Mizan'ul Hikmet-10.Cilt
 



3296.Bölüm Kur'an Bir Servettir,Onsuz Zengin Olmak Mümkün Değildir



16441. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an bir servettir. Onsuz zengin olmak mümkün değildir. Kur'an olduktan sonra fakirlik olmaz."
16442. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an bir servettir. O olduğu taktirde fakirlik olmaz. O olmadığı taktirde de zenginlik olmaz."

16443. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim Kur'an'ı okursa o asla fakir olmayacak bir zengindir."
16444. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'a uyduktan sonra yoksulluk, Kur'an'a uymadan önce de zenginlik gelmeyeceğini bilin. O halde ondan dertlerinize şifa isteyin, zorluklarınıza karşı yardım dileyin."
16445. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkime Kur'an verilir de buna rağmen başkasına bundan daha üstün bir nimet verildiğini sanırsa, şüphesiz küçük bir şeyi büyük saymış ve büyük bir şeyi küçük görmüş olur."
bak. el-Gına, 3112. Bölüm

3297. Bölüm
Kur'an'daki Mevcut İlimler ve Haberler

16446. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'da sizden öncekilerin haberleri, sizden sonrakilerin haberleri ve aranızdaki şeylerin hükümleri vardır."
16447. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Biliniz ki geleceğin bilgisi, geçmişe ait haberler, derdinizin ilacı, aranızdaki düzenin gerektirdiği her şey ondadır."
16448. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim öncekilerin ve sonraki-lerin ilmini isterse, Kur'an'ı araştırıp düşünmelidir."

16449. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sizinle, öncekilerle ve gelecek-tekilerle ilgili haberler ile gök ve yer haberleri Kur'an'dadır. Eğer biri gelir de sizi ondan haberdar kılarsa, şüphesiz bundan şaşkınlığa düşersiniz."
16450. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İki kişinin görüş farklılığına düştüğü her konunun kökü, mutlaka aziz ve celil olan Allah'ın kitabında mevcuttur. Ama insanların akılları buna erişememektedir."
bak. el-İmamet (3), 192. Bölüm

3298. Bölüm
Kur'an'ı Öğrenmek

16451. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsana ölmeden önce, Kur'an'ı öğrenmesi veya öğrenme halinde ölmesi yakışır."
16452. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an, Allah'ın ziyafet sofrası-dır. O halde gücünüz yettiğince bu sofradan yararlanın."

16453. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz bu Kur'an Allah'ın ziyafet sofrasıdır. O halde gücünüz yettiğince Allah'ın sofrasından öğreni-niz."
16454. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı öğrenin, çünkü o sözle-rin en güzelidir. Onda anlayışınızı derinleştirip kavrayışınızı genişletin. Çünkü o gönüllerin baharıdır. Nuruyla şifa bulun, zira o göğüslerin şifa-sıdır. Onu en güzel okuyuşla okuyun. Çünkü o kıssaların en faydalısıdır."

16455. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Eğer mutlu insanların hayatını, şehitlerin ölümünü, hasret gününde kurtuluşu, yakıcı günde gölgeyi ve sapıklık gününde hidayeti istiyorsanız, Kur'an'ı öğreniniz. Zira ki Kur'an rahman olan Allah'ın sözüdür. Şeytandan bir korunma vesilesidir ve (ameller için kurulan) terazinin ağırlığıdır."

16456. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ey Muaz! Eğer mutlu insanla-rın hayatını, şehitlerin ölümünü, haşr gününde kurtuluşu, korku gününde güvenliği, karanlıklar gününde nuru, yakıcı günde gölgelenmeyi, susuzluk gününde suya kanmayı, (amel terazisinin) hafiflik gününde ağırlığı ve sa-pıklık gününde hidayeti istiyorsan, o halde Kur'an'ı öğren. Zira Kur'an Rahman'ı hatırlamak, şeytandan korunmak ve (ameller) terazisinin ağırlı-ğıdır."

16457. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizin en iyileriniz, Kur'an'ı öğ-renen ve öğreteninizdir."
16458. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizin en iyiniz, Kur'an'ı öğre-nen ve öğretendir."
16459. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizin en hayırlınız Kur'an'ı öğ-renen ve öğreteninizdir."
16460. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şiilerimizden ve dostlarımızdan herkim ölür ve Kur'an'ı iyi bilmezse, kabirde Allah o sebeple makamını yüceltsin diye kendisine Kur'an öğretilir. Zira cennet dereceleri, Kur'an ayetleri sayısıncadır. O halde Kur'an okuyan kimseye şöyle denir: "Oku ve yücel."

16461. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı bilen kimseye şöyle denir: "Oku ve yücel ve dünyada tertil ile okuduğun gibi burada da tertil ile oku. Zira senin makamın okuduğun son ayettedir."

16462. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı bilen kimse cennete girince ona şöyle derler: "Oku ve yüksel." O okur ve her ayetle birlikte bir makama yükselir. Böylece Kur'an'dan bildiği son ayete dek okur."
16463. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı öğrenmek ve çok okumaktan ayrılmayın."
16464. İmam Ali (a.s), camide Kur'an okuyan ashabının sesini işitince şöyle bu-yurmuştur: "Ne mutlu onlara! Onlar, Allah Resulü'ne en sevimliler idiler."
bak. el-Bihar, 92/185, 20. Bölüm

3299. Bölüm
Kur'an Öğretmenin Sevabı

16465. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim birine Kur'an öğretirse onun mevlasıdır. O şahıs onu yalnız ve yardımsız bırakmamalı ve kendi-sini ona tercih etmemelidir."
16466. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim Allah'ın kitabından bir ayeti bir kula öğretirse, onun mevlasıdır. Dolayısıyla o kulun onu yalnız ve yardımcısız bırakması ve kendisini ona tercih etmesi doğru değildir. Eğer böyle yaparsa İslam'ın halkalarından bir halkayı parçalamış olur."

16467. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herhangi bir grup Allah'ın ev-lerinden birinde, Allah'ın kitabını okumak ve müzakere etmek için top-landığında, onlara huzur inmiş, onları rahmet kaplamış, melekler onları aralarına almış ve Allah yanındaki kimselerle onları anmıştır."

