (a.s) bedenleri zayıf düşmüş ve renkleri değişmiş üç kişinin yanından geçince onlara şöyle buyurdu: "Sizi bu gördüğüm duruma ne düşür-dü?" Onlar şöyle arzettiler: "Ateşten korku." İsa (a.s) şöyle buyurdu: "Korkan kimseyi, güvenli kılması Allah için bir haktır." Daha sonra, on-lardan geçerek,

o üçünden daha zayıf ve rengi solmuş üç kişiyi gördü. Onlara şöyle buyurdu: "Sizleri bu gördüğüm hale düşüren nedir?" Onlar şöyle arzetti: "Cennet şevkidir." O şöyle buyurdu: "Sizin ümitlerinizi ger-çekleştirmesi Allah için bir haktır." Daha sonra onlardan geçerek önceki-lerden daha zayıf ve solmuş üç kişiyi gördü. Bunların yüzleri, adeta nur-dan bir ayna gibi parlıyordu. Onlara şöyle buyurdu: "Sizleri gördüğüm bu hale düşüren nedir?" Onlar şöyle arzettiler: "Biz aziz ve celil olan Allah'ı seviyoruz." İsa (a.s) şöyle buyurdu: "Sizler yakınlaştırılmış kimselersiniz. Sizler yakınlaştırılmış kimselersiniz."
Bak. 90. Konu, el-Mehabbet(2)

3327. Bölüm
Münezzeh Olan Allah Nezdinde En Yakınlaştırılmış Kimse

16617. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanlardan münezzeh olan Al-lah'a en yakın kimse, imanı en güzel olan kimsedir."
16618. İmam Zeyn'ül-Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizlerden Allah'a en yakın olan kimse, huyu en geniş olan kimsedir."
16619. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kullardan Allah-u Teala'ya en yakın kimse, her ne kadar zararına da olsa, hakkı söyleyen ve her ne kadar isteğine aykırı da olsa, hak üzere amel eden kimsedir."

16620. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah, Da-vud'a (a.s) şöyle vahyetmiştir: "Ey Davud! Şüphesiz insanlardan Allah'a en yakın olanlar, mütevazi olanlardır. İnsanlardan Allah'a en uzak olan kimseler ise kibirli kimselerdir."
16621. İmam Ali (a.s), yüce meleklerin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "On-lar, yaratıklarından seni en iyi bilen, senden en çok korkan ve sana en ya-kın olanlardır."
bak. el-Muhabbet (2), 662. Bölüm

3328. Bölüm
İnsanın Münezzeh Olan Allah'a En Yakın Hali

16622. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kulun Allah'a en yakın olduğu zaman, secdede olduğu zamandır."
16623. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kulun rabbine en yakın olduğu zaman, secdede olduğu halde rabbini çağırdığı zamandır."
16624. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kulun, aziz ve celil olan Al-lah'a en yakın olduğu zaman, karnı hafif olduğu zamandır. Kulun aziz ve celil olan Allah'a, en nefret edilecek halde olduğu zaman ise, karnı dolu olduğu zamandır."
bak. es-Sucud, 1742. Bölüm

3329. Bölüm
İnsanlardan Kıyamet Günü Allah'a En Yakın Olan Kimse

16625. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü üç kimse, insan-ların hesabı sona erinceye kadar Allah'a yaratıklardan en yakın olanlardır: Öfke anında kudreti kendisini elinin altındakine zulmetmeye sevketmeyen kimse, iki kişinin arasında hareket ettiği halde, bir arpa tanesi kadar birine yakın durmayan (adil olan) kimse ve kendi lehine veya aleyhine olan şeylerde hakkı söyleyen kimse."

16626. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Çiftçiler insanların hazineleri-dirler. Onlar aziz ve celil olan Allah'ın yarattığı temiz ve helal tohumları ekerler. Onlar kıyamet günü bütün insanlardan daha güzel ve daha yakın bir makama sahiptirler ve "mübarek kimseler" (bereketli kimseler) olarak çağırılırlar."

