Mizan'ul Hikmet-10.Cilt
 


<
3275.Bölüm Öldürmenin Caiz Olduğu Yerler



Kur'an:
"Kim bir kimseyi bir kimseye veya yeryüzünde bozgunculuğa karşılık olmadan öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur."
16312. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın birliğine ve peygam-berliğime şahadette bulunan kimseyi öldürmek sadece şu üç yerde caizdir: Evli olduğu halde zina eden kimse hakkında. Böyle bir kimse taşlanmalı-dır; Allah ve Resulüne karşı savaş ilan eden kimse hakkında, böyle bir kimse de ya öldürülmeli ya darağacına asılmalı ya da sürgün edilmelidir ve birini öldüren kimse hakkındaki bu durumda da öldürülmelidir."

16313. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kendisinden başka ilah olma-yana andolsun ki Allah'ın birliğine ve risaletime şahadette bulunan birinin kanını dökmek sadece şu üç hususta caizdir: İslam'dan el çekip Müslü-manların cemaatinden uzaklaşan kimse, evli olduğu halde zina eden kimse ve birini öldüren kimse hakkında."
16314. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Şu üç yer dışında hiçbir kanın dökülmesi helal değildir: Cana karşı can, eşi olduğu halde zina eden ve imandan dönen erkek kimse (mürtet) hakkında."
16315. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim dininden dönerse onu öldürünüz."
bak. el-Baği, 377, 378. Bölümler; el-Hevaric, 1014. Bölüm; el-İrtidad, 1472. Bölüm; es-Sebb, 1731. Bölüm; es-Sihr, 1769. Bölüm

3276. Bölüm
Hem Öldürenin ve Hem de Öldürülenin Cehennemde Olduğu Hususlar

16316. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İki Müslüman sünnetten hiç bir delil olmaksızın birbirine kılıç çekerse hem maktul ve hem de öldürülen her ikisi de ateştedir." Kendisine şöyle arzedildi: "Ey Allah'ın Resulü! Katil doğrudur ama öldürülen kimse neden?" Peygamber şöyle buyurdu: "Çünkü o da öldürmeyi kastetmiştir."
16317. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İki müslüman karşılaşır da on-lardan biri silahıyla kardeşine saldırırsa her ikisi de cehennemin kenarın-dadır. Birisi diğerini öldürse her ikisi de cehenneme girerler."
16318. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İki müslüman birbirine kılıç çekince hem öldüren ve hem de öldürülen ateşe girer."

3277. Bölüm
Öldürmek ve Kesmek Esnasında Uygun Olan Şey

16319. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah iyilik sahibidir ve iyiliği sever, o halde öldürünce güzel öldürün ve kesince güzel kesin."
16320. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Hüküm verdiğiniz zaman adilce hükmedin ve öldürdüğünüz zaman da güzel öldürün, zira Allah iyilik sahibidir ve iyilik sahiplerini sever."

16321. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Allah her hususta iyilikle amel etmeyi emretmiştir. O halde öldürünce güzel öldürün ve kesince güzel kesin. Herkes bıçağını bilemeli ve kurbanını rahatlatmalıdır."
16322. İbn-i Abas şöyle diyor: "Allah Resulü (s.a.a) ayağıyla koyunun göğü-süne bastığı halde bıçağını bileyen ve koyunun kendisine şaşkınca baktığı bir adamı görünce şöyle bujyurmuştur: "Daha önce bıçağını bilemedin mi? Yoksa bu hayvanın canını iki defa mı almak istiyorusun?"
bak. el-İhsan, 869. Bölüm; el-Amel (1), 2955. Bölüm; et-Terğib ve't Terhib, 2/156. Bölüm

3278. Bölüm
İntihar Etmenin Haram Oluşu

Kur'an:
"Ey iman edenler! Mallarınızı karşılıklı rıza ile yapılan ticaret dışında batıl ile (haram ve haksızlıkla) aranızda yemeyin, kendinizi öldürmeyin. Allah şüphesiz ki size merhamet edicidir."
16323. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim kendisini boğarsa kendisini ateşte boğmuştur. Her kim kendisine mızrak vurursa ateşte-dir."
16324. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her kim kendisini dünyada herhangi bir şeyle öldürüse kıyamet günü o şeyle azap görür."

16325. İmam sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her kim bilerek intihar ederse ebedi cehennem ateşindedir."
16326. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sizden önceki zamanlarda bir kimse yaralandı, acı ve sabırsızlıktan dolayı eline bir bıçak alarak elini kes-ti ve şiddetli kanamadan dolayı öldü. Bunun üzerine Allah şöyle buyurdu: "Kulum canını almak hususunda benden önce davrandı…Şüphesiz cen-neti ona haram kıldım."

16327. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Mümin her belaya düçar olur ve her ölümle ölür ama asla intihar etmez."
16328. Ebu Said Hudri şöyle diyor: "Biz gazvelerde ondokuz kişilik kafi-leler halinde çıkıyor ve işleri kendi aramızda bölüştürüyorduk. Biri çadırda oturuyor, biri arkadaşları için çalışıyor,

yemeklerini yapıyor develerini suluyor ve bir grubu da Peygamberin yanına gidiyorlardı. Bizim kafileden birisi üç kişinin işini görüyordu. Hem odun topluyor, hem yemek yapıyor, hem de su getiriyordu. Bu konu Peygambere (s.a.a) bildirilince şöyle buyurdu: "O cehennemliktir." Düşmanla karşılaşıp savaşa koyulunca o şahıs yaralandı, bir ok alarak kendisini o okla öldürdü. Peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "Ben şehadet ediyorum ki Allah'ın resulü ve kuluyum."
bak. Vesail'uş Şia, 19/13, 5. Bölüm; Sahih-i Muslim, 1/103, 47. Bölüm

3279. Bölüm
Çocuk Düşürmenin Haram Oluşu

16329. İmam Kazım (a.s) kendisine, "Hamile olma korkusundan çocuk düşürmek için ilaç yiyen bir kadını soran İshak bin Ammar'a şöyle buyurmuştur: "Bu caiz değildir." Ben (İshak bin Ammar) şöyle arzettim: "Henüz nutfe aşamasındadır." İmam şöyle buyurdu: "Ceninin yaratılışının başlangıcı nutfedir."