16468. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Biliniz ki her kim Kur'an'ı öğ-renir ve başkalarına öğretirse veya Kur'an'daki şeylerle amel ederse ben onu cennete doğru sevkederim ve cennete doğru hidayette bulunurum."
16469. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim çocuğuna Kur'an'ı öğ-retirse Allah onun boynuna kıyamet günü gören ilk ve son herkesin şaş-kınlığa düşeceği bir kolye asar."
16470. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Evladın baba üzerindeki hakkı ise ona güzel isim vermesi, onu güzel terbiye etmesi ve ona Kur'an'ı öğretmesidir."
16471. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim bulüğa ermeden önce Kur'an okursa, çocuklukta ona hikmet verilmiş olur."

3300. Bölüm
Kur'an Ezberlemeye Teşvik

16472. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkime Allah kitabını ezber-leme nimeti verdiği halde o kimse başkasına bu nimetten başka bir nimet verildiğini sanırsa, şüphesiz en büyük nimeti küçük görmüş ve nankörlüğe düşmüş olur."
16473. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şu asılı Kur'an'lar sizleri kan-dırmasın. Allah-u Teala Kur'an'ın yeri olan bir kalbe asla azap etmez."

16474. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkimin içinde Kur'an'dan bir şey olmazsa, şüphesiz yıkık bir evdir."
16475. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı ezberleyen kimse, Kur'an ile amel ederse yüce, iyi, ve mesaj getiren elçilerle (meleklerle) bir-liktedir."

16476. Resulullah (s.a.a), Ali'ye (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sana öyle bir dua öğreteyim ki, asla Kur'an'ı unutmayasın. Şöyle de: "Allah'ım! Bana rahmet et ki hayatta olduğum müddetçe asla sana itaatsizlik etmeyeyim, bana öyle bir rahmet et ki, faydasız şeyler hususunda zahmete düşmeyeyim ve bana seni hoşnut eden şeylerde güzel düşünmeyi nasip et.

Bana kitabını öğrettiğin gibi hıfzetmeyi kalbim ile birlikte kıl. Bana seni hoşnut edecek şekilde onu tilavet etmeyi nasip eyle. Allah'ım! Kitabın vesilesiyle basire-timi aydınlat, göğsümü geniş tut, dilimi konuştur, bedenimi Kur'an yo-lunda çalıştır. Bu konuda Kur'an'la bana güç ver ve Kur'an hakkında bana yardımcı ol. Bu konuda senden başka kimse yardım edemez. Şüphesiz senden başka ilah yoktur."

16477. Resulullah (s.a.a), bir duasında şöyle buyurmuştur: "Ey Allah'ım! Bana öyle bir rahmet et ki hayatta olduğum müddetçe sana asla isyan etmeye-yim, seni hoşnut eden şeylerde iyi düşünmeyi bana nasip et, bana öğretti-ğin gibi kitabını hıfzetmeyi kalbimle birlikte kıl ve seni benden hoşnut kı-lacak bir şekilde Kur'an'ı tilavet etmemi nasip et.

Allah'ım! Basiret gözü-mü kitabınla aydınlat, Kur'an vesilesiyle göğsümü geniş tut. Kalbimi Kur'an ile sevindir, dilimi Kur'an ile konuştur, bedenimi Kur'an yolunda çalıştır. Bu konuda bana güç ver. Zira senin vesilen dışında hiçbir güç ve kudret imkanı yoktur."
bak. el-Emsal, 3617. Bölüm; Kenz'ul Ummal, 8/411, Kenz'ul Ummal, 2/58, et-Targib ve't Terhib, 2/360,


3301. Bölüm
Kur'an'ı Zihninden Geçirmeye Teşvik

16478. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bu Kur'an'ı koruyunuz. Zira Kur'an ürkektir. Bu yüzden devenin diz bağından kopup kurtulmasından daha hızlı bir şekilde Kur'an insanların göğsünden çıkıp kaçar. Dolayısıyla sizden hiç kimse, "Falan ayeti unuttum" demesin. Aksine kendisine unut-turulmuştur."
16479. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizden birisinin "Falan ayeti unuttum" demesi doğru değildir. Aksine ona unutturulmuştur. Kur'an'ı hatırlayınız. Zira canım elinde olana andolsun ki Kur'an devenin dizba-ğından kurtulup kaçmasından daha çabuk bir şekilde insanların kalbinden kaçıp gider."

16480. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı ezberleyen kimsenin kendi zihninde Kur'an'ı korumak için gece ve gündüz okuduğu zamanda ki Kur'an'ın misali bir devesi olan insanın misalidir ki, dizbağını bağladığı taktirde devesini tutar ve diz bağını çözdüğü taktirde ise devesinin kaçar. Kur'an işte böyledir."

16481. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim Kur'an surelerinden bir sureyi unutursa, o sure, (cennette) güzel bir yüz ve yüce bir derece şeklinde karşısında tecelli eder ve onu görünce şöyle der: "Sen kimsin? Ne kadar da güzelsin?! Keşke benim olsaydın." O şöyle cevap verir: "Beni tanımıyor musun? Ben falan sureyim. Eğer beni unutmasaydın, seni bu mekana yüceltirdim."
bak. Vesail'uş Şia, 4/845, 12. Bölüm; Kenz'ul Ummal, 1/615; el-Kafi, 2/576. Bölüm

3302. Bölüm
Kur'an'ı Bilenlerin Sevabı

16482. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın rahmetince kuşatılan ve aziz ve celil olan Allah'ın nuruyla örtülen kimseler, bu Kur'an'ı bilen-lerdir."
16483. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı bilenler, kıyamet günü cennet ehlinin arifleridir."
16484. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı bilen kimseler, cennet ehlinin arifleridirler, Allah yolunda cihat edenler, cennet ehlinin önderleri ve Peygamberler cennet ehlinin efendileridirler."

16485. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ümmetimin büyükleri Kur'an'ı bilenler ve geceyi ibadetle geçirenlerdir."
16486. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı okuyunuz ve onu ezber-leyiniz. Zira Allah-u Teala Kur'an olan kalbe azap etmez."
16487. Resulullah (s.a.a), Uhud savaşı şehitleri toprağa verilince şöyle buyurmuş-tur: "Onlardan hangisinin Kur'an'ı daha çok bir araya getirdiğine bakınız ve onu kabirnde arkadaşının önüne geçiriniz."