3330. Bölüm
Yakınlaşmanın Nihayeti

16627. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: "Hiçbir kul, kendisine farz kıldığım şeyden daha sevimli bir vesileyle, bana yakınlaşmamıştır. Şüphesiz o nafile namazlarla bana yakla-şır ve böylece onu severim. Sevince de duyduğu kulağı, gördüğü gözü, konuştuğu dili, darbe vurduğu eli olurum. Eğer beni çağırırsa ona icabet ederim, eğer benden dilerse ona veririm."

16628. Resulullah (s.a.a), gökyüzüne götürüldüğü gece şöyle buyurmuştur: "Ey Rabbim! Müminin senin yanındaki hali nedir?" Allah Teala şöyle buyur-du: "Ey Muhamemd! Kullarımdan hiç biri kendisine farz kıldığım şeyden daha sevimli bir vesileyle bana yakın olmamıştır. Şüphesiz o nafile namaz vesilesiyle bana yakınlaşır, böylece onu severim, onu sevdiğim zaman da duyduğu kulağı, gördüğü gözü, darbe vurduğu eli olurum. Eğer beni çağı-rırsa ona icabet ederim. Eğer benden bir şey isterse ona istediğini veri-rim."

16629. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah Tebarek ve Teala şöyle buyurmuştur: Kulum kendisine farz kıldığım şeyi yerine getirmek gibi başka bir şeyle bana yakın olmamıştır. Kulum sürekli benim dergahıma yalvarıp yakarır. Böylece onu severim. Onu sevince de kulağı, gözü, eli ve sığınağı olurum. Eğer beni çağırırsa ona icabet ederim ve eğer benden bir şey isterse onu bağışlarım."

16630. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala şöyle buyurmuş-tur: …"Kulum nafile namazlar vesilsiyle sürekli bana yakınlaşır. Böylece onu severim. Bu durumda onun duyduğu kulağı, gördüğü gözü, konuştu-ğu dili, düşündüğü kalbi olurum. Beni çağırdığı taktirde ona icabet ede-rim. Benden bir şey istediği taktirde ona bağışlarım."

16631. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala şöyle buyurmuş-tur: Mümin kulum kendisine farz kıldığım şeyleri yerine getirmek gibi başka bir şeyle bana yakın olmamıştır. Mümin kulum sürekli nafile na-mazları kılar, böylece onu severim. Onu sevdiğim zaman kulağı, gözü, eli ve dayanağı olurum. Eğer benden bir şey isterse ona bağışlarım, eğer beni çağırırsa ona icabet ederim."

16632. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala şöyle buyurmuş-tur: …"Kulum kendisine farz kıldığım şeyden daha sevimli bir şeyle ken-disini bana yakın kılmamıştır. Kulum nafile namazlar kılarak sürekli bana yakın olur. Böylece onu severim ve onu sevdiğim zaman da işittiği kulağı oluırum."


3331. Bölüm
Allah'a Ulaşmak

16633. İmam Askeri (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah'a ulaşmak sadece gece merkebine binmekle (gece namazı kılmakla) katedilen bir yolculuktur."
16634. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a ulaşmak insanlardan kopmakla olur."
16635. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah'a ulaşmak yolunda sabrederse Allah'a ulaşır."

16636. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yaratıklardan kopmadıkça yaratı-cıya ulaşamazsın."
16637. İmam Ali (a.s) Şabaniye duasında şöyle buyurmuştur: "Allahım! Her-kesten koparak tümüyle sana yönelmeyi bana nasip et. Kalp gözlerimizi sana bakma nuruyla aydınlat ki kalp gözlerimiz nurdan perdeleri yırtsın ve azamet ve yücelik madenine ulaşsın."

16638. İmam Sadık (a.s) Allah-u Tealanın, "…ve onunla Rableri huzu-runda haşrolmaktan korkan kimseleri uyar" ayeti hakkında şöyle buyur-muştur: "Yani Rabbine ulaşmayı ümit edenleri Kur'an vesilesiyle uyar, on-ları Allah nezdinde olan şeylere teşvik et. Zira Kur'an, şefaati kabul edil-miş bir şefaatçidir."

16639. İmam Seccad (a.s), bir münacaatında şöyle buyurmuştur: "Sen pak ve münezzehsin, senin kılavuzu olmadığın kimseye yol ne de dardır. Senin kendisine yolu gösterdiğin kimseye hak ne de aşikardır! Bizleri sana ulaş-ma yollarında hareket ettir. Bizleri sana varmak için, en yakın yollardan götür."