3280. Bölüm
Eli Kolu Bağlanmış Esiri Öldürme Hakkındaki Riva-yetler

16330. Ebu İzzet Cumehi Bedir savaşında esir düştü ve şöyle dedi: "Ey Muhammed! Ben çoluk çocuk sahibi birisiyim. Bana ihsanda bulun ve beni serbest bırak." Peygamber de onu yeniden Müslümanlarla savaşa ka-tılmamak şartıyla serbest bıraktı. O Mekke'ye gitti ve şöyle dedi: "Mu-hammed'i alaya aldım (yalan söyledim) ve böylece beni serbest bıraktı." Uhud savaşına yeniden katıldı. Allah Resulü onun Müslümanların elinden kaçmaması için dua etti.

Bunun üzerine Ebu İzzet yine esir oldu. (önceki defa olduğu gibi yeniden) şöyle dedi: "Ben çoluk çocuk sahibi biriyim. Bana iyilik edip beni serbest bırak." Peygamber şöyle buyurdu: "Seni ye-niden serbest bırakayım da yeniden Kureyş topluluğu arasında "Mu-hammedi alaya aldım mı?" diyesin. Mümin bir delikten iki defa sokul-maz." Ardından kendi eliyle onu öldürdü."

16331. İmam Ali (a.s) Şam ordusundan birini esir alınca onu serbest bı-rakıyordu. Sadece ashabından birini öldüren kimseyi öldürüyordu. Bir esiri azat edince de onu yeniden ele geçirdiğinde öldürüyor bu defa ser-best bırakmıyordu."
16332. İmam Ali (a.s) Sıffin günü yanına bir esiri getirdiklerinde şöyle buyurmuş-tur: "Ben asla eli kolu bağlı esir kimseyi öldürmem. Ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım. "İmam (a.s) ondan silah aletlerini alıyor bir daha savaşa gelmemek üzere yemin ettiriyor ve ona dört dirhem veriyordu."

16333. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Resulullah (s.a.a) Ukbe bin Ebu Muayd adlı biri dışında eli kolu bağlı olan hiç kimseyi, öldürmedi. Ubey bin Ebu Halef'e de bir mızrak vurdu ve o bu darbe sebebiyle son-radan öldü."
16334. Resulullah (s.a.a) Mekke'nin fethedildiği gün şöyle buyurmuştur: "Bu günden sonra kıyamete kadar eli kolu bağlı hiç bir Kureyşli esiri öldür-memek gerekir."
bak. Cevahir'ul Kelam, 21/132, Sunen-u Ebi Davud, 3/60

431. Konu

el-Kader
Kader


Bihar, 5/84, 3. bölüm; el-Kaza ve'l-Kader
Kenz'ul Ummal, 1/106, Keder
Kenz'ul Ummal, 1/135, Ferun fi zemm'il-Kederiyye ve'l-Mürcie
Kenz'ul Ummal, 1/362, Fer'u fi'l-Kaderiyye

bak. .
443. konu, el-Kaza (1); 40. konu, el-Ecel; 60. konu, el-Cebir;282. konu, el-Meşiyyet; 222. konu, es-Saadet; 272. konu, eş-Şekavet
el-Hüzün, 819. bölüm; er-Rızk, 1486 ve 1487. bölümler; es-Sabır, 2178 ve 2179. bölümler


3281. Bölüm
Kader

Kur'an:
"Şüphesiz biz her şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır."
"Allah sizi topraktan, sonra nutfeden yaratmış, sonra da sizi çiftler halinde var etmiştir. Dişinin gebe kalması ve doğurması, an-cak O'nun bilgisiyledir. Ömrü uzun olanın çok yaşaması ve ömür-lerin azalması şüphesiz kitaptadır. Doğrusu bu Allah'a kolaydır."

16335. İmam Ali (a.s) ashabından itaatsizlik gösterenleri kınayarak şöyle buyur-muştur: "Hükmettiğini yapan, takdirini yerine getiren, beni sizinle imtihan eden Allah'a hamdederim."
16336. İmam Ali (a.s) Allah'ı yüce tutarak ve ululayarak şöyle buyurmuştur: "Enine boyuna düşünmeksizin veya içten bir planlama yapmaksızın bütün işleri ayarlayandır."

16337. İmam Ali (a.s) münenezeh olan Allah'a hamdederek şöyle buyurmuştur: "O'na, mahlukatından istediği gibi hamd ediyoruz. O, her şey için bir öl-çü, her ölçü için bir süre ve her süre için bir kitap takdir etmiştir."
16338. İmam Ali (a.s) Allah-u Tealanın sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Yaratıklarını yaratması, tedbir ve ıslahı O'nu yormamıştır. Yaratıkları ya-ratmak O'nu aciz kılmamıştır. Emrettiği-takdir ettiği hükümlerde hiç bir şüpheye kapılmamıştır. Hükmü muhkem, ilmi payidar ve emri sabittir."

16339. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Her şey, hatta acizlik ve zekilik bile taktir edilmiştir."
16340. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Taktir, tevhid düzenidir. O halde herkim Allah'ı tek bilir ve taktirde inanırsa şüphesiz sağlam bir kul-pa sarılmıştır."

16341. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Taktir edilen şeyler, güç ve üstün gelmekle defedilmez."
16342. İmam Hadi (a.s) şöyle buyurmuştur: "Taktir edilen şeyler zihninden bile geçmeyen şeyleri sana gösterir."
16343. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Eğer İsrafil, Cebrail, Mikail, Arş'ı yüklenen melekler ve ben hep birlikte senin için dua edecek olursak yine de senin için yazılmış ve taktir edilmiş kadından başkasıyla evlene-mezsin."