16488. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim Kur'an'ı toplarsa, Allah ölünceye kadar onu aklından faydalandırır."
16489. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an ehli, Allah'ın ehlidir ve Allah'ın dergahının özel misafirleridir."
16490. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı bilenler İslam'ın bay-raktarlarıdırlar. Herkim Kur'an'ı yüce kılarsa, şüphesiz Allah da onu yüce kılar. Herkim de onu hor kılarsa, aziz ve celil olan Allah'ın laneti ona ol-sun."

16491. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı bilenler, Allah'ın ke-lamının öğreticileri ve Allah'ın nuruna bürünmüş kimselerdir. Herkim onlarla dostluk ederse, şüphesiz Allah ile dostluk etmiştir. Herkim de on-lara karşı düşmanlık ederse şüphesiz Allah'a karşı düşmanlık etmiştir."

16492. Resulullah (s.a.a) Yemen'e bir heyet gönderdi. Onlar arasından yaşı en az olan birini de başkanlığa seçti. Birkaç gün geçti ve o heyet daha yola koyulmadı. Bir şahıs Peygamber'e şöyle arzetti: "Ey Allah'ın Resulü! Yaşı herkesten küçük olan o şahsı mı bizlere reis seçtin?" Peygamber (bu işin illetini beyan ederek) onun Kur'an okuyan birisi olduğunu hatırlattı."
bak. el-Bihar, 92/177, 19. Bölüm; Kenz'ul Ummal, 1/523. Bölüm

3303. Bölüm
Kur'an'ı Bilen Kimseye Yakışan Şey

16493. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah karşısında gizli ve açık huşu göstermeye insanlardan en layık olan kimse Kur'an'ı bilen kimsedir. Gizli ve açık namaz kılmaya, oruç tutmaya insanlardan en müstahak olan kimse Kur'an'ı bilen kimsedir."

16494. Resulullah (s.a.a), bir gün insanların içine girerek yüksek sesle şöyle bu-yurmuştur: "Ey Kur'an'ı bilenler! Boş şeylerle uğraşanların, güldüğü bir zamanda sen göz yaşlarıyla gözüne sürme çek. Uyuyanlar gece uyuduğu zaman, sen (ibadet için) kalk, yiyenler yediği zaman sen oruç tut. Sana zulmeden kimseyi bağışla. Sana kin duyan kimseye kin duyma. Sana karşı cahilce davranan kimseye cahilce davranma."
bak. el-İlm, 2886. Bölüm; el-Akl, 2809. Bölüm

3304. Bölüm
Kur'an Bilen Kimseye Yakışmayan Şey

16495. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kendisine karşı hiddetlenen kimseye hiddetlenmek, Kur'an sahibi bir kimseye yakışmaz ve içinde Al-lah'ın kelamı olan kimseye, kendisine cahilce davranan kimseye cahilce davranması asla yakışmaz."
16496. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an bilen kimseye başkala-rının beyinsizce davranışları karşısında beyinsizce davranması, kendisine hiddetlenen birisine hiddetlenmesi, kendisine saldırgan davranan birisine saldırgan davranması yakışmaz. Kur'an'ı bilen kimse, Kur'an'ın bereketiy-le affeder ve bağışlar."
bak. el-Akl, 2810. Bölüm

3305. Bölüm
Kur'an'ı Tilavet Etmeye Teşvik

Kur'an:
"Allah'ın Kitab'ını okuyanlar, namazı kılanlar, kendilerine ver-diğimiz rızıktan gizli ve açık infak edenler, tükenmeyecek bir ka-zanç umabilirler."
16497. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizden birisi rabbiyle konuşmak isterse Kur'an okusun."
16498. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bu kalpler de aynı demir gibi pas tutar." Oradakiler, "Ya Resulullah! Onun cilası nedir?" diye sordukla-rında ise şöyle buyurmuştur: "Kur'an okumaktır."

16499. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İmanın aşılanması Kur'an'ı tilavet etmekledir."
16500. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim Kur'an tilavet etmekle ünsiyet edinirse, kardeşlerin ayrılması onu yalnızlık duygusuna kaptır-maz."

16501. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an okumaktan ayrılma. Zi-ra Kur'an okumak günahlara kefaret, ateş karşısında bir perde ve azaptan güvenlikte olma sebebidir."

16502. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kari (Kur'an okuyan kimse) Kur'an okuyunca (harekelerle ilgili) bir yanlışlığa düşerse veya Kur'an okuyan kimse Arap değilse melek onun için nazil olduğu şekilde yazar."
16503. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ey oğulcağızım! Kur'an oku-maktan gaflet etme. Zira Kur'an kalbi diriltir, kötülükten, zulümden ve günahtan alıkoyar."

16504. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an okuyan kimsenin şüp-hesiz iki yanından Peygamberlik yükselir, sadece ona vahyolmaz."
16505. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an okuyan kimsenin adeta iki yanından Peygamberlik yükselmiş gibidir. Sadece ona vahyedilmez."

16506. İmam Ali (a.s), Kur'an'ı hatrmettikten sonra şu duayı okumuştur: "Al-lah'ım! Göğsümü Kur'anla genişlet, bedenimi Kur'an hükümleriyle amel ettir, gözlerimi Kur'an ile aydınlat, dilimi Kur'an ile konuştur, hayatta ol-duğum müddetçe, Kur'an ile amel etme hususunda bana yardım et. Şüp-hesiz senin vesilen dışında bir güç ve kudret yoktur."
bak. Kenz'ul Ummal, 2/349. Bölüm; el-Bihar, 92/369, 126. Bölüm

3306. Bölüm
Kur'an'ı Güzel Bir Sesle Okumak

16507. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Güzel ses Kur'an'ın süsüdür."
16508. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: Her şeyin bir süsü vardır. Kur'an'ın süsü de güzel sestir."
16509. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı güzel seslerinizle süs-leyin."