16640. İmam Seccad (a.s), hakeza şöyle buyurmuştur: "Allah'ım! Bizleri sana ulaşan doğru yolda çabalayan, geride kalmayan, sana ulaşma yolunu kat eden, ondan asla sapmayan, sana ulaşmak için sana dayanan ve sonunda sana ulaşan kimselerden kıl."

3332. Bölüm
Herkim Bana Bir Karış Yaklaşırsa Ben De Ona Bir Zi-ra Yaklaşırım

16641. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah şöyle buyurmuştur: "Herkim bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir zira' yaklaşırım. Herkim bana bir zira yaklaşırsa, ben ona bir ba' yaklaşırım ve herkim bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak gelirim."

16642. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: "Herkim bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir zira' yaklaşı-rım. Herkim bana bir zira yaklaşırsa, ben ona bir ba' yaklaşırım ve herkim bana yürüyerek gelirse ben ona koşa koşa giderim."

16643. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim aziz ve celil olan Al-lah'a bir adım yaklaşırsa, Allah ona bir zira yaklaşır. Herkim Allah'a bir zira yaklaşırsa Allah ona bir ba' yaklaşır. Herkim aziz ve celil olan Allah'a yürüyerek gelirse, Allah ona koşa koşa gelir. Oysa Allah daha yüce ve azimdir. Oysa Allah daha yüce ve azimdir. Oysa Allah daha yüce ve azimdir."

16644. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala şöyle buyurmuş-tur: "Benim yanıma gelmek için yerinden kalk ki ben de sana doğru gele-yim. Bana doğru yürü ki ben de sana koşa koşa geleyim."
16645. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer siz Allah'a yönelirseniz, Al-lah da size yönelir. Eğer siz Allah'tan yüz çevirirseniz, yüz çevirilirsiniz."

3333. Bölüm
Allah'a Yakınlaşma Vesilesi

16646. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ey Ali! Kullar iyilik etmekle rabbine yaklaşınca sen akıl ile ona yaklaş ki onlardan öne geçesin."
16647. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kulun münezzeh olan Allah'a yaklaşması, niyetini halis kılmasıyladır."
16648. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Farzları ve müstahapları yerine getirmekle Allah'a yakınlaşan kimse, iki kat fayda görür."

16649. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münezzeh olan Allah'a yaklaş-mak, O'ndan istemekle mümkündür. İnsanlara yaklaşmak ise, onlardan istemeyi terk etmekle mümkündür."
16650. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala Tur dağında Musa'ya (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Musa! Kavmine bildir ki bana yakınlaşmak isteyen kimseler, benim korkumdan ağlamak gibi başka bir şeyle bana yakın olmamışlardır. İbadet edenler de haramlardan sakınmak gibi bir şeyle bana ibadet etmemişlerdir. Süslenenler ise dünyadan ihtiyaç duymadıkları şeyden yüzçevirmek gibi başka bir şeyle kendilerini süsle-memişlerdir."

Musa şöyle arzetti: "Ey yücelerin en yücesi! Onları bu yolda sabit kılan nedir?" Allah şöyle buyurdu: "Ey Musa! Ağlayarak bana yakınlaşmaya ça-lışan kimseler, cennetin en yüce makamındadırlar. Hiç kimse onlara bu makamında ortak değildir."
16651. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala Musa'ya (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ey Musa! Bana yakınlaşmak isteyenler, haramlardan sakınmak gibi bir şeyle bana yakın olmamışlardır. Ben Adn cennetlerimi onlara bağışlarım ve hiç kimseyi onlara ortak etmem."
16652. Lokman (a.s), oğluna yaptığı vasiyetinde şöyle buyurmuştur: "Ey oğulca-ğızım! Seni altı işe teşvik ediyorum. Onların hepsi de seni aziz ve celil olan Allah'ın hoşnutluğuna yaklaştırır ve onun gazabından uzak tutar: Birincisi Allah'a ibadet etmen ve ona bir şeyi ortan koşmamandır. İkincisi

Allah'ın taktirinden ister hoşuna gitsin ister gitmesin, hoşnut olmandır. Üçüncüsü, dost ve düşmanlığının Allah için olmasıdır. Dördüncüsü, ken-din için beğendiğini insanlar için beğenmen ve kendin için beğenmediğini onlar için de beğenmemendir. Beşincisi, öfkeni yenmen ve sana kötülük eden kimseye iyilik etmendir. Altıncısı ise nefsinin isteklerini terk etmen ve helak edici etkenlerle savaşmandır."