16344. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kader Allah'ın sırlarından bir sır, Allah'ın örtülerinden bir örtü, Allah'ın ulaşılmaz kalelerinden bir kaledir. Allah'ın hicabının arkasındadır ve Allah'ın kullarından giz-lidir."
16345. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah bir şeyi dilerse onu taktir buyurur, taktir edince de hükmünü verir ve hükmünü verince de yürürlü-ğe koyar."
16346. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın kullar için taktir ettiği kısmetler sebebiyle dünya, ayakları üzerinde durmuş ve ehli için bütün-lenmiştir."
16347. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Her insanın aklı çoğalınca taktire olan imanı da güçlenir ve değişikliklere önem vermez."

16348. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Sana taktir edilen şey kesinlikle sana ulaşır."
16349. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Herkim yakine inanırsa, başına gelen şeye önem vermez."
16350. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kadere iman gam ve hüznü yok eder."

3282. Bölüm
Kader Konusunu Araştırmaktan Sakınmak

16351. İmam Ali (a.s), kendisine kaderi soran birisine şöyle buyurmuştur: "Bu oldukça karanlık bir yoldur, ona ayak basma." O şahıs, yeniden arzetti: "Ey Müminlerin Emiri! Beni kaderden haberdar kıl!" İmam (a.s) şöyle buyurdu: "Bu derin bir denizdir, ona girme." Üçüncü defa yine sordu: "Ey Müminlerin Emiri! Beni kaderden haberdar kıl." İmam şöyle buyur-du: "Bu Allah'ın sırrıdır ve sana gizlidir. O halde onu öğrenmek için ken-dini zahmete düşürme."

16352. İmam Ali (a.s), kendisine kaderi soran birisine şöyle buyurmuştur: "Bu çok derin bir denizdir. Ona girme." O şahıs şöyle arzetti: "Ey Müminle-rin Emiri! Beni kaderden haberdar kıl!" İmam şöyle buyurdu: "Bu Al-lah'ın bir sırrıdır. Kendini (bilmek için) zahmete düşürme. Üçüncü defa yine sordu: "Ey Müminlerin Emiri! Beni kaderden haberdar kıl." İmam şöyle buyurdu: "Madem ki ısrar ettin bil ki kader iki şey arasındaki bir iş-tir; ne cebirdir ve ne de tefviz!"
16353. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Herkim kaderin bir şeyi hak-kında konuşursa, kıyamet günü bundan sorguya çekilir. Herkim bu ko-nuda susarsa, ondan bir şey sorulmaz."

3283. Bölüm
Taktir ve Tedbir

16354. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Taktir bizim hesaplarımıza öyle bir üstün gelmiştir ki tedbirde afet sebebi olmuştur."
16355. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İşler taktire boyun eğmiştir. Öyle ki, tedbir afet sebebi olmaktadır."
16356. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İşler taktire boyun eğmiştir. Öyle ki, tedbir ölümle sonuçlanmaktadır."
16357. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İşler, taktir iledir, tedbir ile de-ğil."

16358. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Taktir edilen şeyler nazil olunca, tedbir batıl olur."
16359. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Taktir indiği zaman sakınmak faydasız olur."
16360. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Taktir geri döndürülemez, o hal-de sakınmak faydasızdır."
16361. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Taktir sakınma ve ihtiyata üstün gelmiştir."
bak. 109. Konu, el-Hazm; el-Keza (1), 3350. Bölüm

3284. Bölüm
Kader ve Amel

16362. İmam Zeyn'ül-Abidin (a.s), kendisine, "İnsanlara ulaşan şeyler, kaderden midir yoksa amelden mi?" diye soran birisine şöyle buyurmuştur: "Taktir ve amel, can ve beden mesabesindedir. Can bedensiz hiçbir şey hissetmez, beden de cansız, hareketsiz bir heykel gibidir.

Ama bu ikisi bir araya gelince, güçlü ve etkili olurlar. Amel ve taktir de işte böyledir. Eğer taktir amele vaki olmazsa, yaratıcı, yaratıktan ayırt edilip tanınmaz ve taktir hissedil-mez bir şey olur. Eğer amel taktir ile uyum içinde olmazsa, asla vuku bulmaz ve sonuçlanmaz. Ama bu ikisi bir araya gelir ve birleşirse, güç el-de eder. Bu arada Allah, salih kullarına yardım eder."

3285. Bölüm
Kaderden Olan Şey

16363. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "İlaç, taktirin bir parçasıdır. İlaç istediği kimseye, istediği ölçüde fayda verir."
16364. Resulullah (s.a.a), kendisine, "Tedavi olduğumuz ilaç, üzerimizde bulun-durduğumuz dua ve kullandığımız diğer şeyler, Allah'ın taktirinin önüne geçer mi?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Hayır, bunlar da Allah'ın taktirinin bir parçasıdır."

16365. Resulullah (s.a.a), kendisine, "Acaba kendisiyle şifa umduğumuz üzeri-mizde bulundurduğumuz dua Allah'ın kaderini defeder mi?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Hayır, o da Allah'ın taktirinin bir parçasıdır."
16366. İmam Sadık (a.s), kendisine, "Acaba üzerimizde bulundurduğumuz dua da kaderden bir şeyi def eder mi?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "O da kader-dendir."

16367. İbn-i Nubate şöyle diyor: "Müminlerin Emiri, eğilmiş bir duvarın yanından başka bir duvarın yanına geçti. Kendisine şöyle arzedildi: "Ey Müminlerin Emiri! Allah'ın kazasından mı kaçıyorsun?" İmam şöyle bu-yurdu: "Allah'ın kazasından, aziz ve celil olan Allah'ın kaderine kaçıyo-rum."

16368. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminlerin Emiri (a.s) eğilmiş bir duvarın altına oturmuştu ve insanların arasında hüküm veriyordu. Orada hazır olanlardan biri şöyle dedi: "Bu yıkılmak üzere olan duvarın altına oturma." Müminlerin Emiri şöyle buyurdu: "İnsanın eceli, kendisi-nin koruyucusudur." İmam oradan kalkınca duvar yıkıldı." İmam Sadık (a.s) daha sonra şöyle buyurdu: "Müminlerin Emiri (a.s) bu tür işleri ya-pardı ve yakin işte budur. "
Bu iki hadisin arasını bulmak için dikkatle düşününüz.