16510. Resulullah (s.a.a), kendisine, "Kur'an'ı herkesten daha güzel okuyan kim-dir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Kur'an okumasını işittiğinde kendi-sinde Allah'ın korkusunu ve haşyetini gördüğün kimsedir."
16511. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an okumada insanların ses açısından en güzel olanı, Kur'an okuduğunu işittiğinde, Allah'tan korktu-ğunu hissettiğin kimsedir."

16512. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı güzel sesle okuyunuz. Zira güzel ses, Kur'an'ın güzelliğini artırır."
16513. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ali b. Hüseyin (a.s) Kur'an'ı bütün insanlardan daha güzel sesle okurdu. Öyle ki sucular evinin kapısı-nın önünden geçtiğinde duruyor ve onun Kur'an okumasını dinliyorlardı. İmam Bakır (a.s) da ses açısından insanların en güzeliydi."
16514. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah her Peygamberi güzel bir sesle göndermiştir."

3307. Bölüm
Tilavet Hakkı

Kur'an:
"Kendilerine verdiğimiz Kitab'ı gereğince okuyanlar var ya, işte ona ancak onlar iman ederler. Ona küfredenler ise kaybedenler-dir."
16515. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Cahil yaşayanları ve sapık yol üzere ölenleri Allah'a şikayet ederim. Hakkıyla okunduğu ve değiştirilmediği halde onlar nezdinde Allah'ın kitabından daha değersiz bir meta/şey yoktur. Ama değiştirilir/tahrif edilirse onlar nezdinde Allah'ın kitabından daha değerli bir şey olamaz."

16516. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Benden sonra öyle bir zaman gelecek ki, o zamanda haktan daha gizli, batıldan daha aşikar bir şey olmayacak… O zaman halka hakkıyla okunduğunda Kur'an'dan daha rağbetsiz ve tahrif edildiğinde ise ondan daha rağbetli şey olmayacaktır. Ülkelerde maruftan daha münker ve münkerden daha maruf şey olmayacaktır. Kur'an'ı yüklenenler onu atmış ve hıfzedenler onu unutmuş olacaktır. O günde Kur'an ve ehli kovulmuş iki sürgün, olacak… bundan önce de salihlerle her türlü zulmü reva görenler onlardı."

16517. İmam Sadık (a.s), Allah-u Teala'nın, "Kendilerine verdiğimiz ki-tabı hakkıyla okuyanlar" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Ayetlerini açık ve sayılır bir şekilde okurlar, anlamını anlamaya çalışırlar, hükümle-riyle amel ederler, vaadlerinden ümitvar olurlar, azabından korkarlar, kıs-salarından ders alırlar,

örneklerinden öğüt alırlar, emirlerini yerine getirir-ler, yasaklarından uzak dururlar. Allah'a yemin olsun ki Kur'an'ı hakkıyla tilavet edilmesi, ayetlerini ezberlemek, kelime ve harflerini birbiri ardınca okumak, bir sureyi tilavet etmek, haşiyelerini mütalaa etmek anlamında değildir. Onlar harflerini ve

kelimelerini ezberlediler ama anlamlarını zayi ettiler. Şüphesiz bu Kur'an'ın hakkıyla tilavet etmek, ayetleri üzerinde dü-şünmek ve tedebbür de bulunmak anlamındadır. Nitekim Allah-u Teala da şöyle buyurmuştur: "Ayetleri hakkında düşünsünler diye sana in-dirdiğimiz mübarek bir kitaptır."
16518. Resulullah (s.a.a), Allah-u Teala'nın "Hakkıyla tilavet ederler" aye-ti hakkında şöyle buyurmuştur: "Yani hakkıyla tabi olurlar."
16519. İmam Zeyn'ül-Abidin (a.s), Kur'an'ı hatmettiği zaman şöyle dua etmiştir: "Ey Allah'ım! Kur'an tilavetinde bizlere yardım ettin, ifadesinin ve beya-nının güzelliği sebebiyle, dilimizin kabalığını ve sertliğini yumuşak ve ko-lay kıldın. O halde bizi, Kur'an'a hakkıyla riayet edenlerden ve muhkem ayetleri karşısında teslimiyet inancıyla sana itaat edenlerden kıl."

16520. İmam Hasan (a.s) şöyle buyurmuştur: "Yakinen biliniz ki sizler, kimin tahrif ettiğini bilmedikçe Allah'ın kitabını hakkıyla tilavet etmiş olmazsınız. Zira onu tanıdığınız taktirde bid'atları ve doğru olmayan yorumları da tanırsınız."
16521. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İslam'a davet edildiğinde kabul eden, Kur'an'ı okuyup onu güzel anlayan topluluk nerede?"
16522. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ah olsun Kur'an'ı okuyup hü-kümlerini uygulayan, farzlarını düşünüp ifa eden, sünnete hayat verip bi-dati öldüren, cihada çağrıldığında icabet eden, kumandanlarına bağlanıp itaat eden kardeşlerime!"

3308. Bölüm
Kur'an'ı Kenara İtmek

Kur'an:
"Allah, kitab verilenlerden, "Onu insanlara açıklayacaksınız ve gizlemeyeceksiniz" diye ahit almıştı. Onlar ise, onu arkalarına atıp az bir değere değiştiler. Alış verişleri ne kötüdür!"
"Ellerinde olanı doğrulayan bir peygamber Allah katından onla-ra gelince kitab verilenlerden bir takımı, bilmiyorlarmış gibi, Al-lah'ın kitabını arkalarına attılar."

16523. İmam Cevad (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her ümmet semavi kitabını terk edip bir kenara itince Allah onlardan onun ilmini aldı. Her ümmet düşmanlarını dost ve veli edindiğinde ise Allah o düşmanlarına velayet ve hükümet imkanını verdi. Kitabı bir kenara itmek, harf ve kelimelerini ikame ettikleri halde anlamlarını tahrif etmeleri, kitabı okuyup rivayet et-tikleri halde, riayet etmemeleri ve amel etmemeleri anlamındadır. Cahiller onu iyi okudukları ve ezberledikleri için sevinirler, alimler ise ona riayet etmedikleri ve kendisiyle amel etmedikleri sebebiyle üzülürler."

16524. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kur'an okuyup da öldükten sonra ateşe giren kimse, Allah'ın ayetleriyle alay eden kimselerdendir."