16653. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'a andolsun ki yavrusu öl-müş hüzünlü develer gibi de bağırsanız, güvercinler gibi de ötseniz, dün-yayı terk eden rahip gibi feryad da etseniz veya O'nun nezdinde yüce ma-kamlara ermek için bir yakınlık dilemek veya ilahi katiplerin yazdığı ve el-çilerin (meleklerin) kaydettiği günahların bağışlanmasını istemek için Al-lah yolunda mal ve evlatlarınızdan da geçseniz (bu amelleriniz karşılığında ümit et-tiğiniz sevab) benim sizler için Allah'tan vereceğini ümit ettiğim sevab ve mükafattan çok daha az ve değersizdir."

16654. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Seni Allah'a yaklaştıran şeyin, ateşten uzaklaştırdığını, Allah'tan uzaklaştıranın da ateşe yaklaştırdığını bil."

3334. Bölüm
Allah'a İnsanlardan En Uzak Olan Kimse

16655. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Yaratıklardan Allah'a en uzak olan kimse iki kişidir: Emir sahipleriyle oturup onların zulüm üzere söy-lediği her sözü tasdik eden kimse ile çocukların tümüne aynı gözle bak-mayan ve yetim çocuk hakkında Allah'ı göz önünde bulundurmayan öğ-retmendir."
16656. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kulun aziz ve celil olan Allah'a en uzak hali midesinden ve tenasül organından başka bir şeyi düşünmediği haldir."
16657. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kulun Allah'tan en uzak olduğu hal tek derdinin karnı ve tenasül organının olduğu haldir."
bak. el-Buğz, 365. Bölüm
436. Konu

el-İkrar
İkrar

Vesail'uş-Şia, 16/110, Kitab'ul İkrar

bak. .
El-Hudud, 746. bölüm


3335. Bölüm
İkrar

16658. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Akıllı insanların kendi aleyhle-rine ikrarı caizdir (kabul edilir.)"
16659. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz akıllı insanın kendi aleyhine ikrarda bulunması caizdir (kabul edilir.)"
16660. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ben fasık insanın sadece kendi aleyhine şahadetini (ikrarını) kabul ederim."
16661. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminin kendi hakkındaki sö-zü yetmiş müminin onun hakkındaki sözünden daha doğrudur."

16662. İmam Ali (a.s), Kufe'den çöle gönderdiği zekat memuruna şöyle buyurmuş-tur: "Sonra onlara şöyle de: "Ey Allah'ın kulları! Allah'ın velisi beni malla-rınızdan Allah'ın hakkını almam için size doğru gönderdi. Malınızda Al-lah'ın velisine ödeyeceğiniz Allah'ın bir hakkı var mıdır?" Eğer birisi sana, "Hayır" derse artık ona müracaat etme."

16663. Esbağ b. Nubate şöyle diyor: "Bir şahıs, Müminlerin Emiri'nin (a.s) huzuruna geldi ve şöyle arzetti: "Ey Müminlerin Emiri! Ben zina ettim. Beni temizle." Müminlerin Emiri ondan yüz çevirdi ve sonra, "Otur" di-ye buyurdu. Ardından Ali (a.s) insanlara döndü ve şöyle buyurdu: "Sizden biri bu günahı işlediği taktirde, Allah'ın kendisini örttüğü gibi, kendisi de gizleyemez mi?"
Şöyle diyorum: Bu rivayetten de anlaşıldığı üzere insanların nezdinde günahını itiraf etmek, tümüyle kınanmıştır.
bak. et-Tevbe, 458. Bölüm

3336. Bölüm
Mecbur Olan Şahsın İkrarının İtibarsızlığı

16664. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim tehdit, tutuklanma veya işkence sebebiyle, haddi olan bir günahı ikrar ederse, ikrarı kabul edilmez ve ona had uygulanmaz."
16665. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim işkence, zindana atılma, korkutma veya tehdit sebebiyle ikrarda bulunursa ona had uygulanmaz."