16369. İmam Ali (a.s), Siffin'den dönünce bir şahıs kendisine, "Bu savaşlar Al-lah'ın kaza ve kaderiyle midir?" diye sorunca şöyle buyurmuştur: "Çıktığınız her tepeye ve indiğiniz her ovaya Allah'ın kaza ve kaderiyle çıkıp indiniz."
16370. İmam Ali (a.s), Siffin'den dönerken kendisine, "Şamlılarla savaşa gitmen Allah'ın kaza ve kaderi üzere mi olmuştur?" diye soran yaşlı bir adama şöyle bu-yurmuştur: "Taneyi yaran ve insanları yaratan Allah'a yemin olsun ki katet-tiğim her vadiye ve çıktığım her tepeye kaza ve kader ile ulaştım."

O yaşlı adam şöyle dedi: "Bu yolda çektiğim zahmeti Allah'ın hesabına mı yaza-yım?" (ve bir sevabım yok mudur?) Ali (a.s) şöyle buyurdu: "Hayır, gitti-ğiniz bu yolda çıktığınız, her tepede ve indiğiniz her gecede Allah sizlere büyük bir mükafat bağışlamıştır. Sizler, işlerinizin hiç birinde ne mecbur idiniz ve ne de çaresiz." Yaşlı adam şöyle arzetti: "Ey Müminlerin Emiri! Nasıl mecbur ve çaresiz değildik? Oysa kaza ve kader bizi o yöne çekmiş-tir?"

İmam şöyle buyurdu: "Eyvahlar olsun sana! Yoksa sen kaza ve kaderi gerekli, kesin ve kaçınılmaz bir şey mi sanıyorsun? (Öyle ki senin irade ve özgürlüğünü ortadan kaldırmış olsun.) Eğer böyle olsaydı müjde ve korkutmanın, mükafat ve cezanın anlamı kalmaz, günahkar Allah tarafın-dan kınanmaz, iyilik sahibi de Allah tarafından övülmezdi. İyilik sahibinin ihsan ve iyiliklerine liyakati kötününkinden daha fazla olmazdı. Bu söz putperest kimselerin sözüdür… ve bu ümmetin Mecusi'sidir.

Allah iyi şeyleri emretmiş, insanlar da irade üzere onu yapmaktadırlar ve uyarma açısından kötülüklerden sakındırmıştır. Ona ne zorla isyan edilmektedir ve ne de zor ve icbarla itaat edilmektedir. Yetkilerini kimseye havale de etmemiştir. Gökleri, yeri ve ilginç ayetlerini boşuna yaratmamıştır. "Bu küfredenlerin zannıdır, ateşten dolayı kafirlere eyvahlar olsun!" Yaşlı adam şöyle dedi: "O halde kendisi esasınca gittiğimiz ve döndüğümüz kaza ve kader nedir?" İmam şöyle buyurdu: "O Allah'ın emri ve hikme-tinden ibarettir." İmam daha sonra benim için şu ayeti tilavet buyurdu: "Rabbin kendisinden başkasına ibadet edilmemesini emretmiştir."

16371. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "İtaati emretmek, isyandan sakın-dırmak, güzel bir iş yapma ve günahı terk etme gücüne sahip olmak, Al-lah'a yakın olmaya yardım etmek, Allah'a itaat etmeyen kimseyi yardımsız bırakmak, korku, ümit, teşvik ve korkutmak tümüyle Allah'ın amellerimiz ve fiillerimiz hususundaki kaza ve kaderidir."

3286. Bölüm
Kaderiye Mezhebini Kınamak

16372. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kaderiye (kaderi reddedenler) bu ümmetin Mecusileridir."
16373. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kaderiye yetmiş Peygamber'in diliyle lanetlenmiştir."
16374. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kaderiye mezhebinden olanlar-la oturmayınız ve onlarla tartışmayınız."
16375. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ümmetimden iki grubun İs-lam'dan nasibi yoktur: Mürcie ve Kaderiye."
16376. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gecenin geceye ve gündüzün gündüze benzerliği, Mürcie'nin Yahudi'ye ve Kaderiye'nin Hıristiyan'a benzerliğinden daha fazla değildir."
Bu iki fırkayı kınama hususunda bir çok rivayetler nakledilmiştir. (bak. Kenz'ul Ummal, c. S. 118-140; Bihar, c. 5, s. 2, 1. bölüm)
1/118-140, el-Bihar, 5/2, 1. Bölüm

3278. Bölüm
Kaderiye Kimlerdir?

16377. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kaderiye şöyle diyenlerdir: "İyilik ve kötülük bizim elimizdedir." Onlara benim şefaatimden bir nasip yoktur. Ne ben onlardanım ve ne de onlar benden."
16378. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ümmetimden iki grubun İs-lam'dan nasibi yoktur: Mürcie ve Kaderiye." Kendisine şöyle arzedildi: "Mürcie kimlerdir?" Peygamber şöyle buyurdu: "İman, amelsiz bir söz-den ibarettir" diyenlerdir." Kendisine şöyle arzedildi: "Kaderiye kimler-dir?" Peygamber şöyle buyurdu: "Şer ve kötülük Allah'ın taktiri ile değil-dir" diyenlerdir."
16379. İmam Kazım (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zavallı Kaderiyeciler! Aziz ve celil olan Allah'ı adaletle nitelendirmek isteyince, kudret ve saltanatını al-dılar."
bak. el-İman, 263. Bölüm

3288. Bölüm
Kadir Gecesi

Kur'an:
"Doğrusu, biz, Kur'an'ı kadir gecesinde indirmişizdir. Kadir ge-cesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir."
"Biz onu, kutlu bir gecede indirdik. Doğrusu biz, insanları uyarmaktayız."

16380. İmam Bakır (a.s), kendisine, "Şüphesiz biz onu mübarek bir ge-cede indirdik" ayetini soran Umran'a şöyle buyurmuştur: "Evet, maksat kadir gecesidir. O gece her yıl Ramazan ayının son on günündedir. Kur'an sa-dece kadir gecesinde nazil olmuştur. Aziz ve celil olan Allah şöyle bu-yurmuştur: "O gece her iş hikmet esasınca karara bağlanır." İmam daha sonra şöyle buyurdu: "Kadir gecesinde, o yıl gelecek yılın kadir ge-cesine kadar tahakkuk edecek olan her şey, hayır ve şer, itaat ve isyan, bi-rinin doğumu, birinin ölümü veya rızık taktir edilir.