3309. Bölüm
Kur'an Okumanın Adabı

1-Ağzı Temizlemek
16525. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ın yolunu temizleyiniz." Kendisine şöyle arzedildi: "Ey Allah'ın Resulü! Kur'an'ın yolu nedir?" Peygamber şöyle buyurdu: "Ağızlarınızdır." Kendisine şöyle arzedildi: "Neyle temizleyelim?" Peygamber şöyle buyurdu: "Misvak ile (fırçalamakla)"

16526. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ağıllarınız Kur'an'ın yolarıdır. O halde misvak kullanarak (fırçalayarak) ağızlarınızın güzel kokmasını sağlayın."
16527. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ağızlarınızı güzel kokutun. Zira ağızlarınız Kur'an'ın yoludur.'"

2-Allah'a Sığınmak
Kur'an:
"Kur'an okuyacağın zaman, kovulmuş şeytandan Allah'a sı-ğın."
16528. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Günah kapılarını istiaze ile ("euzu billah min'eş-Şeytan'ir-Recim" cümlesini diyerek) kapatınız ve it-aat kapılarını besmele ("Bismillahirrahmanirrahim" cümlesi) ile açınız."
16529. İmam Sadık (a.s), kendisine her surenin başlangıcında kovulmuş şeytanın şerrinden Allah'a sığınmanın hükmü sorulunca şöyle buyurmuştur: "Evet, şeytan-ların en aşağılığı olan kovulmuş şeytandan Allah'a sığın."
bak. 379. Konu, el-İstiaze
3-Tertil
Kur'an:
"…Bir müddet için kalk ve ağır ağır Kur'an oku."
16530. Resulullah (s.a.a), Allah-u Teala'nın "Kur'an'ı tertil ile oku" ayeti hakkında şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı açık ve tane tane oku. Onu ot tohu-mu gibi saçma ve tıpkı şiir gibi hızla ve kesik kesik de okuma. İlginçlikle-rinde durunuz. Kalpleri onunla harekete geçiriniz. Tüm çabanız, sureyi sonuna dek okumak olmasın."

16531. Resulullah (s.a.a), hakeza bu ayet hakkında şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı açık ve tane tane okuyunuz. Şiir gibi hızlı ve kesik kesik oku-mayınız. İlginç konularında düşününüz, kalplere onunla neşter vurunuz. Tüm çabanız sureyi sonuna dek okumak olmamalıdır."

16532. İmam Ali (a.s), hakeza bu ayetin tefsirinde şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı açık seçik oku. Şiir gibi hızla ve kesik kesik okuma. Çakıl taşları gibi saçıp durma. Katı kalplerinizi (Kur'an vesilesiyle) korkuya düşürünüz ve tüm çabanız, sureyi sonuna kadar okuma olmamalıdır."

16533. İmam Ali (a.s), takva sahiplerinin sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Geceleri ayakları üzerinde durup Kur'an ayetlerini, anlamını düşünerek ağır ağır (tertil üzere) okurlar. Onunla hüzünlere dalar, dertlerinin çaresini onda bulurlar."
4-Tedebbür (Düşünme ve Dikkat Etme)
Kur'an:
"Bunlar Kur'an'ı düşünmezler mi? Yoksa kalpleri kilitli mi-dir?"
"Sana indirdiğimiz bu kitab mübarektir; ayetlerini düşünsünler, aklı olanlar da öğüt alsınlar."
"Söyleneni hiç düşünmezler mi? Yoksa onlara, önce geçmiş ata-larına gelmeyen bir şey mi geldi?"
"Kur'an'ı durup düşünmüyorlar mı? Eğer o Allah'tan başkasın-dan gelseydi, onda çok aykırılıklar bulurlardı."
16534. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Biliniz ki tefekkür ile okunmayan Kur'an'da hayır yoktur. Biliniz ki anlayış ve düşünceyle birlikte olmayan ibadette de hayır yoktur."

16535. İmam Zeyn'ul Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ın ayetleri ilim hazineleridir. O halde bir hazine açılınca, ona bakman gerekir."
16536. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ın ayetleri üzerinde tefek-kür ediniz ve ondan ibret öğreniniz. Zira Kur'an ibret ve öğütlerin en et-kili olanıdır."
16537. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı üç günden az okuyan (üç günden önce bitiren) kimse (Kur'an hakkında) fakih ve alim ola-maz."

16538. Resulullah (s.a.a), İbn-i Ömer'e yaptığı bir konuşmasında şöyle buyurmuş-tur: "Kur'an'ı bir ayda oku." İbn-i Ömer şöyle diyor: "Ben, "Bundan daha kısa sürede okuyabilirim" deyince Peygamber şöyle buyurdu: "Yirmi gecede oku." İbn-i Ömer şöyle diyor: "Ben, "Bundan daha da az bir sü-rede okuyabilirim." Peygamber şöyle buyurdu: "On gecede oku." İbn-i Ömer şöyle arzetti: "Ben, "Bundan daha az bir sürede okuyabilirim" diye arzedince Peygamber şöyle buyurdu: "Yedi gecede oku ve bundan daha ileri gitme."
16539. İmam Sadık (a.s), Kur'an'ın bir gecede hatmedilmesinin hükmünü soran birine şöyle buyurmuştur: "Onu bir aydan daha az bir sürede okumayı hoş görmüyorum."
bak. el-İbadet, 2491. Bölüm
5-Huşu
Kur'an:
"İman edenlerin gönüllerinin Allah'ı anması ve O'ndan inen gerçeğe içten bağlanması zamanı daha gelmedi mi? Onlar, daha önce kendilerine kitab verilenler gibi olmasınlar; onların üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri katılaştı; çoğu, yoldan çıkmış kimse-lerdir."

16540. İmam Rıza (a.s) (Horasan'a yaptığı yolculuğunda) geceleri yata-ğında çok Kur'an okuyordu. İçinde cennet veya cehennemden söz edilen bir ayete ulaştığında ağlıyor, Allah'tan cenneti istiyor ve ateşten Allah'a sığınıyordu."
16541. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ben Kur'an okuduğum halde, saçımın beyazlamamasına şaşıyorum."
16542. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı hüzünlü bir sesle oku-yunuz. Zira o hüzünlü bir sesle nazil olmuştur."
16543. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı okuyunuz ve ağlayınız. Eğer ağlayamıyorsanız, kendinizi ağlamaya vurun. Kur'an'ı (gamlı bir) sesle okumayan kimse bizden değildir."