16666. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Ali (a.s) şöyle buyu-rurdu: "Herkim dayak yemek, bağlanmak, zindana atılmak, kınanmak veya baskı görmekle korkutulur (ve itirafta bulunursa) eli kesilmez ve eğer itiraf etmezse, korkutulduğu için ona had uygulanmaz."
16667. İmam Sadık (a.s), kendisine, "Birisi hırsızlık etti ve inkar etmektedir. Ama onu vurduklarında çalınmış malı getirmektedir. Elini kesmek gerekir mi?" diye soran Süleyman b. Halid'e şöyle buyurmuştur: "Evet, ama eğer hırsızlığı ikrar eder ve çaldığı malı getirmezse eli kesilmez. Zira o işkenceden dolayı itiraf etmiştir."

437. Konu

el-Karz
Borç

Bihar, 103/138, ed-Deyn ve'l-Kerz
Kenz'ul Ummal, 6/209, fi'd-Deyn
Vesail'uş-Şia, 13/76; Ebvab'ud-Deyn-i ve'l-Kerz

bak. .
168. konu, ed-Deyn


3337. Bölüm
Borç

Kur'an:
"Allah'a kim güzel bir ödünç takdiminde bulunursa, Allah kar-şılığını kat kat verir, ona cömertçe verilecek bir ecir de vardır."
16668. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim Allah'a borç verirse Al-lah da ona mükafat verir."
16669. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kim ona dayanırsa o, ona kafidir. Kendisinden isteyene verir, ona (yolunda) borç verenin borcunu eda eder, kendisine şükredenin mükafatını verir."

16670. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münezzeh olan Allah şöyle buyurmuştur: "Eğer Allah'a yardım ederseniz Allah da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlamlaştırır." ve yine şöyle buyurmuştur: "Kim Allah'a karşı güzel bir borç verirse…" Allah sizden, zilletten dolayı yardım, azlıktan dolayı borç istemez. Sizden yardım istemektedir. "Göklerin ve yerin orduları O'nun içindir. O aziz ve hakimdir."… Böylece Allah "Hanginiz daha güzel amel işleyecek diye sizi imtihan etmeyi istemiştir."
16671. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Birisi cennete girdi ve kapısında şöyle yazıldığını gördü: "Sadakanın sevabı on kattır, borç vermenin sevabı ise on sekiz kat."

16672. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Göğe götürüldüğüm gece, cen-netin kapısında şöyle yazıldığını gördüm: "Sadakanın sevabı on kattır, borç vermenin sevabı ise on sekiz kat."
16673. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cennet kapısına şöyle yazılmış-tır: "Sadakanın sevabı on kattır, borç vermenin sevabı ise on sekiz kat."

16674. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sadakanın sevabı on kattır. Borç vermenin sevabı ise on sekiz kat. Kardeşlerini ziyaret etmenin sevabı yirmi kattır. Akrabaları ziyaret etmenin sevabı ise yirmi dört kattır."
16675. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Borç vermenin sevabı on sekiz kattır. Eğer (borç alan kimse) ölürse, o borç zekattan sayılır."

16676. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Cennete girdim ve kapısında şöyle yazıldığını gördüm: "Sadakanın sevabı on kattır. Borç vermenin se-vabı ise on sekiz kat. Şöyle dedim: "Neden sadaka on, borç vermek ise onsekiz kattır." Cebrail şöyle buyurdu: "Zira sadaka ihtiyacı olan ve ol-mayan kimsenin eline ulaşır. Ama borç sadece ihtiyacı olan kimsenin eline ulaşır."