O gece taktir edilen her şey kesindir. Elbette Allah'ın meşiyet ve iradesi ona müdahalede bu-lunur." Ben (Humman) şöyle arzettim: "Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır" maksat kadir gecesinin neyidir? İmam şöyle bu yurdu: "Bu gece yapılan namaz, zekat ve diğer benzeri hayır işler, kadir gecesinin ol-madığı işlerden bin ay daha üstün ve iyidir. Eğer Allah müminlerin iyilik-lerini kat kat etmeseydi, onlar, (sevap ve faziletin kemaline) ulaşamazlardı. Ama aziz ve celil olan Allah onların iyiliklerini kat kat kılar."
16381. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Ramazan ayının son on günü geldiğinde Allah Resulü, amel etmeye koyulur, kadınlardan uzaklaşır, ge-celeri uyumaz ve kendisini ibadete vakfederdi."
bak. Vesail'uş Şia, 7/256, 31. Bölüm ve s. 258, 32. Bölüm
432. Konu

el-Kudret
Kudret

3289. Bölüm
Kudret

16382. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kudret zekilik ve ihtiyatı unuttu-rur."
16383. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zulüm ve saldırı kudreti ortadan kaldırır."
16384. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kudret beğenilmiş ve kınanmış hasletleri ortaya çıkarır."
16385. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Zayıf ve köleye musallat olmak, kudretin gereğidir."
16386. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kudretin afeti, ihsanı esirgemek-tir."
16387. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kudret azaldığı zaman, özür ve bahaneye sarılmak çoğalır."
16388. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kudret çoğaldığı zaman, (kudre-te) rağbet azalır."
16389. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Düşmanına gücün yettiği taktirde onu affetmeyi kendisine üstün gelmenin şükrü karar kıl."
16390. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kudrete ulaştığında bağışla, öfkelendiğin zaman sabırlı ol."
427. Konu

el-Kazf
İftira

Bihar, 79/103, 83. bölüm; el-Kezf ve'l-Beza'
Bihar, 79/117, 85. bölüm; Hadd'ul Kezf
Kenz'ul Ummal, 5/387, Hadd'ul Kezf
Vesail'uş-Şia, 18/430; Ebvab'ul Had'il-Kezf

bak. .
215. konu, es-Sıbb; 407. konu, el-Fuhş; 474. konu, el-Le'n

3290. Bölüm
Bühtan ve İftira

Kur'an:
"(Peygamberin eşi hakkında) o yalanı uyduranlar içinizden bir gruptur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın, o sizin için hayırlı ol-muştur. O kimselerden her birine kazandığı günah karşılığı ceza vardır; içlerinden elebaşılık yapana ise büyük azâb vardır."
"İffetli kadınlara zina isnat edip de, sonra dört şahit getireme-yenlere seksen kırbaç vurun; ebediyen onların şahitliğini kabul et-meyin. İşte onlar yoldan çıkmış kimselerdir."

16391. İmam Rıza (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah evli kadınlara iftirada bu-lunmayı haram kılmıştır. Zira bu iş soyların ortadan kalkmasına, çocuğun inkar edilmesine, mirasların yok olmasına, eğitim ve öğretimin terk edil-mesine, tanımaların ortadan kalkmasına ve insanların helak olmasına se-bep olan diğer kötülüklerin meydana gelmesine sebep olmaktadır."
16392. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "(Allah'a şirk koşmak) büyük gü-nahlardandır… ve iffetli mümin kadınlara zina iftirasında bulunmakta."

16393. İmam Sadık (a.s), ashabından birine şöyle buyurmuştur: "Alacaklı oldu-ğun kimseye ne yaptın?" O şöyle arzetti: "O veled-i zina!" İmam ona sert bir şekilde bakınca o şöyle arzetti: "Fedan olayım, o Mecusidir ve kendi bacısıyla evlenmiştir." İmam şöyle buyurdu: "Bu iş onların inancında evli-lik sayılmıyor mu?"
16394. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Birisi başka birisine: "Ey altı yırtılmış" veya "Ey arkasından yapılmış kimse" derse ona iftirada bulunan kimsenin haddini (seksen kırbaç) uygulamak gerekir."

16395. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kadın veya erkek, her bulüğa eren kimse, küçük veya büyük, kadın veya erkek, Müslüman veya kafir, hür veya köle birine iftirada bulunursa, ona iftira haddi (seksen kırbaç) uygulanır. Eğer baliğ olmazsa, te'dib haddi uygulanır. (Yani ta'zirle, ha-kimin uygun gördüğü miktarda cezalandırılır.)"

16396. İmam Sadık (a.s), kendisine, "birine zina zade diyen kimsenin hükmü nedir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Eğer annesi hayatta olur ve hazır bulunursa ve gidip kadıya şikayet eder de hakkının alınmasını isterse, o şahıs seksen kırbaç yer. Eğer gaip olursa gelinceye kadar bekler ve hakkını talep eder. Eğer ölmüş ise ve onda iyilikten (ve iffetten) başka bir şey gö-rülmemişse, iftirada bulunan kimseye seksen kırbaç vurulur."

16397. İmam Sadık (a.s), kendisine, "Zorla tecavüz edilmiş bir kadının çocuğuna zinazade diyen kimsenin hükmü nedir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Seksen kırbaç yemelidir ve bu dediğinden dolayı aziz ve celil olan Allah'ın dergahına tövbe etmelidir."
16398. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Evli (ve iffetli) kadına iftirada bulunmak yüz yıllık ibadeti boşa çıkarır."
16399. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Eğer bir şahıs, başka birine "Ey Yahudi" derse yirmi kırbaç vurunuz. Eğer, "Ey Muhennes" (kadın sıfatlı) derse ona da yirmi kırbaç vurunuz."