16544. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an okuduğu için yaş döken her göz, kıyamet günü aydın olur."
16545. Resulullah (s.a.a), kendisine, "Kur'an'ı en güzel okuyan kimdir?" diye so-rulunca şöyle buyurmuştur: "Kur'an okumasını duyduğunuzda, Allah'tan korktuğunuzu gördüğünüz kimsedir."
bak. 16511. Hadis

3310. Bölüm
Yasaklanmış Tilavetler

16546. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı Arap şivesiyle ve sesiyle okuyunuz. Fasıkların ve günahkarların şivesiyle okumaktan sakınınız. Zira benden sonra öyle bir topluluk gelecektir ki Kur'an'ı tıpkı bir şarkı, ağıt ve ruhbanların (İncil'i) okuması gibi boğazlarında evirip çevirerek okuyacak, ama boğazlarından aşağıya inmeyecektir ve onların Kur'an okumasından hoşlananların kalbi ters çevrilmiştir."

16547. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Benim sizler hakkınızdaki kor-kum bu dini hafife almanız ve Kur'an'ı melodi ile okumanızdır."
16548. Abdullah b. Revaha şöyle diyor: "Resulullah (s.a.a) bizi, bizden biri-nin cenabet halinde Kur'an okumasından sakındırdı."
16549. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an okumayı insanlardan geçinme vesilesi edinen bir kimse, kıyamet günü yüzü etsiz bir iskelet ha-linde (mahşer sahnesine) gelir."
bak. 3312, 3313. Bölümler

3311. Bölüm
Kur'an'ın Lanet Ettiği Kimse

16550. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Nice Kur'an okuyan kimseye, Kur'an lanet eder."
16551. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an ne tilavet etmekledir, ne de rivayetini bilmekle. Aksine Kur'an hidayet, anlamak ve dirayet ilmi (anlamak) iledir."
16552. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sen, seni günahtan alıkoyduğu müddetçe Kur'an okumuş olursun. O halde eğer seni günahtan alıkoy-mazsa Kur'an okumamış sayılırsın."

16553. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an seni (günahlardan) sa-kındırdığı müddetçe Kur'an oku. Zira eğer seni günahlardan sakındır-mazsa, gerçekte Kur'an okumamış sayılırsın."
16554. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Dünyanın garipleri dört kişidir: Zalimin içinde (kalbinde) bulunan Kur'an, içinde insanların namaz kıl-madığı mahallede bulunan cami, evde okunmayan Kur'an ve kötü insanlar arasında yaşayan salih bir insan."


3312. Bölüm
Kötü Kariler (Kur'an Okuyanlar)

16555. Misbah'uş-Şeria'da şöyle yer almıştır: "Resulullah (s.a.a) şöyle buyur-muştur: "Ümmetimin münafıklarının çoğu karilerdir (Kur'an okuyanlar-dır)."
16556. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Cehennemde demirden bir de-ğirmen vardır. Onunla karilerin (Kur'an okuyanların) ve günahkar alimle-rin başı öğütülür."

16557. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim zalim bir imamın yanı-na varır da mal ve makam elde etmek için ona Kur'an okursa, bu kariye (Kur'an okuyan kimse) okuduğu her harfe karşılık on defa lanet edilir. Dinleyen kimseye de her harf için bir defa lanet edilir."
16558. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim Kur'an'ı dünya ve dün-ya süsü için öğrenirse, Allah cenneti ona haram kılar."
bak. el-İlm, 2893. Bölüm

3313. Bölüm
Karilerin (Kur'an Okuyanların) Çeşitleri

16559. İmam Ali (a.s) İlyas b. Amir'e şöyle buyurmuştur: "Ey Ekkeli kardeş! Eğer hayatta kalırsan Kur'an okuyanların üç grup olduğunu görürsün: Bir grubu aziz ve celil olan Allah için okur, bir grubu dünya için, bir grubu da cedelleşmek için okur. Sen aziz ve celil olan Allah için Kur'an okuyanlardan biri olmaya güç yetirebilirsen böyle yap."

16560. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kariler (Kur'an okuyanlar) üç gruptur: Kur'an okuyarak hükümdarlardan nasiplenmek ve insanlara karşı onunla övünmek isteyen kari. Böyle bir kimse cehennemliklerdendir. Harflerini ve kelimelerini ezberleyen ama anlamlarını terk eden kari, bu da cehennemliklerdendir.

Kur'an okuyarak başlıklı elbisesinin içine gizle-nen (gösteriş yapmaktan kaçınan) muhkem ayetlerle amel eden, müteşabih ayetlere iman eden, farzlarını yerine getiren, helalini helal ve haramını haram sayan kari. Bu kari Allah'ın kendisini fitnelerin sapıklığından kur-tardığı cennet ehli bir kimsedir. O istediği bir kimse hakkında şefaatte bu-lunur. "

16561. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an karileri üç kısımdır: Bi-rincisi Kur'an okur ve onu padişahlara yakınlaşma ve insanların dikkatini çekme vesilesi kılar. İkincisi, Kur'an okur, lafız ve kelimelerini ikame eder ama anlamlarını terkeder. Bu karilerin sayısı çoktur. Allah onların sayısını çok kılmasın.

Diğeri ise Kur'an okuyan, Kur'an ilacını kalbinin yarasına süren, geceyi Kur'an'la sabahlayan gündüzünü susamış bir halde Kur'an'la geçiren karidir. Kur'an'ı camilerinde ayakta tutarlar ve başlıklı elbiselerin içine gizlerler. Bunlar Allah'ın varlıklarının bereketiyle belayı defettiği düşmanları ortadan kaldırdığı ve gökten yağmur indirdiği kimselerdir. Allah'a yemin olsun ki bu kariler simyadan daha az bulunan kimse-lerdir."