16677. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cennet kapısına şöyle yazılmış-tır: "Sadaka vermenin sevabı on kattır, borç vermenin sevabı ise on sekiz kattır." Sebebi ise, borç sadece ihtiyacı olan kimsenin eline ulaşır. Ama sadaka bazen ihtiyacı olmayan kimseye ulaşır."
16678. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Göğe götürüldüğüm gece cen-net kapısına şöyle yazıldığını gördüm: "Sadakanın sevabı on kattır, borç vermenin sevabı ise on sekiz kattır." Ben şöyle dedim: "Ey Cebrail! Neden borç vermek sadaka vermekten daha üstündür?" Cebrail şöyle buyurdu: "Çünkü isteyen kimse, bazen sahip olduğu halde ister. Ama borç isteyen kimse sadece ihtiyaç üzere ister."

16679. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cennet kapısına şöyle yazılmış-tır: "Sadakanın sevabı on kattır, borç vermenin sevabı ise on sekiz kat. Borç vermenin sadakadan üstün olmasının sebebi ise borç isteyen kimse-nin, sadece ihtiyaç üzere borç istemesidir. Ama sadakayı bazen ihtiyacı olmayan kimse de isteyebilir."

16680. Rivayet edildiği üzere borç vermenin sevabı, sadaka vermenin se-vabının on sekiz katıdır. Zira borç kendisini sadaka almak için hor ve ha-fif düşürmeyen kimsenin eline ulaşır."

16681. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: "Ben dünyayı kullarım arasında, değiş tokuş için bir mal karar kıldım. O halde eğer, birisi bana dünyadan bir şeyi borç verirse, bu her bir borca karşılık kendisine on ila yediyüz kat ve istediğim kadar veri-rim.

Eğer birisi ondan bana bir şey borç vermezse ve ben ondan zorla alırsam, ona birini dahi meleklere verdiğim taktirde hoşnut olacakları üç şey bağışlarım: Namaz, hidayet ve rahmet. Nitekim aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: "Ona bir musibet geldiğinde: "Biz Allah'ınız ve elbette O'na döneceğiz" derler." Rablerinin mağfiret ve rahmeti onlaradır. Hidayeti bulanlar da onlardır." Bu o üçünden biridir, "rahmet onların ikincisidir" ve "Onlar hidayete ermiş olanlardır" ayeti de onların üçüncüsüdür."

16682. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer bir borç ödersem, bunu aynı miktarda sıla-i rahimde bulunmaktan daha çok severim."
16683. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim üzüntülü (ve malını kaybeden) birine borç verir ve geri almada ona riayet ederse amele yeni-den başlamış olur (günahları silinir) ve Allah verdiği her dirheme karşılık ona cennetten bin kıntar verir."

16684. İmam Ali (a.s), oğlu Hasan'a (a.s) yaptığı vasiyetinde şöyle buyurmuştur: "Yoksul kimselerden kıyamet gününe kadar azığını yüklenecek ve kıya-mette ihtiyacın olacağı günde sana geri verecek birini bulduğun zaman bunu ganimet bil, ona yükle ve kudretin olduğu halde ona çokça yardımda bulun. Belki, sonra yardım etmek istersin de bulamazsın. Sen zenginken borç isteyeni ganimet sayıp ver ki, o da senin zorluk gününde karşılığını ödesin."

16685. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim bir Müslüman kardeşi borç alma hususunda kendisine muhtaç olur da o verebildiği halde böyle yapmazsa, Allah ona cennetin kokusunu haram kılar."

3338. Bölüm
Eli Darda Olan Borçluya Fırsat Tanımak

Kur'an:
"Borçlu darda ise, eli genişleyinceye kadar ona mühlet verin. Bilmiş olsanız borcu bağışlamanız sizin için daha hayırlıdır."
16686. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim darda olan birine fırsat verirse, hakkını alıncaya kadar her gün alacağı miktarınca kendisine sadaka sevabını vermek Allah'ın üzerinedir."
16687. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim darda olan birisine fır-sat verirse, Allah kendisinden başka hiçbir gölgenin olmadığı gün onu kendi gölgesinde tutar."

16688. Resulullah (s.a.a), camiye girdi ve şöyle buyurdu: "Sizden hangi biriniz aziz ve celil olan Allah'ın kendisini cehennemin yakıcı ateşinden koruma-sını ister." Biz (ashap) şöyle arzettik: "Ey Allah'ın Resulü! Hepimiz bunu severiz." Peygamber şöyle buyurdu: "O halde herkim zorda kalan birine mühlet verirse veya onu bağışlarsa, aziz ve celil olan Allah onu cehenne-min yakıcı sıcaklığından korur."