16400. İmam Bakır (a.s), eşine zina iftirasında bulunan kimsenin hükmü sorulunca şöyle buyurmuştur: "Kırbaç yer." Ben (ravi) şöyle arzettim: "Eğer kadın onu bağışlarsa ne olur?" İmam şöyle buyurdu: "Hayır, kırbaç yemesi gerekir."
16401. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kötü bir kadına, "Kim seninle zina etti?" diye sorduğunda, o, "Falan kimse" derse ona iki had uygula-mak gerekir. Biri yaptığı fısk sebebiyle, diğeri de Müslüman birine attığı iftira sebebiyle"
16402. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Namus iftirasında bulunan kimseye seksen kırbaç vurmak gerekir. Ondan sonra da asla şehadeti kabul edilmez, meğer ki tövbe etsin veya kendi sözünü yalanlamış olsun."

16403. İmam Sadık (a.s), bir topluluğa iftirada bulunan kimsenin hükmünü soran Cemil b. Derrac'a şöyle buyurmuştur: "Eğer o topluluk birlikte onu hakimin yanına götürürlerse, kendisine bir defa had uygulanır. Eğer tek tek götürürlerse, her biri sayısınca ona had uygulanır."
16404. İmam Sadık (a.s), birbirine iftira eden iki şahsın hükmünü soran Abdul-lah b. Sinan'a şöyle buyurmuştur: "Onlara had uygulanmaz, ama cezalandırı-lırlar."
16405. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer bir şahıs, diğer bir şahsa, "Sen aşağılıksın, sen domuzsun" derse had uygulanmaz. Ama ona nasihat etmek ve biraz cezalandırmak gerekir."

16406. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminlerin Emiri başka birisine, "Ey babası deli kimse!" diyen ve o şahsın da kendisine, "Senin baban delidir" diye cevap verdiği kimse hakkında şöyle hüküm verdi: Birincisine diğerine yirmi kırbaç vurmasını emretti ve ona şöyle buyurdu: "Bil ki onun da sana yirmi kırbaç vurma hakkı vardır." Birincisi kırbacı vurunca, imam kırbacı, kırbaç yiyen kimsenin eline verdi. O da diğerine yirmi kırbaç vurdu. İmam'ın ikisine tattırdığı ceza, işte buydu."
16407. İmam Bakır (a.s) şöyle buyurmuştur: "Müminlerin Emiri (a.s) hicve-den (yeren, elay eden) kimseye de tazir hükmünü vermiştir (bir şekilde cezalandırmıştır.)"
434. Konu

el-Kur'an
Kur'an

Bihar, 92/1, 1. bölüm; Fazl'ul Kur'an ve İ'cazuh
Kenz'ul Ummal, 1/510, 2/3-61, 284-610; fi Tilavet'il-Kur'an ve fezailuh
Bihar, 92/40, 7. bölüm; fi keyfiyyet'il-cem'ul Kur'an
Vesail'uş-Şia, 4/823, Ebvab-u Kıraet'il-Kur'an

bak. .
106. konu, et-Tahrif; el-Mu'cize, 2536. bölüm; ed-Din, 1318. bölüm; eş-Şek, 2091. bölüm; el-Batıl, 362. bölüm; el-Emsal, 3616, 3617. bölümler; el-Hidayet, 4005. bölüm


3291. Bölüm
Kur'an

Kur'an:
"And olsun ki, sana daima tekrarlanan yedi ayetli Fatiha'yı ve Kur'an'ı Azim'i verdik."
"Kur'an'ı, öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mu-dur?"

16408. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Anlayışlı dinleyici veya konuşan alim dışında hiç kimse için hayatta hayır yoktur. Ey insanlar! Siz-ler huzur ve barış zamanında yaşıyorsunuz. Sizleri hızla götürmekteler. Şahit olduğunuz gibi gece ve gündüz her yeniyi eskitmekte, her uzağı yakınlaştırmakta, her vaat edileni gerçekleştirmektedir. O halde önünüzde duran uzak ve uzun yarışma meydanı için çaba göstermeye hazırlanın."

Mikdat şöyle arzetti: Ey Allah'ın Resulü! Barış ve huzur ne demektir?" peygamber (s.a.a) şöyle buyurdu: "(dünya) imtihan ve kopma yeridir. O halde işler karanlık gece parçaları gibi sizlere karmaşık ve belirsiz hale ge-lirse Kur'an'a yöneliniz. Şüphesiz Kur'an şefaati kabul edilmiş bir şefaatçi ve şikayeti kabul edilen bir şikayetçidir.

Her kim onu önünde tutarsa Kur'an onu cennete çeker. Her kim de Kur'an'ı arkasına atarsa Kur'an onu cehenneme sürükler. Kur'an en iyi yola hidayet edicidir, (hak ve batılı ayırt edicidir) ve şaka değildir. Kur'an'ın hem zahiri vardır hem de batını. Zahiri; hüküm ve emirlerdir. Batını ise derin bir ilimdir. Denizinin il-ginçlikleri sayısızdır. Alimler asla ondan doymaz. Kur'an Allah'ın sağlam bir ipidir. Kur'an dosdoğru bir yoldur. Hidayet ışıkları, hikmet meşaleleri Kur'an'dadır ve Kur'an hüccet ve bürhana kılavuzluk eder."

16409. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Ey insanlar! Sizler huzur ve ba-rış ortamında yaşamaktasınız. Yolculuk bineğine binmişsiniz ve sizi hızla ileri doğru götürmektedir. Gece ve gündüzün, güneşin ve ayın her yeni şeyi eskittiğine, her uzağı yakınlaştırdığına, her vadolunanı ve tehdit edi-leni gerçekleştirdiğine sizler de şahitsiniz. O halde bu uzun ve uzak yolu katetmek için azık hazırlayın.

Miktat bin Esved Kindi (r.a) ayağa kalkarak şöyle arzetti: Ey Allah'ın Resulü! Ne yapacağımızı buyurunuz. Peygamber şöyle buyurdu: "Dünya bela, imtihan, sonra kopma ve yok olma diyarıdır. O halde işler karanlık gece parçaları gibi sizlere karanlık ve şüpheli ıolduğunda Kur'an'a yöneliniz.