16562. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "İnsanlardan bazısı sadece in-sanlar, "Falan kimse karidir" desinler diye Kur'an'ı öğrenir, diğer basızı ise güzel sesle okumak ve insanların falan kimsenin güzel sesi var" demesi için Kur'an'ı öğrenirler. Bunlarda hayır yoktur. Bazı kimseler de Kur'an'ı öğrenir, gece ve gündüzlerini Kuru'an ile geçirir ve bunu hiç kimsenin bilip bilmemesine önem vermezler. "

16563. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim şöhret elde etmek ve-ya herhangi bir şeye ulaşmak için Kur'an okursa kıyamet günü kemikten etsiz bir yüzle aziz ve celil olan Allah ile karşılar… Her kim de kuran okur onunla amel etmezse Allah-u Teala onu kıyamet günü kör olarak haşreder. Dolayısıyla şöyle der: "Ey Rabbim! Neden beni kör olarak haşrettin."
bak. el-İlm, 2867. Bölüm

3314. Bölüm
Kur'an Dinlemek
16564. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bilin ki her kim Allah'a iştiyak duyuyorsa o halde Allah'ın sözüne kulak versin."
16565. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim Kur'an'dan bir ayet dinlerse bu kendisi için altından olan bir Sebir'den daha hayırlıdır. Sebir Yemen'de büyük bir dağın adıdır."

16566. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an karilerinden dünya be-lası uzaklaşır. Kur'an'ı dinleyen kimselerden ise ahiret belası uzaklaşır."
16567. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim Allah'ın kitabında bir ayet dinlerse kendisi çin iki kat sevap yazılır. Her kim de Allah'ın kitabın-dan bir ayet tilavet ederse kıyamet günü o ayet kendisi için bir nur olur."

3315. Bölüm
Kur'an Dinlemenin Adabı

Kur'an:
"Kur'an okunduğu zaman ona kulak verin, dinleyin ki merha-met olunasınız."
"De ki: "Kur'an'a ister iman edin, ister inanmayın, O'ndan ön-ceki bilginlere o okunduğu zaman, yüzleri üzerine secdeye varırlar" ve "Rabbimiz münezzehtir. Rabbimiz'in sözü şüphesiz yerine gelecektir" derler.
"Ağlayarak yüzüstü yere kapanırlar; bu, onların gönüllerindeki huşuyu artırır."

"İşte bunlar Allah'ın kendilerine nimetler sunduğu peygamber-ler; Adem'in soyundan, Nuh ile berâber taşıdıklarımızdan; İbrahim ve İsmail'in neslinden ve doğru yola erdirdiğimizden, seçip be-ğendiklerimizdendirler. Rahman'ın ayetleri onlara okunduğu za-man ağlayarak secdeye kapanırlardı."

"İman edenlerin gönüllerinin Allah'ı anması ve O'ndan inen gerçeğe içten bağlanması zamanı daha gelmedi mi? Onlar, daha önce kendilerine kitab verilenler gibi olmasınlar; onların üzerinden uzun zaman geçti de kalpleri katılaştı; çoğu, yoldan çıkmış kimse-lerdir."

16568. İmam Sadık (a.s) kendisine sessiz kalmanın ve Kur'an okuyan birini din-lemenin farz olup olmadığını" soran Zurare'ye şöyle buyurmuştur: "Evet Kur'an senin huzurunda okununca dinlemen ve sessiz kalman farzdır."
16569. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah müminlere şöyle buyur-muştur: "Kur'an okunduğu zaman…" "Yani farz namazda imamın ar-kasında: "Dinleyiniz."

3316. Bölüm
Kuranın Bir Zahiri ve Bir de Batını Vardır

16570. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah'ın in-dirdiği her ayetin bir zahiri ve bir de batını vardır. Her harfin bir haddi ve her haddin bir kesiti vardır."
16571. İmam Seccad (a.s) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah'ın kitabı dört şey üzeredir: İbaret (zahiri ifade), işaret, letayif (incelikler) ve hakikatler. İbaret (zahiri ifade) insanların geneli içindir. İşaret özel kimseler içindir. Letayif (incelikler) veliler içindir. Hakikatler ise peygamberler içindir. "

16572. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Kur'an'ın bir batını vardır ve batının da bir batını vardır. Kur'an'ın bir zahiri vardır ve zahirin de bir zahiri vardır…insanların aklına Kur'an'ın tefsirinden daha uzak bir şey yoktur. Zira Kur'an'ın ayetlerinin başlangıcı bir şey hakkındadır ve sonu ise başka bir şey hakkındadır. Kur'an çeşitli şekillere ve anlamlara gelebilen birleşik tek bir sözdür."

16573. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ın zahiri güzel ve ilginçtir, batını ise derindir."
16574. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kur'an baştan başa kınamadır, batını ise yakınlaştırıcıdır."
bak. el-Bihar, 92/78, 8. Bölüm

3317. Bölüm
Kendi Görüşü Üzere Tefsir Etmekten Sakındırma

16575. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Aziz ve celil olan Allah şöyle buyurmuştur: Benim sözümü kendi görüşü esasınca yorumlayan kimse bana iman etmemiştir."
16576. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı kendi görüşü üzere tefsir eden kimse tefsiri doğru olsa bile sevap elde etmez. Eğer yanlış olursa günahı boynuna olur."

16577. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim bilmeden Kur'an hak-kında söz söylerse yeri ateştir."
16578. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim Kur'an hakkında kendi görüşüne uygun konuşursa, sözü doğru olsa bile yine de hata etmiştir."
16579. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim Kur'an hakkında bil-meden bir şey söylerse, kıyamet günü ağzına ateşten bir gem vurulmuş bir halde getirilir."

16580. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Benden sonra ümmetim hak-kında en çok korktuğum şey Kur'an'ı haksız yere tevil eden kimsedir."
16581. İmam Ali (a.s), Muaviye'ye yazdığı mektubunda şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı tevil ederek, dünyanın peşice koşturdun."
bak. 176. Konu, er'rey (2); Tefsir'ul Mizan, 3/44

3318. Bölüm
Kur'an'ı Kim Tanır?

16582. İmam Bakır (a.s), Katade b. Diamete'e şöyle buyurmuştur: "Ey Katade! Sen Basra'lıların fakihi misin?" O şöyle arzetti: "Öyle sanıyorlar." İmam şöyle buyurdu: "Duyduğuma göre Kur'an'ı tefsir ediyorsun." Katade, "Evet" diye arzetti. İmam Bakır şöyle buyurdu: "İlim üzere mi tefsir edi-yorsun yoksa cehalet üzere mi?"