16689. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim bir mümine borç verir de eli açılıncaya kadar sabrederse malı zekat sayılır ve namazı ise alacağı kendisine verilinceye kadar meleklerle birlikte olur."
16690. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim alacaklısına fırsat verir-se veya alacağından vazgeçerse, kıyamet günü arşın gölgesinde olur."

16691. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim duasının müstecap ol-masını ve hüznünün giderilmesini isterse, eli darda olan kimseye fırsat versin."
16692. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hakkını tam veya tam olmayan bir iffetle al. (hakkını alırken en azından günah işlememeye bak. )"

16693. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Darda olan kimsenin beddua-sından korkun."
16694. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Geçmişlerden biri ilahi hesaba çekildi ve zengin olması, insanlarla kaynaşması, hizmetçilerine darda kalan kimseyi affetmelerini emretmesi dışında bir iyiliği görülmedi. Allah-u Teala şöyle buyurdu: "Biz bu işe (bağışlamaya) daha layıkız. Onu bağışla-yınız."

16695. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Alacaklın olan kimsenin, zengin olduğu halde borcunu ödemede bahane peşinde koşturması doğru olmadığı gibi, senin de darda olduğunu bildiğin halde onu baskı altına alman doğru değildir."
bak. el-Velayet (1), 3231. Bölüm; ed-Deyn, 1328. Bölüm
438. Konu

el-Kur'a
Kura-Çekiliş

Bihar, 104/323, 6. bölüm; el-Kur'e
Vesail'uş-Şia, 18/187, 13. bölüm; el-Hukm-u bi'l-Kur'e fi Kazayat'il-Muşkile

3339. Bölüm
Kura-Çekiliş

Kur'an:
"Bu Sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'e han-gisi kefil olacak diye (kura çekmek için) kalemlerini atarlarken sen yanlarında değildin, çekişirlerken de orada bulunmadın."
"Gemide olanlarla karşılıklı kura çekmişti de (Yunus) yenilen-lerden olmuştu."

16696. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kura işinde iş Allah'a bırakılır-sa, kura çekme hususunda Allah'tan adil kim vardır? Allah-u Teala şöyle buyurmuyor mu: "Böylece onlarla kura çekmişti de (Yunus) yenilen-lerden olmuştu."
16697. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Okların kendisi için atıldığı hakemlikten daha adil bir hakemlik var mıdır? Allah-u Teala şöyle buyur-muştur: "Onlarla birlikte kura çekmişti de (Yunus) yenilenlerden olmuştu."

İmam daha sonra şöyle buyurdu: "İki kişinin ihtilaf ettiği her konunun hükmü mutlaka Allah'ın kitabında mevcuttur. Ama insanların akılları ona ulaşamamaktadır."
16698. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Hakkında kura çekilen ilk kim-se, İmran'ın kızı Meryem'dir. Ve o da aziz ve celil olan Allah'ın şöyle bu-yurmasıdır: "Hangisi Meryem'in sorumluluğunu üstlensin diye ka-lemlerini attıkları zaman sen orada değildin."
16699. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kura çeken ve (bu amelleriyle) işlerini Allah-u Teala'ya bırakan her topluluk hakkında bu çekiliş hak sa-hibi adına çıkmıştır."

16700. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmam Ali (a.s) Yemen'de olduğu zaman bir temizlik müddetince, aynı kadınla (cariye ile) yatan üç kişiyi huzuruna getirdiler. (O kadın da bir çocuk doğurmuş idi.) İmam o iki ki-şiye şöyle sordu: "Bu çocuğun sizin olduğunuzu itiraf ediyor musunuz?" Onlar, "Hayır" dediler. Bunun üzerine İmam iki kişiye sordu: "Bunun si-zin çocuğunuz olduğu itiraf ediyor musunuz?" Onlar, "Hayır" dediler.