Zira Kur'an şefaati kabul edilmiş bir şefaatçi ve şikayeti makbul olan bir şika-yetçidir. Her kim Kur'an'ı önünde tutarsa onu cennete çeker ve her kim de Kur'an'ı arkasına atarsa onu cehenneme sürükler. Kur'an doğru yolu gösteren bir kılavuzdur. Kur'an detaylı açıklama,

aydınlatma ve (hakikat-leri) tahsil etme kitabıdır. Hak ve batılı ayırt edicidir. Şaka değildir. Hem zahiri vardır hem de batını. Zahiri Allah'ın hükmü ve emridir. Batını ise Allah-u Tealanın ilmidir. O halde zahiri muhkem ve sağlamdır, batınının ise bir takım sınırları vardır. Sınırlarının da bir takım sınırları vardır. İl-ginçlikleri sayısızdır. Acayipliği ve garipliği eskimez ve bitmez. Hidayet ışıkları ve hikmet meşaleleri Kur'an'dadır.

İnsafı olan kimse için marifet ve tanımaya sevkeden bir kılavuzdur. O halde insan dikkatle bakmalı ve insafını göz önünde bulundurmalıdır ki helak olmaktan kurtulsun, darlık-tan dışarı çıksın. Zira ki düşünmek, basiret sahibi kimsenin kalbinin hayat sebebidir. İnsanın ışık sayesinde karanlıklarda yol alması, güzel kurtulması ve (şüphelerde ve karanlıklarda) az beklemesi gibi."

16410. Haris A'ver şöyle diyor: "Müminlerin Emiri Ali b. Ebi Talib'in (a.s) huzuruna vardım ve şöyle arzettim: "Ey Müminlerin Emiri! Biz senin hu-zurundayken, dinimizi sağlamlaştıracak bir takım sözler işitiyoruz. Ama senin huzurundan ayrılınca ne olduğunu bilmediğimiz, karanlık bir takım konular işitmekteyiz.

(şüphe uyandırıcı bir takım sözler işitmekteyiz.) İmam şöyle buyurdu: "Bu sözleri söylüyorlar mı?" Ben, "Evet!" diye ar-zettim. İmam şöyle buyurdu: "Allah Resulü'nden (s.a.a) şöyle buyurdu-ğunu işittim: "Cebrail benim yanıma geldi ve bana şöyle buyurdu: "Ey Muhammed! Çok geçmeden ümmetin arasında bir takım fitneler ortaya çıkacaktır." Ben şöyle dedim: "Bundan kurtuluş yolu nedir?" Cebrail şöyle buyurdu: "İçinde, sizden öncekilerin ve sizden sonrakilerin haberleri ve aranızdaki şeylerin hükümleri beyan edilen Allah'ın kitabıdır."

16411. Resulullah (s.a.a), kendisine, "Çok geçmeden ümmetin fitneye düşecek" de-nildiğinde ve "Bundan kurtuluş yolu nedir?" diye sorulduğunda şöyle buyurmuştur: "Allah'ın değerli kitabıdır. Bu kitaba, batıl ne önden ve ne arkadan yakla-şabilir. Övülmüş hikmet sahibi biri tarafından nazil olmuştur. Herkim il-mi Kur'an dışında bir yerde ararsa, Allah onu saptırır."
16412. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah, Kur'an'ı alimlerin susuzluğunu giderici, anlayış, kavrayış sahibi kalplere bahar ve salihler için bir yol kıldı ve kullanana bir daha hastalık bulaşmayan bir ilaç ve beraberinde karanlığın barınamayacağı bir nur."

16413. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Bu Kur'an'ın; öğüdünün aldat-mayan, saptırmayıp doğru yolu gösteren, sözünde yalan olmayan bir na-sihatçı olduğunu bilin. Kur'an'la oturup kalkan kimse bir artma ve bir de eksilme ile kalkar: Hidayetinde artma ve körlüğünde eksilme olur."

16414. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Münezzeh olan Allah hiç kimseye Kur'an'ın benzeri bir şeyle öğüt vermemiştir. Çünkü O, Allah'ın sağlam ipi ve emin sebebidir. Gönüllerin baharı, ilmin kaynakları ondadır. Kalp için ondan başka cila yoktur."

16415. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kur'an emreden ve sakındıran, sessiz ve konuşandır. Allah'ın mahlukata hüccetidir. Allah insanlardan Kur'an'la misak almış, misaklarına karşı onların nefislerini rehin tutmuş-tur."
16416. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "En iyi zikir Kur'an'dır. Göğüsler Kur'an ile genişler ve batınlar Kur'an ile aydınlanır."

16417. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah, kudretini göstererek onlar gör-meksizin kitabında tecelli etti; onları kahrıyla korkuttu."
16418. İmam Zeyn'ül-Abidin (a.s) şöyle buyurmuştur: "Eğer alemin doğu ve batısındaki bütün insanlar ölseler Kur'an yanımda olduktan sonra, asla yalnızlık ve dehşete kapılmam."

16419. İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: "Gerçekleri Kur'an yoluyla ta-nımayan kimse, fitnelerden uzak kalamaz."
16420. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kur'an, iki hidayetin en üstünü-dür."
16421. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah için, Allah için Kur'an'a uyun; onunla amel etmede başkası sizden önde olmasın."

16422. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Benim sözüm, Allah'ın sözünü neshetmez, ama Allah'ın sözü, benim sözümü nesheder ve Allah'ın sö-zünden bazısı, diğer bazısını nesheder."
16423. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Siz, Allah'ın kitabıyla gerçekleri görüyor, hakikatleri söylüyor ve hakkı işitiyorsunuz. Kur'an'ın ayetlerin-den bazıları diğerlerini destekler ve bir birbirlerine şahitlik eder. Onda Allah hakkında çelişki yoktur, dostunu da Allah'a muhalefet ettirmez."