Katade şöyle arzetti: "Hayır, ilim üzere tefsir ediyorum." Sonunda İmam şöyle buyurdu: "Ey Ketade! Kur'an'ı sadece gerçekte muhatabı olan kimse tanır."
16583. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bu Kur'an'dır, onu konuşturmaya çalı-şın; ama o konuşmaz. Lakin ben ondan haber vereyim size."

16584. İmam Ali (a.s), Peygamber'in Ehl-i Beytini nitelendirerek şöyle buyurmuş-tur: "Onlar hakkın öncüleri, dinin alameti ve doğruluğun dilidirler. Onları Kur'an'ın en güzel menzillerine (kalplerinize) indirin. Susuz kimsenin su-ya koşuşu gibi onlara koşun."
16585. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah biz Ehl-i Beyt'in velaye-tini Kur'an'ın ve bütün kitapların kutbu karar kılmıştır. Muhkem olan Kur'an onların etrafında döner, onlar sebebiyle kitaplar azamet elde eder ve iman aşikar olur."

3319. Bölüm
Kur'an Ayetlerinin Çeşitleri

Kur'an:
"Sana Kitab'ı indiren O'dur. Onda Kitab'ın temeli/esası olan muhkem ayetler vardır, diğerleri de müteşabihtir. Kalplerinde eğri-lik olan kimseler, fitne çıkarmak ve tevil etmek için müteşabih olanlarına uyarlar. Oysa onların tevilini ancak Allah ve ilimde de-rinleşmiş olanlar bilir. (İlimde derinleşmiş olanlar da) "Ona inan-dık, (muhkem ve müteşabih) hepsi Rabbimizin katındandır" der-ler. Bunu ancak akıl sahipleri düşünebilirler."

16586. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an beş şekilde nazil olmuş-tur: Helal, haram, muhkem, müteşabih ve emsal (misal, örnek) olarak. O halde helaliyle amel edin, haramlarından sakının, muhkemiyle amel edin, müteşabihini bırakın ve misallerinden (örneklerinden) ibret alın."
16587. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an yedi harf üzere nazil olmuştur: Emireden, nehyeden, rağbet ettirme, korkutma, cedel, kıssa ve misal (örnek.)"

16588. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Tebarek ve Teala Kur'an'ı yedi kısım üzere nazil buyurmuştur. Her bölümü şifa verici ve kifayet edicidir. Bu yedi kısım şunlardır: Emir, nehiy, rağbet ettirme, korkutma, cedel, örnek ve kıssa. Kur'an ayetlerinde nasih, mensuh, muhkem, müte-şabih, özel, genel, önce, sonra, vacipler, ruhsatlar, helal, haram, farzlar, hükümler, (önceden) kopuk olanlar, atfedilen kesik ile atfedilmeyen kesik ayetler, bir harfin yerine geçen başka bir harf mevcuttur.

Kur'an'ın bazı kelimelerinin lafzı özeldir, bazılarının lafzı geneldir ve umumiyeti ifade etmektedir. Bazı lafızları ise tekildir ama manası çoğul-dur. Bazılarının lafzı çoğuldur, manası tekildir. Bazılarının lafzı geçmiş zamanı ifade eder, ama anlamı gelecek zaman ile ilgilidir. Bazılarının lafzı haber verme şeklindedir.

Manası ise başka bir kavmin hikayesidir. Onlar-dan bazısı bakidir. Cihet ve asıl anlamından (başka bir anlama) döndü-rülmüştür. Onlardan bazısının Tenzil'e (nazil olduğu anlama) aykırı bir anlamı vardır. Bazısının tenzil ve tevili birdir. Bazısının tevili tenzilinden öncedir. Bazısının tevili tenzilinden sonradır.

Kur'an'daki bazı ayetlerin bir bölümü bir surededir, devamı ise başka bir surededir. Bazı ayetlerinin ise yarısı nesholmuştur. Diğer yarısı ise kendi halinde bakidir (neshedilmemiştir). Bazı ayetlerin lafızları farklıdır, ama anlamları birdir. Bazı ayetlerin lafızları birdir, ama anlamları farklıdır. Bazı ayetler ruhsat ifade eder ve kesinlikten sonra bir serbestlik tanınmıştır. Zira aziz ve celil olan Allah, vacipleriyle ve kesin hükümleriyle amel edildiği gibi, izin ve ruhsatlarıyla amel edilmesini sevmektedir.

Kur'an'ın bazısı ise ruhsattır, mükellef olan şahıs, istediği taktirde onu yapmak ve istemediği taktirde ise terketmek hususunda özgürdür. Kur'an'ın bazısında var olan ruhsatın zahiri batının aksinedir. Zahiriyle, takiyye zamanında amel edilir, ama batınıyla, takiyye babından bile olsa, amel edilmez. Kur'an'ın bazı bölümlerinin hitabı bir grubadır. Ama mak-sadı başkalarıdır. Onlardan bazısının muhatabı Peygamber'dir.

Ama kas-tedilen onun ümmetidir. Kur'an'dan bazısının haram kılınışı, sadece helal kılınışıyla bilinir. Kur'an'ın bir bölümünün ise te'lif ve tenzili, nazil oldu-ğu anlamda değildir.
Kur'an'ın bazı bölümleri ise, Allah-u Teala'nın inkarcılara, zındıklara, dehriyecilere, seneviyecilere, kaderiyecilere, cebiryecilere, putperestlere ve ateşperestlere verdiği cevaplar ve gösterdiği delillerdir. Bunun bir bölü-mü, Mesih (a.s) hakkında Hıristiyanlar aleyhine hüccettir. Bir bölümü ise Yahudilere reddiyedir. Bir bölümü ise, "Ne iman artar ve eksilir, ne de küfür" diyenlere cevaptır. Bir bölümü ise, ölümden sonra ve kıyametten önce, hiçbir cezanın olmadığını hayal eden kimselere cevaptır."