İmam o iki kişiye, "bu çocuğun sizin olduğunu itiraf ediyor musunuz?" diye sorduğu her defasında, onlar "hayır" dediler. Bunun üzerine İmam (a.s) kura çekti ve kura birinin adına çıktı. Çocuğu ona verdi ve diyetin (o kadının kıymetinin) üçte ikisini de onun sorumluluğuna bıraktı. Bu olay Peygambere (s.a.a) iletildi. Peygamber, akıl dişleri gözükecek şekilde gül-dü."

16701. Resulullah (s.a.a), İmam Ali'ye (a.s) şöyle sormuştur: "Yemen'de karşı-laştığın en ilginç durum neydi?" Ali (a.s) şöyle arzetti: "Bir grup yanıma geldi. Ortaklaşa bir cariye almışlardı. Onların hepsi de bir temizlik müd-detince onunla yatmıştı. O kadın bir çocuk dünyaya getirmişti. Onlar o çocuk hakkında ihtilafa düşmüşlerdi.

Her biri çocuğun kendisine ait ol-duğunu iddia ediyordu. Ben aralarında çekiliş yaptım ve çocuğu çekilişte adı çıkan kimseye verdim ve onu diğerlerinin payını vermekle yükümlü kıldım." Allah Resulü şöyle buyurdu: "Birbiriyle ihtilaf eden bir topluluk, kura çekerek işlerini Allah'a havale ederlerse, kura mutlaka hak sahibinin adına çıkar."

Seduk bu hadisin benzerini İmam Bakır'dan da rivayet etmiştir. O rivayette sa-dece şu fark mevcuttur: "Kura çeken her grup…"
16702. Ayşe şöyle diyor: "Peygamber (s.a.a) yolculuğa gideceği zaman, eşle-ri arasında (onlardan birisini kendisiyle götürmek için) kura çekerdi."
16703. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Belli olmayan her iş çekilişe bırakılır."
439. Konu

el-Karn
Asır-Çağ

Kenz'ul Ummal, 12/193; el-Müctehid Ala Re'si Kullu Maet'in li yecdude li-hazih'il-Ummet-u Emr-u Dinuha

3340. Bölüm
Dinin Her Asırda Yenilenmesi

16704. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her asırda ümmetimden öncü-ler vardır."
16705. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah-u Teala, her yüz yılın ba-şında bu ümmet için dini kendilerine ihya etsin diye birini gönderir."

16706. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Biz Ehl-i Beyt arasında her asırda, aşırı gidenlerin tahrifini, batıl ehlinin müdahalesini ve cahillerin te-vilini dinden silip uzaklaştıracak adil kimseler olur."

16707. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bu dinin her asırda, batıl ehli-nin tevillerini, aşırı gidenlerin tahrifini, cahillerin müdahalesini, ocağın demirin pasını eritip yok ettiği gibi dinden uzak tutacak adil kimseleri vardır."
16708. İmam Bakır (a.s), Allah-u Teala'nın "Her ümmetin bir elçisi var-dır" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Bunun batıni tefsiri şudur: "Her asırda bu ümmet için, Al-i Muhammed'den bir elçi vardır. Kendilerine gönderilen o nesil arasında zuhur eder. Allah'ın velileri ve elçileri onlar-dır."

16709. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın "Her topluluğun imamlarıyla çağrıldığı gün" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Bu ümmetten her nesil, imamlarının adıyla çağrılır." Ben (ravi) şöyle arzettim: "O halde Allah Resulü, kendi nesliyle gelir, Ali (a.s) kendi nesliyle, Hasan kendi nesliyle, onların arasında şehadete ulaşan Hüseyin de kendi nesliyle mi gelir?" İmam, "Evet" diye buyurdu."

16710. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Peygamberinden (s.a.a) sonra, yaratıkları arasında kendine has kullar taktir etti. Kendi yüceltişiyle onları yüce kıldı. Kendi makamına yükseltti, onları kendisine davet eden ve kendi varlığına kılavuzluk eden kimseler kıldı. Onlar asırdan asıra, za-mandan zamana gelirler."
440. Konu

el-İktisad
İktisatlı Olmak


Kenz'ul Ummal, 3/49, el-İktisad ve'r-Rıfk fi'l-Meişet
Bihar, 71/344, 86. bölüm; el-İktisat ve Zemm'ul İsraf
El-Kafi, 4/52, Fazl'ul Kasd