16424. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ın bir bölümü, diğer bir bölümünü tasdik eder. O halde sizler bazısını diğer bazısı sebebiyle yalan-lamayınız. ("Bu ayet falan ayetle uyuşmuyor" demeyeniz)"

3292. Bölüm
Kur'an İmam ve Rahmettir

Kur'an:
"Kur'an'dan önce, Mûsa'nın Kitab'ı, (Tevrat), bir rahmet ve rehberdir. Bu Kur'an, zulmedenleri uyarmak ve iyi davrananlara müjde olmak üzere Arap diliyle indirilmiş, kendinden öncekileri doğrulayan bir Kitab'dır."
"Rabbinin katından bir belgesi ve onun arkasından da bir şâhidi olanlar, önlerinde de Mûsa'nın Kitab'ı önder ve rahmet olarak bulunanlardır ki, işte onlar Kur'an'a iman ederler."

16425. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'dan ayrılmayınız. Kur'an'ı imam ve önder edininiz."
16426. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Benden sonra öyle bir zaman gelecek ki, o zamanda haktan daha gizli, batıldan daha aşikar bir şey olmayacak… Kur'an ve ehli insanlar içindedir; fakat, onlarla değil; insanlarla beraberdir, fakat, birlikte değil. . . Çünkü bir araya gelseler bile dalalet hidayete uymaz. Bu halk ayrılık üzere birleştiler ve birlikten ayrıldılar. Sanki kitabın önderleri onlar da, kitap onların önderi değildir. Onların yanında kitabın ancak adı vardır; sadece yazısını tanırlar."

3293. Bölüm
Kur'an En Güzel Sözdür

Kur'an:
"Allah, ayetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden Kitab'ı sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların, bu Kitaptan tüyleri ürperir, sonra hem derileri ve hem de kalpleri Al-lah'ın zikriyle yumuşar ve yatışır."
16427. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En güzel söz Allah'ın kitabıdır, en iyi hidayet Muhammed'in (s.a.a) hidayetidir. En kötü işler ise bidatlar-dır."

16428. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "En güzel kıssa, en etkili öğüt, en faydalı hatırlatma, aziz ve celil olan Allah'ın kitabıdır."
16429. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "En doğru söz, en etkili öğüt, en güzel kıssa Allah'ın kitabıdır."
16430. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Allah Tebarek ve Teala'nın kita-bını öğreniniz. Zira o sözlerin en güzeli, öğütlerin en etkilisidir. Kur'an'ı derin anlayınız. Zira o kalplerin baharıdır. Kur'an'ın nurundan şifa dileyi-niz. Zira Kur'an göğüslerdeki hastalıklara şifa verendir. Kur'an'ı güzel ti-lavet ediniz. Zira ki Kur'an kıssaların (ibretli öykülerin) en güzelidir."

16431. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Sözlerin en doğrusu, öğütlerin en etkilisi ve kıssaların en güzeli Allah'ın kitabıdır."
16432. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ın diğer sözlere üstün-lüğü, Allah'ın diğer yaratıklarına üstünlüğü gibidir."
16433. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kur'an'ı güzel tilavet ediniz. Zira Kur'an kıssaların en faydalısıdır. Kur'an'dan şifa talep ediniz. Zira Kur'an göğüslerin şifasıdır."

3294. Bölüm
Kur'an Her Zaman Yenidir

16434. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kur'an her ne kadar tekrar edilse de ve kulakla işitilse de yine de eskimez."
16435. İmam Sadık (a.s), kendisine, "Kur'an ne kadar çok okunsa ve konuşulsa da yeniliği ve tazeliği sürekli artmaktadır. Bunun sırrı nedir?" diye sorulunca şöyle buyurmuştur: "Çünkü Allah Tebarek ve Teala onu belli bir zaman ve belli insanlar için karar kılmamıştır. Bu yüzden her zaman, her topluluk için kıyamet gününe kadar yeni ve tazedir."

16436. İmam Rıza (a.s), Kur'an'ın sıfatı hakkında şöyle buyurmuştur: "Kur'an Allah'ın sağlam ipi, sağlam kulpu ve cennete çeken en üstün yoludur. Kur'an ateşten kurtarır, zamanın geçmesiyle asla eskimez. Çeşitli diller onu çökeltip yokluğa sürükleyemez. Zira Kur'an belli bir zaman için karar kılınmamıştır. Aksine Kur'an her insan için burhan ve hüccete bir kılavuz olarak taktir edilmiştir. Ne önden ve ne de arkadan batıl ona yol bulamaz ve Kur'an, övülmüş hikmet sahibinin nezdinden nazil olmuştur."
3295. Bölüm
Kur'an En Büyük Hastalıklara Şifadır

Kur'an:
"Kur'an'dan iman edenlere rahmet ve şifa olan şeyler indiriyo-ruz. O, zalimlerin ise sadece kaybını artırır."
"Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt ve kalplerde olana şifa, iman edenlere doğruyu gösteren bir rehber ve rahmet gelmiştir."
"Biz bu Kur'an'ı yabancı bir dil ile ortaya koysaydık: "Ayetleri uzun açıklanmalı değil miydi? Bir Araba yabancı bir dille söylenir mi?" derlerdi. De ki: "Bu, iman edenlere doğruluk rehberi ve gö-nüllerine şifadır." İnanmayanların kulaklarında ağırlık vardır ve onlara kapalıdır; sanki bunlara uzak bir mesafeden sesleniliyor da anlamıyorlar."

16437. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz o; küfür, nifak, azgınlık ve sapıklık gibi en büyük dertlere devadır."
16438. İmam Hasan (a.s) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz bu Kur'an'da nur kandilleri ve göğüslerin şifası vardır. O halde parlatıcı Kur'an nuruyla parlatmalı ve kalbini o sıfata gem vurmalıdır. Zira (Kur'an'ın) telkini, ka-ranlıklarda ışığın yardımıyla yolu kateden kimse gibi basiret sahibi şahsın kalbinin hayatıdır."
16439. İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Tutunulacak sağlam bir ip, aydınlatıcı bir nur, şifalı bir kaynak, olan Allah'ın kitabına sarılın… Onunla konuşan doğru konuşur; onunla amel eden kazanır."
16440. Resulullah (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Kur'an ilaçtır."
bak. ed-Deva, 1290. bölüm